Theses supervised by Prof. Dr. Ali Öztürk
21 theses · Düzce University, Karadeniz Technical University, Alanya Alaaddin Keykubat University, İstanbul University
Genetik algoritma ile dağıtım şebekesinde elektrikli araç şarj süresi optimizasyonu
Elektrikli araçlar çevre dostu olması, fosil yakıtlara bağımlılığı azaltması ve yakıt ekonomisi sebebi ile birçok ülke tarafından teşvik edilmekte, bu da araç kullanıcıların ve araç üreticilerinin ilgilerini her geçen gün arttırmaktadır. Şuan için sayısı az olsa da giderek artan, 2040 yılında trafikteki toplam araç sayısının %58'ini kapsayacağı öngörülen elektrikli araçlar, avantajlarının yanı sıra bazı sorunları da beraberinde getirmektedir. Elektrikli araç şarj istasyonlarının mevcut dağıtım şebekelerine bağlantısı; gerilim düşümü, frekans dalgalanması, şebeke çökmesi gibi olumsuz etkilere sebep olacaktır. Bu çalışmada Elektrik şebekelerinin kapasite değerleri, şebeke yük eğrilerinin saatlik değişimleri gibi çoklu değişkenler içeren karmaşık problemlerin çözümü için sadece amaç fonksiyonuna gerek duyan ve olasılık kurallarına göre çalışan Genetik Algoritma, optimizasyon yöntemi olarak kullanılmıştır. Genetik Algoritmalar doğal seçim ilkelerine dayanan bir optimizasyon yöntemidir. Çözüm uzayının tamamını değil belirli bir kısmını tarayarak etkin bir arama yapar ve daha kısa sürede çözüme ulaşır. Bu tezde, Genetik Algoritma ile şarj istasyonlarının optimum yük profilleri oluşturulmuş, koordine edilmemiş yük profilleri ile test fideri üzerinde kıyaslamaları yapılmıştır.
Elektrik sigortalarının konumunun SIM800 GSM modülü ile uzaktan izlenmesi
Otomatik elektrik sigortaları, evsel ve özellikle endüstriyel uygulamalarda kullanılan koruma elektrik aparatlarından biridir. Otomatik elektrik sigortası atması sonucu oluşacak elektrik kesintisine çeşitli nedenlerden dolayı müdahale edilmemesi durumunda; buzdolabı içerisinde bulunan malzemelerin eriyip bozulması, belirli sıcaklık aralığında klimalar sayesinde çalışmasını devam ettiren elektronik cihazların arızalanması, yine belirli ortam sıcaklığı istenilen seralar, tavuk kümesleri gibi alanlarda yaşanacak olumsuzluklar, meskenlerinde veya hastanelerde makineye bağlı yaşayan hastaların yaşayacağı olumsuz durumlar, otomatik üretim yapılan tesislerde üretimin kesintiye uğraması gibi çok farklı sorunlar yaşanabilir. Bu tez çalışmasında sigortanın atması neticesinde oluşan enerji kesintisi bilgisinin cep telefonuna iletilmesi ile yaşanan problemden ilgililerin haberdar edilmesine yönelik bir uygulama gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Otomatik elektrik sigortalarının ön yüzüne hareket algılayacak şekilde switch yerleştirilmektedir. Olası otomatik sigorta atması durumunda içerisinde yazılım bulunan elektronik karta switch üzerinden sinyal iletilmekte ve sistem içerisinde ki cep telefonuna SMS mesaj yöntemi ile bilgilendirme yapılmaktadır. Bu sayede kullanıcılara bilgilendirme ve erken müdahale imkânı sağlanmaktadır. Gerçekleştirilen bu çalışma sonucunda kullanıcılar tatilde, evlerinden uzakta, işyerlerinden uzakta olsalar dahi otomatik sigorta atması durumundan bilgi sahibi olacak ve erken müdahale imkanına sahip olacaklardır. Kullanıcılar olası maddi/manevi zararları en aza indirerek sistem sürekliliğini de sağlamış olacaklardır. Bu yazıda, otomatik elektrik sigortalarının açık/kapalı konumlarının SIM800 Gsm modülü haberleşme yöntemi ve sağlayacağı faydalar anlatılmaktadır. Anahtar sözcükler: Elektrik kontağı, Elektrik sigortası, Gsm/wifi haberleşme yöntemleri, Sistem sürekliliği
Yenilenebilir enerji kaynakları içeren güç sistemleri için sezgisel algoritma tabanlı yük frekans denetleyici tasarımı
Enterkonnekte güç sistemlerinde senkronizasyon koşullarının sağlanması için üretim ve tüketim arasındaki dengenin korunması gerekmektedir. Güç sisteminin dinamik yapısı nedeniyle söz konusu denge değişkenlik gösterdiği için sistem frekansı sürekli kontrol altında tutulmalıdır. Sistem frekansı ve bağlantı hattı güç değişimlerinde meydana gelen dalgalanmaları mümkün olan en kısa sürede sönümlemek ve istenen referans değerinde tutabilmek amacıyla yük frekans kontrolü (YFK) adı verilen bir kontrolör süreci gerekmektedir. Rüzgâr Enerjisi Sistemi (RES) ve Güneş Enerjisi Sistemi (GES) gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının (YEK) kullanımının artması ve bu kaynakların değişken çıkış gücü nedeniyle güç sistemlerinde YFK konusu daha karmaşık hale gelmiştir. Bu tez çalışmasında, RES ve GES gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşan iki alanlı termal güç sisteminde YFK için PI-(1+DD) isimli kaskad bir kontrolör tasarlanmıştır. Kontrolör parametrelerinin belirlenmesi amacıyla Bal Porsuğu Algoritması (BPA), Goril Birlikleri Optimizasyonu (GBO) ve Gri Kurt Optimizasyonu (GKO) gibi sezgisel algoritmalar kullanılmıştır. Değişken yük talebi, RES/GES üretimi ve sistem parametre değişimi gibi farklı çalışma koşulları altında kontrolörün ve algoritmaların performansları test edilmiştir. Sonuçlar, literatürde bulunan yöntemlerin sonuçlarıyla karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlardan, tasarlanan PI-(1+DD) kontrolörün sistem frekansının ve bağlantı hattı güç değişimlerinin aşma değeri ve oturma süresi bakımından diğer yöntemlere göre önemli iyileştirmeler sağladığı görülmüştür. Bu tez çalışması ile YFK probleminin çözümü için BPA, GBO ve GKO algoritmaları alternatif çözüm yöntemleri olarak önerilmiştir.
Rüzgâr türbini içeren bir güç sisteminin geçici hal kararlılığının güç sistemi dengeleyicisi kullanılarak karga arama algoritması ile iyileştirilmesi
Yakıt gideri olmaması ve çevre dostu enerji kaynağı olması nedeni ile rüzgâr enerjisinden elektrik enerjisi üretimi son zamanlarda büyük önem kazanmıştır. Rüzgârdan enerji üretimi için rüzgâr türbini ve generatör çeşitleri üzerinde pek çok çalışma gerçekleştirilmiş ve bu sistemlerin güç sistemlerine entegresi için çok farklı çalışmalar yürütülmektedir. Bu çalışmada rüzgâr türbini içeren bir güç sisteminin geçici hal kararlılığı incelenmiş ve güç sisteminde oluşan bir şiddetli arıza durumunda rüzgâr türbinin dinamik analizi gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda kararsızlık durumu için uygun türbin generatör çifti belirlenmesi amaçlanmıştır. Güç sistemi stabilizatörleri (PSS'ler), güç sisteminin geçici kararlılığını geliştirmek için generatör ünitelerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. PSS'ler, büyük bir bozulmanın ardından güç açısı, rotor hızı ve alan akımı sapması vb. gibi düşük frekanslı salınımları en aza indirecek şekilde tasarlanmıştır. Bu nedenle, PSS'nin parametrelerinin optimal ayarlanması ve yerleştirilmesi, stabilizatörün verimliliği için çok önemlidir. Bu çalışmada, kargaların zekasına dayanan, meta-sezgisel yöntemlerden biri olan Karga Arama Algoritması (KAA), PSS'nin optimum parametrelerini bulmak için Tek Makineli Sonsuz Baralı (SMIB) sistemde ilk defa kullanılmıştır. Ayrıca, çok makineli bir güç sisteminde PSS'nin parametrelerinin bulunması için Yapay Arı Kolonisi Algoritması (YAKA) ve Karınca Kolonisi Optimizasyonu (KKO) algoritmaları da uygulanmış olup karşılaştırmalı analizler de gerçekleştirilmiştir. Yapılan bu çalışmada rüzgâr santrali tribün generatör sistemine sahip bir güç sisteminin geçici arıza durumları için salınım denklemlerinin kararlılık analizi KAA ile gerçekleştirilmiştir. Sistemin geçici hal kararlılığı SMIB'nin modellenmesi ve simülasyonu ve PSS'nin tasarımı Matlab/Simulink tarafından yapılmıştır. Simülasyonlar, KAA tabanlı PSS denetleyicisinin, sistem kesintiye uğradığında GA tabanlı ve PSO tabanlı PSS denetleyici tasarımlarından oldukça üstün bir dinamik tepki verdiğini ortaya koymaktadır. KAA'ya dayalı PSS, PSO'ya dayalı PSS'den %48,1 ve GA'ya dayalı PSS'den %55,7 daha hızlı yerleştiği gözlemlenmiştir. PSO ve GA'ya kıyasla KAA'nın amaç fonksiyonunun yakınsaması çok daha hızlıdır. KAA için değerlendirme süresi PSO'dan %43,5, GA'dan %48,6 daha kısadır. Diğer yaklaşımlara kıyasla SMIB sisteminde KAA tabanlı PSS kullanıldığında, aşma ve düşük frekanslı salınımlar büyük ölçüde azaltılmıştır ve aktif güç, rotor hızı, alan akımı ve mekanik gücün düşük frekanslı salınımlarını önemli ölçüde azalttığı gözlemlenmiştir.
Uydu görüntüleri kullanılarak çatı üstü fotovoltaik enerji potansiyelinin belirlenmesi
Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle enerjiye olan talebin artması yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanım oranını artırma yönünde politikalar üretilmesini sağlamaktadır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının sınırsız ve temiz olması, enerjide dışa bağımlılığı azaltması gibi faktörler bu kaynaklara olan talebin temelini oluşturmaktadır. Düşük kurulum maliyeti, bakım işlemlerinin kolaylığı ve kurulum alanı çeşitliliği gibi faktörler fotovoltaik sistemleri yenilenebilir enerji kaynakları arasında öne çıkarmaktadır. Bu kapsamda fotovoltaik sistem potansiyelinin belirlenmesi önem kazanmaktadır. Bu tez çalışmasında, uydu görüntüleri kullanılarak görüntü işleme yöntemi ile binaların üzerinde bulunan çatılar için FV enerji kapasitesi belirlenme işlemi gerçekleştirilmiştir. Coğrafi konum bilgisi olarak kullanılan enlem-boylam değerleri ile farklı yakınlaştırma seviyelerinde ve boyutlarda uydu görüntüleri elde edilmiştir. Çalışmada elde edilen görüntüler HSV renk modeli yöntemi ve K-Means algoritması filtreleme yöntemleri olmak üzere iki yöntem ile değerlendirilmiştir. Birinci yöntemde görüntülerin renk özü, doygunluk ve parlaklık değerleri optimum seviyelere getirilerek eşikleme (thresholding) ile ayrıştırma uygulanabilmesi için uygun görüntü elde edilmiştir. Eşikleme sonrası belirlenen konum merkez alınarak çatı kenarları belirlenmiş ve çizdirilmiştir. Belirlenen kenarlar içinde kalan alan üzerinden konumun FV kapasitesi belirlenmiştir İkinci yöntemde ise görüntülere K-Means filtreleme algoritması uygulandıktan sonra çatı alanı tespiti yapılmış ve FV kapasitesi belirlenmeye çalışılmıştır. Yöntemlerin uygulanabilirliğini değerlendirmek amacıyla 5 farklı konuma ait görüntüler elde edilerek filtreler uygulanmıştır. Filtreleme yöntemlerinin doğruluğu PV*SOL simülasyon programı ile elde edilen sonuçlar ile karşılaştırılmış ve yöntemlerin verimliliği test edilmiştir. Sonuç olarak, çalışmada uygulanan yöntemlerin kişisel kullanıcılara bulundukları konumların çatı üstü fotovoltaik kapasitesinin etkili bir şekilde belirlenmesi konusunda önemli fayda sağlayacağı beklenmektedir.
Elektrik enerjisi dağıtım sistemlerinde profil katsayılarının belirlenmesi için zaman serilerine dayalı tüketim tahmin modellerinin geliştirilmesi
Yük profili katsayıları, elektrik enerjisi tüketicileri için günlük ve yıllık elektrik kullanım modelini temsil etmektedir. Elektrik Enerjisi Piyasasında dengesizlik maliyetlerini asgari düzeye indirmek için yük profil katsayılarının doğru ve güvenilir bir şekilde belirlenmesi önemli hale gelmiştir. Doğru tahminler yapmak için güvenilir yöntemler ve yeterli ölçüm verileri gereklidir. Yük profil katsayıları günlük, aylık, mevsimlik veya yıllık olarak belirlenmektedir. Ülkemizde dağıtım şirketleri tüketim miktarını tahmin etmeye çalışırken sanayi, mesken, ticarethane, tarımsal sulama gibi abone gruplarının tüketimlerini saatlik olarak ayrı ayrı değerlendirmeye çalışır. Mesken abonelerinin faturalandırılması aylık olarak yapıldığından dolayı tüketim değerleri de ay sonunda belli olur. Bu nedenle profil katsayılarının saatlik değerlendirmesinde de güçlükler yaşanır. Ayrıca tüketim tahmininde kullanılacak olan bu profil katsayılarının hesaplanmasında sıcaklık nem gibi meteorolojik veriler dikkate alınmamaktadır. Meteorolojik veriler tüketimi etkilediği bilinen önemli değişkenlerden biridir. Profil katsayılarının hesaplanmasında meteorolojik verilerin dikkate alınmaması durumunun yapılacak tahmin işleminin güvenilirliğini azaltacağı düşünülmektedir. Bu tezde, Türkiye'nin Düzce ili için yük profil katsayılarını belirlemek için çoklu polinomik regresyon analizi yöntemi kullanılarak matematiksel tahmin modelleri geliştirilmiştir. İlk olarak, önceden örneklem olarak belirlenmiş 50 farklı mesken abonesinde saatlik elektrik enerjisi tüketimi ve meteorolojik sıcaklıklar ölçülmüştür. Ölçülen veriler kullanılarak matematiksel tahmin modelleri üretilmiş ve ardından bu matematiksel tahmin modelleri kullanılarak, yük profil katsayıları belirlenmiştir. Belirlenen yük profil katsayıları kullanılarak elektrik enerjisi tüketimleri tahmin edilmiş ve tahmin sonuçları ölçüm verileri ile karşılaştırılmıştır. Matematiksel tahmin modelleri literatürde kabul gören tahmin hata testlerine tabi tutulmuş ve modellerin performansları doğrulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre matematiksel tahmin modellerinin gelecekte değişen meteorolojik koşullara bağlı olarak %96'ya varan doğrulukla yükleri tahmin edebildiği görülmüş ve yük profil katsayılarının hesaplanması için hızlı ve pratik bir yöntem olarak önerilmiştir. Çalışma, üretilen matematiksel tahmin modellerinin Türkiye'nin Düzce ilinde yük profil katsayılarının belirlenmesi için tatmin edici sonuçlar elde ettiğini göstermektedir.
Güç sistemlerindeki durum tahmininin karga arama algoritması ile incelenmesi
Modern elektrik güç sistemlerinde, şebekenin izlenmesi, kontrolü ve yönetimi için doğru ve güvenilir durum tahmini sonuçları elde etmek kritik bir öneme sahiptir. Ölçüm cihazlarından toplanan veri setleri kullanılarak, sistemin durumu olan tüm baraların gerilim genlik ve açı değerleri tahmin edilmektedir. Bu tez çalışmasında, alternatif bir durum tahmincisi olarak yeni bir sezgisel yöntem olan Karga Arama Algoritması (KAA) önerilmiştir. Önerilen KAA tabanlı durum tahmincisi, IEEE 9, 14, 30, 57 ve 118 baralı test sistemlerinde test edilmiştir. KAA tabanlı durum tahmincisinin sonuçları, Newton-Raphson yük akışı çözümü referans kabul edilerek, literatürde iyi bilinen klasik sezgisel yöntemler olan Genetik Algoritma (GA), Parçacık Sürüsü Optimizasyonu (PSO) ve Yapay Arı Sürüsü Optimizasyonu (YASO) sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, KAA tabanlı durum tahmincisinin doğruluk ve güvenilirlik açısından, ortalama mutlak yüzde hata gibi hata metrikleri aracılığıyla diğer yayımlanmış yöntemlerden daha iyi performans gösterdiğini kanıtlamaktadır. Bu çalışmada ayrıca, literatürdeki varsayımlara ek olarak kanal sayısı kısıtlı Fazör Ölçüm Birimi (FÖB) yerleşimi yapılarak türetilmiş ölçüm veri seti güçlendirilmiştir. Kanal sayısı dikkate alınarak yapılan optimal FÖB yerleşiminde, FÖB'lerin kurulduğu baraların konumu göz önünde bulundurularak ölçüm veri seti oluşturulmuştur. Bununla birlikte, siber saldırılar sonucunda ortaya çıkan kötü verilerin tespiti ve eliminasyonu için durum tahmin sonuçlarına ki-kare testi uygulanmıştır. Ki-kare testi ile ölçüm veri setinde kötü veri olup olmadığı tespit edilebilir ve sonrasında normalize edilmiş artık değerlere bakarak bu kötü veriler belirlenip elimine edilebilir. Ancak, kötü verilerin ölçüm veri setinden çıkarılması eksik veri oluşmasına neden olabilir ve bu da sistemin gözlemlenebilirlik şartlarını tehlikeye sokabilmektedir. Eksik ölçüm verilerini tamamlamak amacıyla yapay sinir ağları destekli bir veri madenciliği yaklaşımı önerilmiştir. Bu yöntem, KAA tabanlı durum tahmininin doğruluğunu artırarak, siber saldırı gibi beklenmedik durumlarda sistemin güvenilirliğini sağlamaya yardımcı olur. Sonuç olarak, KAA tabanlı durum tahmincisi, güç sistemlerinin daha güvenilir ve verimli bir şekilde yönetilmesine olanak tanımış ve bu alanda literatüre önemli bir katkı sağlamıştır. Bu tez çalışması, güç sistemlerinin analizi, işletilmesi ve planlanmasında gelecekteki araştırmalara yol gösterici niteliktedir.
Çok bölgeli güç sisteminde sezgisel algoritmalar ile sekonder frekans kontrolü
Teknolojinin ilerlemesi ve nüfusun artması sonucunda enerjiye olan talep her geçen gün artmaktadır. Fosil yakıt bazlı güç sistemleri şu anda enerji üretim endüstrisinde en yaygın olanı olmasına rağmen, yenilenebilir enerji kaynaklarının ve enerji depolama sistemlerinin gelecekteki güç sistemlerindeki payının sürekli olarak artacağı beklenmektedir. Enterkonnekte güç sistemlerinde senkronizasyon koşullarını sağlamak için üretim ve tüketim arasındaki dengeyi korumak gerekir. Güç sisteminin dinamik yapısının bir sonucu olarak değişen bu dengeyi korumak için sistemin frekansı sürekli olarak kontrol edilmelidir. Primer frekans kontrolünün amacı, ilgili üretim biriminin türbin hızını ayarlayarak şebeke frekansını otonom ve yerel olarak değiştirmek ve böylece frekanstaki dalgalanmaları telafi etmektir. Sekonder frekans kontrol sistemi, aktif güç dalgalanmalarını azaltmak ve kontrol bölgeleri içinde ve bölgeler arası bağlantı hatları boyunca dengeli bir aktif güç/frekans oranını korumak için güç sistemlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Güç sistemleri, yenilenebilir enerji kaynaklarının ve batarya enerji depolama teknolojilerinin entegrasyonu nedeniyle daha karmaşık ve zorlu hale gelmektedir. Tez çalışması için seçilen ilk test sistemi, literatürde yaygın olarak atıfta bulunulan ve seçilen optimizasyon tekniğinin etkinliğini değerlendirmek için sağlam bir temel sağlayan iki alanlı bir termik güç sistemidir. En yeni algoritmalardan Bal Porsuğu Algoritması (BPA), Balina Algoritması (BA) ve Gri Kurt Optimizasyon Algoritması (GKO) ve Parçacık Sürü Optimizasyonu (PSO) olarak bilinen sezgisel optimizasyon tekniklerinin seçilen PID kontrolör için optimum parametreleri belirlemedeki etkinliği simülasyon sonuçlarına göre, sistem frekansı ve bağlantı hattı gücündeki değişikliklerinin aşma değeri ve oturma süresine göre karşılaştırmakta ve analiz edilmiştir. Diğer test sistemleri olarak daha karmaşık ve zor sistemler olan güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynakları ile enerji depolama sistemlerinin kullanıldığı güç sistemlerinde değişken yük talebi, RES/GES üretimi ve enerji depolama gibi farklı çalışma koşulları altında kontrolörün ve algoritmaların performansları test edilmiştir. Elde edilen sonuçlardan Bal Porsuğu Algoritmasının (BPA) sistem frekansı ve bağlantı hattı güç değişimlerinin aşma değerini ve oturma süresini diğer tekniklere göre önemli ölçüde iyileştirdiğini göstermektedir. Bu tez çalışmasında, yük frekans kontrolü probleminin çözümü için sezgisel yöntemlerle kapsamlı analizler yapılarak alternatif bir çalışma gerçekleştirilmiş ve literatüre katkı sağlanmıştır.
Düzce Üniversitesi kampüsünün günlük güneş enerjisi ile elektrik enerjisi üretim değerinin gün öncesinden derin öğrenme yöntemi ile tahmin edilmesi
Araştırmamızda Düzce Üniversitesi kampüs bölgesinde günlük güneş enerjisi ve elektrik üretimine ilişkin verilerin derin öğrenme teknikleriyle bir gün öncesinden tahmin edilmesi amaçlanmaktadır. Gün öncesinden tahmin yapılmasının sebebi, gerçekleştirilen bu çalışma sonucunda güneş enerjisi ve elektrik üretim değerlerinin tahmin edilmesi, aşırı üretim veya yetersiz üretim gibi olası durumlara karşı önceden önlem almayı mümkün kılmaktadır. Ayrıca, bir gün sonrasına ait güvenilir üretim tahminleri yapılmış ve üretim ile tüketim arasındaki planlamalar için sağlam öngörüler elde edilmiştir. Bunun yanı sıra, üniversite kampüsleri gibi geniş ölçekli tüketim alanları, enerji tüketiminin üretimle dengeli bir şekilde optimize edilmesine önemli bir katkı sağlanmıştır. Bu sayede, gereksiz enerji tüketimlerinin önüne geçilmesi ve aşırı üretimin kontrol altına alınmasıyla ekonomik verimliliğin artırılması hedeflenmiştir. Enerji yönetim sisteminin oluşturulmasına yardımcı olacak alt yapı oluşturulması sağlanacaktır.Bu çalışmada derin öğrenme ile insan beyninin nöron temelli bilgi işleme yapısı taklit edilerek güneş enerjisinden enerji üretim tahmini yapılmaya çalışılmıştır. Güneş ışınımının tahminine yönelik etkili bir model geliştirmek için BiLSTM yönteminin sunduğu avantajlardan faydalanılmıştır. Geliştirilen modelin, geçmiş saatlik enerji üretim verilerini temel alarak bir sonraki günün saatlik enerji üretim tahminlerini gerçekleştirmesi hedeflenmiş; bu tahminler doğrultusunda ise gün öncesinden tahmin yapabilen bir modelin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada geliştirilen BiLSTM modeli, yazılım kullanılarak kurgulanmış ve bu model aracılığıyla bölgenin gün öncesinden elektrik enerjisi üretim tahmini yapabilmesi amaçlanmıştır. Modelin geliştirilme sürecinde öncelikle güneş enerjisi benzetim yazılımı kullanılarak bölgenin enerji üretim potansiyeli belirlenmiş, elde edilen enerji sıcaklık verileri mevsimsel olarak ayrılmış ve kullanılan yazılımda temel girdi olarak kullanılmıştır. Elde edilen bu veri setleri, yazılım ortamında modeli eğitmek için kullanılmıştır. Modelin tahmin performansını değerlendirmek amacıyla, tahmin hatasına ilişkin R² metriği, MAE, MSE ve RMSE gibi performans ölçütleri kullanılmıştır. Aynı zamanda, modelin doğruluk performansları, yazılım aracılığı ile kullanılabilen Curve Fitting Toolbox yöntemiyle karşılaştırılmış ve elde edilen sonuçların güvenilirliği ayrıntılı bir şekilde analiz edilmiştir. Bununla beraber geliştirilen modeller üzerinde testler yapılmıştır. Sonuçlar, incelenen tüm veri setlerinde BiLSTM modelinin, Curve Fitting Toolbox yöntemine kıyasla daha yüksek bir R² metriği değeri ve daha düşük hata oranları sunduğunu ortaya koymuştur.
Elektrikli araç şarj istasyon kurulumunun ve yönetim sisteminin Mardin ilinde bir kamu kurumu özelinde incelenmesi
Sınırsız olmayan fosil yakıtlar gün geçtikçe azalmakta, yerini yenilenebilir enerji kaynaklarına bırakmaya başlamıştır. Ulaşım sektöründe fosil yakıtla çalışan araçlar karbon emisyonuna neden olduklarından çevreyi kirletmekte ve yerlerini doğa dostu elektrikli araçlara bırakmaktadır. Gelişmiş ülkeler özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve Çin elektrikli araçlar konusunda rekabet yarışı içerisindedirler. Türkiye ve diğer dünya ülkelerinde de elektrikli araçlar üretilmeye başlanmış ve elektrikli araçlara olan yönelim hızla artmıştır. Ancak elektrikli araç kullanıcılarının elektrikli araç şarj istasyonlarına ulaşım endişesi bulunmaktadır. Bundan dolayı elektrikli araç şarj istasyon sayısı ve ulaşılabilirliği önem arz etmektedir. Günümüzde hızlı elektrikli araç şarj istasyonlarının güçleri 400 kW'ın üstündedir. Bu yüksek güçlü şarj istasyonları ve bu istasyonlara bağlanarak şarj olan elektrikli araçlar şebeke üzerinde aşırı bir yükün oluşmasına neden olabilecektir. Bu çalışmada Mardin ili merkez ilçesinde kamu kurumlarının bulunduğu Valilik yerleşkesinde bulunan ve sadece kamu personelinin araçlarının park edildiği, enerjisini valilik yerleşkesini besleyen özel trafodan alan valilik otoparkına senaryonlar halinde, 22 kW, 100 kW ve 180 kw'lık elektrikli şarj istasyonlarına batarya doluluk oranı %20 olan ve %100' e kadar şarj olacak elektrikli araçlar bağlanarak Matlab Simulink programı ile trafodan çekilen yük ve akım miktarları ölçülmüştür. Gerilim düşümü hesaplanmıştır. Trafonun maksimum %80 doluluk oranına göre sonuçlar analiz edilmiştir. Ayrıca trafonun %80 doluluk oranını aşmayacak şekilde valilik otoparkına kurulabilecek elektrikli araç şarj istasyon sayısı ve tipleri belirlenmiştir. Trafo değeri iki katına çıkarıldığında sonuçlar karşılaştırılmış, elde edilen veriler ayrıntılı olarak analiz edilmiştir.
LED aydınlatmanın geleneksel aydınlatma ile enerji verimliliği açısından mukayesesi: Düzce Üniversitesi Konuralp Yerleşkesi uygulaması
Bu tez çalışmasında, Düzce Üniversitesi'nin bir amfisinin ve kampüs içerisindeki bir yolun aydınlatma sistemleri, LED ve floresan lambalar kullanılarak DIALux yazılımı ile simüle edilmiştir. Çalışmada, farklı aydınlatma senaryoları ele alınarak enerji tüketimi, maliyet etkinliği ve performans karşılaştırmaları yapılmıştır. Simülasyon sonuçları, LED lambaların enerji tasarrufu, ışık kalitesi ve uzun vadeli maliyet etkinliği açısından floresan lambalara üstünlük sağladığını göstermiştir. Özellikle yol aydınlatmasında, LED teknolojisinin daha verimli olduğu ve uzun vadede maliyetleri önemli ölçüde düşürdüğü tespit edilmiştir. Araştırmanın bulguları, LED teknolojisinin yüksek başlangıç maliyetlerine rağmen uzun vadede enerji ve maliyet tasarrufu sağladığını, çevresel etkileri azalttığını ve sürdürülebilir bir aydınlatma çözümü sunduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, üniversiteler ve kamu kurumları gibi büyük ölçekli alanlarda enerji verimli aydınlatma sistemlerinin uygulanması gerektiğini vurgulamaktadır. Düzce Üniversitesi Konuralp Yerleşkesi özelinde gerçekleştirilen bu çalışma, LED teknolojisinin hem ekonomik hem de çevresel avantajlarını somut verilerle ortaya koyarak, enerji verimliliği projelerinin hayata geçirilmesinde yol gösterici bir rehber sunmaktadır. Sonuç olarak, bu tez, LED teknolojisinin üniversite kampüsleri gibi büyük ölçekli uygulamalar için uygulanabilirliğini değerlendirirken, sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmada LED aydınlatma sistemlerinin önemini açıkça ortaya koymaktadır. Gelecek çalışmalarda, farklı aydınlatma teknolojilerinin ve senaryolarının daha ayrıntılı analiz edilmesi ve LED sistemlerinin daha verimli hale getirilmesine yönelik yenilikçi yaklaşımların geliştirilmesi önerilmektedir.
Güç sistemlerinde FACTS cihazlarının optimal yerleşim noktalarının belirlenmesi
Enerjiye duyulan ihtiyacın artması ve yeni iletim hattı inşa etmedeki zorluklardan dolayı mevcut iletim hatlarının yüksek verim ve güvenilirlikte çalıştırılması gerekir. Yeni iletim hatları veya üretim tesisleri kurmak yerine daha düşük yatırımlarla Esnek Alternatif Akım İletim Sistemi (FACTS) cihazlarını kullanarak güç sisteminin performansı artırılır. Böylece mevcut iletim hatlarının daha verimli kullanılması sağlanır. FACTS denetleyicileri işletim zorluklarına cevap vermek için teknik çözümler sunar. Bu çözümler; gücün devamlı kontrolü, iletim hatlarının termal limitler dahilinde güvenli bir şekilde yüklenmesi ve tam kapasiteli kullanımı, aşırı yüklü iletim hatlarının rahatlatılması yoluyla sistem kayıplarının en aza indirgenmesi ve sistem kararlılığının artırılmasıdır. FACTS denetleyicilerinin maliyetinin yüksek olması nedeniyle her baraya eklenmesi mümkün değildir. Bu sebepten dolayı sınırlı sayıdaki FACTS kontrolörlerinin güç sistemlerinde en uygun konuma yerleştirilmesi gerekir. Bu tez çalışmasında, Parçacık Sürüsü Optimizasyonu (PSO), Genetik Algoritma (GA) ve Emperyalist Rekabetçi Algoritma (ICA) yöntemlerini kullanarak IEEE-30 baralı güç sisteminde Statik Var Kompanzatör (SVC) ve Birleşik Güç Akış Kontrolörü (UPFC) cihazlarının optimal yerleşimi gerçekleştirilmiştir. SVC denetleyicisinin PSO, GA ve ICA yöntemlerini kullanarak optimal konumlandırılması ile aktif güç kayıplarının seviyesi incelenmiştir. PSO ve GA yönteminde SVC için optimal konumun 26 ve 30 numaralı baralar, ICA yönteminde ise 20 ve 24 numaralı baralar olduğu belirlenmiştir. Kayıpların azaltılması bakımından en başarılı yöntem ICA optimizasyon tekniğidir. UPFC'nin PSO, GA ve ICA yöntemleri ile optimal konumlandırılması sonucu kullanılan UPFC sayısına bağlı olarak kayıpların seviyesi ve baraların ortalama gerilim seviyesi incelenmiştir. ICA yöntemi ile belirlenen noktalara UPFC ilave edildiğinde kayıplar en aza indirilmiş ve maksimum gerilim iyileştirmesi sağlanmıştır. Sonuçlar SVC ve UPFC denetleyicilerinin optimal yerleşim noktalarının belirlenmesinde en başarılı yöntemin ICA optimizasyon yöntemi olduğunu göstermiştir. Güç sistemi ve FACTS cihazlarının modellenmesi için MATLAB programı kullanılmıştır.
Rüzgar ve güneş enerjisi elektrik santrallerinde kısa dönem tahmini için matematiksel modellerin üretilmesi
Rüzgar ve fotovoltaik santrallerinde gün öncesi, ne kadar elektrik enerjisi üreteceğinin doğru tahmin edilmesi arz - talep dengesinin korunması için büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada meteorolojik verilerin de dikkate alınması ile rüzgar ve fotovoltaik enerji tesisleri için doğru üretim tahmini yapabilen matematiksel modeller oluşturulmuştur. Matematiksel modellerin oluşturulmasında Çoklu Regresyon Analizi (ÇRA) kullanılmıştır. Elde edilen ÇRA matematiksel model denklemleri ile üretim tahminleri yapılmıştır. Kullanılan modellerin güvenilirliğini test etmek amacıyla bilinen test yöntemleri kullanılarak doğruluk testi uygulanmıştır ve yöntemin güvenilirliği ortaya konulmuştur. Üretilen matematiksel modeller sayesinde yapılan tahminler ile yenilenebilir enerji santralleri için üretim planlamasının daha doğru bir şekilde yapılabildiği gösterilmiştir.
Küçük ve orta kapasiteli hidroelektrik santrallerde gün içi ve gün öncesi üretim tahmini için matematiksel modelin oluşturulması
Mevcutta bulunan üretim tahmin modellerinin büyük bir kısmı yenilenebilir enerji kaynaklarının üretim tahminini doğru olarak yapamamaktadırlar. Bu çalışmanın amacı geleceğe yönelik tahminler yapabilen bir matematiksel model oluşturmak ve belirli yöntemlerle modelin ve tahminlerinin doğruluğunun test edilmesini sağlamaktır. Bu çalışma kapsamında oluşturulan matematiksel tahmin modelleri ile hidroelektrik santrallerinde bir ay gibi kısa vadelerde üretim tahmini yapılacaktır. Bu sayede elektrik üreticileri daha doğru üretim planlaması yapabilmeleri ve maliyetlerini düşürebilecekleri ön görülmektedir. Matematiksel tahmin modelleri oluşturulurken istatistiksel metotlardan zaman serisi analizi, dinamik harmonik, eksponansiyel model, yapay sinir ağları, çoklu regresyon analizi ve kümelenme algoritması gibi metotlar denenerek en uygun model seçilecektir. Çalışma kapsamında geliştirilen matematiksel modellerin doğruluğu istatistiksel test metotları kullanılarak ispatlanacaktır. Geliştirilen modeller sayesinde üretim planlaması daha doğru ve etkin bir şekilde yapılacaktır.
Enerji depolanmasında kullanılan pillerin termal özelliklerinin kesirsel matematiksel bir yaklaşım ile incelenmesi
Bu çalışmada, ilk olarak yenilenebilir enerji kaynaklarından ve bu enerji kaynaklarının öneminden bahsedilmiştir. Günümüzde şebeke entegrasyonu ve akıllı yapıların gerekliliğine değinilerek gelecek açısından bu bağlamda yapılan planlamalardan bahsedilmiştir. Sonrasında bu entegrasyon sırasında depolama sistemlerinin öneminden ve depolama yöntemlerinin neler olduğu kısaca ele alınmıştır. Depolama sistemlerinden olan pillerin termal karakteristiği yapılan farklı çalışmalardan yola çıkılarak kesirsel matematiksel modellemesi yapılmıştır ve yeni bir termal kesirsel model çözümü türetilmiştir. Türetilen bu denklem ile pillerin termal karakteristiği daha doğru bir biçimde ele alınacak ve böylece pilin karakteristik yapısı daha doğru biçimde yorumlanacaktır. Böylece yenilenebilir enerjideki önemi her geçen gün artan pillerin şebeke entegrasyonunda kullanımı sırasındaki karakteristik yapısı deneysel sonuçlarda baz alınarak teorik verilerle karşılaştırması yapıldığında daha doğru sonuçlar verebilecektir.
Uzaktan akıllı kesici kontrolü için yeni bir yaklaşım
Bu çalışmada trafo merkezi ya da enerji dağıtım merkezlerinde bulunan devre kesicilerin telefon yardımıyla Global System for Mobile Communications (GSM) hattı üzerinden uzaktan kontrolü sağlanmıştır. Bu çalışmayı yapmaktaki amacımız enerji dağıtım sistemlerimizin tamamında Supervisory Control And Data Acquisition (SCADA) ile uzaktan kontrol sistemlerinin bulunmayışıdır. Özellikle kırsal alanlarda kablolama ve sistem maliyetlerinden dolayı scada ve uzaktan kontrol sisteminin bulunmasını beklemek şu anda zor görünmektedir. Buna rağmen herhangi bir arızaya müdahale etmek veya bakım yapmak gerektiğinde hat başından enerjinin kesme işlemini uzaktan yapılabilmesi çok önemlidir. Biz de bu çalışmamızda scadanın ya da internet bağlantılı kontrolün yapılamadığı yerlerde direk GSM hattı üzerinden cep telefonu üzerinden maliyeti düşük kullanımı pratik bir çözüm geliştirdik. GSM üzerinden kontrolü seçmekteki amacımız ise mobil internet yani 3rd Generation (3G), General Packet Radio Service (GPRS) bağlantısının normal GSM sinyalinden daha az kapsama alanına sahip olmasıdır. Yapılan çalışma neticesinde kesicilere Dual Tone Multi Frekans (DTMF) kontrol sistemi yerleştirmek sureti ile devreye alınıp devreden çıkarılması arızalara daha hızlı müdahale olanağı sağladığı görülmüştür. Ayrıca enerjinin sürekliliğinin sağlanması açısından da katkı sağladığı belirlenmiştir. Anahtar sözcükler: Devre kesici, DTMF Uzaktan kontrol, Enerji dağıtımı.
İçi boş silindirik yüksek sıcaklık süperiletkenlerinin manyetik perdeleme özelliklerinin sonlu elemanlar yöntemi ile iyileştirilmesi
Bu tez çalışmasında bulk tüp-şeklinde yüksek sıcaklık süperiletkenlerinin (HTS) manyetik perdeleme özellikleri incelendi. Birinci aşamada, perdeleme faktörünün (SF) sıcaklık bağlılığı analiz edildi. HTS tüpün T = 10 K'de, Ba = 0,5 T'lik uygulanan manyetik akı yoğunluğu değerine kadar perdeleme yapabildiği hesaplandı. İkinci aşamada, uygulanan manyetik akı yoğunluğunun süpürme hızının (dBa/dt) manyetik perdeleme verimine olan etkisi sayısal olarak araştırıldı. Manyetik perdeleme limiti Blim değerinin dBa/dt = 30 μT/s' de 20,8 mT olduğu bildirildi. Üçüncü aşamada, HTS içi boş silindirin üst yüzeyi üzerinden itibaren belirli hatlar (cut lines) yardımıyla, perdeleme manyetik akı yoğunluğu (Bsz) sayısal olarak hesaplandı. Son aşamada, iki ortak eksenli (iç-içe şekilde) içi boş silindirden meydana gelen ferromanyetik/süperiletken (F/S) hibrit yapılarının manyetik perdeleme özellikleri araştırıldı. İki durum için (ferro-dışarda, ferro-içerde) belirli bir eksenel uygulanan manyetik alanın nüfuzu irdelendi. Her iki durumda, ferromanyetik tüpün süperiletken tüpün perdeleme özelliklerini nasıl geliştireceğini incelendi. Aynı zamanda ferromanyetik tüpün geometri parametrelerinin etkileri de çalışıldı. Ferro-içerde konfigürasyonu için hesaplanan perdeleme limitindeki artış ∼ %35 iken bu değer Ferro-dışarda konfigürasyonu için ∼ %300 civarındadır.
Üniversite son sınıf öğrencilerinde mezun olduktan sonraki belirsizliklerin yarattığı kaygılar(mezun olma kaygısı) ALKÜ örneğinde
Üniversite dönemi öğrenciler için çeşitli kazanımlar sağladıkları en önemli dönemlerden biridir. Ancak bu dönemin bitiyor olması öğrenciler için bir takım kaygıları da beraberinde getirebilir. Bu çalışma üniversite son sınıf öğrencilerindeki mezuniyet kaygısına yönelik bir analiz çalışmasıdır. Nicel araştırma yöntemi kullanılmış olup ölçek geliştirme basamaklarının uygulanması ile Üniversite Son Sınıf Öğrencilerinde Mezuniyet Kaygısı Ölçeği geliştirilmiştir.Ölçek geliştirme sürecinde öncelikle alan yazı incelenerek bir madde havuzu oluşturulmuş ve madde havuzu 17 alan, 1 ölçme değerlendirme ve 1dil uzmanın incelenmesinden geçirilmiştir. Araştırma, üç farklı grup ile gerçekleştirilmiştir. Türkiye geneli 330 gönüllü üniversite son sınıf öğrencisi ile Açımlayıcı Faktör Analizi, aynı şekilde 255 gönüllü üniversite son sınıf öğrencisi ile Doğrulayıcı Faktör analizi yapılmıştır.Çalışmanın ikinci aşamasında ise 355 kişilik Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesinde farklı fakültelerde öğrenim gören örneklem grubuna Üniversite Son Sınıf Öğrencilerinde Mezuniyet Kaygısı Ölçeği uygulanmıştır.Açımlayıcı Faktör Analizi 'ne göre 15 maddeden oluşan 4 faktörlü bir yapı elde edilmiştir.Çalışmada, Kişisel Bilgi Formu ve Üniversite Son Sınıf Öğrencilerinde Mezuniyet Kaygısı Ölçeği kullanılmıştır. Geliştirilen ölçeğe yönelik Doğrulayıcı Faktör Analizi ile iç tutarlık, eş değer yarılar güvenirliği, alt üt grup güvenirliği ve madde-toplam korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda geliştirilen ölçeğin geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Makine ve elektro sinyaller yoluyla zihin, psikoloji ve davranışları yönlendirme arayışları(Sigara bağımlılığında rezonans terapisi sonrası etkililiğinin değerlendirilmesi örneğinde)
Bu tez, insanların davranış, düşünce ve psikolojilerini etkilemek veya değiştirmek için makine ve elektro sinyaller gibi yapay yöntemleri kullanarak değişim sağlama çabalarının araştırılması amaçlanmaktadır. Ayrıca davranış değiştirmede yeni yöntemlerden olan rezonans makinesinin sigara bağımlılığıyla mücadelede alternatif bir terapi yönteminin etkililiğini incelemeyi amaçlamaktadır. Sigara kullanımı, sağlık üzerindeki olumsuz etkileriyle bilinmektedir ve bağımlılıkla mücadelede çeşitli tedavi yöntemleri sunulmaktadır. Bu çalışma, rezonans terapisinin bu bağlamda ne kadar etkili olduğunu anlamak için bir araştırma sunmaktadır. Çalışma, sigara bağımlılığının önlenmesi veya azaltılmasında rezonans terapisinin rolünü irdelemektedir. Mevcut literatür, araştırma verileri ve analizler üzerinden, rezonans terapisinin sigara bağımlılığı üzerindeki etkilerini değerlendirmektedir. Bu bağlamda, terapinin etkinliği, bağımlılığı azaltma sürecindeki rolü ve kullanımının pratik uygulanabilirliği üzerine odaklanılmaktadır. Tez, sigara bağımlılığı tedavisi için mevcut olan seçenekler arasına rezonans terapisinin potansiyelini dahil etmek ve bu alternatif tedavi yönteminin etkinliği hakkında bilgi sunmak amacıyla hazırlanmıştır. Elde edilen bulgular, sigara bağımlılığı tedavisinde alternatif yaklaşımların önemini vurgulayarak, sağlık profesyonellerine ve ilgili paydaşlara yol gösterici olmayı hedeflemektedir.
Sarı Abdullâh Efendi'nin "Cevâhir-i Bevâhir-i Mesnevî"si, II. cilt (inceleme-metin)
Sarı Abdullâh Efendi XVII. yüzyıl Osmanlı sahasının şairlik yönü de bulunan mutasavvıf âlim ve devlet adamlarındandır. Onun Cevâhir-i Bevâhir-i Mesnevî adlı eseri, Türk edebiyatında oldukça mühim bir yere sahip olan Mevlânâ'nın Mesnevî-i Ma'nevî'sinin ilk defterinin şerhidir. Söz konusu şerh, Mesnevî'nin anlam derinliklerini ortaya koyması yanında şârihin engin ilim ve irfânını göstermesiyle de önemlidir. Mesnevî'nin birinci defterine yapılmış en hacimli şerh olan eserin, tespit edilen otuzdan fazla yazma nüshası yanında beş ciltten oluşan matbu nüshası da mevcuttur. Matbu nüshaya göre ikinci cilde karşılık gelen kısmı konu alan bu çalışmada müellif nüshası da tespit edilmiş ve söz konusu nüsha esas alınarak eserin metni transkripsiyon alfabesiyle yazılmıştır. Metin tesis edilirken lüzum görülen kısımlarda diğer önemli nüshalara da atıf yapılmıştır. Eserin tahlili kısmı da mümkün oldukça kapsamlı tutulmuştur. Böylece Cevâhir-i Bevâhir-i Mesnevî'nin diğer Türkçe Mesnevî şerhlerinin hiçbirisinde tespit edilemeyen zengin muhtevası ortaya konularak okurların ve araştırmacıların istifadesine sunulmuştur. Bunların dışında eserin nüshaları için de ayrı bir bölüm oluşturulmuş, başta müellif nüshası olmak üzere şerhin tespit edilebilen nüshaları hakkında ayrıntılı bilgiler verilmiştir.
İBB Atatürk Kitaplığı BEL_YZ_K.04434 numaralı Şiir Mecmuası (inceleme-metin)
Çalışmamıza konu olan eser İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığında Bel_Yz_K. 04434 numarada kayıtlı bulunan şiir mecmuasıdır. 93 varaktan oluşan bu mecmuanın genel tanıtımı ile birlikte muhteva incelemesi yapıldıktan sonra transkripsiyonlu metni verilmiştir. Mecmuada bulunan şiirler, matbu veya yazma nüsha divanlarda bulunduğu takdirde mukayese yoluna gidilerek aradaki farklar dipnotlarda belirtilmiştir. Mecmuanın mürettibi ve ne zaman tertib edildiği tesbit edilememiştir. Şiirlerin büyük çoğunluğu gazel nazım biçimiyle kaleme alınmıştır. XIII. yüzyıldan XIX. yüzyıla kadar yaşamış muhtelif şairlerin şiirlerinin yer aldığı mecmuada 63 şairden yaklaşık 50 kadarının yaşadığı yüzyıl ve şiirleri bilinmektedir. Toplam 246 adet şiirden müteşekkil mecmuadaki şiirlerin yarıdan fazlası Alevî-Bektâşi geleneğine ait kavram, tabir, sembol ve temalar içermektedir. Mecmuada Azbî, Dertlî, Fâzıl, Fuzulî, Hatâyî, Hayâlî, Hüsnî, Kaygusuz Abdal, Kethüdazâde Ârif, Kul Nesîmî, Misâlî, Muhîtî, Pir Sultan Abdal, Sâcid, Surûrî, Şîrî, Vahdetî ve Virânî gibi Alevî-Bektâşî meşrebli şairlerin yanı sıra Mevlevilik, Nakşibendilik, Halvetîlik, ve Kadîrîlik gibi tarikatlara mensub şairlerin özellikle Ehli Beyt'e olan sevgi ve bağlılıklarını ifade eden şiirlerine de yer verilmiş olması mecmuanın Alevî-Bektâşî muhtevalı bir mecmua olarak değerlendirilmesini mümkün kılmaktadır. Mecmuada en fazla şiir Alevî-Bektâşî geleneğinin yedi büyük şairinden biri olan Seyyid Nesîmî'ye aittir. Anahtar Kelimeler: Şiir Mecmuası, İBB Atatürk Kitaplığı, Bel_Yz_K.04434, Türkİslam Edebiyatı, Alevî-Bektâşî, Ehl-i beyt.