Theses supervised by Prof. Dr. Günseli Orhon
22 theses · Akdeniz University
Ortaokul 5.sınıf Türkçe derslerinde uygulanan yaratıcı yazma etkinliklerinin öğrencilerin yazmaya yönelik tutumlarına ve sözel yaratıcılıklarına etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Ortaokul 5. Sınıf Türkçe derslerinde uygulanan yaratıcı yazma etkinliklerinin öğrencilerin yazmaya yönelik tutumlarına ve sözel yaratıcılıklarına etkisini incelemektir. Bu araştırma 2014–2015 Eğitim-Öğretim yılı bahar döneminde Antalya ili Serik İlçesinde bulunan orta sosyo ekonomik bir ortaokulunun 5. sınıflarında bulunan 60 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmada veri elde etmek amacıyla Kırmızı (2009) tarafından geliştirilen "Yazmaya Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Sözel yaratıcılıkları ölçmek için, Christensen, Merrifield, Guilford ve Wilson (1945) tarafından geliştirilen" Alternatif Kullanım Testi", Christensen ve Guilford (1966) tarafından geliştirilen "Sözcük Akıcılığı Testi", Christensen, ve Guilford (1966) tarafından geliştirilen "Düşünsel Akıcılık Testi", Christensen, Guilford, ve Merrifield (1960) tarafından geliştirilen "Sonuçlar Testi" kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin analizinde, " SPSS Statistics 22 " paket programı kullanılmıştır. Bu kapsamda ön test, son test kontrol gruplu deney deseni çerçevesinde Bağımsız Gruplar t testi uygulanmıştır. Araştırma sonunda, 1.Yaratıcı yazma etkinliklerinin öğrencilerin sözel yaratıcılıkları üzerinde deney grubunun lehine anlamlı bir etkisi olduğu görülmüştür. 2.Yaratıcı yazma etkinliklerinin öğrencilerin yazmaya yönelik tutumları üzerinde olumlu etkisi olduğu görülmüştür fakat deney grubunun lehine anlamlı bir etkisi olduğu saptanamamıştır.
Yeni Nesil Bilim Standartlarının (NGSS) ortaokul 5. sınıf fen bilimleri eğitimine etkisi
Fen eğitim programlarında ülkeler bazında yapılan değişikler incelendiğinde çağın değişmesi ve nitelikli insan gücüne olan ihtiyacın artmasından kaynaklı değişikliklere gitmiştir. Bu ülkelerden biri olan Amerika uzun süreli bir ön çalışma ile ortaya konmuş " Yeni Nesil Bilim Standartları (NGSS)" nı oluşturmuştur. NGSS'nin okullarda uygulanması sonucu Amerika'da STEM uygulaması ve uluslararası sınavlarda başarılı sonuçlar getirdiği fark edilmiştir. Ülkemizdeki alan yazın incelendiğinde NGSS temelli yapılmış bir araştırmaya rastlanmamıştır. Bu çalışmanın genel problemi; Dünya üzerinde Amerika'da başlayan ve STEM eğitiminin gelişimini de baz alarak oluşturulan "Yeni Nesil Bilim Standartları" nın ülkemiz eğitim programı ile uygunluğunun değerlendirilmesidir. Araştırma da deneysel araştırma modellerinden ön test son test kontrol gruplu model yarı deneysel biçimde kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Antalya ili Finike ilçesi Cengiz Topel Ortaokulu 5/A, 5/D, 5/E, 5/F sınıflarında eğitim gören 56 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak TIMSS 2015 ve TIMSS 2019 yıllarına ait yayınlamış "Madde ve Özellikleri" ünitesi ile ilgili sorular ve MEB tarafından "Madde ve Özellikleri" ile ilgili yayınlanmış kazanım kavrama testlerinden alınan sorular birleştirilerek oluşturulan "Yeni Nesil Bilim Standartları Başarı Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler, başarı ölçeği uygulama öncesi ve sonrasında her iki gruba uygulanarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler istatistik programına aktarılarak analiz edilmiştir. Araştırmada verilerin analizi 0,05 anlamlılık düzeyinde "Bağımsız t-testi", "Bağımlı t testi" ve "İki faktörlü ANOVA" ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan uygulamalar ve analizler sonucunda NGSS temelli öğretim stratejinin 5. Sınıf "Madde ve Değişim" ünitesine ait konuların öğretiminde akademik başarıda anlamlı bir fark olduğu ve elde edilen farkın başarıyı artırma açısından pozitif yönde oluştuğu sonucuna varılmıştır. Ülkemizde uluslararası sınavlardaki başarı oranını yükseltmede "NGSS" nin araştırılıp literatüre kazandırılması önem oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Yeni Nesil Bilim Standartları, Madde ve Değişim, Akademik başarı, STEM, TIMSS
Lise öğrencilerinin ingilizce mobil öğrenme tutumları, web 2.0 araçlarına yönelik farkındalıkları ile teknolojiyle kendi kendine öğrenme düzeylerinin motivasyonlarına etkisi
Bu araştırmada, lise öğrencilerinin İngilizce mobil öğrenme tutum, web 2.0 araçlarına yönelik farkındalık ve teknolojiyle birlikte kendi kendine öğrenme düzeylerinin İngilizce'ye yönelik motivasyonlarını ne ölçüde etkilediğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, İngilizce'ye yönelik motivasyon, İngilizce mobil öğrenme tutum, web 2.0 araçlarına yönelik farkındalık ve teknolojiyle birlikte kendi kendine öğrenmelerinin öğrencilerin cinsiyet, sınıf düzeyi, anne ve baba eğitim düzeyi, evde internet bağlantısı bulunması durumu gibi demografik özellikleri; İngilizce için internet kullanımı durumu ve okul dışında İngilizce konuşma sıklığı gibi öğrenme alışkanlıkları ile olan ilişkileri çerçevesinde ele alınarak incelenmiştir. Ek olarak, İngilizce'ye yönelik motivasyon, İngilizce mobil öğrenme tutum, web 2.0 araçlarına yönelik farkındalık ve teknolojiyle birlikte kendi kendine öğrenmelerinin, İngilizce notları, günlük ortalama internet kullanım süreleri ve İngilizce öğrenmek için web 2.0 araçları günlük ortalama kullanım sürelerinin birbirleri ile olan ilişkileri de incelenmiştir. Araştırmanın elverişlilik örneklemesi ile oluşturulan örneklemini, 2024-2025 eğitim öğretim yılında Antalya ili Kumluca ilçesindeki Kumluca Sosyal Bilimler Lisesi'nde öğrenim gören 364 öğrenci oluşturmaktadır. Veriler, araştırmacının kendisinin geliştirdiği kişisel bilgi formu ile Lise Düzeyi İngilizce Dersine Yönelik Motivasyon, İngilizce Mobil Öğrenme Tutum, Web 2.0 Araçlarına Yönelik Farkındalık ve Çocuklar İçin Teknoloji İle Birlikte Kendi Kendine Öğrenme Ölçeği'nden oluşan bir enstrüman aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde, Student's t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson's r momentler çarpımı korelasyon katsayısı teknikleri ve çoklu doğrusal regresyon teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, lise öğrencilerinin İngilizce mobil öğrenme tutum, web 2.0 araçlarına yönelik farkındalık ve teknolojiyle birlikte kendi kendine öğrenme düzeylerinin İngilizce'ye yönelik motivasyonlarını orta düzeyde anlamlı bir biçimde etkilediği; anne ve baba eğitim düzeyi daha yüksek olan, evinde internet bağlantısı bulunan, interneti İngilizce öğrenmek için kullanan ve okul dışında daha sık İngilizce konuşan kız öğrencilerin İngilizce'ye yönelik motivasyonları, İngilizce mobil öğrenme tutumları, web 2.0 araçlarına yönelik farkındaları ile teknolojiyle birlikte kendi kendine öğrenme düzeylerinin; 12. ve 11. Sınıfların İngilizce'ye yönelik motivasyonlarının, 9.sınıfların ve 12. Sınıfların İngilizce mobil öğrenme tutum, web 2.0 araçlarına yönelik farkındalık ve teknolojiyle birlikte kendi kendine öğrenme düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Ancak, öz yönetim düzeyinin cinsiyete göre anlamlı bir fark göstermediği bulunmuştur. Ayrıca, İngilizce'ye yönelik motivasyon ve alt boyutları, İngilizce mobil öğrenme tutum, web 2.0 araçlarına yönelik farkındalık, teknolojiyle kendi kendine öğrenme ve alt boyutları düzeyleri, İngilizce notları, günlük ortalama internet kullanım süreleri ve İngilizce öğrenmek için web 2.0 araçları günlük ortalama kullanım süreleri aralarında düşük, orta ya da yüksek düzeyde anlamlı ilişkiler olduğu bulunmuştur. Sonuçta bulgular tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.
Çokkültürlü eğitim bağlamında Türkiye ve diğer ülke örneklerinin karşılaştırılması
Bu araştırmada, gelişmiş ülkelerin çokkültürlülük ve mülteci sorununu yönetim biçimleri ve eğitim uygulamaları karşılaştırarak Türkiye'nin eğitim politikalarına yönelik öneriler sunmak amaçlanmıştır. Mülteci/sığınmacı öğrencilerin günlük hayatta ve okulda bazı önemli sorunlarla karşılaştıkları bilinmektedir. Genel olarak yaşanan sorunların temelinde; dil ve iletişim problemleri, uyum problemleri, kültürel farklılıklar, disiplin ve kurallara uyma problemleri, ailenin ilgisizliği, eğitim sistemi ve politikalarından kaynaklı sorunlar, ekonomik sorunlar ve psikolojik sorunlar yer almaktadır. Bu bağlamda ülkelerin entegrasyon politikalarını incelemek için karşılaştırılmalı durum çalışması deseni kullanılmıştır. İlgili alan yazından toplanan veriler, içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın örneklemi, 9 OECD ülkesiyle (Türkiye, Kanada, ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İsveç, İspanya ve Avustralya) sınırlıdır. Araştırma bulgularında, ülkelerin uyguladığı programların farklılık gösterdiği görülmüştür. Araştırmanın alt problemlerinden dil öğretimi konusunda diğer ülkeler daha katı ve sistematik bir yaklaşım sağlarken, Türkiye'de böyle bir tutumun yer almadığı görülmektedir. İkinci alt problem olan mesleki eğitim konusunda Almanya'nın, mülteci öğrencileri meslekî okullara yönlendirdiği, böylece iş gücüne kaliteli katkı sağladığı görülmektedir. Üçüncü alt problem olan mülteci öğrencilere yönelik psikososyal destek konusunda İsveç, Almanya, Kanada, İngiltere ve Avustralya'da psikososyal destekler sistematik bir şekilde uygulanmaktadır. Dördüncü alt problem olan aile eğitimi konusunda ABD, Kanada ve İngiltere'de mültecilerin ailelerine yönelik eğitimler ayrıntılı ve sürdürülebilir biçimde uygulanmaktadır. Beşinci alt problem olan mülteci çocuklara okul öncesi eğitim konusunda Kanada, İsveç ve Avustralya'da ön plana çıkmaktadır. Özellikle Kanada'da okul öncesi mülteci çocukların dil, bilişsel, motor ve sosyal gelişimlerini güçlendirecek içeriklere yer verilmiştir. Altıncı alt problem olan mülteci öğrenciler için öğretmen yetiştirme konusunda seçilen ülkelerin çoğu eğitim fakültelerinde çokkültürlü eğitim, karşılaştırmalı eğitim veya kültürlerarası eğitim dersleri vermektedir. Ayrıca travmaya yönelik eğitimler veren ülkeler de bulunmaktadır. Yedinci alt problem olan mülteci öğrencilere yönelik oryantasyon programı konusunda ABD, Kanada, İspanya ve Türkiye'nin bir oryantasyon programı olduğu görülmektedir. Almanya, İsveç ve Fransa ise oryantasyon uygulamalarını hazırlık/uyum sınıflarında gerçekleştirmektedir. Araştırmanın sekizinci alt problem olan mülteci öğrencilere yönelik telafi eğitim programı konusunda ABD, Kanada, Avustralya ve Türkiye'nin bir telafi eğitim programı olduğu görülmektedir. Almanya, İsveç ve Fransa ise telafi eğitim uygulamalarını hazırlık/uyum sınıflarında gerçekleştirmektedir. Araştırmada karşılaştırılan Türkiye dışındaki bütün ülkelerin, kendi ulusal çıkarları doğrultusunda eğitim politikalarında sorun çözmeye yönelik kararlar aldıkları görülmektedir. Bu doğrultuda araştırmadan elde edilen sonuçlar ışığında Türk eğitim sisteminde de mülteci/sığınmacı öğrencilerin uyum ve öğrenme sorunlarını çözmeye yönelik çeşitli öneriler sunulmuştur.
Ortaokul öğrencilerinin COVID-19 salgını sürecinde yürütülen canlı derslerdeki öğrenme deneyimlerine yönelik görüşleri
Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinin Covid-19 salgını sürecinde gerçekleştirilen canlı derslerdeki öğrenme deneyimlerinin belirlenmesidir. Araştırmanın katılımcılarını 2021-2022 eğitim öğretim yılında Antalya ili Korkuteli ilçesinde bulunan bir İmam Hatip Ortaokulunda 8. sınıf kademesinde öğrenim gören 7' si kız 8' i erkek olmak üzere toplamda 15 öğrenci oluşturmaktadır. Nitel bir araştırma olarak tasarlanan çalışmada Görüngübilim yöntemi kullanılmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeden yararlanılmıştır. Odak grup görüşmesi yöntemi ile toplanan veriler tümevarım analizi ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucu ortaokul öğrencilerinin salgın sürecinde yürütülen canlı derslerdeki öğrenme deneyimleri temalar altında sunulmuştur. Bu temalar; bilişsel alandaki öğrenme deneyimlerinde kavram öğrenme, uygulama yapma ve kendi öğrenme deneyimlerini değerlendirmelerine dönük bulgular; duyuşsal alandaki öğrenme deneyimlerinde canlı derslere katılma durumları, öğretmenlerin canlı derslerdeki performanslarının öğrencilere yansımaları ve duygu ve düşüncelerini ifade etme durumları; devinişsel alandaki öğrenme deneyimlerinde sanatsal çalışmalara yönelik deneyimler, fiziksel harekete yönelik deneyimler ve teknoloji kullanımına yönelik deneyimlerdir. Ulaşılan sonuçlarına göre tespit edilen olumsuzlular; salgın sürecinde yürütülen canlı derslerde ev ortamının uygun olmaması, teknik alt yapı eksikliği, ders programı ve süreleri, derslerde motivasyon ve ciddiyet eksikliği, kısıtlı etkileşim olanağı, deney ve uygulama yapamama, ekran başında geçirilen sürenin fazla olması ve fiziksel hareketsizliğe bağlı sağlık sorunları yaşanmasıdır. Olumlu durumlar ise; eğitimin uzaktan da olsa devam etmesi, öğretmenlerin canlı dersleri daha eğlenceli ve etkili kılma çabaları, öğrencilerin internet temelli teknolojik araçları kullanmaya adapte olmalarıdır. Anahtar Kelimeler: Covid-19 salgını, uzaktan eğitim, canlı ders
6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin şekilsel yaratıcılıklarının farklı program yaklaşımlarına göre incelenmesi
Bu araştırma ile ergenlik dönemi 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerinin yaratıcılık düzeylerinin okul programı, cinsiyet ve sınıf düzeyi gibi çeşitli değişkenler açısından incelenerek değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Değişkenler ile yaratıcılık düzeyleri arasında bulunan ilişkinin etkilerini belirlemek adına ilişkisel tarama modelinden yararlanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2021-2022 eğitim-öğretim yılı için Antalya / Muratpaşa ilçesinde bulunan Atatürk Ortaokulu ve Uğur Okulu ile Antalya/Alanya ilçesinde bulunan Waldorf Okulu 6.,7. ve 8. sınıf öğrencileri (n:187) oluşturmaktadır. Verilerin toplanması için Torrance Yaratıcı Düşünme Testi Şekilsel A Formundan yararlanılmıştır. Yaratıcılık düzeyinin ölçülmesine ilişkin toplam yaratıcılık puanları ile yaratıcılığın alt boyut puanlarından (Şekilsel Akıcılık, Şekilsel Orijinallik, Başlıkların Soyutluğu, Zenginleştirme, Erken Kapamaya Direnç, Yaratıcı Kuvvetler Listesi) yararlanılmıştır. Veriler SPSS 26.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bazı verilerin normal dağılım göstermemesi sebebiyle hem parametrik hem de parametrik olmayan analizlerden yararlanılmış, değerlendirme için Kruskal Wallis Testi, Mann Whitney U Testi, Tamhane's T2 Testi ve Anova Testi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre öğrencilerin toplam yaratıcılık puanları ile sınıf düzeyleri arasında göre anlamlı farklılık bulunmuştur. Bu farklılığın ağırlıklı olarak 8. sınıf düzeyi öğrencilerin lehine olduğu belirlenmiştir. Toplam yaratıcılık puanı ile okul türü arasında ise yalnızca Waldorf okulları lehine anlamlı farklılığa rastlanmıştır. Toplam yaratıcılık puanlarında cinsiyet türüne göre anlamlı bir fark bulunamamıştır. Yaratıcılığın alt boyut puanları incelendiğinde ise örneklem grubunun tamamının birer sınıf düzeyinde toplanması sonucunda elde edilen tüm grup sınıf düzeylerinde 8. sınıflar lehine anlamlı farklılık görülürken, yalnızca zenginleştirme alt boyutunda 6. sınıflar lehine de anlamlı fark olduğu görülmüştür. Alt boyutların okul türü açısından değerlendirilmesi ile birlikte ''şekilsel akıcılık'' puanlarının Waldorf okulları, ''şekilsel orijinallik'' puanlarının hem Waldorf hem Uğur okulları, ''başlıkların soyutluğu'' puanlarının Atatürk Ortaokulu ile Uğur Okulları lehine anlamlı farklılığa sahip olduğu belirlenmiştir. Diğer alt boyutlar olan ''zenginleştirme'', ''erken kapamaya direnç'' ve ''yaratıcı kuvvetler listesi'' boyut puanları ile okul türleri arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır.
Antalya Uzay Müzesi örneğinde bilim müzeleri ve eğitim ilişkisi
Eğitim, küreselleşen dünyanın ve gelişmekte olan ülkemizin en öncelikli konularından biridir. Okullarda eğitim sistemi ve müfredatı çerçevesinde verilen bilgiler öğrencilere bir yere kadar yeterli ve yararlı olmaktadır fakat özellikle ülkemizde öğrencilerin uygulamalı bir şekilde öğrenmesi için olanak yaratan yerler çok kısıtlıdır. Bu yüzden bu tezde öğrencilerin yaratıcılık yönlerinin geliştirerek bilim ile buluştuğu bir bilim ve teknoloji müzesi örneği modellenip incelenmiştir. Tezin ilk bölümünde eğitim, müze ve bilim müzeleri kavramları üzerinde durulmuş ve ayrıntılı bilgi verilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde ise yaratılmak istenen bilim ve teknoloji müzesi ana hatları ile modellenip ayrıntılı bir şekilde anlatılmaya çalışılmıştır. Son bölümde ise ikinci bölümde anlatılan model doğrultusunda Antalya ilinde bir uzay bilimleri müzesi modellenip, müze içeriği ile alakalı bilgilere yer verilmiştir.
İngilizce öğretmenlerinin yaşadıkları öğretimsel sorunlara ilişkin görüşleri: Bir durum çalışması
Bu çalışma, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet okullarında çalışan İngilizce öğretmenlerinin yaşadıkları öğretimsel sorunlara ilişkin görüşlerini tespit etmek ve anlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması deseninde olup, bütüncül çoklu durum çalışmasıdır. Örneklem olarak, yine nitel araştırmalarda kullanılan amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örneklem tekniği kullanılmıştır. Antalya İli Konyaaltı ilçesinde bulunan ortaokullarda görev yapmakta olan İngilizce öğretmenlerinden ölçütlere uyan ve çalışmaya gönüllü olarak katılmak isteyen 11 öğretmen örneklem olarak seçilmiştir. Araştırmada veriler bireysel görüşme tekniği ile toplanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formları ile 30-45 dakika süresince yapılan görüşmeler kaydedilip içerik analizine tabi tutulmuş ve görüşler üst ve alt temalar altında kategorileştirilmiştir. Araştırma sonuçları, belirtilen temalar altında öğretmenlerin görüşlerini yansıtan bulgular içermekte olup, bu bulgular, İngilizce öğretmenlerinin yaşadıkları öğretimsel sorunları anlama ve bu sorunların nasıl çözüleceği konusunda ipuçları sunmaktadır.
9,10,11,12. sınıf İngilizce dersi öğrenci kitapları, öğrenci çalışma kitapları ve öğretmen kitaplarında yer alan değerler
Değerler eğitimi yaşamın erken dönemlerinde başlar, bu eğitim toplumdan, medyadan, arkadaşlardan, oyun gruplarından, etkilenerek gelişir. Bu noktada okulun rolü, çocuğun aldığı değerleri birleştirip iyileştirmek ve onlara kendi değerlerini inşa etmelerine yardımcı olmaktır. Değerler terimi, belirli prensipleri, kuralları, iyi ya da istendik olarak algılanan belirli standartları kapsar ve genellikle bir fikir veya eylemin değerini belirleyebilmek için kullanılan uzun vadeli standartlar veya ilkelerdir. Öğrencinin, başarı standartlarını karşılayabilmesi için kazanması istenen davranışlar ve yeteneklerle, öğrenmesi istenen değerler ve bilgiler için öğretim materyalleri önemli bir bileşendir. Aynı zamanda öğretim materyalleri beklenen ve istendik öğrenme hedeflerinin kazanılması için hazırlanan bütün bir müfredatta da etkili olmaktadır. 1995 yılında Yaşayan Değerler Eğitimi programı, öğrencilerin toplumda bireysel olarak öğrenmek ve öğrenmek için özgürce yaşamlarında ihtiyaç duyduğu gerçekler, kavramlar, ilke, politika, süreç ve ahlak bilincini içeren öğretme materyalleri sağlamayı amaçlamaktadır. Bu evrensel değerler, bütün dinler, kültürler ve geleneklerin üzerinde tutulmalıdır ve toplumun bütün bireyleri farklı kesimlerin mensupları olsalar, farklı kültürel geçmişlerden gelseler de birbirleri arasında birleştirici bir rol oynamalıdır. Dünyadaki toplumların birbirleri arasındaki kültürel farklılıkların bir sonucu olarak, ortak bir iletişim aracı olan dil, kültürel ve sosyal alışverişi sağlayabilmek için etkili bir konumda olmalıdır. Bir insan, dünya vatandaşı olabilmesi için, yabancı dil konuşabiliyor, konuşulanı anlayabiliyor ve bu yabancı dilde yazabiliyor olması gerekir. Dünyada yaygın olarak bilinen ve konuşulan, aynı zamanda gelişmiş toplumlarda bir iletişim tercihi olarak yer edinen İngilizce, şüphesiz kültürler arasında köprü kurmada güçlü bir araçtır. Bu çalışmanın amacı; İngilizce ders kitaplarının içlerinde yer alan, okuma ve dinleme metinlerinin, ulusal ve evrensel değerleri ne ölçüde içerdiklerini ve bu değerlerin bu kitaplarda yer alan metinlere göre dağılımını belirlemektir. Anahtar Kelimeler: Değerler Eğitimi, Ders Kitapları, Materyal İnceleme, İngilizce Dersi, Ortaöğretim
Öğretmenlik uygulaması dersinin bağlam, girdi, süreç, ürün modeline göre değerlendirilmesi: İngilizce öğretmenliği lisans programı örneği
Bu araştırmanın amacı 2015-2016 eğitim-öğretim yılı Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği Lisans programı öğretmenlik uygulaması dersini Stufflebeam'in Bağlam-Girdi-Süreç-Ürün (BGSÜ) modelini kullanarak kapsamlı bir şekilde değerlendirmektir. Bu amaç doğrultusunda çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu uygun örnekleme yöntemi ile belirlenen ve 2015-2016 akademik yılında Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği lisans programında yer alan öğretmenlik uygulaması dersini alan 18 öğretmen adayı, 6 uygulama öğretim elemanı ve 15 uygulama öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formları ve odak grup görüşme formları kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler uygulama öğretim elemanları ve uygulama öğretmenleri ile yapılan birebir görüşme ve öğretmen adaylarıyla yapılan odak grup görüşmelerinin içerik çözümlemesi yoluyla elde edilmiştir. Elde edilen veriler araştırma soruları doğrultusunda Stufflebeam'in BGSÜ modeli temel alınarak değerlendirilmiştir. Bağlam boyutunda ulaşılan bulgular okulların sahip olduğu farklı şartların dikkate alınmayarak programın hazırlandığı, hedeflerin ise öğrencilerin hazır bulunuşluklarıyla uygun olduğu tespit edilmiştir. Girdi boyutundaki bulgular ise ders sürelerinin arzu edilen seviyede olmadığını ortaya çıkarmıştır. Süreç boyutundaki bulgular sürecin devamlı olarak değerlendirme durumunun yetersiz ve süreçte bir takım problemler yaşandığı ortaya çıkarırken ürün boyutundaki bulgular program uygulandıktan sonra öğrencilerin öğretmenlik mesleğine ilişkin isteklerinde olumlu yönde bir artış olduğu ancak mesleki yeterlik bağlamında pek katkı sağlamadığını ortaya çıkarmıştır. Program bir bütün olarak ele alındığında programın uygulanmasında bir takım sıkıntıların olduğu ve süreç odaklı bir yaklaşımdan ziyade öğrenci başarısını kıstas alan sonuç odaklı bir yaklaşım izlendiği sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda programın güncelleştirilmesine yönelik öneriler getirilmiştir.
Etkileşimli kelime duvarı tekniğinin 4. sınıf öğrencilerinin İngilizce dersi kelime bilgisine ve derse yönelik tutumuna etkisi
Bu araştırma Etkileşimli Kelime Duvarı (EKD) tekniğinin 4. sınıf öğrencilerinin İngilizce kelime bilgisine ve derse yönelik tutumuna etkisini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışma grubunu Alanya'da bir ilkokulda dördüncü sınıfta okuyan 42 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kelime bilgisi testi, tutum ölçeği ve İngilizce günlüğü kullanılmıştır. Araştırma için My Clothes (Kıyafetlerim) ve Jobs (Meslekler) üniteleri seçilmiştir. Ünitelerde yer alan kelimeler deney grubuna EKD ile kontrol grubuna ise devam eden öğretim programı ile öğretilmiştir. Uygulama 8 hafta sürmüştür. Kelime bilgisi testi uygulamadan önce öntest, uygulamadan sonra sontest olarak uygulanmıştır. Ayrıca tutum ölçeği uygulamadan önce öntest ve sonra ise sontest olarak uygulanmıştır. Her dersin sonunda öğrencilerden dersle ilgili olumlu ve olumsuz düşüncelerini günlüklere yazmaları istenmiştir Araştırma sonunda kelime bilgisi testinden elde edilen nicel veriler SPSS 24.0 programı ile parametrik ve parametrik olmayan testler kullanılarak analiz edilmiştir. Öğrenci günlüklerinden elde edilen nitel veriler ise içerik analizi yoluyla incelenmiştir. Deney ve kontrol grubunun kelime bilgisi testinden elde ettikleri sontest puan ortalamaları arasından deney grubu lehine anlamlı bir fark tespit edilmiştir. Grupların tutum sontest puanları analiz edildiğinde deney ve kontrol grubu puanları arasında anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Elde edilen bulgulara göre EKD öğrencilerin İngilizce kelime öğretiminde etkili bulunurken öğrencilerin İngilizce dersine yönelik tutumuna etkisi tespit edilmemiştir. Ayrıca İngilizce ders günlüklerinden elde edilen nitel veriler analiz edildiğinde öğrencilerin EKD'e ve İngilizce dersine yönelik olumlu tutuma sahip oldukları söylenebilir.
Ön örgütleyicilerin 7. sınıf oran orantı konularının öğretiminde akademik başarı ve tutuma etkisi
Bu çalışmada, Ausubel'in anlamlı öğrenme kuramında önerilen ön örgütleyicilerle öğretim stratejisinin 7. Sınıf oran orantı konularının öğretiminde akademik başarıya etkisi ve öğrencilerin oran orantı konularına yönelik tutumu araştırılmıştır. Çalışma 2017-2018 öğretim yılı Antalya ili Kepez ilçesi Ayşe Ahmet Atmaca Ortaokulu' nda 7/C ve 7/D sınıflarında öğrenim gören 60 öğrenciyle yapılmıştır. Araştırmada başarı yönünden birbiriyle aynı durumda olan 7/C sınıfı kontrol grubu ve 7/D sınıfı deney grubu olarak belirlenmiştir. Her iki grupta da 30 tane öğrenci bulunmaktadır. Deney grubunda Ausubel'in anlamlı öğrenme teorisinde önerilen ön örgütleyicilerle öğretim yapılırken kontrol grubunda geleneksel öğretim devam ettirilmiş olup düz anlatım yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır ve deneysel desenlerden öntest, sontest kontrol gruplu yarı deneysel bir modeldir. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen oran orantı konusuna yönelik tutum ölçeği ve çoktan seçmeli oran orantı başarı testi ve açık uçlu oran orantı başarı testi kullanılmıştır. Başarı testi ve tutum ölçeği uygulama öncesi ve sonrasında her iki gruba uygulanmıştır. Elde edilen veriler istatistik programına aktarılarak analiz edilmiştir. Araştırmada verilerin analizi 0,05 anlamlılık düzeyinde bağımsız t-testi ve eşleştirilmiş t-testi ile gerçekleştirilmiştir. Yapılan uygulamalar ve analizler sonucunda Ausubel'in anlamlı öğrenme teorisinde önerilen ön örgütleyicilerle öğretim stratejisinin 7. Sınıf oran orantı konularının öğretiminde akademik başarısında anlamlı bir fark yaratmadığı ve oran orantı konularına yönelik tutumda deney grubunda az da olsa bir düşüş olduğu ancak anlamlı bir fark olmadığı kontrol grubunda ise anlamlı bir fark olmadığı sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Anlamlı Öğrenme, Ön Örgütleyiciler, Oran ve Orantı, Akademik Başarı, Tutum
Türkçe ders içeriğiyle ilişkili ve ilişkisiz sözcük kullanımının başarı ve tutuma etkisi
Türkçe dersinin en önemli amacı, dört temel dil becerisi kazandırmaktır. Bu beceriler dinleme/izleme, konuşma, okuma ve yazma becerileridir. Türkçe dersleri, Türkçe Öğretim Programı'nın dört ögesi olan hedef, içerik, öğrenme-öğretme durumları ve ölçme-değerlendirme kapsamında yürütülmektedir. Ancak ölçme ve değerlendirme aşamasında bazı güçlükler karşımıza çıkmaktadır. Türkçe dersinde, ölçme ve değerlendirme uygulamalarında öğretmen tarafından hazırlanan başarı testlerinde öğrencinin bilişsel şemalarının göz ardı edilebildiği görülmüştür. Bu çalışmanın amacı; Türkçe dersinde, öğretmen tarafından hazırlanan ölçme ve değerlendirme uygulamalarında yer alan soruların tema konuları ile ilişkili ve ilişkisiz sözcük içermesinin Türkçe ders başarısı ve tutuma etkisini ve cinsiyet değişkeninin bu etki üzerindeki rolünü ortaya koymaktır. Betimleyici çözümleme yöntemi kullanılarak yapılan bu çalışma, Antalya ili, Kepez ilçesinde Milli Eğitim'e bağlı olan bir ortaokulda 110 tane 6. Sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma seçkisiz olarak atanan iki grup üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada "Biz ve Değerlerimiz" tema konuları işlenmiş ve öğretim süreci başında ve sonunda olmak üzere 6 hafta arayla tekrarlı ölçümler yöntemi kullanılarak tutum ölçeği ve başarı testi iki gruba da uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Veri analizleri sonucunda tema konuları ile ilişkili ve ilişkisiz sözcüklerin yer aldığı başarı testlerinin uygulandığı her iki grupta da başarı artarken, tema konuları ile ilişkili sözcüklerin yer aldığı grubun başarısının daha fazla arttığı, tutumlarında ise anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür. Ayrıca uygulanan başarı testinde kız öğrencilerin erkek öğrencilere oranla daha yüksek başarı gösterdiği tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulara yönelik tartışma çalışmada yer almaktadır.
Babil yönteminin çalışma yapraklarıyla öğretiminin öğrenci başarısına ve kalıcılığa etkisi
Matematik hem önemli bilimsel bir disiplin hem de formel eğitimin en temel parçasıdır. Zorunlu eğitimin bütün dönemlerinde öğrenciler matematik eğitimi almaktadır. Matematik eğitimi üzerine yapılan araştırmaların büyük bir bölümü öğrencilerin genellikle matematik dersinde zorlandıklarını göstermektedir. Bu doğrultuda verilen eğitimin daha nitelikli ve kalıcı olabilmesi için neler yapılabileceği de pek çok araştırmaya konu olmuştur. Bu çalışmada matematiğin özel bir alanı olan kareköklü ifadeler konusunda bilinen en eski yöntemlerden biri olan "Babil yöntemi" nin kullanılmasının öğrenci başarısına ve kalıcılığa etkisini tespit etmek amaçlanmıştır. Statik grup karşılaştırmalı desen kullanılarak yapılan bu çalışmaya toplam 32 8. Sınıf öğrencisi katılmıştır. Deney grubunda (N= 16) karekök hesaplamada Babil yöntemi kullanılarak, kontrol grubunda (N= 16) ise ders kitabında yer alan yöntemler kullanılarak ders işlenmiştir. Öğretim süreci sonunda uygulanan matematik sınavı kalıcılığı tespit etmek amacıyla üç ay sonra tekrar uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 12 programı ile analiz edilmiştir. Veri analizi sonucunda kız öğrencilerin erkek öğrencilere oranla daha yüksek başarı gösterdiği tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulara yönelik tartışma çalışmada yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Matematik, Matematik Öğretimi, Kareköklü Sayılar, Babil Yöntemi, Akademik Başarı
Görev temelli dil öğretim yönteminin öğrencilerin İngilizce dersine yönelik akademik başarılarına ve tutumlarına etkisi
Yabancı dil olarak İngilizcenin öğretimi, İngilizce dilinin tüm dünyada yaygın olarak kullanımının artması ile birlikte günden güne önemi artmış bir konudur. Bu kapsamda birçok araştırmacı nasıl daha iyi öğretebiliriz sorusuna yanıt bulmak için çalışmalar yürütmektedirler. Bu çalışmaların sonucunda yeni yöntem ve teknikler ortaya atmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı da Görev Temelli Dil Öğretiminin öğrencilerin akademik başarı ve derse yönelik tutumları üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada yarı-deneysel yöntemlerden öntest-sontest kontrol gruplu model kullanılmıştır. Çalışmaya Erünal Sosyal Bilimler Lisesi Hazırlık sınıfında 2016-2017 Eğitim Öğretim yılında öğrenim gören 53 öğrenci katılmıştır. Katılımcılar uygun örneklem yöntemi ile belirlenmiştir. Hem nitel hem de nicel yöntemler ile veriler elde edilmiştir. Veri toplama araçları olarak akademik başarı testi, tutum ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 24 programında ANCOVA ve t-test kullanılarak analiz edilmiştir. Predictions/Tahminler teması belirlenmiş ve 8 hafta boyunca deney grubunda Görev temelli dil öğretimi ile tasarlanmış eğitim uygulanırken kontrol grubunda ders kitabında yer alan etkinliklere dayalı olarak işlenmiştir. Araştırmanın sonucunda Görev Temelli Dil Öğretiminin öğrencilerin akademik başarıları ve İngilizce dersine yönelik tutumları üzerinde olumlu anlamda etkisi olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Görev Temelli Dil Öğretimi, Tutum, Akademik Başarı
9-12. sınıf öğrencilerinin sınıf içi durumlarının dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) açısından değerlendirilmesi
Bu çalışmada DEHB yaşayan çocukları sınıf içinde belirlemek ve ailelerine gerekli bilgiler verilerek bilinçlendirme yapmak amaçlanmıştır. Ayrıca DEHB yaşayan çocukları belirleyip onlara uygun öğretim yöntemleri uygulayarak başarı ve motivasyonlarını artırmak amaçlanmıştır. Bu çalışmada Conners Öğretmen Derecelendirme Ölçeği (CÖDÖ) 15-21 yaş aralığındaki mesleki ve teknik anadolu lisesi öğrencilerine öğretmenler tarafından uygulanmıştır. Verilerde 6 öğretmen tarafından 150 öğrenci değerlendirilmiştir. Yapılan çalışmada DEHB ile yaşanılan yerin, annenin ve babanın eğitim durumunun ilişkisine bakılmıştır. Elde edilen bulgularda, DEHB tanısı almış veya almamış 15-21 yaş arası çocukların davranışlarının, ailenin eğitim düzeyi ve yaşanılan yerle ilişkili olduğunu göstermiştir. Annenin eğitim düzeyi ile yaşanılan yer arasında ilişki bulunurken; annenin eğitim düzeyi ile hiperaktivite arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Babanın eğitim düzeyi ile dikkat eksikliği arasında bir ilişki bulunamamışken; hiperaktivite arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yaşanılan yerle hiperaktivite arasında bir ilişki bulunurken; dikkat eksikliği arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Elde edilen çalışmanın veri analizi SPSS programında yapılmıştır.
Uçak bakım liselerinde insan faktörleri modülüne yönelik öğrenci tutum ve görüşleri ile başarılarının incelenmesi
Ulaşımın hızlı ve konforlu bir biçimde sağlanması ve havayollarının daha emniyetli bir ulaşım sağlaması havayolu ulaşımını insanların yoğunlukla tercih etme sebeplerindendir. Havacılığın yapıtaşlarından biri olan emniyetin sağlanabilmesi amacıyla personellere eğitim verilmekte ve bu sayede insan faktörü kaynaklı hatalar ve riskler en az düzeye indirilmeye çalışılmaktadır. Bu çalışmanın amacı Uçak Bakım Liselerinde verilen İnsan Faktörleri Modülü'ne yönelik öğrenci görüşleri ile tutumlarını belirlemek ve öğrenci tutumlarıyla derse ilişkin akademik başarıları arasında herhangi bir ilişki olup olmadığını incelemektir. Çalışmanın bir diğer amacı öğrencileri tutumlarının çalışma kapsamında ele alınan demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesidir. Çalışma, Antalya ilinde Aksu uçak bakım lisesinde 11. Sınıfta öğrenim gören 71 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında lise öğrencilerinin İnsan Faktörleri modülüne ilişkin tutumlarını belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından tutum ve görüş ölçeği geliştirilmiştir. Çalışma kapsamında betimsel istatistikler, t-testi ve varyans analizi kullanılmıştır. Çalışma kapsamında 4 alt boyut ve 15 maddeden oluşan bir ölçek geliştirilmiş ve bu ölçeğin güvenirlik katsayısının 0,80 olduğu belirlenmiştir. Çalışmada öğrenci tutumlarının ele alınan demografik değişkenlere göre anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. Çalışmada ayrıca öğrencilerin insan faktörleri modülüne ilişkin tutumları ile öğretmenin modülde yer alan konulara ilişkin ne düzeyde yeterli olduğuna yönelik görüşleri arasında pozitif yönde ve düşük düzeyde istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir.
Ortaöğretim kurumlarında güvenliği sağlamada karşılaşılan problemlerin incelenmesi
Öğrenme ve öğretme faaliyetlerinin neredeyse tamamının geçtiği okullar, günümüzde pek çok zorlukla karşı karşıya kalmaktadır. Bu araştırmanın genel amacı ortaöğretim kurumlarında okul güvenliğini sağlamada karşılaşılan problem durumlarının alt boyutlarının kapsamlı bir şekilde incelenmesi ve belirlenmesidir. Bu amaçla nitel araştırma yöntemlerinden bütüncül çoklu durum çalışması deseni tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu 2015-2016 eğitim öğretim yılında Antalya'da dört farklı okul türü (fen lisesi, sosyal bilimler lisesi, anadolu lisesi, mesleki ve teknik anadolu lisesi) arasından belirlenen beş farklı ortaöğretim kurumunda görev yapmakta olan yönetici (n=6), rehber öğretmen (n=5) ve sınıf rehber öğretmeni (n=5) olmak üzere toplamda 16 katılımcıdan oluşmaktadır. Nitel veriler, araştırmacı tarafından mevcut alanyazına dayanılarak hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile nitel veri analizi yazılımı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları dört ana temada incelenmiştir: (1) okul güvenliği kavramı ile ilgili görüşler, (2) son altı ay içinde karşılaşılan problem durumlar, (3) okul güvenliğini sağlamada karşılaşılan problem durumlar ve (4) okul güvenliğini sağlamak için alınan önlemler ve tavsiye edilen önlemler. Araştırmanın bulguları frekans ve yüzde dağılım tablolarıyla sunulmuş ve katılımcıların görüşleriyle betimlenmiştir. Çalışma, okul güvenliğinin; zorbalık, problemli cep telefonu kullanımı, bağımlılık yapıcı madde kullanımı, okuldaki fiziksel düzenlemeler ve yetersiz sosyal imkânlardan olumsuz etkilendiğini ortaya koymaktadır. Katılımcılar okul güvenliğini sağlamak için kamera, nöbetçi öğretmen ve idareci, güvenlik görevlisi, doğal afet tatbikatı, okul kurallarının farklı yollar ile ilan edilmesi vb. önlemleri belirtmişlerdir. Sonuç olarak güvenli okullar öğrencilerin akademik başarısı üzerinde olumlu etkiye sahiptir. Ortaöğretim kurumlarında güvenliği sağlamada karşılaşılan problemleri belirlemek ve incelemek, güvenli okul planı hazırlamaya yardımcı olabilir. Ayrıca politika yapıcılara; okul güvenliği ile ilgili tüm paydaşlara hizmet içi eğitim verilmesi, öğretmen adaylarına eğitim fakültelerinde güvenli okul temalı dersler verilmesi ve kapsamlı kriz yönetim planı oluşturulması gibi öneriler verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul Güvenliği, Güvenli Okul, Okullarda Güvenlik Problemleri
Kuruluşundan günümüze Aksu Köy Enstitüsü
Cumhuriyetin ilanı sonrası modernleşme ve reform çalışmalarında ele alınan alanlardan birisi de eğitim olmuştur. O dönemde toplam nüfusun önemli bir kısmını teşkil eden köy insanlarının eğitimine yönelik projelere özellikle ağırlık verilmiştir. Çünkü kırsal kesimler, okuryazarlık oranının en düşük, cahillik oranının en yüksek, eğitim imkânlarının en kısıtlı olduğu yerlerdi. Ancak köylülerin sadece okuryazarlık oranının artırılmasının ötesinde yaşamlarını idame ettirebilecekleri bilgi ve becerilerle donatılmalarını, üretime yönelmelerini, sosyal ve ekonomik açıdan da kalkınmalarını sağlayacak bir sisteme ihtiyaç duyulmuştur. İşte bu ihtiyaç köy enstitülerine giden süreci başlatmış ve 1940 yılında alınan kararla önceden açılan bazı okulların dönüştürülmesi suretiyle köy enstitüleri açılmıştır. Bu kurumlar Türkiye Cumhuriyeti tarihinin eğitim alanındaki en özgün projelerinden birisi olmuştur. Bu araştırmada, Türkiye'nin modernleşme deneyimindeki bu önemli projenin bir örneği olan Aksu Köy Enstitüsü hakkında bilinmeyenler arşive dayalı belgelerle gün ışığına çıkarılmaya çalışılmış; enstitü yaşamı ve enstitünün günümüze kadar geçirdiği evreler çeşitli boyutları ile ele alınmıştır. Araştırma için birincil kaynak olarak Aksu Fen Lisesi'nin arşiv odası, müze ve kütüphanesindeki belgelerden yararlanılmış; ayrıca köy enstitüleri üzerine yazılmış kitaplar, süreli yayınlar, ansiklopediler, resmi yayınlar ve konuyla ilgili tezler incelenmiştir. Arşivden elde edilen belgeler tarihi bir seyir içerisinde dizilmiş ve içerik analizine tabi tutularak yorumlanmıştır. Böylece enstitü yaşamının çeşitli boyutları ve kuruluşundan günümüze (1940-2017) geçirdiği evreler betimlenmiştir.
Osmanlı yenileşme hareketleri döneminde çocuk eğitimi
Bu çalışmada Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan başlayarak çocuk eğitimi veren kurumların yapısında meydana gelen değişimler ve devletin modernleşme sürecinin çocuk eğitimi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Osmanlı Devleti'nde 4-12 yaş arası çocukların eğitimi klasik ve modern dönem olarak iki döneme ayrılmaktadır. Bu çalışmada bu iki dönemin karakteristik özelliklerinden bahsedilerek modernleşme dönemi üzerinde ağırlıklı olarak durulmaktadır. Osmanlı Devleti'nde ilk dönemlerde ilköğretim görevini üstlenen kurumlar mahalle mektepleridir. Osmanlı Devlet tarihinde ilk örneklerinin Bursa'da açıldığı, Fatih Sultan Mehmet Dönemi'nde İstanbul'da yaygınlaşan çocuklara Kur'an-ı Kerim ve ilmihal bilgilerinin verildiği mahalle mekteplerinin geçmişi Selçuklulara kadar dayanmaktadır. İlköğretim seviyesinde yeni usül eğitim veren kurumlar açılmasına rağmen mahalle mektepleri ikinci bir kurum olarak Osmanlı'nın yıkılışına kadar hep var olmuştur. Eğitimde ilköğretim kurumu olma görevini mahalle mekteplerinin yükseköğretim kurumu olma görevini de medreselerin üstlendiği klasik dönem Tanzimat dönemi ile birlikte son bulmuştur. Bu dönem çocuk eğitiminde devlet seviyesinde ciddi adımların atıldığı bir dönem olmuştur. Pratikte çok fazla ilerleme kaydedilemese de teori de önemli kararlar alınmıştır. Tanzimat döneminde ilköğretimde yeni usül eğitim veren İbtidai mektepleri ve taşrada mahalle mekteplerin eksikliklerini tamamlamak için rüştiyeler açılmış ve eğitimde hiyerarşik bir düzen oluşturma fikri ortaya atılmıştır. Maarif teşkilatının oluşum süreci başlamıştır. Karşılaşılan çeşitli güçlükler nedeniyle birçok tasarı hayata geçirilememiştir. Tanzimat döneminde ortaya atılan fikirler II. Abdülhamit döneminde uygulamaya geçirilmiştir. Devlet yeni okulların açılması için bir bütçe ayırmış ve ilköğretim yaygınlaştırılmıştır. Devlet sınırları içindeki bütün çocukların ilköğretime devam etmesi için çalışılmış ve maarif teşkilatı taşrada kurumsallaşmaya gitmiştir. II. Meşrutiyet dönemi de ilköğretimde yapılan çalışmaların devam ettiği bir dönem olmuştur. Bu dönem anaokullarının ülkemize getirildiği bir dönem olması nedeniyle de önem taşımaktadır. II. Meşrutiyet eğitimde millileşmenin görüldüğü bir dönemdir. Osmanlı Devleti'nin son günlerine denk gelen bu dönemde çocuk eğitimi adına önemli adımların atıldığı ve Cumhuriyet dönemine de öncülük edecek çalışmalar yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Yenileşme Hareketleri, Çocuk, Çocuk Eğitimi
İngilizce öğretmenlerinin sosyal medyanın İngilizce öğretiminde kullanılmasıyla ilgili görüşleri
Bu araştırma, sosyal medyanın ve sosyal paylaşım ağlarının İngilizce öğretiminde kullanılmasıyla ilgili İngilizce öğretmenlerinin görüşlerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada örneklem kapsamındaki öğretmenlerin, İngilizce öğretiminde, sosyal medyayı kullanma amaçları, sosyal medyanın İngilizce öğretiminde kullanılmasının avantajları ve dezavantajlarına yönelik görüşleri değerlendirmeye alınmaktadır. Çalışma grubunu, 2016-2017 Eğitim- Öğretim yılında Antalya'nın Muratpaşa ilçesine bağlı ilkokul, ortaokul ve lise düzeyinde eğitim veren okullarda çalışan 65 İngilizce öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında nitel ve nicel yöntem karma olarak kullanılmıştır. Veri toplama tekniği olarak anket ve yarı yapılandırılmış mülakat yönteminden faydalanılmıştır Çalışmada, uygulanan anket ile elde edilen veriler, nicel analiz kapsamında, Kolmogorov- Simirnov tekniği ile incelenmiş ve ankette yer alan maddelerin normallik varsayımlarını sağlamaması sebebiyle non-parametrik analiz yöntemlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. Çalışmanın nitel analizleri kapsamında yapılan görüşmelerden elde edilen veriler ise, NVIVO 11 programında içerik analizi uygulanarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda İngilizce öğretmenlerinin sosyal paylaşım ağlarını İngilizce öğretiminde kullanmaları cinsiyet ve hizmet verilen okul düzeyi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemesine rağmen yaş, deneyim ve uyruk değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Çalışmada yaş değişkeni bakımından İngilizce öğretmenlerinin yaşları arttıkça İngilizce öğretiminde sosyal paylaşım ağlarını kullanımının da artacağı belirlenmiştir. Benzer şekilde öğretmenlerin mesleki deneyimleri arttıkça sosyal medya kullanımının da artacağı sonucunu ulaşılmıştır. Çalışmada son olarak uyruk değişkeni bakımından Türk öğretmenlerin İngilizce öğretiminde sosyal medya ağlarını kullanımı konusunda "Katılıyorum" düzeyinde görüş bildirdikleri, diğer uyruktaki öğretmenlerin ise "Katılmıyorum" düzeyinde görüş bildirdikleri sonucuna ulaşılmış ve elde edilen bu farklılık anlamlı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: İngilizce öğretimi, sosyal medya, sosyal paylaşım ağları.
Öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarını yordayıcı değerler: Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde bir araştırma
Bu çalışmanın amacı öğretmen adaylarının sahip oldukları değerlerin onların öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarını (ÖMYT) yordayıp yordamadığını ortaya koymaktır. Bu doğrultuda, farklı branşlarda okuyan öğretmen adaylarında bu değerlerin değişip değişmediği, öğretmen adaylarının lisans öğrenim hayatlarında ÖMYT'lerini yordayıcı değerlerin kazanılıp kazanılmadığı ve cinsiyet değişkenine göre bu değerlerin farklılık gösterip göstermediği veya hangi yönde farklılık gösterdiği de ortaya koyulmuştur. Tarama deseni kullanılarak yapılan bu araştırmada, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde Sınıf Öğretmenliği, Okul Öncesi Öğretmeliği, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği, İlköğretim Matematik Öğretmenliği ve Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümlerinde1. ve 4. sınıf düzeyinde lisans eğitimi almakta olan 404 öğretmen adayına Portre Değerler Anketi (PDA) ve Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutum (ÖMYT) Anketi uygulanmıştır. Anketler yardımıyla toplanan nicel veriler SPSS ve Lisrel programlarında analiz edilmiştir. Veri analizleri sonucunda,öğretmen adaylarının 'değişime açıklık' ve 'muhafazakarlık' değerlerinin onların ÖMYT'lerini yordayabildiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğretmen adaylarının en yüksek değer tercihlerinin 'evrensellik' ve düşük değer tercihlerinin 'değişime açıklık' olduğu görülmüştür. Öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik tutum düzeylerine bakıldığında ise en yüksek tutum ortalaması 'saygınlık' boyutunda ve en düşük tutum ortalaması 'öğretme eylemi' boyutunda hesaplanmıştır. Son olarak, öğretmen adaylarının değer ve ÖMYT ortalamalarının 1. sınıftan 4. sınıfa doğru anlamlı düzeyde azaldığı görülmüştür. Ayrıca, öğretmen adaylarının ÖMYT'lerini yordayıcı değerlerinin bölüm ve cinsiyet değişkenlerine göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, eğitim fakültelerinin öğretmen eğitimi programlarına öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik olumlu tutum ve ilgili değerleri geliştirebilecekleri içeriklerin eklenmesi gerektiği önerilmektedir.