Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Begüm Kurt
11 theses · Çağ University
Gaziantep yöresi bilmece sorma geleneği ve Gaziantep bilmeceleri
Bu çalışmada Gaziantep'te sorulan bilmeceler ile bilmece sorma geleneği yedi ana bölüm ve bu bölümlere ait alt başlıklardan oluşmaktadır. Birinci bölüm olan "Giriş" bölümünde araştırmanın konusu, amacı, kapsam ve sınırları, yöntemi konusunda bilgi verilmiştir. Araştırma alanının tarihi, coğrafi, ekonomik ve sosyo-kültürel yapısı tanıtılmıştır. Gaziantep bilmece sorma geleneği ve Gaziantep bilmecelerinin incelendiği bu çalışmanın bölümleri şunlardır: "Bilmece Kavramı ve Türkiye'de Bilmece Sorma Geleneğine Bir Bakış", "Bağlam Merkezli Halkbilim Kuramlarına Göre Gaziantep Bilmece Sorma Geleneği", "Gaziantep'te Sorulan Bilmecelerin Biçim Açısından İncelenmesi" "Gaziantep Yöresinde Sorulan Bilmece Metinleri". Gaziantep halkından derlenen bilmece metinleri alfabetik sıraya göre yer alacaktır. "Sonuç", "Yerel Kelimeler Sözlüğü" "Kaynakça", "Sözlü Bilgi Kaynakları" ve "Fotoğraflar" bölümlerinden oluşmaktadır.
Türkülerde yeryüzü unsurları ile ilgili mitolojik ögeler
Türküler, ait olduğu toplumun tüm özelliklerini, duygularını, düşüncelerini, hayallerini vb. içinde barındıran ve değişik ezgilerle dile gelen anlatı hazineleridir. Temelinde anlatı bulunan mitolojinin farklı unsurlarına değişik türkü metinlerinin içinde rastlamaktayız. Şamanizm'in izlerini Orta Asya Türk kültüründe görmekteyiz. Bu izler değişik şekillerde türkülerde de karşımıza çıkmaktadır. Türkülerin kökleri oluştukları toplumun içindedir. Türklerin Orta Asya'dan Anadolu'ya kadar yaşadıkları topraklarda birlikte ortak yaşantılarının delili olan türküler, mitolojik devirlerden vazgeçilemez izler taşıyarak bir kültür hazinesi olmuştur. Türk kültür tarihine baktığımızda kutsal ağaçların ve bitkilerin, kutsal kuşların, kutsal diğer hayvanların, kutsal sayıların ve kozmolojik unsurların toplum hayatında varlığını sürdüren mitolojik unsurlar olduklarını görmekteyiz. Ortaya çıktığı toplumun özelliklerini en iyi şekilde yansıtan türkülerde, bu mitolojik motif ve sembollerin bize toplumla ilgili birçok ipucu verdiği açıktır. Bir çeşit toplumsal hafıza özelliğine sahip türkü metinleri, tarihsel süreç içinde kültür taşıyıcısı rolüyle mitolojik unsurların da izlerini muhafaza etmeyi -ülke sınırlarının neredeyse kalmak üzere olduğu küreselleşen dünyada- başarmıştır. Çalışmada "Türkülerde Yeryüzü Unsurları İle İlgili Mitolojik Ögeler"i inceledik. Tez, "Giriş", "Türkü ve Mitoloji", "Türkülerde Yeryüzü Unsurları İle İlgili Mitolojik Ögeler" ve "Sonuç ve Öneriler" olmak üzere dört bölümden oluşmaktadır. Tezin "Giriş" kısmında araştırmanın konusu, amacı, kapsam ve sınırlılıkları ile yöntemi açıklanmıştır. "Türkü ve Mitoloji", başlığını taşıyan ikinci bölümde türkü kavramı, türkü türünün tarihçesi, türkünün işlevleri ve özellikleri ile mit ve mitoloji kavramlarının tanımı, mitlerin işlevleri ve özellikleri, Türkü-Mitoloji İlişkisi yer almıştır. Tezin asıl kısmını oluşturan "Türkülerde Yeryüzü Unsurları İle İlgili Mitolojik Ögeler" adlı üçüncü bölümde türkü metinlerinde yer alan mitolojik unsurlar değerlendirilmiştir. Bu temel bölümlerden elde edilen neticeler dördüncü bölümde yer alan "Sonuç ve Öneriler" kısmında verilmiştir. Çalışmada TRT Türk Halk Müziği Sözlü Eserler Antolojisinin I. ve II. cildinde yeryüzü unsurları ile ilgili mitolojik ögeleri yansıttığını düşündüğümüz türkü metinlerinin incelemesi yapılıştır. Tezin sonuna çalışmamız süresince yararlandığımız kaynaklar listesi de eklenmiştir.
Âşık Ezgili Kevser'in hayatı, sanatı ve şiirleri
Bu çalışma; âşık edebiyatı dahilinde ürünler ortaya koyan, varlık gösteren kadın âşıkların önemini açıklamak, erkek âşıklar kadar bu gelenek içerisinde güçlü ve yetkin olduklarına dikkat çekmek amacıyla hazırlanmıştır. Çağ Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilimdalı bünyesinde gerçekleştirilen ve yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu araştırmanın konusunu Âşık Ezgili Kevser'in hayatı, sanatı ve şiirleri oluşturmaktadır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde; araştırmanın konusu, amacı, yöntemi, kapsam ve sınırlılıklarına yer verilmiş; kavramsal çerçeve hakkında bilgi verilmiş ve kullanılan yöntem açıklanmıştır. Türkiye sahası âşıklık geleneği hakkında genel bir bakış ve Türkiye sahası âşıklık geleneğinden kadın aşıkların yeri ile ilgili genel bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde; Âşık Ezgili Kevser'in hayatı, âşıklık gelenekleri (mahlas alma, usta çırak ilişkisi, saz çalma vb.) bakımından incelenip âşığın ifadelerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde; Âşık Ezgili Kevser'in 65 şiiri; biçim, içerik, dil ve üslup özellikleri bakımından incelenip değerlendirmeler yapılmıştır. Dördüncü bölümde ise sonuç ve öneriler bölümü yer alırken çalışmada faydalanılan yazılı ve sözlü kaynaklar, kaynakça bölümünde yer almıştır. Âşık Ezgili Kevser'den elde edilen 65 şiir alfabetik olarak sıraya konulmuş, sıraya konulan bu şiirler "AEK" kodu ile ekler bölümünde gösterilmiştir. Ekler bölümünde ayrıca âşık ile ilgili fotoğraf ve gazete haberleri de yer almaktadır.
Amasya bölgesi Alevi ocaklarında inanç ve ritüeller: Ali Pir Civan Ocağı örneği
"Amasya Bölgesi Alevi Ocaklarında İnanç ve Ritüelller: Ali Pir Civan Ocağı Örneği" adını taşıyan bu tez çalışmasında, ocak kavramı üzerine durulmuştur. Ocak, ata ruhlarının ve dedenin bağlı olduğu soy olarak nitelendirilmektedir. İslamiyet öncesi dönemde de atalar kültü inancında karşımıza çıkmaktadır. Anadolu coğrafyasında yaşayan toplumların İslamiyet'e geçişleri ile birlikte ocak ve atalar kültü kavramı İslami çerçeveye uygun hale getirilmiştir. Ocak, heterodoks yapıda olan Anadolu Aleviliği içinde kendini göstermiştir. Anadolu'da ana ocaklar vasıtasıyla alt ocaklar meydana getirilerek büyük bir Alevi Ocakları yelpazesi oluşturulmuştur. Bu yelpazenin neticesinde Anadolu Aleviliği içinde çeşitli pratikler meydana gelmiştir. Bu ritüeller Alevi toplumunun bireysel hayatına ve dini hayatınıda etkilemiştir. Anadolu Aleviliği çevresinde inanç ve ritüeller Amasya ilinin Gümüşhacıköy ilçesine bağlı Sarayözü Köyünde bulunan Ali Pir Civan Ocağı örneği üzerinden ele alınmıştır. Ali Pir Civan Ocağı yörede talip sayısı fazla olan ikinci büyük ocaktır. Özellikle bu çalışmada ocakzâde ve talipler tarafından gerçekleştirilmeye devam ettirilen dini pratikler (cemler) konu edilmiştir. Gerçekleştirilen cem ayinlerinin toplumsal ve bireysel anlamları tespit edilmiştir. Cem ayinleri esnasında ve bireysel hayatta ayrı bir önem verilen kurban ritüelinin Ali Pir Civan Ocağı ve yöre geleneğindeki yeri belirlenmiştir. Alevi toplumu için kutsiyet barındıran kavramlar, cem ayininde okunan nefesler (deyişler) ve Ali Pir Civan'ın türbesi etrafında gerçekleştirilen ritüeller konu edilmiştir. Bunun yanı sıra ocağa ismini veren ve ocağın kurucusu olarak kabul edilen Ali Pir Civan'ın hayatı, yaşadığı dönem, şeceresi, hakkında anlatılan rivayetler aktarılmıştır. Ocak etrafında yaşamakta olan âşık ve Zâkir geleneği üzerine durulmuştur. Ali Pir Civan Ocağı'nda yetişen âşıklar tespit edilmiştir. Bu tez kapsamında ulaşılan sonuç ise ocak kavramının Amasya yöresindeki yansımasıdır. Bunun yanı sıra Amasya yöresi Alevi halkı tarafından birden fazla rivayet üzerinden aktarılan Ali Pir Civan'ın hayatı gün yüzüne çıkartılmıştır. Ali Pir Civan'ın babasının asıl kimliği, Keçeci Baba ve Hacı Bektaş-ı Veli ile olan kan bağı tespit edilmiştir. Yöre halkı tarafından ortak noktada birleştirilemeyen Ali Pir Civan'ın hangi dönemde, kim veya kimler tarafından şehit edildiği aydınlatılmıştır. Ali Pir Civan Ocağı'nın geçmiş dönemdeki taliplerin ritüel ve inanç yapısında meydana gelen değişmeler üzerinde durulmuştur. Ocağın yöre ocaklar ve diğer bölgedeki ocaklarla olan farklılıklar-benzerlikleri tespit edilmiştir. Amasya yöresinde âşık ve zakir kavramlarının ayrı ayrı yürütüldüğü tespit edilmiştir. Ancak aşığın ledün ilmini bildiğini zakir'in bu ilmi bilen aşığın kelamlarını cem ve muhabbet ortamlarında söylemekle yükümlü olduğu aktarılmıştır.
Karaisalı yöresi halk veteriner hekimliği üzerine bir inceleme
Karaisalı Yöresi Halk Veteriner Hekimliği Üzerine Bir İnceleme isimli bu çalışma Karaisalı ilçe merkezi ve köylerinde gerçekleştirilen alan çalışmalarıyla, hayvan yetiştiricilerince uygulanan geleneksel veterinerlik yöntem ve uygulamalarının tespitine yönelik olarak hazırlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde araştırmanın; konusu, amacı, önemi, yöntem ve sınırlılıkları belirtilmiştir. Ayrıca çalışma alanı ile ilgili fikir sahibi olabilmek için alanının tarihi, coğrafi, demografik, ekonomik ve sosyo-kültürel yapısı hakkında genel bilgilere de yer verilmiştir. Üçüncü bölüm halk veteriner hekimliğine dair kuramsal açıklamalar, halk veterinerliği tanımı, tarihçesi ve kullanılan tedavi yöntemlerine ayrılmıştır. Dördüncü bölümde Karaisalı yöresinden tespit edilen uygulama ve pratiklerin Türkiye sahası uygulamaları içerisindeki yerini belirleyebilmek için çeşitli yörelerden örnekler verilmiş ve karşılaştırmalı bir bakış açısı oluşturulmaya çalışılmıştır. Hastalıklar ve tedavi yöntemleri; Türkiye sahası ve Karaisalı yöresi halk veteriner hekimliği olarak ayrı başlıklar halinde verilmiştir. Kaynak kişileri tespit ederken bölgenin gerek merkez gerek uzak mesafe kısımlarında bulunan, özellikle geçim kaynağı hayvancılık olan kişiler üzerinde durulmuştur. Yüz yüze yapılan görüşmelerde tez çalışmasının sınırları dâhilinde hayvan hastalıklarının teşhis, tedavi ve süreçleri aktarılmıştır. Kaynak kişilere yöneltilecek sorular önceden hazırlanmış, görüşme esnasında ses kayıt cihazı ve kamera kullanılmıştır. Sözlü kaynaklardan elde edilen verilerin güvenilir ve geçerli bilgiler olmaları için çok sayıda kaynak kişiyle görüşülmüştür. Çalışmanın sonuç bölümünde Karaisalı halk kültüründe yer alan halk veterinerliği, günümüze kadar varlığını sürdürmüş yöntem ve pratikleri derlenerek bir araya getirilmiştir. Elde edilen veriler geçmişi çok eskilere dayanan ve günümüze ulaştırılması başarılan halk veterinerlik bilgi sisteminin sahip olduğu fonksiyonları ve halk yaşamındaki değerini göstermesi bakımından önem taşımaktadır.
Hatay yöresi yörük fıkraları
Sözlü ve elektronik kültür ortamında karşımıza çıkan fıkralar, günlük yaşamı konu edinmiş, farklı işlevlere hizmet etmiş düz yazı biçimindeki bir anlatı türüdür. Güldürmenin yanı sıra toplumsal kurallara yer veren ve bunu eleştirel yolla gerçekleştiren fıkralar aynı zamanda bir iletişim aracıdır. Bu bağlamda fıkralar, insanlara düşüncelerini ve hayat tarzlarını aktarma imkânı sunmuştur. "Hatay Yöresi Yörük Fıkraları" isimli bu çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümü "Giriş"tir. Bu bölümde araştırmanın konusu, problemi, amacı, önemi, yöntemi ve kapsamı hakkında bilgiler verilmiştir. Araştırmamızın ikinci bölümü olan "Yöntem" bölümünde sahada elde edilen verileri tahlil etmekte kullanılmış "Mizah teorileri" ve "İşlevsel halk bilimi kuramı" ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölüm olan "Bulgular" bölümünde ise yöreyle ilgili fıkraları daha iyi analiz etmek için "Araştırma Alanı ile İlgili Bilgiler, Yörükler Hakkında Genel Bilgiler, Araştırma Konusuyla İlgili Yapılan Çalışmalar, Kavramsal Çerçeve ve Fıkra Anlatma Geleneğine Genel Bir Bakış" başlıkları altında bilgi verilmiştir. Hatay yöresi Yörük fıkraları biçim, içerik, dil ve üslup açısından değerlendirilmiş; mizah teorileri bağlamında; işlevsel halk bilimi kuramı bağlamında Hatay yöresi Yörük fıkralarının tahlili yapılmıştır. Hatay yöresi Yörük fıkralarındaki kişiler tespit edilmiştir. Çalışmanın "Tartışma ve Sonuç" bölümünde derlenen fıkralarla ilgili değerlendirme yapılmıştır. Çalışmanın bulgular bölümünde verilen tespitler doğrultusunda bir sonuç elde edilmiştir.
Hatay ili Dörtyol ilçesi halk kültürü araştırması
Bu çalışmada, Hatay'ın Dörtyol ilçesinde geçiş dönemleri olan doğum, evlenme, ölüm adetleri ve buna bağlı halk inanışları; bayram, tören ve kutlamalar, halk hekimliği, halk bilgisi, halk mutfağı, spor, eğlence ve çocuk oyunları araştırılmıştır. "Hatay İli Dörtyol İlçesi Halk Kültürü Araştırması" adlı bu çalışma, yedi bölüm ve bunlara bağlı alt başlıklardan oluşmaktadır. Yapılan bu çalışmada, Dörtyol yöresine ait halk inanç ve pratikleri, yazılı ve sözlü kaynaklardan elde edilen bilgiler ışığında gözlem metoduyla da bütünleştirilerek tasnif edilmiştir. Çalışma sırasında, araştırma alanında tespit edilen yöreye özgü gelenek ve inanışlar, Türk kültürünün İslam öncesinden başlayan değişim ve gelişim süreçleriyle oluşturduğu birikimle mukayeseli olarak incelenmiştir. Bununla beraber, yöre kültürünün Anadolu kültürü içindeki yeri, benzerlikleri ve farklılıklar ortaya konulmuştur. Dörtyol yöresindeki bu araştırmada, halk kültürü inanış ve pratiklerinin, asırlar boyunca geniş coğrafyalara yayılmış Türk kültüründen izler taşıdığı tespit edilmiştir. Çalışmanın sonunda, yöre halkının ağız özelliklerini yansıtan yöreye özgü kelimelerin derlendiği bir sözlük ve yöreyi tanıtan fotoğraflara yer verilmiştir.
Kayseri ili Sarız ilçesi halk kültürü araştırması
Kültür, toplumları bir arada tutan harç gibidir. Bu harcı oluşturan değerler, bünyelerinde toplumların geçmişinden gelen sözlü kültüre ait ortak deneyimlerini, inançlarını ve bilgilerini barındırırlar. Bu değerler göç, salgın hastalıklar gibi çeşitli sebeplerle kuşaklar arasında aktarılamadığı takdirde gücünü yitirmeye başlar. Derleme çalışmalarıyla topluma ait değerlerin kısa sürede doğru kaynaklardan kayıt altına alınması önem arz ettiği için bu çalışmanın yapılma ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada gözlem ve katılımlı görüşme tekniği kullanılmış, Kayseri ili Sarız ilçesi ve ilçeye bağlı geçmişte köy statüsünde olan ancak 2012 yılında 6360 Sayılı Kanun'da yapılan değişiklikle mahalle statüsüne geçen yerleşim yerlerindeki doğum, evlenme, ölüm âdetlerini oluşturan geçiş dönemleri; bayram, sünnet, asker uğurlama ritüelleri çerçevesinde gelişen tören ve kutlamalar; halk inanışları, halk mutfağı ve anonim halk edebiyatı ürünleri ele alınmıştır. Çalışmanın amacı bu ürünlerin kaybolmadan kayıt altına alınıp kuşaktan kuşağa aktarılmasıdır. Derleme çalışmalarıyla elde edilen veriler literatürde bulunan Sarız'a yakın ve uzak bölgelerdeki benzer ve farklı örneklerle karşılaştırılmış, bu karşılaştırmalar neticesinde Sarız'ın Türk kültüründeki yeri ve önemi ortaya konmaya çalışılmıştır. Ayrıca bu çalışmayla Sarız halk kültürüne ait sözlü ürünlerin bünyesinde barındırdığı dil özellikleri, eski Türk inançları ve İslamiyet'in etkileri tespit edilmiş, bu tespitlerin de yapılacak diğer çalışmalara katkı sağlaması hedeflenmiştir.
Necdet Ekici'nin hikâyelerinde halk bilimi unsurları
Halk bilimi, aynı coğrafyada yaşayan insanların törelerini, geleneklerini, inanışlarını, yemeklerini, hekimlik uygulamalarını, sözlü ya da yazılı ürünlerini inceleyen, bu unsurlardan yola çıkarak birtakım kurallar ve kuramlar ortaya koyan ve bu unsurların birbirleriyle ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır. Modernleşmeyle birlikte halk biliminin inceleme alanına giren bu sözlü ya da yazılı değerler azalmakta ya da dönüşmektedir. Halk biliminin birçok sanat ve bilimsel alanla doğrudan veya dolaylı ilişkisi vardır. Bunların başında ise edebiyat gelir. Modernleşmenin getirdiği değişimle birlikte bu değişime direnen, bu çatışmayı eserlerine taşıyan ve gelenekten beslenen çağdaş yazarlar da vardır. Bu isimlerden biri Necdet Ekici'dir. 1980 kuşağı hikâyecilerinden biri olan Necdet Ekici, doğduğu ve yaşadığı yerlerle ilgili folklorik unsurları hikâye formunda okuyucuya sunar. Ekici'nin hikâyelerinde halk kültürü ve folklor önemli bir unsurdur. Afşin'den başlayarak Dörtyol ve Çukurova'ya kadar uzanan sahada; sözlü kültür ürünlerinden, çeşitli inanış ve uygulamalara kadar halkbilimsel unsurlara oldukça vakıf olan, bunlarla ilgili tecrübe ve pratiğe sahip olan Ekici, modernle geleneği bir potada buluşturur. Bu çalışmada Necdet Ekici'nin Son Turnalar (2015), Yüreğimdeki Cemre (2016), Yüreğimi Sana Bıraktım (2016), Gül Olacaksın (2016), Çolpan Yıldızı (2018), ve Nazlı Senem (2020) adlı hikâye kitapları halk bilimi unsurları açısından incelenmiştir. Ekici'nin hikâyeleri halk bilimi unsurları açısından incelenirken nitel araştırma yöntemlerinden betimsel / içerik, veri analizi yaklaşımı seçilmiştir. Bu hikâyeler halkın kültür hafızası olan bazı folklorik detayları barındırmaktadır. Bu hikâyelerdeki halk bilimi unsurları, yoğun kullanımlarının dışında kullanılış şekilleri, benzetme unsuru olmaları ve farklı kültürel özellikleri yansıtmaları bakımından da özgündürler. Çalışmamızda, Ekici'ye ait bu altı kitapta yer alan halk bilimi unsurlarının tespiti yapılmıştır. Yapılan tespitler neticesinde hikâyelerde geçen halk bilimi unsurları incelenerek değerlendirilmeye çalışılmıştır.
Arketipsel kuram bağlamında Kırgız masallarının incelenmesi
Bu çalışma, yazılı kaynak taraması yapılarak elde edilen elli Kırgız masalının arketipsel sembolizm bağlamında değerlendirilmesini içermektedir. Yapılan bu yazılı kaynak taramasında Zekeriya KARADAVUT'a ait Kırgız Masalları adlı çalışmadan toplam kırk altı masal kullanılmış olup aynı zamanda Mehmet Yılmaz'a ait Kırgız Halk Masalları (Motif İndex ve Tercüme) adlı yüksek lisans çalışmasından da dört adet masal seçilip değerlendirilmiştir. Değerlendirilen bu masallar İsviçreli psikiyatr Carl Gustav Jung'un ortaya koyduğu arketipsel sembolizm kuramı açısından araştırılıp; self benlik, gölge, birey vb. arketipler açısından sembolik olarak incelenmiştir. İlk başta görülemeyen simgelerin zaman içerisinde insanların karşılaştığı benzer olaylarda davranışlara yansıması anlamına gelen arketip kavramı Kırgız masal metinleri üzerinde değerlendirilmiştir. Çalışmada öncelikle Kırgız masallarını oluşturan altyapıya dair bir bakış açısı geliştirmek amacıyla araştırma sahasının oluşumunu sağlayan tarihi, coğrafi ve kültürel zemin hakkında bilgiler verilmiştir. Ardından Kırgız masalları ve Kırgız masalları üzerine yapılmış araştırmalar değerlendirilmiş, arketipsel sembolizm konusunun daha iyi kavranabilmesi için kurama dair temel kavramlar üzerinde durulmuştur. Arketipsel sembolizmin çalışma prensibi, eserde ilk başta görülemeyen simgeleri arketip ile ortaya koymaktır. Bu bağlamda Kırgız masallarında yer alan arketipler tespit edilmiş olup; metinler de örtük olarak verilen unsurlar arketipsel sembolizm bağlamında masallar üzerinden tetkik edilmiştir.
Hatay Dörtyollu Âşıklar Emin Can ve Mustafa Cengiz'e ait şiirlerin işlevsel teori bağlamında değerlendirilmesi
Aşıklık geleneğinin kökleri^, eski Türk topluluklarında yer alan kam, şaman, baksı isimleriyle tanınan, kopuz eşliğinde söyledikleri sözlü kültür ürünlerinin günümüze taşınmalarını sağlayan ozanların ilk yerleşim yeri olan Orta Asya'ya dayanmaktadır. Gelenek yüzyıllar boyunca gelişim ve değişim içinde olmasına rağmen günümüzde çözülüş süreci yaşamaktadır. Ozanlardan aşıklara evrilen gelenekte, aşıkların rolü toplumun acılarına, sevinçlerine, dertlerine, kederlerine, toplum içindeki aksaklıklara, gelenek ve göreneklerin aktarımına olanak sağlamak ve bireylerin, toplumların sesi olmaktır. Âşıklık geleneğinin kendi içinde oluşturduğu kuralları vardır. Hatay ili aşıklık geleneğinin yok olmasını önlemek, geleneğin devamlılığını sağlamak amacıyla il ve ilçe bazında şiir şölenleri ve anma geceleri düzenlemektedir. Toplumun sözcüsü olan aşıklar, yaşadıkları döneme ışık tutarken yöre halkının yaşamı içerisindeki her çeşit konuyu işlemişlerdir ve bunu yaparken kültür aktarımı işlevini de yerine getirmişlerdir. 21. yüzyıl aşıklarından olan ve Hatay'ın Dörtyol ilçesinin Ocaklı Köyü'nde yaşayan aşıklarımızdan Aşık Mustafa Cengiz ve Aşık Emin Can şiirlerinde, yöre kültürüne ait olan her türlü konuyu geçmişten günümüze işleyerek yörenin sosyo-kültürel özelliklerini yeni nesillere aktarmışlardır. Gelenekten beslenen aşıklarımız değişen teknolojik gelişmelere de uyum sağlayarak facebook ve YouTube gibi iletişim araçlarını da kullanmışlardır. Edebi araştırmalar içerisinde aşıkların şiirleri şekil, tür ve içerik bakımından detaylı olarak incelenmiştir ancak işlevsel teori bağlamında yeteri kadar inceleme yapılmamıştır. Bu çalışmada yer alan aşıklarımızın şiirleri bu nedenle Bascom'un Folklorun Beş İşlevine uygunlukları açısından karşılaştırmalı olarak incelenmek istenmiştir. Bu araştırmada elde edilen bilgiler yazılı ve sözlü kaynaklar ışığında bilimsel bir çalışma niteliğindedir.