Theses supervised by Prof. Dr. Erhan Demireli
20 theses · Dokuz Eylül University
BİST petrol endeksinde yer alan sanayi işletmelerinde finansal performans analizi ve TOPSIS Yöntemi ile bir uygulama
Günümüz rekabet koşullarında işletmelerin başarılı olabilmeleri için ve devamlılıklarını sürdürebilmeleri açısından performans ölçümü çok büyük önem taşımaktadır. Petrole dayalı sanayi işletmeleri de tıpkı diğer işletmeler gibi rekabet koşullarına ayak uydurmak ve kârlılıklarını artırması açısında finansal performanslarını değerlendirme yoluna giderler. Çalışmada Borsa İstanbul (BİST)'da işlem gören, petrol endeksinde yer alan petrole dayalı 3 işletmenin 2011-2015 yılları arasındaki finansal tabloları kullanılarak bu işletmelerin finansal performansları TOPSIS yöntemi ile analiz edilmiştir. Bu çalışmada işletmelerin finansal performansları incelenirken likidite, kârlılık, faaliyet ve kaldıraç oranları kullanılmıştır. Bu oranlar yardımıyla işletmelerin finansal performans düzeyleri belirlenmiştir. Çalışmanın ilerleyen aşamalarında hesaplanan finansal performans puanlarıyla işletmelerin en iyi pozitif değere yakınlık ve negatif değere uzaklık (ideal değerler) bakımından değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışmanın sonunda TOPSIS sonucuna göre en iyi performansa sahip olan işletmelerin sıralamaları ile işletmelerin brüt kar sıralaması arasında bir ilişkinin olup olmadığı araştırılmış ve işletme brüt karlılığının ise nafta ve etilen fiyatları arasındaki dalgalanmadan ne derece etkilendiği incelenmiştir. İşletmelerin finansal performanslarının belirlenmesi ve değerlendirilmesi işletme sahipleri ve yöneticilerinin yanında işletme hissedarları, vergi kurumları, kredi verenler, yatırımcılar ve kamu kuruluşları içinde önem arz etmektedir. Bu açıklamalar neticesinde teorik verilerin yanında işletmelerin finansal performans düzeyleri ile ilgili sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Petrole Dayalı Sanayi İşletmeleri, BİST Petrol Endeksi, Finansal Performans, TOPSIS Yöntemi.
Veri zarflama analizi ile etkinlik ölçümü: İzmir ili devlet hastanelerinde bir uygulama
Yaşlı nüfusun artması, sağlık hizmetlerine olan talepteki büyüme, kronik hastalıkların yaygınlaşması ve sağlık teknolojilerindeki yenilikler sağlık hizmetlerinin maliyetini artırırken toplam sağlık harcamalarında da artış yaşanmasına neden olmaktadır. Bu nedenle sınırlı kaynakların etkin ve verimli kullanımı sunulan hizmetlerin sürekliliği açısından son derece önem arz etmektedir. Bu çalışma kapsamında İzmir ilinde faaliyet gösteren tüm kamu hastanelerinin göreceli etkinliklerinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda karar verme birimlerinin ölçeğe göre sabit getiri ve ölçeğe göre değişken getiri varsayımları altında etkinliklerinin ölçülmesi, ölçek etkinliğinin hesaplanması ve etkin olmayan birimlerin etkin düzeye getirilebilmesi için yapılması gereken iyileştirmelerin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca hesaplanan süper etkinlik skorları aracılığıyla da etkin karar verme birimlerinin kendi içerisindeki sıralamasını ortaya koymak amaçlanmıştır. Girdi değişkeni olarak fiili yatak sayısı, uzman ve pratisyen hekim sayısı, hemşire sayısı kullanılırken, çıktı değişkeni olarak poliklinik hizmet sayısı, taburcu olan hasta sayısı ve ameliyat sayısı kullanılmıştır. Bu araştırmada kullanılan 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ait veriler, Sağlık Bakanlığı, İstatistik, Analiz Bilgi Sistemleri Daire Başkanlığı birimlerinden yazılı izin ile temin edilmiştir. Yürütülen analizlerde Dea Solver paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, İzmir ilinde faaliyette bulunan Sağlık Bakanlığı'na bağlı genel devlet hastaneleri, genel dal hastaneleri, genel eğitim ve araştırma hastaneleri oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında örneklem seçilmemiş olup araştırma evreninin tamamı üzerinden analizler gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda hem ölçeğe göre sabit getiri varsayımında hem de ölçeğe göre değişken getiri varsayımında etkin sonuçlar vererek ölçek etkin bulunan hastane sayısı 2014 yılında 8, 2015 yılında 10, 2016 yılında ise 6 olarak bulunmuştur. İzmir ilinde faaliyet gösteren kamu hastanelerinin etkinlik ortalaması skorları 2014 yılından 2015 yılına gelindiğinde artış gösterirken, 2016 yılında bir önceki yıla göre azalış göstermiştir. Etkin olmayan hastanelerin etkinlik sınırına erişebilmesi için taburcu edilen hasta sayısı ve ameliyat sayısının artırılması önem arz etmektedir.
Kripto para piyasası için koşullu değişen varyans modelleri ve nedensellik analizi üzerine bir uygulama
Bu çalışma kripto paralar, blokzincir ve volatilite kavramları üzerine inceleme ve testler yapan bir uygulama içermektedir. Blokzincir bakımından bu teknolojinin yarattığı veri güvenliği, veri gizliliği ve en önemli özelliği olan şeffaflık imkânın felsefi ve potansiyel boyutlarına değinilmektedir. Kripto paralar bakımından, kripto para piyasalarının, geleneksel finans piyasalarından farklı yapılarda volatilite kümelenmeleri ve kaldıraç etkileri olduğu çalışmada incelenmiştir. Aynı zamanda kripto para birimlerindeki fiyat dalgalanmaları arasında istatistiksel nedensellik ilişkileri sınanmaktadır. Kripto para piyasalarındaki yüksek düzeydeki oynaklığın öngörülmesi için, kripto para birimlerinde daha ileri düzeyde volatilite modellemelerinin uygun olabileceğine dair testler gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kullanılan veriler Eylül 2023 tarihi temel alınarak kripto piyasalardaki en yüksek hacimli beş kripto para birimlerinden oluşturulmuştur. Bu kapsamda GARCH (Generalized Autoregressive Conditional Heteroskedasticity) ve onun çeşitli genişlemiş formları olan EGARCH (Exponential GARCH), GJR-GARCH (Glosten, Jagannathan ve Runkle tarafından geliştirilen GARCH) ve TGARCH (Threshold GARCH) modelleri uygulanmıştır. Uygun GARCH model atamasında dağılım özellikleri dikkate alınmıştır. Uygunluğun varsayımları çarpıklık, basıklık ve yüksek log-likelihood değer değişkenleriyle belirlenmiş ve buna istinaden GARCH modellerindeki uygun (p),(q) değer atamaları sağlanmıştır. Aynı zamanda seride standartlaştırılmış artıkların incelenmesi ve Jarque-Bera testi analizleri gerçekleştirilerek kurulan modellerin sağlamlılığı test edilmiştir. Çalışmada yapılan tüm testler Python, R ve Eviews uygulamaları kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Yapılan sınamalarda sabit kripto paralar hariç EGARCH , GJR-GARCH ve TGARCH için en iyi otoregresif gecikme derecesi (p)= 4 ve en iyi hareketli ortalama gecikme derecesi (q) = 3 bulunmuştur. Sabit kripto birimlerde bu değerler (1,1) olarak belirlenmiştir. Bu nedenle GARCH, EGARCH, GJR-GARCH ve TGARCH analizlerinde de (1,1) modeli kurularak (4,3) modeli ile karşılaştırmalı analiz gerçekleşmiştir. En uygun volatilite kümeleme etkisi GJR-GARCH (4,3) modelinde görülmüştür. En uygun kaldıraç etkisi EGARCH (4,3) modelinde görülmüştür. EGARCH ve GJR-GARCH modelleri stablecoin ve kripto birimlerle kurulan modellemelerde daha olumlu bir yaklaşıma sahip olduğu gözlenmektedir. GARCH model varyasyonları dışında ilgili kripto para birimlerinde Granger nedensellik testleri ve Yamamoto nedensellik testleri yapılarak kripto para birimleri arasındaki nedensellik ilişkileri incelenmiştir. GARCH analizlerinde kullanılan bazı modellerdeki bazı kripto para birimlerinde olan daha fazla uygunluğun temel sebepleri nedensellik ilişkisi ile analiz edilmiştir. Yapılan nedensellik incelemelerinde, Etherum'un Bitcoin, Bitcoin'nin de Ethereum arasında çift yönlü etkileme potansiyelleri gözlemlenmiştir. Ancak sabit kripto birimlerde ilgili diğer kripto birimler için bir nedensellik gözlemlenmemiştir. Anahtar Kelimeler: Blokzincir, Kripto Paralar, Koşullu Varyans, Asimetrik GARCH Modelleri, Granger, Yamamoto, Nedensellik Testleri
Kripto para piyasasında bitcoin ve seçilmiş altcoinler arası eşbütünleşme ve nedensellik analizi
Kripto para birimleri, zaman içerisinde teknolojinin gelişmesiyle birlikte geleneksel yatırım araçlarına alternatif olarak merkeziyetsiz bir yapıda ortaya çıkmıştır. Kripto para piyasası içinde en yüksek piyasa değerine sahip olan Bitcoin'in piyasadaki başarısı, sanal paraların önünü açmış olup zamanla gerçekleştirilen bazı düzenlemeler ve değişiklikler ile Bitcoin'e alternatif birçok kripto para birimleri (altcoin) oluşturulmuştur. Çalışmanın amacı kripto para piyasasına öncülük eden Bitcoin ile seçilmiş altcoinler arasındaki ilişkinin ve nedenselliğin varlığını tespit ederek yatırımcıların daha bilimsel nitelikte yararlanabileceği bilgiler ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda Bitcoin ile Ethereum(ETH), Binance Coin (BNB), Cardano (ADA) , Litecoin (LTC), Tron (TRX), Stellar (XLM), IOTA altcoinlerinin arasındaki eşbütünleşme ve nedensellik ilişki ölçülmüştür. Uzun dönemli ilişkinin var olup olmadığı Engle Granger Eşbütünleşme yöntemiyle, kısa dönemli ilişkinin var olup olmadığı Sıradan En Küçük Kareler Yöntemiyle, nedensellik ilişkisinin var olup olmadığı da Toda Yamamato Nedensellik yöntemiyle test edilmiştir. Çalışma kapsamında veri seti olarak 14.06.2018-01.12.2021 tarihleri arasında kripto para birimlerinin günlük kapanış fiyatları kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Engle Granger Testine göre BTC ile seçilen altcoinler arasında uzun dönemli eşbütünleşme ilişkisi bulunamamıştır. OLS testine göre bağımsız ve bağımlı değişkenler arasında kısa dönemli ilişkinin var olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Toda Yamamato Testine göre BTC'den ADA, ETH, IOTA, TRX, XLM alt coinlerine doğru granger nedensellik olduğu, BTC'den BNB ve LTC coinlerine doğru granger nedensellik olmadığı ve BTC'den etkilenmedikleri sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bitcoin, Altcoin, Engle Granger Eşbütünleşme Testi, Toda Yamamato Nedensellik Testi
Temel analiz yöntemi ile hisse senedi değerinin belirlenmesi İskenderun Demir ve Çelik AŞ. üzerine bir inceleme
Hisse senedi değerlemesi, pazarda hisse senedinin sahip olduğu fiyatların gerçekçilik durumuna karar verebilmek için kullanılmaktadır. Gerçek değerinin altında veya üstünde oluşan fiyatların oluşmasına sebep olan şartların ortadan kalkması ile birlikte gerçek pazar değerine yaklaşmaktadır. Hisse senetlerinden sermaye piyasasında işlem görenler arasında en uygun olanlarının seçilebilmesi için bazı analizler yapılmaktadır. Kullanılan analizler içerisinde kapsamlı ve geniş olanı temel analiz yaklaşımı olduğu görülmektedir. Bu çalışma, temel analiz yöntemiyle İskenderun Demir ve Çelik firmasının gerçek değerinin tespit edilmesi ve gerçek değer göz önünde bulundurularak hisse senedi alım-satım noktalarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Ayrıca bu çalışma tasarruflarını hisse senedinde değerlendirecek olan yatırımcılar için şirketlere nasıl değer biçilmeli sorusuna yanıt vererek finansal okuryazarlığa katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Çalışmada ele alınan İskenderun Demir ve Çelik firması ve demir çelik sektörü dünyadaki gelişim ve büyümeden ne ölçüde pay alacağı, pay alırken kaynaklarnı ne derecede etkili kullandığı ve kullanacağı ayrıca geçmiş performansları ile gelecekte neler yapabileceği belirli varsayımlar altında açıklanmıştır. Elde edilen veriler ışığında şirketin değeri belirlenmiştir. Buna göre, piyasa çarpanlarına göre yapılan değerlemeler sonucu 2020-2024 yılları şirket piyasa değeri belirlenmiştir. Firmanın satışlarında beklenen istikrarlı artış ile hisse değerinin de artacağı bulgusu elde edilmiştir.
BIST enerji sektöründe risk profili analizi
Bu çalışma, 4 Mart 2019 - 6 Mart 2020 döneminde BIST100'de kesintisiz olarak yer alan enerji sektöründe faaliyet gösteren 7 şirkete ait hisse senedinin toplam riskleri içerisindeki sistematik ve sistematik olmayan risklerin "Sermaye Varlıklarını Fiyatlandırma Modeli" aracılığı ile tespit edilmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Ayrıca bu 7 hisse senedinin riske maruz değerinin portföy etkisi dikkate alınarak ve portföy etkisi dikkate alınmadan ölçülmesi de amaçlanmıştır. Çalışmada öncelikle 7 hisse senedinin ve Ulusal Tüm Endeks kapanış değerleri aracılığıyla günlük getiriler hesaplanmış ve tanımlayıcı istatistikler hesaplanmıştır. Sonrasında 722.060 TL'lik varsayımsal portföyün riske maruz değeri hesaplanmıştır. Beta katsayıları bulunduktan sonra toplam riskleri ve toplam riske maruz değerleri, sistematik risk ve sistematik olmayan risk olarak ayrıştırılmıştır. Sonraki aşamada IVaR yöntemiyle portföydeki varlıkların toplam VaR'a yaptıkları katkılar incelenmiş ve 7 hissenin 2'sinin Beta katsayılarının 1'den küçük olduğu, dolayısıyla pazarın sahip olduğu getiriden düşük getiri vaat ettiği, buna karşılık pazarın dalgalanmalarından da daha az etkilendiği görülmüştür. Çalışmada toplam riskin içerisinde sistematik ve sistematik olmayan risklerin payı incelenmiş, ayrıca CAPM regresyon denklemlerini kullanarak risksiz faiz oranı üzerindeki getiride meydana gelecek değişikliklerin hisselere yansımasının ne olacağı tahmin edilmiştir.
Gayrimenkul yatırım ortaklıkları ve çok kriterli karar verme yöntemleriyle BİST 100'de işlem gören GYO'ların performans analizi
Nüfus ve kentleşme oranlarının artışı ile gayrimenkul ihtiyacı artmış,özellikle konut ve tesis projelerinin finansman ihtiyacının karşılanması daha karmaşık bir hal almıştır. GYO'lar bu sorunlara çözüm üretmek amacıyla ortaya çıkmıştır.Özellikle büyük ölçekli gayrimenkul yatırımları için bu ortaklıklar pek çok avantaj barındırmaktadır. Ayrıca, GYO'lar 1950'li yıllarda kurulan iş ortaklıklarına kadar uzanan tarihi ile zamanla ülkemizde ve diğer birçok ülkede önemli bir yatırım alternatifi olmuştur. Küçük tasarruf sahiplerinin de büyük ölçekli yatırımlara katılımlarına imkan veren GYO'lar, profesyonel yönetim anlayışı ile cazibeli bir yatırım aracı olarak görülmüştür. GYO'ların hem sektör hem de yatırımcılar bazında performansları her zaman göz önünde bulundurulmak zorundadır.Finansal performanslarının değerlendirilmesine yardımcı olan veriler ışığında yatırımcılar portföy oluşturma kararlarını şekillendirecektir. Çok Kriterli Karar Verme Yöntemleri bu kararların alınmasında daha doğru yollar izlenmesine olanak vermektedir. Bu çalışmada, GYO kavramı, tarihi, işlevleri ve avantajları hakkında bilgiler verilip, Çok Kriterli Karar Verme Yöntemleri anlatılmıştır. Ardından BİST'de faaliyet gösteren beş GYO'nun 2012-2018 yılları arasında göstermiş olduğu finansal performanslar, finansal tablolarından edinilen oranlar kullanılarak AHP ve TOPSIS yöntemleri ile ölçülmüştür.
Bireysel yatırımcı davranış ve kararlarının davranışsal finans kapsamında değerlendirilmesi: Balıkesir iline bağlı Ayvalık ilçesi örneği
Davranışsal finans modeli, yatırımcıların rasyonel olmadığı varsayımına dayanır. Rasyonel olmayan yatırımcıların, yatırım kararlarını verirken etkilendiği faktörleri inceleyen ve son yıllarda önem kazanan bir daldır. Çalışmamızda Balıkesir iline bağlı Ayvalık ilçesindeki bireysel yatırımcıların davranış ve kararlarının davranışsal finans kapsamında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bunun için anket yönteminden yararlanılmıştır.3 bölümden oluşan 41 soruluk anket söz konusu bölgedeki katılımcılara ulaştırılmıştır. 385 bireysel yatırımcıya ulaşılmıştır. Çalışmamızda öncelikle tüm soruların frekans analizi yapılmıştır. Daha sonra hipotezler kurulmuştur. Hipotezlerin test edilebilmesi için ki-kare ve oneway-ANOVA analiz yöntemlerinden faydalanılmıştır. Sonuç olarak bireysel yatırımcıların karar verme aşamasında psikolojik eğilimler ve önyargılardan etkilenerek rasyonel olmayan kararlar verebilecekleri görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Davranışsal Finans, Bireysel Yatırımcı, Psikolojik Eğilimler.
Finansal yönüyle yenilenbilir enerji kaynaklarının içerik analizi
Dünyada meydana gelen enerji tüketimi ile finansal gelişme sıkça araştırılan konular içerisinde yer almaktadır. Yenilenebilir enerji gün geçtikçe önemini arttıran ve talep gören bir konudur. Yenilenebilir enerjinin tüketimi, üretimi, işletimi ile finansal değerler arasında ilişkinin araştırılması, yenilenebilir enerjinin gelişimi için önem oluşturmaktadır. Bu çalışma, 2002-2018 yılları arasında yenilenebilir enerjiyle ilişkili çalışmaların literatür taraması tekniğiyle Dergipark, Science Direct vb. veri tabanlarından ulaşılan makale, tez ve sempozyumların incelenmesi ve belirlenen ölçütler açısından araştırma dağılımlarını ortaya koymayı amaçlaması nedeniyle betimsel içerik analizi özelliği taşımaktadır. Akademik araştırmalarda literatür taraması süreci; araştırma konusu ile ilgili daha önce yayınlanan eserlerin araştırılması, bulunması, incelenmesi, okunması, tasnif edilmesi, özetlenmesi ve sentez edilmesi gibi çalışmaları içermektedir. Literatür taramasının ve analizinin asıl amacı önceki literatürün araştırılan konu hakkında geldiği noktayı tespit etmek, literatürdeki boşluk ve atlamaları ortaya koymak ve kendi çalışmamızın önceki literatür içerisinde nereye oturacağını tespit etmektir
Portföy oluşturma sorunu: BİST 100 endeksinde kümeleme analizi ile portföy oluşturma üzerine bir uygulama
Son yıllarda ekonomik sistemin küreselleşme hızının artmasıyla birlikte finansal piyasaların gelişimi de büyük bir ivme kazanmıştır. Borsaların büyümesi, halka arzların artması, yeni finansal enstrümanlarının ortaya çıkması ve bunlara kolay erişim vb. gelişmeler borsa yatırımlarının popülerlik kazanmasını sağlamıştır. Ancak anlık değişimlerin, hızlı ve yoğun haber akışların olduğu ve anında tüm dünya piyasalarına yayıldığı yüksek belirsizlik içeren böylesine kompleks bir piyasada yatırımcıların ellerindeki fonlarını doğru bir şekilde değerlendirmesi güçleşmektedir. Fakat yatırımcıların yatırım kararlarını doğru bir şekilde vermelerine yardımcı olacak bir takım istatiksel analiz teknikleri ve algoritmalar geliştirilmiştir. Bunlardan biride çok değişkenli istatiksel yöntemlerden biri olan kümeleme analizidir. Kümeleme analizi ile karmaşık bir veri seti belirli değişkenlere göre gruplanarak, verilerin daha anlamlı kılınması sağlamakla beraber elde edilen bulgular neticesinde daha sağlıklı kararların verilmesine yardımcı olması bakımından tercih edilebilecek bir yöntemdir. Bu çalışmada Borsa İstanbul 100 Endeksinde 2014-2018 yılları arasında yer alan 89 adet hisse senedi üzerinde kümeleme analizi uygulanarak homojen kümelerin elde edilmesi amacıyla oluşan portföylerin hem sektörel bazda hem de yer aldıkları genel küme içerisinde en iyi getiri performansına sahip olan şirketler tespit edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca her küme değişkenler bazında analiz edilmiş, farklı yatırımcı profilleri için optimal portföyler belirlenmiş ve yatırımcılar açısından kolay değerlendirilebilecek şekilde portföyler yorumlamaya çalışılmıştır.
Kredi analizlerinde aktarma-arındırma işlemleri
Kredi talebinde bulunan firmalar genellikle kredibilitelerini artırmak ve finansal açıdan kendilerini daha güçlü gösterebilmek adına mali verilerinde birtakım değişiklikler yaparlar. Makyajlama da dediğimiz bu değişikliklerin tespiti ve düzeltilmesi kredi veren kuruluşlar açısından son derece önemlidir. Bankalar ve kredi veren diğer finansal kuruluşlar için kredilendirme süreci batık kredi riskini minimum düzeye indirgemek açısından büyük önem arz etmektedir. Bankalar kredilendirilecek firmanın likidite ve kaynak yapısını doğru tespit edebilmek, rasyolarını ve kredi ihtiyacını doğru hesaplayabilmek isterler. Bunun içinde firmanın mali verileri üzerinde çeşitli aktarma arındırma işlemleri yaparak bilançonun en yalın ve ihtiyatlı haline ulaşmaya çalışırlar. Çalışmanın temel amacı, kredi talebinde bulunan işletmelerin mali verilerinin en saf haline getirilmesi ve gerekli aktarma arındırma işlemleri yapılarak kredi ödeme kabiliyetinin doğru ölçülmesini sağlamaktır.
Veri zarflama analizi ile özel sermayeli bankalarda etkinlik ölçümü: Türkiye uygulaması
Tüm sektörlerde olduğu gibi bankacılık sektöründe de rekabet hızla artış göstermektedir. Bankaların sınırlı kaynaklarını en etkin biçimde kullanmaları hedeflerine ulaşmaları bakımından önem kazanmaktadır. Bu çalışma kapsamında Türkiye'de 2014-2015-2016 yıllarında faaliyet gösteren 13 özel sermayeli bankanın göreceli etkinliklerinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda karar verme birimlerinin ölçeğe göre sabit getiri ve ölçeğe göre değişken getiri varsayımları altında etkinliklerinin ölçülmesi, ölçek etkinliğinin hesaplanması ve etkin olmayan birimlerin etkin düzeye getirilebilmesi için yapılması gereken iyileştirmelerin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca hesaplanan süper etkinlik skorları aracılığıyla da etkin karar verme birimlerinin kendi içerisindeki sıralamasını ortaya koymak amaçlanmıştır. Girdi değişkeni olarak şube sayısı, personel sayısı, toplam aktif ve toplam faiz gideri kullanılırken, çıktı değişkeni olarak toplam kar, toplam kredi ve toplam mevduat kullanılmıştır. Bu araştırmada kullanılan 2014, 2015 ve 2016 yıllarına ait veriler, Türkiye Bankalar Birliği resmi sitesinde her yıl mayıs ayında bir önceki yılın verileri olarak yayınlanan Bankalarımız kitaplarından temin edilmiştir. Yürütülen analizlerde Dea Solver paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, Türkiye'de 2014-2015-2016 yılında faaliyet göstermiş özel sermayeli bankalar oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında örneklem seçilmemiş olup araştırma evreninin tamamı üzerinden analizler gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda hem ölçeğe göre sabit getiri varsayımında hem de ölçeğe göre değişken getiri varsayımında etkin sonuçlar vererek ölçek etkin bulunan banka sayısı 2014 yılında 10, 2015 yılında 9, 2016 yılında ise olarak bulunmuştur. Türkiye'de 2013-2014-2015 yılında faaliyet gösteren özel sermayeli bankaların etkinlik ortalaması skorları 2014 yılından 2015 yılına gelindiğinde artış gösterirken, 2016 yılında bir önceki yıla göre azalış göstermiştir. Etkin olmayan bankaların etkinlik sınırına erişebilmesi için personel sayılarını ve faiz giderlerini azaltmaları toplam karlarını artırmaları önem arz etmektedir.
Bankacılık sektöründeki katılım bankalarının finansal performanslarının karşılaştırılması:Türkiye örneği
Ülke ekonomisini ayakta tutan finans sektörü ve bu sektörde dengeyi sağlayan da bankalardır. Katılım bankaları da bu sektörde gün geçtikçe daha da güçlü bir şekilde yerini almaktadır. Sadece İslam ülkelerinde değil, dünyada yaygınlık gösteren Katılım bankaları, Türkiye'de de artık kalıcı bir yer edinmiştir. Bu çalışmada; katılım bankacılığı kavramının tanımı, felsefesi, özellikleri, tarihi, ortaya çıkış nedenleri, amaçları, önemi, hizmetleri, türleri, katılım bankalarının fon kaynak ve kullanımları, katılım bankalarının ekonomiye etkileri ve sorunlarından bahsedilmiştir. Türkiye'de faaliyet gösteren beş katılım bankasının performansları karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma 2010 – 2017 yıllarını kapsamaktadır. Bu kapsamda beş bankanın Türkiye Bankalar Birliğindeki rasyo verilerinden yararlanmıştır. Analizde Topsis yöntemi kullanılarak, seçilen 28 rasyo ile analiz tamamlanmıştır. Analiz sonucunda bankalar, aldıkları puana göre sıralanmıştır. En yüksek puanı alan banka birinci sırada, en düşük puanı alan banka ise beşinci sırada yer almıştır. Anahtar Kelimeler: Finansal Performans, Katılım Bankaları, Topsis Yöntemi
Kamu sermayeli bankaların finansal performanslarının karşılaştırılması: Türkiye örneği
Bir ülkenin ekonomisinin güçlülüğünden bahsedebilmemiz için, o ülkede sağlam bir finansal sektörün varlığına ihtiyacımız vardır. Finansal sektörü ele aldığımızda ise temel yapı taşı olarak bankalar karşımıza çıkmaktadır. Performansı güçlü, başarılı, karlı bir bankacılık sisteminin varlığı, ülke ekonomisinin kalkınması açısından son derece önemlidir. Bu çalışmada; bankacılığın tanımına, önemine, işlevlerine ve tarihçesine değinildikten sonra Türkiye'de faaliyet gösteren üç kamu bankasının performansları karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma 2010 – 2016 yıllarını kapsamaktadır. Bu kapsamda üç bankanın Türkiye Bankalar Birliği'ndeki rasyo verilerinden yararlanılmıştır. Çalışmada Analiz için Topsis yöntemi tercih edilmiştir. Seçilen 28 rasyo ile analiz tamamlanarak elde edilen bulgular neticesinde bankalar aldıkları puana göre sıralanmıştır. En yüksek puanı alan bankaya birinci sırada yer verilirken, en düşük puanı alan bankaya ise üçüncü sırada yer verilmiştir.
İhracatın finansmanında ticari banka kredileri ve Türk Eximbank ürünleri üzerine bir inceleme
İhracat, mal veya hizmetin dış pazara satılarak ülkeye döviz girdisi sağlamaktadır. İhracata destek verilerek İthalattan daha fazla ihracat yapılması dış ticaret açığının da azalmasına katkıda bulunacaktır. Gelişmekte olan ülkelerde ihracat çok önem arz etmektedir. İçe kapalı ekonomilere göre ihracat yapan ülkeler gelişmeye daha çok müsaitlerdir. Dış ticareti destekleyen ülkelerde üretim ve istihdam oranları daha yüksek seviyededir. İşletmeleri ihracata yöneltmek adına Ülkeler belirli koşullar altında firmalara teşvik destekleri sağlamaktadır. İhracata yönelik verilen desteklerin finansmanını uygun faiz oranlı krediler ile ticari bankalar da üstlenebilmektedir. Devlet, döviz kazandırıcı mal ve hizmetler karşılığında kullanılan kredileri KKDF ve BSMV'den muaf tutarak ticari banka tarafını da desteklemektedir. Bunun dışında doğrudan kar amacı gütmeyen bir kurumun nezdinde de teşvik desteğini sağlayabilmektedir. Dünya genelinde ülkelerin uygulamış olduğu bu teşvikler genel olarak 'Eximbank' adı verilen kuruluşlar tarafından gerçekleştirilmektedir. İhracatın finanse edilmesinde Eximbank'lar çok etkili görev yapmaktadır. Türkiye'de bu konuda firmalara resmen destek veren kuruluş Türk Eximbank'dır. Genel itibariyle yürüttüğü faaliyetler içerisinde; ihracata yönelik sigorta, garanti ve kredi fonksiyonları yer almaktadır. Son yıllarda Eximbank kredileri içerisinde kısa vadeli olarak ihracat kredisi etkin bir şekilde verilmektedir. Bu kredilendirme işlemini bir teminata dayandırarak yapan Türk Eximbank, ticari bankalardan alınan gayri nakdi teminatlar veya kendi bünyesinde oluşturduğu ihracat sigortasına dayandırarak firmaları finanse etmektedir. Bu çalışma dahilinde; ticari banka kredilerinin maliyetleri ile kısa vadeli Türk Eximbank kredilerinin maliyetleri incelenmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; genel olarak kredi kavramı, ihracatın finansmanı ev buna destek veren kuruluşlar konuları incelenmiştir. İkinci bölümde; Türk Eximbank, tarihçesi, ürünleri ve Dünya genelindeki Eximbank'lar incelenmiştir. Üçüncü bölümde; İhracata yönelik kısa vadeli ticari banka kredilerinin maliyeti ile Türk Eximbank tarafından sağlanan kısa vadeli ihracat kredilerinin maliyetleri karşılaştırılmıştır. Bu çalışma neticesinde Türk Eximbank kredilerinin maliyet avantajı rakamlar ile ortaya koyulmuş ve ticari bankaların Eximbank kredilerinde aracı yüklenici olarak işlem görmesine son verilerek riski esas üstlenici kurumun Eximbank olması durumunda ihracatçı firmalara daha verimli imkan ve daha düşük maliyetler ile optimum destek verilebileceği kanısına varılmıştır.
Kamu sermayeli bankalarda göreli etkinlik analizi: Türkiye bankacılık sisteminde bir uygulama
Bu çalışmada; birçok girdi ve birçok çıktının bulunması halinde karar verme birimlerinin faaliyetlerinin ölçülmesinde kullanılan Göreli Etkinlik Analizi yöntemi incelenmiştir. Göreli Etkinlik Analizi'nde amaç az girdiyle maksimum olan çıktıyı üretebilen girdi-çıktı bileşimini bulmaktır. Ülkenin güçlü ekonomisinden bahsedebilmemiz açısından, o ülkede temeli iyi olan bir finansal sektörün varlığına gereksinim vardır. Finansal sektörü ele aldığımızda ise en temel yapı taşı olan bankalar karşımıza çıkmaktadır. Performansı yeterince sağlam, başarılı,etkin ve karlı bir bankacılık sisteminin var oluşu, ülke ekonomisinin refahı ve kalkınması açısından son derece önemlidir. Anahtar Kelimeler: Etkinlik Analizi, Kamu Bankaları, Göreli Etkinlik Analizi
Hastanelerde performans yönetim sisteminin değerlendirilmesi: Üniversite hastanesi örneği
Günümüz işletme anlayışında insanları daima memnun etmek, onlara seçici davranmak ve aynı zamanda kaliteli, hızlı ve neredeyse hatasız hizmetler vermek oldukça hâkim kavramlardır. Dahası rekabetin bu denli acımasız olduğu dönemde minimum girdi ile maksimum çıktıyı elde etme düşüncesi tüm işletmeleri performans ölçüm tekniklerine ve sürekli iyileştirme adımlarına yöneltmektedir. Özellikle girdi faktörlerin karmaşıklığına sahip olan sağlık işletmeleri temelinde yapılacak performans ölçümleri verilecek hizmet ekseninin iyice insan odaklı olmasını sağlayacaktır. Yapılacak ölçümler iyileştirmeleri sağlayacak ve sürekli olarak işletmeler arası rekabet sıcak kalacaktır. Bu çalışmada en önemli sağlık kuruluşlarından olan hastanenin birimler temelinde etkinlik düzeyinin ölçülüp yapılması gereken iyileştirmelerin neler olması gerektiğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda örnek bir hastane olan Dokuz Eylül Üniversite Hastanesi'nin dahili birimleri, performans ölçümü için belirlenmiştir. Belirlenen birimlerinin etkinlik düzeylerinin belirlenmesi için de Veri Zarflama Analizinin modellerinden CCR (Charnes-Cooper-Rhodes) kullanılmıştır. Modelleme için belirlenecek girdi (personel sayısı ve çeşidi) ve çıktı (klinik sayısı, yatan hasta sayısı ve gelir) değişkenlerinin veri seti hastaneden elde edilmiştir. Analiz için de EMS 1.3 açık kaynak kodlu yazılım ve SPSS'den yararlanılmıştır. Sonuçların yorumlanmasına ilişkin en genel açıklama da %100'den aşağı olan klinikler etkin değildir olacaktır.
Sermaye piyasasında ikili uzun hafıza ve emtia volatiliteleri geçişkenliği
Etkin Piyasalar Hipotezi, erişebilir tüm olası bilgilerin piyasa tarafından hızlı ve doğru bir şekilde fiyatlandırılması olarak tanımlanmaktadır. Etkin Piyasalar Hipotezi'ne göre; fiyatlar rassal hareket etmektedir ve yatırımcılar rasyoneldir (Homoeconomicus). Bu nedenle geleceğe ilişkin fiyat hareketleri, yatırım startejileri kullanılarak öngörülememekte ve piyasa ortalamasından fazla kazanç elde edilememektedir. Sermaye piyasaları açısından ikili uzun hafıza kavramı, hem getiri serisinde hem de koşullu varyansta eş anlı olarak Etkin Piyasalar Hipotezi'nin rassal yürüyüş temelinde analiz edilmesini ifade etmektedir. Geçişkenlik (spillover-yayılım-iletim) kavramı ise; piyasaya ilişkin dışsal bilgi kaynağının (etkenlerin) tespit edilmesini belirtmektedir. Bu kapsamda G7 ülkelerinin ve Türkiye'nin hisse senedi piyasalarının etkinlik yapısının 2008-2009 küresel finans krizi sonrası hem içsel- endojen (hafıza analizi) hem de petrol piyasası (WTI ve OVX) temelinde dışsal-egzojen (geçişkenlik-yayılım analizi) analizinin gerçekleştirilmesi amaçlanmaktadır. İkili uzun hafıza etkisi için ARFIMA-FIGARCH, ARFIMA-HYGARCH ARFIMA-FIEGARCH ve ARFIMA-FIAPARCH modellerinden; geçişkenlik etkisi için ise; GARCH modelinden yararlanılmıştır. Yapılan ikili uzun hafıza analizi sonucunda Almanya, Fransa, İngiltere, ABD, Kanada ve Türkiye hisse senedi piyasalarında getiri serisinde orta süreli hafıza-anti kalıcı süreç-negatif otokelasyon tespit edilmiştir. Koşullu volatilitede ise; Japonya hisse senedi piyasası hariç (kısa hafıza) tüm veri setinde uzun hafıza belirlenmiştir. İlaveten belirlenen uzun hafıza yapıları üzerinde Kappa-1 veya Kappa-2 ile yöntemleri ile tespit edilen varyans kırılma tarihlerinin etkide bulunduğu görülmüştür. Hafıza analizinden elde edilen sonuçlar, Japonya hisse senedi piyasasının zayıf etkin piyasa yapısına yakın olduğunu; diğer ülkelerin hisse senedi piyasalarının ise, zayıf etkin piyasa bile olamadıklarını göstermektedir. Geçişkenlik analizi sonucunda, ABD hisse senedi piyasası hariç diğer tüm hisse senedi piyasaları açısından WTI ham petrol fiyatının ilgili dönemde bilgi kaynağı olmadığı, OVX verisinin ise; tüm hisse senedi piyasaları için bilgi kaynağı olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Etkin Piyasalar Hipotezi, İkili Uzun Hafıza, Petrol Piyasası, Geçişkenlik, Belirsizlik ve Beklenti
PROMETHEE sıralama yöntemi ile hisse senedi tercihi: BİST 30 endeksi üzerine bir uygulama
Geçmişten günümüze tasarrufların değerlendirilmesi kişiler ve işletmeler açısından büyük önem taşımıştır. Günümüz koşullarında özellikle tüketim toplumlarında para ihtiyacı eskiye nazaran daha da fazlalaşmaktadır. Bu sebeple tasarruf etme ve tasarrufların değerlendirilmesi konusu kişi ve işletmeler açısından çok daha önemli hale gelmiştir. Tasarruf sahibi değerlendirme aşamasında bir karar vermek durumundadır. Gelişen teknoloji, globalleşen dünya ve iletişim gibi faktörlerin devreye girmesiyle tasarrufların değerlendirilebileceği alternatifler de aynı doğrultuda artmıştır. Dünya borsalarının daha kolay ulaşılabilir olması, işlem yapma sürelerinin kısaltılması ve basitleştirilmesi gibi etkenler, tasarruf sahibi ve yatırımcılar için cazip alternatifler olarak yer almışlardır. Borsa işlemlerinin legal, güvenilir ve kazançlı olması ise tasarruf sahipleri ve yatırımcılar için cezbedici olmuştur. Borsada hisse senedi alım ve satım işlemleri ise en çok tercih edilen işlemlerden olmuştur. Karar vericiler açısından artan alternatifler arasından karar vermek daha da zor ve önemli hale gelmiştir. Hisse senedi alım satımı için alternatiflerin arasından doğru hisse senedinin seçilebilmesi önemlidir. Teknoloji gibi faktörlerin artmasıyla alternatifler arasında karar vermeyi kolaylaştıracak çalışmalar, teknikler ve uygulamalar geliştirilmiştir. Bu tür karar problemleri çok kriterli karar verme problemleri olarak adlandırılırlar. Bu çalışmada, bu tekniklerden bir tanesi olan promethee yöntemi ile hisse senedi tercihi karar problemi incelenmiştir. BIST 30 endeksine dahil bulunan bankaların hisse senetleri incelemeye alınmış olup her hisse senedine ait optimum kriterler belirlenerek analiz edilmiştir. Hisse senedi tercihi problemi çözümü için belirlenen 10 adet kriter, ilgili bankaların mali tabloları ve finansal piyasa verilerinden elde edilmiştir. Alternatif olarak alınan 7 adet banka hisse senedi ve kriterler promethee sıralama yöntemi ile uygulama yapılmıştır. PROMETHEE I ile kısmi sıralama sonuçlarına ulaşıldıktan sonra PROMETHEE II ile tam sıralama yapılarak önceliklendirilen alternatiflere ait GAIA analizi yapılmıştır. Çalışma sonucunda, çok kriterli karar verme tekniklerinden olan promethee yöntemi ile karar vericiye gerekli kriterleri sağlayan hisse senetleri arasında en uygun olanın seçilmesinde yardımcı olduğu bulgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Çok Kriterli Karar Verme, Promethee, Hisse Senedi Tercihi, Banka.
Sağlık kuruluşlarında ödeme yöntemleri ve ikinci basamak sağlık kuruluşlarında performansa dayalı ek ödeme uygulaması
Sağlık, ihtiyaç duyulması halinde karşılanması gereken ve ertelenemez bir ihtiyaçtır. Sağlık ihtiyacının karşılanması ise hem sunuculara hem de kullanıcılara maliyet oluşturmaktadır. Maliyetlerin yararlanıcılar tarafından karşılanması aşaması farklı finansman yöntemlerini, sunuculara aktarılması ise ödeme yöntemlerini oluşturmuştur. Ödeme sistemlerinin gelirlere doğrudan etkiye sahip bir yapıda olması; sağlık hizmetleri sunumunu, etkinliğini ve kalitesini doğrudan değiştirmektedir. Ülkemizde ödeme sistemleri içerisinde yer alan performansa dayalı ek ödeme sistemi ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında hekim verimliliğini artırmak ve hizmet kalitesini yükseltmek amacıyla kullanılmaktadır fakat hesaplama yöntemleri içerisinde bulunan ve dönem ek ödeme katsayısının; dağıtılabilir döner sermaye tutarı ve hekimlerin performans puanları toplamı ile şekillenmesi hekimler arasında ücret adaletsizliğine yol açtığı tartışmasını oluşturmaktadır. Bu çalışmada ikinci basamak sağlık kuruluşlarında kullanılan performansa göre ek ödeme sistemi reel duruma en yakın model kurulmasıyla dönem ek ödeme katsayısında oluşan değişimin ücretlerde oluşturduğu etki incelenmiş, dağıtılabilir döner sermaye tutarı için dengeleyici olabilecek yeni bir katsayı kullanımı, hekim performans puanı toplamı için ise kota sınırı kullanılarak kota üstünün hesaplamaya dahil edilmesi gerektiği önerisi getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sağlık Kuruluşları, Sağlık Kuruluşları Finansmanı, Sağlık Kuruluşlarında Ödeme Yöntemleri, Performansa Göre Ek Ödeme, İkinci Basamak Sağlık Kuruluşlarında Ödeme Yöntemleri.