Theses supervised by Prof. Dr. Ahmet Güç

10 theses · Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty

Master'sOpen AccessTR

Katolik mezhebinde evlilik ve boşanma

Aile, toplumu oluşturan en küçük kurumdur. Evlilik ise ailenin oluşmasını sağlayan yüzyıllardır bütün dinler ve toplumlar tarafından kutsallık atfedilen bir birimdir. İnsanlık tarihi boyunca önemi vurgulanmış olan evlilik kurumu, Hıristiyan inancına göre kutsal kabul edilmiş ve sakrament derecesine yükseltilmiştir. Evlilik, Hıristiyan inancına göre İsa'nın sevgisinin insanlık üzerindeki tezahürüdür. Evlenen Hıristiyanlar, Tanrı'nın buyruğunu yerine getirmiş olur. Kutsallığı Hz. Âdem ve Hz. Havva'ya kadar dayandırılan evlilik, Tanrı'nın kurduğu bağ ile evlenen eşlerin kopmaz bir bağ ile bağlandıkları bir kurumdur. Hıristiyanlığın en köklü mezhebi olan Katolik mezhebinin evlilik konusundaki görüşleri evliliğin Hıristiyan inancına göre ne denli önemli olduğunu gösterir. Katolik inancına göre, evlilik Tanrı'nın buyruğuyla kurulmuş olan, Kilise birliğini sembolize eden kutsal bir müessesedir. Eşler birbirine kopmaz bağlarla bağlanmıştır ve boşanmak yasaktır. Evlenen çiftler Kilise birliğini sembolize etmektedir ve bunun bozulması büyük günahlardan sayılır.

BoşanmaHristiyanlarHristiyanlık+3
Fatma Betül Zehra Tanrıkulu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Taberî tefsiri'nde Hıristiyanlık

Bu çalışmada müfessir Taberî'nin yazmış olduğu "Câmiu'l-Beyân an Te'vîli Âyi'l-Kur'ân" adlı tefsirindeki Hıristiyanlık ve Hıristiyanlarla alakalı düşüncelerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Öncelikle çalışmada Hıristiyanlıkla ilgili ele alınan konular hakkındaki âyetler aktarılmış ve bu âyetlerde önemli görülen kelimelerin üzerinde durulmuştur. Ardından Taberî'nin ele alınan konu hakkındaki görüş ve değerlendirmeleri belirlenmiştir. Ayrıca gerekli görülen yerlerde diğer müfessirlerin görüşlerine ve Hıristiyan kutsal kitaplarından alıntılara da yer verilerek benzerlikler ve farklılıklar açığa çıkarılmaya çalışılmıştır. Çalışma giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde çalışmanın konusu, amacı, sınırları, yöntemi ve kaynakları hakkında genel bilgiler verildikten sonra Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et- Taberî'nin hayatı, ilmi şahsiyeti, eserleri ve tefsiri hakkındaki bilgiler sunulmuştur. Çalışmanın birinci bölümünde Taberî'nin tefsirine göre Hz. Meryem ve Hz. Îsâ ayrı ayrı ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde Taberî Tefsirinde Hz. Îsâ'nın Akıbeti işlenmiştir. Bu bölümde Hz. Îsâ'nın vefatı, ref'i, nüzûlü ve Mesihliği gibi konular, Kur'an-ı Kerim, İnciller ve Taberî'nin tefsiri esas alınarak karşılaştırmalı bir şekilde çalışılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Taberî tefsirindeki Hıristiyanlık eleştirisine yer verilmiştir. Sonuç bölümünde ise ulaştığımız bulgular ortaya koyulmuş ve çalışmamızın genel bir değerlendirmesi yapılmaya çalışılmıştır.

Dinler tarihiHristiyanlarHristiyanlık+4
Sümeyye Erdoğan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kitab-ı mukaddes ve Kur'an-ı Kerim'de eşcinsellik

Bu tez çalışmasının amacı, Kitab-ı Mukaddes ve Kur'an-ı Kerim'de bulunan eşcinsellikle ilgili ayetleri incelemektir. Bu tezde, üç ilahi dinin kitaplarındaeşcinsellik için neler söylendiği ve İslam, Yahudilik ve Hıristiyanlığainanan insanların kendi kutsal kitaplarından elde edilmiş ayet ve cümlelere bakarak bu konu hakkında bilgi edinmeleri amaçlanmıştır. Birinci bölümde eşcinsellikle ilgili temel kavramlar verilmiş ve tanımlanmış, ardından eşcinselliğin nedenleri ve tarihteki varlığı özet şekilde incelenmiştir. İkinci bölümde Kitab-ı Mukkaddes içerisindeki cümleler ve tefsirleri anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise,eşcinsellikle ilgiliKur'an ayetleri ve tefsirleri incelenmiştir. Neticede, eşcinselliğin üç ilahi dinin kutsal kitaplarında da yasaklandığı tespit edilmiştir.

AyetlerEş cinsellikHristiyanlık+6
Kevser Ölmez
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Mısır'da Araplaşan Hıristiyanlar: Kıptîler

Mısır Ortodoks Kıptî Kilisesi tarihi neredeyse Hıristiyanlık tarihi kadar eskidir. Yaklaşık iki bin yıldır Mısır'da ve Mısır dışında varlığını sürdürmektedir. Mısır, tarih boyunca farklı din, dil ve kültürlerin etkisinde kalmıştır. Mısır Kıptîleri de bundan payını almıştır. Son iki bin yıl içinde Mısır, önce Putperestlikten Hıristiyanlığa, sonra Hıristiyanlıktan İslâmiyet'e geçmiş, bu süreçte dil olarak Kıptîceden Yunancaya, Yunancadan Arapçaya geçmiştir. Kıptî Kilisesi Arap dünyasında apostolik olarak bilinen üç kiliseden birisidir. Mısır Kıptî Kilisesi Hıristiyanlık tarihinde evrensel olarak yapılan ilk dönem konsillerinde devamlı ön planda olmuş ancak daha sonra âdeta unutulmuştur. Mısır'ın Müslümanlar tarafından fethedilmesi ile birlikte Mısır'da yaşayanlar Müslüman çoğunluk ve Hıristiyan azınlık olarak devam etmiştir. Fakat Mısırlılar antropolojik açıdan tek halk olup, aynı kafatası ölçülerine, aynı kültür, aynı medeniyet, aynı dil ve aynı lehçeye sahiptirler. Böylece Mısırlılar dil olarak Arapça'yı, çoğunluğun dini olarak da İslâm'ı benimsemiş bir halktır. Kıptîler, Haçlı Seferleri, misyonerlik faaliyetleri ve Batı'nın bu coğrafyada yürüttüğü faaliyetlerden olumsuz olarak etkilenmişlerdir. Kıptî Kilisesi, Mısır'da cereyan eden siyasî-sosyal ve dinî olaylarda adından sıkça söz ettirmektedir. Günümüzde varlığını Kahire merkezli olarak Afrika, Asya, Avrupa, Amerika ve Avustralya'da sürdürmektedir. Anahtar Kelimeler: Mısır, Ortodoks, Kıptî, Hıristiyan, Arapça, İslâm, Apostolik, Konsil, Batı.

AraplarArapçaDinler tarihi+4
Ekrem Sert
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Mısır'da Araplaşan Hıristiyanlar: Kıptîler

Mısır Ortodoks Kıptî Kilisesi tarihi neredeyse Hıristiyanlık tarihi kadar eskidir. Yaklaşık iki bin yıldır Mısır'da ve Mısır dışında varlığını sürdürmektedir. Mısır, tarih boyunca farklı din, dil ve kültürlerin etkisinde kalmıştır. Mısır Kıptîleri de bundan payını almıştır. Son iki bin yıl içinde Mısır, önce Putperestlikten Hıristiyanlığa, sonra Hıristiyanlıktan İslâmiyet'e geçmiş, bu süreçte dil olarak Kıptîceden Yunancaya, Yunancadan Arapçaya geçmiştir. Kıptî Kilisesi Arap dünyasında apostolik olarak bilinen üç kiliseden birisidir. Mısır Kıptî Kilisesi Hıristiyanlık tarihinde evrensel olarak yapılan ilk dönem konsillerinde devamlı ön planda olmuş ancak daha sonra âdeta unutulmuştur. Mısır'ın Müslümanlar tarafından fethedilmesi ile birlikte Mısır'da yaşayanlar Müslüman çoğunluk ve Hıristiyan azınlık olarak devam etmiştir. Fakat Mısırlılar antropolojik açıdan tek halk olup, aynı kafatası ölçülerine, aynı kültür, aynı medeniyet, aynı dil ve aynı lehçeye sahiptirler. Böylece Mısırlılar dil olarak Arapça'yı, çoğunluğun dini olarak da İslâm'ı benimsemiş bir halktır. Kıptîler, Haçlı Seferleri, misyonerlik faaliyetleri ve Batı'nın bu coğrafyada yürüttüğü faaliyetlerden olumsuz olarak etkilenmişlerdir. Kıptî Kilisesi, Mısır'da cereyan eden siyasî-sosyal ve dinî olaylarda adından sıkça söz ettirmektedir. Günümüzde varlığını Kahire merkezli olarak Afrika, Asya, Avrupa, Amerika ve Avustralya'da sürdürmektedir. Anahtar Kelimeler: Mısır, Ortodoks, Kıptî, Hıristiyan, Arapça, İslâm, Apostolik, Konsil, Batı.

AraplarArapçaDinler tarihi+4
Ekrem Sert
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Azerbaycan dağ Yahudileri (Tarihi, dini ve sosyo-kültürel açıdan bir araştırma)

Bu çalışmada Azerbaycan Dağ Yahudileri üzerine yapılmış araştırmalar, tarihsel süreç içinde yapılan atıflar, yaptığımız röportajlar, arşiv belgelerindeki bilgiler akademik yöntemlere göre analiz edilmiştir. Dağ Yahudilerinin bu isimle ne kadar zamandır anıldıkları, önceki varlıkları ve yaşadıkları coğrafyadaki demografik, dini, sosyo-kültürel durumları incelenirken, bilim adamlarının farklı iddia ve gözlemlerine de yer verilmiştir. Bazı çalışmalarda, Dağ Yahudilerinin atalarından bir grubun, M.Ö. 722 yılında gerçekleşen Asur sürgünü sırasında Azerbaycan bölgelerine yerleştikleri iddia edilmektedir. Bazı araştırmacılar da Dağ Yahudilerinin M.S. VI. yüzyılda Sasaniler döneminde ortaya çıkan Mazdek ayaklanmaları sırasında Kafkasya'ya sığınan Yahudi gruplarının halefleri olduklarını varsaymışlardır. Çok az sayıda araştırmacıya göre de bunlar, Hazar devletinin ortadan kaldırılmasıyla Kafkasya'da yaşamlarını sürdüren Yahudilerin varisleridir. Bu görüşlerin dışında Dağ Yahudilerinin, X. yüzyıldan Çarlık Rusyasına kadar Azerbaycan'da kurulan devletlerin iskân politikaları sonucu yerleştirilen çeşitli Yahudi gruplarından oluştuğu iddiası da vardır. Çarlık Rusyasından Azerbaycan'ın bağımsızlık sonrası dönemine kadar Dağ Yahudilerinin tarihi, demografik, dini ve sosyo-kültürel durumları, saha araştırmaları, röportajlar ve elde edilen veriler tarafsız ve bilimsel yöntemlerle incelenmiştir. Tarihsel olarak Dağ Yahudilerinin dini inançları, Yahudiliğin Sefarad ve Mizrahi mezheplerinin gelenekleriyle yakından ilişkili olmasına rağmen, içinde yaşadıkları toplulukların çeşitli inanışları ve halk gelenekleriyle yakından bağlantılıdır. Dağ Yahudileri, Azerbaycan'ın bağımsızlığından sonra Yahudiliğin modern dini yorumlarına ve din anlayışına dönmeye çalışsalar da, toplumun orta ve yaşlı kesimleri geleneksel halk inanışlarından vazgeçmemiştir. Ancak sosyo-kültürel durum ve bunlarla ilgili bazı çalışmalar geleneksel iken, bağımsızlıktan sonra İsrail, Rusya ve ABD gibi ülkelerden gelen din kardeşlerinin organize çalışmaları ile modernist bir yaklaşım izlenerek ivme kazanmıştır. Çalışmanın sonunda ise konuyla ilgili fotoğraflar ek başlıklar altında verilmiş ve genel bir değerlendirme ile sonlandırılmıştır.

AzerbaycanDağ YahudileriDini yapı+4
Cabir Osmanlı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İmparator I. Konstantin ve Hıristiyanlık tarihindeki yeri

Hıristiyanlık Roma'da yaklaşık üç yüz yıl boyunca gizli olarak yayılmıştır. Aynı zamanda Hıristiyanlar Roma'daki pagan kesimin çeşitli baskılarına maruz kalmışlardır. Zaman zaman mal mülklerine ve sahip oldukları her şeye el konulmuştur. Roma'da zulüm gören Hıristiyanların imdadına İmparator I. Konstantin yetişmiştir. Konstantin Hristiyanlığı devlet dinleri arasına getirip ona resmi bir statü tanımıştır. Daha önce Roma'da birbirinden ayrı olan din devlet ilişkileri Konstantin'in imparatorluğunun döneminde tek bir çatı altında birleştirilerek devletin kontrolünde işleyen bir sistem halini almıştır. Konstantin bununla yetinmeyerek, Hıristiyanlar içinde gördüğü fikri ayrılıkların hepsini giderip onları bir arada tutmak amacıyla M.S. 325 yılında İznik Ekümenik bir konsil düzenlemiştir. Hıristiyanlar için Pavlus, Petrus gibi havariler ne kadar önemliyse İmparator I. Konstantin de Hıristiyanlık için en az o kadar önemlidir. O, Roma'nın başındayken sosyal, ekonomik, siyasi ve dini olmak üzere pek çok reform gerçekleştirdi. Bazı stratejik planlar nedeniyle başkenti Roma'dan Bizans'a taşıyıp "Constantinopolis" şehrini kurup orayı hem devletin hem de Hıristiyanlığın yeni başkenti haline getirdi. Konstantin yeni başkentinde Hıristiyan kimliğinin kökleşmesi için birçok kilise ve dini eserler yaptırdı. Lakin M.S. 336 yılında ağır bir hastalığa yakalandı ve döşeğinde vaftiz olduktan sonra can verdi.

Dinler tarihiHristiyanlıkKonstantin I+3
Traore Taoufıc Kassa
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Vedanta sistemi çerçevesinde Hinduizm'deki mistik unsurlar

Vedanta, Hint Ortodoks sistemlerinden bir tanesi olup, Hindu inancında temelde Upanişad metinlerine dayanan mistik bir öğretidir. Bu öğreti bir taraftan bireyin Tanrı Brahman karşısındaki konumunu belirlemekle birlikte, diğer taraftan da bireyin sosyal hayatını şekillendirmekte ve ona kurtuluş yolları hakkında fikir vermektedir. Bu çalışmada Vedantayı oluşturan temel kavramlar, Vedanta öğretisinin mistik boyutları, bireylerin kurtuluşa ulaşmalarında öğretinin işlevi, öğretiye göre atmanın (bireysel benin) Brahman (Tanrı) karşısındaki konumu, Shankara başta olmak üzere öğretinin temsilcilerine yer verilecektir. Çalışmanın amacı Vedanta Geleneğinin kapsamlı bir tahlilini yaparak, hem Hint inancındaki konumunu irdelemek, hem de öğretinin mistisizm ile ilgili yönlerini ortaya çıkarmaktır.

Advaita Vedanta doktriniBrahmaDin felsefesi+7
Hatice Çiçek Avcı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ultra-Ortodoks Yahudiler: Harediler örneği

Dindarlık algısı geçmişten günümüze sabit kalmamış, değişim ve dönüşüm içerisinde sürekli revize olmuş, yeniden yorumlanmış ve tartışılmıştır. Bu çalışmadaki amaç da ultra-Ortodoks Yahudilerin, dini tutumları yanı sıra gerek ailevi gerekse toplumsal yaşantılarında hızla sekürlerleşen Yahudi toplumuna vermiş oldukları tepkinin yerini ve önemini ortaya koymaktır. Ultra-Ortodoks Yahudiler: Harediler Örneği başlıklı bu çalışmada, Haredi Yahudiliğinin geleneksel Yahudilik içerisindeki yeri ve Yahudi olmayanlara yönelik bakış açısı incelenmeye çalışılmıştır. Bu cihetten Harediler, ilk dönemde Ferisiliğin, Orta Çağ'da da Rabbani Yahudiliğin devamı niteliğindedir. Bu sebeple çalışmanın ilk bölümünde ilk dönemden itibaren Haredi Yahudiliğinin ortaya çıkış zeminini daha net anlayabilmek adına Yahudi mezhepleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, özelinde ultra-Ortodoks Yahudiliğin ortaya çıkışına zemin hazırlayan dönem ele alınarak dar çerçevede de olsa konu izah edilmeye gayret edilmiştir. Üçüncü bölümde ise, Haredi Yahudiliğinin özellikle Öğrenenler Cemaati olarak İsrail'de ön plana çıkan eğitim yönü ve dini-kültürel uygulamalarına değinilmiştir.

DindarlıkDini imanDinler tarihi+6
Sümeyye Öztürk
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. İsa'nın mesajı açısından Matta incilinin tahlili

Bu araştırma, Hıristiyanlık inancı açısından önemli bir kaynak olan Matta İncilinin tahlilidir. Her peygamber kendi toplumunun içinden çıktığı gibi İsa da Yahudi toplumu içinde doğmuş,büyümüş ve Yahudilerin beklediği peygamber olarak vaazlarına başlamıştır. Kendisinin de bir Yahudi inananı olması, yaşadığı toplumun ve dinin yozlaşmalarına bizzat tanıklık etmesini sağlamıştır. Dört İncil arasından Matta incili, İsa'nın havarisi Levili Matta tarafından kaleme alınması nedeniyle İsa dönemini, yaşamını ve mesajını o döneme en yakın bir dil ve üslupla anlatan İncil'dir. Matta İncili, İsa'nın nesebinin peygamberler silsilesi ile İbrahim peygambere bağlanmasıyla başlamaktadır. İsa'nın yaşamı, öğretileri ve dirilişinin anlatıldığı kitapta, özellikle İsa'nın Yahudiler tarafından beklenen peygamber olduğu anlatımı ön plana çıkmakta olup bununla ilgili de Eski Ahit'ten İsa'nın geleceği ile ilgili peygamber sözlerinden alıntılar mevcuttur. Matta İncilinde İsa havarilerini belirledikten sonra Celile ve civarında halka vaaz etmesi ile Tanrı Egemenliği olarak ifade ettiği tevhid inancını tebliğ etmeye başlamıştır.

Dinler tarihiHristiyanlarHristiyanlık+4
Sevgi Maggi
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Other supervisors