Theses supervised by Doç. Dr. Sedat Sert
11 theses · Sakarya University
Konsol istinat duvarlarının 2018 TBDY'ye göre irdelenmesi
Türkiye'de sık gündeme gelen istinat duvarı yıkılma olayları bu tezin çıkış noktası olmuştur. Tez kapsamında öncelikle istinat yapıları hakkında genel bilgi verilip statik ve dinamik durumdaki hesaplama yöntemleri anlatılmıştır. Araştırma kapsamında yıkılan duvar örnekleri fotoğraflardan incelenip yıkılma nedenleri irdelenmiştir. Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğinde değişen dinamik hesaplama bölümünün eski yönetmelikle (2018 ve 2007) karşılaştırılabilmesi için örnek problem üzerinde elle çözüm yapılmıştır. Bir Türk yazılımı olan istCAD ile duvar yüksekliğinin (H) 6,50 m, temel gömme derinliğinin (Df) 1,50 m, zemin eğiminin (α) 15°, zemin arkası sürşarj yükünün (q) 10 kPa olduğu ve yer altı su seviyesinin mevcut olmadığı durumda modelleme yapılmıştır. Elle çözülen modelde elde edilen sonuçlar eski ve yeni yönetmelik sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. IstCAD programında ayrıca yer altı su seviyesinin, duvar yüksekliğinin, dolgu malzemesi özelliğinin, duvar gövdesinin konumunun ve zemin eğiminin etkisinin betonarme konsol istinat duvarının stabilitesine ve kesit tesirlerine etkisi statik ve dinamik durumlarda irdelenmiştir. Parametrelerin etkilerine göre stabiliteyi bozan durumlarda istinat yapısının boyutları güncellenmiş ve kesit tesirlerindeki değişim incelenmiştir. Bir diğer geoteknik yazılımı olan Plaxis 2D ile de ana modelin (H: 6,50 m, Df: 1,50 m, α: 15°, q: 10 kPa, Y.A.S.S.: yok) statik ve dinamik analizi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca 6,50 m duvar yüksekliği için toplam 64 adet kombinasyona ait modellerde deformasyonlar ve kesit tesirleri hesaplanmıştır. Bu kombinasyonlara ait modellerde temel gömme derinliğinin, sürşarj yükünün, yer altı su seviyesinin ve duvar üstündeki zemin yüzey eğiminin etkisi irdelenmiştir. 4,50 metreden başlayarak 8,50 metre yüksekliğe kadar olan 5 adet betonarme konsol istinat yapısının metrajı istCAD programından elde edilerek Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı'nın 07/2022 tarihli birim fiyatlarıyla duvarların yaklaşık toplam maliyeti hesaplanmıştır. Elde edilen verilere göre yeni yönetmelikle dinamik hesap sonucu duvar boyutlarının arttığı yapılan karşılaştırmalarla ortaya konulmuştur. IstCAD ile yapılan analizler sonucunda yer altı su seviyesinin yıkıcı etkisi ortaya konmuştur. Dolgu malzemesi olarak geçirimliliği ve kayma direnci açısı düşük bir malzeme olan kilin kullanılması durumunda duvara etki eden yanal basınçların artması ile duvarın gövdesindeki kesit tesirlerinin iki katından fazla arttığı gözlenmiştir. Ana model Plaxis 2D programında modellenmiş ve duvar üstündeki zemin eğiminin 0°'den 15°ye artması ile toplam deformasyon ve yatay deformasyon oranlarının, kesit tesirlerinde ise ciddi şekilde artış olduğu gözlenmiştir. Plaxis 2D programında psödostatik analiz ile 0,25g, -0,25g, 0,40g ve -0,40g ivmeleri ana modele etki ettirilmiş ve 0,40g ivmede model oturmalardan kaynaklı göçmeye uğramıştır.
Yumuşak zeminler üzerindeki yol dolgularında konsolidasyonun hızlandırılması
Ulaşım yapılarının yumuşak zeminler üzerine inşa edilmeleri durumunda taşıma gücü ve oturma problemleriyle sıklıkla karşılaşılabildiği bilinen bir gerçektir. Ulaşım yapılarında inceleme noktalarının aralıklarının bina tipi yapılara göre oldukça fazla olması sondaj ve sondalama sonuçlarına göre tasarım yapıldıktan sonra bazen küçük, bazen de orta ölçekte öngörülemeyen problemleri ortaya çıkarabilmektedir. Ortam çok yumuşak olduğunda ani göçmelerle karşılaşılabilmekte, sıkışabilirliğin fazla olması durumunda ise uzun vadede gerçekleşen oturmaların telafi edilmesine yönelik tekrar tekrar dolgu yapılması ve böylece tamir masraflarının sürekli devam etmesi yanında en azından seyahat sırasında konforun bozulması durumları ortaya çıkabilmektedir. Doğal zemin kesitinde yumuşak zeminlerin kalınlığının az ve yüzeye yakın olma durumlarında çözüm olarak zemin kaliteli dolgu malzemesiyle değiştirilebilirken, yumuşak zeminlerin kalınlığının fazla olması durumunda perdelerle zemini kısıtlama veya drenlerle konsolidasyonu hızlandırma gibi çok farklı seçenekler mümkün olabilmektedir. Bu çalışma kapsamında üst katmanlarında çok yumuşak zeminlerin bulunduğu bir kesitte çok yüksek olmayan bir kalınlıktaki dolgunun sebep olduğu problemler ve çözüm yolları irdelenmektedir. Yaklaşık elli km uzunluğa sahip Adapazarı - Karasu duble yolunun Sinanoğlu bölgesinde yaklaşık iki yüz metre uzunluğunda bir kısımda yapılan iki metrelik dolgu bir metreyi aşan oturmalara ve altında bulunan menfezlerin kırılmasına neden olmuştur. Yol imalatı bittikten sonra yapılan gözlemler yolun uzun seneler boyunca tamirat amacıyla defalarca hizmete kapatıldığını göstermektedir. Bu bildiride, Plaxis iki boyutlu yazılımı kullanılarak benzer bir kesitte öncelikle doğal durumda taşıma gücü aşılması ve oturma problemi ortaya konmakta, sonrasında ise alternatif çözümler sunularak sonuçlar irdelenmektedir. Yapılan analizlerde yumuşak zeminlerde dolgunun yapım hızının önemli olduğu ve hızlı dolgu yapımının göçmelere sebep olduğu gösterilmiştir. Bunun yanında dolgu yapıldıktan sonra oluşan fazla boşluk suyu basınçlarının sönümlenmesi için bekleme süresinin dren kullanımı ile radikal bir biçimde azaltılabildiği, ayrıca dren boylarının da sönümlenme süresini etkilediği ortaya konmuştur.
Bazalt fiber katkısının killi zeminlerin drenajsız kayma direncine etkisi
Her alanda olduğu gibi geoteknik mühendisliğinde de çevre dostu malzemelere olan ihtiyaç her geçen gün artmakta olduğundan, zeminlerin mukavemet davranışlarını iyileştirmek için doğal ve kompozit çevre dostu katkı malzemelerinin kullanımı üzerine yapılan çalışmaların sayısı da hızla artmaktadır. Doğal ve yapay elyaflar (fiberler) farklı kullanım alanları yanında zeminlerin bazı mekanik ve fiziksel özelliklerini iyileştirmek için de kullanılabilmektedirler. Doğal bazalttan elde edilen fiberlerin zemin iyileştirmesinde kullanımına yönelik çalışmalar özellikle son 10 yılda literatürde artan sayıda yer almaya başlamıştır. Bu çalışmada, killi bir zeminin serbest basma dayanımına rastgele dağıtılmış bazalt fiber eklenmesinin etkilerini araştırmak için deneysel bir program uygulanmıştır. Çalışma için bir kil zemin örnek olarak seçilmiş ve bu zemin farklı yüzdelerde olmak üzere 6 mm, 12 mm, 24 mm uzunluğunda bazalt fiber ile karıştırılmıştır. Çalışma toplamda 200 adet serbest basma (UC) deneyi içermektedir. Bu çalışmada kullanılan zemin, Birleştirilmiş Zemin Sınıflama Sistemine (USCS) ve Türk Standardına (TS1500) göre yüksek plastisiteli kil (CH) olarak sınıflandırılmıştır. 6 mm, 12 mm ve 24 mm uzunluklarındaki fiberler, doğal zemine ağırlıkça %1, %2 ve %3 oranlarında karıştırılmış ve kil bazalt karışımı farklı su muhtevalarında hazırlanarak standart sıkıştırma (Proktor) enerjisi ile sıkıştırılmıştır. Sıkıştırmadan sonra kalıp içinde sıkıştırılmış her zeminden dört numune alınmış ve bu numuneler üzerinde serbest basma (UC) deneyi yapılmıştır. Ayrıca makroskopik görüntüler ve mikro yapı arasındaki ilişkiyi oluşturmak için, doğal zemin örnekleri ve bazalt fiberleri ile güçlendirilmiş örnekler üzerinde Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) analizleri yapılmıştır. Yapılan deneyler sonucunda bazalt fiber katkısının kullanılan tüm uzunluk ve oranlar için kayma direncini arttırdığı; kuru zemin ağırlığına göre %2 oranında bazalt fiber eklenen zeminlerin mukavemetinde maksimum gelişme sağlandığı gösterilmiştir. Çalışma ile bazalt liflerinin zemin özelliklerini iyileştirmek için diğer lif ve katkı türlerine alternatif olabileceği ortaya konmuştur.
Silindirle sıkıştırılmış beton baraj örneği İhsaniye barajı ve enjeksiyon uygulamaları
SSB üretiminde klasik beton santrallerinin kullanıldığı ancak SSB' nin konvansiyonel betondan farklı olarak, üretilen betonun sıfır slump değerine sahip olması, düşük dozajda çimento olması ve uçucu kül, tras, cürüf gibi katkı maddeleri içermesi, toprak işlerinde kullanılan kamyonlar ile taşınması, dozer ile 30 cm tabakalar halinde serilmesi ve silindir ile sıkıştıralarak imalatın tamamlanmasını kapsamaktadır. SSB barajlar düşük su içeriği ile birim ağırlığı daha yüksek beton olması nedeniyle, baraj gövde hacmi kaya ve toprak dolgu barajlara göre daha düşük hacimde projelendirilmektedir. SSB içinde çimento içeriğinin az olması sebebi ile ekonomik ve hızlı serme sıkıştırma yöntemi nedeniyle ise imalat süresi'de kısalmaktadır. Bu tip barajlarda dikkate edilecek en önemli etken barajın oturacağı anakayanın tamamında taşıma gücü değerlerinin yeterli olması ve farklı oturmaya neden olabilecek zeminin olmamasıdır. Düşük taşıma gücü olan zemin formasyonu var ise konsolidasyon enjeksiyonu yapılarak anakayanın güçlendirilmesi gerekir. Bu çalışma, Karamürsel İhsaniye Barajı planlama aşamasında ve kesin proje aşamasında açılan sondaj kuyularından alınan karotların tek eksenli basınç altında dayanımlarının ölçülmesi, sondaj kuyularında Basınçlı Su Testi ile anakayanın geçirimsizliklerinin değerlendirilerek, baraj gövde içerisinde bulunan enjeksiyon galerilerinden yapılacak enjeksiyon alışlarının tespit edilmesi ve baraj yapıları inşaat öncesi araştırılması gereken konuları kapsamaktadır.
Alüviyal ortamda farklı zemin kesitlerinde zemin iyileştirilmesi seçeneklerinin değerlendirilmesi
1999 Marmara Depremi sonrasında yapılan incelemelerde aynı bölgede bulunan betonarme yapıların hasarlarında belirgin farklılıklar gözlenmiştir. Bu durum ağır hasar gören veya yıkılan binalarda zemin özelliklerinin yapıların hasarında etkili olduğu fikrini ortaya çıkarmıştır. Deprem sonrası yapılan zemin incelemelerinde Adapazarı ve civarında çok farklı zemin kesitlerinin var olduğu ve yumuşak zemin tabakaların altında kalınlıkları 5-6 m'ye varan sağlam tabakaların bulunduğu belirlenmiştir. Bu tez çalışmasının temel amacı, kalınlıkları farklı olan yumuşak zeminler üzerine inşa edilen betonarme binaların deprem davranışına zemin özelliklerinin etkisinin incelenmesidir. Farklı kalınlıklardaki yüzeye yakın yumuşak zemin tabakaları, kalınlıklarına bağlı olarak "zemin değiştirme" veya "jet grout" yöntemlerinden birisi ile iyileştirilmiş ve iyileştirme sonrası zeminin betonarme üstyapısının davranışına etkisi de çalışmaya dahil edilmiştir. Bu amaçla, 12 farklı yapı-zemin modelinin sonlu eleman modelleri PLAXIS paket programı yardımıyla oluşturularak zaman tanım alanında analiz edilmişlerdir. Yapı-zemin modellerinin üstyapıları, 4 ve 8 katlı iki farklı yapı olmak üzere planları, kesit ve malzeme özellikleri sabit tutularak oluşturulmuştur. Yapı-zemin modellerinin altyapıları ise Adapazarı zeminleri dikkate alınarak üç farklı zemin tabakası ile oluşturulmuştur. Zemin ortamlarının gerçek zemin davranışlarının modellenebilmesi için doğrusal olmayan davranış özellikleri de dikkate alınmıştır. Yapı-zemin modelinin davranışı; betonarme üstyapısı temelinin düşey yer değiştirmeleri ve betonarme üst yapısının yatay yer değiştirmeleri açısından değerlendirilmek üzere grafikler halinde sunulmuştur.
Bazalt fiberin zemin iyileştirilmesinde kullanımı
Tarih boyunca artan nüfusla birlikte yeni yerleşim ihtiyacının ortaya çıkması ile geoteknik açıdan problemli olan zeminler üzerinde bina, ulaşım, su yapıları vb. gibi yapıların inşa edilmesi kaçınılmaz olmuştur. Şişebilen zeminler bu geoteknik problemlere verilebilecek örneklerden birisidir. Özellikle şişebilen zeminler üzerinde inşa edilen hafif binalarda veya ulaşım yapılarında önemli mühendislik problemleriyle karşılaşılabilmektedir. Eğer ortam zeminlerinin şişme basıncı, üzerine gelen yükten fazla ise söz konusu yapılarda aşırı deformasyona bağlı problemler ortaya çıkabilmektedir. Çeşitli katkı malzemelerinin ve özelde geosentetiklerin zeminlerin şişebilirliğini azaltmak üzere kullanıldığı bilinmektedir. Bu çalışmada, bir kil zeminin şişme değerinin bazalt fiber kullanılarak azaltılması amaçlanmıştır. Öncelikle doğal zemin üzerinde fiziksel özellikler ve indeks özelliklerini belirlemek üzere deneyler yapılmıştır. Sonrasında optimum su muhtevasında hazırlanan zeminin şişme davranışı Kaliforniya Taşıma Oranı (CBR) deneyi ile incelenmiştir. Daha sonra 6 mm, 12 mm ve 24 mm boylarındaki bazalt fiberin gene optimum su muhtevasındaki doğal zemine %2,0 - %1,5 - %1,0 - %0,20 - %0,15 - %0,10 ve %0,05 oranlarında rastgele karıştırılmasıyla elde edilen numunelerin şişme davranışı incelenmiştir. Deneyler sonrasında, bazalt fiberin zeminin şişme özelliğini azalttığı, ancak belli bir optimum noktadan sonra şişmenin doğal durumdan daha fazla olabildiği ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Kil, Şişme potansiyeli, Bazalt fiber, CBR.
Yüksek modüllü kolonlarla zemin iyileştirmesinin Midas GTS yazılımı ile üç boyutlu irdelenmesi
Günümüzde yapıların inşâsı sırasında ve sonrasında karşılaşılabilecek problemler ön görülerek, bunların sebeplerine ve çözümlerine yönelik bilimsel çalışmalar yürütülmektedir. Bu problemlerin bazıları mühendislik yönünden zayıf zemin koşulları nedeniyle oluşmaktadır ve Geoteknik Mühendisleri bu problemlere çözümler sunmaktadır. Geoteknikte temel mühendisliği özelinde taşıma gücü ve oturma kriterlerinin sağlanması ve ekonomik bir çözüm üretilmesi esastır. Üst yapıdan temele gelen statik ve dinamik yükleri zemine güvenli şekilde aktarmak, şev ve kazı duraylılığını sağlamak gereklidir. Bu şartlar sağlanamadığı takdirde yıkıcı etkiler meydana gelebileceğinden zemin iyileştirme kavramı bu problemin çözülmesine yönelik seçeneklerden birisi olarak gündeme gelebilmektedir. Zemin iyileştirme yöntemlerine duyulan gereksinimler bu alandaki teknolojinin ve birçok yeni yöntemin geliştirilmesine olanak sağlamaktadır. Gelişen teknolojiyle birlikte zemin içinde yüksek modüllü kolonlar (jet-grout kolonları) imal etmek ülkemizde en fazla kullanılan zemin iyileştirme yöntemlerden bir tanesi haline gelmiştir. Uygulanan iyileştirme yöntemlerinin yanısıra oluşabilecek zemin problemlerinin tespiti, yapılacak çözümün uygunluğunu ve verimini öngörme amaçlı Plaxis, Midas GTS, Geo5 gibi geoteknik yazılımlar da sürekli geliştirilmektedir. Bu yazılımlar aracılığıyla öncelikle yapılması düşünülen binanın mevcut zemin şartlarında performansı kontrol edilebilmekte, sonrasında çözüm sonuçları zemin kesitini oluşturan zemin özellikleri ile birlikte değerlendirilerek zemin iyileştirme türüne karar verilebilmektedir. Bunun sonrasında da iyileştirme etkisi sayısal olarak iki veya üç boyutlu irdelenebilmektedir. Adapazarı 1999 depremleri sırasında çok sayıda can kaybı ve ekonomik kayıp vermesi ile ön plana çıkmış ve deprem sonrası yapılan zemin incelemeleri ile Adapazarı'nda taşıma gücü kaybı ve sıvılaşma gibi zemin problemleri ile sıklıkla karşılaşılabildiği anlaşılmıştır. Ancak aynı incelemeler sonunda Adapazarı'nda yüzeyde karşılaşılan yumuşak tabakaların hemen altında kalınlığı 6-8 m'leri bulabilen çok sıkı kum/çakıl tabakalarının varlığı da ortaya konmuştur. Bu bağlamda, bu çalışmada Adapazarı bölgesinde karşılaşılabilen zemin problemlerine çözüm olarak sunulan yüksek modüllü kolonlarla zemin iyileştirmesi seçeneği öngörülen bir yapı için Midas GTS yazılımıyla irdelenmektedir. Çalışma sonunda jet-grout kolonlarının farklı modelleme seçenekleri ile oluşturulması aktarılmakta ve sonuçlar ortaya konmaktadır. Anahtar kelimeler: Taşıma gücü, oturma, sıvılaşma, jet-grout
Bazalt geogridin zemin iyileştirilmesinde kullanımı
Ulaşım yapılarında, zayıf zeminler büyük problemler oluşturmaktadır. Bu problemlerin çözümünde zayıf zemin tabakası kaldırılarak yerine mukavemet özellikleri daha iyi olan nitelikli dolgu malzemesi seril ebil mektedir. Bir yol güzergahı düşünüldüğünde bu kazı ve dolgu miktarları çok yüksek değerlere ulaş abilmektedir . Literatür incelendiğinde, geosentetik bir ürün olan geogridlerin kullanımı yla dolgu tabakasının kalınlığının azaltıldığı görülmüştür. Ayrıca geogrid kullanımı yük dağılımını düz e nlemekte, oturmaları azaltmakta ve yolun servis ömrünü uzatmaktadır. Piyasada kullanılan geogridler k öken olarak polipropilen gibi plastik türü kimyasal malzemelerden üretilmektedir. Dünyada ve ülkemizde artan çevre hassasiyeti doğrultusunda zeminlerin iyileştirilmesinde daha çevreci ürünlerin kullanılması fikri ortaya çıkmaktadır. Bu radan hareketle , bu t ez çalışmasında uzun süredir betonun mukavemet özelliklerinin iyileştirilmesinde kullanılan bazalt fi berden üretilmiş bazalt geogrid zemin iyileştirilmesinde kullan ıl arak, diğer geogridlere bir alternatif sunulmaya çalışılmıştır. Çalışmada Sakarya ilinden elde edilen silt ve kil zemin ler üzerinde Kaliforniya Taşıma Oranı (CBR) deneyleri yapılmıştır. Her bir zemin türünde geogrid sayısı ve yeri değiştirilerek 11 farklı varyasyon oluşturulmuştur. Her bir varyasyon için hazırlanan kuru numuneler sıkıştırma iş lemi sonunda ve yaş numuneler 96 saat süreyle suda bekletilme işleminden sonra deneye tabi tutulmuştur. Toplamda 44 adet CBR deneyi gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen deneyler sonrasında bazalt geogrid kullanımının silt ve kil zeminleri iyileştirdiği görülmüştür. Artan su içeriği ve şişme değerleri geogridin olumlu etkisini azaltmıştır. Sonuç olarak bazalt geogridin diğer geogridlere bir alternatif olarak kullanılabileceği ortaya konmuştur. Ölçek etkisi de düşünüldüğünde bazalt geogridin olumlu etkisinin daha iyi anlaşılması için bu çalışmanın model deneylerle desteklenmesi önerilmektedir. Anahtar sözcükler: Zemin iyileştirilmesi, Bazalt geogrid, Kaliforniya Taşıma Oranı (CBR), Silt
Alüviyal ortamda koni penetrasyon deneyi ile kazık taşıma kapasitesi
Bu çalışmada; derin temel türü olan kazıklı temellerin kohezyonlu ve kohezyonsuz zeminlerde taşıma kapasiteleri kazık uç direnci ve kazık çevre sürtünmesi için literatürde geliştirilmiş olan CPT deneyi bazlı yöntemler, tablolar ve eğriler kullanılarak elde edilmektedir. Çalışmada, koni penetrasyon deneyi (CPT) verileri kullanılarak farklı tasarım yöntemleri ile elde edilen hesap sonuçlarının nasıl değişkenlik gösterdiği araştırılmıştır. İki farklı kesitte üç farklı çap ve üç farklı boy için analizler yürütülmüştür. Analizler, CPT deney sonuçlarını kullanan kazık taşıma kapasitesi hesap yöntemlerinden olan LCPC, De Ruiter ve Beringen, Schmertmann yöntemleri ve LPD-CPT programı ile yapılmış ve sonrasında el ve yazılım hesap sonuçları karşılaştırılmıştır. Sonuçta, yöntemlerin kabullerindeki farklılıklar nedeniyle sonuçlarda büyük farklılıklar ortaya çıktığı görülmüştür. Buradan hareketle, birden fazla yöntemle hesap yapılması ve tecrübenin de işin içine katılması önerilir. Anahtar Kelimeler: Derin Temeller, Kazık Kapasitesi, Kazık Kapasitesi Hesabı Yöntemleri, CPT, CPT ile Kazık Kapasitesi
Yüksek performanslı polipropilen fiber katkısının kil zeminin drenajsız kayma direncine etkisinin incelenmesi
Günümüzde hızla büyüyen şehirleşme ile yeni yerleşim bölgelerinin zemin özellikleri açısından problemli yerlerde oluşturulması kaçınılmaz hale gelmiştir. Yumuşak killi zeminlerde inşa edilen binalar ve ulaştırma yapılarında taşıma gücü ve oturma problemleri önemli yer tutmaktadır. Bu gibi durumlarda parseli terketme veya güzergahı değiştirme, zemin iyileştirmesi yapma veya binalarda kazıklı temel inşa etme gibi yöntemler alternatif olarak kullanılmaktadır. Gelişen teknoloji ile geosentetik malzemeler taşıma gücünü artırma, tabakaları ayırma, drenaj gibi işlemler için kullanılmaktadırlar. Geosentetiklerden birisi olan polipropilen fiberler uzun yıllardır beton ve zemin güçlendirilmelerinde kullanılmaktadır. Bunun yanında alkali özellikte olan betonun alkali direnci olmayan fiberleri zamanla çürüttüğü ve uzun vadeli dayanımını azalttığı bilinmektedir. Bu dezavantajı kaldırmak için alkali dirençli fiberler üretilmiştir. Bu tez çalışmasında alkali ve korozyon direnci yüksek olan, sürtünme özelliği artırılmış polipropilen fiber katkısının kil zeminin drenajsız kayma direnci üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Öncelikli olarak Kocaeli ilinden getirilen kil zeminin fiziksel özellikleri belirlenmiştir. Daha sonra 40 mm ve 54 mm uzunluğunda imal edilmiş fiberler 10 mm, 20 mm, 30 mm, 40 mm ve 50 mm boylarında kesilmiştir. Bu fiberler optimum su muhtevasında bulunan doğal zemine kuru ağırlığın %0,5, %1, %1,5 ve %2'si oranlarında eklenerek fiber-zemin karışımları hazırlanmıştır. Hazırlanan karışımlar, standart Proktor enerjisinin 2 katına karşılık gelen sabit bir enerji ile iki farklı boyuttaki silindirik numune kalıpları içine sıkıştırılmıştır. Kalıplardan birisi 3,50 cm çap ve 7,00 cm yüksekliğe sahip iken diğerinin çapı 5,00 cm ve yüksekliği de 10,00 cm'dir. Çalışmada 20 tanesi doğal kil ve 280 tanesi polipropilen fiber katkılı olmak üzere toplamda 300 tane silindirik numuneye serbest basma (UC) deneyi yapılmıştır. Kil zemin ve polipropilen fiberle güçlendirilmiş numunelerin makroskobik görüntüleri ve mikro yapısı arasındaki etkileşimi incelemek için Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ile analiz yapılmıştır. Yapılan 300 adet serbest basma deneyi sonucunda polipropilen fiber katkısının kil zeminin drenajsız kayma direncini arttırdığı görülmüştür. Maksimum direnç artışı, kuru ağırlıkça %2 oranında 30 mm uzunluğunda fiber katkısı olan karışımlarda elde edilmiştir. Ayrıca polipropilen fiberin boyutları nedeniyle fiber oranı ve uzunluğu arttıkça homojen karışım elde edilmesi zorlaştırmıştır.
Alkali dirençli cam elyafla rastgele donatılandırılmış kil zeminde kayma direnci değişiminin deneysel incelenmesi
Bu tez çalışmasında alkali direnci yüksek olarak üretilmiş AR cam fiber katkısının kil zeminin drenajsız kayma direncindeki etkisi incelenmiştir. Öncelikle Sakarya İli, Sapanca İlçesinden getirilen kil zeminin indeks ve mekanik özellikleri belirlenmiştir. Buna yönelik olarak 30 ve 42 mm boylarında üretilmiş alkali direnci yüksek cam fiberler 10 mm, 20 mm, 30 mm ve 40 mm boylarında olacak şekilde hazırlanmıştır. Bu fiberler doğal haldeki zemine kuru ağırlıkça %0,25, %0,5, %1, %1,5 ve %2 oranlarında rastgele dağılacak şekilde eklenmiş ve optimum su muhtevasında zemin fiber karışımı sağlanmıştır. Hazırlanan karışımlar, standart Proktor enerjisinin iki katına karşılık gelen sabit enerji ile iki farklı boyutta yaptırılan numune kalıplarında sıkıştırılmıştır. Çalışmada 20 tanesi doğal kil numune ve 350 tanesi AR cam fiber katkılı numune olmak üzere toplamda 370 tane silindirik numune üzerinde serbest basma deneyi (UC) yapıldı. Kil zemin ve AR cam fiberle güçlendirilmiş numunelerde makroskobik yapı incelenmiş, ayrıca mikroskopik yapının incelenmesi amacıyla taramalı elektron mikroskobu ile analiz yapılmıştır. Tüm numuneler üzerinde yapılan serbest basma deneylerine ait sonuçlar yorumlandığında alkali direnci yüksek olan cam fiber katkısının olumlu etki sağlayarak kil zeminin drenajsız kayma direncini artırdığı ve kırılmayı uzun zamana yayarak sünekleşmeyi sağladığı tespit edilmiştir. Sonuçlar alkali dirençli cam fiberin zemin iyileştirmesinde alternatif bir malzeme olarak kullanılabileceği şeklinde yorumlanmıştır.