Theses supervised by Doç. Dr. Hasan Engin Şener
11 theses · Ankara Yıldırım Beyazıt University
The effect of employee satisfaction on creating innovative ideas in businesses
The main aim of this study is to analyze the positive and negative factors affecting employee satisfaction in enterprises and to analyze the effects of employees on creating innovative ideas with the weakest and the strongest links in the integrated process. Within this framework, the conceptual framework in the theoretical section, employee satisfaction and innovation in enterprises are examined in the literature. This research has been conducted with the employees of two private institutions working in the food sector in the year of December 2015. In this study the evaluation and opinions about the satisfaction of the employees and their applications about the production of innovative ideas has been asked. A survey was conducted on 93 active participants in these institutions and the data obtained were analyzed in the SPSS 20.0 program and the findings were interpreted. In the survey, 49 out of 80 white-collar workers in the A-institution in Turkey participated in the survey, and 44 out of 145 white-collar employees in the B-organization were randomly selected through simple sampling. At the end of the research, it was found that the level of the relationship between the employee satisfaction and the production of innovative ideas was generally inadequate except for a few cases. Findings of work; while there is dissatisfaction with pay, it has been seen that the level of satisfaction is high because employees think that they have the knowledge and skills of the work they do. For innovation activities; employees and managers have written and oral innovation ideas and projects in the last three years. From the point of view of the institution to produce innovative ideas, while the lowest average is the time given to employees to work in their own projects; while the highest average is the ease with which employees of the institutional culture can bring out new ideas. Finally it is found that employees are eager to produce innovative ideas. Key words: Employee Satisfaction, Motivation, Innovation, Innovative Ideas.
Yöneticilerin kişilik özelliklerinin liderlik davranışlarına etkisi üzerine ampirik bir araştırma
Bu araştırmanın amacı, çalışma evrenimizi teşkil eden ve kamuya güvenlik hizmeti sunan bir kamu kurumunda istihdam edilen, orta ve üst düzey yöneticilerin sahip olduğu kişisel özelliklerinin davranışlarına etkisi konusunda oluşturulan hipotezleri sınamaktır. Hazırlanan anket soruları, astlara sorularak onların algı durumuna göre çalışma şekillendirilmiştir. Literatür incelendiğinde; kamudaki liderlerin kişilik özellikleri, sergiledikleri davranışlar, karşılaştıkları farklı durumlara yaklaşımları ve çağdaş liderlik yaklaşımları boyutunda sergilenen liderlik özelliklerinin ortaya konulduğu birçok çalışma görülmektedir. Ancak, bu çalışmada diğerlerinden farklı olarak, yöneticinin kişilik özelliklerini ve buna bağlı olarak ortaya koydukları davranışların takipçilerin gözünden nasıl algılandıkları üzerine odaklanmasıdır. Bu çerçevede, kişilik özelliklerinin değerlendirilmesi için beş faktör kişilik özellikleri ölçeği, davranışlarının değerlendirilmesi için ise Ohio Üniversitesi yönetici davranışları çalışmalarından istifade edilmiştir. Çalışmada; yöneticinin kişilik özellikleri ile davranışları arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Ancak, gerek ast personelin gerekse yöneticilerin mesleki tecrübelerinin söz konusu tutumlara etki ettiği tespit edilmiştir. Çalışma, kavramsal çerçeve, kullanılan ölçeğin genel değerlendirmesi, elde edilen verilerin değerlendirilmesi, hipotezlerin test sonuçları ve çalışmanın genel değerlendirmesi konularını içermektedir
The role of personality characteristics on the relationship between tendency of stigmatization and organizational commitment: A research on academic staff
In this study, the role of personality traits on the effect of stigmatization tendencies on organizational commitment was examined. The Big five personality inventory, which is frequently used in the literature, and the concepts of organizational commitment and stigmatization were examined together, and the effect of stigmatization tendency on employees' organizational commitment and whether personality traits had a mediator or moderator effect were investigated. Within the scope of the research, questionnaires were collected from 334 faculty members at Ankara Yıldırım Beyazıt University and Kırşehir Ahi Evran University. The data obtained were analyzed with SPSS, Processs Macro, and the sub-dimensions of all three variables and the mediator or moderation effect were examined. According to the findings of the research, there are many mediator and moderator effects between discrimination, prejudice, labeling and psychological health, which are the sub-dimensions of stigmatization tendency, and affective, continuance and normative commitment, which are sub-dimensions of organizational commitment. Especially with the inclusion of five different sub-factors of personality, the results became more meaningful. One of the most important findings of the study is the presence of moderataed mediation effect. The relationship between prejudice and continuance commitment is mediated by emotional stability, while at the same time marital status plays a moderating role between emotional stability and continuation commitment. In the literature, few studies have examined the relationship between discrimination and organizational commitment. The relationship between stigmatization types such as prejudice, labeling and organizational commitment was examined and also the effect of personality traits on this relationship was investigated. Numerous relationships have been identified and interpreted individually. In this research, which is expected to be an important resource for future researchers, the Bootstrap method has been used.
Türkiye'de temel kamu hizmetlerinde performans göstergelerinin değerlendirilmesi: Adalet, İçişleri , Maliye, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlığı örnekleri
Bir özel sektör yönetim tekniği olan performans yönetiminin kamu yönetimine uygulanması günümüzde yaygınlık kazanmıştır. Bununla birlikte özel sektör yönetim tekniklerinin kamuya uygulanmasında sorunlar yaşanmaktadır. Bu sorunlar en başta performans göstergelerinin belirlenmesi aşamasında ortaya çıkmaktadır. İlk olarak kamu yönetiminin başarı göstergeleri ile özel sektörün başarı göstergeleri birbirinden farklılaşmaktadır. İkinci bir sorun hedeflenen ile gerçekleşen performansın birbirinden farklılık içermesidir. Son olarak, stratejik plan ile ilişkilerin kurulması karşımıza çıkan diğer bir sorundur. Bu çalışmanın amacı, beş bakanlık temelinde stratejik plan ve performans programlarında ifade edilen göstergelerin analiz edilmesidir. Araştırmanın yöntemi ise, beş bakanlığın stratejik plan ve performans programlarının performans hedef ve ölçütlerinin karşılaştırmalı analizine dayanmaktadır. Araştırmada dört temel soruya yanıt aranmaktadır: 1.Stratejik plan ve performans programlarının stratejik amaçları, stratejik hedefleri ve performans hedefleri uyumlu mudur? 2. Stratejik plan ve performans programlarındaki performans ölçütleri uyumlu mudur? 3. Stratejik plan ve performans programlarında belirtilen performans ölçütlerin yüzde kaçı çıktı temellidir? 4. Performans programlarında belirtilen performans hedeflerinin gerçekleşme düzeyi nedir? Anahtar Kelimeler: Bakanlıklar, Performans Ölçütleri, Stratejik Plan, Performans Programı, Performans Denetimi
Toplam kalite yönetimi ve firma performansı arasındaki ilişkinin belirlenmesi: Yapı kimyasalları ve alçı sektörü üzerine İç Anadolu Bölgesi'nde bir araştırma
Küreselleşme ile birlikte artan rekabet koşulları, firmaların kalite yönlü uygulamalara önem vermesini zorunlu kılmıştır. Kalite yönlü uygulamaların ve dolayısı ile kalite yönetiminin en temel nedenleri arasında; firmanın rekabet gücünün geliştirilmesi, müşteri memnuniyetinin sağlanması, karlılığın arttırılması ve kuşkusuz firma varlığının devamlılığının sağlanması gibi faktörler yer almaktadır. Toplam kalite yönetimi, firmanın ürün veya hizmetlerini ürettiği süreçlerini geliştirerek, hem müşteri beklentilerini karşılayacak hem de ürün ve hizmetlerin kalitesini arttırmaya yönelik tüm kaynaklara odaklanmış şekilde tasarlanmış, bütünleşik bir yönetim sistemidir. Bu çalışmada; toplam kalite yönetimi uygulamalarının, firma performansı ile ilişkisi ve firma performansı üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, yapı fuarı ve mail ile veri toplanarak, yapı kimyasalları ve alçı sektöründe faaliyet gösteren ve toplam kalite yönlü uygulamalar yürüten İç Anadolu Bölgesi firmaları üzerinden bir örnek olay araştırması yürütülmüştür. Araştırmadan elde edilen birincil veriler, SPSS 22.0 İstatistik Paket Programı yardımı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizi sonucunda; toplam kalite yönetimine ilişkin dört boyut (Odak, Ödül ve Tasarım, Liderlik ve Eğitim, Tedarikçi Yönetimi ve Çalışan Katılımı) ile firma performansı arasında bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada, toplam kalite yönetimi uygulamalarının; firmalara dinamizm, çalışanlarda ve üretim süreçlerinde verimlilik artışı sağladığı, müşteri odaklılık, ödül, tasarım, liderlik, eğitim, tedarikçi yönetimi ve çalışan katılımı gibi kalite kriterlerinin firma performansı üzerinde pozitif etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye'deki devlet üniversitelerinin stratejik planlarına göre güçlü ve zayıf yönlerinin incelenmesi
Bu araştırmada, Türkiye'deki devlet üniversitelerinin güçlü ve zayıf yönleri, stratejik planları bağlamında yapılan SWOT analizleri incelenerek yapılacaktır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki devlet üniversitelerinin güçlü ve zayıf yönlerinin kuruluş yılına, coğrafi bölgeye veya kurulduğu şehre bağlı olup olmadığını tespit etmektir. Ayrıca yapılan SWOT analizleri, ayrıca bir incelemeye tabi tutulacak ve SWOT analizlerinin yapılması ile ilgili olarak öneriler geliştirilecektir. Bu çerçevede şu sorulara yanıt aranacaktır: a) Güçlü ve zayıf yönler sıralanırken; a. Kaç madde yazılmıştır? b. Maddeler için ağırlıklandırma yapılmış mıdır? b) Güçlü ve zayıf yönler, 2006 yılından önce ve sonra kurulmuş üniversiteler açısından farklılık içermekte midir? c) Güçlü ve zayıf yönler, merkez ve çevre üniversiteler açısından farklılık içermekte midir? d) Güçlü ve zayıf yönler, coğrafi bölgelere göre farklılık içermekte midir? Anahtar Kelimeler: Devlet Üniversiteleri, Planlama, Strateji, Stratejik Planlama, SWOT Analizi
Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerde kurumsal girişimcilik: OSTİM'de bir araştırma
Bu çalışmanın birbiriyle ilişkili iki temel amacı bulunmaktadır. İlk olarak küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin (KOBİ) mevcut kurumsal girişimcilik durumları ve kurumsal girişimcilik süreçlerini etkileyen faktörlerin neler olduğu ortaya konmuştur. Birinci amaç bağlamında kurumsal girişimcilik süreçleri ve bu sürece etki eden faktörler, KOBİ'lerin faaliyet gösterdikleri çevre, işletme yöneticilerinin ve işletmelerin özellikleri, örgüt yapısı, örgüt kültürü ve işletme performansı bağlamında incelenmiştir. İkinci olarak işletme yöneticilerinin kurumsal girişimcilik ve süreç ile ilgili görüşleri ile işletme yöneticilerinin kurumsal girişimcilik tanımları belirlenmiştir. Araştırma kapsamında kullanılan veriler, OSTİM'de faaliyet gösteren 360 adet işletmeden anket yöntemi ile toplanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara ulaşmak için, ANOVA analizi, korelasyon analizi ve regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmaya katılan işletme yöneticilerinin demografik özelliklerinin ve işletmelerin özelliklerinin bazılarının, araştırma kapsamındaki değişkenler üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda işletmelerin örgüt kültürü, örgüt yapısı ve içinde faaliyet gösterdikleri çevrenin, işletmelerin kurumsal girişimci davranışlarını etkilediği, işletmelerin kurumsal girişimci davranışlarının da işletmelerin performanslarını etkilediği görülmüştür.
Öz kendilik değerlendirmesinin, sinizm, iş tatmini ve tükenmişliğe etkisinde toksik liderliğin rolü
Liderlik akademik yazında en çok incelenen konulardan birisi olmasına rağmen yapılan çalışmalarda genellikle olumlu liderlik biçimleri üzerinde durulduğu görülmektedir. Ancak örgütsel yaşamda ortaya çıkan çeşitli olaylar liderliğin her zaman olumlu sonuçlar yaratmadığını, lider davranışlarının çalışanlar ve örgütler için olumsuz etkilerinin olabileceğini göstermiştir. Ayrıca, liderlik konusunda yapılan çalışmalarda olumlu liderlik biçimleri kadar olumsuz liderlik biçimlerinin de incelenmesinin, liderlik konusunun daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağı belirtilmektedir. Bu çerçevede araştırmanın temel amacı, yazında yeni bir kavram olarak ortaya çıkan toksik liderliği merkeze alarak, toksik liderliğin öncül (öz kendilik değerlendirmesi) ve ardıllarını (iş tatmini, sinizm ve tükenmişlik) incelemektir. Araştırmada kullanılan veriler, Türkiye'nin 12 farklı bölgesinde çeşitli okullarda görev yapan 437 öğretmenden anket yöntemi ile toplanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri tespit etmek maksadıyla korelasyon, regresyon analizleri ile yapısal eşitlik modellemesinden istifade edilmiştir. Araştırma kapsamında yapılan analizler sonucunda öğretmenlerin öz kendilik değerlendirmelerinin iş tatminini olumlu yönde, toksik liderlik, örgütsel sinizm ve tükenmişliğin tüm alt boyutlarını da olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir. Toksik liderliğin ise, iş tatminini olumsuz yönde, örgütsel sinizm, duygusal tükenmişlik ve duyarsızlaşmayı olumlu yönde etkilediği, bununla birlikte kişisel başarı hissinde azalmada bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Aracılık rolüne ilişkin yapılan analizler sonucunda da, öz kendilik değerlendirmesi ile örgütsel sinizm, duygusal tükenmişlik ve duyarsızlaşma arasındaki ilişkide toksik liderliğin kısmi aracılık rolünün bulunduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, yazında yeni ve tehlikeli bir liderlik biçimi olarak belirtilen toksik liderliğin öncül ve ardıllarına yönelik bu çalışma ile liderlerin çalışanlar ve örgütleri için her zaman iyi çıktılar sağlamadığı görgül bir araştırma ile ortaya konulmuştur.
Transition from personnel management to human resources management in Ministry of Foreign Affairs
In this thesis, the historical development of personnel management in Ministry of Foreign Affairs was examined. The structural and functional changes and developments in the personnel management unit of Ministry of Foreign Affairs and in the general organizational structure of the Ministry beginning from its foundation was determined and evaluated within the context of Human Resources Management principles and practices. In the first chapters, the fundamental subjects such as personnel management, human resources management, new public management were explained in detail. Then, the changes and developments in the Ministry were evaluated in the light of this knowledge. Historical research method was used to evaluate these changes and developments and documentary screening method was applied as data collection technique. It was tried to determine how and to what extent human resources management policies and principles are applied examining the structural and functional changes in the institution by referencing to various materials such as books, articles, yearbooks, organic laws etc. Especially, the major developments that took place in 2010 with the new Organizational Law were examined in detail under five headings sorted by subjects. The data obtained was evaluated in the light of the information given in the first chapters. As a result, although significant steps have been taken towards the transition to human resources management, it was found to be insufficient and incompleted yet.
Sexual harassment against women employees at workplaces
This monograph focuses on study of sexual harassment that happens to women workers. The most disadvantaged employees in organizations around the globe were women staff. They are abused, misused, exploited and coerced to please their opposite gender supervisors, senior managers and coworkers ' sexual pleasure. Indeed, the freedom to enjoy rights, which are central to the protection and integrity of individuals worldwide, is highly limited for a vast swath of Afghan community, and especially women. Violence has always been an important part of working life. Millions of workers across all countries are scarred by it. In reality, the issue could be much worse than expected since there are indications that the prevalence of violence in the workplace is still unreported. The health sector is particularly impacted by the issue of abuse. In fact, almost a third of the world's abuse in the workforce is inside the health sector. The victims are typically patients and visitors although there is also intimidation from fellow workers or authoritarian supervisors. Not only does workplace violence harm employee satisfaction, but it can also trigger poor health that leads to misery, sick leave and loss in income. This, in effect, sometimes affects the entire household, and can result in abuse of drugs and alcohol. It can cause, in extreme situations, post-traumatic stress disorder and lead to suicide. Afghanistan is, from various aspects, one of the most dangerous countries. History has many examples to describe the relatively small progress being made in safeguarding and developing Afghan women's lives and health. The truth for the majority of women victims is that they are failing government institutions. This research has considered a Hospital in Kabul as its target population and has conducted it interviewing female employees of this hospital.
Belirlenmiş stratejiyi uygulamada bir model önerisi: Dört boyutlu icra tablosu
Bu tez çalışmasında ana sorunsal, belirlenmiş bir stratejiyi uygulama sürecinde, aksama, gecikme ya da başarısızlıkların yaygın olarak görülmesidir. Yazında bu soruna yönelik yapılmış çalışmalar, dağınık bir yapı sergilemektedir. Bu çalışmalarda ilk olarak, başarılı bir uygulama önündeki engeller ve başarı faktörleri veya modeller önerilmiştir. Bu model veya faktörlerin, değişik strateji okullarınca farklı anlamlarda yorumlanması, ilave karışıklığa neden olmuştur. Bunun üzerine, başarı faktörlerinin "kapsam", "çerçeve" veya "bağlam" şeklinde gruplanması ile soruna çözüm aranmıştır. Anılan çalışmalar çoğunlukla "ne yapılması" gerektiğini ortaya koymuş ancak uygulamada başarı konusunda gelişme sağlanamamıştır. Bu tez çalışmasında, benzer şekilde, başarı faktörleri incelenmiş ve en sık kullanılan sekiz faktör belirlenmiştir. Bu faktörler ilk olarak "çerçeve" ve "işlem" faktörleri olarak gruplanmıştır. İşlem faktörleri, modelin dört boyutunu oluşturmaktadır. Bu tez çalışmasında, farklı olarak, "işlem" faktörlerine ikinci kez gruplama yapılmış ve başarı faktörlerinden farklı olarak "etkililik" ve "verimlilik" bağlamına ulaşılmıştır. Bu işlemde, tümdengelim yöntemi ve askeri yazından yararlanılmıştır. Etkililik ve verimlilik, önerilen modelin ana yapısını oluşturmaktadır. Verimlilik için "uyumluluk tablosu", etkililik için ise iç yetenekler ile dış faktörlerin kıyaslandığı "oyun kuramı"ndan yararlanılmıştır. Uygulama açısından model, iki ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm; uygulama öncesinde "etkililik ve verimliliği" esas alan bir "hazırlık" yapılmasını kapsamaktadır. Bu hazırlık, bir "uygulama programı" şeklinde düzenlenmektedir. İkinci bölüm "sevk ve idare" aşamasıdır. Bu aşamada, "uygulama programı" bir rehber olarak kabul edilmelidir. Başarılı bir uygulama için örgütler, önerilen model kapsamında, "stratejik, taktik ve işlem seviyeleri (yatay bölümlenme)" ile "cari işlem grubu ve gelecekteki operasyonlar grubu (dikey bölümlenme)" şeklinde tertiplenmelidirler. Uygulamada stratejik başarı için, uygulama öncesinde güçlü bir "hazırlık" yapılmalıdır. Bu husus Sun Tzu'nun veciz ifadesinde şöyle belirtilmiştir: "Muzaffer komutanlar önce kazanır, sonra savaşa gider, mağlup olanlar ise önce savaşa gider, sonra kazanmaya çalışır." Anahtar kelimeler: Etkilik ve verimlilik, icra tablosu, uygulama, uyumluluk tablosu,