Theses supervised by Prof. Dr. Ersin Altıntaş
11 theses · Sakarya University, İstanbul Nişantaşı University
Ortaöğretim öğrencilerinin benlik algısı ve umutsuzluk düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırmada ortaöğretim öğrencilerinin benlik algıları ile umutsuzluk düzeyleri arasındaki ilişki çeşitli değişkenler açısından incelenmiştir. Araştırma ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Sakarya ili Hendek ilçesindeki üç okul türündeki liselerden 208 kız 306 erkek toplam 514 öğrenci araştırmaya katılmıştır. Öğrenciler yansız örnekleme metodu seçilmiştir. Araştırmada verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Offer Benlik İmgesi Ölçeği ve Beck Umutsuzluk Ölçeği kullanılmıştır. Veriler SPSS for Windows 11.5 istatistik paket programı yardımıyla analiz edilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre; öğrencilerin benlik algı düzeyleri ile umutsuzluk düzeyleri arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Öğrencilerin benlik algı düzeylerinin olumsuzluğu arttıkça, umutsuzluk düzeyleri de artmaktadır. Öğrencilerin benlik algısı ile umutsuzluk ölçeğinin tüm alt boyutları arasında pozitif anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin benlik algısı düzeylerine göre okul türü, sosyo-ekonomik düzey, akademik başarı düzeyi, anne-baba tutumu, annenin eğitim durumu, babanın eğitim durumu değişkenleri açısından anlamlı farklılık bulunmuştur. Öğrencilerin benlik algı düzeyleri ile cinsiyet, sınıf düzeyi, doğum sırası, seçmeyi düşündükleri meslek değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür.Öğrencilerin umutsuzluk düzeylerine göre cinsiyet, okul türü, sosyo-ekonomik düzey, akademik başarı düzeyi, anne-baba tutumu değişkenleri açısından anlamlı farklılık bulunmuştur. Öğrencilerin sınıf düzeyi, annenin eğitim durumu, babanın eğitim durumu doğum sırası, seçmeyi düşündükleri meslek değişkenlerine göre umutsuzluk düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Araştırmanın bulgularına yönelik tartışma yapılmış ve önerilerde bulunulmuştur.
Ortaöğretim öğrencilerinin psikolojik belirtilerinin sosyal destek algısı ve akademik erteleme açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı orta öğretim öğrencilerinin psikolojik belirtilerinin sosyal destek algısı ve akademik erteleme açısından incelemektir. Araştırmada ayrıca orta öğretim öğrencilerinin psikolojik belirtileri, algılanan sosyal destek düzeyleri ve akademik erteleme davranışı cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, okul türü, algılanılan akademik başarı, anne-babanın yaşama-öz/üvey olma ?evlilik durumları, kardeş sayısı, dünyaya geliş sırası, algılanılan sosyoekonomik düzey ve yaşadıkları yer değişkenleri açısından da incelenmiştir.Bu araştırmanın örneklemini, Düzce il merkezinde bulunan 4 farklı türdeki orta öğretim okulunda tesadüfî küme örneklemi yoluyla seçilen 9.,10. ve 11. sınıf ta okuyan 380 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırmada verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen `Kişisel bilgi formu', psikolojik belirtileri belirlemek için Kısa semptom envanteri'(Şahin ve Durak, 1994)`,sosyal destek algısını ölçmek için `Çocuk ve ergenler için sosyal destek değerlendirme ölçeği'(Gökler, 2007) ve akademik erteleme davranışı ölçmek için `Aitken erteleme ölçeği'(Aitken, 1982) kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilere, farklılıkların anlamlılık testi için iki değişkene sahip gruplarda ?Bağımsız Grup t Testi?, ikiden fazla değişkenli gruplarda ?Tek Yönlü Varyans Analizi (F Testi), ?Pearson Korelasyon Testi?. Tek yönlü varyans analizi sonucunda çıkan ?F? değerinin anlamlı olması durumunda, hangi grupların ortalamaları arasında anlamlı düzeyde fark olduğunun belirlenmesi için ise gerekli ?Tukey? testi uygulanmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi .05 olarak kabul edilmiştir.Araştırma bulgularına göre orta öğretim öğrencilerinin genel psikolojik belirti düzeylerinin, sosyal destek algısı ile negatif doğrusal ilişki; akademik erteleme davranışı ile pozitif doğrusal ilişki içerisinde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca psikolojik belirti düzeyleri, algılanan sosyal destek ve akademik erteleme ile demografik özellikleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin KSE, SDÖ ve AEÖ 'den aldıkları puanların cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, okul türü, algılanılan akademik başarı, anne-babanın yaşama ve evlilik durumları, algılanılan sosyoekonomik düzey ve yaşadıkları yer gibi sosyodemografik özelliklere göre değişkenlik gösterdiği tespit edilmiştir.Elde edilen sonuçlara göre psikolojik belirtiler sosyal destek algısı ve akademik erteleme açısından tartışılmış ve sonraki araştırmalara yönelik olarak önerilerde bulunulmuştur.
Evli bireylerin cinsel özgüven düzeyleri ile cinsel öz-yeterlik, evlilik yaşam doyumu ve cinsel utangaçlıklarının incelenmesi
Bu araştırmada, evli bireylerin cinsel özgüvenlerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada,evli bireylerin cinsel özgüven düzeyleri, cinsel öz-yeterlik, evlilik yaşam doyumu, cinsel utangaçlık ve demografik özellikleri (cinsiyet, evlenme biçimi, evlilik süresi, çocuk sayısı, ek işte çalışıp çalışmama, eğitim düzeyi, meslek türü, bir işte çalışıp çalışmama) açısından incelenmiştir.Araştırmanın çalışma grubu İstanbul'da yaşayan 336 evli bireyden oluşmaktadır. Cinsel özgüven ile ilgili veriler ?Cinsel Özgüven Ölçeği? (Çelik, 2012a), evlilik yaşam doyumu değişkeni verileri ?Evlilik Yaşam Doyumu Ölçeği? (Çelik, 2012b), cinsel utangaçlık ile ilgili veriler ?Cinsel Öz-bilinç Ölçeği? (Çelik ve Çakmak, 2012) ve cinsel öz-yeterlik ile ilgili veriler ?Cinsel Öz-yeterlik Ölçeği? (Çelik, 2012c) ile toplanmıştır. Demografik özelliklere (cinsiyet, evlenme biçimi, evlilik süresi, çocuk sayısı, ek işte çalışıp çalışmama, eğitim düzeyi, meslek türü, bir işte çalışıp çalışmama) ilişkin verileri toplamak için ise ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır.Araştırmada toplanan verilerin çözümlenmesi ?LISREL8.51 for windows ve SPSS 11.5 for windows? paket programıyla bilgisayar ortamında gerçekleştirilmiştir. Cinsel özgüveni yordayan değişkenlerin belirlenmesinde yapısal eşitlik modeli (YEM) kullanılmıştır. Verilerin analizi sırasında, betimleyici istatistiklerin yanı sıra evli bireylerin çocuk sayısına göre cinsel özgüven düzeyinin farklılaşıp farklılaşmadığı Tek Yönlü Varyans analizi ile, eğitim düzeyine ve evlilik süresine göre cinsel özgüvenin farklılaşıp farklılaşmadığı ise Welch testi ile incelenmiş ve sonuçta çıkan farklılığın hangi değişkenden kaynaklandığının tespiti ise Scheffe testi ve Tamhane's T2 testi ile yapılmıştır. Evlilik yaşam doyumu, cinsel utangaçlık, evlenme biçimi, evlilik süresi ve çocuk sayısı ile cinsiyetin evli bireylerin cinsel özgüven düzeyi üzerindeki ortak etkisini incelemek için İki Yönlü Varyans analizi kullanılmıştır. Ayrıca cinsel öz-yeterlik, cinsiyet, ek iş, meslek türü, çalışma durumu değişkenleri açısından evli bireylerin cinsel özgüven düzeylerinin önemli bir biçimde farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek için T-testi ile incelenmiştir. Değişkenler arasındaki korelasyonları incelemek için Pearson Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Etki büyüklüğünün belirlenmesi için de Eta Squared (µ²) değerleri dikkate alınmıştır.Yapısal eşitlik modelinde cinsel utangaçlığın, cinsel öz-yeterliliğin cinsel özgüveni negatif bir şekilde etkilediği, evlilik yaşam doyumunun ise cinsel özgüveni pozitif etkilediği ve cinsel utangaçlık, cinsel öz-yeterlik ve evlilik yaşam doyumu değişkenlerinin cinsel özgüveni doğrudan etki ile yordadığı bulunmuştur. Ayrıca cinsel utangaçlık ve cinsel öz-yeterlik değişkenlerinin cinsel özgüveni evlilik yaşam doyumu aracılığı ile dolaylı etki ile de yordadıkları sonucu elde edilmiştir. Evlilik yaşam doyumu düzeyi yüksek olan bireylerin cinsel özgüven düzeylerinin daha yüksek olduğu, cinsel utangaçlık düzeyi ve cinsel öz-yeterlik düzeyi yüksek olan bireylerin ise cinsel özgüven düzeylerinin daha düşük olduğu sonucu elde edilmiştir.Araştırma sonucunda erkeklerin kadınlardan, anlaşarak evlenen bireylerin görücü usulü ile evlenenlerden, çalışan bireylerin çalışmayan bireylerden daha yüksek cinsel özgüven düzeyine sahip olduğu bulunmuştur. Evliliğin ilk yıllarında cinsel özgüven düzeyinin yüksek olduğu fakat evliliğin ilerleyen yıllarında cinsel özgüvenin düştüğü sonucu elde edilmiştir. Çocuğu olmayan evli bireylerin cinsel özgüven düzeylerinin çocuk olanlardan daha yüksek olduğu bulunmuştur. Öğretmenlerin, ek işte çalışanların ve eğitim düzeyi yüksek olanların cinsel özgüven düzeylerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Evlilik yaşam doyumu, cinsel utangaçlık, evlenme biçimi, evlilik süresi ve çocuk sayısı ile cinsiyetin evli bireylerin cinsel özgüven düzeyi üzerinde ortak etkisinin olmadığı bulunmuştur.
Orataöğretim (lise) öğrencilerinde rekabetçi tutum ile ana-baba tutumları arasındaki ilişki düzeyi
Bu araştırmada temel amaç; Ortaöğretim (Lise) öğrencilerinin rekabetçi tutumları ile demokratik, koruyucu/istekçi ve otoriter ana-baba tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Ayrıca çalışmada rekabetçi tutumun ve demokratik, otoriter, koruyucu/istekçi ana-baba tutumlarının; öğrencilerin cinsiyetine, eğitim görülen lise türüne, ana-babanın eğitim düzeyine, ana-babanın mesleğine ve öğrencilerin ailelerinin sosyo-ekonomik düzeylerine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği de araştırılmıştır.Araştırmanın örneklemini, Nevşehir'in Ürgüp ilçesindeki Ürgüp Lisesi, Hayri Mehmet Ürgüplü Anadolu Lisesi ve Ürgüp Anadolu Öğretmen Lisesinde eğitim gören öğrencilerden tesadüfi örneklem yoluyla seçilen 167 `si erkek, 215'i kız olmak üzere toplam 382 lise öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Rekabetçi Tutum Ölçeği (RTÖ, Bilbey, Akbayırlı, 1998), Ana-Baba Tutum Envanteri (Eldeleklioğlu, 1996), araştırmacı ve danışman tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır.Araştırma sonucunda; ortaöğretimde öğrenim gören öğrencilerin rekabetçi tutum değerlerinin ana-baba tutumlarının demokratik ve koruyucu/istekçi oluşuna göre anlamlı bir farklılık gösterdiği görülmüştür. Buna karşılık öğrencilerin rekabetçi tutum değerlerinin ana-baba tutumlarının otoriter oluşuna göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Rekabetçi tutumun; cinsiyete, lise türüne, ana-baba eğitim düzeyine, ana-babanın meslek durumuna ve sosyo- ekonomik düzeye göre anlamlı bir farklılık göstermediği de araştırma sonucunda elde edilen bulgulardandır. Öğrencilerin ana-baba tutumlarının cinsiyet ve lise türüne göre farklılık göstermediği sonucu elde edilen diğer bir bulgudur. Annesi ortaokul-lise mezunu olanların ilkokul mezunu olanlardan daha koruyucu/istekçi ana-baba tutumuna sahip oldukları, babası üniversite mezunu olanların ilkokul mezunu olanlardan daha koruyucu/istekçi ana-baba tutumuna sahip oldukları belirlenmiştir. Demokratik ana-baba tutumu açısından ana-baba eğitim düzeyine göre anlamlı fark yoktur. Annenin meslek durumuna göre ana-baba tutumları açısından anlamlı fark bulunmamıştır. Fakat babası memur olanların esnaf ve diğer olanlardan daha koruyucu/istekçi ana-baba tutumuna sahip olduğu, buna karşın demokratik ve otoriter tutum açısından anlamlı farklılık bulunmamıştır. Sosyo-ekonomik düzey açısından demokratik ana-baba tutumunda anlamlı farklılık bulunmamıştır, fakat orta sosyo-ekonomik düzey'deki öğrencilerin düşük düzeydekilerden den daha koruyucu/istekçi ve otoriter ana-baba tutumuna sahip oldukları bulunmuştur.
Sigorta sektöründe çalışan kişilerin psikolojik dayanıklılık ve stresle başetme stratejilerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışmanın temel amacı sigorta sektöründe çalışan kişilerin psikolojik dayanıklılık ve stresle baş etme tutumlarının bazı değişkenlere göre incelenmesidir. Araştırmada İstanbul ilinde sigorta şirketlerinde çalışan kişiler üzerinden veri toplanmıştır. Araştırmaya gönüllü olarak 208 kişi katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak psikolojik dayanıklılık ölçeği, stresle başa çıkma tutumları envanteri ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmada tanımlayıcı istatistikler, anova, t-testi, korelasyon, regresyon analizleri kullanılarak bulgular elde edilmiştir. Araştırmada sigorta şirketi çalışanlarının psikolojik dayanıklılık düzeyleri stresle başa çıkma düzeyleri arasında korelasyon ilişkisi tespit edilmiştir. Psikolojik dayanıklılığın sigorta şirketi çalışanlarında stresle başa çıkma üzerinde belirleyici olduğu sonucuna varılmıştır. Psikolojik dayanıklılık stresle başa çıkmayı pozitif olarak arttırmaktadır.
İHKİB Kağıthane Mesleki Teknik Anadolu Lisesi'nde öğrenim gören ergenlerin bilişsel çarpıtma düzeyleri ile stres düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Tezin Başlığı: İHKİB Kağıthane Mesleki Teknik Anadolu Lisesinde Öğrenim gören Ergenlerin Bilişsel Çarpıtma Düzeyleri ile Stres Düzeyleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi Stres, çeşitli olayların insan üzerinde duygusal, fizyolojik ve davranışsal sonuçlara yol açan baskı yaratmasıdır. Bazen olumlu etkileri olsa da stresin genel olarak bireyler üzerinde olumsuz etkilere yol açtığı ve çevresi ile kurduğu ilişkiye zarar verdiği görülmektedir. Birey benliğinin gelişimi için en önemli dönemlerden birisi olan ergenlik dönemi, stres yaratan olaylarla sık karşılaşılan ve stres kaynaklarının yönetilmesinde önemli sorunların yaşandığı bir dönemdir. Özellikle bilişsel çarpıtmalar nedeniyle ergenlerde stres daha yoğun olarak yaşanmakta ve bilişsel çarpıtmaların etkisiyle stresle baş etmede yeterince başarılı olunamamaktadır. Bu araştırmada ergenlerin bilişsel çarpıtma düzeyi ile algıladıkları stres düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada veriler, Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği ve Algılanan Stres Ölçeği ile toplanmıştır. Ölçeklerle elde edilen veriler Statistical Package for Social Sciences for Windows (SPSS) 21.0 Paket Programı ile analiz edilmiştir. İstatiksel analizlerden elde edilen bulgulara göre bilişsel çarpıtmalar ile stres düzeyi arasında anlamlı bir ilişki vardır. Bilişsel çarpıtmaların alt boyutları olan yaşamı tehlikeli görme, çaresizlik ve umutsuzluk alt boyutları kendi aralarında diğer boyutlara göre daha yüksek bir korelasyona sahiptir. Ergenlerin demografik özellikleri farklı düzeylerde olmak üzere bilişsel çarpıtmalarını ve stres düzeylerini etkilemektedir. Özellikle anne-baba tutumlarının her iki değişken üzerinde belirgin bir etkisinin olduğu görülmektedir.
Yetişkinlerde bilinçli farkındalık (Mindfulness) ve duygu düzenleme arasındaki ilişki
Bilinçli farkındalık yurt dışında psikoloji alanında en çok çalışılan kavramların başında gelmektedir. Bunda bilinçli farkındalığın psikolojik ve fiziksel sağlık üzerinde oynadığı önemli rolün büyük etkisi olduğu yapılan çok sayıda araştırma sonucuyla da kanıtlanmıştır. Yurtdışındaki popülerliğine rağmen bilinçli farkındalık ülkemizde yeni yeni çalışma alanı bulmaktadır. Bu çalışmada bilinçli farkındalık kavramının ruh sağlığının bir diğer önemli bileşeni olan duygu düzenleme kavramıyla ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla sosyal medya üzerinden çeşitli mesleki grupları, mail grupları ve mesleki forumlardan 286 kişilik bir çalışma grubuna ulaşılmıştır. Katılımcılara online olarak Kişisel Bilgi Formu, Brown ve Ryan (2003) tarafından geliştirilen Bilinçli Farkındalık Ölçeği - BİFO (Mindful Attention Awareness Scale - MAAS) ve Gratz ve Roemer (2004) tarafından geliştirilen Duygu Düzenlemede Güçlükler Ölçeği-DDG (Difficulties of Emotion Regulation Scale) Uygulanmıştır. Verilerin SPSS 22.00 (Sosyal Bilimler için İstatatistik Paket Programı) programı ile analizi sonucunda katılımcıların bilinçli farkındalık düzeylerinin duygu düzenleme güçlüğü toplam ve açıklık, kabul, stratejiler, dürtü ve amaçlar alt boyutlarıyla anlamlı düzeyde ve negatif yönlü ilişkide olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcıların bilinçli farkındalık düzeyinin cinsiyet, medeni durum, yaş, ve yanında yaşanılan kişi, psikiyatrik hastalık ve psikiyatrik ilaç kullanma değişkenlerine göre, duygu düzenleme güçlüğü düzeyinin ise, bunlara ek olarak eğitim ve gelir düzeyi ile kronik hastalık değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaştığı tespit edilmiştir.
Ergenlerin internet bağımlılığının ana-babaya bağlanma stilleri ve çeşitli değişkenlere göre incelenmesi (Yenibosna Çok Programlı Anadolu Lisesi örneği)
Bu araştırmada ortaöğretimde öğrenimlerini sürdüren öğrencilerin internet bağımlılık durumları çeşitli değişkenlere göre incelenmiştir. Araştırmanın evrenini 2015-2016 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Bahçelievler ilçesinde bulunan Yenibosna Çok Programlı Anadolu Lisesi'nde öğrenimlerini sürdüren öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise evrenden seçkisiz olarak belirlenen 10-11 ve 12. sınıf öğrencilerinden toplam 270 kişi oluşturmuştur. Araştırmada, öğrencilerin kişisel bilgileri Sosyo-Demografik Veri Formu kullanılarak elde edilmiştir. İnternet bağımlılık düzeylerini belirlemek için Young (1996) tarafından geliştirilen ve Bayraktar (2001) tarafından uyarlama çalışmaları yapılan İnternet Bağımlılığı Ölçeği kullanılmıştır. Ana - Babaya bağlanma stillerini belirlemek için Parker ve arkadaşları (1979) tarafından geliştirilen ve Kapçı ve Küçüker (2008) tarafından geçerlilik ve güvenirlik çalışmaları yapılan Ana-Babaya Bağlanma Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde Ki-Kare Testi ve Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Bu analizler SPSS for Windows, Version 17.0 istatistik paket programıyla bilgisayarda gerçekleştirilmiştir. Araştırmada özetle şu bulgulara ulaşılmıştır: Öğrencilerin cinsiyetlerine göre internet bağımlılığı puan ortalamaları arasında anlamlı farklılaşma bulunamamıştır. Öğrenim görülen sınıf düzeylerine göre internet bağımlılığı puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılaşma görülmemiştir. Öğrencilerin kendilerini algıladıkları başarı düzeylerine göre internet bağımlılığı puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmuştur. Kendini başarılı ve çok başarılı gören öğrencilerin internet bağımlılığı düşük iken kendisini başarısız ve orta düzeyde başarılı görenlerin internet bağımlılığı daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Öğrencilerin ekonomik düzeylerine göre internet bağımlılığı puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmuştur. Ekonomik durumu düşük seviyede olan öğrencilerin internet bağımlılığı daha yüksek iken ekonomik durumu orta ve yüksek olan öğrencilerin internet bağımlılığının daha düşük olduğu gözlemlenmiştir. Annelerinin ve babalarının eğitim düzeylerine göre öğrencilerin internet bağımlılığı puan ortalamaları arasında anlamlı farklılaşma bulunamamıştır. Anneye Bağlanma Envanteri toplam skoruyla İnternet Bağımlılığı arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Anneye bağlanma stilleri açısından inceleme yapıldığında ise 'İlgi' ve 'Kontrol' alt faktörleriyle İnternet Bağımlılığı arasında anlamlı bir ilişki gözlemlenirken 'Aşırı Koruma' faktörüyle İnternet Bağımlılığı arasında anlamlı bir ilişki saptanamamıştır. Babaya Bağlanma Envanteri toplam skoruyla İnternet Bağımlılığı arasında anlamlı bir ilişki saptanamamıştır. Alt faktörler açısından incelendiğinde ise 'İlgi' ve 'Kontrol' grubunda anlamlı bir ilişki bulunamazken, babasıyla arasında 'Aşırı Koruma' bağlanma stili olan ergenlerle İnternet Bağımlılık düzeyleri arasında zayıf pozitif yönlü bir ilişki saptanmıştır. Anahtar Kelimeler : Ergenlik, Ana-Babaya Bağlanma Stilleri, İnternet Bağımlılığı
Ergenlerde internet bağımlılığının sosyal görünüş kaygısı ve çeşitli değişkenlerle ilişkisinin incelenmesi (İstanbul Yenibosna Çok Programlı Anadolu Lisesi örneği)
İnternet 21. yüz yılın en hızlı ve en kolay iletişim ve bilgiye ulaşma aracıdır. İnternet kullanımı her geçen gün artış göstermektedir. İnsanlar internet aracılığı ile faturalarını ödemekte, bilgiye ulaşmakta, eğlenceli vakit geçirmekte ve alışveriş yapmaktadırlar. İnternetin kullanımı gençler arasında da oldukça yaygındır. Kendilerini internet aracılığı ile daha rahat ifade ettiğini söyleyen gençlerin sayısı azımsanmayacak kadar fazladır. Özellikle sosyal çevresinde bedensel görünümleriyle ilgili olarak istedikleri imajı kurmada yetersiz olduklarını düşünen ergenler internette daha fazla vakit geçirmektedirler. Sağladığı kolaylıkların yanında internetin aşırı ve kontrolsüz kullanımı internet bağımlılığı kavramını ortaya çıkarmıştır. Bu tezde ergenlerin sosyal görünüş kaygısı ve internet bağımlılığı ilişkisi çeşitli değişkenlere göre incelenmiştir. Tezin birinci bölümünde ergenlik, beden imgesi, sosyal görünüş kaygısı ve internet bağımlılığı ile ilgili genel bilgiler verilerek kuramsal bir çerçeve çizilmiştir. İkinci bölümde ise lisede öğrenim gören ergenlere uygulanan sosyal görünüş kaygısının internet bağımlılığı üzerindeki etkilerini araştıran anket çalışmasının analiz ve bulguları yer almaktadır. Anahtar Kelimeler : Ergenlik, Sosyal Görünüş Kaygısı, İnternet Bağımlılığı
Anne babası ayrı olan ergenlerin yaşam kalitesinin bazı değişkenler açısından incelenmesi(Bağcılar ilçesi örneği)
Bu araştırma, 2015-2016 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul Bağcılar ilçesinde, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi ve özel liselerde okuyan anne babaları ayrı olan öğrencilerin yaşam kalitesinin cinsiyet, yaş, annenin öğrenim durumu, babanın öğrenim durumu, ekonomik durum, okunan okul türü, sınıf düzeyi değişkenlerine göre değişip değişmediğini saptayarak bu değişkenler arasında ilişki olup olmadığını belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Çocuklar için Yaşam Kalitesi Ölçeği" (Ergen Değerlendirme Formu 13-18 yaş) kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programında çözümlenmiştir. Anne-babası ayrı olan ergenlerin yaşam kalitesinin bazı değişkenler açısından incelenmesinde ölçeklerden alınan puanların aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri incelenmiştir. Araştırmaya katılan bireylerin sosyo demografik özellikleri bakımından farklılık gösterip göstermediğini test etmek için normal dağılan verilerde "one-way Anova" testi kullanılmıştır. Örneklemi oluşturan bireylerin Sosyo demografik özelliklerinin belirlenmesi için "Frekans analizi" ve ölçeğin alt boyutları ile karşılaştırmak için "Varyans" analizi yapılmıştır. Yapılan analiz sonuçları; p=.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlar şöyledir: Anne babası ayrı olan ergenlerin yaşam kalitesine ilişkin algıları tüm boyutların ortalaması; Yaş değişkeni, Sınıf değişkeni, Okul türü değişkeni göre tüm boyutlarda anlamlı fark olduğu saptanmıştır. Anne babası ayrı olan ergenlerin yaşam kalitesine ilişkin algıları tüm boyutların ortalaması; annenin eğitim durumu, Babanın eğitim durumu ve velayet sahibinin geliri değişkenine göre incelendiğinde, tüm boyutlarda anlamlı fark olduğu saptanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre anne babası ayrı olan ergenlerin yaşam kalitesi ile kişisel bilgileri bazı değişkenlere göre arasındaki ilişki, pozitif ve anlamlı düzeyde bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Ergenlik, Yaşam kalitesi, Boşanma
The investigation of some variables related to friendship and relationship among adolescents
The purpose of this study is to investigate whether the students at the beginning of adolescence differerences in their self-esteem, according to some variables, related to friendship and friendship relationships. The general pattern of this research is the students who are in the 7th and 8th grades in the secondary schools in the province of Istanbul Avcılar in the academic year of 2015-2016. The sample group of the research consists of a total of 319 students, 149 girls and 170 boys selected randomly. The sample from adolescents attending 7th and 8th grades of 4 schools in Avcılar. In order to collect data, about adolescents themselves and their families in the study, a personal information Form developed by the researcher and a "Friend Relationship Questionnaire" for independent variables were applied. The Coopersmith Self-Esteem Inventory, which was developed by Coopersmith (1967) and was recently tested by Piskin (1997) for reliability and validity studies, was used to determine the self-esteem levels of the students in the study. In the analysis of the data, frequency, square analysis, independent groups, t-test and one way analysis of variance were used. According to the results of the research, the majority of the students have more than 15 students; the number of close friends often ranged from 3 to 4, and the time of friendship was usually between 3 and 5 years, and they often met at school with their friends. The majority of students who say that the opposite is a romantic relationship with a supposed to the majority of students against it. The majority of the students' preferences for their friends are "confident and trustworthy" at the beginning. It has been found that adolescents use social media tools for at least 1-2 hours per day to communicate and share with their friends. Most of the adolescents have indicated that their families interfere with friendship relationships and it turns out that the family members who are exposed to intervention and intervene more often than the boys are usually mothers. As a result of this research, it is seen that there is no meaningful difference in the level of self-esteem according to age, sex, number of friends, number of close friends and normal and romantic friend status of 13-14 aged adolescents. On the other hand, there was a significant difference between the self-esteem scale scores of the adolescents in terms of interfering with the friendship relationship of the family. Adolescents who did not interfere with friendship and relationships were found to have higher self esteem.