Yozgat Bozok University
Discipline

İletişim Bilimleri Anabilim Dalı (disiplinlerarası)

Yozgat Bozok University

28

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

28 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Sağlık iletişiminde dijitalleşme: Kamu sağlığı iletişimi bağlamında SABİM

Teknolojik gelişmelerin hız kesmeden ilerlediği günümüzde, iletişim alanı da köklü bir dönüşüm geçirmiştir. Bu dönüşümün merkezinde dijitalleşme bulunmakta birlikte iletişim pratiklerini, araçlarını ve etkileşim biçimlerini temelden değiştirerek birçok sektörde olduğu gibi sağlık iletişimi alanını da etkilemiştir. Dijitalleşme sayesinde sağlık iletişimi, internet siteleri, mobil uygulamalar ve diğer dijital araçlar aracılığıyla daha geniş kitlelere ulaşma fırsatına sahiptir. Bu noktada kamu sağlığının yararını gözeten Sağlık Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan ve dijital bir adım olarak anılan SABİM (Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi), halkın sağlığı ile ilgili 7/24 ulaşabilecekleri bir platform sunmaktadır. SABİM'in sağlık iletişimi kapsamında problem çözmedeki rolünün belirlenmesi bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. İki aşamadan oluşan araştırmanın birinci aşamasında İstanbul İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı 4 sağlık tesisini ilgilendiren 6926 adet SABİM başvurusu değerlendirmeye alınmış, ikinci aşamada ise Hasta Hakları Biriminde çalışan 20 kişiye derinlemesine görüşme soruları ile yüz yüze uygulanmıştır. Her ikisinde de içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada, dijital bir platform olarak SABİM tarafından bireylerin başvurularına zamanında geri bildirim yapıldığı, sorunların çoğunlukla çözümlendiği ancak sistem kullanıcıları olan Hasta Hakları Birim çalışanlarına göre ise bu durumun değişkenlik gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.

Firuzan Kaya
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilişim iletişim teknolojileri ve bir etkileşim biçimi olarak öznellik

Tarihsel süreç içerisinde "öznenin" ne olduğu incelendiğinde onun akış halinde olan bilginin bir ürünü olduğu görülmektedir. Özne, çeşitli "öznellik deneyimleri" gerçekleştirerek içinde bulunduğu dönemin egemen bilgisine göre "özneleşmektedir." Özne ile ilgili böylesi türden bir düşünce; bilginin üretim, dağıtım süreçlerinin önemli bir aracını oluşturan bilişim iletişim teknolojileri (BİT) ve öznelliği birlikte düşündürmektedir. BİT, öznelliği üreten bir araç, başka bir deyişle bir "dispositif" olarak görülmektedir. Öznenin dijital teknolojilerle haşır neşir olması bir "dijital öznellik deneyimidir." Günümüzde BİT, öznenin uzantısı, bedeninin bir parçası haline dönüşmüştür. Bu durum, özne meselesini posthümanizmin merkezine yerleştirmektedir. Eleştirel posthümanizm insanın merkezde olduğu diğer varlıkların ikincil olarak tanımlandığı hümanist düşünsel temelleri eleştirerek insan, makine, hayvan, bitki gibi tüm canlıların eşitlik içerisinde yaşayacağı yeni bir etik düzen önermektedir. "Öznenin dijital teknolojilerle eklemlenmesinin onu posthuman kılmasından hareketle öznenin bu yeni durumu eleştirel posthümanist düşünürlerin ileri sürdüğü türden bir etik düşünce çerçevesinde mi gerçekleşmektedir?" "Eleştirel posthümanist düşüncenin önerdiği türden bir öznellik mümkün müdür?" gibi sorulara bu tezde cevap aranmaktadır. Tezde yöntem olarak "literatür taraması" ve "dijital etnografi" yöntemi kullanılmıştır. Öznellik; düşünce tarihi içerisindeki yeri, BİT ve dispositif ilişkisi çerçevesinde incelenmiştir. Öznelliğin BİT'lerle yeniden üretim biçimi, portre sanatının geleneksel ve dijital biçimleri karşılaştırmasıyla ele alınmıştır. Öznenin dijital teknolojilere devamlı bağlanması bir "dijital öznellik deneyimidir. Bu deneyimin bir sonucu olarak öznenin en öznel yeri; "yüzü" değişime uğramaktadır. Bu noktada özellikle portre üretim araçları, dispositif olarak "öznelliği" biçimlendirmektedir. Yüzün bir temsili olan portre ve dijital portre üretim araçları olan; DALL-E, Midjourney, Meta Spark ve Instagram, Drawanyone tezin sınırlılığını oluşturmaktadır. Üretim aracının yapısı, üretim sürecinin nasıl gerçekleştiği, üreten özne, üretilen nesne; "öznellik deneyiminin" nasıl gerçekleştiğinin bunun bir sonucu olarak "posthuman öznenin" anlaşılmasının anahtarıdır. Anahtar Sözcükler: Öznellik, Özne, Bilişim İletişim Teknolojileri, Portre, Posthümanizm

Bilgi ve iletişim teknolojileriBilişim teknolojisiFotoğraf+6
Cansu Kösem İşık
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurum içi iletişimde duygusal bulaşmanın rolü: Yönetici-çalışan üzerine bir araştırma

İletişim birey ve toplumlar için vazgeçilmez bir olgudur. İnsan yapısı itibariyle sosyal bir varlıktır. Sosyal varlığının gelişmesi ise etkili bir iletişim sürecine bağlıdır. İletişim yaşamın temel yapıtaşlarındandır. Bu yüzden sadece birey için değil kurumlar için de iletişim büyük önem taşır. Bireyler toplum ve örgüt içinde karşısındaki kişilerin duygularından etkilenerek, tutum ve davranışlarını bu duygu ve düşüncelere göre şekillendirerek duygusal bulaşma yaşamaktadır. Bu bağlamda çalışmanın konusu kurum içi iletişimde duygusal bulaşmanın yönetici ve çalışanlar üzerindeki rolü ve etkisini kapsamaktadır. Bu kapsamda kamu kurum ve kuruluşlar ile özel sektörde görev alan yönetici ve çalışanlar üzerinde uygulanmıştır. Genel tarama modeli-kesitsel araştırma yöntemi kullanılan çalışmada; anket tekniğinden faydalanılarak, kurum içi duygusal bulaşmanın yöneticiler ve çalışanlar üzerinde etkili olup olmadığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaca ulaşmak için çalışmanın sınırlılıkları ve hedef grup belirlenmiş, katılımcılar için özel olarak hazırlanan anket soruları ve bu sorulara verilen cevaplar duygusal bulaşma ölçeği ve örgütsel bağlılık ölçeği ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda elde edilen veriler, kurum içi iletişimde duygusal bulaşmanın yönetici ve çalışanlar üzerinde etkili olduğunu göstermiştir. Özellikle üst düzey yönetici ve çalışanların, alt düzey çalışanlar üzerinde etkilerinin daha belirgin olduğu, kurum içinde edinilen bilgilerin kalitesinin çalışan ve yöneticiler üzerinde etkili olduğu, kurum içi iletişim kanallarının duygusal bulaşmada önemli rol oynadığı ve kurum içi duygusal bulaşmanın örgüt bağlılığı ile doğrudan ilişkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Kurum içerisinde negatif duygularla çevrili olumsuz çalışma ikliminin çalışanların performanslarında düşüşe sebebiyet verdiği ve kaygıyı arttırdığı, pozitif duyguların ve olumlu çalışma ikliminin çalışanların performans verimliliğini etkileyerek örgütsel bağlılığı arttırdığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Kurum İçi İletişim, Duygusal Bulaşma, Örgütsel Bağlılık

Duygu kuramlarıDuygusal bulaşmaKurumsal iletişim+3
Burçin Sezer
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Üniversitelerde halkla ilişkiler faaliyetlerinin örgütsel bağlılığa etkisinin değerlendirilmesi

Örgütsel çalışmalar strateji ve politikaların çalışanlar tarafından benimsenmesi, aidiyet, kuruma duyulan güven ve yöneticilerle iletişim kurmalarının verimliliği ve iş doyumunu arttırdığına sıklıkla vurgu yapmaktadır. Çalışanların örgüt kültürü ve örgüt ikliminden beslenmesi kurumlar için etkili iyi niyet elçileri olmasını sağlamaktadır. Çalışanların kurumsal imaja olan katkısı göz önünde bulundurulduğunda örgütsel bağlılığın kilit rol oynadığı gözlenmektedir. Örgütsel bağlılığı yüksek olan çalışanlar kurumun tüm paydaşlarıyla iyi ilişkiler geliştirmesine, topluma sunacağı katkının en üst düzeye çıkarılmasına ve dolaylı olarak rekabet avantajı kazanmasına olanak sağlayacaktır. Kuruluşların çalışanları ile kurduğu ilişkinin geliştirilmesi ve düzenlenmesinde kurum içi halkla ilişkiler çalışmalarının önemi vardır. Bu çalışmada yüksek öğretim kurumlarında kurum içi halkla ilişkiler etkinlikleri ve örgütsel bağlılık ilişkisi akademik personel nezdinde irdelenmiştir. Bu amaçla bir devlet ve bir vakıf üniversitesi akademik personelinin görüşlerine başvurulmuş ve 470 anket formundan elde edilen veriler analize tabi tutulmuştur. SPSS 25 paket programında çeşitli analizler gerçekleştirilmiş olup kurum içi halkla ilişkiler etkinliklerinin nasıl değerlendirildiği ile örgütsel bağlılık düzeyleri ilişkisi ortaya koyulmuştur. Anahtar Kelimeler: Halkla İlişkiler, Kurum içi Halkla İlişkiler, Halkla İlişkiler Faaliyetleri, Örgütsel Bağlılık

Akademik personelHalkla ilişkilerVakıf üniversiteleri+3
Ahmet Ozan Şener
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Rasyonel ve duygusal fayda bağlamında kriz iletişimi: Havacılık sektörü örneği

Kriz yönetimi, sektörde faaliyet gösteren tüm organizasyonlar için varlıklarını sürdürebilmeleri ve rekabet edebilmeleri açısından önem arz eden faktörlerin başında gelmektedir. İyi bir kriz yönetiminin iyi bir kriz iletişimi ile yönetilebileceğine dair literatürde birçok çalışma yapılmıştır. Ancak özellikle havacılık sektörü özelinde ve küresel olarak 2019 yılında başlayan COVID-19 sebepli pandemi sebebiyle yapılmış çalışmaya literatürde pek rastlanmamıştır. Bu çalışma ile özellikle kriz sürecini etkin bir kriz iletişimi ile yöneten Türk havacılık sektörünün rasyonel ve duygusal fayda bağlamında incelenmesi ile küresel olarak literatüre katkı sağlayacağı öngörülmektedir. COVID-19 salgınının olumsuz etkilerinin Türk havacılık sektörü özelinde neler olduğu ve bu olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması için nasıl yaklaşımlar benimsenmesi gerektiği ve kriz iletişimi gibi hususların önem arz eden faktörlerden olduğu değerlendirilmektedir. Bu faktörlerin belirlenmesinde geçerliliği güvenilirliği test edilmiş nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Kriz iletişiminin somut verilerle ölçülebilmesi, sayılabilmesi ve artıp azalma durumunu gösterilmesi amacıyla anket metodu kullanılmıştır. Bu çalışma kapsamında yapılan anket ile ile duygusal ve rasyonel fayda bağlamında araştırmanın yapıldığı sektör olan Türk havacılık sektöründe COVID-19 sürecindeki kriz iletişimi araştırılmıştır.

COVID 19Duygusal faydaHava yolu işletmeleri+7
Ebru Nilgün Serengil
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaratıcı şehirlerin sürdürülebilir kalkınmaya katkısı dizi sektörü bağlamında İstanbul örneği

Sürdürülebilir kalkınmanın mekanı olan yaratıcı şehirler için yaratıcı ve kültürel endüstriler baş aktör konumundadır. Şehirlerin sürdürülebilir kalkınma için yaratıcı ve kültürel endüstrilere ihtiyacı vardır. Bu noktadan hareketle yaratıcı endüstri olarak dizi sektörünün kentlerin sürdürülebilir kalkınmasına katkısını belirlemek amaçlanmaktadır. Araştırmada, Türkiye'de dizi sektörünün kentle ilişkisi ve kent mekanlarını bir çekim platformu olarak kullanmasıyla kentin kalkınmasında yarattığı etki ortaya konulmaya çalışılacaktır. Dizi çekimleri için doğal çekim platformu olarak görülen Balat- Ayvansaray mahalleleri sakinleriyle ve bölgede uzun süre çekilen Çukur dizisinin setinde görev alan sektör çalışanlarıyla yapılan derinlemesine görüşmeler sonucunda dizi sektörünün sürdürülebilir kalkınmaya katkısı konusunda yargıya varmaya çalışılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular neticesinde dizi sektörünün sürdürülebilir kalkınmaya katkısının olumlu yönde olduğu ama potansiyelinin altında kaldığı sonucuna varılmıştır. Dizi sektörü sürdürülebilir kalkınmanın sosyal ve çevresel boyutlarıyla katkı sağlamakla birlikte ekonomik boyutuna sağladığı katkı büyük ölçüde dizi/film kaynaklı turizm sayesinde olmaktadır.

Melis Erduran
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal medya ve Metaverse evreninde kamusal alan ve benlik sunumu: Blok Zinciri teknolojisi, NFT (Non-Fungible Token) ve kurumsal davranışlar

Antik Yunan'a kadar uzanan kamusal alan ifadesi siyaset, sosyoloji, iletişim vb. pek çok disiplinlerarası alanı içerisine almaktadır. Anlam itibariyle kavram, insanların politik, kültürel ve sosyal konularda özgür bir biçimde iletişim ve etkileşim pratiklerinin gerçekleşmesini ve herkes tarafından erişilebilen bir alanı ifade etmektedir. Toplumsal yaşamın farklılaşması ve kitle iletişim araçlarının bireyler ve toplum üzerinde etkili olması ise kavramın anlamının farklılaştığını ya da dönemin koşullarına göre değiştiğini bizlere göstermektedir. Bu bağlamda kamusal alan dönemsel koşullara göre farklı tanımlamaları olan bir kavram, aslında soyut bir mekân ve fiziksel alandan bağımsız ortaya çıkan yeni iletişim ortamları üzerinden de gerçekleştirilebilen bir iletişim süreci ve eylemsel bir pratik olarak ifade edilebilmektedir. Yaşanan bu iletişimsel eylem sürecinde de bireyler ister fiziksel bir mekânda ister sanal bir ortamda olsun kendi farklılıklarının yansıması olan imgeler bütününü benlik sunumu kavramsallaştırmasının görünümü olarak karşı tarafa aktarmaktadır. Yeni iletişim ortamlarından farklı olarak bakmak yerine içerisinde olduğumuz, blok zinciri aracılığıyla dijital varlıkların sergilendiği ve kayıt altına alındığı metaverse evreni kamusal alan ve benlik sunumu kavramlarının yeniden tartışılabilirliğini gündeme getirmiştir. Bu durum sosyal medya platformlarında olduğu gibi çevrimdışı kimliklerimizin çevrimiçi ortamlarda yeniden üretilebilmesini sağlarken karşılıklı iletişim süreci içerisinde, kişinin fiziksel yaşantıda özgürce ifade edemediği söylemleri, rahat bir şekilde ifade edebilme olasılığını da arttırmıştır. Ancak sanal ortamda üretilen bu kimlikler benlik sunumunun anonim kalmasına ya da olduğundan farklı görünmesine de neden olabilmektedir. Bu bağlamda yapılacak olan çalışmada benlik sunumu ve kamusal alan gibi kavramların anlam ve boyutunun geçmişten bugüne nasıl değiştiğini aktarmak, ilgili kavramları çevrimiçi sanal ortamlarda gerçekleşen eylemler kapsamında inceleyerek sanal ortamların benlik sunumu ve kamusal alan niteliğini tartışmak araştırmanın temelini oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kamusal Alan, Benlik Sunumu, Sosyal Medya, Metaverse, Blok Zinciri

Tarkan Öztürk
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bitcoin örneğinde kripto para haberlerinin yapısal özellikleri

Bu tez, olası bitcoin yatırımcılarına sunulan haberlerin üretilmesinde medyanın rolünün anlaşılması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bunun için birer medya aracı olan gazetelerin ekonomi haberlerine odaklanılmıştır. Bu aşamada egemen görüşte olan iki gazete eleştirel görüşte olan iki gazete seçilerek haberler belirli kategoriler ekseninde karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu karşılaştırma haberin üretim sürecinin arkasında yatan bilgiyi açıkladığından aynı zamanda bitcoinin üretim süreci, alım ve satım süreci ve sistem içerisindeki yerinin anlaşılmasını sağlayarak tezin amaçlarının ve araştırma sorularının cevaplanmasını ve anlaşılmasını sağlamıştır. Tezin birinci bölümünde paranın fiziksel formuyla dijital formu karşılaştırılarak incelenmiştir. Paranın değişen yapısı tarihsel bir biçimde ele alınmış akabinde dijital paradan kripto paraya buradan da daha özelde bitcoine doğru bir literatür araştırması gerçekleştirilmiştir. Geleneksel ve dijitali ele alan bu karşılaştırma paranın ekonomi-politik yönünü anlamayı sağlaması açısından da aydınlatıcı olmuştur. Tezin ikinci bölümünde ekonomi haberleri, dezenformasyon ve eleştirel medya yaklaşımlarına odaklanılmıştır. Burada ekonomi haberlerinin nasıl üretildiği, kullanıcıların algılarını nasıl biçimlendirdiği, haberde dezenformasyonun nasıl ve hangi amaçla kullandığı açıklanmıştır. Aynı zamanda eleştirel medya yaklaşımlarında kullanılan kavramlar olan; devletin ideolojik aygıtları, rızanın üretimi, hegemonya ve dijital emek kavramları bitcoini anlamak için araç olarak kullanılmıştır. Tezin araştırma bölümünde ise "içerik analizi yöntemi" kullanılmıştır. Araştırmada yalnız bitcoin haberlerine odaklanıldığı için amaçlı örnekleme yöntemi benimsenmiştir. Aynı zamanda içerik analizini gerçekleştirmek için bir araştırma modeli önerilmiştir. Bu model hem nitel hem de nicel içerik analizini oluşturan karma araştırma yöntemini içeren bir kategorileşme çabasını tanımlamaktadır. Bu çerçevede gazete haberleri, haberin başlığı, haberin atmosferi, haberde kullanılan sözcükler ve haberin görseli kategorileri çerçevesinde analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bitcoin, Ekonomi Gazeteciliği, Dezenformasyon, Ekonomi Politik, İnternet Gazeteciliği

Bitcoin
Taylan Yiğit Kandemir
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kullanıcı deneyimleri bağlamında Instagram reklamlarının gözetleme kapitalizmi çerçevesinde incelenmesi

Kullanıcıları ürün olarak gören ve hiçbir şey yapmadan sosyal ağlarda veya internet sitelerinde vakit geçirmelerini finansal gelire dönüştüren bu olgunun adı: Gözetleme kapitalizmidir. Kullanıcıların attığı her adımı, vakit geçirmek için yaptığı gerekli veya gereksiz her şey veriye dönüşür ve bu veri de şirketlere ya da reklam verenlere satılarak paraya dönüştürülmektedir. Kullanıcı verilerini paraya dönüştürme işlevini en iyi şekilde gerçekleştirenler sahip oldukları uygulama, web sitesi ve sosyal paylaşım siteleriyle birçok insanın gündelik yaşamında mutlaka kullandığı Meta, Microsoft ve Google gibi küresel şirketlerdir. Gözetleme kapitalizminin başını çeken bu şirketler kullanıcılardan elde ettikleri verileri, internet ortamında bir şey satmak isteyen tüm şirketlere satmaktadır. Gözetleme kapitalizmi pek çok teknolojiyi devreye sokar ama herhangi bir teknolojiyle eşit tutulamaz. Faaliyetleri platformları devreye sokabilir ama bu faaliyetler platformlarla aynı değildir. Makine zekasını devreye sokar ancak makinelere indirgenemez. Algoritmalar üretir ve onlara dayanır ama algoritmalarla aynı değildir. Bu tanımlamalar bağlamında çalışmada bireylerin yaşamlarını birçok yönden etkileyen gözetleme kapitalizminin kanunlarını bireylerin deneyimleri aracılığıyla anlama çabasının ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışma, nicel araştırma yöntemine sahip olup veriler anket tekniği uygulanarak elde edilmiştir. Anket, 403'ü erkek ve 145'i kadın olmak üzere toplam 548 katılımcı ile çevrimiçi olarak uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemi, 20-25 yaş aralığında olan ve İstanbul'da ikamet eden Instagram kullanıcılarından oluşmaktadır. Anket çalışmasında kullanıcıların sosyal medyada gizlilik ve gözetlenme endişelerini, Instagram reklamlarını deneyimleme biçimlerini ve öznel normlarını ölçen üç farklı ölçek kullanılmıştır. Bu üç ölçeğin kullanımı için etik kurallar çerçevesinde ölçekleri oluşturan uzmanlardan gerekli izinler alınmıştır. Anket çalışması sonucunda aşağıdaki sonuçlar elde edilmiştir. Gözetleme Kapitalizmi, post-panoptik bir araç olarak Instagram gibi sosyal medya platformları aracılığıyla kullanıcı deneyimlerini etkileyebilir. Bu etkileri şu şekilde açıklanabilir; Instagram, kullanıcıların görsel içerikler oluşturup paylaşmalarını teşvik etmektedir. Dolayısıyla bu teşviğin kullanıcıları daha estetik ve mükemmel içerikler oluşturmaya yönlendirdiği görülmüştür. Bunun sonucunda mükemmel görüntülerin ve yaşamların sergilenmesiyle, kullanıcılarda bir tür mükemmellik baskısı oluşturduğu söylenebilir. Instagram, bireylerin kendilerini markalaştırmalarını ve belirli bir imge oluşturmalarını vaad ederken kullanıcıların kendilerini belirli bir şekilde sunarak toplumsal onay ve beğeni kazanma çabasına girmelerine neden olduğu söylenebilir. Instagram, anlık paylaşımlar ve hikayelerle sürekli bir içerik akışı sunduğu için kullanıcılarda dışarıda kalma veya bir şeyi kaçırma korkusunu tetiklemektedir. Dolayısıyla kullanıcılar, sürekli olarak güncel kalmak için platformu sıkça ziyaret ettikleri için zamanlarının önemli bir kısmını bu platformda geçirdikleri söylenebilir. Instagram, kişiselleştirilmiş reklamlar aracılığıyla kullanıcıların ilgi alanlarına göre ürün ve hizmetler sunduğu için tüketici davranışlarını etkileyerek belirli ürün ve markaların tercih edilmesine yol açtığı ifade edilebilir. Sonuç olarak, Instagram gibi sosyal medya platformları, kullanıcıların davranışlarını, algılarını ve değerlerini şekillendirmektedir. Gözetleme Kapitalizmi, bu platformlar aracılığıyla tüketici davranışlarını izler ve analiz ederek, daha etkili reklam stratejileri oluşturmaktadır.

Gözetim kapitalizmiKullanıcı deneyimiReklamcılık+6
Salih Apaydın
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de dış politika krizleri ve medyaya yansıyan "yalnız Türkiye" algısının gençler üzerindeki etkisi

Bu tezde Türkiye'nin dış politika konjonktüründeki yerinin toplum tarafından nasıl görüldüğü Türkiye'de medya faaliyetlerinin ilk ve en önemli basamağı olan yazılı basındaki haber inisiyatifi üzerinden tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu minvalde Türkiye'de dış politikada krizleri özelinde yazılı basında yer alan haber ve açıklamalarda öne çıkan "Yalnız Türkiye" vurgusu odak konusu olmuştur. Türkiye'nin uluslararası arenada bilinçli ve organize bir ittifak ile bölgesinde ve politikalarında yalnız bırakıldığı algısı sıkça gündeme gelmekte ancak farklı yayın politikasına sahip medyalarca yaratılmak istenen algı değişebilmektedir. Türkiye'nin kendi hataları ile yalnızlaştığının yanında özellikle yalnızlaştırıldığı şeklinde görüşler süregelmektedir. Kuramsal manada hegemonyaya işaret eden bu durumun, basının oluşturduğu bu haberalgı örgüsünün toplum tarafından nasıl görüldüğü, nasıl alımlandığı ve bir hegemonyanın gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti medya yolu ile iletişimin son halkası olan halkın ne düşündüğünü tespit etmekle mümkün olacaktır. Bu ön kestirimden hareketle bu çalışmada, ortaya koyduğu varsayımlarını güncel olarak açıklamaya yönelik ayrıntılı basın incelemesine yer verilmiş ve dış politika kriz haberleri özelinde basına yansıyan "Yalnız Türkiye" algısının gençler üzerindeki etkisi, yapılan yüz yüze görüşmelerle tespit edilmeye çalışılmıştır. Yapılan basın incelemesinde araştırma varsayımları ile örtüşen Türkiye'nin haklılığı ve ulusal çıkar yönünde bir haberleştirme yapıldığı ve yüksek düzeyde hakim okuma hedeflendiği görülmüştür. Yapılan yüz yüze görüşmelerin değerlendirmesinde genç katılımcıların medya metinlerinde müzakereci bir okuma gerçekleştirdiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca genç katılımcılar Türkiye'nin jeopolitik konumu, dini ve kültürel yapısı gibi doğal kazanımlarının üzerine evrensel boyutta farklı değerler katması ve ekonomik standartlarını arttırması gerektiği yönünde beklentilerini dile getirmişlerdir. Katılımcıların yüzde 67'sinin Türkiye'nin yalnızlaştığını düşündüğünü dile getirdiği araştırmada genç katılımcıların Türkiye'yi görmek istediği ana skalanın batı coğrafyaları olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Dış Politika – Kriz – Medya–Hegemonya – Alımlama

Seyhan Topçu
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Filistin-İsrail çatışmasının tarihi seyri ve tarafların uluslararası basında temsili: 7 Ekim 2023 Gazze saldırısı

İsrail-Filistin savaşı, uzun bir geçmişe sahip olan karmaşık bir çatışmadır. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de Filistin, tüm Orta Doğu ülkelerinin yanı sıra gerek dini gerek jeopolitik ve gerekse de stratejik konumuyla tüm dünya ülkelerinin odak noktası haline gelmiştir. Aynı zamanda dünya tarihinin en uzun süren savaşlarından biri olmaya aday olan bu savaş, hakkında yazılıp çizilenler açısından gündemde yer işgal etmeye devam etmeye adaydır. Bu çalışmada İsrail- Filistin çatışması tarihi süreçleriyle birlikte ele alınmış ve bu çatışmayla ilgili söylemlerin ulusal basında ve medyada nasıl algılandığı ya da çatışmayla ilgili nasıl algı oluşturulmaya çalışıldığı, çeşitli kitap, makale ve tezler taranarak açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışma, yayınlanan haber çerçevelerinde tarafların haberlerde nasıl konumlandırıldığını anlayabilmek için Teun Adrianus Van Dijk' in eleştirel söylem analizi yöntemi ve içerik analizi yöntemiyle desteklenerek incelenmiştir. Çalışma için seçilen 6 yayın organından 30 günlük haber manşeti random yöntemiyle belirlenmiş ve toplamda 180 adet haber manşeti incelenmiş ve yorumlanmıştır. Ayrıca uluslararası yayın organlarında ideolojilerin, kitleler üzerindeki oluşturduğu algı politikası 7 Ekim-5 Kasım Hamas-İsrail çatışması haberlerinde açıklanmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: İsrail, Filistin, Hamas, Uluslararası Basın, Algı, Kamu Diplomasisi, Medya, Söylem, Çerçeveleme, Eleştirel Söylem Çözümlemesi, İçerik Analizi

Şayeste Bağ
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bir dekadenz durumu olarak deprem sürecinde komşuluk ve iletişim (Malatya ili özelinde ampirik bir araştırma)

Sosyal ve toplumsal ilişkiler, insanların deprem gibi kriz durumlarında gösterdikleri tavır ve dayanışma pratikleri üzerinden yeniden yapılandırılması gereken dinamik bir yapıya sahiptir. Doğal afetler gibi geniş ölçekli krizler bu sosyal ilişkilerin görünürlüğünü ve niteliğini daha fazla ortaya çıkarmaktadır. Komşuluk, doğal afetler vb. kriz durumlarında sosyal dayanışmanın en fazla yaşandığı bir alan olarak öne çıkmaktadır. Fakat modernleşmeyle birlikte artan bireyselleşme, sosyal yabancılaşma ve güvensizlik olguları nedeniyle geleneksel dayanışma şekli olan komşuluk ilişkilerinde çözülme riskini de beraberinde getirmiştir. Depremler, sadece fiziksel yapıları değil, aynı zamanda toplumsal ilişkileri de derinden etkileyerek, bireylerin hayatında büyük değişimlere yol açar. Türkiye'de 6 Şubat 2023'de merkezi Kahramanmaraş olan depremlerde sadece fiziki yıkımlar değil, psikolojik, sosyolojik ve kültürel seviyede derin yıkımlara da neden olmuştur. Kahramanmaraş merkezli depremler, hem bireylerin gündelik yaşamında hem de toplumsal bağların yapısında önemli değişimlere neden olmuştur. Deprem sürecinde depremzedelerin, kurulan yeni yaşam alanlarında (konteyner kentler gibi) kurdukları komşuluklar, sosyal destek mekanizmalarının fonksiyonelliğinin test edilebildiği önemli bir bağlamdır. Çalışmanın temel problemi, deprem sonrasında komşuluk ilişkilerinin nasıl değişip şekillendiği ve bu ilişkilerde toplumsal ve sosyal çözülme (dekadenz) yaşanıp yaşanmadığı, iletişim araçlarının bu süreçteki etkileridir. Bu çalışma, kriz dönemlerinde modern toplum yapılarındaki, toplumsal değerlerin devamlılığı, yardımlaşma ve dayanışma pratiklerinin işlevselliği, ruhsal açıdan dayanıklılık ve iletişim kanallarının sosyal bağlara etkilerinde, geleneksel değerlerin varlığını araştırmaktadır. Araştırma, nitel bir yaklaşım benimsemiş ve yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Örneklem, Malatya'daki konteyner kentlerde yaşayan ve farklı sosyoekonomik özelliklere sahip 12 bireyden oluşmaktadır. Görüşmeler, bireylerin deprem sonrası deneyimlerini anlamak ve komşuluk ilişkilerindeki değişimi derinlemesine analiz etmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın teorik çerçevesi, Nietzsche'nin "dekadenz" (çöküş/yozlaşma) kavramı ve Emile Durkheim' in toplumsal dayanışma yaklaşımları olan mekanik ve organik dayanışma temelleri üzerine inşa edilmiş, deprem sonrasındaki komşuluk ilişkileri ve iletişimlerine yönelik fenomenolojik yaklaşımla toplumsal değerlerdeki değişimin göstergesi olan komşuluk ilişkilerindeki dönüşüm analiz edilmiştir. Bu çalışmanın asıl amacı, depremden sonra kurulan konteyner kentlerdeki yeni yaşam alanlarında bireylerin deneyimlerinin neler olduğu, kazanılan deneyimlerin psikolojik, sosyal, kültürel ve toplumsal yansımalarını deprem gibi afetlerden sonra insanların sosyal çevresini oluşturan komşuluk ilişkilerindeki değişim ve dönüşümü katılımcı deneyimleri aracılığıyla fenomenolojik açıdan inceleyerek ortaya çıkarmaya çalışmaktır. Bulgular anlam birimlerine ayrılarak, tema, kategori ve kodlar oluşturulmuş ve sosyal deneyimler kendi özgünlük çerçevesinde açıklanmıştır. Katılımcı ifadelerine göre komşuluğun, bazen yardımlaşma ve dayanışma ile yeniden yorumlandığı; bazen ise güvensizlik, iletişimsizlik ve sosyal izolasyon gibi durumların yaşanmasında dekadenz (çöküş) etkilerinin varlığı gözlenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda, deprem sonrası kurulan konteyner kentlerde ki komşuluk ilişkilerinde; dayanışmanın, güvenin ve aidiyetin yeniden yapılandırılma potansiyelini barındırırken, aynı zamanda kalıcı olmayan, güven problemlerini ve sosyal alanlarda çözülmeleri içinde barındırdığı bulgusuna ulaşılmıştır.

Dekadan
Emine Duman
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kapitalizm, medya emperyalizmi ve tüketim kültürü bağlamında "99 Francs" filminin analizi

Kapitalizm, üreticilerin mallarını satmak amacıyla örgütlenmesidir. Kapitalist sistem ürünlerini satmak için toplumları etkilemekte ve yarattığı etki ile insanları tüketime yönlendirmektedir. Tüketim, insan hayatının başlangıcından beri her dönemde bulunmaktadır. Ancak önceleri yeme, içme gibi temel ihtiyaçları karşılayan tüketim günümüzde kapitalist sistemin oluşturduğu ihtiyaçlara yönelmektedir. Bu dönemde insanlar ihtiyaç duymadıkları ürünleri modaya uymak, trendi yakalamak, demode olamamak için almakta bu durum ise kapitalist sistemin işine yaramaktadır. Küreselleşme ve medyanın etkisi ile bu akımlar dünyada yayılarak popüler hale gelmekte ve medyanın yarattığı emperyalizm ile kitle kültürü kavramı ortaya çıkmaktadır. Tüm bu bilgiler çerçevesinde çalışmanın amacı "99 Francs" filmini kapitalizm, medya emperyalizmi ve tüketim kültürü çerçevesinde incelemek ve filmin göstergebilimsel ve söylem analizini yapmaktır. Çalışmada söz konusu kavramların nasıl işlendiği, film içerisinde bu kavramlara yönelik eleştirilerin neler olduğu ortaya konmaya çalışılmaktadır. Filmde dünyanın en büyük reklam ajanslarından birinde metin yazarlığı yapan Octave'in hikâyesi anlatılmaktadır. Kendisine çok güvenen ve yaşamının hep mutlu ve huzurlu gideceğine inanan Octave'in yaşadığı iki olay hayatında büyük bir kırılma yaşamasına neden olmaktadır. Bunlardan ilki Madone şirketindeki toplantıda fikrinin beğenilmemesi diğeri ise sevdiği kızın kendisini terk etmesidir. Zaten uyuşturucu madde bağımlısı olan Octave bu süreçten sonra aklını oynatmakta ve Madone şirketine yaptıkları reklâm kampanyasını sabote ederek kendi yaratmış olduğu sisteme isyan etmektedir. Filmi çözümleme aşamasında söylem analizi ve göstergebilimsel analiz yöntemleri kullanılmaktadır. Bu filmin seçilmiş olmasının nedeni ise kapitalizm, medya emperyalizmi ve tüketim kültürü bağlamında söylem analizine ve göstergebilimsel analize elverişli bir film olmasıdır. Söylem analizi sonucunda filmde kapitalizm, medya emperyalizmi ve tüketim kültürü konularına sık sık değinildiği görülmektedir. Bu kavramlar açıkça başrolün anlatımı ve sahnelerin uyumuyla göze çarpmaktadır. Filmin göstergebilimsel analizinde ise daha çok kapitalizm ve tüketim kültürü ön plana çıkmakta, medya emperyalizmi konusunun görsellerde pek yer almadığı görülmektedir. Bunun nedeni ise filmde medya emperyalizminin kahramanın iç sesiyle anlatılması ama göstergelerde yer almamasıdır.

Dijital kapitalizmEmperyalizmFransız sineması+7
Figen Güneş
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yasal düzenlemelerin ve sosyal çevrenin alkol bağımlıları üzerindeki etkisi

Bu araştırma, Türkiye'de yasal düzenlemelerin ve sosyal çevrenin alkol bağımlıları üzerindeki etkileşimini nitel yöntemlerle incelemeyi amaçlamaktadır. Malatya ilinde AMATEM ve özel rehabilitasyon merkezlerinde tedavi gören 25 alkol bağımlısıyla yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiş ve veriler içerik analiziyle değerlendirilmiştir. Bulgular, yasal düzenlemelerin (vergiler, satış kısıtlamaları, reklam yasakları) paradoksal sonuçlar doğurduğunu ortaya koymuştur: Vergi artışları kayıt dışı alkol tüketimini %68 oranında artırırken, tedavi kayıt korkusu bağımlıların %40'ını resmi kurumlardan uzaklaştırmaktadır. Sosyal çevre faktörleri ise bağımlılık sürecinde belirleyici rol oynamaktadır. Ebeveyn alkolizmi bağımlılık riskini %400 artırırken, akran baskısı ilk içki deneyiminin %55'ini tetiklemektedir. İş ortamlarındaki "happy hour" ritüelleri ve kültürel normlardaki ikilemler (Batı'da sosyal kabul vs. Doğu'da %41 gizli tüketim) bağımlılığı normalleştiren mekanizmalardır. Ekonomik faktörler özellikle işsizlerde (%34.2) bağımlılığı kronikleştirmekte, tedavi önünde mali engeller oluşturmaktadır. Sonuç olarak, etkin bir mücadele için üçlü politika önerilmektedir: 1) Damgalayıcı değil tedavi odaklı yasal reformlar, 2) Aile-akran-iş eksenli sosyal rehabilitasyon ağları, 3) Ekonomik destek ve erişilebilir tedavi mekanizmaları. Bu bütüncül yaklaşım, bağımlılık döngüsünün kırılmasında hayati öneme sahiptir. ANAHTAR KELİMELER: Alkol Bağımlılığı, Yasal Düzenlemeler, Sosyal Çevre, Nitel Yöntemler, Tedavi Engelleri.

Mehmet Zülfü Er
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal iletişim stratejileri çerçevesinde sponsorluk faaliyetlerinin rolü

Bu çalışma, sponsorluk faaliyetlerini kurumsal iletişim stratejileri bağlamında ele alarak, kurumların kimlik, imaj, itibar, kültür, marka kişiliği ve paydaş ilişkileri gibi temel kurumsal bileşenleri nasıl şekillendirdiğini incelemektedir. Kurumsal iletişim, modern örgütlerin toplumsal meşruiyet, paydaş güveni ve sürdürülebilir değer üretimi hedeflerini gerçekleştirmesinde merkezi bir işlev üstlenmekte; sponsorluk ise bu sürecin stratejik iletişim araçlarından biri olarak konumlanmaktadır. Bu çerçevede sponsorluk, yalnızca tanıtım ve görünürlük sağlayan bir pazarlama faaliyeti değil, kurumun kimliğini, kültürünü ve değerlerini kamusal alanda temsil eden bütüncül bir iletişim pratiği olarak değerlendirilmektedir. Araştırma, kuramsal temelli bir literatür derlemesi niteliği taşımakta olup, alandaki ampirik çalışmaların bulguları ikincil analiz yoluyla incelenmiştir. Bu kapsamda sponsorluk; tarihsel gelişimi, türleri, iletişimsel işlevleri ve ölçüm süreçleri açısından ele alınmış; paydaş teorisi, denge kuramı, uyum teorisi, şema teorisi ve halo etkisi gibi psikolojik ve sosyal-psikolojik yaklaşımlar çerçevesinde analiz edilmiştir. Ayrıca IEG, WFA, ESA, KORE, IOC ve Lumency tarafından yayımlanan raporlardan elde edilen nicel veriler kullanılarak küresel sponsorluk ekosistemindeki güncel eğilimler ortaya konmuştur. Literatür incelemesi, sponsorluk ile kurum arasında algılanan uyumun olumlu imaj transferini güçlendirdiğini ve marka algısını desteklediğini göstermektedir. Spor dışındaki kültür, sanat ve sosyal sorumluluk sponsorlukları ise sürdürülebilirlik ve uzun vadeli değer yaratımı hedeflerine katkı sağlamaktadır. Bu bağlamda sponsorluk, kurumsal kimlik ve itibarın inşasında stratejik bir iletişim pratiği olarak öne çıkmaktadır.

Kurum imajıKurumsal iletişimKurumsal itibar+5
Hüseyin Namık Yıldırım
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Albert Camus'nün perspektifinden saçma kavramı; sanat, edebiyat ve medya üzerine bir inceleme

Bu çalışma, Albert Camus'nün felsefesinde merkezi bir yere sahip olan "saçma" (absürd) kavramını temel alarak söz konusu kavramın sanat, edebiyat ve medya alanlarındaki dönüşümünü incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, Camus'nün absürd kuramı kuramsal çerçeve olarak ele alınmış; kavramın klasik metinlerdeki bilinç uyandırıcı işlevi ile çağdaş dijital kültürdeki görünümü karşılaştırmalı biçimde değerlendirilmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş, metin çözümlemesi ve karşılaştırmalı analiz tekniklerinden yararlanılmıştır. Bu bağlamda Camus'nün absürd anlayışı; Dadaist sanat pratiği, Camus'nün Yabancı ve Sisifos Söyleni eserlerindeki temsilleri ile dijital medya ekosisteminde, özellikle TikTok platformundaki yansımaları üzerinden incelenmiştir. Ayrıca dijital çağda anlamın çözülmesini tartışan çağdaş kuramsal yaklaşımlardan da yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular, Camus'nün düşüncesinde absürdün bireyi farkındalığa ve başkaldırıya yönelten bilinç kurucu bir işleve sahip olduğunu göstermektedir. Buna karşın güncel dijital medya ortamında absürdün, algoritmik tekrar ve hız kültürü içinde nötralize edilerek çoğu zaman yüzeysel bir performans unsuruna dönüştüğü tespit edilmiştir. Bu durum, absürd kavramının tarihsel süreçte eleştirel ve varoluşsal derinliğinden uzaklaşarak simülasyonel bir medya pratiğine evrildiğini ortaya koymaktadır. Bu yönüyle çalışma, absürd kavramını disiplinlerarası bir perspektifle ele alarak Camus'nün varoluşçu yaklaşımı ile çağdaş dijital kültür dinamikleri arasında eleştirel bir köprü kurmayı hedeflemektedir.

Rukiye Gelegen
Malatya Turgut Özal University · Institute of Graduate Studies
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital oyunlarda oyun içi satın alma davranışının incelenmesi

Bu çalışma, dijital oyun kullanıcılarının oyun içi satın alma niyetlerini açıklamak amacıyla geliştirilmiş kuramsal bir modeli test etmektedir. Model, Planlı Davranış Teorisi (TPB), Teknoloji Kabul Modeli (TAM) ve Teknolojinin Kabulü ve Kullanımının Birleşik Teorisi (UTAUT) modellerini bütünleştirerek; tutum, öznel norm, algılanan davranış kontrolü, keyif, kullanım kolaylığı ve performans beklentisi gibi değişkenlere odaklanmaktadır. Oyun bağımlılığı ise satın alma niyetini etkileyen bağımsız bir değişken olarak modele dahil edilmiştir. Araştırma, Türkiye'de 18 yaş ve üzeri dijital oyun kullanıcılarından çevrim içi anketle toplanan verilerle gerçekleştirilmiş, yapısal eşitlik modellemesi (SEM) uygulanmıştır. Bulgular, modelin satın alma niyetini açıklamada anlamlı olduğunu; özellikle keyif, performans beklentisi ve oyun bağımlılığının etkili değişkenler olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimel

Betül Karabıyık
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

2000'li yıllar Türk sinemasında baba-oğul ilişkisi ve travma

İnsanlığın var olduğu ilk yıllardan beri insan beyni ve insanın davranışları merak ve araştırma konusu olmuştur. İnsan bazen bu merakı sorarak bazense araştırarak gidermeye çalışmıştır. Dolayısıyla insanlar, iyi ya da kötü yaşantılar ve tecrübelerinin sonucunda başlarına gelen bir takım ruhsal durumlara anlam arayışı içerisine girmişlerdir. 19. yüzyılın sonlarında ise gelişen teknolojiyle bu arayış daha anlamlı ve somut hale gelmiştir ve ortaya travma kavramı çıkmıştır. Daha sonra travmanın insanın tüm ilişkilerinde ortaya çıkabilecek bir durum olduğu çeşitli araştırmacılar tarafından kanıtlanmıştır. Şüphesiz ki bu insan ilişkilerinden en yaygın olanı da aile içi ilişkilerdir. Toplumun gözünde kimi zaman bir ata kimi zaman ise bir otoriter temsil olarak görünen baba ise bu ilişkinin merkezinde yer alan unsurlardan biridir. Birey babasıyla her zaman olumlu bir ilişki içerisinde olmayabilir. Kimi zaman ise bu ilişki sallantılı ve travmatik olabilir. Çalışmada travma kavramının sinemada temsilleri ve baba-oğul ilişkisine etkilerini belirlemek hedeflenmiştir. Çalışma teori ve uygulama olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Teori kısmı ise kendi içerisinde ikiye ayrılmaktadır. İlk bölümde travma ikinci bölümde ise sinema hakkında literatür taraması yapılacaktır. İlk bölümde; travma kavramının tarihi, travmaya sebep olabilecek unsurlar, travmanın etkileri, travmanın türleri, çocukluk çağı travmaları ve anne ve baba kaynaklı travmalarla ilgili literatür araştırması yapılmış ve ulaşılan veriler çalışmaya eklenmiştir. İkinci bölümde ise; Sinemanın elementleri, Türkiye'ye sinemanın gelişi ve ilk sinemacılar, Türk sinemasının dönemleri ve bu dönemlerde yer alan travmatik baba-oğul ilişkisi konulu filmler ile ilgili literatür taraması yapılmış ve çalışmaya eklenmiştir. Çalışmanın ikinci kısmında ise sinemanın elementleri değerlendirilerek örneklem seçilen filmler üzerinden travma merkeze alınarak okumalar yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda, sinemanın ilk yıllarından itibaren baba-oğul ilişkisinin bir tema olarak karşımıza çıktığı ve özellikle sinemanın gelişimiyle birlikte bu ilişkinin içerisine travmatik olayların ve izlerin girdiği gözlemlenmiştir.

Sanat sinemasıSayısal sinemaTürk sineması
Selahattin Eraslan
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel haberin dijital dönüşümü: Yozgat basılı gazeteleri ve internet sitelerinin karşılaştırılması

Bu yüksek lisans tezinde, dijitalleşme sürecinin yerel gazetecilik üzerindeki etkileri Yozgat ili özelinde incelenmiştir. Araştırmanın temel amacı, Yozgat'ta yayımlanan altı yerel gazetenin basılı ve dijital sürümlerindeki haber üretimi ile içeriklerinde meydana gelen değişimleri analiz ederek, yeni medya teknolojilerinin yerel basına getirdiği dönüşümleri ortaya koymaktır. Çalışmada, dijitalleşmenin gazetecilikte içerik yapısı, haberin sunumu, haber kaynakları ve yerellik vurgusu üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Araştırmada, 2024 yılı Şubat ayında Yozgat merkezinde yayımlanan altı yerel gazete ile bu gazetelerin internet sitelerinde yer alan haberler veri setini oluşturmuştur. Hem nicel hem de nitel içerik analizi yöntemleri kullanılmış; haberlerin kategorisi, kaynağı, kapsamı, başlık özellikleri ve görsel-işitsel öğe kullanımı gibi değişkenler sistematik biçimde kodlanmıştır. Veriler istatistiksel olarak değerlendirilmiş, bulgular ise içerik odaklı yorumlanmıştır. Araştırma bulgularına göre dijitalleşme, yerel gazetelerde görsel-işitsel içerik ve haber çeşitliliğini artırmakta; başlıklarda yerellik vurgusunu öne çıkarmaktadır. Ancak bazı kategorilerde ajans kaynaklı içeriklerin baskın olması, editoryal özgünlüğü sınırlamaktadır. Basılı ve dijital gazeteler arasında haber sayısı, kapsam ve içerik bakımından belirgin farklar ortaya çıkmıştır. Yerel gazetelerin dijitalleşme sürecinde teknolojik olanaklardan tam anlamıyla yararlanamadığı; özellikle etkileşim ve multimedya kullanımı açısından potansiyelin gerisinde kaldığı saptanmıştır. Bu çalışma, Anadolu'da yerel medya ile dijitalleşme ilişkisini güncel bir örnekle ele almakta ve yerel gazetelerin dijitalleşme süreçlerine yönelik öneriler sunarak literatüre katkıda bulunmaktadır.

Alternatif medyaElektronik medyaEtkileşimli medya+7
Yasin Nazım Kayhan
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel haber medyasında yapay zeka kullanımı: Engeller ve olanaklar üzerine bir araştırma

Bu araştırma, Türkiye'deki yerel haber medyasında yapay zeka teknolojilerinin nasıl kullanıldığını, karşılaşılan zorlukları ve sağladığı fırsatları eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirmektedir. Çalışma, Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesinden seçilmiş 14 ilde çalışan 20 yerel medya personeli ile yapılan asenkron yazılı yarı yapılandırılmış görüşmelere dayanmaktadır. Bu çalışmada veriler, tematik analiz yöntemi kullanılarak incelenmiş ve beş ana başlık altında bir araya getirilmiştir: yapay zekaya dair farkındalık seviyesi, kullanım nedenleri, fırsatlar, riskler ve yerel medyada karşılaşılan yapısal engeller. Araştırma sonuçları, yapay zeka teknolojilerinin yerel medya içerisinde genellikle bireysel çabalarla ve sınırlı bir şekilde kullanıldığını; kurumsal düzeyde ise bu teknolojilerin sistematik bir biçimde entegre edilmediğini ortaya koymaktadır. ChatGPT, Transkriptor ve benzeri araçlar, başlık oluşturma, metin düzenleme ve röportaj analiz etme gibi işlemlerde kullanılmaktadır; ancak teknik alt yapı eksikliği, yüksek maliyetler, eğitim yetersizlikleri ve etik kaygılar bu sürecin geliştirilmesini zorlaştırmaktadır. Bu çalışma, yapay zekanın yerel medya ortamında dijital eşitsizlikleri artırma olasılığına dikkat çekmekte ve insan odaklı, etik bir entegrasyonun zorunluluğunu vurgulamaktadır.

Hüseyin Buğdaycı
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital Gazetecilik ve Deepfake: Haber Güvenilirliği Üzerine Bir Araştırma

Bu çalışmada dijital gazetecilik pratiklerinin, derin öğrenme algoritmalarıyla üretilen sahte içerikler olan deepfake teknolojisi karşısındaki direnç kapasitesini ve bunun haber güvenilirliği üzerindeki çok boyutlu yansımalarını incelemeyi amaçlamaktadır. Deepfake teknolojisi, siyasal manipülasyon, dezenformasyon ve bilgi kirliliği gibi sorunlara yol açarak, haber güvenilirliğinin geleneksel ölçütlerini aşındırmaktadır. Nitel araştırma paradigması çerçevesinde durum çalışması deseniyle yapılandırılan çalışmada, Youtube ve Instagram platformlarında 18.02.2022–01.06.2025 tarihleri arasında yayımlanan deepfake içerikli 8 haber videosu ölçüt örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmanın ampirik verisini, bu videoların altından toplanan 187 adet kullanıcı yorumu oluşturmaktadır. Veriler, altı temel hassasiyet türü ve yedi duygusal ton kategorisi çerçevesinde betimsel içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Analiz sonucunda en baskın hassasiyet türleri Manipülasyon ve Algı Yönetimi Kaygısı ile Etik ve Yasal Hassasiyet olmuştur. Kullanıcılar, deepfake'i hem bireysel mahremiyet ihlali hem de toplumsal güveni tehdit eden sistemik bir unsur olarak algılamaktadır. Ayrıca Teknolojiye Yönelik Takdir ve Merak hassasiyeti de önemli bir yer tutmuş, kullanıcıların teknolojik ilerlemeyi hayranlıkla karşıladığını ancak potansiyel risklerin farkında olduğunu göstermiştir. Duygusal tonlarda ise Korku başı çekmiş, bunu Şaşkınlık ve Mutluluk izlemiştir. Sonuç olarak deepfake'in dijital medyada bir hakikat krizi yarattığını ve haber güvenilirliğinin artık yalnızca doğrulukla değil, aynı zamanda teknolojik denetim ve etik sorumlulukla da ölçüldüğünü göstermektedir. Bu riskleri azaltmak amacıyla, yapay zekâ ile üretilen içeriklere zorunlu etiketleme/filigran sistemlerinin getirilmesi ve kuşaklararası medya okuryazarlığı programlarının geliştirilmesi önerilmektedir.

Şamil Özer
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

11 Eylül olayları sonrası ABD ideolojisinin sinemada temsili

Bu araştırma, Hollywood sinemasında 11 Eylül Saldırıları sonrası ABD ideolojisinin sinemada temsilini temele almaktadır. Bu çalışma, değişen ABD ideolojisinin Hollywood sinemasında nasıl ele alındığını tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, değişen ideolojiler tespit edilmiş ve Hollywood sinemasında nasıl ve hangi kodlarla aktarıldığı söylem analizi yöntemiyle saptanmıştır. Bu doğrultuda analiz edilecek filmler United 93 (2006), World Trade Center (2006), The Reluctant Fundamentalist (2012), Zero Dark Thirty (2012), ve The Report (2019) olarak belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, 11 Eylül terör saldırıları Amerika kadar Hollywood sinemasını da etkilemiştir. Teröre yönelik geliştiren ideoloji ve politika için saldırılar bir dönüm noktasıdır. Saldırılarla birlikte ortaya çıkan yeni ideolojiler saldırıların yarattığı hasarı azaltmak ve yıkılan ideolojiyi yeniden inşa etmek üzerine kurulmaktadır. Bu doğrultuda Hollywood sinemasında, vatanseverlik ve milliyetçilik, terörizm ve güvenlik ve bireysel mücadele gibi ideolojiler ortaya çıkmaktadır. Ayrıca var olan Amerikan rüyası, istisnaicilik, ötekileştirme, oryantalizm gibi ideolojiler dönüşerek yeni bir boyut kazanmaktadır. Bu değişimler Hollywood sinemasında karakter ve kimlik, mekan ve kurgusal dünya, diyalog ve söylem, teknik kodlar yardımıyla aktarılmaktadır.

Amerikan sinemasıDevlet terörizmiSiyasi terör
Kamile Gül Yöndemli
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital gazetecilik pratiği bağlamında haber ajanslarının TikTok kullanımı

Yeni medya ve gelişen iletişim teknolojileri sonucunda gazetecilik pratikleri büyük bir değişime uğramıştır. Bu değişim gazeteciliğe yeni ivmeler kazandırmıştır. Geleneksel gazetecilik pratiklerinin aksine daha hızlı, daha kolay ve en önemlisi etkileşimli bir süreç ortaya çıkmıştır. Gazetecilik pratikleri dijitalleşerek yepyeni bir ortamda vuku bulmaya başlamıştır. Dijital gazetecilik pratikleri Web 2.0 teknolojileriyle iç içe bir yapıdır. Günümüzde dijital gazetecilik pratikleri sosyal medyada oldukça fazla kullanılmaktadır. Bugün gelinen noktada en çok kullanılan sosyal medya platformlarından biri de TikTok'tur. Bu çalışmanın amacı haber ajanslarının dijital gazetecilik pratikleri bağlamında TikTok'u nasıl kullandıklarını incelemektir.

Gazete haber ajanslarıSosyal medyaYeni gazetecilik+1
Merve Cönk
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
10
Master'sOpen AccessTR

2000 sonrası Avrupa sinemasında Avrupalılık kimliği

Bu araştırma, 2000 sonrası Avrupa sinemasında Avrupalılık kimliğinin temsiline odaklanmaktadır. Çalışmanın amacı, sinema sanatının toplumsal kimlik inşasındaki rolünü ve Avrupalılık kimliğinin sinemada nasıl temsil edildiğini anlamaktır. Araştırmada "amaçlı örneklem" yöntemi kullanılmış ve Avrupa kimliğini farklı boyutlarıyla ele alan beş film incelenmiştir: "Gözbebeğim", "Başkalarının Hayatı", "Söz Cambazı", "Onur Savaşı" ve "Mustang". Filmler, sosyolojik analizler ve içerik çözümleme yöntemleri ile incelenmiş; görsel ve öyküsel kodlar bağlamında değerlendirilmiştir. Bulgular, Avrupa'nın yüksek refah seviyesini evlat edinme süreçleri ve çocuk haklarına verilen önem üzerinden yansıtmaktadır. Eğitim ve sosyal uyum temaları, bireysel direniş ve toplumsal dayanışmayı vurgulayan unsurlar, gelenek ve modernlik çatışmasını kadınların deneyimleri üzerinden aktarmaktadır. Avrupa sinemasında görülen olumlu taraflar, çocuk haklarına verilen önem, eğitimde eşitlik ve sosyal uyumun desteklenmesi olarak öne çıkmaktadır. Avrupa sinemasının toplumsal dönüşüm süreçlerine katkıda bulunurken, Avrupalılık kimliğini eşitlik, sosyal adalet, refah ve bireysel özgürlük gibi değerlerle sembolize ettiğini göstermektedir. Ayrıca, bu filmler toplumsal baskılar, devlet gözetimi ve bireysel özgürlükler arasındaki gerilim, kadınların geleneksel rollere karşı direnişi gibi olumsuz tarafları da ele almaktadır. Avrupa sineması, bu şekilde toplumsal dinamikleri ve bireylerin bu dinamikler içindeki yerini kapsamlı bir şekilde analiz etmektedir. Araştırma, 2000 sonrası Avrupa sinemasında Avrupalılık kimliğinin karmaşık bir yapıya sahip olduğunu ve bu kimliğin sinema aracılığıyla farklı şekillerde temsil edildiğini ortaya koymaktadır.

Alman sinemasıFransız sinemasıMilli kimlik+4
Burak Karakaya
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Reklamlarda çevresel sürdürülebilirlik temasının tüketici karar süreçlerine yansıması: Odak grup görüşmesiyle bir inceleme

Küresel ısınma, dünya ülkeleri için yakın ve uzak gelecekte risk teşkil eden en önemli çevresel olaylar arasında yer almaktadır. Isınmadan dolayı delinen ozon tabakası, suyun ve yağış oranlarının azalması, hava sıcaklıklarındaki dengesizlikler, ülke yönetimlerini "küresel ısınma" konusunu gerek yerel gerekse ulusal düzeyde ele alması noktasında tetikleyici olmuştur. Küresel ısınmanın bir sonucu olarak meydana gelen iklim değişikliği, Türkiye'de de önemli ölçüde dikkate alınmıştır. Tüm bu nedenler göz önünde bulundurulduğunda çevresel sorunlara duyulan hassasiyetin medya aracılığı ile kamuoyuna aktarılması da kaçınılmaz olmuştur. Medyayı aktif biçimde kullanan sektörlerden birisi olan "reklamcılık" için de bu nedenden ötürü yeni bir mesaj alanı doğmuştur. Markaların, yalnızca ürün tanıtımı ile değil, marka değer algısı ile de satış yapmaya başladığı küresel dünyada, iklim değişikliği ve küresel ısınma gibi sorunlardan doğan "çevresel sürdürülebilirlik" teması etrafında şekillenen iletilerin, hedef kitleye duyarlılık mesajı vererek satış hacmini artırmak istediği görülmektedir. Markalar, küresel bir sorunun çözümüne tüketicileri de dâhil ederek, satış yönlü bir çözüm süreci sağlamak istemektedir. Çalışma, çevresel sürdürülebilirlik temalı reklamların hedef kitle üzerindeki yansımasını ve bu yansımaların eyleme dönüşüm sürecini incelemektedir. Bu doğrultuda odak grup görüşmesi yapılmış olup, katılımcıların kişilik özellikleri göz önünde bulundurularak reklamların tüketici davranışları üzerindeki yansıması araştırılmıştır. Çalışma sonucunda sorumluluk özelliği bakımından öne çıkan kişilerin, çevresel sürdürülebilirlik temalı ürünlere daha fazla duyarlı olduğu, nevrotiklik özelliği bakımından öne çıkan kişilerin ise çevresel sürdürülebilirlik konusu hakkında endişe taşıdığı görülmüştür.

Yeşil tüketicilerÇevresel sürdürülebilirlikÇevrimiçi reklamcılık
Ağustos Gerçe
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin dijital ayak izi ve etik kavramına ilişkin algılarının incelenmesi: Aksaray Üniversitesi örneği

Geçmişten günümüze yaşanan teknolojik gelişim ve dönüşümler günümüzde de büyük bir hızla devam etmektedir. Gelişen ve dönüşen bu teknolojik ilerleme ile birlikte dijital dönüşüm, dijital etik, yapay zekâ teknolojileri, dijital veri, mahremiyet, gözetleme gibi kavramlar toplum gündeminde yerini almaktadır. İnsan hayatını kolaylaştıran ve hızlandıran teknolojik dönüşümler beraberinde bir takım etik problemleri de getirmiştir. Bu bağlamda yapılan çalışmada bireylerin dijital teknoloji kullanımları sonucunda oluşan dijital ayak izleri ve bu ayak izlerine karşı etik algı düzeyleri ve farkındalık düzeylerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın yöntem kısmı için Aksaray Üniversitesi'nin çeşitli birimlerinde eğitimlerine aktif olarak devam eden toplamda 340 öğrencinin katılımı ile anket yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında katılımcıların etik kavramına ilişkin algıları genel anlamda yüksek, dijital ayak izi farkındalıkları yüksek ancak dijital ayak izi kavramına ilişkin bilgilerinin ise düşük düzeyde olduğu tespit edilmiştir.

Daeninckx, DidierDijital tarama
Songül Sucu
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Afet dönemlerinde X platformu paylaşımlarının yanlış bilgi bağlamında incelenmesi: 6 Şubat depremleri

Çağımızın en kritik epistemolojik sorunlarından biri olan yanlış bilgi fenomeni, dijital iletişim ekosisteminde giderek karmaşıklaşan bir yapı sergilemektedir. Hakikat sonrası çağın karakteristik özelliği olan bu durum, özellikle afet gibi kriz anlarında toplumsal etkileri katlanarak artan bir soruna dönüşmektedir. 2023 yılında meydana gelen 6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri yanlış bilginin afet dönemlerindeki yayılım dinamiklerini ölçmek hususunda oldukça önemli bir noktada durmaktadır. Bu çalışma, 6 Şubat depremlerinde X platformunda yayılan yanlış bilgilerin türlerini, yayılım dinamiklerini ve toplumsal etkilerini sistematik bir yaklaşımla incelemektedir. Araştırma, Uluslararası Doğruluk Kontrolü Ağı (IFCN) onaylı üç bağımsız doğrulama platformu (Teyit.org, Doğrula.org, Doğruluk Payı) ile iki resmi kurumun (AA Teyit Hattı, DMM) verilerini temel alarak, afet dönemlerinde yanlış bilginin yapısını ve zarar potansiyelini analiz etmektedir. Nitel yöntemin kullanıldığı bu çalışmada doğrulama platformlarındaki uzmanlarla yüz yüze görüşmeler yapılmış, 529 teyit edilmiş içerik doküman analizine tabi tutulmuştur. Elde edilen veriler betimsel analiz tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Bu doğrultuda Wardle'nin yanlış bilgi türlerine yönelik yapmış olduğu sınıflama dikkate alınarak tematik bir çerçeve oluşturulmuştur. Çalışmada yanlış bilgi içeren paylaşımların %69'unun X kaynaklı olduğu tespit edilmiş, paylaşımlarda yanlış bilginin en çok uydurma ve çarpıtma türlerinin öne çıktığı bulgulanmıştır. Çalışma sonucunda sosyal medya uygulamalarında yanlış bilgiyi önlemek adına gerçek zamanlı doğrulama ve uyarma içeren yeni sistemlerin geliştirilmesi önerilmektedir.

Sümeyye Çalışkan
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İletişim fakültesi öğrencilerinin çevrimiçi mahremiyet kaygısı: Aksaray Üniversitesi örneği

Sosyal medya, dijital iletişimi günlük yaşamda daha etkin hale gelmektedir. Bu durum, bireylerin iş ve özel yaşantıları üzerinde olumlu ve olumsuz etkiler ortaya çıkarmaktadır. Örneğin sosyal medya kullanıcıları, gelişen dijital iletişim ağları sayesinde çevresini gözetleme imkanına erişmektedir. Bu nedenle gözetim ve mahremiyet olguları, dijitalleşme nedeniyle dönüşüme uğramaktadır. Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin çevrimiçi mahremiyet kaygılarının ölçülmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada, Buchanan ve arkadaşları (2007) tarafından geliştirilen ve Turgay Alakurt (2017) tarafından Türk kültürüne uyarlanan Çevrimiçi Mahremiyet Kaygısı Ölçeği, basit tesadüfi örneklem yoluyla Aksaray Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde yer alan 272 öğrenciye uygulanmıştır. Elde edilen veriler istatistik tekniklerle analiz edilmiştir. Buna göre üniversite öğrencilerinin mahremiyet kaygıları orta düzeyde belirlenmiştir. Öğrenciler, dijital ortamlarda karşı karşıya oldukları mahremiyet risklerinin farkında olduklarını, ancak yeterince önlem almadıklarını göstermektedir.

Çevrimiçi mahremiyet
Kardelen Nur Yücel
Aksaray University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00