Theses supervised by Prof. Dr. Göktuğ Cenk Akkaya

19 theses · Dokuz Eylül University

Master'sOpen AccessTR

Yapılandırılmış finans ve yapılandırılmış finansal ürünler üzerine bir inceleme

Sınırların kalkmasıyla küreselleşen ticaret ve artan ticaret hacmi, sermaye piyasalarında hareketlenmeye sebep olmuştur. Bu hareketlenme piyasalardaki oyuncu sayısının artmasına, farklı beklentilerle farklı risk iştahlarına ve piyasalarda mevcut olan ürünlerin yetmemesine sebebiyet vermiştir. Bu durum finansal araçların gelişimini ve çeşitlenmesini zorunlu kılmıştır. Bu çalışmada piyasadaki yetersizliği önlemek amacıyla oluşturulan yapılandırılmış finansal ürünlere, kredi türevleri (KTT, KDT, TGT, KSO) ve menkul kıymetleştirmeye (VDMK, TBY) değinilmiştir. Bu amaçla söz konusu ürünler birinci bölümde genel hatlarıyla ele alınmış, ikinci bölümde konuyla ilgili bilgi detaylandırılmıştır. Son bölümde ise yapılandırılmış bir finansal ürün oluşturularak, konunun netleştirilmesi amaçlanmıştır.

Finansal ürünlerKredi temerrüt takasıKredi türevleri+6
Özden Çelik
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Finansal bilgi sisteminde veri madenciliği teknolojisinin kullanılması: Borsa İstanbul üzerine bir uygulama

Veri madenciliği teknolojisi giderek popüler hale gelen yeni bir teknolojidir. Veri madenciliği geçmiş verilere dayanarak gelecek hakkında tahminlerde bulunur. İşletmeler için bilgiyi elde etmek, pahalı, riskli ve zaman alıcıdır. Veri madenciliği teknolojisini kullanan işletmeler önemli rekabetçi avantaj elde ederler. Çalışmada, Borsa İstanbul?da, veri madenciliği teknolojisine hazır oluşluk ve kullanım derecesi incelenmektedir. Bununla birlikte, veri madenciliği teknolojisini anlama, algılama düzeyi araştırılmaktadır. Analiz SPSS ile gerçekleştirilmiştir. İmalat sanayi ve mali kuruluşlar çalışmanın evrenini oluşturmaktadır. Bu kapsamda ihtiyaç duyulan birincil verileri elde etmek için survey yöntemi ve anket tekniği kullanılmaktadır ve araştırma bulguları değerlendirilmektedir. Teknolojik, örgütsel ve insan kaynakları faktörleri, veri madenciliği teknolojisinini kullanma ya da kullanmama kararını vermede önemli rol oynamaktadır. Veri madenciliği teknolojisini kullanma yeteneğinin, finansal bilgi sisteminin performansını arttıracağı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Veri Madenciliği, Bilgi Sistemleri, Finansal Bilgi Sistemi

Finansal bilgi sistemiTeknoloji kullanımıVeri madenciliği
Ceren Uzar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Analitik hiyerarşi sürecine dayalı kredi değerlendirme modeli

Bu çalışmada, Analitik Hiyerarşi Sürecine Dayalı Kredi Değerleme Modeli uygulaması gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda finansal tablolardan elde edilen finansal oranlar ve finansal olmayan yargılar birlikte ele alınarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın uygulama kısmında, çok kriterli karar verme yöntemlerinden Analitik Hiyerarşi Süreci ve Promethee Yöntemleri kullanılmıştır. AHP yöntemi problemi bir bütün olarak ele almakta ve her bir kriter ve alt kriterin ana amaca katkılarını ayrı ayrı değerlendirmektedir. Analitik Hiyerarşi Süreci hem gerçek yaşama benzeyen kolay bir yapıya sahip olması hem de nitel ve nicel kriterleri dikkate almasından dolayı, birçok alanda karşılaşılan karar problemlerinin çözümünde kullanılmaktadır. Promethee yöntemi de, mevcut alternatifleri farklı tercih fonksiyonları temelinde değerlendirerek ve alternatiflere ilişkin hem kısmi sıralamanın hem de tam sıralamanın elde edilmesiyle daha ayrıntılı analizlerin yapılmasını sağlamaktadır. Bu amaçla işletmelerin temel performans göstergeleri kullanılarak kategoriler ve finansal oranlardan hareket edilmiş ve AHP ile bu finansal oranlar ağırlıklandırılarak hiyerarşik bir model oluşturulmuştur. Gerçekleştirilen uygulama sonucunda firmalara ilişkin toplam kredi puanı elde edilmiştir. Firmalara ilişkin toplam kredibilite puanlarının bulunması ile firmaları kendi aralarında karşılaştırma olanağı elde edilmiştir. Promethee yöntemiyle de sıralamaları gerçekleştirilip kredi verme/vermeme kararı alınabilmiştir.

Tuğçe Demirci
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Katılım bankalarının performanslarının değerlendirilmesi: TOPSİS ve PROMETHEE yöntemi ile uluslararası karşılaştırma

Kurulmalarının üzerinden yarım yüzyıl geçmemesine, karşılaştıkları zorluklar ve engellere rağmen, katılım bankalarının bankacılık sektörü içindeki rolü günler gittikçe daha önemli hale gelmektedir ve dünya finans piyasasındaki payını artırmaktadır. Bugün katılım bankacılığı sadece İslam ülkelerinde değil; İngiltere, Almanya, Avrupa ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri gibi ekonominin çok ileri düzeyde olduğu ülkelerde de bulunmaktadır. Bu çalışmada, katılım bankacılığı kavramının ne olduğuna, bu kavramın içeriğine ve detayına değinildikten sonra dünyadaki 21 katılım bankası seçilip performansları ölçülmüştür. Bu ölçüm 2009-2013 yılları arasını kapsamaktadır. Bu ölçüm yapılırken öncelikle katılım bankaları bilanço ve gelir tablolarından veriler elde edilmiştir. Bu verilerden gereken oranlar hesaplanmıştır. Analizde kullanılan oranlar: Likidite oranlar, karlılık oranlar, faaliyet oranlar (verimlilik oranlar) ve finansal yapı oranlarıdır. Bu oranlar hesaplandıktan sonra gerek ağırlıklandırılarak gerekse de AHP metodu kullanılarak Topsis ve Promethee yöntemleriyle performans puanları hesaplanmış ve bu puanlara göre bankaların puanı sıralanmıştır. En yüksek puanı alan bankalar birinci sıralara yerleşmiş ve bunun tersine en düşük puanı alan bankalar son sıralarda yer almıştır. Anahtar kelimeler: Katılım bankacılığı, Topsis Yöntemi, Pomethee Yöntemi

BankalarKatılım bankacılığıPROMETHEE yöntemi+3
Zakaria Kallo
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Dış ticaret ödeme riski yönetiminde banka ödeme yükümlülüğü üzerine bir inceleme

Bu çalışmanın amacı, farklı ülkeler arasında uluslararası ticaret yaparken kullanılan en yeni ödeme metotlarından birisi olan "Banka Ödeme Yükümlülüğü" adlı metodu incelemek ve değerlendirmektir. Yeni oluşturulan bu metot, finansal iletişim çözümlerinde önde gelen şirket SWIFT ile Uluslararası Ticaret Odası(ICC) arasındaki iş birliğinden sonra 2013 yılında ilk olarak uygulanmıştır. İlk bölümde, risklere karşı uygun yollarla önlem almak amacıyla, dış ticaret işlemlerinin yapısında mevcut söz konusu risklerin farklı türleri ve boyutları incelenmektedir. İkinci bölümde ise, bu çalışmada, günümüzde Uluslararası Ticarette kullanılan ödeme metotlarıyla ilgili kapsamlı bir değerlendirme yer almaktadır. Bunun yanı sıra, avans ödemeleri, açık hesaplar, Akreditifler (L/Cs), Vesikalı Tahsiller (D/Cs) ve konsinye satış ödeme metotlarıyla ilgili geniş bir açıklama verilmektedir. Ayrıca, bu çalışmada, ihracatçı ve ithalatçılarla ilgili riskler açısından ödeme metotları arasında karşılaştırma yapılmaktadır. Son olarak, tanımlayıcı yaklaşımla, bu çalışma, Banka Ödeme Yükümlülüğünü yeni, modern ve tam elektronik bir ödeme yükümlülüğü olarak detaylı bir şekilde değerlendirmekte ve açıklamaktadır. Ayrıca, bu çalışmada, BPO kurallarındaki, sürecindeki, taraflarındaki, menfaatleri, avantajları, dezavantajları, güçlükleri, zayıf yönlerindeki ve dış ticaret işlemlerine uygunluğundaki farklı yönler açıklanmaktadır. Anahtar sözcükler: Dış ticaret riskleri, Banka Ödeme Yükümlülüğü, Akreditif, Dış ticarette ödeme metotları.

Banka ödeme yükümlülüğüBankalarRisk+4
Mahmoud O M Alhattab
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Finansal başarısızlık tahmini: Yapay sinir ağı ve karar ağacı yöntemleri üzerine bir inceleme

Finansal başarısızlık, hem işletmeyle doğrudan ilgili gruplar üzerinde hem de genel ekonomi üzerinde olumsuz etkilere sahip olabilmektedir. Bu nedenle, finansal başarısızlığın tahmin edilmesi, finans alanında önemli araştırma konularından biri olmuştur. Uzun yıllar boyunca, farklı yöntemler kullanılarak finansal başarısızlığı tahmin edebilecek modeller geliştirilmeye çalışılmıştır. Bu yöntemler arasında, veri madenciliği son yıllarda geliştirilen ve araştırmacılar tarafından kullanılan yöntemdir. Bu çalışmanın amacı, veri madenciliği yöntemleriyle, Borsa İstanbul'da işlem gören işletmelerinin finansal başarısızlıklarını bir yıl önceden tahmin etmedeki performanslarını karşılaştırarak, en uygun yöntemi belirlemektir. Hisse senetleri BİST'te işlem gören işletmelerinin 2009-2014 yılları arası verileri üzerinde, veri madenciliği yöntemlerimle: karar ağaçları(C&R, QUEST ve CHAID karar ağacı), yapay sinir ağları, diskriminant analizi ve lojistik regresyon analizi kullanılarak tahmin modelleri geliştirilmiştir ve finansal başarısızlık bir yıl önceden tahmin edilmiştir. Performans sonuçlarına göre C&R ağacı, CHAID karar ağacı, lojistik regresyon, yapay sinir ağları, QUEST karar ağacı ve diskriminant modelleri sırasıyla, %100, %98.18, %96.36, %92.73, %92.73, %80 doğruluk oranı ile tahmin etmiştir. Modeller arasında en yüksek doğruluk tahmini C&R ağacı modeli ve en düşük tahmini diskriminant modeli yapması tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Finansal Başarısızlık, Veri Madenciliği Yöntemleri, Yapay Sinir Ağları, Karar Ağacı

Finansal başarısızlıkKarar ağacıVeri madenciliği+1
Seyedbabak Hesarı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yatırım kararlarında davranışsal önyargılara yönelik bir inceleme

Bireylerin akılcı davrandıklarını ve karar alma aşamasında mevcut tüm bilgiyi dikkate alarak akılcı karar verdikleri varsayımına dayanan geleneksel finans teoremlerinin, yatırımcı davranışları açıklamada yetersiz kalması sonucunda davranışsal finans teoremleri geliştirilmiştir. Davranışsal finans teoremine göre, yatırımcılar her zaman rasyonel davranıp, rasyonel kararlar alamamaktadır. Yatırım kararlarında duygularının etkisi altında ve psikolojik ön yargılar altında hareket edip, kararlar almaktadır. Davranışsal finans, bilişsel psikolojiden faydalanarak yatırımcıların karar verme aşamasında hangi yanılgıların etkisi altında kalarak karar verdiğini, yatırımcıların nasıl bir karar mekanizması kullandığını analiz eder. Yatırım kararı alınması aşamasında yatırımcıların psikolojik yanılgıların altında kalarak hareket ettiği varsayımı ve yatırımcıların bilişsel ve duygusal yanılgıların etkisi altında kalarak karar alması davranışsal finans modellerinin çerçevesini oluşturmuştur.Çalışmanın amacı, yatırım kararlarında davranışsal ön yargıların profesyonel ve bireysel yatırımcılar üzerindeki etkilerini incelemek ve yapılan anket çalışmasına yönelik bulguları değerlendirmektedir. Anahtar Kelimeler: Davranışsal Finans, Yatırımcı Psikolojisi, Bireysel Yatırımcı, Profesyonel Yatırımcı.

Bireysel yatırımcılarDavranışsal finansFinansal risk+3
Selin Gülçin Kaynar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Riske göre düzeltilmiş sermaye getirisi: Türkiye ve Rusya bankaları üzerine bir çalışma

Bankacılık sektörü, finansal sektörün önemli bir alt sektörüdür. Ekonomik büyümenin finansmanında önemli bir rol oynar. Tasarruf sahiplerini, hane halkını, girişimcileri, yatırımcıları, üreticileri, özel sektörü ve kamu sektörünü ilgilendirir. Bankalar, faaliyetlerini destekleyerek ekonominin işlemesini sağlar. Günümüzde bankalar birçok farklı zorlukla yüzleşmek zorunda kalmakta ve şiddetli bir rekabete maruz kalmaktadır. Tüm bunlar bankaları doğrudan etkilemekte ve onları tüm kaynaklarını yoğunlaştırmaya ve maksimum verimlilikle kullanmaya zorlamaktadır. Bu koşullar altında her gün likidite sorunları, sermaye yeterliliği ve diğer riskler ortaya çıkmaktadır. Bankalar ayrıca faaliyetlerini etkileyen çok çeşitli dış faktörlere de maruz kalmaktadır. Risk yönetimi, bankanın mali politikasının bir parçasıdır. Bir bankanın mali politikası, mali kaynaklarının oluşturulması ve dönüştürülmesine yönelik genel politikasıdır. Finansal politika temelinde, ticari bankanın finansal kaynakları yönetilir ve riskler yönetilir. Günümüzde riskleri yönetebilmek için farklı modeller ve oranlar kullanılmaktadır. Riski yönetebilme açısından önemli oranlardan biri - RAROC (Risk-Adjusted Return on Capital - Riske göre düzeltilmiş sermaye getirisi) oranıdır. RAROC sistemleri sermayeyi iki ana nedenle tahsis eder: risk yönetimi ve performans değerlendirmesi. Risk yönetimi amacıyla, her bir iş birimine sermaye tahsisinin birincil amacı bankanın optimal sermaye yapısını belirlemektir. Bu süreç, her bir iş biriminin riskinin (volatilitesinin) bankanın genel riskine ve dolayısıyla bankanın genel sermaye gereksinimlerine ne kadar katkıda bulunduğunun değerlendirilmesini içerir. Bu tez kapsamında bankaların kredi ve piyasa riskleri incelenerek, Türkiye ve Rusya'da faaliyette bulunan bankaların üzerine bir uygulama yapılmıştır. Bankalar için RAROC gibi matematiksel ve istatistiksel yöntemlerin kullanılması finansal risk yönetimi açısından önemlidir. Bu yöntemler, bankaların portföylerindeki riskleri tahmin etmelerine ve riske göre düzeltilmiş getiriler elde etmelerine olanak sağlamaktadır. Ancak bu yöntemlerin doğru bir şekilde kullanılabilmesi için uzman bir finansal analistin gözetiminde yapılması tavsiye edilmektedir. Bu araştırma kapsamında elde edildiği verilere göre hem Türkiye hem de Rusya bankalarının RAROC 1 ve RAROC 2 oranlarının sabit ve tutarlı olmadığı tespit edilmiştir. Buna risk seviyesinin sürekli olarak değişmesi, risklerin hesaplanma yöntemlerinin değişmesi, mevzuatın değişmesi, kar ve özkaynağın azalması ya da artması, rezervlerin azalması ya da artması gibi birçok neden olabilir. Anahtar Kelimeler: Risk, RAROC, Riske Göre Düzeltilmiş Sermaye Getirisi, Bankacılıkta Riskler, Basel Anlaşmaları, VİKOR.

Liaisian Shaikhattarova
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yatırımcı duyarlılığı ile borsa endeksleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Davranışsal finans teorisi beklenen fayda teorisi üzerinden şekillenen geleneksel finans anlayışındaki rasyonel yatırımcı yerine beklenti teorisine uygun olarak doğasındaki duygusal ve bilişsel süreçlerin etkisindeki normal yatırımcıyı merkezine almaktadır. Davranışçı yaklaşımın önemli kavramlarından yatırımcı duyarlılığı ile pay senetlerinin fiyatlarına yansıyan ve söylenti etkisini içeren psikolojik faktörlerin etkisi araştırılmaktadır. Bu çalışmada öncelikle Türkiye için yatırımcı duyarlılığını yansıtan değişkenler kullanılarak bir duyarlılık endeksi oluşturulmuştur. Bu endeks yatırımcı duyarlılığı göstergesi olan dokuz değişken üzerinden temel bileşenler analizi ile elde edilmiştir. Çalışmanın uygulama bölümünde BİST endeksleri ile duyarlılık endeksi arasındaki oynaklık yayılma etkisinin varlığı ve yönü araştırılmıştır. 2008:1-2019:12 dönemi için duyarlılık endeksi ile BİST endeksleri ile arasındaki varyansta nedensellik ilişkisi Hafner ve Herwartz (2006) Varyans Nedensellik Testi ile incelenmiştir. Elde edilen bulgular duyarlılık endeksi oynaklığının araştırma kapsamındaki yirmi endeksin on tanesinin oynaklığının nedeni olduğunu göstermiştir. Borsa endekslerinden yatırımcı duyarlılığına doğru ise bir oynaklık yayılım etkisinin olmadığı tespit edilmiştir.

Borsa endeksiDavranışsal finansDuyarlılık+2
Cengiz Çağrı Kabakcı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Döviz kuru ve altın ile pay senedi arasındaki ilişkinin Kırılgan Beşli ülkeler çerçevesinde incelemesi

Bu çalışmada döviz kuru ve altın fiyatları ile seçilmiş pay senedi endeks fiyatları arasındaki ilişki 2017 yılında Standard and Poor's (S&P) tarafından belirlenen Kırılgan Beşli (KB) ülkeleri (Türkiye, Arjantin, Pakistan, Mısır, Katar) kapsamında incelenmiştir. KB ülkelerinin ABD dolar kuru (USD/TL, USD/ARS, USD/PKR, USD/EGP, USD/QAR) ve spot altın fiyatları (XAU/TRY, XAU/ARS, XAU/PKR, XAU/EGP, XAU/QAR) ile pay senedi endeks fiyatları (BİST 100, S&P MERVAL, KARACHİ100, EGX30, DOHA QSI) arasında uzun dönemli ilişkinin var olup olmadığı Johansen Eşbütünleşme ve Gecikmesi Dağıtılmış Otoregresif Modeli (ARDL)-Sınır testi ile sınanmış, kısa dönemli ilişkinin varlığı ise sıradan en küçük kareler yöntemi (OLS) ile analiz edilmiştir. Son olarak ortaya koyulan ilişkilerin yönü Toda- Yamamato Nedensellik testi ile belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kırılgan Beşli, Döviz Kuru, Altın, Pay Senedi Endeksi, Johansen Eşbütünleşme Testi, ARDL-Sınır Testi, Toda- Yamamato Nedensellik Testi.

ARDL Sınır TestiAltınDöviz kuru+6
Osman Esmer
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kredi derecelendirme notlarının ülke pay senedi endeksleri ve para birimleri ile ilişkisi: Seçilmiş gelişmekte olan ülkeler üzerine inceleme

1900'lü senelerden itibaren faaliyetlerine devam eden kredi derecelendirme kuruluşları; ülkeler, finansal kuruluşlar, kamu kuruluşları gibi birçok alanda risk ölçümlemesi gerçekleştirerek yatırımcıların bilgi dinmesini sağlamaktadır. Küreselleşmenin hızlanmasıyla ve ülkeler arası alım-satım faaliyetlerinin artış göstermesi neticesinde derecelendirme kuruluşlarının ve açıkladıkları notların piyasalarda ki önemini artırmıştır. Yatırımcılar, derecelendirme kuruluşlarının açıkladıkları notlar sayesinde, doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmakta, ülkelerin finansal, ekonomik, politik ve sosyal yapıları hakkında fikir sahibi olmakta ayrıca oluşabilecek riskleri önceden sezinleme imkânı bulmaktadırlar. Bu çalışmada, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarından S&P, Moody's ve Fitch tarafından 2010-2020 yılları arasında gelişmekte olan ülkelerden Türkiye, Güney Afrika ve Brezilya için açıklanan ülke kredi derecelendirme notlarının, bu üç ülkenin pay senedi piyasa endeksi işlem hacimleri ve ülkelerin para birimleri ile ilişkisi olup olmadığını Olay Analizi Yöntemi ve Eşleştirilmiş Örneklem T Testi ile analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kredi Derecelendirme Kuruluşu, Kredi Notu, Pay Senedi Piyasası, Para Birimi, Olay Analizi, Eşleştirilmiş Örneklem T-Testi

Gelişmekte olan ülkelerKredi derecelendirmeOlay etki analizi+3
Berkay Bozdağ
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

MINT ülkelerinde yeşil tahvillerin risk ve fırsatları üzerine karşılaştırmalı bir analiz : Endonezya ve Türkiye örneği

Ekonomik hesaplamalara dahil edilmeyen sosyal ve çevresel sorunlar, ekonomik büyümenin peşinde yeni bir paradigma olarak sürdürülebilir kalkınmaya ihtiyaç duyulmasının nedenleridir. Bu nedenle finansal sektörde inovasyona, ekonomik, çevresel ve sosyal açılardan denge yaratabilecek yatırımı yönlendirmek için ihtiyaç duyulmaktadır. Yeşil tahviller, sürdürülebilir finans alanında giderek daha popüler bir finansal yenilik haline geliyor. Nispeten yeni olsa da, gelişmekte olan piyasalardaki tahvil ihracı hacmi önemli bir büyüme göstermiştir. Ancak, bu piyasalardaki yeşil tahvillerle ilgili akademik araştırmalar hala çok sınırlıdır. Bu karşılaştırmalı çalışma, bu tahvillerin Türkiye ve Endonezya'daki gelişimini analiz ederek yeşil tahvil geliştirmenin fırsatları ve riskleri sorusuna cevap vermek için tasarlanmaktadır. Bu akademik araştırmanın sonuçları, her iki ülkedeki pazar ekosistemlerini güçlendirmek ve genişletmek için kapsamlı bir yeşil tahvil geliştirme politikası çerçevesi önerecektir. Araştırma sonuçlarına göre, nispeten büyük bir potansiyel olmasına rağmen, her iki pazarda da yeşil tahvil geliştirme fırsatlarını engelleyebilecek çeşitli zorlukların olduğu analiz edilebilir. Karşılaştırmalı çalışmanın sonuçları, Türk hükümetinin yeşil tahvil ihraçlarını teşvik etmeye katılımının Endonezya'nınkinden görece daha düşük olduğunu göstermektedir. Özel sektör tahvil ihracında tek oyuncudur ve şimdiye kadar Türk hükümeti tarafından yeşil tahvil yönetimine ilişkin herhangi bir düzenleyici destek olmamıştır. Endonezya'daki yeşil tahvil ihracından farklıdır ve bu, daha büyük tahvil hacmine sahip kamu ve özel sektörden yeşil tahvil ihracı ile daha çeşitlidir. SWOT analizi testi aracılığıyla, bu araştırma, her iki pazarda da yeşil tahvillerin gelişimini teşvik edebilecek ve engel oluşturabilecek çeşitli faktörler belirlemiştir.

EndonezyaKarşılaştırmalı analizMINT ülkeleri+6
Adhıtya Wıra Dharma
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

BİST teknoloji şirketleri için risk analizi ve riske maruz değer üzerine bir inceleme

Küreselleşmenin sonucunda sermaye hareketlerinin serbestleşmesi, sermayenin sürekli olarak kâr arayışını hızlandırmıştır. Sermayenin önündeki engellerin kaldırılması ile sermaye daha fazla kâr elde edebileceği yatırım fırsatlarını kovalamaya başlamıştır. Bu durum, finansal piyasalarda işlem gören hisse senetlerinin volatilitesinin yükselmesine neden olmaktadır. Özellikle küçük yatırımcı için bu durum riskin artışı anlamına gelmektedir. Bu nedenle de riskin ölçülmesi ihtiyacı doğmuştur. Bu ihtiyacın bir ürünü olarak riske maruz değer yaklaşımı ortaya atılmıştır. Riske maruz değer, oluşabilecek en kötü senaryoda yaşanabilecek en büyük kaybı ifade etmektedir. Riske maruz değer (VaR), bir firma, portföy veya pozisyon içindeki finansal risk seviyesini belirli bir zaman çerçevesi içinde ölçen ve nicelleştiren bir istatistiktir. Bu ölçü, en yaygın olarak yatırım ve ticari bankalar tarafından kurumsal portföylerindeki potansiyel kayıpların kapsamını ve oluşma oranını belirlemek için kullanılmaktadır. Bu çalışmada Borsa İstanbul'da işlem gören teknoloji şirketlerinin hisse senedi fiyatlarının Monte Carlo Simülasyonu, varyans-kovaryans yöntemi ve tarihsel simülasyon yöntemiyle tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda her birinde üçer teknoloji şirketi bulunan iki ayrı varsayımsal portföy oluşturulmuş ve riske maruz değerleri hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda NETAŞ, ESCOM ve PLASTIKKART'tan oluşan Portföy A'nın riske maruz değeri %99 güven düzeyinde 10 günlük elde tutma süresi sonucunda monte carlo simülasyonuna göre -6.165,40 TL, varyans-kovaryans yöntemine -6.144,27 TL, tarihsel simülasyon yöntemine göre -9.218,81 TL hesaplanmıştır. KAREL, ASELSAN ve ALCATEL'den oluşan Portföy B'nin riske maruz değeri ise %99 güven düzeyinde 10 günlük elde tutma süresi sonunda Monte Carlo Simülasyonuna göre -5.020,03 TL, varyans-kovaryans yöntemine göre -4.956,67 TL, tarihsel simülasyon yöntemine göre -6.015,93 TL olarak hesaplanmıştır. Portföy A'nın marjinal riske maruz değeri -6.132,07 TL, Portföy B'nin -4.946,82 TL olarak hesaplanmıştır. Portföy A'ya ilişkin marjinal riske maruz değerde riski arttıran firmanın ESCOM olduğu, Portföy B'ye ilişkin marjinal riske maruz değerde riski arttıran firmanın ALCATEL olduğu tespit edilmiştir. Her üç simülasyon yöntemine göre Portföy A ve Portföy B'nin karşılaştırılması yapılmıştır. Marjinal riske maruz değerler göz önüne alındığında her üç yöntemin sonuçları karşılaştırıldığında Portföy A'nın daha riskli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Risk, riske maruz değer, Simülasyon, Monte Carlo Simülasyonu.

BenzetimBorsa İstanbulHisse senedi değeri+6
Meslina Turan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Blok zinciri teknolojisi temelli kitlesel fonlama üzerine bir inceleme

Her ikisi de yeni ve güncel kavramlar olan blok zinciri teknolojisi ve kitlesel fonlama bu çalışmada anlatılmış ve blok zinciri temelli kitlesel fonlama incelenmiştir. Bu bağlamda her iki kavram anlatılmış ve gerek blok zinciri teknolojisinin getirdiği yenilikler gerekse blok zinciri temelli kitlesel fonlamanın süreçler bazında getirileri değerlendirilmiştir. Bunun yanında blok zinciri temelli kitlesel fonlama olarak adlandırılabilecek kripto para arzları da çalışmada yer almaktadır.

Blok zinciri sistemiFinansal teknolojilerKitlesel fonlama+1
Seçkin Kara
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Tüketici kredi risklerinin, meta-sezgisel yaklaşımlar ileiyileştirilmiş rastgele ormanlar yöntemi aracılığıyla değerlendirilmesi

2007-2009 yıllarına dayanan küresel finans krizi, kredi risklerinin değerlendirilmesi analizlerine yönelik artan bir ilgiyi de beraberinde getirmiştir. Geri ödeme gücü zayıf çok sayıda hane halkına verilen konut kredilerini, bir diğer deyişle eşik altı kredileri ipoteğe dayalı türev ürünlere çevirerek başka yatırımcılara satan köklü ve büyük bankalar, birer sistemik risk kaynağı haline gelmiş ve maruz kaldıkları temerrüt risklerinin bütün finansal sisteme yayılmasına sebep olmuşlardır. Kredi talebinde bulunanlara ilişkin bilgi toplama ve değerlendirme yapmaya yönelik modern çalışmaların geçmişi 1940'lı yılları bulsa da istatistiksel yöntemlerin kullanımına ilişkin ilk örnekler 1960'ların sonuna doğru ortaya çıkmıştır. O zamanlardan günümüze kadar, hızla artan kredi miktarları ve kredi kullanan kişi sayısı ile paralel olarak borçlananlar ile ilgili daha fazla veri depolanmaya başlanmıştır. Bu verileri analiz edecek ve yoğun matematiksel hesaplamaya dayalı gelişmiş yöntemler de bilgisayar bilimi ile birlikte gelişme göstermiştir. İhtiyaçların ve çözümlerin bir sarmal şeklinde etkileşerek bugünlere gelmesiyle birlikte de kredi başvurularını değerlendirme yöntemlerine ilişkin geniş bir yazın ortaya çıkmıştır. Yazının çok büyük bir bölümünü istatistiksel ve makine öğrenme yöntemleri oluşturmaktadır. Bu yöntemlerin birçoğu, çok fazla değişken ve gözlem içeren karmaşık veri kümelerinden yorumlanabilir bilgi ve doğru tahmin ortaya çıkartmakta oldukça başarılı olmaktadır. Ancak yöntem başarılarında ortaya çıkan çok küçük farklılıklar şirket kar veya zararlarında ve hatta sistemin sürdürülebilirliği üzerinde çok büyük etkiler yaratabilecektir. Bu nedenle mevcut yöntem ve yaklaşımları iyileştirme ve geliştirme çabaları halen sürmektedir. Söz konusu çabaların bir parçası olarak bu çalışmada, performans kıyaslamasına imkân vermesi sebebiyle birçok çalışmada incelenmiş olan bir tüketici kredi veri kümesi hibrit bir yaklaşım ile analiz edilmiştir. Veri kümesinin öğrenimi ve tahminler, biyoloji ve tıp gibi alanlarda yapılan analiz çalışmalarında yoğun olarak kullanılmakla birlikte finans alanında kendine yeni yeni yer bulmaya başlayan bir makine öğrenme yöntemi olan Rastgele Ormanlar ile gerçekleştirilmiştir. Yöntemin iyileştirilmesi amacıyla da Genetik Algoritma ve Tavlama Benzetimi meta-sezgisel yaklaşımları ile değişken seçimi yapılmıştır. Böylelikle yöntemin eğitim sürecini olumsuz etkileyerek tahmin performansını düşüren değişkenlerin analizlerden elenmesi amaçlanmıştır. Tez ile önerilen bir dizayn ile birleştirilen meta-sezgisel yaklaşımların içerisinde Rastgele Ormanlar yöntemi gömülü olarak kullanılmıştır. Birleştirilmiş dizayn ile meta-sezgisel yaklaşımların güçlü yönleri kullanılarak zayıflıklarının bertaraf edilmesi sağlanmıştır. Kredi değerlendirme çalışmalarında, Genetik Algoritma sıklıkla kullanılmakla birlikte Tavlama Benzetimi uygulama örneği bulunmamaktadır. Sonuçlar Rastgele Ormanlar yönteminin hibritleştirilerek kullanımında, tek başına kullanımına göre tahmin performanslarında istatistiksel olarak anlamlı artışlar sağlandığını göstermektedir. Aynı veri kümesi ile analiz yapılan yazındaki diğer çalışmalar ile karşılaştırıldığında da önerilen hibrit yöntemin yüksek bir performans gösterdiği görülmektedir. Yöntem kredi başvuru değerlendirmelerinde karar vericilere büyük faydalar sağlayacaktır.

Değişken seçimiEvrimsel algoritmalarFinansal risk+7
Hazar Altınbaş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Küçük ve orta ölçekli işletmeler için devlet finansal desteklerinin incelenmesi. Türkiye ve Gana'nın karşılaştırmalı analizi

Bu çalışma, bir arşivsel araştırma yöntemi kullanılarak, Türkiye ve Gana arasında gerçekleştirilen karşılaştırmalı bir analiz yoluyla devletin küçük ve orta büyüklükteki işletmelere olan finansal desteğini incelemektedir. Çalışma, KOBİ'lerin büyümesi ve sürdürülebilirliğiyle ilgili planlar ve politikaların ortaya konması ve bunlardan sorumlu kurumların oluşturulmasıyla devletin KOBİ'leri finansal olarak desteklemeye yönelik düzenli bir pozitif eğilime sahip olduğunu göstermiştir. Ayrıca KOSGEB ve KGF'nin operasyonlarındaki diğer engellerin yanında, Türkiye'dedevletin KOBİ'lere yönelik finansal desteğinin karşılaştığı temel zorluklarınKOBİ'lerin yüksek oranda temerrüde düşmesi ve kredilerini belirlenen zamanda geri ödeyememesi olduğu ortaya konmuştur. Gerekli teknolojik süreçlerin ve ihtiyaç duyulan ekipmanların eksikliği nedeniyle KOBİ'lerin faaliyetlerinde verimsizlikler de söz konusu olmaktadır. Buna ek olarak, Gana'da NBSSSI ve MASLOC faaliyetlerindeki ana problemler, KOBİ'lerin belirlenmelerini ve değerlendirilmelerini zorlaştıran resmi olmayan yapıları ve KOBİ faaliyetlerine yönelik verilerin ve kayıtların eksikliğidir. Çalışmada, her ne kadar iki ülkede de KOBİ'lerde benzer sorunlar ve faaliyetler olsa da, Türkiye KOBİ'lerin krediye ulaşabilmelerini kolaylaştıran Kredi Garanti Fonu kullanılırken Gana'da KOBİ'lerin bu kurumlardan kredi alabilmeleri için garantiler ve ek hizmetler vermek durumunda olmasıyla birlikte, iki ülke tarafından benimsenen yaklaşımların birbirinden farklı olduğu sonucuna varılmıştır.

Devlet desteğiDevlet yardımıFinansal destek+5
Ishmael Arhın
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sivil havacılık sektöründe uçak bakım maliyetlerinin yıllara göre incelenmesi: İstanbulda kurulu bir uçak bakım firması üzerine bir uygulama

Günümüzde milyonlarca insan havayolu ulaşımı kullanmaktadır. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü'nün açıklamalarına göre 2018 yılında havayolu vasıtasını tercih eden yolcu sayısı yaklaşık olarak 4.3 milyarı bulmuştur. Aynı yıl içinde taşınan kargo miktarı da oldukça yüksek miktarlara ulaşarak, taşınan toplam kargo miktarı 62 milyon ton olmuştur. Havacılık sektöründe önemli bir paya sahip olan Türkiye'de 2018 yılında 210 milyon yolcu havayolu taşımacılığını tercih etmiş ve yaklaşık olarak 2 milyon uçuş gerçekleştirilmiştir. Aynı dönemde 3.8 milyon ton kargo taşıması havayolu aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Her geçen gün artan rekabet seviyeleriyle birlikte işletmelere ve kurumlara ait hava araçlarının sayısında önemli oranda artışlar yaşanmıştır. Zaman geçtikte daha fazla uçuş faaliyeti gerçekleştiren hava araçlarının görevlerini yerine getirirken ihtiyaç duydukları ekipman ve teknik altyapının sıklıkla kontrolden geçmesi, bir takım iyileştirmelerin yapılması ve bakımı yapılan bölgedeki etkinliğin ve verimliliğin istenen seviyelerde olup olmadığının kontrol edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle farklı tipteki uçaklar belirli uçuş saatlerini tamamladıklarında veya bir arıza olması durumunda bakım ve onarım merkezlerine gelmektedirler. Bakım & onarım faaliyetini gerçekleştiren merkezlere göre bakıma gelecek uçaklara sınırlı bir zaman ve yer vererek en kısa sürede bakımı tamamlamak hayati önem taşımaktadır. Çalışmada 2001-2019 yıllarında İstanbul'da kurulu olan bir hava aracı bakım firmasına gelen uçakların bakım maliyetlerinde ortaya çıkan değişimlerin sebepleri, panel veri analizi ile incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Panel veri analizi, Sivil havacılık, Uçak Bakım.

BakımBakım onarım sistemiHavacılık sektörü+4
Gökay Şıktaşlı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Şirket değerlenmesinde reel opsiyonun teorisinin uygulanması

Bir işletme çeşitli nedenlerden dolayı kendi başına bir değerleme yapmak isteyebilir. Yıllar boyunca geleneksel yöntemler finansal alanda daha çok kullanılan yöntem olmuştur. Şirketin muhasebesine büyük ölçüde destek veren bu yöntemler, şirketin birçok iç yatırımının (opsiyon olarak da adlandırılır) masaya koyabileceği potansiyel değeri yansıtmamaktadır. Bu durumla yüzleşmek için, bilimin farklı alanlarının yöntemleri uyarlanıp finansal dünya diğer alanlarından araçlar almıştır. Finansal opsiyonu hesaplanma şekli, altta yatan seçeneğin riskine ve belirsizliğine dayanmakta; ve bu "değişkenliğin" işletmenin değerini arttırıcı olarak görünmektedir. Reel Opsiyon Değerleme (ROD ingilizce kısaltması), yatırımcılar ve yöneticiler için mevcut en yenilikçi tekniklerden biridir. Finansal Opsiyon Metodolojisi'nin uygulanması ve işletmeye sürekli bir yatırım projesi olarak yaklaşımı, Şirket Değerleme yöntemlerine ana katkılarından biridir. Net Bugünkü Değeri (NBD) düşük olan işletmeler; hatta olumsuz bir değerlemeyle bile, piyasadaki güçlü yönleri ve fırsatları göz önüne alındığında, olası bir nakit üreticisi olarak alınabilmektedir.

DeğerlemeFirma değeriFirma değerlemesi+1
Alvaro Jesus Castro Arce
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişmekte olan döviz piyasalarında etkin piyasalar hipotezinin test edilmesi üzerine bir inceleme

Bu çalışmanın temel amacı gelişmekte olan döviz piyasalarının zayıf formda piyasa etkinliğinin araştırılması ve döviz kurları arasındaki etkileşimlerin incelenmesidir. Zayıf formda etkinlik, geçmiş fiyat hareketlerinden yararlanılarak gelecekteki fiyat hareketlerinin ön görülemeyeceğini savunur. Eğer bir piyasanın zayıf formda etkinliği bulunmuyor ise bu piyasanın yarı güçlü ve güçlü formda etkinliğinin bulunması da söz konusu değildir. Bu araştırma için, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü'nün (OECD) Kalkınma Yardım Komitesi (DAC) tarafından 2018-2022 dönemi için yayınladıkları resmi kalkınma yardımı almaya hak kazanan ülkeler listesinde gelişmekte olan ülkeler grubunda yer alan gelir düzeyi yüksek olan Türkiye, Arjantin, Meksika ve Jamaika ülkeleri ele alınmıştır. İlgili ülkelerin döviz piyasalarının Ocak 2009-Ocak 2019 dönemine ait haftalık verilerine www.investing.com adresinden ulaşılmıştır. İlgili ülkelerin piyasa etkinliği, döviz piyasalarında gerçekleştirilen işlemlerde en büyük paya sahip olan Amerikan Doları, Euro ve Japon Yeni para birimleri üzerinden test edilmiştir. Piyasaların etkinliği Geliştirilmiş Dickey Fuller ve Phillips Perron birim kök testleri ile sınanmıştır. Zayıf formda etkin bir piyasada fiyat hareketlerinin rassal yürüyüş izlemesi beklendiği için etkinlik hipotezi rassal yürüyüş modeli ile birlikte değerlendirilmiştir. Bu çalışma ile aynı zamanda gelişmekte olan döviz piyasalarına ait geçmiş bilgileri kullanarak gelecekteki fiyat tahmin edilebilirliğini ölçmek amaçlanmıştır. Teknolojik gelişmelerin yaşanması ve ülke ekonomilerinde serbestleşme, küreselleşmeyi beraberinde getirerek piyasalar arasında bütünleşmeyi sağlamıştır. Bu amaç doğrultusunda eşbütünleşme kavramıyla beraber ilgili gelişmekte olan döviz piyasalarında ilgili döviz kurları arasındaki etkileşim Johansen Eşbütünleşme Testleri ile analize tabi tutularak döviz kurları arasındaki eşbütünleşme ilişkisi ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Döviz Piyasası, Etkin Piyasa Hipotezi, Gelişmekte Olan Ülkeler.

Döviz kuru politikalarıDöviz piyasasıEtkin piyasa teorisi+2
Ceren Aycan Gürel
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors