Theses supervised by Prof. Dr. Aynur Kazaz
24 theses · Akdeniz University
Türk inşaat sektöründe verimlilik faktörleri uygulamalarının değerlendirilmesi: En iyi verimlilik uygulamaları endeksi
Günümüz ekonomik koşullarında verimlilik her sektör için rekabet edebilmenin ana unsuru olarak kabul edilmektedir. Ancak son yıllarda inşaat sektörü verimlilik unsurunda imalat sektörünün gerisinde bulunmaktadır. Bu tez çalışmasında Türk inşaat sektöründe verimlilik unsurunun arttırılması için verimlilik uygulamaları endeksi yönteminin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Verimlilik uygulamaları endeksi inşaat projelerinde proje düzeyinde işgücü verimliliğini olumlu yönde etkileyen uygulamalar için bir kontrol listesidir. Bu listenin oluşturulmasında literatür taramasından ve sektördeki uzmanların görüşlerinden yararlanılmıştır. Verimlilik uygulamaları içerisindeki faktörler biçimselleşmiş bir şekilde kategorilere, bölümlere ve elemanlara ayrılmıştır. Bu uygulamaların her biri ve bunların planlanma ve uygulama düzeyleri açık bir şekilde anlatılmıştır. Oluşturulan endeksde her bir uygulama işgücü verimliliğini etkileme önemi düzeyine göre göreceli olarak ağırlıklandırılmıştır. Verimlilik faktörü; önceden tahmin edilen ve gerçekleşen üretim miktarlarının oranıdır ve işgücü verimliliği için bir ölçüm faktörü olarak kullanılmaktadır. Araştırmanın hipotezi verimlilik endeksi kapsamında tanımlanmış verimlilik pratiklerinin yüksek uygulama seviyesine sahip olan projelerin bu pratiklerin düşük seviyede uygulandığı projelerden daha yüksek verimlilik performansı sergiledikleridir. Bu amaçla üç kısımdan oluşan bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında gerekli verilerin elde edilmesi için, 136 şantiye çalışanı ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Tez çalışmasının ilk kısmında, inşaat sektöründeki işgücü verimliliğini etkileyen faktörler belirlenmiş, tanımlanmış ve ayrıntılı ir şekilde anlatılmıştır. Sonuç olarak; Türk inşaat sektöründe işgücü verimliliğini etkileyen 52 adet verimlilik faktörü; malzeme yönetimi, inşaat makineleri ve ekipmanları, yönetimsel yaklaşımlar, insan kaynakları yönetimi, şantiye yönetimi ve iş sağlığı ve güvenliği olmak üzere toplam 6 kategori altında incelenmiştir. Bu kategoriler arasından insan kaynakları yönetimi kategorisi işgücü verimliliği üzerinde en büyük etkiye sahip faktör grubu olarak belirlenmiştir. Daha sonra sırasıyla; şantiye yönetimi, malzeme yönetimi, inşaat makineleri ve ekipmanları, yönetimsel yaklaşımlar ve iş sağlığı ve güvenliği faktör grupları gelmektedir. Belirtilen kategori başlıkları altından incelenen 52 adet verimlilik faktörü ele alındığı zaman ise; işgücü verimliliği üzerinde en etkili olduğu saptanan ilk 10 faktör; işçilere ödenen ücret miktarı, işçilerin sigortalı olarak çalıştırılması, işçilerin yemekhane ve yatakhane şartları, işçilere fazla mesai ücret ödenmesi, işçilere yönelik maddi olan ödüllendirilmeler, işçilere çalışırken dinlenme arası verilmesi, el ekipmanları ve cihazlarının şantiye içerisinde dağıtımlarının yapılması, işçiler için mesai saatleri düzenlenmesi yapılması, malzemenin aksamasız temini için malzeme tedarik planının olması, malzemenin aksamasız temini için malzeme tedarik ekibinin olması olarak sıralanmaktadır. Tez çalışmasının ikinci bölümünde ise; verimlilik faktörlerinin önem dereceleri göz önünde tutularak, Türk inşaat sektörü için verimlilik endeksi geliştirilmiştir. Geliştirilen endeks, verimlilik faktörlerinin şantiye sahalarında hangi düzeyde planlanma ve uygulanma seviyelerine sahip olduklarını saptamak amacını taşımaktadır. Sonuç olarak; işgücü verimliliği, verimlilik faktörlerinin şantiye sahalarında hangi aşamada uygulandıklarına birinci dereceden bağlı olmaktadır. Tez çalışmasının son kısmında ise; Türk inşaat sektöründe yapım faaliyetleri devam eden 3 adet farklı tipteki pilot proje geliştirilen endeksleme yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmenin yapılmasındaki amaç; Türk inşaat sektöründeki mevcut durumun belirlenmesi yöneliktir. Çalışmanın temel amacı; insan emeği yoğunluklu olma özelliğini günümüz koşullarında koruyan inşaat sektöründe işgücü verimliliğinden maksimum fayda sağlatılması için; gereken tedbirlerin alınması adına sektör temsilcilerine yardımcı olmaktır ve ileride konu ile ilgili gerçekleştirilecek muhtemel akademik çalışmalar için bir başlangıç olma niteliğini taşımaktadır.
Hazır beton tesislerinde kullanılan geri dönüşüm sistemlerinin yaşam döngü maliyeti analizleri
İnşaat sektörü, ülkelerin ekonomilerinde büyük rol oynayan, genel istihdamın çoğunluğunu elinde tutan sektör konumundadır. Bu potansiyel, atık oluşumu ve beraberinde stok alanlarının azalması, çevrenin kirletilmesi, hammaddenin tüketilmesi gibi kritik sorunları beraberinde getirmektedir. Bu bağlamda atığın önlenmesi imkânsız veya imkânsıza yakınken, geri dönüşüm ve yeniden kullanım kavramları önem kazanmıştır. Bu tez çalışması, bu durumu konu almış ve hazır beton üretim sektöründe, yanlış metraj, gün sonu üretim fazlası, transmikserin yıkanması sırasında oluşan beton atığı gibi taze beton atığının geri dönüşümü üzerine yoğunlaşmıştır. TÜBİTAK projesi desteğiyle saha ölçümleri ve santral, fabrika gezileri düzenlemiş; toplanan verilerle Yaşam Döngü Maliyeti ve Başabaş Noktası analizleri yapılmıştır. Bu analizler sonucunda ortaya çıkan yıllık beton üretim kapasitesi değerinin, hazır beton üretim tesislerine, agrega geri dönüşüm tesisinin mantıklı bir yatırım olup olmayacağı konusunda ışık tutması amaçlanmıştır. Kullanılan verilerin yerinde ölçümlerle ve bizzat santral gezilerinden edinildiğinden dolayı, sonuçların gerçekçiliğini olumlu yönde etkilemiştir. Çalışmanın umulduğu sonuca varması için, Belediyelerin, Beton Birliklerinin ve Devletin ilgili kurumlarının da hassasiyet göstermesi gerekmektedir. Gerekli düzenleme ve uygulamalarla, önüne geçilmesinin zor olduğu atık oluşumuna çevreci bir önlem alınmış olunacaktır.
Hazır beton tesislerinde oluşan taze atık betonun kaynaklarının belirlenmesi
Teknolojinin gelişimiyle beraber, inşaat sektöründe farklı özelliklere sahip birçok malzeme kullanılmaktadır. Ancak, işlenebilirlik veya maliyet gibi özelliklerinden dolayı beton hala en yaygın malzemedir. Bu yüzden, inşaat sektöründeki atıkların büyük bir kısmı binaların yapım veya yıkım aşamasında betondan kaynaklanmaktadır. Bu çalışmada, TÜBİTAK tarafından desteklenen bir proje kapsamında, hazır beton tesislerinde oluşan taze beton atıklarının kaynaklarının ve miktarlarının saha ölçümleri ile tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın sonuçları, hazır beton tesislerinde taze beton atıklarının 4 farklı kaynaktan oluştuğunu ve tesislerin işletme yöntemi nedeniyle sadece fazla sipariş ile transmikserlerin çeperlerine yapışan betondan kaynaklanan atıkların ölçülebilir olduğunu ortaya çıkarmıştır. Sonuç olarak, ölçülebilen taze beton atıkları bile çok büyük miktardadır ve dolayısıyla, bunların azaltılması veya geri dönüştürülmesi çok önemlidir.
İnşaat sektöründe iş kazalarının oluşturduğu maliyetler
Hangi sektörde olursa olsun iş kazalarının yaşanması istenmeyen bir durumdur. Çünkü; meydana gelen iş kazalarının sonucunda oluşan maddi ve manevi kayıplar, hem ekonomiyi hem de sosyal yaşamı olumsuz etkilemektedir. İş kazalarının doğurduğu zararların olumsuz etkisini ölçmek, önlemek ve azaltmak için birtakım çalışmalar yürütülmektedir. Bu çalışmaları yürüten kurumların yanı sıra gelişmiş ülkelerde her bir sektördeki işçi sağlığı ve iş güvenliğini düzenlemek ve denetlemek için birimler oluşturulmuştur. Bu durum gelişmiş ülkelerin işçi sağlığı ve iş güvenliğine verdikleri önemi göstermektedir. Türkiye ise henüz işçi sağlığı ve güvenliğine verilen önem olması gereken duruma ulaşamamıştır. Türkiye'nin bu konuda ilerlemesi ve işçi sağlığı ve güvenliğine gereken önemi verir duruma gelmesi için öncelikle işverenlerin bu konuda titiz davranması gerekmektedir. Güven içerisinde olan bir çalışma ortamı herkes açısından pozitif bir etki yaratacaktır. İş kazasının meydana gelmesi beraberinde birtakım maliyetler getirmektedir. Türkiye'de inşaat sektöründe iş kazalarının oluşturduğu bu maliyetlerin incelenmesi bu çalışmanın konusunu belirlemiştir. Türkiye'de inşaat sektöründe gerçekleşen iş kazalarının inşaat sektöründe yer alan bütün sektörlere doğrudan ve dolaylı olarak zararı dokunmaktadır. Bu zarar maddi olduğu kadar manevi zararları da içermektedir. Bu çalışmada iş kazası sonucunda oluşan maliyetlerin maddi boyutu incelenmiştir. Çalışmada bir inşaat şantiyesinde yaşanmış iş kazasının sonucunda hangi aşamaların maliyete sebep olduğu incelenmiş, bunun sonucunda doğurduğu maddi zarara ulaşılmıştır. Ulaşılan bu maliyet değerinin, iş güvenliği önlemi almaktan çok daha büyük değerlerde olduğunun farkına varılması amaçlanmıştır. Bununla birlikte işverenlerin iş güvenliği önlemleri almak için harcanacak bedellerin çok büyük maliyetler olmadığını gözlemlemesi hedeflenmiştir. Bu çalışma ile Türkiye'de inşaat sektöründe iş kazalarının azaltılmasına katkı sağlanması amaçlanmıştır.
İnşaat sektöründe adam-saat değerlerinin hesaplanmasında verimliliği etkileyen faktörlerin çalışanlar açısından değerlendirilmesi
Teknolojinin ve bilgi sistemlerinin hızlı ve sürekli olarak geliştiği dünyamızda birçok üretim sektörü insan emek gücünü arka plana almaya çalışmakta, normal şartlar altında insanların yaptığı üretim faaliyetlerini makinalara yaptırmaya başlamaktadır. Yeterli sermaye sahibi olan üreticiler aynı makineleri bütün şirketler gibi temin edebilmekte ve aralarındaki rekabet savaşını sürdürmeye çalışmaktadırlar. Bu durumda, üreticiler arasındaki rekabette fark yaratacak unsurlar daha çok önem kazanmakta ve maliyetleri düşürmede ana faktör rolü oynamaktadır. Bu faktörler arasında şüphesiz ilk sırayı insan emeği ve işgücü almaktadır. Henüz makinaların yapamadığı, insani yetenek ve muhakeme yapma zorunluluğu gerektiren işlerde insan, üretimin önemli bir parçası olarak sistemde yerini almaktadır. Bilindiği gibi inşaat sektörü, her projede farklı uygulamalar gerektiren, yeni çözümler keşfedilmesini zorunlu kılan, sabit ve aynı seri üretimden uzak bir sektördür. Diğer sektörlerin aksine, inşaat sektöründe insan işgücü üretim sürecinde başrolü oynar. Bu nedenle insan işgücünün maksimum verimle değerlendirilmesi önemli olmaktadır. Bu çalışmada İşgücü verimliliğinin arttırılması amacıyla işgücü verimliliğine etki eden etmenler inşaat sektöründe yönetici konumunda çalışanlardan (Mühendis, formen, müdür v.b…) ziyade sahada fiziki olarak çalışan insanlardan yararlanılarak belirlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla DSİ Bünyesindeki 5 adet Sulama Barajı ve İletim Hattı Projesinde çalışan 126 kişi ile (Usta, yardımcıları ve normal işçiler) mülakatlar yapılmış ve sonuçlar çeşitli istatistikler metotlar vasıtasıyla değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında uygulanan araştırma yöntemlerinin, sahada beden gücü ile çalışan şantiye çalışanlarına uygulandığı unutulmamalıdır. Çalışmanın ilk bölümünde, inşaat sektöründeki işgücü verimliliğini etkileyen faktörlerin belirlenmesi, tanımlanması ve ayrıntılı olarak irdelenip anket sonuçları doğrultusunda önerilerde bulunulması amaçlanmış, sonuç olarak Türk inşaat sektöründe çalışan işgücünün verimliliğe etki eden 4 faktör arasında iş görenlerin verimlilikleri üzerinde en büyük etkiye sahip olanı örgütsel faktörler olarak belirlenmiştir. Daha sonra sırasıyla ekonomik faktörler, fiziksel faktörler ve sosyo-psikolojik faktörler gelmektedir. Bu sıralama daha önce Ulubeyli ve Kazaz (2004) tarafından yapılmış olan ve aynı anketin inşaat sektöründe yönetici konumunda çalışan personele uygulandığı çalışmada da aynı bulunmuştur. Yukarıda belirtilen ve 4 faktör grubu başlığı altında ayrıntılı bir biçimde üzerinde durulan 37 etmen ele alındığında ise, saha çalışanlarının işgücü verimliliği üzerinde en yüksek etkiye sahip olduğu saptanan ilk 10 etmen; Sigortalı olma, ücretlerin zamanında ödenmesi, işçilere ödenen ücret miktarları, şantiyedeki yemekhane ve yatakhane şartları, şantiyedeki güvenlik ve sağlık şartları, şantiye yönetimi, düzenli iş akışı (planlama), şantiyedeki iş disiplini, çalışırken dinlenme araları verilmesi ve işini kaybetme endişesi şeklinde sıralanmaktadır. Daha önce Ulubeyli ve Kazaz (2004) tarafından yapılan ve bu tez çalışmasından farklı olarak anketlerin inşaat sektöründeki teknik ve idari yönetici konumundaki çalışanlara uygulandığı çalışmada elde edilen sonuçlar, bu tez çalışmasında elde edilen sonuçlar ile beraber değerlendirildiğinde, işgücü verimliliğine etki eden en önemli ilk 10 etmen arasından kesişen etmenler; Şantiye yönetimi, ücretlerin zamanında ödenmesi, düzenli iş akışı (planlama), şantiyedeki iş disiplini ve işçilere ödenen ücret miktarı olarak bulunmuştur. Çalışmanın diğer bölümünde inşaat sektöründe planlama ve projelendirme aşamalarında yoğun bir biçimde ihtiyaç duyulan adam-saat değerlerinin bazı iş kalemleri için güncellenmesi ve bazı iş kalemleri için ise ilk olarak oluşturulması hedeflenmiştir. Analiz sonuçlarından da anlaşılacağı gibi B.F.A. değerleri sektörün ihtiyaç duyduğu güncel değerleri yansıtmamaktadır. Söz konusu değerler, sadece sektör yöneticilerinin görüşleri değil, işi direkt olarak kendi el emeğiyle yapan saha çalışanlarının da görüşleri alınarak oluşturulmalıdır. Çalışmanın temel amaçları arasında, insan emeğinin başrol oynadığı inşaat sektöründe, işgücü verimliliğinden maksimum düzeyde yararlanılması için gereken tedbirlerin alınabilmesi için sektör profesyonellerine yardımcı olmak, sektöre öncü olacak yeni ve değişik projelerin planlanmasında güncellenmiş adam-saat değerleri ile kesin takvimlendirme yapılabilmesini sağlamak ve maliyetlerin minimum düzeyde tutulabilmesi yer almaktadır. Ayrıca bu çalışmanın inşaat sektörü üzerinde yapılacak muhtemel akademik çalışmalar için bir basamak özelliği göstermesi temenni edilmektedir.
Yap işlet devret tipi projelerde risk faktörlerinin belirlenmesi: 1915 Çanakkale Köprüsü örneği
Yap İşlet Devret modeli kamu hizmetlerinin ve altyapı projelerinin gerçekleştirilmesinde özel sektörün finansal ve operasyonel kapasitesinden yararlanılmasını sağlayan bir yöntem olarak günümüzde giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu model kısa vadede kamu bütçesine yük oluşturmadan, uzun vadeli finansman sağlama ve projeleri zamanında tamamlama avantajları sunar. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde altyapı ihtiyaçlarının hızla artması ve kamunun sınırlı finansal kaynakları yap-işlet-devret modelinin popüler hale gelmesinin temel sebepleri arasında yer almaktadır. YİD modeliyle gerçekleştirilen projeler özel sektörün yenilikçilik ve verimlilik kapasitesinden faydalanarak kamu hizmetlerinin kalitesini artırma potansiyeline sahiptir. Ancak bu modelin uygulanmasısırasında karşılaşılabilecek riskler ve zorluklar da bulunmaktadır. Bu riskler arasında operasyonel riskler, finansal riskler, hukuki ve düzenleyici çerçeve riskleri ile sosyal ve politik riskler sayılabilmektedir. Bu tür risklerin yönetilmesi projenin başarısı için kritik önem taşımaktadır. 1915 Çanakkale Köprüsü projesi Türkiye'de yap-işlet-devret modeliyle gerçekleştirilen önemli projelerden biri olarak dikkat çekmektedir. Bu proje modelin uygulanabilirliğinin ve karşılaşılan risklerin incelenmesi açısından değerli bir örnek teşkil etmektedir. Ele alınan bu tez çalışması kapsamında değerlendirilen proje hem teknik hem de finansal açıdan çeşitli zorlukları ve başarıları barındırırken yap-işlet-devret modelinin Türkiye'deki uygulamasına dair önemli bilgiler sunmaktadır. Ele alınan bu tez çalışması yap-işlet-devret modelinin potansiyellerini ve risklerini 1915 Çanakkale Köprüsü örneği üzerinden derinlemesine inceleyerek, modelin daha etkin bir şekilde nasıl uygulanabileceğine dair önerilerde bulunmayı amaçlamaktadır. Literatürde bu konuya dair sınırlı sayıda çalışma bulunması bu araştırmanın önemini ve özgünlüğünü artırmaktadır. Söz konusu bu çalışma yap-işlet-devret modeli kapsamında gerçekleştirilecek gelecek projeler için yol gösterici olması ve modelin risk yönetimi pratiklerinin geliştirilmesine katkıda bulunması açısından değerlidir. Böylelikle bu çalışma hem akademik literatüre hem de uygulamaya yönelik kapsamlı bir katkısağlama potansiyeline sahiptir.
Kamu ihale sisteminde yapı bilgi modellemesinin uygulanması ve kullanımı için yol haritası: Gana örneği
Bu doktora tezi, BIM'i geleneksel tedarik sistemine entegre etmek için bir yol haritası geliştirerek BIM'i Gana'nın inşaat sektörüne entegre etmek için stratejik bir plan önermiştir. Bu çalışmanın amacı, yolsuzluk, yetersiz sözleşme yönetimi ve siyasi müdahale gibi Gana'nın tedarik sürecinde devam eden zorlukları ele alarak dijital dönüşüm yoluyla altyapı teslimatını iyileştirmektir. Çalışma, karma yöntemler yaklaşımı kullanarak mevcut tedarik yöntemlerini gözden geçirir, BIM'in benimsenmesini kolaylaştıran veya engelleyen faktörleri belirler ve BIM'in proje sonuçlarını iyileştirme potansiyelini değerlendirir. Karşılaştırmalı vaka çalışmaları, geleneksel proje teslimat yöntemlerinin, parçalı iş akışları ve iletişim sorunları nedeniyle %12'lik bütçe aşımlarına ve gecikmelere neden olduğunu ortaya koymaktadır. Buna karşılık, YBM tarafından desteklenen projeler daha iyi koordinasyon, %40 daha az yeniden çalışma ve önemli maliyet tasarrufu sağlar. BIM tabanlı proje bütçenin %3 altında tamamlanmış ve 1 milyon ABD doları tasarruf edilmiştir. 25 paydaş, geleneksel ihale sisteminin sınırlamalarını ve BIM'in faydalarını vurgulamış, aynı zamanda görüşmeler yoluyla yüksek maliyetler, standartların olmaması ve sınırlı teknik uzmanlık gibi zorlukları da ortaya çıkarmıştır. Bu tez, dijital denetimler, standartlaştırılmış BIM nesne kütüphaneleri, BIM Konseyi oluşturulması, bağımsız IFC süreçleri, ortak veri ortamları (CDE'ler), bağımsız incelemelerle deneme ihaleleri, satın alma kurallarının reformu ve eğitim ve dijital altyapıya yatırımlar gibi bir yol haritası önermiştir. Canlı BIM İhale Değerlendirmeleri, şeffaflığı ve paydaş katılımını artırmak için gerçek zamanlı, model tabanlı ihale değerlendirmeleri ve etkileşimli savunma oturumları sunarak önemli bir yenilik getirmektedir. Bu çalışma, BIM entegrasyonu için kapsamlı bir çerçeve sunarken, yalnızca ihale aşamasına odaklanmakta ve Gana'ya özeldir. Gelecekteki araştırmalar, YBM'nin tüm proje yaşam döngüsü boyunca rolünü araştırmalı ve benzer ekonomilerle karşılaştırmalıdır. Özetle, bu tez, Gana'nın inşaat sektörünü dijitalleştirmek için bağlama özgü bir yol haritası sunarak politika yapıcılar, sektör paydaşları, kalkınma ortakları ve akademik kurumlar için pratik içgörüler sunmaktadır.
İnşaat projelerinde arttırılmış gerçeklik teknolojisi ile fayda/maliyet analizi
Son yıllarda teknolojinin hızlı gelişimi ile tüm sektörlerde teknolojiye olan adaptasyon hız kazanmıştır. Teknolojik olanaklarla geliştirilen çözümler, hedeflenen amaçlara daha kısa sürede, daha düşük maliyetle ve daha yüksek kaliteyle ulaşılmasını mümkün kılmaktadır. Bu durum, son yıllarda tüm dünyada ve tüm sektörlerde teknoloji odaklı gelişmelerin yoğunluk kazanmasına neden olmuştur. Teknolojinin uygulama alanlarının oldukça geniş olduğu sağlık, endüstri, otomotiv sektöründe AI, Chatgpt, VR, AR gibi birçok uygulama bu alanlara girmiş olup inşaat sektörünün de bunların dışında tutulması mümkün değildir. İnşaat sektörü bu kökten değişime karşı olmamakla birlikte, süreç daha yavaş ilerlemektedir. İnşaat sektörünün kendi özelliğinden dolayı teknolojiye adaptasyonu sınırlı kalmakla birlikte tasarım aşamasından başlayarak, imalat aşaması, kontrol aşaması, imalat sonrası müşteri memnuniyetinin izlenmesi gibi birçok aşamada farklı farklı teknolojik uygulamalardan faydalanılmakta ve elde edilen sonuçlar sektör açısından oldukça önemli olmaktadır. Ülkemizde de teknoloji, sektörde öncü firmalarda artmış olsa da hem özel hem de kamuda dünyaya göre yavaş ilerlemekte olup sürecin hızlanması gerektiği düşünülmektedir. Teknolojik uygulamalara bakıldığında bilgisayar yazılımları, VR, AR, MR, XR, dijitalleşme üzerine programlar, dijital ikiz çalışmaları vb. uygulamalar önde gelmektedir. Bu çalışmada, teknolojiye adaptasyonun inşaat sektörüne uygulanması konusu ele alınarak artırılmış gerçeklik üzerine araştırmalar yapılmış, bir hastane projesi inşaat aşaması süresince takip edilmiş, artırılmış gerçeklik teknolojisi ile oluşturulan görseller mahallindeki durumlar ile karşılaştırılarak, elde edilen veriler üzerinden analiz yapılmıştır. Artırılmış gerçeklik teknolojisinin bir inşaat projesi açısından kullanım alanları tespit edilmeye çalışılmıştır.
Yapım işi ihalelerinde yaklaşık maliyet hesaplama hataları ve teknik şartnamelerdeki uyuşmazlıklar üzerine bir araştırma
Yapım işi ihalelerinde başlangıç safhasında gizli ihale bedelinin belirlendiği yaklaşık maliyet hesaplamaları projenin uygun bütçede tamamlanması adına oldukça önem arz etmektedir. Yapım işleri veya mal ve hizmet alımına yönelik ihale yapılmadan önce ilgili kamu kurumlarınca katma değer vergisi hariç olmak üzere hazırlanan yaklaşık maliyet hesapları ilgili projenin ilk keşfi yapıldıktan sonra belirlenen hususlara dayalı hesaplamalar sonucunda bazı programlar vasıtasıyla gerçekleştirilmektedir. Yaklaşık maliyetin ilgili projede öngörülen maliyetleri kapsadığı ve kesin gerçekleşen maliyetler olmadığı hususu göz önüne alındığında; yaklaşık maliyet, kamu zararının önüne geçilmesi ve kamu yararı güdülmesi argümanlarına odaklanılması hususunda oldukça önemli bir konumda bulunmaktadır. Bir başka ifadeyle yaklaşık maliyetin isminden anlaşılacağı üzere net bir sonuca varılması mümkün olmayan ve keşifte belirlenen öngörülere dayalı maliyetlerin en uygun seviyede belirlenmesi hedefi, kamu yararını gözeten ve kamu zararı riskinin azaltılmasını sağlayan stratejik bir kazanım sağlamaktadır. Yapım işlerinde ihale sürecinin başarısını etkileyen bir diğer husus ise teknik şartnamelerdir. Yapım işlerinde genel teknik şartnameye ek olarak her bir proje özelinde farklı teknik şartnameler hazırlanmaktadır. Bu tez kapsamında, yaklaşık maliyet hesaplanırken yapılan hataların ve teknik şartnamelerin yapım işleri ile uyuşmazlığı üzerine araştırma yapılması amaçlanmıştır.
Yüklenici inşaat firmalarında iç kontrol ve kurumsal risk yönetim sisteminin bütünleştirilmesine ilişkin bir model önerisi ve uygulanması
İnşaat sektöründeki yüklenici firmalar, kurumsallaşma eksikliklerinin giderilmesi için sürekli bir değişim ve gelişim içinde olmak zorundadırlar. Sektörden bağımsız büyük ya da küçük ölçekli kurumsal yönetim anlayışına sahip her kuruluş, iş yaşamında varlığını sürdürebilmek adına kendilerine bir yönetim modeli belirlemektedir. Bu modellerden en yaygın kullanımına örnek olarak; iç kontrol ve kurumsal risk yönetimi ile birlikte risk esaslı proaktif yönetim modeli gösterilebilir. Kurumsal Risk Yönetimi (KRY), risk yönetim sürecine yönelik bütüncül bir yaklaşıma haiz olarak, iş süreçlerinin verimli ve etkin bir şekilde yönetilmesine olanak sağlamaktadır. Sürekli bir devinim içinde olması nedeniyle dinamik unsurların etkin olduğu yapım sektöründe, giderek daha karmaşık hale gelen projelerde maliyet, kalite ve süre unsurlarının arzu edilen sonuçlar vermesini sağlamak için bütüncül ve sistematik yönetim yaklaşımlarının uygulanması gerekmektedir. Bu bağlamda, bu çalışmanın temel amacı, yüklenici inşaat firmalarında iç kontrol ve KRY'nin firma süreçlerine etkisinin değerlendirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda, yüklenici inşaat firmalarında iç kontrol ve KRY sisteminin uygulanması için web tabanlı "Ortak Proje Yönetim Portalı" (OPYP) geliştirilmiştir. Çalışma kapsamında, OPYP'nin vaka çalışması olarak ele alınan projeler üzerinden firma süreçlerine olan etkisi değerlendirilmiştir.
Yapım ihalelerinde 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ile fıdıc (Kırmızı kitap) standart sözleşmelerinin karşılaştırmalı analizi
Türkiye'de ihale kurallarında eleştirilen konular, yapılan düzenlemelerle dünya standartlarına getirilmeye çalışılmıştır. Bunlar yapılırken FIDIC Kurallarından da yararlanılmıştır. Bu kadar büyük öneme sahip bir sektörü kamu otoritesi, başıboş bırakmamış gerek kamu alımlarına konu yapım işleri için gerekse özel sektör inşaat yatırımları için belirli standartlar belirlemiştir. Özellikle kamu yapım işlerinde ülke genelinde tüm kamu kurumları arasında birlikteliği sağlamak amacıyla tip şartnameler ve sözleşmeler hazırlanmıştır. 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu ile yasa koyucu tarafından bazı temel ilkeler belirlenmiş ve bu ilkeler ile öngörülen; ihalelerde saydamlığın, rekabetin, eşit muamelenin, güvenirliğin, gizliliğin, kamuoyu denetiminin, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasının ve kaynakların verimli kullanılmasının en kapsamlı şekilde sağlanması amaçlanmıştır. Uluslararası ilişkilerdebirden fazla ülke vatandaşı olan tarafların, hukuk, örf, adet yönünden görüş ve anlayış birliğini sağlamalarının zorluğu karşısında, Uluslararası bir sözleşme hazırlanması gerektiği ifade edilmiş ve FIDIC olarak adlandırılan böyle bir tip sözleşme "Müşavir Mühendisler Uluslararası Federasyonu" (FédérationInternationaledesIngénieursConseils) ile "Bina ve Bayındırlık İşleri Uluslararası Federasyonu" (FédérationInternationaleduBátiment et desTravauxPublics) tarafından ortaklaşa hazırlanmış ve 1957 yılında yayınlanmıştır. Ülkemizde ise Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun (KİSK-4735) ikinci bölümünde uluslararası sözleşmeler ile uygulama birliğini sağlamak üzere mal veya hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin resmi gazetede yayınlanan Tip Sözleşmeler hazırlanmış ve bu sözleşmelerin kullanılması gerektiği belirtilmiştir. Bu tez kapsamında; Kamuda yapım işlerinde kullanılan 4734 Kamu İhale Kanunu ile uluslararası projelerde uygulanan FIDIC sözleşmelerinin karşılaştırmalı analizine yönelik bir çalışma yapılması amaçlanmıştır.
Ada bazlı kentsel dönüşümde enerji verimliliği uygulamaları ve maliyet ilişkisinin incelenmesi: Antalya örneği
Kentler, ilk oluşumundan itibaren birçok sebepten yenilenme ya da dönüşüm sorunuyla karşılaşmışlardır. Yerleşim yerlerinin fiziki olarak iyileştirilmesi, sosyal ve ekonomik anlamda yaşanılabilir bir kente dönüştürülmesi kentsel planlamayla mümkündür. Dünyada her geçen gün yeni yerleşim alanlarının açılması, kentler giderek büyümesi enerji kaynakların kullanımının artmasına neden olmaktadır. Dünyada kentsel dönüşüm örnekleri incelendiğinde, özellikle enerjide dışa bağımlı olan ülkelerde, öncelikle ele alınan konuların başında bölgesel enerji verimliliğinin geldiği görülmektedir. Türkiye'de enerjiye olan talebin artması, her yıl enerji ithalatıyla milyarlarca doların harcanması, binalarda enerji verimliliğini artırmaya yönelik çalışmaların yürütülmesine neden olmuştur. Bu amaçla; gerçekleştirilen bu çalışmada örneklem olarak Antalya ili Kepez İlçesi, Gülveren Mahallesi'nde uygulanan ada bazlı kentsel dönüşüm projesinde yer alan örnek üç blok için enerji tüketim ve malzeme maliyet verilerine göre Baz Bina Modelleri oluşturulmuştur. Baz Bina Modellerinde enerjinin etkin kullanılmasına yönelik; ısı yalıtım malzemelerinde, cam ve aydınlatma sisteminde iyileştirmeler yapılarak, güneş kırıcı, hava kaynaklı ısı pompası, fotovoltaik sistem eklenerek ve optimum yönelim analizleri gerçekleştirilerek Tasarım Bina Modelleri oluşturulmuştur. DesignBuilder ve EnergyPlus termal simülasyon programları kullanılarak her bir iyileştirme ve uygulama sonrası Tasarım Bina Modellerinde elde edilen enerji tüketim sonuçları Baz Bina Modelleriyle karşılaştırılarak %32,4 ila %47,0 arasında enerji tasarrufu sağlandığı görülmüştür. Enerji verimliliğini arttırmaya yönelik yapılan iyileştirme ve uygulamaların oluşturduğu maliyet artışı hesaplanmıştır. Antalya'da bina kabuğunda uygulanacak optimum yalıtım malzemesi kalınlığı ömür maliyet analizi ve derece-gün metodu yardımıyla hesaplanmıştır. Çalışmanın bu özelliği ile Antalya özelinde enerji etkin yapı tasarım kriterleri oluşturularak belediyeler öncülüğünde gerçekleştirilen kentsel dönüşüm projelerinin sürdürülebilir, enerjide etkin tasarlanması hedeflenmektedir.
İnşaat sektöründe iş kazalarının çok kriterli karar verme yöntemleriyle bütünleşik garrett sıralama tekniği ile değerlendirilmesi
İş kazaları; insan, yönetim, çalışma ortamı ve iş makineleri kaynaklı birçok faktör sebebiyle ortaya çıkmaktadır. Evrensel ve çok disiplinli yapısı nedeniyle iş kazaları, gelişmekte olan bir ülke olan Türkiye'de de önemli bir sorun haline gelmiştir. İş kazaları ve ölümlü iş kazalarının en sık yaşandığı sektörlerden biri olan inşaat sektörünün kendine has dinamikleri, yapılan projelerin karmaşık olması ve seri üretim olmaması, inşaat aktivitelerinin saha çalışmalarında uygulama zorunluluğu gibi sebepler sektörün iş kazası ve ölümlü iş kazasına sebebiyet verme riskini arttırmaktadır. Bahsedilen bu hususlar, inşaat sektöründe iş kazası ve ölümlü iş kazası oranlarını azaltıcı yönde katkı sağlayacak çalışmaların gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışmanın asıl amacı; Türkiye illerinin iş kazası yaşanma sıklığı bakımından genel sıralamasının elde edilmesi, iş kazalarının sıklıkla yaşandığı illerin ve bölgelerin tespit edilmesi, iş kazası risk haritasının hazırlanması, Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemleriyle bütünleşik Garrett Sıralama Tekniği (GST) yönteminin nihai sıralama elde etme amacıyla kullanılması ve elde edilen sonuçlarının inşaat sektörü üzerine genel değerlendirilmesidir. Bu tez çalışmasında; Türkiye'deki 81 il, iş kazası yaşanma sıklığı bakımından sıralanmıştır. Türkiye iş kazası risk haritası hazırlanmıştır ve Türkiye'deki iller için genel iş kazası risk sıralaması elde edilmiştir. İş kazası risk haritası 6'lı renk skalasıyla en çok riskliden en az riskliye doğru koyu kırmızıdan koyu maviye renklendirilmiştir. Hazırlanmış olan risk haritasında iş kazası riskinin doğudan batıya doğru arttığı tespit edilmiştir. Bu doğrultuda; Marmara bölgesi, İç Anadolu bölgesinin batı kesimleri, Ege bölgesi ve Akdeniz bölgesi iş kazası riski yüksek iken Doğu Anadolu bölgesi, Güneydoğu Anadolu bölgesi ve Karadeniz bölgesinin doğu kesimleri iş kazası riski düşük olarak belirlenmiştir. Bu tez çalışmasında; ÇKKV yöntemleriyle bütünleşik GST yöntemi, aynı probleme uygulanan farklı ÇKKV yöntemlerinden elde edilen farklı sıralamaların ortaya çıkardığı karmaşıklığın çözülmesi ve optimize edilmesi amacıyla kullanılmıştır. Nihai sıralama elde edilirken GST yönteminde kullanılmak üzere MAIRCA, MOORA, WASPAS, VIKOR, PROMETHEE II, GRA, OCRA, EDAS, COPRAS, TOPSIS, CoCoSo, PSI, ARAS ve ELECTRE I ÇKKV yöntemlerinden elde edilen sonuçlar kullanılmıştır. ÇKKV yöntemleriyle bütünleşik GST yöntemi sonuçlarına göre iş kazalarının yaşanma sıklığı açısından en riskli 7 il sırasıyla İstanbul, İzmir, Bursa, Ankara, Kocaeli, Manisa ve Antalya olarak belirlenmiştir. Bu tez çalışmasının sunmuş olduğu nihai sıralama yaklaşımında kullanılan algoritmanın farklı problemlere uygulanabilir ve geliştirilebilir bir yapıda olması, kullanılan yöntemin hem inşaat sektöründeki farklı problemlere uygulanabilirliği açısından hem de diğer sektörlerdeki nihai sıralama elde edilmek istenen problemlerde kullanılabilirliği açısından özgün bir kazanım sunmaktadır.
Kurumsallaşma sürecindeki yüklenici inşaat firmalarında risk yönetim uygulamalarının maliyet performansı üzerine etkisinin araştırılması
İnşaat sektörü, başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere; ülke ekonomileri için öncü sektör olma özelliğine sahiptir. Ülke ve dünya ekonomilerinin kalkınmasında büyük payı olan inşaat sektöründe gerçekleştirilen projelerin özgün, tek seferlik, dinamik ve karmaşık yapısı nedeniyle fazla sayıda riski bünyesinde barındırmaktadır. Projelerde karşılaşılabilecek bu riskler, inşaat projelerinin istenilen kalitede, belirlenen bütçe ve süre içerisinde başarı ile sonuçlandırılmasına engel olmaktadır. İnşaat projelerinin belirlenen bütçe ve sürelerde ve istenilen kalitede tamamlanamaması, mikro düzeyde proje sahibi yüklenici firmalara, makro düzeyde ise ülke ekonomisine ciddi zararlar vermektedir. İnşaat sektöründe faaliyet gösteren yüklenici firmaların, sürdürülebilirliklerini sağlamak ve sektör içerisindeki yüksek rekabete ortak olabilmek adına projelerini proaktif bir yaklaşımla yönetmeleri gerekmektedir. Bu durum inşaat projeleri için sistematik bir risk yönetimini kaçınılmaz hale getirmektedir. Bu tez çalışmasında; Türk İnşaat sektöründe faaliyet gösteren firmaların, risk yönetimi uygulamalarının inşaat projelerinin maliyet performansına etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de faaliyet gösteren üç ayrı inşaat firmasına ait projeler vaka çalışması olarak seçilmiş ve projelerde maliyet ve süre aşımına sebep olan riskler proje yöneticilerinin görüşleri doğrultusunda belirlenerek, her bir proje için nitel ve nicel risk analizleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, projelerde yaşanan gerçek maliyet ve süre aşımları ile karşılaştırılmıştır. Yapılan karşılaştırmalar sonucunda, firmaların risk algısı ve alınan risk önlemlerinin maliyete etkisi incelenmiş ve başarılı bir risk yönetimi için kritik faktörler belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca tez çalışması kapsamında; 117M308 Nolu TÜBİTAK 1001 "Yapım Projelerinde Proaktif Yönetime Geçiş Amaçlı İç Kontrol ve Risk Yönetim Kapasitesinin Geliştirilmesi İçin Bir Araç: Ortak Proje Yönetim Portalı" isimli proje altyapısı kullanılarak oluşturulan "Ortak Proje Yönetim Portalı" yazılımı, vaka çalışması olarak seçilen projelerde görev alan proje müdürlerine tanıtılarak, portal kullanımının proje risk yönetimindeki etkisi, simülasyon analizi ile ortaya konulmaya çalışılmıştır. Yapılan tez çalışmasından elde edilen sayısal verilerin inşaat projelerinde risk yönetiminin önemini ortaya koyarak, risk yönetimi konusunda yeterli bilgi birikimine sahip olmayan küçük ve orta ölçekli inşaat firmalarına yol gösterici olabileceği düşünülmektedir. Gelecekte farklı tip ve büyüklükteki inşaat projeleri üzerinde gerçekleştirilebilecek benzer çalışmalar ile, inşaat projelerinde risk yönetimini etkileyen ana faktörler arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarabileceği ve inşaat projelerinde risk yönetimi uygulamalarının geliştirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Çok kriterli karar verme yöntemi ile üstyapı yönetim sisteminin kurulması: Antalya örneği
1950'li yıllarda başlayan hızlı kentleşme sonucunda şehirlerde yol ağlarının ihtiyacı giderek artmıştır. Bu durum yol ağlarından sorumlu olan belediyeler kaynaklarının büyük bir kısmını yol ağlarının bakım onarımı, yenilenmesi ve yeni yol açılması gibi faaliyetler için harcanmasına neden olmuştur. Yol ağının kabul edilebilir bir konfor seviyesinde ve ekonomik bir şekilde hizmet verebilmesini sağlamak amacıyla 1960'lı yıllarda üstyapı yönetim kavramı ortaya çıkmıştır. Günümüzde kurum ve kuruluşların mevcut kaynakları ile en verimli şekilde yol ağlarının yönetimini gerçekleştirmek amacıyla üstyapı yönetim sistemleri kullanmaktadır. Üstyapı yönetim sistemi (ÜYS), belirlenen güvenlik, konfor ve maliyet kıstaslarına göre yol ağını en verimli şekilde yönetmeyi amaçlayan ve bu amaçla yapılan saha ölçümleri, analiz, veri tabanı yönetimi gibi işlerin koordinasyonlu bir şekilde yürütülmesini ifade eden bir tanımdır. Bu çalışmada, öncelikle ÜYS kavramını, ÜYS için gerekli olan veri tiplerini ve bu veri tiplerinin birbirleriyle olan etkileşimleri açıklanmıştır. Örneklem olarak Antalya ilinde 18 cadde ve bulvardan oluşan örnek bir yol ağı oluşturulmuş olup, bu yol ağı 33 kesime ayrılmıştır. Bu kesimlerde yapılan saha ölçümleri ile yol üstyapısındaki yüzey bozulmaları tespit edilmiştir. Tespit edilen yüzey bozulmaları yol ağının bakım onarımından sorumlu teknik personellerle beraber, çeşit çok kriterli karar verme metodu olan MACBETH yöntemi kullanarak oluşturulan analiz programıyla değerlendirilmesi sonucunda yol ağında yapılması gereken bakım onarım ve yenileme işleri belirlenmiştir. Yenilenmesi kararlaştırılan yolların yol işlev sınıflarına göre önceliklendirilmesi ile iş programı oluşturulmuş olup, oluşturulan iş programına göre gerekli bütçe hazırlanmıştır. Çalışma sonucunda kurulan ÜYS ile yol ağında gerçekleştirilecek bakım onarım çalışmalarının daha verimli yürütülmesinin sağlanması hedeflenmiştir.
İşgücü verimliliğini etkileyen faktörlerin saha mühendislerinin bakış açısından değerlendirilmesi: Somali örneği
İnşaat sektörünün her ekonominin performansında çarpıcı bir etkisi vardır.İşçilerin düşük verimliliği inşaat sektöründe, özellikle gelişmekte olan ülkelerin karşılaştıkları en büyük sorunlardandır.işgücünün düşük verimliliği inşaat projelerin maliyet ve zaman aşımlarını neden olan etkenlerden biridir. İşgücü verimliliğini etkileyen faktörlerin saptanması, proje kaynakların etkin bir şekilde kullanılmasını imkan sağlamaktadır. İşgücü verimliliğin artırılması projelerin bütçelenen maliyet ve belirtilen zamana göre tamamlanma ihtimalini artış sağlayacaktır. Çalışmanın temel amacı Somaliland'daki inşaat işgücünün verimliliğini etkileyen önemli faktörlerin anket yoluyla araştırılmasıdır.anket, işgücü verimliliğini etkileyen faktörler konusunda, saha mühendislerinin bakış açısından bilgi toplamak üzere tasarlanmıştır. Çalışma için düşünüle faktörler; insan gücü, motivasyon, liderlik, araçlar / malzemeler, zaman, denetim, kalite, proje, güvenlik ve hava durumu olmak üzere on farklı grupta sınıflandırıldı. faktörler daha sonra katılımcıların verdiği orana göre sıralanılmıştır. Anket verileri, Likert tipi tutum ölçeği kullanılarak SPSS 20 programında analizedilmiştir. Somaliland'da, inşaat işgücü verimliliğini en fazla etkileyenon factor; tecrübe eksikliği, mali motivasyon eksikliği, ödeme geçikmesi, aletler/ekipman eksikliği, khat kullanımı, yönetici ile anlaşmazlık, uygulama sırasında çizim ve şartname değişimi, işçi sadakatsizliği, aynı işi yeniden yapma ve dar bir alanda çalışmak olarak bulunmuştur.
Yeni nesil kentsel dönüşüm üzerine bir araştırma; Antalya Kepez –Santral Mahallesi örneği
Tez kapsamında Antalya ili Kepez – Santral Mahallelerini kapsayan Büyükşehir Belediyesi mülkiyetindeki 1.374.460,00 m²'lik riskli alan ele alınmıştır. Hak sahiplerinin yıllardır süre gelen, mülkiyet sorunlarını, güvenlik, altyapı ve sosyal donatı eksikliklerinin çözülmesine yönelik çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalar 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında yasa başta olmak üzere, 775 sayılı Gecekondu Kanunu ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara ilişkin oluşturulan kanunlar kapsamında gerçekleştirilmiştir. Proje alanının sosyo – kültürel yapısını tespit etmek ve hak sahiplerinin projeden beklentilerini belirlemek için ikili görüşmeler gerçekleştirilmiş, anket çalışmaları yapılmıştır. İki mahalle muhtarının görüş ve önerileri dinlenmiştir. Büyükşehir Belediyesi'nce proje alanının mevcut durum bilgisi temin edilmiştir. Proje alanı ve yakın çevresinde yer alan, benzer hedef kitlesine sahip, projenin rakibi olabilecek nitelikte olan konut, ticaret, ofis, perakende mağaza ve otel projelerinin pazar araştırması yapılmıştır. En iyi ve En verimli kullanıma esas olabilmesi GZFT analizi proje alanının güçlü ve zayıf yönleri, iç ve dış çevreden oluşabilecek fırsat ve tehditleri saptanmıştır. Bu çalışmalar doğrultusunda oluşturulan kentsel tasarım projesi ile 3265 hak sahibinin %98.68 ile uzlaşı süreci gerçekleşmiştir. Bu uzlaşı oranı ile Türkiye'deki tek örnek olmasındaki en önemli faktörler araştırılmış ve bu kapsamda yapılacak olan benzer çalışmalara yol gösterici olması hedeflenmiştir.
İnşaat projelerinde kazanılmış değer analizi ile prımavera p6 destekli maliyet kontrolü ve bir uygulama
İnşaat projelerinde; maliyet yönetimi, performans değerlendirme ve proje kontrolünün vazgeçilmez bir parçası haline gelen Maliyet Kontrolü, önceden belirlenmiş maliyet hedefleri ile yapım aşamasında gerçekleşen tutarların birbiri ile karşılaştırılmasını ifade eder. Bir projenin iş sonunda planlanan maliyet ile bitirilmesi; iş programı boyunca ilerlemelerin düzenli takibi, raporlanması ve performans gösterge ve ölçütlerinin sürekli ölçülmesi süreçlerinin başarı ile tamamlanmasına bağlıdır. Planlama Teorisi ile performans izleme ve takip sistemleri bir projenin maliyet kontrolünün yerine getirilmesinde kilit öneme sahiptir. Kazanılmış Değer Yönetimi; bir proje performans izleme, maliyet yönetim ve maliyet kontrol aracı olarak bu konudaki temel sorunlara çözüm bulan kullanışlı tekniklerden biridir. İnşaat projelerinin maliyet yönetimi ve maliyet kontrolü günümüzde artık bilgisayarlar, bilgisayarlarda çalışan yazılımlar ve paket programlar aracılığı ile yapılmaktadır. Primavera P6 inşaat sektörü açısından bu programların en önde gelenlerinden biridir. Bu program; maliyetlerin dizinlenmesinde, atanmasında ve Kazanılmış Değer Analizi aracılığı ile kontrol edilmesinde oldukça yararlı bir araçtır. Bu tez çalışmasında Kazanılmış Değer Yönetimi, Primavera P6 programı kullanılarak Rusya Federasyonu'nda 2016–2018 yılları arasında gerçekleştirilen bir alışveriş merkezi yapım işine uygulanmış, elde edilen sonuçlar listelenmiş ve bulgular tartışılmıştır. Çalışmada öncelikle maliyet ve bütçe kavramları inşaat mühendisliği disiplini ve yapım yönetimi alanının bakış açısı ile incelenmiş; Kazanılmış Değer Yönetiminin inşaat sektöründeki kullanımına ve Primavera P6 (v.16) programının temel işlevsel özelliklerine değinilmiştir. Kazanılmış Değer Yönetimi; uygulama aşamasında, kendi teorisine uygun bir organizasyon şeması ile aktörleri ve iş akış şemaları tanımlanmış süreç yönetimine ihtiyaç duyar. Dolayısıyla, Kazanılmış Değer Yönetimi metodunun ancak yönetimsel bir model eşliğinde uygulanabildiği söylenebilir. Bu çalışma, Kazanılmış Değer Yönetimi'nin kurumsal bir şirkette Primavera P6 programı aracılığı ile uygulanabilmesini mümkün kılan süreç yönetimine dayalı bir model ile bu modele uygulanacak kurumsal yapılanmayı önermektedir. İnşaat sektöründe; özellikle uluslararası inşaat projelerinde Primavera P6 programının "Kazanılmış Değer Analizi ile Maliyet Kontrolü" aracı olarak kullanımı oldukça yaygın olmasına rağmen akademide bu alanla ilgili bir derlemeye ya da vaka incelemesine rastlanmamıştır ve bu çalışmanın bu konuda literatürde bulunan eksiğin giderilmesine katkı sağlaması amaçlanmıştır.
An exploration of the extent, use and success in the application of building information modelling (BIM) in the Turkish construction sector
Yapı Bilgi Modellemesi (YBM), inşaat sektöründeki birçok zorluğun üstesinden gelebilecek modern bir araç olarak ortaya çıkmıştır. İnşaat sektöründe birçok firma YBM'yi modern bir çalışma sistemi olarak görmüş ve YBM araçlarını kullanmıştır; ancak bazı firmalar için YBM bir takım soru işaretleri oluşturmuştur: YBM nedir? YBM bir araç mı yoksa bir süreç midir? Hangi tür ve boyutta firmalar YBM'den yararlanabilirler? Bu yüksek lisans tezinin içeriği belirtilen sorular üzerinden sekilenmiştir. Bu çalışmada, YBM'yi öncelikli olarak benimseyen ve uygulayanlar grubuna dâhil edilebilecek olan Türk inşaat firmalarını incelenmiş ve aynı firmaların YBM uygulamalarını edindikten sonraki yıllarda performanslarının maliyet, teslimat süresi ve kalite açısından ne ölçüde değiştiği araştırılmıştır. Bu araştırmanın öncelikli amacı, Yapı Bilgi Modellemesinin Türkiye'deki inşaat projelerinin maliyet, teslimat süresi ve kalite kriterleri açısından başarı elde etmede etkili olup olmadığının incelemesidir. Çalışmanın sağlayacağı ikinci kazanım ise, YBM'nin Türk inşaat sektöründeki uygulamalarının yaygınlığı ve kapsamı üzerine araştırmalar olmuştur. Son on yılda YBM sisteminin uygulandığı inşaat projeleri incelenmiş ve YBM'nin bu projelerin başarı ile tamamlanmasına maliyet, teslimat süresi ve kalite açısından ne derece fayda sağladığı araştırılmıştır. Veriler, Yapı Bilgi Modellemesi (YBM) araştırmacıları ve YBM uzmanlarının görüşmeleriyle elde edilmiştir. Araştırma bulguları, YBM'nin benimseme zorluklarına rağmen büyük bir başarı gösterdiğini ortaya koymuştur.
Türkiye'de kentsel dönüşüm süreçlerinde sürdürülebilirlik ve maliyet ilişkisinin incelenmesi: Antalya ili örneği
Tarih boyunca kentler değişim ve gelişimlere uğrayarak günümüze kadar gelmiştir. Kentlerin bu süreçte değişime uğrama nedenlerinin başında; afetler, olağandışı durumlar, savaşlar, sanayinin ilerlemesi, nüfus artışı gibi etkenler yer almaktadır. Kentlerin geçirdiği bu değişim ve gelişimlerin bir sonucu olarak ise ortaya "Kentsel Dönüşüm" kavramı çıkmıştır. Kentsel dönüşüm, zaman içerisinde eskimiş, değer kaybına uğramış binaların çevrenin sosyal gelişimi de göz önünde bulundurularak yeniden tasarımı ve inşası olarak ifade edilebilir. Gerçek anlamda bir kentsel dönüşümden söz edebilmek adına parsel bazlı değil ada bazlı dönüşümler ve bu dönüşüm uygulamalarının çevreye, insan sağlığına minimum zarar hedeflenerek gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Doğaya olan zararı minimum, ekonomik ve sağlıklı bir yapıdan söz ederken bütün bu kavramların bileşkesi olarak sürdürülebilirlik kavramı karşımıza çıkmaktadır. Sürdürülebilirliğin inşaat sektöründe kullanımı çevresel etkileri sıfırlanmış, sağlıklı ve ekonomik yapılar anlamına gelmektedir. İnşaat sektörünün de konuya olan ilgisi ve ihtiyacı doğrultusunda sürdürülebilir bina tasarımları günümüzde sektörün olmazsa olmazları arasına girmiştir. Çalışmaya göre, Antalya ili kentsel dönüşüm projelerinde yer alan yapıların, sürdürülebilir binalar olarak tasarımının gerçekleştirilmesi sonucunda ortaya çıkacak yapım maliyetleri incelenecektir. Araştırma için Antalya ili Kepez-Santral mahallesi kentsel dönüşüm projesi incelenerek, projede yer alan örnek bir blok için sürdürülebilir malzemelerle tasarımının gerçekleşmesi durumunda oluşacak maliyet artışı araştırılacaktır. Çalışmanın, kentsel dönüşüm projelerinde sürdürülebilirlik uygulamaları için sektöre ve akademiye katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Türkiye'de inşaat sektöründe, vekalet sözleşmesikapsamında şantiye şefinin hukuki, cezai ve idarisorumluluğu üzerine bir araştırma
İnşaat Mühendisliği kurucu mühendisliklerin en büyüğü olarak tanımlanmaktadır. Gerek içerdiği anabilim dalının diğer pek çok bilim dalından fazla olması gerekse iş kalemlerinin fazla olmasından dolayı iyi bir şantiye yöneticisinin pek çok konuya hakim olması fiilen kendisinden beklenemeyecek ise de bu çalışmanın devamında ayrıntısıyla anlatılacağı üzere hukuken kendisinden beklenmektedir. Bu beklenti safiyane bir beklenti olmayıp hukuki, cezai ve idari bir çok yaptırımı da içerisinde barındırmaktadır. Gerek yapılan işin ekonomik ve fiziki büyüklüğü gerekse karmaşıklığı bir kişinin kapasitesinin üzerinde mesai harcanmasını gerektirmektedir. Ancak şantiye yönetiminin tek elden yürütülmesi, ekipler arasındaki senkronizasyon gereğinin, bütçenin tek elden yönetilmesinin, sorumluluk sahibinin belirli olması gerekmesinin, idareye- alt yüklenicilere- mal sahibine- çalışanlara karşı tek bir muhattap olmasının fiilen zorunlu olmasının bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Kolaylıkla anlaşılacağı üzere vekil mühendisin şantiye içerisinde çeşitli sebeplerden kaynaklanan bir çok sorumluluğu olacaktır. Bunların herbirinin incelenmesi şüphesiz ki bu seminer çalışmasının kapasitesinin çok üzerinde bir hacme sahip olacağından çalışmada durum örnekleme yoluyla anlatılmaya çalışılacak, somut olaylar hakkında Yargıtay kararları bilginize sunulacaktır. Bu fırsatla gerek konu seçiminde gerekse Tez çalışmalarım sırasında kısıtlı zamanınında yardımlarını esirgemeyerek ilgisini esirgemeyen hocam Prof. Dr. Aynur KAZAZ' a teşekkürlerimi sunuyorum.
Yeşil çatı sistemlerinin enerji verimliliğine etkisinin ölçülmesi üzerine bir araştırma: Tahran örneği
Kentler, geçmişten günümüze insanoğluna ev sahipliği yapan, zaman içinde sanayileşme, teknolojik gelişmeler ve sosyal değişimlersonucu yoğun nüfusa sahip yerleşim yerlerine dönüşmüştür. Kentler, çevreye olan olumsuz etkileriyle enerjinin yoğun tüketildiği, yapısında çok fazla ısı ada barındıran, tarımsal etkinliğin yapılmadığı, etkilenen ve etkileyen sosyal yapılardır. Günümüzdeki kentlerin sahip olduğu alanların çoğunluğu geçirimsiz yapısal yüzeylerden oluşmaktadır. Bu durum; suyun doğal döngüsünü bozan bir yapıya sahiptir. İnsanoğlunun modern temel yaşam alanı olan kentler; insanı, yaşamı ve dünyayı tehdit eder hale gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, step iklimine sahip olan Tahran'da, örnek bir çatı uygulamasında, yapılan ölçümler yardımıyla, Tahran koşullarında yeşil çatı sistemlerinin enerji verimliliğine etkileri incelenmiştir. Bu amaçla, son yıllarda İran'da uygulanan birkaç proje incelenerek yeşil çatıların önemi; ekolojik, ekonomik ve sosyal ön plana çıkan yanları, yeşil çatı teknolojisi önündeki engeller, politikalar, kentin ekosistem üzerindeki baskı faktörleri incelenmiştir. Bu çalışma, başlıca iki yönde genel bir bakış sunar; yeşil çatı sistemlerinin kentlerdeki enerji verimliliği ve kentteki önemli etkilerini tartışmaktadır. Çalışma, literatür taraması ve Tahran'da yapılan bir uygulama ile ilgili verilere dayanmaktadır. Bu bağlamda, bugüne kadar yapılan araştırmalar, araştırmaların sayısal girdileri ve bulgularından yararlanılmıştır. Bunu yaparken, yeşil çatıların bölgesel özelliklerine özel bir önem verilmiştir. Bu çalışma sonucu elde edilen sonuçlara göre, Tahran gibi mega kentlerde yeşil çatı alanların tasarlanması ve uygulanması, bununda devlet politikası olarak teşvik edilmesi kent ve geleceği açısından hava kirliliği, enerji verimliliği ve çevreye olumlu etkileri, dünya bağlamında ise küresel ısınma ve iklim değişikliği sorunlarına karşı bir çözüm önerisi olarak görülmektedir.
İnşaat projelerinde çalışanların risk yönetimi ve risk azaltıcı tedbirler karşısındaki tutumları: Antalya örneği
İnşaat projeleri ile ilgili risk yönetimi ve risk azaltıcı tedbirlere yönelik yapılan çalışmalar daha çok yüklenici ve işverenler için, maliyet, süre ve kalite açısından ele alınmıştır. Projelerin büyümesi ve daha karmaşık hale gelmesi ile birlikte inşaat projelerinde çalışanların risk ve risk azaltıcı tedbirlere yönelik tutumlarının belirlenmesi, ortaya çıkabilecek risklerin azaltılması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada; risk, proje risk yönetimi, inşaat projelerinde risk yönetimi ve risk azaltıcı tedbirler hakkında kısa bilgiler verilerek, Antalya'da inşaat projelerinde çalışanların, risk yönetimi ve risk azaltıcı tedbirler karşısındaki tutumları araştırılmış ve anket yöntemi ile Likert tipi tutum ölçeği kullanılarak, SPSS 20 programında analizler yapılarak sektöre katkı sunulmaya çalışılmıştır.
Yapı bilgi sisteminin (YBS) Türk inşaat sektöründe verimliliğe etkisi: Simülasyon çözümleri
YBS, (Yapı Bilgi Sistemi /Building Information Modeling) yaşam döngüsü boyunca bir yapı veya tesisin kendisine ve/veya projesine ait birbiriyle ilişkili bilgilerin oluşturulması ve faydaya dönüştürülmesi sürecidir. Farklı disiplinlerle ortak çalışma alanı olan inşaat sektörü anlık dikkatsizliklerin, çok büyük ve geri dönülemez sorunlara sebep olabileceği, yapılan küçük hataların büyük tehditlere ve maddi, manevi zararlara neden olabileceği bir sektördür. Bu durum sürekli gelişim, sistem kontrolü ve yönetim işleyişi üzerindeki düzenlemeleri kaçınılmaz hale getirmektedir. Mimarlıkta ve mühendislikte alışılmış tasarım sistemlerinden başlayarak bugüne kadar üretilen teknolojik araç ve gereçler birçok imkânı da beraberinde getirmektedir. Bilgisayar destekli tasarım kavramının mimarlığa girmesiyle ortaya çıkan yeni olanaklar çoğu açıdan mevcut maddi ve manevi zarar koşullarını da değiştirmektedir. Bu çalışmada, alışılmış bilgisayar tabanlı tasarım sistemlerinden Yapı Bilgi Sistemine (YBS) geçişte tasarım aşamasında ortaya çıkan zorluklar tespit edilecek ve çözüm önerilerinde bulunulacaktır. Belirlenen problemlerin çözümlerinin yine yapı bilgi sistemleri çerçevesinde bulunabileceği düşüncesinden yola çıkarak, gelecekteki süreçte de bu teknolojinin mimarlıkta ve inşaat endüstrisinin tamamında daha da yaygın olarak kullanılacağı söylenebilir. Bu nedenle bu çalışma; Yapı Bilgi sisteminin (YBS) uygulama aşamasında nasıl kullanılacağını ve nasıl kolaylıklar sağlayacağını açıklayacak ve bu durum bir simülasyon sistemi ile desteklenecektir. Ayrıca; Türk inşaat sektörü için bu boşluğu dolduracak olan bir çalışma olma niteliğini taşıyacaktır.