Theses supervised by Prof. Dr. Bahadır Gülmez

10 theses · Anadolu University

Master'sOpen AccessFR

Le concept de l'écriture chez Jacques Derrida-Une analyse descriptive et thématique

Grammatology, the science of writing, which had been developed by Jacques Derrida in twentieth century stimulated an important change as a new method in the world of linguistics, philosophy of language and textual analysis. With this new approach, the 70s witnessed the birth of a new concept which is called deconstruction. In fact Derrida deconstructed metaphysical propositions which give the priority to "logos" in the dichotomy speech/writing and the concept of sign. According to Derrida, writing opens the way of historical presence and of history, so we cannot separate the origin of language from the origin of writing. This study aims at enlightening the contribution of Derrida to linguistics, philosophy of language and textual analysis in the frame of the concept of "writing". The thesis intends to initiate a clarification on the concept of writing in Derrida which is called grammatology and in that sense to define concepts such as "différance", "trace", "archi-écriture" and "gramme" and to catch a glimpse of the technique of lecture of texts which had been developed by this new approach of language and the concept of science . From this perspective, we try to interrogate the place of writing around the critique of logocentrism, in derridian words from "deconstruction" which interferes. The data of this research had been collected by qualitative method. In this study, the concept of writing in Derrida had been analyzed descriptively and thematically with semi structured-interviews done with the specialists of different horizons with various orientations. Consequently, seven categories were determined and evaluated according to responses given by the specialists.

Esra Başak Aydınalp
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

(1923-1950)İdeoloji sanat ilişkisi çerçevesinde Cumhuriyet Dönemi heykel sanatının incelenmesi

Toplumlardaki devrimsel hareketler ve ideolojiler ortak bir amaç üzerine şekillenir. İdeolojinin düşünsel boyuttan çıkıp günlük hayata girebilmesi için bu ortak amacın farklı dillerde topluma sunulması gerekmektedir. Sanat ta bu dillerden biridir. Sanat, ideolojileri simgeleştirebilir. Sanat, toplumun her kesiminden insanın en etkili ve basit bir yöntemle ideolojileri algılayabilmesini sağlar.Sanatçılar da toplumların parçası olarak hem bu etkilenmeyi yaşayan hem de üretimleriyle yaşatan bireyler haline gelirler.Kültürel devrimlerin en etkili alanı olan plastik sanatlar, toplumdaki görsel zihinleri kolayca yönlendirebilir. Bu görsellikler günlük hayatın içerisinde her an karşımıza çıkabilecek ve ideolojik dilleriyle düşüncelerimize şekil verecek kadar önemlidirler.Plastik sanatın resim ve heykel dalları bu tür anlatımlar için temel zeminlerdir. İdeolojilerin güdümü ile yapılan sanat eserlerinde estetik kaygılar yerini toplumdaki her insanın anlayabileceği direk anlatım diline bırakır. Bu amaç içinde resim sanatı gerçekçi anlatımıyla, heykel sanatı da alanlarda şekil bulan anıtsal ifadeleriyle yer alırlar.Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında cumhuriyet ideolojisi, resim ve heykel sanatı ile simgeleşmiştir. Devlet, halka cumhuriyet ideolojisini ve milli beraberlik duygusunu yaşatmak için sanat eserlerine yön vermiştir.

Cumhuriyet DönemiGüzel sanatlarHeykel+4
Fulya Ünal
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2010
00
DoctorateOpen AccessFR

Yabancı dil olarak Fransızca eğitimi bağlamında şiirsel çeviri öğretimi: Türkiye'deki güncel durum ve yorumlayıcı çeviri kuramı ışığında yeni bir öğretim yaklaşımı

In this research, it is aimed to discover, define and understand the place of poetry translation in foreign language education and to propose a teaching / learning course in the light of interpretive translation theory. In order to achieve this aim, the qualitative research method was applied and two different data collection tools were developed. Firstly, an opinion survey developed for French language teachers was conducted which was created with purposive sampling method. Then by applying document analysis, a few Turkish translations of some of Prévert and Éluard's poems were translated into interpretative translations and analyzed in the light of the related theory. The content analysis was used to analyze the qualitative data obtained. The result of the opinion survey reveals that it is very rare for French language teachers to practice poetry translation. At the same time, it has been determined that these teachers are aware of the difficulty of the poetry translation activity as well as the fact that they have a lot of gains. In order to overcome these difficulties related to the language of poetry, it was observed that they focused on non-linguistic elements. The results of the document analysis, on the other hand, showed that in order to be suitable for the interpretive translation theory, the translator must carry out every stage (The comprehension of meaning / Deverbalization / Re-formulation of the meaning) with great care in the formation of his re-expressed work. In line with these results, an example of a poetry translation application has been put forward to contribute to French Foreign Language Education.

Hatice Aygün
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessFR

Hélène Cixous'ta dişil yazı- Bir yapısöküm okuması

Hélène Cixous a tellement influencé la scène littéraire et politique dans les dernières décennies du vingtième siècle comme figure centrale du féminisme post-structural qu'elle a été au cœur de plusieurs études littéraires et critiques. Aussi faut-il y ajouter qu'elle est non seulement écrivaine de plusieurs fictions, mais aussi essayiste, critique et dramaturge. En effet vers la fin du vingtième siècle, Hélène Cixous présente l'écriture féminine comme un modèle contre la scène historique envahie par le concept d'écriture basé sur un mouvement de structure et de rhétorique masculine en substituant l'économie libidinale masculine à une inscription féminine fondée sur l'écriture du corps et sur l'économie libidinale féminine. Elle déconstruit le regard phallocentrique de la pensée occidentale en utilisant l'image de Méduse dans son œuvre intitulée «Le Rire de la Méduse». Dans cette étude, le but est de démontrer l'utilisation de la méthode de pensée qui est la déconstruction, développée par Jacques Derrida dans l'œuvre de Hélène Cixous et de la poser comme critique du système linguistique gouverné par le système symbolique/phallique qu'il faut voir également comme les constituants de cette nouvelle forme d'écriture féminine qui se manifeste à travers un nouveau discours développé par Cixous. L'étude comprend non seulement l'exploration d'une lecture de déconstruction du discours productif et abondant de Cixous mais aussi essaye de répondre à une série de questions concernant l'écriture, le langage, le corps, le potentiel d'une économie féminine libidinale.

Esra Başak Aydınalp
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bir yorumlama yöntemi olarak hermeneutik: Erol Akyavaş üzerine inceleme

Günümüzde hermeneutik, teolojinin kullanımında olan yöntemsel bir araç olmaktançıkıp, insan bilimleri, edebiyat ve sanat için belirleyici bir düşünme biçimi halinegelmiştir. Hermeneutik, modernizm ve post-modernizmin tartışmalarının ortasında,felsefi bir angajmanla kültür nesnelerini hem tarihsel hem de yapısal olarak çift yönlübir yaklaşımla inceleyerek, yöntemleri içine düştükleri dar bilimsel çerçevedenözgürleştirme girişimi olarak düşünülebilir. O nedenle, karmaşık ve anlamlı kültürnesneleri olan sanat eserlerini anlama ve yorumlama problemi üzerinde, bugün hiçbirfelsefi yaklaşımın ortaya koyamadığı kadar geniş bir imkân sunmaktadır. Eseri, saf birestetik yapı olarak görmek yerine, onu tüm kültürle ve tarihle ilişkilendiren bir görmebiçimi, onu ölü bir tarih nesnesi gibi ele almanın önüne geçmek için en anlamlı yoldur.Tarihle ve mitle sıkı bir ilişki içerisinde, hermeneutik paradigmalarla kurulan ErolAkyavaş resmini analiz etmenin yolu da hermeneutiğin kendisidir. Akyavaş resmindekiİslami ve Doğulu tüm gösterge ve sembollerin ortak noktası, oryantalist bakışı aşan biryorum ağı içindeki özgürlüklerdir. Buna rağmen üzerinde oldukça az inceleme yapılanErol Akyavaş resmini, tüm yorumsal zenginliğiyle analiz etmek bugün için zorunludur.

Işıltan Ataman
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Adnan Turani'nin çizgi kullanımı

Modern Türk resminde kaligrafi yaygın bir biçimde kompozisyonun bir öğesi olarak kullanılmıştır. Kaligrafi harfler yani çizgiler üzerine geliştirilmiş bir geleneksel sanattır. Kaligrafi çizgilerden oluşur ve çizginin plastik özellikleri çizgiyi soyutlamaya yatkın kılar. Bu nedenle gerek Uzak Doğu gerekse İslam kaligrafisinin soyutlamaya yatkın doğası sadece modern Türk resminde değil on dokuzuncu yüzyılın başından itibaren Avrupa'da gelişmeye başlayan soyut sanat pratiklerinde de kullanılmıştır.Adnan Turani modern Türk resminde kaligrafiyi soyut eğilimlerle resimlerinde kullanan sanatçılardan biridir. Turani öğrencilik yıllarında ve Almanya'daki resim eğitiminden önce kontur çizgisinin özellikleri üzerine düşünmüştür. Almanya'daki eğitiminden sonra soyut sanat anlayışını değiştirmiş ve olgunlaştırmış, gerek resim gerekse akademik çalışmalarında çizginin kendine özgü karakteri, bağımsız resimsel bir öğe oluşu üzerine yoğunlaşmıştır. Adnan Turani'nin bu yönelimi modern Türk resminde süregelen orijinallik, millilik, ulusallık, mahallilik gibi tartışmalarla bağlantılıdır. Turani resimlerinde ?memleket iklimini? yaşatmak istediğini belirtir. Bu çabasında kilimler, halk dansları yapan figürleri kullansa da en çok üzerinde durduğu öğe kaligrafidir.Adnan Turani'nin sanat yaşamındaki bu seçimin bir tesadüf olmadığını ve Turani'nin seçiminin modernliğin, dolayısıyla modern sanatın bünyesinde var olan kopuşlar ve süreklilikler ile ilgili olduğunu düşünüyoruz. Bu durum, Turani'nin sanat macerasının büyük bir kısmının dahil olduğu post-modernlik ile çelişkili bir atmosfer doğurmakta ve özgünlük ile ilgili tartışmalarının yeniden doğmasına yol açmaktadır.

Feyza Akder
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Türk resminde eleştiri olgusu

Çağdaş Türk Resmi dediğimiz olgu zamansal olarak, 1900'lerden başlayıp günümüze kadar gelen bir süreci kapsamaktadır. Bu süre içinde Türk resim sanatının karşılaştığı zorluklardan biri de sanat üzerine yazılan kuramsal ve eleştirel metinlerin niceliksel ve en önemlisi de niteliksel sorunları olmuştur. Eleştiri, yoğun bir zihinsel faaliyetin sonucunda ortaya çıkan değerli bir çabadır. Türkiye'de eleştiri alanında verilen uğraşların kayıt altına alınması, dönüp dolaşıp aynı sorunları konuşmamak için gereklidir. Batıda bir tür olarak kendini kabul ettirmiş ve kendine ait bir disiplini olan eleştiri, Türkiye'de sayılı eleştirmen ve sanat yazarı tarafından kişisel çabaların ürünü olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çalışma, Türkiye'deki sürecine kısaca değindikten sonra bir birinden farklı bakış açılarıyla eleştirel metinler üretmiş olan, iki önemli sanat yazarı ve eleştirmen Sezer Tansuğ ve Mehmet Ergüven'in eleştiri anlayışlarına odaklanmaya çalışmıştır.

EleştiriEleştiri yöntemleriEleştirmenler+6
Ferit Demirbay
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Erotik eserleri ve kadın figürünü ele alışı bağlamında Gustav Klimt üzerine bir inceleme denemesi

Bu çalışmada, Gustav Klimt'in kadın figürünü nasıl ele aldığı ve bu ele alış biçimiyle ortaya çıkan erotik etkiler incelenmiştir. Bunun için yerli ve yabancı literatür taramasının yanında sanatçının bazı eserleri üzerine yapılan incelemelere yer verilmiştir. Gustav Klimt, kadın figürünü tarihselci bir biçemle idealize etmekten kaçınmış, mitolojik veya kanonik temalara bağlı kalmayı reddetmiştir. Bunun yerine, çalışmalarında insanın gerçekliğini çıplağa yansıtmaya çalışmıştır. Tuvalde kadın imgesi Klimt sayesinde bir zaman, bir kimlik ve bir kişilik kazanmıştır. Bunun bir sonucu olarak da erotizm hissi yoğun bir şekilde kadın imgesi ile buluşmuştur.

ErotizmKadın bedeniKadın figürü+4
Cem Gürbüz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Postmodern çağda oyunculuk sanatı / Artaud ve Grotowski

Bu araştırma postmodern çağda oyunculuk sanatının karşı karşıya olduğu problemleri ele almaktadır. Bunu gerçekleştirebilmek için ilk olarak postmodernizm, nitelikleri ve kavramları ile dikkatli bir biçimde incelenmiştir. Daha sonra modernizmle karşılaştırılmış ve en sonunda da postmodern çağın sonuçları ortaya konulmuştur. Bu araştırmanın kapsamı içinde oyunculuk sanatının problemleri, Artaud ve Grotowski'nin çözüm önerilerinin bakış açısı esas alınarak tartışılmıştır. Sonuç olarak da oyunculuk sanatının postmodern bir çağda varolmak istiyorsa, kaynaklarına geri dönmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Artaud, AntoninGrotowski, JerzyModernizm+4
Hasan Şahintürk
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

George Büchner'in "Woyzeck" oyunundaki iktidar figürleri

Bu çalışma, Michel Foucault'nun Modern Toplumlardaki İktidarın çok merkezliliğine işaret eden bir diyagramın niteliklerini taşımakta ve bu çerçevede Büchner'in "Woyzeck" adlı oyunundaki iktidar figürlerini incelemeyi hedeflemektedir. Foucault, topluma ve bireylere özgü iktidar aygıtlarının geniş bir tarihini kurarak, iktidarın parçalı ve kısmi nitelikler oluşturduğu bir süreci betimler. Kurumlar ve öz- neler dizgesinde oluşan kopuklukların tarihselliğini açıklayarak, tarihsel kopuklukların nedenleri üzerinde durur. Tarihin bu kopukluklardan oluşan bir iktidarı doğurduğunu ilei sürer. İktidarın yalnızca mekanizmaların denetleyiciliğinde değil, bireylerin düşünce ve bedenlerindeki zamana ve uzama yayılı olarak;duruşlara, jestlere ve hareketlere sinmesinden sözetmek gereklidir. Çalışmamızda tüm bunlara yönelik olarak Foucaulf'nun iktidara bakışaçısı üzerinde durulmuştur. Toplumbilimleri, cinsellik,disiplin, söylem, bilgi ve delilik gibi kavramların İktidarla olan ilişkileri tartışılmıştır. Michel Foucault'nun, Pierre Riviere dosyası ile "Woyzeck" raporunun örtüşme aralıkları üzerinde durularak, kurumsal söylemlerin ne şekilde bir iktidar söylemi geliştirdikleri incelenmiştir. Georg Büchner'in yaşadığı dönemin ve "Woyzeck" oyunu dönenıinin sosyo- ekonomik bir analizi yapılarak, aynı dönem Romantizm akımı ve yetmişbeşyıl sonra gelişecek olan "Dışavurumculuk" akımının izlerinin Büchner'deki yansımaları incelenmiştir. Son olarak Michel Foucault"mın iktidara bakış açısıyla "Woyzeck"incelemesi yapılarak, iktidar figürlerinin biçim ve içerik nedenleri üzerinde durulmuştur.

Büchner, GeorgeFoucault, MichelTiyatro
Handan Bayındır
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00

Other supervisors