Theses supervised by Doç. Dr. Canan Tanıdır

10 theses · İstanbul Arel University, İstanbul Gelişim University

Master'sOpen AccessTR

Algılanan ebeveyn tutumları ve benlik algısı ile alkol madde kullanımı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı algılanan ebeveyn tutumları ve benlik algısı ile alkol madde kullanımı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu sebeple Demografik Bilgi Formu aracılığı ile elde edilen bilgilerin alkol madde kullanımı ile ilişkilerinin incelenmesi de amaçlanmaktadır. Araştırmada 18 – 30 yaş aralığında yer alan 314 kadın, 133 erkek katılımcı toplamda 447 kişi yer almaktadır. Katılımcılara sırasıyla Bilgilendirilmiş Onam Formu, Demografik Bilgi Formu, Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği, Sosyal Karşılaştırma Ölçeği ve Michigan Alkolizm Madde Tarama Testi uygulanmıştır. Elde edilen veriler Pearson Korelasyon Analizi, Bağımsız örneklem t testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Regresyon analizleri kullanılarak incelenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre algılanan ebeveyn tutumları ile alkol madde kullanımı ve benlik algısı ile alkol madde kullanım arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmazken, benlik algısı ile algılanan ebeveyn tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki görülmüştür. Anlamlı görülen bu modelde ebeveyn tutumlarından olan anne duygusal sıcaklık, baba duygusal sıcaklık ve anne aşırı koruyuculuk alt boyutları yordayıcı parametreler olarak görülmüştür. Anne duygusal sıcaklık, baba duygusal sıcaklık ile benlik algısı puanları arasında pozitif, anne aşırı koruma ile benlik algısı arasında negatif bir ilişki olduğu bulunmuştur. Katılımcıların cinsiyetlerine, yaşlarına, eğitim ve medeni durumlarına göre alkol madde kullanımı incelendiğinde, Alkol madde kullanımının cinsiyete, eğitim durumuna göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı, medeni duruma göre ise farklılaşmadığı görülmüştür. Ek olarak yaş değişkeni ve alkol madde kullanımı arasında bir ilişki olmadığı da görülmüştür. Cinsiyete göre bakıldığında kadınlara oranla erkeklerin MATT ölçek ortalama puanları daha fazlayken, eğitim durumu değişkeninde ise lise mezunlarının, üniversite ve yüksek lisans/doktora mezunlarına göre MATT ölçek ortalama puanlarının daha fazla olduğu görülmüştür. Mevcut çalışmadan elde edilen sonuçlar literatür çerçevesinde tartışılmıştır.

Alkol içmeAlkolizmAna-baba algısı+3
Muhammed Fatih Karaaslan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pilotların pilot akran destek programları çerçevesinde veya bir psikologdan psikolojik yardım alma ile ilişkili sosyal damgalanma korkusu ve psikoterapi hakkındaki düşünceleri ile kendini açma eğilimleri arasındaki ilişki

Dünya literatürüne hem psikoloji hem havacılık bilim alanlarında bir ilki kazandıracak bu interdisipliner araştırmanın amacı; pilotların pilot akran destek programları çerçevesinde veya herhangi bir psikologdan psikolojik destek alma ile ilişkili sosyal damgalanma korkusu ve psikoterapi hakkındaki düşünceleri ile kendini açma eğilimleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. İlgili araştırma problemi başta psikoloji olmak üzere, havacılık psikolojisi, psikiyatri, tıp, adli tıp, havacılık yönetimi, sivil havacılık, uzay ve havacılık mühendisliği, sivil havacılık kabin hizmetleri, uçuş harekât yöneticiliği, havacılık ve uzay bilimleri akademik alanları tarafından, hiç incelenmemiş ve çalışılmamıştır. Araştırmanın temelini nicel yöntem ve buna bağlı olarak geliştirilmiş anketler oluşturmuştur. Türkiye'de çalışan 211 pilot çalışmanın örneklemini oluşturmaktır. Bu çalışmada veri toplamak için katılımcılara; "Kişisel Bilgi Formu", "Psikolojik Yardım Alma Nedeniyle Sosyal Damgalanma Ölçeği", "Psikoterapi Hakkındaki Düşünceler Ölçeği" ve "Kendini Açma Beklentileri Ölçeği" uygulan¬mıştır. Yukarıdaki ölçekler ve ölçek alt boyutları arasında yüksek düzeyde istatistiksel güvenilirliğe sahip, anlamlı ilişkiler bulunmuş, Pearson Korelasyon testi ile incelenmiş ölçek alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre katılımcıların %75'i Pilot Akran Destek Programlarından haberdar değildir, %60'ı mesleki geleceklerinden kaygı duymaktadır ve %88'i aile sorunlarının uçuş performansını etkilediğini, %50'si bir psikologdan psikolojik destek almak istediğini ifade etmiştir. Örneklemin sosyal damgalanma kaygısı arttıkça terapist tepkisi, imaj sorunu ve zorlanma sorunu kaygıları da artmaktadır. Örneklemin sosyal damgalanma kaygısı arttıkça, kendini açmaktan bekledikleri riskler artmakta, bekledikleri faydalar ise azalmaktadır. Pilotların psikolojik yardım almak için ilk tercihlerinin psikologlar olması Havacılık Psikologlarının önemini göstermektedir. Araştırma sonuçlarında pilotların, psikoterapi sürecinde terapistin yetkinliğini sorgularken, yargılama ve damgalama unsurlarının olmadığı ortamlarda kendilerini daha rahat ifade edebilecekleri görülmüştür. Bu araştırmadan elde edilen sonuçlar, Pilot Akran Destek Programlarının düzenlenip geliştirilmesi ve sonraki araştırmalara öncü kılavuz niteliğindedir. Anahtar Kelimeler: Klinik Psikoloji, Havacılık Psikolojisi, Pilot, Akran Destek Programı, Damgalanma, Yardım Alma, Havacılık Psikoloğu, Psikoterapi, Havacılık, Psikiyatri, Pilot Akran Destek Programları

Akran desteğiDamgalamaHavacılık+5
Berrin Çelikel
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya kullanan genç yetişkinlerde beden algısı ve özgüven arasındaki ilişki

Bu çalışma sosyal medya kullanan genç yetişkinlerde Beden Algısı ve Özgüven arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. İnternetin hızlıca yayılmasının ardından Sosyal Medya kullanımı giderek artmıştır ve insanlar zamanlarının çoğunu sosyal medya ortamlarında geçirmektedir. Sosyal Medya kullanımının beraberinde getirdiği bazı problemler vardır. İnsan doğası gereği kendisi ile diğerlerini kıyaslama özelliğine sahiptir. İnsanların sosyal medyada vakit geçirdikleri süre içerisinde takipte oldukları ve gördükleri kişiler ile kendilerini, hayatlarını, yaşam biçimlerini karşılaştırabilmektedirler. Son yıllarda özellikler gençler arasında yaygınlaşan bedenlerini kıyaslama durumu medyanın etkisi ile daha da artmıştır. Bu araştırmada ki amacımız Sosyal medya kullanan kişilerin beden algıları ve özgüvenleri arasında ilişki olup olmadığını incelemektir. YÖNTEM: Çalışma için rastgele seçilen 250 katılımcının anonim şekilde yanıtladıkları anketlerden elde edilen verileri analiz edilmiştir. Araştırmada veri toplama amacıyla kullanılan ölçüm araçları; İçerisinde sosyal medya kullanımı ile ilgili sorularda bulunan Tanımlayıcı veri toplama formu, Beden Algısı Ölçeği ve Özgüven Ölçeğidir. Tanımlayıcı veri formu kişilerin yaş, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu, öğrenim durumu, gelir durumu, en uzun süre yaşanılan ili ve buna ek olarak günde kaç saat sosyal medya kullandığı, en çok hangi medya aracını kullandığı şeklinde sorular sormaktadır. Beden Algısı Ölçeği; 40 maddeden oluşmaktadır. Ölçek beş dereceli likert tiptedir. Ölçeği uygulayan kişilerin alabileceği en yüksek puan 200'dür. Özgüven Ölçeği; 33 maddeden oluşan ölçek beş dereceli likert tipten oluşmaktadır. Ölçeğin iç özgüven ve dış özgüvenden oluşan iki alt boyutu vardır. Ölçek iç özgüven ve dış özgüveni ölçmektedir. Ölçeğin 17 maddesi iç özgüvenini geri kalan 16 madde ise dış özgüveni ölçmektedir. Toplanan verilerin analizinde, SPSS-22 istatistiksel analiz programı kullanılmıştır. Sosyal medya kullanan bireylerin beden algıları ve özgüven düzeylerine yönelik yapılan analizlerde, parametrik analiz yöntemleri kullanılmıştır. BULGULAR: Araştırma sonunda, sosyal medya kullanan bireylerin beden algılarının medeni durum, yaş grubu, gelir düzeyi, genel ruh hali ve sosyal medyadaki takipçi sayısına göre anlamlı fark gösterdiği; eğitim durumu, kullanılan sosyal medya hesabı ve sosyal medyada geçirilen ortalama süreye göre anlamlı fark oluşmadığı tespit edilmiştir. Ek olarak, sosyal medya kullanan bireylerin özgüven düzeylerinde eğitim durumu ve sosyal medyadaki takipçi sayısına göre anlamlı fark belirlenmiş; medeni durum, yaş grubu, gelir düzeyi, genel ruh hali, kullanılan sosyal medya hesabı ve sosyal medyada geçirilen ortalama süreye göre anlamlı fark oluşmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca sosyal medya kullanan bireylerin beden algıları ile özgüven düzeylerinde pozitif yönlü anlamlı ilişki tespit edilmiştir. SONUÇ: Çalışmanın veri analizleri sonucunda; sosyal medya kullanan genç yetişkinlerin beden algıları ve özgüvenleri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Bu konuda daha geniş sayıda katılımcı ile farklı yaş grupları ile yapılacak daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

Beden imajıGenç yetişkinlerSosyal medya+2
Naz Tamay Oğuzhan
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Genç yetişkinlerde deri yolma davranışları ile anksiyete ve obsesif kompulsif belirtiler arasındaki ilişkinin incelenmesi

Giriş ve Amaç: Deri yolma bozukluğunda (DYB) birey takıntılı olarak derisini yolarak bunu ciddi bir cilt sorunu haline getirmektedir. Son 10-15 yılda DYB ile ilgili yapılan çalışmaların ve hastalığın klinik olarak bilinirliğinin de artmasıyla DYB, ilk kez Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı-5 ile ayrı bir klinik tablo olarak ele alınmıştır. DYB ile ilgili çalışmalarda ek tanı oranları yüksektir. Klinik çalışmalarda deri yolma bozukluğu olan hastaların %57-100'ünde anksiyete ve depresif bozukluklar en fazla olmak üzere yaşamboyu en azından bir tane eksen 1 bozukluk tanısının olduğu bildirilmiştir. Bu bulgulara dayanılarak, bağımsız etiyolojisi olan ayrı bir bozukluktan çok diğer psikiyatrik bozuklukların özgül olmayan bir belirtisi olarak kavramsallaştırılmasının daha uygun olabileceği öne sürülmüştür. Bu çalışmanın amacı deri yolma davranışları ile anksiyete ve obsesif kompulsif belirtiler arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bununla beraber deri yolma belirtileri ile yaş, cinsiyet, medeni durum, ekonomik durum, eğitim durumu gibi bazı sosyodemografik özellikler arasındaki ilişki de incelenecektir. Yöntem: Çalışma online ortamda 18-30 yaş arası 200 birey ile yapılmıştır. Çalışmada kullanılan ölçekler, "Kişisel Bilgi Formu", anksiyete belirtilerini ölçmek için "Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği", obsesif kompulsif belirtileri ölçmek için "Padua Envanteri" ve deri yolma belirtilerini ve şiddetini ölçmek için "Deri Yolma Ölçeği (Sicking Picking Scale-Revised)" envanteri kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan katılımcıların %73.4'ü kadın, %26.6'sı erkek, %46.9'u daha önce psikiyatrik ya da psikolojik destek almış, %12.6'sı obsesif kompulsif bozukluğu tanısı almış, %30'u anksiyete bozukluğu tanısı almış, %55.6'sı travmatik olay yaşamış, %64.3'ünün cilt yolma alışkanlığı var, %16.4'ü farkında olmadan otomatik bir şekilde derisini yoluyor, %8.7'si mutsuz-gergin-sinirli anlarında derisini yoluyor, %12.6'sı ruh hali fark etmeksizin derisini yolmaktan keyif-haz alıyor, farkında ama kendini durduramıyor, %26.6'sı bazen farkında olmadan otomatik olarak derisini yoluyor, bazen de farkında olarak kendini durduramıyor, %78.3'ünün ailesinde deri yolan biri yok, %21.7'sinin ailesinde var, %59.9'unun ailesinde obsesif kompulsif bozukluk veya anksiyete bozukluğu yok, %40.1'inin ailesinde var. Deri Yolma Ölçeği puanları obsesif kompulsif tanısı değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir. Deri Yolma Ölçeği puanları anksiyete bozukluğu tanısı değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir. Deri Yolma Ölçeği puanları obesif kompulsif veya anksiyete bozukluğu tanısı değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir Padua Envanteri puanları deri yolma alışkanlığı değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir. Durumluk kaygı puanları deri yolma alışkanlığı değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir. Padua Envanteri ve Temizlik, Düşüncelere Kapılma, Dürtüler, Kontrol, Kesinlik alt boyutundan aldıkları ortalama puanların deri yolma nedeni değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılaşmadığı belirlenmiştir. Katılımcıların analiz sonuçlarına göre, Deri Yolma Ölçeği ile Durumluk Kaygı puanı arasında orta seviye ve pozitif yönlü ilişkiye sahip olduğu bulunmuştur. Deri Yolma Ölçeği ile Sürekli Kaygı puanı arasında orta seviye ve pozitif yönlü ilişkiye sahip olduğu bulunmuştur. Deri Yolma Ölçeği ile Padua Envanteri puanı arasında orta seviye ve pozitif yönlü ilişkiye sahip olduğu bulunmuştur. Sonuç: Çalışmanın bulgularına göre, deri yolma davranışlarıile anksiyete ve obsesif kompulsif belirtiler ilişkili gibi görünmektedir ve bu hastalıkların ortak etiyolojik kökenleri olabilir. Daha büyük örneklemlerle yapılacak çalışmalara ihtiyaç vardır.

AnksiyeteDeri yolma bozukluğuGenç yetişkinler+4
Münevver Sena Meydan
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin bağlanma stilleri ve öfke durumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinde bağlanma stilleri ve öfke durumları arasındaki ilişkilerin ortaya konulmasını sağlamaktır. Ayrıca katılımcıların demografik özellikleri ile araştırmanın bağımlı ve bağımsız değişkenleri arasındaki ilişki de incelenecektir. Araştırma ilişkisel tarama yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini 18-25 yaş aralığındaki 200 gönüllü üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcıların bağlanma stillerini belirlemek amacıyla Türkiye'de geçerlik ve güvenirlik çalışması Sümer ve Güngör (1999) tarafından yapılmış olan 'İlişki Ölçekleri Anketi' kullanılırken öfke durumlarının belirlenmesi için ise Türkiye de geçerlik güvenirlik çalışması Balkaya ve Şahin (2003) tarafından yapılan 'Çok Boyutlu Öfke Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırmada, betimleyici ve karşılaştırmalı istatistiksel analiz yöntemleri uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre; bağlanma stilleri öfke boyutlarını etkilediği ve bağlanma stilleri ile öfke belirtileri alt boyutu arasında olumlu, düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bağlanma stilleri ile öfkeye yol açan durumlar alt boyutu arasında olumlu, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bağlanma stilleri ile öfkeyle ilişkili düşünceler alt boyutu arasında olumlu, düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur ve son olarak bağlanma stilleri ile öfkeyle ilgili davranışlar alt boyutu arasında olumlu, düşük düzeyde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur.

BağlanmaBağlanma stilleriDemografik özellikler+3
Bilge Çevik
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisi döneminde sağlık çalışanlarının tükenmişlik ve depresyon düzeylerinin incelenmesi

Covid 19 pandemisi tüm dünyayı olduğu gibi Türkiye'yi de etkilemiştir. Pandemi sürecinde tüm toplum hem fizyolojik hem de psikolojik olarak etkilenmiştir ancak sağlık çalışanları en derinden etkilenen kesim olmuştur. Bu araştırma ile Covid-19 pandemisi sürecinde sağlık çalışanlarının depresyon ve tükenmişlik düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Pandemi süreci nedeniyle veriler online olarak toplanmıştır. Veri toplamada kişisel bilgi formu, Beck Depresyon Envanteri (BDE) ve Masclash Tükenmişlik Ölçeği (MTÖ) kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'deki tüm sağlık çalışanları; örneklemi ise sosyal medya WhatsApp gruplarından duyurularak katılmaya gönüllü sağlık çalışanları oluşturmaktadır. Araştırma, genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeline göre yapılmıştır. Araştırmaya katılanların 147 (%72,8)'si kadın, 55 (27,2)'i erkektir. Covid-19 pandemisi sonrası hem depresyon belirtileri görülen hem de tükenmişlik hissi yaşayan sağlık personelinin sayısında artma olduğu görülmektedir. Katılımcıların aldıkları ortalama puan BDE için 14,18±9,506 ve MTÖ için 35,33±12,578'dir. Kadın katılımcılar MTÖ duygusal tükenme boyutunda erkeklere oranla daha yüksek puana sahiptir (17,99±7,717>14,38±7,783) ve aralarında anlamlı fark tespit edilmiştir (p=,004). Daha önce depresyon tanısı alanların (17,40±10,364) BDE puanları, almayanlara (13,73±9,320) göre daha yüksek bulunmuştur ancak aralarında anlamlı fark tespit edilmemiştir (p≥0,05). Daha önce depresyon tanısı alanlar almayanlara göre hem MTÖ'nden hem de duygusal tükenme alt boyutundan anlamlı olarak daha yüksek puan almıştır (p=,020; p=,003). Pandemi sürecinde çalışma saati artan katılımcıların BDE ile MTÖ puanları çalışma saati artmayanlara göre anlamlı oranda yüksektir (p=,000; p=,011). Ölçekler arasındaki ilişkiye bakıldığında, BDE ile MTÖ arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (r=,571; p=,000). Çalışmanın sonucunda, sağlık personellerinin depresyon belirtilerinin ve tükenmişlik düzeylerinin pandemi döneminde çalışma saatlerinin artmasıyla arttığı söylenebilir. Bu nedenle, sağlık personellerine pandemi sürecinde psikolojik destek sağlanması önerilmektedir.

COVID 19DepresyonPandemiler+4
Döne Çolak
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Genç yetişkinlerde deri yolma davranışlarıyla ebeveynlerine bağlanma arasındaki ilişki

Deri yolma bozukluğu (DYB), dermatolojik bir sorun olmaksızın deri yüzeyinde aşırı ve yineleyici yolma davranışlarıyla karakterize bir durumdur. DSM-5'te 'Obsesif Kompulsif ve İlişkili Bozukluklar' da ayrı bir tanı kategorisin de yer almaktadır. Çocukluğunda yetersiz bakıma, ihmal ya da kötüye kullanıma maruz kalmaların kendine zarar verme riski taşıdıkları, bu dönemde meydana gelen travmatik yaşantıların birçok psikosomatik ve psikodermatolojik hastalığın oluşmasına neden olduğu bilinmektedir.(M. Yalçın,2014) Genç yetişkinlerde deri yoma davranışı ile ebeveyne bağlanma arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlayan bu çalışma online ortamda 417 katılımcı ile yapılmıştır. Katılımcıların bağlanma stilleri için 'Ebeveyne Bağlanma Envanteri Gözden Geçirilmiş Formu', deri yolma davranışı için 'Deri Yolma Ölçeği', kişisel ve sosyo-demografik bilgileri öğrenmek için araştırmacı tarafından geliştirilen 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılmıştır. Yapılan çalışma sonucu ebeveyne bağlanma ile deri yolma ölçek puanları arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Ebeveyne bağlanma toplam puanı (t(415)=-4,00 p<0,01), deri-cilt yolma davranışı olmadığını bildirenlerde (X̄=64,61; ss=9,12) deri-cilt yolma davranışı olanlara kıyasla (X̄=60,77; ss=10,07) anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Katılımcıların %57.8'inde deri yolma davranışı mevcuttur ve 106 katılımcıda deri yolma ölçek puanları kesme noktasının üstündedir yani deri yolma bozukluğu tanısı muhtemeldir. Ailesindeki diğer bireylerde deri yolma davranış öyküsü olan ve daha önce OKB tanısı almış katılımcılarda deri yolma ölçek puanları anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur. Deri yolma ölçek toplam puanları, deri yolmaktan zevk aldığını ve farkında olduğunu belirten katılımcıların en yüksekken, mutsuz-gergin-sinirli olduğunda deri yolduğunu bildirenlerde en düşük olarak saptanmıştır.

Ana-babaya bağlanmaBağlanmaDeri yolma bozukluğu+2
Narin Dal
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya bağımlılığı ile narsistik eğilimler arasındaki ilişki

Web 2.0 teknolojilerinin gelişimi ile birlikte sosyal medya hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Sosyal medya platformları bireylerin yapmış oldukları fotoğraf, video ve yazılar gibi paylaşımlarla olmak istedikleri benlikleri oluşturmalarına olanak tanımıştır. Sanal ortamın sağlamış olduğu bu olanak ile birey daha fazla izleyici kitlesi ile daha çok kişi tarafından tanınma elde ederek narsistik doyum sağlamaya çalışır. Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin sosyal medyaya bağımlılığı ile narsistik eğilimleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu bağlamda, üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılıkları ve narsistik eğilimlerinin, cinsiyet, sosyal medya sitelerini kullanım süresi ve ziyaret sıklığı ile sosyal medya sitelerinde günlük harcanan ortalama süre, sosyal medyada paylaşım yapma sıklığı ve sosyal medyadaki arkadaş/takipçi sayısına göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırma 269 kız, 154 erkek olmak üzere toplam 423 üniversite öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. Çalışma verilerinin toplanmasında "Sosyal Medya Bağımlılık Ölçeği", "Narsisizm Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırma verileri SPSS21 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılığı alt boyutlarından (sanal ilişki ve sanal tolerans) aldıkları puanların cinsiyet, sosyal medyayı kullanım süresi, sosyal medyada günlük harcanan ortalama süre, sosyal medyada paylaşım yapma sıklığı ve sosyal medyadaki arkadaş/takipçi sayısına göre farklılaştığı bulunmuştur. Üniversite öğrencilerinin narsisizm ölçeği alt boyutlarından (güç ve teşhircilik) aldıkları puanların ise cinsiyet, sosyal medyayı kullanım süresi, sosyal medyada günlük harcanan ortalama süre, sosyal medyada paylaşım yapma sıklığı ve sosyal medyadaki arkadaş/takipçi sayısına göre farklılaştığı bulunmuştur. Üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılıkları alt boyutlarından sanal iletişim ve sanal tolerans, narsisizmin alt boyutu olan teşhirciliği yordadığı bulunmuştur. Bununla birlikte sosyal medya bağımlılığı alt boyutu olan paylaşım ihtiyacının ise narsisizm alt boyutu olan gücü yordadığı da elde edilen sonuçlar arasındadır.

BağımlılıkNarsisizmSosyal medya+3
Aylin Dal
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Obstrüktif Uyku Apne Sendromu (OSAS) ile depresyon ve anksiyete belirtileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Obstrüktif uyku apne sendromu (OSAS), hipopne veya apne ataklarına yol açan tekrarlayan üst solunum yolu tıkanıklıkları ile karakterize uyku ile ilişkili bir solunum hastalığıdır. OSAS'ın travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete ve depresyon gibi bazı psikiyatrik bozukluklarla da ilişkili olduğu bulunmuştur. Araştırmanın amacı Obstrüktif Uyku Apne Sendromu (OSAS) tanısı konulmuş bireylerde depresyon ve anksiyete arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmaya 18-70 yaşları arasında Obstrüktif Uyku Apne Sendromu tanısı konulmuş 61 (kadın n=24 Erkek n=37) birey dâhil edilmiştir. Araştırmada verilerin elde edilmesi için sosyodemografik bilgi formu, Beck Depresyon Ölçeği ve Beck Anksiyete Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25.0 istatistik programı kullanılmıştır. Katılımcıların %19,7'sinde hafif, %41,0'inde orta ve %39,3'ünde ağır düzeyde OSAS Varlığı bulunmaktadır. Katılımcıların %59'u OSAS tanısı sonrası tedavi olmuştur. Katılımcıların %19,7'si depresyon ya da anksiyete tanısı almıştır. Anksiyete seviyelerinin cinsiyete göre farklılaştığı ve OSAS'lı kadınların daha yüksek anksiyete düzeylerine sahip olduğu bulunmuştur. Depresyon düzeylerinin ise sadece eğitim durumuna bağlı olarak farklılaştığı saptanmıştır. OSAS'lı bireylerde depresyon ve anksiyete arasında kuvvetli ve pozitif bir ilişki bulunmuştur. Buna göre OSAS'lı bireylerde depresyon düzeyleri arttıkça/azaldıkça anksiyete düzeyleri ise artmakta/azalmaktadır.

AnksiyeteDepresyonUyku+2
Mervenur Erdöl
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kişilerin ebeveynlerine bağlanmaları ile bilişsel esneklik düzeyleri arasındaki ilişki

Gelecekle ilgili oluşturulan düşüncelerin temelinde, yaşamın ilk dönemlerinde oluşturulan bağlanma stilleri ve ilişki kurma yöntemleri yatmaktadır. Bu araştırmanın amacı; kişilerin ebeveynlerine bağlanmaları ile bilişsel esneklik düzeylerinin arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Ana-Babaya Bağlanma Ölçeği" ve "Bilişsel Esneklik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmaya katılan katılımcılardan 129 kişi erkek, 71 kişi kadın olmuştur. Katılımcıların yaşlarına baktığımızda; 69 kişi 18-25, 73 kişi 26-30, 58 kişi ise 30-35 yaş aralığındadır. Araştırma bulguları değerlendirildiğinde, erkek katılımcıların bilişsel esnekliklerinin; kadın katılımcılardan daha yüksek olduğu ve yaş arttıkça bilişsel esneklik düzeyinin de arttığı görülmüştür. Daha önce psikolojik destek almayanların alanlara göre; travmatik bir olay yaşamayanların yaşayanlara göre; ebeveynleri boşanmış olanların ebeveynleri evli olanlara göre bilişsel esnekliği daha yüksektir. Çalışma neticesinde, katılımcıların annelerine ve babalarına bağlanma düzeyleri ile bilişsel esneklik düzeyleri arasında bir ilişki vardır hipotezi kabul edilmiştir. Katılımcıların anne ve babalarına bağlanma düzeyi arttıkça bilişsel esnekliklerinin arttığı bulunmuştur.

Ana-babaya bağlanmaBağlanmaBilişsel esneklik+1
Yağmur Aslınur Edemen
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00

Other supervisors