Theses supervised by Doç. Dr. Ercüment Erbay

11 theses · Hacettepe University

Master'sOpen AccessTR

Cinsel istismara maruz kalan çocukların algıladıkları stres ve depresyon düzeyleri arasındaki ilişkinin sosyal hizmet açısından incelenmesi

Türkiye'de cinsel istismara maruz kalan çocukların adli ve tıbbi işlemlerinin tek seferde alanında uzman kişiler tarafından yapılması amacıyla 2010 yılında Çocuk İzlem Merkezleri (ÇİM) kurulmuştur. Çocuk İzlem Merkezlerinde çocukların adli ve tıbbi işlemleri yapılıp, çocukların ihtiyaçlarına uygun sosyal hizmet müdahaleleri gerçekleştirilmektedir. Bu araştırma cinsel istismara maruz kalan çocukların stres ve düzeylerini ortaya koyma, çocukların stres ve depresyon düzeylerini etkileyen faktörleri inceleme ve cinsel istismara maruz kalan çocuğu sosyal hizmet yaklaşımları çerçevesinde değerlendirmeye odaklanmaktadır. Araştırmanın örneklemini; Samsun Çocuk İzlem Merkezi'nde adli ve tıbbi işlemleri 2018-2019 yıllarında yapılmış olan, yaşları 12-18 arasında değişen çocukların dosyaları oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Yarı Yapılandırılmış Veri Toplama Formu", "Algılanan Stres Ölçeği ve "Beck Depresyon Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın yöntemi nicel araştırma deseniyle hazırlanmıştır. Çocuk İzlem Merkezinde ifade işlemleri yapılan çocukların dosyalarına ait gözleme dayandığı için özü itibariyle kesitsel bir araştırmadır. Araştırma, 2018-2019 yıllarına ait Samsun Çocuk İzlem Merkezinde ifade işlemleri yapılan tüm çocukların dosyaları araştırmanın evreni olması doğrultusunda retrospektif bir yöntemle ele alınmıştır. Araştırma kapsamında 114 cinsel istismar mağduru çocuğun dosyasına ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları sistematik bir dizin çerçevesinde oluşturulmuştur. Araştırmanın en önemli sonuçlarından bazıları; kardeş sırasının cinsel istismara maruz kalmada etkili olduğu, kardeş sırasının cinsel istismar türüyle anlamlı bir şekilde farklılık gösterdiği ve kardeş sırasının cinsel istismarın etkileri açısından da önemli olduğu, araştırma kapsamında ele alınan dosyalarda ensest dosya sayısının da araştırmada anlamlı büyüklükte olduğudur.

Beck Depresyon ÖlçeğiCinsel istismarDepresyon+7
Fatih Kurşun
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergenlerin sorunlarının ve algıladıkları sosyal desteğin gelecek beklentilerine etkilerinin incelenmesi: Altındağ örneği

Bu araştırmanın amacı ergenlerin sosyo-demografik ve sosyo-ekonomik özellikleri, sorunları ve algıladıkları sosyal destek bağlamında gelecek beklentilerini incelemek, bu beklentileri ekosistemik bir bakış açısıyla ergenlik deneyimleri üzerinden görünür kılmak ve sağlanacak derinlemesine bir anlayışla ergenlerin gelecek beklentilerini desteklemeye yönelik çözüm önerileri ortaya koymaktır. Bu çözüm önerilerini ortaya koyma noktasında, bu araştırma bireyi çevresindeki çoklu düzey sistemlerle ele alan ekolojik yaklaşım temelinde ve sosyal hizmetin bütüncül bakış açısıyla gerçekleştirilmiştir. Buna göre ergenin kendisi, ailesi, arkadaşları, okulu ve çevresi bu araştırmada ele alınan sistemlerdir. Karma yöntem ile yapılan bu araştırmanın nicel boyutunda 2016-2017 eğitim öğretim yılında Ankara'nın Altındağ ilçesi liselerine devam eden 397 ergen ile çalışılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni olan ergenlerin gelecek beklentileri 'Ergen Gelecek Beklentileri Ölçeği' aracılığıyla; araştırmanın bağımsız değişkenlerinden ergenlerin tanıcı özellikleri ve sorunları araştırmacı tarafından hazırlanan bir 'Anket' ile algılanan sosyal destek ise 'Algılanan Sosyal Destek Ölçeği' ile ele alınmıştır. Verilerin analizinin ardından ortaya konan sonuçların derinlemesine bir şekilde anlaşılması amacıyla kendisinden nicel veriler toplanan ergenler arasından 28 özne ile gelecek beklentisi odağında derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutuna göre, ergenlerin geleceğe yönelik beklentilerinin merkezinde iş ve eğitime yönelik beklentiler bulunmaktadır. Bunu evlilik ve aile beklentisi izlemektedir. Aile ve okula ilişkin sorunlar ergenlerin gelecek beklentilerinde farklılığa sebep olmaktadır. Buna göre ailelerine ve okula ilişkin sorunlar yaşayan ergenlerin, sorunlar yaşamayan ergenlere göre gelecek beklentileri daha düşüktür. Aileden, arkadaştan ve öğretmenden algılanan sosyal destek arttıkça ergenlerin gelecek beklentileri de artış göstermektedir. Ailesinin ekonomik durumunun "kötü" olması ergenler için gelecek beklentilerini ve bütün alt boyutlarını düşürmesi açısından önemlidir. Bununla birlikte okul türü farklılığı, cinsiyet, sınıf düzeyi, ebeveynlerin eğitim düzeyi ve ergenin gelir getiren bir işte çalışması gibi değişkenler ergenlerin gelecek beklentileri açısından anlamlı farklılıklar ortaya koymaktadır. Diğer taraftan geleceğe yönelik umutlu olan ergenlerin gelecek beklentileri daha yüksek iken geleceğe yönelik beklentilerinin önünde engeller olduğunu düşünen ergenlerin gelecek beklentileri daha düşük çıkmıştır. Nicel boyutu daha derinlemesine açıklamak için yapılan nitel görüşmeler, ergenlerin gelecek beklentilerine ilişkin bazı önemli deneyimleri ortaya çıkarmıştır. Özellikle ailelerin ekonomik durumları ve eğitim durumları ergenlerin gelecek beklentileri açısından belirleyici bir niteliğe sahiptir. Ergenler, bireysel sorunları ile aile, arkadaş, okul ve çevreye ilişkin sorunlarını genel olarak okul başarılarına etkisi üzerinden ele almaktadır. Okul başarısı ise özellikle iş ve eğitime yönelik beklentiler açısından ergenlerin geleceğe yönelik beklentilerinin ve umutlarının devamı niteliğindedir. Ailelerin ve öğretmenlerin olumsuz tutumları ve olumsuz beklentileri, olumsuz arkadaşlıklar, güvenli olmayan bir çevre ve makro düzeyde toplumsal cinsiyet eşitsizliğine yönelik deneyimler ergenlerin gelecek beklentisi açısından olumsuz anlamlar içermektedir. Bu kapsamda, ergenlerin gelecek beklentilerini desteklemek amacıyla birey, aile, arkadaş, okul ve çevre odağında öneriler geliştirilmiştir. Özellikle ailenin ve öğretmenlerin desteklenmesi yoluyla ergenlerin gelecek beklentilerine olumlu katkıda bulunmak önem taşımaktadır. Ergenler temel olarak gelecek beklentilerine yönelik olumsuz koşulları vurgulamak yerine beklentilerini destekleyecek bir ekolojik çevreye ve kurumsal hizmetlere ihtiyaç duymaktadır.

Algılanan sosyal destekEkolojik çevreErgenler+6
Ahmet Ege
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de cinsel istismara uğrayan çocuklara yönelik hizmet ve uygulamaların değerlendirilmesi: Bir model önerisi

Bu araştırmanın amacı Türkiye'de çocuk cinsel istismarı uygulamalarını analiz ederek daha iyi uygulamalar için öneriler sunmaktır. Akademisyenler, hükümet dışı örgüt temsilcileri ve farklı alanlarda çalışan kamu temsilcileri aracılığıyla çocuk istismarı politika ve uygulamaları değerlendirilerek güçlü ve geliştirilmeye açık yanlar ortaya konmuştur. Ayrıca İngiltere, İsveç ve Hollanda'daki uygulamalar ile Türkiye'deki uygulamalar karşılaştırılmıştır. Niteliksel araştırma modeliyle tasarlanan araştırmada, yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla Türkiye'de bu konu ile ilgili çalışan akademisyenler, kamu temsilcileri, hükümet dışı örgüt temsilcilerinden oluşan 52 katılımcı ile Ekim 2017 - Mayıs 2018 tarihleri arasında derinlemesine görüşme yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda; Çocuk İzlem Merkezinin dokunma olmayan cinsel istismar mağduru çocuklara hizmet vermemesi, ÇİM'de ifadesi alınan çocuğun AGO'da yeniden ifadesinin alınması gibi uygulamaların çocuğun ikincil mağduriyetine yol açabildiği, ÇODEM'lerde bakım altında olan çocukların psikiyatrik tedavilerinin yürütülmesi gerektiği gibi pek çok konu ortaya konmuştur. Tüm bu eleştirel analiz, geliştirilen öneriler, farklı ülke örnekleri ve araştırmacının fikirleri doğrultusunda daha iyi işleyen, sistemler arası koordinasyon ve iletişime olanak tanıyan bir çocuk koruma modeli önerilmiştir. "Çocuk Koruma ile Tedbir Kararları Koordinasyon ve İzleme Birimi" adı verilen bu birim aracılığıyla çocuk koruma ve tedbir kararlarının uygulanması, izleme ve takip mekanizmaları bir sisteme bağlanmıştır. Cinsel istismarın tedavi ve rehabilitasyon sürecinde gündüz kliniği modeli tartışmaya açılmıştır. Bakım kuruluşuna alternatif bir koruyucu aile modeli önerilmiştir. Anahtar Sözcükler: çocuk, çocuk istismarı, çocuk cinsel istismar politikaları, çocuk cinsel istismarı uygulamaları, sosyal hizmet.

Cinsel saldırı suçuSosyal hizmetlerÇocuk istismarı+4
Hilal Kök
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergenlik döneminde bulunan öğrencilerin aile ilişkilerinin okul yaşamına yansımaları ve okul sosyal hizmeti

Bu araştırmanın temel amacı, ergenlik döneminde bulunan öğrencilerin aile ilişkilerinin ve ailelerinin işlevsellik özelliklerinin okuldaki eğitim hayatlarını nasıl etkilediğini anlamak ve öğrenciler ile ailelerinin özellikle eğitimi ilgilendiren konularda karşılaştıkları sorunların çözümüne katkı sunmak üzere sosyal hizmetin okul ortamındaki rolünü ortaya koymaktır. Araştırma modelinin tasarlanmasında karma yöntemden yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda Ankara'nın merkez ilçelerinden Altındağ'da bulunan meslek liselerinde öğrenim gören 397 öğrenci ile çalışılmıştır. Katılımcılardan sosyo-demografik bilgiler ile okul ve aile bağlamında sorular içeren bilgi formu ile aile işlevselliğine yönelik algılarını belirlemek üzere Aile Değerlendirme Ölçeği'ni yanıtlamaları istenmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda ise öğrencilerin okul yaşamı, aile ilişkileri, ailelerin işlevselliği, ailelerin yaşadığı güçlükler ile aile-okul etkileşimini daha derinlikli anlamak üzere nicel boyuta katılan öğrenciler arasından seçilen 22 öğrenciyle ve rehberlik öğretmenleri ve okul yöneticilerinden oluşan 8 okul personeliyle görüşülmüştür. Araştırma bulguları doğrultusunda ergen öğrencilerin aile yaşantılarının okul yaşamı üzerinde oldukça etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ailenin işlevsel bir sistem haline gelmesi için güçlendirilmesi son derece önemlidir. Bu doğrultuda, öğrencilerin ve ailelerinin sorun ve ihtiyaçlarının çözülmesi ve daha etkin okul-aile etkileşiminin sağlanmasına yönelik öneriler okul sosyal hizmeti kapsamında belirli bir uygulama modeli çerçevesi içinde sunulmuştur.

Aile içi ilişkilerErgenlerOkul hayatı+7
Nurullah Çalış
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hizmet verenlerin gözünden çocuk evleri hizmet modelinin değerlendirilmesi-Ankara ili örneği

Bu araştırma Ankara Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'ne bağlı Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezi'nde ve Merkez bünyesindeki çocuk evlerinde görev yapan meslek elemanları ile bakım elemanlarının, hizmet modeline dair görüşlerini ortaya çıkarma gereksiniminden hareketle, bu amaç doğrultusunda yapılmıştır. Araştırma, nicel desenli, genel tarama modeli kullanılan betimleyici bir yapıdadır. Araştırma, 147 bakım elemanı ve 36 meslek elemanı ile yürütülmüştür. Veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formuyla toplanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, bakım elemanlarının tamamına yakını kadın olup, büyük çoğunluğu evlidir. Bakım elemanlarının yarısı, elde ettikleri geliri yeterli bulmaktadır. Çocuk sahibi olanların 3/4'ü çocuk sahibi olmalarının işlerini yaparken avantaj sağladığını belirtmiştir. Bakım elemanlarının tamamına yakını çeşitli konularda hizmet içi eğitim aldığını ifade etmiştir. Bakım elemanlarının idarecilerden, sosyal servis görevlilerinden ve ev sorumlularından birtakım beklentiler içerisinde oldukları anlaşılmıştır. 2/3'ü, çocuklar ve çocuk evleri ile ilgili görüşlerinin alınmadığını belirtmiştir. Bakım elemanları çalışma sürelerini fazla bulmuş, yarıdan fazlası iş yükünü 'yüksek' olarak belirtmiştir. Tamamına yakını bakım elemanı sayısını yetersiz bulmuştur. Meslek elemanlarının ise, yarıdan fazlası kadın ve çoğunluğu öğretmendir. Meslek elemanlarının tamamına yakını, elde ettiği geliri yetersiz bulmaktadır. Meslek elemanlarının yarısından fazlası mesleki uygulamalarında kendini yeterli görmekte ve çocuk evlerinde çalışmaktan memnun olduğunu belirtmektedir. Meslek elemanlarının yarısından fazlası hizmet içi eğitim aldığını, tamamına yakını ise bu eğitimleri faydalı bulduğunu ve ihtiyaç duyduğunu ifade etmiştir. Meslek elemanlarının karşılaştığı sorunların başında mevzuat kısıtlılığı gelmektedir. Ek olarak tamamına yakını iş yükünü yüksek olarak belirtmiş ve büyük bir kısmı bu durumun hizmet alana yansıdığını dile getirmiştir. Ayrıca meslek elemanı sayısını da yetersiz bulduklarını belirtmişlerdir. Benzer biçimde meslek elemanları da hizmet ile ilgili görüşlerinin alınmadığını ifade etmişlerdir. Ek olarak, yönetmeliğin belirli hususlarda geliştirilmesi gerektiğini ortaya çıkmıştır. Bu doğrultuda, eğitimlerin devam etmesi, beklentilerin karşılanması, çalışan sayısı ve iş yükü sonuçlarına yönelik önlemler alınması, maaşların iyileştirilmesi ve yönetmeliğin güçlendirilmesi önerilmektedir. Anahtar Sözcükler Çocuk refahı, çocuk evleri hizmet modeli, bakım elemanları, meslek elemanları

AnkaraBakım verenlerSosyal hizmet uzmanları+4
Ali Dikmen
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Afet alanında çalışan profesyonellerin psikolojik dayanıklılık ve ikincil travmatik stres düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırma, afet alanında çalışan profesyonellerin psikolojik dayanıklılık ve ikincil travmatik stres düzeylerini bazı değişkenler açısından incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu doğrultuda; afet alanında çeşitli kurum ve kuruluşlarda çalışan 190 profesyonelden alınan bilgiler değerlendirilmiştir, sahada çalışan profesyoneller araştırmaya dahil edilmiştir. Profesyonellerin psikolojik dayanıklılık düzeylerini ölçmek için Şerife IŞIK tarafından geliştirilen "Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği", ikincil travmatik stres düzeylerini ölçmek için ise Ayla KAHİL tarafından Türkçe'ye çevrilen ve geçerlilik güvenirlik analizleri yapılan "İkincil Travmatik Stres Ölçeği Türkçe Formu" kullanılmıştır. Profesyonellerin bireysel ve mesleki bilgileri araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Araştırma, nicel yöntemde ve ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır. Veriler SPSS 20 programında analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre profesyonellerin psikolojik dayanıklılık düzeyi yüksek, ikincil travmatik stres düzeyi düşük çıkmıştır. Profesyonellerin yaşı ile psikolojik dayanıklılık düzeyi arasında pozitif yönlü, ikincil travma düzeyi arasında negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Kadınların ikincil travmatik stres düzeyi daha yüksek çıkmıştır. Profesyonellerin meslekleri ile psikolojik dayanıklılık ve ikincil travmatik stres düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yönetici / Sorumlu olarak çalışanların en yüksek psikolojik dayanıklılığa, arama-kurtarma çalışanlarının ise en düşük psikolojik dayanıklılığa sahip olduğu bulunmuştur. Sağlık çalışanları ise en yüksek ikincil travmatik stres düzeyine sahiptir. Hizmet içi eğitim alma durumu ve süpervizyon desteği alma durumu ile iki ölçek puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Hizmet içi eğitim ve süpervizyon desteği alanların psikolojik dayanıklılık düzeyi daha yüksek, ikincil travmatik stres düzeyi daha düşük çıkmıştır. Profesyonellerin psikolojik dayanıklılık düzeyleri ile ikincil travmatik stres düzeyleri arasında ise negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna göre psikolojik dayanıklılık arttıkça ikincil travmatik stres düşmektedir ya da tam tersi ikincil travmatik stres arttığında psikolojik dayanıklılık düşmektedir. Araştırma sonuçları ikincil travmatik stresin ortaya çıkmasında psikolojik dayanıklılık kişilik özelliğinin önemini ortaya koymaktadır. Ayrıca ikincil travmatik stres belirtilerinin önlenmesinde ya da azaltılmasında hizmet içi eğitimlerin ve süpervizyon desteği almanın önemi de ortaya çıkmıştır. Bu çalışma, bulgular doğrultusunda afetlerde çalışan profesyonellerin ruh sağlığının korunmasına ve psikolojik dayanıklılıklarının arttırılmasına yönelik önerilerle sonlandırılmıştır. Anahtar Sözcükler Afet alanında çalışan profesyoneller, psikolojik dayanıklılık, ikincil travmatik stres, afetlerde sosyal hizmet

AfetlerDoğal afetlerPsikolojik dayanıklılık+6
Melis Erdener
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Alzheimer hastalarına bakım veren bireylerin kaygı, stres, başetme stilleri ve yaşam deneyimleri

Alzheimer hastalığı, bakım verenlerin ailesel ilişkilerini, arkadaşlıklarını, iş hayatını, fiziksel ve psikolojik iyilik halleri gibi yaşamlarının her noktasını etkilemektedir. Hastaya bakım verme sürecinde geçen zamana bağlı olarak bakım veren bireylerde belirgin olarak yorgunluk, sosyal izolasyon ve çevre ile olan ilişkilerin bozulduğu gözlemlenmektedir. Hastalıkla ani olarak karşılaşıldığında aile sistemini ve aile ilişkileri etkileyen bir kriz hali yaşanmaktadır. Fiziksel ve duygusal zorluklar, hastanın vefatından duyulan kaygı, ailedeki rollerin değişmesi ve tekrardan düzenlenmesi, ekonomik zorlukları da beraberinde getirmekte ve bakım verenlerde ağır bir psikolojik stres yaratmaktadır. Alzheimer hastalarına bakım verenler, sürecin yarattığı yaşamsal tehditler karşısında içinde bulunduğu koşullara uyum sağlayabilmek ve bu süreçten daha güçlü olarak çıkabilmek için kendine özgü çeşitli yöntemlere başvurmaktadır. Literatürde, gerek belirli bir stresör nedeniyle gerekse gündelik hayatı sürdürmede, bireyin kullandığı ve güçlenmesine hizmet eden yöntemlerin bütününü açıklamak için geliştiren tanım baş etmedir. Baş etme, bireyin kişisel kaynaklarını aşan ya da zorlayan belirli içsel ve/veya dışsal taleplere yanıt vermek için kullandığı, sürekli değişim gösteren bilişsel ve davranışsal çabalar olarak tanımlanmaktadır. Araştırmada Alzheimer hastalarına bakım veren bireylerin yaşadıkları kaygı durumları ve baş etme yöntemlerini nicel veriler üzerinden; süreç içerisinde yaşadıkları yaşamsal deneyimleri ise derinlemesine görüşmeler yoluyla öğrenebilmek maksadıyla karma model tercih edilmiştir. Bakım verenlerin kaygı ve başa çıkma stratejilerini ölçmek için Durumluk/Sürekli Kaygı Ölçeği ve Kısa Form Baş Etme Ölçeği kullanılmıştır. Derinlemesine görüşme ve nicel veri için kullanılan bilgilerin benzer nitelikleri olduğu gibi iki yöntemde birbirinden farklı sorulara da cevap aranmıştır. Nicel ve nitel araştırma verileri eş zamanlı toplanılması, ayrı ayrı çözümlenmesi sağlanmıştır. Son olarak bahsi geçen bilgiler dahilinde, Alzheimer hastalarına bakım verenler için güçlendirmenin anlamına ilişkin bilgilerin oldukça sınırlı olduğu görülmüştür. Bakım verenlerin güçlenmelerini kolaylaştırmak için, hâlihazırdaki durumu, nasıl ve hangi koşullarda güçlenmiş olabileceğini ve güçlendirilen bireylerin yeni durumlarını nasıl koruyacaklarını derinlemesine kavramak için elde edilen veriler güçlendirme yaklaşımı açısından değerlendirilerek sonuçlandırılmıştır.

Alzheimer hastalığıBakım verenlerBaş etme stratejileri+6
Mustafa Keskin
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Alzheimer hastalarına bakım veren bireylerin kaygı, stres, başetme stilleri ve yaşam deneyimleri

Alzheimer hastalığı, bakım verenlerin ailesel ilişkilerini, arkadaşlıklarını, iş hayatını, fiziksel ve psikolojik iyilik halleri gibi yaşamlarının her noktasını etkilemektedir. Hastaya bakım verme sürecinde geçen zamana bağlı olarak bakım veren bireylerde belirgin olarak yorgunluk, sosyal izolasyon ve çevre ile olan ilişkilerin bozulduğu gözlemlenmektedir. Hastalıkla ani olarak karşılaşıldığında aile sistemini ve aile ilişkileri etkileyen bir kriz hali yaşanmaktadır. Fiziksel ve duygusal zorluklar, hastanın vefatından duyulan kaygı, ailedeki rollerin değişmesi ve tekrardan düzenlenmesi, ekonomik zorlukları da beraberinde getirmekte ve bakım verenlerde ağır bir psikolojik stres yaratmaktadır. Alzheimer hastalarına bakım verenler, sürecin yarattığı yaşamsal tehditler karşısında içinde bulunduğu koşullara uyum sağlayabilmek ve bu süreçten daha güçlü olarak çıkabilmek için kendine özgü çeşitli yöntemlere başvurmaktadır. Literatürde, gerek belirli bir stresör nedeniyle gerekse gündelik hayatı sürdürmede, bireyin kullandığı ve güçlenmesine hizmet eden yöntemlerin bütününü açıklamak için geliştiren tanım baş etmedir. Baş etme, bireyin kişisel kaynaklarını aşan ya da zorlayan belirli içsel ve/veya dışsal taleplere yanıt vermek için kullandığı, sürekli değişim gösteren bilişsel ve davranışsal çabalar olarak tanımlanmaktadır. Araştırmada Alzheimer hastalarına bakım veren bireylerin yaşadıkları kaygı durumları ve baş etme yöntemlerini nicel veriler üzerinden; süreç içerisinde yaşadıkları yaşamsal deneyimleri ise derinlemesine görüşmeler yoluyla öğrenebilmek maksadıyla karma model tercih edilmiştir. Bakım verenlerin kaygı ve başa çıkma stratejilerini ölçmek için Durumluk/Sürekli Kaygı Ölçeği ve Kısa Form Baş Etme Ölçeği kullanılmıştır. Derinlemesine görüşme ve nicel veri için kullanılan bilgilerin benzer nitelikleri olduğu gibi iki yöntemde birbirinden farklı sorulara da cevap aranmıştır. Nicel ve nitel araştırma verileri eş zamanlı toplanılması, ayrı ayrı çözümlenmesi sağlanmıştır. Son olarak bahsi geçen bilgiler dahilinde, Alzheimer hastalarına bakım verenler için güçlendirmenin anlamına ilişkin bilgilerin oldukça sınırlı olduğu görülmüştür. Bakım verenlerin güçlenmelerini kolaylaştırmak için, hâlihazırdaki durumu, nasıl ve hangi koşullarda güçlenmiş olabileceğini ve güçlendirilen bireylerin yeni durumlarını nasıl koruyacaklarını derinlemesine kavramak için elde edilen veriler güçlendirme yaklaşımı açısından değerlendirilerek sonuçlandırılmıştır.

Alzheimer hastalığıBakım verenlerBaş etme stratejileri+6
Mustafa Keskin
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Suriyeli çocukların iyi olma hallerinin incelenmesi: Altındağ örneği

Bu araştırmanın amacı Suriyeli çocukların mültecilik yaşam standartlarını çocuğun iyi olma hali perspektifinden incelemek ve yaşam standartlarının desteklenmesi için çözüm önerileri ortaya koymaktır. Araştırma nicel yöntemle tasarlanmıştır. Bu çalışmanın evrenini Türkiye'de yaşayan Suriyeli çocuklar oluşturmaktadır. Örneklemini ise Ankara'da Suriyeli öğrencilerin yoğun olduğu 6 okulda eğitim gören 310 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler Aralık 2017- Mayıs 2018 tarihleri arasında toplanmıştır. Anket formu, uluslararası ve ulusal çocuğun iyi olma hali indeksleri referans alınarak ve Suriyeli çocukların mültecilik deneyimi ve yerelin kendine özgülüğü de göz önünde bulundurularak araştırmacı tarafından hazırlanmıştır. Toplanan veriler SPSS 23.0 programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Verilerin sıklık ve çapraz tabloları verilmiş, ki kare testi ve lojistik regresyon analizleri yapılarak sonuçlar ortaya konmuştur. Araştırmanın sonuçlarına göre çocukların en temel sorununu mülteci olmayla ilişkili olarak dil bilmeme oluşturmaktadır. Türkçeyi konuşma ve yazma becerisinin yeterli olmaması çocuğun iyi olma hali alanlarını olumsuz etkilemekte ve çocukların toplumsal uyum sürecini zorlaştırmaktadır. Çocukların aile gelirlerinin açlık sınırının altında olduğu, hanelerin çok kalabalık olduğu, eğitime erişemeyen Suriyeli çocuk sayısının çok fazla olduğu görülmüştür. Çocukların yaşadıkları konutların sahip olduğu imkanlar ve çevresel koşullar çocukların sağlığı açısında riskler taşımaktadır. Erkek çocuklar için çocuk işçiliği riskinin daha fazla olduğu, kız çocukları için ise çocuk evlilik riskinin olduğu görülmektedir. Ayrıca, geçici koruma statüsünde aile üyelerinin çalışma izinleriyle ilgili kısıtlamalar Suriyelilerin istihdamını enformel bir sektöre dönüştürmüştür. Türkiye'de yaşayan Suriyeli çocukların yaşadıkları sorunların çözümü için çocuğun iyi olma hali perspektifinde bütüncül bir bakış açısına ihtiyaç vardır. Bu çalışmada, göçmenlik olgusunun uluslararası bir boyutu olduğu ve bu nedenle Suriyeli çocukların iyi olma halini destekleyecek ulusal ve uluslararası koruyucu ve önleyici politika ve projelere gereksinim olduğu tartışılmıştır.

Ankara-AltındağGöçmenlerPsikolojik iyi oluş+3
Oktay Tatlıcıoğlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocuk yoksulluğunun ekosistem perspektifi temelinde analizi

Bu araştırmanın amacı, çocuk yoksulluğunun ekosistem perspektifi temelinde analizinin yapılması ve bulgular çerçevesinde öneriler getirilmesidir. Bu kapsamda, 11 ebeveyn (11 kadın), 14 çocuk (7 kız ve 7 erkek), ve 28 uzman ve karar verici ile derinlemesine görüşmeler gerçekleşmiştir. Yarı yapılandırılmış formlar aracılığı ile derinlemesine görüşmelerde elde edilen bilgiler bilgisayar destekli MAXQDA 2018 ile analiz edilmiştir. Öznelerden elde edilen veriler 'Çocuk Yoksulluğu Algısı', 'Yoksulluğun Çocuklar Üzerinde Etkisi', 'Yoksullukla Çocukların Başa Çıkması', 'Çocuk Yoksulluğunun Zamanla Değişim Algısı' ve 'Öznelerin Çocuk Yoksulluğunun Azaltılmasına İlişkin Önerileri' olmak üzere beş ana tema altında toplanmıştır. Analiz sonucunda çocuklar, yoksulluğu genel olarak temel gereksinimler üzerinden tanımlarken, ebeveynler ve uzman karar vericilerin temel olmayan gereksinimler üzerinden tanımlamıştır. Yoksulluğun çocuklarda en önemli etkisinin eğitim, sağlık ve barınma üzerinde olduğu ifade edilmiştir. Özneler, yoksulluk içinde yaşayan çocukların hane içi stratejileri kullanarak başa çıktığını belirtmiştir. Gelecekte yoksulluk içinde yaşayan çocuk sayısına ilişkin beklentilerde ise, ebeveynler ve uzman ve karar vericiler artacağını, çocuklar ise bu sayının azalacağını ifade etmiştir. Bu bağlamda, Türkiye özelinde, çocuk yoksulluğu ile mücadeleyi yürütecek bir kurulun kurulması, bu kurulun ilgili tüm bakanlıkların katılımıyla oluşturulması, çocuk yoksulluğunun azaltılması noktasında sosyal adalet, eşitlik ve bölüşümü önceleyen ortak bir anlayışın geliştirilmesi ve bu ortak dilin oluşturulacak olan bütüncül politikaların ana merkezinde olması gerekmektedir. Akabinde yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve yetkilendirilmesi önem arz etmekte ve bu bütüncül politikaların verimli ve hakkaniyetli bir şekilde hizmet alanlara mikro, mezzo ve makro programlar, modeller ve projeler yoluyla ulaştırması beklenmektedir. Son tahlilde, tüm bu sistemi denetleyecek ve geri bildirimi sağlayacak destek ve kontrol mekanizmasının kurulması önerilmektedir.

Ekolojik sistem yaklaşımıNitel araştırmaRefah+4
Ercem Erkul
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocuk yoksulluğunun ekosistem perspektifi temelinde analizi

Bu araştırmanın amacı, çocuk yoksulluğunun ekosistem perspektifi temelinde analizinin yapılması ve bulgular çerçevesinde öneriler getirilmesidir. Bu kapsamda, 11 ebeveyn (11 kadın), 14 çocuk (7 kız ve 7 erkek), ve 28 uzman ve karar verici ile derinlemesine görüşmeler gerçekleşmiştir. Yarı yapılandırılmış formlar aracılığı ile derinlemesine görüşmelerde elde edilen bilgiler bilgisayar destekli MAXQDA 2018 ile analiz edilmiştir. Öznelerden elde edilen veriler 'Çocuk Yoksulluğu Algısı', 'Yoksulluğun Çocuklar Üzerinde Etkisi', 'Yoksullukla Çocukların Başa Çıkması', 'Çocuk Yoksulluğunun Zamanla Değişim Algısı' ve 'Öznelerin Çocuk Yoksulluğunun Azaltılmasına İlişkin Önerileri' olmak üzere beş ana tema altında toplanmıştır. Analiz sonucunda çocuklar, yoksulluğu genel olarak temel gereksinimler üzerinden tanımlarken, ebeveynler ve uzman karar vericilerin temel olmayan gereksinimler üzerinden tanımlamıştır. Yoksulluğun çocuklarda en önemli etkisinin eğitim, sağlık ve barınma üzerinde olduğu ifade edilmiştir. Özneler, yoksulluk içinde yaşayan çocukların hane içi stratejileri kullanarak başa çıktığını belirtmiştir. Gelecekte yoksulluk içinde yaşayan çocuk sayısına ilişkin beklentilerde ise, ebeveynler ve uzman ve karar vericiler artacağını, çocuklar ise bu sayının azalacağını ifade etmiştir. Bu bağlamda, Türkiye özelinde, çocuk yoksulluğu ile mücadeleyi yürütecek bir kurulun kurulması, bu kurulun ilgili tüm bakanlıkların katılımıyla oluşturulması, çocuk yoksulluğunun azaltılması noktasında sosyal adalet, eşitlik ve bölüşümü önceleyen ortak bir anlayışın geliştirilmesi ve bu ortak dilin oluşturulacak olan bütüncül politikaların ana merkezinde olması gerekmektedir. Akabinde yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve yetkilendirilmesi önem arz etmekte ve bu bütüncül politikaların verimli ve hakkaniyetli bir şekilde hizmet alanlara mikro, mezzo ve makro programlar, modeller ve projeler yoluyla ulaştırması beklenmektedir. Son tahlilde, tüm bu sistemi denetleyecek ve geri bildirimi sağlayacak destek ve kontrol mekanizmasının kurulması önerilmektedir.

Ekolojik sistem yaklaşımıNitel araştırmaRefah+4
Ercem Erkul
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Other supervisors