Doç. Dr. Rukuye Aylaz danışmanlığındaki tezler

11 tez · İnönü University

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Radyoterapiye başlayan kanser hastalarına verilen beslenme eğitiminin malnütrisyonu önlemeye ve azaltmaya etkisi

Bu araştırmanın amacı; radyoterapi alan kanser hastalarına verilen beslenme eğitiminin malnütrisyonu önlemeye ve azaltmaya etkisini belirlemektir. Deneysel türden olan bu çalışmanın evrenini İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi (TÖTM) Radyasyon Onkolojisi ünitesinde tedaviye yeni başlaya 240 kanser hastası oluşturdu. Örnekleme alınan hastalar basit rastgele örnekleme yöntemine göre 74'ü deney, 73?ü de kontrol grubu olmak üzere toplam 147 hasta olarak belirlenmiştir. Araştırma kapsamını radyoterapiye yeni başlamış, radyoterapi süresi iki haftadan fazla olan, kaşektik ve ruhsal sorunu olmayan, iletişim kurulabilen, araştırmaya katılmayı kabul eden kanser hastaları oluşturdu. Veriler; Hasta Bilgi Formu, Subjectif Global Değerlendirme (SGD) Ölçeği ve antropometrik ölçümler ile elde edildi. Verilerin istatistiksel değerlendirmesinde sayı, yüzde, bağımsız gruplarda t-testi, varyans, ki-kare ve McNemar analizi testleri kullanıldı. SGD ölçeği sonuçlarına göre 1 ay sonraki izlemde deney ve kontrol grupları arasında önemli bir fark saptandı (p<0.05). Sonuç olarak; verilen eğitimin malnütrisyonu azaltmaya etkisi olduğu saptandı. Bu nedenle malnütrisyonu azaltmak için radyoterapi alan hastalara hemşireler tarafından beslenme eğitiminin düzenli olarak verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Radyoterapi, beslenme, malnütrisyon, kanser, hemşirelik

BeslenmeBeslenme bozukluklarıHemşirelik+4
Berna Bayır
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kronik hastalığı olan çocukların algıladıkları sosyal desteğin okul başarısına etkisi

Bu araştırma, kronik hastalığı olan öğrencilerin algıladıkları sosyal desteğin okul başarılarına etkisini değerlendirmek amacıyla kesitsel ve tanımlayıcı olarak yapıldı. Araştırmanın evrenini Turgut Özal Tıp Merkezi Büyük Çocuk Servisi'nde yatan, en az 3 ay önce kronik hastalık tanısı konulmuş 10-16 yaş grubu, öğrenimine devam eden 597 çocuk; araştırmanın örneklemini ise evrenden basit rastgele örneklem yöntemi ile seçilen 234 çocuk oluşturdu. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından, hastane ortamında Ağustos 2012-Mart 2013 tarihleri arasında, Hasta Tanıtıcı Bilgi Formu ve Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılarak toplandı. Verilerin analizinde yüzdelik dağılımlar, t testi, ANOVA, Kruskal-Wallis, Mann-Whitney U ve ki-kare önemlilik testleri kullanıldı. Araştırmaya katılan çocukların; hastalıklarıyla ilgili yaşadıkları sıkıntılarda %49.6'sının annelerinden destek aldıkları, %66.2'sinin hastaneye yattığında derslerde arkadaşlarından geri kaldığı ve %61.5'inin hastalığına bağlı yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle ders çalışamadığı için okul başarılarının etkilendiği belirlendi. Elde edilen verilere göre; algılanan sosyal desteğin okul başarısını etkilediği, başarıda en çok aileden alınan desteğinin etkili olduğu (54.9±4.40), bunu sırasıyla öğretmen desteği (46.3±5.18) ve arkadaş desteğinin (35.0±4.24) takip ettiği belirlendi. Sonuç olarak; çocukların okul başarısını, kronik hastalığın olumsuz etkilediği fakat algılanan sosyal desteğin olumlu etkilediği belirlendi. Bu sonuçlar doğrultusunda kronik hastalıklı çocuklarda sosyal destek düzeylerinin ve destek kaynaklarının saptanması, hemşireler tarafından çocuğun ebeveynlerinin, öğretmenlerinin ve arkadaşlarının kronik hastalıklı çocuklar ve okul yaşantıları konusunda bilgilendirilmeleri ve tüm okullarda okul sağlığı hemşireliğinin aktif hale getirilmesi önerilebilir. Anahtar kelimeler: kronik hastalık, okul başarısı, sosyal destek, hemşirelik, çocuk

Algılanan sosyal destekHemşirelikKronik hastalık+3
Gülsüm Yetiş
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yenidoğan yoğun bakım servisinde bebeği yatan annelere verilen planlı eğitimin annelerin anksiyete düzeyine etkisi

Bu araştırma, yenidoğan yoğun bakım servisinde bebeği yatan annelere verilen planlı eğitimin annelerin anksiyete düzeyine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Tek grup ön test son test yarı deneme modeli olarak yapılan araştırma, Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Anneler Servisi'nde Mart 2014-Mayıs 2015 tarihleri arasında yapıldı. Araştırmanın evrenini; veri toplama tarihleri arasında Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastahanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Anneler Servisi'nde bebeği yatan tüm anneler oluşturdu. Örneklem büyüklüğü evreni bilinen örneklem formülüne göre minimal örneklem büyüklüğü 283 olarak belirlendi. Araştırmada örneklem seçimine gidilmeyip araştırmaya alınma kriterlerine uyan, araştırmaya katılmayı kabul eden anneler araştırma kapsamına alındı. Verilerin toplanmasında; anne ve bebeğin sosyo-demografik özelliklerini içeren soru formu ve Durumluluk ve Süreklilik Kaygı Ölçeği kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı istatistik, bağımlı ve bağımsız gruplarda t testi, Wilcoxon, Kruskal Wallis Varyans, Mann-Whitney U, Varyans Analizi, Pearson Kolerasyon testi kullanıldı. 16-24 yaş gurubunda, 1-3 arasında çocuk sahibi, sağlık güvencesi olan, okur yazar, çalışmayan, eşi okur-yazar ve memur, geniş aileye sahip, köyde yaşayan, düşük gelirli, sigara kullanmayan, hekimden bilgi alan, fiziksel aile desteği alan, kronik hastalığı olmayan annelerin durumluluk son test puan ortalamasının, ön test puan ortalamasından daha düşük olduğu ve ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğu saptandı (p<0.05). Annelerin süreklilik puan ortalamasının daha yüksek olduğu ancak ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak önemsiz olduğu saptandı (p>0.05). Araştırmanın son test puan ortalamasının ön test puan ortalamasından daha düşük olduğu ve puan ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğu saptandı (p<0.05). Sonuç olarak yenidoğan yoğun bakım servisinde bebeği yatan annelere verilen planlı eğitimin, annelerin anksiyete düzeyini azalttığı saptandı. Yenidoğan yoğun bakım servisinde bebeği yatan annelerin anksiyete düzeyini azaltmak için yenidoğan hemşireleri tarafından yenidoğan bakımıyla ilgili annelere eğitim verilmesi önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Yenidoğan, Anksiyete, Anne, Planlı Eğitim, Hemşirelik

AnksiyeteAnnelerBebek-yenidoğmuş+5
Emral Gülçek
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The effect of exercıse on quality of lıfe ın pregnancy

ABSTRACT THE EFFECT OF EXERCISE ON QUALITY OF LIFE IN PREGNANCY This study was conducted in order to determine the effects of exercising on quality of life in pregnancy. The population of the study was formed by 580 pregnants who were registered to 10 Family Health Center located in the city center of Malatya. The sample of the study, on the other hand, was formed by 230 pregnants who had minimal sample size according to known population sample size calculation. The data of this descriptive study was collected between October 2013 and September 2014 from the Family Health Centers (Aytaç Paşa FHC, Çarmuzu FHC, Çavuşoğlu FHC, Çöşnük 1 FHC, Çöşnük 2 FHC, Fırat FHC, Göztepe 1 FHC, Göztepe 2 FHC, Göztepe 3 FHC, Sıtmapınarı FHC) located in the city center of Malatya. The data were collected using pregnant introductory form, exercise benefit and barrier scale, quality of life scale. Percentage distributions, t test, Variance Analysis (ANOVA), Kruskal-Wallis, Mann-Whitney U and Pearson Correlation tests were used in the analysis of the data. It was determined that 69.1% of the pregnants participating to the study did not know the benefits of exercising and 89.6% did not exercise. Quality of life mental health scores of those who exercised were determined to be higher and statistically significant (p<0.05). A positive correlation was determined between the EBS and LQPHS scores of the pregnants in this study (0.268, p=0.001). It was also detected that the more exercise performed led to higher total quality of life scores. In consequence, exercising was determined to positively affect the quality of life in pregnants. Therefore, it is recommended that nurses should give education regarding the importance and benefits of exercise during pregnancy in order to increase the quality of life. Keywords: Pregnant woman, quality of life, exercise, midwife.

Nurse midwivesExercisePregnancy+2
Hacer Ünver
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Psikiyatri hastalarının tedaviye uyumunda sosyal desteğin etkisi

Psikiyatri Hastalarının Tedaviye Uyumunda Sosyal Desteğin Etkisi Amaç: Bu araştırma psikiyatri hastalarının tedaviye uyumunda sosyal desteğin etkisi ve bu durumu etkileyen unsurların belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı tipte yapılmıştır. Materyal Metot: Araştırmanın evrenini veri toplama tarihleri arasında Elazığ Toplum Ruh Sağlığı Merkezi'nde ve Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi'nde tedavi gören psikiyatri hastaları oluşturmuştur. Evreni bilinen örneklem formülüne göre minimal örneklem büyüklüğü 324 olarak belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemini evrenden, olasılıksız rastlantısal örnekleme yöntemi ile seçilen psikiyatri hastaları oluşturdu. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", "Morisky Uyum Ölçeği ve "Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı istatistik, bağımlı ve bağımsız gruplarda t testi, Kruskal Wallis, Mann-Whitney U, Varyans Analizi, Pearson Kolerasyon testi kullanılmıştır. Bulgular: Hastaların %43.8'ini 25-49 yaş aralığında, %57.4'ünü erkek, %42.9'ünü şizofreni tanısı alan psikiyatri hastaları oluşturmuştur. Kendi ailesiyle, eşi ve çocukları ile yaşayanların yalnız yaşayan hastalara ve gelir durumu yüksek olanların düşük olan hastalara göre tedaviye daha uyumlu olduğu saptanmıştır (p<0.05). Evli olan hastaların aile desteği alt boyutu puan ortalamasının, eşi ve çocukları ile yaşayan hastaların, aile, arkadaş ve özel kişi desteğinin daha fazla olduğu, il ve ilçe merkezinde yaşayan hastaların sosyal destek toplam puan ortalamasının daha yüksek olduğu, gelir durumu kötü olan hastaların aile, arkadaş, özel kişi ve sosyal destek toplam puan ortalamasının daha düşük olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sonuç: Sonuç olarak hastaların sosyal desteği arttıkça, tedaviye uyumlarının daha fazla olduğu saptanmıştır. Ruh sağlığı ekibi içinde bulunan psikiyatri hemşirelerinin, hasta ile ailesi veya yakınlarının arasındaki sosyal destek bağlarını güçlendirici görevler almaları önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Psikiyatri, Tedaviye Uyum, Sosyal Destek.

Mental bozukluklarPsikiyatriPsikiyatrik hastalıklar+2
Gülsen Kılınç
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kronik psikiyatri hastalarına bakım verenlerin bakım yükleri ve baş etme düzeylerinin belirlenmesi

Amaç: Bu araştırma kronik psikiyatri hastalarına bakım verenlerin bakım yükleri ve stresle baş etme düzeylerini araştırmak amacıyla tanımlayıcı nitelikte yapılmıştır. Materyal Metot: Araştırma İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde Şubat 2015-Kasım 2016 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini belirtilen tarihler arasında DSM V tanı ölçütlerine göre bipolar bozukluk ve şizofreni tanısı almış 316 bakım veren oluşturmuştur. Evreni bilinen örneklem formülüne göre örneklem büyüklüğü 134 bakım veren ile gerçekleşmiştir. Verileri toplama aracı olarak " Hasta ve Bakım Verenlerin Tanıtıcı Özellikleri Bilgi Formu", "Zarit Bakıcı Yük Ölçeği" ve "Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı istatistik, bağımlı ve bağımsız gruplarda t testi, Kruskal Wallis, Mann-Whitney U, Varyans Analizi, Pearson Kolerasyon testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada; bakım veren aile üyelerinin bakım yükü toplam puan ortalaması 59.33±16.75 olarak bulunmuştur. Bakım verenlerin yaş ortalamaları 49.95±13.68 olup, çoğunluğu evli ve ilkokul mezunudur. Bakım verenler çoğunlukla hastaların anneleridir. Bakım verenlerin toplam yük puanları arttıkça; kendine güvenli, çaresiz ve boyun eğici yaklaşım puanlarının da arttığı belirlenmiştir. Sosyal destek arama alt ölçeği ile bakım yükü ölçeği toplam puan ortalaması arasında negatif yönde önemli ilişki bulunmuştur (p<0.05). Buna göre bakım yükü arttıkça sosyal destek arama azalmaktadır. Sonuç: Bu araştırmada, bakım verenlerin yük düzeylerinin yüksek olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte bakım verenlerin yaşadıkları güçlüklerle baş ederken etkili (sosyal destek arama, kendine güvenli ve iyimser yaklaşım) baş etme yöntemlerini daha fazla kullandıkları saptanmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda; psikiyatri hemşirelerinin bu konudaki farkındalığın arttırılması ve bakım veren aile üyelerinin desteklenmesi önerilebilir.

Hasta bakımıHasta bakımı-hastane sonrasıHasta bakımının örgütlenmesi+6
Erman Yıldız
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Askerlerde benlik saygısı düzeyleri ile sigara içme davranışı arasındaki ilişki

Amaç: Bu araştırma askerlerde benlik saygısı düzeyleri ile sigara içme davranışı arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla planlanmıştır. Materyal ve Metot: Araştırmanın evrenini 2016 yılı Mayıs ayında İnönü Kışlası'ndaki er/erbaşlar oluşturmuştur. Araştırmada örneklem seçimine gidilmeyip evrenin tamamı olan 283 er/erbaşa ulaşılmak hedeflenmiş ancak 254 kişiye ulaşılmıştır. Veri toplanmasında sosyodemografik özellikleri içeren veri formu, sigara içme tutum ve davranışlarını ölçen sorular ile "Fagerstom Nikotin Bağımlılığı Testi" ve "Benlik Saygısı Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler bilgisayar ortamında, frekans ve yüzde dağılımı, anova, t testi, korelasyon kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Askerlerin %72.4'ü 20-25 yaş aralığında, %68.1'i lise ve üzerinden mezun, %56.3'ü orta gelir düzeyindedir. Sosyodemografik verilerden yaş, gelir ve eğitim düzeyinin artmasıyla benlik saygısının arttığı saptanmıştır (p<0.05). Askerlerin %59'u sigara içmekte ve içenlerin %48.6'sı düşük düzeyde nikotin bağımlısıdır. Sigaraya başlama sebebinin çoğunlukla sosyal çevre olduğu, askerlik döneminde sigarayı artırmada en önemli etkenin stres olduğu, askerliğin ilerleyen dönemlerinde benlik saygısı puan ortalamalarının azaldığı, benlik saygısı toplam puan ortalaması ve benlik saygısı alt boyutları ile nikotin bağımlılığı arasında ilişki olmadığı saptanmıştır (r:-0.092, p:0.264). Sonuç: Benlik saygısı ile nikotin bağımlılığı arasında ilişki olmadığı, sosyodemografik verilerden yaş, gelir ve eğitim düzeyi arttıkça benlik saygısının arttığı saptanmıştır. Askerlik döneminde sigara içmenin arttığı ve benlik saygısı puan ortalamalarının azaldığı saptanmıştır. Hemşirelerin; sigaraya başlamanın önlenmesi, içenlerin bırakması ve stresle başetme yöntemleri konularında eğitim vermeleri, askerlerin benlik saygısı düzeylerini artıracak girişimlerde bulunmaları faydalı olacaktır.

AskerlerBağımlılıkBenlik saygısı+4
Zeynep Kılınç
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
10
DoktoraAçık ErişimTR

Farkındalık temelli psikoeğitimin şizofreni hastalarının içgörü ve ilaç uyumuna etkisi

Materyal Metot: Araştırma öntest- sontest kontrol gruplu gerçek deneme modelinde yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Balıkesir ve Eskişehir il merkezlerinde bulunan Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerine kayıtlı 369 şizofreni hastası oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini, evreni bilinen minimal örneklem büyüklüğü formülüne göre belirlenen ve randomize örnekleme yöntemiyle seçilen 55 deney, 80 kontrol grubundan olmak üzere 135 hasta oluşturmuştur. Veriler Şubat-Nisan 2016 tarihleri arasında toplanmış ve verilerin elde edilmesinde Tanıtıcı Bilgi Formu, Beck Bilişsel İç Görü Ölçeği, Tıbbi Tedaviye Uyum Oranı Ölçeği kullanılmıştır. Deney grubundaki hastalara araştırmacı tarafından Balıkesir Toplum Ruh Sağlığı Merkez'inde 8 oturumluk psikoeğitim programı uygulanmıştır. Kontrol grubundaki hastalara herhangi bir girişim uygulanmamıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma, ki-kare, bağımlı gruplarda t testi, bağımsız gruplarda t testi kullanılmıştır. Bulgular: Beck Bilişsel İç Görü Ölçeği son test puan ortalaması, deney grubundaki hastalarda 4.89±6.05, kontrol grubundaki hastalarda 1.68±5.67 tespit edildi. Beck Bilişsel İç Görü Ölçeği son test puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak önemli bulundu (p<0.05). Tıbbi Tedaviye Uyum Oranı Ölçeği son test puan ortalaması, deney grubundaki hastalarda 1.76±0.42, kontrol grubundaki hastalarda 1.50±0.50 olarak tespit edildi. Tıbbi Tedaviye Uyum Oranı Ölçeği son test puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak önemli bulundu (p<0.05). Sonuç: Farkındalık temelli oluşturulan psikoeğitim programı şizofreni hastalarının bilişsel iç görü düzeyini ve tıbbi tedaviye uyumlarını artırmada etkili olmuştur. Anahtar kelimeler: Farkındalık, psikoeğitim, şizofreni, bilişsel içgörü, tedaviye uyum.

BilişFarkındalıkHasta eğitimi+4
Nurdan Çetin
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
10
DoktoraAçık ErişimTR

Demanslı hastalara bakım verenlere verilen eğitimin bakım yüküne ve depresyon düzeyine etkisi

Amaç: Bu araştırma, demanslı hastalara bakım verenlerde bakım yükü ölçeğinin geliştirilmesi ve demanslı hastalara bakım verenlere verilen eğitimin bakım yüküne ve depresyon düzeyine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal-metod: İki aşamada gerçekleştirilen çalışmada, birinci aşamada metodolojik, ikinci aşamada öntest - sontest kontrollü deneme modeli olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini bir üniversite hastanesinde demans tanısı konan 480 hastaya bakım verenler oluşturmaktadır. Araştırmanın birinci aşamasında ölçek madde sayısının 5 katı örnekleme alınarak 145 bakım verene ulaşılmıştır. İkinci aşamada 70 bakım veren deney, diğer 70 bakım veren kontrol grubuna alınmıştır. Deney grubundaki bakım verenlere Azaltılmış Stres Eşiği Modeline göre 15 gün ara ile 2 kez eğitim uygulamıştır. Kontrol grubuna herhangi bir girişimden bulunulmamıştır. Veriler Kasım 2015- Temmuz 2016 tarihleri arasında toplanmış ve verilerin elde edilmesinde Sosyo-demografik Özellikler Formu, Beck Depresyon Envanteri ve Demanslı Hastalara Bakım Verenlerde Bakım Yükü Ölçeği kullanılmıştır. Veriler Cronbach alfa, pearson korelasyon tekniği, yüzde, ki-kare, bağımsız gruplarda t testi, bağımlı gruplarda t testi kullanılmıştır. Bulgular: Demanslı Hastalara Bakım Verenlerde Bakım Yükü Ölçeğinin Cronbach alfa katsayı 0.88'dir ve ölçek 4 alt boyuttan oluşmaktadır. Son testte göre deney grubunun Bakım Yükü Ölçeği toplam puan ortalaması 59.97±15.29, Beck Depresyon Envanteri toplam puanı ortalaması 11.08±8.82, kontrol grubunun Bakım Yükü Ölçeği toplam puan ortalaması 71.48±17.70, Beck Depresyon Envanteri toplam puanı ortalaması 20.05±12.82'dir. Gruplar arasındaki puan ortalamaları açısından fark istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (p= 0.001). Sonuç: Demanslı hastalara bakım verenlerde bakım yükü ölçeğin yüksek geçerlilik ve güvenirliğe sahip olduğu bulunmuştur. Demanslı hastalara bakım verenlere Azaltılmış Stres Eşiği Modeline göre verilen eğitim, bakım verenlerin bakım yükünü ve depresyon düzeyini azaltmıştır. Anahtar Kelimeler: Demans, Bakım verenler, Bakım yükü, Depresyon, Hemşire, Eğitim

Bakım verenlerDemansDepresyon+4
Sinan Aslan
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kemoterapi alan hastalarda uyku hijyeni eğitimi ve refleksolojinin uyku kalitesine ve yorgunluğa etkisi

Amaç: Bu araştırma, kemoterapi alan hastalarda uyku hijyeni eğitimi ve refleksolojinin uyku kalitesine ve yorgunluğa etkisini belirlemek amacıyla planlanmıştır. Materyal ve Metot: Bu araştırma ön test- son test kontrol gruplu deneme modeli olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Diyarbakır Dicle Üniversitesi Onkoloji Hastanesi ayaktan kemoterapi ünitesinde tedavi gören ve il merkezinde oturan 726 yetişkin hasta oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise yapılan güç analizi ile belirlenen Pitssburgh Uyku Kalitesi İndeksi'den 5 ve üstü puan alan, basit rastgele örnekleme yöntemiyle seçilen 84 deney, 83 kontrol grubundan olmak üzere toplam 167 hasta oluşturmuştur. Araştırma verileri Kasım 2016 - Haziran 2017 tarihleri arasında toplanmış, veri toplama araçları olarak Tanıtıcı Bilgi Formu, Pitssburgh Uyku Kalitesi İndeksi ve Yorgunluk Şiddet Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından deney grubu hastalara 2 hafta arayla tekrarlı olarak 3 kez uyku hijyeni eğitimi verilmiş ve her hafta 2 seans olmak üzere toplam 16 seans refleksoloji uygulaması yapılmıştır. Kontrol grubu hastalara herhangi bir girişim uygulanmamıştır. Bulgular: Pitssburgh Uyku Kalitesi İndeksi son test toplam puan ortalamaları deney grubunun 5.5±2.1, kontrol grubunun ise13±2.4,Yorgunluk Şiddet Ölçeği son test toplam puan ortalamaları deney grubunun 22.6±1.9, kontrol grubunun ise41.0±4.2 olduğu saptanmıştır. Gruplar arasında puan ortalamaları farkının istatistiksel olarak önemli olduğu saptanmıştır (p=0.000). Sonuç: Pitssburgh Uyku Kalitesi İndeksi ve Yorgunluk Şiddet Ölçeği'nden aldıkları puan ortalamalarının azaldığı kemoterapi alan hastalarda uyku hijyeni eğitimi ve refleksoloji uygulaması sonrası uyku kalitesinin arttığı ve yorgunluğun azaldığı saptanmıştır. Kemoterapi alan hastalarda uykusuzluk ve yorgunluk sorunları ile baş etmede hemşireler tarafından uyku hijyeni eğitimi ve refleksoloji uygulamasının kullanılması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Hemşire, Kemoterapi, Pitssburgh Uyku Kalitesi İndeksi, Refleksoloji, Uyku Hijyeni Eğitimi, Yorgunluk Şiddet Ölçeği

Hasta eğitimiHastalarHastalık şiddeti indeksi+7
Leyla Zengin
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yaşlılarda yaşam kalitesi ile spiritüalite (maneviyat) arasındaki ilişki

ÖZET Yaşlılarda Yaşam Kalitesi İle Spiritüalite (Maneviyat) Arasındaki İlişki Amaç: Bu araştırmada yaşlılarda yaşam kalitesi ile spiritüalite (maneviyat) arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla planlanmıştır. Materyal ve Metot: Bu araştırma Aralık 2016-Kasım 2017 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Malatya merkeze bağlı 10 Aile Sağlığı Merkezi'ne kayıtlı 65 yaş üstü 8.741 bireydir. Örneklemi ise yapılan güç analizine göre 368 yaşlı bireydir. Veri toplanmasında, kişisel bilgi formu, Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Yaşlı Modülü ve Manevi Yönelim Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler frekans ve yüzde dağılımı, anova, t testi ve korelasyon kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Yaşlı bireylerin %77.7'si 65-74 yaş aralığında, %62.2'si erkek ve %65.5'i evlidir. Katılımcıların gelir durumları, birlikte yaşama, destek alma, sağlığını algılama, kronik hastalığı olma ve aygıt kullanma durumları ile manevi yönelimleri arasında istatistiksel olarak önemli bir fark tespit edilmiştir. Yaşlıların sosyodemografik özellikleri ile yaşam kalitesi puan ortalamaları karşılaştırıldığında; yaş, eğitim düzeyi, gelir durumu, sağlığı algılama, kronik hastalık, fiziksel engel ve aygıt kullanma durumu arasında istatistiksel olarak önemli bir fark tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan yaşlı bireylerin yaşam kalitesi ile maneviyat arasında istatistiksel olarak pozitif yönde önemli bir ilişki tespit edilmiştir (r=.21, p=.000). Sonuç: Yaşlılarda yaşam kalitesi ile maneviyat arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu, yaşlılarda maneviyat arttıkça yaşam kalitesinin arttığı tespit edilmiştir. Yaş ve gelir seviyesi arttıkça yaşam kalitesinin yükseldiği fakat eğitim seviyesinin düşmesi ve fiziksel engelin varlığının yaşam kalitesini düşürdüğü saptanmıştır. Yaşlı bireylerin günlük yaşamlarını sürdürürken, yaşam kalitelerinin arttırılması için çevrelerinde bulunanlar tarafından manevi boyutun dikkate alınması konusunda hemşireler tarafından farkındalık yaratılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Yaşam kalitesi, Yaşlı, Maneviyat, Hemşire

MoralSpiritüalizmYaşam kalitesi+1
Mehmet Uçar
İnönü University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00

Diğer danışmanlar