Theses supervised by Doç. Dr. Mehmet Erdem
16 theses · Fırat University, Gazi University, Galatasaray University, İnönü University
İslam Hukuku istinbat metodolojisinde lâfızlardaki kapalılığın kaynakları ve telâfi yolları
İslam hukukunda ana hüküm kaynakları Kur?ân-ı Kerim ve Hz. Peygamber (S.A.S.)?in söz ve davranışlarıdır. Müslümanlar Hz. Peygamber (S.A.S.) zamanından itibâren bu iki kaynağı doğru bir şekilde anlayıp yorumlayabilmek için farklı yöntemler kullanmışlardır. Bu yöntemlerden birisi de lâfızlardaki kapalılığın (hafa) giderilmesidir. Bu çalışma lâfızlardaki kapalılığın giderilme yöntemlerini ele almaktadır. Tez; Giriş, üç ana bölüm, Sonuç ve Bibliyografya?dan oluşmaktadır. Birinci bölüm başlığına ?Genel Olarak Delâlet Şekilleri? adı verilmiş ve fıkıh usulünün delâlet şekilleri özetlenmiştir. İkinci bölüm?de ?Lâfızlardaki Kapalılığın Kaynakları? incelenmiş ve lâfızların delâletlerindeki kapalılık esas alınarak yapılan, hafî, müşkil, mücmel ve müteşâbih kavramları izah edilmiştir. Üçüncü bölüme ise ?Lâfızlardaki Kapalılığın Telâfi Yolları? ana başlığı konulmuş ve klasik usul-i fıkıhtaki beyân kavramı temelinde, kapalılığın telâfisi için takip edilecek metot üzerinde durulmuştur. Tezde klasik kaynaklar esas alınmış ve mevzu hakkında sentez yapılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Fıkıh, Fıkıh Usulü, Hafa, Hafî, Müşkil, Mücmel, Müteşâbih, Zâhir, Nass, Müfesser, Muhkem, Beyân, Tercih.
İslam hukuk felsefesi açısından haberin sıdkı ve kizbi problemi ve furu'a yansımaları
Temel İslam Bilimleri'nin ve özellikle İslam Hukuku'nun temel kaynaklarından olan Kitap ve Sünnet'in rivayet yoluyla bize ulaşmış olması, bu ilimlerin ?haber? konusuna özel olarak eğilmesine ve bu ilimlere özgü bir ?haber felsefesi?nin inşa edilmesine neden olmuştur. İçtihat kapısının kapandığı iddia edilen dönemlere kadarki süreç içerisinde İslam Hukuku'nun nasıl bir dinamizm kazandığının tespit edilmesi, büyük ölçüde fukahanın ortaya koymuş olduğu haber anlayışının incelenmesine bağlıdır.Bu çalışmada; İslamî ilimler açısından genelde haberlerin, özelde haber-i vahidlerin bilgi değeri ile uygulama değeri, kabulüne etki eden unsurlar, hangi şartlarda ve hangi koşullarda delil kabul edildiği; kölenin, kafirin, fasığın, âdilin, meçhul ravinin, sabinin ve heva sahibi olan bir kişinin verdiği haberlerin İslam Hukuku'ndaki değeri ve sonuçları anlatılmaya çalışılmıştır.
İslam Hukukunda eşitliği bozan faktörler
Esitlik kavramına farklı bir bakıs açısıyla yaklasan slam hukuku, bu kavramınaltını kendine özgü ifadelerle doldurmustur. Esitlikten ziyade adalet prensibi üzerindeduran bu yaklasım, temel haklarda bütün insanları esit görürken, farklı yetenek vekabiliyetlerden kaynaklanan farklılasmayı da göz ardı etmemistir. Bu baglamda temelgaye hak edene hakkını teslimdir.Bazen bu hakkın tesliminde esitligi bozan unsurlar ortaya çıkmaktadır. Bunlar,cinsiyet, akıl, bilgi, sıhhat veya din ayrılıgı gibi faktörlerden kaynaklanabilir. Ortayaçıkan bu engellerde esitligi bozmak bir esitsizlik olabilir. Ancak her esitsizlikadaletsizlik degildir.Anahtar kelimeler: Esitlik, hak, adalet, ehliyet, slam hukuku, esitsizlik.
İslam hukuk usûlünde emir ve nehiy sîğalarının zıtlarına delaleti
İslâm fıkhının temel kaynaklarını teşkil eden Kitap ve Sünnetin, bize bir dil yoluyla ulaşmış olması sebebiyle, lafzî istinbat metotları, fıkıh usulünde ayrıntılı olarak ele alınmış ve dilbilimi ilgilendiren birçok mesele fıkıh usulünün mevzusu haline gelmiştir. Fıkıh usulü eserlerinin bir kısmında ?el-Mebadiü'l-luğaviyye/ Lüğavi prensipler? başlığı altında ele alınan mevzulardan birisi de ?emir ve nehiy?dir. Dinî hükümlerin özünü teşkil ettiği ve Şâri'in maksadının anlaşılabilmesi büyük ölçüde emir ve nehiylerin delâlet ettiği anlamın kesinlik derecesinin bilinmesine bağlı olduğu için emir ve nehiy bahsi İslâm hukuk usûlünde önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle, emir ve nehiyle alakalı birçok tartışma usûl âlimleri tarafından enine boyuna işlenmiş ve tezimizin konusunu oluşturan ?emir ve nehyin zıtlarına delâleti? meselesi de bu tartışmaların arasında yerini almıştır.Bir yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışma bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, emir ve nehiy hakkında genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise, emir ve nehiy sîğalarının zıtlarına delâleti incelenmiştir. Bu bağlamda İslâm hukuk usulünde ?zıt? kavramına yüklenenen anlam ele alınmış; ayrıca mantık ve usûl-ü fıkh disiplinlerine göre delâlet kavramı hakkında genel bilgiler verilmiştir. Emir ve nehyin zıtlarına delâletiyle alakalı belli başlı usûli tartışmalar gerekçeleriyle birlikte tahlil edilmiş; problemin kelâmi ve lüğavi arkaplanları incelenmiş; emir ve nehyin zıtlarında gerektirdiği hükümlerle alakalı ihtilaflar ele alınmıştır. Bu bölümün sonunda, mevzunun mefhûmu'l-muhâlefe ile olan bağı mukayeseli olarak tahlil edilmeye çalışılmıştır.
İslam hukukunda hakların Allah hakkı ve kul hakkı olarak ayrılması ve bu ayrımın muamelata yansımaları
Kişinin lehine olan haklarını ve aleyhine olan sorumluluklarını bilmesi anlamına gelen İslam Hukuku açısından ?hak? kavramı, hukukun en temel kavramlarından biridir. İslam hukuk usulünde hak kavramı, şeri hükümler konusu incelenirken ele alınır. Hak kavramı ile ilgili en temel ayrım, Allah ve kul hakkı şeklindeki ayrımdır. Kul hakları, kulların yetki ve menfaatlerini ifadelendirirken, Allah hakları daha çok kulların yükümlülüklerini ifade eder. Bundan dolayı Allah hakları, kamu menfaati ve düzeniyle ilgli hükümleri; kul hakları ise daha çok fertlerin şahsî ve medenî ilişkilerini kapsar. Nitekim Hz Peygamber (sav) ?Allah'ın kullar üzerindeki hakkı, onların Allah'a ibadet etmeleri ve ona şirk koşmamalarıdır. Kulların da Allah üzerindeki hakkı, Allah'ın ona şirk koşmayan kuluna azab etmemesidir.? buyurmaktadır.Allah hakları, İslam hukukunda pozitif hukuka oranla daha geniş olup ibadetleri de içermketedir. Çünkü bunların icra edilmesiyle bir yandan Allh'a karşı görevler yerine getirilirken bir yandan da vicdanlar disiplin altına alınmaktadır. Ve bu disiplin ile kamunun zararına olan ve düzenini bozan şeylerden kullar alıkonulmaktadır. ?Şüphesiz ki namaz insanı kötü şeylerden alıkoymaktadır?? ayeti de buna işaret etmektedir.Hak kavramının analiz edilmesi, özel hukukun esasını oluşturan medeni hukukun omurgasının da ortaya çıkmasını temin edecektir. Bu düşüncelerle konu tespitinde bulunup hazırlamaya çalıştığımız araştırmamızda genelde hak kavramı, özelde Allah hakkı-kul hakkı kavramlarını örnekleriyle anlatmaya çalıştık.
İslam Hukukunda keffaret cezaları
Ceza, Yüce Allah'ın, mükellef insanlara, emre muhalefetin karşılığı olarak vermiş olduğu bir yükümlülüktür. Keffaret cezaları da bu yükümlülüklerden biridir. Ancak keffaretlerin diğer cezalardan farklı bir yanı bulunmaktadır; nitekim ceza olmak üzere konmuş olsa da keffaretler, ifa edilişi bakımından bir ibadettir. İbadet ve ceza boyutu olan bu yükümlülük, araştırma konumuzu teşkil etmekte ve tezimizde her iki yönüyle incelenmektedir. Konuyu ağırlıklı olarak İslam ceza hukuku bakımından incelediğimizden, keffaretlerin daha ziyade ceza boyutu üzerinde durulmuştur.Kur'an ve Sünnette dayanakları bulunan keffaret cezalarının, genel olarak altı çeşidi vardır. Bu çalışmada kefaret cezaları daha ziyade Hanefi içtihatları ışığında incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Keffaret, suç, ceza, mükellef.
Değişen şartlar bağlamında namaz ve oruç ibadetine etkisi bakımından yolculuk
İnsanoğlunun dini emir ve yasaklara muhatap olması, takatinin üstünde bir yük ile mükellef tutulması demek olmayıp bilakis kişilerin takat ve görev ifa edebilirliği ile eş orantılı bir niteliği haizdir. Dini mükellefiyet şartlarını haiz olmayanların sorumlu tutulmamaları, bu şartları sonradan kaybedenlerin mükellefiyetten muafiyetleri, zor şartlar altında olup dini yükümlülüğü tam olarak ifa etmek hususunda zorlanacak kimseler lehine ekstra bir takım kolaylıkların ruhsat olarak tanınmış olması da bunun kanıtıdır. Biz bu çalışmamızda, normal şartlar altında insan ile yaratıcı arasında olması gereken taabbudî ilişkinin, yolculuk gibi anormal şartlar altında yapılabilir seviyeye indirgenmiş olması ile ilgili tezahürlerini ve bunların günümüz şartlarında da geçerliliğini ispat ve izah etmeye çalıştık.Anahtar kelimeler: Din, Yükümlülük, Yolculuk, Ruhsat
Çinko ekstraksiyon atığı döner filtre kekinden NaOH liçi ile çinko-kurşun kazanımı
Karbonatlı cevherlerden hidrometalurjik yöntemle çinko üretim prosesinde, cevherin içermiş olduğu çinko sıcak sülfürik asit çözeltisiyle ekstrakte edilirken, özellikle kurşun ve çinko olmak üzere önemli miktarlarda değerli metalleri içeren ekstraksiyon artığı açığa çıkar. Yüksek metal içeriğinden dolayı bu artık kurşun, çinko, gümüş ve altın gibi bazı değerli metaller için bir kaynak olarak düşünülebilir. Bu nedenle uygun bir şekilde değerlendirilmesi gerek çevresel ve gerekse de ekonomik açıdan büyük bir önem arz etmektedir.Bu çalışmada; ana bileşen olarak anglezit (PbSO4) kristal yapısında ve % 15.14 oranında Pb ile franklinit (ZnFe2O4) kristal yapısında ve % 7.98 oranında Zn içeriğine sahip çinko ekstraksiyon artığı döner filtre kekinden kurşun ve çinkonun NaOH liçiyle ekstraksiyonu incelenmiştir. Artık içerisindeki manyetik özelliğe sahip frankliniti (ZnFe2O4) ayırıp kurşunu zenginleştirmek için, artığa manyetik ayırma işlemi uygulandı. Ancak, artığın çok küçük partikül boyutuna sahip olması nedeniyle tatminkar ayırma verimi elde edilemedi. Bu nedenle deneylerde artık doğrudan kullanıldı. Çalışmada; artıktan kurşun ve çinko ekstraksiyon verimi üzerine etkin olan NaOH derişimi, temas süresi, karıştırma hızı, sıvı/katı oranı ve sıcaklık gibi parametrelerin etkileri incelendi. Elde edilen sonuçlar heterojen tepkime denklemlerine uygulanarak liç kinetiği ortaya koyuldu. Maksimum kurşun ekstraksiyonunun elde edildiği şartların % 15 (w/v) NaOH derişimi, 30 dk temas süresi, 300 rpm karıştırma hızı, 5 sıvı/katı oranı ve 25°C sıcaklık olduğu, çinko için ise % 15 (w/v) NaOH derişiminin, 300 rpm karıştırma hızının, 5 sıvı/katı oranının, 85°C sıcaklığın ve bu sıcaklıkta 180 dk temas süresinin maksimum çinko ekstraksiyonu için optimum şartlar olduğu belirlendi. Bu şartlarda kurşun ve çinko ekstraksiyon verimlerinin sırasıyla % 85.55 ve % 29.83 olduğu tespit edildi.Çinko ekstraksiyon artığından kurşunun liç kinetiğinin düşük sıcaklıklarda daha çok katı tanecik yüzeyinde cereyan eden kimyasal reaksiyon kontrollü azalan çekirdek modeline uyduğu, ancak yüksek sıcaklıklarda kimyasal reaksiyonla birlikte, sıvı film ve kül filmi difüzyonlarının kurşun liç reaksiyonunun hızını kontrol ettiği tespit edildi. Çinko çözünürlüğünün ise kül film difüzyonuyla kontrol edildiği belirlendi. Kurşun ve çinko liçine ait aktivasyon enerjileri sırasıyla 31.19 ve 22.59 kJ/mol olarak hesaplandı.
Yardımcı üreme teknikleri ile tedavi edilen olgularda anti mülleryan hormon düzeyinin kötü over yanıtını belirlemedeki tanısal değeri
Kötü ovaryen rezerv kontrollü ovaryen stimulasyon yapılan olgularda tedavi başarısını azaltmaktadır. Bu çalışmada görülme sıklığı gitikçe artan yardımcı üreme teknikleri ile tedavi edilen ve gonadotropinlere kötü ovaryen yanıt gösteren hastalarda AMH düzeylerinin ovaryen yanıtı ve gebelik oluşum hızını ön görmedeki etkinliğini belirlemektirÇalışmamıza Ekim ?Şubat 2009 tarihleri arasında kliniğimizde IVF tedavisi başlanan, toplam 98 primer infertil olgu prospektif olarak dahil edilmiştir. Üniversitemiz etik komitesi tarafından çalışmaya onay alındı. Kontrollü ovaryen hiperstimulasyona verilen yanıta göre 3 ve daha az oosit toplanan veya yetersiz over yanıtı nedeniyle siklusları iptal olan vakalar kötü ovaryen yanıtlı olarak tanımlandı. Ovaryen yanıt, klinik gebelik elde edilmesi ve siklus iptallerine göre olgular gruplara ayrıldı ve gruplar arasındaki hormonal, sonografik ve demografik özellikler karşılaştırıldıÇalışmamızın sonucunda kötü ovaryen yanıtlı olgularda AMH, AFS düzeyleri düşük yaş ve b FSH yüksek bulundu. Kötü ovaryen yanıtı predikte etmekte en etkin parametrenin bazal AMH düzeyleri olduğu saptandı. Kötü ovaryen yanıtın belirlemek için ROC analizinde AUC 0,89 (%95 CI 0,82-0,97) bulundu. ROC analizine göre %86 sensitivite ve %85 spesifite ile eşik değeri 0,94 ng/ml olarak belirlendi. Klinik gebelik oluşan olgularda AMH ve AFS'nin istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek olduğu, klinik gebeliği predikte etmede en etkin parametrelerin AFS ve AMH olduğu saptandı. ROC analizinde AFS ve AMH için AUC 0,74 ve 0,72 olarak bulundu. AMH ve AFS siklus iptali olan olgularda anlamlı şekilde düşük olarak saptandı ancak siklus iptalini ön görmede en etkin ve tek bağımsız değişkenin b FSH olduğu saptandı.
Adam çalıştıranın sorumluluğu
Adam çalıştıranın sorumluluğu bir kusursuz sorumluluktur. Çalıştıran, meydana gelen zarardan ne kendisinin ne de çalışanının herhangi bir kusuru bulunmasa dahi sorumludur. Adam çalıştıranın bu sorumluluktan, çalışanını seçerken, ona işiyle ilgili talimat verirken ve onun gözetim ve denetiminde özenli davrandığı kurtuluş kanıtı ile kurtulabilecektir. Ancak bazı hallerde sadece bu şekilde özen gösterilmesi yeterli olmayıp, Türk Borçlar Kanunu TBK m. 66 f. III ile bir işletmede adam çalıştıran ayrıca işletme çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu da ispat etmek zorundadır. Aksi halde adam çalıştıran zarardan bizzat sorumlu tutulacaktır. Ancak adam çalıştıran çalışanın kusurlu hareket etmiş olması halinde ve TBK m. 66 f. IV'de ifade edildiği şekilde "adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir". Türk Borçlar Kanunu TBK m. 66 ışığında ele aldığımız tez konumuz yine Türk Borçlar Kanunu hükümleri doğrultusunda incelenmiştir.
Elektrik piyasası ve tarifeler
Kamu tekelinde olan elektrik piyasası, yaşanan reformların etkisinde, özel sektörün de aktif şekilde dâhil olduğu bir piyasaya dönüşmüştür. Söz konusu reformlar sonucunda gelişen piyasada, çeşitli faaliyetler ortaya çıkmış ve bu faaliyetlere özgü tarifeler, tüketicilerin korunması ve piyasa güvenliği adına önem kazanmıştır. Söz konusu çalışma, elektrik piyasasında yaşanan tarihsel gelişmeleri, bu gelişmeler sonucu piyasasının mevcut halini, bu mevcut halin neticesinde piyasasının hangi faaliyetlerle düzenlendiğini, bu faaliyetlere özgü tarifeleri, bunların varlık nedenleri ile içerikleri ve bu bağlamda, söz konusu tarifeler ile bu tarifeler karşısında tüketicilerin hakları, yükümlülükleri, mevzuat çerçevesinde tüketicilere sağlanan seçenekleri ve güncel meselelerin tüketicilerin lehine ve aleyhine olan taraflarını ele almayı amaçlamaktadır.
Ecrimisil
Ecrimisil, bir taşınır veya taşınmazın hak sahibinin rızası olmaksızın haksız zilyed tarafından kullanılması nedeniyle bu kullanım süresi karşılığında ödemesi gereken bedel şeklinde tanımlanabilir. Kamu hukukunda yasal düzenlemelere tabi olan kurum, özel hukuk yönünden yasal bir düzenlemeye konu edilmemiştir. Bu nedenle de uygulamamızda içtihadı birleştirme kararlarıyla bu kuruma yön verilmiştir. Kararlar neticesinde bu bedelin hukuki nitelemesi haksız fiil şeklinde yapılmıştır. Ecrimisil için yapılan haksız fiil nitelemesine karşılık içtihatlarımız, bu hükümlerin dışındaki bazı hükümlerin de uygulanması gerektiğine karar vermiştir. İçtihatlarımızda ecrimisil için haksız fiil, haksız zilyedlikte iade ve kira sözleşmesine ilişkin hükümlerin birlikte uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Ancak bu uygulama, yöneltilen ecrimisil taleplerinin tam olarak karşılanamamasına neden olduğu için eleştirilmektedir. Bu nedenle doktrin tarafından ecrimisile ilişkin ileri sürülen görüşlere ayrıca yer verilmiştir. Uygulamada geniş bir yer kaplayan ecrimisilin daha iyi anlaşılabilmesi için konumuz, Mecelle ve Anglo – Sakson hukuku yönünden de ele alınmıştır. Bu değerlendirmelerden sonra ise ecrimisil talebi için uygulamada aranan şartlara yer verilmiştir. Maddi hukuk bakımından yaptığımız bu incelemelerden sonra konumuzun usul hukuku yönünden ele alınmasıyla da çalışmamız son bulmuştur.
Türk Medeni Hukukunda aile başkanının sorumluluğu
Aile başkanı, Türk Medeni Kanunu, 367 ve devamı maddelerinde, aile halinde bir arada yaşanmakta olan evin düzenini sağlamakla yükümlü kılınmış ve bu hususta yetkileri ve görevlerle donatılmıştır. Bu düzenlemeler kapsamında, gözetime muhtaç aile üyesinin üçüncü kişilere haksız fiili neticesi vermiş olduğu zararlar, kurtuluş kanıtı getirememesi durumunda aile başkanı tarafından tazmin edilecektir. Aile başkanının sorumluluğunun doğumu için aile üyesinin ya da aile başkanının kusuruna ihtiyaç duyulmayacaktır. Tez çalışmamızda aile başkanının kusursuz sorumluluğu, bu sorumluluğun doğumuna yol açan genel ve özel şartlarla birlikte inceleme konusu yapılmış ve şartların gerçekleşmesi halinde ödenecek olan tazminat konusunda açıklamalarda bulunulmuştur. Bu yapılırken Yargıtay kararlarıyla birlikte mümkün olduğu kadar yabancı yargı kararları ve içtihatları da ele alınmaya çalışılarak kapsamlı bir çalışma yapılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ev düzeni, Aile Başkanı, Kusursuz Sorumluluk, Haksız Fiil, Kurtuluş Kanıtı
Profesyonel futbolcu sözleşmesinin sona ermesi ve bundan kaynaklanan uyuşmazlıkların sportif yargı yoluyla çözümü
Profesyonel futbolcu sözleşmesi, profesyonel futbolun merkezinde yer alan, futbolcu ve kulüp arasındaki hukuki ilişkiyi düzenleyen sözleşmedir. Futbolun dışa kapalı yapısından dolayı sözleşme, ilişkinin devamından daha çok sona erme sırasında yargısal incelemeden geçmektedir. Sona ermenin ortaya çıkardığı hukuki sonuçlar, taraflar arasında uyuşmazlık konusu haline gelebilmektedir. Profesyonel futbolcu sözleşmesinin sona ermesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümü için devlet yargısına başvuru yolu kapatılmış ancak taraflara sportif yargı yoluna başvurma imkânı tanınmıştır. Sportif yargı yolunda, devlet yargısına kıyasla, sportif uyuşmazlıklar konusunda uzmanlardan oluşan kişi ve heyetlerce, spora özgü niteliklerin göz önüne alınarak çabuk ve pratik yargılama yapılmasından dolayı uyuşmazlıklar, daha etkili olarak çözülmektedir. Bu noktada, ülkemizde TFF bünyesinde yer alan, futbol dalında görevli sportif yargı ve FIFA ve CAS bünyesinde yer alan uluslararası sportif yargının benzer ve farklı yönlerinin incelenmesi gerekmektedir. Tüm bu sebeplerle çalışmamız, profesyonel futbolcu sözleşmesinin nasıl sona erdiğini, bu durumda ne gibi sonuçlar ve uyuşmazlıkların çıktığını, uyuşmazlıkların ulusal ve uluslararası sportif yargı yoluyla nasıl çözümlendiğini incelemeyi amaçlamaktadır.
Hekimin aydınlatma yükümlülüğünden kaynaklanan hukuki sorumluluk
Tıbbi müdahaleye onam tıbbi müdahalenin hukuken geçerliliğinin şartlarından biridir. Bu onamın geçerli olabilmesi için de hastanın tıbbi müdahale hakkında hekim tarafından aydınlatılmış olması gerekir. Bu sebeple hekimin tıbbi müdahale hakkında hastasını aydınlatma zorunluluğu bulunmaktadır. Hekim müdahalenin özellikleri, risk ve yararları, başarı şansı, alternatifleri, reddedilmesi durumunda ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda hastasını bilgilendirmelidir. Hekimin bu yükümlülüğünü ihlali sonucu hasta bir zarara uğrarsa hekim ortaya çıkan zararı gidermekle yükümlüdür. Bu hukuki sorumluluğun kaynağı çoğunlukla vekâlet sözleşmesi veya haksız fiildir. Hastanın malvarlığında meydana gelen zararlar maddi tazminatın, kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmeler ise manevi tazminatın kapsamını belirler. Aydınlatma yükümlülüğünü ispat yükü hekimin üzerindedir. Hekim belli şartları yerine getirerek sorumluluktan kurtuluş olanağına sahiptir.
Sürtünme karıştırma kaynağı ile birleştirilen partikül takviyeli ve takviyesiz toz metal 7039 Al alaşımının mikroyapı ve mekanik özelliklerinin araştırılması
Bu çalışmada, %10 SiC takviyeli ve takviyesiz 7039 Al alaşımı levhalar toz metalürjisi yöntemi ile üretilmiştir. Karışımı oluşturan tozların bir karıştırıcıda (Turbola) homojen karışımları sağlandıktan sonra 300 MPa presleme basıncında soğuk olarak preslenmiştir. Presleme sonunda çapı ve yüksekliği aynı olan (100x100 mm) blok numuneler üretilmiştir. Bu blok numuneler 500 °C sıcaklıkta ¼ oranında ekstrüze edilerek ve 24 mm kalınlıkta 86 mm genişlikte plakalar elde edilmiştir. Akabinde de 500 °C'de kademeli haddeleme işlemiyle plakaların kalınlığı 4-5 mm'ye indirilmiştir. Haddeleme sonrasında levhaya T6 ısıl işlemi uygulanarak yaşlandırma yapılmıştır. Sürtünme karıştırma kaynağı için karıştırıcı uç olarak 3 mm çapında ters kılavuz uç, dönme hızı 900 ve 1400 dev/dak ve ilerleme hızı ise 50 mm/dak kullanılmıştır. Kaynaklı numunelerin mikroyapısını tespit için optik mikroskop ve SEM incelemeleri, mekanik özelliklerini tespit için de mikro sertlik, çekme ve eğme deneyleri yapılmıştır. Kaynak kesiti incelemelerinde birleşim hatasının olmadığı ve dört farklı mikroyapının (ana metal, ısıdan etkilenen bölge, termo mekanik etkilenen bölge ve kaynak metali) oluştuğu tespit edilmiştir. Bu bölgelerin sertlik değeri 110-160 HV arasında olduğu ve numunelerin çekme dayanımı ortalaması takviyesiz numunelerde 352,15 MPa ve takviyeli numunelerde 225,35 MPa tespit edilmiştir.