Theses supervised by Prof. Dr. Esra Baltacıoğlu

11 theses · Karadeniz Technical University

Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Generalize agresif periodontitiste cerrahi olmayan tedavi ile birlikte uygulanan sistemik spiramisin tedavisinin klinik etkinliğinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, generalize agresif periodontitisli (GAP) bireylerde tüm ağız diş yüzey temizliği ve kök yüzeyi düzleştirmesi (TAKYD) ile kombine uygulanan spiramisin (SPİ) tedavisinin klinik periodontal parametrelere olan etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya sistemik olarak sağlıklı, yaşları 20 ile 37 arasında değişen (yaş ortalaması 26±4.74) 25 GAP'lı birey dahil edildi. Bireyler sadece TAKYD uygulanan kontrol grubu ve TAKYD'ye ilave spiramisin uygulanan (TAKYD+spiramisin) SPİ grubu olmak üzere 2 gruba ayrıldı. Çalışmaya dahil edilen bireylerin periodontal cep derinliği (CD), klinik ataçman düzeyi (KAD), gingival indeks (Gİ), kanama indeksi (Kİ) ve plak indeksi (Pİ) ölçümleri kaydedildi. Tüm klinik parametreler, her iki grupta başlangıçta ve TAKYD işlemi sonrası 1. ve 3. ayda ölçüldü. Kontrol ve SPİ grubunun başlangıç klinik periodontal parametre bulguları değerlendirildiğinde; gruplar arasında istatistiksel olarak önemli farklılıklar gözlenmedi. Gruplar arası klinik parametre değerleri karşılaştırıldığında; 1. ay CD, KAD ve Gİ değerleri ve 3. aydaki Pİ hariç tüm klinik parametreler SPİ grubunda kontrol grubuna göre daha düşük idi (p<0.05). Grup içi karşılaştırmalarda, her iki grubun tüm klinik parametrelerinin 3. ay değerlerinin başlangıç değerlerine göre azaldığı saptandı. Bununla birlikte 3. ay tüm klinik parametreler 1. aya göre kontrol grubunda fark göstermez iken, SPİ grubunda Gİ ve Kİ 3. ayda 1. aya göre daha düşük ve Pİ daha yüksekti. SPİ grubunda ortalama CD (4-6 mm) yüzdesinin kontrollere göre daha düşük olduğu ve cerrahiye gereksinimin azaldığı gözlendi. Araştırmamızın sonuçları spiramisinin mekanik tedavi ile ilave kullanımının sadece mekanik tedaviye göre klinik üstünlüğü olduğunu göstermekle birlikte, daha ileri çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Sözcükler: Antimikrobiyal ajanlar, Kök düzeltmesi, Makrolidler, Periodontal indeks, Periodontal cep

AntibiyotiklerAntienfektif ajanlarDiş kökü+4
Şule Yüksel Günseren
Karadeniz Technical University
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeterli/yetersiz keratinize mukoza genişliğinin periimplant klinik parametreler ve periimplant oluğu sıvısı TNF-α düzeylerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmada; periimplant klinik parametreler ve periimplant oluğu sıvısı (PİOS) Tümör Nekroz Faktör-α (TNF-α) düzeyleri değerlendirilerek, yeterli/yetersiz keratinize mukoza genişliği (KMG)' nin periimplant dokular üzerindeki klinik ve immünolojik etkileri araştırıldı. Çalışmaya 67 dental implant (Dİ) dahil edilirken, Dİ' ler mevcut KMG' lerine göre gruplara ayrıldı. Yetersiz KMG' ye sahip olan Dİ' ler, serbest dişeti grefti (SDG) veya idame grubuna dahil edilirken; yeterli KMG' ye sahip olan Dİ' ler kontrol grubunu oluşturdu. Klinik parametreler ve PİOS TNF-α düzeyleri; SDG grubunda başlangıç (2. Faz cerrahisi sonrası 1. ay), 2. ve 6. aylarda, diğer gruplarda başlangıç ve 6. ayda ölçüldü. Başlangıçta; periimplant cep derinliği (PİCD) ve KMG dışındaki klinik parametreler, SDG grubunda diğer gruplara göre istatistiksel olarak önemli düzeyde yüksek bulundu. 2. ayda; SDG grubunda başlangıca göre gözlenen belirgin düzeydeki klinik iyileşme 6. ayda devam ederek idame grubuna göre önemli düzeyde farklılık oluştururken, kontrollere göre önemli bir farklılık göstermedi. 6. ayda; SDG grubundaki tüm klinik parametrelerde (KMG hariç) azalma gözlenirken, diğer gruplarda sadece PİCD değeri önemli düzeyde azaldı. 6. ayda en yüksek KMG değeri SDG grubunda elde edildi. Başlangıçta, PİOS TNF-α düzeylerinde en yüksek değer SDG grubunda elde edilirken, diğer gruplar arasında önemli bir fark yoktu. 6. ayda; SDG grubundaki TNF-α düzeyleri diğer gruplara göre daha belirgin düzeyde azalmakla birlikte gruplar arasında önemli bir farklılık saptanmadı. Dİ' lerin uzun dönem başarısında KMG' nin gerekliliği tartışmalı olmasına rağmen; bu çalışmanın sonuçları KMG' nin periimplant sağlık üzerine yararlı etkileri olduğunu ve yetersiz KMG' nin artırılmasında SDG' nin ideal tedavi yaklaşımı olduğunu göstermektedir.

Cerrahi-plastikDental implantasyonDental implantlar+4
Güven Aydın
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2017
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Peri-implant hastalıklı bireylerde tükürük oksidatif stres biyomarkerlarının incelenmesi

AMAÇ Oksidatif stres periodontitisin de dahil olduğu çeşitli inflamatuar hastalıkların patogenezinde önemli rol oynadığı bilindiği halde, peri-implantitiste nasıl etki gösterdiğine dair veriler sınırlıdır. Bu çalışmanın amacı; peri-implant hastalıklı ve peri-implant sağlıklı bireylerdeki tükürük TAS ve TOS düzeyleri ve OSİ oransal değerinin incelenmesidir. MATERYAL ve METOD Çalışmaya 24 peri-implantitisli (implant sayısı; 124), 20 peri-implant mukositisli (implant sayısı; 100) ve 20 peri-implant sağlıklı (implant sayısı; 42) olmak üzere toplam 64 hasta (implant sayısı; 266) dahil edildi. Klinik periodontal ve peri-implant parametrelerin ölçümlerini takiben, tükürük TAS ve TOS düzeyleri ölçüldü. OSİ, [(TOS/TAS) x100] formülü ile hesaplandı ve elde edilen veriler istatistiksel olarak analiz edildi. SONUÇLAR Klinik periodontal ve peri-implant parametreler değerlendirildiğinde en yüksek değerlerin peri-implantitis grubunda, en düşük değerlerin peri-implant sağlık grubunda olduğu tespit edildi (p<0.05). Tükürük TAS ve OSİ değerleri istatistiksel olarak gruplar arası fark göstermedi (p>0.05). Buna karşın tükürük TOS değerleri peri-implantitis grubunda, peri-implant mukositis ve peri-implant sağlığa göre yüksek bulundu (p<0.05). Tüm gruplarda, klinik parametreler ve oksidatif stres parametreleri arasında önemli pozitif korelasyonlar tespit edildi (p<0.05). TARTIŞMA Peri-implantitis tablosunda tükürük TAS düzeylerinde önemli düzeyde değişik olmaksızın, tükürük TOS düzeyleri artmaktadır. Çalışmamızın bulguları, peri-implant hastalıkların patolojik mekanizmasında periodontal hastalıklarda olduğu gibi oksidatif stresin önemli rol oynadığını ve özellikle tükürük TOS seviyesinin peri-implant hastalıklardaki yıkımın şiddetine bağlı olarak arttığını göstermektedir.

AntioksidanlarOksidanlarOksidatif stres+3
Özlem Kaya
Karadeniz Technical University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

İmplant destekli sabit protetik tedavi sonrası kuron boyu/implant boyu oranının peri-implant doku sağlığına etkisinin klinik ve radyografik olarak değerlendirilmesi: Retrospektif çalışma

AMAÇ: Bu çalışmada; kuron boyu/implant boyu (K/İ) oranının, periimplant doku sağlığına etkisinin klinik ve radyografik olarak değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Aynı zamanda; K/İ oranı, implant rehabilitasyonunun lokalizasyonu, restorasyon türü, cerrahi bölgenin antagonistinde bulunan restorasyonun türü, olası mekanik komplikasyonlar ve periimplant doku sağlığının birbirlerine göre olası ilişkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. GEREÇ ve YÖNTEM: Çalışmaya, 2017-2019 yılları arasında implant cerrahisi uygulanan ve protetik rehabilitasyon sonrası 6-48 ay arası takip edilen 107 hasta (implant sayısı; 400) dahil edildi. Hastaların son kontrol seansları sırasında klinik periimplant parametreleri ve panoramik radyografları kaydedildi. Tüm radyografik ölçümler 'Image J' programı kullanılarak gerçekleştirildi. Elde edilen tüm veriler istatistiksel olarak analiz edildi. SONUÇLAR: K/İ oranının; restorasyon türü, cerrahi bölgenin antagonistinde bulunan restorasyonun türü, olası mekanik komplikasyonlar ve implant markası üzerinde Pearson Ki-kare testine göre önemli bir etkisi olduğu gözlendi (p<0.05). Diğer taraftan, K/İ oranının; implant lokalizasyonu, periimplant klinik parametreler ve marjinal kemik kaybı (MKK) üzerinde önemli bir etkisi bulunmadı (p>0.05). Ayrıca, mezial ve distal MKK'nin son kontrol zamanında (t1) implant cerrahisinden hemen sonraya (t0) göre arttığı saptandı (p<0.05). TARTIŞMA: Bizim erken bulgularımız K/İ oranı ile protetik kaynaklı faktörler arasında olası ilişki bulunduğunu gösterirken, K/İ oranının periimplant doku sağlığı üzerinde kısa dönem etkisinin olmadığına işaret etmektedir. Protetik komplikasyonların periimplant doku sağlığı üzerindeki olası etkileri göz önüne alınarak, daha uzun dönem çalışmalara ihtiyaç vardır.

Alveolar kemik kaybıDental implantasyonDental implantlar+4
Ayfer Yılmaz
Karadeniz Technical University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Hemofili hastalarında cerrahi olmayan periodontal tedavinin yaşam kalitesi üzerine etkisinin OHIP-14 ile değerlendirilmesi

AMAÇ: Bu çalışmada; hemofili hastalarında cerrahi olmayan periodontal tedavinin (COPT) yaşam kalitesi üzerindeki etkisi, Ağız Sağlığı Etki Profili-14 (Oral Health Impact Profile-14, OHIP-14) anketi ile incelenmiştir. Ayrıca, hemofilide COPT öncesi ve sonrası klinik periodontal parametreler ve demografik veriler saptanarak, sistemik olarak sağlıklı bireyler ile karşılaştırılmıştır. MATERYAL ve METOD: Çalışmaya 71 hemofili hastası (Hemofili grubu; Hemofili A:60 hasta ve Hemofili B:11 hasta) ve 75 sağlıklı birey (kontrol grubu) dahil edilerek, periodontal durumlarına göre gruplandırıldı. Hastaların demografik ve ağız sağlığı ile ilişkili davranışsal karakteristikleri incelendi. COPT öncesi/sonrası 6. hafta, klinik periodontal parametreleri ölçülerek, OHIP-14 anketi uygulandı. Elde edilen tüm veriler istatistiksel olarak analiz edildi. SONUÇLAR: Hastaların demografik verilerinde ve COPT öncesi/sonrası ağız sağlığı ile ilişkili davranışsal karakteristiklerinde gruplar arası istatistiksel olarak önemli fark gözlenmedi (eğitim durumu hariç) (p>0.05). Tedavi öncesi, hemofili hastalarındaki gingival indeks (Gİ), plak indeksi (Pİ) ve OHIP-14 kontrollere göre yüksekti (p<0.05). Tedavi sonrası, hemofili hastalarındaki Gİ ve Pİ kontrollere göre yüksek iken (p<0.05), OHIP-14 gruplar arası fark göstermedi (p>0.05). OHIP-14 değerleri, her iki grupta da COPT sonrası, COPT öncesine göre azaldı (p<0.05). Hemofili hastalarında kontrollere göre, OHIP-14 ile bütün klinik periodontal parametreler arasında COPT öncesi/sonrası daha güçlü pozitif yönde ilişkiler gözlenirken, en güçlü ilişki OHIP-14 ve sondalamada kanama indeksi (SKİ) arasında idi. TARTIŞMA: Çalışmamızın bulgularına göre; hemofili hastalarındaki ağız sağlığı ile ilişkili yaşam kalitesi, COPT öncesi sistemik olarak sağlıklı bireylere göre daha düşük iken, COPT sonrası artmış, hatta sağlıklı bireyler seviyesine yükselmiştir. Ayrıca, OHIP-14 ve SKI arasındaki güçlü ilişkiyi gösteren bulgularımız, hemofilideki gingival kanamaların ağız sağlığı ile ilişkili yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediğini göstermektedir.

Ağız sağlığıHemofiliHemofili B+4
Ufuk Karaca
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2022
10
DoctorateOpen AccessTR

Serum ve tükürük lipid peroksidasyon düzeylerinin farklı periodontitis tiplerinde değerlendirilmesi

2017 periodontal hastalık sınıflandırmasında evreleme ve derecelendirme sistemi geliştirilmiş ve bu sayede tanı ve tedavi planlamasında her bireye özgü protokol oluşturulmasına olanak sağlanmıştır. Bu çalışmada, ileri evre periodontitis hastalarında serum ve tükürük malondialdehit (MDA) düzeyleri ölçülmüş, elde edilen veriler sağlıklı kontroller ile karşılaştırılmıştır. Çalışmaya 25-48 yaş aralığında olan, Evre III-derece C (Grup 1; 13 hasta), Evre IV-derece C (Grup 2; 12 hasta) periodontitisli ve periodontal olarak sağlıklı (Grup 3; 12 birey) olmak üzere toplam 37 birey dahil edildi. Demografik karakteristikleri ve vücut kitle indeksi (VKİ) verilerinin elde edilmesini takiben, bireylerin klinik periodontal parametreleri ve serum ve tükürük MDA değerleri ölçüldü. Elde edilen tüm veriler istatistiksel olarak analiz edildi. VKİ değeri kontrollerde daha düşük ve eğitimi durumu daha yüksek iken (p < 0.05), diğer demografik karakteristikler gruplar arasında fark göstermedi (p > 0.05). Klinik periodontal parametreler incelendiğinde; en düşük değerler kontrollerde, en yüksek değerler Evre IV'te gözlenirken, her üç grup arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı idi (p < 0.05). Serum MDA düzeyleri gruplar arasında fark göstermez iken, en yüksek MDA Evre III'te en düşük MDA kontrollerde gözlendi (p > 0.05). Ayrıca, Tükürük MDA gruplar arasında fark göstermez iken, en yüksek MDA Evre III'te en düşük MDA Evre IV'te gözlendi (p > 0.05). Çalışmamızın bulguları, ileri evre periodontitisli bireylerde sistemik ve lokal lipid peroksidasyon düzeylerinin periodontal sağlığa göre arttığını/azaldığını gösterirken, bu değişikliğin istatistiksel olarak anlamlı olmadığını ortaya koymaktadır. Elde ettiğimiz bulgular, ileri evre periodontitisli bireylerde farklı oksidatif stres mekanizmalarının da devrede olabileceğini düşündürtmektedir. 2017 periodontal hastalık sınıflandırmasındaki evre ve derecelendirme kriterlerinin, periodontitis patojenik mekanizmasında oksidatif stresin rolü üzerinde ne tür farklı bakış açıları oluşturulabileceğinin anlaşılabilmesi için daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

Lipid peroksidasyonuMalondialdehitPeriodontal hastalıklar+4
Gizem Ömeroğlu Demir
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Kontrol altında olan ve olmayan tip 2 diyabetli bireylerden elde edilen geliştirilmiş trombositten zengin fibrin (G-TZF) uygulamalarının periodontal fibroblastlardaki yara iyileşmesi üzerindeki etkinliğinin in vitro incelenmesi

AMAÇ Diyabetli bireylerde yara iyileşmesinde görülen gecikmelerin önüne geçmek amacıyla, trombosit konsantreleri son zamanlarda yoğun olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı kontrol altında olan tip 2 diyabet hastaları ve kontrol altında olmayan tip 2 diyabet hastalarından elde edilen geliştirilmiş trombositten zengin fibrinin (G-TZF), periodontal fibroblastlar üzerindeki proliferasyona olan etkilerinin karşılaştırılmasıdır. MATERYAL ve METOD Çalışmaya; 7 kontrol altında olan tip 2 diyabet hastası (Grup 1), 7 kontrol altında olmayan tip 2 diyabet hastası (Grup 2) ve 7 sağlıklı birey (kontrol grubu) olmak üzere 21 hasta dahil edildi. Hastalardan elde edilen G-TZF'ler, laboratuvar ortamındaki primer periodontal fibroblastik hücre kültüründe oluşturulan boşluklara yerleştirildi. Oluşturulan boşlukların kapanma oranları 5.gün, 6.gün ve 7.gün ayrı ayrı değerlendirildi. Elde edilen tüm veriler istatistiksel olarak analiz edildi. SONUÇLAR Hastaların demografik verilerinde gruplar arası istatistiksel olarak önemli bir fark gözlenmedi (eğitim durumu hariç) (p>0.05). Klinik veriler incelendiğinde; Grup 2'de bulunan bireylerin HbA1c değerlerinin, Grup 1 ve kontrol grubunda bulunan bireylerin HbA1c değerlerine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu gözlendi (p < 0.05). Hastalardan elde edilen G-TZF'lerin, laboratuvar ortamında bulunan primer periodontal fibroblastik hücre kültürlerinde oluşturulan boşlukların kapanma düzeylerine olan katkıları 5.gün, 6.gün ve 7. günde karşılaştırıldı. Her 3 günde de; Grup 2'de, Grup 1 ve kontrollere göre, ayrıca her iki diyabet grubunda da kontrollere göre periodontal fibroblastik proliferasyon (rejenerasyon) oranının istatistiksel olarak önemli derecede düşük olduğu saptandı (p < 0.05). TARTIŞMA Çalışmamızın bulguları, diyabetiklerdeki periodontal rejenerasyona farklı bir bakış açısı kazandıracak şekilde G-TZF'ye yönelik güncel tedavi yaklaşımlarını ortaya koyması, aynı zamanda diyabet kontrol altına alındığında G-TZF'nin rejeneratif etkinliğinin artabileceğini düşündürmesi nedeniyle ümit vericidir.

Diabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2Fibroblastlar+2
Çağatay Mert Aydın
Karadeniz Technical University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Peri-implant hastalıklı ve peri-implant sağlıklı bireylerde tükürük LPO ve SOD düzeylerinin değerlendirilmesi

Günümüzde oksidatif stresin periodontal hastalıkların patogenezinde önemli rol oynadığına dair bulgular artık net olarak ortaya konmasına karşın, oksidatif stres mekanizmalarının peri-implant hastalıklardaki etkisine dair sınırlı sayıda veri mevcuttur. Bu çalışmanın amacı; peri-implant hastalıklı bireylerdeki tükürük SOD ve MDA düzeylerinin incelenmesidir. Çalışmamıza 24 peri-implantitisli, 20 peri-implant mukositisli ve 20 peri-implant sağlıklı olmak üzere 64 birey dahil edildi. Klinik periodontal ve peri-implant parametrelerin ölçümleri gerçekleştirilerek tükürük SOD ve MDA düzeyleri ölçüldü. Elde edilen ölçüm değerleri istatistiksel olarak analiz edildi. Klinik periodontal ve peri-implant parametrelerin tümünde en yüksek değerlerin peri-implantitis grubunda, en düşük değerlerin peri-implant sağlık grubunda olduğu görüldü (p<0.05). Tükürük SOD değerleri incelendiğinde, gruplar arasında istatistiksel olarak önemli fark gözlenmedi (p>0.05). Buna karşın tükürük MDA değerleri; peri-implantitis grubunda peri-implant mukositis grubuna, peri-implant mukositis grubunda peri-implant sağlık grubuna kıyasla istatistiksel olarak önemli düzeyde yüksek bulundu (p<0.05). Klinik periodontal ve peri-implant parametreler ile tükürük SOD ve MDA düzeyleri arasında istatistiksel olarak önemli pozitif ve negatif yönde ilişkiler gözlendi. Çalışmamızdan elde ettiğimiz bulgular; oksidatif stresin, periodontal hastalıklarda olduğu gibi peri-implant hastalıkların patolojik mekanizmasında da rol oynadığını göstermekte ve özellikle MDA düzeyinin peri-implant hastalıkların şiddetine bağlı olarak arttığını işaret etmektedir.

Anıl Öztürk
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Metotreksat ve biyolojik ajanlar ile tedavi edilen psoriasis hastalarında cerrahi olmayan periodontal tedavinin klinik etkinliğinin retrospektif olarak karşılaştırılması

AMAÇ: Bu çalışmada, psoriasis tedavisinde kullanılan sekukinumab, ustekinumab ve metotreksatın, periodontitisli bireylerde cerrahi olmayan periodontal tedavi üzerindeki klinik etkinliği değerlendirilecektir. MATERYAL ve METOD: Çalışmaya Grup A (Metotreksat kullanan 15 hasta; sistemik konvensiyonel tedavi), Grup B (Sekukinumab kullanan 15 hasta; biyolojik tedavi) ve Grup C (Ustekinumab kullanan 15 hasta; biyolojik tedavi) gruplarında olan toplam 45 psoriasisli hasta dahil edildi. Hastaların cerrahi olmayan periodontal tedavi öncesi ve sonrası klinik periodontal parametreleri retrospektif olarak incelendi. Aynı zamanda, bireylerin sistemik hastalıkları, periodontal teşhis/tedavi geçmişleri ve demografik verileri çalışmaya dahil edildi. Klinik ve demografik veriler istatistiksel olarak analiz edildi. SONUÇLAR: Gruplara arası değerlendirmede; cerrahi olmayan periodontal tedavi öncesi klinik ve demografik parametrelerde her üç grupta da istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmedi. (p>0.001). Cerrahi olmayan periodontal tedavi sonrası, gingival indeks (GI) ve Sondalamada kanama indeksi (SKI) değerleri, biyolojik tedavi gruplarında (Grup B ve Grup C), metotreksat grubuna göre istatistiksel olarak önemli derecede düşüktü (p <0.001). Grup içi değerlendirmede; her üç grupta cerrahi olmayan periodontal tedavi öncesi, tedavi sonrasına göre tüm klinik parametrelerde [Klinik ataşman düzeyi (KAD) hariç] istatistiksel olarak önemli bir azalma tespit edildi (p <0.05). TARTIŞMA: Bu çalışmada, konvensiyonel tedavi veya biyolojik ajanlar ile tedavi edilen psoriasisli hastalara uygulanan cerrahi olmayan periodontal tedavi sonrası, sekukinumab ve ustekinumabın klinik inflamatuar parametrelerde (GI ve SKI) metotreksata göre daha fazla iyileşme meydana getirdiği gözlenmiştir.

Burak Alemdağ
Karadeniz Technical University
2024
10
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Dental implant uygulanan hastaların demografik, klinik ve radyolojik olarak değerlendirilmesi: 7 yıl ve üzeri retrospektif inceleme

Bu çalışmanın amacı, en az 7 yıldır fonksiyonda olan dental implantlara sahip bireylerde marjinal kemik kaybı (MKK) ve hasta odaklı yaşam kalitesi ile demografik, klinik ve radyolojik parametreler arasındaki ilişkileri retrospektif olarak değerlendirmektir. Ayrıca, dental implantların uzun dönem başarısının yalnızca klinik ve radyolojik göstergelerle değil; hastaların ağız ve genel sağlık algısı üzerindeki etkileriyle birlikte bütüncül bir yaklaşımla analiz edilmesi hedeflenmiştir. Çalışmamız, Karadeniz Teknik Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı'nda 2017 yılı ve öncesinde implant cerrahisi uygulanmış 24 hastaya ait toplam 89 implant verisi kullanılarak yürütülmüştür. Yaş, cinsiyet, sigara kullanımı ve sistemik hastalık gibi demografik veriler; klinik ve marjinal kemik kaybı (MKK) gibi radyolojik parametreler değerlendirilmiştir. Ayrıca, ağız sağlığı ile ilişkili yaşam kalitesi OHIP-14, genel sağlıkla ilişkili yaşam kalitesi ise SF-36 ölçeğiyle değerlendirilmiştir. Demografik veriler ile MKK arasındaki ilişki değerlendirildiğinde; cinsiyet, yaş ve implant lokalizasyonu ile MKK arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır. Sigara kullanan bireylerde OHIP-14 toplam skorları anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Sistemik hastalığı olan bireylerde daha fazla MKK ve daha düşük yaşam kalitesi değerleri elde edilse de bu farklar anlamlı değildir. mPI ile mGI; mSKI ile mGI, PİCD ve distal MKK; PİCD ile mGI ve mSKI; distal MKK ile mGI, mSKI ve mezial MKK arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif korelasyonlar saptanmıştır. OHIP-14 toplam skoru ile mPI ve mGI arasında, SF-36 ile mGI ve mSKI arasında ise anlamlı ilişkiler gözlenmiştir. Sonuç olarak, dental implant tedavisinin uzun dönem başarısının değerlendirilmesinde klinik ve radyolojik parametrelerin yanı sıra hasta odaklı yaşam kalitesi ölçütlerinin de birlikte ele alınması önerilmektedir.

Ağız sağlığıDental implantasyonDental implantlar+4
Hamdi Efekan Yılmaz
Karadeniz Technical University
2025
20
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Açık veya kapalı sinüs yükseltme işlemi uygulanmış hastalarda ağız sağlığının ve genel yaşam kalitesinin karşılaştırılması: 3 yıl ve üzeri retrospektif inceleme

Açık ve kapalı sinüs yükseltme operasyonları arasındaki operasyon süresi, kanama, ödem ve hematom gibi semptom farklılıkları, peri-implant dokular ve yaşam kalitesi üzerinde uzun dönem etkiler oluşturabilir. Bu çalışmada kapalı ve açık sinüs yükseltme operasyonu uygulanan hastaların ağız sağlığı ve genel yaşam kaliteleri OHİP-14 ve SF-36 anketleriyle değerlendirildi. Çalışmaya 25-83 yaş aralığında toplam 40 hasta (20 kapalı, 20 açık sinüs yükseltme) dahil edildi. Demografik veriler incelendiğinde yaş, cinsiyet, sigara kullanımı ve sistemik hastalık varlığı açısından gruplar arasında anlamlı fark bulunmadı. İmplant özelliklerinde implant sayısı, çapı ve fonksiyon süresi benzerken; implant boyu kapalı sinüs yükseltme grubunda anlamlı derecede daha yüksekti (p>0,05). Peri-implant klinik parametreler karşılaştırıldığında mPI, PİCD, PİDÇ, mGI ve mSKI indeksleri arasında fark saptanmadı. Açık sinüs yükseltme grubunda OHİP-14 toplam puanı ile "fiziksel ağrı" ve "fiziksel yetersizlik" alt başlıkları kapalı sinüs yükseltme grubuna göre anlamlı olarak daha yüksekti (p<0,05). SF-36'da ise "emosyonel rol güçlüğü" puanları açık sinüs yükseltme grubunda daha yüksekti (p<0,05). Korelasyon analizinde toplam OHİP-14 skoru ile mSKI ve mGI arasında pozitif; SF-36 genel yaşam kalitesi skoru ile OHİP-14 toplam puanı arasında negatif ilişki bulundu. Ayrıca periodontal indeksler arasında çeşitli düzeylerde anlamlı pozitif korelasyonlar saptandı. Bulgularımız, implant tedavilerinde yalnızca biyolojik başarı kriterlerinin değil, bireyin psikososyal iyilik hâlini de yansıtan yaşam kalitesi göstergelerinin dikkate alınmasının kişiye özgü tedavi planlamalarına katkı sağlayacağını göstermektedir.

Dental implantlarMaksiller sinüsYaşam kalitesi
Fahri Dönmez
Karadeniz Technical University
2025
00

Other supervisors