Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Tarık Polat İşoğlu

11 theses · Çağ University

Master'sOpen AccessTR

Türk Silahlı Kuvvetleri'nde 6413 sayılı Disiplin Kanununun esasları ve uygulanması

Askerliğin temeli olan disiplin hakkındaki mevzuat hükümlerinin günümüzün şartlarına uygun olmadığından hareketle yapılan çalışmalar neticesinde 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu 16 Şubat 2013 tarihinde yürürlüğümüze girmiştir. Bu tezde önceki mevzuat hükümleri ve uygulamaları ile yeni kanunun esaslarına üzerinde durulmuş ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu disiplin hükümleriyle kısa olarak karşılaştırmalar yapılmıştır. Disiplin cezası türleri, disiplin amirlerinin yetkileri, cezalandırma sürecinde uygulanan kurallar ve bazı disiplin cezalarına karşı yargı yolunun açık olması gibi hususlarda askeri disiplin hukukunda devlet memurları disiplin hukukuna çok benzer esaslar kabul görülmüştür. Bununla beraber iki kanun arasında önemli farklılıklar da mevcuttur. Sonuç olarak yeni kanun özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin "oda hapsi cezası" ve "Disiplin Mahkemeleri" konusundaki kararlarını karşılar nitelikte olmakla beraber hürriyeti bağlayıcı ceza olan hizmet yerini terk etmeme cezasının varlığı ve disiplin cezalarının tümüne karşı yargı yolunun tamamen açılmamış olması temel noksanlıklar olarak değerlendirilmektedir.

DisiplinDisiplin cezasıDisiplin suçları+2
Zeki Elban
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türk hukukunda af kavramı

Çalışmanın konusu ceza hukukunda önemli bir yeri olan af kurumudur. Ceza hukukunun konusunu suç ve cezalar oluşturmaktadır. Bu suç ve cezalarda af kurumunun oluşmasına neden olmaktadır. Çalışmamızın birinci bölümünde af kavramı ve tarihsel süreç içerisinde gelişiminden, eski uygarlıklarda af kurumunun nasıl kullanıldığından, Eski Yunanda, Roma hukukunda, Cermen hukukunda ve Avrupa'da af kurumunun tarihsel süreç içinde nasıl geliştiğini açıkladık. Affın özellikleri ve af hakkındaki görüşler hakkında bilgiler verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde affın hukuki niteliği ve yetki kavramları üzerinde durmaya çalıştık. Af kurumuna uluslararası hukukun bakış açısını açıkladık. Avrupa'da diğer ülkelerde af kurumuna hangi organların yetkili olduğu konusunda bilgiler verdik. Çalışmanın son bölümünde genel af, genel affın çeşitleri, genel affın özellikleri ve sonuçları konularına yer verilmiştir. Daha sonra özel af, özel affın çeşitleri, özel affın özellikleri ve sonuçları konularına yer verilmiştir. Çalışmada sonuç olarak af kurumunun tarihsel süreç içerisinde hep kullanıldığı gözlemlenmiştir. Çalışmaya genel olarak baktığımızda affın mümkün olduğunca az kullanılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Çünkü af kurumu genellikle asıl amacından uzaklaşmaktadır. Af kurumu siyasi amaçlar için kullanılarak asıl amacından uzaklaşmaktadır. Af kurumu siyasi amaçlara alet edilmeyerek toplumun gerçekten ihtiyacı olduğu zamanlarda kullanılmalıdır. Ayrıca af yetkisini yasama ve yürütme organından ziyade yargı organı kullanılmalıdır. Af yetkisinin yargı organında olduğu takdirde affa layık olan ve olmayan kişiler daha sağlıklı bir şekilde ayrılabilir.

AfCezaTürk Hukuku
Seçkin Süzülmüş
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İrtikap suçu bağlamında Yargıtay ve İstinaf (BAM) kararları ışığında hekimin sorumluluğu

İrtikap, sadece kamu görevlisince işlenebilen özgü suçlardan olup, vatandaşın safiyane duygularla Devletinden eşit, tarafsız ve liyakate dayalı hizmet beklerken, kamu görevlisince, kanuni hakkını alabilmesi konusunda, kolayca kurtulamayacağı bir duruma sokularak, icbar ya da hileli hareketlerle kandırılarak ikna suretiyle, nihayetinde hatasından faydalanarak yarar sağlamak şeklinde işlenebilen bir suç türüdür. Rüşvet suçunda karşılıklı anlaşma, zimmet suçunda kamu malına karşı gerçekleştirilen eylemlerle kıyaslandığında, suçun işleniş şekli itibarıyla, vatandaşın millet olma bilinci ve Devlete olan sadakat ve güven duygusunu, işleniş şekli itibarıyla en ağır zedeleyen, kamu güvenirliğini en çok sarsan bir suç türü olduğu kuşkusuzdur. Vatandaşın, en kutsal yaşam hakkının korunmasını sağlamaya çalışırken, hekimler ve yardımcı sağlık personelince de işlenebilen irtikap suçuna maruz kalmasının da, irtikap suçunun kendi içinde en ağırı olduğu da açıktır. Bu nedenlerle, Yargıtay ve İstinaf kararları ile öğreti düşünceleri baz alınarak, kılcal damarlarına kadar konuya projektör tutulmak suretiyle uygulamada konunun anlaşılır olmasına katkı sunulmak istenilmiştir.

DoktorlarHukuki sorumlulukKamu güvenilirliği+5
Meral Ünal
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Ceza Kanunu kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu

Uyuşturucu madde ticareti, uyuşturucu yasağı yasalarına tabi olan maddelerin üretimi, yetiştirilmesi, dağıtımı ve satışını kapsayan küresel nitelikli bir yasa dışı ticarettir. Çok büyük miktarlardaki yasa dışı uyuşturucu maddelerin uluslararası sınırlarda dolaşımı ve bu türden madde pazarının en önemli ve tehlikeli kısmını ise uyuşturucu ticaretinin oluşturuyor olması bu ticaretin sadece ülke içerisinde değil, sıklıkla uluslararası boyutta da gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Bu nedenledir ki; ülkeler yasa dışı olarak gerçekleştirilen uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticaretine ilişkin faaliyetleri kanunlarında suç olarak yaptırıma bağlamıştır. Uyuşturucu madde tedariği ve ticareti suçu ile mücadele etmek bakımından tüm dünyada gösterilen yoğun çabalara ve artarak devam eden uyuşturucu talebini azaltma politikalarına rağmen yasa dışı madde ticaretinin artarak devam ettiği bilinen bir gerçektir. Bu tez çalışmasında uyuşturucu veya uyarıcı maddeler ile ilgili genel bilgilere yer verildikten sonra Türk Ceza Kanununun 188. maddesinde suç olarak düzenlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Ayrıca, seçilen bazı ülkelerin uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçuna ilişkin yasal düzenlemelerine yer verildikten sonra bu suçun işlenme nedenleri ve sonuçları üzerinde durulacaktır. Sonuç ve tartışma kısmında ise, bu suçun insan hakları ihlalleri ile olan ilişkisi ortaya konduktan sonra anılan suçun hangi açılardan adli bilimlerin ilgi alanına girdiği tartışılarak bu suçla mücadelede önemli olduğu düşünülen çeşitli çözüm önerilerinde ve çıkarımlarda bulunulacaktır.

Narkotik suçlarNarkotiklerSuç+2
Berna Gökkaya
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yargıtay ve İstinaf (BAM) kararları ışığı altında yağma suçu ve benzer suçlarla karşılaştırılması

Yağma, mal varlığına karşı işlenen suçlar içerisinde, cebir ve/veya tehdit kullanılarak herkes tarafından işlenmesiyle kişi hürriyetini ve yaşam hakkını ağır derecede ihlal eden bir suç türü olmakla, en ağır cezai yaptırımlara bağlanmıştır. Mal varlığı ve buna bağlı zilyetlik hakları gerek uluslararası hukuk gerekse ulusal mevzuatımızda anayasa ve kanunlarımızla koruma altına alınmıştır. Mal varlığına karşı işlenen suçlarda, özel hukuk alanında tazminat davasıyla zarar giderilirken, ceza hukuku anlamında da cezai yaptırımlarla mülkiyet hakkı koruma altına alınmıştır. Yağma suçu, hırsızlık suçundan cebir ve/veya tehdit uygulanmasıyla ayrılırken dolandırıcılık suçundan hile kullanılmamasıyla, şantaj suçundan kullanılan tehdit içerikli sözlerin mağdurun hayatı, vücut ve cinsel dokunulmazlığı ile mal varlığına zarar vermeye yönelik boyuta ulaşması ve ayrıca cebir unsurunun da kullanılmasıyla, irtikap suçundan ise herkes tarafından işlenilebilen bir suç olup kamu görevlisince özgü suç niteliğinde işlenmesine gerek olmayışıyla ayrılmaktadır. Yağma eyleminin ağır cezai yaptırımlarla karşılık bulmasının nedeni, insanların en kutsal yaşam hakkının ve beraberinde kişi hak ve özgürlüklerinin korunmasına yöneliktir. Bu nedenlerle, Yargıtay ve İstinaf kararları ile öğreti düşünceleri baz alınarak, en ince noktalarına kadar konuya ışık tutulmak suretiyle uygulamada konunun anlaşılır olmasına ve uygulama birliğine katkı sağlanmasına çalışılmıştır.

Alacak hakkıGaspSuç+4
Mustafa Hakan Ünal
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hasta hakları kapsamında tıbbi tedaviyi reddetme hakkı

Sağlık sektörünün ve imkânlarının gelişmesi ile birlikte; yeni tedavi imkânlarının ortaya çıkması, hastalıklarla baş etme umudunun artması gibi nedenlerle insanlar sağlık problemleri ile daha fazla içli dışlı olmaya yönelmiş ve böylece hasta hakları kavramı da gündemdeki yerini almıştır. Hasta hakları, bireylerin en temel ve hayatları boyunca vazgeçemeyecekleri haklardan biridir. Hasta hakları; yalnızca hasta bireylerin değil, aynı zamanda sağlıklı tüm bireylerin ve özellikle de hekim ve sağlık çalışanlarının bilmesi, koruması ve sahip çıkması gereken haklardır. Hasta hakları ve bu kapsamda tıbbi tedaviyi reddetme hakkı; insan hayatı açısından bu kadar önemli olmakla birlikte ne yazık ki ele alınıp incelenmesine son yıllarda başlanmıştır. Çalışmamızda, bu zamana kadar fazla ele alınmayan bu konu üzerinde durulmuştur. Hasta hakları kapsamında tıbbi tedaviyi reddetme hakkı konulu tez, iki bölüm halinde sunulmuştur. İlk bölümde; ulusal ve uluslararası mevzuat çerçevesinde hasta hakları, hasta hakları kurulu ile birimleri işlenmiş ve hasta hakları sınıflandırılmıştır. İkinci bölümde ise; tıbbi tedaviyi ret hakkının kapsamı, tedavinin reddi durumunda hastanın aydınlatılması, tedaviyi redde ilişkin özel haller ve tedaviyi ret kapsamında canlandırma yapmama talimatı üzerinde durulmuştur.

Hasta haklarıReddetmeSağlık hizmetleri+1
Duygu Şahin
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Ceza Kanunu kapsamında iftira suçu

Günümüzde küreselleşme ve teknolojik gelişmeler çerçevesinde bilgiye erişim kolaylaşmış ve bilginin yayılma hızı artmıştır. Zaman içerisinde bu durumun insanlık açısından olumlu ve olumsuz sonuçları ortaya çıkardığı görülmüştür. Yaşanan gelişim ve değişimler sayesinde insanların faydalı bilgilere erişimi kolaylaşmıştır. Ancak bu durum kötü niyetli insanlar tarafından farklı amaçlarla kullanılmaya başlanınca masum kişilerin mağdur edilmesi söz konusu olmuştur. İçinde bulunduğumuz iletişim çağı, insanlar arasındaki iletişimin hızlı ve kolay şekilde yapılmasını sağlamıştır. Özellikle sanal ortam ve sosyal medyanın yaygınlaşması ile birlikte insanlar gerek birbirleriyle gerekse toplumla daha fazla iletişim kurar hale gelmişlerdir. Kötü niyetli insanlar tarafından kullanılan bu durum, masum kişilere yönelik isnatların toplum geneline yayılarak onların ciddi şekilde zarar görmesine neden olmuştur. Zaman zaman toplum nezdinde karalanma olarak kalan bu isnatlar bazı durumlarda masum kişilerin yetkili makamlar nezdinde şüpheli-sanık konumuna gelmeleri ile sonuçlanmıştır. Bu sebeple masum kişilerin haksız isnatlardan korunmasını sağlamak amacıyla "iftira suçu" 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda düzenleme altına alınmıştır. İftira suçu geçmişten günümüze hemen hemen her hukuk sisteminde yer almıştır. Türk Hukuku'nda ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 267. maddesinde iftira suçuna yer verilmiştir. Maddede iftira suçunun basın yayın yoluyla veya ihbar ya da şikâyette bulunmak suretiyle işlenebileceği düzenleme altına alınmıştır. Bu düzenleme çerçevesinde Anayasa'nın 28 ve 74. maddeleri değerlendirilerek hangi durumlarda "hak" sınırının aşıldığı ve iftira suçuna geçildiği çalışma kapsamında açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmamızda iftira suçu mülga 765 sayılı Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu düzenlemeleri karşılaştırılarak incelenmiştir. İftira suçu ile korunan hukuki değer; kanun metni, doktrin görüşleri ve yargı kararları çerçevesinde değerlendirilmiştir. Kanunkoyucu tarafından iftira suçu için getirilen etkin pişmanlık düzenlemesi de çalışmamızda detaylı bir şekilde ele alınmıştır.

Etkin pişmanlıkHukuki yararTürk Ceza Kanunu+3
Bahar Gögüs
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sınai mülkiyet haklarının ihlalinde cezai sorumluluk

Sınai mülkiyet hakları, 1995 yılında kabul edilen Kanun Hükmünde Kararnameler ile ayrı ayrı düzenlenmiştir. Her sınai mülkiyet hakkı, ayrı Kanun Hükmünde Kararname ile cezai koruma altına alınmıştır. Suçun ve cezanın Kanun Hükmünde Kararname ile düzenlenmiş olmasının suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle, Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmuştur. Çalışmada Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararlar ışığında sınai mülkiyet haklarının cezai korumasına dair hükümlerdeki sadeleştirme anlatılmıştır. Daha sonra, 2017 yılından itibaren uygulanan Sınai Mülkiyet Kanununun kabul edilmesiyle, tüm sınai mülkiyet hakları tek kanun altında birleştirilmiştir. Sınai Mülkiyet Kanununun 30. maddesi ile sadece marka hakkının ihlali suç olarak düzenlenmiştir. Bir suçun oluşumu için aranan unsurlar, marka suçlarına uyarlanarak anlatılmıştır. Sınai Mülkiyet Kanununu 30. maddesi, Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Andlaşmasının 61. maddesi ile karşılaştırılmıştır. Marka suçları; soruşturulması ve kovuşturulması şikayete tabi suç olduğundan yapılacak yargılama için şikayetin varlığı aranmıştır. Suçun muhakemesi, yaptırımı konularına yer verilmiş; kanundaki eksiklikler ve çözüm yolları belirtilerek çalışma sonlandırılmıştır.

Cezai himayeFikri ve sınai mülkiyet haklarıMarka+2
Cennet Betül Tokgöz
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Netice sebebiyle ağırlaşmış suç

Ceza sorumluluğunun kusura dayalı olması, her hukuk devletinin en önemli gereklerinden birisidir. İnsan haklarına olan saygının ve insan haklarının güvence altına alındığının göstergesi, bir kişinin ancak ve ancak kusurlu olması koşuluyla cezai sorumluluğunun doğacak olmasıdır. Bu nedenledir ki, insanlığın uygarlaşması ve ceza hukukunun gelişmesiyle birlikte kanunlardan, kişinin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın cezalandırılabileceği anlamına gelen objektif sorumluluk halleri çıkarılmaya başlanmıştır. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu bu doğrultuda olumlu bir adım atmış ve kasıtlı hareket sonucu meydana gelen daha ağır veya başka bir neticeden dolayı failin sorumluluğuna gidilebilmesini, bu netice bakımından en azından taksir düzeyinde kusurunun bulunmasına bağlamıştır. Bu çalışmada TCK m.23 ekseninde Netice Sebebiyle Ağırlaşmış Suç konusu ele alınmıştır. TCK m.23'ün uygulanma şartları belirtilerek, daha ağır veya başka netice açısından kusurun saptanmasının ve kusurla oranlı bir şekilde cezai müeyyide uygulanmasının önemi üzerinde durulmuştur.

Ceza hukukuCezai sorumlulukKusursuz sorumluluk+3
Zeliha Kılıçarslan
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet ve yasal korunma yolları

Tez konusu çalışmada, şiddete maruz kalan sağlık çalışanlarının ceza hukuku, tazminat hukuku ve idare hukuku alanlarında yararlanabilecekleri yasal korunma yolları ile devletin, şiddet nedeniyle maddi ve/veya manevi zarara uğrayan sağlık çalışanlarının zararlarını tazmin etme yükümlülüğü incelenmiştir. Üç ana bölümden oluşan tezin birinci bölümünde, şiddetin tanımı yapılarak, nedenleri, türleri, döngüsü ve şiddetin sağlık çalışanları ile hasta ve hasta yakınları üzerindeki etkileri incelenmiştir. İkinci bölümde, sağlık, hastalık ve hasta kavramları açıklanarak, sağlık çalışanlarının hakları ile hasta ve hasta yakınlarının yükümlülükleri anlatılmıştır. Tezin üçüncü bölümünde, sağlık çalışanlarına karşı işlenebilen şiddet suçları incelenmiş, şiddetin önlenmesine yönelik yasal ve idari düzenlemeler açıklanmış, sağlık çalışanlarının şiddet nedeniyle uğradıkları maddi ve/veya manevi zararların tazmini amacıyla yararlanabilecekleri yasal yollar ile devletin gerek şiddetin önlenmesi gerekse şiddete uğrayan sağlık çalışanlarına karşı tazmin sorumluluğu ele alınmıştır.

Ceza hukukuHukuksal korunmaKamu hukuku+7
İbrahim Hakan Metin
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçları

Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçları, Türk Ceza Kanunu'nun Topluma Karşı Suçlar başlıklı üçüncü kısmının, Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar başlıklı üçüncü kısmında düzenlenmiştir. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçları, başlık isminden de anlaşılacağı üzere toplumu koruma içgüdüsü ile kanun koyucu tarafından düzenlenmiş ve suç tipine ilişkin cezalandırma yönünde hükümler kanunda yer almıştır. Mağduru kamu olan bu suçun takibi şikâyete tabi değildir ve re'sen kamu tarafından takibi yapılan suç türlerindendir. Uygulamada uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarında fiillerin suç oluşturup oluşturmadığının tespitinin nasıl yapılacağı, hangi durumlarda cezalandırma yoluna gidileceği, kullanım suçu ile benzer özelliklerden ayrılması ve özellikle etkin pişmanlık durumlarının tespitinde görüş farklılıkları yaşanmaktadır. Uyuşturucu maddelere yönelik imal ve ticaret fiillerinin tespitinde yüksek yargı mercilerinin kararları ile doktrinde yazılmış kaynaklar suç vasfının belirlenmesi açısından yol gösterici olmuştur. Uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarını ele aldığımız tezimizde doktrin kaynaklı bilginin yanı sıra olay bazlı Yargıtay kararları ile suç tipini detaylı bir şekilde açıklamaya çalışacağız. Bu çalışmanın birinci bölümünde; bu suç ile ilgili genel bilgiler ortaya konulmuş, uyuşturucu madde kavramı ve türleri açıklanmış, ilgili uluslararası sözleşmeler, suça ilişkin örnek gösterilen ülkelerin düzenlemeleri ve Türk Hukuku düzenlemeleri irdelenmiştir. İkinci Bölümde; suçu oluşturan temel fiillere, nitelikli hallere ve özellikle etkin pişmanlık haline ve suçun genel hükümlerine değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise suça ilişkin muhakeme hukuku ile yaptırım hükümleri anlatılmaya çalışılmıştır.

Ömer Külekçi
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00

Other supervisors