Theses supervised by Prof. Bilge Sayıl Onaran
13 theses · Hacettepe University
Hastane çocuk oyun alanlarının sanat ve yaratıcılık odaklı tasarımı
Hastane iç mekanları günümüz tasarım anlayışıyla tarihsel süreçte fiziksel olarak iyileşme bakış açısından, bütünsel ve kullanıcı odaklı bir iyileşme anlayışına doğru yönelim göstermektedir. Bu sebeple çalışmanın konusu ve yöntemi "iyileşme"ye mekanın nasıl katkı sunabileceğine ilişkin soru ve aranan yanıtlar çerçevesinde gelişim göstermiştir. Çalışmada, literatüre ve hastane tasarımına ilişkin yönetmeliklere altlık sağlaması konusunda; teorik bilgi birikimini, pratikte de uygulanabilir bir ivmeye taşınmasına katkıda bulunulması misyonu ile yola çıkılmıştır. Bu amaçla çalışmanın yöntemi, belirli bir bölgenin seçilmesi ile hizmet veren mekanların analizinin yapılması ve günümüz uygulamalarının içeriğinin anlaşılır bir haritasının çıkarılmasını kapsamaktadır. Belirtilen anlayışla mevcut durum analizi vasıtasıyla, günümüz iyileşme anlayışı arasındaki tutarlılıkların ve önerilebilecek parametrelerin oluşturulması sağlanmaya çalışılmıştır. Genel bir yaklaşımla ortaya çıkan hastane iç mekanları ve iyileşme kavramları arasındaki ilişki, çalışmanın hedefleri doğrultusunda kademe kademe daraltılmıştır. Tümdengelim yöntemi ile inceleme sahasına işaret edebilmek için, hastane yapılarının tarihsel sürecinden branşlaşma ve çocuk kliniklerinin ortaya çıkışına kadar veriler toplanmış ve günümüz uygulamaları üzerinden farklı disiplinlerden faydalanılarak kullanıcıyı tanımaya yönelik başlıklarca incelenmiştir. Bu anlamda çalışmanın özgün bir hal almasındaki en önemli kriterlerden birisi; kullanıcı kitlesinin belirlenmesidir. İyileşmeye katkı sunmayı odak olarak belirleyen çalışma için, kullanıcı grubunun ihtiyaç listesinde üst sıralarda yer alan bir sınıfa yönelmesi istenmiştir. Bu amaçla, hastanede uzun süre kalan ve şiddetli adaptasyon ve hayata geri dönüş stresi bulunan "Hematoloji ve Onkoloji Klinikleri"ne yönelim gerçekleşmiştir. Belirtilen klinikler için ise çocuk kullanıcının sanat ve yaratıcılıkla olan ilişkisinin gücü ve stresle baş etme konusundaki kırılgan yapısı sebebiyle "Pediatri Ana Bilim Dalı" hastaları için mekânsal olarak çalışma gerçekleştirilmesi yolu izlenmiştir. Eş zamanlı olarak kullanıcı ihtiyaçları için, iyileştirmeye katkı sunmaya elverişli mekanlar arasından "oyun alanları" seçilerek oyun çağı çocukları için çalışmanın sınırlarının belirlenmesi sağlanmıştır. Mekan tasarımının kullanıcı odağında gerçekleşmesi amacıyla, hasta çocuk özelinde gereksinimleri konusunda; fiziksel ve bilişsel kabiliyetlerin dönemsel olarak anlaşılması, psikolojik etmenler ve çocuk sağlığı ve hastalıkları gibi konularda uzmanlık alanlarından faydalanılarak kullanıcı ihtiyaçlarının doğru tarifi üzerine yoğunlaşılmıştır. Bir sonraki basamakta, artık tanış olunan kullanıcı /hasta çocuk için mekânsal ihtiyaçların nasıl giderileceği üzerine çalışma, oyun odasının tasarımı konusuna odaklanmış ve oyun aracılığıyla sanat ve yaratıcılığa olanak tanıyan yaklaşımlar üzerine yoğunlaşılmıştır. Saha incelemesi aşamasında, kullanıcı faktörü ile oluşturulan kategoriler ile ilişkili olarak Ankara ilindeki tüm (11 hastane) "Pediatri Hematoloji" ve "Pediatri Onkoloji" Klinikleri bünyesindeki oyun alanlarının incelenmesi için resmi olarak izin istenmiş ancak yalnızca "Hacettepe Üniversitesi Çocuk ve Onkoloji Hastanesi" ve "Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi" klinikleri çalışma için uygunluk belirtmiştir. Yapılan incele ile kliniklerde yer alan oyun alanlarının kullanıcılarının genellikle, 2-6 yaş aralığına sahip literatürde "oyun yaşı" olarak belirtilen çocuklar olduğu bilgisine ulaşılmış ve çalışma için daraltılan yaş aralığı ile örtüştüğü bilgisine ulaşılmıştır. Ayrıca oyun alanlarının genellikle, çocuğun zaman geçireceği bir uğraş alanı olarak görüldüğü ve yaş grubuyla etkileşim sağlamasını desteklemek amacıyla kullanıldığı, iyileşmeye katkı sunan bir mekan olarak değerlendirilmediği fark edilmiştir. Çalışma; literatürde sıkça çalışılmış olan "mekanın doğru tasarlandığı koşulda iyileştirici güce sahip olduğu" ve "tasarım ve yaratıcılığın iyileştirici bir unsur olduğu" bilgilerini doğru kabul ederek çocuk oyun odaları/alanları üzerinden hasta çocuklar için iyileştirici mekan önerilerine odaklanmaktadır. Ayrıca edinilen verilerin kullanımı için Türkiye'de kullanılan ve gereklilikler ve kısıtlamaları tanımlayan yönetmelik için katkı oluşturacak nitelikte kurgulanmasına önem verilmiştir. Bu anlamda hastane tasarımları T.C. Sağlık Bakanlığı'nca belirlenmektedir. Ülkemizde günümüz sağlık yapıları proje çalışmalarının "T.C. Sağlık Bakanlığı İnşaat ve Onarım Daire Başkanlığı - Türkiye Sağlık Yapıları Asgari Tasarım Standartları 2010 Yılı Klavuzu" kapsamında standartları oluşturulmuştur. Ancak çocuk oyun alanlarına ilişkin genel veriler üzerinden sınırlamaların üzerinde durulduğu düşünülmektedir. Bu sebeple pediatri dalının altında yer alan uzun süreli yatan hastalar için uygulanan çocuk oyun alanlarının niteliklerinin özelleştirilmesi kapsamında çalışmanın sonuçlandırılması hedeflenmektedir.
Parametrik tasarım bağlamında sergileme mekanlarının form-işlev analizi
Teknolojik gelişmelerin 20. yüzyıla doğru büyük bir hızla ilerlemesi, yazılım ve dijitalleşme adına köklü değişimler sağlamıştır. Tasarım ve mimariye yönelik yazılımların ve çizim programlarının geliştirilmesi tasarıma ve tasarımın görsel sunumuna ayrılan süreyi büyük ölçüde azaltmıştır. Tasarım sürecini izlemeyi, ara aşamalarda tasarıma müdahale etmeyi ve pek çok değişikliği eş zamanlı olarak uygulayabilmeyi mümkün kılan yazılımlarla birlikte daha önce görülmemiş karmaşık formların tasarımı ve üretimi mümkün hale gelmiştir. Tüm bu gelişmelerle birlikte "parametrik tasarım" kavramı sıkça kullanılmaya, çeşitli dijital araçlarla tasarlanan karmaşık formlu yapılara atfedilmeye başlanmıştır. Kompleks formların kolay tasarlanabilir hale gelmesi, parametrik tasarımın ağırlıklı olarak formu görsel bir cazibe merkezi olarak kullanan bir üslup olarak algılanmasına sebep olmuştur. Parametrik yazılımlar aracılığıyla oluşturulan pek çok tasarımın bu biçimsel yaklaşımı, mimaride form-işlev ilişkisini tekrar sorgulanmaya açık hale getirmiştir. Bu noktada mimaride form-işlev ilişkisinin parametrik tasarım bağlamında değerlendirilmesi; parametrik tasarım kavramının tanımını ve tarihsel süreçteki gelişimini inceleme gerekliliği oluşturmaktadır. Parametrik tasarımın detaylı olarak ele alınması; dijital yazılımlara atfedilen bu kavramın, analog olarak da sürdürülebilen bir tasarım süreci olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Bu tez kapsamında parametrik tasarımın farklı uygulama yöntemlerinin form-işlev üzerindeki etkilerinin geçici sergileme mekanları olan pavyon yapı türleri üzerinden analiz edilmesiyle parametrik tasarım sisteminin daha iyi anlaşılması amaçlanmaktadır.
Kentsel donatı bağlamında akıllı malzeme ve sistemler; tasarımcı ve kullanıcı deneyim örneği
Teknolojik atılımlar, günlük yaşamın her noktasına yansıyarak toplumun yaşayış biçimine dolayısıyla mekanlara etki etmektedir. İnsan, kullanıcısı olduğu her mekanı donatıyı ve ürünü etkileyerek modern yaşamın gereksinimleri doğrultusunda tasarımlar ortaya koymaktadır. Günümüz teknolojisinin kapsadığı akıllı ürün ve malzemelerin temelinde modern yaşam gereksinimleri yatmaktadır. Akıllı malzeme ve ürün teknolojisi her ne kadar son on yılda popülerlik göstermiş olsa da aslında bu teknolojinin başlangıç noktası materyal bilimi üzerine 1960'lı yıllarda yapılan çalışmalara kadar dayanmaktadır. Bu çalışmalar malzeme bilimi adına çok aşama kaydedilmesini dolayısıyla bugün bilinen teknolojik karmaşık veya basit akıllı ürünlerin tasarımlarında kullanımını sağlamıştır. Araştırmalar, malzemelerin bulunduğu ortamla, kullanıcıyla veya herhangi bir uyaranla etkileşimini incelemiş ve bu uyaranlara tepki veren farklı yapıda akıllı materyallerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Akıllı malzemeler çok farklı uyaranlara tepki verebilecek türde gelişmiştir. Bu malzemelerden belirli türlerde olanlar, akıllı sistemler için algılayıcı ve dönüştürücü ara malzeme olarak kullanılabilmektedir. Akıllı ürünler, bahsi geçen akıllı malzeme ve sistemlerin bir dizi programlama ve tasarım dahilinde çalıştırılması ile geliştirilmiştir. Her mekân, yaşamın getirdiği bu modern teknolojiden etkilenerek biçimlenmektedir. Kent mekanı da kullanıcısının gelişen bu yeni teknolojik gereksinim ve yaşayışına yanıt verebilir, bu anlamda kullanıcının kent içerisinde daha konforlu olmasını ve kullanıcısını çevreye daha duyarlı bir biçimde yaklaşması adına teşvik edebilir. Bu bağlamda modern bir kent yaşamının gereksinimleri, akıllı sistemlerle tasarlanan akıllı kent mobilyaları ile sağlanabilmektedir. Bu çalışmanın amacı, akıllı malzeme ve sistemlerin türlerini kullanıldığı ürün örnekleri üzerinden inceleyerek, kentsel mekanlarda kullanımı üzerine akıllı bir kent donatısı önerisi geliştirerek, bu bağlamda kullanıcı-tasarım-tasarımcı arasındaki etkileşimde, temel düzeyde kurulabilen bir akıllı kent donatısı ile tasarımın gelişmesi, akıllı kent donatısı kullanım farkındalığı ve kentsel mekân ölçeğinde kullanıcıda çevresel yaklaşım anlamında bir bilinç oluşturmaktır. Çalışmanın birinci bölümünde, tez çalışmasının amacı, konuya yaklaşım, kapsam ve yöntem aktarılmıştır. İkinci bölümde, donatı kavramı tanımlanmış, donatı ve mobilyanın farkı üzerinde durulmuş, kentsel donatı tanımı ve türleri örneklerle incelenmiştir. Üçüncü bölümde, akıllı malzeme ve sistemler tanımlanarak sınıflandırılmıştır. Akıllı malzeme ve sistem türleri kullanım örnekleriyle incelenerek aktarılmıştır. Dördüncü bölümde, tez çalışması kapsamında öneri olarak tasarlanan akıllı kent donatı uygulamasının, konumu, barındırdığı akıllı sistem modülü, çalışma biçimi ve tasarım özellikleri görselleştirmelerle verilmiştir. Tasarımın kullanım biçimi, uygulama hedefleri ve yaklaşım biçimleri anlatılmıştır. Tez çalışmasının sonucunda yapılan literatür incelemeleri ve çalışma kapsamında önerilen tasarımın, kentsel mekân içerisinde ve tasarımda kullanıcıyla etkileşiminin kent yaşamı bağlamında oluşturabileceği katkıya değinilmiştir. Anahtar sözcükler: Akıllı malzeme, akıllı sistem, donatı, kentsel donatı, kent mobilyası, malzeme.
Çocuk hastanelerinin bekleme alanlarında iç mekan değerleri üzerine bir inceleme
Çocuk hastaneleri şehirlerin toplu taşıma ile ulaşılması kolay bölümlerinde konumlandırılmış, şehrin her sosyal ve ekonomik bölümünden tedavi amaçlı gelen hasta çocukların kullanımına sunulan sağlık yapılarıdır. Çocuk hastaneleri kullanıcı yoğunluğu oldukça fazla olan bina türlerindendir. Çocuk hastanelerinin temel kullanıcı grubu hasta çocuklar ve refakatçilerinden oluşmaktadır. Sağlık yapısı içinde verilen tüm tasarım kararlarının çocuk kullanıcının gereksinimlerine uygun şekilde olması gerekmektedir. Çocuk hastanelerinin bekleme alanları, sağlık yapısı içinde hasta çocuk ve refakatçisinin uzun süre zaman geçirebildikleri, medikal olmayan sosyal alanlar arasında yer alırlar. Bekleme alanlarının hedef kullanıcı kitlesinin aklındaki sağlık yapısı algısının şekillenmesinde büyük rolü vardır. Bu çalışmada; çocuk hastanelerinin bekleme alanları örnek hastaneler üzerinden incelenmiş ve bu alanların tasarım gereklilikleri ile mobilya nitelikleri tanımlanmaya çalışılmıştır. Çocuk hastanelerinin dünya çapında ve ülkemizde gösterdiği gelişimin analiz edilmesinin ardından dünyadan ve ülkemizden seçilen iki örnek üzerinden bekleme alanlarının iç mimari tasarımında olması gereken kriterler ve kullanılan mobilyalar analiz edilmiştir. Araştırmanın birinci bölümünde çocuk hastanelerinin gelişim süreçleri dünyada ve Türkiye'de olmak üzere iki ana başlık altında incelenmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde çocuk hastanelerinin bekleme alanlarının sahip olması gereken genel gereksinimler malzeme seçimleri, renk seçimleri, sosyal ve duygusal gereksinimler gibi pek çok başlık altında örnekler ile incelenmiştir. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise seçilen örnek çocuk hastanesi yapılarının bekleme alanlarında tercih edilen mobilya seçimleri incelenmiştir. Çocuk hastanelerinin bekleme alanlarında kullanılacak mobilyaların çocuk kullanıcıların mekân deneyimi üzerine etkileri değerlendirilmiştir. Araştırmanın dördüncü bölümünde; Türkiye'den Dr. Sami Ulus Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi bekleme alanlarının yapısal gereklilikleri çocuk hastanesine uygunluğu yönünden incelenmiştir. Seçilen örnek doğrultusunda çocuk hastanesinin bekleme alanı incelenmiş olup, literatürde benimsenmiş veya araştırmalar sonucunda tercih edilmemiş uygulamalar belirtilmiştir. Araştırma sürecinde elektronik kaynaklarda dahil edilerek literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Sonuç bölümünde ise; çocuk hastanelerinin bekleme alanlarında olması gereken tasarım gereklilikleri ve kullanılan mobilya tercihlerinde bulunması gereken nitelikler maddeler halinde listelenmiştir. Çalışma boyunca incelenen Dr. Sami Ulus Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi B Blok içinde yer alan bekleme alanının yeterlilik düzeyi, durum değerlendirmesi ve öneriler tablolar olarak hazırlanmış ve sunulmuştur.
İç mimarlık eğitiminde artırılmış gerçeklik kavramının kuşaklar kuramı üzerinden incelenmesi
Dijital tasarım teknolojilerinin iç mekân tasarımı eğitimindeki yerini sorgulama bağlamında, yeni nesil kavramlardan olan artırılmış gerçekliği, iç mimarlık eğitimine adapte etmek araştırmanın ana amacıdır. Bu doğrultuda yapılan araştırma, yeni nesil uzamsal düşünme ortamlarının günümüzde hızla yaygınlaşması durumunu geleneksel eğitim yöntemleriyle buluşturmanın çağın gerekliliği olduğu düşüncesiyle tasarlanmıştır. Küresel bağlamda gerçekleşen teknolojik deviniminin günümüz gençlerince karşılanması ve bu teknolojilerine olan ilgi ve bağlılıkları gözleminden hareketle, sosyal kuşakların en genç üyeleri olan Y Kuşağı sonu ve Z Kuşağı bireyleri, araştırmanın ana odak noktasıdır. İç mekân tasarım eğitiminde öğrencilerin algısal ve mimari sunuma dayalı yaşadıkları zorlukları, yeni nesil kavramlarla aşmak araştırmada amaç edinilmiş; bu doğrultuda bir alan çalışması tasarlanmıştır. Nicel yöntemlerle kurgulanmış alan çalışmasının evrenini İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Artırılmış gerçeklik kavramının mekân tasarım eğitimindeki rolünü sorgulamak üzere yapılan araştırma, artırılmış gerçeklik arayüzüyle çalışan bir uygulama ile 52 ikinci sınıf lisans öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. İki aşamalı bir uygulama yapılmıştır. Uygulamanın ilk aşamasında serbest elle araştırmacı tarafından belirlenmiş bir mekânı ve o mekânda konumlandıracağı mobilyayı kâğıda tek noktalı perspektif çizimiyle aktaran öğrenciden aynı mobilyayı artırılmış gerçeklik yöntemiyle çizmesi beklenmiştir. Öğrencilerin bu deneyimlerinin ardından, 26 soruluk iki gruplu bir anket uygulanmış, ilk grubunda öğrencilerin yeni dijital ortamlar hakkındaki tutumları, ikinci grupta ise yapılan uygulamaya dair tutumları sorgulanmıştır. Yapılan çalışmanın sonucunda, artırılmış gerçeklik kavramının mekân algısına ve perspektif çizim algısına katkısının önemli olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Uzamsal düşünme, mekân algısı, mekân tasarım eğitimi, artırılmış gerçeklik, kuşaklar kuramı
Bellek mekânlarının değer algısı ve değişimi üzerine bir inceleme: Ankara Tren Garı
Bellek mekânları, ortak bilgiye, geçmişe ve duygulara ışık tutan; yaşanmışlıkları ile hikâyelere sahip yerlerdir. Bireylerin mekân algılarında görsel, işitsel, fiziksel faktörlerin yanında hisler, manevi bağlılıklar ve psikolojik faktörler de etkilidir. Bu faktörler ve deneyimler; bireylerin mekânlar ile farklı şekillerde bağ kurmalarını sağlar. Bu duygusal bağ, mekânın sunduğu atmosferle yakın ilişki içerisindedir. Bu ilişki bireyin mekâna karşı bir yer duygusuna ve bağlılığa sahip olmasını sağlar; o yerin ruhunu yansıtır. Mekânı bu yönlerini de katarak bütüncül bir şekilde algılayan, tanıyan, deneyimleyen bireyler, mekânı anlamlandırarak; o mekâna bir değer atfederler ve belleklerine kaydederler. Bellek mekânları, bireylerin geliştirmiş olduğu bu kolektif algı ve bilinçle birlikte; tarihi kültürel aktarımların ve geçmişin vasıtası ile kent belleğinde ve kolektif bellekte önemli yer tutarlar. Ancak, zaman içerisinde meydana gelen çeşitli değişimler; sosyal hayat ve çevrenin değişimi; yapısal, kent dokusundaki, ideolojideki, işlevdeki değişiklikler ve toplumsal olaylar, bireylerin mekân algısını değiştirebilir. Böylelikle mekâna atfedilen anlam ve değer de değişime uğrayabilir. Araştırma; yukarıdaki aktarımları var olan çalışmalarla desteklemekte; analizler, gözlemler, arşiv çalışmalarıyla ele almakta; bir Cumhuriyet yapısı olan Ankara Garı'nı, belirtilen kapsamda bir bellek mekânı olarak analiz etmektedir. Kısa tarihinde gerçekleşen patlama olayının, çevredeki tarihi dokunun değişmesinin, arkasına yeni bir gar yapısı yapılmış olmasının ve son dönemde Cumhuriyet Dönemi yapılarının kolektif bellekten silinmesi endişesinin gündeme gelmesi, yapının çalışılmasında etkili olmuştur. Araştırma içerisinde bireylerle derinlemesine görüşmeler yapılmış; değişen süreçle birlikte bireylerin bellek mekânını algısı, mekâna atfettikleri değer ve anlamdaki değişimler ortaya konulmuştur.
Mekansal kimlik ve alışveriş alanlarının toplumun sosyalleşmesi üzerindeki etkisi
Public spaces like shopping areas are indispensable places for human. The buying and selling of goods played a very important role in the development of towns and cities (Dixon, 2005). Shopping places has been changed with modern movement. At the same time, these spaces embrace particular events that have collective social, historical and cultural associations; projections of these events influence the physical transformations, which can each be re-identified through time. One of the basic features of traditional shopping areas is the association between urban fabric and social structure (Birol, 2005). However, contemporary shopping places has been emerged as closed box independent from tissue of city which lost their spatial values. On the other hand, it is inevitable that nowadays, these enclosed centers are preferred for spending leisure times through the recreational, cultural and entertaining facilities offered in these places besides do shopping. Therefore, the communal socialization in shopping areas and the effects of social and cultural elements in change and re-identified of modern shopping places will be discussed as the main focus point of this thesis. In the first chapter of the study; the main purpose, scope, method and fundamental problem of the study are explained. In the second chapter of study; the notion of identity, cultural identity, type of place and the identity of place and urban identity are clarified. Third chapter of the study; reveal the historical development of public spaces and shopping places. The characteristics of contemporary shopping places are explained from three points of view: 1.Functional and Technical Needs 2. Aesthetic and Psychological Needs 3. Social and Cultural Needs In the fourth part of the study; communal socialization in the public spaces and shopping areas of Turkey (Ankara) have been assessed from Republic to present. The historical development of the communal socialization and public spaces of Ankara have been examined under four periods. 1.The Period of Republic of Turkey between 1923-1950 2. The Period between 1950-1980 3. The Period between 1980-2000 4. The Period after 2000 The periods are determined according to some important turning points of Turkey. In the fifth chapter; the communal socialization in Ankara shopping areas is evaluated through a field survey study based on Armada Shopping Center. The survey was conducted in December 2017 with a questionnaire on respondents of Armada Shopping Center users and visitors. Definition and scope of the field work, and the method and process of determining the sample size have been discussed. Results of the field study have been evaluated, analysis of survey data have been analyzed and evaluated by statistical methods, and hypotheses have been tested and the results of these hypotheses evaluation are further emphasized and summarized in this chapter. In the conclusion section of the study; according to the results obtained through data from the case study and the interpretation of hypotheses evaluation, the strategies which are needed to regenerate the contemporary shopping areas are discussed. With respect to communal social and cultural expectations updating the old enclosed shopping mall into a more actual type are suggested.
Acil durumlarda geçici konut tasarım model önerisi: Türkiye örneği
Zorunlu göç sonucu oluşan geçici barınma gereksinimi insani yardım eylemlerinin en önemli kalemlerinden biridir. Bu çalışma acil durumlarda insani yardım sürecine iç mimarlık disiplininin ne ölçüde dahil olabileceği sorusundan doğmuştur. Ülkemizde geçici barınma alanlarında kullanılan geçici konutlar, insani yardım ve geçici barınma alanlarında çalışan devlet kurumları aracılığı ile oluşturulmaktadır. Araştırma, acil durumlarda kullanılan geçici konutların tasarım ve uygulama sürecinde literatür ve saha çalışması arasındaki eksikleri alanda çalışan kurumlar üzerinden belirlemek ve bu eksiklere yönelik tasarım sürecine yardımcı bir model önerisi sunmayı amaçlamaktadır. Acil durumlarda kullanılması amaçlanan bir geçici konutun güvenlik ve konfor unsurlarını sağlayarak yaşam kalitesini artırması isteniyorsa iç mimari bakış açısı ile ele alınması gerekmektedir. Disiplinimiz estetik anlamda tatmin edici mekânlar üretmenin yanında problemlere yönelik işlevsel tasarımlar da geliştirerek toplumsal katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu nedenle İç mimarlık ve insani yardım ilişkisinin ortaya konması araştırmanın ilk adımı için önemli görülmüştür. Araştırma beş adımda ilerlemiş, çalışmanın ilk bölümü acil durum barınma eylemi ve insani yardım üzerine yoğunlaşmış, ikinci bölüm geçici barınma alanında mekân tasarım kılavuzuna odaklanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde araştırma deseni detaylandırılmıştır. Araştırma literatür taraması ve görüşme teknikleriyle elde ettiği bulguları içerik analiziyle değerlendiren bir tasarım araştırmasıdır. Bu çerçevede geliştirilen çalışma, göç ve/veya geçici barınma alanında görev yapan uzmanlar ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler yoluyla değerlendirilmiştir. Çalışmanın son adımında, iç mimarlık disiplininin bakış açısı dahil edilerek kurgulanan tasarım geliştirme modeli önerilmiştir. Alan araştırmasında literatürden bilgi edinimi ve saha tecrübesinin literatüre kazandırılması konusunda çift yönlü işleyen akışının zayıf olduğu görülmüştür. Model önerisi zayıf çıkan bu bağı güçlendirmeye odaklanmış, farklı format ve interaktif kullanımı örnekleyerek ülkemizde kullanılabilir bir tasarım kılavuzu ortaya koymaktadır. Araştırmanın iç mimarlık disiplini için farklı çalışma alanlarının önünü açarak farkındalık oluşturması da amaçlanmıştır.
Türkiye'deki mülteci kamplarında geçici konut tasarım örneği olarak sarıçam kampı'nın mekansal analizi
Suriye İç Savaşı'nın ardından yaşanan göç dalgası, mültecilik konusunu Türkiye için önemli ve öncelikli bir hale getirmiştir. Bu çalışma, siyasi nedenlerden ötürü göç etmek durumunda kalan mülteciler ve kitlesel göçlerle birlikte gündeme gelen barınma problemi üzerinde yoğunlaşmıştır. Günümüzde Türkiye sınırları içerisinde bulunan 13 geçici barınma merkezinde 136 bin Suriyeli kendilerine sağlanan mobil konutlarda yaşamaktadır. Çalışmanın amacı mülteci yerleşimleri kapsamında bulunan, devlet eliyle oluşturulmuş kamplardaki mobil konut tasarımlarının değerlendirilmesidir. Mülteci konutları, hız-zaman-maliyet esas alınarak belirli lüksler göz ardı edilerek temel yaşamsal faaliyetlerin sürmesine destek veren tasarımlardır. Çalışma süresince toplanan verilerin mülteci konut ve kamp tasarımında yönlendirici olması ve bu alandaki gelişmelere katkı sağlaması beklenmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde mobil mekanlar üzerinden zorunluluktan doğan geçici mekanlar özeline inilerek, geçici afet barınakları ve türleri ele alınmış bu sayede ikinci bölüm için gerekli zemin sağlanmıştır. İkinci bölümde mülteci kamp ve geçici konut tasarım kriterleri üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise Adana Sarıçam Konaklama Merkezi üzerinde örnek inceleme yapılarak, önceki bölümde ele alınan ilkeler üzerinden tanımlanan geçici konutlar ve tasarım kriterleri irdelenmiştir. Sarıçam Konaklama Merkezi Türkiye'deki en büyük merkez, dünyadaki en büyük konteyner kentlerden birisi olarak 26,869 Suriyeliye ev sahipliği yapmaktadır. 2012 senesinde çadır kent olarak kurulmuş 2017 senesinde konteyner kente dönüştürülmüş, bu sayede geçici afet barınaklarının gelişim ve dönüşüm sürecini de yaşamıştır. Tez çalışmasının sonucunda, önceki bölümlerde edinilen bilgiler üzerinden Sarıçam Kampı yerleşke ve konut ölçeğinde ele alınmış, mevcut durumu ortaya konarak uluslararası standartlara göre bir değerlendirmeye varılmıştır.
Dolaşım mekanları ile ziyaretçiler arasındaki etkileşimin mekansal dizim yöntemiyle atakule alışveriş merkezi bağlamında analizi
İnsanlar varoluş süreçleri boyunca farklı sebeplerle toplanma yerlerine ihtiyaç duymuşlardır. Değişen dünya düzeninde yeme-içme, sosyalleşme ve alışveriş alışkanlıklarıda değişmiştir. Bu sebeple alışveriş ihtiyacı doğmuş, süreç içerisinde önce takas yöntemi sonrasında ise para kullanılmıştır. Tarih boyunca insanların alışveriş ihtiyaçlarını gidermek için farklı alışveriş mekanları oluşmuş, zaman içerisinde ise bugünkü kapalı devre alışveriş merkezleri formuna ulaşmıştır. Günümüzdeki haliyle; alışveriş merkezleri sosyal, kültürel, yeme-içme, çalışma ve eğlence merkezleri haline gelmiştir. Bu kullanım alanlarıyla, işletmeler gelen ziyaretçileri mekanda daha uzun tutmayı amaç edinmeye başlamıştır. Bu sebeple, alışveriş merkezlerinin tasarım kriterlerini en üst düzeyde tutmaları gerekmektedir. Bu çalışma, bu sorunsala bir cevap olabilme niteliği taşımak icin hazırlanmıştır. Bu tezde, mağaza konumlandırmalarının yalnızca plan düzleminde değil, üçüncü boyutta ve saydamlık opaklık açısından ele alınması ve mağaza algılanabilirliğinin yüksek olması gerekliliği konusu ele alınmaya çalışılmıştır. Diğer bir deyişle; tasarımda mekansal elemanların kullanım yoğunluğu ve buna bağlı elde edilen görünürlük değerlerinin ilişkisi üzerine yoğunlaşılmıştır. Araştırma sırasında; seçilen alışveriş merkezindeki ziyaretçi hareketinin belirlenmesi için gözlem yöntemi tercih edilmiştir. Alışveriş merkezinin fiziksel özelliklerinin incelenmesi içinse; mekân ve mekânın kullanıcıları arasında doğrudan bir ilişki olduğunu öne süren, mekân ve sosyal yaşam arasındaki ilişkiyi anlamaya ve mekânı sayısal verilerle - nesnel okumaya yarayan mekansal dizim analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda elde edilen veriler doğrultusunda, alışveriş mekanları iç mekan tasarım süreçlerinde mekansal elemanların kullanım değerleri tartışılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçların, ilerleyen dönemlerde tasarlanacak alışveriş merkezleri için yol gösterici bir kılavuz olacağı düşülnülmektedir.
İç mekanda işlevsel melezlik
Modern toplumun hızla değişen yaşam tarzları, kullanıcıların yeni mekansal gereksinimlerine yanıt verebilecek yenilikçi çözümleri zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda, işlevsel melezlik veya hibritlik kavramının, modern şehirlerin ihtiyaçlarına uyum sağlayan yeni bir kavram olarak ortaya çıktığı görülmektedir. Yapılı çevrede çeşitli mimari ölçeklerde karşılaşılan işlevsel melezlik iç mekanda da sıkça tercih edilen bir tipoloji haline gelmiştir. İşlevsel melezlik, farklı fonksiyonları aynı mekanda bir araya getirerek, geleneksel tek işlevli mekanlardan daha karmaşık ve esnek bir mekansal deneyim sunmaktadır. Yeni bir sistem oluşturan melez mekanlar kendine özgü bir çalışma prensibine sahiptir. Bu çalışmanın amacı, işlevsel melezlik kavramını iç mekan özelinde inceleyerek, kavramın kökenlerini, oluşum süreçlerini ve mekansal yansımalarını analiz etmektir. Kavramın mekansal yaklaşımının tasarım süreçlerinde nasıl değerlendirildiği ve uygulama yöntemlerini ortaya koymak hedeflenmiştir. Mekanın fiziksel ve yapısal özellikleri, kullanıcıların mekanla nasıl etkileşime geçtiği ve bu etkileşimlerin sosyal ve kültürel etkileri, melezlik kavramının mekan açısından incelenmesinde dikkate alınacak temel unsurlar olarak belirlenmiştir. Hibritleşme süreçleri mekan bağlamında tanımlanarak mevcut iç mekan örnekleri üzerinden değerlendirilmiştir. Farklı işlevlerin aynı mekanda bir araya geliş durumları ve işlevlerin birbirleriyle ve mekanla kurdukları etkileşim yoğunlukları sınıflandırılmıştır. Yapılan çalışma doğrultusunda, işlevsel melez mekan konseptinin modern kent yaşamının hızlı ve karmaşık yapısına uyum sağlayabildiği, farklı işlevleri bir araya getirerek kullanıcılara yeni deneyimler sağladığı, mekan kurgulanışında çoklu yeteneklere sahip olduğu, esnek ve olası yeni koşullara uyumlu mekanlar sağladığı ve mekanın kullanım verimliliğini olumlu yönde etkilediği görülmüştür. İşlevsel melez mekanlar aynı zamanda esnek ve sürdürülebilir mekanlar olarak değerlendirilmektedir. Anahtar Sözcükler: İşlevsel melezlik, Melez mekan, Hibrit iç mekan, Hibrit, İşlev
Kamusal iç mekanda aktif yaşlı bireylerin sosyalleşmesini destekleyecek mekan tasarım parametreleri: AVM örneği
Her insan yaşlılık dönemini deneyimleyecektir. Önemli olan bu dönemde yaşanılan iş, statü gibi kayıplarla birlikte toplumsal hayattan uzaklaşmayıp toplumsal hayatta üstlenilen rolü sürdürmek ve diğer insanlarla etkileşimde olmayı başarmaktır. Ancak bu sayede bireyin psikolojik sağlığı korunur ve yaşam kalitesi arttırılabilir. Bunun gerçekleşebilmesi için ise bireyin çabası kadar fiziksel çevrenin etkisi de önemlidir. Fiziksel çevrenin, farklı yaş grupları arasında toplumsal refahı ve etkileşimi desteklemede rol oynadığı, çevre davranış çalışmaları sonuçlarında görülmektedir. Sağlıklı bir toplum yapısının sürdürülebilmesi için temel olarak aktif yaşlı yetişkinlerin toplumdaki diğer bireylerle bire bir etkileşiminin önemine ve farklı yaş gruplarının ihtiyaçlarını destekleyen mekan tasarımının özelliklerini belirlemeye duyulan ihtiyaç, her geçen gün artmaktadır. Bu çalışmanın amacı, aktif yaşlı bireylerin kamusal iç mekanlara katılımını ve sosyalleşmesini arttırmada fiziksel mekanın nasıl bir rol oynayabileceğini, kamusal iç mekanlarda sosyalleşmeyi destekleyici mekan tasarım parametrelerinin neler olduğunu ve bu parametrelerin Alışveriş merkezi tasarımına nasıl uygulanabileceğini anlamaktır. Çalışma kapsamında seçilen alışveriş merkezi aktif yaşlı bireylerin gözünden tasarım ve konfor, aidiyet duygusu, mekanda gerçekleşen kişilerarası aktivite/etkileşim olanakları ve farklı özellikte kullanıcı gruplarını barındırabilme parametreleri üzerinden değerlendirilmiş ve ayrıca mekandaki sosyalleşme düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır. Seçilen alışveriş merkezinde yerinde tespit çalışması ile anket çalışması yürütülmüştür. Elde edilen bulgular betimsel analiz ve SPSS programında korelasyon analizi yapılarak değerlendirilmiştir. Araştırma verilerine göre aktif yaşlı kullanıcıların kamusal iç mekanlarda sosyalleşmesinde mekandaki tasarım ve konfor özelliklerinin, mekandaki aidiyet duygusunun, mekanda gerçekleşen kişilerarası aktivite/etkileşim olanaklarının ve mekanın farklı özellikte kullanıcı gruplarını barındırabilme özelliğinin etkili olduğu görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Aktif yaşlı, Kamusal iç mekan, Kamusal mekan, Sosyalleşme, Sosyal etkileşim
Psikiyatri hastanelerinde iyileştiren mekan yaklaşımının incelenmesi
Hastaların iyileşme umuduyla geldikleri mekanlar olan sağlık yapıları, tasarımıyla hastaların iyileşmelerini geciktirme ya da iyileşmesine katkıda bulunma niteliğine sahiptir. Yeni sağlık yapıları tasarlanırken sadece tıbbi gerekler açısından iyi tasarlanmış bir yapı değil aynı zamanda mimari tasarım yoluyla iyileşme sürecini destekleyen mekanlar yaratılmaya çalışılmaktadır. Bu yaklaşımla, 21.yüzyıl tasarım anlayışlarından olan 'İyileştiren Mimarlık' anlayışı; hastalıkları önlemeye yardımcı, iyileşme sürecini hızlandıran, tıbbi uygulamalara destek olabilecek güçte mekanların tasarlanması süreci olarak ortaya çıkmıştır. Dünyada birçok ülkede iyileştiren mekan tasarımı yaklaşımı büyük bir ilgi görmüş ve yeni yapılarda uygulanmaya başlanmıştır. İyileştiren mekan tasarımı yaklaşımının kişilerin bilinçaltına hitap ederek iyileşmelerine ve iyi olma hallerine etki etmesi, duygu, düşünce ve davranışlarında bilinçaltı sapmalar yaşayan akıl ve ruh hastalığı olan bireyler üzerinde nasıl bir etkisi olacağı sorusunu gündeme getirmektedir. İnsan psikolojisi ve bilinçaltıyla birebir etkileşimde olan akıl ve ruh hastalıkları, hastanın içerisinde bulunduğu ortamdan ve sosyal ilişkilerinden doğrudan etkilenmekte ve onların duygu ve ruh hali değişimlerini ve dolayısıyla iyileşme sürecini olumlu ya da olumsuz etkilemektedir. Bu hastaların tedavi gördükleri alanların hastalıklarına olan etkisi nedeniyle tedavi mekanlarının tasarımı önem arz etmektedir. Mekan tasarımı kişilerin algılarına hitap edip onları psikolojik olarak etkilediği ve iyileşmelerine katkıda bulunduğu için özellikle psikiyatri hastanelerinde mekanın iyileştirici etkisini arttırmaya yönelik yapılmış tasarımların daha etkili olacağı düşünülmektedir. Bu durum göz önüne alındığında, bir psikiyatri hastanesinin akıl ve ruh hastalığı olan bireylerin iyileşme sürecine katkıda bulunmak için mekan tasarımında dikkat edilmesi gereken belli tasarım kriterleri ortaya çıkmaktadır. İyileştiren mekan yaklaşımında yer alan tasarım kriterlerinin bu vizyona katkıda bulunan, hastaların iyileşme sürecine ve hatta iyi olma halinin sürmesine destek olan en uygun kriterler olduğu analiz edilmiştir. Son yıllarda özellikle Avrupa'da İsveç, Norveç, Finlandiya ve Danimarka'dan oluşan İskandinav ülkelerinde bu fikrin savunulduğu ve yeni yapılarda uygulandığı görülmektedir. Bu nedenle bu tez çalışmasında Avrupa'daki akıl ve ruh sağlığı hastaneleri ağırlıklı olarak ele alınmış ve içerik kısmında da bu detaylandırılmıştır. İyileştiren mekan tasarımı yaklaşımına göre tasarlanmış psikiyatri hastanesi olması yönüyle örnek niteliği teşkil eden ve bu niteliğiyle akıl sağlığı tasarımları alanında 'Avrupa Sağlık ve Tasarım Ödülü' almış olan Danimarka Vejle Psikiyatri Hastanesi seçilmiş ve bu tez çalışmasında Vejle Psikiyatri Hastanesi, iyileştiren mekan tasarımı kriterleri kapsamında incelenmiştir. Araştırmada ana hedef, iyileştiren mekan tasarımı faktörlerinin psikiyatri hastanesi tasarımında akılsal ve ruhsal olarak iyileşmeye etkisini analiz etmektir.