Theses supervised by Prof. Dr. Ersan Ersoy
10 theses · İnönü University, Nevşehir Hacı Bektaş Veli University
Evliliğin metalaşmasında tüketim kültürünün rolü
Evlilik, tarihsel süreç boyunca toplumsal değişmelere bağlı olarak anlam, amaç ve işlev bakımından dönüşüme uğramıştır. Özellikle sanayi sonrası dönemde ortaya çıkan ve üretimden tüketime yönelen yapı, evlilik kurumunu da etkilemiştir. Bu çalışmada, tüketim kültürünün evliliği bir meta haline getirme sürecindeki rolü ve bu sürecin bireysel ve toplumsal yansımaları ele alınmaktadır. Nitel araştırma yönteminin benimsendiği bu çalışmada durum çalışması deseni kullanılmıştır. 24 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile nişanlı ve evli bireylerden oluşan 24 katılımcıyla derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara amaçlı ve kartopu örnekleme teknikleriyle ulaşılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bulgular, tüketim kültürünün evlilik algısını anlam, beklenti ve mutluluk gibi boyutlarda dönüştürdüğünü; evlilik hazırlık süreçlerinin ve evlilik içi rollerin metalaşma etkisiyle yeniden şekillendiğini göstermektedir. Çalışma, tüketim kültürünün bireysel ilişkiler üzerindeki etkisini evlilik kurumu özelinde ortaya koyarak, bu alandaki sosyolojik tartışmalara katkı sunmayı amaçlamaktadır.
Kentsel dönüşümün toplumsal hafızaya etkisi (Malatya örneği)
Bu çalışmada, kentsel dönüşümün toplumsal hafızada ne gibi değişimler meydana getirdiği Malatya ili örneği üzerinden araştırılmıştır. Yoğun şekilde gerçekleşen kentleşme süreçleriyle birlikte ortaya çıkan gecekondulaşma olgusu, kendine özgü bir kültürel ve toplumsal hayatı da beraberinde getirmiştir. Toplumsal bir çevre olarak gecekondulaşma, bireylerin alışkanlıklarını, tutumlarını ve değerlerini belirlediği gibi onların kimlik yapılarının şekillenmesine de tesir etmiştir. Gecekondu bölgelerinde göç ile gelen ve uzun yıllar boyunca buralarda yaşayan bireylerin bulundukları mekâna bir aidiyetlerinin oluşması söz konusudur. Kentin farklı alanlarında olduğu gibi gece kondu bölgelerinde de gerçekleşen gerek zorunlu ve gerekse isteğe bağlı mekânsal değişimler, insanların kimliğinde ve hafızasında önemli etkiler meydana getirmektedir. Kentsel dönüşüm süreçlerinde insanın bireysel ve toplumsal değişimlerini tespit etmek üzere Malatya ilinde gerçekleştirdiğimiz bu çalışmada, nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Katılımcılardan veriler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Araştırmanın uygulamalı alanı olarak kentsel dönüşüm kapsamının genişliği de düşünüldüğünde TOKİ tarafından düzenlenen alanlar seçilmiştir. Malatya ilinde toplu konut projesine giren alanlardan; Beydağ Mahallesi, Yamaç Mahallesi, Fırat Mahallesi ve Yavuz Selim Mahallerinde araştırma uygulanmıştır. Bu alanlardaki dönüşümlerle birlikte bireylerin davranış kalıplarında ve zihin dünyalarında ne gibi değişmeler yaşandığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda kentsel dönüşümle birlikte, toplumsal hafıza başta olmak üzere, sosyal ilişkilerde, değerlerde, kimlikte ve aidiyet duygularında önemli değişmelerin yaşandığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kent, Kentlileşme, Kentsel Dönüşüm, Toplumsal Hafıza
Ortaöğretim gençliğinin teşhircilik tutumları ve sosyal ağ kullanımları (Konya ili örneği)
İçinde bulunduğumuz toplum bir teşhir toplumudur. Teşhir toplumunun ortaya çıkmasında tarihsel süreçte yaşanan değişim ve dönüşümler etkili olmuştur. Bu değişimlerin başında modernleşme, sanayileşme, kentleşme, demokrasi, küreselleşme, postmodernizm ve iletişim teknolojisinin gelişmesi gelmektedir. Toplumda yaşanan değişimlerden en fazla etkilenen ve bunlara en kolay uyum sağlayan kesim gençlerden oluşturmaktadır. Gençlerin teknoloji kullanımları ortaöğretim kuşağında yoğunluk kazanmakta olup buna bağlı olarak teşhir davranışları da yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu nedenle çalışmada sosyal ağlar bağlamında ortaöğretim gençliğinde teşhirciliğin ulaşmış olduğu boyutlar incelenerek bunun altında yatan psikolojik ve sosyo-kültürel nedenler araştırılmıştır. Aynı zamanda teşhirciliğin yol açtığı problemlere dikkat çekilmiştir. Bu araştırma nitel yöntem kapsamında Konya ilinde öğrenim gören 32 öğrenci ile derinlemesine görüşme tekniği uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda toplumda yaşanan değişim ve dönüşümlerin ve özellikle teknolojinin yaygın kullanımının gençlerin teşhir tutumlarını etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Teşhir, Teşhir Toplumu, Gençlik, Toplumsal Değişme, Teknoloji
Bilgi toplumunda değer değişmelerinin sosyolojik boyutu
Bireylerin davranışlarına rehberlik eden ve yaşama dair önceliklerine ilişkin inanç hükümlerini belirleyen değerler ancak toplumsal düzlemde anlam kazanmaktadır. Tarım toplumundan bilgi toplumuna kadar durmaksızın değişen ve evrilen toplumsal yapılanma değerler sistemini de dönüştürmüştür. Bilgi toplumunun teknolojik gelişmelerle ve getirdiği yeniliklerle birlikte hızlı değişen yapısı, bireylerin kollektif bilincini etkileyerek değerleri yapıbozuma uğratmıştır. Bu bağlamda toplumda meydana gelen değişim ve dönüşümden öncelikli olarak etkilenen değerler, toplumsal bütünlüğü sağlamak adına insanlara yeni intibak biçimlerini öngörmüştür. Bu çalışmada, yaşadığımız bilgi çağını daha iyi anlamak ve anlamlandırmak için sosyal bilimcilerin mercekle eğilmesi gereken önemli konulardan biri olan değerler sistemindeki değişimler sosyolojik bağlamda ele alınmıştır. Çalışma literatür taraması yöntemi ile gerçekleşmiştir. Çalışmada bilgi toplumu ve değerler kavramsal bir çerçevede açıklanmış ve tarihsel boyutuyla incelenmeye çalışılmıştır. Beraberinde toplumda temel değer değişimlerinin kaynakları üzerinde durulmuştur. Son bölümde ise değer değişimlerinden yola çıkılarak toplumda gözle görülür değişime uğrayan değer yapılanmaları alanda yapılmış çalışmalar üzerinden ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilgi Toplumu, Değerler, Değer Değişmeleri, Sosyal Medya, Aile, Gözetim Teknolojileri, Oyun Bağımlılığı
Yönetim kültürü bağlamında kurumsal bir olgu: Güven
İçinde bulunduğumuz çağ, güven bunalımlarının had safhada yaşandığı bir çağdır. Günümüz dünyasında güven problemlerinin ortaya çıkmasında tarihsel ve sosyolojik dönüşümlerin önemli bir rolü ve etkisi bulunmaktadır. Bu dönüşümlerin başında hiç şüphesiz küreselleşme, modernleşme, sanayi devrimi, kentleşme, vb. süreçler gelmektedir. Değişim ve dönüşümlerden etkilenen sadece bireyler değil, bireylerin oluşturduğu toplumsal yapı ve unsurları da etkilenmiş ve nasibini almıştır. Bu kapsamda çalışmamızda tarihsel süreçte yönetim olgusunun geçirdiği değişim ve dönüşümler, kültür ve kültürün bir öğesi olan değerler bağlamında ele alınmıştır. Bununla birlikte kültürün ve özellikle de güven değerinin yönetim olgusunu hangi boyutlarda etkilediği araştırılmaya çalışılmıştır. Bu araştırma, Gaziantep ili İslahiye ilçesi 1. Organize Sanayi Bölgesi'nde tekstil sektöründe çalışan "mavi yakalı" ve "beyaz yakalı" çalışanlar üzerine nitel yöntem kapsamında seçilen 20 kişiyle derinlemesine görüşme tekniklerinden faydalanılarak yapılmıştır. Yapılan araştırma neticesinde elde edilen veri ve bulgular ışığında, toplumsal değerlere bağlılığın kurum kültürünün kabulünü artırdığı ve sosyal güvenin kurumsal güveni etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Yine bununla birlikte medeni durumun kurum kültürünün oluşmasına ve güven değerinin kazanılmasına etki etmediği araştırma verilerimiz doğrultusunda ulaştığımız sonuçlardan bazılarıdır. Anahtar kelimeler: Kurum kültürü, yönetim, güven, kültür, değerler.
Türklerde dayanışma kültürü ve toplumsal empati
Bu çalışmada, Türklerin seciyeleri, karakter yapısı, sosyal yardımlaşma ve dayanışma dinamikleri ile bir arada barış ve huzur içinde yaşamaya imkân sağlayan özelliklerine ve değerlerine değinilerek, "toplumsal empati" hususiyetleri sorgulanmaya çalışılmıştır. İki bölümden oluşan bu çalışmada, literatürde yeni bir kavram olmakla beraber çeşitli disiplinlerin alanına giren "toplumsal empati" kavramına dayanak olarak dayanışma kültürümüzün zenginlikleri gösterilmektedir. Ayrıca Türk kültüründe mihenk taşları olan tasavvuf ehli hazinelerimizden hareketle toplumsal barışa, insana verilen değere ve insan-insana ilişkiye, nefis terbiyesi ve yaratılanı yaratandan ötürü sevmenin felsefesi ile Türklerdeki ideal empati seviyesi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Modernleşme ve beraberinde getirdikleri ile bizden götürdüğü değerlerimize sığınmak kuşkusuz hastalıklı yalnızlığımız ve empati yoksunluğumuzun ortaya çıkardığı umursamazlık ve bananeciliğimizden kurtuluşa giden yolda bize psikolojik ve sosyal açıdan destek olacağı inancı ve savı ile bu çalışma şekillenmektedir. Çalışmanın temelini oluşturması ve anlaşılırlığı açısından birinci bölümde kavramlara değinilmiş, bu çerçevede konumuz kapsamında yer alan kavramların tanımlamaları yapılmıştır. İnsanı, kimliğinden ve kültüründen ayıramayacağımız bilinci ve yaklaşımıyla, Türk toplumu içerisinde doğumdan ölüme kadar insana verilen değer ve insanca kaynaşma, bağ kurma, yardımlaşma ve dayanışma örneklerine de ikinci bölümde yer verilmiştir. Yine ikinci bölümde değerlerimizin kaybolması ve ortaya çıkan kaos ortamında geleneksel kodlarımızda zaten saklı bulunan toplumsal empati davranışına eğilmemizin gerekliliği sunulmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler; Türk kültürü, dayanışma kültürü, kültür, kimlik, empati, toplumsal empati, değerler, değer değişmeleri, modernleşme ve toplumsal empati.
Çocuk cinsel istismarının sosyolojik analizi (Malatya Çocuk İzlem Merkezi uygulaması)
Son yıllarda hızla artan ve en sık işlenen suç türü olan çocuk cinsel istismarı, disiplinler arası bir çalışmaya ihtiyaç duymaktadır. Ancak literatürde çocuk cinsel istismarı ile ilgili çoğunlukla sağlık ve hukuk alanlarında çalışmalara rastlanmaktadır. Bu sorunun çözümü, yalnızca tıbbî deliller toplayarak cinsel istismarcıya verilecek ceza oranını arttırmak değildir. Evrensel bir sorun olarak çocuk cinsel istismarının gün geçtikçe artmasında ve gizlilik içerisinde sürdürülmesinde toplumların sosyo- kültürel tutum ve davranışları da etkili olmaktadır. Bu nedenle çalışmamızda çocuk cinsel istismarına neden olan toplumsal risk faktörleri analiz edilmiştir. Böylece bu soruna sosyolojik açıdan yaklaşılarak disiplinler arası alana katkı sağlanmaya çalışılmıştır. Gerçekleştirdiğimiz mağdur odaklı çalışma için Sağlık Bakanlığına bağlı Malatya Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM), en uygun saha olmuştur. Çocuk dostu bir ortam olarak ÇİM, çocuğun yaşadığı travmatik olaydan ikincil örselenmesini ortadan kaldırmayı amaçlayan, çocuğa ve ailesine tıbbî, adlî, psikolojik ve sosyal destek sağlayan bir kurumdur. Çalışma kapsamında ÇİM'de kayıt altında bulunan 678 mağdur çocuğun -kimlik bilgileri saklı kalmak kaydıyla- vaka dosyaları içerik çözümlemesine tâbi tutulmuştur. Çalışma hem nitel hem de nicel yöntemler kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Nitel yöntemler kullanılarak elde edilen veriler, SPSS paket programında rakamsal ve yüzdelik değerlere dönüştürülmüştür. Elde edilen bulgular neticesinde çocuk cinsel istismarı hakkındaki basmakalıp yargıların sorunun çözümünü zorlaştırdığı tespit edilmiştir. Açığa çıkması önlenen ve gizlilik içerisinde sürdürülmeye çalışılan cinsel istismar, toplumsal sistemin bünyesinden atamadığı sorunlu öğelerinden beslenmekte ve yine toplumsal sistemdeki değerlerin yozlaşmasına yol açmakta; adeta bumerang etkisi yaratmaktadır.
Yoksulluk kültürü: Öksüz ve yetim çocuklu ailelerin incelenmesi (Elazığ örneği)
Bu çalışma, yoksulluğun yalnızca ekonomik bir yoksunluk değil, kuşaklar arası aktarılan değerler, pratikler ve baş etme stratejileri üzerinden yeniden üretildiği "yoksulluk kültürü" yaklaşımı çerçevesinde, öksüz ve yetim çocuklu ailelerin yaşam deneyimlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Özellikle ebeveyn kaybı sonrası aile yapısında ortaya çıkan dönüşümler, bakım sorumluluğunun yeniden dağılımı ve sosyal destek mekanizmalarının işleyişi araştırmanın temel problematiğini oluşturmaktadır. Araştırma, Elazığ ili Merkez ilçesinde "Öksüz ve Yetim Yardımı" kapsamında destek alan ve muhtaçlık sınırı altında değerlendirilen 30 aile ile yürütülmüştür. Çalışma karma yöntem yaklaşımıyla tasarlanmış; nicel veriler hanelerin sosyo-ekonomik profillerini ortaya koymak amacıyla, nitel veriler ise fenomenolojik yaklaşım doğrultusunda gerçekleştirilen derinlemesine görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Bulgular, tek ebeveynli öksüz ve yetim çocuklu ailelerin büyük ölçüde kadınlar tarafından sürdürüldüğünü, düşük eğitim düzeyi, güvencesiz istihdam ve yetersiz sosyal yardımlar nedeniyle kronik yoksulluk koşullarının yeniden üretildiğini göstermektedir. Dul kadınlar açısından sosyal dışlanma, damgalanma ve yalnızlaşma belirginleşirken; çocukların eğitimden kopma, erken yaşta çalışma ve riskli sosyal çevrelere yönelme olasılıklarının arttığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte, aile içi dayanışma, duygusal bağlar ve ebeveynlik pratiklerinin, çocukların karşı karşıya kaldığı riskleri azaltmada önemli bir koruyucu faktör olduğu ortaya konulmuştur. Çalışma, öksüz ve yetim çocuklu ailelerin deneyimlerini yoksulluk kültürü perspektifiyle ele alarak, sosyal yardım politikalarının mevcut sınırlarını görünür kılmakta ve sosyal politika alanında bütüncül, sürdürülebilir destek mekanizmalarına duyulan ihtiyaca dikkat çekmektedir.
Üniversite gençliğinin kimlik oluşumunda beden algısının rolü ve etkisi (Aksaray Üniversitesi örneği)
Beden, sosyal bilimlerde özellikle 1980'lerden itibaren artarak devam eden bir ilgi alanı haline gelmiştir. Sosyolojinin de bedene ilgi duyması kendi gelişiminin bir parçası olarak yeni bir uzmanlık alanı olan beden sosyolojisini ortaya çıkarmıştır. Beden sosyolojisi bedenin toplumsal yaşamda ön plana çıkmasıyla her dönemdekinden daha fazla görünür hale gelmiş, gündelik hayatta sosyal ilişkiler ve etkileşimler üzerindeki rolü ve etkisiyle önemli bir konuma sahip olmuştur. Bedenin günümüzde bu kadar önemlisi olması onun fiziksel bir yapı olmanın ötesinde toplumsal anlamlar ve sembollerin de taşıyıcısı olmasındandır. Kimlik ise toplumların ve zamanın ruhunu yansıtan bir aynadır. Toplumların yapılarını, ilişkilerini zaman ve mekâna bağlı olarak yansıtan bir olgudur. Araştırmanın konusu bu bağlamda bedenin toplumsal dinamiklerden nasıl ve neden etkilendiğini ve bu etkilerin bireylerin kimliklerini şekillendirmedeki rolünü. Çalışma, üniversite gençliğinin beden algısının sosyal medya, toplumsal cinsiyet normları ve kültürel değerler gibi faktörlerden nasıl etkilendiği, toplumsal bedenin zaman ve mekâna bağlı olarak nasıl yeniden inşa edildiği ve bu süreçlerin bireysel ve kolektif kimlik oluşumuna nasıl katkıda bulunduğu nitel bir araştırma modeliyle anlamaya çalışmaktadır.
Sürdürülebilirlik endeksi ve yatırımcı tepkisi: Getiri ve likidite açısından bir araştırma
Günümüzde hissedarların servetini artırmaya odaklanan yönetim anlayışı, yerini firma ile ilgili tüm çıkar gruplarının çıkarlarına odaklanan bir yönetim anlayışına bırakmaya başlamış ve firma performansının değerlendirilmesinde finansal olmayan veriler de dikkate alınmaya başlanmıştır. Bu gelişmeler, firmaların sürdürülebilirlik kapsamında çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim alanındaki faaliyet ve yatırımlarının artmasına ve sürdürülebilirlik endekslerinin geliştirilmesine yol açmış, hisse senetlerinin sürdürülebilirlik endeksine alınmasına yatırımcıların nasıl bir tepki verdiği finans literatürde tartışılan en güncel konulardan biri haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı BIST Sürdürülebilirlik Endeksine alınma olayının (duyuru ve giriş), hisse senetlerinin getiri ve likiditesi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. 2014-2021 yıllarını kapsayan çalışmada, olay çalışması metodolojisi kullanılmış ve 67 adet sürdürülebilirlik endeksine alınma olayı incelenmiştir. Çalışmada, duyurudan önce bir beklenti etkisinin varlığını, duyuru ve giriş sonrası fiyat değişimlerini, duyuru tarihi ile giriş tarihi arasındaki fiyat değişikliklerini ve fiyat değişiklerinde kalıcılığı görebilmek için altı farklı olay penceresi grubu oluşturulmuştur. Elde edilen sonuçlar, duyuru tarihini takip eden günde ve duyuru tarihini takip eden gün ile endekse giriş tarihi arasındaki dönemde, yatırımcıların pozitif tepki verdiklerini ve piyasa getirisinin üzerinde bir getiri sağlanabileceğini göstermiştir. Başka bir ifadeyle sonuçlar, yatırımcılara duyuru tarihini takiben satın al ve giriş tarihine kadar elde tut şeklinde bir yatırım stratejisi önermektedir. Sürdürülebilirlik endeksine alınma olayının yaratacağı anlamlı fiyat değişimlerinin, başka bir deyişle olumlu yatırımcı tepkisinin giriş tarihi ve sonrasında değil duyuru tarihi sonrasında ortaya çıktığı belirlenmiştir. Sürdürülebilirlik endeksine alınmaya ilişkin duyuru olayının, duyuru tarihi öncesinde kümülatif anormal işlem hacmi oranını artıracak bir beklenti etkisi yaratmadığı, benzer şekilde duyuru tarihinden sonra da likiditede artış yaratacak bir etkiye sahip olmadığı tespit edilmiştir. Sürdürülebilirlik endeksine girme olayından sonraki olay pencerelerinde, istatistiksel olarak anlamlı ve negatif kümülatif anormal işlem hacimleri tespit edilmiştir. Bu da, likidite üzerindeki etkinin daha çok endekse girme olayından sonra ortaya çıktığını ve etkinin de ağırlıklı olarak negatif olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Borsa İstanbul, Sürdürülebilirlik Endeksi, Endekse Alınma, Anormal Getiri, Anormal İşlem Hacmi, Likidite, Olay Çalışması.