Theses supervised by Doç. Dr. Harun Şahin
16 theses · Ankara Yıldırım Beyazıt University, Gaziantep University, Akdeniz University
Gündelik hayatın inşasında Kur'an'ın rolü -Klasik ve son dönem tefsirler ışığında-
Bu doktora tezi, Kur'ân'ın gündelik hayatın inşasındaki rolünü, klasik ve son dönem tefsirler ışığında incelemektedir. Çalışmanın ana konusu, Kur'ân'ın sosyal ilişkilere rehberlik eden üslubunun, birey ve toplum üzerindeki etkilerini analiz etmektir. Bu çalışmada Kur'ân'ın değişmeyen yapısının, sürekli değişim halinde olan birey ve toplumla nasıl uyum sağladığı ve gündelik yaşam pratiklerine nasıl yön verdiği incelenmiştir. Çalışmanın amacı, Kur'ân'ın, insan-Allah, insan-insan ve insan-tabiat etkileşimlerine nasıl rehberlik ettiğini, bu rehberlikte kullanılan dilin ve üslubun rolünü sosyolojik bir bakış açısıyla ortaya koymaktır. Hipotez olarak, Kur'ân'ın insanı, toplumu ve tabiatı düzenleme çabasının, modern toplumdaki sosyal ilişkileri ve davranış kalıplarını da etkileyebileceği ileri sürülmüştür. Çalışmada kullanılan yöntem ve teknikler, dolaylı gözlem ve makro yöntem esas alınarak yapılandırılmıştır. Kur'ân'ın rehberliğini ele alan ayetler incelenirken, klasik ve modern tefsirler karşılaştırılmış ve kavramsal bir analiz yapılmıştır. Kapsam ve sınırlılıklar açısından çalışma, belirli bir dönem tefsir kaynaklarına ve dil yeterliliğine bağlı kalarak Kur'ân'ın gündelik hayatta, insani ilişkiler ve toplumsal yapılar üzerindeki etkisine odaklanılmış ve yalnızca insanın Allah, insan ve tabiat ilişkileri bağlamında gündelik hayat pratikleri ele alınmıştır. Çalışmamız Arap dünyasında Menhecü'l-Kur'ân başlığıyla yapılan çalışmalarla benzerlik gösterse de, bu tez Kur'ân'ın gündelik hayata etkisini incelemesi bakımından özgün bir bakış açısı sunmaktadır. Çalışmanın en önemli sonuçları arasında, Kur'ân'ın gündelik hayatı düzenlerken kullandığı dilin, sadece bir emir ve yasaklar bütünü olmadığını, insanın aklına ve kalbine hitap eden, onun duygu ve düşüncelerine rehberlik eden bir üslup taşıdığı vurgulanmıştır. Kur'ân'ın gündelik hayata dair stratejik amaçlarının; bireylerin iradesini güçlendirmek, sosyal dinamizm sağlamak, aidiyet duygusu oluşturmak ve toplumsal güveni pekiştirmek olduğu tespit edilmiştir. Gelecekte çalışılması gereken konular arasında, Kur'ân'ın modern çağda sosyal, iktisadi, hukuki ve çevresel ilişkiler üzerindeki etkilerinin nasıl olabileceği ile Kur'ân'ın ahlaki rehberliğinin nasıl bir rol oynayabileceği önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Tefsir, Kur'ân, Gündelik Hayat, Rehberlik, İnsani İlişkiler
Kur'an'da çok anlamlı kelimelerin Türkçe meallerdeki yansımaları
Çok anlamlı kelimeler, dildeki tek anlamlı sözcüklerin tarihi seyir içerisinde farklı bağlamlarda kullanılması sonucunda zamanla yapısında pek çok manayı barındırması ile oluşmaktadır. Arapça'nın kadim ve köklü bir dil olması hasebiyle, bu dilin çok anlamlı kelimeler bakımından zengin bir yapıya sahip olduğu bilinmektedir. Kur'an'ın nüzul dilinin Arapça olması da Kur'an'da çok anlamlı kelimelerin sıkça kullanılmasını beraberinde getirmiştir. Çalışmamızda amacımız, Kur'an'da mevcut olan çok anlamlı kelimelere dair yapılan mana tercilerinin meydana getirdiği hükmi ve anlamsal sonuçlarını ortaya koyarak çok anlamlı kelimeler üzerine hassasiyet ve titizlikle çalışmanın önemine dikkat çekmektir. Çalışmamızda izlediğimiz metod kapsamında, Kur'an'da kullanılan çok anlamlı kelimelere dair eser kaleme alan beş klasik alimin üzerinde ittifak ettiği çok anlamlı kavramlardan on tanesini inceledik. Ardından bu kavramların geçtiği ayetlerde ilgili kavramlara verilen manaları, referans aldığımız 15 mealden hareketle analiz ettik. Elde ettiğimiz verileri kıyaslama ve tasnif yöntemiyle inceleyerek sonuç kısmında alimler ile meal müelliflerinin tercihleri özelinde değerlendirmeler yaptık. Yapılan değerlendirmeler sonucu alimler ile meal müelliflerinin uyumlu manalar vermekle beraber farklı manaları tercih ettikleri durumlar da olduğu bulgusuna erişerek bu bulguları teker teker açıkladık. Ayrıca çok anlamlı kelimelere dair yapılan tercihlerin ayetlerin hükmü ve manası üzerinde ihtilaflara sebebiyet verdiği ve çok anlamlı kelimelere hamledilen manaların birbirlerinden epey uzak anlamlar barındırması sonucunda mana çeşitliliği meydana getirdiği durumları da tespit ederek sonuç kısmında açıkladık. Tüm bu bulgular neticesinde, Kur'an'da mevcut olan çok anlamlı kelimelerin bağlamsal ve kavramsal doğrultuda titizlikle incelenmesi gerektiği ve bu incelemenin derin bir ilim ve disiplinler arası bir yaklaşım gerektirdiği sonucunda eriştik.
Kalkınma yardımları kapsamında Türkiye-Afrika ekonomik ilişkileri (2000-2019)
Kalkınma yardımları genellikle azgelişmiş ülkelerin ekonomik ve insani sorunlarının çözülmesine yönelik yapılmaktadır. Dünya çapında geleneksel ve yükselen donör ülkeler başta olmak üzere pek çok ülke kalkınma yardımı faaliyeti yürütmektedir. Ancak günümüzde gerçekleştirilen yardımlara rağmen azgelişmiş ülkelerdeki ekonomik ve insani sorunlar çözülebilmiş değildir. Bu noktada yardımların hangi alanlara yapıldığı ve ne kadar etkili olduğu sorusu ön plana çıkmaktadır. Geleneksel donör olarak kabul edilen batılı ülkeler, yardım yaptıkları ülkelerde genelde proje bazlı yardım faaliyeti yürütmektedir. Türkiye ise yükselen donör ülke konumunda genelde insani yardım odaklı kalkınma yardımı faaliyeti yürütmektedir. Çalışmada, Türkiye'nin dünya çapında yaptığı tüm kalkınma yardımları incelenmiştir. Ardından, Türkiye'nin Afrika kıtasına yaptığı tüm yardımlar incelenmiştir. Sonunda ise Türkiye'nin Afrika kıtasında en çok yardım yaptığı ülkeler olan Somali, Sudan ve Nijer ülkelerine gerçekleştirdiği resmi kalkınma yardımları ve ekonomik ilişkiler incelenmiştir. Çalışmada, 2000-2019 yılları arasında Türkiye'nin Afrika kıtasına yaptığı yardımların arttığı ve Türkiye-Afrika arasındaki dış ticaret hacminin büyüdüğü belirlenmiştir. Türkiye'nin 2000-2019 yılları arasında Somali, Sudan ve Nijer ülkelerine yaptığı yardımların genelde artan seyir izlediği belirlenmiştir. Bu yardımlar genelde insani yardım odaklı yapılmaktadır. Ayrıca kalkınma yardımlarının bu ülkelerin eğitim, sağlık ve sosyal alt yapı alanlarındaki gelişimlerinin desteklenmesine yönelik yapıldığı belirlenmiştir. Türkiye'nin bu ülkeler ile kurduğu kalkınma işbirliği politikaları sonucunda taraflar arasındaki ekonomik ilişkiler gelişmiştir. Dolayısıyla taraflar arasındaki dış ticaret hacmi büyümüştür. Ancak dış ticaret hacimlerinin Türkiye açısından halen çok düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Kamu politikalarında davranışsal iktisat yaklaşımı: Gaziantep örneği
Günümüzde seçeneklerin artması ve ekonomik belirsizliklerle birlikte bireylerin karar verme süreçlerinin daha karmaşık hale gelmesi rasyonellikten uzak kararlar verilmesine neden olmaktadır. Geleneksel iktisat düşüncesinde kabul gören tam rasyonellik kavramı ise günümüzde geçerliliğini yitirmiştir. Bireylerin rasyonellikten uzak karar vermesinde sadece seçeneklerin çok ve karmaşık olması değil, zihinsel, sosyal ve psikolojik olarak birçok faktörün etkisi mevcuttur. Uygulanacak olan kamu politikalarında bireylerle iş birliği içinde ve davranışlarını doğru şekilde analiz ederek politikalar tasarlanması gerekmektedir. Parasal teşvikler ve kısıtlayıcı önlemler kullanılarak uygulanan kamu politikası araçları bireylerin davranışlarında kısa süreli etkilere sebep olmakta ve bireyler belirli bir süre sonra alışık oldukları davranışlara geri dönmektedir. Bu sebeple, ekonomi, eğitim, çevre ve enerjiye kadar hayatın her alanında kendisine yer bulan davranışsal içgörüler kullanılarak uygulanan politikalar daha uzun vadeli çözüm önerileri sunmaktadır. Bu çalışmada, Gaziantep ilinde yaşayan bireylerin davranışsal kamu politikalarına yönelik davranışlarını incelemek için 539 adet katılımcıya ulaşılmıştır. Elde edilen veriler, non paremetrik testlerden, Mann-Whitney U Testi, Kruskal-Wallis H Testi ve bağımlı değişkenlerin birbirleri ile arasındaki ilişkiyi tespit etmek için Spearman'ın Sıralama Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, bireylerin rasyonellikten uzak seçimlerde bulunduğu tespit edilmiştir. Dürtme yöntemleri kullanılarak bireylerin lehine olacak şekilde özgürlüklerine müdahale etmeden tasarlanacak olan davranışsal kamu politikalarının hem bireylere hem de uzun vadede ekonomik büyümeye katkı sağlayacağı konusunda önerilerde bulunulmuştur.
Tarihsel perspektiften planlı dönemde Türkiye'de kırsal kalkınma politikaları (1963-2019)
Kalkınma, ekonomik ve sosyal yapının değişmesiyle toplum yaşamının maddi ve manevi olarak iyileşmesi sürecidir. Kalkınma ile ilgili en önemli kavramlardan birisi kırsal kalkınmadır. Kırsal alan, çoğunlukla tarım ve hayvancılıkla uğraşan, iş bölümü ve uzmanlaşmanın yeterince gelişmediği, kısıtlı iş olanakları ve geçim sıkıntısı nedeniyle sürekli göç veren bölgelerdir. Kırsal kalkınma ise bu bölgelerde toplumsal yaşamı olumsuz etkileyen koşulları iyileştirmeye yönelik tüm faaliyetlerle ilgilidir. Ulusal kalkınma sürecinde yerel dinamiklerin payı her geçen gün artmaktadır. Bu çalışmada, planlı dönemde Türkiye'nin benimsediği kırsal kalkınma politikaları ele alınmıştır. Çalışma yapılırken belge tarama yönteminden faydalanılmıştır. 1963-2019 dönemini esas alan çalışma kapsamında kalkınma planları, hükümet ve siyasi parti programları, seçim beyannameleri, ulusal program ve projeler kırsal kalkınma politikaları açısından incelenmiştir. Çalışma ile Türkiye'nin kırsal kalkınma serüveni tarihsel bir derinlikle irdelenmiş, kırsal alanların bugünü ortaya konulmuş ve geleceğin politikalarına yönelik tavsiyelerde bulunulmuştur. Zaman içerisinde kırsal kalkınma politikaları değişime uğramış olsa da, Türkiye, kırsal alanlarda istenen dönüşümü sağlayamamıştır. Çünkü her planda benzer amaçlar yer almasına karşın istikrarsızlık söz konusudur. Politikalar ısrarla sürdürülmemiş ve sonuçları takip edilmemiştir. Kırsal alanlara ilişkin mevzuat yetersiz ve günümüz gerekliliklerinden uzaktır. Kırsal kalkınma, sadece hizmet götürme ya da tarımsal bir politika olarak değerlendirilmemelidir. Değişen toplumsal yapı ve bireysel beklentiler gözetilmelidir. Salgın ve savaş gibi küresel sorunlar "kendine yeten bir ülke" olmanın ne denli önemli olduğunu tüm dünya ülkelerine hatırlatmıştır. Türkiye, çok sektörlü, geniş kapsamlı ve uzun perspektifli kırsal kalkınma anlayışını bir devlet politikası olarak benimser ise kırsal alanlarda arzu edilen dönüşümü gerçekleştirebilecektir.
Öğretmen eğitiminde örtük programın etkisine ilişkin öğretmen adaylarının algıları ile öğretim elemanlarının görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı öğretmen eğitiminde örtük programın etkisine ilişkin öğretmen adaylarının algıları ile öğretim elemanlarının görüşlerinin incelenmesidir. Araştırma, 2019-2020 eğitim öğretim yılı Güz ve Bahar dönemlerinde Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesine bağlı farklı lisans programlarında öğrenim gören dördüncü sınıf öğretmen adayları ve fakültede görev yapan öğretim elemanlarıyla gerçekleştirilmiştir. Karma yöntem araştırmalarından açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda, betimsel tarama deseni kullanılmıştır. Bu boyutta, evrenin tamamına ulaşmak hedeflendiğinden örneklem seçimi yapılmamıştır. Araştırmanın bu boyutuna, 436 dördüncü sınıf öğretmen adayı katılmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan "Öğretmen Eğitiminde Örtük Program Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda, durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın bu boyutuna ise, maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemiyle belirlenen 48 dördüncü sınıf öğretmen adayı ve 18 öğretim elemanı katılmıştır. Araştırmacı tarafından oluşturulan "Dördüncü Sınıf Öğretmen Adayları Odak Grup Görüşme Formu" ile "Öğretim Elemanı Yarı-Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Verilerinin çözümlenmesinde nicel veriler için SPSS paket programında ortalama, standart sapma, Kruskal Wallis-H ve Mann-Whithey U istatistiksel analiz yöntemlerine başvurulmuştur, nitel veriler için ise içerik analizi yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi 4. sınıf öğretmen adaylarının örtük program etkisine ilişkin algı düzeylerinin genel ortalaması yüksektir. Öğretmen adaylarının örtük program etkisine ilişkin algıları cinsiyete, lisans programına, anne ve baba eğitim durumuna göre anlamlı farklılık göstermektedir. Araştırmada elde edilen nicel bulgular öğretmen adayları ve öğretim elemanlarının görüşlerinden elde edile nitel bulguları desteklemektedir. Öğretim elemanları öğretmen adaylarının örtük program bağlamında mesleki gelişimlerini öğretmenliğe yönelik deneyimlerini paylaşarak, örnek olaylar anlatarak, gerekli açıklamalar yaparak ve rol model olarak olumlu yönde etkilemektedir.
Özel yetenekli öğrencilerin çoklu zekâ alanları ile öğrenme stillerinin karşılaştırılmalı olarak incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, özel yetenekli öğrencilerin çoklu zekâ alanları ile öğrenme stillerini cinsiyet, sınıf düzeyi, anne öğrenim durumu ve baba öğrenim durumu değişkenleri açısından inceleyerek, arasındaki ilişki durumunu betimlemektir. Bu amaç doğrultusunda, araştırmada tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim-öğretim yılı bahar dönemi, Antalya/Kepez Bilim ve Sanat Merkezi'nde öğrenim gören 5, 6 ve 7. sınıf olmak üzere toplam 250 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu", Gülşen (2015) tarafından geliştirilen "Çoklu Zekâ Alanı Değerlendirme Ölçeği" ve Gökdağ (2004) tarafından geliştirilen "Öğrenme Stilleri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler bilgisayar ortamında SPSS 22,0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız gruplar için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), tukey HSD ve pearson korelasyon testlerinden faydalanılmıştır. Araştırmanın sonucunda özel yetenekli öğrencilerin çoklu zekâ alanlarının gelişmiş düzeyde oldukları, "görsel/uzamsal", "müziksel/ritmik" ve "kişiler arası/sosyal" zekâ alanlarının cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir fark gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Özel yetenekli öğrencilerin sınıf seviyelerine göre "görsel/uzamsal", "müziksel/ritmik", "bedensel/kinestetik" ve "içsel/öze dönük" zekâ alanları incelendiğinde anlamlı bir fark bulunmuştur. Öğrencilerin anne öğrenim durumuna göre "müziksel/ritmik" zekâ alanları arasında anlamlı bir fark bulunurken baba öğrenim durumuna göre çoklu zekâ alanları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Öğrenme stillerine ilişkin bulgular incelendiğinde "işitsel" öğrenme stilinin cinsiyet değişkenine göre anlamlı düzeyde fark gösterdiğine ulaşılmıştır. Ayrıca öğrenme stillerinin sınıf seviyelerine göre arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Anne öğrenim durumuna göre "görsel" ve "hareketsel" öğrenme stillerinin arasında anlamlı bir fark bulunurken öğrenme stillerinin baba öğrenim durumuna göre arasında anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Özel yetenekli öğrencilerin çoklu zekâ alanları ve öğrenme stillerinin ilişki durumuna ilişkin bulgular incelendiğinde, "bedensel/kinestetik" zekâ alanları ile "görsel", "işitsel" ve "hareketsel" öğrenme stilleri arasında negatif yönlü, istatistiksel olarak anlamlı ve zayıf bir ilişki saptanmıştır. Öğrencilerin "müziksel/ritmik zekâ" alanları ile "görsel" öğrenme stilleri arasında negatif yönlü, anlamlı ve zayıf bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca öğrencilerin "içsel/öze dönük" zekâ alanları ile "görsel" öğrenme stilleri arasında negatif yönlü anlamlı ve zayıf bir ilişki bulunmuştur. Buna karşın özel yetenekli öğrencilerin çoklu zekâ alanlarının diğer boyutları ile öğrenme stilleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır.
İlk dönem işârî tefsirde rivayet
Bu tez, erken dönem işârî tefsirde rivayet-işaret ilişkisini tespit etmeyi ve şu soruları cevaplamayı amaçlamıştır: (I) Başta İbn Abbas ve öğrencilerinin tefsir ve tevilleri olmak üzere, ilk dönem işari tefsirde naklin yeri, yayılışı ve yorumlanışı nasıl gelişmiştir? (II) Hasan Basrî (ö. 110/728), Tüsterî (ö. 283/896) ve Kuşeyrî'nin (ö. 465/1072) Kur'an yorumlarında, zihin dünyalarında hangi kavramlar ön plana çıkmıştır? Bu sözcükler, hangi ölçüde etimolojik kökenleri, Kur'an öncesi ve nüzul dönemi manalarına uygun bir şekilde yorumlanmıştır? (III) İlgili alimlerin zühd ve tasavvuf anlayışı ne denli ilk dönem hadis ve tefsir geleneğindeki verilere dayanmıştır? Bu doğrultuda tefsir geleneğinde Hasan Basrî'ye atfedilen tefsir rivayetlerinin bir derlemesi olan Tefsīru'l-Ḥasani'l-Baṣrī, Tüsterî'nin Tefsīru'l-Ḳur'āni'l-ʿAẓīm ve Kuşeyrî'ye ait Leṭāʾifu'l-İşārāt adlı tefsirlerdeki nakil ele alınmış, ilgili müfessirlerin Kur'an tevilleri rivayet-işaret bağı perspektifiyle incelenmiş ve görüşlerindeki temel kavramları tespit etmek suretiyle analiz edilmiştir. Üç alimin ortak merkezi konusunun kalp olduğu görülmüştür. Kütüb-i Tisʿa'da yer alan sahih hadislerde ele alınan bu kavram, mutasavvıflara göre Kur'an'ın en önemli konularından kabul edilmiştir. Ancak züht, havf, necat, hikmet, ihlas ve ihsan gibi kalbin ahvaline dair kavramlara gelince durum farklılık arz etmiştir. Her alim bu kavramlara kendi bilgi birikimi, zihin ve gönül dünyasına göre farklı bir perspektiften bakmış ve farklı anlamlar yüklemiştir. Anahtar Kelimeler: İslam Araştırmaları, Tefsir, İşari Tevil, Rivayet, Kavramlar Abdullah b. Abbas, Hasan Basrî, Tüsterî ve Kuşeyrî.
Niyâzî Mısrî ve İşârî tefsir açısından eserleri
Niyâzî Mısrî, Osmanlı Devleti'nde idarî ve askerî yapının bozulduğu, buna bağlı olarak bazı siyasi ve ekonomik sorunların yaşandığı bir dönemde yaşadı. Doğduğu şehir olan Malatya'da ilmî tahsiline başladı. İlmî derinliğini artırmak için Anadolu'nun pek çok şehrine gitti ve Mısır'da eğitim gördü. Osmanlı coğrafyasında geniş bir alana yayılan tarikatlerden biri olan Halvetî tarikatına intisap etti. Söz konusu yüzyılda, sûfiler ve vaizler sınıfının kutuplaşması sonucu yaşanan dini ve fikrî çatışmaların ana aktörlerinden biri oldu. Halvetî tarikatının Mısrîyye kolunun kurucusu olarak tanınmış olan Mısrî, şair ve mutasavvıf yönüyle bilinmesine rağmen müfessir yönü hakkında çok az şey bilinmektedir. O her ne kadar Kur'an'ın tamamını ihtiva eden bir tefsire sahip değilse de bazı sûreleri konu alan tasavvufî tefsir denemeleri denebilecek müstakil eserler ortaya koymuştur. Ayrıca eserlerinde dağınık hâlde bulunan işârî yorumlara da rastlanmaktadır. Bu çerçevede bahse konu işârî yorumları, muhteva ve yöntem açısından incelenmiştir. Mısrî'nin, âyetleri yorumlarken kullandığı yöntem ile başvurduğu kaynaklar tespit edilmiş, konunun somutlaşması amacıyla örnekler sunulmuştur. Giriş bölümünde, literatür taraması yapılmış; müellifin yaşadığı dönemde Osmanlı Devleti'nin siyasi, ilmî, ekonomik durumuna işaret edilerek yine aynı zaman diliminde kutuplaşan bazı dini gruplar arasında yaşanan sorunlara işaret edilmiştir. Birinci bölümde Mısrî'nin hayatı, kişiliği, tasavvuf yolculuğu, yaşadığı sürgünler ve eserleri konu edilmiş; tasavvufî görüşleri ana hatlarıyla ele alınmıştır. İkinci bölümde işârî tefsir ve tasavvuf konusu ele alınmış, buna bağlı olarak temel kavramlar genel hatlarıyla verilmiştir. Üçüncü bölümde Mısrî'nin muhtelif eserlerinde bulunan Kur'an yorumu, ihtiva ve yöntem açısından detaylı bir şekilde incelenmiştir. Bu çerçevede Mısrî'nin Kur'an'ı yorumlama yönteminin zâhir-bâtın dualitesi üzerinde kurulduğu düşünülmektedir.
Kur'an kıssaları bağlamında Allah'tan ümit kesmemek
Ümit, insanın hayatını anlamlı kılan en temel öğelerden biridir. Zorluklar karşısında insana yaşama gücü vermektedir. Ümit ve ümitsizliğin ruhun üzerinde etkili olup olmaması ise kişinin istitatı ile yakından ilgilidir. Birey inanç ve zorluklar karşısında direnç göstermek suretiyle ümidini canlı tutabilmektedir. Bu çizgide sahip olduğu ümitleri de inanç ve direnme gücünü kuvvetlendirmektedir. Kur'an-ı Kerim'in belirlemiş olduğu çizgi bu sistemi nitelikli olarak yaşanılabilir kılmıştır. Bu doğrultuyla hareket eden insan ilim, sabır ve tevekkül ile Allah Teala'nın sınırsız kudretine iman ettiği takdirde, hayatı anlamlı kılarak engelleri aşabilmektedir. Bu bağlamda ümit duygusunun müminin anlam dünyasını nasıl zenginleştirdiğini araştırmak üzere peygamberlerin yaşam olaylarını inceledik. Kur'an-ı Kerim'de kıssaları bulunan Hz. Âdem, Hz. İbrahim, Hz. Yusuf, Hz. Musa ve Hz. Yunus'un ister muhataplarından maruz kaldıkları maddi manevi güçlükler isterse beşerî sıkıntılar olsun zorlukları aşacaklarına ve rahmetin yetişeceğine dair ümitvar oldukları ve bu şuurla hayat memnuniyetlerini sağladıkları gözlemlenmiştir. Çalışmamız iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci bölümde Kur'an-ı Kerim'de ümit ve ümitsizliğin kavramsal çerçevesi, mahiyeti ve psikolojik bağlamı ele alınmıştır. İkinci bölümde kıssanın tanımı ve aktarılmasındaki ana mesajdan bahsedilerek kıssalar perspektifinden hem dünyevi hem uhrevi bir kazanım olarak ümit etmeyi sağlayan temel faktörlerden bahsedilmiştir.
Halife Altay'ın "Kuran Karim Kazakşa Mağına jane Tüsinigi" adlı meali üzerine inceleme
Arap bölgelerinden diğer bölgelere de İslam dini yayılmıştır ve Kur'ân'ı kendi dillerinde anlamaları için, İslam ilim adamları Kur'ân'ı tercüme ve tefsir etmeye gayret sarf etmişlerdir. Tefsir çalışmalardan biri de Kazakistan'da 1990 yılında Halife Altay Akifoğlu'nun (1917-2003) tarafından yazılmış olan Kuran Karim Kazakşa Mağına jane Tüsinigi (Kur'ân-ı Kerim Kazakça Mana ve Açıklaması) adlı eseridir. Halife Altay, mealinde hem yaşadığı dönemin hem de günümüzün toplumuna oldukça anlaşılır bir üslupta Kur'ân'ı bütün çerçevesiyle açıklamıştır. Eseri ilk önce 1989 yılında Kazak Türkçesiyle ve Töte yazısı ile (Arap alfabesiyle) yazmıştır. 1990 yılında ise çağdaş Kazakça ile Kiril alfabesiyle basılmıştır. Bu meal eserin üzerine incelemede öncelikle eserin her taraf açısından araştırma yapıp ve ele geçirdiğimiz bilgiler ile daha ayrıntılı tetkik edip, tanıtılması amaçlanmıştır.
Said Havvâ'nın el-Esâs fi't-Tefsîr adlı eserinde cihâd ayetlerini ele alışı
20. yüzyıl müfessirlerinden Suriyeli âlim Said Havvâ'yı ve kaleme aldığı el-Esâs Fit't-Tefsir adlı eserini konu edinen bu çalışma, müfessirin yaşadığı dönemi, hayatı, mücadelesi, tefsir metodu, cihâd ayetlerini ele alış biçimi üzerinde durmaktadır. Çalışmanın amacı, 19. ve 20. yüzyılda değişen sosyal, siyasi, fikri anlayışın etkisiyle Müslümanlara ışık tutması amacıyla yazdığı tefsirini beyan etmekle beraber, kendi metodu Kur'ân'ın birliği nazariyesi üzerinden Kur'ân'daki cihâd ayetlerini Bakara sûresindeki cihâd ayetleri ekseninde nasıl ele aldığını ortaya koymaktır. Araştırmada kullanılan yöntemde öncelikle kaynak taraması yapılmıştır. Said Havvâ'nın eserlerinden hareketle özellikle cihâdla ilgili görüş, yorum ve ictihadî yargılarını derleyip bunların tasnif, tahlil ve değerlendirmesi sunulmuştur. Çalışmada Said Havvâ'nın geleneksel ile çağdaş dönem tefsir anlayışını harmanlayarak yazdığı eserinin kendine özgü bir tefsir metodu olduğu, yaşadığı dönemdeki siyasi sosyal problemlerin çözümü için tefsirini ve diğer eserlerini yazdığı, cihâd ayetlerini de tefsirinde bu minvalde ele aldığı görülmüştür. Ayrıca cihâd ayetlerini Kur'ân'nın özü olarak gördüğü Bakara sûresindeki cihâd ayetleriyle ilişkisi üzerinden değerlendirdiği ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Cihâd, el-Esâs Fit't-Tefsir, Kur'ân, Said Havvâ, Tefsir, 20. Yüzyıl.
Mâverdî'nin en-Nüket ve'l 'Uyûn adlı eserinde yönetime dair ayetlere yaklaşımı
Mâverdî, hukukçu kimliği ön planda olan bir şahsiyettir. Kendisiyle ilgili kısa bir bilgi edinilmek istendiğinde ise müellifin çok yönlülüğü dikkat çeker. Mâverdî' nin bu fikri zenginliği ve bilgisinin mahsullerinden birisi de en-Nüket ve'l 'Uyûn ismiyle te'lif ettiği tefsiridir. Mâverdî' nin bir yönetici olarak, yönetimle ilgili olabilecek ayetleri kendi perspektifinden nasıl değerlendirdiğini görmek bu çalışmanın ortaya çıkmasındaki temel sebeptir. Çalışma giriş ve ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında Mâverdî hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Birinci bölümde yönetimle ilgili Kur'ân'da vurgulanan kavramlar ve fıkhî doktrinde bize göre önemli olan ilkeler Mâverdî ekseninde değerlendirilmeye çalışılmıştır. Satır aralarında Mâverdî'nin fikirlerine atıfta bulunulmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde yönetimle ilişkilendirebileceğimiz ayetlerin en-Nüket ve'l 'Uyûn'da Mâverdî tarafından nasıl ele alındığı saptanmaya çalışılmıştır. Ayrıca bu bölümde Taberî, Kurtubî ve çağdaş dönem müfessirlerinden Mevdûdî'nin mezkûr ayetlere getirdiği yorumlar incelenmiş, ayetlerin tefsirindeki yorum farklılıkları ortaya koyulmaya çalışılmıştır. en-Nüket ve'l 'Uyûn rivayet tefsiri olarak değerlendirilmektedir. Bununla birlikte müfessir bazı rivayetleri aktarırken kendi yorumunu da dile getirmiştir. Fakat bu çalışmada ilgili ayetlerde Mâverdî'nin kendi tercihlerini açık bir şekilde ortaya koyduğu görülmemiştir. Anahtar kelimeler: Mâverdî, tefsir, yönetim.
Kur'an yolu tefsiri'nde ele alınan Kevnî âyetlere bilimsel yaklaşımlar çerçevesinde bir bakış
Kur'an, bir çağa değil bütün çağlara indirilmiş evrensel bir kitaptır. Bu yüzdendir ki indirildiği çağdan bugüne kadar dikkatleri çekmiş ve araştırmalara konu edinilmiştir. Kur'an araştırmalarını merkeze alan ilimlerden ilk akla gelen tefsir ilmidir. Tefsir ilmi en temel çerçevesi ile belli kurallar dahilinde Kur'an'ı anlama çabasıdır. Bu ilim zamanla alt disiplinlere ayrılmıştır. Bu alt disiplinlerden en yeni olanlardan birini de ilmî ya da bir diğer adı ile bilimsel tefsir olarak kabul edenler vardır. Bazı araştırmacılar Kur'an'da varlık alemine dair bilgi içeren âyetleri bilimsel kanunlardan yardım alarak tefsir etme çabası içerisine girmişlerdir. Temel amacı hidâyet olan Kur'an'ın, içerisinde evren, insan, diğer canlılar ve doğa olayları gibi pek çok konuya da yer verilmektedir. Varlık alanından bahseden Kur'an'ın kevnî âyetlerine güncel araştırmacıların açıklamalarında farklı, kadim müfessirlerin tefsirlerinde farklı yorumlar verilmiştir. Ateş, Kırca, Yeniçeri, Taslaman gibi birçok araştırmacının kevnî âyetleri anlamlandırma çabalarına ve bu eksenden hareketle Kur'an Yolu Tefsirin'de bu âyetlerin nasıl ele alındığına karşılaştırmalı olarak çalışmamızda yer vereceğiz. Bilimsel tefsir çabasının ortaya çıkmasından sonra yazılan Kur'an Yolu Tefsiri'nde kevnî âyetlerin nasıl yorumlandığını inceleyerek bu tefsirin bilimsel tefsir noktasında yer aldığı çizgiyi tespit etmenin alandaki eksik bir noktaya ışık tutacağı kanaatindeyiz.
Gayb penceresinden mugayyebât-ı hamse'ye yaklaşım
Âlemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ, şehâdet ve gayb boyutuyla tüm kâinatı yaratan, maddi ve manevi tasarrufları üzerinde bulunduran, gizli ve aşikâr her türlü durumları bilendir. Şehâdet âleminde yaşayan insan da yaratıldığı günden beri, görünmeyen ve bilinmeyene karşı hep merak içerisinde olmuştur. Bu merakı onu gayb ile ilgilenmeye sevk etmiştir. Bu çalışmamız, gayb kavramı üzerinden beş bilinmeyen olarak nitelendirilen hususlar hakkındaki yaklaşımları ortaya koyma gayretidir. Nitekim Lokmân sûresinin son âyetinde zikredilen beş bilinmeyen mevzusu günümüzde yaşanan gelişmeler doğrultusunda tekrar güncelliğinin sorgulamasına sebebiyet vermiştir. Bu bağlamda, seçmiş olduğumuz rivayet tefsirleri, dirâyet tefsirleri ve son dönem müfessirler tarafından ilgili âyeti nasıl yorumladıklarını, günümüz şartlarında güncelleme kapsamında değerlendirilip değerlendirilmemesini ve asırlara göre müfessirlerin yorumlarındaki farklılıklara yer vereceğiz. Netice olarak, gayb meselesi Kur'ân-ı Kerîm ve hadisler ışığında okunduğunda Allah'ın güç ve kudretinin tecellisinin yansımalarıdır. المُغيَّبات الخمس olarak belirtilen beş husus ayrıntılı olarak incelendiğinde hâlâ gayb özelliği taşıdığı görülebilecektedir. Çalışmamızın المُغيَّبات الخمس'nin iyi anlaşılması ve daha doğru kavranması noktasında alana katkı sunacağı kanaatindeyiz.
İlk dönem tabakât kitaplarının tefsire etkisi ve İbn Sa'd örneği
Bu çalışma İlk dönem Tabakât kitaplarının tefsire etkisini incelemeyi hedeflemektedir. Genelde hicri 1-2. asır, özelde ise İbn Sad'ın Kitâbü't-Tabakâti'l-Kebîr adlı eserinin tabakât tefsir tarihindeki parametreleri ele alınmaktadır. Tezin ilk bölümünde ilk dönem tabakât eserleri, örnekleri ve müfessirler ile tabakâtın ortaya çıkmasına neden olan sebeplere değinilmektedir. İkinci bölümde İbn Sa'd ve eseri üzerinden dinî literatürdeki biyografi yazıcılığının gelişim sürecine temas edilmektedir. Üçüncü bölümde ise biyografi yazım sürecinin bir sonucu olarak ortaya çıkan tabakât yazıcılığının normatif ilimlerdeki tezahürünün yanında, tefsir ilmi açısından taşıdığı önem vurgulanmaktadır. Tefsir ve tabakât üzerinde etkisi ile Kitâbü't-Tabakâti'l-Kebîr adlı eserin tefsir tabakâtındaki önemine değinilmektedir. Son olarak İbn Sa'd sonrası tefsir tabakât literatürü örnekleri sunulmaktadır. Müfessirler için tabakâtın yalnızca künye, doğum, ölüm, hoca ve talebe bilgilerini ihtiva eden kronolojik eserler olmadığı ortaya konulmaktadır. Tüm bu bilgiler ışığında eseri okumak ve incelemek, hem siyer hem tefsir malumatı açısından okuyucuya büyük fayda sağlamakta, bu vesileyle çalışmada eserin tefsir literatürüne katkısı ortaya konulmaktadır. Anahtar kelimeler: Ayet, tefsir, sahabe, tabiin, İbn Sa'd, Biyografi, Tabakât