Theses supervised by Doç. Dr. Eyüp Çelik
13 theses · Sakarya University
Evli bireylerde temel psikolojik ihtiyaçların evlilik doyumunu yordama gücü
Bu araştırmada, evli bireylerde evlilik doyumu ile temel psikolojik ihtiyaçlar arasındaki ilişkinin incelenmesi ve temel psikolojik ihtiyaçların evlilik doyumunu yordama gücünün belirlenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada ayrıca evli bireylerin evlilik doyumunun cinsiyet ve çocuk sayısı değişkenleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırmada ilişkisel tarama yöntemi ile yapılmıştır. Veriler uygun örnekleme yöntemi ile toplanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu %58.9'u kadın, %41.1'i erkek olmak üzere toplam 299 evli bireyden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri "Evlilik Yaşam Doyumu Ölçeği" ve "İhtiyaç Doyumu Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmada evlilik doyumu ile temel psikolojik ihtiyaçlar arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını incelemek amacıyla korelasyon analizi yapılmıştır. Evlilik doyumunu temel psikolojik ihtiyaçların yordama gücü de çoklu regresyon analizi ile incelenmiştir. Ayrıca cinsiyet ve çocuk sayısına göre evlilik doyumunun anlamlı bir biçimde farklılaşıp farklılaşmadığı t-testi ve tek yönlü varyans analizi ile belirlenmiştir. Yapılan regresyon analizi sonucunda, evli bireylerde özerklik ihtiyacının anlamlı seviyede evlilik doyumunu yordadığı; yeterlik ve ilişkili olma ihtiyaçlarını ise yordamadığı tespit edilmiştir. Ayrıca evlilik doyumunun cinsiyete göre anlamlı bir biçimde farklılaşmadığı görülürken, çocuk sayısına göre anlamlı bir biçimde farklılaştığı tespit edilmiştir. Farkın kaynağını belirlemek amacıyla yapılan Scheffe testi sonucunda çocuk sahibi olmayan evli bireylerin puan ortalamalarının üç ya da daha fazla çocuğa sahip olan evli bireylere göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur.
Lise öğrencilerinde kariyer kaygısı ile mükemmeliyetçilik ve benlik saygısı düzeyleri arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı, lise öğrencilerinde mükemmeliyetçilik ile kariyer kaygısı arasındaki ilişkide benlik saygısının aracı rolünün incelenmesidir. Ayrıca bu çalışmada öğrencilerin kariyer kaygısının cinsiyet, sınıf düzeyi ve algılanan akademik başarıya göre farklılık gösterip göstermediği de incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Çorum ilinde çeşitli liselerde öğrenim gören yaşları 14-18 arasında değişen 432'si kız ve 129'ü erkek olmak üzere toplam 561 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kariyer Kaygısı Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Çocuk ve Ergen Mükemmeliyetçilik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadaki değişkenler arasındaki ilişki Pearson korelasyon katsayısı ile incelenmiştir. Mükemmeliyetçilik ile kariyer kaygısı arasındaki ilişkide benlik saygısının aracı rolü AMOS programı kullanılarak yapısal eşitlik modeli ile test edilmiştir. Kariyer kaygısının cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığı t testi, sınıf ve algılanan başarı düzeyine göre farklılaşma gösterip göstermediği de tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile tespit edilmiştir. ANOVA sonucu bulunan farklılaşmanın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için de Scheffe testi kullanılmıştır. Analiz sonucunda kariyer kaygısı alt boyutları olan mesleğe yönelik kaygı ve aile etkisi ile mükemmeliyetçiliğin alt boyutlarından sosyal kaynaklı mükemmeliyetçilik arasında pozitif anlamlı bir ilişki görülürken, benlik saygısı değişkeni arasında ise negatif ilişki içinde olduğu tespit edilmiştir. Benlik saygısı ile mükemmeliyetçiliğin alt boyutlarından sosyal kaynaklı mükemmeliyetçilik arasında negatif ve anlamlı bir ilişki görülmüştür. Yapılan aracılık analizi sonucunda sosyal kaynaklı mükemmeliyetçilik ile kariyer kaygısı alt boyutlarından mesleğe yönelik kaygı ve aile etkisi arasındaki ilişkide benlik saygısının aracı rolünün olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca mükemmeliyetçiliğin alt boyutlarından sosyal kaynaklı mükemmeliyetçilik ile kariyer kaygısı alt boyutlarından aile etkisi arasındaki ilişkide benlik saygısının kısmi aracı rolü olduğu görülmüştür. Öğrencilerin kariyer kaygısı puanlarının cinsiyete göre farklılaşmadığı, sınıf düzeyi ve algılanan akademik başarıya göre anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kariyer kaygısı, mükemmeliyetçilik, benlik saygısı
İlişki bağımlılığı ile reddedilme duyarlılığı ve depresyon arasındaki ilişkinin incelenmesi
Araştırmada yetişkinlerde ilişki bağımlılığı ile reddedilme duyarlılığı ve depresyon arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada ayrıca ilişki bağımlılığı ve reddedilme duyarlılığı arasındaki ilişkide depresyonun aracı etkisi olup olmadığı araştırılmıştır. Ayrıca, çalışmada bazı kişisel özellikler (cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, ilişki durumu, ilişki durumu ve ilişki süresi) açısından ilişki bağımlılığının farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'nin farklı illerinden katılan 18 ile 69 yaş aralığında olan 296 kişi oluşturmaktadır. Gönüllü katılımı sağlanan grubun yaş ortalaması 29.4'tür. Çalışmanın verileri "Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği", "Spann-Fischer İlişki Bağımlılığı Ölçeği" ve "Beck Depresyon Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmada reddedilme duyarlılığı ile ilişki bağımlılığı ve depresyon değişkenleri arasındaki ilişkiler korelasyon ve regresyon analizleri ile incelenmiştir. Bazı kişisel özellikler açısından ilişki bağımlılığının farklılaşıp farklılaşmadığı da bağımsız örneklem t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi ile belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca ilişki bağımlılığı ile reddedilme duyarlılığı arasındaki ilişkide depresyonun aracılık etkisi araştırılmış ve çalışmanın hipotezlerinin araştırılması amacıyla Process Macro Yazılım model 4 kullanılarak test edilmiştir. Araştırma neticesinde ilişki bağımlılığı, reddedilme duyarlılığı ve depresyon arasındaki ilişkide istatistiksel olarak pozitif yönde ve anlamlı korelasyon olduğu belirlenmiştir. Aracılık analizi sonucunda da reddedilme duyarlılığı ile ilişki bağımlılığı arasındaki ilişkide depresyonun aracı etkisi belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Reddedilme duyarlılığı, Depresyon, İlişki bağımlılığı
Ergenlerde psikolojik sağlamlığın sosyal dışlanma, sosyal kaygı, cinsiyet ve sınıf düzeyi açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ergenlerde psikolojik sağlamlığın, sosyal dışlanma, sosyal kaygı, cinsiyet ve sınıf düzeyi değişkenleri açısından incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubu, 2017-2018 eğitim öğretim yılında İstanbul'un Başakşehir (1 lise), Bayrampaşa (1 lise), Gaziosmanpaşa (1 lise) ve Sultangazi (4 ortaokul, 2 lise) ilçelerinden farklı nitelikteki devlet okullarının 7, 8, 9, 10 ve 11. sınıfına devam eden gönüllü 521 öğrenciden oluşmaktadır. Bu okulların 2'si Ortaokul, 2'si İmam Hatip Ortaokulu 2'si Anadolu Lisesi, 1'i İmam Hatip Lisesi ve 2'si Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi olmak üzere toplam sayısı 9'dur. Katılımcıların 258'i (%49.5) kız, 263'ü (%50.5) erkek öğrenciden oluşmakta, 97'si (%18.62) 7. sınıfa, 116'sı (%22.26) 8. sınıfa, 108'i (%20.73) 9. sınıfa, 103'ü (%19.77) 10. sınıfa ve 97'si (%18.62) 11. sınıfa devam etmektedir. Araştırmada öğrencilerin cinsiyeti ve sınıf seviyesine ilişkin veriler Kişisel Bilgi Formu ile toplanmştır. Psikolojik sağlamlık düzeyine ilişkin veriler Liebenberg, Ungar ve Van de Vijver (2012) tarafından geliştirilen, Liebenberg, Ungar ve LeBlanc (2013) tarafından 12 maddelik kısa form çalışması yapılan ve Arslan (2015) tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılan Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ile toplanmıştır. Sosyal dışlanma düzeyine ilişkin veriler Gilman, Carter-Sowell, DeWall, Adams ve Carboni (2013) tarafından geliştirilen, Sertelin-Mercan (2016) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Ergenler İçin Sosyal Dışlanma Yaşantısı Ölçeği ile toplanmıştır. Sosyal kaygı düzeyine ilişkin veriler La Greca, Dandes, Wick, Shaw ve Stone (1988) tarafından geliştirilen, La Greca ve Stone (1993) tarafından revize edilen, La Greca ve Lopez (1998) tarafından ergenlere uyarlaması yapılan ve Türkçe'ye uyarlaması Aydın ve Tekinsav-Sütçü (2007) tarafından yapılan Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği ile toplanmıştır. Toplanan veriler araştırmanın problemleri doğrultusunda korelasyon analizi, t testi, tek yönlü varyans analizi ve regresyon analizine tabi tutulmuştur. Yapılan korelasyon analizi sonucu, sosyal dışlanmanın alt boyutlarının her ikisiyle (görmezden gelinme, dışlanma) ve sosyal kaygı ile psikolojik sağlamlık arasında negatif yönde, istatistiksel açıdan anlamlı ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir. Çoklu regresyon analizi sonucunda görmezden gelinme, dışlanma ve sosyal kaygı değişkenlerinin, psikolojik sağlamlığın anlamlı birer yordayıcısı oldukları tespit edilmiştir. T testi sonucunda cinsiyet değişkeni açısından psikolojik sağlamlık düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı bulgusu elde edilmiştir. Tek yönlü varyans analizi sonucunda ise psikolojik sağlamlık düzeyinin 7. sınıftan 9. sınıfa doğru düşüş gösterip 9. Sınıftan 11. sınıfa doğru tekrar yükseldiği fakat yalnızca 9. sınıf öğrencilerinin 7. Sınıf öğrencilerinden anlamlı düzeyde düşük psikolojik sağlamlığa sahip olduğu tespit edilmiştir.
Ortaokul öğrencilerinde öz yeterlik ve narsisizm
Bu çalışmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin öz yeterlik düzeyleri ile narsisizm düzeyleri arasındaki ilişkiyi ve öğrencilerin öz yeterlik düzeyleri ile narsisizm düzeylerinin cinsiyet, yaş, kardeş sayısı, akademik başarı, anne eğitim durumu ve baba eğitim durumu değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılık gösterip göstermediğini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubu Yalova ilinin farklı ortaokullarında öğrenim gören 299 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmaya katılan 299 öğrenciden 162'si (%54,2) erkek, 137'si (%45,8) kız öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Çocuklar İçin Öz Yeterlik Ölçeği ve Çocukluk Çağı Narsisizm Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler korelasyon analizi, tek yönlü varyans analizi, Welch testi ve ilişkisiz örneklem t testi ile analiz edilmiştir. Ortaokul öğrencilerinin öz yeterlik ve narsisizm düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını belirlemek için yapılan korelasyon analizi sonucunda bu iki değişken arasında pozitif yönde ve istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Yapılan t-testi sonucunda, kız ve erkek öğrencilerin öz yeterlik düzeylerinin cinsiyete göre istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaşmadığı, ancak narsisizm düzeylerinin cinsiyete göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür.Öğrencilerin öz yeterlik ve narsisizm düzeyleri açısından yaş aralıklarına göre anlamlı farklılıklar olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılan tek yönlü varyans analizi sonucunda öğrencilerin öz yeterliklerinde yaşa göre anlamlı farklılıklar görüldüğü, ancak narsisizm düzeyleri açısından yaş aralıklarına göre anlamlı farklılıklar olmadığı saptanmıştır. Çalışma grubunu oluşturan öğrencilerin öz yeterlik ve narsisizm düzeylerinde kardeş sayılarına göre anlamlı farklılıklar olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılan Welch testi sonucunda öğrencilerin öz yeterliklerinin kardeş sayısına göre anlamlı düzeyde farklılaştığı, ancak yapılan tek yönlü varyans analizi sonucunda narsisizm düzeyinin kardeş sayısına göre anlamlı bir biçimde farklılaşmadığı bulgusu elde edilmiştir. Tek yönlü varyans analizi sonucuna göre akademik başarı durumları farklı olan öğrencilerin öz yeterlik puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu, yapılan Welch testi sonucunda ise narsisizm puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Yine araştırmada ortaokul öğrencilerinin öz yeterlik ve narsisizm düzeylerinin anne ve baba eğitim durumlarına göre farklılaşmadığı bulgusu elde edilmiştir.
Lise öğrencilerinde affetme becerisi geliştirmeye yönelik psikoeğitim programının affetme ve yaşam doyumu üzerindeki etkisi
Bu araştırmada, affetme becerisi geliştirmeye yönelik psikoeğitim programının lise öğrencilerinin affetme ve yaşam doyumu düzeyi üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 2016-2017 eğitim-öğretim yılında İstanbul'da yapılmıştır. Araştırmaya deney grubunda 11 (8 kız, 3 erkek), kontrol grubunda 11 (7 kız, 4 erkek) olmak üzere toplam 22 kişi denek olarak katılmıştır. Deneysel bir çalışma olan bu araştırmanın bağımlı değişkenleri Yaşam Doyumu Ölçeği ve Heartland Affetme Ölçeği puanları, bağımsız değişkenini ise affetme becerisi geliştirmeye yönelik psikoeğitim programıdır. Araştırmada affetme ile ilgili veriler "Heartland Affetme Ölçeği (HAÖ)" (Bugay ve Demir, 2010) ve yaşam doyumu ile ilgili veriler "Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ)" (Yetim, 1991) ile toplanmıştır. Bu araştırma, deneysel modellerden gerçek deneme modeli türlerinden öntest-sontest kontrol gruplu desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. HAÖ' den alınan puanlara göre oluşturulan deney grubuna araştırmacı tarafından 18 oturumluk "affetme becerisi geliştirmeye yönelik psikoeğitim programı" uygulanırken kontrol grubuna yönelik herhangi bir işlem yapılmamıştır. "Affetme becerisi geliştirmeye yönelik psikoeğitim programı" uygulanmadan önce deney ve kontrol grubunda bulunacak tüm katılımcılara Heartland Affetme Ölçeği (HAÖ) uygulanmıştır. Programın uygulaması tamamlandıktan sonra deney ve kontrol gruplarına sontest, 3 ay sonra ise izleme testi uygulanmıştır. Araştırmada uygulanan deneysel işlemin affetme ve yaşam doyumu düzeyi üzerindeki etkililiğine ilişkin grupXölçüm ortak etkisi ve grup ile ölçüm faktörlerinin temel etkileri karışık ölçümler için iki faktörlü ANOVA ile test edilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda "Affetme becerisi geliştirmeye yönelik psikoeğitim programı"nın lise öğrencilerinin affetme ve yaşam doyumu düzeyinin arttırılmasında anlamlı düzeyde etkili olduğu ve bu etkinin izleme ölçümlerinde de değişmediği görülmüştür. Elde edilen bulgular ilgili alanyazın ışığında tartışılarak uygulayıcılara ve araştırmacılara bazı önerilerde bulunulmuştur.
Üniversite öğrencilerinde kararsızlık ve erken dönem uyumsuz şemalar arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinde kararsızlığın, erken dönem uyumsuz şemalar ve bazı değişkenler (cinsiyet, yaşamın çoğunun geçirildiği yer ve aile türü) açısından incelenmesidir. Bu çalışmanın örneklemi 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında Marmara Bölgesinde bulunan Sakarya Üniversitesi, Gebze Teknik Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi ve İstanbul Aydın Üniversitesi bünyesinde eğitim-öğretim gören 242 kadın 119 erkek olmak üzere toplam 361 öğrenciden oluşmaktadır. Çalışma grubunu oluşturan bireyler 18-38 yaş arasında bulunan üniversite öğrencileridir Araştırmada üniversite öğrencilerinin bazı niteliklerine (cinsiyet, yaşamın çoğunun geçirildiği yer ve aile türü) ilişkin bilgiler araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" ile kararsızlık düzeylerine ilişkin veriler Bacanlı (1999; 2000) tarafından geliştirilen "Kişisel Karar Ölçeği (KKÖ)" ile erken dönem uyumsuz şemalara ilişkin veriler Soygüt, Karaosmanoğlu ve Çakır'ın (2009) Türkçe standardizasyonunu yaptığı "Young Şema Ölçeği Kısa Formu-3 (YŞÖ-KF3) " kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada cinsiyet, yaşamın çoğunun geçirildiği yer ve aile türü değişkenleriyle ilgili sayı ve yüzdelik elde etmek için tanımlayıcı istatistik analizinden faydalanılmıştır. Üniversite öğrencilerinin cinsiyet ve aile türü değişkenlerine göre kararsızlığın önemli biçimde farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için ilişkisiz örneklem t testi kullanılırken, yaşamlarının çoğunu geçirdikleri yere göre kararsızlığın önemli bir biçimde farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek için Tek Yönlü Varyans Analizi ve sonrasında Scheffe testinden faydalanılmıştır. Ayrıca üniversite öğrencilerinde kararsızlık ve erken dönem uyumsuz şemalar arasındaki ilişkiyi ve erken dönem uyumsuz şemaların kararsızlığı yordama düzeyini incelemek amacıyla sırasıyla korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Veri analizi sonucunda üniversite öğrencilerinde kararsızlık düzeyinin cinsiyet ve yaşamın çoğunun geçirildiği yer değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaştığı fakat aile türüne göre önemli bir biçimde farklılaşmadığı görülmüştür. Korelasyon analizi sonucunda ise kararsızlık ve erken dönem uyumsuz şemalar arasında istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde bir ilişkinin olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Kararsızlık ile şemalar arasındaki korelasyon düzeyleri incelendiğinde, en yüksek korelasyon katsayısının kararsızlık ile başarısızlık ve bağımlılık erken dönem uyumsuz şemaları arasında olduğu, en düşük korelasyon katsayısının ise kararsızlık ile ayrıcalıklık şeması arasında olduğu görülmüştür. Ayrıca regresyon analizi yardımıyla duygusal yoksunluk, başarısızlık, bağımlılık, onay arama ve cezalandırıcılık erken dönem uyumsuz şema alt boyutlarının üniversite öğrencilerinde kararsızlığı yordadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Karar, kararsızlık, erken dönem uyumsuz şemalar, şema terapi.
Ergenlerde heyecan arayışının çeşitli değişkenler bağlamında incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ergenlerde heyecan arayışının akademik kendini engelleme, depresyon, dini inanç ve algılanan sosyal destek değişkenleri ile bazı demografik (cinsiyet, üstün yetenekli olup olmama, anne çalışma durumu, sınıf düzeyi, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, kardeş sayısı) değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Sakarya ilinde bulunan iki lise, BİLSEM ve Kocaeli ilinde bulunan bir ortaokulda eğitim gören 394 öğrenci oluşturmaktadır. Katılımcıların 207 (%52,5)'si kız, 187 (%47,5)'si erkektir. Çalışmaya katılanların 105 (%26,6)'i BİLSEM'e giden üstün yetenekli bireylerden, 289 (%73,4)'u normal bireylerden oluşmaktadır. 5. sınıfa giden 63 (%16), 6. sınıfa giden 40 (%10,2), 7. sınıfa giden 51 (%12,9), 8. sınıfa giden 42 (%10,7), 9. sınıfa giden 33 (%8,4), 10. sınıfa giden 49 (%12,4), 11. sınıfa giden 44 (%11,2) ve 12. sınıfa giden 72 (%18,3) kişi bulunmaktadır. Araştırmada kişilerin cinsiyeti, üstün yetenekli olup olmama durumu, anne çalışma durumu, sınıf düzeyi, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, kardeş sayısının belirlenmesi amacıyla Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Çalışmada heyecan arayışı düzeyleri ile ilgili veriler Stephenson, Hoyle, Palmgreen ve Slater (2003) tarafından geliştiren ve Çelik (2015) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Ergenler İçin Kısa Heyecan Arayışı Ölçeği, akademik kendini engelleme düzeyleri ile ilgili veriler Urdan ve Midgley (2001) tarafından geliştirilen ve Anlı, Taş, Güneş, Yazgı ve Sevinç (2018) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Akademik Kendini Engelleme Ölçeği, depresyon düzeyleri ile ilgili veriler Brooks, Krulewicz ve Kutcher (2003) ile LeBlanc, Almudevar, Brooks ve Kutcher (2002) tarafından geliştirilen ve Balcı-Çelik ve Uysal-Atabay (2019) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Kutcher Ergen Depresyonu Ölçeği, dini inanç düzeyleri ile ilgili veriler Horozcu ve Demir (2018) tarafından geliştirilen Ergenler İçin Dini İnanç Ölçeği ve algılanan sosyal destek ile ilgili veriler Zimet, Dahlem, Zimet ve Farley (1988) tarafından geliştirilen, Eker ve Arkar (1995) tarafından Türkçe'ye uyarlanan, Eker, Arkar ve Yaldız (2001) tarafından gözden geçirilen Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Veriler; korelasyon analizi, regresyon analizi, t testi ve tek yönlü varyans analizi ile incelenmiştir. Yapılan analizlere göre ergenlerin heyecan arayışı düzeylerinin; akademik kendini engelleme ve depresyon ile anlamlı pozitif ilişkiye sahip olduğu ve depresyonun heyecan arayışını yordadığı, heyecan arayışı ile dini inanç ve algılanan sosyal destek arasında anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca heyecan arayışı düzeylerinin sınıf düzeyine ve kardeş sayısına göre farklılaştığı, cinsiyet, üstün yetenekli olma, anne çalışma durumuna, anne eğitim durumu ve baba eğitim durumuna göre farklılaşmadığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ergenlik, üstün yeteneklilik, heyecan arayışı, akademik kendini engelleme, depresyon, dini inanç, algılanan sosyal destek.
Üniversite öğrencilerinde kişiler arası bağımlılık ile utandırılma korkusu aidiyet duygusu ve sosyal onay ihtiyacı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinde kişiler arası bağımlılık düzeyinin utandırılma korkusu, aidiyet duygusu ve sosyal onay ihtiyacı ve bazı demografik değişkenler (cinsiyet, kardeş sayısı, algılanan gelir durumu) açısından incelenmesidir. Araştırmanın örneklemi 2016-2017 eğitim öğretim yılında Sakarya Üniversitesi'nde öğrenim gören 353 öğrenciden oluşmaktadır. Katılımcıların 230'u (% 65.1) kadın, 123'ü (% 34.9) erkek öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada üniversite öğrencilerinin cinsiyeti, kardeş sayıları ve algılanan gelir düzeyleri ile ilgili bilgiler Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Araştırmada üniversite öğrencilerinde kişiler arası bağımlılık düzeyi ile ilgili veriler McClintock, McCarrick, Anderson, Himawan ve Hirschfeld (2015) tarafından geliştirilen ve Akın, Raba, Rada, Yılmaz ve Demirbacak (2016) tarafından Türkçeye uyarlanan Kişiler Arası Bağımlılık Ölçeği ile toplanmıştır. Utandırılma korkusu değişkeni ile ilgili veriler Gee, Antony ve Koerner (2011) tarafından geliştirilen ve Akın, Raba, Rada ve Yılmaz (2016) tarafından Türkçeye uyarlanan Başkaları Tarafından Utandırılma Korkusu Ölçeği ile toplanmıştır. Aidiyet duygusu değişkeni ilgili veriler Malone, Pillow ve Osman, (2012) tarafından geliştirilen ve Akın, Raba, Rada, Yılmaz ve Rada (2016) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Genel Aidiyet Ölçeği ile toplanmıştır. Sosyal onay ihtiyacı değişkeni ile ilgili veriler Karaşar (2014) tarafından geliştirilen Sosyal Onay İhtiyacı Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırmanın hipotezleri doğrultusunda araştırma verileri korelasyon analizi, t-testi, tek yönlü varyans analizi ve regresyon analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın verilerinin analizinde varyanslarının homojenliği Levene testi ile incelenmiştir. Kişiler arası bağımlılık değişkenini, utandırılma korkusu, aidiyet duygusu ve sosyal onay ihtiyacı değişkenlerininyordama düzeyi çoklu regresyon analizi ile incelenmiştir. Yapılan korelasyon analizi sonucu, üniversite öğrencilerinde kişiler arası bağımlılık düzeyi ile utandırılma korkusu ve sosyal onay ihtiyacı arasında pozitif yönde ve istatistiksel açıdan anlamlı korelasyonun olduğu ancak aidiyet duygusu arasında negatif yönde bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Regresyon analizi sonucu öğrencilerin kişiler arası bağımlılık düzeyini, sosyal onay ihtiyacının, utandırılma korkusunun ve aidiyet duygusunun, istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yordadığı bulgusu elde edilmiştir. Yapılan t-testi sonucunda, üniversite öğrencilerinde kişiler arası bağımlılık düzeyinin cinsiyete göre farklılaştığı ve kadınların kişiler arası bağımlılık düzeyinin erkeklere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Tek yönlü varyans analizleri sonucunda kişiler arası bağımlılık düzeyinin kardeş sayısına ve gelir düzeyine göre anlamlı bir biçimde farklılaşmadığı bulgusu elde edilmiştir. Sonuç olarak, bu araştırmanın bulguları, alan yazın desteği ve benzer araştırma sonuçlarıyla birlikte tartışılarak bu alanda çalışan psikolojik danışmanlara ve diğer araştırmacılara yardımcı olabilecek önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kişiler Arası Bağımlılık, Utandırılma Korkusu, Aidiyet Duygusu, Sosyal Onay İhtiyacı.
Yalnızlığın bağlanma stilleri, beğenilme arzusu ve olumsuz değerlendirilme korkusu açısından incelenmesi
Bu araştırmada yalnızlık, bağlanma stilleri, beğenilme arzusu ve olumsuz değerlendirilme korkusu arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada ayrıca yalnızlık, bağlanma stilleri, beğenilme arzusu ve olumsuz değerlendirilme korkusunun medeni durum ve cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu yaşı 19 ve üzeri olan 485 kadın ve 205 erkek katılımcıdan oluşmaktadır. Yalnızlık ile ilgili veriler "De Jong Gierveld Yalnızlık Ölçeği", bağlanma stilleri ile ilgili veriler "İlişki Ölçekleri Anketi", beğenilme arzusu ile ilgili veriler "Beğenilme Arzusu Ölçeği" ve olumsuz değerlendirilme korkusu ile ilgili veriler ise "Olumsuz Değerlendirilme Korkusu Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmada yalnızlık ile bağlanma stilleri (korkulu, kayıtsız, güvenli, saplantılı), beğenilme arzusu ve olumsuz değerlendirilme korkusu arasındaki ilişkiler korelasyon ve regresyon analizi ile incelenmiştir. Ayrıca, cinsiyet ve medeni duruma göre yalnızlık, bağlanma stilleri (korkulu, kayıtsız, güvenli, saplantılı), olumsuz değerlendirilme korkusu ve beğenilme arzusu düzeyinin önemli bir biçimde farklılaşıp farklılaşmadığı bağımsız örneklem t-testi ile incelenmiştir. Regresyon analizi sonucunda, bireylerin yalnızlık düzeylerini korkulu, güvenli ve saplantılı bağlanma stilleri ile beğenilme arzusu değişkenlerinin istatistiksel açıdan anlamda düzeyde yordadığı, kayıtsız bağlanma stili ile olumsuz değerlendirilme korkusu değişkenlerinin yordamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, araştırmada bireylerin yalnızlık ve iki bağlanma stili (korkulu ve güvenli) düzeylerinin medeni duruma göre istatistiksel açıdan önemli düzeyde farklılaştığı, ve bu bağlanma stillerinin cinsiyete göre de önemli bir biçimde farklılaştığı görülmüştür. Diğer taraftan çalışma sonucunda bireylerin kayıtsız ve saplantılı bağlanma stili, beğenilme arzusu ve olumsuz değerlendirilme korkusu düzeylerinin cinsiyete ve medeni duruma göre önemli bir biçimde farklılaşmadığı bulunmuştur. Ayrıca yalnızlık düzeyinin de cinsiyete göre farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yalnızlık, bağlanma, bağlanma stilleri, beğenilme arzusu, olumsuz değerlendirilme korkusu
Evli bireylerde psikolojik sağlamlık ile öz anlayış ve kişilerarası ilişkilerde bağlanma stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada psikolojik sağlamlık ile öz anlayış ve kişilerarası ilişkilerde bağlanma stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada ayrıca çocuk sayısı ile psikolojik sağlamlık arasında ilişki olup olmadığı ve psikolojik sağlamlığın cinsiyet, çalışma durumu, eşin çalışma durumu yaş, evlilik süresi ve öğrenim durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, yaşı 18 ve üzeri olan 574 kadın (% 55.9) ve 452 erkek (% 44.1) olmak üzere toplam 1026 evli bireyden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri; "Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği", "Öz Anlayış Ölçeği", "Kişilerarası İlişkilerde Bağlanma Stilleri Ölçeği" ve araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Araştırmada psikolojik sağlamlık ile öz anlayış, kişilerarası ilişkilerde bağlanma stilleri (güvenli, kaygılı, kaçınmacı) ve çocuk sayısı arasındaki ilişkiler korelasyon ve regresyon analizi ile incelenmiştir. Ayrıca, cinsiyet, çalışma durumu, eşin çalışma durumu, yaş, evlilik süresi ve öğrenim durumuna göre psikolojik sağlamlık düzeyinin önemli bir biçimde farklılaşıp farklılaşmadığı bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile incelenmiştir. Korelasyon analizi sonucunda, psikolojik sağlamlık ile öz anlayış, güvenli bağlanma, kaygılı bağlanma, kaçınmacı bağlanma ve çocuk sayısı arasında anlamlı ilişki olduğu tespit edilmiştir. Regresyon analizi sonucunda ise, evli bireylerin psikolojik sağlamlık düzeylerini öz anlayış, güvenli bağlanma ve kaygılı bağlanma değişkenlerinin istatistiksel açıdan anlamda düzeyde yordadığı; kaçınmacı bağlanma değişkeninin yordamadığı belirlenmiştir. Ayrıca, araştırmada evli bireylerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin cinsiyet, çalışma durumu, eşin çalışma durumu, yaş ve öğrenim durumuna göre istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaştığı; evlilik süresine göre anlamlı bir farklılaşma olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular, ilgili alanyazın bağlamında tartışılmıştır.
Lise öğrencilerinde duygu düzenleme ve psikolojik sağlamlığın erken dönem uyumsuz şemalar açısından incelenmesi
Bu araştırmada, lise öğrencilerinde duygu düzenleme ve psikolojik sağlamlığın erken dönem uyumsuz şemalar açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada ayrıca lise öğrencilerinin duygu düzenleme ve psikolojik sağlamlık düzeylerinin cinsiyet, sınıf düzeyi ve okul türüne göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Sakarya ilinde öğrenim gören 254 kadın (%51) ve 244 erkek (%49) olmak üzere toplam 498 lise öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri; "Ergenler için Duygu Düzenleme Ölçeği", "Ego Sağlamlığı Ölçeği" ve "10-16 Yaş Çocuk ve Ergenler için Erken Dönem Uyumsuz Şema Ölçekler Takımı" ile toplanmıştır. Araştırmada duygu düzenleme ve psikolojik sağlamlığın erken dönem uyumsuz şemalar ile ilişkileri Pearson korelasyon katsayısı ve çoklu regresyon analizi ile incelenmiştir. Ayrıca cinsiyet, sınıf düzeyi ve okul türüne göre duygu düzenleme ve psikolojik sağlamlık düzeyinin anlamlı farklılaşıp farklılaşmadığı bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile belirlenmiştir. Regresyon analizi sonucunda, lise öğrencilerinde duygu düzenlemenin alt boyutu olan içsel işlevsel duygu düzenlemenin erken dönem uyumsuz şemalardan kuşkuculuk, dayanıksızlık, haklılık ve cezalandırıcılık şemalarını; içsel işlevsel olmayan duygu düzenleme alt boyutunun ise kuşkuculuk, duygusal yoksunluk, dayanıksızlık ve karamsarlık şemaları tarafından yordandığı görülmüştür. Ayrıca dışsal işlevsel duygu düzenlemenin duygusal yoksunluk, bağımlılık, dayanıksızlık, haklılık, kendini onaylamama ve karamsarlık şemaları; dışsal işlevsel olmayan duygu düzenlemenin ise kuşkuculuk, haklılık, yetersiz özdenetim, kendini onaylamama ve karamsarlık şemaları tarafından yordandığı sonucuna ulaşılmıştır. Psikolojik sağlamlığa ilişkin analiz sonucunda da kusurluluk, kuşkuculuk, dayanıksızlık, kendini onaylamama, karamsarlık ve cezalandırıcılık erken dönem uyumsuz şemaları tarafından psikolojik sağlamlığın yordandığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca araştırmada cinsiyete göre duygu düzenleme alt boyutlarından olan içsel işlevsel duygu düzenleme, içsel işlevsel olmayan duygu düzenleme puanlarının kadınlar lehine anlamlı farklılaştığı; dışsal işlevsel olmayan duygu düzenlemenin ise erkekler lehine anlamlı farklılaştığı görülmüştür. Bu araştırmada cinsiyete göre psikolojik sağlamlık ve dışsal işlevsel duygu düzenlemenin anlamlı farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Araştırmada, duygu düzenleme alt boyutlarından içsel ve dışsal işlevsel duygu düzenleme puanlarının sınıf düzeyine göre anlamlı farklılaştığı; psikolojik sağlamlık ve duygu düzenleme alt boyutlarından olan içsel ve dışsal işlevsel olmayan duygu düzenlemenin ise sınıf düzeyine göre anlamlı farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada lise öğrencilerinde psikolojik sağlamlığın, dışsal işlevsel olan ve dışsal işlevsel olmayan duygu düzenlemenin okul türü değişkenine göre anlamlı farklılaştığı içsel işlevsel olan ve içsel işlevsel olmayan duygu düzenlemenin okul türüne göre anlamlı farklılaşmadığı görülmektedir. Elde edilen bulgular ilgili alanyazın bağlamında tartışılmıştır.
Flört şiddeti tutumunun yordayıcısı olarak çelişik duygulu cinsiyetçilik bağlanma stilleri ve kişiler arası bağımlılık
Bu çalışmanın amacı yetişkin bireylerin flört şiddeti tutumu ile çelişik duygulu cinsiyetçilik, bağlanma stilleri ve kişiler arası bağımlılık arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Ayrıca bu çalışmada, flört şiddeti tutumunun cinsiyet, medeni durum ve eğitim düzeyine göre önemli biçimde farklılık gösterip göstermediği de incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu yaşları 18-54 arasında değişen 209 kadın ve 92 erkek olarak toplam 301 katılımcı oluşturmaktadır. Katılımcıların 34'ü lise ve 267'si üniversite mezunudur. Katılımcıların 80'i evli, 211 bekar ve 10'u boşanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Flört Şiddeti Tutumu Ölçeği (Terzioğlu, 2016), Çelişik Duygulu Cinsiyetçilik Ölçeği (Sakallı-Uğurlu, 2002), Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği (Erzen, 2016) Kişiler Arası Bağımlılık Ölçeği (Akın ve diğ., 2016) ölçekleri kullanılmıştır. Araştırma verileri bağımsız örneklem korelasyon analizi, regresyon analizi, t testi ile incelenmiştir. Analizler sonucunda flört şiddeti tutumu ile kaçınan bağlanma ile kararsız bağlanma arasında bir ilişki görülmüştür. Flört şiddeti tutumu ile korumacı cinsiyetçilik, düşmanca cinsiyetçilik ve duygusal bağımlılık arasında bir ilişki bulunurken güvenli bağlanma ve eylemsel bağımlılık arasında bir ilişki bulunmamıştır. Flört şiddeti tutumu kaçınan bağlanma, korumacı cinsiyetçilik ve düşmanca cinsiyetçilik değişkenleri tarafından yordanırken kaygılı kararsız bağlanma ve duygusal bağımlılık değişkenleri tarafından yordanmamaktadır. Ayrıca flört şiddeti tutumu düzeyi cinsiyet, medeni durum ve eğitim durumuna göre farklılık göstermemektedir. Araştırmadan elde edilen bulgular alt problemler doğrultusunda tartışılmıştır.