Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Tuncay Barut

10 theses · İstanbul Gelişim University

Master'sOpen AccessTR

Sosyal hizmet alanında çalışan meslek elemanlarının empatik eğilim düzeyleri ile ikincil travmatik stres belirtileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma sosyal hizmet alanında çalışan meslek elemanlarının empatik eğilim düzeyleri ile yaşadıkları ikincil travmatik stres belirtileri arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı amaçlayan kesitsel desende yapılmış ilişkisel tarama modelinde bir çalışmadır. Çalışmada temel olarak sosyal hizmet, empatik eğilim, travma, ikincil travmatik stres kavramlarının incelenmesi yapılmaktadır. Çalışmanın verileri katılımcıların sosyodemografik bilgilerini almak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, ikincil travmatik stres belirtilerini ölçmek amacıyla geliştirilen Travma Sonrası Stres Belirtileri Ölçeği, empatik eğilim düzeylerini ölçmek amacıyla geliştirilen Empatik Eğilim Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmanın verilerini toplamak için İstanbul ilinin dokuz adet ilçesinde bulunan sosyal hizmet merkezlerinde çalışan 120 meslek elemanına anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS istatistiki analiz paket programı ile çözümlenmiştir. Araştırma sonunda ikincil travmatik stres ile çalışma süresi ve yaş arasında anlamlı düzeyde bir ilişki olduğu cinsiyet, medeni durum ve meslek grubu açısından ise anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür. Empatik eğilim açısından ise cinsiyet, medeni durum ve yaş arasında anlamlı bir ilişki olduğu ancak çalışma süresi ile medeni durum arasında anlamlı bir olmadığı görülmüştür. Diğer taraftan sosyal hizmet çalışanlarının tekrarlayan düşünceleri arttıkça empatik eğilim düzeyinin azaldığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Sosyal Hizmet, Empatik Eğilim, Travma, İkincil Travmatik Stres

EmpatiEmpatik eğilimSosyal hizmet uzmanları+5
Gözde Kalkan
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinde anne baba tutumu ile öz saygı, sosyal kaygı ve meslek belirleme arasındaki ilişkinin incelenmesi

Anne baba tutumları, genel olarak çocuğun yetiştirilmesinde ebeveynlerin başvurduğu sözel ve fiziksel iletişimleri kapsar. Anne ve babanın çocuklarına karşı sergilediği davranışlar ve takındığı tutumlar, çocuğun karakter ve kişilik yapısını belirleyen en temel unsurlardır. Anne ve babası ile sağlıklı ilişki içerisinde olan çocuklar öz güvenli, düşüncelerini özgürce ifade edebilen ve girişken yapıya sahip oldukları görülmektedir. Bu araştırmada lise öğrencilerinde anne baba tutumu sonucunda oluşan öz saygı, sosyal kaygı ve meslek belirleme arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma kapsamına 2020-2021 eğitim ve öğretim yılında Hatay' da eğitim gören 150 kız 150 erkek toplamda 300 lise öğrencisi alınmıştır. Katılımcılar araştırmaya gönüllülük esasına göre, çalışma hakkında bilgilendirilip, kabul etmeleri doğrultusunda katılım sağlanmıştır. Araştırmada değerlendirmeler için Anne Baba Tutum Ölçeği, Mesleki Olgunluk Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Olumsuz Değerlendirme Korkusu Ölçeği ve öğrencinin demografik bilgileri için mini kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statıstical Package for Social Sciences) 25.0 programı kullanılmış olup bu program ile analiz edilmiştir. Analizlerde tanımlayıcı istatislikler frekans (f), yüzde (%), ortalama (X̄), standart sapma (SS), minimum ve maksimum değerler olarak belirtilmiştir. Araştırmada ilk olarak ölçeklere yönelik iç tutarlılık analizi yapılmış olup cevapların tutarlı olup olmadığı değerlendirilmiştir. Normal dağılım gösteren değişkenlerin iki grup karşılaştırmalarında bağımsız örneklem t testi kullanılırken üç ve üzeri grupların karşılaştırmalarında tek yönlü varyans analizi (One-way ANOVA) kullanılmıştır. Araştırmanın hipotezleri doğrultusunda oluşturulan araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişkiler Pearson Korelasyon testi ile incelenmiş olup anne baba tutumunun, lise öğrencisi kız ve erkeklerin öz saygısı, sosyal kaygısı ve meslek belirlemesindeki etkisi lineer regrasyon analizleri ile irdelenecek olup istatiksel anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Bu araştırmanın bulgularına göre; anne baba tutumları ve öz saygı durumu arasında anlamlılık tespit edilmemiştir. Anne ve baba tutumunun meslek belirleme üzerindeki etkisine baktığımızda kız öğrenciler üzerinde anlamlılık gösterirken erkek öğrenciler üzerinde anlamlılık göstermemiştir. Anne baba tutumunun sosyal kaygı üzerindeki etkisine baktığımızda anlamlılık göstermediği tespit edilmiştir. Elde edilen bilgiler literatür eşliğinde tartışılmış, uzmanlara tavsiyeler verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Lise öğrencileri, anne baba tutumu, öz saygı, sosyal kaygı, meslek belirleme

Ana-baba tutumuBenlik saygısıKaygı+4
Rana Özdemir
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin bireylerde yalnızlık ve başa çıkma biçimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Çalışma 18 yaş üstü yetişkin bireylerin yalnızlık düzeyleri ve 14 alt boyutu olan başa çıkma biçimleri arasındaki ilişkinin incelenmesi için yapılmıştır. Çalışmada aynı zamanda yetişkin bireylerin yalnızlık düzeyleri ile başa çıkma biçimlerinin bazı demografik değişkenlere göre incelenmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın evrenini İstanbul ilinde yaşayan 18 yaş üstü bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem grubunu ise İstanbul ilinde yaşayan 18 yaş üstü 302 birey oluşturmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, UCLA Yalnızlık Ölçeği ve Başa Çıkma Stratejileri Kısa Formu (BÇS-KF) kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 25 paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre yalnızlığın başa çıkma stratejilerinin alt boyutlarından olan duygulara odaklanma ve ortaya koyma, kabullenme, duygusal sosyal destek kullanma ile zayıf seviyede negatif ilişkisi; madde kullanımı, davranışsal olarak ilgiyi kesme ile zayıf seviyede pozitif ilişkisi bulunmuştur. Bununla birlikte yalnızlığın başa çıkma stratejilerinin alt boyutlarından olan araçsal sosyal kullanma, olumlu yeniden yorumlama ve planlama ile orta seviyede negatif ilişkisi tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre yalnızlığı en çok açıklayan değişkenin araçsal sosyal destek kullanımı olduğu bulunmuştur.

Baş etme stratejileriBaşa çıkmaStres+3
Eda Öztürk
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Aşk stilleri, benlik saygısı ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada aşk stilleri ile benlik saygısı ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkilerin ortaya konması amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu 203 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcıların 118'i (%58.1) kadın; 85'i (%41.9) erkektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada veriler "Aşka İlişkin Tutumlar Ölçeği – Kısa Form","Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi" ve "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Ayrıca demografik bilgiler "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesi "SPSS 21 for Windows" paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Öncelikle bütün katılımcıların puanların normal dağılım gösterip göstermediği çarpıklık ve basıklık katsayıları ile incelenmiştir. Veriler bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı aracılığı ile analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda özgeci aşk stili ve sahiplenici aşk stilinin benlik saygısı ile negatif yönde ilişkili bulunurken, tutkulu aşk stilinin benlik saygısı ile pozitif yönde anlamlı ilişkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Özgeci aşk kişilik özelliklerinden dışa dönüklük ile negatif yönde, yumuşak başlılık ile pozitif yönde; arkadaşça aşk deneyime açıklık, yumuşak başlılık ve sorumluluk ile pozitif yönde; tutkulu aşk duygusal dengesizlik ile negatif yönde, deneyime açıklık, yumuşak başlılık ve sorumluluk ile pozitif yönde; mantıklı aşk dışa dönüklük, deneyime açıklık, yumuşak başlılık ve sorumluluk ile pozitif yönde; oyun gibi aşk deneyime açıklık, yumuşak başlılık ve sorumluluk ile negatif yönde ve sahiplenici aşk duygusal dengesizlik ile pozitif yönde dışadönüklük ile negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Ek olarak benlik saygısı ile duygusal dengesizlik arasında negatif yönde, dışadönüklük, deneyime açıklık ve sorumluluk arasında ise pozitif yönde ilişki olduğu saptanmıştır. Aşk stillerinin cinsiyete, romantik bir ilişkiye sahip olup olmamaya göre farklılaştığı ancak yaşa göre farklılaşmadığı saptanmıştır. Benlik saygısının demografik değişkenlere farklılık göstermediği, kişilik özelliklerinin ise cinsiyete ve yaşa göre farklılaştığı belirlenmiştir.

AşkBenlik saygısıKişilik+2
Tuğçe Akturan
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin kaygı düzeyleri ve kişilik özelliklerinin evlilik uyumu ile ilişkisi

Evlilikte uyum, farklı kişiliklere sahip insanların dünyanın değişen koşullarına uyum sağlamak, sorunlarını uzlaşma yoluyla çözmek, birbirleriyle olumlu iletişim kurmak, mutlu olmak ve ortak hedeflere ulaşmak için oluşturdukları birlik olarak ifade edilmektedir. Evlilikte uyumunu etkileyen bir çok faktör bulunmaktadır fakat bu araştırmada evli bireylerin kişilik özellikleri ve kaygı düzeylerinin ilişkisi araştırılmıştır. Bu çalışma "ilişkisel tarama modeli" temel alınarak ve modele uygun şekilde hazırlanmıştırdır. Araştırmanın örneklemini ise evrene dahil olma koşullarını sağlayan evli 246 çift toplamda 492 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada örneklem hacmine ulaşılması için kolayda örnekleme yöntemi kullanılmaktadır. Araştırma bulgularına göre cinsiyet, yaş farkı, çalışma durumu ve eğitim durumu değişkenlerine göre evlilik uyumunun farklılık göstermediği görülmüştür. Evli bireylerin yaşı ve evlenme yaşları ile evlilik uyumu arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Kişilik özelllikleri, kaygı düzeyi ve evlilik uyumu arasında anlamlı ilişki bulunmuştur.

Beş faktör kişilik modeliEvli çiftlerEvlilik+6
Meziyet Gül Karakılıç
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Premenstrüel sendrom sorunu olan 15-49 yaş aralığındaki kadınlarda anksiyete düzeyi, benlik saygısı ve yaşam kalitesinin incelenmesi ve karşılaştırılması

Çalışma premenstrüel sendroma sahip olan kadınların premenstrüel sendromun anksiyete, yaşam doyumu ve benlik saygısına etki edip etmediğini incelemek için yapılmıştır. Araştırma ayrıca 15-49 yaş arasındaki kadınların anksiyete düzeyi, yaşam doyum düzeyi ve benlik saygılarının çeşitli demografik değişkenler üzerinden de değerlendirmesini yapmayı hedeflemiştir. Araştırmanın evrenini, İstanbul ili Çatalca ilçesinde yaşayan kadınlar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 15-49 yaş arası menopoza girmemiş üç yüz (300) kadın oluşturmaktadır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, "Premenstrüel Sendrom Ölçeği", "Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği", "Beck Anksiyete Ölçeği" ve "Yaşam Doyum Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 20 paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre örneklem grubundaki bağımlı değişkenler olan benlik saygısı, anksiyete düzeyi ve yaşam doyumu arasındaki ilişkinde varılan sonuç anksiyete düzeyi ile yaşam doyumu arasında zayıf düzeyde negatif yönlü olan anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Benlik saygısı ile yaşam doyumu arasında orta düzeyde negatif yönlü olan anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Benlik saygısı ile anksiyete düzeyi arasında orta düzeyde pozitif yönlü olan anlamlı bir ilişki bulunmuştur. PMS puanına göre, Benlik Saygısından aldıkları puanlar arasında bulunan farkın istatistiksel açıdan anlamlı olduğu görülmektedir. PMS puanı düşük olanların benlik saygısı düzeyleri, PMS puanı yüksek olanlara göre yüksektir. PMS puanına göre, Anksiyete Düzeyini ölçen testten aldıkları puanlar arasında bulunan farkın istatistiksel açıdan anlamlı olduğu görülmektedir. PMS puanı düşük olanların anksiyete düzeyi, PMS puanı yüksek olanlara göre düşüktür. Yaşam Doyumundan aldıkları puanlar arasında bulunan farkın istatistiksel açıdan anlamlı olduğu görülmektedir. PMS puanı düşük olanların yaşam doyumu puanı, PMS puanı yüksek olanlara göre yüksek olarak bulunmuştur. Sonuç bölümünde bulgulara dayalı olarak araştırmacılara, ilgili kurumlara, eğitimcilere, ailelere yönelik önerilerde bulunulmuştur.

AnksiyeteBenlik saygısıKadınlar+5
Itır Zaman
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Suça sürüklenen çocuklarda çocukluk çağı travması ve depresyon arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada suça sürüklenen çocukların çocukluk çağı travmaları ve depresyon arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yapılan incelemede katılımcıların çeşitli demografik özelliklerinden; yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, eğitime devam etme durumu, ebeveyn medeni durumu, ebeveyn eğitim durumu, madde kullanımı gibi değişkenler incelenip, aralarında istatistiksel anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek hedeflenmiştir.Araştırmaya 25 kadın, 75 erkek olmak üzere toplam 100 suça sürüklenen çocuk katılmıştır. Kişiler tesadüfi örneklem yoluyla ve gönüllülük esasına göre belirlenmiştir. Bu kişilere "Beck Depresyon Envanteri" , "Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği" ve çalışmacı tarafından hazırlanmış "Sosyodemografik Bilgi Formu" doldurtulmuştur. Veriler SPSS 25 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucuna göre suça sürüklenen çocukların %34'ü ciddi düzeyde depresyon yaşıyorken, %21'inde depresyona rastlanmamıştır. Suça sürüklenen ergen çocuklarda depresyon belirti düzeylerinin çocukların yaş, eğitime devam etme durumu, kardeş sayısı, ailenin gelir düzeyi, anne ve baba eğitim düzeyi, aile içi adli vaka durumu, çocuğun adli dosya sayısı ve madde kullanım durumuna göre farklılık gösterdiği bulunmuştur. Ayrıca çocukluk çağı travma ölçeği alt boyutlarından duygusal ihmal puanlarının eğitime devam etme ve anne baba eğitim durumuna göre farklılaştığı bulunmuştur. Araştırma sonucunda suça sürüklenen çocukların depresyon yaşamaları ile çocukluk çağı travmaları ölçeği arasında anlamlı ilişkilerin var olduğu tespit edilmiştir.

DepresyonSuçSuçlu çocuklar+3
Hande Durmuş
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sınavların öğrenciler üzerinde oluşturduğu kaygı düzeyi ile psikolojik sağlamlık düzeylerinin çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmada sınavların öğrencileri üzerinde oluşturduğu kaygı düzeyi ile psikolojik sağlamlık düzeyleri çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmiştir. Araştırmamızda, bireylerin sınav kaygı düzeyleri ile psikolojik sağlamlık düzeyleri demografik değişkenlere göre incelenmiş ve bu doğrultuda çeşitli istatistikler yapılmıştır. Bireylerin sınav kaygı düzeyleri ile zorlu-stresli olaylar veya durumlar karşısında ne düzeyde dirençli ve dayanıklı olduğunu ifade eden psikolojik sağlamlığın koruyucu faktörleri ile arasında anlamlı ilişkilerin olması öngörülmektedir. Araştırma 2020-2021 eğitim-öğretim yılında İstanbul ilinde özel bir okulun ortaokul kademesinde öğrenim görmekte olan 76 erkek ve 75'i kız olmak üzere toplamda 151 denekten oluşmaktadır. Araştırmadaki veriler, örneklem grubunun kişisel özelliklerine yönelik bilgi elde etmek amacıyla Demografik (Kişisel) Bilgi Formu, sınav kaygı düzeylerine yönelik bilgi elde etmek amacıyla Sınav Kaygısı Ölçeği, son olarak psikolojik sağlamlık düzeylerine yönelik bilgi elde etmek amacıyla Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılarak veriler elde edilmiştir. Ölçeklerle birlikte katılımcı için Bilgilendirilmiş Onam Formu ve Veli İzin Formu ile araştırmamızın amacı ve önemi, katılımcıların istedikleri zaman çekilebilme haklarının olduğu, verdikleri cevapların gizlilik ilkesinde koruncağına yönelik bilgilere yer verilmiştir. Araştırma verileri çeşitli istatistiksel yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS (Statistical Pack age for Social Sciences) programı kullanılmıştır. Araştırmanın iki sürekli değişken arasındaki ilişkinin incelenmesi için Pearson korelasyon (çift kuyruk) analizi kullanılmıştır. Bağımsız örneklem T-Testi (İndependent Samples T-Testi) kullanılmıştır. İkiden fazla bağımsız grup arasında farkın anlamlılığı ve niceliksel sürekli verilerin karşılaştırılmasında Tek yönlü (Oneway) Anova testi kullanılmıştır. Anova testi sonrasında farklılıkları belirlemek üzere tamamlayıcı Post-Hoc analizi olarak LSD testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre, bireylerin sınav kaygı düzeyleri ile psikolojik sağlamlık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Bireylerin sınav kaygısı ölçeğinin alt boyutları ile psikolojik sağlamlık düzeyleri arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Buna göre bireylerin psikolojik sağlamlık düzeyleri yükseldikçe sınav kaygı düzeyleri düşmektedir. Bireylerin sınav kaygı düzeylerinin cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Buna göre kızların kaygı düzeylerinin erkeklere oranla daha yüksek olduğu görülmüştür. Bireylerin psikolojik sağlamlık düzeyleri cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı görülmüştür. Bireylerin sınav kaygı düzeyleri ile sınıf düzeyleri arasında anlamlı bir şekilde farklılaşmanın olduğu tespit edilmiştir. Buna göre 6. Sınıf ve 7. Sınıf öğrencilerinin kaygı düzeyleri, 8. Sınıf öğrencilerine oranla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmamızda öğrencilerin psikolojik sağlamlık düzeyleri ile sınıf düzeyleri arasında anlamlı bir şekilde farklılaşmanın olduğu görülmüştür. Buna göre 8. Sınıf öğrencilerinin psikolojik sağlamlık düzeylerinin 7. Sınıf öğrencilerine göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmamızda bireylerin sınav kaygı düzeyleri ile psikolojik sağlamlık düzeyleri ailenin medeni ve ekonomik durumuna göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı görülmüştür. Araştırmamızda öğrencilerin psikolojik sağlamlık düzeylerinin akademik başarı durumlarına göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Buna göre akademik başarı durumu iyi olan öğrencilerin psikolojik sağlamlık düzeyleri, başarı durumu kötü olan öğrencilere oranla daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmamızda öğrencilerin sınav kaygı düzeylerinin akademik başarı durumlarına göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Araştırmamızda bireylerin sınav kaygı düzeylerinin kardeş sayısı değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı tespit edilmiştir. Araştırmamızda bireylerin sınav kaygı düzeyleri ile psikolojik sağlamlık düzeyleri akademik destek alma ve kaçıncı çocuk olduğu değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı görülmüştür.

Demografik değişkenlerKaygıKaygı düzeyi+4
Şevin Özen
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Evlilik hoşnutsuzluğunda kıskançlık ve duygu düzenleme güçlüğünün etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, evlilik hoşnutsuzluğunda duygu düzenleme güçlüğü ve kıskançlığın etkisinin ne düzeyde olduğunu, duygu düzenleme güçlüğü düzeyi ve kıskançlık düzeyi arttıkça evlilik hoşnutsuzluğunun nasıl etkilediğini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda ele alınan sosyo-demografik değişkenlerle (cinsiyet, eğitim düzeyi vb.) bağımlı değişkenler (evlilik hoşnutsuzluğu, duygu düzenleme güçlüğü ve kıskançlık) arasındaki ilişkiler incelenmiş; sosyo-demografik değişkenler temelinde oluşturulan gruplar (kadın-erkek, eğitim düzeyi vb.) arasında bağımlı değişken düzeyleri bakımından farklılık olup olmadığı araştırılmıştır. Ayrıca evlilik hoşnutsuzluğunu, duygu düzenleme güçlüğü ve kıskançlığın yordayıp yordamadığı da incelenmiştir. Araştırma anket yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların evlilik hoşnutsuzluğu düzeylerini belirlemek amacıyla Türkiye'de geçerlik ve güvenirlik çalışması, Çelik (2013) tarafından hazırlamış olduğu 'Evlilik Hoşnutsuzluğu Ölçeği' kullanılırken katılımcıların kıskançlık düzeylerini belirlemek için de Kızıldağ ve Yıldırım (2017) tarafından geliştirilen 'Eş Duygusal Kıskançlık Ölçeği' ve son olarak katılımcıların duygu düzenleme güçlüğü düzeylerini ölçmek için de Türkiye de geçerlik ve güvenirlik çalışması Rugancı ve Gençöz (2010) tarafından yapılmış olan "Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini İstanbul ilinde yaşayan toplamda 350 evli birey oluşturmaktadır. Toplanan veriler SPSS 22 bilgisayar temelli istatistik programı ile çözümlenmiştir. Verilerin güvenilir olup olmadığını belirlemede Cronbach Alpha analizi uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan temel bileşenler yöntemi ile çıkarımsal analizlerde bulunulmuştur. Araştırma bulgularına göre evli bireylerde evlilik hoşnutsuzluğu ile kıskançlık arasında pozitif yönlü orta derecede ilişki olduğu bulunmuştur. Evlilik hoşnutsuzluğu ile duygu düzenleme güçlüğü arasında da pozitif yönlü orta derecede ilişki olduğu bulunmuştur. Son olarak kıskançlık ile duygu düzenleme güçlüğü arasında pozitif yönlü düşük derecede ilişki olduğu bulgulanmıştır.

Duygu düzenleme güçlüğüEvli çiftlerEvlilik+4
Sidal Çetin
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde cinsel işlev ile suçluluk ve utanç duyguları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı suçluluk ve utanç duygularının yetişkinlerin cinsel işlevleri üzerindeki etkisini araştırmaktır. Aynı zamanda, çalışma kapsamında katılımcılardan alınan sosyo-demografik değişkenlerin yetişkinlerin cinsel işlevleri ve suçluluk-utanç duyguları ile ilişkileri araştırılmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'de yaşayan 18 yaşını doldurmuş 100 kadın ve 100 erkek oluşturmaktadır. Katılımcıların Sosyo-demografik özelliklerinin belirlenmesi için katılımcılara Kişisel Bilgi Formu, cinsel işlev düzeylerini öğrenebilmek amacıyla Arizona Cinsel Yaşantılar Bilgi Formu ve suçluluk, utanç duygularını belirleyebilmek için de Suçluluk-Utanç Ölçeği uygulanmıştır. Bu tez çalışmasından elde edilen bilgiler doğrultusunda erkeklerin suçluluk ve utanç duyguları ile cinsel işlevleri arasında anlamlılık tespit edilmiş, erkeklerin suçluluk ve utanç duygularının cinsel işlevlerini düşürdüğü saptanmıştır. Kadınlarda suçluluk ve utanç duyguları erkeklerden daha yoğun yaşanmasına rağmen cinsel işlevleri üzerinde bir anlamlılık tespit edilmemiş, kadınlardaki suçluluk ve utanç duygularının cinsel işlevlerini düşürdüğüne dair bir bulguya rastlanılamamıştır. Elde edilen bilgiler ve bulunan sonuç alanyazın doğrultusunda tartışılmış, araştırmacılara ve uzmanlara tavsiyelerde bulunulmuştur.

Cinsel işlevlerSosyodemografik özelliklerSuçluluk+3
Diyar Sapan
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00

Other supervisors