Dr. Öğr. Üyesi Meryem Kılıç danışmanlığındaki tezler

11 tez · Sanko University

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı(KOAH) tanılı bireylere verilen inhaler ilaç kullanımı eğitiminin etkinliğinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, KOAH'lı bireylere inhaler ilaç kullanımına yönelik verilen eğitimin bireylerin inhaler ilaç kullanma becerilerine, dispne ve hastalık şiddeti üzerine etkisini değerlendirmektir. Araştırma randomize kontrollü deneysel türdedir. Veriler Aralık 2022-Mayıs 2023 tarihleri arasında bir üniversite hastanesinin göğüs hastalıkları polikliniğinde toplandı. Araştırmaya alınma kriterlerine karşılayan 45 müdahale ve 45 kontrol gurubu olmak üzere toplam 90 hasta dahil edildi. İnhaler ilaç kullanımı eğitimi öncesi ve sonrasında inhaler ilaç kullanma becerisi, dispne durumu (Medical Research Council Dispne Skalası) ve hastalık şiddeti değerlendirildi. Verilerin analizinde bağımsız t test, Varyans Analizi, Tukey testi ve Pearson korelasyonu ve ki-kare testleri kullanıldı. Müdahale ve kontrol grupları arasında cinsiyet, gelir düzeyi, sigara kullanımı, tanı yılı, cihaz kullanımı, mevcut sağlık durumlarını değerlendirmeleri ve inhaler eğitim almaları bakımından istatistiksel olarak anlamlı farklılık olmadığı belirlendi (p>0,05). Müdahale ve kontrol grubuna arasında; inhaler ilaç kullanım beceri puanı (F=62,416; p<0,001) ve dispne skalası puan ortalaması (F=38,029; p<0,001) açısından ön test ve son test arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir fark tespit edildi. KOAH değerlendirme testi puanı açısından da pozitif yönlü ve çok yüksek düzeyde bir ilişki olduğu belirlendi (r=0,905; p<0,001). Sonuç olarak KOAH'lı bireylere verilen inhaler ilaç eğitimi, ilaç kullanım becerisinde meydana gelen düzelme KOAH'lı bireylerde dispne ve hastalık şiddetinde de iyileşme sağlamıştır. Sağlık çalışanlarının özellikle de hasta eğitiminde önemli rolü olan hemşirelerin bakım ve tedavinin yanı sıra inhaler ilaç eğitimi vermesi son derece önemlidir ve planlı bir şekilde yapılması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: KOAH, inhaler ilaç kullanımı, hasta eğitimi,

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifHasta eğitimi+2
Dilek Muslu
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yoğun bakımda çalışan hemşirelerin merhamet yorgunluğunun tıbbi hataya eğilime etkisi

Bu araştırma, yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşirelerin merhamet yorgunluğunun tıbbi hataya eğilimine etkisini incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak planlandı. Araştırma Ekim 2022- Ocak 2023 tarihleri arasında Bingöl Devlet Hastanesi ile Bingöl Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi yoğun bakım ünitesinde gerçekleştirildi. Araştırma 78 hemşire ile yürütüldü. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Merhamet Yorgunluğu Kısa Ölçeği, Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği kullanılarak toplandı. Veri analizinde Independent t testi, One Way (ANOVA), Mann Whitney U, Kruskal Wallis testleri, pearson korelasyon testi ile doğrusal regresyon testleri yapıldı. Çalışmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 32,43 (±5,61) yıl olup % 56,4 ü kadın, %61,5' i lisans mezunu ve %55,1'i 0-5 yıl arası yoğun bakımda çalıştığı belirlendi. Hemşirelerin %65,4 ü merhamet yorgunluğu yaşadığını, %62,8'i nadiren tıbbi hatayla karşılaştığını ve %79,5'i ise merhamet yorgunluğunun tıbbi hatayı etkilediğini ifade etti. Araştırmada evli kişilerin, merhamet yorgunluğu puanı istatistiksel olarak daha yüksek bulundu (t=3,28; p=,002). Merhamet yorgunluğunun, tıbbi hata üzerinde etkisi olduğunu düşünen hemşirelerin merhamet yorgunluğu toplam puanının istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edildi (Z=306,00; p=,019). Merhamet yorgunluğu ile tıbbi hataya eğilim arasında herhangi bir ilişki belirlenmedi (p>,05). Araştırma sonucuna göre; merhamet yorgunluğunun tıbbi hataya eğilimi etkilemediği belirlendi. Merhamet yorgunluğu ve tıbbi hatayı azaltmaya yönelik kanıta dayalı şekilde bilimsel çalışmaların artırılması, tedavilerin yanı sıra önleyici dayanıklılık eğitim programlarının oluşturulması, bireysel ve kurumsal olarak sağlık sisteminde yeni stratejiler geliştirilmesi önerilmektedir.

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+5
İlyas Çelik
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yoğun bakım hemşirelerinin basınç ülserleri ile ilgili bilgi tutum ve uygulamalarının değerlendirilmesi

Basınç ülserleri (BÜ), sağlık bakım hizmetindeki bilimsel ve teknolojik ilerlemelere rağmen dünyada morbidite ve mortalitesi yüksek olan ancak önlenebilen bir sağlık sorunudur. Multidisipliner bir sorumluluk olmasına rağmen diğer sağlık profesyonellerinden farklı olarak basınç ülserinin önlenmesinde hasta ile 24 saat beraber olan hemşirelere büyük sorumluluk düşmektedir. Bu çalışmanın amacı yoğun bakımda çalışan hemşirelerin basınç ülserleri ile ilgili bilgi, tutum ve uygulamalarını değerlendirmektir. Tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapılan çalışmanın evrenini Gaziantep ili sınırları içindeki merkez ilçeler, Şehitkâmil ve Şahinbey'de yer alan bütün hastaneler oluşturdu. Bu ilçelerdeki hastaneler devlet, özel ve eğitim araştırma hastanesi olarak tabakalandırılmış ve basit rastgele yöntemle belirlenen Şehitkamil Devlet Hastanesi, Sanko Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi, Dr. Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi merkez binası, Dr. Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Mücahitler Ek Binası, Abdulkadir Yüksel Devlet Hastanesi, Özel Hatem Hastanesi dahil edildi. Araştırmanın evrenini belirtilen bu hastanelerin yetişkin yoğun bakım ünitelerinde çalışan 575 hemşire oluşturdu. Örneklem seçimine gidilmeyerek araştırma kriterlerine uymayanlar, izinli olanlar ve katılmak istemeyenler dışarıda bırakıldı. Formu eksiksiz dolduran 442 hemşire ile araştırmayı tamamlandı. Veriler Haziran-Eylül 2021 tarihleri arasında toplandı. Verilerin toplanmasında Hemşirelerin Tanıtıcı Özellikleri Formu, Basınç Ülseri Önlemeye Yönelik Hemşirelik Uygulamaları Formu, Modifiye Pieper Basınç Yarası Bilgi Testi ve Basınç Ülserlerini Önlemeye Yönelik Tutum Ölçeği kullanıldı. İstatistiksel analizler için SPSS sürüm 24,0 paket programı kullanılarak, sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, Student t, Mann Whitney U, Tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve LSD çoklu karşılaştırma testleri, Kruskal Wallis, All Pairwise çoklu karşılaştırma testi ve Spearman korelasyon katsayısı kullanıldı. Araştırmaya katılanların yaş ortalaması 26,67±4,05, %60,9'u (n:269) kadın, %77,8'i (n:344) lisans mezunu, %45'i (n:199) genel yoğun bakım ünitesinde çalışmaktadır. Hemşirelerin basınç ülseri bilgi testinden (MPBYBT) ortalama 29,26±7,48 puan aldıkları ve basınç ülserleri ile karşılaşma sıklıkları, birimlerinde basınç ülserine yönelik bir protokol kullanma durumları, kendi yaptığı uygulamaları yeterli bulmaları ve EPUAP rehberini okuma durumlarının MPBYBT puanlarını etkilediği saptadı (p<0,05). Hemşirelerin basınç ülserini önlemeye yönelik tutum ölçeğinden (BÜÖYT) ortalama 40,85±6,28 puan aldıkları ve cinsiyet, eğitim durumu, çalışma şekli, birimlerinde basınç ülserine yönelik bir protokol kullanma durumları, bakılan hasta sayısı, kurumda basınç ülseri bakımını yapan kişi, kendi yaptığı uygulamaları yeterli bulmaları, EPUAP hakkında bilgisi olma durumları, EPUAP rehberini okuma durumları, basınç ülserlerini önlemeye yönelik eğitim alma durumlarının BÜÖYT puanlarını etkilediği tespit edildi (p<0,05). Ayrıca hemşirelerin MPBYBT puanları ile BÜÖYT puanları arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). Bu doğrultuda hemşirelere konunun önemini belirten, farkındalıklarını arttıran, olumlu tutum geliştirip bunları uygulamaya aktarmalarını sağlayacak her türlü hizmet içi eğitimlerin verilmesi, sertifikalı eğitim programlarına katılımlarının sağlanması ve kurumların kanıta dayalı uygulamalar ve uluslararası standartlara uygun basınç ülseri bakım protokolü belirleyerek uygunluğunun ve kullanımının denetlenmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Basınç ülseri; Yoğun Bakım Hemşireleri; Bilgi Tutum ve Uygulama

Basınç ülserleriBilgi düzeyiHemşireler+5
Sümeyra Benan Çakır
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tip 2 diyabetli bireylerin ayak sağlığı ve öz bakım aktivitelerinin değerlendirilmesi

Diyabetli bireylerin ayak sorunlarının erken tanılanması ve öz bakım aktivitelerine yönelik yeterlilik düzeylerinin belirlenmesi, koruyucu ayak bakım davranışlarının kazandırılması açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmada, tip 2 diyabetli bireylerin ayak sağlığı sorunları ve ayak bakımları ile ilgili öz bakım aktivitelerinin değerlendirilmesi amaçlandı. Araştırma tanımlayıcı ve kesitsel türde planlandı. Araştırmanın evrenini, Ocak 2021-Mayıs 2021 tarihleri arasında SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları polikliniğine başvuran araştırma kriterlerine uyan tip 2 diyabetli bireyler oluşturdu. Örneklem hesabı için güç analizi yapıldı. Buna göre; minimum örneklem sayısı 188 olarak belirlendi. Araştırmaya 202 tip 2 diyabetli birey dahil edildi. Araştırma için etik kurul ve hastane izinleri alındı. Veriler, tanıtıcı özellikler, ayak öz bakım aktiviteleri ve ayak muayene formu ile toplandı. Verilerin analizinde ortalama, frekans ve yüzde değerleri ve grup karşılaştırmaları için Ki-Kare ve Kruskal Wallis testi kullanıldı. Araştırmaya katılan diyabetli bireylerin yaş ortalaması 59±13 yıl, diyabet süresi 10±7 yıldır. Araştırmada yer alan diyabetli bireylerin %55,9'u erkek, %44,1'i kadın olduğu belirlendi. Yaş, sistolik kan basıncı, diyabet süresi, eğitim durumu, ekonomik durum, diyabet dışında kronik hastalık varlığı, diyabete bağlı gelişen komplikasyonlar, günlük ayak bakımı yapma, nemlendirici kullanma, ayaklarını ısı ve renk açısından takip etme ve ayakkabı tercihleri ile ayak sorunu yaşama arasında anlamlı bir fark bulundu (p<0.05). Diyabetli bireylerin ayak sorunları yaşadıkları ve ayak bakımı ile ilgili yanlış uygulamalarını olduğu belirlendi. Bu sonuçlar doğrultusunda diyabetli bireylerin yaşadıkları ayak sorunlarına yönelik bakım ve tedavi alması için yönlendirilmesi ve doğru ayak bakım uygulamaları için eğitim verilmesi önerilebilir.

AyakDiabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2+2
Oktay Azak
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hemşirelere verilen ventrogluteal bölgeye intramüsküler enjeksiyon eğitiminin hemşirelerin bilgi, görüş ve uygulamayı tercih etme durumlarına etkisi

İntramüsküler (İM) enjeksiyon için kullanılan enjeksiyon bölgesi komplikasyonların en önemli belirleyicisidir. Hemşirelerin çoğunluğu İM enjeksiyonda dorsogluteal (DG) bölgeyi tercih etmekte ve güvenilir bulmaktadır. Bununla beraber, İM enjeksiyon için ventrogluteal (VG) bölgenin birçok yönden üstünlüğü vardır. Çalışmanın amacı, hemşirelere VG bölgeye enjeksiyon uygulaması ile ilgili verilen eğitimin hemşirelerin bilgi, görüş ve uygulamayı tercih etme durumlarına etkisinin belirlenmesidir. Çalışma ön test–son test tek gruplu yarı deneysel tasarımda yürütüldü. Çalışma için etik kurul izni, kurum izni ve hemşirelerin katılım izinleri alındı. Çalışmanın verileri, Hacettepe Üniversitesi Hastanesi yetişkin acil servisinde Mayıs–Ağustos 2021 tarihleri arasında toplandı. Çalışmaya acil serviste çalışan ve çalışmayı kabul eden 30 hemşire dâhil edildi. Veriler hazırlanan "Tanıtıcı Özellikler Formu", "Ventrogluteal Bölge Kullanımı Değerlendirme Formu", "Ventrogluteal Bölge Görüş Formu", "Ventrogluteal Bölge Bilgi Formu", "Ventrogluteal Bölge Eğitim Sonrası Değerlendirme Formu" ile toplandı. Veriler de sayı, yüzde, ortalama, standart sapma Friedman testi, Shapiro – Wilks testi, Wilcoxon testi, McNemar testi ve Mann Whitney-U testleri kullanıldı. Araştırma sonucunda, eğitim sonrası hemşirelerin %86,7 (n=26)'sinin VG bölge ile ilgili görüşlerinin olumlu yönde değiştiği, eğitim öncesi VG bölgeye ilişkin puan ortalaması 14,80+3,09 iken, eğitim sonrasında 18,50+1,68 olduğu (p<0,001), eğitim öncesinde VG bölgeye enjeksiyon uygulamayan 16 hemşirenin 7'si VG bölgeye enjeksiyon uygulamaya başladığı tespit edildi. Sonuç olarak; hemşirelere verilen VG bölgeye İM enjeksiyon eğitiminin hemşirelerin bilgi düzeyini arttırmada anlamlı düzeyde etkili olduğu, VG bölge ile ilgili görüşlerinin yüksek oranda olumlu düzeyde değiştiği, uygulamayı tercih etme durumlarında ise anlamlı düzeyde olmamakla birlikte VG bölgeye enjeksiyon uygulaması yaptıkları belirlendi. Hemşirelere düzenli aralıklarla VG bölgeye ilişkin eğitimlerin tekrarlanması ve becerilerinin değerlendirilmesi önerilmektedir.

Bilgi düzeyiDorsogluteal bölgeEnjeksiyonlar+6
Çisem Meteris
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bağırsak stomalı hastaların öz- etkililik düzeylerinin stoma uyumuna etkisi

Bu araştırma, bağırsak stoması olan hastaların öz-etkililik düzeylerinin stoma uyumuna etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışma tanımlayıcı ve kesitsel türde planlandı ve Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi Genel Cerrahi Servisi Stoma Terapi ve Yara Bakım Ünitesinde yürütüldü. Çalışmaya araştırma kriterine uyan 62 bağırsak stomalı hasta dahil edildi. Araştırma için etik kurul onayı, kurum izni ve hasta onamları alındı. Veriler 1 Haziran- 30 Eylül 2021 tarihleri arasında, Tanıtıcı Özellik Bilgi Formu, Ostomili Bireylere Yönelik Öz-Etkililik Ölçeği ve Ostomi Uyum Ölçeği (OUÖ-23) formları kullanılarak toplandı. Verilerin analizinde Student t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve LSD çoklu karşılaştırma testleri, Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve Dunn çoklu karşılaştırma testleri kullanıldı. Çalışmaya katılan hastaların yaş ortalaması 53,12±12,30 yıl olup; % 71'inin kadın, %83,9'unun evli, %32,2' sinin ilkokul ve ortaokul mezunudur. Stoma açılma süresi 8,45±4,69 ay olup, %80,6'sı kanser nedeniyle açılmış ve %54,8'inin geçici kolostomisi vardır. Hastaların stoma açılma süresi ile öz- etkililik ve stoma uyumları arasında zayıf düzeyde, anlamlı bir korelasyon olduğu, öz etkililik düzeyleri arttıkça stoma uyumlarının arttığı tespit edildi (p<0,05). Sonuç olarak; öz–etkililik hastaların stomaya uyumunu etkileyen önemli faktörlerden biridir. Bu nedenle hastaların öz etkililik düzeylerini destekleyecek eğitimlerin planlanması ve bu yönde girişimsel çalışmaların yapılması önerilmektedir.

Bağırsak hastalıklarıBağırsaklarCerrahi stomalar+2
Zeynep Melis Özden
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hekim ve hemşirelerin izolasyon önlemlerine uyumu ve etkileyen faktörler

Günümüzde sıkça kullanılan tanımıyla sağlık bakımı ile ilişkili enfeksiyonlar (SBİE)/ hastane enfeksiyonları (HE), tüm dünyada gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde morbidite ve mortaliteye neden olan, hastanede kalış süresini uzatan, işgücü ve ekonomik kayıplara yol açan önemli bir sağlık problemidir. Hastane enfeksiyonları izolasyon önlemlerine uyum sağlandığı takdirde önlenebilir bir sorundur. İzolasyon önlemlerine uyumda sağlık çalışanları büyük bir öneme sahiptir. Bu araştırmanın amacı; hekim ve hemşirelerin izolasyon önlemlerine uyumu ve etkileyen faktörlerin belirlenmesidir. Araştırmanın verileri Nisan-Mayıs 2021 tarihlerinde Gaziantep Cengiz Gökçek Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde toplandı. Araştırmanın evrenini hastanede belirtilen tarihlerde çalışmakta olan 96 hekim ve 392 hemşire oluşturdu. Örneklem seçimine gidilmeyerek araştırmaya katılmayı kabul eden 80 hekim ve 305 hemşire araştırmayı tamamladı. Verilerin toplanmasında Tanıtıcı Özellikler Formu, İzolasyon Önlemlerine Uyum Ölçeği (İÖUÖ) kullanıldı. İstatistiksel analizler için SPSS sürüm 24,0 paket programı kullanılarak, sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, Student t, Mann Whitney U, Tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve LSD çoklu karşılaştırma testleri, Kruskal Wallis, All Pairwise çoklu karşılaştırma testi ve Spearman korelasyon katsayısı kullanıldı. Çalışmaya katılanların %70,4'ü kadın (n: 271), %29,6' sı (n:114) erkek, yaş ortalaması 31,58±6,81, toplam çalışma yılı ortalaması 7,54±6,23 tür. Hekimlerin izolasyon önlemlerine uyum puanının (67,5±8,28) hemşirelere (66,9±7,02) göre daha yüksek çıktığı fakat farkın istatistiksel açıdan anlamlı olmadığı tespit edildi. Her iki meslek grubunun da izolasyon önlemlerine uyum puan ortalamasının genel ortalamanın üzerinde olduğu cinsiyet, eğitim durumu, çalışılan birim, mesleği severek yapma, güncel bilgileri takip etme durumunun izolasyon önlemlerine uyumu etkilediği saptandı (p<0,05). Hekim ve hemşireler tarafından izolasyona uyumu, iş yükünün artışının ve personel sayısının azlığının olumsuz, motivasyon desteğinin ise olumlu yönde etkileyeceği sonucuna ulaşıldı. Hemşire ve hekimlerin izolasyon önlemlerine uyumları konusunda kurumsal desteğin devamı ve verilen eğitimlerin güncel bilgiler ışığında düzenli aralıklarla tekrarlanması, uyumu etkileyen olumsuz faktörlerin iyileştirilmesine yönelik girişimler yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Hekim; Hemşire; Hastane enfeksiyonu; Enfeksiyon kontrolü; İzolasyon; İzolasyon önlemleri

Bulaşıcı hastalık kontrolüBulaşıcı hastalıklarDoktorlar+5
Ertuğrul Sarı
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyabetli bireylerin diyabetik ayak risk düzeyleri ve risk faktörlerinin incelenmesi

Bu araştırmada, diyabetli bireylerin diyabetik ayak risk düzeyleri ile risk faktörlerinin incelenmesi amaçlandı. Tanımlayıcı ve analitik tasarımda planlanan çalışmaya; Gaziantep Dr. Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi diyabet eğitim polikliniğine başvuran 278 diyabetli birey katıldı. Araştırma için gerekli etik kurul onayı, kurum izni ve hasta onamları alındı. Veriler, Eylül 2020-Mart 2021 tarihleri arasında Tanıtıcı Özellikler Formu, Diyabetik Ayak Muayene Formu, Diyabetik Ayak Bilgi Ölçeği (DABÖ), Ayak Bakım Davranışı Ölçeği (ABDÖ) ve Diyabetik Ayak Bakımı Öz Etkililik Ölçeği (DABÖÖ) formları kullanılarak toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde, SPSS 15.0 paket programı kullanıldı. Verilerin analizinde sayı yüzde dağılımı, ki kare, Kolmogorov Simirnov, t, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testi, tek yönlü varyans analizi; ile Spearman korelasyon testleri kullanıldı. Çalışmaya katılan diyabetli bireylerin diyabet süresinin (yıl) 13,26±6,33, HbA1c ortalamasının (%) 10,21±2,07, %51,8'inin erkek, %90,6'sının Tip 2 DM olduğu bulundu. Bu çalışmada diyabetli bireylerin %36,3'ünün diyabetik ayak gelişme risk düzeylerinin orta ve yüksek risk düzeyinde olduğu tespit edildi. Erkek cinsiyet, 65 yaş ve üzeri olma, eğitim durumu, yerleşim yeri, alkol, ayak muayenesi olma durumu, ayak bakım eğitimi, ödem, ısı, nöropati, deformite, ampütasyon ve ülser öyküsü, hipertansiyon, periferal arter hastalığı, uygunsuz ayakkabı kullanımı risk faktörü açısından istatiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.001). Belirlenen risk faktörleri için sıralı regresyon analizi yapıldı. Bu analiz sonucunda ayak bileği-kol indeksi (β=-3,26), ısı (sağ) (β=2,38), ülser öyküsü(β=-2,35), sistolik kan basıncı (β=-1,37), ayakkabı uygunluğu (β=-0,72), diyabet süresi (β=0,06) değişkenlerinin diyabetik ayak yara gelişiminde yüksek etkiye sahip olduğu belirlendi. Bu sonuçlar doğrultusunda diyabetli bireylerin organ kaybı yaşamaması için belirlenen risk faktörleri açısından ayak muayenesinin düzenli olarak yapılması, yüksek riskli diyabetik ayağın belirlenerek sıkı takibe alınması önemlidir.

Diabetes mellitusDiabetik ayakRisk değerlendirmesi+1
Neşe Koçakgöl
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bakım verici aile üyelerinin basınç yaralanmasını önleme konusunda bilgi düzeyinin belirlenmesi

Evde bakım gerekisinimi olan yatağa bağımlı hastalarda basınç yaralanması gelişme ihtimali çok yüksektir. Bu hastalara çoğu zaman evlerinde informal bakım vericiler/aile üyeleri tarafından bakım verilmektedir ve basınç yaralanmasının önemli bir kısmı hasta hastaneye gelmeden önce gelişmektedir. Bu nedenle basınç yaralanmasının önlenmesinde bakım verici aile üyelerinin bilgi düzeyi oldukça önemlidir. Bu çalışmada, bakım verici aile üyelerinin basınç yaralanmasını önleme konusundaki bilgi düzeylerinin belirlenmesi amaçlandı. Tanımlayıcı türde yapılan çalışmanın evrenini, Gaziantep ili sınırları içindeki Abdulkadir Yüksel Devlet Hastanesi ve SANKO Üniversitesi Hastanesi yataklı servislerinde, taburculuğu planlanan, basınç yaralanması gelişme riski olan ve evde bir aile üyesi tarafından bakım alacak hastalar ve hastaların bakım verici aile üyeleri oluşturdu. Çalışmanın örneklemine, araştırmanın yürütüleceği tarihler arasında araştırma kriterlerini karşılayan 105 hasta yakını dahil edildi. Veriler, Şubat- Nisan 2023 tarihleri arasında toplandı. Verilerin toplanmasında; Hasta ve Bakım Verici Aile Üyesi Tanıtıcı Formu ve Basınç Yaralanması Önleme Bilgi Testi kullanıldı. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programıyla frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, Mann-Whitney U testi, Kruskal Wallis testi, Dunn's testi ve Spearman korelasyon analizi testi kullanıldı. Hastaların %38,1'i (n=40) erkek, %61,9'u (n=65) kadın ve yaş ortalaması 68,96 (SS (Standart Sapma)=18,07) idi. Hastaların %30,48'i serebrovasküler olay nedeni ile %28,57'si ise yaşlılık nedeni ile yatağa bağımlıydı. Bakım verenlerin %71,43'ü kadın (n=75), %28,57'si erkek (n=30) olup, yaş ortalaması 47,11 (SS=14,85), %47,62'si ilköğretim mezunu, %57,14'ü hastanın 1.derece yakını, %75,24'ü evli, %62,86'sı ev hanımı, %73,33'ünün çalışmadığı, %86,67'sinin sosyal güvencesi olduğu, %77,14'ünün gelirinin giderinden az olduğu tespit edildi. Buna ek olarak hastaların %28,57'sinde basınç yaralanması mevcuttu. Bakım veren aile üyelerinin Basınç Yaralanması Önleme Bilgi Testini doğru bilme oranı %58.82 dir. Bilgi testi puanı ile eğitim ve gelir düzeyi arasında anlamlı bir fark saptandı (p=0,006; p=0,002). Bakım verici aile üyelerinin basınç yaralanması önlemesi ile ilgili bilgiye ihtiyacı olduğu tespit edildi. Bu nedenle taburculuk planlaması içerisinde bu grup hastalasr için basınç yaralanmasının önlenmesi ile ilgili eğitime yer verilmesi ve evde sağlık hizmetleri birimi tarafından gereken izlemi yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Basınç Yaralanması; Evde Bakım; İnformal Bakım Verici; Hasta Yakını; Bilgi Düzeyi

Bakım verenlerBasınç ülserleriBilgi düzeyi+1
Handan Şen
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Diyabetik ayak ülserli bireylerde yara bakım uygulamalarının yara iyileşme süreçlerine etkisinin değerlendirilmesi (2 yıllık retrospektif analizi)

Diyabetik ayak ülserleri (DAÜ) tedavisi karmaşık ve ekstremiteleri tehdit eden oldukça sık görülen diyabetin önemli bir komplikasyonudur. Erken dönemde yaraya erken müdahale edilmesi hastane yatışlarının kısalmasına, tedavi maliyetlerinin düşmesine ve yaranın hızlı iyileşmesini sağlayacaktır. Bu çalışmada, DAÜ olan hastalarda yara bakım uygulamalarının yara iyileşme süreçlerine etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Restrospektif olarak yürütülen çalışma, tanımlayıcı ve kesitsel türdedir. Araştırmanın evrenine, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kliniği'nde Ocak 2020 – Ocak 2022 tarihlerinde DAÜ olan 120 sayıda hasta oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemine, belirtilen tarihler arasında araştırma kriterlerini karşılayan 100 hasta dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında Hasta Tanıtıcı Bilgi Formu anketi kullanıldı. Formda hastaların demografik ve hastalığına ait bilgiler, yara değerlendirme ve yara bakım uygulamalarına ilişkin bilgiler yer almaktadır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ile Mann-Whitney U, Kruskal Wallis, Ki-kare ve Spearman korelasyon analizi testi kullanıldı. Hastaların %71'i (n=71) erkek, %29'u (n=29) kadın, yaş ortalaması 56,10 (SS=13,02), %65'inin yarası Wagner 2 düzeyinde ve yara iyileşme süresi 24,17 (SS=12,49) gündü. Hastaların %26'sının hastaneye tekrar yatışının yapıldığı, %84'ünde diyabetik ayak enfeksiyonu geliştiği, cerrrahi müdahaleler arasında hastaların %10,64'ünde ampütasyon, %47'sinde süturasyon işlemi yapılmıştır. Nefropatisi, ayak deformitesi ve yara yeri kültüründe üremesi olan, DAÜ enfeksiyonu gelişen, cerrahi debridman, negatif basınçlı yara kapama (NBYT), gümüş aljinat uygulanan hastaların yara iyileşme sürelerinin daha uzun ve platelet rich fibrin (PRF), büyüme faktörü uygulanan, yara yüzeyi 1 cm2 den ve yara derinliği 0,5 cm'den küçük olan hastaların yara iyileşme şeklinde yara bakım ve tedavisi +Pansuman+(KH/KH+BF/BF)" (iyileşme oranı=%91,4) ve "Debridman+NBYT +(KH+BF/BF)" (iyileşme oranı=%100) şeklinde yara bakım ve tedavisi uygulanan hastaların; "Debridman+Pansuman+NBYT" (iyileşme oranı=%63,9) şeklinde yara bakım ve tedavisi uygulanan hastalara göre iyileşme oranı istatistiksel olarak daha yüksekti (p<0,05). Sonuç olarak yara tedavisinde NBYT, kök hücre ve büyüme faktörü uygulamalarının yara iyileşmesini olumlu etkilediği söylenebilir. Yeni nesil yara tedavi uygulamalarının kullanıldığı, kalite düzeyi yüksek çalışmaların yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Diyabetik ayak; diyabetik ayak ülseri; yara bakımı; hemşire; hasta sonuçları; yara iyileşme süresi.

Yunus Gürbüz
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hasta güvenliği kültürünün ve hemşirelik mesleği ile ilgili faktörlerin hemşirelerde tıbbi hataya eğilime etkisi

Bu araştırmanın amacı; yoğun bakım, cerrahi ve dahili birimlerde çalışan hemşirelerin sosyodemografik ve mesleki özellikleri ile kurumdaki hasta güvenliği kültürünün hemşirelerde tıbbi hataya eğilime etkisini belirlemektir. Çalışmanın türü tanımlayıcı ve kesitsel tasarımdır. Çalışmanın evrenini Gaziantep Dr. Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım, dahili ve cerrahi kliniğinde çalışan 750 hemşire oluşturdu. Araştırma, dahil olma kriterlere uyan, veri toplama formunu eksiksiz dolduran ve katılmaya gönüllü 320 hemşire ile tamamlandı. Veriler Aralık 2020 - Mart 2021 tarihleri arasında toplandı. Verilerin toplanmasında Hemşire Tanıtıcı Özellikler Formu, Hasta Güvenliği Kültürü Ölçeği, Hemşirelikte Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği kullanıldı. Verilerin analizinde, sayı, yüzde dağılımı, Mann Whitney U, Kruskal Wallis testi ve Spearman korelasyon testleri yapıldı. Çalışmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması, % 63,8'i kadın, % 36,3'ü erkek, % 28,4 dahili birim, % 27,8'i cerrahi birim ve % 43,8'i yoğun bakımda çalışmaktadır. Hemşirelerin sosyodemografik ve mesleki özelliklerinden cinsiyet, çalıştıkları birim, haftalık çalışma saatleri, bakım verdikleri hasta sayıları ile Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği alt boyutları ortalama puanı arasında anlamlı fark olduğu (p<0,05) olduğu tespit edildi. Hasta Güvenliği Kültür Ölçeği' nin tüm alt boyutları ile Tıbbi Hataya Eğilim Ölçeği tüm alt boyutları arasında pozitif yönde zayıf korelasyon tespit edildi. Sonuç olarak hasta güvenliği kültürünün ve hemşirelerin olumsuz çalışma koşullarının hemşirelerde tıbbi hataya eğilimi artırdığını görmekteyiz. Bu doğrultuda; yönetici ve liderlerin hasta güvenliği kültürüne ait uygulamaları daha fazla benimsemeleri ve desteklemeleri gerektiği, hasta güvenliği kültürünün ve hemşirelerde hatalı uygulamaların önüne geçmek için oryantasyon ve hizmet içi eğitimlerde hasta güvenliği vurgusu ön planda olmalı, beklenmedik olayların raporlanması konusunda çalışanlar cesaretlendirilmeli, çalışanların iş doyumunu, mesleki yeterliliğini ve memnuniyetini artırıcı düzenlemeler yapılmalıdır.

Güvenlik kültürüHasta güvenliğiHemşireler+2
Asiye Tuncay
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00

Diğer danışmanlar