
4,524
Archived Theses
1
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Farklı başlatıcılar beraberinde latex'in fotovulkanizasyonu
Fotopolimerizasyon işlemi özellikle endüstriyel alanda çok kullanılan bir yöntemdir. Fotopolimerizasyon reksiyonları sıvı malzemelerin katıya dönüştüğü reaksiyonlardır ve bu reaksiyonlarda en önemli bileşen fotobaşlatıcıdır. Doğal kauçuğun tiyol-en reaksiyonları aracılığıyla fotokimyasal olarak vulkanizasyonu, zararlı proses maddelerinin uzaklaştırılması açısından kullanılan yeni bir yaklaşımdır. Çapraz bağlanma reaksiyonları; seçilen fotobaşlatıcının UV ışıkla uyarılmasını içerir; bu da tiyol-enin katılma reaksiyonu sonucunda tiyo-eter bağlarının oluşumasına izin verir. Fotokimyasal proses sadece vulkanizasyonun oluşumuna kolaylık sağlamaz, ayrıca endüstriyel açıdan da iyi yapılandırılmış bir yöntemdir. Tek bileşenli II. Tip fotobaşlatıcı özelliği olan 2- Merkaptotiyokzanton (TX-SH) etkin fotobaşlatma verimine sahiptir ve tek bileşenli doğası, TX-SH' ın hem triplet fotobaşaltıcı hem de hidrojen verici olarak kullanılmasına olanak tanır. Bu yüzden TXSH reaksiyonun başlatılması için herhangi bir yardımcı başlatıcıya gereksinim duymaz. Bu fotobaşlatıcı ile başlayan polimerizasyon mekanizması, temel haldeki TX-SH'ın ışık ile uyarılarak 3TX-SH* triplet haline geçmesi, artan enerjisiyle kendi üzerinden H alınımıyla beraber tiyil radikalini oluşturması ve ardından da monomere katılmasıyla oluşur ve α-parçalanmaya uğradıklarından oksijenin olumsuz etkisinden etkilenmezler. Bu çalışmada II. Tip bir fotobaşlatıcı olan 2- Merkaptotiyokzantonun (TX-SH) NR lateksin kürleştirilmesinde etkisi incelenerek ikili fotobaşlatma sistemleriyle kıyaslanmıştır. İkili fotobaşlatma sistemleri; tiyokzantonun (TX); tiyofenol (Ph-SH), 1,2benzenditiyol (Ph-(SH)2) ve trimetilolpropan tris(3-merkaptopropiyonat) (TTMP) yardımcı başlatıcıları beraberinde hazırlanan formülasyonları ile gerçekleştirilmiştir. TXSH fotobaşlatma mekanizmasına göre oluşan tiyol radikallerinin NR lateksin foto vulkanizasyonundaki etkisi zamana bağlı FT-IR spektroskopisi yöntemi kullanılarak incelendi. Fotovulkanizasyon sonucu elde edilen filmlerin mekanik özellikleri gerilmeuzama testi ile değerlendirildi.
Boya hassasiyetli güneş pilleri için D-π-D türevli ftalosiyaninlerin sentezlenmesi, spektroskopik ve elektriksel özelliklerinin incelenmesi
Ftalosiyanin bileşiklerinin son zamanlarda hem bilimsel çalışmalarda hemde endüstriyel uygulamalarda yoğun ilgi çekmeleri, sahip oldukları etkileyici renkleri, ftalosiyanin halkasına ait 18 π elektron sistemi, periferal veya periferal olmayan konumlardaki sübstitüentlerin çeşitliliği ve merkez metal katyonlarının farklı özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Tüm bu özellikler ilgi çekici optik özellikler sağlamaktadır. Ayrıca yapısal ve koordinasyon özelliklerinden dolayı ışık yayan diyotlar (LED), güneş pilleri, elektrokatalizörler, elektrokromik aygıtlar, fotohassaslaştırıcılar gibi birçok alanda kullanım imkanı bulmaktadır. Organik madde esaslı güneş pillerinde (DSSCs) çok çeşitli sınıflara ait boya özellikte maddeler kullanılmaktadır. Porfirinler, porfirazinler, ftalosiyaninler, polipiridinler, kumarinler, indolinler, trifenilaminler, konjüge polimerler, fluorene bu sınıflar içinde yer almaktadır. Bu maddelerin, elektronik olarak görünür bölgede sahip oldukları yüksek absopsiyon katsayısı (ε > 105 M−1 cm−1) çok önemlidir. Bu tez çalışmasında 4-(Difenilamino) benzaldehid substitüe grubu içeren D-π-D özellikli yeni nikel, kobalt, rutenyum ve çinko ftalosiyanin komplekslerinin sentezi gerçekleştirildi. Sentezlenen bileşiklerin diğer önemli özelliklerin yanında DSSCs uygulamaları için yüksek molar soğurma katsayılarına sahip oldukları görüldü. Molekülde elektron verici (D) grup olarak trifenilamin ve diğer elektron verici (D) olarak ftalosiyanin grubu bulunmaktadır. Bu maddelerde elektron hareketini π-konjugasyonu ile sağlayan imin grubu ile bulunmaktadır. Sentezlenen tüm komplekslerinin yapısı elementel analiz, FTIR, UV-vis, H-NMR, Fluoresans ve MS ile aydınlatıldı. Ayrıca, güneş pili üretimleri ve karakterizasyonları için ITO üzerine kaplanan maddelerin önce karanlık ortamda daha sonra ışıklı ortamda pil akım voltaj ölçümleri yapıldı.
Gazlı içeceklerdeki gıda katkı maddelerinin uhplc ile eş zamanlı tayini için metot geliştirilmesi ve validasyon çalışmaları
Gıda katkı maddeleri gıdaların fiziksel yapısını, tadını, kokusunu belirlemek, besleyici değerlerini korumak ve dayanıklılıklarını artırmak amacıyla gıda endüstrisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Kimyasal yöntemler ile sentezlenen çeşitli yapay gıda katkı maddelerinin yiyecek ve içeceklerde bulunması tüketicilerde güvensizliğe sebep olmaktadır. Gıda katkı maddelerinin zararları düşünüldüğünde; gıdalarda bulunan katkı maddelerinin izinli bulunma değerleri (WHO ve Türk Gıda Kodeksi tarafından müsaade edilen miktar) tüketici sağlığı açısından önem teşkil etmektedir. Bu katkı maddelerinin tanımlanması ve miktar tayini için analitik metodlara ihtiyaç vardır ve bu ihtiyaç gelişen teknolji ile eş zamanlı olarak artmaktadır. Bu kapsamda gıdalarda bulunan katkı maddelerinin miktarlarının belirlenmesi için endüstride çeşitli yöntemler kullanılmaktadır ve bu yönde yapılan çalışmalar gün geçtikçe artmaktadır. Kullanılan yöntemin doğruluğu, seçiciliği, süresi ve maliyeti tüketici ve endüstri açısından düşünüldüğünde oldukça önem arz etmektedir. Bu tez çalışması kapsamında, gazlı içeceklerde bulunan Asesülfam K, Aspartam, Kafein, Sodyum Benzoat katkı maddelerinin eş zamanlı tayini için basit, kısa analiz süreli, güvenilir ve geçerli bir UFLC yöntemi geliştirildi. Geliştirilen bu yöntemin validasyon xvi çalışmaları yapılarak tüm gazlı içeceklerin analizinde uygulanabilirliği gösterildi. Ayrıca yöntemin herhangi bir ön ayırma veya türevlendirme işlemine gerek duymaması, minimum hazırlık basamağı ve süresi içermesi, minimum kimyasal malzeme (reaktif) sarfiyatına sebep olması açısından önemli olduğu açıklandı. Geliştirilen ve valide edilen UFLC metodu piyasadaki diğer gazlı içeceklere uygulandı ve elde edilen sonuçlar metodun başarısını doğruladı. Geliştirilen ve valide edilen UFLC metodu HPLC sistemine uygulanarak her iki sistem için elde edilen sonuçlar karşılaştırıldı. UFLC sisteminin daha avantajlı olduğu ve sistem seçiminin uygunluğu belirlendi. UFLC yönteminin en önemli avantajı kısa analiz süresi içermesi ve buna bağlı olarak daha az çözücüye gerek duymasıdır. Literatürde yapılan araştırmalar sonucunda çözücü tüketiminin %80'e kadar azaldığı belirlenmiştir. Analiz süresinin ve buna bağlı olarak çözücü tüketiminin azalması birçok laboratuvar için düşük maliyet açısından önemlidir. Ayrıca, literatürde UFLC ile metot geliştirme amaçlı yapılan birçok çalışmada analizler kısa sürede gerçekleştirilmiş ve HPLC yöntemine göre daha az çözücü ve zaman gerektirdiği ifade edilmiş olup olumsuz durum olarak sadece UFLC sistemindeki yüksek basıncın kolon ömrünü azaltıcı yönde etki edebileceği şeklinde açıklanmıştır. Bu tez çalışması ile çeşitli gazlı içeceklerde bulunan gıda katkı maddelerinin eş zamanlı tayini için basit, düşük maliyetli, kısa analiz süreli, düşük analit sarfiyatlı, yüksek seçicilikte güvenilir bir UFLC analiz metodu geliştirildi ve yöntemin kantitatif analiz için uygunluğu öngörüldü. Validasyon çalışmalarında elde edilen ortalama geri kazanım değerleri Asesülfam K, Aspartam, Kafein ve Sodyum Benzoat için sırasıyla %98,88, %98,99, %99,36, %98,93'dir. Doğrusallık çalışmalarında elde edilen korelasyon katsayısı (r2 ) Asesülfam K, Aspartam, Kafein ve Sodyum Benzoat için sırasıyla 0,9999, 0,9996, 0,9994, 0,9998'dir. Hesaplanan LOD değeri Asesülfam K, Aspartam, Kafein ve Sodyum Benzoat için sırasıyla 1,6 µg/mL, 4,3 µg/mL, 3,9 µg/mL, 4,1 µg/mL'dir. Hesaplanan LOQ değeri Asesülfam K, Aspartam, Kafein ve Sodyum Benzoat için sırasıyla 5,2 µg/mL, 14,4 µg/mL, 12,9 µg/mL, 13,7 µg/mL'dir.
Clıck tepkimeleri kullanılarak yeni ftalosiyanin türevlerinin sentezi, karakterizasyonu ve elektrokimyasal özelliklerinin incelenmesi
Ftalosiyaninler, birbirlerine mezo konumlardaki azot atomlarıyla bağlanan dört izoindol ünitesinden oluşan makro heterohalkalı bileşiklerdir. Ftalosiyaninler, genellikle ftalonitril ve bunların çeşitli türevlerinden (ftalimid, ftalik asit vb.) veya bunların katılma ürünlerinden hedeflenen biçimde metalsiz veya metal tuzlarıyla kompleksler oluşturularak genellikle yüksek sıcaklıklarda sentezlenmektedir. Merkezde bulunan metal iyonu ve periferal sübstitüentler değiştirilerek yeni ftalosiyaninler elde edilebilmektedir. Tamamen sentetik ürünler olan ftalosiyaninlerin boyarmadde ve pigment olarak değerlendirilmesi yanında enerji dönüşümü, elektrofotografi, optik veri depolanması, gaz sensör, sıvı kristal, lazer teknolojisi için kızıl ötesi boyar madde, kanserin fotodinamik terapisi gibi pek çok uygulaması bulunmaktadır. Son zamanlarda, hızlı, tekrarlanabilir, düşük yan ürünlü ve yüksek toleranslı reaksiyon koşulları ile kullanışlı bir sentetik yöntem olan azidler ve alkinler arasındaki 1,3-dipolar halka katılması yöntemi "click" reaksiyonu olarak büyük ilgi görmektedir. Cu(I) katalizli "click" reaksiyonuyla yeni makro moleküllerin hazırlanması ile ilgili çok sayıda çalışmanın rapor edilmesinin yanısıra, bu çalışmaların ftalosiyanin türevlerine uygulamaları da yapılmıştır. Yeni sentezlenmiş ftalosiyanin komplekslerinin elektron transfer özelliklerinin incelenmesi ileri uygul amalarının çalışılabilmesi için gereklidir. Ftal osiyaninlerin elektron transfer özellikleri ftalosiyanin halkasının sahip olduğu konjuge π-elektron sistemi ile merkez metal atomu arasındaki etkileşime ve sahip oldukları sübstitüentin tür ve sayısına bağlı olarak değişmektedir. Bu çalışmada ilk olarak propargil alkol ve 4-nitroftalonitril den yola çıkılarak alkin uçlu bileşik sentezlenmiştir. Bu uca bağlanacak olan azid bileşiği olan N-(2-azidoetil)-ftalimid ise N-(2-bromoetil)-ftalimid ve sodyum azid başlangıç maddeleri kullanılarak sentezlenmiştir. Daha sonra Cu(I) ve Cu(II) katalizörleri kullanılarak azid fonksiyonel grubuyla, terminal alkin grubunun 1 -3 dipolar halka katılması, "click" reaksiyonu sonucunda yeni ftalonitril ligand bileşiği sentezlenmiş, bu madde metal tuzları ile klasik metod şartlarında reaksiyona sokularak ftalosiyaninler elde edilmiştir. Ayrıca ligand bileşiğinden metalsiz ftalosiyanin bileşiği de sentezlenmiştir. Sentezlenen yeni maddelerin molekül yapıları UV-Vis, FT-IR, 1H-NMR, 13C-NMR ve MALDI-TOF Kütle spektrumları ile karakterize edilmiştir. Son olarak sentezlenen bu bileşiklerin elektrokimyasal özellikleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ftalosiyanin, metalliftalosiyanin, katalizör, klik, elektrokimya
İlaç preparatlarında etken madde ve katkı maddelerinin HPLC ile bir arada tayini
Bu çalışmada çeşitli şurup preparatlarında etken madde olarak kullanılan efedrin hidroklorür ve guaifenesin ile katkı maddeleri olarak kullanılan metil paraben, propil paraben, ponso 4R ve sakarinin bir arada tayini için gradient HPLC yöntemi geliştirildi. Yöntemin optimizasyonu 4 faktörlü, 3 seviyeli Box-Behnken tasarımı kullanılarak yapıldı. Faktör olarak pH, akış hızı, hareketli faz oranı ( tetrabütil amonyum hidroksit(TBAH) içeren fosfat (H2PO4-/HPO42-) tamponu ve metanol çözücü sisteminde % fosfat tamponu) ve %TBAH miktarları seçildi. Seviyeler pH için 6,5-7,0-7,5; akış hızı için 0,6-0,8-1,0, %fosfat tamponu için 45-50-55 ve %TBAH için ise 0,1-0,2-0,3 olarak belirlendi. Faktörlerin düşük seviyeleri için (–1), orta seviyeleri için (0) ve yüksek seviyeleri için (+1) kodları kullanıldı. Sırası rastgele belirlenen toplam 27 deney yapıldı. HPLC kromatogramındaki piklerin ayırma gücü üzerine bu faktörlerin hem kendi başlarına hem de birbirleri ile olan etkileşimlerinin etkileri incelendi. Optimizasyon tasarımı ile elde edilen verilere regresyon analizi yapıldı. ANOVA yapılarak sonuçların doğruluğu test edildi. Yapılan çalışmalarda pH , akış hızı ve hareketli faz oranı ile hareketli faz oranı ve pH'nın ikinci dereceden etkilerinin ayırma gücü üzerinde etkili olduğu görüldü. Regresyon sonuçları kullanılarak ayırma gücüne ait matematiksel bir model elde edildi. Elde edilen modelden teorik ayırma gücü değerleri bulundu. Modelin uygunluğunu test etmek için teorik ayırma gücü değerleri ile deneysel ayırma gücü değerleri arasındaki ilişki incelendi. Regresyon katsayısı 0,9195 olarak bulundu ve modelin uygun olduğuna karar verildi. Modele göre kromatografik şartlar; hareketli fazın pH'sı 6,5; oranı ve bileşimi % 0.15 TBAH içeren fosfat tamponu/metanol (52:48); akış hızı 0,6 mL/dak olarak belirlendi. Gradient program 0-8,5 dak. %52 fosfat tamponu, 8,5-25 dak. %40 fosfat tamponu olacak şekilde uygulandı. Belirlenen bu şartlarda maddelerin kromatogramları 210 nm'de spektrofotometrik dedektör kullanılarak kaydedildi. Geliştirilen yöntemin validasyonu doğrusallık, tekrarlanabilirlik, doğruluk (% geri kazanım), tanıma- tayin sınırı (LOD-LOQ) ve dayanıklılık parametreleri incelenerek yapıldı. Doğrusallık için yapılan çalışmalarda regresyon katsayıları (R2) efedrin hidroklorür, guaifenesin, metil paraben, propil paraben, ponso 4R ve sakarin için sırasıyla 0,9981; 0,9995; 0,9994; 0,9970; 0,9993; 0,9999 olarak bulundu. Efedrin hidroklorür, guaifenesin, metil paraben, propil paraben, ponso 4R ve sakarin için güniçi tekrarlanabilirlik testlerinde %RSD değerleri sırasıyla; 0,56-1.62; 0,09-0,89; 1,20-1,60; 0,40-099; 0,59-1,02; 0,77-1,60, günlerarası tekrarlanabilirlik testlerinde ise %RSD değerleri yine sırasıyla 0,78-1,89; 1,02-1,9; 1,44-1,88; 0,80-1,34; 0,98-1,20 1,32-1,85 aralığında bulundu. Doğruluk için, incelenen maddeleri içeren örnek çözeltisi, içine 3 farklı konsantrasyonda efedrin hidroklorür, guaifenesin, metil paraben, propil paraben, ponso 4R ve sakarin ilave edilerek analiz yapıldı. Sırasıyla %100,86-%102,50; %96,47-%101,22; %99,00-%101,20; %99,67-%101,80; %95,00-%99,80; %100,70-%102,58 aralığında geri kazanım değerleri elde edildi. Efedrin hidroklorür, guaifenesin, metil paraben, propil paraben, ponso 4R ve sakarin için sırası ile tanıma sınırı; 0,25; 0,02; 0,18; 0,12; 0,11; 0,008 μg/ mL, tayin sınırı; 0,83; 0,07; 0,60; 0,40; 0,38; 0,03 μg/ mL olarak hesaplandı. Çözeltilerin stabilitelerini incelemek amacıyla çalışılan maddeler su ve hareketli faz içerisinde, oda sıcaklığında ve 4Co'de belli sürelerde bekletilerek analiz edildi. Efedrin hidroklorür, guaifenesin, metil paraben, propil paraben, ponso 4R ve sakarinin bir arada analizi için geliştirilen HPLC yöntemi Brodil ve Broksin adlı şurup preparatlarına başarıyla uygulandı. Bu preparatların 1,044 - 1,320 mg/mL metil paraben, 0,139 mg /mL propil paraben, 0,153-0,154 mg/mL ponzo 4R ve 3,223-5,095 mg /mL sakarin içerdiği saptandı. Etken maddeler için 99,39-103,82 aralığında % geri kazanım değerleri bulundu.
Asimetrik organik reaksiyonlar için etkili organokatalizör tasarımı
Kiral yapıdaki moleküllerin ilaç sanayi başta olmak üzere ziraat, biyoloji ve kimya gibi birçok alanda oldukça fazla öneme sahip olması ve bu önemin her geçen gün artması optikçe saf bileşiklerin sentezlenmesi ile ilgili çalışmalarda artışa yol açmıştır. Kiral molekül sentezlerinde izlenebilecek çeşitli yollar bulunmaktadır. Bunlardan birincisi; elde edilen rasemik karışımların değişik metotlarla ayrılması, ikincisi; kiral başlangıç maddeleri ve yardımcılar kullanarak tek enantiyomerin sentezlenmesi ve üçüncü olarak en önemlisi; kiral katalizörlerin kullanılmasıdır. Her üç yöntemde de amaç, moleküllerin mümkün olduğunca enantiyosaf bir halde, yüksek verimle ve olabildiğince ucuz asimetrik sentezidir. Asimetrik sentezde kullanılan katalizörler üçe ayrılırlar: bunlar, enzimler (biyolojik katalizörler), sentetik metal kompleks katalizörler ve saf organik katalizörlerdir. Organokatalizörlerin biyolojik katalizörlere ve metal kompleks katalizörlere göre üstünlükleri vardır. Organokatalizörlerin metal içermemeleri ve toksik olmamaları en önemli özellikleridir. Ayrıca organokatalizörler oksijene ve neme karşı duyarlı değildirler, inert gaz atmosferi ve susuz solvent gibi zorlu reaksiyon koşullarını gerektirmezler. Buna ek olarak ucuz, kolay bulunabilen, geri kazanılabilen saf bileşiklerdir. Aldol reaksiyonu, biyolojik aktif maddelerin öncüsü olan β-hidroksi karbonil bileşiklerinin sentezini sağlayan en önemli C-C bağı oluşturma reaksiyonlarından biridir. Organik moleküllerin katalizörlüğünde gerçekleşen asimetrik reaksiyonlarda en çok, doğal bir amino asit olan prolinin adı geçmektedir. Prolinin kullanıldığı reaksiyonlarda yüksek enantiyoseçicilik gözlenmesine rağmen bazı dezavantajlara sahiptir. Prolinin çoğu organik çözücüdeki düşük çözünürlüğü reaktiviteyi etkilemektedir, ayrıca yer aldığı bazı reaksiyonlarda istenmeyen yan ürünlerin oluştuğu gözlenmektedir, düzlemsel aromatik aldehitlerin kullanıldığı aldol reaksiyonlarında seçicilik düşüktür. Bu olumsuzlukların üstesinden gelmek amacıyla L-Prolinin asit kısmını modifiye edip, hidrojen bağı etkileşimi oluşturabilen gruplar ekleyerek oldukça etkili çok sayıda organokatalizör türevi sentezlenmiştir. Bu çalışmanın amacı, L-Prolin temelli dipeptit yapılı yeni kiral organokatalizörlerin sentezlenmesi ve çeşitli reaksiyon koşullarında asimetrik direkt aldol reaksiyonundaki katalitik etkilerinin incelenmesine dayanır. Sentezlenen katalizörlerin yapıları FTIR, 1H NMR, 13C NMR ve LC-MS spektral verilerinden yararlanarak aydınlatılmıştır. L-Prolinin türevleri konusunda yeni yapılacak çalışmalara ışık tutacak sonuçlar elde edilmiş ve elde edilen bu olumlu sonuçlar ile literatüre katkı sağlanmıştır.
Yeni asimetrik organokatalizörlerin tasarımı ve organik reaksiyonlardaki uygulamaları
Optikçe aktif madde üretmek için yeni metodlar geliştirilmesi özellikle ilaçlarda tek enantiyomer sentezinde hayati önem taşımaktadır. Kimya endüstrisinde asimetrik katalitik yöntemler, rasemik karışımları ayırmada iyi bir çözüm sunmaktadır. Fakat son yıllarda küçük organik moleküller enantiyoselektif reaksiyonlarda yüksek verimlilik sağlayan yeni katalizörler olarak dikkat çekmektedir. Organokatalizörler, son zamanlarda yeni materyaller ve enantiyomerik olarak zengin moleküllerin sentezi için asimetrik organometalik ve enzimatik reaksiyonlara yeni bir tamamlayıcı araç olarak ortaya çıkmıştır. Organokatalizörlerin, geçiş metal katalizörlerine ve enzim katalizörlere göre bir takım avantajları bulunmaktadır. Genellikle, dayanıklı, ucuz, kolay elde edilebilir ve non-toksiktirler. Kararlılıkları nedeniyle inert atmosfer ve susuz çözücü gibi zorlu koşullar gerektirmezler. Ayrıca, asimetrik organokatalizörler reaksiyonları daha etkin bir şekilde sonuçlandırmakta ve klasik metal katalizörlere göre operasyonel basitlikleri nedeniyle dikkat çekmektedirler. Gerçekte, doğada biyokatalitik proseslerin çoğunda metal kullanılmamaktadır. Bu anlamda, bilimsel topluluklar metalsiz sentetik tasarımlar için enantiyoselektif sentez içinde yeni bir alanın yapılandırılmasını sürdürmektedirler. En büyük ilgi ise aldol kondenzasyonu gibi enamin yoluyla C-C bağının asimetrik oluşumunda kullanmak üzere prolin içeren sistemlerin gelişmesi üzerine odaklanmaktadır. Bu küçük, doğal ve pahalı olmayan amino asitin en önemli özellikleri iki enantiyomerik formda da bulunabiliyor olması ve sınırsız sayıda kiral bileşiğin sentezine olanak vermesidir. Prolin çok sayıda asimetrik dönüşümü başarıyla sağlamasına rağmen bazı dezavantajları ihtiva etmektedir; uygulama darlığı (organik çözücülerdeki düşük çözünürlüğü), tatmin edici olmayan katalitik aktiviteler, çeşitli yan ürünlerin oluşumu ve düşük reaksiyon oranları bu moleküllerin kullanım yaygınlığını sınırlandırmaktadır. Bu engelleri aşabilmek adına, yüksek reaktivite ve selektivite sergileyebilecek prolin iskeletlerinin modifiye edilmesi ve katalitik aktivitelerinin değerlendirilmesi büyük önem arz etmektedir. Araştırmamız, çeşitli reaksiyon koşullarında enantiyoselektif direkt aldol reaksiyonunu katalizleyebilecek yapısal çeşitliliğe sahip yeni kiral organokatalizörlerin dizaynı düşüncesine dayanmaktadır. Bu amaçla L-Prolin temelli dipeptit yapılı kiral organokatalizörlerin sentezi gerçekleştirilmiştir. Bu katalizörlerin yapıları FTIR, 1H NMR, 13C NMR ve LC-MS (Q-TOF) spektral verileri ile belirlenmiştir. Son aşamada ise, sentezlenen organokatalizörlerin enansiyoselektif aldol reaksiyonundaki katalitik aktiviteleri incelenmiştir. Sentezlenen yeni L-Prolin temelli organokatalizörler ile iyi verim ve enansiyoseçicilikler gözlenmiştir.
ZnO nanorod temelli penisilin biyosensörünün hazırlanması
Penisilin, "pensilin notatum" adlı mantarın ürettiği, bakteri öldürücü bir maddedir. Hastalık yapan bakterilerin hücre duvarını bozarak hastalığı önler. Nefrit, menenjit, prostat ve kemik iltihabı gibi çok sayıda hastalığı tedavi eder. Tez çalışmasında, sentezlemiş olduğumuz yüzey bağımlı ve yüzey bağımsız ZnO nanorodlar ve kitosan kullanılması ile penisilinaz enziminin nanorod yüzeyine immobilizasyonu yapılarak potansiyometrik esaslı penisilin biyosensörü hazırlanmıştır. Elde edilen biyosensörün optimum çalışma koşullarını belirlemek amacı ile tampon konsantrasyonu, tampon pH'sı ve ortam sıcaklığının elektrot cevabı üzerine etkileri incelenmiş, enzim elektrodunun raf ömrü, tekrarlanabilirliği, tayin aralığı belirlenmiştir. Ayrıca bu çalışmada, hazırlanan penisilin biyosensörü ile Alfoksil adlı ticari farmasötik formülasyonda penisilin tayini standart katma yöntemi ile yapılarak elde edilen sonuç referans değeri karşılaştırılmıştır.
Poli(maleikanhidrit-ko-vinilasetat)-noradrenalin kontrollü ilaç salım sisteminin stabilitesinin ve salım özelliklerinin çeşitli ortamlarda incelenmesi
İlacın vücuda alımını sağlayan ve ilacın vücutta salınım zamanı, hızı ve yerini kontrol ederek ilacın verimliliğini ve güvenliğini arttıran araç veya formülasyonlar kontrollü ilaç taşıma (salım) sistemleri olarak tanımlanır. Kontrollü ilaç taşıma sistemleri etkin maddenin bölgesel ve ya sistematik olarak önceden belirlenmiş oranlarda ve spesifik zaman aralıklarında salım yapmasını sağlar. Son yıllarda kopolimer-ilaç konjugatları kontrollü ilaç taşıma sistemlerinde oldukça yaygın kullanılmaya başlanmıştır. Kopolimer-ilaç konjugatlarının farklı ortamlardaki partikül boyutu ve zeta potansiyeli ölçümü ile yüzey yüklerinin belirlenmesi, kopolimer-ilaç konjugatlarının bulunduğu ortamdaki stabilitesi hakkında bilgi verir. Bu çalışmada, kopolimer-ilaç sisteminin farklı ortamlardaki davranışlarının incelenmesi amaçlandı. Bu amaçla, in-vitro ve in-vivo çalışmalarda bir çok biyolojik aktivite gösterdikleri saptanan poli(maleik anhidrit-ko-vinil asetat) kopolimeri, katalizör varlığında noradrenalin ilaç etken maddesi ile türevlendirilerek poli(maleik anhidrit-ko-vinil asetat)-noradrenalin kontrollü ilaç salım sistemi sentezlendi. Poli(maleik anhidrit-ko-vinil asetat)-noradrenalin kontrollü ilaç salım sisteminin partikül boyutu, mobilitesi, zeta potansiyeli ölçümleri, farklı pH ve tuz konsantrasyonlarının yanında dekstroz, fosfat tamponu çözeltisi ve simule edilmiş vücut sıvısı ortamlarında yapıldı ve bu özelliklerinin zamana bağlı değişimleri UV/VIS spektrumu ölçümleri yapılarak kopolimer-ilaç sisteminin kararlılığı ve salımı araştırıldı.
Herbisitlerin ve salisilik asidin buğday yaprağındaki vitaminler ve amino asitler üzerine etkilerinin incelenmesi
Herbisitlerin yabancı otları kontrol etmek amacıyla kullanılmasına rağmen yapılan çalışmalarda kültür bitkisinin büyüme ve gelişmesini olumsuz etkilediği bilinmektedir. Herbisitlerin kullanımı sonucu oluşturduğu zararın önlenmesinde antioksidan savunma sistemlerinin görev aldığı bilinmektedir. Yapılan sınırlı sayıdaki çalışmada vitaminlerin de kuvvetli bir antioksidan olduğu görülmüştür. Bu çalışmada, herbisitlerin (Ralon ve Granstar) ve salisilik asidin (SA) buğday yaprağındaki vitamin ve amino asit seviyeleri üzerine etkileri incelendi. Çalışmada buğdaylar 15 gün süre ile büyütülerek, yapraklara Ralon(R) (fenoxaprop-p-ethyl), Granstar (%37,5 tribenuron methyl + %37,5 thifensulfuron methyl), 0.05 mM SA, 0.5 mM SA, 5 mM SA, R+0.05 mM SA, R+0.5 mM SA ve R+5 mM SA püskürtüldü. Yapraklar 24, 48 ve 72 saat sonra kesilerek C, B1, B2, B3, B6 vitamin ve amino asitlerlerdeki seviyeler incelendi. Çalışmada vitamin ve amino asit analizleri HPLC ve UFLC yöntemleri ile yapıldı. Ralon ve Granstarın askorbik asit, tiyamin, riboflavin ve niyasin seviyelerinde artma, B6 vitamini (PL, PN, PM) seviyesinde ise azalma yönünde etkili olduğu görülmüştür. Amino asitlerin seviyelerinde en çok azalmanın Ralonda 1.günde olduğu ve özellikle aspartik asit, glutamik asit, arjinin ve triptofanın daha çok etkilendiği görülmektedir. Ralon ve Grastarın glisin, alanin ve valine genelde etki etmediği de görülmektedir. 0.5 mM SA'nın vitamin ve amino asit seviyelerini artırmada daha etkili olduğu görüldü. Ralonun vitamin ve amino asit seviyeleri üzerindeki olumsuz etkisini SA'nın genelde azalttığı da görüldü. Bizim bu çalışmamızda görüldüğü gibi, SA herbisitlerin vitaminler ve amino asitler üzerindeki olumsuz etkilerini azaltarak kültür bitkisini korumaya çalışmaktadır.
Farmasötik preparatlarda zenginleştirme yöntemi uygulayarak gıda boyalarının spektrofotometrik ve HPLC yöntemleri ile analizleri
Sentetik renklendiriciler gıda, ilaç, kozmetik ve benzeri sektörlerde tüm dünyada kullanılmaktadır. Düşük fiyatları, yüksek etkinlikleri ve iyi stabiliteleri nedenleriyle sentetik renklendiriciler yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu maddelerin ürünlerde kullanılan dozları insan sağlığı için risk oluşturmaktadır. Aynı zamanda bazı ilaçlarda kullanılan renklendiriciler, astım ve alerjik reaksiyonlara neden olmaktadır. Bu çalışmada farklı farmasötik preparatlarda bulunan Eritrosin, İndigotin ve Kinolin sarısı renklendiricilerinin spektrofotometrik tayini için CTAB ve Triton X-100'ün karışmış misellerini kullanarak bulutlanma noktası ekstraksiyonu yöntemi uygulandı. Bulutlanma noktası ekstraksiyonunda; sürfaktanların konsantrasyonları, tuz konsantrasyonu, pH, sıcaklık ve zaman gibi farklı parametrelerin renklendiricilerin ekstraksiyonu üzerindeki etkisi araştırıldı ve optimum koşullar sağlandı. Ekstrakte edilen sürfaktanca zengin faz asetonla seyreltilerek 1-6 µg/mL E, 1-6 µg/mL QY ve 0,3-1,8 µg/mL IC konsantrasyonlarındaki renklendiricilerin sırasıyla 497, 408 ve 637 nm'de UV-Vis Spektrofotometresi yardımıyla birinci türev absorbans değerleri okundu ve doğrusal kalibrasyon eğrileri elde edildi. Yöntem; seçicilik, doğrusallık, duyarlık, kesinlik, belirleme ve ölçme limitleri (LOD ve LOQ) dikkate alınarak doğrulandı. Her bir renklendirici için ayrı ayrı LOD ve LOQ değerleri; sırasıyla E için 0,031 µg/mL ve 0,103 µg/mL, QY için 0,057 µg/mL ve 0,190 µg/mL, IC için 0,048 µg/mL ve 0,160 µg/mL arasında çeşitlilik gösterdi. Bulutlanma noktası ekstraksiyonu yöntemiyle elde edilen sonuçlar, diğer geliştirilen yöntem olan HPLC yöntemi ile elde edilen sonuçları ile kıyaslanarak test edildi. Sabit faz olarak C18 ve mobil fazlar olarak ise asetonitril-metanol (1:1, v/v) karışımı ve pH 7 olan 0,1 M amonyum asetat çözeltisi kullanıldı. 30 dk içerisinde gradient elüsyonla karışımların başarılı ayrımı sağlandı. 350-800 nm arasında renklendiricileri izlemek için diode-array dedektörü kullanıldı. Yöntemlerden elde edilen bulgular doğruluk ve kesinlik yönünden t ve F testleri yardımıyla %95 güvenirlik düzeyinde istatiksel olarak karşılaştırıldı ve uygulanan yöntemler değerlendirildi. F değerleri ilgili güven düzeyi ve üç deneme için verilen tablo değerlerinden küçük bulunarak ilgili güven düzeyi için verilen tablolardaki sınır değerleri içerisinde olduğu görülmüştür. t değerleri ilgili güven düzeyi ve üç deneme için verilen tablo değerlerinden büyük bulunarak ilgili güven düzeyi için verilen tablolardaki sınır değerlerini aşmış olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Sentetik Renklendiriciler, Eritrosin (E), Kinolin Sarısı (QY), İndigotin (IC), Bulutlanma Noktası Ekstraksiyonu, CTAB, Triton X-100, Spektrofotometre, Farmasötik Preparat, HPLC, Diode-Array Dedektörü
Aspartam içeren havalandırılmış çözeltide l-askorbik asidin bakır(II) ve demir(III) katalizli oksidasyon kinetiğinin incelenmesi
Doğal ya da katılmış C vitamini ( Askorbik asit: AA) ve aspartam (APM) gibi sentetiktatlandırıcılar içeren ticari içeceklerde, meyve suyu ve nektarların antioksidan değerlerinikorumak çok önemlidir. Cu(II) ve Fe(III) gibi serbest geçiş metal iyonları, askorbat ileredüklendiklerinde, tüketicilerde hücre hasarına sebep olan ve içeceklerin besin kalitesinietkileyen, hidroksi radikalleri üreten, Fenton tipi reaksiyonlar verebilir. APM varlığındaAA'nın katalitik oksidasyonu, UV spektral bölgede APM'nin girişimi yüzünden, direkt UVspektrofotometresiyle takip edilemez; bu yüzden çözeltide kalan AA'nın spektrofotometriktayini, bakır(II)-neocuproine reaktifi ile amonyum asetat tamponlu ortamda 450 nm'dekiabsorbansın kaydı üzerinden yapılmıştır. AA'nın 25 ºC'de ve iyonik şiddet I=0,1(KNO3)'de,havalandırılmış ve asetat tamponlu aspartam çözeltilerinde, katalizsiz ve Cu(II) yada Fe(III)iyon katalizli oksidasyon kinetiği incelenmiştir. Çeşitli pH değerlerinde (3,2-5,6) bakır vedemir iyonlarının katalizör olarak kullanıldığı oksidasyonun hız eşitliği, AA'ya bağlı olarakbirinci mertebeden bulundu. Verilen bir pH'de, AA oksidasyon hız sabitleri sabit Cu(II) içinAPM konsantrasyonunun artmasıyla azaldı ve sabit bir APM düzeyinde Cu(II) ya da Fe(III)konsantrasyonunun artmasıyla arttı. AA oksidasyon hızı üzerine aspartam ve bakır veya demiriyon konsantrasyonunun etkisi, monohidrojen askorbat ve metal iyon-aspartam kelat arasındaüçlü bir geçiş kompleksini içeren bir mekanizma ile açıklanabilir. Cu(II) yada Fe(III) iyonlarıile gözlenen reaksiyon hızları arasındaki farklar aspartamın, asetat tamponuna göre, dahakuvvetli metal-kompleks kabiliyetinden ileri gelir. Serbest sulu Cu2+ iyon ve zayıf Cu(II)-asetat kompleks, AA oksidasyonunu stabil Cu(II)-aspartam kompleksine göre daha iyikatalizler. Cu(II) kompleksinin kararlılığı arttırılırsa, elektron transferinin bir aracısı olarak,katalitik aktivitesi azalır. Bu bulgular daha önce ulaşılan sonuçları da desteklemektedir. APMiçeceklerde tatlandırıcı olarak kullanılırsa metal katalizli oksidasyonu önleyerek AAdeğerlerini korumada yardımcı olur.Anahtar kelimeler: Askorbik asit, katalizli oksidasyon, Cu(II), Fe(III), aspartam.JÜRİ:1. Prof. Dr. İnci SÖNMEZOĞLU (Danışman) Kabul Tarihi: 08.06.20062. Doç. Dr. Filiz İMER Sayfa Sayısı: 1103. Prof. Dr. Reşat APAK
Çimentoya bor katkısı, uçucu kül, yüksek fırın cürufu ilavesiyle özelliklerinin incelenmesi
Endüstriyel atıklar dünyada olduğu gibi ülkemizde de küçümsenemeyecek boyutlardaçevresel problemlere neden olmaktadır.Bu atıkların çeşitli alanlarda değerlendirilmesi hem bir çok çevre sorunlarını ortadankaldıracak hem de ülke ekonomisine girdi sağlanacaktır. Özellikle 21. yüzyıla girerken bualanlarda yapılan çalışmalar hız kazanmıştır.Bu çalışmada; Kütahya-Seyitömer Termik Santrali atığı olan uçucu kül , Kütahya-Emet -Espey yöresindeki kolemanit konsantratörü atığı ve Karabük- Demir-Çelik fabrikası atığıolan yüksek fırın cürufunun çimentoya katkı maddesi olarak ilave edilmesiyledeğerlendirilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca bu katkıların çimento üretiminden kaynaklananenerji giderlerini azaltması ve çimentonun mekanik özelliklerine katkı sağlanması da buçalışmanın hedefleri içerisindedir.Uçucu kül, Karabük Cürufu ve kolemanit konsantratörü atığı önce ayrı ayrı belirli oranlardaçimento klinkerine ilave edilmiş, daha sonra değişik oranlarda uçucu kül-Karabük cürufu,kolemanit konsantratörü atığı-uçucu kül, kolemanit konsantratörü atığı-Karabük Cürufu ikilikarışımları çimento klinkerine katılmıştır.Katkıların çimentonun mekanik özelliklerinden, priz süresine, hacim genleşmesine, basınçdayanımına, öğütme süresi üzerine etkileri incelenmiştir. Ayrıca bu çimento karışımlarındanelde edilen harçlardan bazılarının Alkali-Silika -Reaksiyonu (ASR)' na, Sülfatlı ortama veasitli ortama karşı dirençleri araştırılmıştır. Sonuçlar SEM analiziyle desteklenmiştir.Bu araştırmanın en önemli özelliği, ülkemizde atık olarak bol miktarda bulunan ve çevresorununa neden olabilecek boyutlardaki demir cürufu ve kolemanit konsantratörü atıklarınındaha önce denenmemiş ikili karışımlarının çimentoya katkı maddesi olarak ilave edilmesi vebu katkıların çimentonun mekanik özelliklerine etkisinin incelenmesidir.Çalışma sonucunda ; Uçucu kül ve Karabük Cürufu atıklarının çimentonun mekaniközelliklerine katkı sağladığı, ASR `na , Sülfatlı ortama, asitli ortama dirençlerini artırdığı ,kolemanit konsantratör atığının belli bir oranı aşması durumunda mekanik özelliklere katkısağlamadığı hatta TS değerlerinin altına düşürdüğü tespit edilmiştir. Fakat bu olumsuzluğunarağmen kolemanit konsantratörü atığı ilavesiyle oluşan çimento harçlarının ASR `na , sülfatlıortama ve asitli ortama direnci artırmada katkı sağladığı çalışma bulgularındandır. Kolemanitkonsantratör atığı katkısının çimento klinkerine ilave edilmesiyle özellikle priz süreleri vebasınç dayanımları olumsuz etkilenmektedir. Priz hızlandırıcılar ve polimer akışkanların bukatkıyla birlikte betona ilave edilmesiyle priz süreleri ve basınç dayanım değerlerinin TS `nauygun hale geleceği bu çalışmanın öngörülerindendir. Ancak demir cürufu ilavesi buözellikleri olumlu yönde etkilemiştir.Yukarıda belirtilen katkıların çimento klinkerine belirli oranlar çerçevesinde ilave edilmesidurumunda hem ekonomik hem de çevresel açıdan büyük faydalar sağlayacağı araştırmaöngörülerindendir.Anahtar Kelimeler : Uçucu kül, Karabük Cürufu, kolemanit konsantratörü atığı, mekaniközellikler, sülfat ortamı, asit ortamı, ASR, XRF, SEM.
Disübstitüe-dihidro-[1,3]-oksazin bileşiklerinin sentezi
Heterohalkalı bileşikler sınıfından olan 1,3-oksazinler üzerine yapılmış olan bütün çalışmalar; biyolojik aktiviteye sahipolduklarını, endüstride deterjan, antikorozyon kimyasalları, boyar madde, antioksidant ve polimerizasyon önleyici olarakkullanıldıklarını göstermektedir. Ayrıca bu bileşikler N-sübstitüe amino alkoller veya azot-köprülü heterohalkalı sistemlerinsentezlerinde araürün olarak kullanılabilirler ve karbon transfer reaksiyanlarında aldehid kaynağı görevini üstlenirler.İlgili literatür taramaları yapıldıktan sonra oluşturulan bu çalışmada, 2-naftol ile çeşitli aromatik aldehidlerin susuz metanolikamonyak çözeltisi varlığında halka kapanma reaksiyonlarının gerçekleştirilmesine çalışılmış ve naft-1,3-oksazin türevleri eldeedilmiştir.Sentezlenmiş olan yeni bileşiklerin yapıları IR, 1H NMR, 13 C NMR spektrofotometrik yöntemlerinden yararlanılarak aydınlatılmışve elementel analiz sonuçlarıyla kesinlik kazandırılmıştır.Anahtar kelimeler: Biyolojik aktivite, halka kapanma reaksiyonları, aromatik aldehidler, naft-1,3-oksazinler.
Bifenil çekirdek gruplu kalamitik sıvı kristallerin özelliklerinin MM ve QM yöntemleriyle incelenmesi
Yeni sıvı kristal bileşiklerin sentezi ve mesogen moleküllerin özelliklerinin belirlenmesi,display LCD cihazlarında yaygın kullanılmalarından dolayı son yıllarda büyük önemkazanmıştır. Bu maddelerin en ilginç özellikleri küçük boyutta oluşları ve çok gücegereksinim duymamalarıdır. Sıvı kristal materyallerin makroskopik özellikleri kimyasalyapılarına bağlı olduklarından, belirli özellikler gösteren yeni maddelerin tasarımı içinkuantum mekaniksel hesaplamalara gereksinim duyulmaktadır.Bu çalışmada 4-n-pentil-4'-siyanobifenilin özelliklerini geliştirebilmek amacıyla aromatikçekirdeğe bir ve iki halojen atomu, F, Cl ve Br takılmıştır. 5CSB'nin 29 adet mono ve disübstitüe türevinin en dayanıklı konformeri Moleküler Mekanik MMFF yöntemi ilebelirlenmiştir. En dayanıklı konformerlerin geometri optimizasyonları Yoğunluk FonksiyonelYöntemi (DFT) ile B3LYP ve 6-31 G* temel seti kullanılarak gerçekleştirilmiştir. İncelenentüm moleküllerin optimum geometrik parametreleri termodinamik ve elektronik özelliklerihesaplanmıştır.Sonuçlar düzlemsel halojen sübstitüentlerinin geometrik parametreler üzerinde etkisininolmadığının, fakat incelen tüm moleküllerin termodinamik dayanıklılığını arttırdığınıgöstermiştir. Ayrıca düzlemsel halojen atomları moleküldeki yük dağılımını modifiye ederek,dipol momentte bir artışa neden olmuştur. Böylece eklenen halojen atomununelektronegativitesine ve büyüklüğüne bağlı olarak, incelen mesogen moleküllerinin nematikfaz dayanıklılığının artacağı sonucuna varılmıştır.
Betonarme korozyonunu önlemek amacıyla uygulanabilir yöntemlerin geliştirilmesi
Beton ve betonarme demirinin klorürlü ve sülfatlı ortamlarda korozyon davranışına atmosfere açık koşullarda LAS (lineer alkilbenzen sülfonat) ve LAB 'm (lineer alkilbenzen) etkileri potansiyokinetik deneylerle incelenmiştir. Hazırlanan beton örneklerinde su/çimento oranı 0,45 seçilmiş, polarizasyon dirençleri, akım- potansiyel eğrileri elde edilmiştir. Aynı koşullarda basınç testleri yapılmıştır. Yapı analizlerini belirlemek için beton örneklerin X-ışını Difraktometresi ile difraktogramları çekilmiş ve yapıları belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, LAS ve LAB betonarme demirinin korozyonunu zayıf bir inhibisyon etkisiyle azaltıcı etki yapmakta ve basınç dayanımına da olumlu katkı yapmaktadır.Anahtar kelimeler:Beton,Korozyon,Beton Çeliği,Korozyon Potansiyeli,Difüzyon
Platinin elektrokatalitik koşullarının belirlenmesi
ÖZ YÜKSEK LİSANS TEZİ PLATİNİN ELEKTROKATALİTİK KOŞULLARININ BELİRLENMESİ GÜLSEN ARSLAN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ KİMYA ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Mehmet ERBİL Yıl: 1998 Sayfa: Jüri :Doç. Dr. Birgül YAZICI :Doç. Dr. Halime PAKSOY Bu çalışmamızda lineer alkil benzen sülfonat (LAS) ve metanol'ün pH= 8 ve 3'te 0.0 1M Na2S04 içerisinde Pt elektrotlar üzerindeki elektrokimyasal davranışı potansiyokinetik yöntemle araştırılmıştır. Öncelikle 0.0 1M Na2S04 çözeltisinde daha sonra bu çözeltiye 75ppm LAS veya 1M metanol ekleyerek oluşturulan çözeltilerde ve her iki pH da akım-potansiyel eğrileri elde edilmiştir. Daha sonra bu eğrilerden belirlenen yaklaşık bir potansiyel (0.8V) 75ppm LAS içeren çözeltiye daldırılmış olan Pt elektrotlar arasına uygulanmış ve çözeltide yüzey aktif madde yüzdesi (YMY) ve kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ) 6 saat boyunca (YMY 30 dakika, KOİ 1 saat ara ile ) izlenmiştir. Çözeltide YMY ve KOİ azalmasını yeterince sağlayabilecek uygun potansiyeli bulmak için aynı işlemler değişik potansiyellerle (0.9, 0.7, 0.65, 0.6 V) denenmiştir. Çalışılan koşullarda elektrooksidasyonun en iyi şekilde gerçekleştiği uygun potansiyel olarak 0.7-0.6V aralığı saptanmıştır. Belirlenen bu potansiyeller hazırlanan diğer (50, 25ppm LAS ve 1M metanol içeren) çözeltilerde de denenmiş, aynı şekilde YMY ve KOİ değişimleri izlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre Pt-Pt elektrot çiftlerinin kullanıldığı ve değişik potansiyellerin uygulandığı tüm ortamlarda YMY değişimin de yaklaşık %78-45 oranında azalma görülmüştür. KOİ değişimleri de buna paralellik göstermektedir. LAS konsantrasyonun azalması ile birlikte pH=8 de YMY oranındaki düşme de azalmaktadır. 1M metanol içeren ortamda ise kimyasal oksijen ihtiyacında bir miktar düşme gözlenmektedir. Anahtar kelimeler: LAS,Metanol,Elektroksidasyon
Anodik ve katodik tepkimeler için elektrokatalitik yüzeyli elektrot seçimi
öz DOKTORA TEZİ ANODİK VE KATODİK TEPKİMELER İÇİN ELEKTROKATALİTİK YÜZEYLİ ELEKTROT SEÇİMİ GÜLFEZA KARDAŞ ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ KİMYA ANABİLİM DALI Danışman : Doç.Dr. Birgül YAZICI Yıl: 1999 Sayfa: 173 Jüri : Prof.Dr.Mehmet ERBİL Prof.Dr.Attila YILDIZ Prof.Dr.Oktay ERBATUR Yrd.Doç.Dr.İlyas DEHRİ Bu çalışmada, platin, nikel ve kurşunun 0,0 İM NaCl ve 0,0 İM Na2S04 çözeltileri ile bu çözeltilere değişik alkollerden ekleyerek oluşturulan ortamlardaki (0,0 İM NaCl + İM alkol) elektrokimyasal davranışları incelenmiştir. Her ortam için pH:3,5,7 ve 8 de çalışılarak, elektrokimyasal davranışların pH'a bağlılığı da araştırılmıştır. Bu amaçla, üç elektrot tekniği uygulanmış, çalışma elektrodu olarak Pt, Ni ya da Pb, karşı elektrot Pt'in kullanıldığı sistemle siklik voltamogramlar elde edilmiştir. Potansiyeller doygun kalomel elektroda karşı ölçülmüştür. Aynı elektrotların katodik davranışlarını belirlemek üzere ise basit elektroliz sisteminden yararlanılmış, anot olarak Pt, katot olarak söz konusu metaller (Pt, Ni, Pb) kullanılmıştır. Değişik pH (3, 5, 7, 8) ve sıcaklıklarda (25, 50, 75°C) uygulanan belirli potansiyellerde (5, 10, 15, 20V) oluşan hidrojen gazının miktarı zamana karşı ölçülerek, sistemin hidrojen gazı oluşturma verimliliği hesaplanmıştır. Çalışılan ortamlarda ve çalışma koşullarında elde edilen bulgulara göre, alkollerin elektrooksidasyonunda en çok katalitik etkiye sahip metalin Pt ve Pb olduğu saptanmıştır. Bu metallerin, 0,0 İM Na2S04 içinde yüzeylerinde oluşan oksitler nedeniyle etkin olduğu sonucuna varılmıştır. Hidrojen eldesinde ise Ni'in, katodik hidrojen oluşumunu en iyi katalizlediği belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler : Hidrojen, elektrooksidasyon, katalitik etki
Heterohalkalı makromoleküler bileşik sentezi
Son yıllarda, çesitli heteroaromatik bilesikler sentezlenmekte ve bunların biyolojik aktiviteleri arastırılmaktadır. Özellikle heterohalkalı bilesiklerin kanser hücrelerine karsı davranısları incelenmektedir. laç hammaddesi olarak kullanılabilmeleri nedeniyle 4-tiyazolidinon bilesikleri (2,4-tiyazolidindion, 2-tiyokso(imino)-4-tiyazolidinon vb.) 20.yüzyılın baslarından itibaren farmasötik kimyacılar tarafından üzerinde önemle durulan bir konu haline gelmistir. Bu tür heterohalkalı bilesiklerin yüzyıllık tarihinin incelenmesi sonucunda 4-tiyazolidinon yapı iskeletinin biyolojik olarak aktif bilesiklerin modellenmesinde kullanılması durumunda büyük bir çesitliligin ortaya çıktıgı görülmüstür. Tiyazol, tiyazolin ve tiyazolidinon gibi kükürt atomu içeren heterohalkalı organik bilesiklerin oldukça önemli biyolojik ve fizyolojik aktivite göstermelerinin nedeni karakteristik olarak N-C-S grubuna sahip olmalarından kaynaklandıgı bilinmektedir. Günümüzde 4-tiyazolidinon bilesikleri anti-diabetik (insülin-duyarlı) ilaçların yeni bir türü ve güçlü aldoz-reduktaz önleyici olarak kullanılmaktadır. Bu tür bilesiklerin katarakt, nefropati ve nöropati gibi seker hastalıgı komplikasyonlarının tedavisinde kullanılabilme olasılıgı da düsünülmektedir. Ayrıca, yeni 4-tiyazolidinonlar tiromimetik, anti-mikrobiyal, anti-viral, anti-iskermik, kardiovaskular ve anti-kanser ilaç hammaddesi olarak klinik arastırmaların çesitli basamaklarında yaygın olarak kullanılmaktadır. Bistiyazolidinon türevleri ise iki tiyazolidin halkası arasında bulunan ve tiyazolidin halkasına halka azot atomu ile baglı olan grupların türüne ve sahip oldukları substituentlerin yapısına baglı olarak farklı farmakolojik aktivitelere sahip olmaktadır. Bu çalısmada, çesitli piridin aldehidler, aminopiridinler ve merkaptoalkanoik asidler tek-kap üç-bilesen multikomponent reaksiyon (MCR) teknigi ile reaksiyona sokularak onaltı yeni 2,3-disubstitue-1,3-tiyazolidinon ve dört yeni 3,3'-bis[2,3-disubstitue-1,3-tiyazolidin-4-on] bilesigi sentezlenmistir. Bunlara ek olarak, 4-tiyazolidinon halkasının 2-, 3-, 4- ya da 5-pozisyonlarındaki degisiklikler genis bir farmakolojik aktivite spektrumuna sahip sentetik ürünlerin elde edilmesine olanak saglamaktadır. Bu amaçla, sodyum etoksid varlıgında bazı 2,3-disubstitue-1,3-tiyazolidinon bilesikleri ile piridin-2-aldehidin Knoevenagel kondenzasyon reaksiyonu sonucunda iki yeni 5-hetariliden-2,3-disubstitue-1,3-tiyazolidinon bilesigi sentezlenmistir. Sentezlenen tüm bilesiklerin yapıları ultraviyole, infrared, nükleer magnetik rezonans ve kütle spektroskopisi yöntemleriyle karakterize edilmistir. Anahtar kelimeler: 4-Tiyazolidinon, multikomponent reaksiyon, Knoevenagel reaksiyonu, bistiyazolidinon.
Yeni hidrokinolinon bileşiklerinin sentezi
Heterohalkalılar ve türevleri, biyolojiksel etkileri nedeniyle oldukça önemli bileşiklerdir. Bu nedenle son yıllarda, bu tür bileşiklerin sentezlenmesi için yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Nitekim, halka üyesi olarak azot, kükürt ve oksijen gibi atomları içeren heterohalkalı bileşikler hem endüstrinin çeşitli alanlarında hem de tıpta yaygın bir şekilde kullanılmaktadırlar. Gerçekleştirilen literatür ve patent araştırmaları sonucunda, hidrokinolinon bileşiklerinin, anti-bakteriyel, anti-hipertansif, anti-psikotik ve nöroleptik gibi biyolojik aktivite gösterdikleri bulunmuştur. Ayrıca bu tür bileşikler alkaloid, azastereoid ve toksinler gibi doğal ürünlerin sentezinde kullanılan önemli öncül maddelerdir. Bu nedenle, bu araştırma biyokimyasal ve farmasotik alanlarda yararlı olabilecek bazı yeni hetaril-substitue hidrokinolinon türevlerinin sentezlenmesi amacıyla planlanmıştır. Üç basamak halinde yapılan çalışmanın birinci aşamasında, çeşitli hetarilaldehidler ve Meldrum asidi kullanılarak biri orijinal olan üç adet hetarilidenizopropilidenmalonat bileşiği Knoevenagel reaksiyonu ile sentezlenmiştir. İkinci aşamada, çeşitli aromatik aminlerin dimedon ile verdiği reaksiyondan üç tanesi yeni bileşik olmak üzere beş adet enaminon bileşiği sentezlenmiştir. Gerek Knoevenagel ürünleri ve gerekse enaminon bileşikleri oldukça iyi verimlerle (%82-94) elde edilmiştir. Çalışmanın en önemli kısmı olan son aşamasında ise, birinci ve ikinci aşamada elde edilen bileşiklerin kullanılmasıyla, asetik asidli ortamda gerçekleştirilen Michael katılması reaksiyonu ve takiben eliminasyon reaksiyonları sonucunda, yedi adet yeni 1-aril-7,7-dimetil-4-hetaril-1,2,3,4,5,6,7,8-oktahidrokinolin-2,5-dion bileşikleri %40-50 arasında değişen verimlerle sentezlenmiştir. Bu ürünlere ilâveten, beş adet biyokimyasal önemli yeni hidroakridinon türevleri de yan ürün olarak elde edilmiştir. Araştırma süresince optimum şartlar çeşitli reaksiyon koşulları ve katalizörler kullanılarak belirlenmiştir. Sentezlenen tüm bileşiklerin yapıları ultraviyole, infrared, nükleer magnetik rezonans ve kütle spektroskopisi yöntemleriyle aydınlatılmıştır. Anahtar kelimeler: Hetarilaldehid, Knoevenagel reaksiyonu, Meldrum asidi, dimedon, enamin, Michael katılması, hidrokinolinon, hidroakridinon.
N-sübstitüe pirol türevlerinin mikrodalga etkisi altında sentezi
Günümüzde, teknoloji ve kimya endüstrisinin hızlı gelişimi, beraberinde çevresel sorunları dagetirmektedir. Bu nedenle bilim adamları, son yıllarda çevreye ve topluma daha duyarlı,yöntem ve kimyasalların geliştirilmesine yönelmektedir. Bu yönelim, atıkların ve çözücükullanımının azaltılmasına, zararlı yöntem ve kimyasalların kullanımının azaltılmasına,enerjinin etkin şekilde kullanımına ve doğal hammaddelerin kullanımına odaklanan `YeşilKimya' kavramını ön plana çıkarmaktadır.Otuz yılı aşkın bir süredir gelişmekte olan mikrodalga teknolojisi de, yeşil kimya kavramıylabirlikte önem kazanmaya başlamıştır. Mikrodalga kimyası sayesinde reaksiyonlar daha hızlıve daha verimli şekilde gerçekleştirilebilmektedir. Aynı zamanda önemli derecede kimyasalkullanımının ve atık miktarının azaltılması mümkün olmaktadır.Pirol ve türevleri, hemoglobin gibi hayati bileşiklerin yanı sıra, biyolojik aktivite gösteren pekçok doğal ya da sentetik maddenin yapısında bulunmaktadır. Ayrıca bir çok boyanın, fotoğrafkimyasalının, parfümlerin, elektrik iletken polimerlerin bileşiminde, önemli başlangıçmaddelerinin ve katalizörlerin yapısında da yer almaktadır.Yapılan kaynak araştırmalarından sonra hazırlanan bu çalışmada, başlangıç maddesi olarakkullanılan cis-1,4-dikloro-2-büten bileşiği ile amin bileşiğinden N-sübstitüe pirol türevisentezlenmesi için yeni bir yol geliştirilmiştir. Reaksiyon mikrodalga radyasyonu etkisialtında, silikajel destekli çözücüsüz ortamda gerçekleştirilmiştir. Sentezlenen tüm bileşiklerinyapıları, IR, 1H-NMR, 13C-NMR ve MS spektrofotometrik yöntemleriyle aydınlatılmıştır.Anahtar Kelimeler: Pirol, N-sübstitüe pirol, kiral, optik aktif, mikrodalga, yeşil kimya,biyolojik aktivite.
Gıdalarda organoklorlu ve organofosforlu pestisitlerin miktar tayini metot validasyonu
1940'ların sonlarına doğru keşfedilen birçok pestisit, tahıl, meyve ve sebze üretimindeverimliliği artırmıştır. Fakat 1960'lı yıllarda pestisitlerin çevresel kirliliğe, yaban hayatına veinsan sağlığına verdiği zarar anlaşılmıştır. Ayrıca bazı zararlıların, kullanılmakta olanpestisitlere karşı dirençli hale geldiği gözlenmiştir. Bu durum, pestisitlerle ilgili daha sıkıdüzenlemelere gidilmesini sağlamıştır. 1980'li ve 1990'lı yıllarda zararlıların biyolojik vefiziksel yöntemlerle kontrolü yanında uygun pestisit kullanımı gündeme gelmiştir. Bununamacı, ekonomik, sağlıksal ve çevresel riskleri azaltarak tüm bu yöntemleri birliktekullanmaktır.Pestisitlerin miktar tayininde çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Bu yöntemlerin arasında enhassas ölçüm metodu gaz kromatografisi ile yapılan ölçümdür.Bu çalışmada standardize metotlardan biri modifiye edilerek kullanıldı ve mevcut laboratuvarşartlarında, meyve örnekleri kullanılarak metodun doğrulaması yapıldı. Ayrıca metodungüvenilir sonuçlar verdiği ispatlandı.
Bazı domino-heck tipi hidroarilasyon reaksiyonları ve yeni izoindolinler
Günümüzde yapılmakta olan kimyasal araştırmaların bir çoğu, biyolojik aktivitegösterebilecek yeni bileşiklerin sentezlenmesi ve aktivitelerinin saptanarak ölçülmesineyöneliktir.Farmakolojik çalışmalar ve tıbbi açıdan önemli kimyasal bileşiklerin hazırlanmasında aktif rolalan çeşitli substitue imid ve izoindolin türevlerinin antidepresan, antikanser, antimalerial,antibakteriyal ve fungisidal özellikleri gösterdikleri saptanmıştır (Brana vd., 2001; Zentz vd.,2002).Bunun yanı sıra, Heck reaksiyonu olarak bilinen alkenlerin paladyum katalizörlü arilasyonuve alkenizasyonu organik sentezlerde yeni bir karbon-karbon bağ oluşumu ile sonuçlandığıiçin çok etkili katalitik metodlardan biri olarak güncelliğini korumaktadır. Son yıllarda isealkenlerin özellikle bisiklik halka sistemlerinin asimetrik Heck-tipi hidroarilasyonları, hemreaksiyon kolaylığı ve hem de stereoselektif sonuçlar vermesi nedeniyle yoğun bir şekildeincelenmektedir (Namyslo ve Kaufmann, 1997, 1999).Yapılan kaynak araştırmalarından sonra hazırlanan bu çalışma, başlıca beş aşamadanoluşmaktadır. Birinci aşama, başlangıç maddesi olarak kullanılacak endo-N-Fenil-7-oksobisiklo[2.2.1]hept-5-en-2,3-dikarboksimid hazırlanmasını, ikinci aşama ise bu bileşiğintrimetilsillilasetilenle (veya fenilasetilen) gerçekleştirilen Domino-Heck reaksiyonlarınıiçermektedir. Üçüncü aşama, bu bileşiklerin LiAlH4 ile indirgenmelerini takiben ariliyodürlerle hidroarilasyon reaksiyonlarının gerçekleştirilip yeni izoindolin türevlerininhazırlanmasını gösterir. Dördüncü aşamada sentezlenen tüm yeni bileşiklerin yapıları sırasıyla1 13FTIR, H NMR, C NMR ve elementel analiz gibi spektrofotometrik yöntemleriyleaydınlatılmıştır. Son aşamada oluşan tüm yeni bileşiklerin biyolojik aktivite ölçüm çalışmalarıiçin Prof.Dr. Dieter E. Kaufmann'la işbirliğine gidilmiştir.Anahtar Kelimeler: Alkinik bisiklik imidler, Domino-Heck reaksiyonları, Heck-tipihidroarilasyon reaksiyonları, ndirgenme, zoindolin türevleri.
Yeni 4-tiyazolidinon bileşiklerinin tek kap yöntemiyle sentezi
Son yıllarda çeşitli heteroaromatik bileşikler sentezlenmekte ve bunların biyolojikaktiviteleri araştırılmaktadır. Özellikle kanserle mücadele için heterosiklik bileşikleraraştırılmaktadır.Bu sebeple, bu çalışma hem heterohalkalı bileşikler sınıfına katkıda bulunmak hem debiyokimyasal ve farmakolojik araştırmalarda yararlı olabilecek yeni bileşiklerinsentezlenmesi amacıyla başlatılmıştır.Çeşitli tiyofenkarboksaldehidler (tiyofen-2-, 3-metiltiyofen-2- ve 5-metiltiyofen-2-karboksaldehid), 2-amino-6-metilpiridin ve α-merkaptoalkanoik asidler (merkaptoasetikasid ve 2-merkaptopropiyonik asid) ile tek kap yöntemiyle reaksiyona sokularak 9 yeni4-tiyazolidinon bileşiği sentezlenmiştir. Bu bileşiklerin yapıları UV, FT-IR, GC-MS,1H-NMR, 13C-NMR ve NOE spektrumlarıyla aydınlatılmıştır.Sentezlenen bileşiklerden 3 tanesi yapısında 2 tane kiral merkeze sahiptir ve bubileşiklerin diastereomerleri kolon kromatografisi ile ayırılmıştır. Ayırılandiastereomerlerin cis- veya trans- oldukları NOE deneyi ile saptanmıştır.Anahtar kelimeler: Tek kap yöntemiyle reaksiyon, 4-Tiyazolidinon, NOE, Kiral Merkez,Kiral Bileşik, cis- ve trans-JÜRİ:1. Prof. Dr. Şeniz KABAN (Danışman) Kabul Tarihi : 09.10.20062. Prof. Dr. Ayşe YUSUFOĞLU Sayfa Sayısı : 1513. Prof. Dr. Oya ATICI
Biyolojik aktivite gösteren heterohalkalı bileşiklerin sentezlenmesi
Izotiyosiyanatlar, biyolojik aktif heterohalkalı bileşikleri hazırlamak için sentetik ara ürünolarak kullanılan bileşiklerdir. N-C-S bağlarını içeren tiyazoller, tiyazolinler ve tiyazolidinlergibi hetero bileşiklerini bu reaktif yardımıyla elde etmek mümkündür. Kükürtlü bu bileşikler,pestisidal, nematosidal, herbisidal, bakterisidal, anti-kanser gibi çeşitli biyolojik ve psikolojikaktiviteler gösterirler.Diğer taraftan, pirazolin-5-on türevleri, katalizör ve potansiyel antitumör uygulamaları baştaolmak üzere geniş bilimsel ve teknik uygulama maddeleri olarak heterosiklik bileşiklerinönemli bir sınıfını oluştururlar.Bu çalışma, biyolojik aktiviteye sahip olabilecek yeni heterohalkalı bileşikleri sentezlemeyiplanlamıştır. Birinci aşamada, başlangıç maddeleri olarak, aktif metilen grubuna sahip1-metil-3-fenil-1,4-dihidropirazol-5-on bileşiği hazırlanmıştır. Bu bileşiğin bazik ortamdafenil izotiyosiyanat ile reaksiyonunu takiben oluşan karbotiyonik asit fenilamidin (bileşik 2)fenasil bromür ve okzalil klorür ile halka kapanması reaksiyonları gerçekleştirilmiştir. kinciaşamada 1-metil-3-fenil-1,4-dihidropirazol-5-on bileşiğinin çeşitli aromatik aldehitlerlebenziliden türevleri hazırlanmıştır. Son aşamada tüm yeni bileşiklerin yapıları FTIR ve1H NMR çalışmaları ile aydınlatılmıştır.Anahtar Kelimeler: Fenil izotiyosiyanat, pirazol-5-on, benziliden türevleri, biyolojikaktivite.
Yeni ftalosiyanin sentezi ve karakterizasyonu
En az dokuz üye ve en az üç heteroatom içeren bileşiklere makrohalkalı bileşikler denir.Makrohalka taşıyan koordinasyon bileşiklerinden olan ftalosiyanin kompleksleri, 20. yüzyılınbaşında bir rastlantı sonucu bulunmuştur. `Phthalocyanine' sözcüğü `naphtha (kaya yağı)' ve`cyanine (koyu mavi)' sözcüklerinin Yunanca karşılıklarından türetilmiştir. Ftalosiyanin (Pc)ismi ilk kez 1933 yılında Imperial Bilim ve Teknoloji Kolejinde çalışan Profesör Reginald P.Linstead tarafından metalsiz ve metalli ftalosiyaninler ve bunların türevlerinden oluşanorganik bileşikler sınıfını tanımlamak için kullanılmıştır.Çok iyi mavi ve yeşil pigment özelliklerinin yanında, kimyasal ve ısısal olarak kararlı,kuvvetli oksitleyiciler hariç, kuvvetli asit ve kuvvetli bazlara karşı çok dayanıklı olup organikçözücülerle suda çözünmeme özellikleri vardır. Sübstitüe ve sübstitüe olmamışftalosiyaninler, pigment ve boya olarak geniş ölçüde kullanılırlar. Fotokopi makinelerindefotoiletken eleman, elektrokromik görüntü cihazlarında, kanserin fotodinamik terapisi vediğer tıbbi uygulamalarda kullanılırlar. Ayrıca bilgisayar optik okunan-yazılan diskler ve ilgiliveri depolama sistemlerinde, lazer boyalarında, sıvı kristal renkli ekran uygulamalarında,fotovoltaik hücre elemanlarında, kükürtlü gaz atıkları kontrol etmede, doymuş hidrokarbonlarıdüşük sıcaklıkta yükseltgemede ve benzinin oktan sayısını arttırmada katalizör olarakkullanım alanları vardır.Bu çalışmanın ilk kısmında, 1,2-dikloro-4,5-benzendikarboksilik asit ve asetik anhidrittenbaşlayarak iki farklı dinitril türevi elde edildi. kinci kısmında elde edilen dinitril türevleriçeşitli metal tuzlarıyla uygun çözücülerde reaksiyona sokularak asimetrik ftalosiyanin eldeedildi. Elde edilen ürünler yaygın çözücülerle yıkandıktan sonra kloroform ile silikajelüzerinden kolon kromatografisi ile saflaştırıldı. Daha sonra elementel analiz, UV/VIS, IR ve1H-NMR spektrofotometrik yöntemlerden elde edilen sonuçlarla önerilen yapının doğruluğuaraştırıldı ve birbirleriyle uyum içinde bulundu.Anahtar kelimeler: Ftalosiyanin, asimetrik ftalosiyanin, ZnPc, NiPc, CoPc.
Yeni tip porfirazin sentezi
Porfirinler, ftalosiyaninler, tetrabenzoporfirinler ve porfirazinler, tetrapirol türevleri olarakadlandırılırlar. Bu yapılar elektrofotografi, optik veri toplanması, gaz sensör, sıvı kristal,tümörlerin fotodinamik terapisi pigment ve boya gibi pek çok alanda uygulama alanı vardır.Porfirazinler gösterdikleri yüksek simetri, düzlemsel yapı ve elektron delokalizasiyonunedeniyle, kimyacılar ve spektroskopistler için çalışma konusu olmuştur.Bu çalışmanın amacı, Mg metaliyle birlikte heptil grubu taşıyan yeni bir porfirazin türevihazırlandıktan sonra trifloroasetikasitle önce metalsiz porfirazin(hidrojen porfirazin) veardından farklı metallerin tuzu sayesinde bu metallerin türevinin elde edilmesidir.1,2-bis-(heptiltiyo)maleonitril bileşiği, disodyum tuzu halindeki başlangıç maddesininbromoheptan ile aseton içerisinde 21 saat süren reaksiyonu sonucu elde edilmiştir.Magnezyum, n-bütanol ve bis(heptiltiyo)maleonitrilin siklotetramerizasyon reaksiyonu ilemagnezyum porfirazin sentezlendi.Magnezyum porfirazin, trifloroasetik asit ile muameleedilerek metalsiz porfirazin elde edilmiştir. Bu ürünün bir sonraki reaksiyonunda, çeşitlimetal tuzları (kobalt(II) asetat, bakır(II) asetat ve çinko(II) asetat) ile reaksiyonu sonucundametalli (MPz) porfirazinler elde edilmiştir. Elde edilen ürünlerin UV, IR ve 1H NMRspektrumları incelenmiş ve karakterize edilmiştir.Anahtar Kelimeler: porfirazin, 1,2-bis-(heptiltiyo)maleonitril
İlaç endüstrisinde kullanılabilecek yeni bileşiklerin sentezlenmesi
Izotiyosiyanatlar, biyolojik aktif heterohalkalı bileşikleri hazırlamak için sentetik ara ürünolarak kullanılan bileşiklerdir. N-C-S bağlarını içeren tiyazoller, tiyazolinler ve tiyazolidinlergibi hetero bileşiklerini bu reaktif yardımıyla elde etmek mümkündür. Kükürtlü bu bileşikler,pestisidal, nematosidal, herbisidal, bakterisidal, anti-kanser gibi çeşitli biyolojik ve psikolojikaktiviteler gösterirler.Diğer taraftan, pirazolin-5-on türevleri, katalizör ve potansiyel antitumör uygulamaları baştaolmak üzere geniş bilimsel ve teknik uygulama maddeleri olarak heterosiklik bileşiklerinönemli bir sınıfını oluştururlar.Bu çalışma, biyolojik aktiviteye sahip olabilecek yeni heterohalkalı bileşikleri sentezlemeyiplanlamıştır. Birinci aşamada, başlangıç maddeleri olarak, aktif metilen grubuna sahip 2-iminotiyazolidinon ve fenil ve metil substitue pirazolin-5-on bileşikleri hazırlanmıştır. Bubileşiklerin bazik ortamda fenil izotiyosiyanat ile reaksiyonunu takiben kloroasetil klorür vefenasil bromür ile halka kapanması reaksiyonları gerçekleştirilmiştir. kinci aşamada Friedel-Crafts reaksiyonu ile metilfenil substitue bisiklik asid ve anhidrit bileşikleri elde edilmiştir.Son aşamada tüm yeni bileşiklerin yapıları FTIR, proton NMR ve elementel analiz çalışmalarıile aydınlatılmıştır.Anahtar Kelimeler: Fenil izotiyosiyanat, 2-iminotiyazolidinon bileşikleri, pirazolin-5-ontürevleri , Friedel-Crafts reaksiyonları, biyolojik aktivite.
TiO2'nin fotokatalitik aktivitesinin arttırılması askorbik asit ile modifiye edilen TiO2 nin karakterizasyonu ve hidrokinonun fotokatalitik degradasyon reaksiyonunun modellenmesi
TiO2 organik kirleticilerin fotokatalitik degradasyon reaksiyonlarında oldukça yaygın olarakkullanılan bir fotokatalizördür. Ancak organik kirleticilerin TiO2 fotokatalizörü yüzeyinde çokdüşük miktarlarda tutunmasına bağlı olarak, aromatik bileşiklerin birçoğu için fotokatalitikaktivitesi oldukça düşük bulunmaktadır. Bu nedenle son yıllarda, yapılan çalışmalar TiO2yüzeyinin modifikasyonu üzerinde yoğunlaşmıştır. Yüzey modifiye edicileri, TiO2 ninözelliklerini iki şekilde etkileyerek fotokatalitik aktivitesini arttırırlar: yüklü taneciklerinyeniden birleşmesini önleyerek ve kullanılan dalga boyu aralığını arttırarak.Bu çalışmada, yüzey modifikasyonunun hidrokinonun fotokatalitik degradasyonu üzerineetkisini belirleyebilmek amacı ile, hidrokinonun fotokatalitik degradasyon reaksiyonlarınınkinetiği askorbik asit (AA) kullanılarak yüzeyi modifiye edilmiş TiO2 ile deneysel olarakincelenmiştir. Hidrokinon molekülü, fenolik yapıdaki bileşiklerin fotokatalitik degradasyonreaksiyonlarında ara ürün olarak oluşan dihidroksibenzen türevlerinin, hava ve su kirleticileriarasında önemli bir sınıf oluşturması nedeniyle model bileşik olarak seçilmiştir. Denemelersaf ve yüzeyi modifiye edilmiş TiO2 P25 Degussa fotokatalizörü kullanılarak sabit sıcaklıktave süreksiz-tip bir fotoreaktörde gerçekleştirilmiştir. Fotokatalizörün, hidrokinonun başlangıçkonsantrasyonunun ve yüzey modifikasyonunun fotokatalitik degradasyon hızı üzerine olanetkisi belirlenmiştir. FTIR, XRD, SEM ve DTA-TG gibi yapısal ve termal yöntemlerkullanılarak yüzeyi modifiye edilmiş olan katalizör karakterize edilmiştir.Çalışmanın teorik bölümünde, askorbik asit ile yüzey modifikasyonunun anatazın elektronikyapısı üzerine olan etkisini incelemek ve anatazın elektronik özelliklerini saptayabilmekamacıyla, anatazdan kesilen Ti9O18 lik bir küme modellenmiştir. Çalışmalar DFT teorisikullanılarak B3LYP/LANL2DZ seviyesinde gerçekleştirilmiştir. Optimize geometriler, sınırorbitallerin enerjileri, enerji boşlukları, yüzeyde bulunan atomların Mulliken yük dağılımlarıbelirlenmiştir. Son olarak, kuantum kimyasal yöntemler kullanılarak hidrokinonunfotokatalitik degradasyon reaksiyonunun ürün dağılımı belirlenmiş ve olası reaksiyon yollarıiçin Geçiş Konumu Teorisi hesaplamaları yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Hidrokinon, yüzey modifikasyonu, askorbik asit, fotokatalitikdegradasyon, titanyum dioksit.
Biyolojik sıvılarda bazı eser elementlerin tayini ve metot geliştirme
Eser elementler, insan ve hayvan dokularında kilogram başına miligram veya daha az bulunanelementlerdir. Duyarlı, özgün ve doğru analitik teknolojilerin, kabul edilebilir maliyettegelişimi eser elementlerin analizini araştırma laboratuarlarından klinik laboratuarların genişyelpazesi içerisine taşımıştır. Biyolojik numunelerin hazırlanması ve analizi için farklıprosedürlerin kullanıldığı çeşitli metotlar tanımlanmıştır.Bu çalışmada; tam kan, serum ve idrar gibi biyolojik sıvılarda çinko, bakır, kurşun, selenyum,alüminyum ve civa tayini atomik absorbsiyon spektrometrisi ile yapıldı. Serumda çinko vebakır alevli AAS ile tam kanda kurşun, serumda selenyum ve aluminyum, idrarda bakır grafitfırınlı AAS ile tam kanda civa soğuk buhar AAS ile çalışıldı.Biyolojik sıvıların toplanması ve saklanması eser elementlerin doğru bir şekilde analizindekritik basamaklardır. Şırıngalar, iğneler, toplama tüpleri ve kapakları hepsi birer potansiyelkontaminasyon kaynaklarıdır.Biyolojik numuneler genellikle proteinlere bağlı yüksek miktarda karbon içerirler. Busebepten dolayı külleme ve atomlaşma sıcaklıklarının optimizasyonunun önemi artmaktadır.Numune matriksinden gelen yüksek zemin sinyalleri zeeman zemin düzeltme sistemitarafından düzeltildi.Çalışılan metotların kesinlik ve doğruluk testleri sertifikalı referans malzeme ilegerçekleştirildi ve istatistiksel değerlendirmeler yapıldı.Anahtar kelimeler : Tam kan, serum, idrar, eser elementler, atomik absorbsiyonspektrometri, doğruluk, kesinlik.JÜR :1. Prof. Dr. Göksel AKÇ N (Danışman) Kabul Tarihi : 12.07.20062. Prof. Dr. Şeref GÜÇER Sayfa Sayısı : 883. Yard. Doç. Dr. Gülten ÇET N
Aromatik kirleticilerin fotokatalitik degradasyon reaksiyonlarının hızlandırılması: Katekolün Fe3+ iyonları ile katkılandırılmış TiO2 beraberindeki fotokatalitik degradasyon kinetiğinin incelenmesi
TiO2 nin anataz şekli heterojen fotokatalizde kullanılan en uygun fotokatalizördür. Ancakbirçok organik kirleticinin degradasyonu pratik olamayacak kadar çok yavaş bulunmuştur. Bunedenle son yıllarda TiO2 nin fotokatalitik aktivitesini arttırılması için metal iyonları ilekatkılandırılması konusu dikkat çekmiştir. Metal iyonları ile katkılandırılmış TiO2 ile ilgilipek çok çalışma yapılmakla birlikte günümüze dek metal iyonlarının rolü ve reaksiyonmekanizması henüz bir kesinlik kazanamamıştır.Bu çalışmada Fe3+ iyonunun rolünü belirlemek amacıyla katekolün fotokatalitikdegradasyonunun kinetiği deneysel ve teorik olarak incelenmiştir. Katekol , fenolik yapıdakibileşiklerin fotokatalitik degradasyon reaksiyonlarında ara ürün olarak oluşandihidroksibenzen türevlerinin, hava ve su kirleticileri arasında önemli bir sınıf oluşturmasınedeniyle model bileşik olarak seçilmiştir. Denemeler saf ve katkılandırılmış TiO2 P25Degussa fotokatalizörü kullanılarak sabit sıcaklıkta ve süreksiz-tip bir fotoreaktördegerçekleştirilmiştir. Fotokatalizörün, katekolün ve Fe3+ iyonunun konsantrasyonlarınınfotokatalitik degradasyon hızı üzerine olan etkisi belirlenmiştir. Yeni fotokatalizörünkarakterizasyonu ise FTIR, XRD ve SEM gibi yapısal yöntemlerle yapılmıştır.Çalışmanın teorik kısmında, katkılandırmanın anatazın elektronik yapısına etkisini belirlemekve TiO2 nin elektronik özelliklerini saptayabilmek amacıyla, anatazdan kesilen Ti9O18 lik birküme modellenmiştir. Hesaplamalar Fonksiyonel Yoğunluk Teorisi DFT ileB3LYP/LANL2DZ seviyesinde gerçekleştirilmiştir. Optimum geometrik yapılar sınır orbitalenerjileri, enerji boşlukları ve yüzeydeki atomların Mulliken yük dağılımları hesaplanmıştır.Son olarak, kuantum kimyasal yöntemler kullanılarak katekolün fotokatalitik degradasyonreaksiyonunun ürün dağılımı belirlenmiş ve olası reaksiyon yolları için Geçiş Konumu Teorisihesaplamaları yapılmıştır.Anahtar kelimeler: katekol, demir iyonu ile katkılandırma, fotokatalitik degradasyon,titanyum dioksitJÜRİ:1. Prof. Dr. Zekiye ÇINAR Kabul Tarihi: 21.06.20062. Prof. Dr. Hüseyin YILDIRIM Sayfa sayısı: 1003. Prof. Dr. Miray BEKBÖLET
Yeni kiral sıvı kristallik sistemler: İmin monomerleri ve yan zincir polimerleri
Sıvı kristal polimerler, sıvı kristal ve polimerlerin her ikisinin özelliklerinin birleştiği yapılarolması nedeniyle, bilimsel alanda gittikçe artan bir öneme sahiptir. Sıvı kristal polimerlerdeanisotropik özellik mesogenik birimle sağlanmaktadır.Kiral sıvı kristal polimerler, Ringsdorf'un ve çalışma arkadaşlarının yeni polimerik yapıyasahip yan zincir sıvı kristal polimerleri keşfetmesinden sonra pek çok çalışmaya konuolmuşlardır. Küçük moleküllü mesogenik yapılar yan zincir sıvı kristal polimerlerdemesogenik birim olarak kullanılırlar. Kiral merkeze bağlı mesogenik yan gruplar kiralmesofaz göstermektedir. Sıvı kristaller ve sıvı kristal polimerlerin her ikisi de göstergeteknolojilerinde kullanılmaktadır.Çalışmanın amacı, kiral imin ve salisilaldimin mesogen gruplar içeren sıvı kristal vinilmonomerlerinin ve homopolimerlerinin sentezi ve yapılarının aydınlatılmasıdır.Bu amaçla, kiral imin ve salisilaldimin mesogen gruplar içeren sıvı kristal vinil monomerlerisentezlenerek sıvı kristal davranışları incelenmiş ve başlatıcı olarak AIBN varlığında serbestradikal polimerizasyon yöntemi ile homopolimerleri hazırlanmıştır.Sentezlenen imin monomerlerinin ve polimerlerinin yapıları spektroskopik yöntemlerkullanılarak tayin edilmiştir (UV-VIS, IR, Proton-NMR, Karbon-13-NMR, MS). Polimerlerinmolekül ağırlıkları jel geçirgenlik kromatografisi (GPC) kullanılarak belirlenmiştir.Sentezlenen tüm imin monomerleri ve polimerlerinin termal ve mesogenik davranışlarısırasıyla diferansiyal taramalı kalorimetre (DSC) ve polarizasyon mikroskobu kullanılarakincelenmiştir.DSC ve PM sonuçları, sadece salisilaldimin monomeri ve onun homopolimerinin mesogenikyapıda olduğunu ve kiral simektik C mesofazına sahip olduğunu göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Kiral Sıvı Kristal Polimerler, min, Yan Zincir Sıvı KristalHomopolimer
Yeni mesomorfik bileşiklerin sentezi ve sıvı kristal özelliklerinin incelenmesi
lk yan zincir sıvı kristal polimerlerin (YZSKP) sentezinden bu yana molekül yapısının, sıvıkristal özellikler üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla birçok çalışma gerçekleştirilmiştir.Yapılan bu çalışmalar, bu malzemelerin ileri elektro optik teknoloji alanında yaygın olarakkullanılmalarının bir sonucudur. YZSKP'ler düşük molekül ağırlıklı sıvı kristal bileşikler ileelde edilen yapılardır.Bu çalışmada; Serbest Radikal Polimerizasyonu yöntemi ile başlatıcı olarak AIBN varlığındafarklı uç gruplara sahip mesogenik birimler içeren Schiff bazı vinil monomerlerinin,homopolimerizasyonu sonucu yan zincir sıvı kristal homopolimerleri ve metilmetakrilat ilekopolimerizasyonu sonucu yan zincir sıvı kristal kopolimerleri sentezlenerek sıvı kristalözellikleri incelenmiştir.Çalışmanın ilk aşamasında farklı uç gruplar içeren Schiff bazı vinil monomerlerisentezlenerek yapıları ve sıvı kristal davranışları incelenmiştir. kinci aşamada, sentezlenenSchiff bazı vinil monomerlerinin başlatıcı olarak AIBN varlığında Serbest RadikalPolimerizasyonu yöntemi ile yan zincir sıvı kristal homopolimerleri ve metilmetakrilat ile yanzincir sıvı kristal kopolimerleri elde edilmiş ve sıvı kristal özellikleri incelenmiştir.Polimerlerin molekül ağırlıkları Jel Geçirgenlik Kromatografisi (GPC) ile belirlenerekyapıları Proton Nükleer Manyetik Rezonans Spektroskopisi kullanılarak tayin edilmiştir. Eldeedilen polimerlerin termal özellikleri ve mesogenik davranışları sırasıyla Diferansiyel TaramaKalorimetrisi (DSC) ve Polarizasyon Mikroskobu (PM) ile incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Sıvı Kristaller, Sıvı Kristal Polimerler, Schiff Bazları, Salisilaldiminler.
Alüminyumun ve kurşunun birlikte spektrofotometrik tayinleri
Alüminyum ve kurşun günlük hayatta oldukça fazla kullanılan metaller arasındadır. Son yıllarda yapılan çalışmalar, kurşun ve alüminyumun canlı sistemler için toksik etkiye neden olduğunu göstermiştir. Bu yüzden, alüminyum ve kurşun tayinleri büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, alüminyum ve kurşun sulu ortamda ve yüzey aktif madde ortamında olmak üzere iki yöntem ile tayin edilmiştir. Her iki yöntemde de belirteç olarak 3 ml 1 x 10-4 M ksilen oranj kullanılmıştır. Sulu ortamda alüminyum ve kurşunun tayininde; oluşan komplekslerin 1. türevi alındığında alüminyum için yararlı bir dalga boyu gözlenirken kurşun için gözlenemedi. Bu nedenle alüminyum tayini 1D580'deki ölçülen değerlerinde yapıldı. Kurşun ise; çözeltiye NaF katılarak A580'de ölçüm yapıldı. Alüminyum ve kurşunun birlikte tayini için tampon etkisi, sıcaklık, bekletme süresi ve bozucu metal etkisi incelendi. Kurşun içeren çözeltiler için 580 nm dalga boyunda pH 3 glisin tamponuyla bekletme yapılmadan kantitatif tayinin mümkün olduğu gözlendi. Al konsantrasyonu kurşun tayinine girişim yapmakta olduğu gözlendi. Bu etkiyi gidermek için gerekli miktarda NaF katıldı. Alüminyum ve kurşunun sulu ortamda tayin yöntemi, AAS yöntemiyle F ? test kullanılarak karşılaştırıldı. İkinci yöntemde; sulu ortamda alüminyum ve kurşun tayini katyonik yüzey aktif madde olan CPB kullanılarak yapıldı. Alüminyumu tayin etmek için CPB içeren pH 3 glisin tamponuyla hazırlanan çözeltilerin 574 nm'de 1. türev değeri alındı. Kurşunu tayin etmek için ise, CPB içeren pH 3 glisin tamponuyla hazırlanan çözeltinin 606 nm'de 1. türev değeri alındı. Standart ilave yöntemi kullanılarak geliştirilen iki yöntem sentetik su örneklerine ve siyah çay örneklerine başarıyla uygulandı. Anahtar Kelimeler: Alüminyum, kurşun, 1. türev, standart ilave yöntemi, CPB.
Radyoprotektör biyopolimer sistemlerin geliştirilmesi
?Radyoprotektör? olarak adlandırılan bazı kimyasal maddelerin organizmayı iyonizan radyasyonun zararlı etkilerinden koruyabildigi bulunmustur. Bu maddeler çok küçük miktarlarda bile organizmayı iyonizan radyasyonun öldürücü etkilerinden koruyabilirler. Günümüze kadar çok çesitli maddelerin radyoprotektif etkileri üzerine birçok arastırma yapılmıs ancak polimerik yapıda bir radyoprotektöre rastlanmamıstır. Radyoprotektif etkisi arastırılan bu maddeler küçük molekül agırlıkları nedeniyle organizmada kısa süreli biyolojik etki göstermektedirler. Bu nedenle polimerik radyoprotektörlerin gelistirilmesi çok büyük önem tasımaktadır. Bu amaçla, suda çözünen negatif yüklü poliakrilik asit (PAA) ve akrilik asit vinilpirolidon kopolimerleri (P(AA/VP), nötral polivinil pirolidon (PVP) ve bunların Cu(II) ile iyon koordinasyon bilesenlerinin ve kan proteinleri içersinde en çok miktarda bulunan protein fraksiyonu Serum Albumini (BSA) ile olusturdukları çesitli kompleksler kullanıldı. Radyasyon etkisi ile komplekslerde meydana gelen degisimler kimyasal yöntemlerle (uv-vis, FT-IR spektrofotometri, HPLC, elementel analiz, AAS) incelendi. Bu maddelerin radyasyon varlıgında, dolasan kan lenfositleri üzerinde olusturdukları etkiler ise sitogenetik yöntemler (mikronükleus analizi (MN), kromozom aberasyon (CA) analizi) kullanılarak arastırılmıstır. Biyolojik etki mekanizmasının anlasılabilmesi için polimerlerin farklı molekül agırlıklarının ve konformasyonunun denenmesi ile ilgili çalısmalara agırlık verilmistir. Belirli bir radyasyon dozuna kadar polimer-metal ikili kompleks sisteminde Cu2+'nin radyasyon etkisi ile Cu1+'e indirgenmesi, artan radyasyon dozu ile artıs göstermistir. Bu sonuçlar radyasyon enerjisinin ikili kompleksdeki Cu2+ iyonları tarafından absorblandıgı düsüncesini dogrulamıstır. Sitogenetik çalısmalardan ise molekül agırlıgı ve konformasyon degisiminin hücreye olan etkisinin farklı oldugu gösterilmistir. PAA ve komplekslerinin hücre ile olan etkilesiminde interpolimer kompleks olusumu ve kooperatif etkilesimin rolü oldugu gösterilmistir. PAA'nın belirli bir konsantrasyon aralıgında radyoprotektif bir etki gösterdigi belirlenmistir. Bu çalısmalar mevcut küçük molekül agırlıklı, organik radyoprotektif maddelere alternatif olabilecegi düsünülen daha etkili, düsük toksisiteye sahip radyoprotektörlerin gelistirilmesine bir baslangıç olması amacı ile yapılmıstır. Anahtar Kelimeler: Radyoprotektör, Suda çözünen polimer, PAA, polimer-metal kompleksi, MN, CA.
Farklı fonksiyonel gruplar içeren yeni tip çözünür porfirazin sentezi, karakterizasyonu ve komplekslerinin incelenmesi
Hızla ilerleyen ve büyük önem gösteren kimya sektörünün hem uygulamalı hem de temel bilim üzerinde önemle durulan konularından biriside tetra pirol türevi makrosiklik bilesikler olan porfirinler, ftalosiyaninler, tetrabenzoporfirinler ve porfirazinlerdir. Porfirazinler sahip oldukları periferal konumdaki fonksiyonel grupların özelliklerine göre; optik, magnetik ve elektronik özellikleri sergileyecek potansiyele sahiptirler. Ayrıca gösterdikleri yüksek simetri, düzlemsellik ve elektron delokalizasyonu gibi özellikleri sebebiyle optik veri toplanması, elektrografi, gaz sensörleri, sıvı kristal, boyar madde ve tek boyutlu metaller gibi çok genis spektrumlu bir uygulama alanı açmıstır, kimyacılar ve spektroskopistler için çalısma konusu olmustur. Bu özelliklerinin yanında porfirazinler, sentezlenmesi ve izolasyonundaki kolaylık nedeniyle ftalosiyaninlere ve porfirinlere alternatif olarak karsımıza çıkmaktadır. Biz bu çalısmada baslangıç maddesi olan ditiyomaleonitril disodyum tuzunu, NaCN ve karbondisülsürden iki basamakta sentezledik. Daha sonra sentezlenen maleonitril tuzu sırasıyla, 4,5-Bis(bromomethyl)[Benzo-15-Crown-5], 1,2-Bis(bromometil)benzen, 3- phenilpropil-bromür ve 1-brom-3-metilbütan ile muamele edilerek, alkillendirme tepkimeleriyle dört farklı ligant sentezlendi. Elde edilen ligantlar magnezyum alkolat ile siklotetramerizasyonu sonucu magnezyum porfirazinleri (MgPz) sentezlendi. Burada 1 ve 2 ligandları porfirazin vermedi. MgPz lerin metalsiz türevlerine dönüsmeleri için CF3COOH ile oda sıcaklıgında karıstırıldı ve diger metal türevlerinin sentezlenmesinde H2Pz baslangıç maddesi olarak kullanıldı. Daha sonra farklı metal tuzlarıyla Zn(II), Ni(II) ve Co(II) asetatın etanol-kloroform karısımında geri sogutucu altında karıstırılarak kompleksleri elde edilmistir. Elde edilen ligand ve komplekslerin yapıları FT-IR, UV, Elementel Analiz, 1H NMR, GCMS, MS ve TLC yöntemleri ile incelenmis ve karakterize edilmistir. Sentezlenen MgPz1, H2Pz1 ve metal komplekslerinin sıvı kristal özelligi polarizasyon mikroskobu ve diferensiyel tarama (DSC) ile incelendi. Elde edilen sonuçlardan ligandlar ve komplekslerinin sıvı kristal özelliginin bulunmadıgı gözlenmistir. Metalin ve halka sübstitüentlerinin porfirazin türevleri üzerindeki etkisini incelemek için Dönüsümlü Voltametri yöntemi kullanılmıstır. Cobalt ürevleri hariç bu çalısmada incelenen her kompleks ayrıca halka merkezli indirgenmelerden kaynaklanan iki tersinir ve bir tersinir olmayan islemler içermektedir. Anahtar Kelimeler: Porfirazinler, çinko, nikel, kobal, dönüsümlü voltametri
El kremi üretiminde kullanılan yüzey aktif maddelerin kremin fizikokimyasal özellikleri üzerine etkileri
Bu tez çalışmasında su içinde yağ (O/W) emülsiyon tekniği kullanılarak yarı-katı (semisolid) formunda kozmetik bileşimde kremler hazırlandı. Bu kremlerde, farklı emülgatör miktarları ve kombinasyonları ile en kararlı yapıyı oluşturan emülgatörlerin belirlenmesi amaçlandı. Emülsiye edici ve kararlılığı sağlayıcı, farklı kimyasal yapıya sahip noniyonik yüzey aktif maddeler, sorbitan yağ asidi esterleri; sorbitan monostearat (Span 60) ve sorbitan monooleat (Span 80), sorbitan yağ asidi esterlerinin etoksilatlı türevleri; 20 etoksilatlı sorbitan monolaurat (Tween 20), 20 etoksilatlı sorbitan monostearat (Tween 60), 20 etoksilatlı sorbitan monooleat (Span 80) , 30 etoksilatlı oleat (Oleat 30) , 20 etoksilatlı setearat (Setearat-20) ve 2 etoksilatlı sitearat (Sitearat-2)'nin farklı kombinasyonları ile 15 ayrı krem hazırlandı. Hazırlanan kremler, tane boyutu, viskozite, yüzey gerilim ve elektrik iletkenliği analizleri ile karekterize edildi. Kremlerin kararlılıkları ile farklı emülgatör kombinasyonlarının kullanılması arasındaki ilişki, karşılaştırılmalı olarak incelendi.
Alüminyum ve bazı organik asitlerin etkileşiminin spektrometrik ve kromatografik yöntemlerle tayini
The interest to aluminium which is one of the most abundant element, increases with the knowledge of its harms to biologic and natural systems with its increase of usage recently. Aluminium is an element that can cause norological diseases such as Alzheimer, Parkinson with its harm on human metabolism. Bearing this in mind, some spectrometric determination techniques with some reagents are applied to determine the uptake of aluminium from the solution or to examine this uptake in the presence of different organic acids environment. Moreover, it is possible to clarify its chemical forms with chromotographic determination. Most part of the study was holded in Royal Liverpool University Hospitals Clinical Biochemistry Laboratories for the project that was supported by British Council and some of it at Czech University, Agricultural Faculty, Soil Science Department for clarifying this effects of aluminium. In this study, tiron and pyrocathecol violet were used to determine aluminium spectrometrically. Additionally, the effects of some compounds such as sitric acid, maltol, lactate, acetate, acethylacetonate were examined for the determination of aluminium in the presence of these reagents. Also behaviour of (-)epicathecin, (-)epigallocatechin were studied for tiron. Some synthetic solutions were examined to separate the chemical forms of aluminium at pH 2,5 and it was tried to determine the forms at this pH by chromotographic determination. Additionally, the aluminium content in some daily used fruit juices and tea samples were analysed with GFAAS and ICP-OES methods. Keywords: Aluminium, spectrometric determination, tiron, pyrocathecol violet, chemical forms of aluminium. xii
Elektrokimyasal olarak oluşturulacak polianilin (PANI) kaplamanın demirli malzemelerin korozyon davranışları üzerine etkilerinin incelenmesi
öz DOKTORA TEZİ ELEKTROKTMYASAL OLARAK OLUŞTURULACAK POLİANİLİN (PANI) KAPLAMANIN DEMİRLİ MALZEMELERİN KOROZYON DAVRANIŞLARI ÜZERİNE ETKİLERİNİN İNCELENMESİ Ali Tuncay OZYBLMAZ Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü KİMYA ANABİLİM DALI Danışman : Prof.Dr. Birgül YAZICI Yıl : 2004 Sayfa : 178 Jüri : Prof.Dr. Birgül YAZICI Prof. Dr. Mehmet ERBİL Prof.Dr. Nureddin ÇOLAK Prof.Dr. Sermin ÖRNEKTEKİN Doç. Dr. İlyas DEHRİ Bu çalışmada, paslanmaz ve yumuşak çelik elektrotların yüzeyleri okzalik asit çözeltisi içinde potansiyodinamik, potansiyostatik ve galvanostatik teknikler kullanılarak polianilin (PANI) ile kaplanmışlardır. Bu tekniklerden potansiyodinamik teknikle elde edilen filmlerin daha kaliteli olduğu bulunmuştur. Bu nedenle yumuşak çelik elektrot yüzeyi kıyaslamak amacıyla potansiyodinamik yöntemle ayrıca p- toluen sülfonik asit çözeltisi kullanılarak kaplanmıştır. Homojen ve yapışkan bir film elde etmek için, elektrot yüzeyi anilinin oksidasyonundan önce pasifleştirilmiştir. Elektrotların pasifliği, yüzeylerinde oluşan FeC2C«4 kompleksi ile daha iyi olduğu belirlenmiştir. PANI ile kaplanmış elektrotların hidroklorik ve sülfürik asit ortamlarında lineer polarizasyon direnci ve AC impedans eğrileri kullanılarak korozyon davranışları incelenmiştir. Yumuşak çelik elektrot yüzeylerinde sentezlenen polianilin kaplamaların korozyon dirençlerinin, paslanmaz çelik elektrotlara göre oldukça düşük olduğu bulunmuştur. Bu nedenle paslanmaz çelik elektrotların korozyona karşı dayanımı, PANI'nin katalitik etkisi ile oluşan oksit tabakasının kalitesi ile ilişkilidir. Anahtar Kelimeler: Polianilin, Okzalik asit, Potansiyodinamik, Paslanmaz ve yumuşak çelik
Fotobaşlatılmış polimerizasyon yöntemiyle hidrojellerin hazırlanması ve mekanik özelliklerinin saptanması
Günümüzde, Fotobaşlatılmış polimerizasyon yöntemi giderek artan bir öneme sahip olmaktadır. Fotobaşlatılmış polimerizasyon yöntemi ile hidrojellerin sentezi üzerine yapılan çalışmalar her geçen gün artmaktadır. Fotopolimerleşen sistemler , UV veya görünür ışınla aydınlatıldığında etkin radikalleri üretebilecek bir fotobaşlatıcının varlığına ihtiyaç duyarlar ve Polimerizasyonda kullanılan formülasyonların en önemli bileşenlerinden biri fotobaşlatıcılardır. Yüksek absorptiviteye sahip bir fotobaşlatıcı polimerizasyonu başlatan serbest radikalleri meydana getirirken, hidrojel sentezinde kullanılacak olan fotobaşlatıcıların aynı zamanda biyouyumluluğu, suda çözünürlüğü ve zehirleyici olmaması önem taşımaktadır.Bu çalışmada hidrojellerin hazırlanması fotopolimerizasyon tekniğiyle gerçekleştirildi ve fotobaşlatıcıların jelleşmedeki etkinlikleri incelendi. Faklı monomerlerin hidrojellerin su tutma kapasitelerine olan etkiside araştırıldı. Formülasyonlarda farklı konsantrasyonlarda polietilenglikol monoakrilat (PEGMA) ve çeşitli molekül ağırlıklarındaki polietilen glikol diakrilat (PEGDA), ile daha önce sentezlenen tiyokzanton türevi tek bileşenli fotobaşlatıcılar; (9-oxo-9H-Thioxanthen-2-yloxy)-asetik asit (TXOCH2COOH), (9-oxo-9H-Thioxanthen-2-yloxy)-sodyum asetat (TXOCH2COO-Na+), (9-oxo-9H-Thioxanthen-2-ylsulfonyl)-asetik asit (TXSCH2COOH), (9-oxo-9H-Thioxanthen-2-ylsulfonyl)-sodyum asetat (TXSCH2COO-Na+) ve I. Tip ticari bir fotobaşlatıcı; 4-(2-hidroksietoksi)fenil-(2-hidroksi-2-propil) kullanıldı. Formülasyonlar civa lambası ile jelleşme sağlanıncaya kadar aydınlatıldı. Fotopolimerizasyon yöntemi ile hazırlanan hidrojellerin sulu ortamdaki şişme davranışları şişme kapasitelerinin çevresel koşullara göre değişimi( pH ve sıcaklık) araştırıldı. Ayrıca farklı molekül büyüklüklerine sahip diakrilatlar kullanılarak çapraz bağ oranındaki değişimin jelleşme sürelerine ve su tutma kapasitelerine olan etkisi incelendi. Hidrojellerin yüzey morfolojileri taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile incelendi. Jelleşmenin kinetiğini incelemek amacı ile Fotopolimerizasyon işlemi Foto-DSC ile gerçekleştirildi , faklı ışık yoğunluklarında gerçekleştirilen polimerizasyonların ısı akışı, hızı, monomerlerin dönüşüm yüzdesi saptanarak farklı formülasyonlaradki fotobaşlatıcıların etkinlikleri kıyaslanmaya çalışıldı.Bu çalışmada hazırlanan hidrojellerin su tutma kapasitelerinin oldukça yüksek olduğu bulundu ve pH artışı ile su tutma kapasitelerinde belirgin bir artış saptandı.Anahtar kelimeler: Hidrojeller, Fotopolimerizasyon, Fotobaşlatıcı, Foto-DSC, SEM
Düşük sıcaklıkta termal enerji depolamasına uygun faz değiştiren maddelerin mikrokapsüllenmesi
Bu çalışmada Termal enerji depolaması için faz değiştiren maddelerin (Phase Change Material, PCM) mikrokapsülleri hazırlanmıştır. Kapsüllenmiş PCM'lerin hazırlanmasında koaservasyon yöntemleri kullanılmıştır. Bu çalışmada kapsül çekirdek materyali olarak parafin ve koko yağ asidi karışımları kullanılmıştır. Parafin mikrokapsülleri ure-formaldehit, melamin formaldehit P naftol- formaldehit ve jelatin-arap zamkı içeren dört farklı duvar materyalinden hazırlanmıştır. Koko yağ asidi karışımını mikrokapsülleme yönteminde jelatin-arap zamkı kapsül dış duvar materyali olarak kullanılmıştır. Kapsüllenmiş mikrokapsüllerin sertleştirme işlemi formaldehit ile yapılmıştır. Mikrokapsüllenmiş PCM'lerin partikül büyüklüklerinin dağılımları ve geometrik profilleri optik mikroskop ile analiz edilmiştir. Koaservasyon yöntemi ile elde edilen mikrokapsüller küresel geometrik profile sahiptirler. Karıştırma hızına veya süresine bağlı olarak kapsül boyutu 1 um' den 1 mm'ye kadar değişebilir. PCM'lerin faz değiştirme sıcaklıkları ve termal enerji depolama uygunluğu su ve hava banyosu yöntemi ile elde edilen erime donma eğrileri yardımıyla belirlenmiştir. Parafinin ve kapsüllenmiş parafinin gizli ısı depolama kapasiteleri Yinping tarafından önerilen sıcaklık dağılımı (temperature- history, Thistory) metodu ile belirlenmiştir. Bu deneyler sonucunda parafin ve koko yağ asidi karışımı için en iyi dış duvar materyalinin jelatin- Arap zamkı olduğuna karar verilmiştir.Anahtar kelimeler: Mikrokapsül, Kapsülleme, Faz Değitiren Maddeler (PCM), Koaservasyon, Thermal Enerji Depolama,
Değişik metal elektrotlarla elektrokimyasal yolla asidik ve bazik ortamlarda hidrojen gazı eldesi
Bu çalışmada, çıplak ve nikel kaplı gümüş, pirinç ve değişik metal bileşimlerine sahip çelik elektrotlarda asidik ve bazik ortamlarda hidrojen gazı çıkışı incelenmiştir. Bu amaçla üç elektrot tekniği kullanılarak katodik polarizasyon eğrileri ve hidrojen çıkışının gerçekleştiği farklı potansiyellerinde Nyquist eğrileri elde edilmiştir. Bu elektrotların hidrojen aşın gerilimlerini belirlemek amacıyla elektroliz yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca elektroliz yöntemi kullanılarak sisteme sabit 5 V potansiyel uygulanarak katotta açığa çıkan hidrojen gazı hacimleri ölçülmüştür. Elde edilen sonuçlardan, nikel kaplı elektrotlarda hidrojen aşın geriliminin düştüğü belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Hidrojen, Nikel Kaplama, Aşın Gerilim, AC İmpedans
1,3-disubstitue-2,3-dihidro-1H-naft-[1,3]oksazin bileşiklerinin sentezi
Sentetik organik ve ilaç kimyasında heterohalkalı bileşiklerin sentezleri, sentez yöntemlerinin geliştirilmeleri ve biyoaktif özelliklerinin incelenmeleri hemen her zaman güncelliğini korumuştur. Çeşitli substitue 1,3-oksazin bileşiklerinin antibiyotik, antitümör, antidepresan, ağrıkesici, iltihaplanma ve mantar önleyici özellikleri saptanmıştır. Ayrıca bu tür bileşikler halka-zincir tautomerik özellik göstermeleri ve N-sübstitue aminoalkol, kiral amin ya da azot-köprülü heterohalkalı siklik sistemlerin elde edilmesinde ara ürün olmaları nedeniyle de sentetik organik kimyada önem taşımaktadırlar.Betii'nin klasik metodu uygulanarak, 2-naftolün susuz metanolik amonyaklı ortamda çeşitli sübstitüe aromatik ve heterohalkalı aldehidler ile Mannich tip aminoalkilasyonu gerçekleştirilerek, 1,3-disubstitüe-2,3-dihidro-1H-naftoksazinler oluşturuldu.Sentezlenen yeni bileşiklerin yapıları FTIR, 1HNMR, 13CNMR ve kütle spektroskopik yöntemlerinden yararlanarak aydınlatıldı ve elementel analiz sonuçlarıyla kesinlik kazandırıldı.
Fosforlu insektisidlerin kalıntılarının belirlenmesi için basit bir yöntem geliştirilmesi
Bu çalışmada, meyve ve sebzelerdeki fosforlu pestisid olup olmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bunun için hazır pestisidler kullanılarak uygun bir tanıma yöntemi geliştirilmiştir. Çalışmada öncelikle standart fosfat çözeltileri ve amonyum molibdat kullanılmış, oluşturulan fosfomolibdatı indirgeyerek molibden mavisi elde edilmiştir. Literatürdeki klasik olarak kullanılan indirgenlerin dışında bir indirgen olan m-fenilendiamin denenmiş ve çalışmanın ilk bölümünde bu indirgen ile fosfat tayini yöntemi geliştirilmiştir. İndirgeme işleme için uygun pH 1-1,5; molibden mavisinin oluşumu için uygun pH 5-6 olarak saptanmıştır. Oluşturulan molibden mavisi 705-710 nm'de absorbans verir ve fosfor cinsinden molar absorptivite katsayısı 2,95x10-3 L/mol×cm olarak saptanmıştır.Çalışmanın ikinci kısmında ise geliştirilen yöntem, dimetoat ve metil paration adlı iki fosforlu pestisidin tayini için uygulanmıştır. Pestisidler amonyum molibdat ile reaksiyon öncesinde bazik ortamda hidrojen peroksit ile bozundurularak fosfata dönüştürüldü. Temel amaç kalitatif tanıma olmakla birlikte kaba bir miktar tayini de yapılmıştır.
Tetrahidrokinolin türevlerinin triflat katalizörlü aza Diels-Alder reaksiyonu ile sentezi
Hetero halkalı sistemler ve sübstitüe türevleri organik kimyada önemli bir yere sahiptir; ayrıca endüstride ve ilaç sanayinde gittikçe geniş bir kullanım alanları bulunur. Piridin ve kinolin gibi azot içeren altı üyeli hetero halkalı bileşiklerin sentezinde aza-Diels-Alder reaksiyonu en yaygın kullanılan bir yöntemdir. Kobayashi ve grubu nadir yeryüzü elemetlerinin triflatlarının imin bileşiklerini başarılı bir şekilde aktive ettiğini yayınlamıştır. Triflatlar Lewis asitleri gibi çalışırlar, suya karşı dayanıklıdırlar, reaksiyonlardan sonra geri kazanılıp tekrar kullanılabilirler, reaksiyonların tamamlanması için belirli miktarları yeterli olmaktadır.Yapılan çalışmada, substitue aromatik aldehidler ile p-toluidinin reaksiyonundan elde edilen imin bileşiklerinin, nadir yeryüzü elementlerinin triflatından olan, Yb(OTf)3, varlığında, siklopentadienle reaksiyonları denenmiştir. Değişik reaksiyonlarda metal triflatların katalizör olarak etkisi araştırılmış ve yeni tetrahidrokinolin türevleri iyi verimler ile sentezlenmiştir.Elde edilen yeni bileşiklerin molekül yapıları spektroskopik yöntemlerle aydınlatılmıştır
Glukoz oksidaz ve katalazın ayrı ayrı ve birlikte immobilizasyonu ve karakterizasyonu
Öz DOKTORA TEZİ GLUKOZ OKSIDAZ VE KATALAZIN AYRI AYRI VE BİRLİKTE İMMOBİLİZASYONU VE KARAKTERİZASYONU Gül ÖZYILMAZ Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü KİMYA ANABİLİM DALI Danışman : Prof.Dr. S.Seyhan TÜKEL Yıl: 2005 Sayfa: 158 Jüri : Prof.Dr. S.Seyhan TÜKEL Prof. Dr. Levent KAYRIN Doç.Dr. Güzide YÜCEBİLGİÇ Doç.Dr. Mahmut ÇALIŞKAN Yrd. Doç. Dr. Ramazan BİLGİN Glukoz oksidaz (GOD), katalaz (CAT) ve glukoz oksidaz-katalaz (GOD- CAT) glutaraldehit ile aktifleştirilmiş florisil desteğine belirlenen en uygun koşullarda immobilize edilmiş, GOD-CAT ko-immobilizasyonunda birlikte ve sıralı immobilizasyon olmak üzere 2 farklı yöntem uygulanmıştır, immobilize GOD, immobilize CAT ve ko-immobilize GOD-CAT enzimlerinin katalitik etkinlikleri sırasıyla 2,2. 103, 4,8.104 ve 2,8.103 s^.M^olarak bulunmuş ve GOD'nin CAT ile ko- immobilize edilmesinin H2O2 inaktivasyonunun engellenmesinde etkili olduğu ve GOD aktivitesini arttırdığı gösterilmiştir. Aynca termal kararlılıkları, farklı ortamlarda depolama kararlılıkları ve tekrar kullanım kararlılıkları araştırılarak serbest enzim ile karşılaştmlmıştır. GOD-CAT'm birlikte veya sıralı ko- immobilizasyonu katalitik etkinlik ve maliyet açısından karşılaştırıldığında sıralı immobilizasyonun daha etkin ve ekonomik olduğu saptanmıştır, immobilize GOD, immobilize GOD + immobilize CAT karışımı ve ko-immobilize GOD-CAT enzimleri kesikli, geri beslemeli ve sürekli dolgu yataklı kolon reaktörlerde kullanılmış ve her üç reaktör sisteminde de en yüksek etkinliği ko-immobilize GOD- CAT'm gösterdiği, her üç enzim sistemi için en yüksek verimliliğin ise geri beslemeli dolgu yataklı kolon reaktöre ait olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Glukoz oksidaz, katalaz, florisil, kovalent immobilizasyon, ko- immobilizasyon
Nikel kaplı gümüş, bakır ve çinko elektrotlarda bazik ortamda hidrojen eldesi
öz YÜKSEK LİSANS TEZİ NİKEL KAPLI GÜMÜŞ, BAKIR VE ÇİNKO ELEKTROTLARDA BAZİK ORTAMDA HİDROJEN ELDESİ Mehmet Erman MERT ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ KİMYA ANABİLİM DALI Danışman: Yrd.Doç.Dr. Gülfeza KARDAŞ Yılı: 2005, Sayfa:84 Jüri: Yrd.Doç.Dr. Gülfeza KARDAŞ Prof. Dr. Birgül YAZICI Prof. Dr. Melih BAYRAMOĞLU Bu çalışmada, çıplak ve nikel kaplı gümüş, bakır ve çinko elektrotlarda bazik ortamda hidrojen gazı çıkışı incelenmiştir. Bu amaçla üç elektrot tekniği kullanılarak katodik polarizasyon eğrileri ve hidrojen çıkışının gerçekleştiği farklı potansiyellerde Nyquist eğrileri elde edilmiştir. Bu elektrotların hidrojen aşın gerilimlerini belirlemek amacıyla elektroliz yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca elektroliz yöntemi kullanılarak sisteme sabit 3 V potansiyel uygulanarak katotta açığa çıkan hidrojen gazı hacimleri ölçülmüştür. Elde edilen sonuçlardan, nikel kaplı elektrotlarda hidrojen aşırı geriliminin düştüğü belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Hidrojen, Nikel Kaplama, Aşırı Gerilim, AC İmpedans
Tiyoüre ve türevlerinin yumuşak çeliğin asidik ortamda korozyonuna sistematik etkilerinin elektrokimyasal olarak incelenmesi
öz DOKTORA TEZİ TİYOÜRE VE TÜREVLERİNİN YUMUŞAK ÇELİĞİN ASİDİK ORTAMDA KOROZYONUNA SİSTEMATİK ETKİLERİNİN ELEKTROKİMYASAL OLARAK İNCELENMESİ Muzaffer ÖZC AN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ KİMYA ANABİLİM DALI Danışman: Doç. Dr. İlyas DEHRİ Yılı: 2005, Sayfa: 132 Jüri-.Doç. Dr. İlyas DEHRİ Prof. Dr. Birgül YAZICI Yrd.Doç.Dr. A.Murat GİZİR Prof. Dr. Mehmet ERBİL Prof. Dr. Melih BAYRAMOĞLU Tiyoüre(TU), metiltiyoüre(MTU), feniltiyoüre(PTU), tiyoasetamid(TAcA) ve tiyobenzamid(TBA) in yumuşak çeliğin O, IM H2SÛ4 çözeltisi içindeki korozyon davranışı üzerine etkileri derişime ve sıcaklığa bağlı olarak araştırılmıştır. Deneysel verileri elde etmek için alternatif akım impedansı, polarizasyon direnci ölçme ve akım-potansiyel eğrilerinin elde edilmesi yöntemleri kullanılmıştır. Bu maddelerin varlığında yüzde inhibisyon etkinliği(%IE), adsoıpsiyon serbest enerjisi(AGads) ve aktivasyon enerjisi(Ea) değerleri belirlenmiştir. Sonuçlar bu bileşiklerin iyi birer inhibitör olduğunu göstermiştir. Moleküler yapının inhibitör etkinliği üzerine etkisi ab initio kuantunı kimyasal hesaplamalar ile araştırılmıştır. EHOMO, ELUMO, LUMO- HOMO enerji farkı ve moleküler orbital yoğunlukları gibi elektronik özellikler hesaplanmıştır. Yüzde inhibisyon etkinliği(%IE) ile kuantunı kimyasal parametreler arasındaki ilişkiler tartışılmış ve belirgin ilişkiler görülmüştür. Anahtar kelimeler: Korozyon inhibitörleri, Tiyoüre ve türevleri, EIS, Kuantum kimyasal hesaplamalar
Bakırın klorürlü ortamdaki elektrokimyasal davranışlarına glikoz, maltoz, nişasta ve sodyum bütiratın etkisi
Bakırın klorürlü ortamlardaki korozyon davranışlarına glikoz, maltoz, nişastave sodyum bütiratın etkileri farklı pH'larda (4,0; 8,0) araştırılmıştır. Çalışmalardaelektrokimyasal üç elektrot tekniği uygulanmıştır. Bakır, kalomel elektroda karşıkorozyon potansiyelinden itibaren önce katodik yönde sonra da anodik yöndepolarizlenerek akım-potansiyel eğrileri çizilmiştir. Ayrıca Elektrokimyasal İmpedansSpektroskopisiyle polarizasyon dirençleri belirlenmiştir. Elde edilen elektrokimyasalsonuçlardan, pH'ın 4,0 olduğu koşullarda klorür iyonuna göre bakırın korozyonhızını sodyum bütirat haricinde kullanılan tüm organik maddelerin azalttığıbelirlenmiştir. pH=8,0'de ise nişasta'nın bakırın korozyonuna inhibitör olarak etkiettiği belirlenmiştir. Bu pH'da diğer maddeler ise etkin bir şekilde inhibisyonsağlayamamaktadır.Anahtar Kelimeler : Bakır, Korozyon, İnhibisyon, Pasivasyon, Elektrokimyasalİmpedans Spektroskopisi.
Vinilsülfon ve flor grubu içeren reaktif boyarmadde sentezi ve metal kompleksleri
ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİVİNİLSÜLFON VE FLOR GRUBU İÇEREN REAKTİF BOYARMADDESENTEZİ VE METAL KOMPLEKSLERİNurhan BOZOKÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜKİMYA ANABİLİM DALIDanışmanı : Yrd.Doç.Dr. Emel YILDIZYıl: 2005, Sayfa: 69Jüri: Yrd.Doç.Dr. Emel YILDIZProf. Dr. Hamit BOZTEPEYrd. Doç. Dr.Emel Ceyhun SABIRBu çalışmanın amacı; suda daha kolay çözünen, ışığa ve suya dayanıklıyüksek haslıkta yeni bir reaktif boyarmadde ve metal komplekslerini sentezlemektir.Bu çalışmada; 1-hidroksi-2-(p-sulfatoetilsülfonil)fenilazo-7-(2,4-difloro)fenilazo-8-amino naftalin-3,6-disülfonik asit di sodyum tuzu (HSFANS) ve Cr(III),Co(II), Ni(II), Cu(II) geçiş metalleri ile kompleksleri sentezlenmiştir. Analitik vespektroskopik yöntemlerle yapıları aydınlatılmaya çalışılmıştır. Sentezlenen buboyarmaddeler tekstil elyaflarına (selülozik elyaf, pamuk ve viskon) uygulanarakuluslararası standartlardan Marks & Spencer ve ISO 105'e göre yıkama, ter, sürtmeve ışık haslıkları incelenmiştir.Çalışma sonucunda amaca uygun olarak suda çok kolay çözünen, yıkamahaslığı yüksek, boyama sonucunda açık renkler veren reaktif boyarmadde ve metalkompleksleri elde edilmiştir.Anahtar Kelimeler:dis azo boyarmadde, metal kompleks, vinilsülfon grubu, florgrubu.I