Theses supervised by Doç. Dr. Emre Gökalp

16 theses · Anadolu University

Master'sOpen AccessTR

Sosyal paylaşım ağlarında gençlerin sosyalleşme ve kimlik inşası süreçleri: Facebook örneği

Bu çalışmanın amacı, Eskişehir'de yaşayan 15-24 yaşları arasındaki gençlerin Facebook kullanım pratiklerini ortaya koymak; ağ üzerindeki sosyalleşme biçimlerini ve kimlik inşası süreçlerini incelemektir. Karma desenin benimsendiği bu araştırmada, nicel ve nitel veri toplama teknikleri birlikte kullanılmıştır. Böylece, 2013 yılının Ağustos ve Ekim ayları arasında, 402 genç ile anket çalışması yapılmıştır. Ayrıca 6'sı yüz yüze ve 3'ü çevrimiçi olmak üzere toplam 9 genç ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılmış ve 8'inin izinleri alınarak Facebook profilleri incelenmiştir. Nicel veriler, Spss programında frekansları alınarak, Ki-kare, Mann Whitney-U testi ve Spearman korelasyon analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Bulgular, bildiğimiz anlamdaki sosyalleşme pratiklerinin dönüşmesinde, küçülen yeni medya araçlarının önemli rol oynadığını ortaya koymuştur. Bununla birlikte, Facebook kullanımına ilişkin belli pratiklerin cinsiyete ve yaşa göre farklılaştığı bulgulanmıştır. Örneğin, Facebook'u yeni insanlarla tanışma aracı olarak gören erkek kullanıcılar kadın kullanıcılardan, 15-19 yaşları arasındaki kullanıcılar ise 20-24 yaşları arasındaki kullanıcılardan fazladır. İlişki durumu, e-posta, tel numarası ve adres bilgileri gibi daha özel bilgiler erkeklerde ve alt yaş grubunda daha fazla paylaşılmakta; Facebook'taki arkadaş sayısı ise, yine alt yaş grubundaki kullanıcılar için önemli bir kimlik göstergesi olarak ön plana çıkmaktadır. Dolayısıyla, Facebook'taki kimlik inşası ve sosyalleşme süreçlerinde, toplumsal cinsiyete ve yaşa ilişkin farklılıkların belirleyici olduğu söylenebilir. Ayrıca Facebook'ta paylaşılan beğeni alanları da, bireyin kültürel sermayesi ve sosyo-demografik özelliklerine ilişkin önemli işaretler vermektedir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Paylaşım Ağları, Facebook, Sosyalleşme, Kimlik İnşası.

FacebookGençlerKimlik+3
Tuba Sütlüoğlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık riskleri algısının gıda tüketimine yansımaları: Eskişehir örneği

20. yüzyılın ikinci yarısından sonra sistematik bir şekilde hızla artan dünya nüfusunun gıda ihtiyacını rahat karşılamak amacıyla ortaya çıkan gıda endüstrisi, sağlıkla ilgili birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. Gıdanın ve gıdanın üretildiği yerin hijyeni, gıdaya katılan katkı maddelerinin belirsizliği başta olmak üzere, gıdanın tüketiminde tüketiciye ne tür zararlarının olabileceği belirsiz kalarak sağlık korkularına neden olmuştur. Gıda güvenliği eksikliği, bireylerde kaygı ve korkulara neden olarak güven erozyonu yaratmış, tüketicilerde gıda tüketimi konusunda kaygı oluşmaya başlamıştır. Tüketicilerin gıda tüketimine yönelik korku, kaygı veya güvenlerinin, sosyo-ekonomik yapılarıyla nasıl ilişkilendirildiğinin ele alınacağı bu araştırmada, nitel ve nicel yöntem kullanılmıştır. Eskişehir Tepebaşı ve Odunpazarı ilçelerinde iki farklı sosyo-ekonomik yapıya sahip 4 mahallede seçilen 400 kişiye anket tekniği uygulanarak ve 12 kişi ile derinlemesine görüşme yapılarak; bireylerin sağlıkla ilgili risk tutumlarının gıda tüketimine nasıl yansıdığı araştırılmış ve analiz edilmiştir. Gıda tüketiminde gösterilen tutumun bireylerin sosyo-ekonomik yapılarıyla ne denli bağlantılı olduğu, bireylerin riskin farkında olduklarında tüketim faaliyetlerinin nasıl değiştiği, kaygı, korku ve risklerin tüketim davranışlarını ne derece etkilediği üzerinde durulmuştur. Araştırmanın bulgularında, sosyo-ekonomik farklılıkların sağlık riski algısında pek farklılık yaratmadığı, genel anlamda tamamına yakın kısmının sağlık riski korkusu içerisinde olduğu, tükettiklerinden şüphe ettiği, devlete, üreticiye ve aracılara güven duymadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Aylık hane geliri yükseldikçe organik ürün tüketimi artmaktadır. Bunun yanında genetiği değiştirilmiş ürünlerin hastalık yapıcı etkisinin varlığına inanç söz konusudur. Bu konuda yeterli önlem alınmadığı savunulmakta ve tüketicilerin bilinçlendirilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Gıda güvencesi, sağlık, risk, korku, güven ve gıda tüketimi

EskişehirGıda tüketimiRisk+6
Betül Yurt
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Modern dönem gözetim olgusunda sınıflandırma pratiğinin değerlendirilmesi ve toplumsal hayata yansımaları: Eskişehir örneği

Modern dönemin akışkan ve karmaşık yapısını takip edebilmek, düzenlemek ve yönetebilmek için gözetim araçlarının gün geçtikçe arttığı gözlemlenmektedir. Teknolojik yeniliklerle gelişen gözetim araçlarının birçok çeşidine rastlamak mümkündür. Bu araçlar bir taraftan bireylerden farklı şekillerde veri/bilgi/malumat toplarken, diğer taraftan bunları sistematik bir şekilde kategorilere ayırıp kullanıma hazır hale getirmektedir. Gözetim araçlarının ucuzlaması, küçülmesi, uzaktan yönetilebilmesi toplumun bilgisine ulaşabilmek için gözetimi cazip hale getirmektedir. Ancak aynı zamanda gözetimin şeffaflığını yitirmesi ve sınırlarının muğlaklaşması çeşitli problemlere yol açmaktadır. Genel olarak güvenlik kaygıları, disiplin ve düzen arayışları gözetimin yaygınlaşmasını meşrulaştırdığı gibi gözetime yönelik eleştirel bir bakışın oluşmasını da engellemektedir. Gözetim olgusu, genellikle 'güvenlik, denetim, düzen ve disiplin' çerçevesinde değerlendirilmekte, farklı sosyo-ekonomik grupların sosyal hayata katılmaları noktasında belirleyici olduğu göz ardı edilmektedir. Bu durumun toplumsal algıda edindiği yeri ortaya koymak için farklı sosyo-ekonomik kesimlerden toplanan veriler gözetimin sınıflandırma pratiği çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu bağlamda Eskişehir'de gerçekleştirilen saha çalışmasının amacı, katılımcıların gözetimi nasıl değerlendirdiğini anlamak, farkındalığını ölçmek ve gözetimin ayrıştırma edimine yönelik düşüncelerini ortaya koymaktır. Araştırmanın sonunda ise sosyo-ekonomik durum, güvenlik algısı ve gözetim talepleri arasında güçlü bir bağ olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Gözetim, güvenlik, risk, panoptikon, ban-optikon, sınıflandırma

EskişehirGözetimGözetim toplumu+7
Nur Manolya Şen Çatalkaya
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Attila İlhan düşüncesinde ulusalcılık

Bu tez, Attila İlhan'ın "Ulusalcılık" fikriyatına anlamacı metodoloji ile yaklaşımın neticesinde ulaşılan yorumları içermektedir. Ulusalcılık, esasında birbirine karşıt gözüken sosyalist/sol düşünce ile ulusçuluğun bileşkesidir. Bu tezde cevabı aranan soru, birbirine karşıt olan bu iki ideolojinin nasıl ve hangi vasıtalarla ulusalcılık fikriyatında bir sentez ortaya çıkarabildiğidir. Birinci bölümde, ulusçuluk ideolojisinin genel özellikleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Ulusçuluk hakkındaki farklı yorumlar dikkate alınarak, bu ideolojinin ırkçılığa açık olduğu dile getirilmiştir. İkinci bölümde, Osmanlı Devleti'nin son döneminde Hristiyan cemaaat içinden doğan ulusçuluk hareketlerinden esinlenen ve bir tepki olarak gelişen "Müslüman/Türk milliyetçiliği" ele alınmıştır. Bu "milliyetçiliğin", Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması ile beraber Müslüman unsurlarından arındırılarak, yalnızca Türklüğe vurgu yapan, "laik millet" anlayışını içeren bir ulusçuluğa dönüşümü üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde, Attila İlhan'ın ulusalcılık fikriyatını şekillendiren temel faktörler olarak Gazi Mustafa Kemal, laik/pozitivist anlayış, bilimsel metoda duyulan sarsılmaz inanç ve bu inançla gerçekleştirilmesi hedeflenen ulusal sentez ile 'ulusal sol'a ilişkin yorumlarımıza yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Attila İlhan, ulusalcılık, Gazi Mustafa Kemal, laiklik, ulusal sentez.

Arif Erdem
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Instagram'da sunulan beden: Kimlik inşasında beden imgesine teknolojik müdahale olarak Photoshop uygulamalarının rolü

Instagram, her an her yerde görünür olma arzusuyla bireylerin kimliklerini sürekli yeniden inşa ettikleri bir mecra konumundadır. Bu bağlamda Instagram kullanıcıları, yaptıkları paylaşımlar aracılığıyla kimliklerini bir performansa dönüştürerek diğerlerine sunarken, en iyi performansı gösterebilmek ve vitrini en güzel şekilde doldurabilmek adına kusursuzlaştırma çabası içerisine girmektedir. Bu noktada beden, Instagram'daki pek çok farklı sunum biçimiyle birlikte bir meta ve teşhir ürünü haline gelmekte ve bir anlamda photoshop uygulamalarıyla bireysel olarak denetlenmektedir. Bu çalışmanın amacı, photoshop uygulamalarının kullanımının bireylerin kimlik inşası süreçleri üzerine etkilerini incelemektir. Bu amaçla, 18-35 yaş aralığında 15 kadın ve 15 erkek olmak üzere toplam 30 Instagram kullanıcısıyla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde, katılımcıların Instagram'da photoshop kullanma amaçları, photoshop deneyimleri ve photoshop'lu paylaşımlar hakkındaki görüşleri üzerinde durulmuştur. Araştırmanın sonucunda, bireylerin Instagram'da photoshop uygulamaları aracılığıyla idealize edilmiş bir kimlik sunumu gerçekleştirdikleri görülmektedir. Photoshop uygulamaları çoğu zaman ideal güzellik ve ideal beden formuna yakınlaşma amacıyla kullanılmaktadır. Photoshop uygulamalarının beğeni sayıları üzerindeki etkisi ise bu uygulamalara olan ilgiyi arttırmaktadır. Araştırmada ayrıca, photoshop uygulamalarının kullanımında cinsiyetler arası bir farklılaşma olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Photoshop uygulamalarının, ideal beden algısını pekiştirici etkisinin yanı sıra farklı kullanım biçimleri ile alternatif anlamların üretilmesine de aracılık ettiği görülmektedir.

BedenBeden imajıKimlik+6
Ayşegül Erdem
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çok boyutlu bir fenomen olarak küreselleşme: Kültürel boyut ve dil

Bir süreç olarak kökeni yüzyıllar öncesine dayansa da küreselleşme, Soğuk Savaş sonrası dünya üzerindeki ulus ötesi ilişkilerin yoğunlaşmasına karşılık gelmektedir. Zihinlerde ekonomik ve politik bir çağrışım uyandırsa da esasen küreselleşme, kültürü de içeren çok boyutlu bir fenomendir. Küreselleşmenin kültürel boyutuna dair araştırmalar çoğunlukla benzerlik ve farklılıklardan yola çıkılarak yapılmış; küreselleşmenin kültürel sonuçları kültürel farkçılık/kutuplaşma, kültürel homojenleşme/çakışma ve kültürel melezleşme paradigmaları etrafında ele alınmıştır. Küreselleşmenin doğrudan kültür ile ilişkilendirilebilecek diller üzerinde hangi düzeyde etki ettiği, dilbilim ve toplum bilim literatüründe de benzerlik ve farklılıklar etrafında sorgulanmıştır. Çok boyutlu bir fenomen olarak küreselleşmenin dilleri ne şekilde etkilediğini sorgulamayı amaçlayan bu çalışmada öncelikli olarak küreselleşme kavramı ile küreselleşme-kültür ilişkisine yer verilmiştir. Küreselleşme ve dil arasındaki ilişki ise dilbilimsel ve toplum bilimsel açılardan çeşitli argümanlar ile ele alınmıştır. Çalışmada küreselleşme ve dil ilişkisinde ön plana çıkan ve tarafsız bir geçerdil olup olmadığı tartışılan İngilizcenin doğrudan dil ölümlerine sebebiyet vermediği, dil ölümlerinin daha çok ulusal politikalara dayandığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak diğer yandan İngilizce başta olmak üzere ekonomik ve politik güce sahip dillerin dünya üzerindeki ağırlıklarını koruduğu saptanmıştır. Özellikle teknolojik/çevrim içi ortamlarda söz konusu dillerin hâkimiyeti, ayrıcalıklı konumlarını daha da pekiştirmiştir. İngilizce gibi ekonomik ve politik nitelik gösteren diller her ne kadar baskın dil, geçerdil, ticaret dili ya da diplomasi dili olarak nitelendirilse de ulus-devletlerin dil politikaları, söz konusu diller karşısında bir bariyer inşa etmiştir. Küreselleşme ve dil arasındaki ilişkiye etki eden birden fazla faktör mevcuttur. Bu faktörler ülkeye/bölgeye ya da zamana göre değişiklik gösterebilecek niteliktedir. Bu nedenle dünyanın çeşitli bölgelerinde farklı nitelikler gösteren küreselleşme ve dil arasındaki ilişkinin bağlamsal ve bu ilişkiyi kuran süreçlerin diyalektik olduğunu söylemek mümkündür. Bu bakımdan küreselleşme ve dil arasındaki ilişkiye dair çözümlemelerde homojenleşme ve heterojenleşme kavramlarının ötesinde çoklu dil-ötesi yaklaşımların benimsenmesi gerekmektedir.

DilDil politikalarıHomojenleştirme+4
Duygu Kamacı Gencer
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital eşitsizlik ve yaşlılık: Trabzon'da yaşayan 60 yaş ve üstü sosyal medya kullanıcı deneyimleri

Günümüzde internet ve sosyal medya hayatımızın hemen her alanına girmiş ve aynı hızla yaygınlaşmaya devam etmektedir. Bilgi iletişim teknolojilerinin yaygınlaşma hızına karşın dijital eşitsizlikler ise aynı hızla giderilememektedir. 2020 yılında başlayıp hızla tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemi sürecinde dijitalleşme sürecinin artmasıyla dijital eşitsizlikler de derinleşerek toplumsal eşitsizlikleri beslemektedir. Bu araştırmada 60 yaş ve üstü bireylerin internet ve sosyal medya kullanım deneyimlerine, motivasyonel erişimi etkileyen sosyal medya ve yaşlılık algılarına odaklanılarak dijital eşitsizliklerin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Nitel araştırma desenine sahip çalışmada Trabzon'da yaşayan yaşları 61-96 arasında değişen 24 katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Katılımcıların dijital sermayelerini anlayabilmeye yönelik soruların yanında motivasyonel erişimlerini etkileyebilecek konulardaki tutum ve algılarına odaklanılmıştır. Araştırma sonucunda internet ve akıllı telefon sahipliğinin bu araçlardan aynı faydayı elde etmek anlamına gelmediği tekrar ortaya koyulmuştur. Bununla birlikte yaş, eğitim düzeyi, teknolojik sermaye gibi etkenlerin dijital eşitsizlik üzerinde etkisi olsa da özellikle motivasyonel erişimi ve yeni medya kullanım becerilerini etkileyen yaşlılık algısı, dolandırılma korkusu gibi faktörler katılımcıların dijital sermayelerini artırmaktan uzak durmasına neden olmaktadır. Ayrıca katılımcıların gündelik hayatlarındaki alışkanlıklarını belirleyen habituslarının çevrimiçi etkinliklerini de sınırladığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Dijital Eşitsizlikler, Yaşlılık, Motivasyonel Erişim, Dijital Sermaye. Yeni Medya.

DeneyimEşitsizlikSayısal eşitsizlik+4
Ece Nur Gümrükçüoğlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kemal Tahir'in hapishane romanlarında iktidar mekanizmalarının işleyişi

Kemal Tahir'in hapishane romanlarındaki iktidar mekanizmalarının işleyişine ve özneleşme imkanlarına odaklanan çalışmamız; ele aldığı metinler üzerinden Foucaultcu Söylem Analizi yapmayı amaçlamaktadır. Foucaultcu Söylem Analizi toplumsal düzendeki sapmaları ve genel eğilimin dışında kalan unsurları göstermiştir. Çalışmamızda gerçekleştirilen söylem analizi sonucunda Kemal Tahir romanlarında; Türk toplumsal hayatına egemen söylemlerin tezahürlerinden ziyade bu baskın unsurların dışladığı ve görünürlüğünü sınırladığı söylemlerin ortaya çıktığı sonucuna varılmıştır. Hapishanedeki iktidar mekanizmalarının ve söylem düzeninin muhatabı olduğu özneler üzerinde yıkıcı, teslim alıcı ve tahakküm altına alıcı niteliklerinin oldukça sınırlı olduğu görülmüştür. Suç ceza söylemi başta olmak üzere toplum düzeninin hakim söylemlerine direnmenin, farklı faillik ve özneleşme pratikleri geliştirmenin mahkumların hapishane deneyimlerinin yaygın eğilimleri olduğu söylenebilir. Bu karşı durma eğiliminin bir sonucu olarak hapishanede işleyen iktidar pratiklerinin makul ve itaatkar vatandaş özneler ortaya çıkarmadığı görülmüştür. Hapishanedeki söylem düzeninde modern, modern öncesi, Osmanlıcı, Türkçü, milliyetçi, dini, batıl inançlı, rasyonel, evrimci, pozitivist, suçlu, sapkın, müstehcen, ahlak dışı, Batıcı, laik gibi pek çok söylemin görünürlüğünün belirgin hale geldiği gözlenmiştir. Bu söylem çeşitliliği ise hapishanenin mutlak bir ayrışmanın ve kapatılmanın değil, belirgin düzeylerde toplumsal görünürlüğün ve temasın mekanı olduğunu göstermiştir. Çalışmamızda hapishane deneyimindeki söylem dağılımı ve iktidar ağında aydının merkezi bir konum sahip olduğu görülmüştür. Çalışmamızın odağındaki romanlarda, hapishane kurumunun mutlak egemenliğe dayalı bir iktidar düzeneğine değil toplumsal uzamda yayılan son derece çeşitli söylemlerin ve öznelliğin görünürlük mekanına işaret ettiği açıktır. Toplumsal hayata yayılan söylemlerin ve öznel deneyimlerin ise hapishane içindeki merkezi konumdaki aydın üzerinden görünürlük kazanması söz konusudur. Merkezi aydın özne tarafından görünür olma hususu, toplumsal hayatta aydın konumunun etkisine işaret etmektedir. Aydının hapishane hayatında son derece çeşitli söylemle temas kurarak kendi öznelliğini kurduğunu ve dönüşüme uğradığını ifade etmek mümkündür. Anahtar Sözcükler: Kemal Tahir, Hapishane, İktidar, Söylem, Aydın

AydınlarCeza infaz kurumlarıKemal Tahir+4
Erman Saygılı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Algoritmik sömürü, kontrol ve ayrıştırma algıları: Instagram ve Spotify örnekleri

Teknik anlamıyla takip edilmesi gereken kurallar bütününü ifade eden "algoritma" kelimesinin anlamı, sosyal medya ve dijital platformların daha önemli hale geldiği günümüzde, bizim yerimize hangi içerikleri tüketeceğimize karar veren iktidar içeren yazılımlar olarak dönüşmeye başlamıştır. Dijital platformlarda sistematik olarak izlenmemiz, oluşturduğumuz tüm verilerin kaydedilmesi, bu çerçevede belli toplumsal gruplar dahilinde sınıflandırılmamız ve bu kategoriler bağlamında içeriklere maruz kalmamız mekanizması beraberinde işleyen algoritmalar doğrudan gözetim kuramlarını akıllara getirecektir. Bu tezde; verilerimizin satılması veya bizlere sınıflandırıldığımız kategoriler çerçevesinde tüketim veya kültür ürünü pazarlanması bağlamı "algoritmik sömürü", her birimize yalnızca farklı toplumsal çerçevelere gönderme yapan tüketim ve kültür ürünlerinin izletilerek belirlenmeye çalışılmamız bağlamı "algoritmik kontrol", ve tam da bu nedenle kendi toplumsal çerçevemizden çıkmamızın ve dolayısıyla ötekini anlamamızın zorlaşması bağlamı ise "algoritmik ayrışma" kavramlarıyla tartışılmıştır. Bahsi geçen bağlamların toplumsal gerçekte ne derece var ve önemli olduklarını keşfedebilmek ve betimleyebilmek adına, günlük çalışması ve yarı yapılandırılmış görüşme teknikleri kullanılarak 36 katılımcı beraberinde niteliksel bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Kişiye özel tüketim ürünleri ve reklamlarının gözlemi için Instagram ve kişiye özel kültür ürünü önerilerinin gözlemi içinse Spotify sahaları tercih edilmiştir. Araştırma sonucunda öncelikle tüm katılımcıların algoritmik gözetim, sömürü, kontrol ve ayrıştırma süreçleri hakkında bilinçli oldukları anlaşılmış, ancak özellikle yüksek gelir grubunda yer alan veya kendilerini kültürel veya politik bağlamlarda net biçimde tanımlayabilen katılımcıların bu süreçlere dair endişeleri bulunmadığı saptanmıştır. Büyük bir kolaylık olarak sunulan algoritmaların, mevcut sınıfsal, politik veya kültürel mesafeleri işleme alarak veya bu mesafeleri doğrudan üreterek kâr ürettikleri ve dolayısıyla bir yandan da kamusallığı, toplumsallığı tahrip ettikleri anlaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Algoritma, Sosyal medya, Gözetim kapitalizmi, Yankı odası, Dijital emek

AlgoritmalarDijital emekGözetim kapitalizmi+5
İsmail Burak Malkoç
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Konum bazlı sosyal ağlar aracılığıyla üniversite öğrencilerinin kimlik inşası süreçleri

Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinin konum bazlı mobil sosyal paylaşım ağlarını kullanım pratiklerini ortaya koymak ve yer bildirimleri aracılığıyla ağlar üzerindeki kimlik inşası süreçlerini incelemektir. Karma desenin benimsendiği bu araştırmada, nicel ve nitel veri toplama teknikleri birlikte kullanılmıştır. Bu doğrultuda 22 Kasım 2017- 11 Aralık 2017 tarihleri arasında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi'nden seçilen toplam altı fakültede Swarm kullanıcısı 240 öğrenci ile anket çalışması yapılmıştır. Ayrıca anket uygulanan öğrenciler arasından seçilen 13 öğrenci ile de yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Nicel veriler, Spss programında frekansları alınarak, çapraz tablo ve Ki kare analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda esas olarak, Swarm'da temas bilgileri gibi kullanıcıların kimliklikleriyle ilgili bazı bilgilerin paylaşımının ve uygulamanın kullanımına ilişkin bazı pratiklerin cinsiyetle arasında anlamlı bir ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmada ayrıca, konum bazlı sosyal ağların kullanıcıların sosyalleşme biçimlerini farklılaştırmada önemli bir yeri olduğu görülmektedir. Bunlarla birlikte, yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerde, katılımcıların çoğunun yer bildirimleriyle yaratmaya çalıştıkları kimlikle çevrimdışındaki kimliklerinin tutarlı olduğu, belli bir imaj yaratmaya çalışmadıkları ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Swarm, yer bildirimi, konum bazlı servis, sosyal paylaşım ağı, kimlik inşası

KimlikKonum tabanlı sosyal ağlarSosyal ağlar+3
Begüm Odacı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Göçün yeni adresi: Polonya'da yaşayan Türkler üzerine sosyolojik bir analiz Krakov örneği

Genç ve eğitimli bireylerin yurtdışına olan göçü, günümüz göç literatürü tarafından tartışılan sosyal bir olgudur. Nitelikli göç akımı, son yıllarda Türkiye'de gerçekleşen sosyal, ekonomik ve politik değişimlerden etkilemiştir. Bu yaşanan göç; Almanya, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada'nın dışında çeşitli Avrupa birliği ülkelerine de gerçekleşmekte, bunlardan biri olan Polonya'ya da son yıllarda hem öğrenci olarak hem de çalışan iş gücü olarak artan bir göç dalgası yaşanmaktadır. Tarihsel olarak dış göç, Türkiye için çok da yeni olmayan bir olgudur. İlk Türk dışgöçü Batı Almanya, Belçika gibi Batı Avrupa ülkelerine yaşanmışken, artık göçün küreselleşmesiyle Avrupa'nın çoğu ülke ve şehrinde Türk kökenli göçmenlere rastlanmaktadır. Doğu Avrupa'nın tarihsel olarak göç veren ülkelerinden Polonya'da yaşayan Türkler, Almanya'daki gibi büyük bir azınlık oluşturmasalar da varlıkları azımsanmamalıdır. Göç veren bir ülke konumundan göç alan ülke konumuna gelmesinde Polonya'nın AB üyeliği ve artan AB ve Uluslararası firmaları yatırımları ile oluşan istihdam açığı önemli bir etmendir. Türk göçünün rotasının Polonya'ya yönelmesinde son yıllarda 'yurtdışında üniversite okuma' eğiliminin giderek yaygınlaşması, Polonya'daki eğitim masraflarının diğer AB ülkelerine göre düşük olması ve ülkenin AB üyeliği etkilidir. İşte bu yüzdendir ki, Polonya'da tam zamanlı okuyan ve/veya çalışan Türk vatandaşlarının sayısı da her geçen gün artmaktadır. Görüşülen kişilerin %51'inin yükseköğrenim için gelmesi bunu kanıtlar niteliktedir. İki ülke arasındaki tarihsel bir dostluğun olması ve güncel siyasi problemlerin olmaması da Polonya'nın cazibesini arttırmaktadır. İşte bu araştırma Krakov şehrinde 3 yıl ve üzeri yaşayan Türk vatandaşlarına odaklanmakta ve toplanan nicel ve nitel verilerin ışında Polonya'ya olan Türk göçünün nedenlerini ortaya koymaktadır. Anket tekniği ile rakamsal veriler ve yarı-yapılandırılmış mülakat tekniği ile elde edilen nitel verilerle Krakov şehrindeki Türk nüfusunun profili betimlenmiştir. Toplanan verilerden çıkarılabilecek en önemli sonuçlardan biri de Krakov'daki uluslararası dış kaynak ofislerinin sağladığı istihdam ile başlangıçta çalışma için gelenlerin dışında iş için kalanlarda %11'lik artışın olması da öğrenci olarak gelenlerin çalışmaya başlayarak geçici göçmenlikten kalıcı hale geldiklerinin ve bu sayının giderek artacağının bir göstergesidir. Anahtar Kelimeler: Göç, Dış göç, Polonya, Entegrasyon, Eğitim, İstihdam, Beyin Göçü

Beyin göçüBütünleşmeDış Türkler+7
Özge Yentür
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Özel güvenlik, piyasa ve yönetimsellik: Eskişehir örneği

Bu çalışmanın temel amacı Eskişehir'de son yıllarda artan bir şekilde hemen her alanda görünür olmaya başlayan özel güvenliğin ortaya çıkış koşullarını ve işleyişini irdeleme ve bu süreçleri eleştirel bir okumaya tabi tutmaktır. Nitel araştırma yönteminin benimsendiği araştırmada veri toplamak amacıyla görüşme, gözlem ve doküman incelemesini içerisinde barındıran üçgenleme (triangulation) yöntemi temel alınmıştır. Çalışmanın örneklemini Eskişehir'de amaçlı örnekleme ile seçilen özel güvenlik hizmeti sunanlar ve özel güvenlik hizmeti tüketicileri oluşturmaktadır. Çalışmada örneklem grubuna ulaşmak için kartopu örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışma kapsamında Temmuz-Ağustos 2018 tarihleri arasında Eskişehir'de üniversite, hastane, AVM, site, okul, fabrika, belediye, tesis gibi farklı alanlarda hizmet veren 22 özel güvenlik görevlisi, 5 özel güvenlik şirket ve eğitim kurumu yetkilisi ve 12 özel güvenlik tüketicisi olmak üzere toplam 39 kişi ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre, Eskişehir'de özel güvenliğin 1990lı yılların sonunda ortaya çıktığı; eğreti istihdam koşullarında özel güvenlik görevlilerinin ücretlerin düşük, çalışma saatlerinin uzun olması, maaşların gününde ve tam olarak ödenmemesi, iş güvencesinin olmaması, verilen eğitimin kısa ve yetersiz olması, iş değiştirmenin çok yaygın olması, örgütlülüğün sınırlı olması gibi teknik sorunların yanı sıra yapılan işin toplumda saygı görmemesi, statüsünün düşük olması ve tüm bu koşulların yarattığı sahip çıkılmama durumu sonucunda mesleğin saygı görmemesi ve ciddiye alınmaması gibi sorunlarla karşı karşıya oldukları görülmüştür. Ayrıca güvenlik görevlileri ve şirket yetkilileri ile ilgili veriler özel güvenlik alanının "devletin ne tam içinde ne de tam dışında" bir alan olduğunu, güvenliğin özelleşerek piyasaya sunulmasının sektörde sivilleşmenin önünü açacağı iddiasının aksine denetimin farklılaşmasına ve gündelik hayata daha derinden nüfuz etmesine yol açtığını göstermiştir. Özel güvenlik hizmeti tüketicilerine yönelik bulgular ise günümüz risk toplumunda öngörülemez risklerin yol açtığı korku kültürünün katılımcıları güvenlik endüstrisinin ürünlerini satın almaya ittiğini, yalnızca satın alabilenlerin sahip olabileceği bir hizmet olan güvenlik hizmetlerinin bireysel girişim sonucu elde edilen bir meta olarak sınıfsal bir ayrım doğurduğunu, özellikle özel güvenlikli sitede oturan katılımcıların güvenlik görevlisini dışarısı ve içerisi arasında bir kalkan olarak gördüğünu ve bu anlamda güvenlik görevlisinin toplumsal ayrışmayı körüklediğini ve pekiştirdiğini göstermektedir.

EskişehirGüvenlikGüvenlik görevlisi+4
Hülya Örki
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Twitter'da suriyeli mültecilere yönelik nefret söylemi

Nefret söylemi toplulukların arasına düşmanlık tohumu ekerek toplumun birlikte yaşama kültürünü bozan, medya dolayımıyla yeniden üretilen ve nefret suçuna giden yolu açan ciddi bir sorundur. Sosyal medyanın etkileşimsellik, yayılım gibi özellikleri nedeniyle sosyal medya nefret söyleminin kullanımı ve yeniden üretilmesi için daha uygun bir ortam sunmaktadır. Nefret söylemine maruz kalan topluluklara ülkemizde Suriyeli mülteciler de eklenmiştir. Suriyeli mültecilere yönelik nefret söylemi Twitter'da da yeniden üretilerek yaygınlaşmakta ve nefret suçuna uygun ortam hazırlamaktadır. Nefret söyleminin hangi vurgularla ve nasıl oluştuğunun tespiti için eleştirel söylem analizi tercih edilmiştir. Bu doğrultuda Twitter'da Suriyeli mültecilere yönelik nefret söyleminin çözümlenmesi T. van Dijk'in söylem analizi yöntemi ile yapılmıştır. Suriyeli mültecilerle ilgili tweetlerin tespit edilebilmesi için Suriyeli mülteci, göçmen gibi anahtar kelimeler yardımıyla etiketlere ulaşılmıştır ve 'Suriyelileri İstemiyoruz' eylemleriyle aynı ada sahip #Suriyelieriistemiyoruz etiketi seçilmiştir. Bu etiketteki 1 Haziran 2014-31 Ekim 2018 tarihleri arasındaki 1383 tweet kaydedilmiş ve ardından 2014-2018 yılları Temmuz-Ağustos aylarındaki 976 tweet Quirkos programıyla kodlanmıştır. Nefret söylemi içeren 366 tweetin tespitinin ardından seçilen altı hesap ve tweetleri Bayraktutan vd. (2013) tarafından uyarlanan söylem analizi şablonu yoluyla analiz edilmiştir. Makro yapı ve mikro yapı ana başlıklarında çözümlenen hesap ve tweetlerde Suriyeli mültecileri stereotipleştiren, zenofobi ve ırkçılık boyutlarını içeren bir nefret söyleminin yeniden üretildiği görülmüştür. Araştırmanın bir diğer önemli sonucu Suriyeli mültecilerin ekonomik ve güvenlik meseleleri başta olmak üzere birçok sorun için "günah keçisi" olarak olarak görüldüğünün tespit edilmesidir. Anahtar Sözcükler: Nefret söylemi, Twitter, Sosyal Medya, Suriyeli Mülteci, Söylem Analizi.

GöçmenlerNefret suçuNefret söylemi+4
Fatih Karamete
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İnternet gazetesi okuyucuları kadın cinayeti haberlerini nasıl yorumluyor? Eskişehir'de sosyolojik bir araştırma

Türkiye'de en önemli toplumsal sorunlardan biri ve bu açıdan gündemden düşmeyen bir olgu olarak kadın cinayetleri gerek geleneksel yazılı basında gerek internet gazetelerinde kendine sıkça yer bulmakta ve bu konuyla ilgili haberlerin nasıl sunulduğu, okuyucuların bu haberleri nasıl değerlendirdiği önem arz etmektedir. Bunun yanında, internet gazetelerinin teknolojik avantajları bağlamında daha çok kişiye hızla ulaşabilmesi, bu mecralarda yer alan haberlerin incelenmesini de önemli hale getirmektedir. Bu çalışma, Türkiye'de internet gazetelerinin kadın cinayeti haberlerini nasıl sunduğunu, bu haberlerde kadınların nasıl temsil edildiğini ve okuyucuların bu haberleri nasıl yorumladıklarını/değerlendirdiklerini sosyolojik bir yaklaşımla araştırmayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda iki aşamalı bir veri toplama süreci tasarlanmış, nitel içerik çözümlemesi ve yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler araştırmanın birbiriyle ilişkili ve birbirini destekleyen iki aşamasını oluşturmuştur. Öncelikle, Türkiye'de en sık ziyaret edilen haber siteleri arasında bulunan üç internet gazetesindeki kadın cinayeti haberleri nitel içerik çözümlemesiyle incelenmiş, haberlerin sunumu ve haberlerde kadınların nasıl temsil edildiğiyle ilgili problemli noktalar belirlenerek bir soru çizelgesi oluşturulmuştur. Daha sonra internet gazetesi okuyucularının, internet gazetelerindeki kadın cinayeti haberlerini nasıl yorumladıklarını ve değerlendirdiklerini betimleyebilmek amacıyla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda farklı haber sunumlarının ve kadın temsillerinin, okuyucuların bakış açılarını farklı yönlerde şekillendirdiği bulgulanmıştır.

CinayetEskişehirHaber okuryazarlığı+4
Merve Deniz Tunalılı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Twitter'da gerçekleştirilen saldırgan mizah: Troller üzerine sosyolojik bir araştırma

Bu çalışmanın amacı trollerin sosyal medya ağlarında artan kışkırtıcı eylemlerinin arkasındaki motivasyonu keşfetmek ve trol çalışmalarına sosyolojik bir katkı sağlamaktır. Bu bağlamda çalışma Twitter'da saldırgan mizah gerçekleştiren trollerin anlam dünyalarını ve deneyimlerini anlamak için yürütülmüştür. Fenomenolojik desen benimsenerek yapılan mülakatlarda trollerin trollüğü ve saldırgan mizahı yapma nedenleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Twitter'da yapılan saha gözleminin ardından trollerle iletişime geçilmiş ve 12 trol ile mülakat gerçekleştirilmiştir. Mülakatlar yüz yüze ve çevrimiçi nitel araştırma teknikleri olmak üzere iki şekilde yapılmıştır. Araştırmanın sonunda trollerin saldırgan mizahı "saldırı" aracı olarak görmedikleri, saldırgan mizahın nefret söylemi yaydığına inanmadıkları saptanmış ve saldırgan mizah üretme motivasyonları "dikkat çekmek", "halkı aydınlatmak" ,"insanların samimiyetsizliği" olarak 3 başlık biçiminde ortaya çıkmıştır. Sonuç kısmında trollerin yaratmakta oldukları tahribatları minimuma indirmek için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Trol, trollük kültürü, saldırgan mizah, nefret söylemi, Twitter

MizahMizah tarzlarıNefret söylemi+4
Gökhan Özdemir
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijital eşitsizlik ve yoksul bireylerin medya tüketim pratikleri: Eskişehir örneği

Bu çalışma dijital eşitsizlik sorununa odaklanmaktadır. Araştırmanın amacı, yeni iletişim araçlarına sahip olma durumunun, onlara ilişkin görüşlerin ve onları kullanma pratikleri ve becerilerinin yaş, cinsiyet ve sosyo-ekonomik statüden nasıl etkilendiğini Eskişehir'deki yoksul bireyler örneğinde ortaya koymaktır. Saha çalışması, 415 anket ve 39 yarı-yapılandırılmış görüşmeye dayanan karma desenli bu araştırma, Eskişehir'in Odunpazarı ilçesine bağlı, yoksul ailelerin yaşadığı Emek ve Gündoğdu mahalleleri ile Sevinç köyünde gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçları, yoksulluğu derinden yaşadıkları gözlemlenen belli başlı hanelerde dahi iletişim araçlarına erişimin oldukça önemsendiğini göstermektedir. Bununla birlikte, nitel veriler dijital eşitsizliğin yüzdelik oranlara bakıldığında görünmeyen, gizli kalmış yönlerini görünür kılmıştır. Bulgular, dijital eşitsizliklerin sadece araçlara erişmekle giderilebilecek bir bölünme sorunu olmadığını bir kez daha ortaya koymakla birlikte; alanyazında "ikinci düzey dijital bölünme" ve "üçüncü düzey dijital bölünme" şeklinde ifade edilen yeni eşitsizlikleri de göstermektedir. Yeni iletişim araçları, düşük eğitim düzeyi ve ekonomik kısıtlılıkların ördüğü duvarların aşılabilmesi noktasında önemli bir işlev görmektedir. Buna karşın, yaş, eğitim düzeyi ve toplumsal cinsiyet, medya içeriklerine yönelik düşünceleri; yeni medyayı kullanma becerileri ve pratiklerini; çevrimiçinde harcanan zamandan fayda sağlama eğilimlerini etkileyen değişkenler olarak öne çıkmaktadır. İkinci düzey ve üçüncü düzey dijital eşitsizliklerin hem çevrimdışı yaşamdaki eşitsizliklerden beslendiği hem de onları beslediği görülmektedir. Ayrıca, yaş arttıkça bilgisayar ve internet kullanmayı bilme oranları düşüyor olsa da, nitel bulgular yaş ve yeni medya arasındaki ilişkinin düz çizgisel bir seyir izlemediğine işaret etmektedir. Çünkü, eğitim hayatını erken terk etme, genç yaşta evlilik, çocuk sahipliği ve yoksulluk gençliğin sınırlarını çizen bir eşik olarak ortaya çıkmaktadır. Bu bulgu, dijital eşitsizliklerin toplumsal kökenle olan ilişkisini ortaya koymaktadır.

EskişehirMedyaSayısal bölünme+4
Tuba Sütlüoğlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Other supervisors