Theses supervised by Doç. Dr. Özkan Tütüncü
10 theses · Dokuz Eylül University
Seyahat ilişkili lejyoner hastalığı,korunma ve kontrol yöntemleri
Globalleşme tartışıladursun, teknolojik gelişmeler turizmde arz ve talebi arttırmakla kalmamış yeni düzenlemeler de getirmiştir. Klasik turist tanımı yenilenmiş, tüketici haklarındaki iyileştirmeler, aşırı rekabet, turistik ürünlere aracısız ulaşmanın yarattığı fiyat avantajı, ulaşımın hızlanması ve kolay ulaşabilirliği ve en önemlisi internet bu gelişmelere ivme kazandırmıştır.Ortalama yaşam ömrünün uzaması, hastalıkların tanısında ve tedavisindeki gelişmelere bağlanmışsa da yeni hastalıklar ve salgınlarla tanışmamıza da vesile oluştur. Gidilen yerde karşılaşılacak sağlık (ve diğer) riskler ve bu risklerin yönetilmesi sorunu turizmin gündemine oturmuştur. H1N1, Hanta Virüsü, Cryptosporodium, Sars, Sıtma vb. olası risklerin yönetimi aracılar tarafından tüketiciler için Turistik Mal ve Hizmet üretenlerden talep edilir olmuştur.Bu risklerden biri de Lejyoner hastalığıdır. T.C Sağlık Bakanlığı ve Avrupa Lejyoner Enfeksiyonları çalışma grubunun uygulanmasını arzu ettikleri başta olmak üzere, Uluslar arası (WHO, CDC, ECDC, FTO, ASHRAE, gibi) resmi veya sivil kuruluşların da manuelleri, ve normları bu çalışmada dikkate alınmıştır.Kuşadası ve Bodrum'da seçilmiş bazı otellerin Lejyoner Çalışması dokümantasyonlarından yola çıkarak elde edilen veriler, Turizm Sektörünün Lejyoner Hastalığı konusunda ne durumda olduğuna dair sadece bir Ön Fikir verebilir. Sadece oteller değil, uçak, havaalanları, tur otobüsü, şehir imkânları (parklar, sus havuzları, alış veriş merkezleri, hastaneler de) mercek altına alınıp, daha genelini kapsayacak şekilde araştırılmayı beklemektedir.
Avrupa Birliği'nde sağlık turizmi kapsamında sınır ötesi hasta hareketliliği
Avrupa Birliği'nde sağlık turizmi kapsamında sınır ötesi hasta hareketliliği, bu alandaki küresel eğilimlere paralel olarak ve AB'nin kendine özgü dinamiklerine göre gelişim göstermiştir. Üye ülkeler ve AB kurumları arasında sağlık sistemlerinin organizasyonu ve finansmanı açısından açık bir yetki ayrımı bulunsa da diğer politika alanlarındaki bütünleşmelerin ve özellikle iç pazardaki politika bağlantılarının dolaylı sonucu olarak, Avrupa bütünleşmesi sağlık alanına da yayılmaktadır. Bu durum yeni işlevselci bütünleşme ile açıklanabilir. Bu süreçte, uluslarüstü kurumların rolü belirleyici olmuştur. Yayılmayı, bütünleşmenin dışsallaşması ve siyasallaşması süreçleri izlemiştir.Bununla birlikte, sınır ötesi hasta hareketliliğinin konusu olan sağlık hizmeti, hem devletin vatandaşına sunması gereken bir sosyal hak hem de Avrupa iç pazarının kurallarına tabi olan bir ekonomik hizmettir. Sağlık sistemleri ve sosyal güvenlik sistemleri sıkı kurallarla korunan ve kapsamı coğrafi olarak ülke sınırıyla çizili sistemlerdir. İç pazar ise hizmetlerin serbest dolaşımı önündeki engellerin kaldırılmasını gerektirmektedir. Bu çatışma sınır ötesi hasta hareketliliğini, üye ülkeler üzerindeki etkileri bakımından önemli bir konu haline getirmektedir.Her ne kadar AB'de sağlık bakımı konusunda üye ülke düzeyinden Birlik düzeyine tam anlamıyla bir yetki transferi olmasa da bu alandaki gelişmeler, Avupa bütünleşmesi sürecinden bağımsız değildir. Bu bakımdan, genel olarak AB'nin gelecekteki yönü, Birlik içerisinde sınır ötesi hasta hareketliliğinin geleceği açısından da belirleyici olacaktır.
Hasta güvenliği kültürü ile kalite yönetim sistemi arasındaki ilişkinin analizi
Günümüz toplumlarının sosyo-ekonomik gelişme düzeylerinin en önemli göstergelerinden birisi de sağlık hizmetlerinin sunumudur. Risk faktörünün yüksek olması nedeniyle, hasta güvenliği kültürünün yerleştirilmesi ve geliştirilmesi, sağlık hizmeti veren kurumların başarısında önemli bir yer tutmaktadır. Güçlü güvenlik kültürleri, bireylere zarar verebilecek hataların önlenmesinde kurum kültürü ile birbirini tamamlayıcı birer unsurdur.Son yıllarda sağlık hizmetlerinin verimli ve kaliteli bir şekilde sunulabilmesi için Toplam Kalite Yönetimi uygulamaları hız kazanmıştır. Bu çalışmada, hastanelerde uygulanan kalite yönetim sistemlerinin hasta güvenliği kültürü üzerindeki etkisi incelenmiştir. Birinci bölümde sağlıkta kalite ve hastanelerde uygulanan kalite sistemleri, ikinci bölümde kurum kültürü ve hasta güvenliği kültürü üzerinde durulmuştur. Son bölümde ise, hastanelere yönelik yapılan araştırmada elde edilen verilerin analiz ve değerlendirmeleri yer almaktadır.
Konaklama işletmelerinde örgütsel öğrenme, iş tutumları ve örgütsel sapma arasındaki ilişkinin analizi
Turizm sektöründe yaşanan rekabet, konaklama işletmelerini elindeki kaynakları özellikle de insan kaynağını daha verimli ve etkin kullanmaya yönlendirmektedir. Konaklama işletmelerinde nitelikli işgörenin seçilmesi ve sürekli istihdamı başarılı insan kaynakları yönetimini gerektirmektedir. İşgörenlerin iş doyumu, bağlılığı ve işten ayrılma eğilimini içeren iş tutumları konaklama işletmeleri insan kaynaklarının önemli çalışma konularını oluşturmaktadır.Çalışmada, konaklama işletmelerinde örgütsel öğrenme, iş tutumları ve örgütsel sapma arasındaki ilişkilerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışmada alan olarak turizm hareketlerinin yoğun olduğu Çeşme seçilmiş ve yapılandırılmış anket beş yıldızlı otel işletmelerinin tüm çalışanlarına uygulanmıştır. Yapılandırılmış anket tekniği ile elde edilen verilerle ilgili olarak önce SPSS 13.0 Programı yardımıyla tanımlayıcı istatistikler yapılmış ve veriler LISREL 8.7 Programı kullanılarak çok değişkenli istatistik yöntemlerinden Yapısal Eşitlik Modeli ile analiz edilmiştir. Çalışmada değişkenler arasında doğrudan ve aracılık ilişkilerini içeren bir model önerilmiş ve sınanmıştır.Elde edilen bulgulara göre, konaklama işletmelerinde örgütsel öğrenme ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişkide iş doyumunun kısmi aracılık etkisi belirlenmiştir. Örgütsel öğrenme örgütsel bağlılığı doğrudan etkilediği gibi, iş doyumunu artırması nedeniyle de dolaylı olarak etkilemektedir. Konaklama işletmelerinde, örgütsel öğrenme ile işten ayrılma eğilimi arasındaki ilişki ve iş doyumu ile işten ayrılma eğilimi arasındaki ilişki tam olarak örgütsel bağlılk aracılığı ile oluşmuştur. Diğer bir değişle, örgütsel öğrenme ve iş doyumu örgütsel bağlılığı pozitif yönde etkileyerek işten ayrılma eğilimini azaltmaktadır. Çalışmanın önemli bulgularından biri de konaklama işletmelerinde, örgütsel öğrenme ile örgütsel sapma arasında negatif bir ilişkinin varlığının ortaya konmuş olmasıdır.
Ağırlama işletmelerinde örgütsel iklim ve liderlik
Günümüzde ağırlama işletmelerinin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Dolayısıyla bazı gelişmeler ve yenilikler bu işletmelerde görülmektedir. Bunlardan en önemlisi ağırlama işletmelerinde iyi bir örgütsel iklimi oluşturmaktır. İyi bir örgütsel iklim sayesinde ağırlama işletmelerinde çalışanların memnuniyeti artmaktadır. Çalışanların memnuniyeti ağırlama işletmelerinin müşterilerine iyi bir hizmet sunmasını sağlamaktadır. Eğer bir ağırlama işletmesinde iyi bir örgüt iklimi varsa, işletmenin rantabilitesi yükselir, personel devir hızı azalır, çalışanlar arası iletişim artmaktadır. Bütün bunları oluşturmak ise işletmenin yöneticilerine bağlıdır. Eğer yöneticilerde liderlik özellikleri varsa, işletmede iyi bir iklim oluştururlar.Bu çalışmanın asıl amacı ağırlama işletmelerinde örgütsel iklim ve liderlik arasında bir ilişki olup olmadığını araştırmaktır. Bu çalışmada örgütsel iklimin oluşumunda liderliğin ne kadar önemli bir etkiye sahip olduğu belirtilmiş ve ölçülmüştür. İlk bölümde ağırlama işletmeleri ile ilgili genel bir bilgi verildikten ikinci bölümde örgütsel iklim konusu üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde liderlik ile ilişkin bazı temel bilgiler verildikten sonra Narlıdere dinlenme ve bakımevi çalışanları araştırmanın ana kütlesi olarak ele alınmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Bu çalışma örgütlerde çalışanların örgütsel iklimi değişik boyutlarda nasıl anladıklarının anlaşılması, örgütlerin kendi yönetim sorunlarını anlamalarını ve çözümler üretebilmelerini sağlayacaktır.Anahtar Kelimeler: Ağırlama İşletmeleri, Örgütsel İklim, Liderlik
Süreç odaklı kalite maliyetlerinin kalite yönetim sisteminde algısal analizi
Çağımızda hizmet/üretim sektörleri yurtiçi/yurtdışı pazarlarda üstünlük sağlamak için kaliteli ürün ve hizmet üretirken bunu olabildiğince maliyetsiz gerçekleştirmek zorundadır. Başka bir deyişle "önleyici" yaklaşımla, doğru olanlara yatırım ve harcama yapılması gerekmektedir. Artık üreticiler devri değil, müşteriler devri yaşanmaktadır. Üreticiler ?ne kadar üretirsem satarım? anlayışında değil, ?satabileceğim kadar üretmeliyim? anlayışındadırlar. Müşteri beklentilerinin hızlı, kaliteli ve uygun bir fiyatla karşılanabilmesi için organizasyonun bütün süreçlerinin uyum ile çalışması, süreçler arasında bilgi akışının verimli hale getirilmesi ve tekrarların azaltılması gerekmektedir.Değişimin bu kadar hızlı ve acımasız olduğu bir zamanda üretim ve hizmet sektöründe hız, kalite, yaratıcılık ve olabildiğince düşük maliyet en önemli kriterlerdir. İşletmeyi yönetmek anlayışından, kaliteli ürün/hizmetleri yönetmek anlayışına geçilmesi gerekliliği her geçen gün daha da hissedilmektedir. İşletme; ürünleri/hizmetleri, çalışanları, tüm bölümleri ve üretim gereçleri/ekipmanları ile bir bütündür. Fonksiyonel bakış açısı ile tek bir bölüme\departman odaklanan kurumlar ?esneklik? olarak tanımladığımız değişen çevre koşullarına adapte olmakta oldukça zorlanmakta, en önemlisi birbirleri ile etkileşim içinde bulunan diğer faaliyet alanlarını gözden kaçırmaktadırlar. Dolayısı ile kalitenin insana odaklılık, etkinlik ve verimlilik boyutu da oldukça yetersiz kalmaktadır. İşte ISO 9001: 2000 Kalite Yönetim Sistemi Standardına bu bakış açısını değiştirmek için süreç yaklaşımı eklenmiştir. Bu anlamda süreç yönetimi; kurumları bir bütün olarak görmeyi sağlayarak verimlilik ve etkinliğin artması anlamında bir araç olmaktadır. Bu etkin aracın parasal anlamda ifadesi ise, gereksiz tüm maliyetlerin elimine edilmesi için kaynak oluşturan kalite maliyetleri analizi ile gerçekleştirilecektir.Bu çalışmada, hizmet işletmeleri olan ecza depoculuğu sektöründe süreç odaklı kalite maliyetleri analizinin; ISO 9001:2000 Kalite Yönetim sistemi, süreç yönetimi ve çalışanların performans odaklı bağlılıkları ile ilişkisi incelenmiştir. Literatürde daha önce uygulamasına rastlanmamış; ecza depoculuğu sektöründe, kalite maliyetleri analizi kültürünün çalışanlar tarafından algısı üzerinde durulmuş, kurumda uygulanabilirliği analiz edilmiştir.Çalışmanın birinci bölümünde; kalitenin tanımı yapılmış, kalite ile ekonomik göstergelerin ilişkisi üzerinde durulmuş, işletmeler için kalitenin önemi ve kalite geliştirme teknikleri incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde; süreç yaklaşımı, süreç yönetimi kavramları üzerinde durulmuş, sistem yaklaşımı ve ISO 9001:2000 kalite yönetim sistemi incelenmiş, süreç yönetimi ve ISO 9001:2000 Kalite Yönetim Sistemi ilişkisi irdelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde; maliyet kavramı üzerinde durulmuş; kalite maliyetleri ve kategorilerinin literatür taraması yapılmıştır. Kalite maliyetlerinin, süreç yönetimi ISO 9001:2000 Kalite Yönetim Sistemi ilişkisi incelenmiş; kalite maliyetleri sisteminin kurulumu, raporlandırılması ve iyileştirme yöntemlerinden bahsedilmiş ve performans odaklı bağlılık kavramı açıklanmıştır. Dördüncü ve son bölüm olan uygulamada, çalışma alanı olarak ecza depoculuğu sektöründen kooperatifler seçilmiştir. Anket 3 ecza kooperatifine uygulanmak üzere gönderilmiştir. Bir tanesinden geri dönüş alınabilmiştir. Anket, geri dönüş aldığımız EDAK Ecza Kooperatifinde taşeron personel dışındaki tüm çalışanlara uygulanmıştır. Anket, çalışanlara önleme maliyetleri, ölçme- değerleme maliyetleri, kalite yönetim sistemimiz, başarısızlık maliyetleri, performans odaklı bağlılık olmak üzere, özgün, 6 ölçekte ve 68 maddede sunulmuştur. Çalışma süreç yönetimi, kalite maliyetleri, kalite yönetim sistemi, performans odaklı bağlılık olmak üzerede 4 boyutta incelenmiştir. Anket sorularında 5'li likert tekniği kullanılmıştır. Anketten elde edilen verilerin analizinde SPSS 13.0 programı kullanılmıştır. Sorulara verilen cevapların yapısını inceleyebilmek için tanımlayıcı istatistiklerden yararlanılmıştır. Değişken sayısını azaltmak ve gruplandırılmış faktörleri tanımlayabilmek için faktör analizi, değişkenler arasındaki ilişkinin düzeyini ve yönünü belirleyebilmek için korelasyon analizi yapılmıştır. Regresyon Analizi ile model oluşturularak, bağımlı değişkenler ve onları etkilediği düşünülen bağımsız değişkenler arasındaki ilişki incelenmiştir. Hipotez testlerini gerçekleştirmek için t testi ve anova testleri yapılmıştır. Anova testinde çıkan farklılıkların yönünü belirleyerek yorumlayabilmek için scheffe testi kullanılmıştır.Elde edilen bulgulara göre, çalışanlar tek bir faktör olan kalite yönetim sistemi ölçeğini çalışan kalitesi ve kurum kalitesi olarak; ölçme ?değerleme maliyetleri ölçeğini ise ölçme maliyetleri ve değerleme maliyetleri olarak iki farklı boyutta algılamışlardır. Çalışanların yaşlarına göre değerleme maliyetlerini, önleme maliyetlerini, kurum kalitesini ve süreç yönetimini algılamalarında farklılık vardır. 30?39 yaş aralığındaki çalışanların verdikleri cevapların ortalamaları diğer yaş ortalamalarına göre oldukça düşük çıkmıştır. Çalışanların cinsiyetlerine göre, bayanların dışsal başarısızlık maliyetleri cevaplarının ortalamalarının erkeklere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Bu sonucu, dış müşteri ile temasta olan çalışanların erkek yoğunlukta olması ve müşteri şikâyetleri ile daha fazla karşılaşmaları ile açıklayabiliriz. Çalışanların eğitim durumlarına göre, değerleme maliyetlerini, önleme maliyetlerini, kurum kalitesini algılamalarında farklılık çıkmıştır. Üniversite mezunu çalışanların verdikleri cevap ortalamaları diğer eğitim düzeylerine göre oldukça düşük çıkmıştır. Çalışanların departmanlarına göre, değerleme maliyetlerini, önleme maliyetlerini, içsel başarısızlık maliyetlerini ve kurum kalitesini algılayışlarında farklılık çıkmıştır. İdari kadrolarda çalışanların verdikleri cevap ortalamaları diğer kadro çalışanlarına göre düşük çıkmıştır. Çalışmanın diğer bir sonucu, kalite maliyetlerinin çok iyi analiz edilmesinin kurumlar da en sağlıklı bağlılık bicimi olarak kabul edilen duygusal bağlılık ile olan pozitif yönde ilişkisidir. Kurumlarda olması istenmeyen devam bağlılığı ile kalite maliyetlerinin çok iyi analiz edilmesinin hiçbir ilişkisi çıkmamıştır.Çalışmanın en önemli sonucu kalite maliyetleri analizinin, süreç yönetimi, kalite yönetim sistemi ve performans odaklı bağlılık ile olan pozitif yönde güçlü ilişkisidir.Anahtar Kelimeler: 1) Kalite 2) ISO 9001:2000 Kalite Yönetim Sistemi 3) Kalite Maliyetleri 5) Süreç Yönetimi 6) Performans Odaklı Bağlılık 7) Verimlilik 8) Maliyet 9) Örgütsel Bağlılık
Çalışanların özdeğerlendirme, değişim yönetimi ve örgütsel bağlılık algılarının değerlendirilmesi
Bu tez çalışmasında örgütsel bağlılık, değişim yönetimi, çalışanların değişime karşı tutumları ve özdeğerleme kavramları ele alınmış, çalışanların bu kavramları nasıl algıladıklarının ortaya çıkarılması ve kavramların birbirleriyle olan ilişkilerinin açıklanması amaçlanmıştır.Çalışmada alan olarak kamu ve özel sektörden olmak üzere iki hastane seçilmiştir. Anket tekniği ile elde edilen veriler SPSS 13.0 programına yüklenmiş ve istatiksel sonuçlar elde edilmiştir.Çalışma 3 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, kalite, toplam kalite yönetimi ve özdeğerleme kavramları üzerinde durulmuş, özdeğerleme modeli olarak EFQM Modeli incelenmiştir. İkinci bölümde Örgütsel Bağlılık, Örgütsel Değişim, değişim yönetimi kavramları incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde yapılan anketin sonuçları değerlendirilmiş, araştırma sonucu elde edilen istatiksel sonuçlar aktarılmıştır.Elde edilen bulgulara göre; çalışanlar EFQM kavramını sonuçlar, liderlik-strateji, çalışanlar-kaynaklar ve süreçler olmak üzere dört faktörde; Örgütsel bağlılık kavramını Normatif ve Duygusal Bağlılık Olmak üzere iki faktörde; Değişime Direnç kavramını ise geliştirici-iyileştirici, tasarlayıcı-sürdürülebilir, yenilikçi-yatırımcı olmak üzere üç faktörde algılamışlardır. Örgütsel bağlılık ve EFQM arasında orta derece bir ilişki gözlenmesine karşı Değişime Direnç ve EFQM arasında yüksek derecede bir ilişki saptanmıştır. Çalışanların örgütsel bağlılık algılarının Duygusal Bağlılık yönünde olduğu tespit edilmiş, EFQM ile ilgili algıların EFQM'in Sonuçlar faktörü üzerinde yoğunlaştığı görülmüştür. Çalışanların örgütteki değişim ve yeniliğe karşı izledikleri tutumun daha çok geliştirici ve iyileştirici yönde olduğu tespit edilmiştir.Anahtar Kelimler: 1)Özdeğerleme, 2) Değişim Yönetimi, 3) Örgütsel Bağlılık, 4) Değişime Direnç
Yiyecek içecek işletmelerinde ISO 22000 gıda güvenliği yönetim sistemi
Bu çalışma, Dokuz Eylül Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı'na bağlı ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi uygulanmayan mutfaklar ve yemekhanelerde çalışan personel ile, ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi belgesine sahip olan Tıp Fakültesi Hastanesi mutfağında çalışan personelin örgütsel bağlılık, iletişim ve kalite yönetimi doğrultusunda farklılıkları olup olmadığını araştırmak amacıyla yapılmıştır.Araştırmayı yapmak üzere Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğünden gerekli izinler alınarak gıda güvenliği yönetim sistemi, örgütsel bağlılık, iletişim, yönetişim ve kalite yönetimi arasındaki ilişkileri analiz eden bir anket oluşturulmuştur. Anket söz konusu mutfaklara bağlı toplam 141 personele dağıtılmış olup, 104 tanesine katılım olmuş, analizler bu sayı üzerinden yapılmıştır.Analizler için SPSS 16.00 sürümlü paket program kullanılmıştır. Analizler sonucunda Dokuz Eylül Üniversitesi mutfaklarında çalışan personelin cinsiyet, yaş, eğitimi durumu, kıdem yılı ve çalışma statüsü değişkenlerinin ?Güvenli Ürünün Gerçekleştirilmesi, Kontrolü ve İyileştirilmesi?, ?yönetişim? ve ?Gıda Güvenliği Yönetim Sisteminin geçerli kılınması ve doğrulanması? üzerinde etkili olup olmadığı araştırılmıştır. Ölçme aracı olarak 57 soruyu kapsayan ve 2 bölümden oluşan anketin ilk bölümünde, ?Güvenli Ürünün Gerçekleştirilmesi, Kontrolü ve İyileştirilmesi?, ?yönetişim? ve ?Gıda Güvenliği Yönetim Sisteminin Geçerli Kılınması ve Doğrulanması? nı kapsayan 52 soru bulunmaktadır. İkinci bölümde ise Demografik Değerlendirmelerin yer aldığı 5 soru bulunmaktadır. Ankette 5'li likert tipi ölçek kullanılmıştır.Araştırma değişkenlerinden ?Güvenli Ürünün Gerçekleştirilmesi, Kontrolü ve İyileştirilmesi? ile yemekhaneye ilişkin elde edilen sonuçlarda; yemekhanenin ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi belgesi olup olmama durumuna göre anketi cevaplayanların verdikleri cevaplar arasında anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Buna göre, anketi cevaplayanların çalıştıkları yemekhaneye göre ?Örgütsel Bağlılık? bağımsız değişkenini algılamaları ve değerlendirmeleri arasında anlamlı bir fark olduğu gözlenmektedir. Anketi cevaplayanların çalıştıkları yemekhanenin ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi belgesi olup olmama durumuna göre ?Yönetişim? bağımsız değişkenini algılamaları ve değerlendirmeleri arasında da anlamlı bir fark olduğu gözlenmektedir. Diğer taraftan, araştırmaya katılanların çalıştıkları yemekhanenin ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi belgesi olup olmama durumuna göre ?GGYS'nin Geçerli Kılınması ve Doğrulanması? bağımsız değişkenini algılamaları ve değerlendirmeleri arasında da anlamlı bir fark olduğu gözlenmektedir.Araştırma sonucunda, mutfaklarda çalışan personelin örgütsel bağlılık düzeyini, örgütün ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi belgesi olup olmaması pozitif yönde etkilemektedir. Mutfaklarda üretilen ürünün kalitesinin güvence altına alınmasında, örgütün ISO 22000 belgesinin olmasının önemli ölçüde payı olduğu, yapılan anket analizleri sonucu ortaya çıkmaktadır, bu bulgu çalışmanın en özgün sonucudur.Anahtar Kavramlar: Örgütsel Bağlılık, Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi, Güvenli Ürün, Kalite Yönetimi.
Konaklama işletmelerinde duygusal zeka, örgütsel sapma, çalışma yaşamı kalitesi ve işten ayrılma eğilimi arasındaki ilişkinin analizi
Konaklama işletmelerinde örgütsel başarısında insan kaynaklarının yetenek ve özellikleri kadar yönetim becerileri de önemlidir. Yönetim becerileri ve insan kaynaklarının özellikleri üzerine yapılandırılan bu çalışma, duygusal zeka, örgütsel sapma, çalışma yaşamı kalitesi ve işten ayrılma eğilimi arasındaki ilişkinin analizini amaçlamaktadır. Birinci bölümde duygusal zeka ile ilgili olarak kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. İkinci bölümde örgütsel sapma konusu incelenmiş, bu konuda yapılmış çalışmalar, kullanılan modeller ve sonuçları ortaya konulmuştur. Üçüncü bölümü çalışma yaşamı kalitesi oluşturmakta ve bunu etkileyen faktörler, geliştirme programları, önemi ve sonuçları üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde konuyla ilgili bir alan araştırması yer almaktadır.Kavramsal çerçeveden elde bilgi ve modellerden yararlanarak beş bölümlü bir anket oluşturulmuştur. Duygusal zeka ile ilgili bölümde MSCEIT, EQ-I ve ECI modellerinden, örgütsel sapma ile soruların oluşturulmasında Hollinger ve Clark (1982), Robinson ve Bennett (1995), Lawrence ve Robinson'un (2007) çalışmalarından, çalışma yaşamı kalitesi ile oluşturulan sorular Walton (1975), B. Gilbert (1989) ve Sirgy vd. (2001) tarafından yapılan çalışmalardan ve işten ayrılma eğilimini ölçmeye yönelik anket Arnold ve Davey (1999), Bedeian, Kemery ve Pizzolatto (991), Tütüncü ve Demir (2002)'in çalışmalarından yararlanılarak oluşturulmuştur. Anket, Muğla Bölgesinde beş yıldızlı otellerde 563 işgörene uygulanmıştır. Araştırmada önce SPSS 17.0 Programında tanımlayıcı istatistikler yapılmış, sonra LISREL 8.8 Programında doğrulayıcı faktör analizi için Yapısal Eşitlik Modeli kullanılmıştır.Araştırmanın son bölümünde konular arasındaki ilişki istatistiksel olarak değerlendirilerek sonuç ve öneriler ortaya konulmuştur. Sonuçta, duygusal zeka, örgütsel sapma ve çalışma yaşamı kalitesinin işten ayrılma eğilimi üzerinde etkileri olduğu görülmüştür.
Turist sağlığı güvenliğinin analizi: Türkiye termal tesisler analizi
Tüm sektörlerde olduğu gibi turizm işletmeleri de, müşteri memnuniyetini sağlamaya yönelik çalışmalar yapmaktadır. Seyahat etmek hak ve özgürlüğünden yararlanan turistin parası, zamanı, deneyimi ve beklentileri vardır. Bu nedenle, genellikle dinlenmek, eğlenmek, yeni yerler görmek, heyecan, farklılık ve mutluluk arayışları ile sağlıklı ve neşeli bir tatil yapmak için seyahate çıkan turist için, sadece ihtiyaçlarının değil beklentilerinin de karşılanması önemlidir. Müşterilerin ve özellikle sağlık turizmi müşterilerinin yaşam standardının yükselmesi, yeni ürünlerin sektörün tümüne yayılması gibi sebeplerden dolayı müşterilerin beklentileri zaman içerinde yükselmiş olup günümüzün rekabetçi ortamında müşterinin değerlendirmelerini bilmek bir işletmenin hedeflenen müşterinin işletmeye çekilmesi ve memnun edilmesi için uyarlamalar yapmasına olanak sağlamaktadır.Standart turizm ürününe karşı belli bir doygunluğa ulaşan dünya turizm pazarında yeni turizm ürünlerine ve çeşitlerine olan talep hızla artmaktadır. Bu turizm çeşitlerinin belki de en önemlilerinden birisi sağlık turizmidir. Sağlık turizmi özel bir turizm çeşididir. Yaş ortalamasının artması, yaşam tarzının değişmesi, turizm alternatiflerinin artması ve ülkelerin sağlık sistemelerinin özellikleri sağlık turizminin gelişmesinin temel nedenleri arasındadır.Önemli bir jeotermal enerji potansiyele sahip olan Türkiye termal kaynaklarını turizm amaçlı olarak yeterince kullanamamaktadır. Son yıllarda turizm çeşitliliğinin sağlanması çalışmaları neticesinde diğer turizm çeşitleri ile birlikte termal turizm yatırımları da artmaktadır. Mevcut ve yapılması planlanan tesislerden istenilen verimin alınması ve sağlık turizminin ülkemizde geliştirilmesi için gereksinim duyulan bilgilerin oluşturulması bu doktora çalışmasının önemli amaçlarından birini oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında 5 yıldızlı termal tesislerde çalışan personele anket uygulanmıştır. Çalışma alanı olarak 5 yıldızlı termal otellerin seçilmesindeki amaç, bu tesislerin termal turizm ve sağlık turizmi kavramı içerisinde hizmet vermeye çalışan tesisler arasında fiziksel standartları iyi olan tesisler olmalarıdır. Çalışma kapsamında uygulanan anket formu tesislerdeki turist güvenliği,işyerindeki iş ahlakı ve çalışma koşullarını, işletmelerin kalite yönetimlerini, çalışanların işe devam etme eğilimlerini araştıran ve beşli likert ölçeğine göre hazırlanan 55 soru ile demografik özelliklerin incelendiği 6 sorudan oluşmaktadır. Elde edilen veriler SPSS 17.0 (Statistical Programme for Social Sciences) programı ile analiz edilmiştir. Veriler, tanımlayıcı ve çıkarımsal istatistik bazında ele alınmış ve demografik soruların frekans dağılımları ele alınmıştır. Çalışmadaki bütün testler ve hipotezler 0,05 anlamlılık düzeyinde sınanmıştır. Öncelikle verilerin güvenirliliği (Cronbach Alpha) test edilmiştir. Değişkenlerin geçerliliğini belirlemek için faktör analizi (Principal Component Analysis) uygulamış ve veri azaltımına gidilmiştir. Daha sonra bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerindeki etkilerini incelemek amacı ile regresyon testi yapılmıştır. Çalışmada, temel olarak,-Türkiye'de ki termal tesislerin turistler için genel olarak güvenli olduğu ancak yinede termal ve fizik tedavi ünitelerinde çalışan personelin nitelikleri ve uzmanlıklarının uygun olmaması gibi sıkıntıların giderilmesi gerektiği,-İşletmenin kendine belirlediği hedefler ve oluşturmak istediği çalışma ortamına uygun kişilerin seçilmesinin iş gören veriminin ve hizmet kalitesinin artmasına doğrudan etkisi olacağı ve bu durumun kaliteyi, tesis güvenliğini dolayısıyla müşteri memnuniyetini arttıracağı,sonuçları çıkmış ve sonuç kısmında öneriler geliştirilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Sağlık turizmi, jeotermal kaynaklar, termal turizm, termal tesisler, güvenlik, kalite, müşteri memnuniyeti, tükenmişlik sendromu