Theses supervised by Doç. Dr. İbrahim Kaya

10 theses · Kütahya Dumlupınar University, Çanakkale Onsekiz Mart University

Master'sOpen AccessTR

Tarihsel ? kuramsal yönleriyle Kemalizm ve günümüze dair açılımlar

Liberalizm, İslamcılık ve Kemalizm, hepsi de, kuşkusuz günümüz Türk siyasi yaşamının temel karakterini belirlemede büyük bir öneme sahip. Hedefleri ve siyasi projeleri farklı olsa da, söz konusu üç tarz-ı siyasetin hepsi de bir tek şeyi arzulamaktadır: Kendilerine özgü birlikte yaşamaya ilişkin önerileri ekseninde devleti yönetmek.Bu amaç uğrunda söz konusu üç tarz-ı siyaset, yirminci yüzyılın son çeyreğinden itibaren belirginleşen yenidünya düzeni doğrultusunda birbirlerine olan mesafelerini, benzerliklerini ve ayrılık noktalarını yeniden gözden geçirmek durumunda kaldılar. Geriye dönüp bakıldığında, Türk siyasi tarihinin son dönemi, bize, bu üç düşünme biçiminden bazen bir projenin diğer(ler)ine oranla daha fazla öne çıktığı dönemler olduğunu gösterecektir.Modern Türk tarihinin bir sonucu olarak Türk siyasetinin son durumu bir gerçeğe dikkat çekmektedir: Liberalizm ve muhafazakârlık aralarındaki sorunları büyük ölçüde halletmiş gibi görünmektedir. Liberaller, Türk modernlik deneyimine Batı'ya alternatif bir modernlik projesi olma fırsatını vermedikleri gibi, İslami Doğu için liberal-muhafazakâr demokrasiye büyük önem atfetmektedirler. 80'lerden bu yana İslamcı sermaye birikimi muazzam derecede arttı. Bu durumun sonucu olarak, kültürel ve politik bağlamda, İslamcılar, devletin laik yapısını zayıflatmak için sıkı biçimde çalışmaktadırlar. Dolayısıyla bu süreçte, İslamcılar Kemalizmi halen en büyük muhalifi olarak görmektedirler.

AydınlanmaDemokrasiKemalizm+2
Özgür Kaya
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kitle iletişim araçları ve yanlış bilinçlilik

Son dönemlerde, kitlesel iletişim üstüne yapılan çalışmaların arttığı görülmektedir.Sosyal bilimlerin ve özellikle sosyolojinin bu alana yüklediği önemin nedeni kitle iletişimaraçlarının yol açtığı toplumsal dönüşümlerdir.Bu çalışmada, kitle iletişim araçlarının neden olduğu toplumsal dönüşümleri anlamakiçin bu araçların kitlelerde yarattığı ?yanlış bilinçlilik? olgusuna merkezi bir önem verilmesigerektiği tartışılmaktadır. Yaşantımızın her alanına son yıllarda giriş yapan kitle iletişimaraçlarının ve bu araçlardan en etkilisi olduğunu düşündüğümüz televizyonun başta habervermek olmak üzere birçok işlevi vardır. Ancak, kitlesel iletişimin hem siyasi hem deekonomik anlamda bireyleri denetim altına almak amacıyla yanlış bilinç ürettiği de göz ardıedilmemelidir.Kitlelerde içinde yaşadıkları döneme ilişkin yanlış bilinç oluşturma olgusu sermayesınıfı için son derece önemlidir. Buradaki önem sadece sermaye sınıfının kitle iletişimaraçlarını kullanarak oluşturmayı hedeflediği yanlış bilinçlilik değildir. Aynı zamanda, siyasalalan da kitle iletişim araçlarını kullanarak seçmen kitlelerinde yanlış bilinçlilik yaratmayıhedeflemektedir.Bu çerçevede, siyaset ve ekonomi arasındaki bağlar irdelenerek Türkiye'deki kitleiletişim araçlarının gelişimi araştırılmaktadır. Bu araştırmanın da gösterdiği temel sonuçyanlış bilinçliliğin kitlesel iletişimle ilişkisinin kesinliği olmaktadır. Tüm budeğerlendirmelerin temeline ?kitle kültürü? ve ?kültür endüstrisi? kavramlarıyerleştirildiğinde, süreç daha anlaşılabilir bir görünüm kazanmaktadır. Türkiye'de kitleiletişim araçlarının gelişimi ve Türk medyasının holdingleşme süreci göz önüne alınarak kitlekültürü ve kültür endüstrisi eleştirilerinin bu süreci açıklayabildiği gerçeği ortayakonulmaktadır.

KitleKitle iletişim araçlarıKitle iletişim kuramları+6
Özkan Yüksel
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin demokrasi kültürü üzerine sosyolojik bir inceleme

Demokrasi düşüncesi Antik Yunan'da doğmuş, fakat modern yorumunu Amerikan ve Fransız Devrimleri ile bulmuştur. Demokrasi kavramı, farklı yorumları içerisinde barındırmaktadır, o yüzden üzerinde halen belirli bir tanımlamaya ulaşılamamıştır. Demokrasinin yoruma açıklığı, maalesef, demokrasiye farklı bakış açıları sunmaktadır. Yani, bazıları kendi anlayışları üzerine, kendi çıkarları adına, demokrasinin evrensel kurallarına dikkat etmeden demokrasiyi yorumlarlar. Demokrasinin evrenselliği açısından aktörün dönüştürme kapasitesi esastır.Sosyal değişimler de artık demokrasiye ihtiyaç duymaktadır. Demokrasi kavramı hemen her söylemde, sivil toplumun kimlik temelli politika sorunlarında tartışılmaktadır. Türkiye de neoliberal dönüşümlerden ciddi anlamda etkilenmiş ve bu etkilenme, siyasette, ekonomide ve toplumsalda kendisini göstermiştir. Bu neoliberal dönüşümler, Türk toplumunu anlamak adına sosyal bilimleri yeni arayışlara zorunlu kılmaktadır. Ancak, pek çok açıdan başarısız iddialar ortaya atılabilir. Neoliberal dönüşümlerin Türk toplumunun karakteristik özelliğini zayıflattığı öne sürülebilir. Daha da önemlisi, bu liberal dönüşümlerin demokrasinin temel ihtiyaçlarını oluşturduğu duygusu oluşabilir. Bu tezde, demokrasinin temelinin liberalizm değil, cumhuriyetçilik olduğunda ısrar edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Demokrasi Kültürü, Düşük Yoğunluklu Demokrasi, Liberalizm, Muhafazakarlık.

DemokrasiKültürLiberalizm+2
Taner Solmaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Türk modernliği açısından kadro ve yön hareketlerinin karşılaştırmalı analizi

Bu tez Türk modernliğini kavramsallaştırma bağlamında son derece temel olan iki teorik yaklaşımı karşılaştırmayı hedeflemektedir: Kadro ve Yön Hareketleri.Türkiye 1920'lerde yaşamış olduğu devrimci dönüşümleri teorileştirecek, bir grup aydına ancak 1930'larda kavuşmuştur. Şevket Süreyya Aydemir'in öcülüğündeki Kadro Hareketi Türk tarihinde bir ilki başarmak için entelektüel girişimi başlatmıştır. Türk modernliğinin deneyimini sosyolojik olarak okumak isteyen her çabanın es geçemeyeceği Kadro Hareketi'ne benzeyen belki de tek ikinci hareket Yön Hareketi'dir. Tıpkı Kadro Hareketi gibi Yön Hareketi de çok kritik bir tarihsel süreçte Türkiye'yi ve dünyayı anlama girişimidir. Türkiye'nin yeniden yapılandığı bir dönemin teorisyenleri olarak Yön yazarları Türk modernliğini anlamak için analiz edilmek zorundadırlar.Bu tez sözü edilen iki teorik yaklaşımı Türk modernliğini yeni bir yoldan anlamak için karşılaştırmaktadır. Tezin başlangıç noktası Türkiye'nin yaşadığı modern dönüşümü kavramanın esasında, devrim teorisi yazmak anlamına geldiğini kabul etmektedir. Bu bağlamda tez öncelikli olarak Türk modernliğine ilişkin genel tartışmaları değerlendirmeye almaktadır. Tez Türk modernliğini teorileştirme bağlamında önemli olan bir yaklaşım olan Kadro Hareketi'ni değerlendirmektedir. Kadro Hareketi Türk modernliğini teorileştirme çabasında o kadar önemlidir ki, 1970'lerde sosyal bilimlerde tartışılmaya başlayan ?Bağımlılık Teorisi?nin temellerinin 1930'larda atıldığı bir harekettir. Kadro Hareketi kadar önemli olan Yön Hareketi ise tarihsel dönüşüm yaşayan Türk modernliğini teorileştirirken Türk modernliğinin ideolojisi olan Kemalizm ile sosyalizm eklemleyerek Türk modernliğine çok önemli bir yorum getirmektedir. Kadro ve Yön Hareketleri Türk modernliğini teorileştirme çabasında buluşan iki önemli hareket olarak Türk düşünce dünyasında önemli bir yer teşkil etmektedirler. Her iki hareket de anti-emperyalist, anti-kapitalist ve devletçiliği temele alarak Türk modernliğini teorileştirmeye çalışmaktadır. Kadro ve Yön Hareketleri ortaya attığı tezlerle, yaptıkları analizlerle Türk modernliğinin günümüzde yaşadığı sorunlara teorik temeller sağlamak açısından tarihsel bir arka plan sunabilir.Anahtar Kelimeler: Modernlik, Türk modernliği, Kadro Hareketi, Yön Hareketi.

Kadro hareketiKadrocularKarşılaştırmalı analiz+2
Metin Kaybaki
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Sivil topluma eleştirel bir yaklaşım batı liberal demokrasi ve Türkiye örneği

Sivil toplum ancak moderniteyle birlikte ortaya çıkan ve gelişen bir olgudur. Tarihsel gelişim süreci içerisinde ele alındığında sivil toplum batı siyasal düşünce geleneğinin bir ürünü olarak ortaya çıkmış ve günümüze kadar çeşitli anlam ve işlevler içermiştir.Özellikle günümüzde sivil toplum kavramı siyaset dünyasında oldukça sık kullanılır bir hale gelmiş ve neredeyse tüm sorunların çözümünde önemli bir kavram olarak kullanılmıştır. Neo-liberal politikalar ile birlikte sivil toplum kavramı ?sivil toplumculuk?a dönüşmüş ve kavram ideolojik bir araç haline getirilmiştir. Toplumsal alanda sivil toplum adı altında birçok kurum, örgüt ve yapı ortaya çıkmış ve sivil toplum adına eylemde bulunduklarını iddia etmişlerdir. Bu dönüşümle beraber sivil toplum tek yanlı bir şekilde ele alınarak yüceltilmiştir, sivil toplumun içerebileceği tehlikeler görülmemiştir.Anahtar Kelimeler: Demokrasi, Sivil Toplum, STK, Türkiye

DemokrasiDevletDevlet-halk ilişkileri+4
Mehmet Emin Baği
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya ilköğretim okullarındaki öğrencilerin şiddet algısı üzerine sosyolojik bir çalışma

Şiddet gerek sosyal, gerekse psikolojik açıdan pek çok olumsuz etkileri olan, bireyin yetenek ve becerilerini kullanmasını etkileyen, dolayısı ile bireysel hedeflere ulaşmayı engelleyerek önce bireyleri, sonra da toplumu sosyolojik açıdan etkileyen bir konudur. Hem şiddet uygulayan, hem de şiddete maruz kalan birey açısından geçerli olan bu durum, etkisini en fazla eğitim kurumlarında, özellikle ilköğretim çağında göstermektedir. Bu nedenle ilköğretim okullarında şiddet ve şiddet eğiliminin tespit edilip, çözüm için bir dizi önerilerin getirilmesi önem arz etmektedir. Öte yandan ülkemizde yapılan sınırlı sayıdaki alan çalışmaları ve bilimsel araştırmalarda, şiddet ya mesleki boyutları ile bir bilim disiplinince ele alınmış, ya da durumun daha çok teorik kökenleri üzerinde durulmuştur. Bu araştırmaların genelinde daha çok ekonomik durum üzerinde durulmuştur. Oysaki şiddetin gerek sosyoekonomik, gerekse sosyokültürel alanda oldukça geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında şiddetin temel nedenlerinin sosyolojik açıdan ele alınması daha doğru olur.Bu araştırmada, Kütahya ilindeki ilköğretim okullarındaki öğrencilerin şiddet algıları ve bu algıyı etkileyen demografik etmenler araştırılmıştır. Araştırmada, Kütahya ilinde ilköğretim okullarındaki 123 öğrenci üzerinde anket uygulaması yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre annenin eğitim durumu ve kardeş sayısı ile şiddet algısı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunurken, babanın eğitim durumu ve cinsiyete göre bir ilişki gözlemlenmemiştir.Anahtar Kelimeler: Şiddet; İlkokul; Eğitim; Sosyoloji.

Eğitim sosyolojisiKütahyaSosyolojik analiz+4
Tamer Arpacı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksellikten neo-liberal muhafazakârlığa Türkiye'de İslamcılığın dönüşümü

Modern bir ideoloji olarak İslamcılık, belirli bir tarihsel dönemde ortaya çıkmıştır. İslamcılık, toplumun temelleri ve yapısı itibariyle yukarıdan aşağıya İslamileştirilmesini hedeflemektedir. İslami bir devlet ve toplum inşasını amaçlayan İslamcılık, modernlikle olan ilişkisinde, modernliği sorgulamasına karşın onu reddetmemektedir.Türkiye'de 1970'li yıllarla birlikte bağımsız siyasal bir parti etrafında örgütlenen İslamcı hareket, 1990'lı yıllara dek milliyetçi, muhafazakâr ve radikal bir politik güç olarak yükselmiştir. Bu dönemde İslamcılık; öz İslam'dadır, hakikati İslam'da aramak ve İslam'ın altın çağına dönmek gibi politik söylemlere sahiptir. Ancak, 1990'lı yıllardan itibaren İslamcılık, küreselleşme, neo-liberalizm ve ulus-ötesi kapitalizmle bütünleşerek ve önceki ideallerinden vazgeçerek dönüşmüştür. Türkiye'de İslamcılığın dönüşümü, İslamcı hareketin Batı ile olan ilişkisinde açıklık kazanmaktadır. 1970'li yıllarla 1990'lı yıllar arasında İslamcılık, Batı karşıtı bir ideoloji olarak gelişme gösterirken, 1990'larla birlikte ve 2000'li yılların başında İslamcılık dönüşerek Batı siyasal formu olan liberal demokrasilerle bütünleşme çabası içinde olmuştur. Bu nedenle, 2000'li yılların başında muhafazakâr İslamcı iktidar partisi AKP, yeni muhafazakâr hareket olarak politik kimliğini ?muhafazakâr demokrat? olarak ifade etmiştir.Anahtar Kelimeler: İslamcılık, Küreselleşme, Neo-liberalizm, Ulus-ötesi Kapitalizm, Yeni Muhafazakârlık, Dönüşüm

DönüşümKapitalizmKüreselleşme+3
Kerem Özbey
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İdari yargıda manevi tazminat

İdari yargıda manevi tazminat başlıklı bu çalışmada, hukuk devleti ilkesini benimseyen bir idarenin sorumluluğu ve sorumluluğun bir sonucu olarak tazmin borcu kapsamında bulunan manevi tazminat konularında öğretide yer alan görüşler ile yüksek mahkeme içtihatları incelenmiştir. Öğretide kabul edilen görüşler ile içtihatlardaki farklılıklar yeri geldikçe yüksek yargı kararları ile ortaya konulmaya çalışılmıştır. Manevi tazminat miktarının belirlenmesine etki eden faktörler ve tazmine ilişkin ilkelere de yer verilmiştir. Son zamanlarda yargı kararlarında yer verilen rücu meselesini de yer verilmiştir.

Manevi tazminatManevi zararlarTazmin+6
Serkan Mangal
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Ceza yargılamasının kovuşturma aşamasında adil yargılanma hakkı

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı, hukuk devleti ilkesinin en önemli yansımalarından birini oluşturur. Adil yargılanma hakkı, muhakemenin tarafları arasında fiili ve hukuki olarak fark gözetmeksizin taraflara karşı eşit mesafede ve çelişmeli olarak yapılan dürüst yargılanmayı ifade eder. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, Sözleşme'nin 6. maddesi bağlamında yapılan başvurularda ulusal mahkemelerce verilen kararların haklılık ve isabet durumlarına müdahale etme gibi bir durumun söz konusu olmadığı gibi; ulusal mahkemelerin kararlarını esastan inceleyen temyiz mercii sıfatı da bulunmamaktadır. Adil yargılanma hakkı ile ilgili olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapma hakkını tanımasını müteakiben zaman içerisinde suç isnadıyla ilgili Mahkeme'nin geliştirdiği içtihatlara uyumlu olacak şekilde mevzuatta çeşitli düzenlemeler yapma ihtiyacı duymuştur. Bu çalışmanın odağında bulunan ve temel amacı maddi gerçeğe ulaşmak suretiyle insan hak ve özgürlüklerini gözeterek adil yargılanma hakkına ilişkin ilkelerin gerçekleştirilmesi olan Ceza Muhakemesi Kanunu da bu kapsamda zamanla uyarlanmıştır. Bu çalışmada Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi ve Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki hükümler çerçevesinde adil yargılanma hakkı kovuşturma aşamasındaki uygulamalar bağlamında incelenmiştir.

Adil yargılanmaCeza hukukuCeza yargılaması+2
Adem Türkel
Çanakkale Onsekiz Mart University
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği müzakere sürecine sivil toplum kuruluşlarının bakışı

Sivil toplum eski çağlardan günümüze kadar çeşitli aşamalardan geçerek gündemden düşmeyen ve tartışmaya açık bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kavram, Avrupa ülkelerinde siyasal ve sosyal gelişmelere paralel olarak değişik şekillerde ilerleme sağlayarak kendisini göstermiştir. Avrupa'daki demokratikleşme süreci ile birlikte topluma yönelik gelişmeler Türkiye'ye de yansımış, bunun sonucunda da sivil toplum kavramı ülkenin gündeminde önemli bir yer edinmiştir.Türkiye'de Osmanlı Devleti'nden gelen güçlü merkeziyetçi yapının etkisi sivil toplum alanını daraltsa da 1946 yılından itibaren çok partili yaşama geçiş ile sivil toplum unsurları hayat kazanmıştır. Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin 1959 yılında Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu'na katılım başvurusu ile başlamasıyla sivil toplum ülke gündeminde önemli bir yere taşınmıştır. AB'nin katılım için ön koşul olarak sunduğu Kopenhag Kriterleri çerçevesinde sivil toplum Türkiye'nin gündemine yerleşmiştir.Türkiye'de sivil toplumun önem kazanmasıyla, sivil toplum çeşitli örgütlenme biçimleriyle toplumda belirginleşmeye başlamıştır. Türkiye'de bu sivil toplum kuruluşları dernekler, vakıflar, sendikalar, meslek kuruluşları ve yurttaş girişimleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu örgütlenmeler, AB ile müzakere sürecinde etkin rol oynamaktadırlar.Bu çalışmada, STK olarak faaliyet gösteren bu örgütlenmelerin AB'ye katılım sürecindeki rolleri irdelenecek ve sivil toplumun bu süreçteki rolü değerlendirilecektir.

Avrupa BirliğiSivil toplum örgütleri
Didem Saygın
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00

Other supervisors