Prof. Dr. Hasan Yılmaz danışmanlığındaki tezler

24 tez · Isparta University of Applied Sciences, Van Yüzüncü Yıl Üniversity, Necmettin Erbakan University, Atatürk University

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yerel halkın ve çiftçilerin kırsal turizm üzerine algılarının incelenmesi: İzmir-Karaburun, Mordoğan örneği

Bu çalışmada, yerel halkın ve çiftçilerin kırsal turizm üzerine algılarının İzmir-Karaburun, Mordoğan örneğinde incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın ana materyalini, Mordoğan beldesinde yaşayan yerel halk ve çiftçilerle yapılan anket çalışmasından elde edilen veriler ile araştırma bölgesinde faaliyet gösteren kırsal turizm paydaşları ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen veriler oluşturmuştur. Çalışmada oransal örnekleme yöntemi ile hesaplanan 103 yerel halk ile Tarım ve Orman Bakanlığı bilgi sistemine kayıtlı araştırma bölgesindeki tüm çiftçiler ile (65 çiftçi) anket çalışması yapılmıştır. Ayrıca yörenin kırsal turizm potansiyelinin geliştirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunmak amacıyla 10 kırsal turizm paydaşı ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Araştırmada yerel halkın ve çiftçilerin kırsal turizm algılarının belirlenmesi için faktör analizi uygulanmış; yörenin kırsal turizm potansiyelinin politik, ekonomik, sosyo-kültürel, teknolojik, yasal ve çevresel boyutları ile değerlendirilmesi amacıyla da PESTEL analizi yapılmıştır. Kırsal turizm algılarının incelenmesi amacıyla anket yapılan yerel halk ve çiftçilere 61 önerme sunulmuş ve her bir önermeye katılma dereceleri likert ölçeği kullanılarak saptanmıştır. Yapılan faktör analizi sonucunda 42 önerme analiz dışı bırakılarak 19 önerme ile ölçülebilen altı boyut ortaya çıkmıştır. Bu boyutlar, ekonomik, sosyo-kültürel, çevresel, etkileşim, farkındalık ve yöresel gelişim boyutu olarak adlandırılmıştır. Bu boyutlar yerel halkın ve çiftçilerin kırsal turizm algılarını belirleyen temel faktörler olarak saptanmıştır. Bu 19 önermenin Cronbach alpha değeri 0,840 olarak hesaplanmış, bu 19 önermenin toplam varyansın % 73,29'unu açıkladığı saptanmıştır. Kırsal turizmin ekonomik boyutunun en önemli açıklayıcı faktör olduğu belirlenmiştir. Yerel halk ve çiftçiler arasında kırsal turizm algıları bakımından bir fark olup olmadığını ortaya koymak için Mann Whitney U testi yapılmıştır. Sosyo-ekonomik değişkenlerden cinsiyet, medeni durum, yaş, eğitim düzeyi, gelir seviyesi, hane halkı sayısı, çocuk sayısı, araştırma bölgesinde ikâmet etme süresi ve ikamet edilen evin mülkiyet durumu değişkenleri ile yerel halk ve çiftçilerin kırsal turizm algıları arasında istatistiki olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Araştırma bölgesinde kırsal turizm paydaşları ile yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen verilerden hareketle paydaş analizi yapılmıştır. Paydaş analizi ile bölgenin önemli bir kırsal turizm potansiyeli taşıdığı ancak hak ettiği ilgiyi görmediği, bu nedenle yörenin kırsal turizm potansiyelinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapılması gerektiği ortaya konmuştur. Çalışmada yapılan PESTEL analizi ile araştırma bölgesinin kırsal turizm açısından şu anda içinde bulunduğu politik, sosyo-kültürel, ekonomik, yasal, teknolojik ve çevresel faktörlerin gelecekte nasıl etkileyeceği analiz edilmiştir. PESTEL analizi sonucuna göre kırsal turizmin; politik açıdan yöredeki kamu hizmetlerini artıracağı, ekonomik açıdan turistlerin yöredeki alışverişlerinin şehir esnafını olumlu etkileyeceği, sosyo-kültürel açıdan yerel halkın ve çiftçilerin kırsal turizm konusunda eğitimlerinin ve bilinç düzeylerinin artacağı, teknolojik açıdan Mordoğan'a yönelik kırsal turizm tanıtımlarının internet üzerinden yapılmasının daha fazla turiste ulaşma imkânını sağlayacağı, çevresel açıdan kırsal alanda trafik sorununu ortaya çıkaracağı ve yasal açıdan ise yörede tarihi ve yöresel dokunun bozulmaması için denetim ve yaptırımların artması gerektiği ortaya konmuştur.

Ekonomik etkiKırsal turizmTurizm+7
Meltem Merkez
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Süt sığırcılığından elde edilen ahır gübresi uygulamalarının sürdürülebilir tarım açısından değerlendirilmesi ve ekonomik analizi: Burdur ili örneği

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de süt sığırcılığı açısından önemli bir yere sahip olan Burdur ilinde; süt sığırcılığından elde edilen ahır gübresi uygulamalarının sürdürülebilir tarım açısından değerlendirilmesini ve ekonomik analizini yapmaktır. Araştırmanın ana materyalini Burdur ili Merkez, Yeşilova ve Bucak ilçelerinde faaliyette bulunan 102 süt sığırcılığı işletmesinden anket yöntemiyle elde edilen birincil veriler oluşturmaktadır. İşletmeler sahip oldukları Büyükbaş Hayvan Birimi (BBHB) temel alınarak iki büyüklük grubuna ayrılmıştır. Elde edilen veriler bu iki gruba göre analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, 1. grup işletmelerde 17.98 baş (12.65 BBHB), 2. grup işletmelerde 55.98 baş (41.39 BBHB), işletmeler ortalaması ise 33.63 baş (24.48 BBHB) büyükbaş hayvan varlığı olduğu hesaplanmıştır. Süt sığırcılığı işletmelerinden elde edilen ahır gübresi miktarı 1. grup işletmelerde 104.98 ton/yıl, 2. grup işletmelerde 367.86 ton/yıl, işletmeler ortalaması ise 213.23 ton/yıl olarak belirlenmiştir. Araştırma bölgesinde süt sığırcılığı işletmelerinin tamamına yakını (%98.04) aynı zamanda bitkisel üretimde yapmaktadır. Buna göre 1. ve 2. grup işletmelerin sırasıyla 77.44 dekar ve 122.69 dekar, işletmeler ortalaması ise 96.06 dekar araziye sahip oldukları tespit edilmiştir. İşletmelerde bitkisel üretim için gerekli olan bitki besin maddesi ihtiyacının %45.2'sinin ahır gübresinden karşılandığı belirlenmiştir. Ayrıca 1. ve 2. grup işletmelerde bitki besin maddesi ihtiyacının tamamının ahır gübresinden karşılanmadığı için besin maddesi dengesinin kimyasal gübre ile karşılandığı saptanmıştır. Ancak tüm işletmelerde kimyasal gübre kullanımındaki fazlalığa bağlı olarak besin maddesi kayıplarının söz konusu olduğu tespit edilmiştir. Buna göre 1. ve 2. grup işletmelerde sırasıyla 7.14 kg/da ve 15.99 kg/da, işletmeler ortalaması ise 11.80 kg/da ihtiyaç fazlası besin maddesi kullanıldığı hesaplanmıştır. Bu fazla kullanıma bağlı olarak orta çıkan ekonomik kayıp 1. ve 2. grup işletmelerde sırasıyla 65.13 TL/da ve 152.58 TL/da olup, işletmeler ortalaması ekonomik kayıp ise 110.65 TL/da olarak hesaplanmıştır. Çiftçilerin ahır gübresi ve kimyasal gübre uygulamaları ile sürdürülebilir tarım algılamaları üzerine etkili olan faktörlerin belirlenmesi amcacıyla faktör analizi yapılmıştır. Faktör analizi sonucunda öz değeri bir den büyük olan 4 faktör belirlenmiştir. Bu faktörlerden Faktör 1: "Kimyasal gübre ve ahır gübresi miktarının belirlenmesi ve verimlilik algısı" en önemli açıklayıcı faktör olarak saptanmıştır. Faktör 1, toplam varyansın %19.06'sını açıklamaktadır. Çiftçilerin sürdürülebilir tarım uygulamaları ile işletme grupları arasında fark olup olmadığını ortaya koymak için 2 analizi uygulanmıştır. Çiftçilerin sürdürülebilir ahır gübresi uygulamaları ile işletme grupları arasında; ahır gübresi satışının olması, işletmede gübre çukuru olup olmama durumu, ahır gübresinin çevreye rastgele atılması, ahır gübresinin toplanmasında makine gücü kullanma durumu değişkenleri açısından istatistiki olarak önemli bir ilişki bulunmuştur.

Huriye Dönmez
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından genç çiftçilerin çiftçiliği algılamaları ve çiftçilik yapma eğilimlerinin belirlenmesi: Isparta ili örneği

Bu çalışmanın amacı tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından genç çiftçilerin çiftçiliği algılamaları ve çiftçilik yapma eğilimlerinin Isparta ili örneğinde belirlenmesidir. Çalışmanın ana materyalini; Isparta ilini sosyoekonomik ve tarımsal potansiyel açıdan temsil edecek şekilde seçilen ilçe ve köylerde tarımsal uğraşlarda bulunan 18-40 yaş arası 110 genç çiftçi ile yapılan anket çalışmasından elde edilen veriler oluşturmuştur. Çalışmada tam sayım yöntemi uygulanmıştır. Çalışma kapsamında tarımsal üretimde bulunan genç çiftçilerin sosyoekonomik özellikleri, uğraştıkları tarımsal faaliyet türleri, genç çifçilerin çiftçilik yapmasını ve tarımsal üretimle uğraşmasını etkileyen faktörler ile genç çiftçilerin çiftçiliği algılamaları, gelecek planlarında çiftçiliğe devam edip etmeyecekleri de incelenmiştir. Ayrıca, tarımsal üretimde bulunan genç çiftçilerin ülke genelinde uygulanan Genç Çiftçileri Destekleme Projesi'ne bakış açıları da incelenmiştir. İncelenen işletmelerde genç çiftçilerin ortalama yaşı 28.40 yıl olarak tespit edilmiştir. Çiftçilerin ortalama deneyim süreleri 11.02 yıl olarak bulunurken ortalama eğitim süreleri ise 10.95 yıl olarak saptanmıştır. Genç çiftçilerin %89.09'unun kendi mülkiyetlerine ait arazilerinin olduğu tespit edilmiştir. İncelenen işletmelerde ortalama işletme genişliği 54.70 dekar olarak hesaplanmıştır. Genç çiftçilerin %47.27'sinin tarım dışında başka bir uğraşlarının da olduğu belirlenmiştir. Genç çiftçilerin %67.27'si gelecekte çiftçiliğe devam edeceklerini, %30.91'i ise kente göç etmek istediklerini belirtmişlerdir. Araştırmada Ki-Kare testi ve Faktör Analizi'nden yararlanılarak veriler analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Genç çiftçiler; sadece bitkisel üretimden gelir sağlayanlar ile hem bitkisel hem de hayvansal üretimden gelir sağlayanlar olmak üzere iki gruba ayrılmış ve bu iki grup arasında çiftçiliği algılama açısından bir fark olup olmadığı Ki-Kare analizi ile test edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre iki grup arasında; "iş teklifi gelirse çiftçiliği bırakma", "tarım sektörünün gençler için önemli bir istihdam olduğu", "gençlere yönelik desteklerin gençler için önemli bir motivasyon kaynağı olması", genç çiftçilerin sosyo ekonomik koşullarının iyileştirilmesinin gençlerin köyde kalma ve çiftçilik yapma eğilimini artıracağı" değişkenleri bakımından istatistiki olarak önemli bir fark olduğu bulunmuştur. Genç çiftçilerin çiftçiliğe yönelik tutum ve davranışlarını değerlendirmelerini belirlemek amacıyla faktör analizi yapılmıştır. Likert ölçeğine uygulanan güvenirlik analizinde toplam 19 değişkenin Cronbach Alpha değeri 0.79 olarak hesaplanmıştır. Faktör analizi sonucunda 7 bağımsız faktör tespit edilmiştir. Bu 7 bağımsız faktörün bütün değişkenleri açıklama oranın %65.95 olduğu ortaya çıkmıştır. "Tarımsal Bilinç" faktörünün daha fazla faktör yüküne sahip olduğu ve en önemli açıklayıcı faktör olduğu belirlenmiştir.

Cansu Başaranoğlu
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Serada kokulu otsu bitkiler yetiştiriciliğinde kadınların işgücüne ve karar verme sürecine katılımının analizi: Antalya İli Muratpaşa İlçesi örneği

Bu çalışmada, Antalya ili Muratpaşa ilçesinde serada kokulu otsu bitki yetiştiriciliği (maydanoz, dereotu, nane, tere, roka) yapan işletmelerde kadın işgücü kullanımı, kadınların üretim faaliyetlerindeki rolleri, üretim ve pazarlama sürecindeki kararlara katılımı, kokulu otsu bitki üretimindeki başlıca sorunları ve beklentilerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Araştırmanın ana materyalini Antalya ili Muratpaşa ilçesinde kokulu otsu bitki yetiştiriciliği yapan 97 işletmeden kadınlarla yapılan anket çalışması ile toplanmış veriler oluşturmaktadır. Araştırma sonuçlarına göre, incelenen işletmelerde kokulu otsu bitkilerin üretildiği sera alanının 6.07 dekar, kadın çiftçilerin ortalama yaşının 43.14 yıl ve deneyim süresinin 10.40 yıl olduğu belirlenmiştir. Kokulu otsu bitki yetiştiriciliğinde günde ortalama 9.00 saat çalışıldığı tespit edilmiştir. Günlük ortalama çalışma saatinin 5.64 saatini (%62.69) kadın ve 3.36 saatini (%37.31) erkek işgücü oluşturmaktadır. Kokulu otsu bitki yetiştiriciliğinde kullanılan işgücünün %75.05'i aile işgücünden ve %24.95'i ise yabancı işgücünden karşılanmaktadır. İşletmelerde kullanılan yabancı işgücü kullanımının %94.88'nin kadın işgücünden oluştuğu saptanmıştır. İşletmelerde kokulu otsu bitki üretiminde kullanılan aile işgücü miktarı 668.04 EİG hesaplanmış olup, bunun %50.02'sini kadın, %49.88'ini erkek işgücü oluşturmaktadır. Kadın çiftçilerin %46.39'unun kokulu otsu bitki üretim ve pazarlanması ile ilgili kararlarda etkili oldukları belirlenmiştir. İşletme genişlik grupları ile kadın çiftçilerin bazı sosyo ekonomik değişkenleri arasında herhangi bir fark olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılan Ki-kare (2) testi sonucunda; kadın çiftçilerin yaşı, eğitim düzeyi, sahip olduğu aile büyüklüğü ile ailenin gelir durumu, kokulu otsu bitki üretiminden kaynaklı sağlık sorunu yaşama durumu ve evlerinde bilgisayar, internet olma durumu değişkenleri arasında istatistiki açıdan anlamlı bir fark bulunmuştur. Ayrıca bir kokulu otsu bitki türü yetiştiren işletmeler ile iki ve daha fazla kokulu otsu bitki türü yetiştiren işletmeler olarak iki gruba ayrılmıştır. Bu iki grup ile kadınların kokulu otsu bitki yetiştirme sürecinde alınan kararlara katılımları arasında herhangi bir farkın olup olmadığı belirlemek için ki-kare (2) testi yapılmıştır. Analiz sonucunda bu iki grup ile kadınların; tohum ekiminin nasıl yapılacağı, hangi girdilerin alınacağı, gübre ve ilaç dozunun belirlenmesi, zirai ilaç ve gübrenin kullanım zamanı, ürünlerin ne zaman hasat edileceği, ürünlerin kime veya nereye satılacağı karar süreçlerine katılımları arasında istatistiki açıdan anlamlı bir ilişki bulunmuştur.

Dursun Boğa
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sera üreticilerinin tarımsal kredi kartı kullanımlarının incelenmesi: Muğla ili örneği

Bu araştırmanın amacı, Muğla ilinde sera üreticilerinin tarımsal kredi kartı kullanım durumları ve tarımsal kredi kartı kullanımlarını etkileyen faktörleri belirlemektir. Araştırmanın ana materyalini Muğla ili Fethiye ve Seydikemer ilçelerinde faaliyette bulunan 186 sera işletmesinden anket yöntemiyle elde edilen birincil veriler oluşturmaktadır. Araştırma sonuçlarına göre, araştırma bölgesinde sera üreticilerinin %43,5'nin tarımsal kredi kartı kullandığı saptanmıştır. Ortalama sera üretim alanı 4,8 dekar olarak hesaplanmıştır. Üreticilerin ortalama yaşı 46,3 yıl ve ortalam eğitim süresi 8,1 yıl olarak belirlenmiştir. Tarımsal kredi kartı kullanan üreticilerin kullanmayanlara göre daha genç (42,6 yıl), eğitim süresi daha yüksek (8,3 yıl) ve sera üretim alanı genişliğinin daha fazla (6,3 dekar) olduğu ortaya konmuştur. Sera üreticilerinin tarımsal kredi kartı kullanıp kullanmama durumları ile üreticilerin sosyo-ekonomik özellikleri arasında bir ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılan khi-kare analizi sonucunda; üreticinin yaşı, emeklilik durumu, seracılık deneyim süresi, sera parça sayısı, sera mülkiyet durumu (kiralık/ kendisinin), sera büyüklük durumu (da), serada domates üretim miktarı(ton), seracılık deneyim süresi (yıl), tohum kullanma durumu (yerli tohum/yabancı tohum), sera üretim geliri (TL), hanehalkı geliri (TL), sera sigortası yaptırma durumu, yatırım yapma durumu, üreticilerin akıllı telefon kullanma durumu değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ayrıca üreticilerin tarımsal kredi kartı kullanımında etkili olan faktörlerin belirlenmesi için lojistik regresyon analizi yapılmıştır. Uygulanan model sonuçlarına göre; tarımsal kredi kart kullanımlarında üreticinin yaşı, sera sigortası yaptırma durumu, üreticinin akıllı telefon kullanma durumu ve sera üretimden memnun olma durumu istatistiki olarak anlamlı bulunmuştur.

Sinan Beserek
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çeltik üreticilerinin sürdürülebilir tarım algılamaları ve çiftçilik uygulamalarının analizi: Edirne ili İpsala ilçesi örneği

Bu çalışmada Edirne ilinin İpsala ilçesinde çeltik üreticilerinin sürdürülebilir tarım algılamaları ve çiftçilik uygulamalarının araştırılması amaçlanmıştır. Araştırmanın ana materyalini Edirne ilinin İpsala ilçesinde faaliyet gösteren 89 çeltik üreticisinden anket yöntemiyle elde edilen birincil veriler oluşturmuştur. Elde edilen veriler, üreticilerin orta düzeyde ve yüksek düzeyde sürdürülebilir tarım algılamasına sahip olmalarına göre iki gruba ayrılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; incelenen işletmelerde üreticilerin %41.57'sinin orta düzeyde, %58.43'ünün yüksek düzeyde sürdürülebilir tarım algılamasına sahip olduğu saptanmıştır. Araştırma bölgesinde çeltik üreticilerinin %31.46'sının toprak analizi yaptırdığı, toprak analizi yaptıran üreticilerin %67.86'sının toprak analizi sonucuna göre gübre kullandığı, %7.87'sinin ahır gübresi kullandığı, %38.20'sinin zirai ilaçların kullanım talimatına göre ilaçlama yaptığı ve %84.27'sinin hasat-harman işlemlerinden sonra tarlada kalan çeltik saplarını yaktıkları saptanmıştır. Çeltik üreticilerinin sürdürülebilir tarım algılamalarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi için yapılan faktör analizi sonuçlarına göre; 30 değişkene ait öz değerlerden (Eigen value) dokuz faktöre ait öz değerin bir'den büyük olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle faktör analizi sonuçları dokuz faktör dikkate alınarak incelenmiştir. Bu dokuz faktör toplam varyansın %72.35'ni açıklamaktadır. Birinci faktör olan "Çevresel duyarlılık faktörü"nün daha fazla faktör yüküne sahip olduğu ve en önemli açıklayıcı faktör olduğu belirlenmiştir. Toplam varyansın %15.97'sinin bu faktör tarafından açıklandığı tahmin edilmiştir. Lojistik regresyon analiz sonuçlarına göre; çiftçilerin sürdürülebilir tarım algılamalarının orta ve yüksek düzeyde olma olasılığı ile çiftçinin yaşı, kendi ürettiği çeltik tohumluğunu kullanma durumu, tarımsal sigorta yaptırma durumu, İTU yapma durumu, tarımsal yayım etkinliklerine katılım durumu ve internet kullanma durumu arasında istatistiki olarak önemli bir ilişki bulunmuştur.

Buse Avkıran
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çiftçilerin silajlık mısır üretim desteğinden yararlanmasını etkileyen faktörlerin analizi: Denizli ili örneği

Bu çalışmada Denizli ilinde silajlık mısır üretim desteği uygulamasının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın ana materyalini 128 silajlık mısır üreticisi ile yüz yüze gerçekleştirilen anket sonucu elde edilen birincil veriler oluşturmuştur. Elde edilen veriler, üreticilerin silajlık mısır üretim desteğinden yararlanan ve yararlanmayan olarak iki gruba ayrılarak incelenmiş ve analiz edilmiştir. Araştırmada üreticilerin %67.2'sinin silajlık mısır desteklerinden yararlandıkları, %32.8'inin ise yararlanmadığı belirlenmiştir. Üreticilerin ortalama yaşlarının 47.6 yıl, ortalama çiftçilik deneyim sürelerinin 30.7 yıl, ortalama hayvancılık deneyim sürelerinin 19.7 yıl, ortalama silajlık mısır üretim deneyim sürelerinin 9.7 yıl ve ortalama işletme arazisi büyüklüğünün ise 77.8 dekar (da) olduğu saptanmıştır. Üreticilerin silajlık mısır üretim desteğinden yararlanmasını etkileyen faktörlerin belirlenmesi için yapılan ki-kare analizi sonucuna göre, bazı sosyo ekonomik değişkenler ile üreticilerin desteklerden yararlanması durumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Lojistik regresyon analizi sonuçlarına göre; üreticilerin silajlık mısır üretim desteklerinden yararlanıp yararlanmamaları ile yaş, toplam aile üye sayıları, silajlık mısır üretimi deneyim süresi, üreticilerin işletme kaydı tutma durumu, üreticilerin tarımsal kooperatiflere üyelik durumu, sosyal güvence durumu, düzenli olarak gazete okuma durumu, hayvan varlığı, silajlık mısır ekim alanındaki yıllık değişim ve yem bitkisi alet ekipman desteğinden faydalanma durumu değişkenleri arasında istatistiksel olarak önemli bir ilişki bulunmuştur. Araştırma bölgesinde rekabet gücü yüksek ve sürdürülebilir bir hayvansal üretim için silajlık mısır üretim miktarının artırılması önem arz etmektedir. Silajlık mısır üretim desteğinden üreticilerin daha fazla yararlanabilmesi için gerekli teknik, bürokratik ve politik önlemler alınmalıdır.

HayvancılıkSilajTarımsal destekleme+2
Yaşar Cesaret
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Determining global food security perceptions of agriculture faculty students: A case of Isparta University of Applied Sciences

The study aimed at determining the global food security perceptions of students in the faculty of agriculture and their suggestions for reducing food insecurity, improving food safety, and building sustainable food systems. The students' degree of agreement establishing their knowledge level was determined by the Likert scale. The Cronbach's alpha α was 0.817, and the Kaiser-Meyer-Olkin test was 0.822 indicating the sample size was sufficient for factor analysis. The Bartlett Test of Sphericity was 691.226 with a significance level of p<0.001, indicating a substantial and adequate number of correlations between the variables. The 7 factors extracted using the Eigenvalue explained 73.68% of the total variance; food security, food systems, effects of the COVID-19 pandemic, climate change, food loss and waste, international organizations, and food safety. The study reported that more than 70% of the students were aware of the 7 factors. More than 80% of the students indicated that high production costs, poverty, low income, food loss and waste, and low earnings for farmers were significant threats. The students recommended agricultural diversification, increasing mechanization, incentives to lower food prices, the use of certified seeds, and better policies. The study recommended the creation of more awareness among students regarding career selection, encouraging students to follow global events relating to the agricultural sector, more emphasis on the importance of creating sustainable food systems among students, creating more awareness of threats posed by climate change, and encouraging students to be ambassadors against food loss and waste.

Food securityThreatStudents perceptions
Benson Njora Wando
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tarımsal destekleme politikalarının serada domates üretiminde agroekolojik uygulamalara etkisinin incelenmesi: Antalya ili Kumluca ilçesi örneği

Çalışmada Antalya İli Kumluca İlçesinde serada domates üretiminde destekleme politikalarının agroekolojik uygulamalara etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Antalya ili Kumluca ilçesinde 115 domates üreticisi ile yüz yüze anket yapılmıştır. Üreticilerin sosyo-demografik özelliklerinin belirlenmesinde tanımlayıcı istatistiklerden, agroekolojik uygulamaları gerçekleştirme düzeyine göre yararlanılan desteklerin ortaya konmasında t-testi, sera üretimindeki destekleme politikalarının ve sosyo-demografik özelliklerin agroekolojik uygulamalara etkisinin belirlenmesinde ise lojistik regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmada ayrıca domates üretiminin sürdürülebilirlik düzeyinin belirlenmesi amacıyla sürdürülebilirlik indeksi de hesaplanmıştır. İncelenen işletmelerde üreticilerin %70.43'ünün düşük düzey kategorisinde, %29.57'sinin orta düzey kategorisinde agroekolojik yöntemleri uygulama düzeyine sahip olduğu ve yüksek düzey kategorisinde hiçbir üreticinin yer almadığı saptanmıştır. İşletmelerin tarımsal desteklerden yararlanma düzeyi %98.26 olup verilen desteklerin sadece %19.35'inin agroekolojik uygulamalara verilen destekleri kapsadığı belirlenmiştir. Serada tarımsal deneyim süresinin, herhangi bir üretici örgütüne üye olma oranının artması ve domates üretim alanının artması ile agroekolojik yöntemleri uygulama olasılığının azaldığı; üreticilerin düzenli olarak kitle iletişim araçlarını kullanarak tarımsal bilgi edinme düzeyinin artması, aile işgücü sayısının yükselmesi ve tarımsal destekleme miktarının artması ile agroekolojik yöntemleri uygulama olasılığının arttığı saptanmıştır. Bu kapsamda, serada domates üretiminde çevre koruyucu önlemlerin alınması, agroekolojik uygulamaların teşvik edilmesi ve üreticinin refahının korunması tarımsal sürdürülebilirlik açısından oldukça önemli olup, politika yapıcıların tarımsal destekleme politikalarını buna göre planlaması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Domates, Tarımsal destekler, Agroekolojik uygulamalar, Antalya, Örtüaltı üretim

AntalyaDomatesTarımsal destekleme+1
Merve Mürüvvet Dağ
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çörek otu üretiminin geliştirilmesi, sorunlar ve çözüm önerileri: Burdur ili bucak ilçesi örneği

Bu çalışmada Burdur ili Bucak ilçesinde çörek otu üretiminin geliştirilmesi, sorunlar ve çözüm önerilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın ana materyalini Burdur ili Bucak ilçesinde faaliyet gösteren 124 çörek otu üreticisinden anket yöntemiyle elde edilen birincil veriler oluşturmuştur. Araştırma bulgularına göre, İncelenen işletmelerde üreticilerin ortalama yaşının 58.42 yıl, ortalama eğitim süresinin 7.73 yıl ve ortalama çörek otu yetiştiricilik deneyiminin 5.02 yıl olduğu saptanmıştır. Üreticilerin %69.35'nin çiftçilik dışında başka işlerinin de olduğu belirlenmiştir. İncelen işletmelerde ortalama işletme arazi büyüklüğü 128.97 dekar, ortalama çörek otu ekim alanı 44.64 dekar olarak hesaplanmıştır. İncelen işletmelerde ortalama işletme arazisinin %34.61'nin çörek otu üretimine tahsis edildiği hesaplanmıştır. Çörek otu verimin ortalama 69.94 kg/dekar olduğu, ortalama çörek otu satış fiyatının ise 20.08 TL/kg olduğu tespit edilmiştir. Üreticilerin %66.94'ünün depolama ve pazarlama, %87.90'ı hasat, %99.19'unun yabancı ot mücadelesinde ve %50.81'inin alet ve makine temininde sorun yaşadıkları saptanmıştır. Üreticilerin %100'ü iklim koşulları uygun olduğu için, %97.58'i hasat kolay olduğu için, %91.93'ü ise işçiliğinin kolay olması nedeniyle çörek otu üretimini tercih ettiklerini belirtmişlerdir. Üreticilerin tamamının mazot ve gübre desteğinden yararlandıkları saptanmıştır. Üreticilerin %66.13'ü çörek otu üretiminin fark ödemesi (prim) desteği kapsamına alınmasını istemektedirler. Araştırma bölgesinin sosyoekonomik ve ekolojik koşulları çörek otu üretiminin geliştirilmesi için önemli bir potansiyele sahiptir. Tüketici talebi gittikçe artan çörek otu üretimin artırılması ve katma değerli ürünlerin üretilmesi için gerekli devlet desteği ve yönlendirmesinin yapılması önem arz etmektedir. Bu gelişmeler sağlanabilirse çörek otu üretiminin araştırma bölgesinde kırsal ekonomiye önemli katkılar sağlayacağı söylenebilir.

Şeyma Özer
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

IPARD programı kapsamında desteklenen ve desteklenmeyen besi sığırcılığı işletmelerinin yenilikçi teknolojileri kullanım düzeyleri ve en iyi yetiştiricilik pratikleri açısından karşılaştırılması: İç Anadolu Bölgesi örneği

Bu araştırmada IPARD Programının I. Dönemi'nde İç Anadolu Bölgesi'nde kırmızı et üreten tarımsal işletmeler kapsamında IPARD desteği alan ve almayan besi sığırcılığı işletmelerinin; sosyo – ekonomik özelliklerini, iletişim davranışlarını, yenilikçi teknoloji kullanım düzeylerini ve en iyi yetiştiricilik uygulamalarını saptayıp karşılaştırmak, uygulamalar konusunda karşılaştıkları sorunları belirlemek ve ilgili kuruluşlara, çiftçilere ve politika belirleyicilere öneriler geliştirmek amaçlanmıştır. Bu amaçla bölgedeki 7 ilden 88 işletme ile gerçekleştirilen anketler sonucu elde edilen veriler, araştırmanın ana materyalini oluşturmuştur. Ayrıca, sektör paydaşlarının bakış açısını yansıtması amacıyla nitel bir veri toplama aracı olan odak grup görüşmeleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmada hem nicel hem de nitel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmada ortalama olarak; besicilerin yaşlarının 47.1, çiftçilik deneyimlerinin 25.6 yıl, besicilik deneyimlerinin 17.9 yıl, hayvan varlıklarının 216 baş olduğu saptanmıştır. Araştırma sonuçları; yapılan ki – kare analizine göre, IPARD desteği alan ve almayan besi işletmeleri arasında eğitim düzeyi, çifçilik ve besicilik deneyimleri, bilgisayarda kayıt, padok, revir, bakıcı binası, gübre sıyırıcılar, hayvan sigortası, kamera sistemi, anızda otlatma, kaşıma fırçası uygulamalarında istatistiki olarak farklılık bulunduğunu göstermiştir. Lojistik regresyon analizi sonucunda, besi işletmelerinin IPARD desteğinden yararlanıp yararlanmamaları ile çiftçilik deneyimi, hayvan sigortası yaptırma, silaj üretimi, kamera sistemi, sürü yönetim yazılımı ve eğitim düzeyleri değişkenleri arasında istatiksel yönden önemli ilişki bulunmuştur. IPARD propramının etkinliği ve sürdürülebilir besiciliğin temini için; IPARD projesi izleme süresi artırılmalı, mesleki deneyimi daha fazla olan ve/veya tarım konusunda eğitim alan işletmelere öncelik verilmeli, yenilikçi teknolojilerin yatırım maliyetlerini azaltacak ve besicilikte kullanımını yaygınlaştıracak tedbirler alınmalıdır.

IPARDKırmızı etKırsal kalkınma+1
Murat Kahraman
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Devlet destekli büyükbaş hayvan hayat sigortası uygulamalarının süt sığırcılığı işletmeleri açısından değerlendirilmesi: Burdur ili örneği

Bu çalışmada, devlet destekli büyükbaş hayvan hayat sigortası (BHHS) uygulamalarının Burdur ili süt sığırcılığı işletmeleri açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Burdur ilinde süt sığırcılığı yapan ve devlet destekli büyükbaş hayvan hayat sigortası kapsamında hayvanlarına sigorta yaptıran 52 çiftçi ve sigorta yaptırmayan 141 çiftçi olmak üzere toplam 193 çiftçi ile yüz yüze anket çalışması yapılmıştır. Çiftçilerin sosyo-ekonomik, demografik ve teknik özelliklerinin belirlenmesinde tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Süt sığırcılığı işletmelerinin, devlet destekli büyükbaş hayvan hayat sigortası yaptırma ve yaptırmama nedenlerine etki eden faktörlerin tespit edilmesinde Binary Logit Model ve Ki-Kare bağımsızlık testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, incelenen işletmelerde BHHS yaptıran çiftçilerin ortalama yaşının daha küçük (49.02 yıl), ortalama eğitim düzeyinin daha yüksek (9.73 yıl), ortalama hayvancılık deneyiminin daha düşük (22.63 yıl) ve ortalama hayvan sayısının daha fazla (66.04 baş), ortalama işletme arazi büyüklüğünün daha yüksek (150.13 dekar), ortalama mülk arazi büyüklüğünün daha yüksek ( 113.67 dekar) , ortalama sulanan arazi büyüklüğünün daha yüksek (74.88 dekar), ortalama çalışan kişi sayısının daha fazla (3.50 kişi) ve işletme faaliyet kayıtlarını tutma oranının daha yüksek (%86.54) olduğu saptanmıştır. Analiz sonuçlarına göre, incelenen işletmelerde büyükbaş hayvan sayısındaki artışın, BHHS yaptırma olasılığını 1.06 kat artırdığı, tarımsal kredi kullanımının, BHHS yaptırma olasılığını %86.80 oranında azalttığı tespit edilmiştir. Araştırma bölgesinde hayvan hayat sigortası uygulamalarının benimsetilmesi ve yaygınlaştırılmasına yönelik farkındalık ve bilinçlendirme faaliyetleri için çiftçi eğitim programları hayata geçirilmelidir Ayrıca hayvan hayat sigortası uygulamaları öncesi ve sonrası yaşanan sorunlar ortadan kaldırılarak çiftçilerin hayvan hayat sigortası yaptırmaları yönünde isteklilikleri artırılmalıdır.

BurdurSüt sığırcılığı
Mehmet Akıncı
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimEN

Prevalence study of Entamoeba histolytica/ dispar by microscopic and serological diagnosis (ELISA) using species verification by nested PCR in North Iraq region

Amebiasis is one of the important diseases caused by Entamoeba histolytica, a protozoan parasite, affecting the human intestinal mucosa and other organs. The aim of this study was to determine the prevalence of E. histolytica and Entamoeba dispar in patients hospitalized in Duhok, Erbil and Sulaymaniyah by microscopy (by native-Lugol, trichrome staining), ELISA and Nested-PCR methods. It was examined stool samples from 162 hospitalized persons in this study. Firstly, the samples were examined under light microscopy using native-Lugol and trichrome staining methods. In the study, ELISA and PCR methods were used to distinguish E. histolytica and E. dispar from each other. Entamoeba spp. were detected in 58 (35.8%) of the 162 stool samples examined. Entamoeba spp. were found in 22 (33.8%), 17 (34%) and 19 (40.4%) persons in Duhok, Erbil and Süleymaniye cities, respectively. In the second stage, all stool samples were examined by ELISA, and E. histolytica was detected in eight (4.9%) of the stool samples. E. histolytica was determined in 4 of 65 persons (6.1%) in Duhok city, 2 of 50 persons (4%) in Erbil city, and 2 of 47 persons (4.2%) in Sulaimaniyah city. Then, all stool specimens were examined by Nested PCR, and E. histolytica in nine of the samples (5.5%), E. dispar in 37 (22.8%) and mixed infection in three (1,8%) (E. histolytica and E. dispar together) were detected. In Duhok City, E. histolyca was found in five patients (7.6%), E. dispar in 14 patients (21.5%), and mix infection (E. histolyca and E. dispar) in two patients (3%) by PCR. In Erbil City, E. histolica was found in two patients (4%), E. dispar in 10 patients (20%), and mix infection (E. histolyca and E. dispar) in one patient (2%) by PCR. In Sulaimaniyah City, E. histolyca was found in two patients (4.2%), and E. dispar in 13 patients (27.6%) by PCR. In this study, it was found that the PCR method is much more sensitive than the other diagnostic methods in the detection and differentiation of E. histolytica and E. dispar, and it is also a very useful and easy method of ELISA for the detection of E. histolytica in stool

Arshad Mohammad Abdullah
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Onkoloji hastalarında bağırsak parazitlerinin yayılışı

İlhan P. Onkoloji Hastalarında Bağırsak Parazitlerinin Yayılışı, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Tıp Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Van, 2019. Bu çalışma Sağlık Bilimleri Üniversitesi Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniği'nde tedavi gören hastalarda intestinal parazitlerin sıklığını belirlemek ve bu sıklığı etkileyen bazı faktörleri değerlendirmek amacıyla yapıldı. Bu çalışma, Şubat 2012–Temmuz 2012 tarihleri arasında Hastanenin Tıbbi Onkoloji Polikliniği'nde tedavi gören 66'sı bayan ve 74'ü erkek olmak üzere toplam 140 kanser hastası üzerinde yürütüldü. Ayrıca, hastalara hastalıkları ve yaşam koşulları ile ilgili soruları içeren anket uygulandı. Hastalardan alınan dışkı örnekleri incelenmek üzere 30 dakika içinde Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı Araştırma ve Uygulama Laboratuvarına getirildi. Örnekleri önce makroskobik olarak incelendi. Daha sonra nativ-Lugol yöntemi ile intestinal parazitler yönünden mikroskobik olarak incelendi ve Cryptosporidium spp., ve Cyclospora cayetanensis yönünden değerlendirilmek için modifiye asit-fast yöntemiyle boyandı. Kanser tanısı almış 66 kadın hastanın %34,8'inde, 74 erkek hastanın %40,5'inde olmak üzere toplam 140 hastanın %37,9'unda bir veya birden fazla bağırsak paraziti saptandı. Çalışmada en yüksek oranda Blastocystis hominis (%17,9), en düşük oranda ise Iodamoeba butschlii (%1.4) ve C. cayetanensis (%1,4) saptandı. Ayrıca Cryptosporidium spp. (%13,6), Endolimax nana (5.7), Entamoeba coli (%3,6) ve Giardia intestinalis (%2,9) türlerine de rastlandı. Sonuç olarak tarafımızdan yapılan bu çalışmada, kanser hastalarında intestinal parazitlerin %37,9 oranında görülmesi, özellikle immün sistemi baskılanmış hastalarda bağırsak parazitlerinin önemli bir sağlık problemi olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Elde ettiğimiz bu sonuçlara göre onkoloji hastaları gibi immün sistemi baskılanmış hastalarda intestinal parazitozların dikkate alınması ve rutin olarak sık aralıklarla dışkı incelemesi yapılmasının gerekli olduğu kanaatine varılmıştır.

Bağırsak hastalıkları-parazitikBağırsaklarKanser hastaları+5
Pelin İlhan
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Hemodiyaliz, diyabet ve onkoloji hastaları ile immunsuprese hastalarda Giardia intestinalis, Cryptosporidium spp., Encephalitozoon intestinalis ve Enterocytozoon bieneusi varlığının araştırılması

Bu çalışma, 01.06.2022- 01.08.2023 tarihleri arasında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı Araştırma Laboratuvarında yürütüldü. Çalışmada, Cryptosporidium spp, G. intestinalis, E.intestinalis ve E. bieneusi'nin hemodiyaliz, onkoloji, diyabet ve diğer immunsuprese hastaların klinik bulguları ve laboratuvar bulguları ile paraziter etkenler arasındaki ilişki incelendi. Çalışmada, 35 hemodiyaliz, 37 onkoloji, 23 diyabet ve 55 diğer immunsuprese hastası ile kontrol grubundan 50 kişi olmak üzere toplam 200 kişiye ait dışkı örnekleri incelendi. Dışkı örnekleri önce mikroskobik olarak, daha sonra moleküler yöntemler aracılığıyla incelendi. Nativ-Lugol yöntemi sonucunda, hastaların 14'ünde (%9.3), kontrol grubunu oluşturan kişilerin ise 1'inde (%2) G. intestinalis saptandı. Nested PCR yöntemi ile hasta grubundan 14 hastaya ilave olarak iki pozitiflik daha saptanarak toplam 16 hastada (%10.6) G.intestinalis saptandı. Modifiye asit fast yöntemi ile 14 hastada (%9.3), Nested PCR yöntemiyle 18 hastada (%12) Cryptosporidium spp. saptandı. Kontrol grubunda (n=50) ise hem mikroskobik hem de Nested PCR yöntemi ile bu parazit saptanmadı. Modifiye trichrome boyama yöntemiyle incelenen 200 kişiye ait dışkı örneklerinin 65'inde (%32.5) microsporidia'ya rastlandı. Real Time PCR yöntemiyle 200 kişiye ait dışkı örneklerinin 30'unda (%15) E. intestinalis, 20'sinde (%10) E. bieneusi ve 16'sında (%8) diğer Microsporidia türleri saptandı. Sonuç olarak, G. intestinalis, Cryptosporidium spp., E. bieneusi ve E. intestinalis, diyabetli, kronik böbrek yetmezliği olan hastalar ile onkoloji hastalarında ve immun sistemi baskılanmış hastalarda daha yüksek oranda görüldüğü ve hastalığın prognozunu olumsuz yönde etkiledikleri sonucuna varıldı.

Şehriban Yürektürk
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Siirt yöresinde Giardia intestinalis'in yayılışı ve moleküler karakterizasyonu

Kaçak K, Siirt yöresinde Giardia intestinalis'in yayılışı ve moleküler karakterizasyonu, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Parazitoloji (Tıp) Anabilim Dalı, Doktora Tezi, Van, 2024. Bu çalıĢmanın amacı, Siirt yöresinde insanlarda Giardia intestinalis yaygınlığını araĢtırmak ve yaygın olan genotipleri belirlemektir. ÇalıĢma, 15.08.2022-15.08.2023 tarihleri arasında Siirt Eğitim ve AraĢtırma Hastanesi ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı AraĢtırma Laboratuvarında yürütüldü. ÇalıĢmaya, Siirt Eğitim ve AraĢtırma Hastanesinin yetiĢkin ve çocuk polikliniklerine baĢvuran 200 hasta dahil edildi. Hastalardan alınan dıĢkı örnekleri Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı AraĢtırma Laboratuvarında nativ-Lugol ve PCR yöntemleri ile incelendi. Nested-PCR yöntemi ile pozitif saptanan örneklerin amplikonlarına sekans analizi yaptırıldı. Nativ-Lugol yöntemi ile incelenen 200 gaita örneğinin 12'sinde (%6), nested-PCR yöntemi ile 18'inde (%9) G. intestinalis saptandı. G. intestinalis saptanan 18 örneğin nested PCR amplikonunun sekans analizi sonucunda 11 (%61,1) izolatın A genotipi, yedi (%38,9) izolatın B genotipi olduğu saptandı. Yapılan değerlendirmede D vitamini eksikliği ile G. intestinalis pozitifliği arasında istatistiksel olarak anlamlı bir iliĢki saptandı. Sonuç olarak, Siirt yöresinde insanlarda giyardiyaza neden olan G. intestinalis genotipleri ilk defa bu çalıĢma ile saptanmıĢ olup, A genotipinin baskın olduğu görülmüĢtür. Ayrıca D vitamini eksikliği olan hastaların G. intestinalis yönünden mutlaka değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varıldı.

Giardia intestinalis
Kenan Kaçak
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Siirt ili ve yöresinde insan ve buzağılardan elde edilen dışkı örneklerinde Cryptosporidium türlerinin mikroskobik ve moleküler yöntemlerle araştırılması

Bu çalışmanın amacı, Siirt yöresinde insanlarda ve buzağılarda Cryptosporidium tür ve alt türlerinin görülme oranlarını araştırmaktır. Çalışmaya başlamadan önce, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Hayvan Deneyleri Yerel Etik Kurulu ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmaları Etik Kurulundan çalışma onayı alındı. Çalışma, Nisan 2024- Aralık 2024 tarihleri arasında 200 gönüllü hasta ve 200 adet buzağı üzerinde yürütüldü. Sindirim sistemi şikayetleri ile Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesinin çeşitli polikliniklerine başvuran 18-85 yaş aralığındaki ishalli hastalardan alınan dışkı örnekleri toplandı. Siirt merkez ve ilçelerinde buzağılardan toplanan 200 dışkı örneği buzağıların rektumundan direkt olarak alındı. Elde edilen tüm dışkı örnekleri, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı Araştırma Laboratuvarına ulaştırıldı. Laboratuvarda bütün dışkı örnekleri, modifiye asit fast boyama (mAF), immünokromatografik kaset test (İKT) ve moleküler yöntemler ile incelendi. İnsanlardan alınan dışkı örneklerinin 10'unda (%5), buzağılardan alınan dışkı örneklerinin ise 22'sinde (%11) Cryptosporidium spp. saptandı. Modifiye asit-fast boyama yöntemi ile Cryptosporidium spp. görülen tüm örnekler, İKT ve nested-PCR yöntemi ile de pozitif saptandı. Ancak mAF boyama yöntemi ile parazit görülmeyen beş örnekte, İKT ve nested-PCR yöntemi ile parazit saptandı. Cowp geni PCR-RFLP sonuçlarına göre pozitif örneklerdeki tüm Cryptosporidium spp. izolatlarının C. parvum olduğu belirlendi. gp60 gen bölgesinin sekans analizi sonuçlarına göre ise buzağı izolatlarının IIa, insan izolatlarının ise IId alt tip ailesine ait olduğu belirlendi. Sonuç olarak, Siirt ili ve yöresinde insanlarda da ilk defa Cryptosporidium spp. prevalansı belirlenmiş olup hem insanlarda hem de hayvanlarda cryptosporidiosis'e sebep olan etkin türün C. parvum olduğu saptandı. Ayrıca hastanelerde Cryptosporidium spp. teşhisinde kullanılan mAF boyama yöntemine ilave olarak nested PCR veya İKT yönteminin de rutin tanıda kullanılmasının oldukça önemli olduğu kanaatine varıldı.

Asım Özbek
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Kesimi yapılan ruminantlardan elde edilen Fasciola türlerinin morfometrik ve moleküler yöntemlerle incelenmesi

Bu çalışmada, mezbahada kesimi yapılan sığır, koyun ve keçilerin karaciğer safra kanallarından elde edilen erişkin Fasciola türlerinin morfometrik ve moleküler yöntemlerle incelenmesi amaçlandı. Bu amaçla, kesimi yapılan 281 sığır, 529 koyun ve 218 keçi olmak üzere toplam 1028 hayvanın karaciğeri incelendi. Elde edilen 51 Fasciola türlerine ait izolattan 50 erişkin Fasciola örneği kullanıldı. Parazitlerin morfometrik ölçümleri stero mikroskop altında X8 büyütmede yapıldı. Örneklerin tür tayini için gDNA izolasyonu sonrası ITS1 bölgesi PCR ile çoğaltıldı. Çoğaltılan ITS1 bölgesinin kesimi PCR-RFLP yöntemiyle RsaI restriksiyon enzimi kullanılarak yapıldı. İncelenen sığırların 24'ünde (%8.54), koyunların 19'unda (%3.59) ve keçilerin sekizinde (%3.67) olmak üzere 51 hayvanda Fasciola türlerine rastlandı. PCR-RFLP yöntemi ile izolatların 45'inin F. hepatica, beşinin ise ara form Fasciola olduğunu göstermiştir. Vücut uzunluğu/vücut genişliği oranından faydalanılarak elde edilen ölçüm sonuçlarının ROC analizi ile değerlendirilmesi sonucunda, Fasciola hepatica ile ara form Fasciola örneklerinin birbirinden ayrılamadığı saptandı. Fasciola'nın ara formu PCR-RFLP yöntemi ile Türkiye'de ilk defa bu çalışma ile belirlendi. Fasciola türlerin kesin teşhisleri için morfometrik analizin yeterli olmadığı ve PCR-RFLP yöntemi gibi moleküler bir yöntemin kullanılması gerektiği sonucuna varıldı.

Sedat Kavak
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoktoraAçık ErişimTR

Van yöresinde insan, koyun ve sığırlardan elde edilen kistik ekinokok izolatlarının cox1 ve cob gen bölgelerinin moleküler karakterizasyonu

Bu çalışmanın amacı, Van yöresinde insan, koyun ve sığırlardan elde edilen kistik ekinokok (KE) izolatlarını moleküler yöntemlerle inceleyerek yörede yaygın olan genotipleri belirlemektir. Çalışmaya, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezinde KE tanısıyla PAIR (Perkütan Aspirasyon, İnjeksiyon ve Reaspirasyon) yöntemi ile 10 hastadan alınan KE sıvısı ve Van'da hayvan kesimhanelerinde kesimi yapılan 75 koyun ve 75 sığır olmak üzere toplam 150 hayvandan alınan KE örneği dahil edildi. Hayvanlardan ve insanlardan alınan kist sıvısı örnekleri ışık mikroskobu altında protoskoleks ve çengel varlığı yönünden incelendi. Daha sonra, hayvanlardan elde edilen kistlerin germinal membran örneklerinden ve insanlardan alınan kist sıvısı örneklerinden DNA izolasyonu yapıldı. DNA izolatlarının cox1 ve cob gen bölgeleri PCR ile çoğaltıldı. Elektroforez işlemi sonrası iyi kalitede bant veren 10 adet insan, 16 adet koyun ve 16 adet sığıra ait toplam 42 adet PCR ürününe sekans analizi yaptırıldı. DNA dizileri, GenBank'taki referans genotiplerin dizi analizleri ile karşılaştırılarak (BLAST) izolatların genotipleri belirlendi. İnsan kistlerinin %100'ünün, koyun kistlerinin %48,4'ünün ve kalsifiye olmayan sığır kistlerinin %29,4'ünün fertil olduğu belirlendi. BLAST işlemi sonucunda insan, koyun ve sığırlardan elde edilen KE izolatların sırasıyla %100, %85,7 ve %81,2'sinin G1 genotipi olduğu belirlendi. Ayrıca iki (%14,3) koyun ile bir (%6,25) sığırdan elde edilen izolatın G3 ve iki (%12,5) sığırdan elde edilen izolatın ise G7 genotipine ait olduğu saptandı. Sonuç olarak, Van'da G1 ve G3 genotiplerinin baskın olduğu saptanmış olup, G7 genotipinin Van'da varlığı ise ilk kez bu çalışma ile ortaya konmuştur.

Zübeyde Kul
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Öz-kontrol odaklı psiko-eğitim programının dijital oyun bağımlılığı ve dürtüsellik üzerine etkisi: Deneysel bir çalışma

Gerçekleştirilen çalışmanın amacı araştırmacı tarafından tasarlanan öz-kontrol odaklı psiko-eğitim programının dijital oyun bağımlılığı ve dürtüsellik üzerindeki etkisini incelemektir. Bu doğrultuda araştırmada 2x3'lük split-pilot ismi verilen deney ve kontrol gruplu öntest-sontest-izleme testi ölçümlü karışık desen kullanılmıştır. Çalışmanın araştırma grubunu Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bir ortaokulda eğitim-öğretim görmekte olan 7. ve 8.sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Kısa Öz-Kontrol Ölçeği, Barratt Dürtüsellik Ölçeği ve Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği ile toplam 258 öğrenciden toplanmıştır. Toplanan veriler analiz edildiğinde öz-kontrol ile dijital oyun bağımlılığı arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. Aynı şekilde öz-kontrol ile dürtüsellik arasında da istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. Dijital oyun bağımlılığı ile dürtüsellik arasında ise istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. Deney grubuna araştırmacı tarafından hazırlanan öz-kontrol odaklı psiko-eğitim programı uygulanırken kontrol grubuna herhangi bir işlem uygulanmamıştır. Araştırmanın bulguları, öz-kontrol odaklı psiko-eğitim programına dahil edilen katılımcıların öz-kontrol puanlarının arttığını, dijital oyun bağımlılığı puanlarının ve dürtüsellik puanlarının azaldığını göstermektedir. Yapılan analizlerde ulaşılan sonuçların 2 ay sonra uygulanan izleme testlerinde de devam ettiği ve kalıcılığın sağlandığı görülmüştür. Deney ve kontrol gruplarının son-test karşılaştırılmasında benzer sonuçlara ulaşılmıştır. Deney grubuna ait öz-kontrol son-test puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek çıktığı fark edilmiştir. Deney grubuna ait dürtüsellik son-test puanlarının da kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşük çıktığı görülmüştür. Ancak deney grubuna ait dijital oyun bağımlılığı son-test puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı bir farklılık içermediği tespit edilmiştir. Aynı şekilde deney ve kontrol gruplarının izleme testlerinde de benzer sonuçlara ulaşılmıştır. Deney grubuna ait öz-kontrol izleme testi puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek çıktığı fark edilmiştir. Deney grubuna ait dürtüsellik izleme testi puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşük çıktığı görülmüştür. Ancak deney grubuna ait dijital oyun bağımlılığı izleme testi puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Ulaşılan analiz sonuçları öz-kontrol odaklı psiko-eğitim programının deney grubu katılımcılarının öz-kontrol düzeyini artırdığını, dijital oyun bağımlılığı düzeyini ve dürtüsellik düzeyini düşürdüğünü göstermektedir.

BağımlılıkDürtüsellikOrtaokul öğrencileri+5
Batuhan Çakırbilgiç
Necmettin Erbakan University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yabancı dil olarak Almanca öğretiminde fiilimsilerin yazma becerilerinin amaca uygun geliştirilmesine katkısı

Bu çalışmada dilbilgisi alanında önemli bir yere sahip olan fiilimsilerin hem kaynak hem de yapı bakımından farklı iki dil olan Almanca ve Türkçedeki kullanımı ile bu kullanımın yazma becerilerinin amaca uygun geliştirilmesine katkısı ele alınmıştır. Türkçe ve Almancada fiilimsilerin kullanım farklılıkları ve benzerlikleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Yabancı dil olarak Almanca öğretiminde önemli bir yere sahip olan fiilimsilerin Türkçede karşıladığı anlamı ve kullanımı tespit edilerek Almancada fiilimsiler konusunu anlamayı ve öğretmeyi kolaylaştırmak esas alınmıştır. Literatür taramasının esas alındığı bu tezde genel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın amacına ulaşabilmesi için Türkçe ve Almanca dilbilgisi üzerine yazılmış bazı yayınlar esas alınmıştır. Türkçe ve Almanca yazılmış dilbilgisi kitapları, bu konuda yapılmış lisansüstü çalışmalar, makaleler, Almanca ve Türkçe yapılmış çalışmalardan faydalanılarak bilgiler bir araya getirilmiş, bu bilgiler tasnif edildikten sonra iki dilde fiilimsilerin kullanım farklılığına değinilerek fiilimsilerin yabancı dil olarak Almanca öğretiminde yazma becerilerinin amaca uygun geliştirilmesine katkısı incelenmiştir. Türkçe ve Almancada fiilimsilerin detaylı olarak ele alınması sonucunda her iki dilin dilbilgisi alanında önemli bir yere sahip olan fiilimsiler konusunun daha çok fiilden türetilmesi, çoğunlukla geçici isimler oluşturmaları, cümlede değişik öğeler şeklinde görev almaları iki farklı dildeki temel benzerlikler olarak dikkati çekmektedir. Ayrıca, Türkçe ve Almanca arasında mevcut olan kaynak ve yapı farkından dolayı mevcut olan özellikleri, yani Türkçenin eklemeli, Almancanın bükümlü dil olması, sözdizimlerinin farklılığı, Almancanın Türkçede mevcut olmayan cinsiyet ve çokluk ifadelerine sahip olması gibi, bazı genel farklılıklar, fiilimsilerin öğrenilmesi konusunda güçlüklerin başlıca kaynağını oluşturmaktadır. Ana dili Türkçe olan ve yabancı dil olarak Almanca öğrenen öğrencilerin fiilimsiler konusuyla ilgili olarak yazma becerilerinin geliştirilmesi konusunda karşılaşacağı problemlerin önüne geçmek amacıyla genel olarak şu yöntemler kullanılabilir: Yabancı dil olarak Almanca öğretiminde ana dildeki dilbilgisi konularını hedef dildeki dilbilgisi konuları ile karşılaştırarak öğretmek ve konuyla ilgili çok sayıda alıştırma yaptırmak; Almancadan Türkçeye, Türkçeden Almancaya konu ile ilgili çeviriler yaptırmak; iki dil arasındaki farklılığı karşılaştırma yaparak anlatmak ve dört temel beceriden biri olan yazma becerisinin önemine değinmek gibi yöntemler öğrenme ve öğretme sürecinde kolaylık sağlayabilmektedir. Yazmanın öğrencilere dil öğrenme konusunda büyük katkısı tartışılmazdır. Yabancı dilde yazma, bu dilde öğrencilerin doğru yapıları, deyimleri, kelimeleri, noktalama işaretlerini kullanmalarını ve geliştirmelerini sağlar. Nitekim yazma ile nasıl ve ne şekilde yazılacağı öğrenilir ve bu şekilde bilgilerin nasıl yazıya aktarılması gerektiği deneyimi kazanılmış olur. Söz uçar yazı kalır deyiminden yola çıkarak yazının yabancı dil olarak Almanca öğretiminde fiilimsilerin cümle içerisindeki görevleri ve kullanışları konusunda önemli bir yere sahip olduğu araştırmanın sonucunda ortaya çıkmıştır.

AlmancaFiilimsilerYabancı dil eğitimi+4
Gurbet Çoban
Necmettin Erbakan University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yaşam pozisyonları ile kişiliğin karanlık yönleri arasındaki ilişki

Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin yaşam pozisyonları ile kişiliklerinin karanlık yönleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nicel bir araştırma olan bu çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Konya ilinde öğrenim görmekte olan 246'sı (%80.1) kadın, 61'i (%19.9) erkek olmak üzere toplam 307 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada kullanılacak verileri toplamak amacıyla "Kişisel Bilgi Formu", "Yaşam Pozisyonları Ölçeği", "Kısaltılmış Karanlık Üçlü Ölçeği", "Kindarlık Ölçeği" ve "Bencillik Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada toplanan verilerin analizi için SPSS 21.00 paket programı kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı, yordayıcı ilişkileri belirlemek için Çoklu Regresyon Analizi ve üniversite öğrencilerinin yaşam pozisyonları, karanlık üçlü kişilik özellikleri, kindarlık ve bencillik düzeylerini sosyo-demografik faktörler açısından incelemek için Bağımsız Örneklemler için T-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre üniversite öğrencilerinin yaşam pozisyonları cinsiyet, sınıf düzeyi, öğrenim görülen fakülte, kardeş sayısı ve sosyoekonomik duruma göre anlamlı düzeyde farklılaşma göstermiştir. Üniversite öğrencilerinin karanlık üçlü kişilik özellikleri (Makyavelizm, psikopati ve narsizm) cinsiyet, sınıf düzeyi ve öğrenim görülen fakülteye göre anlamlı düzeyde farklılaşma gösterirken; kardeş sayısına göre anlamlı düzeyde farklılaşma göstermemiştir. Üniversite öğrencilerinin kindarlıkları cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılaşma gösterirken; sınıf düzeyi, öğrenim görülen fakülte, kardeş sayısı ve sosyoekonomik duruma göre anlamlı düzeyde farklılaşma göstermemiştir. Üniversite öğrencilerinin bencillikleri öğrenim görülen fakülteye göre anlamlı düzeyde farklılaşma gösterirken; cinsiyet, sınıf düzeyi, kardeş sayısı ve sosyoekonomik duruma göre anlamlı düzeyde farklılaşma göstermemiştir. Üniversite öğrencilerinin yaşam pozisyonlarının bazı alt boyutları ile karanlık üçlü kişilik özelliklerinin alt boyutları arasında anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Yaşam pozisyonları, karanlık üçlü kişilik özelliklerini anlamlı düzeyde yordamaktadır. Üniversite öğrencilerinin yaşam pozisyonlarının bazı alt boyutları ile kindarlık arasında anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Yaşam pozisyonları, kindarlığı anlamlı düzeyde yordamaktadır. Üniversite öğrencilerinin yaşam pozisyonlarının bazı alt boyutları ile bencillik ve alt boyutları arasında anlamlı düzeyde ilişki bulunmuştur. Yaşam pozisyonları, bencilliği anlamlı düzeyde yordamaktadır. Anahtar Kelimeler: Yaşam Pozisyonları, Karanlık Üçlü Kişilik Özellikleri, Kindarlık, Bencillik.

BencillikKaranlık kişilik özellikleriKaranlık üçlü+5
Hüseyin Kök
Necmettin Erbakan University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimDE

Almanca derslerinde konuşma becerisinin geliştirilmesine ilişkin "Wie Bitte?" A1.1 adlı ders kitabının analizi

Bu çalışmanın amacı Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığı adına hazırlanmış olan Türkiye'deki bazı liselerin Almanca derslerinde kullanılan yabancı dil kitabı "Wie bitte A1.1" nin alıştırmalarındaki konuşma becerisini Mannheimer Gutachten ve Stockholmer Krieter kataloğuna göre incelemektir. Yabancı dilin temelinde konuşma, dinleme, yazma, okuma vb. gibi çok önemli dört temel beceri yatmaktadır. Bu dört temel dil becerisinin içinde en zor olanı konuşma becerisidir çünkü konuşma becerisi öğrenenler ve öğretenler açısından bakıldığında öğrenilmesi ve uygulanması zor bir beceridir. Öğrenciler genellikle konuşma korkusu ile ilgili sorunlar yaşarlar ve sınıfta konuşmaya cesaret edemezler. Bu nedenle derslerde kullanılan ders kitaplarının yabancı dil öğretiminde öğrencilerin dil becerilerini geliştirmeleri için büyük ve önemli bir rolü vardır. Ders kitabındaki alıştırmalar, resimler, sayfa düzeni, renkler, seviye ve ek materyaller onların dikkatini çekmeli ve onları konuşmaya teşvik etmelidir. Ders kitabının yöntemi ve yabancı dil derslerinde kullanılabilecek çalışma şekilleri de (grup çalışması, ortak çalışma veya bireysel çalışma) öğrenene konuşmayı öğretmede ve öğrendiklerini günlük yaşamda uygulamasını sağlamada yadsınamaz derecede önemli bir role sahiptir. Bu kriter kataloglarında bulunan maddeler çerçevesinde, bu çalışma sırasında aşağıdaki sorulara cevap verilecektir: 1. "Wie bitte?" A1.1 ders kitabının Almanca derslerinde öğrencilerin konuşma becerilerinin gelişimi üzerindeki etkileri nelerdir? , 2. ''Wie bitte?" A1.1 ders kitabındaki resimlerin öğrencilerin konuşma becerilerinin geliştirilmesinde nasıl bir etkisi vardır?, 3. "Wie bitte?" A1.1 ders kitabının hedeflenen gelişime ilişkin zayıf yönleri nelerdir? 4. "Wie bitte?" A1.1 ders kitabının, öğrencilerin konuşma becerilerinin hedeflenen gelişimi ile ilgili olarak güçlü yönleri nelerdir? 5. Bu kitaptaki konuşma alıştırmaları ve görevler nasıl zenginleştirilebilir? Yapılan çalışmada Almanca derslerinde kullanılan yabancı dil kitabı "Wie bitte?" A1.1' nin içersinde yer alan etkinliklerin ve resimlerin, çalışma kitabında bulunan etkinliklerin ve resimlerin bu iki kriter kataloğunda bulunan maddeleri kısmen karşıladıkları görülmüştür. Eğitim veren kişilere sunulan ve onlara derslerinde yol göstermek amaçıyla basılan öğretmen el kitabı da yine bu iki kriter kataloğuna göre bazı eksiklikleri içerisinde barındırmaktadır. Anahtar kelimeler: ders kitabı analizi, dil becerileri, almanca ders kitabı, temel beceriler

İlknur Karaboğa
Necmettin Erbakan University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ankara kentinin bazı saklı bahçeleri

Kentsel mekanlarda günlük yaşamın yakınında veya içinde yer alan ölçeği ve içeriği farklı açık-yeşil alanların varlığı sadece görsel/estetik açıdan değil, ekolojik, ekonomik ve ruhsal bakımdan da oldukça önemlidir. Bu yüzden günümüzde yeşil alan kavramı değişerek farklı bir boyuta ulaşmış ve insanların özlemini duyduğu yeşil alanlar bulundukları mekânın içine taşınarak farklı bir kavram olan Saklı Bahçe'yi ortaya çıkarmıştır. Saklı bahçe. mekana kimlik kazandırmada, mekanın tercih edilmesinde, kısa sürelerde rekreasyonel taleplerin sağlanmasında, estetik ve ekolojik faydalar sağlamasında üstlendiği roller nedeniyle kentsel mekanlarda yeni bir anlayış olrak hızla yayılmaktadır. Tabiatın ufak bir kesitinin verilmesiyle doğanın yansıması yapılmakta; bu sayede de, beton yapıların insan psikolojisindeki baskısı azaltılmakta ve bu alanlar farklı bir atmosfere büründürülmektedir. Bu çalışmada Ankara'da saklı bahçe kavramına uygun 5 farklı kullanım alanı içeren yapı kitleleri (hastane, avm, tesis, lokanta ve otel) incelenmiştir. Bu bahçelerde alan kullanımı, konstrüksiyon ve yeşil yapı elemanları, çevre ve bina ilişkileri tespit edilmiştir. Mekânı kullanan kişilerle yapılan birebir görüşmelerle bahçelerin memnuıniyet durumları ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışma sonucunda saklı bahçelerin, bulundukları mekân üzerine görsel, estetik, ekonomik ve ekolojik faydalar sağladığı sonucuna varılmıştır. Bu bahçelerin değişik mekânlarda kullanımının yaygınlaştırılması, görsel/estetik ve fonksiyonel olarak sağladıkları katkılar yanında, kent yaşantısından sıkılan kent insanları için de bir çıkış yolu olacağı üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Saklı Bahçe, Avlu Bahçe, İç Bahçe, Arka Bahçe

Sena Nur Angın
Atatürk University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00

Diğer danışmanlar