Theses supervised by Prof. Dr. Cengiz Sayın

19 theses · Akdeniz University

Master'sOpen AccessTR

Toprak havuzlarda çipura-levrek yetiştiriciliği yapan işletmelerin ekonomik analizi: Muğla ili Milas ilçesi örneği

Bu çalışmada, deniz balıkları yetiştiriciliğinde Türkiye'de lider konumda bulunan Muğla ili Milas ilçesindeki, yöreye has bir üretim şekli olan karada toprak havuz sisteminde Çipura ve Levrek üretimi yapmakta olan işletmeler yapısal ve ekonomik yönden incelenmiştir. İlçede faal olan işletmeler arasından örnekleme ile seçilen 41 adet işletmede, işletmecilerle yüz yüze anketler yapılmıştır. Fiili üretim hacmine göre gruplara ayrılan işletmelerin yapısal ve ekonomik özelliklerine göre nisbi değerlendirmeleri yapılmıştır. En son üretim sezonu 2008-2009 yılı faaliyet sonuçlarına dayalı olarak yapılan ekonomik incelemede işletmelerin ortalama üretim masraflarının % 90,49'unu değişken masraflar ve % 9,51'ini sabit masraflar oluşturmaktadır. En büyük masraf dilimini % 51,28 ile yem masrafları oluşturmakta bunu işgücü, yavru ve elektrik masrafları izlemektedir. İşletmelerin ortalama birim üretim maliyeti ise 8,06 TL/kg'dır.Su ürünleri üretimine yapılan desteklemeler sonrasında işletmelerin net karı küçük işletmelerde 4.312 TL, orta ölçekli işletmelerde 36.232 TL ve büyük ölçekli işletmelerde 85.514 TL olarak hesaplanmıştır. Balık satış fiyatları aynı kaldığı sürece yetiştiricilik faaliyetlerine devlet desteği olmaksızın devam edilemeyeceği maliyet hesaplamalarından açıkça görülmüştür. Devlet desteği olmadan sürdürülecek üretim faaliyeti ile ortaya çıkacak zararları gidermek amacıyla masrafları minimize edici önlemlerin alınması üretici organizasyonu eksikliğinin giderilmesi ve balık fiyatlarındaki istikrarsızlığa çözüm getirecek politikalara önem verilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır

Balık yetiştirmeBalık çiftlikleriEkonomik analiz+3
Filiz Kiştin
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
10
DoctorateOpen AccessTR

Kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesi programının sosyal ve ekonomik değerlendirilmesi: Batı Akdeniz bölgesi örneği

Bu çalışmada Türkiye genelinde uygulanan Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı (KKYDP) kapsamında Antalya, Burdur ve Isparta illerinin içinde bulunduğu Batı Akdeniz Bölgesi'nde söz konusu programdan yararlanan üreticilerin tutum ve davranışları, programdan yararlanmalarında etkili olan faktörler, işletmelerin sosyo-ekonomik, demografik, davranışsal profilleri, işletmelerin faydalarını en üst düzeye çıkaran optimum politika araç ve bileşenleri, işletmelerin programa yönelik tutumları, beklentileri, olası sorunlarının araştırılması amaçlanmıştır.Sanayileşme ile birlikte dünyada ekonomik alanda büyük değişiklikler yaşanmış, kentsel alanlar, kalkınmanın ve gelişmenin odak noktaları olduğu kabul edilmiştir. Bunun sonucunda kentsel alana verilen önem artmış, kırsal alan göz ardı edilmiş, bölgesel dengesizlikler ortaya çıkmıştır. Ancak birçok ülkede son yıllarda kentsel ve kırsal alanların bir bütün olduğu, toplumsal kalkınma için bölgeler arasında ayrımın yapılamayacağı düşüncesi kabul görmeye başlamıştır.Türkiye'de kırsal kalkınma çalışmaları Cumhuriyetin ilk yıllarında başlamış daha sonraları planlı dönemle birlikte kırsal alan için gerekli altyapı ve diğer devlet hizmetlerinin etkin bir şekilde sürdürülebilmesi amacıyla çeşitli çalışmalar, stratejiler, projeler ve programlar geliştirilmiştir. Bunlardan birisi de 2006 yılında yürürlüğe giren KKYDP'dır. Program ile kırsal alanda gelir düzeyinin yükseltilmesi, tarımsal üretim ve tarımsal sanayi entegrasyonunun sağlanması, gıda güvenliğinin güçlendirilmesi, kırsal alanda alternatif gelir kaynaklarının yaratılması amaçlanmaktadır. Programda ekonomik faaliyetlere ve altyapıyı iyileştirmeye yönelik yatırımlara destek verilmektedir. Program, il bazında yapılan bir uygulama olması nedeniyle Türkiye'de ilktir.Çalışmada araştırma alanı, Antalya, Burdur ve Isparta illerini kapsayan Batı Akdeniz Bölgesi seçilmiş ve bölgede KKYDP'ndan yararlanan toplam 96 adet işletme ile yüz yüze görüşmeye dayalı anket uygulaması gerçekleştirilmiştir.Bu çalışmada öncelikle bölgedeki işletmeleri tanımlayıcı özellikleri ortaya konulmuştur. Çalışmanın ekonomik analiz kısmı ise üç aşamalı olarak gerçekleştirilmiş olup işletmelerin KKYDP'nı tercihinde etkili olan faktörlerin belirlenmesi, işletmeleri yatırıma yönlendiren etkenlerin neler olduğunun ortaya konulması için Faktör Analizi, işletmelere maksimum faydayı sağlayacak optimum kırsal kalkınma politika seti ile üreticilerin tarım politikası kararları ile ilgili özelliklerinin etki derecelerinin belirlenmesi için Conjoint Analizi ve programdan yararlanma düzeylerine göre üreticilerin gruplara ayrılması ve her bir alt grubun profilinin ortaya çıkarılması amacıyla Cluster Analizi uygulanmıştır. Yapılan analizlerle hibe desteğinden yararlanan işletmelerin ileriki dönemlerde verilecek desteklerden yararlanma nedenleri, şekilleri ve hangi işletme tipinin hangi desteklemeyi tercih ettikleri ortaya konulmuştur.Araştırmada Faktör Analizinde programdan yararlanan işletmelerin bu destekten yararlanmasında etkili olan 12 adet değişken 3 faktörde birleştirilmiş olup bu faktörler ?desteğin bölgeye uygunluğu ve destek hakkında bilgi sahibi olma?, ?desteğin istihdam olanağı? ve ?desteğin çevreye duyarlılığı? şeklindedir. Conjoint Analizinde, bireylerin tarımsal destekleri tercih etmelerinde etkili olabilecek 5 temel faktör; destekleme şekli, destekleme miktarı (oranı), destekleme alanı, yatırım süresi ve vergi muafiyeti olarak belirlenmiştir. Bireylerin destekleme tercihinde en önemli faktörün "destekleme alanı" olduğu ortaya çıkmıştır. Destekleme alanının destekten yararlanma kararındaki etki derecesi %38.23, bunu "yatırım süresi" (%16.25), "destekleme şekli" (%15.57), "vergi muafiyeti" (%15.42) ve "destekleme miktarı" (%14.53) izlemektedir. Kümeleme analizinde ise program desteklerinden yararlanan işletmeler 2 kümede tanımlanmış ve 1. kümede yer alan bireyler toplam kitlenin %54'ünü ve 2. kümede yer alanlar toplam kitlenin %43'ünü tanımlayacak şekilde bulunmuştur.Bu çalışmada, elde edilen sonuçlar doğrultusunda kırsal alana yapılacak desteklemelerde, işletmelerin destekleme programının ne tür özelliklerinden dolayı seçtikleri, işletmelerin hangi özelliklerine göre destekten yararlandığı ve işletmelerin toplam faydasını maksimum yapan destekleme kombinasyonunun neler olduğu Batı Akdeniz Bölgesi'nde KKYDP'ndan yararlanan işletmeler örneği üzerinden gerçekleştirilmiştir.

Batı Akdeniz bölgesiFaktör analiziKonjoint analizi+3
Yavuz Taşcıoğlu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yaş meyve sebze ihracatında kullanılan lojistik uygulamaları üzerine bir çalışma: Antalya ili örneği

Pınar Tekbaş Çam
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Antalya ili serada sebze yetiştiriciliğinde teknoloji kullanım düzeyinin ekonomik ve politik analizi

Hızla artan dünya nüfusu ve kişi başına gelir, tarımsal ürünlerin talebini aynı oranda artırmaktadır. Artan talep, tarım sektöründe kullanılan kaynaklar üzerinde her geçen gün artan baskıyı beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, sektörde kullanılan kaynakların marjinal verimliliğinin artırılması amacıyla teknolojinin ve yeniliğin benimsenmesi için uygulanacak politikalar büyük önem arz etmektedir. Tez araştırması sahası olarak üretim-teknoloji ilişkisinin görece belirgin ve ölçülebilmesinin mümkün olduğu sera sebze yetiştiriciliği, araştırma sektörü olarak belirlenmiştir. Yüz yüze anket yapılması amacıyla, Kumluca, Serik, Gazipaşa ve Konyaaltı ilçelerinde geleneksel topraklı cam ve polietilen ve modern topraksız polikarbon seralarda sebze üretim yapan işletmeler arasından, tabakalı tesadüfü örnekleme yöntemi ile 151 geleneksel topraklı cam ve plastik ve 18 adet modern topraksız polikarbon serada sebze üretimi yapan işletme belirlenmiştir. Neyman yöntemi ile tespit edilen işletmelerden anket vasıtasıyla elde edilen veriler yardımı ile 169 işletmede üretici demografik yapısı ve işletme özellikleri, seralarda kullanılan sera yapı ve üretim teknolojilerin envanteri çıkarılmıştır. Ayrıca homojen bir örnek elde etmek adına 169 işletmeden tek ürün domates üretimi yapan 47 topraklı cam, polietilen sera ile 18 topraksız polikarbon sera tespit edilmiştir. Belirlenen seralara ait dekara sabit ve değişken maliyet, üretim değeri, brüt kar, net kar gibi yıllık faaliyet sonuçları, dekara yatırım miktarı, geri ödeme süresi, fayda-masraf oranı, başabaş noktası, net bugünkü değer, iç karlılık oranları, "Veri Zarflama Analizi" (VZA) yöntemi ile işletmelerin devlet desteğinden yararlandığı ve yararlanmadığı durumlarda teknik etkinlikleri hesaplanmıştır. Son olarak 169 işletmenin T.C Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından örtüaltı tarıma yönelik olarak verilen teşviklerden yararlanan topraklı ve topraksız tarım işletmelerinin mevcut durum ve eğilim değerlendirmesi yapılarak araştırma bulguları tartışılmış, karşılaştırılmış ve sonuçlandırılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, modern ve geleneksel örtüaltı sebze üretimi yapan işletmelerin yapısal olarak birbirlerinden farklı olduğu belirlenmiştir. Modern topraksız sebze işletmelerin sermaye yoğun işletmeler ve yönetim yapıları görece geleneksel işletmelerden daha planlı ve alınan kararların daha kurumsal olduğu tespit edilmiştir. Modern topraksız işletmelerin yapısal problemlerden kaynaklı sorunlarının azlığı ve bilgi ve mali sermaye yoğun işletmeler olmasından dolayı, yerel ve ulusal politikaya nüfus etme ve baskı grubu oluşturma açısından, geleneksel işletmelere göre daha baskın bir konuma sahip oldukları belirlenmiştir. Dekardan elde edilen domates üretimi açısından, modern topraksız tarım işletmeleri, geleneksel işletmelere göre yaklaşık iki kat fazla ürün almaktadır. Benzer şekilde, dekara domates üretimi için yapılan maliyetler arasında topraksız tarım işletmesi ile geleneksel cam ve polietilen sera arasında yaklaşık iki kat fark bulunmaktadır. Fakat topraksız tarım işletmelerinin domates kilogramı için aldıkları fiyat, üretimin izlenebilir olması, çeşit, ürün kalitesi, pazarlama olanaklarının güçlü olması gibi nedenlerden dolayı % 30 daha fazla olmaktadır. Net kar geleneksel cam seralarda 7.367,45 TL/da, geleneksel polietilen seralarda 3.796,66 TL/da ve modern polikarbon seralarda 16.966,5 TL/da olarak hesaplanmıştır. Topraksız tarım için uygun olan polikarbon seranın ortalama dekara inşaat yatırım maliyeti 117.000 TL, cam sera maliyetin 55.000 TL, polietilen seranın ise yaklaşık 23.000 TL olduğu, sera imalatı yapan yüz yüze firma görüşmelerinden tespit edilmiştir. Araştırma kapsamında ele alınan bu üç tip seranın finansal analizi yapıldığında, yatırımın geri ödeme süresi açısından cam sera birim yatırımın en uzun sürede (7,42 yıl), polietilen sera ise en kısa sürede finanse edildiği sera tipi (6,05 yıl) olduğu belirlenmiştir. Cam sera masraf ve karın kesiştiği nokta (başabaş noktası) için gerekli olan üretim miktarının 6.924 kg ile en az olduğu sera tipidir. Fayda-masraf oranı açısından geleneksel cam sera 1,49 ile en yüksek orana sahiptir. Net bugünkü değer (28.371,05 TL) ve iç karlılık oranı (% 25,16) bakımından topraksız polikarbon sera, cam ve polietilen seraya göre önemli bir avantaja sahiptir. Modern topraksız sera için 12 adet, topraklı sera için 11 adet değişken girdinin, fiziksel değerleri ölçeğe sabit getiri varsayımı altında VZA ile etkinlik değerlendirmesine tabi tutulmuştur. Son girdi olan diğer girdiler kaleminden, her işletmenin devletten almış olduğu destekler çıkarılarak, destek öncesi ve destek sonrası etkinlik değerleri karşılaştırılmış ve modern topraksız işletmelerin ortalama teknik etkinlik değerlerinin (0,952 ve 0,953), geleneksel işletmelerin teknik etkinlik değerlerine (0,839 ve 0,843) göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Fakat devlet desteği öncesi ve sonrası işletmelerin tamamı için hesaplanan ortalama teknik etkinlik değerlerinin her iki tip işletme için fazla değişmediği hesaplanmıştır. Son olarak bir takım şartlara bağlanan devlet desteklerinden yararlanma söz konusu olduğunda, yapısal problemi olmayan topraksız modern tarım işletmelerinin bu desteklerden oran olarak daha fazla yararlandığı tespit edilmiştir.

Ekonomik faydaKırsal üretimSeracılık+2
Aytekin Koçak
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sebze tohumu dış ticaretine yönelik izlenen politikaların etkilerinin swot ve sor analizi ile incelenmesi: Antalya ili örneği

Bu çalışma ile sebze tohumculuk sektörünün Türkiye ekonomisi ve dış ticaretindeki yeri ve önemi vurgulanmış, ithalatçı ve ihracatçı firmaların sorunları ve beklentileri Antalya ili esas alınarak belirlenmeye çalışılmıştır. Türkiye'de sebze tohumu dış ticaretine yönelik izlenen politikaların etkilerinin değerlendirilmesi için Antalya ilindeki 45 adet sebze tohum firmasına sebze tohumu ihracatları ve ithalatları, uygulanan politikalar gibi konularda yüz yüze anket uygulanmış, veriler SPSS paket programına girilmiş, elde edilen sonuçlar SWOT ve SOR Analizi ile değerlendirilmiştir. SWOT Analizi, bir olgunun güçlü ve zayıf yönlerini, fırsat ve tehditleri analiz eden bir stratejik planlama metodudur. SOR analizi, SWOT analizinin çıktılarını kullanarak stratejiler geliştirme süreci olarak tanımlanmaktadır. Antalya'da tohumluk ithalatçısı ve ihracatçısı konumunda yerleşik bulunan işletmelerin sayısının fazla olmaması sebebiyle, anket tam sayım metodu ile tüm ana kitleye yönlendirilmiştir. Yapılan anketler ve gerçekleştirilen görüşmelerle ulaşılan sonuçlar doğrultusunda uygun çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır.

Oya Sav
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
Master'sOpen AccessTR

AB'de üretici organizasyonlarının yaş meyve ve sebze ortak piyasa düzeni işleyişi ve ürün piyasa fiyatı oluşumundaki rolleri

Avrupa Birliği'nin (AB) Ortak Tarım Politikası (OTP), yaklaşık yarım asırlık bir süredir uygulanan ve bir dizi reformla günümüze ulaşan bir politikasıdır. OTP, AB'nin taze meyve ve sebzeler için ortak piyasa düzenlemeleri (OPD) ile üreticilere hem mali destek sunmak hem de ürünlerinin kalitesini artırmak ve fiyatlarını stabilize etmek amacıyla hizmet etmektedir. Bu düzenlemeler kapsamında, üreticilere ürünlerini birlikte pazarlama ve dağıtma konusunda yardımcı olacak şekilde rol alması için üretici organizasyonları teşvik edilmektedir. Bu sayede, üreticiler daha güçlü bir pazarlık pozisyonu kazanmaktadır. Bu çalışmanın amacı; üretici organizasyonlarının sektörü daha rekabetçi ve piyasa odaklı hale getirme, gelir dalgalanmalarını azaltma, çevre dostu tarımı teşvik etme ve ürünün piyasa fiyatı oluşumundaki etkilerini incelemektir. Bu nedenle, AB'nin taze meyve ve sebze sektörünü konu edinen EC 2200/96 sayılı Yönetmelik yasal yapı ayrıntılı bir şekilde analiz edilmiştir. Bununla birlikte, bu çalışmada AB tarım politikalarındaki değişimin nedenlerini anlamak için Birlik tarımsal yapısı ve tarımın Birlik ekonomisindeki rolü, AB'ye aday olan Türkiye'nin tarımsal yapısı ve OTP ile uyum çalışmaları da ele alınmıştır. Yaş meyve ve sebze (YMS) OPD'nin Türkiye'de uygulanabilmesi için mevcut üretici örgütlerinin, AB benzeri bir yapılanma içinde yeniden tanımlanması gerektiği öngörülmüştür.

Yeliz Pektaş
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Engellilerin kamu hizmetlerine erişim düzeylerinin ve bunu etkileyen faktörlerin Antalya ili kırsal ve kentsel alanda karşılaştırmalı olarak belirlenmesi

Engelli bireylerin kamu hizmetlerine erişimi sorunu kırsal alanlarda daha belirgindir. Bu nedenle kentsel alanda yaşayan engelliler ile kırsal alanda yaşayan engellilerin kamu hizmetlerine erişim düzeylerinin karşılaştırmalı olarak belirlenmesi, engellilere yönelik geliştirilecek kırsal kalkınma politikaları bakımından önem arz etmektedir. Bu araştırmanın ana amacı; kırsal ve kentsel alanda yaşayan fiziksel, işitme ve görme engelli bireylerin temel kamu hizmetlerine erişim düzeylerinin ve erişim düzeylerini etkileyen faktörlerin Antalya ili örneğinde araştırılmasıdır. Anket uygulanan engelli bireylerin belirlenmesinde "Evren Büyüklüğü Belli Olan Araştırmalarda Tahmini Örneklem Hacmi Belirleme Yöntemi" tercih edilmiş olup 61 fiziksel, 60 işitme ve 60 görme engelli birey ile yüz yüze görüşülmüştür. Kamu hizmetlerine erişim düzeylerinin belirlenmesinde "Likert Tipi Ölçek Analizi", erişim düzeylerini etkileyen faktörlerin belirlenmesinde "Sıralı Lojistik Regresyon Analizi" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, fiziksel ve görme engellilerin kamu hizmetlerine erişim düzeyleri hem kırsal hem kentsel alanda "2. Az erişen" erişim düzeyi olarak belirlenmiştir. İşitme engelli bireyler ise kentsel alanda "1. Tam erişen", kırsal alanda "2. Az erişen" erişim düzeyine sahiptir. Kırsal ve kentsel alanda ikamet etme durumu, fiziksel engellilerin kamu hizmetlerine erişim düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkiye sahip değildir. İşitme ve görme engellilerde ise kırsal alanda ikamet etme durumu, kamu hizmetlerine erişim düzeylerini negatif yönde etkilemektedir. Her engel grubunun kamu hizmetlerine erişim kapsamında ihtiyaç duydukları düzenlemeler farklılık göstermektedir. Bu doğrultuda her engel grubu için farklı düzenlemeler yapılması gerekmektedir. Kalkınma programlarında kırsal alanda ikamet eden engelli bireylerin kamu hizmetlerine erişimine yönelik stratejilere yer verilmesi, engellilerin kamu hizmetlerine erişim düzeylerini pozitif yönde etkileyecektir.

Merve Yılmaz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Pirinç üretim ve pazarlama yapısının analizi: Batı Kamerun bölgesi Noun Havzası örneği

Pirinç, Kamerun'un kırsal ve kentsel nüfusu için temel gıda maddelerinden olup, buğday ve mısırdan sonra en çok tüketilen gıdadır. Ancak, üretim ve pazarlama aşamalarında birçok zorlukla karşılaşılmaktadır. Bu çalışmada, Batı Kamerun Bölgesi Noun Havzası'nda pirinç üretim ve pazarlama yapısının analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda; üreticilerin ve tüccarların sosyo-ekonomik özellikleri, pirinç üretim yapısı ve maliyeti, pazarlama kanalları ve pazarlama marjları belirlenmiştir. Çalışmada 100 üretici ve 30 tüccar ile anket yapılmıştır. Veri işlemede SPSS programı kullanılmış olup tanımlayıcı analiz, SWOT analizi, maliyet analizi ve pazarlama marjlarının hesaplanması yapılmıştır. Bu çalışmanın sonuçlarına göre; üretici ve tüccar nüfusu yaşlanmaktadır. Cinsiyet, medeni durum, eğitim seviyesi gibi sosyal faktörlerin üretim ve pazarlama üzerinde etkisinin olmadığı saptanmıştır. Bunun yanında, aile ve işletme büyüklüğü ile yüksek tarımsal girdi fiyatları gibi faktörlerin üretim ve pazarlamayı etkilediği ortaya konulmuştur. Araştırma havzasında pirinç pazarlaması kısa, orta ve uzun (üreticilerin çoğunun tercihi) olmak üzere 3 farklı kanaldan oluşmaktadır. Üreticilerin karşılaştığı zorluklar arasında yetersiz sulama altyapısı, modern tarım ekipmanlarının eksikliği ve finansman eksikliği bulunmaktadır.

Youssouf Nchandını Mfoualıe
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Büyükşehir yasasının kırsal kalkınma hizmetleri ve tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirliği açısından değerlendirilmesi: Antalya ili örneği

Türkiye'de geçmişte, yerel yönetim uygulamalarında yasal ve kurumsal yapıda yaşanan değişimler nedeniyle kırsal kalkınma hizmetlerinin sürdürülmesinde belediyeler yanında farklı kamu kurumları (il özel idaresi, köy hizmetleri vd.) da çeşitli görevler üstlenmiştir. Türkiye'de 2012'de, 6360 Sayılı Yasa ile 30 il Büyükşehir Belediyesi (BŞB) olmuş, belediye hizmet alanı sınırları da il ve ilçe mülki idare sınırlarına kadar genişletilmiştir. Bu kapsamda, kırsal ve tarımsal hizmetlerin sürdürülmesi konularında da büyük şehir belediyelerine yeni yetki alanları yaratılmıştır. Büyükşehir belediyeleri ve ilçe belediyelerine kırsal ve tarımsal hizmetler konusunda üreticilere de kent belediyesine bağlanma kaynaklı yeni mali ve idari sorumluluklar yüklenmiştir. Bu çalışmanın amacı; 6360 Sayılı Büyükşehir Yasası sonrasında sadece mahalleye ve kırsal mahalleye dönüşen köylerdeki kırsal kalkınma hizmetlerinin etkinliği (muhtar hedef kitlesi), belediye kırsal hizmetleri yönetim etkinliği (il-ilçe belediyeleri) ve tarımsal faaliyetlerin sürdürülebilirlik düzeyi ile bunu etkileyen yasal düzenleme ilişkili faktörler (üretici hedef kitlesi) Antalya ili örneği üzerinde analiz etmektir. Çalışmada, yasanın tarımın sürdürülebilirliğine etkisini analiz etmek için 150 (açık tarla-bahçe üretimi 50, hayvancılık faaliyeti 50, örtü altı üretim 50) üretici ile anket uygulaması yapılmıştır. Yasanın kırsal kalkınma hizmetlerine olan etkisini ölçmek için 300 muhtar ile anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. İlgili yasanın yönetimsel etkisini belirlemek için ise 14 ilçe belediyesi ile görüşme cetveli vasıtasıyla anket gerçekleştirilmiştir. FAO'nun geliştirdiği, SAFA (2013) kılavuzuna dayalı olarak sürdürülebilirlik endeksleri dört boyutlu (yönetimsel, ekonomik, çevresel ve sosyal) olarak hesaplanmıştır. Ayrıca sürdürülebilirliği etkileyen faktörler ikili probit analizi ile belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; Genel sürdürülebilirlik endeksi, 0.42 ile "orta düzeyde sürdürülebilir"(sınırlı düzeyde sürdürülebilirliğe yakın) bir yapı ortaya konmuştur. Bu, araştırma alanındaki tüm üretim faaliyetlerinin topluca ele alındığında sürdürülebilirlik açısından riskli ama geliştirilebilir bir düzeyde olduğunu işaret etmektedir. Bununla birlikte, tüm üretim faaliyetlerinde en düşük endeks değerine sahip olan boyut ekonomik sürdürülebilirliktir. Muhtarlar, belediyelerin kırsal kalkınma hizmetlerinin etkinliğini düşük olarak değerlendirmiştir. Ayrıca muhtarların yetkileri, altyapı, eğitim ve tarımsal destek gibi alanlarda iyileştirmeler gerektiği de vurgulanmıştır. İlçe belediyelerinin, Yasa (No.6360) sonrasında kırsal hizmetler yönetim durumu güçlenmiş, (çok) daha etkin hale gelmiştir. Bu bağlamda, kırsal alanlara yönelik hizmet sunumunun daha etkin ve bütüncül bir yapıya kavuşturulabilmesi için yasal düzenlemenin uygulanmasına yönelik kurumsal kapasitenin artırılması ve kurumsal rollerin netleştirilmesi gerekmektedir.

Kalkınma planlarıKırsal bölgeProbit modeli+5
Abdülkadir Filiz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal yardım politikalarının işleyiş sistemi ve etkilerinin değerlendirilmesi: Iğdır ili kırsal alan örneği

Ülkeler kendi dinamiklerine ve kültürel yapısına uygun olarak yoksullukla mücadelede kamu sosyal yardım uygulamalarını kullanmaktadır. Türkiye'de Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları ve belediyeler, kamu sosyal yardım programlarını yürüten temel kurumlardır. Sosyal yardım uygulamalarına yönelik olarak pek çok problemin (yardım programlarının belirlenmesi, yararlanma kriterlerinin seçilmesi, bütçe kaynakları, duyuru ve arşivleme yöntemleri vd.) varlığı literatürde yer almaktadır. Bu araştırmada, kırsal alan kamu sosyal yardım uygulaması incelenerek aksayan yönlerinin ortaya konulması ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda sosyal yardım işleyiş sistemi belirlenmiştir. Bunun yanında hanehalkı yardım gelir oranı ve muhtaçlık düzeyleri hesaplanmış, etkileyen faktörler belirlenmiştir. Bu araştırmada iki farklı hedef grupla yüz yüze görüşmeye dayalı anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Birinci grup, kamu sosyal yardımlardan yararlanan hanelerden oluşmaktadır. İkinci grup ise Iğdır ilinde bulunan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları ve belediyeler oluşmaktadır. Iğdır il sınırları içerisinde kırsal alanda ikamet eden ve sosyal yardım alan hanelerden kartoplu örnekleme yöntemi ile belirlenen 210 hane ile yararlanıcı anketi yapılmıştır. Iğdır il merkez ve ilçelerinde bulunan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları ve belediyeler ile yönetici anketi yapılmıştır. Sosyal yardımdan yararlanan hanelerin sosyo-ekonomik özellikleri ve sosyal yardım sisteminin temel özelliklerinin belirlenmesinde tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Hanehalkı yardım gelir oranını etkileyen faktörlerin belirlenmesinde çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılırken hanehalkı sosyal yardım muhtaçlık düzeylerini etkileyen faktörleri belirlemek için sıralı lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre; kamu sosyal yardımlarından yararlanan hanelerin %46,7'si az muhtaç, %28,6'sı muhtaç ve %24,8'i çok muhtaç kategorisinde yer almaktadır. Yapılan sıralı lojistik regresyon analizinin sonucuna göre; hanehalkının yardıma muhtaçlık düzeyi üzerinde; hane reisinin medeni durumu, hanede çalışan kişi sayısı ve hanenin aldığı yardım grubu değişkenlerinin anlamlı etkisi olduğu saptanmıştır (p<0,01). Yardım alan hanenin yoksulluk tuzağından kurtarılabilmesi için en az bir bireyin çalışma hayatına kazandırılması büyük önem ve öncelik taşımaktadır. Hane reisinin yaşı, ikamet edilen ilçe ve ikamet edilen yerin statüsü (mahalle/köy) değişkenlerinin muhtaçlık düzeyi üzerine anlamlı etkisi yoktur (p>0,05). Iğdır ili için hazırlanan yardım programlarında ilçelere göre programlarda farklılaşmaya gidilmesine gerek olmadığı belirlenmiştir. Sosyal yardım yöneticileri ile yapılan anket verilerine göre yardım yapan kamu kurumları arasında koordinasyonun yetersizliği ve yerel yönetimlerde mevzuat eksikliği bulunduğu saptanmıştır. Yararlanıcıların %95,2'si sosyal yardımlardan memnun olmasına karşılık sadece %17,1'i sosyal yardımları yeterli bulmaktadır. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları ve belediyelerin kullanabileceği ortak bir Sosyal Yardım Bilgi Sistemi'ne acilen ihtiyaç duyulduğu saptanmıştır. Bu sisteme tüm kamu kurumları ve sosyal yardım konulu tüm sivil toplum kuruluşlarının dâhil edilmesi, ülke geneli uygulanan kamu sosyal yardım sisteminin daha sağlıklı işlemesine katkı sağlayacaktır. Böylece mevcut yardımların yeterlilik durumları daha sağlıklı incelenecek ve gerekirse uygulanan yardım programı türlerine göre ödemelerin de iyileştirilmesi daha kolay sağlanabilecektir. Diğer yandan mevzuat eksikliği görülen ilçe belediyelerinin varlığından hareketle Bakanlıkça sosyal yardımların işleyişine yönelik ortak bir Sosyal Yardım Rehberi hazırlanması gereği öne çıkmaktadır.

IğdırSosyal yardımÇoklu lineer regresyon analizi
Osman Doğan Bulut
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal yardım politikası uygulama sisteminin, hanehalkı yararlanma düzeylerinin ve etkileyen faktörlerin araştırılması: Antalya ili kırsal alanı örneği

Son yıllarda, Türkiye'de sosyal yardım programları artan bir önem kazanmıştır. Kamu sosyal yardım harcamaları, yardım programlarının çeşidi ve yardımdan yararlananların sayısı yıllara göre artmaktadır. Bu araştırmanın ana amacı, Antalya ili örneğinde kırsal alan sosyal yardım politikası uygulamalarına, hanehalkı yararlanma düzeylerine ve etkileyen faktörlere odaklanmıştır. Özellikle araştırma kapsamında sosyal yardımların işleyiş sistemi belirlenmiş, yardımlarda yardım gelir oranı hesaplanmış, hanehalkı yararlanma düzeyleri ve yararlanma düzeylerini etkileyen faktörler belirlenmiştir. Konyaaltı ilçesinde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'nın yardımdan yararlanan hane listesinden gayeli olarak seçilen ve görüşmeyi kabul eden 100 hane ile anket gerçekleştirilebilmiştir. Ayrıca, Antalya İli merkez ilçelerindeki 5 belediye (Konyaltı, Muratpaşa, Kepez, Aksu ve Döşemealtı) ve 5 ilçe sosyal yardım vakfı yöneticilerinden birincil veriler toplanmıştır. Yardımdan yararlanan hanehalklarının sosyo-ekonomik özellikleri, yararlanılan sosyal yardım programlarının özellikleri ve sosyal yardım sistemlerinin ana göstergelerinin belirlenmesinde tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Ayrıca, hanehalkı yardım gelir oranını etkileyen faktörlerin belirlenmesinde çoklu regresyon analizi kullanılırken, hanehalkı sosyal yardım (muhtaçlık) düzeylerini etkileyen faktörleri belirlemek için çok terimli lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, Konyaaltı ilçesinde kamu sosyal yardımlarından yararlanan hanehalkının %50'sinin az muhtaç, %15'inin muhtaç ve % 35'inin ise çok muhtaç düzeydeki kategoride yer aldığı ortaya konulmuştur. Hanede içinde yaşayan toplam birey sayısı, çalışan sayısı, bireylerin aylık geliri, hanehalkı reisi cinsiyeti ve hanece alınan sosyal yardım sıklılığının yardım - gelir oranını olumsuz etkilediği görülmüştür. Diğer yandan hanehalkı reisi yaşı, hanehalkı içinde yaşayan bireylerin ilk-orta okul seviyesine sahip olanların sayısı ve hanehalkı aylık yardım tutarının yardım - gelir oranını olumlu etkilediği belirlenmiştir. Az muhtaç düzeydeki hanehalkı bulgularına göre; hanehalkı reisinin yaşı, alınan sosyal yardım grubu ve hanehalkı içinde yaşayan bireylerin aylık kazanılan geliri önemli faktörlerdir. Çok muhtaç düzeyde olanlarda; hanehalkı reisi yaşı, hanede yaşayan bireylerin sayısı, alınan yardım grubu ve hanede yaşayan bireylerin aylık geliri önemli faktörlerdir. Ayrıca araştırma bulgularına göre sosyal yardımı yürüten kamu kurumları arasında bütünleşik bir ortak sosyal yardım sisteminin olmadığı, ülke düzeyinde bütünleşik bir sosyal yardım sistemine ihtiyaç bulunduğu ortaya çıkmıştır. Araştırma bulgularına ülke genelinde uygulanan sosyal yardım çeşitleri çok fazla olup sosyal yardım çeşitlerinin sadeleştirilmesi için, ülke genelinde tüm kamu ve ilgili diğer kurumların dâhil olduğu bütünleşik bir "sosyal yardım izleme sisteminin" oluşturulması gerekmektedir. Böylece yoksullukla mücadeleye ayrılan kaynakların etkili kullanımı sağlanabilecektir. Yine, sosyal yardım sağlayan kurum ve kuruluşların hepsinin, sosyal yardım başvurularının değerlenmesinde ortak kriterler kullanılmasının, yardıma muhtaç yoksul vatandaşların bu kurumlara güveninin artmasına olumlu etkide bulunacaktır. ANAHTAR KELİMELER: Yardım gelir oranı, yardımdan yararlanma düzeyi, kamu sosyal yardımı, çoklu regresyon analizi, çok terimli regresyon analizi, bütünleşik sosyal yardım sistemi, Antalya, Türkiye.

Abdoulazıze Hamıdou Taffa
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Antalya ilinde üreticilerin tarımda kalma eğilimi ve etkileyen faktörlerin analizi

Tarım sektöründe üreticilerin davranışları; ekonomik, sosyal, kültürel, kişisel, politik ve coğrafi olmak üzere çok çeşitli faktörlerden etkilenmektedir. Bu çalışmada büyükbaş, küçükbaş hayvan ve örtüaltı üreticilerinin tarımda kalma eğilimleri Antalya ili örneğinde incelenmiştir. Araştırmanın ana amacı; üreticilerin tarımda kalma eğilimlerini diğer bir deyişle memnuniyet durumlarını belirlemek ve bu eğilimi etkileyen ekonomik, sosyal, kültürel, kişisel, coğrafi ve kırsal altyapı ile tarımsal politika ve örgütlenme faktörlerini Antalya ili örtüaltı yetiştiriciliği ile küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık faaliyeti üzerinde araştırmaktır. Anket uygulanan üreticilerin belirlenmesinde Tabakalı Örnekleme Yöntemi tercih edilmiş olup yapılan hesaplamalar sonucunda büyükbaş hayvancılık alanında 68 yetiştirici ile küçükbaş hayvancılık alanında 117 adet küçükbaş yetiştirici ve örtüaltı üretim faaliyetinde ise 100 üretici ile yüzyüze görüşülmüştür. Çalışmada üreticilerin memnuniyet düzeyini belirlemek için Memnuniyet Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda üreticilerin tarımsal faaliyetlerinden en düşük memnuniyet düzeyi Ekonomik Faktörler ile Tarımsal Politika ve Örgütlenme Faktörleri olarak ortaya çıkmıştır. Gerçekleştirilen analizler çerçevesinde incelenen üç sektör arasında en yüksek memnuniyetin 29,3 değeri örtüaltı üretim faaliyetinde olduğu görülürken en düşük memnuniyet ise 26,53 değeri ile küçükbaş hayvancılık sektöründe ortaya çıkmıştır. Faktörler açısından en yüksek memnuniyet düzeylerinin ise Coğrafi, Çevresel ve Kırsal Altyapı Faktörlerinde yoğunlaştığı görülmüştür. Buna doğrultuda üreticilerin tarımda kalma eğiliminin artırılması için ekonomik açısından memnuniyet seviyelerinin yükseltilmesi önemlidir. Diğer yandan uygulanan tarımsal desteklerin üretici ihtiyaçlarına göre yapılandırılması, üretici örgütlenmesinin güçlendirilmesi üreticilerin tarımda kalma eğilimi pozitif yönde etkileyecektir.

Oya Sav
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenliği kanununun tarımsal işletmelerde uygulanmasının etkilerinin analizi antalya ili örneği

Yürürlüğe girmesi ile çalışma hayatında yeni bir dönemin başlamasına neden olan 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren, işveren vekili sıfatıyla yöneticiler ile çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerini düzenlemektedir. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile getirilen iş sağlığı ve güvenliği (İSG) uygulamalarının belirlenen amacı sağlaması noktasında işletme yöneticilerinin bilgi ve beklentileri önemli hale gelmektedir. Bu çalışmada, Antalya ilinde faaliyet gösteren tarım işletmelerinde (n=80) 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun uygulanabilirlik düzeyinin belirlenmesini sağlamak ve işveren veya temsilcilerinin İSG konusundaki bilgi düzeyleri ve tutumlarının belirlenmesi hedeflenmiştir. Ayrıca işveren veya temsilcilerinin İSG konusundaki bilgi düzeyleri ve İSG tutumları arasındaki ilişkilerini tespit etmek çalışmada planlanan bir başka hedeftir. Verilerin analizi konusunda; İSG ifadeleri, İSG tutum ve İSG bilgi düzeyi ile ilgili tanımlayıcı istatistikler ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde değerleri ile sunulmuştur. Firma temsilcilerinin İSG bilgi ve İSG tutumları arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amacı ile korelasyon analizi uygulanmıştır. Çalışmada 0,05'den küçük p değerleri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Analizler, Akdeniz Üniversitesi lisanslı SPSS 23.0 paket programı ile yapılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre firmaların sadece %45'inin risk analizlerini yaptığı, %63'ünün acil eylem planının olduğu görülmüştür. Firmaların kayıt tutma konusunda yeterli düzeyde İSG standartlarına uymadığı ramak kala olaylar %55, iş kazası kayıtları %61, sağlık gözetim kayıtları %63, meslek hastalıkları kayıtları %60, eğitim kayıtları %64 ve düzenli sağlık gözetim sonuçları kayıtlarını %63 oranında tutulduğu görülmüştür. Firma temsilcilerinin İSG bilgi düzeylerinin yüksek olması İSG tutumlarının da yüksek olmasını sağladığı görülmüştür. Bilgi düzeyi yüksek olan katılımcıların İSG konusunda daha olumlu düşündüğü, uygulamaların olumlu sonuçları olduğu, 6331 sayılı kanunun iş kazalarını ve ramak kala olaylarını azaltmada etkili olduğunu düşündükleri tespit edilmiştir.

Fikri Bilir
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tarım arazilerinin miras yolu ile bölünmesinin önlenmesine yönelik yasal düzenlemenin örtüaltı işletmeleri üzerindeki etkilerinin araştırılması: Antalya ili örneği

Türkiye'de uygulanan Miras Hukuku düzenlemeleri ile tarımsal arazilerde ekonomik bütünlüğün korunamaması, tarımsal faaliyetin devamlılığını olumsuz etkilemiştir. Gerek miras gerekse satış yoluyla tarımsal arazi ve işletme ölçekleri giderek küçülmüştür. Bunun engellenmesi amacıyla pek çok yasal düzenleme gerçekleştirilmiştir. En kapsamlı ve son düzenleme ise 2014 tarih ve 6537 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'dur. Bu çalışmanın amacı; tarımsal arazilerin miras ve satış yolu ile bölünmesinin önlenmesine yönelik yasal düzenlemenin (6537 Sayılı Kanun) etkilerinin, Antalya ili örtüaltı tarım işletmeleri örneği üzerinde "üretici tutum analizi" ile araştırılmasıdır. Araştırma alanı olarak, örtüaltı üretimi yoğunluğu ve kanun sonrasında miras ve satış amaçlı başvuru sayıları dikkate alınarak Aksu, Serik ve Kumluca ilçeleri belirlenmiştir. Kartopu örnekleme metodu ile seçilen 88 adet örtüaltı üreticisi ile yüz yüze görüşmeye dayalı anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde, Likert Tipi Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; bölünemez arazi büyüklük sınırları, anlaşmalı devir seçenekleri, ehil mirasçı kriterleri, miras ve satışla mülkiyet devirlerinde Bakanlık onayının alınması gibi konularda üreticilerin büyük çoğunluğunun olumsuz bir tutuma sahip oldukları belirlenmiştir.

İsmet İpek Kavasoğlu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tarımda banka kartı kullanım etkinliğinin ve kullanımı etkileyen faktörlerin, Antalya ili örtüaltı işletmeleri örneği üzerinde araştırılması

Türkiye'de tarım sektörünün en önemli sorunlarından ve acil çözüm ihtiyacı duyulan alanlarından birisi de finansmandır. Üreticilerin büyük çoğunluğu kendine yeter geliri sağlayamamakta ve tarımsal üretimin devamlılığını sürdürmek adına finansmana ihtiyaç duymaktadır. Bu çalışmada, tarım kesiminin finansmanına yönelik enstrümanlardan biri olan tarım banka kartı uygulaması incelenmiştir. Ziraat Bankası başta olmak üzere diğer bankalarca da çıkartılan bu kartlar; Başak Kart, Üretici Kart, Mahsul Kart, Ekin Kart, Harman Kart, Verimli Kart ve Tarım Kart şeklinde farklı isimler altında üreticilere sunulmaktadır. Mevcut kart uygulamasında; tarımsal girdiler kart aracılığıyla alınmakta ve bu girdilerin bedelleri üzerinden sübvansiyon uygulamaktadır. Bankaların uyguladığı faiz oranı, kredi vadesi ve faizsiz dönem gibi kriterlerde de değişiklikler yaşanmaktadır. Kartlar genellikle motorin, gübre, ilaç, yem, tohum ve fide gibi tarımsal girdi alımlarında kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı; tarımda banka kartı kullanım etkinliğinin ve kullanımı etkileyen faktörlerin, Antalya ili örtüaltı tarım işletmeleri örneği üzerinde "faktör analizi" ile araştırılmasıdır. Araştırma alanı olarak örtüaltı üretim yoğunluğu dikkate alınarak Antalya ili Aksu, Serik ve Kumluca ilçeleri belirlenmiştir. Kartopu örnekleme metodu ile seçilen 100 adet örtüaltı üretici ile yüz yüze görüşmeye dayalı anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizinde, tanımlayıcı istatistikler ve faktör analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda üreticilerin tarım banka kartı kullanmaya devam etme eğiliminde oldukları gözlenmiştir. Görüşülen üreticilerin %74'ü tarımsal desteklerden yararlanmaktadır. Üreticilerin %70'i tarımsal desteklemelerin banka kartı uygulaması ile verilmesini, işlemlerin daha kolay ve pratik hale gelmesi nedeniyle istemektedir. Üreticiler, tarım banka kartlarını nakit olmadığı zaman alışveriş yapma olanağı yaratması ve hasat sonrası ödeme imkanı sağlaması açısından olumlu bulurken; kartın kullanımında faiz oranının yüksek olmasını, sadece anlaşmalı işletmelerde kullanılmasını, tedarikçi işletmelerin yaptıkları işlem için komisyon almalarını olumsuz olarak nitelendirmektedirler. Kart kullanım tercihini etkileyen faktör analizi sonuçlarından en önemlisi tarımsal üretimin genel sorunları ve kart kullanımı ile ilgili tavsiyeler toplam varyansın %15,8'ini açıklamaktadır. Kartın olumsuz yönlerine ilişkin faktör analizi sonuçlarına göre de en önemli faktör, faiz oranının yüksek olması ve borçlu olmanın psikolojik baskı yaratması olup toplam varyansın %20,66'sını açıklamaktadır.

Miray Kalaycı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Zambiya'da küçük ölçekli çiftçilerin soya fasulyesi piyasasına katılımını etkileyen faktörlerin araştırılması

Zambiya'da soya fasulyesi, ekonomik açıdan önemli bir tarım ürünüdür. Zambiya'nın besin zincirinde soya fasulyesi, yemeklik yağ ve hayvan yemi üretiminde önemli bir rol oynamaktadır. Ancak Orta Zambiya'nın Chibombo ilçesinde, küçük ölçekli soya fasulyesi üreticilerinin pazara katılımı düşüktür. Küçük çiftçilerin, pazara ürün satıp satmama kararları çeşitli faktörlerden etkilenmektedir. Araştırmanın amacı; Zambiya'nın Chibombo ilçesinde soya fasulyesi üreticilerinin pazara ürün satıp satmama eğilimlerini etkileyen faktörlerin araştırılmasıdır. Araştırmanın ana materyalini; soya fasulyesi üretimi yapan küçük çiftçilerin ağırlıkta olduğu Chibombo ilçesinde, Tabakalı Tesadüfi Örnekleme ile seçilen örneklerle, 2017 yılında, yüz yüze anket yöntemiyle elde edilen birincil veriler oluşturmaktadır. Elde edilen birincil veriler, Double Hurdle (probit ve keşilmiş) model kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre; araştırmaya katılan 70 soya fasulyesi üreticisinden sadece 48'i ürettiği soya fasulyesini pazara satmış, 22 üretici ise pazara ürün satmamıştır. Probit model sonuçlarına göre; hanehalkının eğitim seviyesi, ürün fiyati, en yakın pazarın mesafesi, çiftçi girdi desteği ve yayım hizmetine erişim pazarda soya fasulyesi satış kararını önemli ölçüde etkilemektedir. Kesilmiş model (truncated model) sonuçlarına göre; birim fiyatın, işlem maliyetinin, en yakın pazara olan mesafenin, çiftçi girdi desteğinin ve piyasa bilgisinin satılan soya fasulyesi miktarını etkilediği belirlenmiştir. Küçük çiftçilerin piyasaya katılımının arttırılması için; etkili fiyat politikaları çalışmaları, yol altyapısı ve genişleme hizmeti çalışmaları, pazarlama bilgilerine erişim, ticarileştirme, iyileştirilmiş depolama tesisleri ve tarımsal ürünlerine erişim sağlanması çalışmaları yapılmalıdır. Ayrıca çiftçiler de, daha yüksek fiyat için sözleşmeli tarımda yer almalıdır.

Clara Makumba
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Damızlık küçükbaş hayvancılıkta destekleme politikalarının işletmelere etkisi: Batı Akdeniz bölgesi politika analizi matrisi yaklaşımı

Geçmişten günümüze kaynakların etkin dağılımı toplum refahının optimum seviyeye getirilmesi açısından üzerinde önemle durulan bir konudur. Devlet müdahalesi kapsamında önemli bir araç olan destekleme politikaları sektörler arası kaynak transferlerinin gerçekleştirilmesine olanak sağlamaktadır. Kaynak aktarımı gerçekleştirilen sektörde rekabet edilebilirliğin artması, bununla birlikte hem üretici hem de toplum refahının iyileşmesi beklenen sonuçlar arasında yer almaktadır. Bu sonuca ne ölçüde ulaşıldığı ise incelenmesi gereken bir soru olarak ortaya çıkmaktadır. Son yıllarda Türkiye'de küçükbaş hayvancılık da destekleme kapsamına alınmıştır. Bu alandaki devlet müdahalelerinin hem küçükbaş hayvancılık işletmeleri süt üretim faaliyeti açısından, hem de toplum açısından etkilerinin ortaya konması bu çalışmanın ana eksenini oluşturmaktadır. Uygulanan politikaların hem üretici açısından etkinliğinin, hem de kaynakların toplumsal açıdan ne kadar rasyonel dağıldığının ortaya konması sektördeki canlanmanın sürdürülebilir olması açısından önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, Batı Akdeniz Bölgesi'nde küçükbaş hayvancılık işletmeleri süt üretim faaliyetinin rekabet edilebilirlik açısından ekonomik ve sosyal karlılığının belirlenmesi ve izlenen politikaların süt üretim faaliyeti üzerine etkilerinin üretici ve toplum açısından değerlendirilmesidir. Bu doğrultuda bu tez çalışmasında Politika Analizi Matrisi yaklaşımından yararlanılmış ve Batı Akdeniz Bölgesi'nde küçükbaş hayvancılık süt üretiminin politika etkileri ve rekabet gücü analiz edilmiştir. Batı Akdeniz Bölgesi'nde yer alan damızlık küçükbaş hayvancılık işletmelerinden anket yolu ile derlenen verilerden yola çıkarak işletmelerin özel karı hesaplanmıştır. Ayrıca işletmelerin serbest piyasa modeli altında faaliyet göstermeleri varsayımı altında elde edecekleri kar, sosyal fiyatlar üzerinden hesaplanmıştır. Hesaplanan özel kar ve sosyal kar aracılığı ile bir yandan uygulanan politikaların üretici açısından etkinliği ölçülürken bir yandan da uygulanan politikaların toplum refahı açısından etkin olup olmadığı incelenmiştir. Ayrıca damızlık küçükbaş hayvancılık süt üretimi faaliyetinin rekabet gücü açısından mevcut politikalar değerlendirilmiştir. Batı Akdeniz Bölgesi'nde faaliyet gösteren 8.611 damızlık koyun keçi yetiştiricisinin oluşturduğu popülasyonu temsil edebilecek uygun örneklem genişliğinin belirlenmesinde Tabakalı Örnekleme Yöntemi kullanılmıştır. İşletmeler anaç hayvan varlığı esas alınarak 3 tabakaya ayrılmıştır. Popülasyonun tümüne ve her tabakaya ait varyans ve ortalamalar esas alınarak, ortalamadan %5 hata payı ve %95 güven sınırlarına göre örnek büyüklüğü 122 olarak hesaplanmıştır. Hesaplanan örnek büyüklüğünün % 20 'si kadar daha fazla anket doldurularak toplam 146 anket yapılmıştır. PAM yaklaşımı ile elde edilen veriler, küçükbaş hayvancılık süt üretim faaliyetinin bölgede sürdürülebilirliği açısından tehlike sinyalleri vermektedir. Sosyal fiyatlarla hesaplanan değerler, koyun ve keçi yetiştiriciliği süt üretiminin devlet desteği olmadan ayakta kalmasının mümkün olmadığını göstermektedir. Sosyal değerlerle hesaplanan kar, sadece 125-249 arası anaç hayvan sahibi işletmelerde kaynakların etkin kullanıldığını ve bu işletme ölçeğinde hiç devlet müdahalesi olmadan kar elde edilebileceğini göstermektedir. Yine bu alanda desteklemelerin etkisinin, ticari girdi ve ulusal kaynaklar üzerindeki devlet müdahaleleri etkisi ile ortadan kaldırıldığı ve desteklemelerin üretici açısından net etkisinin negatif olduğu görülmektedir. Bölgede küçükbaş hayvancılık süt üretiminin ekonomik olarak sürdürülebilirliğini sağlamak için süt üretimi gelirini artıracak ve yem masraflarını azaltacak önlemlerin alınması ve yetiştiricilerin daha fazla destekleme kaleminden yararlanabilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.

Meral Özalp
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sebze tohumu dış ticaretinde rekabet analizi: Antalya ili örneği

Dünya nüfusunun artması ve iklim değişikliği gibi gelişmeler gıda güvenliği konusunu önemli hale getirmektedir. Bu nedenle tohuma duyulan ihtiyaç da giderek artmakta, dünya tohum ticareti ve rekabeti daha fazla önem kazanmaktadır. Mevcut durumda, sebze tohumu dünya tohum pazarının %20'sini oluşturmaktadır. Türkiye'de sebze tohumu üretimi yapan 251 firmanın 89'u (%35) Antalya'da yer almaktadır. Antalya, Türkiye 2017 yaş meyve ve sebze ihracatının miktar olarak %12,3'ünü (488,947 ton), değer olarak ise %18,5'ini (413 milyon $) temsil etmektedir. Türkiye 2018 tarımsal üretim değeri 384,48 milyar TL ve bitkisel üretim değeri 158,87 milyar TL olup Antalya, 10,8 milyar TL bitkisel üretim değeri ile Türkiye birincisi ve 13,4 milyar TL tarımsal üretim değeri ile Konya ve İzmir'in ardından Türkiye üçüncüsüdür. Türkiye 2016 sebze tohumu ihracat miktarı 362 ton, ihracat değeri 22,43 milyon $ olup bunun sırasıyla %22'si (81 ton) ve %71'i (15,97 milyon $) Antalya kaynaklıdır. Bu nedenle araştırma alanı olarak Antalya ili belirlenmiştir. Araştırmanın ana materyali olarak anket verileri kullanılmıştır. Antalya'da sadece sebze tohumu dış ticareti yapan veya üretim ve dış ticareti yapan toplam 52 firmadan görüşmeyi kabul eden 40'ı ile yüz yüze görüşmeye dayalı anket çalışması yapılmıştır. Araştırmanın ana amacı; "Türkiye sebze tohumculuğunun dış ticaretteki rekabet durumunun Antalya İli örneğinde incelenmesi" olarak belirlenmiştir. Temel araştırma metodu olarak, Porter'ın Elmas Modeli kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, sebze tohumculuğu sektörünün dış ticaretteki rekabet düzeyi "orta düzey (3,34p)" olarak belirlenmiştir. Araştırmada ayrıca GZFT ve SOR analizi de yapılmıştır. GZFT analizi sonucunda; sebze tohumculuğu sektörünün en zayıf yönleri, ar-ge faaliyetlerinin küresel rekabet için yetersiz kalması (3,79 p) ve vasıfsız işçi varlığı (3,55 p), en güçlü yönleri ise tohum üretimindeki uzmanlaşma düzeyi (4,05 p) ve üretim süreçlerinde yenilik yapma faaliyetleri (4,05 p) olarak belirlenmiştir. SOR analizi sonucunda; sebze tohumculuğu sektörü, matristeki fırsat ve tehdit kombinasyonunun kesiştiği atak (200,25 p) bölgesinde yer almaktadır. Buna göre sektör, içerisinde bulunduğu zafiyetleri güçlü yönleriyle gidererek büyümeye ve atılım yapmaya devam edebilecek güce sahiptir. Sektörün sermaye ve finansman yapısı, uluslararası ölçekte rekabet edebilmek adına ağırlıklı olarak çeşit geliştirme ve ıslah faaliyetlerine yönlendirilmelidir. Firmaların, küresel rekabette var olabilmek için ar-ge faaliyetlerini pazarın talep ettiği tohum çeşitlerini arz etme yönünde yoğunlaştırmaları gerekmektedir. Yenilik faaliyetlerinden geri kalmamak ve pazar paylarını kaybetmemek, hatta yeni pazarlara girebilmek için sahip oldukları sebze tohumu üretim tecrübelerini, nitelikli ıslah personeli ve işçi yetiştirmeye ve gelişmiş ıslah yöntemlerinin uygulanmasına yönlendirmelidirler. ANAHTAR KELİMELER: Dış Ticaret, Elmas Modeli, Rekabet Düzeyi, Sebze Tohumu, SOR, Antalya

Dış ticaret politikalarıRekabetSebze tohumu+3
Abdülkadir Filiz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Giresun ili fındık işletmelerinde çocuk işçiliği

Tarım sektöründe görülen çocuk işçiliği "çocuk işçiliğinin en kötü biçimleri" arasında sayılmaktadır. Fındık tarımı gerçekleştiği koşullar itibariyle hasadının yaz mevsiminde yapılması, uzun saatler çalışmayı gerektirmesi, tarımsal ilaçlara maruz kalma, iş kazaları ve böcek/yılan sokması gibi nedenlerle çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı; Giresun ili fındık işletmelerinde mevsimlik gezici ve yerel fındık işçiliği yapan on sekiz yaş altı bireylerin çalışma ve barınma koşulları ile birlikte sosyo-ekonomik durumlarını ortaya koymaktır. Çalışmanın ana materyalini, Giresun ili fındık işletmelerinde ücret karşılığında çalıştırılan çocuk işçiler, aileleri ve işveren durumundaki çiftçilerle yapılan yüz yüze anketlerden elde edilen veriler oluşturmaktadır. Araştırma evrenini temsil edecek örnek sayısı kartopu örnekleme yöntemine göre belirlenmiştir. Örnekleme kapsamında 2015 yılında yüz yüze anket yöntemi ile görüşülen 104 çocuk işçinin yarısı mevsimlik gezici tarım işçisi iken diğer yarısı mevsimlik yerel tarım işçisinden oluşmaktadır. Bununla birlikte görüşülen çocukların ailelerinden 58'i ve işveren çiftçilerin 47'si ile de anket yapılmıştır. Anketlerden elde edilen birincil veriler, SPSS 20.00 paket programında betimsel istatistik yöntemleri kullanılarak karşılaştırmalı durum analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilere göre fındık işletmelerinde çalışan çocukların yaş ortalaması 14,8 olarak bulunmuştur. Çocuklar günde ortalama 9,24 saat uygun olmayan koşullarda çalışmaktadır. Çocuk işçiliğinin var olmasında en önemli etken ailenin sosyo-ekonomik seviyesinin düşük olmasıdır. Araştırmada hane halkının yıllık ortalama geliri mevsimlik gezici tarım işçisi ailelerde 16.334,47 TL, mevsimlik yerel tarım işçisi ailelerde 17.560,85 TL olarak bulunmuştur. İşverenlerin %68'i işe alımda yaş sınırı gözetmemektedir. İşverenler için işe alım kriteri, işçilerin iş yapabilecek durumda olmasıdır. Çocuk işçiliğini önleme ve ortadan kaldırma ile ilgili Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası hukuki düzenlemeler ve ülkemizdeki ulusal hukuki düzenlemeler etkin bir şekilde uygulandığında bu sorun büyük oranda çözülmüş olacaktır. Bu nedenle mevcut hukuki düzenlemelerin uygulaması konusunda etkin denetim yapılmalı ve caydırıcı boyutta yaptırımlar uygulanmalıdır.

Merve Yılmaz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00

Other supervisors