Prof. Dr. Erol Kutlu danışmanlığındaki tezler
21 tez · Anadolu University
Avrupa Birliğine katılım sürecinde kırsal kalkınma için katılım öncesi yardım aracı - IPARD
Bu tez çalışması, Türkiye'nin Avrupa Birliğine uyum süreci kapsamında kırsal alanlarda gelişimi hızlandırarak, Ortak Tarım Politikası için alt yapı oluşturmayı amaçlayan "Kırsal Kalkınma İçin Katılım Öncesi Yardım Aracı – IPARD" desteklerinin incelenmesini içermektedir. Çalışmanın birincil amacı, 2012 yılından bu yana Türkiye' de 42 il sınırı içerisinde bir fiil uygulanan IPARD desteklerinin kapsamına giren sektörlerin (tarım sektörü, hizmet sektörü, turizm sektörü) sorunlarını ve programın iktisadi ölçüde kırsal alana etkilerini ele almaktır. Çalışmanın ikincil amacı ise, önümüzdeki dönemlerde 81 ilde uygulamaya konulacağı Tarım Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından açıklanan IPARD desteklerinin içeriğini, başvuru – onay ve sürdürülebilirlik evrelerini kurumsal çerçevede açıklayarak, programdan faydalanması olası kişi ve kuruluşlara yol haritası oluşturmaktır. Ulaşılması istenen amaçlar kapsamında çalışmada, IPARD doğrultusunda uygulanan mevzuatların incelenmesinin yanı sıra geçmişte IPARD desteği alarak uygulamaya konulan örnek projeler, proje danışmanları eşliğinde değerlendirilip, programa dair iyileştirilmesi gerekilen hususların altı çizilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: IPARD Destekleri, Kırsal Kalkınma, AB Uyum Süreci, Katılım Öncesi Yardım Aracı, AB Hibe Programları
Türkiye'de çocuk işgücüne insan sermayesi açısından bir yaklaşım: yoksulluk, çocuk işgücü ve insan sermayesi döngüsü
Çocuk işgücü gelişmekte olan ülkelerin sosyo-ekonomik problemlerindendir. Bu çalışmayla Türkiye'deki çocuk işgücü olgusu insan sermayesi yaklaşımıyla çekirdek bir aile yapısında incelenmektedir. Hanehalkı kararları neticesinde meydana gelen çocuk işgücünün varlığının insani gelişme ya da yoksulluk ile sonuçlanacağının gösterilmesi çalışmanın ana mantığını oluşturmaktadır.Çalışmada Cobb-Douglas tipinde bir üretim fonksiyonundan hareketle fert başına çıktı miktarı insan sermayesi ile faktör donanımı cinsinden ifade edilirliğe indirgenmekte ve çocuk işgücü ile ilişkisi olan fertlerin insan sermayelerini ölçmek amaçlanmaktadır. Genel durum koşulsuz olasılık tablolarıyla analiz edilmektedir. Model yardımıyla ?Eğer Türkiye'de yoksulluk neticesinde hanehalkı kararlarıyla meydana gelen çocuk işgücü olmasaydı mevcut insan sermayesi birikimi şimdikinden daha fazla olurdu.? hipotezi sınanmaktadır. Modelin sonuçları ise probit testleriyle analiz edilmektedir.Bulgular hipotezin doğrulandığını göstermektedir. Bu durumdan Türkiye'de gerek kent gerekse kır bölgelerinde çocuk işgücü varlığının insan sermayesi birikimi kayıplarına sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. Koşulsuz olasılık sonuçları kır bölgelerinde çocuk istihdamının kent bölgelerine göre daha fazla olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda kır bölgelerinde hanehalkı karar vericilerinin eğitim düzeyleri kent bölgelerine göre düşük kalmaktadır. Probit testlerinin sonuçlarına göre; çocuğu istihdam edilen hanehalkı reislerinin okur-yazarlık durumlarının, eğitim düzeylerinin ve gelir seviyelerinin çocuklarının istihdam edilmelerini negatif olarak etkilediği tespit edilmiştir.Bu bulgulardan hareketle; hanehalkı karar vericilerinin eğitim düzeyleriyle gelirleri arttırıldığında insan sermayeleri birikimlerinin de artacak olmasından dolayı yoksulluk kısır döngüsü yerine insani gelişme yolunun yakalanabileceği ortaya konulmuştur. Çalışma göstermektedir ki; uzun vadede ülkede insan sermayesi birikimi kayıpları yaşanmak istenmiyorsa çocuk işgücünün neden olduğu yoksulluk kısır döngüsü buna karar veren hanehalkı reislerinin bilinçlendirilmeleriyle aşılabilir.
Tüketici davranışlarını etkileyen faktörler ve kültür: Eskişehir'de kültürün tüketim tercihleri üzerindeki etkisi
üketimin ihtiyaç olmaktan çok, bir gereklilik olarak algılandığı günümüzde kültürün tüketim tercihleri üzerindeki etkisi daha çok önem kazanmaktadır. Gerek uluslararası arenada gerekse bölgesel pazarlarda farklı kültürel özellikler, tüketici tercihleri üzerinde doğrudan etkide bulunmaktadır. Öyle ki sadece belirli bir ülkede faaliyet gösteren firmalar bile aynı ülkenin farklı bölgeleri için özel üretim ve pazarlama faaliyetleri geliştirmek zorunda kalmaktadır. Ulusal ve uluslararası alanda faaliyet gösteren firmaların rekabet edebilmelerinin temel koşulu girmiş oldukları pazarlarda etkili olan kültürü ve tüketicileri doğru tanımak ve tanımlamaktan geçmektedir.Bu çalışmada tüketici davranışları, nedenleri, özellikleri ve yapısı, kültür, kültürün özellikleri, tüketim kültürü, farklı kültürlerde tüketim, kültürel farklılıklar gibi başlıklar ele alınmıştır. Uygulama kısmında ise anket yöntemi kullanılmıştır. Ulaşılan veriler tablo ve grafikler yardımıyla karşılaştırılmış ve yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Tüketim, Kültür, Tüketim Tercihleri
Yapay zekânın istihdam üzerindeki etkisi: Seçilmiş ülkelere yönelik panel veri analizi
Dördüncü ve Beşinci Endüstri Devriminin ortak paydasında yer alan makine öğrenmesi, derin öğrenme, robotik ve otomasyon gibi çeşitli yapay zekâ teknolojileri son yıllarda hızla gelişmiş ve ekonomiyi etkileyebilecek her alanda kullanımı giderek yaygınlaşmıştır. Bu teknolojiler üretim sürecini kolaylaştırma, verimliliği artırma, ticareti ve ekonomik büyümeyi etkileme ve bu bağlamda istihdam ve eşitsizlik üzerinde etkiler yaratma kapasitesine sahiptir. Yapay zekânın yükselişi özellikle istihdam dinamikleri üzerindeki potansiyel etkisine ilişkin tartışmalara yol açmıştır. Bir taraftan yapay zekânın gelişimi ve yaygınlaşmasıyla emeğin yer değiştirmesi veya yerinden edilmesi gibi potansiyel erozyon endişeleri hâkim olsa da diğer taraftan iş, meslek ve görevler bağlamında yeni roller yaratarak iş fırsatlarını ve insan becerisini artıracağı savunulmaktadır. Yapay zekâ ve istihdam arasındaki çok yönlü ilişkinin araştırıldığı ve emek için sunulan fırsatların ve zorlukların ele alındığı bu çalışmada ise seçilmiş ülke ekonomilerinde yapay zekânın istihdam üzerindeki etkisi ampirik bir analiz ile araştırılmıştır. 2017-2021 yıllarını kapsayan 5 yıllık dönemde 29 ülke için araştırılan etkinin analizi için Sistem-GMM tahmincisinin kullanıldığı çalışmada yapay zekânın %1 seviyesinde istatistiksel olarak anlamlı ve katsayı işaretinin pozitif olması nedeniyle yapay zekânın istihdam üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu etkinin yanı sıra emek verimliliğinin de yapay zekâ teknolojileri ile ilişkili olarak istihdamı etkileme potansiyeli aynı modele etkileşim terimi dahil edilerek tekrar analiz edilmiştir. Tahmin sonuçlarına göre yapay zekâ ve emek verimliliği değişkenleri istihdamı ayrı ayrı pozitif etkilemekteyken, yapay zekâ ve emek verimliliği değişkenlerinin oluşturduğu etkileşim teriminin ise bu iki değişkenin istihdam üzerindeki ayrı ayrı olumlu etkisini azalttığı görülmüştür.
Endüstri 4.0'dan endüstri 5.0'a geçiş sürecinde satınalmadepartmanının değişen rolü: Teorik bir inceleme
Bu tez, Endüstri 4.0 ve Endüstri 5.0'e geçiş sürecinde değişen iş dinamiklerinin, satınalma departmanının rolü üzerindeki etkilerini anlamayı ve analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu tezde literatür taraması ile Endüstri 4.0, Endüstri 5.0 ve satınalma fonksiyonu kavramları işlenerek, endüstrinin dönüşümü ve etkileri ile birlikte satınalma departmanının dijital dönüşüme nasıl adapte olacakları, hangi yeni sorumlulukları ve becerileri edineceği teorik bir çerçevede incelenecektir. Çalışma kapsamında işlenen konular, satın alma süreçlerinde kullanılan dijital dönüşüm teknolojileri ile birlikte yaşanılan dijitalleşmenin düzeyini ve kullanılma seviyesini anlamak için yapılmış araştırma örnekleri ile desteklenecektir. Son olarak teknolojik ve insan odaklı dönüşüm sürecinde satınalma departmanının yeni gereksinimlere uyum sağlaması için stratejik önerilere yer verilecektir. Anahtar Sözcükler: Endüstri 4.0, Endüstri 5.0, Satınalma, Dijital Dönüşüm, Teknoloji
Uluslararasılaşma sürecinde bilginin sürdürülebilir ihracat geliştirmesindeki rolü: Türkiye merkezli bir kobi örneği
Hızla küreselleşen dünya ve rekabetçi iş ortamında, sürdürülebilir ihracat geliştirmek firmalar için stratejik bir hedef haline gelmektedir. Araştırmacılara göre uluslararasılaşırken ihracat yolunu benimseyen firmalar daha başarılı olmaktadır. Ancak, tüm ihracatçı firmalar uluslararası pazarlarda aynı ölçüde başarılı olamamaktadır; bu durum neden bazı firmaların başarılı olurken diğerlerinin başarısız olduğu sorusunu gündeme getirmektedir. Olası bir neden, ihracatçı firmaların hedef pazarları ile ilgili bilgi ve anlayış düzeyleridir. Farklı pazar bilgisi türlerinin ihracat geliştirmedeki etkileri üzerine yapılan araştırmaların sınırlı olması, konuyu derinlemesine araştırılmaya değer hale getirmektedir. Bu durum akademik bir boşluk olmaktan ziyade uygulayıcılar mertebesinde yanlış kararlara yol açarak işletmelerin kaynaklarını verimsiz kullanmasına ve ihracat hedeflerine ulaşamamalarına neden olmaktadır. Bu çalışma bilginin sürdürülebilir ihracat geliştirmedeki rolünü incelemektedir. Amaç, ihracat performansını artıran belirli bilgi türlerini belirlemek ve ihracat faaliyetlerinin sürdürülebilirliği üzerindeki etkilerini ortaya koymaktır. Çalışma, bilginin sürdürülebilir ihracat geliştirmeye katkısını Silkcoat Boya örneği üzerinden incelemektedir. Yapılan gözlemler ve yöneticilerle yapılan mülakatlar sonucunda elde edilen veriler, firmanın uluslararası pazarlardaki başarısını ön bilgi, uluslararasılaşma, ağ, kültürel, deneyimsel ve girişimcilik bilgi türlerini etkili bir şekilde kullanarak elde ettiğini göstermektedir.
Şirketlerin uluslarası tedarik zincirini yönetirken karşılaştıkları zorlukları analizi
Çalışmamızın amacı, şirketlerin uluslararası tedarik zincirini yönetirken karşılaştıkları zorlukları analiz etmektir. Bu zorlukların altında yatan nedenleri, özellikle de ekonomik, siyasi, lojistik ve teknolojik faktörleri anlamaktır. Konumuzun seçimi, tedarik zincirlerinin karmaşıklığını artıran ve onları ekonomik ve jeopolitik aksaklıklara karşı savunmasız hale getiren küreselleşme başta olmak üzere çeşitli gözlemlere dayanmaktadır. COVID-19 ve jeopolitik gerilimler gibi son olaylar, tedarik zincirlerinin kırılganlığının altını çizmiştir. Araştırmamız iki ana yönteme dayanmaktadır: belgesel araştırma (akademik literatürün incelenmesi, sektör raporları, uyarlanacak zorlukları ve uygulamaları belirlemek için vaka çalışmaları). İkinci yöntem ise eğilimleri ve korelasyonları belirlemek için nicel verilerin kullanıldığı karma araştırmadır (istatistiksel analiz ve vaka çalışmaları). Araştırmamızın sonuçları, tedarikçilerin ve düzenlemelerin çoğalması nedeniyle tedarik zincirlerinin artan karmaşıklığı ve ekonomik krizler, jeopolitik çatışmalar ve doğal afetlerin neden olduğu yüksek kesinti riski de dahil olmak üzere şirketlerin karşılaştığı bazı önemli zorlukların altını çizdi. Ayrıca lojistik maliyetlerinde de şirketlerin rekabet gücünü sınırlayan bir artış gözlemledik. Bu büyük zorluklara yanıt olarak, başta tedarikçi çeşitlendirmesi ve üretimin kısmen yer değiştirmesi olmak üzere bir dizi yeni stratejiuygulanabilir. Dolayısıyla bu araştırma, şirketlerin tedarik zincirlerini mevcut ve gelecekteki zorluklara karşı güvence altına almak için daha esnek ve teknolojik stratejiler uygulamalarına duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır. Anahtar sözcükler : Uluslararası tedarik zinciri ; Lojistik ; Lojistik zorluklar ;
Transit ticaret ve ıncoterms uygulamaları
Bu tez çalışması, küresel ticaretin hızla dönüşen yapısı içerisinde stratejik önemi giderek artan transit ticaret olgusunu, bu ticaret biçiminde sıklıkla başvurulan Incoterms 2020 teslim kuralları çerçevesinde kapsamlı biçimde ele almayı amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında öncelikle transit ticaretin tanımı, türleri, hukuki dayanakları ve Türkiye'deki uygulamaları detaylı bir literatür taraması ile incelenmiştir. Ardından Incoterms 2020 kapsamında yer alan 11 teslim kuralı tek tek analiz edilerek, bu kuralların transit ticaretteki uygulanabilirliği teorik ve pratik boyutlarıyla değerlendirilmiştir. Tezin bulguları, teslim kurallarının transit ticaret süreçlerinde yalnızca teknik bir seçim değil, stratejik bir karar olarak ele alınması gerektiğini göstermektedir. Yanlış teslim şekli seçiminin taraflar arasında maliyet artışına, belge uyuşmazlıklarına ve hukuki ihtilaflara neden olabileceği vurgulanmıştır. Bu bağlamda çalışmanın, dış ticaret profesyonelleri, lojistik planlamacılar ve politika yapıcılar için yol gösterici nitelikte olduğu düşünülmektedir
Ücret teorileri ve işgücü piyasasında cinsiyet eşitsizliği: Özel sektörde cinsiyete dayalı ücret farkının karşılaştırmalı bir analizi
Bu çalışma, toplumsal cinsiyet temelli ücret eşitsizliğini, işgücü piyasası dinamikleri çerçevesinde değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Teorik bölümde ücret farklılıklarına ilişkin kuramsal yaklaşımlar cinsiyet perspektifiyle ele alınmakta; Klasik, Keynesyen, Neoklasik ve Marksist teoriler ile İnsan Sermayesi, Ayrımcılık ve Segmentasyon kuramları karşılaştırmalı olarak değerlendirilmektedir. Politika düzeyinde, Türkiye ve Avrupa ülkelerinde uygulanan toplumsal cinsiyet eşitliği stratejileri ve Türkiye'nin küresel göstergelerdeki konumu incelenmektedir. Ampirik bölümde, Türkiye Hanehalkı İşgücü Araştırması (THIA) 2022 mikro verileri kullanılarak Mincer kazanç modeli ve Oaxaca-Blinder ayrıştırması aracılığıyla özel sektördeki ücret farklılıkları analiz edilmekte ve eşitsizliğin bileşenleri ortaya konmaktadır. Bulgular, bireysel farklılıkların yanı sıra ayrımcılık ve kurumsal faktörlerin de cinsiyet temelli ücret farkında belirleyici rol oynadığını göstermektedir. Sonuç olarak, mevcut politika ve uygulamaların yetersizliği dikkat çekmekte; kurumsal düzeyde şeffaflık ve denetimin artırılması gerektiği değerlendirilmektedir.
Turizm gelirleri ve ekonomik büyüme ilişkisi: Türkiye örneği
Turizm faaliyetleri, ekonomik büyümenin temel kaynaklarından biri olarak kabul edilmektedir. Turizm sektörü gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi, Türkiye'de de en hızlı büyüyen ve gelişen sektörlerden biridir. Turizm sektörü ülkelerin makroekonomik faktörleri üzerinde olumlu katkı sağlamaktadır. Bununla birlikte, turizm sektörü ülkeye döviz girişi sağlaması, yeni iş alanları yaratarak işsizliği azaltması, ekonomiyi canlı tutması, ödemeler dengesi problemlerinin hafifletilmesinde ve ekonomik büyümeye katkı sağlaması gibi önemli ekonomik etkilerinin yanı sıra sosyal, kültürel, siyasi ve çevresel etkileri de olan çok yönlü bir sektördür. Bu amaçla çalışmada, 1975-2019 yılları arasındaki dönemde Türkiye için turizm gelirleri ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki Distributed Lag (ARDL) sınır testi yaklaşımı ve Granger nedensellik yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmada kullanılan GSYİH ve turizm gelirleri değişkenleri 1(I) ve 1(1) dereceden durağan hale gelmiştir. ARDL sınır testinin sonucunda, değişken arasında eşbütünleşme ilişkisinin varlığı tespit edilmiştir. Bu aşamadan sonra değişkenler arasındaki uzun dönem ve kısa dönem katsayılar tahmin edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, turizm gelir inindeki %1'lik artış, uzun dönemde GSYH'yi %11.356 arttıracaktır. Bu sonuç, Türkiye'de turizm gelirlerinin Gayrisafi Yurtiçi Hasıla üzerinde pozitif etkisi olduğuna işaret etmektedir. Aynı zamanda kısa dönemde turizm gel irinindeki %1'lik artış, ekonomik büyümenin %26.880 oranında arttıracaktır. Turizm gelirleri hem kısa hem de uzun dönemde Türkiye'nin ekonomik büyümesinin artmasına katkı sağlamaktadır. Anahtar Sözcükler: Turizm, Turizm Gelirleri, Ekonomik Büyüme, ARDL, Granger Nedensellik
Ticari ilişkilerin geliştirilmesinde ikili anlaşmaların rolü Türkiye ve Katar örneği
Bu çalışma, iki ülkenin ekonomik potansiyelleri ve bölgesel ve uluslararası gelişmelerden etkilenmeyen iyi siyasi ilişkileri göz önüne alındığında, Türk-Katar ticari ilişkilerinde ikili anlaşmaların oynadığı role ışık tutmayı amaçlamaktadır. Dış ticaret, ticaret dengesi, ticaret değişimi ve yatırım verilerini kullanarak ve ticaretin gelişiminin boyutunu bilerek ikili anlaşmaların iki ülke arasındaki ticari ilişkiler üzerindeki etkisini ve dış ticaretin teşvik edilmesine katkılarının boyutunu ve 2010-2019 döneminde Türkiye-Katar ilişkilerinin ne ölçüde geliştiğini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda çalışma, iki ülke arasında akdedilen ikili anlaşmaların tarihsel yaklaşımının yanı sıra ikili anlaşmaların ve bunların öneminin tanımlanmasında betimsel yaklaşım, bunların ticari gelişmedeki avantajlarını ve rolünü açıklayan analitik yaklaşım ve çalışma süresi boyunca iki ülke arasındaki ticari ilişkinin gerçekliğini analiz etme yaklaşımına dayanmaktadır. Bu çalışmanın en önemli bulgularından biri şudur: ikili anlaşmalar, iki ülke arasındaki ticaret ve yatırım ilişkilerinin gelişmesine olumlu katkı sağlamaktadır. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2010'da 339 milyon dolardan 2019'da 1,4 milyar dolara yükselmiştir. 2014 yılında aralarında Yüksek Stratejik Komite kurulmasının ardından 2014-2019 yılları arasında 60'a yakın ikili anlaşma imzalandı. Bu anlaşmalar özellikle şu alanlarda olmuştur: ticari, diplomatik, ekonomik, bankacılık ve finansal hizmetler, yatırım, ulaşım, turizm, sağlık, iş, güvenlik ve savunma, askeri sanayi, kültür, eğitim ve teknoloji, enerji ve tarım. Yatırım alışverişini teşvik etmek ve korumak, vergi kaçakçılığını önlemek, ekonomik iş birliğini ve yerel para birimlerini değiştirmek için anlaşmalar imzaladıktan sonra yatırım akışlarının hacminde ve iki ülkede yatırım yapan şirket sayısında artış gözlemlenmiştir.
Avrupa bankacılık sistemi çerçevesinde Avrupa Merkez Bankası ve Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası üzerine karşılaştırmalı ve kavramsal bir değerlendirme
Banka kurtarma ve çözüm yönergesi ile bankacılık birliği avro bölgesindeki sıkıntılı ticari bankalarla başa çıkmak için kullanılması gereken üç sütunu içeren bir kılavuz alacak. Avrupa Tek Bankacılık Otoritesi, Avrupa Merkez Bankasının uluslararası bankalardan hem faaliyetleri hem de likiditeleri hakkında rapor alma yetkilerini genişletiyor. Öte yandan, tek tip Avrupa banka çözümleme mekanizması, özellikle hissedarların sözde kefaletle bir borç zinciri yoluyla kovuşturulmasıyla, sorunlu bankaların şartlı çözümünü düzenler. Buna ek olarak, 2024 yılına kadar işleme için 55 milyar avroluk bir fon kurulacak ve bu fon devlet kurumları nezdinde kademeli olarak sona erdiğinde yürürlüğe girecek. Henüz uygulanmayan uyumlaştırılmış mevduat sigortası programı, bankanın batması durumunda tazmin edilen küçük yatırımcılar için kapsamlı bir koruma mekanizmasını temsil etmektedir. Bu tezde, Avrupa İstikrar Mekanizmasının yanı sıra bankacılık birliğinin bankacılık sektöründeki finansal krizlere karşı etkin bir koruyucu işleve sahip olduğunu gösteren konular ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Banka kurtarma, Çözüm yönergesi, Avrupa Bankacılık Sistemi, Avrupai İstikrar mekanizmasının,
Yenilenebilir enerji kaynaklarının kamuda yaygınlaştırılması: Eskişehir Tepebaşı Belediyesi örneği
Evlerimizin ısınması, aydınlatılması, sosyal ihtiyaçlarımızın karşılanması, üretim, taşımacılık gibi çeşitli sektörlerin ana girdisi olan enerji, ülkelerin kalkınması, ekonomik büyümenin ve refah seviyesinin göstergelerinden biri olup, modern dünyanın hayati bir parçasıdır. Enerji talebinin her geçen gün artması ile sürdürülebilir enerji kaynaklarının öneminin arttığı ve özellikle dışa bağımlı olan ülkeler için enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesinin hayati önem taşıdığı belirtilmektedir. Son yıllarda artan nüfus, ekonomik gelişmeler, enerji ihtiyacının artması ve iklim değişikliği gibi nedenler ile yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelim hızlanmıştır. Bu çalışmada; enerji kavramı, yenilenemeyen ve yenilenebilir enerji kaynakları incelenmiştir. Yenilenebilir enerji kaynaklarını kamuda yaygınlaştırılması için Türkiye'nin çeşitli şehirlerde gerçekleştirilen uygulamalar ve Eskişehir Tepebaşı Belediyesi'nin örnek uygulamaları değerlendirilmektedir. Yerel yönetimlerin sürdürülebilir enerji politikalarının oluşturulmasında ve uygulanmasında ne tür bir rol üstlenebileceği incelenmiştir.
Türkiye'nin dış ticaret yapısının dikey uzmanlaşma ve katma değer açısından değerlendirilmesi
Her ülke daha iyi bir refah seviyesi elde etmek için uzun vadede finansal istikrar, ekonomik büyüme ve daha iyi yaşam standartları elde etmek istemektedir. Küreselleşmeyle dış ticaretin pazarının artması ve büyümesi rekabeti arttırdığı gibi ülkeler arasındaki iş bölümünü de arttırmıştır. Bu gelişmeler ışığında üretim, uluslararası olarak ülkeler arasında kapsamlı olarak parçalanmış ve her ülkenin dikey üretim zincirinin farklı aşamalarında uzmanlaştığı bir model haline gelmiştir. Bu çalışma Türkiye'nin dış ticaret yapısını sektörel bazda incelemeyi amaçlamaktadır. 1995-2018 yılları arasında 44 sektörün incelendiği bu çalışmada, 1995 yılından 2018'e kadarlık süreçte tüm sektörler dahil olmak üzere ihracatın ithalat içeriği %8.8'den %21'e yükselmiştir. İthal girdi seviyesi en yüksek 5 sektör 2018 yılında kok ve rafine petrol ürünleri, elektrikli ekipman, motorlu taşıtlar, römorklar ve yarı römorklar, makine ve ekipman ve kauçuk ve plastik sektörleri olmuştur. Türkiye'nin ihracatının ithalat içeriği MIST ülkeleri ile kıyaslanmış ve bu ülkelere göre ithal bağımlılığının yüksek olmadığı tespit edilmiştir. Sektörel bazda dikey uzmanlaşmayı belirleyen faktörlerin incelendiği panel veri analizinde ise sektörel ihracatta meydana gelen bir artışın dikey uzmanlaşma seviyesini arttırdığı gözlemlenmektedir. Sektörel ithalat ise dikey uzmanlaşma üzerinde negatif yönlü bir etkiye sahiptir. Doğrudan yabancı yatırım ve endüstriyel tasarım başvurularının artması dikey uzmanlaşma seviyesiyle pozitif yönlü bir ilişkiye sahiptir.
Dış ticarette ödeme şekilleri ve Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi'nde dış ticaret faaliyetinde bulunan firmaların ödeme tercihleri
Ticaret, İnsanlık tarihinin başlangıcından itibaren farklı isim ve çeşitlerle gerçekleşmekte olan bir olgudur. Hızla gelişen teknolojinin getirdiği iletişim ağının gelişmesi, günümüz dünyasındaki ekonomik, politik ve sosyolojik gelişmelerin sonucu olan küreselleşme ile birleştiğinde, ülkelerin birbirleri ile ticaretleri de giderek daha çok önem kazanırken diğer yandan daha karmaşık hale gelmiştir. Dış ticaretin uluslararası karmaşıklığını önlemek ve tarafların daha akıcı ve güven içinde ticaretlerine devam edebilmeleri için, ödeme konusu, tüm alıcı ve satıcılar açısından uluslararası ticaretin artarak sürdürülebilirliğini sağlayabilmeleri adına kritik önem arz etmektedir. Bunun için de, ülkelerin birbirleri ile olan ticari ilişkilerinin belirli kalıplara sokulması gerekmektedir ki bu sayede, küresel çapta ticaretin takibi ve kontrolü daha sağlıklı olmaktadır. Bu çalışmada, dış ticarete genel bir çerçeveden bakılarak, tarafların ödeme tercihleri kararlarının daha sağlıklı alınması için ödeme yöntemleri ve unsurları incelenmiştir. Üç ana başlıktan oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde dış ticaret açıklanmış, gerekliliklerinden ve dış ticareti daha iyi anlayarak yorumlanmasını sağlayacak kavramlardan bahsedilmiştir. Devamında ihracat ile ithalat işlemleri ile ilgili kavramlara yer verilerek, dış ticarete konu işlemlerin çeşitleri ve mevzuata göre düzenlemelerinden söz edilmiştir. İkinci bölümde uluslararası ticarette kullanılmakta olan ödeme şekilleri detaylı bir şekilde açıklanarak alıcı ve satıcı perspektifinden incelenmiştir. Dış ticarette ödeme şekillerinde taraflar ve yükümlülüklerinin önemi açıklanmış, ödeme şekillerine göre taraflara doğacak riskler ve avantajlar belirtilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise Eskişehir'deki ithalat ve ihracat yapan firmaların ödeme tercihleri konusunda anket metodu kullanılarak analiz çalışması yapılmıştır. Analiz kapsamında elde edilen sonuçlar yorumlanarak Eskişehir firmalarının dış ticaret işlemlerini daha etkili ve bilinçli devam ettirebilmeleri için öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dış ticaret, Ödeme Şekilleri, Eskişehir, İthalat, İhracat
Türk girişimcilerin e-ihracat faaliyetlerinde global elektronik pazaryerlerinde karşılaştıkları sorunlar ve mikro ihracat uygulaması
Bu çalışmanın amacı Türk girişimcilerin global e-pazaryerlerinde ve kendi web siteleri aracılığı ile dünya üzerindeki müşterilere erişmeyi hedeflerken dijital e-ticaretin ve e-ihracatın önemini vurgulamak, bu süreçteki sorunları tespit etmek ve mikro ihracat uygulamasının sağlayacağı kolaylıkları sıralamaktır. Bu amaca yönelik olarak sırasıyla e-ticaret, e-ihracat ve mikro ihracat kavramları ele alınmış, e-ihracat potansiyelleri detaylandırılmış, elektronik pazaryeri kullanımının girişimciler için sağladığı avantajlar ve dezavantajlar değerlendirilmiştir. Araştırma yöntemi olarak Tracer (İz sürme ) Çalışmaları Yöntemi kullanılmıştır. Araştırma kapsamında dar bir örneklem üzerinden derinlemesine veriler elde edilmiş ve toplanan veriler betimsel olarak analiz edilmiştir. Türk girişimcilerin global online kanallarda karşılaştıkları sorunların betimlenmesi amacıyla 32 girişimcinin görüşlerine başvurulmuştur. Bu çalışma altı kısımdan oluşmaktadır. Çalışma sonucunda global online kanallardan e-İhracat faaliyetinde bulunan girişimciler faaliyet süreçlerinde en çok ödeme alma, lojistik, güven, dil ve gümrük mevzuatlarında sorun yaşamaktadırlar. Girişimciler en önemli sorun olan ödeme alma sorununa kendi imkânları dâhilinde çözüm bulmaktadır. Bulunan bu çözümlerin sürekliliği ve güvenliği hususunda riskler bulunmaktadır. E-ihracat işlemlerinde kolaylık sağlayan mikro ihracat uygulamasının işlemleri kolaylaştırdığı, bununla birlikte yeterli olamadığı görülmektedir.
Türkiye'de ara teknolojili imalat sanayi sektörlerinin rekabet gücü analizi
Çalışmada öncelikli olarak Türkiye'de ara teknolojili imalat sanayi sektörlerinin rekabet gücü düzeyleri Balassa'nın Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler yaklaşımı ile ölçülmüştür. İkinci aşamada ise ara teknolojili imalat sanayi sektörlerinin rekabet gücünün ülkenin ekonomik büyüme hedeflerine ne ölçüde yarar sağladığı hesaplanmıştır. Sektörlerin rekabet gücü düzeyleri ile ekonomik büyüme arasındaki kısa ve uzun dönemli ilişkilerin belirlenmesi için on farklı model kontrol değişkenleri sabit tutularak tahmin edilmiştir. Bağımlı değişken olarak ekonomik büyümeyi temsil etmesi için kişibaşına GSYH (2010 yılı fiyatlarıyla), bağımsız değişken olarak ise her bir sektör için hesaplanan AKÜ endeks değerleri ayrı ayrı modellere konulmuştur. Modellere kontrol değişkenleri olması açısından sermayeye yapılan net ilaveler, işgücüne katılım oranı ve küreselleşme endeksi dâhil edilmiştir. Çalışma yıllık verilerle 1990-2017 dönemini kapsamaktadır. ARDL yöntemi ile elde edilen bulgular kısa dönemde; madeni yakıt, kimya sanayi, işlenmiş deri, metal işleme makineleri, evlerde kullanılan cihazlar ve motorlu kara taşıtları ile ekonomik büyüme arasında anlamlı ilişkiler tespit etmiştir. Uzun dönemde ise kimya sanayi ve güç veren makineler sektörleri haricinde çalışmaya dâhil edilen bütün sektörlerin ekonomik büyümeye anlamlı etkileri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Rekabet Gücü, Ekonomik Büyüme, ARDL Sınır Testi, Ara Teknolojili İmalat Sanayi
Türkiye'nin enerji ithalatının alternatifi olarak yenilenebilir enerji kaynakları
Enerji kaynaklarının elektrik, sanayi, ulaşım ve konut gibi birçok sektörde kullanılması bu kaynakları insan yaşamının vazgeçilmez bir unsuru haline getirmiştir. Ama 1970'li yıllarda oluşan petrol krizleri, uluslararası piyasada petrol fiyatlarının yükselmesine neden olmuş ve enerji ithalatçısı olan ülkeler bu durumdan olumsuz etkilenmişlerdir. Enerji fiyatlarının yükselmesi ve çevre kirliliğinin artması sonucunda dünya ülkeleri fosil enerji kaynaklarının alternatifi olan yenilenebilir enerji kaynakları üzerinden enerji üretmeyi önemsemeye başlamışlardır. Türkiye'nin toplam ithalatı içerisinde, enerji ithalatının payının ortalama %20'lere çıkması ülkenin fosil enerji ithalatına olan bağımlılığının artmasına ve dolayısıyla cari açık içerisinde enerji maliyetlerinin yükselmesine neden olmuştur. Türkiye'nin yerli enerji üretiminin, ülkedeki enerji talebini karşılayabilmesi için yenilenebilir ve nükleer enerji santralleri üzerinden enerji üretimini arttırması gerekmektedir. Bu çalışmada; 1923-2018 yılları arasında Türkiye'nin yerli enerji üretimi ve enerji ithalatına yönelik uyguladığı politikalar, sektörel raporlardan hareketle fosil yakıtlar arasında yer alan petrol, doğal gaz, kömür kaynaklarının üretim, tüketim, ithalat ve ihracat verileri incelenmiştir. Cari açığın içerisinde enerji ithalatının payının düşürülebilmesi için ülkedeki yenilenebilir enerji santrallerinin verimliliğinin arttırılması ve nükleer enerji santrallerinin kurulması ile fosil enerji ithalatına olan bağımlılığın düşürülmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Türkiye, Enerji, İthalat, Cari Açık, Dış Ticaret Açığı
Yakın dönem Türkiye–Çin Halk Cumhuriyeti ticari ilişkilerinin analizi
Çin Halk Cumhuriyeti dünya nüfusunun beşte birini barındırarak dünyada en fazla nüfusa sahip ülkedir. Aynı zamanda ekonomik önder olma yolunda hızlı ilerlemektedir. 1978 yılında dışa açılma politikası izlemeye başlamış ve bu sayede hızlı bir ekonomik büyüme elde etmektedir. Çin Halk Cumhuriyeti 2001 yılında Dünya Ticaret Örgütüne katılarak dış dünya ile daha serbest ticaret yapma olanağını sağlamıştır. Daha sonra gösterdiği ekonomik performansla bugün dünyanın en büyük ekonomik güçlerinden biri haline gelmiştir. Günümüzde Çin Halk Cumhuriyeti'nde Türkiye'nin en önemli ticaret ortaklarından biri haline gelmiştir. Bu çalışmada Çin Halk Cumhuriyeti'nin ekonomik durumuna değinilerek yakın dönemdeki Türkiye ile olan ticari ilişkileri analiz edilerek, iki ülke ticari ilişkilerinin geleceğine yönelik yeni senaryoların üretilmesine çalışılmıştır. Bu ilişkilerde özellikle "Bir Kuşak Bir Yol" girişim projesi oldukça önemlidir ve ekonomik anlamda yeni fırsatlar yaratmıştır. Türkiye'de bu fırsatları değerlendiren ülkelerden birisidir. Anahtar Sözcükler: Türkiye, Çin Halk Cumhuriyeti, Ekonomik gelişim, Dış ticaret, Ticari savaş, Bir kuşak bir yol projesi
Bilginin bölgesel yayılımı ve ekonomik büyüme üzerine etkilerinin Avrupa bölgesinde analizi
Bu doktora tez çalışması bilginin ve bilgi yayılımının ekonomik büyüme üzerine etkisini incelemektedir. Analizin ilk kısmında belli bir eşik seviyenin üzerinde bulunan mevcut bilgi kapasitesinin ülkelerin büyümesi üzerine etkisini üretim fonksiyonu yardımıyla panel veri kullanılarak analiz edilmektedir. Ampirik sonuçlar belli bir eşik seviyenin üzerindeki bilgi kapasitesinde gerçekleşecek bir artışın ülkelerin ekonomik büyüme performansları üzerinde anlamlı ve pozitif etkisinin olduğunu göstermektedir. Analizin ikinci kısmında Avrupa bölgesinde yer alan ülkeler özelinde bilgi yayılımının ülkelerin ekonomik büyüme performansları üzerine etkisi üretim fonksiyonu yaklaşımı ve panel veri kullanılarak analiz edilmektedir. Bilginin farklı yayılım kanalları ayrı ayrı incelenmek yerine tek bir endeks altında toplanmıştır. Elde edilen bulgular söz konusu dönemde bilgi yayılım endeksinde meydana gelecek bir artışın ülkelerin ekonomik büyüme performansları üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisinin olduğunu göstermektedir. Bu çalışma kapsamında gerçekleştirilen analizler daha önce yapılan çalışmaları veri seti ve zaman boyutuyla zenginleştirmeyi amaçlamaktadır. Analize dâhil edilen ve 2007 yılından itibaren derlenmeye başlayan yeni verilerin analize dâhil edilmesiyle mevcut çalışmalar içerik bakımından bir adım ileriye götürülmektedir.
Türkiye'nin ithalatında dezavantajlı sektörlerin analizi
Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan itibaren kalkınmanın, güçlü bir ekonomi kurmanın ve uluslararası ticarette rekabet edebilmenin temelinin sanayileşmekten geçtiği anlayışını benimsemiş ve bu yönde adımlar atmaya çalışmıştır. Bu doğrultuda tarih boyunca birçok farklı ithalat politikası denenmiş ve terk edilmiştir. Dönemin şartları doğrultusunda; yarı-liberal, devletçi, liberal, ithal ikameci gibi çeşitli ekonomi ve ithalat politikaları uygulanmıştır. 1980 yılında 24 Ocak kararlarıyla birlikte ekonomide yeni bir dönem başlamış, serbest piyasa ekonomisine geçiş hızlandırılmış, dış ticaret hiç olmadığı kadar serbestleştirilmiştir. Bu tarihten itibaren Türkiye'nin ticaret hacmi hızla artmıştır. Bunun yanında 1940'lı yıllardan itibaren başlayan dış ticaret açığı sorunu bir türlü çözülememiştir. Bu çalışmada Türkiye'nin 1996-2015 yılları arasında ithalattaki en yüksek on sektör incelenmiş, bu sektörlerdeki dezavantajlı durumu gidermek için atılabilecek adımlar ortaya koyulmuştur. Bu bağlamda önümüze çözülmesi gereken üç sorun çıkmaktadır; enerji, hammadde ve teknolojik gelişme ya da bir diğer deyişle katma değeri yüksek ürün üretebilme kabiliyeti. Anahtar Sözcükler: Türkiye, İthalat, İhracat, Dezavantajlı Sektörler, Cari Açık,