Theses supervised by Doç. Dr. Recep Çelik

11 theses · Dicle University, Gümüşhane University

Master'sOpen AccessTR

Dicle Havzasında yağış ve akışların alternatif yöntemlerle modellenmesi

Bu çalışmada, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bulunan Dicle Havzası sınırları içerisinde yer alan Dankıran Deresi, Batman Çayı ve Başnik Çayı akım gözlem istasyonu verileri ile Meteoroloji Genel Müdürlüğünden alınan yağış verileri kullanılarak drenaj ağı oluşturulmuştur. Dicle havzası alt havzalara bölünerek HEC-HMS hidrolojik modelli ile Dicle Havzası'nın yağış-akış ilişkisi incelenmiştir. Bu çalışmada Intial and Loss Methodu (Başlangıç ve Kayıp Yöntemi) seçilmiştir. Başlangıç ve Kayıp Metotu simülasyon sürecinin başlangıcında toprak tabakasının ihtiyaç duyduğu su hacmini karşılamaktadır. Daha sonra Transform (Dönüşüm) Metotu olarak alt havza transformunda SCS Unit Hydrograph (Birim Hidrograf) kullanılmıştır. Bir sonraki aşamda ise; alt havza yağışı için, Specified Hyetograph (Belirlenen Heyetograf) seçeneği HEC-HMS hidrolojik modellinde aktif hale getirilmiştir. SCS Eğri Sayısı Yöntemi, toplam yağıştan toplam akışı ve zamanla sızma kaybını hesaplamak ve akış hidrografını oluşturmak için kullanılmıştır. Dönüşüm metodu, toplanma ve gecikme süreleri, yağış verileri gibi parametreler baz alınarak hesaplanmıştır.Yapılan simülasyon neticesinde modellin performansını, istatistiksel endeksler – belirleme katsayısı (R2), Nash-Sutcliffe verimliliği (NSE), sapma yüzdesi (PBIAS) ve kök ortalama karekök hatası (RMSE) standart sapma oranı (RSR) kullanılarak değerlendirilmiştir. Bu çalışma neticesinde elde edilmiş bulgular uygulamalı hidroloji alanında örnek bir uygulama ve Dicle Havzası için bir görüş teşkil etmektedir.

Didem Aydın Baykale
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

İklim değişikliği projeksiyonu ve bunun olası senaryolarının su kaynaklarına etkisi: Dicle-Fırat alt havzası örneği

Dünyanın iklim sistemi benzeri görülmemiş dönüşümlerden geçerken, iklim değişikliği ile su kaynakları arasındaki karmaşık etkileşimi anlamak, olağanüstü bir bilimsel arayış olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada Fırat ve Dicle alt havzalarındaki iklim değişikliği etkilerin incelemek için 23 meteorolojik ve 11 Hidrolojik istasyondan elde edilmiş farklı yılları kapsayan akış, yağış, sıcaklık, nisbi nem ve buharlaşma değişkenlerin ilk olarak Mann-Kendall (M-K), Spearman Rho (SR) ve Yenilikçi Trend Analizi (ITA) yöntemleri ile eğilimleri incelenmiştir. Bu şekilde trend varlıkları hakkında detaylı bilgiler elde edilerek istasyonların geçmişten günümüze kadar, günümüzden de ileriki yıllar da nasıl değişeceği konusunda fikir sahibi olunmuştur. Daha sonra çalışma alanındaki istasyonların. ani değişimlerini saptamak için Sıralı Mann-Kendall (SMK) ve Cusum testleri uygulanmıştır. İkinci olarak çalışma alanındaki istasyonların aylık, 3 aylık ve 12 aylık SP, SPEI ve SDI meteorolojik ve hidrolojik kuraklık indeksleri tespit edilmiştir. Bu istasyonların kuraklık indekslerinin trend analizleri yapılarak istasyonların kuraklığı hakkında detaylı bilgiler elde edilmiştir. Ayrıca bu indeksler arasındaki korelasyonlar incelenerek aralarındaki ilişkiler belirlenmiştir. Üçüncü olarak GFDL-ESM2M, HadGEM2-ES, MPI-ESM-MR küresel iklim modellerinin RCP 4.5 ve RCP 8.5 senaryoları için meteorolojik verilerin için projeksiyon haritaları üretilmiştir. Bu haritalar üretilirken tahmin verileri ile çalışıldığı için daha doğru projeksiyon haritalarının üretilmesi amacıyla çalışma alanı dışındaki illere ait istasyon verileri de kullanılmıştır. Son olarak Çok Katmanlı Algılayıcı (MLP), Rasgele Orman (RF), Destek Vektör Makinası (SVM) gibi makine öğrenmesi yöntemleri kullanılarak öncelikli olarak gözlemlenen yıllardaki meteorolojik verilerin bağımsız, akış verisinin bağımlı değişken olduğu modeller kurularak en yüksek doğruluk veren model belirlenmiştir. Ardından yağış, sıcaklık, buharlaşma ve nem projeksiyon verileri girdi olarak kullanılarak akış verisi çıktı olarak tahmin edilmiştir. Bu şekilde akışın gelecekteki değeri ortaya konarak su varlıklarının kullanımının gelecekte daha doğru planlanması amacına katkı sağlanmıştır.

Ergun Akbaş
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yukarı Dicle alt havzalarının swat yöntemiyle yağış akış ve hidrolojik modellemesi

Su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi, özellikle iklim değişikliğinin etkilerinin hissedildiği yarı kurak bölgelerde giderek daha büyük önem kazanmaktadır. Küresel ölçekte artan su talebi, arazi kullanımındaki değişimler ve hidrolojik dengenin bozulması, havza ölçeğinde bilimsel temellere dayalı su planlaması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda hidrolojik modeller, özellikle fiziksel temelli yapıları sayesinde, yağış-akış ilişkilerinin ve su döngüsünün bileşenlerinin detaylı biçimde analiz edilmesine olanak sunmaktadır. Bu çalışmada, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan ve stratejik bir hidrolojik yapıya sahip olan Yukarı Dicle Alt Havzaları'nda, SWAT modeli kullanılarak yağış-akış süreçleri ile birlikte temel hidrolojik bileşenlerin (yüzey akışı, sızma, evapotranspirasyon ve yer altı suyu akışı) mekansal ve zamansal dağılımları analiz edilmiştir. Yukarı Dicle Alt Havzası, Türkiye'nin güneydoğusunda yer almakta olup, Dicle Nehri'nin yukarı çığırını oluşturan ve Diyarbakır, Batman, Elazığ, Bingöl ile Mardin illerinin belirli kesimlerini kapsayan önemli bir hidrolojik sistemdir. Dağlık ve engebeli topoğrafyası ile dikkat çeken havza, 495 ile 2937 metre arasında değişen yükselti aralıklarıyla akış dinamikleri açısından oldukça değişkendir. Karasal iklimin etkili olduğu bölgede, akış rejimi büyük oranda kar erimesi ve ilkbahar yağışlarına dayalıdır. Bu özellikler, bölgeyi hem taşkın riski hem de kurak dönem yönetimi açısından dikkat çekici kılmaktadır. Model kurulum sürecinde; topografik, coğrafi ve meteorolojik gözlem verileri bir araya getirilerek havza simülasyonu gerçekleştirilmiştir. Model sonuçlarına göre gözlemlenen pik debi değeri 82.10 m³/s iken simüle edilmiş pik debi değeri 85.28 m³/s olarak tespit edilmiştir. Modelin kalibrasyon ve validasyon aşamaları SWAT-CUP yazılımı üzerinden SUFI-2 algoritması ile yürütülmüş; model performansı NSE, R² ve PBIAS gibi istatistiksel göstergelerle değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre NSE değeri 0.506, R² değeri 0.521, PBIAS değeri ise -%8.218 olarak görülmüştür. Bu durum, modelin güvenilir çıktılar üretebildiğini ortaya koymuştur. Bu tez çalışması, Yukarı Dicle Havzası'nın hidrolojik yapısını bilimsel olarak inceleyip SWAT modelinin benzer havzalarda kullanım potansiyelini ortaya koymuştur. Buna ek olarak, su kaynakları yönetimi ve iklim senaryoları doğrultusunda karar vericilere yol gösterecek bulgular sunmuştur.

Yunus Emre Çolak
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır Ovasında çok kriterli karar verme modeli ve CBS entegrasyonu ile yeraltı barajı yer seçimi

Bu tez çalışmasının temel amacı, Diyarbakır Ovası'nda yeraltı barajı kurulumu için en uygun alanları belirlemek üzere Analitik Hiyerarşi Süreci (AHP) ve TOPSIS (Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solution) çok kriterli karar verme yöntemlerinin Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ile entegrasyonunu göstermektir. Artan nüfus baskısı, iklim değişikliğinin yarattığı belirsizlikler ve tarımsal su talebinin yükselmesi, özellikle yarı kurak iklim kuşaklarındaki su yönetimi stratejilerinde yenilikçi depolama çözümlerini kaçınılmaz kılmaktadır. Yeraltı barajları, buharlaşma kayıplarını minimize etmeleri ve çevresel etkilerinin düşük olması dolayısıyla alternatif su rezervuarları arasında öne çıkmaktadır. Çalışmada yeraltı barajı yer seçiminde belirlenen 11 parametre (yeraltı su seviyesi, eğim, zemin yapısı, jeoloji, yüzey su kaynaklarına yakınlık, arazi kullanımı, yağış, fay hattı yakınlığı, iletkenlik-depolama katsayısı, akifer durumu ve alüvyon varlığı) raster veri formatında CBS ortamına aktarılmış, her bir kriter üç düzeyli (3–6–9) puanlama ölçeğinde normalize edilmiştir. AHP yöntemiyle kriterler arası ikili karşılaştırmalar gerçekleştirilerek göreli ağırlıklar elde edilmiş ve tutarlılık oranı (CR) kabul edilebilir sınırın altında tutulmuştur. Ardından TOPSIS yöntemiyle, ağırlıklandırılmış kriter değerleri kullanılarak her hücrenin uygunluk skoru hesaplanmış ve 0,70 ≥ skor ≥ 1,00 aralığı "en uygun", 0,50–0,70 aralığı "orta uygun" ve 0,50 altı "uygun değil" olarak sınıflandırılmıştır. Analiz sonuçları, alüvyonik birikintilerin yoğunlaştığı, düşük eğimli ve yüzey su kaynaklarına yakın bölgelerin yüksek uygunluk skorları (0,76–0,83) sergilediğini ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular, sürdürülebilir su yönetimi planlamalarında AHP–TOPSIS tabanlı CBS uygulamasının karar destek aracı olarak etkinliğini göstermekte ve yeraltı barajı projelendirme süreçlerine yol gösterici nitelik taşımaktadır.

Melis Arca
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Van gölü'ne dökülen derelerin taşkın risk analizi

Bu tez çalışmasında, Türkiye'nin en büyük kapalı havzası olan Van Gölü Havzası'nda taşkın riski analizi yapılmıştır. Günümüzde iklim değişikliği, nüfus artışı ve plansız kentleşme gibi etkenler, doğal afetlerin sıklığını ve etkisini artırmaktadır. Bu bağlamda, Van Gölü Havzası'nda meydana gelebilecek taşkınların önceden belirlenmesi ve bu risklerin haritalanması büyük önem taşımaktadır. Dünya'da depremlerden sonra en çok can ve mal kaybına neden olan taşkın afeti, sadece bu kayıplara yol açmakla kalmayıp aynı zamanda çevresel ve ekonomik sorunlara da neden olmaktadır. Bu çalışmada, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) teknolojileri ile çok kriterli karar verme yöntemlerinden Analitik Hiyerarşi Yöntemi (AHY) birlikte kullanılarak taşkın riski haritaları üretilmiştir. Mekânsal analizler kapsamında bakı, eğim, büyük toprak grupları, yağış,jeoloji ve arazi kullanımı verileri olmak üzere 7 adet parametre değerlendirilmiştir. Her bir parametre AHY yöntemiyle ağırlıklandırılmış ve mekânsal veri katmanları CBS ortamında çakıştırılarak Van Gölü Havzasına ait taşkın risk haritası oluşturulmuştur. Elde edilen analiz sonuçlarına göre, Van Gölü çevresinde özellikle akarsu yataklarına yakın alanlar, düşük rakımlı düzlükler ve yoğun yerleşim bölgeleri taşkın açısından yüksek risk taşımaktadır. Aynı zamanda tarım alanlarının büyük bir kısmının bu riskli bölgelerde yer alması, ekonomik kayıpları artırma potansiyelini ortaya koymaktadır. Geçmiş yıllara ait taşkın olaylarının mekânsal olarak analiz edilmesiyle oluşturulan risk haritalarının doğruluğu desteklenmiştir. Bu tez, taşkın risk yönetimi çerçevesinde yerel yönetimlere, planlamacılara ve afet yönetimi uzmanlarına karar destek aracı sunmayı amaçlamaktadır. Ayrıca çalışma, benzer havzalarda yapılacak taşkın analizleri için metodolojik bir örnek teşkil etmektedir.

Erdi Tanış
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır organize sanayi bölgesi yeraltı su kalitesinin araştırılması

Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi (DOSB) ve çevresindeki yeraltı suyu kaynaklarının kalite durumu araştırılarak, içme ve sulama amaçlı kullanılabilirlikleri değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında beş farklı noktadan alınan su numuneleri fizikokimyasal ve biyolojik analizlere tabi tutulmuş, elde edilen veriler ulusal ve uluslararası standartlarla karşılaştırılmıştır. İncelenen parametreler arasında pH, elektriksel iletkenlik (EC), nitrat, nitrit, sodyum ve ağır metaller yer almaktadır. Analiz sonuçlarına göre, sanayi faaliyetlerinin yeraltı suyu kalitesi üzerinde önemli etkiler yarattığı, bazı noktalarda içme suyu olarak kullanımın sağlık açısından risk oluşturabileceği belirlenmiştir. Hidrojeokimyasal değerlendirmeler sonucunda suların büyük çoğunluğunun Ca–Mg–HCO₃ tipinde olduğu, ancak bazı örneklerde sülfat ve klorür katkısı nedeniyle farklı geçiş tiplerinin gözlendiği saptanmıştır. Piper diyagramı sonuçları evaporitik formasyonların ve tuzlu akifer katkısının su bileşiminde etkili olduğunu göstermektedir. Wilcox diyagramına göre suların çoğu sulama açısından "uygun – çok uygun" sınıfında bulunurken, bazı numuneler yüksek Na% oranı nedeniyle dikkatli kullanım gerektirmektedir. USSL diyagramı değerlendirmesi ise sodikleşme riskinin düşük olduğunu, ancak yüksek tuzluluk sınıfındaki numunelerin uzun süreli kullanımda toprak tuzluluğu sorununa yol açabileceğini ortaya koymuştur. Genel olarak çalışma alanındaki yeraltı sularının tarımsal sulamada kullanılabilir nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, uzun vadeli kullanımda tuzluluk ve sodyumluluk riskine karşı drenaj uygulamaları, toprak ıslah yöntemleri ve uygun bitki türü seçimi önerilmektedir. Çalışma, sanayi bölgelerinde etkin atık yönetimi stratejilerinin geliştirilmesi, düzenli hidrojeokimyasal izleme programlarının yürütülmesi ve çevresel farkındalığı artırmaya yönelik politikaların uygulanmasının zorunluluğunu vurgulamaktadır Anahtar Kelimeler: Yeraltı suyu, Sanayi kirliliği, Su kalitesi, Diyarbakır OSB

Merve Şaki Kocaman
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Küresel iklim değişikliği kapsamında yukarı dicle havzasında taşkın risklerinin CBS tabanlı çok kriterli karar verme yöntemleri ile değerlendirilmesi ve muhtemel etkilerinin araştırılması

Bu tez çalışmasında, küresel iklim değişikliğinin etkileri altında Yukarı Dicle Havzası'nda taşkın riskleri hem zamansal hem de mekânsal boyutlarıyla kapsamlı bir biçimde değerlendirilmiştir. Çalışmanın özgün katkısı, iklim değişikliğinin taşkın riski üzerindeki etkilerini zamansal trend analizleri ile mekânsal Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerini entegre eden bütünleşik bir yaklaşım çerçevesinde incelemesi ve Bulanık Analitik Hiyerarşi Prosesi (BAHP) yönteminin, klasik AHP'ye kıyasla belirsizliklerin modellenmesinde sunduğu üstünlüğü somut verilerle ortaya koymasıdır. İlk aşamada, havzanın hidrolojik ve jeomorfolojik özelliklerini temsil eden sekiz temel parametre (yağış, eğim, yükseklik, jeoloji, toprak, arazi kullanımı, bakı ve akarsuya uzaklık) Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ortamında analiz edilmiştir. Bu kriterler AHP ve BAHP yöntemleriyle ağırlıklandırılmış ve mekânsal taşkın risk haritaları üretilmiştir. Sonuçlar, BAHP yönteminin taşkın risk değerlendirmelerinde daha esnek, gerçekçi ve tutarlı çıktılar sağladığını göstermektedir. İkinci aşamada, 2009–2023 dönemine ait 13 meteoroloji istasyonunun yağış verileri Mann– Kendall, Sen's Slope ve Spearman Rho testleriyle analiz edilmiştir. Bulgular, Bismil ve Çermik istasyonlarında istatistiksel olarak anlamlı artış eğilimleri; Çüngüş, Lice ve Kulp istasyonlarında ise yüksek kırılganlık düzeyleri ortaya koymuştur. Bu eğilimler, iklim değişikliğinin bölgedeki taşkın potansiyelini artırdığını göstermektedir. Genel olarak, iklimsel trendlerin ve mekânsal faktörlerin bütüncül olarak değerlendirilmesi, Yukarı Dicle Havzası'nda taşkın riskinin gelecekte artma potansiyeline sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, afet yönetimi kapsamında erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi, altyapı planlamasının güçlendirilmesi ve risk temelli arazi kullanım stratejilerinin uygulanması açısından kritik önem taşımaktadır.

Berfin Kaya
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Demokrat Parti Döneminde Bayburt (1950-1960)

Celal Bayar,Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü tarafından 7 Ocak 1946 tarihinde kurulan Demokrat Parti 21 Temmuz 1946 seçimlerine katılmasıyla beraber, Türkiye'de ilk kez çok partili hayata geçilmiştir. 1950 genel seçimlerini ezici bir oy farkı ile kazanan Demokrat Parti Türkiye Cumhuriyeti tarihinde on yıl (1950-1960) sürecek olan yeni bir dönemin mimarı olmuştur. Türkiye'nin her anlamda değişip dönüştüğü bu dönemde Gümüşhane iline bağlı Bayburt ilçesinde; mevcut siyasi yapı, kurulan partiler ve bu partilerin faaliyetleri,seçimler, halkın siyasal katılımı,idari ve sosyal yapı,eğitim ve ekonomi gibi konular geniş bir bakış açısı ve bilimsel araştırma yöntemleri kullanılarak ortaya konulmaya çalışılacaktır. Türkiye'de Demokrat Parti Dönemi ile ilgili literatür incelendiğinde pek çok çalışma yapıldığı görülmüştür. Ancak Demokrat Parti Dönemi Bayburt incelendiğinde yapılan çalışmalar yok denecek kadar azdır. Yapılacak olan bu çalışma ile önemli bir boşluk doldurulmuş olup, daha sonra bu dönem ile ilgili yapılacak araştırmalara temel oluşturacaktır. Bu çalışma için gerekli arşiv malzemesi taranarak, tarih yazımında bilimsel araştırma, yöntem ve teknikleri kullanılarak yaklaşık bir yıllık bir zaman zarfında bitirilmesi planlanmıştır.

BayburtDemokrat PartiSiyasi partiler+1
Bahtiyar Keleş
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Döneminde Trabzon'da güvenlik ve emniyet teşkilatı (1923-1945)

Güvenlik ve emniyet teşkilatları devletlerin var olmalarını sağlayan en büyük kurumlardır. Osmanlı Devleti bu amaçla bünyesinde birçok görevli barındırmıştır ancak I. Dünya Savaşı ile iç düzen bozulmuştur. Milli Mücadele yıllarının ardından Türkiye Cumhuriyeti Anadoluda yeniden bozulan düzeni tesis etmek için çalışmıştır. Bu süreçte emniyet teşkilatlanması ise varlığını devam ettirmeyi başarmıştır. Polis, jandarma ve zabıta kurumları Osmanlı döneminde kurulup Türkiye Cumhuriyeti'ne intikal eden teşkilatlar olmuşlardır. Bu tez çalışmasında ilk olarak Osmanlı döneminde var olan emniyet yapılanmaları geniş bir şekilde ele alınarak anlatılmıştır. Ardından 1923-1945 yılları arasındaki Trabzon'daki emniyet teşkilatının işlevi, 1923 yılından öncesi ile mukayese edilerek açıklanmıştır. Bilhassa karakolların şehir içerisindeki varlıkları ve üstlendikleri rollerin yanında bölgedeki siyasi yapılanmaların emniyete katkısı, polis eğitimi noktasında yapılan emniyet çalışmaları ve toplumsal düzendeki asayiş meseleleri ele alınmıştır.

Cumhuriyet DönemiCumhuriyet tarihiEmniyet+4
Aleyna Tağıl
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10
Master'sOpen AccessTR

İstikbal Gazetesine göre Lozan sürecinde Boğazlar sorunu

Coğrafi bir kavram olan boğazlar, tarih boyunca sahip olan otoritenin jeostratejik ve jeopolitik konumunu güçlendiren bir vazife üstlenmiştir. Ayrıca insanoğlunun siyasi, sosyal, ekonomik ve ticari hayatına da doğrudan etki etmiştir. Türkler, Osmanlı Devleti döneminde Orhan Bey'in iktidar yıllarında Çanakkale Boğazı, Fatih Sultan Mehmet devrinde ise Marmara Boğazı üzerinde kesin bir hakimiyet kurmuştur. 1841 Londra Boğazlar Sözleşmesine kadar geçen zaman diliminde boğazlar üzerinde egemenlik hakları tartışmasız Osmanlı Devleti'nin kontrolündeydi. Ancak bu tarihten itibaren yapılan sözleşmelerle, boğazların statüsü değişmiş ve uluslararası güçlerin de menfaatlerini gözetecek bir alanda yeniden yapılandırılmıştır. I. Dünya Savaşı patlak verdiğinde hiç kuşkusuz büyük güçlerin dikkatle takip ettiği mevkilerin başında boğazlar gelmiştir. Osmanlı Devleti savaşın ilk aylarında tarafsızlık politikası gereği boğazları her türlü geçişe hemen kapatmıştır. Daha sonra eklemlendiği bu savaşı kaybedince imzaladığı Mondros Ateşkes Antlaşması'nın hükümleri gereği boğazları İtilaf Devletleri'nin kontrolüne bırakmıştır. Mustafa Kemal öncülüğünde Millî Mücadele Hareketinin kazanılmasından sonra barış konferansı için Lozan'a giden Türk Heyeti'nin hâkim olmak istediği alanların başında boğazlar meselesi gelmiştir. Bu tez çalışmasında, 1918 yılında yayın hayatına Trabzon şehrinde başlamış olan İstikbal Gazetesinin Lozan Barış Konferansı boyunca boğazlar meselesini ele alış ve yorumlama tarzı, hitap ettiği kitleye vermek istediği mesaj bütün yönleriyle değerlendirilerek sunulmuştur. Süreç içinde öncelikle İstikbal gazetesinin Lozan Konferansı boyunca boğazları konu edinmiş nüshaları çevrilerek transkript edilmiş, akabinde ana kaynaklar, araştırma, inceleme eserler ile makalelerden faydalanarak bu çalışma ortaya konulmuştur. Çalışmamız yerel bir gazeteyi temsil ettiğinden tarih araştırmalarında yerel kaynakların kullanımına ilişkin farkındalık sağlayacaktır.

Gökhan Akkuş
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Montrö öncesi boğazlar ve Türk basını

Bu çalışmada 20 Temmuz 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin imzalanması süreci öncesindeki 1933 ile 1936 yılları arasındaki dönemde dünyada yaşanan gelişmeler dikkate alınarak Türkiye'nin Boğazlar konusunu uluslararası toplantıların gündemine getirmesi ele alınmıştır. Öncelikle Boğazların tarihi ve stratejik konumuna değinilmiş ve antlaşmalarla ortaya çıkan hukuki süreç incelendikten sonra 1936 yılına kadar süren gelişmeler araştırılmıştır. Sonrasında ise yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin 1920'li yıllardan itibaren ortaya koyduğu dış politika ve diplomatik faaliyetler ortaya konularak Boğazlar Sözleşmesi'ne uzanan siyasal faaliyetler incelenmiştir. Belirtilen tarihsel ve siyasal süreç incelendikten sonra ise İstanbul Üniversitesi tarafından açılan dijital gazete arşivi aracılığıyla 1933 ile 1936 yılları arasındaki gazeteler ışığında Türk Basınında Montrö Boğazlar Sözleşmesine giden süreç hakkında çıkan haberler taranmış ve sözleşmenin basında bulduğu yansımalar incelenmiştir. Tarama yapılan gazeteler Cumhuriyet, Tan, Akşam, Son Posta, Vakit ve Ulus gazeteleri olarak belirlenmiştir. 1930'lu yıllarda Boğazların tekrar gündeme geldiği ve uluslararası çözüm mekanizmalarının oluşmaya başladığı tarihler dikkate alınarak gazeteler taranmış ve 20 Temmuz 1936'ya kadar gelen süreç ele alınmıştır.

Boğazlar sorunuMontrö SözleşmesiTürk basını
Fadime Uyar
Gümüşhane University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00

Other supervisors