Theses supervised by Doç. Dr. Oğuz Sancakdar

10 theses · Dokuz Eylül University

Master'sOpen AccessTR

Kıyıların doldurulmasının hukuki rejimi

Tarih boyunca kıyılar insanlık için bir çekim merkezi olmuştur. Bugün bilindiği üzere dünya nüfusunun yarıya yakını kıyı alanlarında yaşamaktadır ve bu oran günden güne artış göstermektedir. Ülkemiz dünya üzerindeki toplam 321.000 km'lik kıyı şeridinin oldukça uzun bir bölümünü oluşturan yaklaşık 8.300 km'sine sahip bulunmaktadır. Bu da uluslar arası arenada kıyı ve denizler anlamında oldukça önemli ve stratejik bir konum anlamına gelmektedir.Kıyıların çekim alanı olmasından dolayı yaşanan göç ve bunun getirdiği yanlış altyapı doğal, kültürel ve biyolojik açıdan kıyılara zarar vermektedir. Yirminci yüzyıla gelindiğinde devletlere klasik devlet anlayışının yanı sıra ayrıca vatandaşlarının sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı sunan ve kıyılar ile kültürel mirasın korunmasını amaçlayan yeni görevler ve sorumluluklar verilmiştir.Bu çalışmada esas olarak Türk Hukuku'nda kıyıların doldurulması ve kıyı ve kıyıya ilişkin kavramların hukuksal statüsü ele alınmıştır. Burada asıl nokta kıyıların kamu malı olduğu ve kıyıların kamu yararına kullanılması gerektiğidir. Ülkemizde kıyılar üzerinde çeşitli kanunlarla yetkili kılınmış pek çok kamu kurumu bulunmaktadır. Kanunlar ile kıyılar üzerinde söz sahibi olan kurumların aynı konu üzerinde birden fazla karar alınması yetki konusunda karışıklığa neden olmaktadır. Uygulamada hangi problemlerle karşılaşıldığını vurgulamak açısından, yargı kararlarından yararlanılmış; yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri ele alınarak eleştiriler ortaya konulmuş ve sonuç bölümünde ise çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır.Anahtar kelimeler: Kıyı, kıyı alanı, kıyıların doldurulması, kamu kurumları.

Kamu kuruluşlarıKamu mallarıKıyı alanları+4
Cansel Kaygısız
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Adil yargılanma ve idari yargıda görünümü

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkı, demokratik toplumlarda hukuk devleti ilkesinin önemli yansımalarından biridir. Hukuk devleti ilkesinin bir diğer önemli yansıması ise, idarenin tüm işlem ve eylemlerinin etkin bir yargı denetimine tabi tutulmasıdır. Bu anlamda, adil yargı yargılanma hakkı ile idarenin yargısal denetimi arasında yakın bir ilişki bulunmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin uyguladığı özerk yorum yöntemi ile de, idari uyuşmazlıklar ve idari yargı süreci, niteliklerine uygun düştüğü ölçüde, bu madde kapsamında ele alınmaktadır.Geçmişten günümüze Mahkeme'nin kararlarına bakıldığında, idari yargıya yönelik verilen ihlal kararlarının hiç de azımsanmayacak kadar fazla olduğu görülmektedir. Bu nedenle, idari yargı sürecinin adil yargılanma hakkı yönünden sistematik bir biçimde incelenmesi, muhtemel ihlal kararlarının önlenebilmesi ve bu doğrultuda Türk İdari Yargı Sistemi'nde yeni bir anlayış ve gelişmenin sağlanabilmesi bakımından önemli bir gerekliliktir.Bu çalışmada, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ışığında adil yargılanma hakkı ve idari yargı süreci incelenmektedir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, adil yargılanma hakkı ve idari uyuşmazlıkların kapsam ve amacı ile aralarındaki ilişki incelenmekte, ikinci bölümünde ise, AİHM içtihatları ışığında idari yargıda adil yargılanma hakkının gerekleri incelenmektedir.

Adil yargılanmaHukuk devletiİdari yargı
Hamit Görür
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi gelişim sürecinde Avrupa Birliği-Kosova ilişkileri ve nihai statü

Soğuk Savaştan sonra adeta bir genleşme ve küçülme içine hapsolan Liberal Dünyanın yaşadığı belirsiz süreç Balkanlar'da yeni bir pencere açmıştır. Bu süreçte bazı sorunların belli ülkeler de yoğunlaşması değil belli sorunların çoğu ülkenin ortak kaderi haline gelmesi ve kürelleşmenin de tetiklediği değer ve yargılama standartlarının eşzamanlı olarak bu ülkelere kayması ilginç bir şekilde tekrar çok taraflılığı gündeme getirmiştir. Ne var ki yine bu süreçte küresel güçlerin tamamı bu sorunlar ve fırsatlar denizine açılmak için hazır değildiler. Bu sebeple Yugoslvaya 1991'de dağılmaya başlarken küresel güçler zamanında devreye girememişlerdir. Diğer taraftan Yirminci Yüzyıl'ın başından itibaren durmadan sorunlarla boğuşan Balkan halkları, Yirmi Birinci Yüzyıla girerken tarihlerinde olmadığı kadar yorgun ama umutlu bir halde bağımsızlık kampanyalarını sonlardırmayı başarmışlardır.Bu çalışmada da Avrupa Birliği (AB)'nin Balkanlar'da başlattığı politika yada tam tersi olarak Balkanlar'ın AB'de başlattığı değişim ve karar alma süreçlerinde yarattığı metafor aktarılmaya çalışılmıştır. AB üyelerinin `Ortak Dış ve Güvenlik Politikası' ile başlayıp ve devam ettirdiği Balkan politikaları EULEX, ECHO, CARDS gibi ajans ve misyonları ortaya çıkarmıştır. Bugünde AB'nin bunlarla hedeflediği barış inşaası, demokratizasyon, kalkınma hatta Avrupalılaştırma (Europenization) konularını da en çok Kosova üzerinde görmekteyiz. Bunun en önemli sebebi elbette AB'nin özellikle Bosna Savaşı ve sonrasında ki Kosova Krizi sırasında oldukça pasif kalmış olmasıdır. Fakat AB'nin Kosova projelerini bağımsızlık ilanından 2 yıl önce başlatması Kosova'yı ilişkiler ve ekonomik bakımdan neredeyse AB'ye bağlamıştır.Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Uluslararası Hukuk, Kosava, Güvenlik, Bağımsızlık, Kendi Kaderini Tayin.

Avrupa BirliğiBağımsızlıkGüvenlik+5
Cemal Erkonuk
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İdarenin parasal yaptırımları

Günlük yaşamımızda önemli bir yere sahip olan idarenin parasal yaptırımları, son dönemde özellikle Ceza Hukuku'nda yaşanan gelişmeler nedeniyle öne çıkmıştır. Bu alandaki gelişmeleri takip ederek konu üzerinde ayrıntılı bir inceleme yapmak da büyük önem arzetmektedir.Çalışmamızın Birinci Bölümü'nde, öncelikle, yaptırım ve idari yaptırım kavramları ile bunların hukuki niteliği ve hukukumuzdaki yerleri üzerinde durulmuştur. Bu çerçevede yaptırımın temelleri ve gerekliliği, idarenin parasal yaptırımlarının yaptırımlar içerisindeki yerine de değinilmiştir. İdarenin parasal yaptırımlarının hukuki niteliğinin şekillendirdiği İdari Ceza Hukuku Meselesi'ne ve bu tartışma çerçevesinde İdari Ceza Hukuku'nun varlığı ve yokluğu sorunu üzerinde durulmuştur. Birinci Bölüm'de son olarak, idarenin parasal yaptırımlarının ne tür özelliklere sahip olduğuna değinilmiştir.Çalışmamızın İkinci Bölüm'ünde, idarenin parasal yaptırımlarının belirlenmesi, bu belirlemede esas alınan temel kıstaslar; idarenin parasal yaptırıma karar verme ve uygulama yetkisi; idari para yaptırımı kararının içeriği, idari para yaptırımının uygulanmasının sonuçlarına değinilmiş; idarenin parasal yaptırımlarının türleri üzerinde de ayrıca durulmuştur.Hukukumuzda `kabahatlerin suç olmaktan çıkarılması karşısında idarenin parasal yaptırımları' konusu da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur. Bu çerçevede çalışmamızda, kabahatlerin suç olmaktan çıkarılması ve parasal yaptırımlar da dahil olmak üzere, idari yaptırımlara tabi kılınması da değerlendirilmiştir.Çalışmamızda Üçüncü Bölüm'ünde, idarenin parasal yaptırımlarının yargısal denetimi üzerinde durulmuştur. Bu kapsamda, çalışma boyunca izahatına çalışılan ve uygulanma usullerine değinilen idarenin parasal yaptırımları karşısında, bunlara maruz kalanların hangi hukuki yollara başvurabileceklerine değinilmiştir.Çalışmamızda Sonuç Bölümü'nde de yapılan değerlendirmeler ve görüşler çerçevesinde bazı sonuçlara varılmaya çalışmıştır.Anahtar kelimeler: Parasal Yaptırımlar, İdari Yaptırımlar, İdarenin Parasal Yaptırımları.

Levent Kütük
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Deniz kirliliğini önleme ve kirlilik sonucu oluşan zararları tazmin çalışmalarının Türk idari makamlarınca yürütülmesi

Deniz çevresini kirlenmesi sonucu oluşan zararların dünya devletleri ekonomisi, ilişkileri ve hatta politikaları üzerindeki etkileri ve yaşanan kaçınılmaz felaketler, kirlenmeyi önleme ve kirlenme sonucu oluşan zararları giderme bağlamında uluslar arası alanda bir takım çalışmalar yapılmasını zorunlu kılmıştır.1954 Petrol Kirliliğini Önleme Sözleşmesi ile başlayan ve günümüzde de devam eden çalışmaların en önemlilerinden biri hiç şüphesiz ?Petrol Kirliliği Zararlarından Doğan Hukuki Sorumluluk Sözleşmesi (CLC 92)? ve ?Petrol Kirliliği Zararının Tazmini İçin Bir Uluslararası Fonun Kurulması İle İlgili Uluslararası Sözleşme (IOPC / FUND 92)?dir. Bu sözleşmelerin bu denli önemli olmalarının nedeni diğer deniz kirliliği ile ilgili sözleşmeler gibi deniz çevresinin kirlenmesinin önlenmesi için alınması gereken tedbirleri belirlemekten ziyade ortaya çıkan zararın giderilmesi için izlenmesi gereken prosedüre değinmesi ve bu zararların belirli bir miktarının karşılanması için üye devletlerin yararlanabileceği bir fon sistemi tahsis etmesidir.Türk hukukunda ise deniz çevresinin kirlenmesini ?önleme? ve kirlenme sonucu oluşan zararları ?tazmin? usullerini -uluslar arası benzerlerinden farklı olarak-bir arada 11.03.2005 tarihli ?5312 sayılı Deniz Çevresinin Petrol ve Diğer Zararlı Maddelerle Kirlenmesinde Acil Durumlara Müdahale ve Zararların Tazmini Esaslarına Dair Kanun? düzenlemiş ne var ki işbu kanunu uygulama olanağı henüz bulunamamıştır. Deniz çevresiyle ilgili hazırlanan birçok uluslar arası düzenlemenin derlemesi ve Türk hukukuna uyarlaması olan kanun ile ilk defa idari makamlara zararları tazmin yetkisi verilmekte ve prosedürün işlerliği için birçok alt kurum oluşturulmaktadır. Kanunun aynı konu ile ilgili yapılmış olan uluslar arası düzenlemelerle arasındaki birçok farklılık endişe yaratmakta ve yeknesak bir yapının daha çok uygulanabilir olduğunu düşündürmektedir.

Nil Kula Değirmenci
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'da öngörülen idari para yaptırımları

Çalışmamızın konusu Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda Öngörülen İdari para yaptırımlarıdır. Rekabet alanı sosyal hayatın hassas alanlarından birisidir ve bu özelliği nedeniyle idari yaptırımlar ile korunmaktadır.Çalışmamızın ilk bölümünde rekabet düzeni ve idari yaptırım kavramı teorik çerçevede incelenmeye çalışılmıştır. Çünkü Rekabet alanında öngörülen idari yaptırımlar idari işlem niteliğindedirler ve söz konusu idari yaptırımlar idari işlemin bütün unsurlarını taşırlar.Çalışmanın ikinci bölümünde Rekabet kanunda öngörülen idari yaptırımları uygulamakla yetkili idari birim ?Rekabet Kurumu? ve bu kanunda idari para yaptırımı öngörülen idari ihlaller incelenmiştir.Çalışmanın son bölümünde idari para yaptırımlarının konusu, Rekabet Kurumunun bu yaptırımları uygularken izlediği usul ve son olarak bu yaptırımlar ile ulaşılmak istenen amaç incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Rekabet, Rekabet Hukuku, İdari yaptırım, Türk Rekabet Kurumu, İdari Usul.

Emin Koç
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu hizmetlerinin yürütülmesinde engelli hakları

Bireyin bedensel fonksiyonlarındaki hasarlar nedeniyle meydanagelen kayıpların yarattığı dezavantajlar engellilik olarak tanımlanır. İşte busosyal dezavantajların ortadan kaldırılması, engelli bireylerin de diğerbireylerle fırsat eşitliği içersinde toplumsal yaşama katılımlarınınsağlanması, devletin en önemli sosyal hizmetlerinden biridir. Yapılanaraştırmalar bugün ülkemizde sekiz milyon civarında engelli birey yaşadığınıgöstermektedir. Bu rakam Avrupa Birliği ülkelerinde üç yüz milyonununüzerindedir. Engelli bireylerin sosyal dezavantajlarını ortadan kaldırmak veonlara insanlık onuruna yakışan bir yaşam sürdürmek için gerekli hizmetlerisunmak; herkes için insanca yaşamı garanti altına alan, fertler arası refahfarklılıklarını azaltmakla görevli olan devletin ödevidir. Şu da bir gerçektirki; yapılan tüm hizmet ve çabalar, ancak toplumun genelinin engellibireylerin ihtiyaçlarına duyarlı hale gelmesi ile anlam ifade edebilecektir. Buda toplumun engellilerin sorunları konusunda bilgilendirilmesi ile mümkünolabilecektir.Avrupa Birliği içersinde yapılan araştırmalar; engelli bireylerin engeldurumları nedeniyle zorunlu olmadığı sürece büyük bakım evlerindetutulmalarının, onların toplumdan tamamen kopmalarına neden olduğunu,sosyalleşmelerini engellediğini göstermektedir. Oysa engelli bireylerin sosyaldezavantajlarını ortadan kaldıracak hizmetlerin maliyetleri ile bakımevlerinde kalmalarının maliyetleri arasında fazla fark bulunmamaktadır. Bunedenle engelli bireylere yönelik hizmetler, bu gün Avrupa Birliği tarafındanda benimsenen politikalarda olduğu gibi onların hem sosyal yaşamlarınıkolaylaştırıcı hem de sosyal hayata katılımlarını sağlayıcı olmakdurumundadır. Bu çalışma kapsamında Türkiye'de ve Avrupa Birliği'ndeengellilerin topluma katılımını sağlamaya yönelik hizmetler incelenerekmevcut yapı ve eksiklikler ortaya konmuştur.Anahtar Kelimeler: Engelli, Engelli Hakları, Engellilere Yönelik Hizmetler,Engelli Sorunları, Engellik ve Fırsat Eşitliği

Engelli kişilerEngelli kişilerKamu hizmetleri
Serkan Çınarlı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde temel hak ve özgürlüklerin sınırlanma nedeni olarak Avrupa kamu düzeni

Tezimizin konusu, 20 Mart 1950' de Roma' da imzalanan AİHS' de temel hak ve özgürlüklerin sınırlama nedeni olarak ?kamu düzeni? kavramıdır.Kamu düzeni, tanımı üzerinde görüş birliği sağlanamamış bir kavram olmakla birlikte, ammenin intizamı; toplumun genel yararını koruyucu hükümler; devletin milli güvenliğini, düzenini ve bireyler arasındaki huzuru ve ahlak kurallarına uygunluğu, toplumun genel sağlığını, insan onurunu sağlamaya yarayan kurum ve kurallar; toplumun huzur ve sükununun sağlanmasını, devletin ve devlet yapısının korunmasını hedef tutan, toplumun her alanındaki düzeninin temelini oluşturan kurallar olarak tanımlanabilir.Kamu düzeni, temel hak ve özgürlüklerin meşru sınırlama nedeni olmasının ötesinde hukukun, hukuk düzenlerinin temelinde yer almaktadır. Gerek Özel Hukukta gerekse Kamu Hukuku alanında kamu düzeni belli özel işlevlere sahiptir. Örneğin sözleşmeler hukuku açısından, sözleşmelerin geçerlilik sebebi olan kamu düzeni, aynı zamanda İdare Hukuku' nda İdari Kolluk hizmetlerinin konusunu oluşturmaktadır. AB hukuk düzeninde de kamu düzeni kavramı özgürlüklerin sınırlama nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır.AİHS ve Ek Protokollerde kamu düzeni nedeniyle olağan hallerde sınırlanabilen hak ve özgürlükler, özel hayatın, aile hayatının ve konut dokunulmazlığının korunması; düşünce, din ve vicdan özgürlüğü; ifade özgürlüğü, toplantı dernek ve sendika kurma özgürlüğü; mülkiyet hakkı ve yabancıların sınır dışı edilememesi haklarıdır. Bu hakların kamu düzeni sebebiyle sınırlanması çalışmamızın ikinci kısmında AİHM kararları ışığında incelenmiştir.Genel olarak AİHM içtihatları göz önüne alındığında kamu düzeni kavramı, olaydan olaya farklılık gösterebilmektedir. Somut olaydaki değişkenler, kamu düzeni nedeniyle sınırlamayı olumlu ya da olumsuz olarak etkileyebilmektedir. Sonuç olarak görüşümüz, iç hukukumuzdaki kural ve uygulamaların AİHM' nin yorumlama ölçütlerinin ve kararların doğru tahlil edilerek bunlara paralel hale getirilmesi gerektiği yönündedir.

Özgecan Ordu
Dokuz Eylül University
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ışığında Karabağ sorunu

Temeli eskilere dayanmakla birlikte, 1988 yılından başlayan Ermenistan ? Azerbaycan Dağlık Karabağ sorunu 1990 yılından itibaren savaşa dönüşmüştür. Savaş 1994 yılına kadar çok ağır bir şekilde devam etmiştir. Uluslar arası örgütlerin girişimiyle 1994 yılının mayıs ayından itibaren ateşkes anlaşması imzalanmıştır. Fakat aradan geçen 14 seneyi aşkın sürede taraflar arasında kalıcı barış sağlanamamıştır. Bu savaş sonucunda Azerbaycan topraklarının %20'ye yakını Ermenistan tarafından işgal edilmiş, işgal bölgesinde yaşayan bir milyonu aşkın insan yurtlarını terk etmek zorunda bırakılmış, mülteci konumuna düşmüştür. Halen çok ağır şartlar altında çadırlarda, eski tren vagonlarında yaşamaktalar.Bu çalışmada Karabağ'ın tarihi incelenmiş, Karabağ sorunun ortaya çıkışı, sorunun savaşa dönüşmesi ve barış için uluslar arası örgütlerin girişimleri değerlendirilmiştir. Savaş sırasında ve savaştan sonra Ermeniler tarafından bölgede gerçekleştirilen İnsan Hakları ihlalleri incelenmiş, bu ihlallerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi açısından değerlendirilmesi yapılmıştır.Karabağ savaşında hakları ihlal edilen bir milyonu aşkın Azerbaycan vatandaşının başta mülkiyet hakkı olmak üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile teminat altına diğer haklarının korunması için zaman kaybetmeden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurması gerektiği önerilmiştir.20 yılı aşkın süredir devam eden Dağlık Karabağ sorunun bir an evvel çözülmesi ve bölgeden sürülen bir milyonu aşkın insanın kendi topraklarına dönmesi ve savaş sırasında esir alınan yüzlerce insanın iade edilmesi gerekmektedir.

Anar Khalılov
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Askeri idari eylemden doğan mali sorumluluk

İdarenin işlem ve eylemlerinden doğan zararları karşılama yükümlülüğü, hukuk devleti ilkesinin gereğidir. Hukuk sistemimizde Anayasal bir prensip olarak benimsenen bu kural, doktrin ve yargı içtihatlarıyla geliştirilmiş olup; günümüzde İdarenin kusura dayanan sorumluluğunun yanı sıra kusursuz sorumluluğu da, tam yargı davalarının konusunu oluşturmaktadır. Özellikle askeri idari eylemlerden doğan zararlara ilişkin tazminat davalarında, idarenin sorumluluk alanını genişleten kuramların uygulandığını görmekteyiz.Bu çalışmada, İdarenin askeri eylemlerden doğan mali sorumluluğu, üç bölüm halinde ele alınmıştır:Birinci bölümde, idarenin kusura dayanan sorumluluğu ile kusursuz sorumluluğu incelenmiş, konulara ilişkin yargı içtihatlarından örnekler sunulmuştur.İkinci bölümde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nin ve Uyuşmazlık Mahkemesi'nin kararları doğrultusunda ?askeri idari eylem? kavramı açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri'nin askeri hizmet kapsamında gerçekleştirdiği idari eylemlerin sınıflandırması yapılmıştır.Üçüncü bölümde ise, maddi ve manevi tazminatla ilgili genel açıklamalarla birlikte, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nin tazminat hesaplamalarında benimsediği usule yer verilmiştir.

Askeri harekatlarAskerlerMali sorumluluk+3
Bedriye Şenol Ispartalı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00

Other supervisors