Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Orhan Çetin
10 theses · Çağ University
Türk hukukunda franchising sözleşmesi
Çalışma konumuzu "Türk Hukukunda Franchising Sözleşmesi" oluşturmaktadır. Franchising sözleşmesinin tanımı ve unsurlarının, Türk Borçlar Kanunu ve diğer kanunlarda düzenlememiş olması, sözleşmenin içerdiği edimlerin sayısının çok olması ve bu edimlerin somut ilişkilerde farklılıklar göstermesi, bir takım hukuki problemlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu sebeple franchising sözleşmesini hukuki niteliği, unsurları, sözleşme dolayısıyla tarafların sahip olduğu hak ve yükümlülükler ve sözleşmenin sona ermesinin nedenleri ve sonuçları bakımından franchising sözleşmesini inceleme zorunluluğu meydana gelmiştir. Çalışmamız dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde franchising sözleşmesinin daha iyi anlaşılabilmesi için, franchise kavramı açıklanmış ve franchising sözleşmesinin tanımı yapılarak, tarihsel gelişimine değinilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde, franchising sözleşmesinin hukuki niteliği üzerinde durulmuştur. Franchising sözleşmesinin şeklinden bahsedilmiş ve unsurları açıklanmıştır. Akabinde franchising sözleşmesinin, benzer sözleşmeler ile ayrıntılı bir biçimde karşılaştırılması yapılmıştır. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise franchising sözleşmesinde tarafların yükümlülükleri, Türk hukuk mevzuatında uygulanan ve kıyasen uygulanabilecek hükümler ve Yargıtay kararları ışığında açıklanmıştır. "Franchising Sözleşmesinin Sona Erme Nedenleri ve Sona Ermenin Sonuçları" başlıklı, çalışmamızın son bölümünde ise, franchising sözleşmesinin sona erme sebepleri ve bu sona erme durumunun ortaya çıkardığı sonuçlar üzerinde durulmuştur.
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden dönme
Çalışma konumuzu "Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden dönme ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi" konuları oluşturmaktadır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden dönme ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi kanunda açıkça ve ayrıca düzenlenmemiştir. Çalışmamız üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tanımı ve unsurları, sözleşmenin hukuki niteliği ile sözleşmenin meydana getirilme biçimleri incelenmektedir. Çalışmamızın ikinci bölümünde; tarafların borçları izah edilmiş, yüklenicinin temerrüde düşmesi halinde arsa sahibinin hakları ve bu hakları kullanmanın koşullarına kapsamlı olarak değinilmiştir. Çalışmamızın son bölümünde; fesih ve dönme kavramı arasındaki farklar, konuya ilişkin doktrindeki tartışmalar, dönmenin sözleşmeye etkisi üzerine teoriler, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden dönme, tarafların sözleşmeden dönme ve sözleşmeyi fesih halleri incelenmiştir. Ayrıca bu bölümde; sözleşmeden dönme hususunda, Yargıtay uygulaması ve sözleşmeden dönmede Yargıtay'ın ifadesi ile "kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshinin geçmişe etkili olması" halinde yüklenici tarafından üçüncü kişilere satılan bağımsız bölümlerin iadesinde yaşanan mağduriyet belirtilmiştir.
Edinilmiş mallara katılma rejimi dava zamanaşımı
Evlilik birliğinin sona ermesinin ardından mal rejimi tasfiyesi nedeniyle katılma alacağı ve değer artış payına yönelik istemlerde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu sebeple, alacaklar açısından göz önünde bulundurulacak zamanaşımı süresinin belirlenmesi uyuşmazlıkları sona erdirme bakımından önem arz etmektedir. Bu sebeple Yargıtay ve doktrinde yer alan görüşler önem arz etmektedir. Eşlerin aralarında mal rejimi sözleşmesinin bulunması halinde TBK' nın 146. maddesi göz önünde bulundurulacak ve on yıl olan sözleşmelere ilişkin zamanaşımı tatbik edilecektir. Eşlerin aralarında bu neviden bir mal rejimin sözleşmesi yoksa doktrin ve Yargıtay'ın birbirinden farklı görüşleri bulunmaktadır. Yargıtayın daha önceki kararları edinilmiş mallara katılma rejiminde on yıllık zamanaşımının uygulanması grektiğine yöneliktir. Bu nedenle çalışmada edinilmiş mallara katılma rejiminde zamanaşımı süreleri üzerinde durulacaktır.
Kat mülkiyetinde yöneticinin hukuki sorumluluğu
Kat mülkiyeti, taşınmaz mülkiyetinin özel bir görünümüdür. Öyle ki kendine özgü bir yönetim mekanizması dahi bulunmaktadır. Kat mülkiyetinde yönetim işlerinin düzenli işlemesi için yönetim plânı, işletme projesi, kat malikleri kurulu ve yöneticinin uyum içinde olması gerekmektedir. Yönetim plânı, anataşınmazda bütün kat maliklerini bağlayan bir sözleşme olarak karşımıza çıkmaktadır. Kat malikleri kurulu ise karar alma mekanizması olarak işlev görmektedir. Yönetici ise kat malikleri kurulunun vekili gibi hareket ederek, kat malikleri kurulunun kararlarını yerine getirir. Bu sebeple, Kat Mülkiyeti Kanunu, yöneticiye bazı görev, yetki ve sorumluluklar yüklemiştir. Yönetim organlarının arzettiği önem dolaysıyla çalışmamızda, kat mülkiyetinde yönetimin hukuki kaynakları, kat mülkiyetinde yönetimin organları, kat mülkiyetinde yöneticinin hukuki sorumluluğu üzerinde durulmuştur. Sonuç bölümünde Kat Mülkiyeti Kanununda yönetimle ilgili başka ne gibi değişikliklerin getirilmesi gerektiği hususunda öneriler sunulmuştur.
Pandemiden kaynaklanan nedenlerle sözleşmenin uyarlanması
Tüm Dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi ülkemizde de çeşitli alanlarda etkilerini göstermiştir. Hayatın her alanında olduğu gibi hukuk alanında da olağanüstü durumlara sebebiyet vermiştir. 11 Mart 2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından covid-19'un pandemi kategorisine alınması, öngörülemez durum ve güçlüklere neden olmuş, birçok sözleşmenin uyarlanması gündeme gelmiştir. Çalışmamızda pandeminin özel hukuk sözleşmelerine etkisi, mücbir sebep, imkânsızlık, aşırı ifa güçlüğü ve ödemezlik def'î bakımından incelenecektir. Pandemiden kaynaklanan nedenlerle borcun ifa edilememesi durumunda, diğer tarafın da borcu sona erecek ya da uyarlama talep edilebilecektir.
Vasiyetnamenin iptali davası
Çalışma konumuzun öznesi olan vasiyetnameler tek taraflı, kimseye yöneltilmesine gerek olmayan ve serbestçe geri alınabilen hukuki işlemlerdir. Türk Medeni Kanunu, vasiyetnameleri resmi vasiyetname, el yazılı vasiyetname ve sözlü vasiyetname olmak üzere üç tür olarak düzenlemektedir. Miras bırakanın ölüme bağlı son arzularını olabildiğince ayakta tutmayı hedefleyen kanun koyucu, vasiyetnamenin geçersizliğini iptal edilebilirlik yaptırımına tabi tutmuştur. Çalışmamızın asıl konusunu oluşturan vasiyetnamenin iptali davalarında kanunun öngördüğü sınırlı sayıdaki iptal sebepleri olan ehliyetsizlik, kanuna ve ahlaka aykırılık, irade sakatlıkları ve şekle aykırılık sebeplerinden birine dayanılarak sakat olan vasiyetname mahkeme kararıyla iptal ettirilip hükümsüz hale getirilebilmektedir. Yaptığımız çalışmanın amacı vasiyetnamenin iptali davasının sebeplerini, hukuki niteliğini, usul ve esasa dair özelliklerini, kanunda öngörülen süreleri açıklamaktır. Ayrıca vasiyetnamenin iptali davasının benzer davalar olan vasiyetnamenin tenfizi davası, miras sebebiyle istihkak davası ve tenkis davalarıyla benzerlikleri ve farklılıkları belirlenerek netlik sağlanacaktır. Ek olarak hukuk camiasının kullanımına sunulmak üzere akademik bir eserin ortaya konulması da bir diğer amaçtır. Çalışma, ölüme bağlı tasarruflardan sadece vasiyetnamelerin iptalinin incelenmesi yönüyle diğer çalışmalardan ayrışmaktadır. Çalışma, sağlar arası işlemler ile ölüme bağlı tasarruflar için kanun koyucunun öngördüğü geçersizlik yaptırımlarının farklarını açıkça ortaya koyması, iptal sebeplerinin değerlendirilmesi, yaptırımlar için yeni öneriler içermesi, iptal davasının usul ve esasa ilişkin özelliklerinin incelenmesi ve iptal davasını benzer davalarla karşılaştırması bakımından önemlidir.
Uluslararası hukuk sistemlerinde finansal kiralama sözleşmesinin yeri
Bu çalışma Anglo – Sakson Hukuk Sistemi ve Kara Avrupası Hukuk Sisteminin Finansal Kiralama Sözleşmesi Üzerindeki Etkisi; durumunu konu edinmektedir. Finansal kiralama sistemi her ne kadar ekonomik nedenler ile ortaya çıkan bir alan olsa da hukuk sistemi içerisinde kısa zamanda yerini almıştır. Bu hukuki düzenlemeler ise birçok faktörden etkilenmiştir. Ülkeler bazındaki yaygın ticaret kanalları, ülkelerin ekonomik ve refah durumları, sanayi ve teknolojik gelişimler ve benimsenen hukuk sistemine dayalı olarak finansal kiralama sözleşmesinin gelişimi değişiklik göstermiştir. Bu değişikliklerden Anglo Sakson Hukuk Sistemi ve Kara Avrupası Hukuk Sistemine bağlı olan değişiklik bu çalışmanın araştırma alanını oluşturmaktadır. Çalışmamız 4 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde finansal kiralama sözleşmesinin doğuşu, hukuk sisteminde kabulü ve finansal kiralamaya ilişkin hukuksal boyut ele alınmıştır. Böylece finansal kiralama sözleşmesinin kurulumuna ilişkin genel esaslara yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde finansal kiralama sözleşmesinin taraflara tanıdığı hak ve yükümlülükler ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Böylece bir önceki bölümde nasıl oluştuğu anlaşılan finansal kiralama sözleşmesinin tanıdığı haklar ve yükümlülükler gösterilmiş. Finansal kiralama ilişkine yönelik muhtemel uyuşmazlıklar belirtilmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise finansal kiralama sözleşmesinin son bulma halleri ve bunların hüküm ve sonuçları ele alınmıştır. Netice itibariyle bir finansal kirala sözleşmesinin başından sonuna kadar ki hukuki süreç genel esaslarıyla ele alınmıştır. Çalışmamızın son bölümünde ise ülkelerin benimsemiş olduğu hukuk sistemlerine dayalı yasal düzenlemelerin finansal kiralama sözleşmesinin gelişimine etkisi ve ülkelerin ekonomik kazancı ile ilişkisi konu edilmiştir. Çalışmamızın son bölümünde ise ülkelerin benimsemiş olduğu hukuk sistemlerine dayalı yasal düzenlemelerin finansal kiralama sözleşmesinin gelişimine etkisi ve ülkelerin ekonomik kazancı ile ilişkisi konu edilmiştir.
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenicinin temerrüdü halinde arsa payı sahibinin seçimlik hakları
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri Türk Borçlar Kanun'unda özel olarak yer verilen bir sözleşme tipi olmamakla birlikte eser sözleşmesi ile taşınmaz satım sözleşmesine ilişkin unsurları bünyesinde taşıyan karma nitelikli bir sözleşmedir. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde özellikle yapılacak işin nitelikleri, süre ve bedel sözleşmenin önemli üç noktasını oluşturur. Kararlaştırılan inşaatın süresinde bitirilerek teslim edilmesinde, yüklenici kadar iş sahibinin de hukuken korunması gereken menfaatleri bulunmakta olup yüklenicinin temerrüdü halinde arsa payı sahibinin seçimlik hakları bu anlamda önem taşımaktadır. Bu kapsamda tez çalışması üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tanımı, tarafları, unsurları ve hukuki niteliği üzerinde durulmuştur. İlerleyen bölümlerde ise, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenicinin temerrüdü ile yüklenicinin temerrüdü halinde arsa sahibinin seçimlik haklarına yer verilmiştir. Bu bağlamda özellikle İsviçre ve Alman doktrini baz alınarak uygulamadaki esaslar ve Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde yüklenicinin temerrüdü halinde arsa sahibinin seçimlik hakları yüksek yargı kararları kapsamında, hukuki sonuçları ile ortaya konulmuştur.
Aile konutuna dayalı tapu iptali ve tescili
Çalışma konumuzu " Aile Konutuna Dayalı Tapu İptali ve Tescili " oluşturmaktadır. Aile konutu şerhi, ilk kez 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194' üncü maddesi ile Türk hukukuna girmiştir. Bu düzenleme; ailenin ekonomik bütünlüğünü ve aile yapısını korumak adına öngörülmüş olup, aile konutu olarak kullanılan taşınmazın, malik olan eş tarafından, diğer eşin açık rızası bulunmaksızın devredilemeyeceği ya da aile konutunun üzerindeki hakların sınırlanamayacağı belirtilmiştir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında da aile konutu olarak kullanılan taşınmaz üzerinde, taşınmazın maliki olmayan eşin tapu kütüğüne aile konutu şerhinin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebileceği hükmü düzenlenmiştir. Aile konutu olarak kullanılan taşınmazın tapu kütüğüne aile konutu şerhi işlenmemesine rağmen taşınmazın maliki olan eşten taşınmazı devralan üçüncü kişilerin tapu siciline güven ilkesi kapsamında ayni hak kazanmaları diğer eşin rızasının bulunmadığı gerekçesiyle engelleyip engelleyemeyeceği konusu doktrinde tartışmalıdır. Türk Medeni Kanunu'nun 1023' üncü maddesi gereği tapu kütüğünde aile konutu şerhi bulunmayan taşınmaz üzerinde iyi niyetli üçüncü kişinin ayni hak kazanımının korunması gerekir. Yargıtay, 2015 yılına kadar vermiş olduğu kararlarda aile konutu şerhi bulunmayan taşınmazlarda aile konutu üzerinde üçüncü kişilerin iyi niyetle ayni hak kazanılacağına hükmetmiştir. Ancak sonrasında bu görüşünü değiştirerek aile birliğinin bütünlüğünü korumak amacıyla üçüncü kişilerin iyi niyetli ayni hak kazanımlarının korunmaması yönünde kararlara hükmetmiştir. Bu çalışmada aile konutu şerhinin hukuki niteliği, etkisi ve özellikle iyi niyetli üçüncü kişilerin ayni hak kazanmaları bakımından hukuki sonuçları incelenmektedir. Çalışmamız üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde aile kavramı, aile konutu tanımı ve unsurları, aile konutunun önemi ve korunma yöntemleri ve korunma süresi incelenmiş olup daha iyi anlaşılabilmesi için aile konutunun tanımı yapılarak, önemine ve koruma nedenlerine değinilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde, aile konutu şerhi, şerhin konulması ve kaldırılması üzerinde durulmuştur. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise çalışmamızın asıl konusu olan aile konutuna dayalı tapu iptali ve tescili davası, tapu siciline güven ilkesi, üçüncü kişilerin iyi niyetinin nasıl değerlendirildiği ve buna bağlanan sonuçlar Yargıtay kararları ışığında açıklanmıştır.
Kat karşılığı inşaat sözleşmesinin üçüncü kişilere etkisi
Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin üçüncü kişilere etkisi açıklanırken, yüklenicinin temerrüdü, geriye ve ileriye etkili fesih kavramlarından bahsetmek gerekmektedir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin temerrüdü halinde çoğunlukla geriye etkili fesih hükümleri uygulanmaktadır. Eğer inşaatın büyük bir bölümünü tamamlamış ve yüklenici teslim ediminde temerrüde düşmüş ise TBK m.125/2 kapsamında arsa sahibine ileriye etki eden fesih hakkı tanınmaktadır. Çalışmada kat karşılığı inşaat sözleşmesinin, taraflarca feshedilebileceği ve dönülebileceği hallere ilişkin görüşler incelenmiş ve konuya ilişkin Yargıtay kararları irdelenmiştir. Çalışmada ayrıca bu sözleşme kapsamında hak sahibi olan üçüncü kişilerin hak elde etme şekilleri, yüklenicinin temerrüdü, ifada imkânsızlık ve tazminat ödenerek sözleşmenin sonlandırılması durumları ile sözleşmenin şeklinde aykırılık olması durumu ele alınmıştır. Yüklenici ve arsa sahibi ile bağımsız bölüm elde etmek için işlem yapan üçüncü kişilerin uygulamada karşılaştığı sorunlar doktrin görüşleri ve Yargıtay kararlarıyla incelenmiştir. Üçüncü kişiler açısından da kat karşılığı inşaat sözleşmeleri açısından yasal bir düzenleme bulunmadığından, Yargıtay içtihatlarından kaynaklı olumsuz sonuçlara dikkat çekilmiştir.