Theses supervised by Prof. Dr. Hüseyin Sabri Alanyalı
10 theses · Anadolu University
Side Tykhe Tapınağı
Bu tezin konusunu Pamphylia bölgesinde yer alan Side antik kentinde bulunan Tykhe Tapınağı'nın arkeolojik veriler ışığında detaylı incelenmesi oluşturmaktadır. Tez beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm tezin giriş bölümüdür. İkinci bölümde Pamphylia Bölgesi ve Side Kenti'nin coğrafi konumları Side şehri, şehrin tarihçesi ve şehirde yapılan araştırmaların tarihçesinden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde Tykhe Tapınağı'nın konumu ve çevresinden bahsedilmiş, tapınak üzerine yapılan ilk araştırmalar anlatılmış ve modern bilimsel araştırmalardan bahsedilmiştir. Ayrıca tapınağın mimarisi detaylı olarak ele alınmış, yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen verilerden yararlanarak tapınağın tarihlendirilmesi yapılmış ve Side Kenti'ndeki Tykhe kültünden bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde ise Yunan ve Roma mimarilerinde dairesel planlı yapıların bilinen örnekleri ele alınmış ve bu örnekler ile Side Tykhe Tapınağı'nın mimari ve işlevsel olarak karşılaştırması yapılmıştır. Beşinci ve son bölüm ise çalışmanın sonuç bölümüdür. Bu bölümde tezin konusu üzerine genel bir değerlendirme yapılmış ve son araştırmalar sonucunda elde edilen bilgiler değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Pamphylia, Side, Tyche Tapınağı, Roma Mimarisi
Side Agora-Tiyatro kompleksi
Doğu Akdeniz'deki konumu nedeniyle Pamphylia Bölgesi, Yunanistan, Ege Adaları, Kıbrıs, Suriye, Fenike ve Mısır arasındaki deniz taşımacılığı ve ticareti için vazgeçilmez bir durak noktası olmuştur. Güzergahta belirleyici faktör, ticaretin gerçekleşeceği limanlardır. Bu nedenle, bir liman kenti olan Side, ihraç malları ve köle ticareti sayesinde Pamphylia bölgesindeki en önemli ticaret merkezlerinden biri haline gelmiştir. Bu durum Side'nin kent mimarisine de yansımış, anıtsal yapıların oluşturulabilmesine zemin hazırlamıştır. Side, şehircilik açısından değerlendirildiğinde, şehir merkezindeki agora ve tiyatro yapıları, kentin ticaret boyutunun ne kadar büyük olabileceği konusunda ipucu vermektedir. Side agora ve tiyatro yapıları göz önüne alındığında, iki bağımsız yapı olarak değil, bir yapı kompleksi adı altında değerlendirilmeleri gerekmektedir. Agora-Tiyatro kompleksi olarak adlandırılan "kompleks" kelimesinin anlamı, birbirine bağlı ve birbiriyle ilişkili olan ve birden fazla parçadan oluşan bir olgu olarak kabul edilmelidir. Bu nedenle, Side'deki agoranın ve tiyatronun genel kompozisyonu bir "yapı kompleksi" adı altında değerlendirilmelidir. Bu özellik sayesinde Side Agora-Tiyatro Kompleksi, Roma Dönemi Kompleks Binaları arasında eşsiz bir konumda yer almaktadır.
Antik Side şehir planlamacılığında yol ağ sistemi
Jeopolitik konumu sayesinde Side, tarih boyunca Pamphylia Bölgesi'nin en önemli yerleşimlerinden biri olmuştur. Side'nin Roma Erken İmparatorluk Dönemi öncesine ilişkin bilgilerimiz sınırlı olsa da, kesin olarak tespiti yapılabilen ilk şehir planlamasının MS 1. yüzyılla beraber oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Bu süreç içerisinde, kamusal ve dini yapılar başta olmak üzere, kentteki yol ağlarının inşa edildiği ya da yeniden düzenlendiği görülür. MS 2. yüzyıl içerisinde inşa edilen anıtsal boyutlardaki kamu yapıları nedeniyle, kent planlamasının yeniden gözden geçirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu dönemde ana caddenin güzergahında değişikliğe gidilmiştir. Ayrıca, MS 2. yüzyıl kamusal yapılarına ulaşım sağlayan caddeler de, bu süreç içerisinde inşa edilmiştir. MS 5.-6. yüzyıllarla beraber caddeler yeniden elden geçirilerek, kentteki önemli Bizans yapılarına ulaşım sağlamak için kullanılmıştır. MS 7. yüzyılda kente gerçekleştirilen muhtemel Sasani ve Arap saldırıları sonrasında nüfusun da azalmasıyla birlikte, bu süreçte caddelerin eskisi kadar aktif bir şekilde kullanılmadığı düşünülmektedir.
Karşılaştırmalı Yunan Pers sanatı
Büyük Kyros'un MÖ 546 yılında Lydia'yı işgali ve başkent Sardeis'i ele geçrimesi ile başlayan Anadolu'daki Pers egemenliği Makedonyalı Büyük İskender'in Pers kralı III. Dareios'u MÖ 333'te İssos Savaşı'nda yenilgiye uğratması ile yaklaşık iki yüz yıl sürmüş ve bu dönem Anadolu'da "Pers Dönemi" ya da "Akhaemenid Dönemi" olarak adlandırılmıştır. Çalışmanın başlığı olan Karşılaştırmalı Yunan ve Pers Sanatının esas konusu bu dönemleri kapsayan ve birbirleri ile etkileşim içerisinde olan bu iki büyük kültür ve uygarlığın üretmiş olduğu maddi kültür ve dolayısı ile sanatsal çıktılarını değerlendirerek bir karşılaştırma yapmaktır. Bu çalışmada Yunan sanatı, Anadolu sanatı ve Pers sanatı mümkün olduğunca ait oldukları coğrafya içerisindeki Anıtsal alanlardaki mimari yapılar, heykeltıraşlık eserleri ve küçük buluntular değerlendirilerek bir sonuca varılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın ulaştığı en önemli sonuçlardan bir tanesi özellikle Yunan karasında Akropolis üzerinde Parthenon tapınağı friz kabartmaları ile Persepolis Apadana kabartmalarının fonksiyonel olarak bir imparatorluk imgesini temsil etmeleridir. Bu durumda Parthenon kabartmalarının kompozisyon olarak Apadana kabartmalarını örnek almış olması muhtemeldir. Anadolu'da ise Pers egemenliği ile birlikte görülen yeni imparatorluk sanatı özellikle Yunan algısında sanatçıların bakış açılarını değiştirmiş ve bu Attika vazo resimlerine Yunanlıların gözünde Pers ikonografilerini yansıtmaları ile yeni bir boyut kazanmıştır. Pers İmparatorluk sanatının Anadolu coğrafyasına yansıması ise Pers satrap ve üst yöneticileri aracılığı ile olmuştur. Yerel Anadolu sanatına Pers sanat unsurlarının eklenmesi Anadolu-Pers, Yunan sanat unsurlarının eklenmesi ise Greko-Pers sanatı olarak değerlendirilmektedir. Anahtar Sözcükler: Yunan sanatı, Pers sanatı, Anadolu Pers sanatı, Persepolis, Pasargadae
Roma kentinde augustus dönemi sanatsal propaganda
Tarihi çağlar boyunca, imparatorlar, krallar ve liderler, politik güçlerini arttırabilmek için, propaganda araçlarını kullanmışlardır. Halkın çoğunluğunu etkisi altına alabilecek ideolojik kavramlar, propaganda sanatının içeriğini belirlemiştir. Propaganda sanatının temeline ise tarihi kahramanlar, dini kavramlar, başarılı bir lider figürü oturtularak, propagandanın hizmet ettiği yönetici ve ideolojisi yüceltilmeye çalışılmıştır. Günümüzde, yapılacak olan propaganda, medya ve bilişim ağları sayesinde çok hızlı bir şekilde büyük kitlelere ulaşabilmektedir. Antik çağlarda kullanılan kitle iletişim araçları ise mimari eserler, heykeltıraşlık eserleri, edebi eserler ve sikkelerdir. Halkın büyük bir kısmının görüp, etkilenebileceği şekilde tasarlanmış olan sanat eserleri, ideolojik propagandanın göz önünde olmasını sağlamıştır. Augustus, ideolojik propagandasının temellerini Roma kentinde atmıştır. Augustus, tarihi efsaneler ve dini kavramlar etrafında şekillendirdiği propagandasını, tüm detayları ile tasarlamıştır. Augustus kendi kült programını yayabilmek ve kabul görmesi için sanat eserlerini araç olarak kullanmıştır. Bu programı hayata geçirirken insanların çekinmemesi ve güvenle yaklaşması için yavaş ve sağlam adımlarla ilerlemiştir. Augustus döneminde oluşturulan propaganda öyle etkili olmuştur ki Roma İmparatorluk Dönemi ve sonralarında, Augustus'un ayak izleri takip edilmeye çalışılmıştır. Augustus propagandasını anlamak için Roma kentine bakmamız gerektiği gibi Roma İmparatorluk Dönemi ve sonrasına açılan kapının anahtarı da Augustus'un ellerindedir. Anahtar Sözcükler: Augustus, Sanatsal Propaganda, Roma, Roma İmparatorluk Dönemi.
Nemrut Dağı Doğu-Batı sentezi
Bu yüksek lisans tez çalışmasında, Kommagene Krallığı'nın Pers ve Helen dünyalarına ait maddi ve manevi öğelerin kullanılış biçimleri incelenmiştir. Geç Helenistik Dönem' in en önemli kült merkezlerinden olan Nemrut Dağı yaptığımız incelemenin merkezinde tutulmuştur. Nemrut Dağı'nda bulunan her iki dünyaya ait öğelerin kökenlerinin tespiti için araştırmalar yapılmıştır. Pers ve Helen öğelerinin dışında, bölgede uzun yıllardır süre gelen yerel kültüründe I. Antiokhos üzerindeki etkisi saptanmaya çalışılmıştır. Tez kapsamında, kaynaklar aracılığı ile yapılan bütün araştırmaların sonunda, Anadolu coğrafyasının sahip olduğu kültürel zenginlik, çevresindeki diğer toplumlardan farklı olarak I. Antiokhos'un düşüncesine nasıl etki ettiği, genel ve özgün düşünceler ile aktarılmıştır. Anahtar Sözcükler: Kommagene Krallığı, Pers, Helen, I. Antiokhos, Sanat, Din
Yenikapı kazı buluntuları ışığında antik gemilerdeki arma ve donanım malzemelerinin gelişimi
İstanbul'da iki ayrı raylı toplu taşıma projesi olan Metro ve Marmaray birleşme istasyonları, günümüzde dolmuş olan Theodosius Limanı'nın bulunduğu Yenikapı semtinde inşa edilmiştir. Bu istasyon kompleksinin inşası için İstanbul Arkeoloji Müzeleri başkanlığında, 2004-2014 yılları arasında yapılan kurtarma kazılarında bulunan oldukça fazla sayıdaki buluntu içerisinde antik gemilerin kullandıkları arma ve donanımlara ait pek çok parçalar da yer almaktadır. Bu çalışmada, Yenikapı Kazıları'nda bulunmuş olan arma ve donanımlara ait parçalar ile seyir güvenliğine dair ekipman buluntuları incelenerek belgelemesi yapılmıştır. İlk keşfinden Orta Çağ'a kadar antik gemilerin kullandıkları, yelkenle ve seyir güvenliği ile ilgili ekipmanların ve sistemlerin nasıl bir değişim ve gelişim gösterdiği, Yenikapı Kazıları'nda bulunmuş bu konu ile ilgili parçaların incelenmesi ile elde edilen veriler ışığında karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir.
Anadolu'da Roma döneminde tiyatro ve stadion ilişkisi
Tiyatro ve stadion yapıları Anadolu kentlerinde Helenistik Dönemde yapılmaya başlanmıştır. Plan ve tasarım bakımından farklı özellikler taşımakla birlikte, Romalıların kendilerine özgü mimari propagandasıyla Anadolu kentlerinde gelişim göstermiştir. Anadolu Roma şehircilik anlayışında kutsal alanla bağlantılı ana cadde, genel olarak kutsal yol niteliğindedir. Tiyatro ve stadion yapıları bu caddenin etrafına konumlandırılmış ya da bu cadde ile ilişkilendirilmiştir. Tiyatro ve stadion yapılarının plan ve konum olarak gelişmişlik düzeyi kentlerde düzenlenen agon, bütçe, ulaşım ve topografik nedenlere bağlıdır. Tiyatro ve stadion ilişkisi kentlerde düzenlenen festival kapsamında yapılan, tören alaylarının geçiş rotasına öneri getirilerek kurulmuştur. İtalya Roma'da İmparatorluk Dönemi'nde yapılan zafer alaylarının toplanma noktası Campus Martius'da başlar ve Circus Maximus'u da içerisine alan rota Iupiter Tapınağı'nda sonlanırdı. Roma Dönemi'nde bu ilişki Anadolu'da her iki yapıya sahip olan kentler içerisinde farklılık göstermektedir. Ionia'da epigrafik buluntularda kült adına yapılan tören alayının Ephesos örneğinde Artemis Kutsal Alanı'nda başlayan tören, kente ilerleyerek, tiyatro ve stadionu rotaya dahil eder, tekrar geldiği noktaya dönerdi. Tiyatro ve stadion yapılarında yapısal ilişki bağlamında kompleks olarak tasarlanan örnekler karşımıza çıkmaktadır. Anadolu dışında kompleks yapılar içerisinde başlıca örnek Dodona Tiyatro - Stadionudur. Anadolu'da Aizanoi ve Sardes Tiyatro - Stadionu önemli kompleks tasarımlardır. Roma Dönemi Anadolu kentlerinde her iki yapının bulunduğu kent sayısı fazladır.
Anadolu'da Roma dönemi tiyatrolarında sahne frizleri
İlk Yunan Tiyatrosunun MÖ 5 ve 4. yy. arasında Yunanistan'da ortaya çıktığı belirtilmektedir. Yunan tiyatrosunun nasıl doğup geliştiği konusunda iki görüş bulunmaktadır. Birinci görüşe göre, Dionysos'un ölümü ile yeniden doğuşu için yapılan törenler, her yıl tekrarlanarak gelişmiş Yunan trajedisini (tragedya) ortaya çıkarmıştır. İkinci görüşe göre ise, Yunan tiyatro oyunlarının kaynağını Dionysos için yapılan şenliklere değil, tanrısallaştırılmış kahramanlar için yapılan kutlamalara bağlanmaktadır. Bunun bir yansıması olarak pekçok tiyatronun sahne binalarını süsleyen Dionysos frizleri örnek gösterilebilir. Tiyatroların sahne binalarındaki mimari bezeme unsurları, yöresel anlayış ve Roma'ya özgü sanatsal üsluplarla harmanlanıp, zenginlik, estetik ve görsellik ön planda tutulmuştur. Küçük Asya tiyatroları Yunan, Roma ve Anadolu kültürlerinin bir araya gelerek sentezlendiği, görkemli kabartmaları ile mimari dekorasyonun bütünlük kazandığı hem kutsal hem de kamusal bir yapı olarak karşımıza çıkarlar. Roma Dönemi kent panteonunda bulunan, yerel tanrı ve kültler, tiyatroların sahne binasındaki frizlerde tasvir edilerek önem kazandırılmıştır. Bu figürlerin sahne binasında kullanılması düzenlenen etkinliklerde tiyatronun bir istasyon olarak kullanıldığını vurgulamaktadır. Çalışma kapsamında ele aldığım kentlerdeki (Ephesos, Hierapolis, Nysa, Milet, Perge, Side) dinsel, siyasi ve yerel unsurlar göz önünde bulundurularak bu kentlerin tiyatrolarının sahne binalarında işlenen konuların ve figürlerin aslında neyi temsil ettikleri ve kent ile olan bağlantıları tespit edilerek, stilistik, ikonografik ve anlam olarak yorumlaması yapılmıştır.
Side M yapısı
Pamphylia Bölgesindeki Side antik kenti içerisinde yer alan ve literatüre M Yapısı olarak geçen yapı üzerinde yürütülen çalışmalar tezin ana temasını oluşturmaktadır. Söz konusu bu çalışma yapının mimarisi üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu bakımdan yapının mimarlık tarihi içerisindeki yeri; plan özellikleri, restitüsyonu, kazılar ve mimari bezemenin sınıflandırılması ile oluşturulan tarihlendirmeye bağlı olarak irdelenmiştir. Çalışmada yapı evreleri ve bu evrelerin mimarideki yansımaları farklı başlıklar altında ele alınmıştır. Çalışmanın ulaştığı önemli sonuçlardan biri yapının bir gymnasium olduğunun tespit edilmiş olmasıdır. Ayrıca söz konusu gymnasiumun güneyinde yer alan başka bir yapı ile de bağlantısı ortaya çıkarılmış, böylece literatürde M Yapısı olarak incelenen yapının aslında bir hamam-gymnasium yapı kompleksi olduğu kesin olarak ortaya konmuştur. Yaklaşık 70 x 90 m ölçülerindeki bir Geç Hadrianus – Erken Antonin yapısı olan gymnasiumun doğu kısa kenarında tercih edilen özel mekânlar yapının ayrıcalıklı alanları olarak öne çıkmaktadır. Bahsi edilen mekânlardan merkezde yer alan ve imparator onurlandırma salonu olarak isimlendirilen kısım iki katlı aediculalı cephe mimarisi ile dikkat çekmektedir. Çalışmada mekânın cephe düzenlemesinin Side'deki Vespasianus Anıtı olarak isimlendirilen yapıdan etkilendiği, kendinden sonra Aspendos'taki tiyatronun sahne binasına ait cephe düzenlemesini etkilediği önerilmektedir. Bu bakımdan aediculalı cephe düzenlemesinin Hadrianus Döneminden Antoninler Dönemine geçişin mimari unsurlarını yansıttığı üzerinde durulmuştur. Plan bakımından incelendiğinde ise tipik bir hamam-gymnasium yapısı olarak ortaya çıkan düzenlemenin Pamphylia Bölgesi ve diğer Roma coğrafyası içerisindeki dağılımı araştırılmıştır. Yapının MS 130 – 150 yılları arasında inşa edildiği ve kullanımının 7. yüzyıl başında son bulduğu çalışma sonucunda elde edilen bir diğer önemli sonuçtur. Yürütülen çalışmalarda yaklaşık 450 yıllık kullanım periyodunu açıklığa kavuşturan 6 evre belgelenmiştir. Yapının ayakta kaldığı süre boyunca geçirdiği onarım ve yeni eklemeler çalışma içerisinde detaylı olarak ele alınmış, bununla birlikte yapının kentin şehirciliği içerisindeki yeri ve önemi ayrıca irdelenmiştir.