Theses supervised by Prof. Dr. Halit Targan Ünal

11 theses · Doğuş University

Master'sOpen AccessTR

TCMB uluslararası rezervlerinin miktarının ve dağılımının döviz kurlarına etkisi

Döviz kurlarının ve dolayısıyla doların değerinin belirli bir miktarda altına sabitlendiği Bretton Woods sisteminin sona ermesini takiben para birimleri ve kurlar arasındaki ilişki nispeten daha değişken ve dinamik bir hal almıştır. Ülkeler kendi kur rejimlerini seçmişler ve para birimlerini, kimi zaman değer kazandırmaya kimi zaman değersizleştirmeye yönelik politikalar izlemişlerdir. İzlenen bu politikaların belirlenmesini ve uygulamasını da merkez bankaları üstlenmiştir. Türkiye için TCMB geçmişten günümüze farklı dönemlerde farklı kur rejimleri ile ülke para biriminin değerini korumaya yönelik politikalar gütmüştür. Politika oluşturmak ve oluşan politikaların etkinliğini sağlayabilmek için etkin kaynakların bulunması gerekmektedir. Döviz ve altın rezervleri merkez bankalarının para politikasına yön vermekte kullandığı iki önemli varlıktır. Bu doğrultuda bu çalışmanın amacı döviz ve altın rezervlerinin döviz kuruna olan etkisini tespit etmek ve bu kapsamda para politikası önerileri ortaya koymaktır. Çalışmada toplam rezervlerin döviz kuru üzerinde bir etkisinin olmadığı, fakat döviz ve altın rezervlerinin döviz kuru üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Altın, Döviz kuru, TCMB, Rezerv

AltınDöviz kuruMerkez Bankası+5
Suat Eser
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Döviz kuru dalgalanmalarının net işletme sermayesine etkisi

Şirketlerin faaliyet döngüsünü devam ettirebilmesi ve kısa vadeli borçlarını ödemesi açısından net işletme sermayesi önemlidir. Bu çalışmanın amacı döviz kurunda meydana gelen dalgalanmaların şirketlerin net işletme sermayesine etkisinin varlığının araştırılmasıdır. Bu kapsamda kullanılacak olan veriler şirketlerin Kamuyu Aydınlatma Platformu aracılığıyla yayınlanmış olan finansal tablolardan elde edilmiştir, döviz kuru verileri ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının yayınladığı TÜFE bazlı reel efektif döviz kuru endeksinden elde edilen yüzdelik değişim verileri kullanılmıştır. Çalışmanın dönemi, 2010Q2-2021Q4 dönemleri olup BİST de yer alan 35 firmanın KAP aracılığıyla finansal tablolarından elde edilen verilerle hesaplanmış net işletme sermayesi verilerinin yüzdelik değişimleri kullanılmıştır. Yöntem olarak Dumitrescu-Hurlin panel Granger nedensellik testi uygulanmıştır.

Döviz kuruDöviz kuru oynaklığıDöviz kuru politikaları+6
Özge Aykın
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Etkileşimci ve dönüşümcü liderlik özelliklerinin işletme performansına etkileri ve turizm sektöründe bir araştırma

Liderlik ve işletme performansı işletmeler için önemli iki konu olmaktadır. İşletmeler varlıklarını devam ettirmek ve kâr elde etmek için gelişimlerine katkı sağlayacak liderlere ihtiyaç duymaktadırlar. Teknolojik gelişmelerin arttığı, değişim ve dönüşümün gerekli olduğu bilgi çağında vizyon sahibi, gelecek odaklı, birlikte çalıştığı grubu yönetebilen liderlere olan ihtiyaç da artmaktadır. Bu tez çalışmasında liderlik kavramı, liderliğin önemi, amacı açıklanmış sonrasında ise liderlik yaklaşımları üzerinde durulmuştur. Dönüşümcü ve etkileşimci liderlik özellikleri ve alt boyutları üzerinde durularak işletme performansına olan etkileri incelenmiştir. Tez çalışmasında, Turizm sektöründe İstanbul'da faaliyet gösteren 5 yıldızlı otellerde Etkileşimci ve Dönüşümcü liderlik özelliklerinin işletme performansına etkileri araştırılmıştır. Araştırmanın evrenini İstanbul'da Turizm sektöründe faaliyet gösteren beş yıldızlı oteller oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında toplanan 411 anketin verileri analiz edilerek detayları incelenmiştir.

Dönüşümcü liderlikEtkileşimsel liderlikLiderlik+5
Tuğba Çukur
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Emtia fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisi

Son yıllarda yaşanan çok büyük COVID pandemi süreci sonrası küresel boyutta tedarik zincirlerindeki aksamalar, en kritik emtia üreten bölgelerdeki silahlı çatışmalar, yavaşlayan ekonomik büyüme ve enflasyon tetiklemiştir. 2021 yılı itibariyle, dünya genelinde birçok ülkede enflasyon oranları artış göstermiştir. Bunun birçok sebebi olmakla birlikte; özellikle pandemi döneminde, ekonomik faaliyetlerdeki azalmalar, tedarik zinciri sorunları, arz sıkıntıları, iş gücü sıkıntıları ve para politikalarındaki değişiklikler gibi faktörlerin enflasyonu tetiklemiştir. 2022'de, küresel çekirdek enflasyon oranı %2,8 ve küresel genel enflasyon oranı %7,5 olarak gerçekleşmiştir. Günümüzde tüm dünya ekonomileri enflasyonist ortamla baş etmenin yollarını aramaktadır. Bu çalışmanın amacı Türkiye'nin karşı karşıya olduğu yüksek enflasyon ve dünya emtia endeksleri fiyat düzeylerinde yaşanan değişimler arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak ve bu doğrultuda atılması gereken adımları ve yapılması gereken yatırımlara dikkat çekmektir. Çalışmada Türkiye'deki enflasyon sepetine dahil olan mal ve hizmetler ve bunların ortaya çıkması için gereken emtia endeks bileşenleri ve Türkiye'nin bu bileşenlere olan yurt dışı bağımlılıkları ele alınmıştır. Tüm veri setleri aylık bazda ve dönem aralıkları 2010:1 – 2022:12 aralığında emtia ana bileşenleri ve TÜFE arasındaki nedensellik ilişki araştırılmış ve çalışmanın sonucunda Değerli Metal (PPMETA) Endeksi hariç diğer emtia endekslerinin her biri farklı oranlarda ve farklı durağanlık seviyelerinde Türkiye'de Enflasyon (TÜFE) endeksi ile aralarında ilişki olduğu sonucuna varılmıştır.

EmtiaEmtia fiyatlarıEmtia piyasası+2
Ömer Ekici
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Tüketicilerin akıllı ev aletleri satın alma kararının teknoloji kabul modeli boyutlarıyla incelenmesi: Akıllı yemek makinesi örneği

Bu araştırma, teknoloji kabul modeli literatürünü genişletmek ve akıllı ev aletlerinin, özellikle yemek yapımına yardımcı olanların tüketici davranışları üzerindeki etkisini tanımlamak amacıyla yürütülmüştür. Özellikle "akıllı yemek makinesi" gibi akıllı ev aletlerinin kabulü, literatürde yeterince ele alınmamış bir konu olup, bu araştırma bu boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Araştırmada, doğrulayıcı faktör analizi ve yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak, modelin ölçüm boyutlarının geçerliliği ve güvenirliği test edilmiştir. Araştırmanın bulguları, akıllı ev aletlerinin nispeten yeni bir teknoloji olması nedeniyle genel kabul edilmiş normların henüz oluşmadığını göstermiştir. Tüketicilerin bu teknolojiyle ilgili deneyimleri sınırlı olduğundan, bireysel deneyimler ve kullanıcı geri bildirimleri ön plana çıkmaktadır. Bu bulgular, tüketicilerin IoT teknolojisini benimseme kararlarında sosyal çevrelerinden ziyade kişisel inançlarına ve algılarına daha fazla önem verdiklerini düşündürmektedir. Araştırmada ayrıca algılanan kullanım kolaylığının ve marka güveninin önemi vurgulanmıştır. Kullanım kolaylığı ve algılanan fayda, tüketicilerin teknolojiyi kabul etme eğilimlerini belirleyen temel faktörler olarak ortaya çıkmıştır. Marka güveni ise, tüketicilerin bir markaya olan güveninin, markanın ürünlerini kullanma niyetlerini ve algılanan faydayı olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Bu bulgular, tüketicilerin akıllı ev aletleri hakkındaki algılarını ve satın alma kararlarını etkilemede marka güveninin önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Değiştirme maliyeti konusunda ise, çeşitli faktörlerin etkisi ve bu etkilerin farklı sektörlerde ve ürün kategorilerinde değişebileceği belirtilmiştir. Araştırma, değiştirme maliyetinin akıllı ev aletleri bağlamındaki etkisini değerlendirirken, tüketicilerin mevcut ev aletlerinden akıllı olanlara geçiş yapma konusundaki tereddütlerini ve bu geçişin potansiyel zorluklarını ele almıştır Elektrikli ev aletleri üretiminin planlanması önündeki en önemli zorluk, tüketici davranışlarındaki değişikliklerdir. Akıllı ev aletleri segmentinde nesnelerin interneti teknolojisinin etkin faydası, teknolojinin kullanıcısının tutumu tarafından belirlenmektedir. Ev aletleri değişim maliyetlerinden, algılanan faydaya kadar birçok değişken, tüketici davranışlarını etkilemekte ve ekonomik kararlar alınmasında etkili olabilmektedir. Literatürde Teknoloji Kabul Modeli birçok alanda teknolojinin kabulünü ortaya koymak için kullanılmıştır. Ancak, modelin yemek yapmaya yardımcı akıllı aletleri tüketicilerin kabul edip etmediklerini, hangi şartlarda ettiklerinin belirlenmesi amacıyla yapılan çalışmalar neredeyse yoktur. Halbuki yemek yeme ihtiyacından kaynaklı olarak, insanların yaşantılarının büyük bölümü yemek yapma eylemiyle geçirilmekte, bundan vazgeçilerek hazır gıda ve endüstriyel yiyeceklere yöneldikçe sağlık problemleriyle karşılaşılmaktadır. Bu sebeple toplumumuzun büyük kısmını ilgilendiren bu konuda, tüketicilerin akıllı ev aletlerine yönelik tutumları, "akıllı yemek makinesi" örneğinde anlaşılmaya çalışılmıştır.

Nesnelerin internetiTeknoloji kabul ve kullanım modeli
Ali Murat Arıkuşu
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türk bankacılık sisteminde türev kullanım yoğunluğu

Bankacılık sektörü piyasa risklerine karşı korunma sağlayarak karlığını artırabilme amacı içerisinde işlemlerini gerçekleştirme sürecinde finansal araçlara yöneldiğinde türev ürünler ile karşılaşmaktadır. Bankacılık sektöründe en çok kullanılan türev ürünler swap, opsiyon, futures ve forward işlemlerdir. Bu işlemler kullanıcılarına arbitraj, hedge ve spekülasyon imkanı sağlayarak hem Türk bankacılık sisteminde hem de finans dünyasında etkinliğini artırmaktadır. Bu çalışmada Bankacılık sektörünün maruz kaldığı risklerin neler olduğu, bu risklere karşı gelişme gösteren türev ürünlerin hangi amaç için kullanıldığını ve türev ürün çeşitleri açıklanmıştır. 2017 ve 2022 yıllarında aktif büyüklüğe sahip ilk 10 bankanın araştırılmalar neticesinde elde edilen veriler bankaların türev ürün kullanım yoğunlukları incelenmiştir. İncelemenin sonucunda Türk bankacılık sisteminde türev ürün kullanımı çoğunlukla alım satım amaçlı olup, türev ürün kullanım yoğunluğu her geçen yıl aratarak devamlılık gösterdiği sonucunda varılmaktadır.

Aylin Çağlayan
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de güneş enerjisi santrallerinde yerli teknoloji kullanımının ekonomik katkısı

Yenilenebilir enerji kaynakları, çevre dostu özellikleri ve enerji güvenliğine sağladığı katkılarla sürdürülebilir bir enerji geleceğinin temelini oluşturur. İklim değişikliğiyle mücadelede etkin bir çözüm sunan bu kaynaklar, fosil yakıt bağımlılığını azaltarak enerji sektöründe kalıcı dönüşümler yaratabilir. Enerji politikalarında yenilenebilir enerjiye daha fazla yer verilmesi, enerji bağımsızlığını artırırken çevre üzerindeki olumsuz etkileri de azaltır. Özellikle güneş enerjisi santralleri (GES), Türkiye'nin yenilenebilir enerji potansiyelinde önemli bir yere sahiptir. Yerli güneş paneli üretimi ilerleme kaydetse de fotovoltaik hücreler ve silikon gibi hammaddelerde ithalata olan bağımlılık devam etmektedir. Yerli hücre üretimine yönelik teşvikler, sektör için önemli bir adım olmakla birlikte, rekabet ortamını daraltarak maliyetleri artırmakta ve projelerin uzamasına yol açmaktadır. Ayrıca, panel maliyetlerinin toplam yatırımın %45-50'sini oluşturması, bu teşviklerin yatırımcılar üzerindeki etkisini ortaya koymaktadır. Türkiye'nin güneş enerjisi potansiyelini tam anlamıyla kullanabilmesi için, altyapı yatırımlarının hızlandırılması, yerli üretim kapasitesinin artırılması ve daha rekabetçi bir piyasa yapısının oluşturulması gerekmektedir. GES projelerinde yerli ekipman kullanımı, enerji maliyetlerini düşürmek, döviz tasarrufu sağlamak ve sanayide yerli teknoloji geliştirme kapasitesini artırmak için kritik bir adımdır. Özellikle güneş panelleri, invertörler ve enerji depolama sistemlerinde yerli üretimin güçlendirilmesi, dış ticaret açığını azaltmak ve enerji arz güvenliğini sağlamak adına stratejik bir öneme sahiptir. Bu çalışma, Türkiye'nin güneş enerjisi potansiyelini ve bu sektörde karşılaşılan zorlukları incelemekte, yerli ekipman kullanımını artırmak için stratejik öneriler sunmaktadır. Sektörün lisanssız santrallerle büyümesi ve yerli üretim kapasitesinin desteklenmesiyle enerji bağımsızlığının artırılması hedeflenmektedir.

Gözde Kılıç
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Stratejik karar ve pay senedi performansı ilişkisi-BİST'te işlem gören demir çelik sektörü üzerine inceleme

Bu çalışmada, stratejik kararlar ile pay senedi performansı arasındaki ilişki derinlemesine ele alınmaktadır. İşletmeler, sürekli değişen piyasa koşulları ve dinamik ekonomik ortamda rekabet avantajı sağlamak ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine ulaşmak için stratejik kararlar almak zorundadır. Bu kararların, şirketlerin finansal performansı üzerinde doğrudan ve dolaylı etkileri bulunmaktadır. Özellikle halka açık şirketler açısından, alınan stratejik kararların pay senedi değerlerine yansıması, yatırımcılar açısından kritik bir önem taşımaktadır. Demir çelik sektörü, ekonomik dalgalanmalara ve sektörel değişimlere karşı hassas bir yapıya sahip olup, bu sektördeki şirketlerin stratejik hamleleri, pay senetlerinin piyasa değerini büyük ölçüde etkileyebilmektedir. Ekonomik belirsizlik dönemlerinde yapılan stratejik tercihler, şirketlerin rekabet gücünü ve uzun vadeli piyasa pozisyonlarını şekillendirmede önemli bir rol oynar. Türkiye ekonomisinde stratejik bir öneme sahip olan demir çelik sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin yönetim süreçleri, hem yatırımcılar hem de yöneticiler için değerli bilgiler sunmaktadır. Araştırmalar, Ar-Ge yatırımları, kapasite artırımı, çevresel düzenlemelere uyum ve sürdürülebilir üretim gibi alanlarda alınan kararların, sektördeki hisselerin performansında belirleyici olduğunu göstermektedir. Araştırmacılar, yatırımcılar ve yöneticiler açısından, şirketlerin stratejik karar alma süreçlerini anlamak, bilinçli ve etkili stratejiler geliştirmek için hayati öneme sahiptir. Pay senedi performansını etkileyen faktörlerin analiz edilmesi, yalnızca yatırım kararlarını güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda şirketlerin uzun vadeli hedeflerine ulaşmasına da katkı sağlar. Sonuç olarak, stratejik kararların hisse performansına olan etkilerini incelemek, işletmelerin daha sürdürülebilir ve verimli bir şekilde yönetilmesine katkıda bulunacaktır. Bu bağlamda, çalışma, sektörel farkındalığı artırarak hem akademik hem de pratikanlamda değerli bilgiler sunmayı hedeflemektedir.

Buğra Can İstarmakalı
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi politikalarının gelir dağılımı üzerindeki etkisi

Bu çalışmanın temel amacı, vergi politikalarının gelir dağılımı eşitsizliği ve insan gelişimi üzerindeki etkilerini analiz etmektir. Gelir dağılımını temsil eden GINI katsayısı ve insan gelişimini gösteren HDI değişkenleri kullanılarak, farklı vergi türlerinin bu iki temel ekonomik ve sosyal gösterge üzerindeki etkisi incelenmiştir. Veri seti 2000-2023 dönemi yıllık verilerden oluşmaktadır. Veriler 2010 baz yılı kapsamında TL cinsinden olan veriler GDP deflatörü ile deflate edilmiştir. Verilerin logaritması alınmıştır. Çalışmanın sonuçları, gelir dağılımını etkileyen önemli unsurlardan biri olarak gelir vergisinin ve mülkiyet vergisinin öne çıktığını göstermiştir. Gelir vergisi, özellikle 2. ve 3. gecikmede GINI katsayısı üzerinde anlamlı bir etki göstermiştir. Bu durum, gelir vergisinin gelir eşitsizliğini azaltıcı bir mekanizmaya sahip olduğunu ve bu etkinin belirli bir zaman gecikmesiyle ortaya çıktığını işaret etmektedir. Benzer şekilde, mülkiyet vergisinin de GINI katsayısı üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Mülkiyet vergisi, genellikle servet sahiplerinden elde edilen bir gelir türü olduğu için, bu verginin gelir eşitsizliğini azaltıcı etkisi daha doğrudan bir şekilde gözlemlenmiştir. Çalışmada, insan gelişimini temsil eden HDI üzerindeki etkiler incelendiğinde, gelir vergisinin yine önemli bir faktör olduğu görülmüştür. Gelir vergisi, 3. gecikmede HDI üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmuş ve bu durum, gelir vergisinin insan gelişimi üzerindeki etkisinin zaman içerisinde ortaya çıktığını göstermiştir.

Burak Saban
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yatırım kararları ile kişilik özellikleri arasındaki ilişki: Sosyo-demografik özellikler açısından bir değerlendirme

Bu araştırmada, bireylerin yatırım kararlarını etkileyen kişilik özellikleri, davranışsal finans eğilimleri ve sosyo-demografik faktörler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Çalışma, Türkiye'deki yatırımcıların finansal tercihlerini etkileyen temel unsurları anlamayı ve bu alandaki literatüre katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Araştırma sonuçları, kişilik özelliklerinin yatırım kararlarında belirleyici bir rol oynadığını ortaya koymuştur. Özellikle "yenilik arayışı" kişilik boyutunun yatırımcıları daha riskli ve yenilikçi stratejilere yönlendirdiği, buna karşın "zarardan kaçınma" gibi özelliklerin daha temkinli ve muhafazakâr bir yatırım davranışına yol açtığı tespit edilmiştir. Demografik değişkenlerin (yaş, cinsiyet, eğitim ve gelir) yatırım kararları üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamlı bulunmaması, bu faktörlerin bireysel psikolojik özelliklere kıyasla daha sınırlı bir etkisinin olduğunu göstermektedir. Çalışma, finansal danışmanlık süreçlerinin kişilik özelliklerine dayalı olarak kişiselleştirilmesi ve davranışsal finans eğilimlerine odaklanan eğitim programlarının geliştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bulgular, yatırımcıların daha bilinçli kararlar alabilmesi için hem bireysel hem de sektörel düzeyde uygulanabilir stratejiler sunmaktadır.

Erhan Erdemir
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türk bankacılık sistemindeki bankaların sermaye yapıları ve syr karşılaştırmaları yapılarak, sermayenin karlılık üzerindeki etkilerinin incelenmesi

Bankacılık sektörü Türk finsansal sisteminin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu çalışmada Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren kamu ve özel bankaların sermaye yapılarının ve sermaye yeterlilik oranlarının (SYR) kârlılık üzerindeki etkilerini analiz edilmiştir. Bu kapsamda, 2015–2024 dönemine ait yıllık veriler kullanılarak üç kamu, dört özel banka ele alınmıştır. Kârlılık göstergesi olarak aktif kârlılığı (ROA) ve özsermaye kârlılığı (ROE) kullanılmış, analizler panel veri analizi ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular hem kamu hem özel bankalarda SYR'nin ROA üzerinde pozitif ve anlamlı etkisi olduğunu göstermektedir. Ancak ROE açısından bu etki kamu bankalarında kısmen negatif, özel bankalarda ise pozitif yönlüdür. Bununla birlikte, borç/özkaynak oranı ve kaldıraç oranının genel olarak kârlılığı olumsuz etkilediği belirlenmiştir.

Türk bankacılık sektörü
Enes Güloğlu
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2025
00

Other supervisors