Theses supervised by Prof. Dr. Adem Bayar

10 theses · Amasya University

Master'sOpen AccessTR

Eğitimde dünden bugüne meydana gelen değişimlere ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşleri

Bu çalışmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin eğitimde dünden bugüne meydana gelen değişimlere ilişkin görüşlerini derinlemesine incelemektir. Bu çalışma nitel araştırma yöntemi çerçevesinde olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Samsun' da resmi ilkokullarda görev alan 14 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada verileri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmaya katılan sınıf öğretmenleri değişim kavramını tanımlarken; farklılaşma, yenilik, uyum sağlama, gelişim ve geçiş olarak ifade etmişlerdir. Ayrıca katılımcılar eğitimde değişimin nedenlerini; çağa ayak uydurma/ teknoloji, imkanlar, beklenti, uygunsuzluk, plansız ve programsız hareket etme, değer görememe, hızlılık ve zorunluluk olarak görüşlerini ifade etmişlerdir. Katılımcılar eğitimde değişime ilişkin çözüm önerilerini; eşit olanaklar, mesleki saygınlık, destek alma, okul kültürü ve ekonomi olarak belirtmişlerdir. Sonuç olarak eğitimde dünden bugüne yaşanan değişimlere sınıf öğretmenlerinin bakış açısıyla ele alarak konunun önemine dikkat çekilmek amaçlanmıştır.

DeğişimEğitimEğitim sistemi+5
Elif Nur Gençalioğlu
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hayal ile gerçek arasındaki fark: Öğretmenlik mesleğinin ilk yılları

Bu tez çalışmasının amacı öğretmenliğin Milli Eğitim Bakanlığında görevli öğretmenlerin öğretmenlik mesleğinin ilk yıllarına dair deneyimlerini derinlemesine incelemek, öğretmenlerin mesleğin ilk yıllarında karşılaştıkları sorunların belirlenip, söz konusu sorunların çözümü için öneriler geliştirmektir. Çalışma, nitel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda "Gerçek nedir?", "Hayal kavramının tanımı nedir?", "Öğretmenlik nedir?", "Mesleğin ilk yıllarında öğretmenlikte karşılaşılan sorunlar nelerdir?" ve "Mesleğin ilk yıllarında öğretmenlikte karşılaşılan sorunların çözümü için neler yapılmalıdır? sorularına yanıt aranmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Amasya ili genelinde farklı okul türleri ve farklı branşlarda hizmet içi görev yapan 12 öğretmenden oluşmaktadır. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme yöntemi ile elde edilmiştir. Öğretmenler gerçek kavramının kendileri için somut, doğru, yaşanılanlar ve olumsuzluklar anlamına geldiğini ifade etmişlerdir. Hayal kavramınım tanımını ise düş, hedef ve geleceğe yönelik planlar olarak ifade etmişlerdir. Öğretmenliğe ilişkin ise sırasıyla, öğreten kişi, lider, örnek kişi ve muallim yanıtlarını vermişlerdir. Mesleğin ilk yıllarında öğretmenlikte mesleğinde karşılaşılan sorunların maddi şartlar, idarenin tutum ve yaptırımları, sosyal itibarın zedelenmesi, öğretmene karşı saygının azalması, fiziki imkânların yetersizliği, üniversite eğitiminin gerçek hayata uymaması, sorumluluğun fazla olması ve mesleki doyum alamamak olduğu görülmüştür. Mesleğin ilk yıllarında karşılaşılan sorunların çözümü için yapılması gerekenler ile ilgili olarak öğretmenler sırasıyla, ekonomik kaygılar giderilmeli, mesleki itibar (statü) arttırılmalı, öğretmen desteklenmeli, üst makamlar ve okul yöneticileri tarafsız, adil ve anlayışlı olmalı, meslek kanunu yeniden düzenlenmeli, ailelere eğitim verilmeli, okulların fiziki imkânları olmalı, öğretmenlere sosyal-kültürel imkânlar sunulmalı, sistem değişmeli ve ödül sistemi iyileştirilmeli şeklinde sıralama yapmışlardır. Elde edilen bulgular doğrultusunda araştırmacı, öğretmenlerin ekonomik kaygıları giderilmeli, öğretmenlik mesleğinin mesleki itibarı (statüsü) arttırılmalı, öğretmenler, Bakanlık, okul yöneticileri ve veliler tarafından desteklenmeli ve değer görmeli, okul yöneticileri tarafsız, adil ve anlayışlı olmalı, mevcut Öğretmenlik Meslek Kanunu yeniden düzenlenmeli ve öğretmenlerin özlük hakları iyileştirilmeli, Ödül sistemi hakkaniyetli bir şekilde iyileştirilmeli, öğretmenlere kendilerini geliştirebilmeleri adına sosyal-kültürel imkanlar (KDV'siz kitap, ücretsiz tiyatro, sinema bileti gibi) sağlanmalı, öğrencilerin ailelerine bilinçlendirme eğitimleri verilmeli, okullara fiziki imkanlar (laboratuvar, kalorifer, kapı, müzik sınıfı, resim atölyesi, spor salonu) tesis edilmeli, üniversitede verilen eğitim gerçek hayata uygun olmalı, mevcut eğitim sistemi, öğretmenlerin de fikirleri alınarak ortak karar ile değiştirilmelidir gibi önerilerde bulunmuştur.

Öğretmen sorunlarıÖğretmenler
Hürriyet Alkan
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel söylenti ve dedikoduya yönelik öğretmen görüşleri

İletişim, insanlığın var olduğu günden beri önemini korumaktadır. İnsanların barış ve huzur içerisinde yaşayabilmesi, ortak amaçlar doğrultusunda birleşebilmeleri ve örgütlerde işbirliği içinde başarıya ulaşabilmeleri sağlıklı iletişim kurabilmeleriyle mümkündür. Sağlıklı iletişimin kurulamadığı durumlarda söylenti ve dedikodular yaşanmaktadır. Söylenti ve dedikoduların olumsuz sonuçlara yol açabileceği yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Öğretmenlerin görüşlerinin alındığı daha önceki tez çalışmalarında çoğunlukla nicel araştırma yöntemlerinin tercih edildiği görülmüştür. Bu nedenle örgütsel söylenti ve dedikoduya yönelik öğretmenlerin görüşlerini derinlemesine incelemeyi amaçlayan bu çalışmada nitel araştırma yöntemi tercih edilmiş ve çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseni kullanılmıştır. Çalışma grubu Milli Eğitim Bakanlığında görevli 15 öğretmenden oluşmaktadır. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formuyla elde edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel analiz kullanılmıştır. Öğretmenler söylenti kavramını çoğunlukla kesinliği belli olmayan, kulaktan kulağa yayılan asılsız bilgiler olarak tanımlamışlardır. Dedikodu kavramını ise kulaktan kulağa yayılan, kesinliği olmayan, başkalarının arkalarından konuşulan olumsuz konuşmalar olarak tanımlamışlardır. Öğretmenler söylenti ve dedikoduların merak, çekememezlik, kıskançlık, başkalarının hayatlarını araştırmaktan hoşlanma gibi nedenlerden dolayı ortaya çıktığını belirtmişlerdir. Söylenti ve dedikoduların örgütlerde güvensizlik, ilişkilerin bozulması, gruplaşmaların artması, çatışmaların artması ve verimin düşmesi gibi kötü sonuçlara neden olacağı belirtilmiştir. Örgütlerde dedikodu ve söylentilerin önlenebilmesi için; birlikte vakit geçirilebilecek etkinliklerin düzenlenmesi, kişilerin açık ve net olması, sağlıklı iletişimin kurulması, kuralların açık, net bir şekilde belirlenmesi ve herkese eşit uygulanması, dedikodu ve söylentilerin zararlarına yönelik bilinçlendirici eğitimlerin verilmesi gerektiği gibi önerilerde bulunmuşlardır.

Derya Alimcan
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel sessizlik ve dışlanmaya ilişkin akademisyen görüşleri

Bu çalışmanın amacı; yükseköğretim kurumlarında meydana gelen olaylardan biri olarak örgütsel sessizlik ve dışlanmaya ilişkin akademisyen görüşlerini ortaya koymaktır. Yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademisyenlerin yaşadıkları ya da tecrübe edindikleri örgütsel sessizlik ve dışlanmaya ilişkin görüşlerini, çözüm önerilerini ve bu sorunların doğurabileceği sonuçları ortaya koyma ve olası çözüm yollarını bulma hedefiyle bu çalışma ortaya konmuştur. Araştırma nitel araştırma çerçevesinde icra edilmiştir. Çalışma içerisinde nitel araştırma desenlerinden olan olgubilim deseninden yararlanılmıştır. Araştırmada çalışma grubu amaçlı örneklem yöntemiyle seçilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu Amasya ili Merkez ilçedeki bir yükseköğretim kurumunda görev yapan ve branşları; beden eğitimi ve spor, eğitim bilimleri, İngiliz dili ve eğitimi, matematik eğitimi, okul öncesi eğitimi, sosyal bilgiler eğitimi, Türkçe eğitimi olan toplamda 14 akademisyenle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak 12 maddelik açık uçlu sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcıların her biriyle kendilerinin müsait olduğu zaman diliminde yüz yüze ortalama 45-60 dakika sürede olacak şekilde görüşmeler sağlanmıştır. Ardından katılımcılardan elde edilen veriler betimleyici bakış açısıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda veriler analiz edildiğinde katılımcılar örgütsel sessizlik kavramını; kurum yararı için düşünce üretmeme, yönetim baskısından kaçınma, örgüt içinde içe kapanma, sadece işe odaklanmak, örgüt içi iletişimsizlik ve örgüt içi olaylara karşı tepkisizlik şeklinde ifade etmişlerdir. Araştırma sonucunda katılımcılar örgütsel sessizliğin çözüm önerilerine yönelik olarak; demokratik örgüt ortamı sağlanmalı, adaletli bir liderlik tarzı benimsenmeli, çalışanlara sağlıklı iletişim ortamları sağlanmalı, eleştiriye açık bir yönetim ve çalışma ortamı olmalı, şikayetler önemle incelenmeli, profesyonel destek alınmalı ve YÖK programlarında yer almalı şeklinde düşüncelerini ifade etmişlerdir. Araştırmaya katılan akademisyenler dışlanma kavramını; kasıtlı şekilde grup dışına atma, yalnızlaştırma, ait olamama, ötekileştirme, yok iii sayma ve saygısızlık olarak ifade etmişlerdir. Araştırma sonucunda akademisyenler örgütsel dışlanma sorununun çözümüne yönelik olarak da; demokratik bir lider ve yönetim olmalı, örgüt bazlı farklı stratejiler, eleştirel bir örgüt ortamı kurulmalı, farkındalık oluşturulmalı, liderler eğitilmeli, katı kurallar ile örgüt ve kişi hakları korunmalı, kayırmacılık ve çıkarcılık önlenmeli ve örgüt içerisinde görevler sıklıkla rotasyona uğramalı şeklinde çözüm önerileri ortaya koymuşlardır.

Psikolojik dışlanmaSosyal dışlanmaÖrgütsel dışlanma+1
Abdulbaki Pekel
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bireylerin afet sonrasındaki psikososyal destek ihtiyaçlarına ilişkin psikolojik danışmanların görüşleri

Geçmişten günümüze dünya üzerinde birçok afetin meydana geldiği görülmektedir. Afetlerden sonra gerçekleştirilen müdahale hizmetlerinin iyi organize edilmiş ve disiplinli çalışmaları içermesi çalışmaların etkililiğini artırmaktadır. Bu doğrultuda bu çalışmanın amacı, afet sonrasında görev almış psikolojik danışmanların görüşlerine dayalı olarak afet sonrasında bireylerin ihtiyaç duydukları psikososyal destek ihtiyaçları incelemektir. Bu çalışma nitel araştırma yaklaşımı kapsamında olgubilim deseni kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunda yer alan katılımcılar amaçlı örneklem yöntemi çerçevesinde homojen (benzeşik) örnekleme tekniği kullanılarak belirlenen 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş merkezli afet sonrasında görev almış 17 psikolojik danışmandan meydana gelmektedir. Araştırmacılar tarafından geliştirilen ve 7 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanan veriler betimsel analiz tekniği ile çözümlenmiştir. Elde edilen verilerin analizinde, psikolojik danışmanların ihtiyaç kavramına ilişkin algıları; gereksinim, istekler, sıkıntının giderilmesi, öncelikler, mecburiyet, hayatta kalma ve arayış; psikososyal destek ihtiyaç kavramına ilişkin algıları ise baş etme gücü, anlaşılmak, koşulsuz kabul ve hayatı sürdürme şeklinde bulunmuştur. Bireylerin afet sonrasındaki psikososyal ihtiyaçlarının; ihtiyaç ve kaynak tespiti sürecine, toplumu harekete geçirme ve katılımı sağlama sürecine, sosyal iyileştirme etkinlikleri sürecine, çalışana destek sürecine, psikolojik ilk yardım ve eğitim ve psiko-eğitim sürecine göre farklılaştığı bulunmuştur. Bireylerin psikososyal destek ihtiyaçlarının giderilmesi için uzman desteği, yalnız bırakmamak, temel ihtiyaçların önceliği ve normalleşme çalışmalarının gerekli olduğu bulunmuştur. Afet sonrasında bireylerin psikososyal destek ihtiyaçlarının giderilmesinde en çok üst yöneticilere, ruh sağlığı çalışanlarına, eğitimcilere ve tüm vatandaşlara sorumluluk düştüğü bulunmuştur. Sonuç olarak afet sonrasında bireylerin çeşitli psikososyal destek ihtiyaçları ortaya çıkmaktadır. Bu ihtiyaçların koordinasyon ve iş birliği içerisinde gerekli tedbir ve planlamalar ile doğru bir şekilde tespit edilmesi ve toplumu derinden etkileyen afet gibi toplumsal olaylarda bireysel farklılıkların göz önüne alınarak bireylerin psikososyal destek ihtiyaçlarının giderilmeye çalışılmasının önemli olduğu sonucuna varılmıştır.

Gülçimen Alkan
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimcilere göre okullarda gerçekleştirilen sosyal etkinliklerin okul iklimine etkisi

Bu çalışmanın amacı; eğitimci görüşlerine göre okullarda gerçekleştirilen sosyal etkinliklerin okul iklimine olan etkisine dikkat çekmek ve okul iklimindeki mevcut sorunlara olası çözüm önerileri geliştirmektir. Araştırma, nitel araştırma yöntemi desenlerinden fenomenoloji deseni (olgubilim) kapsamında yapılmıştır. Bu araştırma, amaçlı örneklem yöntemi kapsamında çalışma grubu maksimum çeşitlilik örnekleme tekniği ile oluşturulmuştur. Araştırmada, farklı okullardan 3'ü anaokulunda, 3'ü ilkokulda, 3'ü ortaokulda ve 3'ü lisede görevli olmak üzere toplam 12 eğitimci ile çalışılmıştır. Araştırmada elde edilen verilere yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak ulaşılmıştır. Araştırma sürecinde toplanan veriler, betimsel analiz yöntemine göre ayrıntılandırılmıştır. Araştırmaya ait veriler analiz edildiğinde katılımcılar öncelikle sosyal etkinlik kavramına ilişkin algılarını; faaliyet, çalışma, aktivite, katılım, eylem, iletişim biçimi ve çalışma şeklinde tanımlamışlardır. Katılımcılar okullarda gerçekleştirilen sosyal etkinlikleri; gezi, oyun- aktivite, piknik, müze ziyareti, tiyatro, müzik, şiir dinletisi ve kitap okuma şeklinde ifade etmişlerdir. Katılımcılar okullarda gerçekleştirilen sosyal etkinliklerin okul iklimine etkilerine yönelik algılarını; kaynaşma, özgüven, öğrenmeyi kolaylaştırma, öğrenme zamanının uzaması, dersten kaçma, disiplinsizlik ve aidiyet olarak sıralamışlardır. Katılımcılar okullarda gerçekleştirilen sosyal etkinliklerin okul iklimine etkisini artırmak için; planlama, ihtiyaçların belirlenmesi, seminerlerle bilinçlendirme, aktif rol-etkin katılım, vakit ayırmak ve ders dışı şeklinde birtakım önerilerde bulunmuşlardır. Bu bağlamda okullarda gerçekleştirilen sosyal etkinliklerin okul iklimine etkisinin araştırılması ve okul iklimindeki mevcut sorunlara olası çözüm önerileri getirilmesi bakımından bu araştırma önemli bir araştırma özelliği taşımaktadır. Literatüre katkı sunması öngörülen mevcut araştırmada ilgili alanlarda daha kaliteli araştırmalar yapılması adına bazı öneriler sunulmuştur.

Turgay Ceyhan
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bir gerçeklik olarak eğitimcilerin bakış açısından akran zorbalığı, nedenleri, sonuçları ve çözüm önerileri

Bu çalışmanın amacı eğitimcilerin bakış açılarından bir gerçeklik olarak akran zorbalığının nedenleri ve sonuçlarını derinlemesine inceleyerek bu sorunlara olası çözüm yolları ortaya koymaktır. İlgili çalışma nitel araştırma desenlerinden olgu bilim deseniyle düzenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu kartopu (zincirleme) örneklem tekniğiyle belirlenmiş 16 eğitimciden oluşmaktadır. Araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmış; elde edilen veriler betimsel analiz tekniği ile çözümlenmiştir. Buna göre katılımcılar zorbalık kavramını; baskı, kaba güç kullanımı, istenmeyen olumsuz davranışlar, güç dengesizliği, manipüle etme, utandırma, dışlamak, alaycı yaklaşım ve rekabet şeklinde ifade etmişlerdir. Katılımcılar akran zorbalığının nedenlerini; yanlış anne-baba tutumu, sosyal medya ve televizyon kullanımı, arkadaş etkisi, öğrencinin kişisel kaynaklı nedenleri, yanlış öğretmen tutumu, ekonomik nedenler ve okul yönetiminin yaklaşımı şeklinde ifade etmişlerdir. Katılımcılar akran zorbalığının sonuçlarını; psikolojik sonuçlar, sosyolojik sonuçlar, okul başarısı, okul sevgisi ve ekonomik sonuçlar şeklinde ifade etmişlerdir. Katılımcılar akran zorbalığının üstesinden gelinmesi için yapılması gerekenleri; aile, okul rehberlik servisi, sosyal medya ve televizyon, öğretmen, okul yönetimi ve Millî Eğitim Bakanlığı ve Milli Eğitim Müdürlüğü şeklinde birtakım önerilerden bulunmuşlardır. Bu çalışma zorbalık ve akran zorbalığı kavramlarını açıklayarak okul yöneticilerine, öğretmenlere, ailelere ve öğrencilere bilgi veriyor olması bakımından önemlidir. Bu önemler doğrultusunda eğitim-öğretim sürecini olumsuz etkileyen zorbalık konusunda araştırmanın, sorunların ortaya çıkmasında ve sorunlara çözüm bulunmasında rol oynayacağı, ilerde yapılacak olan çalışmalara yol gösterici olabileceği ve literatürde ilgili alanda bulunan eksikleri kapatabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: zorbalık, akran zorbalığı, eğitim

Handan Duyuran
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenler arası gruplaşmanın okul kültürüne etkisi

Bu araştırmanın amacı; öğretmenler arasında yaşanan gruplaşmaların, öğretmenler arası ilişkilere, öğrenci başarısına ve okul kültürüne olan yansımalarını derinlemesine incelemektir Resmi okullarda görevli olan öğretmenler arasında yaşanan gruplaşmaların nedenlerini belirlemek, gruplaşmadan doğan sorunlara çözüm önerileri getirmek ve öğretmenler arası gruplaşmaların okul kültürüne yönelik olumsuz yansımalarını ortaya koymak amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemiyle yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemi desenlerinden fenomenoloji (olgu bilim) deseni çerçevesinde düzenlenmiştir. Araştırmanın çalışmanın grubu amaçlı örneklem yöntemi çerçevesinde maksimum çeşitlilik örneklemi tekniği ile belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, 2023/2024 eğitim öğretim yılında Amasya ili Merkez ilçesinde farklı okul düzeylerinde (Anaokulu, İlkokul, Ortaokul ve Ortaöğretim) görev yapan farklı branşlardan oluşan 16 öğretmen grubundan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak 21 maddelik açık uçlu sorulardan oluşturulmuş yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcılara, kendi uygun oldukları ortamlarda görüşmeler ses kaydı alınarak yapılmış ve görüşme soruları yöneltilmiştir. Katılımcı öğretmenlerin görüşme sorularını içtenlikle cevaplamaları istenmiş, her bir görüşme yaklaşık 35-40 dakika aralığında gerçekleşmiştir. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda katılımcılar, gruplaşma nedenlerini; ortak noktalar / yaşam tarzı, siyasi görüş, cinsiyet farklılıkları, yaş grupları, branş grupları, rekabet / hırs, ve sendika farklılıkları şeklinde sıralamışlardır. Katılımcılar, öğretmenler arasındaki gruplaşmaların okul kültürüne yansımalarını; okul kültürüne olumsuz yansıyacağını, başarıyı düşüreceği, zayıf iletişime sebep olacağı, sağlıklı bir okul kültürü olmayacağı ve rekabetin olumlu yansıyacağı şeklinde sıralamışlardır. Katılımcılar, gruplaşmaların okul kültürü üzerindeki olumsuz yansımalarını azaltmak ya da önlemeye yönelik kimlere sorumluluk düşeceği konusunda ise; okul yönetimine, kurumdaki herkese, okul müdürüne, öğretmenlere ve Milli Eğitim Bakanlığı'na sorumluluk düştüğünü ifade etmişlerdir. Katılımcılar, öğretmenler arası gruplaşmanın olmaması ve okul kültürünün geliştirilmesi için yapılması gerekenlerle ilgili olarak ise; okul idaresi adil davranmalı, sosyal etkinlikler arttırılmalı, farklılıklara saygılı olunmalı, kariyer ayrımı yapılmamalı, eğitim ve seminerler verilmeli ve okullarda öğretmenler odası harici toplanma alanları olmamalı şeklinde önerilerde bulunmuşlardır.

Okul kültürüSosyal grupÖrgüt kültürü
Tayfun Tarhan
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Özel okullarda çalışan öğretmenlerin karşılaştığı sorunlar ve çözüm yolları

Bu araştırmanın amacı; özel okullarda çalışan öğretmenlerin yaşadığı sorunları ve çözüm yollarını derinlemesine incelemektir. Özel okullarda görev yapan öğretmenlerin yaşadığı sorunları ortaya koymak, sorunların çözümü için çözüm önerileri getirmek ve öğretmenlerin daha rahat şartlarda görev yapmalarını sağlamak amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Bu çalışma, nitel araştırma kapsamında gerçekleştirilmiş ve çalışmada nitel araştırma yöntemi desenlerinden olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu amaçlı örneklem yöntemi örnekleme tekniğiyle tespit edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, 2023-2024 eğitim öğretim döneminde Osmaniye ili Merkez ilçesinde görev yapan 16 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşmeler öğretmenlerin istediği gün ve saatlerde çalıştıkları kurumlarda yapılmıştır. Katılımcıların görüşme sorularına samimi ve içten bir şekilde cevap vermeleri istenmiştir. Her bir görüşme ortalama 45-60 dakika aralığında sürmüştür. Yapılan çalışmalar sonucunda elde edilen veriler betimleyici bakış açısına göre analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda veriler analiz edildiğinde katılımcılar öncelikle öğretmen kavramını; hayata hazırlayan, anne-baba, fedakârlık olarak ifade etmişlerdir. Araştırma sonucunda katılımcılar özel okulda çalışma şartlarını yoğun, zor ve adil değil şeklinde belirtmişlerdir. Katılımcılar özel okulda öğretmen olmayı bakıcı, yaşam koçu, köle ve işçi olarak ifade etmişlerdir. Katılımcılar özel okulda çalışmanın kendi istekleri olmadığını ancak buna mecbur kaldıkları için böyle bir karar aldıklarını belirtmişlerdir. Katılımcıların yarısı öğretmenliği bırakıp başka bir iş yapmayı düşündüklerini ifade etmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenler özel okulda çalışırlarken veli, okul yönetimi, meslektaş, öğrenci, ekonomi, sosyolojik ve psikolojik sorunlarla karşılaştıklarını belirtmişlerdir. Katılımcılar veli açısından karşılaştıkları sorunları; öğrenciyi tanımama, öğretmen ile işbirliği yapmama, öğrenci başarısı beklentisini yüksek tutma, para verdikleri için her şeyi öğretmenden bekleme olarak belirtmişlerdir. Araştırmaya katılan öğretmenler, okul yönetimimin öğretmenleri çok çalıştırdığını buna rağmen emeklerinin karşılığını vermediğini, sorumluluk almadığını ve öğretmene değer vermediğini belirtmişlerdir. Tüm gün okulda olduklarından sosyal hayatlarının olmadığını, ailelerine vakit ayıramadıklarını ifade eden öğretmenler meslektaşlarıyla ilgili olarak da birbirlerini rakip olarak gördükleri için meslektaşlarının ayağını kaydırma durumlarının ve dedikodunun ortamının fazla olduğunu ifade etmişlerdir. Öğrencilerin ders çalışmak istememeleri ve öğrencilerde devamsızlığın çok olduğunu bunun yanında disiplin sorunu yaşadıklarını ve özel okul olduğu için öğrencilerin sınıf geçmede bir sorun yaşamayacağı düşüncesinin varlığı, katılımcıların öğrenci açısından karşılaştıkları sorunlar arasındadır. Araştırmaya katılan öğretmenler, maaşların çok yetersiz olduğunu ve vaktinde ödenmediğini belirtmişlerdir. Katılımcılar yoğun stres altında çalıştıklarını, özel okulda çalıştıkları için onlara atanamayan öğretmen gözüyle bakıldığını ve kamu öğretmenleri kadar değer verilmediğini ifade etmişlerdir. Belirtilen bu sorunların dışında katılımcılar, gelecek kaygısı yaşadıklarını ve okulun belirlediği müfredatın dışına çıkamadıklarını da ifade etmişlerdir. Araştırmaya katılan öğretmenler; karşılaşılan sorunların çözümü için veliler bilinçlendirilmeli, okul yönetimi adil olmalı, okul, aile, öğrenci birlikteliği sağlanmalı, günlük çalışma saatleri kısaltılmalı, taban maaş uygulanması getirilmeli, öğretmenler arasında sosyal etkinlikler düzenlenmeli, sözleşmeler öğretmeni koruyucu nitelikte olmalı, öğretmenlik mesleğinin saygınlığı hususunda toplumda bilinç oluşturulmalı, psikolojik sorunlarda uzmanından yardım alınmalı, okulların denetimleri habersiz ve sıkı yapılmalı şeklinde önerilerde bulunmuşlardır. Bu çalışma; verilerin doğrudan kaynağından alınması, sorunları ortaya çıkarması ve bu sorunlara çözüm önerilerinde bulunulması bakımından önem arz etmektedir. Bu doğrultuda araştırmanın, sorunların ortaya çıkmasında ve çözümünde rol oynayacağı, ileride yapılacak olan araştırmalara yol gösterici olabileceği ve literatürde ilgili alanda bulunan eksikleri kapatmaya katkıda bulunacağı düşünülmektir.

Özlem Çeribaş
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bir yönelim olarak öğretmenler arasında meydana gelen finansal konuşmalar: Nedenleri, sonuçları ve çözüm yolları

Günümüzde toplumlar finansal krizler, artan enflasyon, işsizlik, insan hakları ihlalleri, çevresel felaketler, salgın hastalıklar vb. çok boyutlu sorunlarla karşı karşıyadır. Toplumsal sorunların çözümüne katkı sağlamak amacıyla başvurulan temel alanlardan biri de eğitimdir. Türkiye'de bir milyondan fazla öğretmen, belirsizliklerle dolu küresel bir ortamda, öğrencilere eleştirel düşünme becerileri kazandırarak onları bilinçli ve aktif yurttaşlar olarak topluma kazandırmak gibi hayati bir sorumluluk üstlenmektedir. Ancak öğretmenlerin yaşadıkları çeşitli ekonomik problemler ve refah düzeyleri bu görevlerini etkili, verimli ve profesyonel bir biçimde yerine getirmelerini doğrudan etkilemektedir. Bu tez çalışmasının amacı, öğretmenlerin bakış açısından öğretmenler arasındaki finansal konuşmaların nedenlerini belirlemek, sonuçlarını ortaya koymak ve çözüm yollarını sunmaktır. Bu araştırma nitel araştırma yöntemi çerçevesinde olgubilim deseni kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubu, amaçlı örnekleme yöntemi çerçevesinde maksimum çeşitlilik örnekleme tekniğiyle belirlenen Amasya ili Merzifon ilçesinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı farklı kademelerdeki eğitim kurumlarında görevli 23 öğretmenden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak, 15 maddeden oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Toplanan veriler betimsel analiz tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Geçerlik ve güvenirlik verilerin toplanması ve analizi aşamasında uzun süreli etkileşim, uzman incelemesi, katılımcı teyidi, ayrıntılı betimleme ve amaçlı örnekleme, tutarlılık ve teyit incelemeleri yapılarak sağlanmaya çalışılmıştır. Katılımcı öğretmenlerin finans kavramına ilişkin algıları; para yönetimi, yatırım, ekonomi ve tasarruf şeklinde bulunmuştur. Katılımcı öğretmenlere göre öğretmenler arasında gerçekleşen finansal konuşmaların nedenleri; ekonomik-maddi yetersizlikler, parayı doğru değerlendirme, geçim sıkıntısı, yüksek enflasyon ve gelir farklılıkları olarak bulunmuştur. Öğretmenlere göre öğretmenler arasında en çok konuşulan finansal konuların; yatırım araçları, ev-araba fiyatları, geçim sıkıntısı, yüksek enflasyon, kredi-kredi kartı borçları, maaş ve yüksek kiralar olarak bulunmuştur. Öğretmenlerin ekonomik sorunlarının nedenleri; düşük maaş, yanlış ekonomi politikaları, vergi yükü ve yüksek enflasyon olarak bulunmuştur. Katılımcı öğretmenlere göre öğretmen maaşlarının öğretmenlerin motivasyonlarına, mesleki itibarlarına, performanslarına ve eğitime etkilerinin olumlu etkileri; mesleki saygınlık, yüksek motivasyon, yüksek performans, nitelikli eğitim, mesleğin tercih edilmesi ile kişisel, sosyal ve mesleki gelişim olarak ve olumsuz etkileri; itibarsızlık, düşük motivasyon, düşük performans, niteliksiz eğitim ve mutsuzluk olarak bulunmuştur. Öğretmenlerin, öğretmen maaşların yeterli ve adil dağıtılıp dağıtılmadığına ilişkin görüşleri; yetersiz-adaletsiz, mesleki kıdem ve istihdam biçimi-unvan şeklinde bulunmuştur. Öğretmen maaşlarının belirlenmesinde dikkate alınması gereken kriterler; performans-başarı, enflasyon, eğitim düzeyi, mesleki kıdem, iş yoğunluğu ve bölgesel yaşam koşulları şeklinde bulunmuştur. Katılımcı öğretmenlere göre öğretmen maaşlarının yeterli düzeyde olup olmamasının sonuçlarının olumlu sonuçları; yaşam kalitesinde artış, nitelikli-kaliteli eğitim, yüksek motivasyon, verimlilik ve saygınlık şeklinde ve olumsuz sonuçları; mesleki gelişime bütçe ayıramama, düşük motivasyon, verimsizlik, ek iş yapma ihtiyacı ve mutsuzluk şeklinde bulunmuştur. Öğretmenler arasındaki ücretli-sözleşmeli-kadrolu öğretmen ayırımından kaynaklı ücret dengesizliğinin sonuçları; kutuplaşma-gruplaşma, huzursuzluk, aidiyet eksikliği, performans düşüklüğü, motivasyon düşüklüğü, değersiz-yetersiz hissetme ve niteliksiz eğitim şeklinde bulunmuştur. Katılımcı öğretmenlerin görüşlerine göre öğretmen maaşlarının ve ekonomik durumlarının iyileştirilmesine yönelik çözüm önerileri; yaşanabilir düzeyde maaş artışı, ek ders ücretlerine iyileştirme, ikramiye, kira-yol ve yemek yardımı, etkin sendikacılık, faizsiz konut kredisi ve ekonomik istikrar şeklinde bulunmuştur. Maaş artışı dışında öğretmenlerin ekonomik durumlarını iyileştirmek için yapılabilecekler; düşük faizli kredi, indirim, kira-yol ve yemek yardımı, özel ders, vergi oranlarının sabitlenmesi ve burs imkânı şeklinde bulunmuştur. Öğretmenlik mesleğini ekonomik anlamda daha cazip hale getirmek için üzerine görev düşenler; Millî Eğitim Bakanlığı, milletvekilleri-politikacılar, hükümet, sendikalar, üniversiteler ve Maliye Bakanlığı şeklinde bulunmuştur. Toplumların kalkınması, nitelikli eğitim ile mümkün olmaktadır. Nitelikli eğitim alanlarında iyi eğitim almış, ekonomik yönden refah içerisinde yaşayan ve kişisel-sosyal ve mesleki yönden kendilerini sürekli geliştiren öğretmelerin katkılarıyla mümkün olabilmektedir. Sonuç olarak öğretmen görüşlerine göre öğretmenlerin ekonomik problemlerinin çözülmesi hem motivasyonlarını hem de performanslarını artıracak ve nitelikli eğitim vermelerine imkân tanıyacaktır. Böylece itibarlarını ve mesleki saygınlıklarını artıracakları sonucuna ulaşılmıştır.

Mehmet Sürmelioğlu
Amasya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2026
00

Other supervisors