Theses supervised by Prof. Dr. Asuman Altay

12 theses · Dokuz Eylül University

DoctorateOpen AccessTR

Küreselleşmenin kamu harcamaları üzerindeki etkisi: OECD üyesi ülkelere ilişkin ekonometrik bir analiz

Küreselleşmenin ekonomik, politik, sosyal, kültürel, askeri, çevresel gibi birçok alanda etkisi bulunmaktadır. Dünya ölçeğinde artan bütünleşme ile ifade edilen küreselleşmenin ekonomik boyutu ön plandadır. Özellikle 1980?li yıllardan sonraki süreçte hız kazanan küreselleşmenin kamu maliyesi alanına etkileri önemli bir tartışma konusudur. Küreselleşme sürecinde devletin bağımsız karar alma gücü zayıflamış ve ekonomik fonksiyonlarında değişimler yaşanmıştır. Bu değişim kamu harcamaları düzeyini de etkilemiştir. Kamu harcamalarının gelişimini açıklamaya yönelik birçok yaklaşım bulunmakla birlikte küreselleşmenin etkisini inceleyen yaklaşımlar nispeten yenidir. Literatürde küreselleşmenin kamu harcamaları üzerindeki etkisi etkinlik ve telafi edici etki hipotezleri ile açıklanmaktadır. Etkinlik hipotezi artan vergi rekabetinin vergi gelirlerini azaltacağını ve böylece kamu harcamalarının da azalacağını savunmaktadır. Telafi edici etki hipotezi ise dışa açık ekonomilerin maruz kalacakları dışsal riskleri gidermek amacıyla devletin daha fazla kamu harcaması gerçekleştireceğini savunmaktadır. Her iki hipotez de uygulamalı çalışmalardan elde edilen bulgular neticesinde geliştirilmiştir. Tezde etkinlik ve telafi edici etki hipotezlerinin geçerliliğini 18 OECD üyesi ülkenin 1995-2009 yılları arasındaki yıllık verileri kullanılarak incelenmiştir. Bu amaçla öncelikle panel birim kök testleri ile durağanlık sınaması yapılmıştır. Ardından ise güncel bir yöntem olan panel VAR modeli ile küreselleşme ve kamu harcamaları arasındaki ilişki hem toplam kamu harcamaları açısından hem de kamu harcamalarının fonksiyonel sınıflandırmasında yer alan harcama türleri itibariyle analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre toplam kamu harcamaları, kamu düzeni ve güvenlik hizmetleri, eğitim hizmetleri ve sosyal güvenlik ve sosyal yardım hizmetleri harcamalarında etkinlik hipotezinin geçerli olduğu görülmüştür. Diğer harcama türleri için ise ne etkinlik hipotezi ne de telafi edici etki hipotezinin geçerliliğine ilişkin kanıtlar bulunamamıştır. Küreselleşmenin kamu harcamaları üzerindeki etkisi karmaşık bir yapı arz etmektedir. Yapılan çalışmalarda elde edilen bulgularda tam bir görüş birliği bulunmamaktadır. Gelecek dönemlerde küreselleşmenin etkinlik ve telafi edici etki hipotezlerinden hangisinin geçerli olduğuna değil bu iki hipotez arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmaların ön planda olması muhtemeldir. Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Kamu Harcamaları, Etkinlik Hipotezi, Telafi Edici Etki Hipotezi, Panel Birim Kök Testi, Panel VAR Modeli

Ekonometrik analizEtkinlikKamu harcamaları+2
Ahmet Aysu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Karaparanın aklanması ve vergilendirilmesi sorunu

Karapara, günümüz devlet ve toplumlarını tehdit eden bir olgudur. Karapara aklayıcılar devletin, toplum düzeni için koyduğu yasaları hiçe sayarak toplum düzenini bozmakta, devlete ve vatandaşlara zarar vermektedir.Karapara, makro ve mikro ekonomiyi, bankacılık sistemini ve uluslar arası piyasaları olumsuz etkiler. Çünkü kâr amaçlı bu faaliyetler, sosyal fayda fonksiyonuna giren malların üretiminde kullanılan üretim faktörlerini kullanarak yüksek maliyetlere yol açmakta, üretime doğrudan bir katkıda bulunmamaktadır.Karaparanın varlığı ekonomik göstergeleri çarpıtmakta, ülke içindeki rekabet ve devlet bütçesi olumsuz yönde etkilenmekte, kayıt dışı ekonominin büyümesine neden olmaktadır. Ayrıca, beklenmedik anlarda ülkeye giriş - çıkış yaptığı için döviz kuru oranlarında ve fiyatlarda istikrarın yakalanmasının zorlaşması gibi devlete ve topluma birçok zararı vardır. Bu nedenlerden dolayı insanların hayatı zorlaşmakta ve devlete olan güvenleri azalmaktadır.Bu çalışmanın amacı, kara paranın hangi yöntemlerle aklandığını, dünyadan ve Türkiye'den örneklerle ortaya koymak, kişilerin bu konuda bilinçlenmesini sağlamaktır. Ekonomi üzerinde önemli etkileri olan karaparanın aklanması konusuna ilgi çekmek ve devletlerin en büyük gelir kalemlerinden vergi gelirleri üzerine etkilerini incelemektir.

Kara paraKara para aklamaVergilendirme
Ufuk Erdinç
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vergilerin meşruiyetinin sağlanmasında mükellef haklarının önemi ve anayasal dayanaklarının belirlenmesi

İnsanların bir arada yaşaması bir takım kamusal hizmetleri gerekli kılmış, bu hizmetleri görecek bir organizasyona ihtiyaç duymalarından dolayı da devlet ortaya çıkmıştır. Devletin kamusal hizmetleri görmesi için kaynağa ihtiyaç duyması bu kaynağın nerden ve nasıl temin edileceği sorununu ortaya çıkartmıştır. Tarihin ilk zamanlarında mülkiyetin tek bir kişinin elinde olması kamu gelirlerinin temini hususunda sorun çıkartmazken, devletin sınırlarının büyümesi, nüfusunun artması, mülkiyetin birden fazla kişinin eline geçmeye başlaması gelirlerin yetersiz olmasına neden olmuştur. Önceleri hediye olarak kabul edilen vergiler zamanla zorunlu hale getirilerek devletin asli gelir kaynağı halini almıştır. Vergilerin zorun hale gelmesi, siyasal iktidarın elinde inanılmaz bir güç haline getirmiş, vergi ödeyen mükellef açısından olumsuzluklara neden olmuş, bunun sonucunda siyasal iktidarı sınırlandırma ihtiyacı doğmuştur. Tarihte yazılı olarak 1215 yılında ?Magna Carta Libertatum? ile başlayan siyasal iktidarı yani devleti sınırlandırma ve temel ilkeler benimseme hareketi mükellef haklarının da başlangıcı olarak kabul edilebilir. ?Magna Carta Libertatum? ve peşi sıra takip eden diğer anayasal hareketler devlet (siyasal iktidar) karşısında bir takım hakları elde etmek ve bunları hukuki bir teminata bağlama çalışması şeklinde olmuştur.Bu tez, vergilerin ve devletin geçirdiği tarihsel evrim neticesinde mükellef haklarının nasıl ortaya çıktığını, mükellef haklarının yeni bir kavram olmadığını, sadece vergi idaresine karşı ileri sürülebilecek haklardan olmadığını, mükellef haklarının anayasal dayanaklarının olduğunu ve en önemlisi Türkiye baz alınarak ödediğimiz vergilerin meşruiyetinin sağlanmasında mükellef haklarının ne kadar önemli olduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır.Anahtar Kelimeler: 1) Vergilerin Tarihi, 2) Vergilerin Meşruluğu, 3) Mükellef Hakları, 4) Anayasal Dayanaklar, 5) Devlet, 6) Kamusal Hizmetler.

Alper İnan
Dokuz Eylül University
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Kuyumculuk sektörünün vergilendirilmesi

Degerli madenleri süs esyası haline getirme sanatı olarak tanımlanabilenkuyumculuk meslegi, madenlerin islenmesinden pazarlanmasına kadar tümasamaları içermektedir.Kuyumculuk meslegini diger ticari faaliyetlerden ayıran bir kısımfarklılıklar mevcuttur. Burada ticari faaliyete konu olan emtianın altın gibidegerli bir maden olması bir takım karmasık islemleri de beraberindegetirmekte ve uygulamada bir takım sorunlara neden olmaktadır. Günümüzdekuyumculuk, önemli ölçüde sermaye birikimi gerektiren ve bazı yasaldüzenlemelerin bilinmesini zorunlu kılan bir meslektir.Bu itibarla hazırlanan çalısmada, kuyumculuk sektörünün kavramsal vetarihi gelisimi incelenerek kuyumculugun dalları, istihdam ettigi meslekgrupları incelenerek kuyumculuk emtealarının özellikleri, agırlık ve ölçübirimleri irdelenmis, antik çagdan günümüze tarihi gelisim, sektörün geçirdigireform süreci anlatılmıstır.kinci bölümde, dünya ekonomik sisteminde kuyumculugun yeri veönemi incelenmis, kuyumculuk sektörü ile ilgili kurumlar hakkında bilgilerverilmistir. Çalısmanın ana konusu olan sektör ile ilgili vergi düzenlemeleri elealınarak, gelir vergisi, kurumlar vergisi, katma deger vergisi açısındanincelenmis, katma deger vergisinde sektöre tanınan istisnaların yasallıgıtartısılmıstır. Vergi usul kanunu açısından sektöre iliskin uygulamalar ile belgedüzenine iliskin örneklere yer verilerek, sektöre dair 3100 sayılı kanundayapılan düzenlemeler, özel tüketim vergisi kanununda sektöre iliskin hükümlerve son olarak talya ile ABD'de vergilemeye iliskin kısa bilgilere yer verilmistir.Anahtar Kelimeler : Kuyumculuk, altın, vergi.

KuyumculukVergi mevzuatı
Hatice Akın
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kamu harcamalarının sosyal refah devleti anlayışı açısından değerlendirilmesi

Türkiye'de kamu harcamalarının sosyal refah devleti anlayışı açısından değerlendirilmesi çalışmamızın amacını oluşturmaktadır.Kamu ekonomilerinde makro amaçlar irdelendiğinde bunlardan önemli bir tanesinin de vatandaşların refahlarını arttırmak olduğu görülmektedir. Ülkeler kendi ekonomik yapıları içersinde tarih boyunca iktisadi yaklaşımların da etkisiyle sosyal refah amacını sağlamak için çeşitli araçlar kullanmışlardır.Bu çalışmanın birinci bölümünde sosyal refah devletinin kavramsal ve teorik gelişimi içinde refah ve sosyal refahın tanımlanması yapılmış, sosyal refah devletinin ilkeleri, sınıflandırılması, araçları ve amaçları ile sosyal refah devletine yöneltilen eleştiriler incelenmiştir. Bu bölümde sosyal refah devletinin süreç içersinde yaşadığı dönüşüm ve son dönemde küreselleşme olgusunun sosyal refah devleti üzerinde yarattığı değişim incelenmiştir.İkinci bölümde ise sosyal refah devleti anlayışı açısından Türkiye, Almanya, İngiltere ve Hollanda incelenmiştir. Almanya, İngiltere ve Hollanda'da genel olarak sosyal sigorta, sosyal yardım ve sosyal hizmetler açısından sosyal refah devleti değerlendirilmiştir. Türkiye'de ise sosyal refah devleti, cumhuriyetten günümüze anayasal temeller ve kullanılan araçlar dâhilinde değerlendirilmiştir. Anayasalarımızda dile getirilen sosyal refah devleti anlayışlarının uygulamaya ne kadar yansıdığı değerlendirilmiştir.Çalışmamızın son bölümünde ise Türkiye'de kamu harcamaları içerisinde sosyal harcamaların cumhuriyetten günümüze karşılaştırmalı gelişimi ile sosyal refah amacına yönelik kullanılan transfer harcamaları, sosyal güvenlik harcamaları, eğitim harcamaları ve sağlık harcamalarının gelişimi ve OECD ülkeleri ile karşılaştırması yapılmıştır. En son bölümde ise vergi harcamaları üzerinde durulmuştur. Genel olarak bu çalışma ile ülkemizdeki kamusal harcamaların sosyal refah devleti anlayışı bakımından yeterli olup olmadığı sorusuna cevap aranmıştır.Anahtar Kelimeler: Refah, Sosyal Refah, Sosyal Refah Devleti, Kamu Harcamaları, Sosyal Harcamalar

HollandaKamu ekonomisiKamu harcamaları+6
Güngör Özcan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Üçüz açık hipotezi ve Türkiye'deki mali politikalar üzerindeki etkilerinin analizi

Ülke ekonomilerinin tıkanma yaşamamaları için üzerinde en fazla durmaları gereken konu hiç şüphesiz ki makroekonomik dengenin sağlanmasıdır. Dış ekonomik dengenin iç ekonomik dengeye eşit olduğu durumda makroekonomik denge sağlanmakta ve iç ekonomik denge bütçe dengesi ile özel tasarruf-yatırım dengesi toplamından oluşurken dış ekonomik denge cari dengeden oluşmaktadır. Buradan hareketle, bütçe açığı ve özel tasarruf açığının toplamı kadar cari açık verilmesi beklenmekte ve bu üç kalemin aynı anda açık vermesi ve birbirinden etkilenmesi durumu "üçüz açık" olarak ifade edilmektedir. Görüldüğü üzere üçüz açık hipotezi, bütçe açığı ve cari açık ilişkisinden oluşan ikiz açık hipotezine özel tasarruf-yatırım açığının eklenmesiyle ortaya çıkmıştır. Son yıllarda ülke ekonomileri incelendiğinde bu üç denge unsurunun bazı ülkelerde birlikte hareket ettiği görülmüş ve bu konu teorik ve ampirik çalışmalarda incelenmeye başlanmıştır. Üçüz açık bileşenleri ile Türkiye'de uygulanan mali politikaların etkileşiminin incelenmesi amacıyla Türkiye ekonomisi için üçüz açık hipotezinin test edildiği çalışmada ilk olarak üçüz açık hipotezini oluşturan bileşenler teorik olarak ele alınmış ve üçüz açık hipotezinin ortaya çıkışı açıklanmıştır. İkinci bölümde ise Türkiye ekonomisinin kuruluş yıllarından itibaren günümüze kadar uygulanan mali ve ekonomik politikalar ele alınmış ve üçüz açık bileşenlerindeki değişim incelenmiştir. Son bölümde, 1975-2016 yıllık verileri kullanılarak VAR yöntemiyle üçüz açık hipotezi Türkiye ekonomisi için test edilmiş ve uygulama sonucunda üçüz açık hipotezinin Türkiye ekonomisi için geçerli olmadığına ulaşılmıştır.

Bütçe açıklarıCari işlemler dengesiMaliye politikaları+4
Şahin Karabulut
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu politikaları kapsamında toplumsal cinsiyet eşitliği ve kalkınma ilişkisi

Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kalkınma ilişkisi, yaklaşık olarak otuz yıldır akademisyenler, araştırmacılar ve politika yapıcılar tarafından tartışılmaktadır. Dünyanın birçok bölgesi, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadınların güçlenmesi konularında pek çok ilerleme kaydetmiş olsa da hayata geçirilmesi gereken çok sayıda önlem varlığını korumaktadır. Dünya nüfusunun yaklaşık olarak yarısı kadınlardan oluşurken onları göz ardı eden plan, program, proje ve politikalarla hedeflenen kalkınma düzeyine ulaşmak ve bu düzeyin sürdürülebilirliğini sağlamak söz konusu değildir. Toplumsal cinsiyet eşitliği yalnızca insani gelişme için değil; ekonomik gelişme için de bir zorunluluk olarak değerlendirilmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliğini ve kadınların ve kız çocukların güçlenmesini garanti altına almak; eğitim ve sağlık hizmetlerine erişim, insana yakışır iş, siyasi ve ekonomik karar alma süreçlerine katılım gibi fırsatlar yaratarak sürdürülebilir ekonomilerin inşa edilmesine olanak tanımaktadır. Bu yolla üretkenliği artırmak ve diğer kalkınma göstergelerini geliştirmek mümkündür. Kadınlar dâhil olmadan yüksek sosyoekonomik kalkınma düzeyine ulaşmak ve bu düzeyin sürdürebilir olmasını sağlamak söz konusu değildir. Dolayısıyla toplumsal cinsiyet eşitliğini ve kadınların güçlenmesini sağlamak tüm toplumlar için bir gerekliliktir. Bu süreçte devlet ve pek çok farklı şekilde tasarlanabilen kamu politikaları önemli bir rol oynamaktadır. 1930'lu yıllardan günümüze kadar geçen süreçte devletin ekonomideki rolü, pek çok kez değişim göstermiştir. Ancak modern iktisat tarihi boyunca yaşanan gelişmeler, piyasanın ortaya çıkardığı ekonomik ve sosyal sonuçların, her zaman etkin ve adil olmadığını göstermektedir. Bu bakımdan ekonomideki rolü zaman zaman değişim göstermekle birlikte; devletin piyasanın başarısız olduğu durumlara politika araçlarıyla müdahale etmesi önemini korumaktadır. Çalışmada toplumsal cinsiyet eşitliği ve kalkınma ilişkisinin analiz edilmesi ve bu ilişkide kamu politikalarının rolünün ele alınması amaçlanmıştır. Bu amaçla toplumsal cinsiyete duyarlı bir kalkınma sürecinde devletin kullanacağı politika araçları değerlendirilmiş ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin kalkınma açısından önemi ampirik olarak analiz edilmiştir. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kalkınma ilişkisi 36 OECD üyesi ülkenin 2010-2017 dönemine ilişkin yıllık verileri kullanılarak panel veri yöntemi ile incelenmiştir. Kalkınma düzeyi, ekonomik ve insani olmak üzere iki boyutuyla ayrı ayrı ele alınmıştır. Bu bağlamda toplumsal cinsiyet eşitliği ve kalkınma ilişkisi, iki ayrı modelle incelenmiştir. Kullanılacak modelleri belirlemek için yapılan test sonucunda toplumsal cinsiyet eşitliği ve ekonomik kalkınma arasındaki ilişkinin Sabit Etkiler Modeli; toplumsal cinsiyet eşitliği ve insani kalkınma arasındaki ilişkinin ise Tesadüfi Etkiler Modeli kullanılarak analiz edilmesi uygun görülmüştür. Bunun yanında 36 OECD üyesi ülke gelir düzeylerine göre iki gruba ayrılarak toplumsal cinsiyet eşitliği ve ekonomik kalkınma ilişkisi her iki ülke grubu için yeniden analiz edilmiştir. 36 OECD üyesi ülkeyi kapsayan modellerden elde edilen ampirik bulgular; eğitimde, işgücüne katılımda ve parlamentoda temsilde toplumsal cinsiyet eşitliği arttıkça ekonomik kalkınma düzeyinin arttığını göstermektedir. Benzer biçimde eğitimde, işgücüne katılımda ve parlamentoda temsilde toplumsal cinsiyet eşitliğinin, insani kalkınma üzerinde pozitif; doğurganlık hızının ise insani kalkınma üzerinde negatif etkisi bulunmaktadır. Bununla birlikte; ülkelerin iki gelir grubuna ayrıldığı modellerden bazı açıklayıcı değişkenler için farklı bulgular elde edilmiştir. Anahtar Kelimler: Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Kalkınma, Kamu Politikaları, Mali Politikalar, Panel Veri Analizi.

Devlet politikalarıEkonomik kalkınmaKadın-erkek eşitliği+3
Esin Aslanpay Özdemir
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Yenilenebilir enerji kaynaklarının mali ve ekonomik boyutu: Avrupa Birliği ve Türkiye karşılaştırması

Enerji politikası, enerji arzı ve enerji talebi arasındaki ilişkiyi kısa, orta ve uzun vadeye yönelik olarak planlayan bir sistemdir. Yenilenebilir enerji, enerji kaynağından alınan enerjiye eşit oranda veya kaynağın tükenme hızından daha çabuk bir şekilde kendini yenileyebilmesi olarak tanımlanabilir. Kaynakların yenilenebilirliği, sürdürülebilir kalkınma için vazgeçilmezdir. Ancak sürdürülebilir kalkınma yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal boyutlarıyla birlikte ele alınmalıdır. Türkiye'nin enerji profili, talep artışı ve fosil kaynaklar üzerinden dışa bağımlı bir görüntüye sahiptir. Enerji ihtiyacının her gün giderek artması, yenilenebilir nitelikli kaynakların enerji arzı içerisindeki yerinin geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Avrupa Birliği enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için yeşil enerjiye odaklanmaktadır. Bu çalışma, 1972-2017 yılları arasındaki verileri kullanılarak, Türkiye'de yenilenebilir enerji tüketimi ile ekonomik gelişmişlik arasındaki ilişkinin ekonometrik yöntemler yardımıyla incelenmesini içermektedir. Enerji tüketimini göstermek üzere enerji ithalatı (BTEP) ve Yenilenebilir Enerji Tüketimi (YET) değişkenleri ile ekonomik büyümeyi göstermesi bakımından Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) değişkenleri kullanılmıştır. Ekonometrik yöntem olarak serilerin uzun dönemli ilişkisinin varlığını araştırmak için eşbütünleşme testleri, değişkenler arasındaki nedensel ilişkinin incelenmesi amacıyla nedensellik testi uygulanacaktır. Anahtar Kelimeler: Yenilenebilir Enerji, Sürdürülebilir Kalkınma, Avrupa Birliği, Türkiye, Enerji İthalatı

Avrupa BirliğiEnerji politikalarıEşbütünleşme+5
İsmail Ergün
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Euro krizinden sonra Yunanistan'da uygulanan kamu mali politikalarında yaşanan değişim

Yunanistan'da 2009 yılında seçimle iĢbaĢına gelen yeni hükümetin mali dataları üzerinde oynadığını açıklaması ile ekonomik krizin varlığı netleĢmiĢtir. Yapılan çalıĢmanın amacı Euro krizinden sonra Yunanistan'da uygulanan kamu mali politikalarında yaĢanan değiĢimin incelenmesidir. Bu durumun neticesinde piyasalar arasındaki anlaĢmazlık nedeniyle ortam iyileĢtirilemedi, bunalımın sorunlu diğer çevre ülkelere sıçraması da engellenemedi ve bunun sonucunda Euro kriz süreci meydana gelmiĢtir. ÇalıĢmanın birinci bölümünde ekonomik kriz kavramı, nedenleri, etkileri, göstergeleri, ekonomik kriz türleri ve kapsamı incelenip açıklanmaktadır. Ġkinci bölümünde ise Avrupa Birliği'nin ekonomik kriterleri, Euro Krizi, etkileri, nedenleri, öngörülmesi, politikalardaki uyumsuzluk, riskin yanlıĢ fiyatlanması ile sermayenin etkisiz dağılımı ve Euro krizine karĢı geliĢtirilen mekanizmalar incelenmiĢtir. Üçüncü bölümde ise Euro Krizi sonrasında Yunanistan'ın kamu mali politikalarında yaĢanan değiĢimler araĢtırılmıĢ ve belirli sonuçlara varılmıĢ, detaylıca açıklanmıĢtır. Anahtar kelimeler: Euro Krizi, Yunanistan, Mali Politika.

Devlet politikalarıEkonomik krizEuro+6
Gürkan Kanat
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki üniversitelerde Avrupa Birliği hibeleriyle finanse edilen projelerin muhasebeleştirilmesi ve uygulamada yaşanan sorunlar

Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ile 1963 yılında imzaladığı Ankara Antlaşması'ndan bu yana Avrupa Birliği (AB)'nin finansal yardımlarından yararlanan Türkiye, 1999 yılında aday ülke statüsü verilmesinden sonra AB hibeleri açısından yeni bir döneme girmiştir. Türkiye, bu dönemden sonra, sadece aday ülkelere sağlanan Katılım Öncesi Yardım Aracı (Instrument for Pre-Accession Assistance: IPA) ile birlikte Birlik Programlarından hibe şeklinde yararlanmaya başlamıştır. Türkiye'de AB hibelerinden çok sayıda kamu kurumu, sivil toplum örgütü, dernek ve vakıf yararlanmaktadır. Hibe yararlanıcılarının bu çeşitliliği, AB hibelerinin muhasebeleştirilmesine de yansımaktadır. Bu kurumların tabi oldukları muhasebe sistemlerinin birçok aşamasındaki farklılıklar AB hibelerinin muhasebeleştirilmesinde çeşitli sorunlar yaşanmasına yol açmaktadır. Türkiye'deki üniversitelerde yürütülen projelerin muhasebeleştirme işlemlerinde yaşanan sorunların önemli bir bölümünün mevzuat farklılığından kaynaklandığı görülmüştür. Sorunların bir bölümünün ise proje yürütücülerinin ve Türkiye'deki bürokratların AB mevzuatı ile Türkiye'deki mevzuatı birlikte uygulama konusunda ayak diremesinden kaynaklanmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın ilk bölümünde hibe kavramı AB projeleri açısından ele alınmıştır. AB'nin hibe sağlama gerekçeleri ve hibelerin kaynağı açıklandıktan sonra ikinci bölümde AB hibelerinin Türkiye'deki gelişimine yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, AB projelerinin harcama ve muhasebeleştirme işlemleri, dördüncü bölümde ise bu işlem süreçlerinde ortaya çıkan sorunlar incelenmiştir. Yaşanan sorunlar değerlendirilirken, bu sorunların bir bölümüne çözüm önerileri getirilmeye çalışmıştır. Bu doğrultuda bu çalışmanın, başta Türkiye'deki üniversiteler olmak üzere, tüm kamu kurumlarında yürütülen AB destekli projelerin muhasebe işlemlerinde yaşanan bazı belirsizlikler ve sorunları giderme konusunda kapsamlı ve güncel bir kaynak olabileceği öngörülmüştür.

Avrupa BirliğiAvrupa Sosyal FonuAvrupa kimliği+5
Adem Kurtar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Lojistik sektöründe Rekabet Hukuku ve mali boyutları: Avrupa Birliği-Türkiye karşılaştırması

Teknolojinin en son geldiği nokta olan Endüstri 4.0 ile uluslararası lojistik uygulamaları artık başka bir boyuttadır. Endüstri 4.0, lojistik süreç veya uygulamalarının atlayamayacağı bir öneme sahiptir. Lojistik sektörünün "yeni" olması ve doymamış bir piyasa olmasından dolayı uzun yıllar çalışılması gereken bir alandır. Küreselleşen dünyada lojistik ticaretin ağıdır. Bu sebeple ticaretin adil ve etkin bir rekabet içinde yürümesi gerekir. Bu çalışmada lojistik süreç uygulamalarının dünü, bugünü, geçirdiği seyir, Bilim Devrimi ile bağı, Avrupa Birliği'nin ikiz kardeş politikası olan rekabet ve vergi politikası içinde ele alınacaktır. Ülkemiz Avrupa Birliği ile uyum süreci yaşadığı gibi dünyaya da açılmaktadır. Uluslararası hal alan lojistik uygulamalarda adil ve etkin rekabetin oluşması için mal ve hizmetlerin serbest dolaşımına uygun bir vergi politikası da şarttır. Çalışmada, Lojistik uygulamalar ve sektör incelenirken tam adaylık sürecinde olan ve Gümrük Birliği üyesi ülkemizin lojistik sektörüne yaklaşımı, lojistik sektörü için rekabet ve mali kurallar Avrupa Birliği mevzuatı ile paralel olarak anlatılmıştır. Türkiye özellikle dolaylı vergiler ve rekabet kurallarında mevzuat uyumlulaştırması içinde olduğundan; Türk Hukukunun AB mevzuatına uyumlu hale getirilmesi gerekmektedir. Avrupa Birliği rekabet ve vergi politikası Tek Pazar'ın sağlıklı bir şekilde işlemesi için kurallar tesis etmiştir. Türkiye hem küreselleşme hem de Avrupa Birliği tam adaylık sürecinden dolayı çok yönlü uyum göstermek zorundadır. Çalışmada Lojistik süreç (uygulamaların) tam adaylık sürecinde olan ülkemiz ve Avrupa Birliği mali kurallar ve rekabet kuralları açısından karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Lojistik süreçlerinde uygulanan ve tam adaylık sürecinin ile paralel dolaylı vergi politikası ve vergileri incelenmiştir. Bunun yanı sıra lojistik özel teşebbüslerine uygulanan rekabet kuralları incelenmiştir. Bütün bunlar yine lojistik sektörüne dair tespitler ve değerlendirmeler ile yapılmıştır. Avrupa Birliği Mevzuatında lojistik başlıklı fasıl olmayıp; taşımacılık ve Trans-Avrupa Ağları fasılları vardır. Çalışmada ağırlıklı olarak taşımacılık, Trans-Avrupa Ağları, rekabet, vergilendirme, gümrük birliği ve malların serbest dolaşımı fasılları; Avrupa Birliği'nin lojistik uygulamalara bakış açısıyla ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Türkiye'de uygulanan vergiler ve vergi politikası, lojistik süreç açısından ele alınmış ve ülkemizin tam adaylık süreci kapsamında incelenmiştir. Bu değerlendirmeler ışığında Türkiye'de lojistik sektörüne ilişkin tespitler ortaya konulmuş ve vergi uygulamaları açısından değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Lojistik, Rekabet Hukuku, Dolaylı Vergiler, Vergi Uyumlulaştırılması, Gümrük Birliği.

Avrupa BirliğiDolaylı vergilerFinansal analiz+6
Uluğ İlve Yücesoy
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği göç politikalarının ekonomik ve mali boyutu

Son 30 yılda, göç yönetimini 'güvenlik' temeli üzerine inşa eden Avrupa Birliği (AB), demokratik değerler ve milli egemenlik konuları arasında sıkışmıştır. Birlik düzeyindeki göç politikalarının siyasal düzlemden çıkıp güvenlik düzlemine yerleştirilmesiyle göç, Avrupa kamuoyunda bir tehdit unsuru olarak yeni bir boyut kazanmıştır. Hedef konumundaki AB ülkeleri, sahip oldukları vergi ve harcama sistemlerinin niteliği ile göçmenlerin kamu maliyesine etkileri nedeniyle AB'nin ortak göç politikasını uygulama konusunda isteksizdirler. AB, sınır güvenliği ve sınır içi faaliyetlerinin yanı sıra düzensiz göçe karşı üçüncü ülkelerle işbirliğini de tercih etmektedir. Bu yaklaşım, uygulanamayan ortak göç politikasına yönelik eylemlerin bir alternatifi olarak nitelendirilebilir. Göç yönetimindeki bu anlayış, 'dışsallaştırma politikası' olarak adlandırılmaktadır. Geri kabul anlaşmalarının yasal dayanağı ile üçüncü ülkelerde düzensiz göç hareketleri kontrol altında tutulmakta ve bu ülkelere mali yardım programları uygulanmaktadır. AB, mali yardım programlarını kısa, orta ve uzun vadede şekillendirmektedir. İhtiyaçların düzeyine göre yardımlarını oluşturmaktadır. Ancak, göç ve iltica konusunda, AB düzeyinde üçüncü ülkelere yönelik finanse edilen programlar, sadece göç yönetimi süreci için değil, aynı zamanda AB kalkınma politikasının temel amacı olan yoksulluğun ortadan kaldırılmasını da hedeflemektedir. Bu çalışmada, AB göç politikalarının bütçe, Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla (GSYH), istihdam ve milli gelir oranlarına yönelik etkisi incelenmiştir. Dışsallaştırma politikası kapsamında, üçüncü ülkelere yönelik uygulamış olduğu mali yardım programlarının düzeyi, mültecilerin ihtiyaçlarını karşılama ve küresel hedeflerin gerçekleştirilmesi konusundaki yeterliliği ele alınmıştır. Tez çalışmasında, nitel araştırma yöntemi kullanılarak vaka analizi gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, dışsallaştırma politikalarına ve mali yardım araçlarına dair AB kaynakları analiz edilmiştir.

Avrupa BirliğiEkonomiEkonomik durum+7
Sadık Demirbağ
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors