Prof. Dr. Bayram Bıçak danışmanlığındaki tezler
10 tez · Akdeniz University
Bilim ve sanat merkezi kurumsal iklim ölçeği
Bu çalışmada Türkiye'de üstün yetenekli çocuklara eğitim veren Bilim ve Sanat Merkezleri'nin kurumsal iklimini belirlemek için ölçme aracı geliştirmek amacıyla yönetici ve öğretmenlerin eğitim ve öğretimin niteliği, içeriği ve işleyişi, öğrenci ve öğretmen seçimi ve okul ortamı; hakkındaki görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca öğrencilerin eğitim ve öğretimin niteliği, içeriği ve işleyişi; öğretmen ve okul ortamı hakkındaki görüşlerinin belirlenmesi çalışmanın öğrenciler boyutundaki amacıdır. Ölçeğin yapı geçerliliği için faktör analizi teknikleri kullanılmıştır. Ölçek geliştirmek için betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Ölçek geliştirme çalışmasında Bilim ve Sanat Merkezi'nde (BİLSEM) görev yapan 275 yönetici ve öğretmenden, bu merkezlerde eğitim alan 654 öğrenciden veri toplanmıştır. Ölçek geliştirme çalışmasında uygun ve kartopu örnekleme kullanılarak veri toplanmıştır. Verilerin analizlerinde Microsoft Office Excel, Lisrel 9.1 ve IBM SPSS Statistics 24 paket programı kullanılmıştır. Madde havuzunun oluşturulmasında yönetici, öğretmen ve öğrencilerden oluşan bir grupla yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla görüşme tekniği kullanılarak veriler toplanmıştır. Verilerden elde edilen görüşler doğrultusunda madde havuzu oluşturulmuştur. Ön örneklem uygulaması ile öğrencilerin maddelerde anlaşılmayan noktalar olup olmadığı tespit edilerek gerekli düzeltmeler yapılmıştır. Ölçek geliştirmede görüş geçerliği için uzmanlardan görüş alınmış, yapı geçerliğini sağlamak için açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Güvenirlik çalışmaları kapsamında Cronbach's Alpha hesaplanmıştır. Madde analizi kapsamında madde güçlüğü ve çift serili korelasyon testleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda Bilim ve Sanat Merkezi Kurumsal İklim Ölçeği geliştirilmiştir. Yönetici ve öğretmenlere yönelik Bilim ve Sanat Merkezi Kurumsal İklim Ölçeği I; tek boyut 16 maddeden oluşmaktadır ve Cronbach's Alpha değeri 0,927'dir. Öğrencilere yönelik Bilim ve Sanat Merkezi Kurumsal İklim Ölçeği II; tek boyut 19 maddeden oluşmaktadır ve Cronbach's Alpha değeri 0,924'dir. Bilim ve Sanat Merkezi Kurumsal İklim Ölçeği I ve II geçerli ve güvenilir bir iklim ölçeğidir. Ayrıca çalışmada katılımcıların BİLSEM iklimi düzeylerinin demografik özelliklere göre değişip değişmediğini bulmak için Levene's Testi, Bağımsız Gruplar için t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi(ANOVA) ve Kruskal Wallis-H testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda, yönetici ve öğretmen katılımcı grubunun BİLSEM iklimi düzeyleri eğitim durumu, BİLSEM'deki kıdem süresi ve ödül değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar gösterdiği bulunmuştur. Öğrenci katılımcı grubunun BİLSEM iklimi düzeyleri anne eğitim durumu, BİLSEM'de devam ettiği program ve BİLSEM eğitim süresi değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar gösterdiği bulunmuştur.
Ulusal Antalya Matematik Olimpiyatında yer alan maddelerin Değişen Madde Fonksiyonu açısından incelenmesi
Bu araştırmada, 2022 yılında düzenlenen 26. Ulusal Antalya Matematik Olimpiyatı 2. Aşama sınavında yer alan maddelerin cinsiyete ve öğrencilerin yaşadıkları yerleşim bölgesine göre Değişen Madde Fonksiyonu (DMF) gösterip göstermediği incelenmiştir. DMF analizinde, Mantel Haenszel (MH), Lojistik Regresyon (LR) ve SIBTEST yöntemleri kullanılmış ve sonrasında bu üç yöntemden elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. Bu araştırmada kullanılan cinsiyet değişkeni ile öğrencinin yaşadığı bölge değişkenine ait veriler öğrenci bilgi ölçeğinden elde edilmiştir. Araştırma, 26. Ulusal Antalya Matematik Olimpiyatı 2. Aşama sınavında 20 soruya cevap veren ve 4 coğrafi bölgeden katılan 262 öğrencinin verileri ile yürütülmüştür. DMF analizinden önce grup dağılımı hakkında bilgi sahibi olunabilmesi için grubun tamamı ile cinsiyet ve öğrencinin yaşadığı bölge değişkenlerine göre betimsel istatistikler uygulanmıştır. Cinsiyet değişkenine göre yürütülen DMF analizi sonucunda MH, LR ve SIBTEST yöntemlerinde sadece MH ve LR yöntemlerine göre bir ve aynı maddenin DMF gösterdiği tespit edilmiştir. DMF gösterdiği tespit edilen maddenin erkek öğrenciler lehine çalıştığı belirlenmiştir. Öğrencinin yaşadığı bölge değişkenine göre yürütülen DMF analizi sonucunda LR yönteminde dört madde DMF gösterirken MH ve SIBTEST yöntemlerinde bir madde DMF göstermiştir. MH yöntemine göre aynı madde farklı karşılaştırmalarda Marmara Bölgesi lehine çalışırken; LR yöntemine göre farklı maddeler Ege Bölgesi hariç diğer tüm bölgelerin lehine çalışmıştır. SIBTEST yönteminde ise aynı madde Marmara ve Ege Bölgeleri lehine çalışmıştır. MH, LR ve SIBTEST yöntemleri DMF gösteren madde sayısı bakımından incelendiğinde üç yöntemde de farklı sonuçlar elde edildiği ve LR yönteminin daha fazla sayıda madde belirlediği görülmüştür. En az sayıda DMF belirlenen yöntem SIBTEST olmuştur.
Farklı yetenek kestirim yöntemleriyle bilgisayar ortamında bireye uyarlanmış testlerin çeşitli koşullara göre incelenmesi
Bu çalışma, bilgisayar ortamında bireye uyarlanmış testlerin (BOBUT) farklı koşullarda ve yetenek kestirim yöntemleri altında gösterdiği performansı analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, BOBUT sisteminin post-hoc simülasyon sonuçları kullanılarak farklı yetenek kestirim yöntemlerinin doğruluk, güvenilirlik ve kullanışlılık üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, canlı BOBUT uygulamalarında yetenek kestirim yöntemlerinin performans özelliklerini karşılaştırmak amacıyla kullanılmıştır. Ayrıca çalışmada BOBUT ve doğrusal testler çeşitli kriterler açısından karşılaştırılarak her iki test türünün avantajları ve sınırlılıkları ortaya konmuştur. Tüm bu uygulamalar, BOBUT'un farklı yetenek kestirim yöntemleriyle gerçek ve simülasyon koşullarında test edilmesini sağlamak amacıyla temel araştırma modeline dayalı olarak tasarlanmıştır. Araştırma kapsamında iki farklı çalışma grubu oluşturulmuştur. İlk çalışma grubunda madde test kalibrasyonu ve post-hoc simülasyonlar gerçekleştirilirken ikinci çalışma grubunda canlı BOBUT ve doğrusal test uygulamaları yürütülmüştür. Okuduğunu anlama becerisini ölçmeye yönelik 155 maddelik bir madde havuzu geliştirilmiş ve 1502 ortaokul öğrencisinden elde edilen verilerle çeşitli başlama kuralları (theta=0, theta=-0,5:0,5), madde seçim yöntemleri (MEI, MFI, KL), yetenek kestirim yöntemleri (ML, EAP, MAP) ve sonlandırma kuralları (standart hata ve sabit madde sayısı) kombinasyonları değerlendirilmiştir. Post-hoc simülasyon sürecinin ardından 263 öğrenciye üç farklı yetenek kestirim yöntemi kullanılarak canlı BOBUT ve 25 maddelik doğrusal test uygulamaları yapılmış, bu yöntemlerin performansları karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, başlama kurallarının test performansı üzerinde simülasyon süresi ve madde örtüşme oranları dışında minimal bir etkisi olduğunu göstermiştir. Madde seçim yöntemleri arasında hesaplama süresi bakımından en kullanışlı yöntem MFI, olarak belirlenirken MEI'nın diğer iki yönteme göre önemli ölçüde daha uzun işlem süreleri gerektirdiği gözlenmiştir. MEI, MFI ve KL yöntemlerine kıyasla daha kısa test uzunlukları sağlamıştır. Tüm madde seçim yöntemleri benzer korelasyon değerleri göstermiş olup bu durum, yetenek kestirim doğruluğu açısından yöntemlerin birbirine yakın performans sergilediklerine işaret etmektedir. Bununla birlikte KL yöntemi daha düşük RMSE değerleri sağlayarak daha yüksek ölçme hassasiyeti sunmuştur. Sonlandırma kurallarına ilişkin analizler, standart hata ile sabit madde sayısı kombinasyonunun en doğru sonuçları sağladığını, ancak daha uzun simülasyon süreleri gerektirdiğini göstermiştir. 0,50 standart hata kriteri ile 25 madde kombinasyonu, doğruluk ve kullanışlılık arasında optimum bir denge sunmuştur. Yetenek kestirim yöntemleri arasında MAP en hızlı yöntem olurken, ML en uzun hesaplama süresine ihtiyaç duymuştur. EAP, en düşük bias ve RMSE değerlerini sağlayarak özellikle kısa testlerde daha yüksek güvenirlik sunmuştur. MAP ve EAP, ayrıca daha düşük madde örtüşme oranları göstererek madde havuzunun daha etkin kullanımına olanak tanımıştır. Canlı BOBUT ve doğrusal test karşılaştırmalarında, özellikle MAP ve EAP yöntemlerini kullanan BOBUT'un daha güvenilir ve kullanışlı yetenek kestirimleri sağladığı belirlenmiştir. ML yöntemi, uç yetenek düzeylerinde daha fazla hata üretirken, MAP yöntemi daha dengeli ve kararlı kestirimler sunmuştur. Doğrusal testler, yetenek kestirimlerinde daha yüksek değişkenlik göstermiş ve daha uzun test sürelerine ihtiyaç duymuştur. Buna karşın uygun başlama kuralları, madde seçim stratejileri ve sonlandırma kriterleri ile optimize edilen BOBUT'un doğruluk, güvenirlik ve kullanışlılık açısından önemli avantajlar sunduğu görülmüştür. Ayrıca BOBUT doğrusal testlere kıyasla daha yüksek ölçme bilgisi sağlamış ve özellikle orta yetenek düzeylerinde daha hassas ölçümler gerçekleştirmiştir. MAP yöntemi en yüksek test bilgisini sunarken ML yöntemi görece daha düşük bilgi düzeyi sağlamıştır. Canlı BOBUT uygulamalarının yetenek kestirimleri arasında genel olarak güçlü korelasyonlar bulunurken BOBUT ile doğrusal test arasındaki ilişkilerin nispeten daha zayıf olduğu görülmüştür. ML ve EAP yöntemleri en yüksek korelasyonu gösterirken doğrusal test ile en düşük korelasyon MAP, en yüksek korelasyon ise EAP yöntemleriyle gözlemlenmiştir. Bu bulgular, BOBUT'un kendi içinde daha tutarlı sonuçlar verdiğini, ancak doğrusal test ile kıyaslandığında farklılıklar olabileceğini ortaya koymaktadır. Test süresi ve madde sayısı açısından, MAP yöntemi en kullanışlı sonuçları sağlarken ML yöntemi en uzun test süresi ve en fazla madde kullanımına ihtiyaç duymuştur. BOBUT, daha az madde kullanarak ölçme sürecini optimize etmiş ve bireylerin yetenek düzeyine uygun madde seçimini daha etkin bir şekilde gerçekleştirmiştir. Doğrusal testlerin sabit madde yapısı nedeniyle her bireye aynı maddeleri sunması, ölçme sürecinde esnekliği azaltırken, BOBUT'un adaptif yapısı bireylerin yetenek düzeylerine uygun sorular sunarak ölçme doğruluğunu artırmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilgisayar ortamında bireye uyarlanmış testler, madde tepki kuramı, yetenek kestirim yöntemleri, post-hoc simülasyon, doğrusal test.
BİLSEM öğrencilerinin teste hazırlık ve test yanıtlama stratejileri
Bu araştırma, Bilim ve Sanat Merkezleri'nde (BİLSEM) öğrenim gören ortaokul öğrencilerinin teste hazırlık ve test yanıtlama stratejilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Günümüzde akademik başarı, yalnızca bilişsel yeterliklerle sınırlı olmayıp öğrencilerin sınavlara yönelik hazırlık süreçlerinde ve sınav anındaki stratejik davranışlarında da belirleyici rol oynamaktadır. Üstün yetenekli bireylerin eğitiminde önemli bir model sunan BİLSEM'ler, öğrencilerin bireysel potansiyellerini en üst düzeyde geliştirmeyi hedeflemektedir. Bu doğrultuda, öğrencilerin testlere hazırlık sürecinde ve test çözme esnasında başvurdukları stratejilerin belirlenmesi, hem bireysel öğrenme süreçlerinin desteklenmesi hem de eğitim programlarının iyileştirilmesi açısından önem arz etmektedir. Araştırma, betimsel tarama modeli çerçevesinde gerçekleştirilmiş; Antalya ili merkez ilçelerindeki BİLSEM'lerde öğrenim gören ortaokul öğrencileri örneklemiyle yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak Teste Hazırlık Stratejileri Ölçeği (THSÖ) ve Test Yanıtlama Stratejileri Ölçeği (TYSÖ) kullanılmıştır. Elde edilen veriler; cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, anne-baba eğitim durumu, devam edilen BİLSEM merkezi ve programına göre analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, öğrencilerin strateji kullanım düzeylerinin bazı demografik değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Özellikle kız öğrencilerin bilişsel ve sosyal stratejilerde erkek öğrencilere göre daha yüksek puanlara sahip oldukları, yaş ve sınıf düzeyine göre strateji kullanımında artış gözlendiği ve anne-baba eğitim düzeyinin özellikle bilişötesi stratejiler üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Ayrıca farklı BİLSEM merkezleri ve programları arasında da strateji kullanım düzeylerinde anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır. Bu çalışma, üstün yetenekli öğrencilerin sınavlara hazırlık ve test çözme süreçlerinde başvurdukları stratejilerin belirlenmesine katkı sunmakta; eğitimciler, rehberlik uzmanları ve politika yapıcılar için yol gösterici veriler sunmaktadır. Araştırma, test stratejilerine yönelik bireyselleştirilmiş eğitim uygulamalarının geliştirilmesinde ve üstün yetenekli bireylerin potansiyellerinin etkin kullanımı açısından literatüre önemli katkılar sağlamaktadır.
Ortaöğretim matematik öğretmenlerinin matematik değerler algısı: Antalya ili örneği
Bu çalışmada 2021-2022 eğitim öğretim yılında Antalya ili ortaöğretim kurumlarında görev yapan 335 matematik öğretmenine Durmuş ve Bıçak tarafından geliştirilen matematik ve matematik eğitimi değerler ölçeği uygulanmıştır. Bu çalışmayı desteklemek için 15 matematik öğretmeniyle yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Matematik değerleri literatürde; genel eğitimsel değerler, matematik eğitimi değerleri ve matematiksel değerler olarak 3 kategoriye ayrılmıştır. Matematiksel değerler farklı sosyal çevre ve kültürlerde yaşayan matematikçiler aracılıyla üretilen matematiksel değerlerdir. Bu çalışmada ise matematik değerlerini Pozitivist ve Oluşturmacı olarak 2 ana kategoriye ayrılmıştır. Pozitivist değerler anlatırken Geleneksel eğitim; "istendik davranışları kazandırma'' şeklinde tanımlanmaktadır. Oluşturmacı değerler, öğrenci bir bilgiyi öğrenirken sahip olduğu bilgi ve düşüncelerinden yola çıkarak yeni bilgiyi bulması olarak tanımlanmaktadır. Öğretmenlerin matematik değerleri hakkındaki düşüncelerinin neler olduğunu belirlemek için karma yöntem, araştırma modellerinden zenginleştirilmiş desen (yakınsayan paralel karma desen-concurrent triangulation design) kullanılmıştır. Zenginleştirilmiş desen; araştırmacılar nicel ve nitel verileri aynı zamanda birlikte toplamakta ve sonuçların bir bütün içerisinde değerlendirilmiştir. Nicel çalışma olarak öğretmenlerin matematik ve matematik değerlerine algısını ölçmek için Durmuş ve Bıçak (2006) tarafından geliştirilmiş olan 5'li likert formatında hazırlanan 24 maddelik ölçek kullanılmıştır. Nitel çalışma ise 8 soruluk görüşme formu uygulanmıştır. Hesaplanan değerlere göre ölçeğin iç güvenirlik katsayısı (cronbach alfa) ölçek genelinde ve alt boyutlarında oldukça güvenilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ölçek boyutları ve genelinde görüşleri arasındaki farklılığa ilişkin bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (anova) yapılmıştır.
Bulanık AHP ile kurumsal akreditasyon programı eğitim-öğretim ölçütlerinin değerlendirilmesi
Türk yükseköğretim sistemi, dünyadaki hızlı değişen ve gelişen gündemler, artan rekabet ortamı, eğitimdeki paradigma değişimleri ile yüzyıllardır süregelen politika ve yaklaşımlarını güncelleme ihtiyacına girdiği bir dönemden geçmektedir. Son yıllarda birçok uluslararası kuruluş, küreselleşmenin etkisi ile ekonomi, ticaret, teknik, kültürel ve sosyal konularda yükseköğretimin çalışmalarını önem vermektedir. Bu gelişmeler çerçevesinde yükseköğretimde kalite ve akreditasyon kavramları öncelik arz eden konular arasında yer bulmuştur. Bu kavramlar, yükseköğretimin hem içerisinde hem de dışarısında yer alan paydaşlar tarafından büyük bir önem taşımaktadır. Bu bağlamda, Türkiye'nin yükseköğretim sistemi de kalite ve akreditasyon konularına odaklanmakta ve bu yönde çalışmalar yürütmektedir. 2015 yılında yayınlanan "Yükseköğretim Kalite Güvencesi Yönetmeliği" ile beraber çalışmalar hız kazanmış ve Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) tarafından 2018 yılında "Kurumsal Akreditasyon Programı (KAP)" başlatılmıştır. Bu çalışmanın amacı YÖKAK değerlendirme süreçleri için geliştirilen "Değerlendirme Programları Kılavuzunda" bulunan "Eğitim-Öğretim" başlığı altındaki ölçüt ve alt ölçüt puanları kapsamında, YÖKAK değerlendirici havuzunda bulunan uzman KAP değerlendiricileri ile yapılandırılmış görüşmeler yaparak görece değişkenlik gösterip göstermeyeceğinin araştırılmasıdır. Yapılan görüşmeler sonucunda toplanan veriler çok kriterli karar verme süreçlerinden "Bulanık Analitik Hiyerarşi Prosesi" ile analiz edilmiş ve önemli sonuçlara ulaşılmıştır. Bu araştırma ile ilgili "Bulgular", "Sonuç ve Tartışma" ve "Öneriler" ilgili başlıklarda ifade edilmiştir. Bu çalışma sonuçlarının YÖKAK değerlendirme süreçlerinden Eğitim-Öğretim" başlığı ile ilgili yükseköğretim kurumlarının eğitim-öğretim süreçlerinin yönetimi ve uygulamalarına önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Ayrıca uzman değerlendiricilerinin bu konu ile ilgili görece önem yaklaşımlarının yükseköğretim kurumları için yol gösterebileceği düşünülmektedir.
EBA ile İngilizce öğretiminin öğrencilerin akademik başarılarına etkisi
Bu çalışmanın amacı, 10. sınıf öğrencilerine EBA ile İngilizce öğretiminin öğrencilerin akademik başarılarına olan etkisinin incelenebilmesidir. Bu amaç doğrultusunda Antalya ili Şehit Muhammet Oğuz Kılınç Lisesinde öğrenimini sürdürmekte olan kontrol grubunda 18 ve deney grubunda 18 öğrenci olmak üzere toplamda 36 öğrenci ile ön test-son test uygulamaları yapılmıştır. Kontrol grubuna geleneksel İngilizce eğitimi verilirken deney grubunda İngilizce dersi için geliştirilmiş olan içeriklerden yararlanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak başarı testi uygulaması yapılmış ve bu başarı testinde elde edilen veriler IBM SPSS 22 paket istatistik programı ile değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, kontrol grubu ve deney grubunun son test başarı puanları arasında istatiksel açıdan anlamlı bir farklılık olduğu ayrıca ön test-son test başarı puan farkları arasında da anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Çalışmada kontrol grubunda ön test ve son test başarı puanları arasında anlamlı bir farklılığa rastlanmazken deney grubunda iki test arasında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada elde edilen veriler, literatürde rastlanmayan 10. sınıf İngilizce dersi akademik başarısına EBA uygulamalarının etkisini araştırmasıyla değerli ve önemlidir. Akademik başarıya olan etkisi nedeniyle EBA'nın kullanımının artması ve daha fazla üzerinde durulması, zamanla içeriklerin de geliştirilerek ülkemizde bir probleme dönüşmüş olan İngilizce eğitiminde kalitenin yükseltilmesi önerilmektedir.
Türkiye'deki yabancı uyruklu öğrenciler için Türkçe öğrenme motivasyon ölçeğinin geliştirilmesi
Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de Türkçe öğrenen yabancı öğrencilerin Türkçeyi ikinci dil olarak edinme sürecinde motivasyon ölçeği geliştirmektir. Kullanılan araştırma yöntemi, tarama araştırma desenine sahip nicel bir araştırma yöntemidir. Türkiye'de Türkçe eğitimi alan uluslararası öğrencilerle bir Google Form bağlantısı paylaşılarak oluşturulan tutum ölçeğini 418 kişi doldurdu. İçeriğin geçerliliğini test etmek için uzman çalışmalarından yararlanılır. Yapı geçerliliği testi, veriler iki gruba ayrılarak gerçekleştirilmiştir. Birinci grup açımlayıcı faktör analizi (AFA) testi, ikinci grup ise doğrulayıcı faktör analizi (DFA) kullanılarak test edilmiştir. DFA testi için kullanılan veriler anormal dağılım gösterirken, AFA testi için kullanılan veriler normal dağılım göstermiştir. Sonuç olarak z-skoru hesaplanarak 209'dan 206'ya düşmesine neden olan üç tane veriler uç değeri olarak bulundu. Bir sonraki test olan KMO-Bartlett testidir (p.05). Sadece ilk veri grup test edilecektir. KMO testinin puan sonucu .822 ve Bartlett testinin anlamlılık değeri .000'dır. Test sonuçlarıya göre çalışma gruplarının aynı popülasyondan geldiğini kanıtlanmıştır. AFA testi varimax dikey döndürme yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiş olup, yük değeri .45'tir. Ayrıca özdeğerleri 1'den büyük olan çıkarma işleminde ana bileşenler yöntemi kullanılmaktadır. AFA testinden 3 puan sonra doğrusallığın elde edildiği görülmektedir. Dolayısıyla toplu ölçekli modelde 3 faktörün olduğu sonucuna varılabilir. "İletişime geçmek" olarak isimlendirilen birinci faktör 8 sorudan oluşmaktadır. "Türkçe öğrenmini çekiciliği" adlı ikinci faktör 7 sorudan oluşmaktadır. "Türkçe öğrenmini zorluğu" adlı üçüncü faktör ise 4 soru ile temsil edilmektedir. DFA testi sonucunda ortaya çıkan modelin AFA teorisine uygunluğu Ki-kare/SD, RMSEA, RMR, NFI, CFI, IFI, GFI ve AGFI'nin kabul edilebilir değerlerinden görülebilir. Tutum ölçeğinin hedef göstergeleri ölçmedeki güvenilirliği Cronbach Alpha katsayısı hesaplanarak bilinir ve sonuçlar üç değişkenin kabul edilebilir olduğunu gösterir. Sırasıyla belirtildiği gibi birinci faktörden başlayarak Cronbach Alpha değerleri 0.837, 0.749 ve 0.725'tir. Anahtar Kelimeler: Tutum Ölçeği, Ölçek Geliştirme, Ölçek Geçerliği, Ölçek Güvenilirliği, Yabancı Öğrenciler, İkinci Dil Öğrenme.
Öğretmenlik mesleğine adanmışlığı belirleyen faktörler ve yapılandırmacı öğrenme ortamıyla ilişkisi
Betimsel tarama modelinde yürütülen bu çalışmada, Antalya ilinde ikamet eden, Eğitim Fakültesinin çeşitli bölümlerinden mezun olup henüz atanmamış öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik adanmışlık düzeyleri ve yapılandırmacı öğrenme ortamına yönelik görüşleri kişisel özellikleri bağlamında incelenmiştir. Çalışmaya, 290'ı kadın, 59'u erkek olmak üzere 349 öğretmen adayı katılmıştır. Katılımcıların %23.2'si sınıf öğretmenliği bölümünde, %28.6'sı fen bilgisi ve matematik öğretmenlik bölümlerinde öğrenim görürken, diğer katılımcılar da İngiliz dili eğitimi, okulöncesi öğretmenliği, sosyal bilgiler öğretmenliği ve Türkçe öğretmenliği bölümlerinden mezun olmuşlardır. Veri toplamak için kişisel bilgi soruları, öğretmenlik mesleğine adanmışlık ölçeği ile yapılandırmacı öğrenme ortamlarını değerlendirme ölçeği kullanılmıştır. Uygulama öncesi güvenirlik analizleri ile ölçeklere ait doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır. Analizler sonucunda ölçeklerin bu çalışma için güvenilir ve geçerli bulgular vereceği sonucuna ulaşılmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen veri üzerinde ileri analizler yapılmadan önce normallik varsayımı sınaması yapılmıştır. Sonuç olarak, öğretmen adaylarından toplanan verinin alt ölçekler, maddeler ve ölçek bütününde normallik varsayımını sağlamadığını, dolayısıyla gruplar arası karşılaştırmalarda parametrik olmayan testlerin yürütülmesini öngörülmüştür. Çalışmada, araştırmanın amacına bağlı olarak beş araştırma sorusu geliştirilmiştir. Katılımcıların adanmışlık düzeyleri ve yapılandırmacı öğrenme ortamı oluşturma eğilimleri, bu iki durumun ilişkisi, cinsiyet, bölüm, tercih nedeni bağlamında araştırılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyleri ile yapılandırmacı öğrenme ortamı oluşturma eğilimlerinin yüksek olduğu gözlenmiştir. Öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyleri ile yapılandırmacı öğrenme ortamı oluşturma eğilimleri arasında pozitif yönlü ve yüksek düzeyli ilişkiler gözlenmiştir. Kişisel özelliklerine göre sonuçlar incelendiğinde; hem öğretmenlik mesleğine adanmışlık hem de yapılandırmacı sınıf ortamı oluşturma konusunda kadın öğretmenlerin erkeklerden, okulöncesi ve sosyal bilgiler öğretmenliği bölümünden mezun olanların diğer bölümlerden mezun olanlardan daha olumlu sonuçlar alınmıştır. Öğretmenliği ideali ve hayali olarak görenlerin diğerlerinden, tekrar sınava girse yine öğretmenlik bölümlerini tercih edecek olan aday öğretmenlerin diğer bölümleri tercih edecek olanlardan daha olumlu ortalamalar elde ettikleri gözlenmiştir. Anahtar sözcükler: Yapılandırmacılık, yapılandırmacı öğrenme ortamı, öğretmenlik mesleğine adanmışlık
Eğitimde fırsat eşitliği açısından illerin yaşam ve eğitim indekslerine göre kümelenmesi
Eğitimde fırsat eşitliği, eğitim süreci içerisindeki en önemli noktalardan bir tanesidir. Demokratik devletler, eğitim sürecine giren her bireye eşit şartlarda eğitim imkânları sağlamakla sorumlu yapılardır. Bu eşitlik bölgeler arası veya iller arası sağlanmalıdır. Bu bilimsel çalışmanın amacı Türkiye Cumhuriyeti illerinde, TÜİK 2019 yaşam indeksi verileri ve MEB 2019 eğitim göstergeleri ile illerin kümelenmesidir. Kümeleme çalışması için veriler MEB(2019) ve TÜİK(2019) tarafından illere göre sınıflandırılmış şekilde yayımlanan verilerden alınmıştır. Aşamalı kümeleme analizi yöntemlerinden tam bağıntı yöntemi, ortalama bağıntı yöntemi ve ward yöntemi ile iller kümelenmiş. Aşamalı olmayan kümeleme analizlerinden k-ortalama yöntemi ile bu kümelerin oluşmasında katkı veren değişkenler incelenmiştir. Çalışma sonucunda ilköğretim ve ortaöğretim kademelerinde şube, derslik, öğretmen ve okul başına düşen öğrenci sayıları gibi eğitim göstergeleri ve temel ihtiyaçlarını karşılayamadığını beyan eden hane oranı ve internet abone sayısı gibi yaşam indeksi göstergeleri aracılığıyla kümeleme çalışması yapılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda yoğun nüfuslu bölgelerde bazı eğitim ihtiyaçlarının karşılanması konusunda sıkıntılar olduğu ve bu illerin aynı kümelerde bulunduğu gözlemlenmiştir. Ekonomik ve sosyal açıdan yeterli imkanlara sahip olmayan illerin ise kendi içlerinde kümelendiği gözlemlenmiştir.