Theses supervised by Doç. Dr. Nermin Zeynep Uysal

12 theses · Boğaziçi University

DoctorateOpen AccessTR

Servet-i Fünun'da (1896-1901) gerçekliğin temsil rejimleri

Bu tez resimli, popüler bilim ve kültür dergisi olan Servet-i Fünun'un Edebiyat-ı Cedidecilere eşlik ettiği 1896-1901 arasındaki yayınına odaklanır. Dergide yayımlanan köşe yazılarındaki gerçeklik söylemi ile hikayelerdeki temsil rejimleri arasındaki bağlantıyı inceler. Köşe yazılarındaki gerçeklik söyleminin, aktüalite fenomenine dayandığını; aktüaliteninse dünyada doğal yollarla veya insan edimiyle vuku bulan, şimdi-buraya endeksli, görsellikle destekli, ilerleme istikametli, kümülatif olaylar yığını olarak algılandığını savlar. Gerçeklik söylemi aracılığıyla derginin Osmanlı İmparatorluğu ile çağdaş dünya arasında kurduğu etkileşime ve rekabete dayalı, girift iletişim ağını sergiler. 19. yüzyıl sonunda Osmanlı modern kültürünün uzantısı olan bu gerçeklik söyleminin, dergideki 137 hikayenin anlatıbilimsel, tematik ve estetik kurulumunu dönüştürdüğüne işaret eder. Bu doğrultuda bilim, akıl, modern gündelik yaşam gibi "aktüel" gündemlerin hikayelerde konu edildiği; bu konuların otoriter anlatım, diyalog, mektup, günlük gibi deneysel tekniklerle, tarihi ve fotoğrafik gerçekliğe uygun biçimde anlatısallaştırıldığını öne sürer. Kimi hikayelerde gerçeklik temsilinin, köşe yazılarında gerçeklikle bütünleştirilen ilerlemeci ideallerle uzlaştırıldığını; kimilerindeyse gerçekliğe atfedilen ideallerden uzaklaşıldığını veya bu ideallerin sorgulandığını gösterir. Böylece Servet-i Fünun'daki hikayelerde gerçekliğin temsil rejimlerinin, birbirini dışlayan iki uç estetik tavır olan idealizmden modernizme doğru giden bir spektrumda çeşitlendiğini iddia eder.

Fatma Damak
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Ahmet Haşim'in şiirinde özne, doğa ve yersizyurtsuzlaşma

Bu tez; doğadan özneye, özneden topluma, toplumdan estetiğe gidişin bir resmini çizmeyi hedeflemektedir. Ahmet Haşim'in ilk şiirleriyle başlayan doğa-özne iç içeliği, Şi'r-i Kamer'de doğa-anne imgesi-kayıp üçgenine evrilmiştir. Göl Saatleri'nde, bu ilişki öznenin inşasını mümkün kılmış, estetik unsurları yerinden etmiş ve tarihsel dönemin resmini görünür hale gelmiştir. Piyale'de ise estetik dağılma arzu akışlarını ortaya çıkarmış ve aynı anda bu arzu akışları yeni bir estetik içinde yerliyurtlulaştırılmıştır. Bu çerçevede, Ahmet Haşim şiiri, geleneksel toplumun "kişi"sinden özneye geçişin hikayesinin estetik düzlemle örtüştüğü bir şiirdir. Bu açıdan bakıldığında, öznenin inşası estetik dağılmaya imkân vermiştir. Yersizyurtsuzlaşan şiir öznesi, yersizyurtsuzlaşan mazmunlarla hemhal olacaktır. Çünkü bir kültür ayakların altından kaymıştır, ortaya çıkan özne kaybın öznesidir, ortaya çıkan metaforlar despotik rejimden arta kalan dağılmış parçalardır.

Ahmed HaşimDoğaTürk edebiyatı+5
Seher Özkök
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Sait Faik Abasıyanık'ın öykülerinde yazınsal biçim ve etik

Bu tez Sait Faik Abasıyanık'ın öykülerindeki yazınsal biçimin, bir başka deyişle öykülerinin estetiğinin, onun yapıtının etiğini biçimlendirdiğini savunmaktadır. Bu çalışmada Sait Faik'in gerçekçi estetikle yazdığı öykülere, empresyonist ve queer öykülerine yakın okuma yapılmaktadır. Sait Faik'in gerçekçi estetiğin biçimsel anlatım olanaklarını kullanarak temsil sınırları içinde kaldığı öykülerde kötüye karşı iyiyi savunduğu ve çok boyutlu otantik bireyler yaratarak onların iç dünyalarını da gösterdiği iddia edilmiştir. Empresyonist öykünün türsel uzlaşımlarının bulunduğu öykülerde ise ben anlatıcıyı kullanarak, anlatı yapısını kırarak ve muhatapla diyaloğa girerek bireysel deneyimi yazdığı ve bu deneyimi mutlaklaştırmadan "öteki" ile duygudaşlığa çağırdığı görülür. Queer öykülerinde ise "queer bir ütopya"nın henüz gerçekleşmediği bir dünyada öykü karakterlerinin acılarını, hayal kırıklıklarını ve yalnızlıklarını yazar ve muhatapla diyaloğa dayalı bir üslupla queer bir dünya tahayyülüne çağrıda bulunur. Sait Faik, çoğunlukla öykülerinin içeriğiyle değerlendirilirken bu tez onun öykülerinin estetiğine edebiyatındaki etikle de ilişki kurarak bakmaktadır.

Semiha Şentürk
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bir romanı tarihselleştirmek: Edebi bir olay olarak Kürk Mantolu Madonna

Kürk Mantolu Madonna romanı 1943 yılında yayımlandığında ilgi çekmediği hâlde sıradan okurun beğenisi aracılığıyla zamanla popülerleşerek edebi bulunan ve estetik açıdan değer kazanan bir roman olarak edebiyat tarihinde çok da sık rastlanmayan edebi bir olaydır. Bu noktada romanın 2000'li yıllarda nasıl çok satar olduğu sorusuna cevap aramak yerine romanı tarihselleştirerek yaşadığı dönüşümlere odaklanmak metnin estetik kıymetini belirleyen unsurları göstermek açısından anlamlıdır. Bu tezde "Alımlama Estetiği", tarih yazımı ve edebiyat sosyolojisiyle kesiştiği noktalarda değerlendirilir. Okur ise Bourdieu'nün Ayrım'ında (1979) ortaya koyduğu kavramsallaştırmadan hareketle, "seçkin" ve "sıradan okur" olarak iki farklı sınıf pratiği üzerinden tarihselleştirilerek, farklı alımlama pratikleri ve bu pratiklerin yazar ile romanın konumlandırılmasına etkisi bağlamında incelenir. Dolayısıyla, bu tezde yer alan "seçkin okur" adlandırması edebiyat eleştirmenlerini, tarihçilerini ve bir metnin editörlerini ifade ederken, "sıradan okur" da bu zümrenin ürettiği bilgi alanı içinde bir metni tüketen ya da yeniden türeten aktörleri ifade eder. Jerome Mc Gann'in (1991) "editör ufku" (editorial horizon) kavramı ise bir metnin sıradan okura sunumunun okurun alımlamasına etkisi bağlamında romanın 80 sonrası yayıncılık serüveni içerisinde yorumlanır. Devlet, yayınevleri, süreli yayınlar ve okul kurumları ise bir metnin döneminin eleştirel ve tarihsel söylemini taşıyan ve aynı zamanda metnin üretilmiş anlamını aktaran ya da sınırlandıran kurumlar bağlamında değerlendirilir. Son olarak yayınevinin aktörlüğü ve sosyal medyanın etkisiyle kültür endüstrisinin nesnesine dönüşen romanın yayıncılık olayına dönüşmesi irdelenir.

Kürk Mantolu MadonnaRomanSabahattin Ali+3
Meryem Selva İnce
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Dolabın içinden yazmak: Bilge Karasu'nun queer modernizmi

Bu tez Bilge Karasu metinlerinin normatif şiddet temsilleri üzerinden heteronormatif tertibatı nasıl ihlal ettiğini göstermeyi amaçlamaktadır. Bunu yapabilmek için bir yandan queer kuramın imkanlarını kullanırken bir yandan da Karasu'nun queer teoriye yaptığı katkıyı açığa çıkarmayı hedefler. Troya'da Ölüm Vardı (Troya), Göçmüş Kediler Bahçesi'nde (GKB) yer alan "Avından El Alan," Gece ve Kılavuz'a yakın okuma yaparak şiddet, paranoya, yazı, arzu ve haz ilişkilerini irdelerken bu temaların biçimsel yansımalarına işaret eder. Karasu metinlerinin queer modernizminin queer zamansallık ve duygulanım ile nasıl kurulduğunu tartışarak heteronormatif düzeni bozma biçimlerini açığa çıkarır.

HeteronormativiteKarasu, BilgeQueer Kuramı+2
Selen Erdoğan Evren
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

Poetic imagination in Edebiyat-i Cedide movement

This doctoral study aims to provide a comprehensive survey of literary criticism in the Servet-i Fünun magazine in the late 19th century, by focusing on the idea of imagination in the formation of the Edebiyat-ı Cedide's aesthetics. This will be done by analyzing the members of the Edebiyat-ı Cedide's engagement with the 19th century's critical thought in general and their involvement in the Servet-i Fünun magazine in particular. The study aims to depict Edebiyat-ı Cedide's aesthetics as a response to the transformation of the realm of knowledge in the late 19th century that took place as a result of the advancements in science and technology. In this study, the fundamental issue is to illustrate the impact of scientific knowledge in the formation of literary criticism in the magazine, and by doing so to discuss Edebiyat-ı Cedide's aesthetic language formed by the body and bodily sensation.

Literary criticismEdebiyat-ı CedideAesthetics+2
Münire Sevgi Şen
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Nezihe Meriç öykülerinde kadın başkaldırısı

Bu çalışma Nezihe Meriç'in seçili öykülerinde kadının konumuna odaklanmakta ve hem Meriç'in yazım şeklinin hem de öykülerindeki kadınların karakterizasyonunun başkaldırı biçimleri olduklarını öne sürmektedir. Giriş bölümünde Meriç'in öykülerine yapılmış eleştiriler gözden geçirilmekte ve feminist edebiyat eleştirisiyle Julia Kristeva'nın içsel başkaldırı kavramı birleştirilerek teze teorik bir temel sunulmaktadır. Sonrasındaki iki bölüm seçili öykülerin bu teorik çerçevedeki yakın okumalarını sunmaktadır. İkinci bölüm modern kadının kişisel ikilemleriyle ilgili öykülere odaklanırken üçüncü bölüm bu açmazların altında yatan toplumsal şartların görülebildiği öyküleri merkezine almaktadır. Buna ek olarak iki bölümde de Meriç'in kullandığı anlatı tekniklerine dikkat çekilerek kadınların sorunlarının nasıl metinselleştirildikleri tartışılmaktadır.

FeminizmHikayeKadın edebiyatı+7
Duygu Zaptiye
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Virüs virüsleşebilirdi: Buzul Çağının Virüsü'nde beden ve dünya

Bu tezde Vüs'at O. Bener'in Buzul Çağının Virüsü romanı merkezinde Bener yazımında beden üzerinden açılan algılama biçimlerinin modernist edebiyat geleneğine nasıl bağlandığını ele alacağım. Bunun için romanda kurgulanan zaman, anlatım teknikleri ile romanın diğer biçimsel öğeleri üzerinden romanın nasıl bir dünya yarattığını ve bu dünyada yaşayan/ bu dünya ile yaşayan/ bu dünyada yaşamak zorunda kalan öznenin yaratılan evrende hangi parametreler üzerinden kendisini şekillendirdiğini tartışacağım. Bunu yaparken de romanda dünyayı algılayan bedenin ölüm-yaşam-oyun üçgeninde şekillenen yaşamının sınırladığı/imkanını açtığı dünyayı tartışacağım.

BedenBener, Vüs`atDünya+2
Münire Sevgi Şen
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Hilmi Ziya Ülken'in düşünce dünyasında bir tezli roman olarak İnsan Meddücezri

Bu tez çalışması Hilmi Ziya Ülken'in 30'lu ve 40'lı yıllar arasında kaleme aldığı İnsan Meddücezri üst başlığında yayımlanan nehir roman serisinin iki eserinin, 1936 senesinde tefrika edilen Yarım Adam (1943) ve Posta Yolu (1941) romanlarının, Ülken'in sosyoloji, felsefe ve tarih araştırmalarını içeren düşünce dünyası arasında çalışmaları arasında durduğu yeri tezli roman tartışması etrafında ele alır. Çalışmada, Ülken'in Aşk Ahlakı (1931) ve İnsani Vatanperverlik (1933) eserlerinde tartıştığı ve ahlak mertebelerinin en üst noktası olarak gördüğü "insani vatanperverlik" kavramının İnsan Meddücezri'ndeki karşılığı değerlendirilir. Romanlar, Hilmi Ziya Ülken'in tarafsızlık ilkesi ile çalıştığı akademik eserlerinin yanında, kişisel fikirlerini gösterebileceği bir alan yaratmaktadır. Bu fikir, Dorrit Cohn'un Şeffaf Zihinler: Kurmaca Eserlerde Bilincin Sunumu eserinde ele aldığı psiko anlatı, alıntılı ve anlatımlı monolog kavramları ve Susan Rubin Suleiman'ın Authoritarian Fictions: The Ideological Novel as a Literary Genre eserinde tezli romanın özellikleri olarak ortaya koyduğu karakterlerin kurgulanması, diyalogların, tekrarların işlevi ve anlatıcının konumu gibi temel meseleler aracılığıyla gözlemlenir. Spinoza'nın kudret derecesi ve ortak mefhum kavramının romanlardaki Anadolu anlatısına etkisi ele alınır. Sonuç olarak İnsan Meddücezri'nin Ülken'in akademik çalışmalarındaki boşlukları tamamlamak, toplumu tüm çelişkileri ile birlikte daha derinden anlayabilmek adına bir edebiyatçı/sanatçı sezgisi ile kaleme aldığı romanlar olduğu yorumu yapılır.

RomanSpinoza, BaruchTürk romanı+1
Duygu Cankılıç İlhan
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Servet-i Fünun dergisinde bir tefrika musavver roman olarak Mai ve Siyah'ın analizi

Bu çalışmada, 19. yüzyılda dünyada ve Servet-i Fünun'daki görsellikle ilgili gelişmeleri, görselliğin bireyin bakış açısıyla birlikte gelişmesi ve realist kurmacanın da bireye bağlı bir görselliğe odaklanması bağlamında ele alacağım. Görselliğin ve gerçekçi edebiyatın daha çok birey üzerinden konumlanışını, Mai ve Siyah'taki fotoğraf-resim arası formdaki tasvirler, Ahmet Cemil'in bakışıyla oluşturulan izlenimci tasvirler ve Servet-i Fünun'daki tasvir geleneği ile tartışarak açımlamaya çalışacağım. Daha sonra bu tasvir şekillerinin Mai ve Siyah illüstrasyonlarında nasıl ve ne şekillerde görüldüğünü realizmin karaktere odaklanma kaygısı bağlamında tartışacağım. Bu bağlamda ressamın tarzının da illüstrasyonlara başka bir katman eklediğini düşünerek, bu tartışmaları Diran Çırakyan'ın sanat anlayışını da göz önüne alarak ilerleteceğim.

GörsellikMai ve SiyahRoman+3
Yağmur Başak Selimoğlu
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Tekilliğin gözü: Halid Ziya'nın Kırık Hayatlar romanında karşılaşmanın etiğine doğru

Bu tez çalışması, Halid Ziya'nın 1901 yılında Servet-i Fünun gazetesinde tefrika etmeye başladığı Kırık Hayatlar romanında bakışın anlatımının, romanın etik pozisyonundaki belirleyiciliğine odaklanmaktadır. Konusu itibariyle merkezine aldığı ve altını oyduğu on dokuzuncu yüzyıl tababet söylemi üzerinden hakikatin bilinebilirliğini sorunsallaştıran roman, karakterlerin ötekilerle karşılaşma anlarında öne çıkardığı görme biçimleri üzerinden de başkasını bilebilmenin imkanını irdelemektedir. Anlatıdaki ana karakterler olan Ömer Behiç ile Vedide'nin etraflarını biliş ve değerlendirişlerini gösteren bakış, öznelliğiyle karakterlerin ötekileri hakkındaki bilgilerinin sınırlılığını açık eder. Öznel bir deneyim olarak kurulan Ömer Behiç ile Vedide'nin bakışları, bu özelliğiyle anlatıdaki bilme yöntemlerini de kişiye özgü kılar. Böylece karakterlerin tekil bakışlarının anlatımı, onların diğer karakterlere yönelik yargılarını geçersizleştirir. Başkasını anlamanın, bakışın romandaki dilsel ve anlatısal kurulumu üzerinden imkansızlaştırılması, romanda inanılabilecek mutlak bir hakikatin ve insan-odaklı bir ahlakın yokluğunu imlemektedir. Anlatıda bilme arzusu ve bilememe halinin kurduğu bu sürekli açmaz ile bunun sonucunda karşılaşılan hakikat/ahlak yokluğu, romanın trajik bir roman olarak okunmasını da mümkün kılmaktadır.

AhlakEdebiyatKırık Hayatlar+4
Duygu Ergun
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Hulki Aktunç'un Bir Çağ Yangını ve Son İki Eylül romanlarında tekinsizlik

Bu tez çalışması, Hulki Aktunç'un 1981'de yayımlanan Bir Çağ Yangını ve 1987'de yayımlanan Son İki Eylül romanlarına tekinsizlik bağlamında odaklanmayı amaçlamaktadır. Romanlarda inşa edilen dilin ve anlatı tekniklerinin tekinsizlikle ilişkisini belirlemede dilsel yarılma kavramı kritik rol oynamaktadır. Türkiye'de 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nin öncesinde ve sonrasında farklı şekillerde ortaya çıkan tekinsiz atmosfer tezde konu edilmiştir. Bir Çağ Yangını romanında belirsizlik, aradalık, bastırılanın geri dönüşü, mekân ilişkileri ve faillik sorunu ekseninde tekinsiz etki incelenirken Son İki Eylül romanında şizofreni, paranoya, minör anlatı kavramlarına; ve disiplin toplumunun özneyi kuşatıcı yönüne karşı dilin özgün kullanımından doğan ve tekinsizlikle birlikte yol alan direniş çabalarına odaklanılmıştır. Her iki romanın da güçlü bir dil işçiliğiyle inşa edildiği ve bu işçiliğin dilin normatif ve despotik kullanımı yerine majör edebiyatı parçalayan bir tekinsizlikten beslendiği iddia edilmiştir. Bir Çağ Yangını ve Son İki Eylül romanlarında tekinsizliğin metinlerin hem dilsel var oluşunu belirlediği hem de politik eleştiri yöntemi olarak kullanıldığı belirtilmiştir. Bu tez Hulki Aktunç külliyatına dönük yapılan araştırmalara başka bir soluk getirebilmeyi ve yeni yapılacak araştırmalarla diyalog kurabilmeyi hedeflemektedir.

12 Eylül müdahalesiAktunç, HulkiMinör edebiyat+3
Oğuzcan Ünlü
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00

Other supervisors