Theses supervised by Doç. Dr. İlknur Göl
12 theses · Çankırı Karatekin Üniversitesi
Evaluation of adults' attitudes, behaviors and beliefs toward COVID-19 vaccine
Aim: To evaluate the attitudes, behaviors, and beliefs of adults toward the Covid 19 vaccine. Method: The research is a cross-sectional study done in hospitals in the Al-Hboubi District and Al-Rifai General Hospital in Dhi Qar governorate, Iraq. Results: The mean age of the participants was 33.24±10.83, 52.6% were male and 58.5% were married. 59.2% of the research group had Covid, 87.9% had first-degree relatives with a previous covid-19 pregnancy and 33.1% had a family or relatives of death from covid-19. 66.5% of the participants were vaccinated against Covid 19. In the research group, 42.6% stated that they saw regulation against Covid 19 vaccines, 54.4% of their relatives did not approve the emergence of the covid 19 vaccine, 21.7% did not support the vaccines, and 29% stated the provisions of natural immunity. The proportion of those who received the vaccines among those with a previous history of Covid 19 disease was further investigated (p≤0.05). In addition, it is aimed that the rate of covid 19 vaccination is higher among those who have had the flu vaccine and other vaccines and those who have stated that the vaccines have been treated (p≤0.05). Conclusion: Although more than half of the research group had been vaccinated against Covid 19, 42.6% had a history of vaccinations. It has been tried to show a more positive attitude towards the covid 19 vaccine, which includes those who have the flu and other vaccines. This study suggests that the units, the importance of general inclusive donation, and the disclosure of information on vaccines and emphasizing the safety of vaccines will have a broadly positive impact on attitudes and broadly towards the covid 19 vaccine.
Determining the perceived stress level of individuals with COVID-19
Aim: To determine the individuals perceived stress level one month after they were infected with COVID-19. Methods: The study done in Baghdad, Iraq, conducted a descriptive cross-sectional study. The study sample included only 225 patients out of all patients in the two hospitals by using non probability sampling. Results: The average age of the participants is 33.19±9.98, 58.2% of them are male, 23.6% are smokers and 15.6% have a chronic disease. It was determined that 91.1% of the participants experienced covid in their family members, and 38.7% experienced death from covid in their families. 82.2% of the participants were vaccinated against covid. Participants' perceived stress scale total scores were 17.14±7.22. It has been determined that the perceived stress scale scores are higher in women and those who have died due to covid in their families (p≤0.05). Conclusions: It is observed that participants who experienced death due to Covid had higher perceived stress scores than participants who did not experience death. Nurses play a very important role in the stress management of patients, especially during long-term hospitalizations. Therefore, nurses can collaborate with other members of the healthcare team to provide patients with more effective stress management strategies. The society should be informed about covid correctly and the safety profile of the covid 19 vaccine should be emphasized.
Determination of healthy lifestyle behaviors of nurses working in hospitals in Baghdad city
Aim: This study, was aimed to determine the healthy lifestyle behaviors of nurses working in Baghdad city hospitals. Methodology: A cross-sectional descriptive study was conducted between 05.12.2021 and 01.06.2022 at Ibn El-Nafis Hospital, Ibn El-Balady Child and Maternity Hospital and Al-Kindi Training Hospital in Baghdad. The population of the study consisted of nurses working in these hospitals. The sample of the study consisted of 270 nurses who agreed to participate in the study at the data collection dates. 'Personal Information Form' and 'Healthy Lifestyle Behaviors Scale' were used to collect data. Results: The mean age of the study group was 35.60±12.21, 55.5% male, 77% married and 21.1% university graduate. The total mean score of the Healthy Lifestyle Behaviors Scale of the nurses participating in the study was 167.36 ± 88.47. It was determined that the stress management and physical activity sub-dimension scores of the Healthy Lifestyle Behaviors Scale were higher in the 36-40 age group, married, university graduates and those with normal body mass index compared to the other groups, and the difference was statistically significant (p≤0.05). Conclusion: The results of the study showed that healthy lifestyle behaviors of nurses are generally good, but physical activity and stress management levels are affected by variables such as marital status, education and body mass index.
Hemşirelerin yenidoğandaki topuk kanı alımına bağlı gelişen ağrının yönetiminde kullanılan nonfarmakolojik yöntemlere ilişkin bilgi ve uygulamaları
Ağrının azaltılması veya giderilmesi hemşirelik bakımının en önemli amaçlarından biridir. Özellikle birinci basamak sağlık kuruluşlarında, yenidoğan bölümlerinde ve doğum ünitelerinde çalışan hemşireler topuk kanı alımına bağlı oluşan ağrıyı yönetmede aktif rol oynamaktadırlar. Bu tez çalışmasında; hemşirelerin yenidoğandaki topuk kanı alımına bağlı gelişen ağrının yönetiminde kullanılan nonfarmakolojik yöntemlere ilişkin bilgi ve uygulamalarını belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini; 01.06.2022-01.09.2022 tarihleri arasında Ankara'daki devlet üniversitesi hastanelerinin yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde görev yapan 100 hemşire oluşturmuştur. Araştırmada örneklem seçimine gidilmeyerek tüm evrene ulaşılmıştır. Verilerin toplanmasında; araştırmacı tarafından ilgili literatür doğrultusunda hazırlanan 30 soru içeren bir anket formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS for Windows 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulgularında hemşirelerin %40'ı topuk kanı alımı sırasında hissedilen ağrının yönetimine ilişkin eğitim aldığını ve bu hemşirelerin %85,4'ü eğitimden edindiği bilgileri klinik alanda uygulamadığını ifade etmiştir. Katılımcıların %96'sı yenidoğanların topuk kanı alımı sırasında hissettikleri ağrının yönetilmesini gerekli bulduğunu, %60'ı topuk kanı alımı sırasında hissedilen ağrının yönetiminde kendini yeterli gördüğünü, %22'si çalıştığı birimde topuk kanı alımı sırasında bebeğin hissettiği ağrıyı azaltmak için rutinde uygulanan yöntemlerin olduğunu belirtmiştir. Katılımcıların %71'nin topuk kanı alınan bebeğin ağrısını azaltmak için kullanılan non-farmakolojik yöntemler hakkında bilgi sahibi olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak araştırmaya katılan hemşirelerin yarısından fazlası topuk kanı alımı sırasında hissedilen ağrının yönetimine ilişkin eğitim almamış olmakla birlikte nonfarmakolojik yöntemlere ilişkin bilgilerinin iyi olduğu görülmüştür. Buna rağmen spesifik olarak topuk kanı alımına bağlı gelişen ağrı ile ilgili nonfarmakolojik yöntem uygulama oranının düşük olduğu görülmüştür. Bu doğrultuda, sağlık kurumlarında ağrı kontrolü protokollerinin oluşturularak uygulamaya konulması önerilebilir.
İlköğretim öğrencilerine verilen animasyon destekli deprem eğitiminin depreme yönelik tutumlarına etkisi
iminin 4. sınıfların depreme yönelik tutumlarına etkisinin saptanması amaçlanmıştır. Tekrarlanan ölçümler tasarımı ile yarı deneysel olarak planlanan araştırma 2022-2023 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı Nasreddin Hoca İlköğretim Okulunda yürütülmüştür. Araştırmaya velilerinden izin alınan toplam 100 4. Sınıf öğrencisi katılmıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen "Bilgi formu" ve ''Depreme Yönelik Tutum Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS for Windows 25.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Öğrencilerin %54 kız, %71'i deprem eğitimi almış, %59 daha önce deprem deneyimi yaşamış ve %90'ı daha önce televizyon, gazete gibi görsel iletişim araçlarında deprem yaşamış insanlar veya yerleri görmüştür. Öğrencilerin %87'si ailesi tarafından deprem hakkında bilgilendirildiğini, %49'u ailesinde bir deprem planı olduğunu ve %94'ü daha önce bir deprem tatbikatına katıldığını belirtmiştir. Öğrencilerin animasyon destekli eğitim öncesi, eğitimden 15 gün ve bir ay sonraki Depreme Yönelik Tutum Ölçeği toplam puanları, eğitim öncesinde 145±16,6 eğitimden sonra on beşinci günde 148±15,3 ve eğitimden sonraki birinci ayda 151±12,6'dır. Öğrencilerin, eğitim öncesi, eğitimden 15 gün ve 1 ay sonra Depreme Yönelik Tutum ölçeğinden aldıkları puanlar arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Eğitim sonrası birinci ayda Depreme Yönelik Tutum Ölçeği puanının eğitim öncesine ve eğitim sonrası 15. güne göre istatistiksel açıdan anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulunmuştur (p<0.05). Araştırma bulguları, ilköğretim 4.sınıf öğrencilerine verilen animasyon destekli deprem eğitiminin depreme yönelik tutumlarını önemli ölçüde artırdığını göstermiştir.
Evaluation of healthy lifestyle behaviors among white-collar workers
Background/aim: To evaluate the level of healthy lifestyle and identify the relationship with socio-demographic charactertics among persons with high- class jobs. Because their susceptibility to diseases increases due to the responsibilities imposed on them, long-term professional pressures, and work stress that leads to an unhealthy lifestyle. The aim of this study is to evaluate the healthy lifestyle of people working in White-Collar Workers . Methods: The universe of this cross-sectional descriptive study consists of 2700 people working in White-Collar Workers in the institutions of the Iraq Diwaniya governorate. 384 people working in different fields were included in the sample of the study using the random sampling method. The data were collected by using a questionnaire form containing 9 questions prepared to determine the socio-demographic characteristics of the individuals and healthy lifestyle behavior scale II. Results: 37.8% of the research group is between the ages of 35-44, 58.2% are men, 47.4% have a doctorate degree, 44.3% work for 11 hours or more, 76.3% is overweight and 77.6% has a chronic disease. The mean total HPLP-II score was 2.42 ± 0.17. The lowest score of the scale belongs to the "stress management" subgroup (2.25 ± 0.11) and the highest score belongs to "spiritual growth" (2.73 ± 0.14). Conclusion: Employees have a low HPLP-II score. Research findings show that individuals working in White-Collar Workers are in the risky group in terms of healthy lifestyle behaviors. It is recommended that health care providers evaluate the risk group determined in terms of healthy lifestyle behaviors more carefully. Keywords: Healthy Lifestyle, Employees, Health Promoting Lifestyle Profile-II
Irak'ta yaşan 18-64 yaş arası kadınların osteoporoz bilgi düzeylerinin belirlenmesi
Arka Plan: Osteoporoz, kadınlarda ve yetişkinlerde yaygın görülen sessiz ilerleyen, yüksek morbidite ve mortalite ile sonuçlanabilen önemli bir halk sağlığı sorunudur. Osteoporozun yaklaşık 200 milyon kadını etkilediği tahmin edilmektedir. Osteoporoz, yıllık olarak dünya çapında 8,9 milyondan fazla kemik kırığına neden olmaktadır. Bu nedenle osteoporozun tanınması ve kadınlarda osteoporoza ilişkin farkındalık yaratılmasına yönelik çalışmaların yapılması oldukça önemlidir. Amaç/Hedef: Bu çalışma ile Irak, Dikar'da ikamet eden kadınların osteoporoz bilgi düzeyini belirlemek amaçlanmıştır. Yöntem: Irak Dikar bölgesinde Al-Rifai Hastanesi ve Muhammad Al-Musawi Hastanesine başvuran 18-64 yaş arasındaki 350 kadın araştırmaya dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında kişisel bilgi formu ve Osteoporoz Bilişsel Değerlendirme Aracı kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma grubunun %32.9'unun 35-44 yaş aralığında, %74.9'unun evli ve %38.6'sının üniversite mezunu olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan kadınların OKAT puan ortalamasının 5.77±0.19, olduğu ve %82'sinin bilgi düzeyinin çok düşük olduğu saptanmıştır. Bekarların evli olanlara göre, gebelik yaşamayan ve hiç çocuğu olmayanların da en az bir gebelik yaşayan ve en az bir çocuğu olanlara göre daha yüksek OKAT puan ortalamalarına sahip oldukları belirlenmiştir (p≤0.05) Sonuç ve Öneriler: Araştırmanın bulguları araştırmaya katılan kadınların osteoporoz bilgi düzeyinin çok düşük olduğunu ve kadınların bu konuda bilgilendirilmeye ihtiyacı olduğunu göstermiştir. Birinci basamak sağlık çalışanlarının, özellikle halk sağlığı hemşirelerinin herhangi bir sağlık hizmeti için kendilerine başvuran kadınlara ve topluma ilgili konuda eğitimler düzenlemeleri önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Osteoporoz, Kadın, Bilgi Değerlendirme
Ebeveynlerin human papilloma virüs (HPV) aşısı hakkındaki bilgi, tutum ve inançlarının değerlendirilmesi
Amaç: Bu tez çalışmasının amacı, 10-18 yaş arası kız çocuğuna sahip ebeveynlerin HPV aşısı hakkındaki bilgi, tutum ve inançlarını değerlendirmektir. Yöntem: Kasım 2020 ve Ocak 2021 tarihleri arasında yürütülen kesitsel tipteki çalışmanın evrenini, Çankırı İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Cumhuriyet ve Aksu Aile Sağlığı Merkezlerine başvuran, 10-18 yaş arasında kız çocuğuna sahip ebeveynler oluşturmuştur. Araştırmada örneklem seçimine gidilmeyerek veri toplama tarihlerinde çalışmaya katılmayı kabul eden 150 ebeveyn çalışmaya dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda ebeveynlerin sosyo-demografik özelliklerini, aşılama tutumlarını ve HPV aşılama davranışları hakkındaki bilgi ve uygulamalarını belirlemeye yönelik hazırlanan 'Bilgi Formu' ve 'Karolina HPV Aşılama Tutumları ve İnançları Ölçeği' (KHATİÖ) kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma grubunun %74'ü kadın, %26'sı erkek olup yaş ortalaması 38.27±8.26'dır. Ebeveynlerin, %62'sinin bir, %29.3'ünün iki ve %8.7'sinin üç ve üzeri kız çocuğuna sahip olduğu belirlenmiştir. Ebeveynlerin %73.3'ünün HPV aşısı hakkındaki bilgileri yeterli değildir. Araştırma grubunun %60.7'si HPV ve HPV aşısı hakkında eğitim almak istemektedir. Ebeveynlerin kız çocuklarına HPV aşısı yaptırma oranı %9.3'tür. KHATİÖ "zararlar, engeller, etkiler ve belirsizlik" alt boyut puan ortalamaları sırasıyla "14.20±3.46, 8.36±2.41, 4.76±1.56, 4.75±1.17"dir. Aşıyla ilişkili potansiyel zararlar algısını gösteren "Zararlar" alt boyut puanının; ilköğretim mezunu olan, HPV aşısı hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını belirten, kendisine HPV aşısı yaptırmayan ve çocuğuna HPV aşısı yaptırmayı düşünmeyen ebeveynlerde, HPV aşısının genital siğillere ve serviks kanserine karşı korumasındaki etkinliğine yönelik algılarını gösteren "Etkiler" alt boyut puanının; lisansüstü eğitime sahip, yaşamını en uzun süre ilde geçiren ve çocuğuna HPV aşısı yaptırmayı düşünen ebeveynlerde ve HPV aşısı ve toplum aşılama normlarına yönelik algıyı ölçmeyi hedefleyen "Belirsizlik" alt boyut puanında HPV ve aşısı hakkında eğitim alma isteği olan ebeveynlerde daha yüksek olduğu saptanmıştır (p≤0.05). Sonuç ve Öneriler: Araştırmaya katılan ebeveynlerin, önemli bir kısmının HPV aşısı hakkında bilgi sahibi olmadığı ve kız çocuklarına HPV aşısı yaptırmadığı belirlenmiştir. Ebeveynlerin, HPV aşısına yönelik zarar, engel ve belirsizlik algılarının yüksek olduğu, HPV aşısının etkinliğine yönelik algılarının ise orta düzeyde olduğu saptamıştır. Ebeveynlerin yarısından fazlasının konuya yönelik eğitim alma isteği vardır. Bu nedenle, konuya yönelik bilgilendirme ve eğitimlerin yapılması önemlidir. Bu doğrultuda, HPV aşısının toplumda yaygınlaştırılması için öncelikle önemli bilgi kaynağı olan hemşire ve ebelerin bu konuda bilgilendirilmelerinin sağlanması önem arz etmektedir. Ebeveynlerin HPV aşısına yönelik zarar, engel, belirsizlik ve aşının etkinliğine yönelik algılarının olumlu yönde değişmesi için sağlık profesyonelleri tarafından verilecek eğitimlerde HPV aşısına yönelik doğru bilgilendirmelerin yapılması ve HPV aşısının güvenlik profilinin vurgulanması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Bilgi, Ebeveyn, HPV, HPV aşısı, İnanç, Tutum
Dhi Qar Valiliği birinci basamak sağlık merkezlerinde çalışan hemşirelerin tüberküloza ilişkin bilgilerinin değerlendirilmesi
Arka Plan: İnsanlık tarihinde bilinen en eski hastalıklardan biri olan tüberküloz halk sağlığı için önemli tehditlerden biridir. Etkili bir tüberküloz kontrolü sağlamak, birinci basamak koruyucu sağlık hizmeti sunan kurumların görevleri arasındadır.Sağlık çalışanlarında tüberküloz riski, genel toplumdan yüksektir. Bu nedenle tüberküloz hakkında bilgi sahibi olmak hem sağlık çalışanları hem de toplum sağlığı için önemlidir. Çalışmanın amacı: Bu çalışma, DHI QAR VALİLİĞİ birinci basamak sağlik merkezlerinde çalışan hemşirelerin tüberküloza ilişkin bilgilerinin değerlendirilmesi amacıyla planlanmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı tipte bu çalışma, Irak Dhi-Qar Valiliği Al-Rifai Bölgesin'deki birinci basamak sağlık merkezlerinde 0.10.2020-10.03.2021 tarirlerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, veri toplama tarihlerinde araştırmanın yürütüldüğü kurumlarda çalışan 18-65 yaş arasındaki 250 hemşire oluşturmuştur.Veriler, araştırmacı tarafından hemşirelerin sosyodemografik özelliklerini beliremeye yönelik hazırlanan soru formu ve tüberküloz hakkındaki bilgilerini belirlemeye yönelik hazırlanan soru formu ile toplanmıştır.Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin, %44.4'ünün 35-44 yaş aralığında, %57.22sinin evli, %47.6'sının üniversite mezunu ve %53.3'ünün 6-10 yıl arasında mesleki kıdeme sahip olduğu belirlenmiştir. Araştırma grubunun %50'sinin tüberkülozu, %56'sının tüberkülozun belirti ve bulgularını, %53.2'sinin tüberkülozun nasıl önleneceğini, %58.9'unun komplikasyonlarını ve %57.6'sının tüberkülozda kullanılan ilaçları bilmediği saptanmıştır.Hemşirelerin % 3.6'sı tüberküloz tedavisinin 6 ay ve üzeri sure olduğunu bilmektedir. Hemşirelerin,%52.8'inin şüpheli bir hasta ile karşılaşığında koruyucu ekipman kullanmadığı belirlenmiştir. Hemşirelerin tüberkülozdan korunmaya yönelik uyguladıkları ilk üç yöntemin kalabalık iş ortamlarında XIII havalandırma kullanmak (%52.4), aşılarını düzenli yaptırmak (%50),eldiven kullanmak (%46.0) olduğu saptanmıştır Sonuç: Araştırmanın bulguları, araştırmaya katılan hemirelerin tüberküloz hakkındaki bilgilerinin iyi olmadığını ve tüberküloza yönelik eğitim gereksinimleri olduğunu göstermiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, gerek mezuniyet öncesi eğitim programlarında gerekse mezuniye sonrası düzenlenecek hizmet içi eğitim programlarında toplumun sağlığını tehdit eden tüberküloza yönelik bilgilendirmelerin yapılması önerilebilir. Anahtar kelimeler: Bilgi, Hemşire Korunma, Tüberküloz
The relationship between university students' barriers to seeking mental health counseling and their attitudes to seeking professional psychological help
Aim: This research aims to determine the barriers that prevent university students from getting mental health counseling and the effects of these barriers on their attitudes towards seeking professional psychological help. Method: A cross-sectional descriptive study was conducted at five universities in Iraq between 9/1/2020 and 1/3/2021. The universe of the research consisted of students studying at these universities. The sample number was determined as at least 384 people by the sample calculation method in cases where the universe is unknown. The data were collected online via google forms. "Personal Information Form", "Barriers to Seeking Mental Health Counseling" and "Attitudes Toward Seeking Professional Psychological Help" were used to collect data. Results: It was determined that 89.8% of the study group were male and 76.8% were between the ages of 19-23. Barriers to Seeking Mental Health Counseling Scale mean score of university students 27.33 ± 3.62 Attitudes Towards Seeking Professional Psychological Help scale mean score of 6.47 ± 3.62 Barriers to Seeking Mental Health Counseling Scale of university students sub-dimension scores of discomfort, in-group stigma, lack of knowledge and cultural barriers it was determined that there is a statistically significant negative relationship between the total score of the Attitudes Towards Seeking Professional Psychological Help scale and the total score. As the sub-dimension scores of discomfort related to emotions, in-group stigma, lack of knowledge and cultural barriers increase, the total score of the Attitudes Towards Seeking Psychological Help scale decreases. Conclusion: It was determined that the students' scores on the Barriers to Seeking Mental Health Counseling scale were high and these barriers negatively affected the Attitudes Towards Seeking Psychological Help. Keywords: Mental health, Psychological counseling, Prevention of mental health problem
Assessment of nurses knowledge and attitudes about breast cancer
Background: Breast cancer is the most common type of cancer in women with an increasing incidence. Health professionals play an important role in reducing disability and death from breast cancer, a major public health problem. The aim/objective of this study: is to determine the levels of knowledge and attitudes of nurses in two hospitals in Basra city, Iraq about breast cancer, risk factors, and symptoms of breast cancer. Method: The scientist in this cross-sectional descriptive study consists of 200 nurses working in Al-Sadr Teaching Hospital and Basra Teaching Hospital. The study sample consisted of 125 nurses who agreed to participate in the study. A personal information form and questionnaire prepared by the researchers were used to determine nurses' knowledge levels and attitudes about risk factors and symptoms for breast cancer and breast cancer in the data collection. RESULTS: It was determined that 82.4% of the research group were aged (20-41), 45.6% were married and 28.8% were university graduates. It was determined that 8% of nurses had a history of breast cancer, 13.6% had a family history of breast cancer, 31.2% did not know how to get BSE, and 60.8% did not have an annual breast examination. The averages of the respondents in the questionnaire were, respectively: (1.83 ± 0.36) (risk factors for breast cancer), (1.91 ± 0.43) (signs and symptoms of breast cancer), (2.32 ± 0.45) (methods of detection of breast cancer). Conclusion and Suggestions: The results of the study showed that the knowledge and attitudes of the nurses participating in the study about breast cancer and the methods of detecting it were low and that it is necessary to increase the nurses' awareness and attitudes about these topics.
Ebeveynlerin çocukluk dönemi aşılarıyla ilgili bilgi, tutum ve davranışlarının değerlendirilmesi
Amaç: Bu araştırma, ebeveynlerin çocukluk dönemi aşılarıyla ilgili bilgi, tutum ve davranışlarını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yöntem: Kesitsel tipte tanımlayıcı araştırmanın evrenini Kasım 2020-Şubat 2021 tarihleri arasında Kastamonu İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı Çatalzeytin ve İhsangazi Aile Sağlığı Merkezlerine herhangi bir sebeple başvuran 0-6 yaş çocuğu bulunan 110 ebeveyn oluşturmuştur. Araştırma verileri, ebeveynlerin sosyo demografik özelliklerini, aşılar ile ilgili bilgi, tutum ve davranışlarını belirleyen anket formu ve "Aşıya ilişkin Tutumlar Ölçeği" kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemi ile toplanmıştır. Veriler, SPSS 25.0 paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde, tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra gruplar arası karşılaştırmada t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Bulgular: Ebeveynlerin %85.5'inin aşıların gerekli olduğunu düşündüğü, % 90.9'unun çocuklarının aşılarını düzenli olarak yaptırdığı ve %29.1'inin en az bir özel aşı yaptırdığı belirlenmiştir. Rutin aşı takviminde yer alan herhangi bir aşı hakkında bilgi sahibi olmayan ebeveynlerin oranı %10.9'dur. Ebeveynlerin %74.5'i aşıların yan etkisi olduğunu ve %8.5'i otizmi, %6.1'i de kısırlığı aşı yan etkisi olarak düşünmektedir. Ebeveynlerin, Aşıya İlişkin Tutumlar Ölçeği puan ortalamaları 50.43±9.00 olup aşılara ilişkin tutumları orta düzeydedir. İl merkezinde yaşayan, gelirinin giderinden fazla olduğunu ifade eden, aşıların gerekli olduğunu düşünen ve aşılar hakkındaki bilgiyi sağlık profesyonelinden alan ebeveylerin Aşıya İlişkin Tutumlar Ölçeği puan ortalamalarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir (p≤0.05). Sonuç: Çalışmada ebeveynlerin önemli bir bölümünün çocuklarının aşılarını düzenli olarak yaptırdığı belirlenmekle birlikte aşının gerekli olmadığını düşünen, aşıların yan etkileri konusunda yanlış bilgiye sahip olan ve rutin uygulanan aşılar hakkında bilgi sahibi olmayan ebeveynlerin de olduğu görülmüştür. Ebeveynlerin aşılara yönelik tutumlarının olumlu yönde değişmesi için aşılar hakkındaki bilgi gereksinimlerinin belirlenmesi, aşılar ve aşılama programları hakkında doğru ve güvenilir bilgilerin sağlanması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Aşı, Aşılama, Aşıya İlşkin Tutum, Ebeveyn.