Theses supervised by Doç. Dr. Dilek Özmen
14 theses · Manisa Celal Bayar University
Hemşirelerin bireysel yenilikçilik düzeylerinin değişime karşı tutumlarına etkisinin incelenmesi
1.ÖZET Amaç: Bu çalışmada hemşirelerin bireysel yenilikçilik düzeylerinin değişime karşı tutumlarına etkisini incelemek amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tipte planlandı. Araştırmanın evrenini, Bolu il Merkezi'nde T.C. Sağlık Bakanlığı Abant İzzet Baysal Üniversitesi İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesine bağlı olarak çalışan 457 hemşire (N=457) oluşturdu. Örneklem büyüklüğü Epi Info 2000 programında, %50 bilinmeyen prevelans, 0.05 sapma ve %95 güven aralığında ulaşılması gereken en küçük sayı 171 olarak hesaplandı ve 186 hemşireye ulaşıldı (n=186). Veriler 01 Ağustos-30 Eylül 2016 tarihleri arasında "Hemşirelerin Bireysel ve Mesleki Özellikleri Soru Formu", "Değişime Karşı Tutum Ölçeği (DKTÖ)"ve "Bireysel Yenilikçilik Ölçeği (BYÖ)"kullanılarak toplandı. Verilerin analizi için SPSS 23 paket programı kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalamaları 32,73±0,85'dir. Hemşirelerin %79,6' sı kadın, % 68,8' i evli, %63,4' ü lisans mezunu, %95,7'si kadrolu ve %30,1'i klinik birimlerde görev yapmaktadır. Hemşirelerin bireysel yenilikçilikleri düşük düzeyde (60,10±7,90), değişime karşı tutumları orta düzeyde (X=60,98±12,66) bulundu. Hemşirelerin bireysel yenilikçilik kategorisi kuşkucudur. Değişime karşı tutum ölçeği toplam puanı ile BYÖ toplam puanı arasında pozitif yönde zayıf düzeyde (r=, 278) ilişki saptandı. Sonuç: Hemşirelerin bireysel yenilikçilik düzeylerinin değişime karşı tutumlarını pozitif yönde etkilediği bulundu. Anahtar kelimeler: Hemşirelik, Bireysel Yenilikçilik, Değişim
Hemşirelerde örgütsel sinizmin örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmada, hemşirelerde örgütsel sinizmin örgütsel bağlılık üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlandı. Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tipte planlandı. Araştırmanın evrenini Bursa'da bulunan bir eğitim ve araştırma hastanesinde görev yapmakta olan 928 hemşire oluşturdu. Araştırmada örneklem sayısı, Epi Info 2000 programında en küçük örneklem sayısı bilinmeyen prevelans %50 alınarak (%5 sapma ve %95 güven aralığında) 278 olarak hesaplandı (n=278). Veriler 1 Eylül - 28 Şubat 2018 tarihleri arasında ''Hemşirelerin Bireysel ve Mesleki Özellikleri Formu'', Örgütsel Bağlılık Ölçeği (ÖBÖ) ve Örgütsel Sinizm Ölçeği (ÖSÖ) kullanılarak toplandı. Verilerin analizi için SPSS 25 paket programı kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 32,15±7,14'dir. Hemşirelerin %84,2'si kadın, %65,1'i evli, %55,6'si lisans mezunu, %90,3'ü yönetim dışı pozisyonda görev yapmakta idi. Hemşirelerin örgütsel bağlılık düzeyleri düşük düzeyde (3,72±0,75) ve örgütsel sinizm düzeyleri orta düzeyde (40,16±10,95) bulundu. Örgütsel Sinizm Ölçeği toplam puanı ile Örgütsel Bağlılık Ölçeği toplam puanı arasında negatif yönde çok zayıf düzeyde (r=-,215) ilişki saptandı. Sonuç: Araştırmada hemşirelerin örgütsel sinizm düzeyleri örgütsel bağlılıklarını negatif yönde etkilediği belirlendi. Anahtar Sözcükler: Hemşirelik, Örgütsel Bağlılık, Örgütsel Sinizm
Obez kadınlarda cinsel yaşam kalitesinin değerlendirilmesi
Amaç: Bu araştırmada obez kadınların cinsel yaşam kalitesinin değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı karşılaştırmalı bir araştırmadır. Araştırmada 1 Devlet hastanesi, 1 Özel hastanenin obezite polikliniğine-obezite cerrahisi birimine, 1 beslenme ve diyet merkezine ve 2 Aile Sağlığı Merkezine (ASM) başvuran 18-45 yaş arası fazla kilolu toplam 90 evli kadın araştırmanın obez kadın grubunu oluşturdu. Obez olmayan grup, ASM'lerinden ulaşılan 18-45 yaş arası evli normal kilolu kadınlardan oluştu (n=90). Veriler "Tanıtıcı Özellikler Formu" ve "Cinsel Yaşam Kalitesi Ölçeği-Kadın (CYKÖ)" ve "Beden Bölgelerinden ve Özelliklerinden Hoşnut Olma Ölçeği (BBHOÖ)" ile toplandı ve kadınların vücut ölçümleri yapıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan obez kadınların CYKÖ puan ortalaması 90,01±14,42 (24,44-100,00), BBHOÖ puan ortalaması 98,78±12,30 (65,00-122,00); obez olmayan kadınların CYKÖ puan ortalaması 93,09±12,44 (22,22-100,00) BBHOÖ puan ortalaması ise 115,15±9,26 (81,00-125,00) bulundu. Kadınların tanıtıcı özellikleri ile CYKÖ puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05). Sonuçlar: Araştırma sonucunda, kadınların obez olmalarının cinsel yaşam kalitelerini olumsuz etkilemediğini söylemek mümkündür. Anahtar Sözcükler: Obesite, Kadın, Cinsellik, Yaşam Kalite, Beden İmajı
Pandemi sürecinde palyatif bakım hastalarına bakım verenlerin spiritüel iyi oluş ve depresyon düzeylerinin bakım yüklerine etkisi
Amaç: Bu çalışmada pandemi sürecinde palyatif bakım hastalarına bakım verenlerin spiritüel ve depresyon düzeylerinin bakım yüküne etkisini incelemek amaçlandı. Gereç Ve Yöntem: Araştırma tanımlayıcı tipte bir çalışmadır. Araştırmanın evreni, 2020 Ocak-2020 Aralık ayları arasında Manisa Şehir Hastanesi Palyatif Bakım Ünitesinde yatan 155 hasta olarak belirlendi. Araştırmanın örneklemini, T.C. Sağlık Bakanlığı Manisa Şehir Hastanesi Palyatif Bakım Ünitesinde yatarak tedavi gören araştırmaya dahil olma kriterlerine uyan ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan hasta ve hasta yakını (n=120) oluşturdu. Araştırma verileri Şubat 2021-Haziran 2021tarihleri arasında toplandı. Veri toplama aracı olarak "Hasta ve Bakım Veren Bilgi Formu", "Spiritüel İyi Oluş Ölçeği (SİOÖ)", "Beck Depresyon Envanteri (BDE)" ve "Zarit Bakıcı Yükü Ölçeği (ZBYÖ)" kullanıldı. Verilerin analizi SPSS 25 paket programında yapıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan hastaların %52,5'i kadın ve yaş ortalaması 73,36±14,83'tür, bakım verenlerin %71,7'i kadın ve yaş ortalamaları 49,63±12,21 olarak bulundu. Hastaların Günlük Yaşam Aktiviteleri (GYA) puanı ortalaması 1,54±1,94 ve hastaların %52,5'i tamamen bağımlıdır. Bakım verenlerin %73,3'ü çalışmamakta, %39,2'sine kızı bakım vermekte idi. Bakım verenlerin %50'si bakım sürecinde bir başkasından yardım almadığını belirtti. Bakım verenlerin, Bakım Yükü Ölçeği puan ortalaması 41,13±10,86; Spiritüel İyi Oluş Ölçeği puan ortalaması 135,33±9,59; Beck Depresyon Envanteri puan ortalamaları ise 7,64±6,82'dir. Elde edilen puanlar ile bakım verenlerin bakım yükünün orta düzeyde, spiritüel iyi oluşlarının çok yüksek düzeyde, depresyonlarının oldukça düşük düzeyde olduğu ifade edilebilir. Hastanın cinsiyetinin, bağımlılık düzeyinin ve hastaya bakım verilen sürenin bakım yükünü, spiritüel iyi oluşu ve depresyonu olumlu yönde etkilediği görüldü. Bakım verenin yaşı ve cinsiyeti bakım verenin spiritüel iyi oluşunu ve depresyon düzeyini etkilerken, bakım yükünde etkili bulunmadı. Yapılan ANOVA (varyans analizi) analizi sonrasında spiritüel iyi oluş puanının 1 puan artması ile hasta yakınlarının bakım yükü puanı 0,262 puan azalmakta, depresyon puanı0,356 puan artmakta idi. Sonuç: Araştırmada pandemi sürecinde palyatif bakım hastalarına bakım verenlerin spiritüel iyi oluş puanının artması ile bakım yüklerinin azaldığı, depresyon düzeyleri arttıkça bakım yüklerinin arttığını söylemek mümkündür. Bakım vericilerin spirituel iyi oluşlarını desteklemek üzere hazırlanan programlar ile bakım yüklerinin azaltılması önerilir. Anahtar Kelimler: Palyatif Bakım, Bakım Veren, Spiritüel İyi Oluş, Bakım Yükü, Depresyon
Hemşirelerin meslek algılama durumlarına benlik saygısının etkisinin incelenmesi
Tanımlayıcı tipte olan bu araştırmada, hemşirelerin mesleği algılamadurumlarına benlik saygısının etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanınörneklemini Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesinde çalışan araştırmayakatılmayı kabul eden 145 hemşire oluşturmuştur. Veriler sosyo-demografik bilgiformu, Hemşirelik Meslek Algısı Ölçeği ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği iletoplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesi SPSS 10.0 for Windows paket programıkullanılarak sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma, Oneway Anova, Student t test,Mann- Whitney U test ile yapılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre hemşirelerin mesleki nitelik alt boyut puanortalaması 73.40±6.79, mesleki statü alt boyut ortalaması 14.72±3.43, meslek algısıtoplam puan ortalaması 88.13±6.22 bulunmuştur.Hemşirelerin mesleki statü alt boyut puan ortalamasının, cinsiyet, ÖSS tercihsırası hemşirelikle ilgili şu anki düşüncesi ve hastane koşullarından memnun olmadurumundan etkilendiği, mesleki nitelik alt boyutu puan ortalamasının çocuk sayısı veÖSS tercih sırasından etkilenirken, meslek algısı toplam puan ortalamasının iseçocuk sayısı, ÖSS tercih sırası ve hastane koşullarından memnun olma durumundanetkilendiği saptanmıştır (p<0.05).Hemşirelerin benlik saygısı düzeyleri değerlendirildiğinde, %93,1'inin yüksekbenlik saygısına, %4,8'inin orta benlik saygısına, %2,1'inin de düşük benlik saygısınasahip olduğu saptanmıştır. Benlik saygısının puan ortalaması, hemşirelerin eşlerininmesleği ve aylık gelir düzeylerinden etkilendiği saptanmıştır (p<0.05). Araştırmayakatılan hemşirelerin büyük çoğunluğu yüksek benlik saygısına sahip iken, mesleğialgılama durumları da oldukça iyi düzeydedir.Hemşirelerin meslek algısı ile benlik saygısı düzeyleri karşılaştırıldığındaaralarında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (p>0.05).Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, Meslek Algısı, Benlik Saygısı
Hemşirelerin meslekte profesyonel tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi
Amaç: Bu araştırma, tanımlayıcı nitelikte olup, hemşirelerin meslekte profesyonel tutum ve davranışlarını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Araştırmanın evreni, Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi'nde çalışan 327 hemşireden oluşmaktadır (N=327). Araştırmaya gönüllü olarak katılmak isteyen toplam 271 hemşire örneklemi oluşturmuştur (n=271). Araştırmanın verileri "Hemşireler İçin Tanıtıcı Bilgi Formu'' ve ''Meslekte Profesyonel Tutum Envanteri-MPTE'' ile toplanmıştır. Araştırma analizleri SPSS 15.0 istatistik analiz programı ile yapılmıştır. Tanımlayıcı istatistikler için sayı, yüzde, ortalama ve standart sapma, bağımsız değişkenlere göre meslekte profesyonel tutum puan ortalamalarının karşılaştırılmasında bağımsız gruplarda t testi, tek yönlü varyans analizi, regresyon analizi, ileri analiz olarak Posthoc Tukeys HSD analizi, kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 31.19±6.11'dir. Hemşirelerin %55.4'ü lisans mezunu, %73.4'ü servis hemşiresi olarak görev yapmakta, %74.5'i haftada 40 saatten fazla çalışmaktadır. MPTE puan ortalaması 138.33±11.36 olarak iyi düzeyde saptanmıştır. Çalışmada, lisansüstü eğitim yapanların, sorumlu hemşire olarak çalışanların, kliniklerde ve polikliniklerde çalışanların, 11 yıldan daha fazla süre meslekte çalışanların, sadece gündüz çalışanların, hemşire olarak isteyerek çalışanların, mesleğini sevenlerin, mesleğini yeniden seçse yine hemşireliği seçecek olanların, meslekte profesyonel olduğunu düşünenlerin, kurum dışı bilimsel aktivitelere katılanların, mesleki yayınları takip edenlerin meslekte profesyonel tutum puan ortalamalarının yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). Sonuç ve Öneriler: MPTE puanları üzerinde en fazla etkiye sahip değişkenler mesleki deneyim, meslekte profesyonel olduğunu düşünme ve meslekle ilgili yayınları takip etme durumu olduğu saptanmıştır. Hemşirelerin profesyonel tutumlarını destekleyecek fırsatların geliştirilmesinin önemli olduğu düşünülmektedir.
Demans bakım ve destek programı' nın bakım verici yüküne, hasta ve bakım vericinin nöropsikiyatrik semptomları ve yaşam kalitesine etkisinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmada, demans hastalarının bakım vericilerine uygulanan Demans Bakım ve Destek Programı'nın bakım vericilerin yüküne, hasta ve bakım vericilerin nöro-psikiyatrik semptomlarına ve yaşam kalitelerine etkisinin incelenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışma; randomize, kontrollü ön test-son test düzeninde prospektif deneysel tipte bir araştırmadır. Çalışmaya 70 hasta ve 70 bakım verici alındı. Girişim grubuna (n=36) dört aylık yapılandırılmış program uygulanırken kontrol grubuna (n=34) standart bakım uygulandı. Araştırma Temmuz-Kasım 2016 tarihleri arasında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Nöroloji Polikliniği'ne bağlı Demans Polikliniği'nde yürütüldü. Çalışma 62 hasta ve bakım vericiyle (girişim grubu n=32; kontrol grubu n=30) tamamlandı. Veriler bakım vericiler için Bakım Yükü Ölçeği, Yaşam Kalitesi SF 36 Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği ile toplandı. Hastaların verileri ise Alzheimer Hastalığı Yaşam Kalitesi Ölçeği ve Nöropsikiyatrik Envanter ile toplandı. Hastaların ve bakım vericilerin tanıtıcı bilgilerinin sayı-yüzde dağılımları yapıldı. Verilerin analizinde ki-kare, t testleri, Wilcoxon işaretli sıra testi, Mann Withney U testleri kullanıldı. Bulgular: Girişim grubundaki bakım vericilerin grup içi puanları karşılaştırıldığında bakım yükü ve anksiyete ölçek puanlarında anlamlı azalma, yaşam kalitesi puanlarında anlamlı artma görüldü (bakım verici yükü p=0,003; yaşam kalitesi fiziksel özet puanı p=0,003; yaşam kalitesi mental özet puanı p=0,016; anksiyete p=0,003). Kontrol grubu bakım vericilerin grup içi puanları değerlendirildiğinde, depresyon puanlarında anlamlı artma saptandı (p=0,047). Girişim grubundaki hastaların grup içi puanlarına bakıldığında; yaşam kalitesi puanlarında artma, nöropsikiyatrik envanter puanlarında azalma görülse de aradaki fark anlamlı değildi (yaşam kalitesi p=0,483; NPI p=0,067). Kontrol grubu hastaların grup içi puanlarında ise yaşam kalitesi puanlarında anlamlı azalma, nöropsikiyatrik semptom puanlarında ise anlamlı artma saptandı (yaşam kalitesi p=0,037; NPI p=0,001). Girişim ve kontrol gruplarındaki bakım vericilerin gruplar arası karşılaştırılmasında son testte bakım yükü, yaşam kalitesi, depresyon ve anksiyete puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (bakım verici yükü p=0,024; yaşam kalitesi fiziksel özet puanı p=0,010; yaşam kalitesi mental özet puanı p=0,001; depresyon p=0,000; anksiyete p=0,001). Sonuçlar: Bu çalışma sonucunda Demans Bakım ve Destek Programı'nın hem hasta hem de bakım verici bireyler üzerinde etkili olduğu görüldü.
Sağlık hizmet kalitesinin değerlendirilmesi: Hizmeti sunanlar ve alanlar
Amaç: Bu araştırmada bir devlet hastanesinde sunulan sağlık hizmetinin kalite-sinin hizmeti sunan ve alan taraflarca değerlendirilmesi amaçlandı. Yöntem: Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini T.C.Sağlık Bakanlığı Turgutlu Devlet Hastanesi'nde 15 Haziran-15 Eylül 2014 tarihleri arasında 232 hizmet sunan (hemşire, ebe) ve 248 hizmet alan (yatarak tedavi gören hastalar) oluşturdu. Araştırmanın verileri "Hizmet Sunanların Tanıtıcı Bilgi Formu", "Hizmet Alanların Tanıtıcı Bilgi Formu" ve "Hizmet Kalitesi SERVQUAL Ölçeği" ile toplandı. Araştırma analizleri SPSS 15.0 istatistik analiz programı ile tanımlayıcı istatistikler için sayı, yüzde, ortalama ve standart sapma, bağımsız değişkenlere göre SERVQUAL ölçeği puan ortalamalarının karşılaştırılma-sında bağımsız gruplarda t testi, tek yönlü varyans analizi, ileri analiz olarak Posthoc Tukeys HSD analizi, Kruskall Wallis analizi kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Hizmet sunanların ağırlıklı SERVQUAL puanı -0,55±0,59 olup, en yüksek düzeyde algıladıkları hizmet kalitesi "empati" alt boyutu iken, en düşük düzeyde algıladıkları hizmet kalitesi "güvenilirlik" alt boyutudur. Hizmet sunanların 31 yaş ve altında olanlarının 'empati' alt boyutu; ebe olarak çalışanların 'fiziksel özellikler', 'güvenilirlik', 'heveslilik' alt boyutu, diğer birimlerde çalışanların 'empati' alt boyutu puan ortalamaları anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p<0,05). Hizmet alanların ağırlıklı SERVQUAL ölçeği puanı ise -0.86±2,43 olup, en yüksek düzeyde algıladıkları hizmet kalitesi "fiziksel özellikler" alt boyutu iken, en düşük düzeyde algıladıkları hizmet kalitesi "güvenilirlik" alt boyutudur. Hizmet alanlardan erkeklerin 'güvenilirlik', 'güven', 'empati' alt boyutu; 39 yaş ve üzerindekilerin 'güvenilirlik', 'heveslilik', 'güven', 'empati' alt boyutu, ilkokul ve altı eğitim durumuna sahip olanların 'fiziksel özellikler', 'heveslilik', 'güven', 'empati' alt boyutu puan ortala-maları anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p<0,05). Sonuç ve Öneriler: Hizmet sunanların ve alanların algıladıkları hizmet kalitesi düzeyinin, bekledikleri hizmet kalitesi düzeyinden düşük olduğu yani hastanenin hizmet kalitesinin beklentileri tam olarak karşılayamadığı görüldü. Hastane yönetici-lerine hizmet sunan ve alanların beklentilerini düzenli aralıklarla değerlendirmeleri ve sonuçlar doğrultusunda hizmet kalitesini artırmaya yönelik çözüm arayışları içinde olmaları önerilir.
Bir üniversite hastanesinde çalışan hemşirelerde işe yabancılaşmayı yordayan değişkenlerin incelenmesi
Amaç: Bu araştırma, tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte olup, hemşirelerde işe yabancılaşmayı yordayan değişkenlerin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Araştırmanın evreni, Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi'nde çalışan 327 hemşireden oluşmaktadır (n=327). Araştırmaya gönüllü olarak katılmak isteyen toplam 268 hemşire örneklemi oluşturmuştur (n=268). Araştırmanın verileri "Hemşire Tanıtıcı Bilgi Formu'' ve ''Hemşirelikte İşe Yabancılaşma Ölçeği'' ile toplanmıştır. Araştırma analizleri SPSS 15.0 istatistik analiz programı ile analiz edildi. Hemşirelikte İşe Yabancılaşma Ölçeği'nin normal dağılıma uygunluğu Kolmogorov-Smirnov testi ile, hemşirelerin tanıtıcı özelliklerinin dağılımı frekans dağılımı (sayı ve yüzde) ile, hemşirelerin işe yabancılaşma düzeyi ve alt boyut puan ortalamaları aritmetik ortalama ve standart sapma ile, hemşirelerin işe yabancılaşma düzeyi ile tanıtıcı özelliklerinin karşılaştırılması bağımsız gruplarda t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Kruskal Wallis ve LSD Post Hoc testi ile değerlendirildi. Sonrasında çok değişkenli analizler yapıldı. Ölçeğin iç tutarlılığı Cronbach Alfa değeri ile test edildi. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 31,12±5,55'dir. Hemşirelerin %55,2'si lisans mezunu, %61,6'sı servis hemşiresi olarak görev yapmakta, %78,0'i hemşireliği kendi isteği ile tercih etmiştir. Hemşirelikte işe yabancılaşma toplam puan ortalaması 75,27±10,33 olarak "orta-düşük düzeyde" saptanmıştır. Çalışmada, bekar olan, Sağlık Meslek Lisesi/Önlisans mezunu olanların, meslekte çalışma süresi daha az olan, yönetici olarak görev yapmayan, ameliyathane/yoğun bakımda çalışanların, hemşirelik dışı-destek hizmetleri sunan, mesleki derneklere üye olmayan, mesleki yayınları takip etmeyen hemşirelerin daha yüksek düzeyde işe yabancılaştıkları saptanmıştır (p<0,05). Sonuç: İşe Yabancılaşma Ölçeği puanları üzerinde en fazla etkiye sahip değişkenlerin medeni durum, iş yerindeki pozisyon, mesleki derneklere üye olma durumu ve meslekle ilgili yayınları takip etme durumu olduğu saptandı.
Kırk yaş ve üzeri erkeklerin prostat kanseri taramalarına yönelik bilgi düzeyleri ile sağlık okuryazarlıkları arasındaki ilişki
ÖZET Amaç: Bu araştırmada, kırk yaş ve üzeri erkeklerin prostat kanseri taramasına yönelik bilgi düzeyleri ile sağlık okuryazarlıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı kesitsel tipte olan araştırmanın evreni Manisa il merkezinde bulunan üç Aile Sağlığı Merkezi'ne (ASM) kayıtlı 40-70 yaş grubundaki erkeklerden oluştu (N=16417). Araştırmanın örneklemini ise bu üç ASM bölgesindeki 501 erkek oluşturdu (n=501). Araştırmanın örneklemi belirlenirken Epı Info 2000 programında, Türkiye'de erkek cinsiyetine özgü prostat kanserinin beklenen prevalansı %21 alınarak, 0,05 sapma payı ve %99 güven aralığında ulaşılması gereken en küçük örneklem sayısı hesaplandı. Araştırmada veri toplamada "Sosyo-demografik Bilgi Formu", "Prostat Kanseri Taramasına Yönelik Bilgi Skalası" ve "Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği" kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesi SPSS 15,0 (Statistical Package For Social Science) istatistik analiz programı ile yapıldı. Bulgular: Araştırma grubundaki erkekler 40-70 yaş aralığında olup yaş ortalamaları 52,04±8,40'dir. Katılımcıların %74,1'i orta seviyede gelire sahip, %27,7'si lise mezunu, %92,6'sının sosyal güvencesi bulunmakta ve %26,9'u emeklidir. Araştırmaya katılan erkeklerin Prostat Kanseri Taramasına Yönelik Bilgi Skala (PKTYBS) puan ortalamasının 3,85±2,05 puan ile "yetersiz" düzeyde olduğu ve Sağlık Okuryazarlığı Ölçek (SOÖ) puan ortalamasının (80,87±16,03) "az zorluk çekiyorum" düzeyinde olduğu belirlendi. Katılımcıların PKTYBS puanı ile SOÖ puanı arasında pozitif yönde orta düzeyde ilişki olduğu saptandı (r=0,693, p=0,00). Erkeklerin PKTYBS puan ortalamalarındaki değişikliğin %48'inin SOÖ puan ortalaması ile açıklandığı saptandı (r=0,693 R2=0,48 p<0,001). Sonuçlar: Çalışma sonucunda, erkeklerin prostat kanseri taramalarına yönelik bilgi düzeylerinin sağlık okuryazarlığı düzeylerinden etkilendiği belirlendi.
Hemşirelerin duygusal emek davranışları ile iş doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmada, hemşirelerin duygusal emek davranışları ile iş doyumları arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma analitik kesitsel tipte planlandı. Araştırmanın evrenini Manisa merkezdeki üç devlet hastanesi ve bir üniversite hastanesinde görev yapmakta olan toplam 1019 hemşire; örneklemini ise orantılı-tabakalı örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen 281 gönüllü hemşire oluşturdu. Veriler Nisan-Temmuz 2016 tarihleri arasında "Hemşirelerin Bireysel ve Mesleki Özellikleri Formu", "Duygusal Emek Davranışları Ölçeği (DEDÖ)" ve "Minnesota İş Doyum Ölçeği (MİDÖ)" kullanılarak toplandı. Verilerin analizi için SPSS 23 paket programı kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 34,46±7,9'dur. Hemşirelerin %90'ı kadın, %72,2'si evli, %87,2'si servis hemşiresi ve %59,8'i lisans ve üstü eğitime sahiptir. Araştırmada hemşirelerin duygusal emek davranışlarından en sık olarak rol yapma davranışını (17,70±4,50) sergilediği belirlenirken, iş doyumları orta düzeyin üstünde idi (65,17±12,67). Hemşirelerin duygusal emek davranışları ile iş doyumları arasındaki ilişki değerlendirildiğinde derinlemesine davranma ile içsel doyum ve genel doyum alt boyutları arasında negatif yönde ve zayıf bir ilişki (r=-0,271, r=-0,265), derinlemesine davranma ile dışsal doyum arasında negatif yönde çok zayıf ilişki (r=-0,213) olduğu gözlendi (p<0,01). Sonuç: Araştırmada hemşirelerin DEDÖ alt boyutu olan derinlemesine davranış ile MİDO'nün tüm boyutları arasında negatif yönde zayıf bir ilişki olduğu saptandı. Her iki Ölçeğin diğer boyutları arasında her hangi bir ilişki yoktu.
Mamografi Davranış Değişim Süreci Ölçeğinin (MDDSÖ) geçerlik ve güvenirlik çalışması
Amaç: Çalışmada, Prochkas ve arkadaşları tarafından 1982 yılında geliştirilen "Mamografi Davranış Değişim Süreci Ölçeği'nin (Mammography Processes of Change Scale) Türkçe formunun geçerlik ve güvenirliğinin incelenmesi amaçlandı. Yöntem: Metodolojik tipte olan araştırmanın evrenini İzmir ili Karşıyaka ilçesine bağlı Bostanlı 1, Örnekköy 10 ve Karşıyaka 24 No' lu ASM' ye kayıtlı 40-69 yaş grubu 232 kadın oluşturdu. Araştırmanın verileri Eylül 2016-Nisan 2017 tarihleri arasında toplandı. Mamografi Davranış Değişim Süreci Ölçeği 22 madde ve dört alt boyuttan (bilgi edinme, paylaşım ve iletişim, düzenli tarama kararlılığı, sağlık bakım sisteminden kaçınma ve düzenli tarama davranışı) oluşan 5'li Likert tipi bir ölçektir. Bulgular: Ölçeğin toplamının Cronbach Alfa sayısı 0,93 bulunurken, alt boyutların Cronbach Alfa sayısı ise; bilgi edinme paylaşım ve iletişim 0,92; düzenli tarama karalılığı 0,84; sağlık bakım sistemlerinden kaçınma 0,78 ve düzenli tarama davranışı 0,64 olarak hesaplandı. Ölçek maddelerinin madde-toplam puan korelasyon katsayıları 0,45 - 0,76 arasında idi. Ölçeğin zamana bağlı değişkenliği için yapılan test-tekrar test analizi sonucunda her iki uygulamaya ilişkin korelasyon katsayısı 0, 96 olarak hesaplandı. Ölçeğin yapı geçerliliğini test etmek için açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yapıldı. Ölçek orjinali gibi dört alt boyuttan oluşmakta ve toplam varyansın %63'ünü açıklamaktaydı. Doğrulayıcı faktör analizi ile sınanan modelin uyum göstergeleri; Χ ²/df CMIN/df 1, 83, RMSA: 0, 06, NFI: 0, 890 ve CFI: 0, 944 olarak bulundu. Sonuç: Mamografi Davranış Değişim Süreci Ölçeği' nin Türkçe formunun geçerlik-güvenirlik sonuçlarının kabul edilebilir düzeyde olduğu, geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olarak kullanılabileceği belirlendi. Anahtar Sözcükler: Mamografi, Ölçek, Geçerlik, Güvenirlik.
Huzurevi ve ev ortamında yaşayan yaşlılarda malnütrisyon ve sarkopeni görülme sıklığının antropometrik ölçümlere ve fonksiyonel yeterliliklere göre değerlendirilmesi
Amaç: Bu araştırmada huzurevi ve ev ortamında yaşayan yaşlılarda malnütrisyon ve sarkopeni görülme sıklığının antropometrik ölçümlere ve fonksiyonel yeterliliklere göre değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Araştırma eşleştirilmiş vaka kontrol çalışmasıdır. Araştırmanın örneklemini Turgutlu ve Akhisar huzurevlerinden 78 kişi, Turgutlu ve Akhisar Aile Sağlığı Merkezlerinden 156 kişi olmak üzere, 65 yaş üstü toplam 234 yaşlı oluşturdu. Araştırmanın verileri tanıtıcı özellikler formu, Mini Nütrisyonel Değerlendirme testi ve Barthel İndeksi ile toplandı. Ayrıca araştırmacı tarafından yaşlı bireylerin el kas gücü ölçümü, deri kıvrım kalınlığı ölçümü, kilo, boy, üst orta kol çevresi, baldır çevresi, bel çevresi ölçümleri yapıldı. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde, ortalama, standart sapma ve ki-kare kullanıldı. Bulgular: Araştırmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 74,82±7,62 (Min=65, Maks=97) olup büyük çoğunluğu erkek idi (%73,1). Huzurevinde kalan yaşlıların %43,6'sı malnütrisyon riski altında ve %2,6'sı malnütrisyonlu; ev ortamında kalan yaşlıların ise %53,2'si malnütrisyon riski altında ve %3,2'si de malnütrisyonlu olarak değerlendirildi. Huzurevindeki yaşlıların %71,8'inde, ev ortamındaki yaşlıların %63,5'inde sarkopeni saptandı. Huzurevinde yaşayan yaşlıların beden kitle indeksleri ve erkek huzurevi sakinlerinin kol çevresi ile malnütrisyon durumu arasında; ev ortamında yaşayan yaşlıların malnütrisyon ve sarkopeni durumları ile fonksiyonel yeterlilikleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanırken (p<0,05), diğer değişkenler arasında anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05). Sonuçlar: Çalışma sonucunda her iki grupta da malnütrsiyon ve sarkopeni oranı oldukça yüksekti. Yaşlılarda malnütrisyon ve sarkopeninin erken dönemde tanılanması için tarama testleri ile yaşlıların düzenli aralıklar ile değerlendirilmesi önerilir. Key words: JWH-018, synthetic cannabinoid, hemodynamics, behavior, rat, histopathology, oxidative stress, apoptosis
Hemşirelikte nezaketsizlik ölçeği'nin Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması
Amaç: Bu çalışmada, Hemşirelikte Nezaketsizlik Ölçeği'nin (Nursing Incivility Scale) Türkçe formunun geçerlilik ve güvenilirliğinin incelenmesi amaçlandı. Yöntem: Metodolojik tipte olan bu araştırmanın evrenini İzmir Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Alsancak Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanelerinde çalışan 505 hemşire oluşturdu. Araştırmanın verileri Nisan-Haziran 2016 tarihleri arasında kartopu yöntemi kullanarak toplandı. Araştırmada veri toplama aracı olarak Sosyo-demografik bilgi formu ve Hemşirelikte Nezaketsizlik Ölçeği kullanıldı. Hemşirelikte Nezaketsizlik Ölçeği'nin geçerliliği kapsam geçerliği, yapı kavram geçerliği ve bilinen gruplar geçerliliği; güvenirliği ise standart hata, iç tutarlılık ve zamana göre değişmezlik ile değerlendirildi. Verilerin analizi SPSS 21.0 paket programı ve LİSREL 9.1 programı kullanılarak yapıldı. Bulgular: Ölçeğin yapı geçerliliğini test etmek için açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yapıldı. Kırküç maddeden oluşan Hemşirelikte Nezaketsizlik Ölçeği'nin faktör analizi varyansın % 58,029'unu açıklamakta idi. Doğrulayıcı faktör analizi sonucunda altı faktörlü (hemşire nezaketsizliği, hasta/ziyaretçi nezaketsizliği, yönetici nezaketsizliği, hekim nezaketsizliği, genel nezaketsizlik-düşmanca tavırlar, uygunsuz tavırlar) bir yapı gösterdiği (Χ2/df CMIN/df 2,517, RMSA 0,055, NFI 0,834 ve CFI 0,902) görüldü. Cronbach Alfa güvenilirlik katsayısıları 0,91-0,73 aralığında idi. Ölçeğin test-tekrar test korelasyon katsayısı 0,98 değeriyle istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.001). Sonuç: Hemşirelikte Nezaketsizlik Ölçeği' nin Türkçe formunun kabul edilebilir düzeyde geçerlik-güvenirlik sonuçlarına sahip olduğu, geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olarak kullanılabileceği belirlendi. Anahtar Sözcükler: Nezaketsizlik, Hemşirelik, Ölçek, Geçerlik, Güvenirlik.