Theses supervised by Doç. Dr. Hakan Şevik
28 theses · Kastamonu University
Çevresel etkileri bakımından bazı mineral beton katkı maddelerinin kimyasal içeriklerinin karşılaştırılması
Son yüzyılda dünya genelinde nüfus artışı ve nüfusun kentsel alanlarda yoğunlaşması, bu alanlarda yeni binaların yapılmasını zorunlu kılmıştır. Yapılan binalar büyük oranda betonarme binalar olup, temel yapıtaşını beton oluşturmaktadır. Beton ise çeşitli katkı maddelerinin bileşiminden oluşmaktadır. Günümüzde betonun yoğun kullanımından dolayı beton katkı maddeleri konusunda çok sayıda çalışma yapılmaktadır. Ancak, bu katkı maddelerinin kimyasal içerikleri konusunda yapılmış çalışma sayısı oldukça sınırlıdır. Bu katkı maddelerinin kimyasal içerikleri konusunda önemli bilgi eksikliği bulunmaktadır ve bu durum sektörde çalışan insanların sağlığı yanında inşaat faaliyetlerinin çevresel etkileri konusunda da bilgi eksikliği oluşmasına sebep olmaktadır. Bu çalışmada, beton katkı maddesi olarak kullanılan bazı malzemelerde, insan ve çevre sağlığı açısından son derece zararlı olan ağır metallerden Pb, Cr, Zn, Ba, Mn, Li, Ga, Ag, B, Co, Bi, Mg, As, Cd, Ni, Se, Pt, Na, K, Ca, Fe, Cu, In, P, Sr, S, V, Sn, Au, Ti, Mo, Nb, Sb, Ge ve Al elementlerinin konsantrasyonları değerlendirilmiştir. Çalışma sonuçları özellikle bazı çimentolar ile yüksek fırın cürufu ve bakır cürufu gibi bazı katkı maddelerinde çalışmaya konu metallerden insan ve çevre sağlığı bakımından son derece zararlı olabilen Pb, Cr, Zn, Ba, Mn, Li, Ga, Ag, B, Co, Bi, Mg, As, Cd gibi metallerin çok yüksek konsantrasyona ulaşabileceğini göstermiştir.
Samsun şehir merkezinde ağır metal kirliliğinin yol tozları yardımıyla belirlenmesi
Kentsel hava kalitesinde tanımlanan bileşiklerin çeşitlerindeki ve sayısındaki devamlı artış daha fazla hava kirleticisi ortaya çıkarmaktadır. Hava kirliliği, ekosistem ve canlı varlıkların yaşamsal eylemlerini etkileyen önemli bir etmendir. Solunabilir partikül madde için hava kirliliğini oluşturan bileşenler arasında ağır metaller bulunur. Farklı kaynaklara sahip olmalarına rağmen birikme kabiliyetlerinin diğer kirleticilere göre biraz daha yüksek olduğu bilinmektedir. Bu sebepten ötürü özellikle yol tozu olmak üzere şehir merkezlerinde oluşan ağır metaller yüksek oranlarda bulunabilir. Bu çalışma kapsamında Samsun şehir merkezindeki 5 farklı bölgeden toplanan yol tozu numunelerindeki ağır metal kaynaklarının ve seviyelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Cr ve Ni sanayi kaynaklı, Cu, Pb, Zn ve S trafik kaynaklı, Co, Mn ve K elementlerinin ise kentsel alanlar kaynaklı olarak yüksek konsantrasyona ulaştığı tespit edilmiştir.
Ankara kent merkezinde ağır metal kirliliğinin yakın geçmişteki değişimi
Dünyanın en önemli problemlerinin arasında olan kentsel hava kirliliği, birçok kent merkezinde insan sağlığını tehdit etmekte ve her yıl milyonlarca insanın ölümüne sebep olmaktadır. Hava kirliliği bileşenleri içerisinde ağır metaller ayrı bir öneme sahiptir. Bunun nedeni, ağır metallerin doğada biyolojik bozunmaya uğramadan uzun süre dayanabilmeleri ve canlı organizmalarda biyolojik olarak birikmeleridir. Dahası, havadaki konsantrasyonları yavaş yavaş artar. Bu nedenle, ağır metal konsantrasyonunun izlenmesi, çevre kirliliğinin güvenilir göstergeleri için son derece önemlidir. Biyomonitörler, ağır metal konsantrasyonlarının izlenmesinde kullanılan yöntemlerden biridir. Bu çalışma kapsamında seçilen ağır metaller, yüksek konsantrasyonlarda olduğunda bitkiler üzerinde çeşitli olumsuz etkilere sahiptir. İnsanlar ve diğer canlılar için ise oldukça zararlı, toksik, kanserojen ve ölümcül olabilmektedirler. Dahası, solunum yolu ile insan bünyesine alınmaları durumunda çok daha zararlı olabilirler. Bundan dolayı havadaki ağır metal konsantrasyonlarının değişiminin izlenmesi son derece önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Ankara kent merkezinde son 30 yıllık süreçte havadaki ağır metal kirliliğinin değişiminin Elaeagnus angustifolia L., Platanus orientalis L., Koelreuteria paniculata Laxm, Ailanthus altissima (Mill.) Swingle, Cedrus atlantica (Endl.) Manetti ex Carr. ağaçlarının yıllık halkalarının kullanılarak belirlenmesidir.. Çalışma sonucunda, havadaki ağır metal kirliliğinin önemli ölçüde değiştiği, özellikle Ailanthus altissima (Mill.) Swingle ve Platanus orientalis L., türlerinde ağır metal konsantrasyonunun önemli ölçüde değiştiği belirlenmiştir.
Farklı yetişme koşullarında yetiştirilen Platanus orientalis L. bireylerinde bazı yaprak mikromorfolojik karakterlerinin değişimi
Bu çalışmada farklı iklim tiplerinin hakim olduğu alanlarda yetiştirilen Platanus orientalis L. bireylerinde bazı yaprak karakterlerinin, iklim tipine bağlı olarak değişiminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Türkiye'de Karasal, Karadeniz ve Akdeniz iklim tiplerinin hakim olduğu, Ankara, Kayseri, Van, Bartın, Samsun, Rize, Antalya, İzmir ve Çanakkale şehirlerinde yetiştirilen Platanus orientalis L. bireylerinden yaprak örnekleri toplanmıştır. Toplanan yaprak örneklerinin elektron mikroskobu (SEM= Scanning Electron Microscope) yardımı ile ölçekli görüntüleri elde edilmiş ve bu görüntüler üzerinde yapılan ölçümlerle, stoma uzunluğu (µm), stoma genişliği (µm), por uzunluğu (µm), por genişliği ve stoma yoğunluğu (1 mm2 alanda) ayrıca yapılan ölçümlerle de yaprak ayası boyu (cm), yaprak sapı uzunluğu (cm), yaprak ayası genişliği (cm), orta mesafe loplar arası uzunluğu (cm), uç loplar arası uzunluğu (cm), yaprak sapı ile yaprak tabanı açısı (°) ve en uzun yan damar ile orta damar arası açı (°) belirlenmiştir. Elde edilen veriler istatistiki olarak değerlendirilmiş ve bu karakterlerin iklim tipine ve şehre bağlı olarak değişimi değerlendirilmiştir. Ayrıca verilere korelasyon analizi uygulanarak çalışmaya konu karakterler ile iklim verileri arasındaki ilişkiler belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma sonucunda çalışmaya konu karakterler üzerine sadece iklimin belirgin bir etkisi olmadığı saptanmıştır. Bunun sebebi olarak, çalışmaya konu örneklerin peyzaj amaçlı yetiştirilen bireylerden toplanmış olması, peyzaj çalışmalarında yapılan uygulamaların da mikroekolojik şartları belirgin bir şekilde değiştirmesi gösterilebilir.
Bazı peyzaj bitkilerinde ağır metal birikiminin belirlenmesi
Hava kirliliği günümüzde kentsel alanların en büyük sorunlarından birisidir. Hava kirliliği bileşenleri içerisinde ise ağır metaller ayrı bir öneme sahiptir. Zira ağır metaller doğada bozulmadan uzun süre kalabilmekte ve çevredeki konsantrasyonu da sürekli artmaktadır. Ayrıca biyobirikme eğilimindedir. Bundan dolayı ağır metal konsantrasyonunun belirlenmesi, riskli bölgelerin ve risk düzeyinin tespit edilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Havadaki ağır metal konsantrasyonunun belirlenmesinde biomonitor olarak genellikle bitkiler kullanılmaktadır. Bitkilerdeki ağır metal konsantrasyonlarının belirlenmesi, hem bitkilerin ağır metalleri havadan uzaklaştırma ve dolayısıyla hava kalitesini artırma aracı olarak kullanılabilme olanaklarının belirlenmesi, hem de hava kalitesinin izlenmesi açısından önem taşımaktadır. Bu çalışmada trafik yoğunluğunun farklı düzeyde olduğu alanlardan toplanan bazı peyzaj bitkilerinde, farklı ağır metal konsantrasyonlarının trafik yoğunluğuna bağlı olarak değişiminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, peyzaj çalışmalarında sıklıkla kullanılan Salix babylonica, Tilia tomentosa, Eleagnus angustifolia, Robinia pseudoacacia, Sophora japonica, Prunus cerasifera, Ailanthus altissima ve Aesculus hippocastanum'un, trafiğin yoğun olduğu, az yoğun olduğu ve hemen hemen hiç trafik bulunmayan alanlarda yetişen bireylerinden yaprak örnekleri toplanmış ve ağır metal analizi yapılarak Pb, Cu, Ca, Mg, Cd, Cr, Ni, Fe, Mn ve Zn miktarları belirlenmiştir. Çalışma sonucunda; trafik yoğunluğuna bağlı olarak Cu, Cr, Fe, Mn ve Zn değişiminin belirlenmesi için en uygun türün Sophora japonica olduğu belirlenmiştir. Bunun dışında trafik yoğunluğuna bağlı olarak meydana gelen değişimlerin izlenmesinde, çalışılan türler içerisinde en uygun türlerin Pb için Prunus cerasifera, Mg için Ailanthus altissima, Cd için Eleagnus angustifolia, Ca ve Ni için ise Robinia pseudoacacia olduğu belirlenmiştir.
Gölgelemenin bazı yaprak mikromorfolojik karakterleri ve klorofil miktarı üzerine etkisi
Bitkiler özümleme yapabilmeleri, büyüme ve gelişmeleri için ışığa gereksinim duyarlar. Işık gereksinimi bitkilere göre değişim gösterebildiği gibi, bir bitkinin ışığa olan gereksinimi de farklı zamanlarda yine farklı düzeylerde olabilmektedir. Işık başlıca enerji kaynağı olup, bitki habitatında önemli etkiye sahiptir. Bitki morfolojisini kontrol eder ve böylece farklı ışık koşullarında yetişen bitkiler farklı mimari özellikler sergilerler. Bitkinin farklı ışık koşulları altında nasıl şekillendiğinin belirlenmesi, bitkinin etkin kullanımı açısından büyük önem taşır. Bu çalışmada ülkemizde peyzaj çalışmalarında sıklıkla kullanılan Prunus armeniaca, Hibiscus syriacus, Fraxinus excelsior ve Cornus mas türlerinde, gölge koşullarının bazı yaprak mikromorfolojik karakterleri ve klorofil miktarı üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında %35, %55, %75 ve %95 gölgelik alanlar oluşturulmuş, açık alan koşulları ile birlikte 5 farklı gölge koşulunda yetiştirilen fidanlardan yaprak örnekleri alınmıştır. Alınan yaprak örneklerinde klorofilmetre ile klorofil miktarı belirlenmiş ve daha sonra yaprak örneklerinin elektron mikroskobu (SEM= Scanning Electron Microscope) yardımı ile ölçekli görüntüleri elde edilmiş, bu görüntüler üzerinde yapılan ölçümlerle, stoma Uzunluğu (µm), stoma genişliği (µm), por uzunluğu (µm), por genişliği ve stoma yoğunluğu (1 mm2 alanda) belirlenmiştir. Elde edilen verilere Varyans analizi ve Duncan testi uygulanmış ve bu karakterlerin yetişme ortamına bağlı olarak değişimi istatistiki olarak değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda genel itibariyle klorofil miktarının gölgeleme ile birlikte arttığı, tür bazında ise klorofil miktarının 10,830 cci (P. armeniaca) ile 24,738 cci (H. syriacus) arasında değiştiği belirlenmiştir. Ayrıca, gölgelemenin mikromorfolojik karakterlerden sadece STY üzerinde istatistiki olarak %99 güven düzeyinde anlamlı olarak etkili olduğu, tür bazında ise çalışmaya konu mikromorfolojik karakterlerin tamamının istatistiki olarak %99,9 güven düzeyinde anlamlı olarak farklılaştığı belirlenmiştir.
Bazı geniş yapraklı türlerde iklimin yaprak mikromorfolojik karakterleri üzerine etkisi
Bu çalışmada, farklı iklim tiplerinin hakim olduğu alanlarda yetiştirilen bazı peyzaj bitkilerinde mikromorfolojik karakterlerin, tür ve iklim tipine bağlı olarak değişiminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Türkiye'de karasal, Karadeniz ve Akdeniz iklim tiplerinin hakim olduğu alanlardan toplanan 5 adet odunsu bitki türünden yaprak örnekleri toplanmış, toplanan yaprak örneklerinin elektron mikroskobu (SEM= Scanning Electron Microscope) yardımı ile ölçekli görüntüleri elde edilmiştir. Elde elden görüntüler üzerinde yapılan ölçümlerle, Stoma Uzunluğu (µm), Stoma Genişliği (µm), Por Uzunluğu (µm), Por Genişliği ve Stoma Yoğunluğu (1 mm2 alanda) belirlenmiştir. Elde edilen veriler istatistiki olarak değerlendirilmiş ve bu karakterlerin iklim tipine ve türe bağlı olarak değişimi belirlenmiştir. Çalışma sonucunda stoma yoğunluğu dışındaki bütün karakterler bakımından en düşük değerler karasal iklimde, en yüksek değerler ise Akdeniz ikliminde yetişen bitkilerde elde edilmiştir. Stoma yoğunluğu bakımından ise en düşük değer, diğer karakterler bakımından en yüksek değerlerin elde edildiği Akdeniz ikliminde yetişen bitkilerde, en yüksek değer ise diğer karakterler bakımından en düşük değerlerin elde edildiği Karasal ikliminde yetişen bitkilerde elde edilmiştir. Ancak, tür bakımından değişimler incelendiğinde, farklı türlerin, iklim tipine bağlı olarak farklı şekilde tepki verdiğini göstermektedir.
Ağır metal konsantrasyonlarının bazı bitkilerde tür, organel ve trafik yoğunluğuna bağlı değişimi
Özellikle gelişmekte olan ülkelerde hızlı kentleşme ve enerji tüketiminin artışı ile birlikte kirlilik düzeyi insan sağlığını tehdit edecek boyutlara ulaşmıştır. Dünya genelinde her yıl milyonlarca insan hava kirliliğine bağlı sebeplerden dolayı hayatını kaybetmektedir. Ağır metaller doğada uzun süre bozulmadan kalabilmeleri, biyobirikme yapmaları ve bazılarının düşük konsantrasyonlarda bile toksik veya kanserojen olmaları sebebiyle özellikle insan sağlığı açısından kirleticiler içerisinde ayrı bir öneme sahiptir. Bundan dolayı ağır metal kirliliğinin izlenmesi ve riskli bölgelerin belirlenmesi son derece önemlidir. Ağır metal kirliliğinin izlenmesinde en çok kullanılan yöntemlerin başında biyomonitorler gelmektedir. Ancak hangi metalin izlenmesi için hangi bitkinin ve organelin kullanılmasının daha uygun olduğunun belirlenmesi, izlemelerin sağlıklı yapılabilmesi açısından elzemdir. Bu çalışmada Ankara'da trafiğin yoğun olduğu, az yoğun olduğu ve olmadığı alanlarda yetişen Ailanthus altissima, Biota orientalis, Platanus orientalis ve Pyracantha coccinea yaprak, tohum ve dallarında Ni, Pb, Cd, Ba, Cu, Ca, Fe ve K elementlerinin konsantrasyonlarının trafik yoğunluğuna bağlı değişimi belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma sonucunda Ni, Pb, Cd ve Cu konsantrasyonlarının trafik yoğunluğuna bağlı olarak arttığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre Ni kirliliğinin belirlenmesi için en uygun tür ve organellerin Biota orientalis tohum ve dalları olduğu belirlenmiştir. Pb, Cd ve Cu kirliliğinin izlenmesi için ise Ailanthus altissima yaprakları oldukça uygundur.
Çalı formundaki bazı peyzaj bitkilerinde ağır metal birikiminin belirlenmesi
Hava kirliliği bileşenleri içerisinde ağır metaller, doğada kolay kolay bozulmamaları, biyobirikme eğiliminde olmaları, bir çoğunun kanserojen veya zehirli olmalarının yanı sıra düşük konsantrasyonlarda dahi toksik olabilmeleri nedeniyle ayrı bir öneme sahiptirler. Bundan dolayı ağır metal kirliliğinin izlenmesi büyük önem taşımaktadır. Ağır metal kirliliğinin izlenmesinde bitkiler biyomonitör olarak sıklıkla kullanılmaktadır. Ancak bitkilerin ağır metal biriktirme kapasiteleri bitki türüne bağlı olarak önemli ölçüde değişebildiği gibi ayrıca organel bazında ve ortamdaki partikül madde miktarına bağlı olarak da değişebilmektedir. Bitkilerde tespit edilen ağır metal konsantrasyonlarının ne kadarının bitki bünyesinden, ne kadarının ise organel üzerindeki partikül maddelerden kaynaklandığının belirlenmesi de son derece önemlidir. Bu çalışmada, Kastamonu ilinde kent merkezinde yetiştirilen bazı peyzaj bitkilerinde ağır metal birikiminin bitki türü, bitki organeli, yıkanma durumu ve trafik yoğunluğuna bağlı olarak değişiminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla peyzaj çalışmalarında sıklıkla kullanılan; Ligustrum vulgare, Eonymus japonica, Biota orientalis, Juniperus sabina, Berberis thunbergii, Mahonia aquifolium ve Buxus sempervirens bitki türlerinin, trafiğin yoğun olduğu, az yoğun olduğu ve trafiğin bulunmadığı alanlarda yetişen bireylerinden yaprak ve dal örnekleri toplanmıştır. Toplanan örneklerin bir kısmında yıkama işlemi gerçekleştirilmiş ve hazırlanan örneklerde ağır metal analizleri yapılarak Cr, Ni, Fe, Mg, Cu, Ca, Zn, Mn, Pb ve Cd konsantrasyonları belirlenmiştir. Çalışma sonucunda farklı türlerin ağır metalleri farklı düzeyde biriktirdiği, Duncan testi sonucunda Ligustrum vulgare'nin bütün elementlerde ilk homojen gruplarda, Buxus sempervirens'in ise Cr dışındaki bütün elementlerde son homojen gruplarda yer aldığı belirlenmiştir. Cu, Ni, Pb, Cd ve Ca konsantrasyonlarının dallarda yapraktakinden daha yüksek olması dikkat çekicidir. Trafik yoğunluğuna bağlı olarak meydana gelen değişimin ise çalışmaya konu faktörlere göre metal bazında farklı oranlarda olduğu belirlenmiştir.
Trabzon ilinin biyoklimatik konfor açısından değerlendirilmesi
Bu araştırmada Trabzon ilinin biyokonfor durumu, termal ısı adası değişimlerinde doğal elementlerin (arazi örtüsü, su, bitkiler gibi) rolü ve mevcut kentsel arazi kullanımı (kentsel arazi kullanımı) incelenmiştir. Veri analizi için, Landsat 5, 7, 8 uydularında bulunan 10 ve 11 görüntü bantları, OLI1 ve TIRS2 cihazları ve meteorolojik yer ölçüm istasyonları kullanılmıştır. Trabzon ilinin konfor değer alanlarında ara sıcaklık dağılımını incelemek ve kentsel ısının yerel etkilerini belirlemek için tek bantlı görüntülerin sınıflandırmaları yapılmıştır. Çalışma kapsamında Normalleştirilmiş Fark Bitkisel Bitki Örtüsü, Normalleştirilmiş Fark Bina Dizini, Normalleştirilmiş Fark Çıplak arazi İndeksi ve Normalleştirilmiş Fark Su Endeksi ile kentsel ısı adası arasındaki korelasyonun varlığını veya yokluğunu araştırmak için arazi yüzey sıcaklığı (LST) üzerinde uzamsal korelasyon testi yapılmıştır. Trabzon ilinin konfor değerleri durumu yıl bazında ele alındığında anlamlı bir korelasyona sahiptir. Çalışmada yapılan İmge analizi sonuçlarına göre kentin kentsel adalarının etkileyen faktörlerin kentin kuzey bölgelerinde yoğunlaştığı belirlenmiştir. Bu faktörler sanayinin ve yapılaşmanın yoğunluğu ile topografyanın dağlık oluşudur. Çalışma sonuçlarına göre arazi yüzey sıcaklığı ile Trabzon'un bitki örtüsü endeksi arasında bir ilişki bulunmaktadır. Buna göre azaltılmış bitki örtüsü, şehrin yüzey sıcaklığının artmasına neden olur.
Atmosferdeki ağır metal birikiminin yıllık halkalar yardımı ile belirlenmesi
Son zamanlarda gelişmekte olan ülkelerde hızlı kentleşmeye bağlı olarak artan sanayi faaliyetleri ve enerji tüketimleri insan sağlığını tehdit edecek boyutlardaki kirliklere neden olmaktadır. Hava kirliliğine bağlı sebeplerden dolayı dünya genelinde her yıl milyonlarca insan hayatını kaybetmektedir. Hava kirliliği etmenleri arasındaki ağır metaller doğanın temel bileşenin de doğal olarak bulunurlar ve biyobozunur elementler değillerdir. Bu yüzden doğada uzun süre kalabilmekte ve canlı bünyesinde birikme eğilimi göstermektedirler. Bazı ağır metallerin düşük konsantrasyonları bile toksik etki oluşturması veya kanserojen olmaları nedeniyle özellikle insan sağlığı açısından tehlike oluşturan kirleticiler içerisinde ayrı bir öneme sahiptir. Bundan dolayı ağır metal kirliliğinin izlenmesi, riskli bölgelerin belirlenmesi ve atmosferdeki konsantrasyonunun süreç içerisindeki değişiminin belirlenmesi son derece önemlidir. Bunun için uzun yıllar boyunca ölçümler yapılmalıdır ancak bu çok mümkün olmamaktadır. Özellikle geçmişten günümüze atmosferdeki ağır metal konsantrasyonlarının değişiminin belirlenmesinde en etkili yöntemlerden birisi ağaçların yıllık halkalarını biyomonitor olarak kullanmaktır. Ülkemizde yetişen çok yıllık bitkiler yıllık halka oluşturmaktadır ve bu halkalardaki ağır metal konsantrasyonlarının tespit edilmesi ile o bölgedeki ağır metal konsantrasyonunun süreç içerisinde değişimi konusunda bilgi edinilebilir. Bu çalışmada da Kastamonu ilinin Kışla parkı mevkiinden 2016 yılı sonunda kesilen Sedir (Cedrus arizonica) ağacından 2016 yılı aralık ayı içerisinde ana gövdeden alınan kütük üzerinde yıllık halkalar belirlenerek bu seksiyonlarda Al, B, Ba, Ca, Cd, Co, Cr, Cu, Fe, K, Li, Mg, Mn, Ni, Pb ve Zn elementlerinin konsantrasyonlarının yıl bazında değişimi belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma kapsamında ayrıca iç ve dış kabuktaki element konsantrasyonları da belirlenmiştir. Çalışma sonucunda genel olarak yola dönük kısımdan alınan organellerdeki ağır metal değerlerinin özellikle dış kabuktaki metal konsantrasyonlarının içe dönük kısımdaki metal konsantrasyonlarından daha yüksek olduğu belirlenmiştir.
Bazı meyve ağacı organellerinde ağır metal birikiminin trafik yoğunluğuna bağlı değişimi
Modern dünyanın en büyük problemlerinden birisi, her yıl milyonlarca insanın ölümüne sebep olan hava kirliliğidir. Hava kirliliği bileşenleri içerisinde ağır metaller doğada uzun süre bozulmadan kalabilmeleri, biyobirikme yapmaları ve bazılarının düşük konsantrasyonlarda bile toksik veya kanserojen olmaları sebebiyle insan sağlığı açısından ayrı bir öneme sahiptirler. Bitkilerin gıda olarak tüketilen organellerindeki ağır metal konsantrasyonu bu açıdan daha büyük bir önem taşımaktadır. Ağır metal kirliliğinin yüksek düzeyde olduğu alanlarda yetişen bitkilerin çeşitli organellerinde ağır metaller birikmekte, bu organellerin gıda olarak tüketilmesi, bitki bünyesindeki ağır metallerin doğrudan insan bünyesine alınmasına sebep olmakta ve sağlık açısından büyük bir risk oluşturmaktadır. Ancak, bu konuda yapılmış yeterli miktarda çalışma bulunmadığından bu konudaki tehlikenin boyutu belirlenebilmiş değildir. Bu çalışmada Kastamonu'da trafiğin yoğun olduğu, az yoğun olduğu ve olmadığı alanlarda yetişen vişne, erik, dut ve elma ağaçlarının yaprak, dal, kabuk ve meyvelerinde Ni, Co, Mn, Cr, Cd ve Pb elementlerinin konsantrasyonlarının trafik yoğunluğuna bağlı değişimi belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma sonucunda elementlerin konsantrasyonlarının genel olarak trafik yoğunluğuna bağlı olarak arttığı ayrıca, meyvelerdeki ağır metal konsantrasyonlarının oldukça yüksek düzeylere ulaşabildiği belirlenmiştir. Bu durum kent merkezlerinde yetiştirilen ve gıda olarak tüketilen meyve ve sebzelerin insan sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturabileceğini ortaya koymaktadır.
Bazı peyzaj bitkilerinde ağır metal birikiminin trafik yoğunluğuna bağlı değişimi
Hava kirliliği etmenleri içerisinde ağır metaller ayrı bir öneme sahiptir. Çünki, ağır metaller doğada bozulmazlar ve kolay kolay yok olmazlar, biyobirikme eğilimindedirler ve ve bazılarının düşük konsantrasyonlarda bile toksik veya kanserojen etkiye sahiptir. Hemen hemen bütün metallerin belirli bir miktarın üzerinde alındığında toksik etki oluşturduğu belirtilmektedir. Bundan dolayı havadaki ağır metal konsantrasyonunun belirlenmesi ve değişiminin izlenmesi riskli bölgelerin ve risk düzeyinin tespit edilmesi açısından son derece önemlidir. Ağır metal kirliliğinin atmosferdeki konsantrasyonunun değişimini gösteren en önemli belirteçler biyoindikatörlerdir. Biyoindikatör olarak kullanılan bitkiler toprak veya havadaki ağır metallerin bir kısmını bünyelerine alarak biriktirmekte, bu birikim düzeyinin belirlenmesi ile toprak ve havadaki ağır metal kirliliği konusunda bilgi edinilebilmektedir. Bu çalışmada, Kastamonu ilinde kent merkezinde yetiştirilen bazı peyzaj bitkilerinde ağır metal konsantrasyonlarının değişiminin bitki türü, bitki organeli ve trafik yoğunluğuna bağlı olarak değişiminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma sonuçları çalışmaya konu elementlerin tür bazında önemli düzeyde değiştiğini ortaya koymuştur. Söz konusu metallerden Cu dışındakilerde en yüksek değerler süs eriğinde elde edilirken dişbudak bütün metallerde düşük değerlere sahiptir. Çalışmaya konu metal konsantrasyonlarının türler arasında belirgin bir şekilde fark bulunduğu hatta bu farkın Cu ve Ni gibi elementlerde türler arasında beş kattan fazla olduğu belirlenmiştir. Çalışılan elementlerin konsantrasyonlarının organel bazında ve birçoğunun trafik yoğunluğuna bağlı olarak da önemli ölçüde değiştiği belirlenmiştir.
Eskişehir'de yetiştirilen bazı yenilebilir peyzaj bitkilerinde ağır metal birikimi
Dünya nüfusunun sürekli olarak artmasına ek olarak tarım alanlarındaki azalma ve kirlenme, gıda ihtiyacını dünyanın en önemli sorunlarından birisi durumuna getirmiştir. Gıda ihtiyacını karşılamak için birim alandan alınan ürün miktarındaki artışı sağlamaya yönelik orman, mera vb. alanların tarıma açılması, farklı maddelerden gıda üretimi gibi pek çok çözüm önerisi gündeme gelmiştir. Bu çözüm önerilerinden birisi de yenilebilir peyzaj uygulamalarıdır. Yenilebilir peyzaj, kısaca gıda olarak tüketilebilecek bitkilerin peyzajda kullanımı olarak tanımlanabilmektedir. Peyzaj çalışmalarında kullanılan bitkilerin gıda amaçlı tüketilmesi öngörülmektedir. Ancak, kent merkezlerinde yetişen bitkilerde taşıt yoğunluğuna bağlı ağır metal birikimi göz ardı edilemeyecek kadar önemi bir konudur. Zira ağır metaller insanlar için toksik maddelerdir ve biyobirikme eğilimindedir. Bundan dolayı yenilebilir peyzaj bitkilerinde ağır metal birikiminin belirlenmesi son derece önemlidir. Bu çalışmada Türkiye'nin en büyük kentlerinden olan Eskişehir'de kent merkezinde yetiştirilen ateş dikeni, ıhlamur, elma, gül, ceviz, iğde, kiraz ve vişne türlerinin, gıda olarak kullanılan organlardaki ağır metal konsantrasyonların, diğer organlardaki ağır metal konsantrasyonları ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında bu bitkilerin yaprak, dal ve meyve organlarındaki Na, Al, Ba, Co, Cd ve Pb elementlerinin konsantrasyonları belirlenmiştir. Çalışma sonucunda çalışmaya konu elementlerin tür ve organ bazında önemli ölçüde değiştiği belirlenmiştir. Ancak, çalışmanın en önemli sonuçlarından birisi, genel olarak en yüksek Co, Cd ve Pb konsantrasyonlarının meyvelerde elde edilmiş olmasıdır. Bu ağır metaller insan sağlığı açısından en önemli ve en tehlikeli ağır metallerin başında gelmektedir. Bu sonuçlara göre yenilebilir peyzaj uygulamalarının sağlık açısından çok ciddi sorunlar ortaya çıkartabileceği düşünülmektedir.
Kentsel planlama çalışmalarında biyokonfor; Çankırı örneği
İnsanların bulundukları ortamda rahat edebilmeleri için ortam şartlarının belli bir sıcaklık, rüzgâr ve nem aralığında olması gerekmektedir. Bu aralık konfor bölgesi, bu değerlerin insanlar için uygun aralıklarda olması durumu ise "Biyoklimatik konfor" veya kısaca "biyokonfor" olarak adlandırılmaktadır. Biyoklimatik konfor uygun değer aralıklarında olmadığında insanlar o alanlarda rahatsız olmakta ve o alanlardan uzaklaşmak istemektedirler. Biyokonfor, insanların konforunu, performansını, psikolojisini ve hatta bazı durumlarda sağlığını etkileyen en önemli faktörlerden birisidir. Bundan dolayı insanların yaşam alanlarında biyokonfor durumunun belirlenmesi ve özellikle yeni yaşam alanları planlanırken bu durumun dikkate alınması pek çok açıdan önem taşımaktadır. Bu çalışmada Çankırı İli genelinde biyokonfor açısından uygun olan ve olmayan alanların belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında Çankırı İli'nin biyokonfor alanları belirlenmiş ayrıca ilin genel topografik, eğim, toprak ve jeolojik yapısı haritalandırılmıştır. Çalışma sonucunda Çankırı İli'nde konforlu alanların genellikle Çankırı'nın kuzeybatı, güneydoğu ve güneybatı alanlarında blok halinde bulunduğu, bunun dışında genel olarak konforlu ve konforsuz alanların birbirleri ile iç içe geçmiş olduğu belirlenmiştir.
Adaçayı (Salvia officinalis L.) tohumlarında hormon uygulamalarının çimlenme ve fidecik karakterlerine etkisi
Tıbbi Adaçayı, nezle ve gripten ileri gelen boğaz rahatsızlıklarında, böbrek hastalıklarında çay olarak tüketilmekte ayrıca, yatıştırıcı, idrar söktürücü, ter kesici ve dezenfektan etkileri de bulunmaktadır. Salvia officinalis türünün uçucu yağında bulunan thujon, antiseptik ve antibiyotik etkisi çok güçlü olan bir uçucu yağ bileşenidir. Bu özelliklerinden dolayı tıbbi aromatik özellikte bir bitki olan ve geniş bir kullanım alanı bulunan adaçayının (Salvia officinalis) kültürü yapılmaktadır. Ancak adaçayı üretiminde en önemli masraf kalemi ilk yıllarda yapılan yabani ot mücadelesidir. Herbisit kullanmadan yapılan diri örtü mücadelesi, adaçayı fideciklerinin toprağı siperleyip diğer otların gelişmesini engelleyeceği seviyeye kadar devam etmektedir. Bundan dolayı adaçayı fideciklerinin hızlı gelişimi, bu sürecin kısalması ve masrafların azalması konusunda büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada, adaçayı tohumlarında hormon uygulamasının çimlenme başarısı ve fidecik morfolojik karakterleri üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında adaçayı tohumları IAA, IBA, GA3 ve NAA hormonlarının 1000, 2500 ve 5000 ppm konsantrasyonlarına 3-5 sn, 50, 100 ve 200 ppm dozlarına ise 24 saat süre ile maruz bırakılarak ekimleri yapılmış, böylece kontrol grupları ile birlikte 26 uygulama gerçekleştirilmiştir. Tohumlar hormon uygulamalarının ardından steril torf ortamına ekilerek 30 gün sonunda fideciklerde çimlenme yüzdesi ile birlikte bazı fidecik karakterleri belirlenerek hormon uygulamalarının çimlenme yüzdesi ve fidecik gelişimine etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma sonucunda hormon uygulamalarının fidecik karakterlerinin çoğunu olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir.
Kastamonu ilinde üretilen kestane ballarının bazı ağır metal içerikleri ve kimyasal özelliklerinin belirlenmesi
İnsanlık tarihi kadar eski bir gıda maddesi olan bal, tarih boyunca sadece beslenme amacı ile değil bunun yanında tıbbi amaç ile de insanlığa hizmet etmiştir. Bileşimi üzerine yapılan çalışmalar özellikle son yıllarda meydana gelen teknolojik gelişmeler ile artmış ve her çalışma ile balın bilinmeyen bir yönü daha ortaya çıkmaya başlamıştır. Bal kaynağına bağlı olarak salgı balı ve çiçek balı olarak ikiye ayrılmaktadır. Arı ırkı ve koloni hareketliliği, kaynağın yoğunluğu ve coğrafi özelliklerdeki farklılıklar bal oluşumunu etkileyen en önemli iç ve dış faktörlerdir. Özellikle çevresel etkiler ve yetiştiricilik teknikleri, bal ve bal gibi arıcılık ürünlerinin gıda güvenliği seviyesini etkilemektedir. Ballar polen kaynaklarına göre monofloral ve multi floral olarak adlandırılmaktadır. Kestane balı monofloral ballar grubunda olup, belli bir coğrafyada ayırt edici özelliklere sahip ballardandır. Dünyada ve Türkiyede kestane balı bilinen en kaliteli ballardan olup besleyicilik özelliklerinin yanında apiterapik özellikleri ile de son yıllarda öne çıkmaktadır. Karadeniz bölgesinde Hopa Artvinden başlayarak Şileye uzanan kestane ormanları popülasyonlarında Kastamonu en önemli il konumundadır. TUİK 2018 verilerine göre özellikle İnebolu Ormanları Türkiye Kestane üretimin %50 sini karşılamaktadır. Buda meyve oluşumunun temeli olan çiçeklenme ve dolayısı ile nektar oluşumunun ne denli yoğun olduğuna işarettir. Bu bilgiden hareketle Kastamonu İlinde yoğun olarak üretilen kestane balının tanınırlığına bilimsel katkı sağlamak amacı ile İnebolu ve Küre Orman işletme alanlarında bulunan 6 farklı ilçeden 15 farklı kestane balı numunesi alınarak ağır metal içerikleri ve biyokimyasal özellikleri incelenmiştir. Çalışma kapsamında analizleri yapılan bal numunelerinin lokasyon bazında, indis, % rutubet ve % kuru madde değerlerinin birbirine oldukça yakın olduğu, indis değerlerinin 1,4845 ile 1,4991 arasında, rutubet değerlerinin %16,48 ile %20,80 arasında ve kuru madde değerlerinin de %79,20 ile %83,52 arasında değiştiği belirlenmiştir. Kestane bal numunelerindeki renk yoğunluğu en düşük Bozkurt2 numunesinde olmak üzere 107.25 mAU ile en yüksek Doğanyurt1 numunesinde 336.00 mAU aralığında tespit edilmiştir. Genel olarak tüm renk yoğunluğu değerleri birbirlerinden farklı bulunurken, bu farklılık istatistiki olarak da önemli (p<0.05) bulunmuştur. Bal numunelerinin pH değerlerinin 4,682 ile 6.115 aralığında değişmiştir. Ballar hafif asidik ve asidik yapıya sahip oldukları görülmüştür. Bal numunelerinin elektriksel iletkenlik değerleri esas alındığında tüm değerlerin bal tebliğinde verilen limit değerlere uyduğu, TTA değerlerinin ise en düşük % 13.750 ile % 31.560 arasında değiştiği belirlenmiştir. Mg konsantrasyonunun 1386 ppm ile 18689,3 ppm, Cr konsantrasyonunun 508,2 ppb ile 11832,2 ppb, Mn konsantrasyonunun 1336,5 ppb ile 20836,8 ppb, Pb konsantrasyonunun 1696,7 ppb ile 9184,9 ppb, Fe konsantrasyonunun 3,9 ppb ile 204,36 ppb arasında değiştiği görülmüştür. Ga konsantrasyonun 125,33 ppb ile 287,50 ppb ve Na konsantrasyonlarının lokasyon bazında değişimleri değerlendirildiğinde ise Na konsantrasyonlarının 1410,0 ppm ile 6581,4 ppm arasında değiştiği tespit edilmiştir. Zn konsantrasyonunun lokasyon bazında değişimi incelendiğinde en düşük değerlerin 399,3 ppb ile 835,8 ppb, Al konsantrasyonunun 1317,9 ppb ile 9538,2 ppb, Ca konsantrasyonun 1386,0 ppm ile 18689,6 ppm ve K konsantrasyonun ise 508,2 ppm ile 11832,2 ppm arasında değişim gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma kapsamında yapılan analizlere göre Kastamonu ilinden temin edilen kestane ballarının tüketime uygun olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonucunda elde edilen sonuçların Kastamonu kestane balının coğrafi işareti açısından belirleyici olabilecek özelliklerine katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Kestane (Castanea Sativa Mill.) balı, ağır metal, antiosidadif aktivite, DPPH.
Ordu kent merkezinde yetiştirilen bazı kültür bitkilerinde ağır metal konsantrasyonlarının yetişme ortamına bağlı değişimi
Günümüzde gerek tarım alanları ile kentsel alanların iç içe geçmesi, gerekse endüstriyel faaliyetler ve trafik yoğunluğunun artmasına paralel olarak, ağır metal kirliliğinin yüksek düzeyde olduğu bölgelerde yetiştirilen çeşitli bitkiler gıda olarak tüketilmek durumundadır. Oysa ağır metaller biyobirikme eğiliminde olmaları ve organizmalar için düşük konsantrasyonlarda bile toksik olabilmeleri sebebiyle insan sağlığı açısından büyük tehdit oluşturmaktadır. Ağır metaller ile kontamine olmuş bitkilerin gıda olarak tüketilmesi sağlık açısından çok daha büyük risklerin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bu çalışma kapsamında da domates, biber, fasulye ve mısır bitkilerinin kent merkezi ve köylerde yetiştirilen bireylerindeki bazı ağır metal konsantrasyonlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında bu bitkilerin yaprak ve meyvelerinde yıkama işlemi de uygulanmış böylece Pb, Fe, Cr, Cd, Mg, Al ve Ca elementlerinin tür, organ, yetişme yeri ve yıkama durumuna bağlı değişimleri değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda tür bazında genel olarak en düşük değerler domates ve mısırda, en yüksek değerler ise biberde elde edilmiştir. Bunun dışında genel olarak yapraklardaki konsantrasyonların meyvelerdekinden, yıkanmayan numunelerdeki konsantrasyonların ise yıkanan numunelerinkinden daha yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Bunun yanında ağır metallerin bir çoğunun ve özellikle insan sağlığı açısından en tehlikeli ağır metallerden birisi olan Pb'nun kent merkezinde yetiştirilen bireylerdeki konsantrasyonlarının oldukça yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonuçları trafiğin yoğun olduğu alanlar gibi ağır metal kirliliğinin yüksek olduğu bölgelerde yetiştirilen bitkilerin gıda olarak tüketilmesinin insan sağlığı açısından önemli sağlık sorunlarına yol açabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Ordu, kültür bitkisi, ağır metal
Misurata'da hava kalitesinin zamansal ve mekansal değişimi
Günümüzde dünya genelindeki en önemli sorunların başında çevre kirliliği ve özellikle de hava kirliliği gelmektedir. Günümüzde hava kirliliği o kadar ciddi boyutlara ulaşmıştır ki dünya genelinde yaklaşık 8 kişiden 1'inin ölümüne neden olduğu tahmin edilmektedir. Hava kirliliğinin öneminden dolayı hava kirliliği bileşenlerinin hepsi insan sağlığı açısından oldukça önemlidir ve bundan dolayı özellikle nüfus yoğunluğu fazla olan bölgelerde hava kirliliği konusunda yapılan çalışmalar büyük önem taşır. Bu çalışmada da Libya'nın önemli kentlerinden birisi olan Misurata (Misrata)'da kış döneminde CO2, partikül madde ve gürültü kirliliğinin bölgesel ve dönemsel değişiminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma Misurata (Misrata) kent merkezinde gerçekleştirilmiştir. Kent merkezinde belirlenen 7 farklı noktada 15 Kasım tarihinden itibaren şubat ayı sonuna kadar her üç günde bir ölçüm yapılmıştır. Ölçümler gün içerisinde beş farklı saat diliminde gerçekleştirilmiş ve CO2 konsantrasyonu (ppm), gürültü kirliliği (dB) ve 6 farklı boyutta partikül madde (adet) olmak üzere 8 kirlilik etmeni portatif ölçüm cihazları ile ölçülmüştür. Elde edilen veriler üzerinde yapılan analizler ile kirlilik parametrelerinin bölge bazında ay, zaman aralığı ve hafta içi durumuna göre değişimleri değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda bütün kirlilik parametreleri bakımından en temiz bölgelerin şehrin doğusunda yer alan sanayi bölgesi (B3) ve Al-Swehli çiftliğinin bulunduğu bölge (B4), genel olarak en kirli bölgelerin ise şehir merkezi ve şehir merkezindeki ana cadde (B1 ve B2) olduğu belirlenmiştir.
Bazı tıbbi aromatik bitki tohumlarında hormon uygulamalarının çimlenme ve fidecik karakterlerine etkisi
Bitkiler doğrudan veya dolaylı olarak dünyadaki yaşamın kaynağını oluşturmaktadırlar. Dünya nüfusunun hızla artması, bitkilere olan ihtiyacı da artırmakta, bu durum birim alandan alınan ürün miktarını artırmaya yönelik uygulamaların yapılmasını gerekli kılmaktadır. Özellikle son yıllarda bitki gelişimini ve dolayısıyla ürün miktarını artırmaya yönelik olarak sıkça kullanılan uygulamalardan birisi de hormon uygulamalarıdır. Bitki hormonları, bitkilerin büyüme ve gelişiminde önemli düzeyde rol oynayan maddelerdir. Bu çalışma kapsamında da farklı hormon uygulamalarının, tıbbi aromatik özellikleri dolayısıyla geniş bir kullanım alanı bulan ekinezya, çörekotu ve mor fesleğen bitkilerinin fideciklerinin gelişimine etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma kapsamında çalışmaya konu bitkilerin tohumları üzerinde IAA, IBA, NAA ve GA3 hormonlarının üçer dozu, yoğun (1 000 ppm, 2 500 ppm ve 5 000 ppm) ve seyreltik (50 ppm, 100 ppm ve 200 ppm) şekilde uygulanmış, böylece kontrol grupları ile birlikte her bir tür için 26'şar uygulama gerçekleştirilmiştir. Uygulamaların çimlenme yüzdesi (CY), kök boyu (KOKB), kök sayısı (KOKS), kök boğazı çapı (KBC), dalsız gövde boyu (DSZG), gövde çapı (GC), toplam boy (TB), yaprak sayısı (YS), kat sayısı (KT), en büyük yaprak boyu (ENBY), en büyük yaprak eni (ENBYE) ve yaprak sapı uzunluğu (YSU) karakterlerine etkisi belirlenmiştir. Çalışma sonucunda bazı karakterler arasında tür bazında çok yüksek düzeyde farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen veriler, uygulanan hormonların, çalışmaya konu karakterleri farklı düzeylerde etkilediğini ortaya koymaktadır. Bu sonuç uygulama açısından son derece önemlidir. Çalışma sonuçları kullanılarak uygulamada istenilen karakteri en fazla etkileyen hormon uygulaması seçilebilir.
Devrekani tarım topraklarında bazı toprak özelliklerinin coğrafi bilgi sistemleri yardımıyla değerlendirilmesi
Tarımsal faaliyetlerde toprak, bitki gelişimini etkileyen en önemli faktörlerin başında gelmektedir. Bundan dolayı kültür bitkilerinin yetiştirildiği alanlardaki toprak yapısının belirlenmesi, yetiştirilecek bitki seçiminden gübreleme uygulamalarına kadar pek çok alanda yol göstericidir. Bu çalışmada da Kastamonu ili Devrekani ilçesindeki tarım topraklarının temel verimlilik özelliklerinin belirlenmesi ve coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak toprak dağılım haritalarının oluşturulması amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında, Devrekani ilçesinde sulu tarım yapılabilen yaklaşık 55000 da alanda, 55 ayrı noktadan, tarım alanlarını temsil edecek şekilde 0-30 cm ve 30-60 toprak derinliğinden toprak örnekleri alınmıştır. Alınan toprak örneklerinde toprak verimlilik analizleri (saturasyon, tuz, ph, kireç, fosfor, potasyum, azot, organik madde) tekstür analizi ve mikro besin elementleri (Fe, Cu, Zn, Mn, Ca, Mg, B, Al) analizleri yaptırılmıştır. Toprak analiz sonuçları, belli kriterlere göre sınıflandırılarak, besin maddelerinin eksiklik, yeterlilik veya fazlalık seviyeleri belirlenmiştir. Toprak parametrelerinin sınıflandırılmasından sonra Coğrafi Bilgi Sistemleri kapsamında veri tabanı oluşturularak toprak verimlilik haritaları üretilmiştir. Araştırma sonucunda ise ayrı ayrı bölgelerdeki toprakların verimlilikleri belirlenmiştir.
Bazı bitkilerde ağır metal konsantrasyonlarının yetişme ortamına bağlı değişimi
Günümüzde insan ve çevre sağlığını tehdit eden en önemli problemlerin başında hava kirliliği gelmektedir. Özellikle son yüzyılda sanayi faaliyetleri ve nüfus artışına ek olarak, kırsaldan kentsel alanlara göç, özellikle büyük şehirlerde hava kirliliğinin büyük bir sorun haline gelmesine sebep olmuştur. Hava kirliliğinin pek çok bileşeni bulunmakla birlikte, bunlar arasında ağır metaller ayrı bir öneme sahiptir. Bunun sebebi ağır metallerin bazılarının düşük konsantrasyonlarda bile toksik olmaları, canlılar için besin elementi olan birçok ağır metalin bile yüksek konsantrasyonlarda zararlı olmaları, canlı bünyesinde biyobirikme eğiliminde olmaları, doğada kolay kolay bozulmamaları ve bunlara ek olarak sanayi ve trafik kaynaklı olarak havadaki konsantrasyonlarının sürekli artmasıdır. Bundan dolayı özellikle trafiğin yoğun olduğu, sanayi faaliyetlerinin yürütüldüğü ve nüfusun yoğun olduğu alanlar gibi riskli alanlarda havadaki ağır metal konsantrasyonlarının izlenmesi büyük önem taşımaktadır. Havadaki ağır metal kirliliğinin izlenmesinde farklı yöntemler kullanılmakla birlikte en yaygın kullanılan yöntem biyomonitorlerdir. Biyomonitorler ağır metalleri bünyesinde biriktiren canlılar olup, özellikle çok yıllık bitkiler oldukça uygun biyomonitorlerdir. Ancak, hem havadaki ağır metal kirliliğinin konsantrasyonundaki değişimin izlenmesi, hem de havadaki ağır metal konsantrasyonunun azaltılabilmesi için en uygun bitkilerin tespiti açısından, bünyesinde ağır metali en fazla tutan bitkilerin belirlenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada da Samsun kent merkezinde yetiştirilen ve peyzaj çalışmalarında sıklıkla kullanılan; Tilia tomentosa, Aesculus hippocastanum, Ligustrum vulgare ve Catalpa bignoides türlerinin, trafiğin yoğun olduğu, az yoğun olduğu ve hemen hemen hiç olmadığı alanlarda yetişen bireylerinde bazı ağır metal konsatrasyonlarının değişimleri belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma kapsamında bitkilerden yaprak, kabuk ve odun örnekleri toplanmış, kabuk ve yapraklarda ayrıca yıkama işlemi uygulaması da yapılmıştır. Çalışma sonucunda, çalışmaya konu türlerde, Ba, Sr, Fe, Na, Ca, K ve Al konsantrasyonlarının tür bazında önemli ölçüde (p<0,05) değiştiği, Zn konsantrasyonunun tür bazında değişiminin ise istatistiki olarak anlamlı düzeyde olmadığı (p>0,05) belirlenmiştir. Duncan testi sonuçlarına göre bütün elementlerde Catalpa bignoides'in ilk homojen gruplarda, Tilia tomentosa'nın ise Ba, Sr, Fe, Na ve Ca bakımından son homojen gruplarda yer aldığı belirlenmiştir. Ayrıca çalışmaya konu ağır metal konsatrasyonları her türde organ, trafik yoğunluğu ve yıkama durumuna bağlı olarak önemli ölçüde değişmektedir.
Samsun il merkezinde yetişen bazı bitkilerde ağır metal konsantrasyonlarının trafik yoğunluğuna bağlı değişimi
Son yıllarda antropojenik faktörlerin etkisiyle hava kirliliği önemli ölçüde artmış ve küresel çapta bir sorun haline gelmiştir. Hava kirliliği bileşenleri içerisinde ağır metaller; doğada kolay kolay bozulmamaları ve yok olmamaları, canlı bünyelerinde biyobirikim yapmaları, bazılarının düşük konsantrasyonlarda bile toksik, zehirli veya kanserojen olabilmeleri hatta canlı bünyeleri için gerekli olanların bile yüksek konsantrasyonlarda zararlı olabilmeleri dolayısıyla ayrı bir öneme sahiptir. Bundan dolayı ağır metallerin havadaki konsantrasyonlarının izlenmesi insan ve çevre sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır. Ağır metallerin konsantrasyonunun izlenmesinde en uygun yöntem, ağır metalleri farklı organlarında biriktirebilen bitkilerin biyomonitor olarak kullanılmasıdır. Ancak her bir ağır metalin izlenmesi için en uygun tür ve organın ayrı ayrı belirlenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada Cr, Mn, Ba, Sr, Fe, Na, Ca ve K elementlerinin konsantrasyonlarının trafiğin olmadığı, az yoğun olduğu ve yoğun olduğu alanlarda yetişen Robinia pseudoacacia, Platanus orientalis, Acer negundo, Ulmus minor ve Nerium oleander bireylerindeki değişimi belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma kapsamında elementlerin çalışmaya konu türlerin yaprak, kabuk ve odunlarındaki konsantrasyonları belirlenmiş ve değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında ayrıca yaprak ve kabuklara yıkama işlemi de uygulanmış ve yıkama işleminin etkisi de belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma sonucunda, her bir elementin türlerin farklı organlarındaki konsantrasyonlarının trafik yoğunluğuna bağlı olarak değiştiği, bu değişimin element ve türler bazında büyük farklılıklar gösterdiği belirlenmiştir.
Bazı iç mekan bitkilerinde ağır metal konsantrasyonlarının sigaraya bağlı değişimi
Modern toplumun zamanının yaklaşık %90'ı kapalı mekanlarda geçmektedir. İç mekanlardaki hava, dış ortamdaki havadan 100 kat kadar daha kirlidir ve insanların zamanının çoğunun kapalı mekanlarda geçmesi nedeniyle, iç ortam havasının insan sağlığı üzerinde etkisi, dışarıdaki havadan çok daha fazladır. İç ortam hava kirliliği, küresel olarak en önemli çevresel ölüm nedeni olarak tanımlanmaktadır ve son on yılda her yıl tahminen 4 milyon civarında erken ölüme sebep olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle, iç mekân hava kalitesi, insanların sağlığını ve refahını etkileyen çok önemli bir faktördür. İç ortam hava kirliliği pek çok faktöre bağlı olarak şekillenmektedir. Bu faktörlerin en önemlilerinden birisi de sigara kullanımıdır. Sigara küresel ölçekte bir sağlık sorunudur. Sigara aynı zamanda bünyesinde çeşitli ağır metalleri de barındıran bir kirleticidir. Ancak iç mekanlarda sigara kaynaklı ağır metal kirliliği konusunda bugüne kadar yapılmış kapsamlı bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışma kapsamında, iç mekanlarda sigaraya bağlı ağır metal birikiminin bazı iç mekân süs bitkileri kullanılarak belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında iç mekân bitkisi olarak sıklıkla kullanılan Dieffenbachia anoena, Dracena marginata, Ficus elastica, Spathiphyllum wallisii ve Yucca massengana bitkilerinin sigara içilen ve içilmeyen ortamlarda yetişen bireylerinden yaprak örnekleri alınmıştır. Yıkama işlemi de yapılan yapraklarda Cd, Cr, Pb, Ni, Co, Ba, Cu, Fe, Mn, Zn, V, Al, Na, K, Ca, Mg, P ve B elementlerinin konsantrasyonları belirlenmiş, yapılan istatistiki analizler ile de bu elementlerin bitki türü, ortam ve yıkama işlemine bağlı olarak değişimi değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda en yüksek konsantrasyonlar Cd, Pb, Ni ve Zn'de Yucca massengana, Cr, V ve Ba'da Dracena marginata, Cu ve B'de Ficus elastica, Fe, Al, Mn, Na, K ve P'de Spathiphyllum wallisii, Mg'de ise Dieffenbachia anoena türlerinde elde edilmiştir. Ayrıca genel olarak bitkilerdeki Cd, Cr, V ve Ni konsantrasyonlarının sigara içilen ortamlarda daha yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir.