Theses supervised by Prof. Dr. Hilmi Kırlıoğlu

10 theses · Sakarya University

Master'sOpen AccessTR

Finansal kiralama işlemleri ve muhasebeleştirilmesi

Leasing dünyada yaygın olarak kullanılan bir mali araçtır; özellikle 1950'den sonra önemli gelişme göstermiştir. Finansal kiralama; belirli bir süreç için kiralayan ve kiracı arasında düzenlenen, üreticiden kiracı tarafından seçilerek, kiralayan tarafından satın alınan malın mülkiyetini kiralayanda, kullanımını ise kiracıda bırakan bir anlaşmadır.Finansal kiralama, yüksek maliyetli krediler nedeniyle finansman sıkıntısı çeken işletmelerin ihtiyaç duyduğu fon sıkıntılarının giderilmesinde ve yatırımların canlanmasında itici bir güç oluşturmaktadır.İşletmeler öz kaynakları ile işletmenin finansmanını sağlamak yerine dışkaynaklardan işletmenin sabit varlık yatırımını gerçekleştirmeyi tercih etmektedir. Bu da işletmelerin sabit varlık edinimlerinde alternatif finansman kaynağı olan finansal kiralama (leasing) konusunu oluşturmuştur. Leasing yoluyla sabit varlık kiralayan işletme, daha az kaynak ayırmak, borçlarını uzun vadeye yaymak ve bazı vergi avantajları gibi üstünlükler elde etmektedir.Ülkemizde finansal kiralama işlemlerinin muhasebeleştirilmesine yönelik ilkelerin temel kaynağını 10.06.1985 tarihli 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu ile 17 nolu Türkiye Muhasebe Standardı oluşturmaktadır.Bu çalışmanın amacı; finansal kiralamanın alternatif finans tekniklerine göre üstünlüklerini ortaya koymak ve finansal kiralama işlemlerinin muhasebeleştirilmesine ilişkin olarak kiracı ve kiralayan şirketin uygulaması gereken muhasebe politikalarını açıklamaktır.Çalışmanın ilk üç bölümünde literatür taramasının yanı sıra Yatırım Finansal Kiralama A.Ş. çalışanlarıyla kişisel görüşme yapılarak pratik bilgiler de edinilmiştir. Dördüncü bölümde ise finansal kiralama işlemlerinin muhasebeleştirilmesine yönelik bir uygulama çalışmasına yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Finansal Kiralama, Finansal Kiralama Kanunu, Finansal Kiralama İşlemlerinin Muhasebeleştirilmesi.

Finansal kiralamaMuhasebeMuhasebe işlemleri
Saadet Öztaş
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Devletin çevre korumaya yönelik işletmelere sağladığı finansal teşvikler: Bir uygulama

işletmeler bir çok alanda faaliyet gösterirlerken devlet teşviğinden yararlanmaktadırlar önemli bir sorun olan çevre sorunlarını gidermede devlet işletmelere önemli teşvik uygulamaları yapmaktadır ve böylelikle işletmeler önemli bir mali külfetten kurtularak faaliyetlerine devam etmektedirler

Devlet yardımıTeşviklerÇevre+3
Deniz Çeviker
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İç denetim ve kurumsal yönetim

İç denetim ve kurumsal yönetim kavramları son yıllarda önemi gittikçe artan kavramlar arasındadır.İç denetim, bir kurumun faaliyetlerini geliştirmek ve onlara değer katmak amacını güden bağımsız ve objektif bir güvence ve danışmanlık faaliyetidir.Kurumsal yönetim, bir işletmenin geleceğe yönelik hedefleri doğrultusunda daha sağlam adımlar atıp daha uzun ömürlü olabilmesi ve öncelikle, hissedarlarının, yatırımcılarının ve çalışanlarının olmak üzere tüm çıkar gruplarının haklarının korunması amacıyla gerçekleştirilen uygulamalar bütünüdür.Etkin bir kurumsal yönetim, etkin bir iç denetimi gerektirir. İç denetim, kurumsal yönetim anlayışının uygulanmasında ihtiyaç duyulan önemli bir araç durumundadır. Kurumsal yönetim ilkelerinin uygulanmasında iç denetim faaliyetinin rolü büyüktür. Güçlü ve etkin bir iç denetim, kurumsal yönetim anlayışının temel başarı faktörlerindendir.Bu çalışmanın amacı, iç denetim ve kurumsal yönetimin önemini, iç denetimin kurumsal yönetimdeki rolünü ve iç denetim sisteminin işletmelerin kurumsal yapıya geçişlerinde yaptığı katkıları açıklamaktır.Çalışma dört bölümden oluşmaktır. Çalışmada, geniş kapsamlı literatür taraması ve eleştirel kaynak incelemesine yer verilmiştir. Ayrıca çalışmanın son bölümünde, iç denetim ve kurumsal yönetim ile ilgili özel bir şirkette gerçekleştirilmiş olan uygulama çalışmasına yer verilmiştir.

DenetimKurumsal yönetimMuhasebe denetimi+1
Hande Küpçü
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Balık üretme işletmelerinde TMS 41 kapsamında ürün maliyetlerinin hesaplanması ve muhasebeleştirilmesi

Tarım sektörü insanların gıda ihtiyacını karşılaması, diğer sektörlere girdi sağlaması, ekonomik katma değer oluşturması ve istihdam yaratması nedeniyle her zaman önemini korumuştur. Tarım sektöründe yapılan tarımsal üretim kendi içerisinde; bitkisel üretim, hayvansal üretim, su ürünleri üretimi ve orman ürünleri üretimi olarak sınıflanmaktadır.Ülkemizin üç tarafının denizlerle çevrili olması, çok sayıda akarsu ve göle sahip olması tarımsal üretim içerisinde su ürünleri üretimini önemli hale getirmektedir. Su ürünleri üretimi denilince ilk akla gelen balıktır. Ülkemizde balık üretiminin önemli bir kısmı avcılıktan sağlanmaktadır. Ancak son zamanlarda kültür balıkçılığı faaliyetlerinde ve balık üretim işletmelerinin sayılarında önemli artışlar görülmektedir.Bu çalışmanın amacı, balık üretimi yapan işletmelerde TMS 41 çerçevesinde ürün maliyetlerinin hesaplanması ve maliyetlerin muhasebeleştirilmesidir. Bu bağlamda çalışmada; canlı bir varlık olan balıkların TMS 41 ve Türk Vergi Mevzuatı çerçevesinde aktife alınması, değerlemesi, amortismanı, kâr/zarar hesabı, devlet teşvikleri ile kamuya açıklanması gereken hususlara değinilmiştir. Daha sonra balık üretme işletmelerinde ürün maliyetlerinin hesaplanabilmesini sağlayan maliyet muhasebesi sistematiği açıklanarak ürün maliyetinin hesaplanması süreci ve muhasebe kayıtları varsayıma dayalı bir örnek üzerinde gösterilmiştir.Balık üretim işletmeleri temel olarak ikiye ayrılmaktadır. Birincisi; damızlık balıklardan yumurta alarak bunları kuluçkahanede belli aşamalardan geçirip yavru balık üreten işletmelerdir. Diğeri; yavru balıkları alıp havuz veya kafeslerde yemleyerek yetiştiren balık yetiştirme tesisleridir. Bu iki tür işlemi birlikte entegre olarak yapan işletmeler de mevcuttur. Kuluçkahanede üretim yapan işletmeler çalışmamızın kapsamını oluşturmaktadır. Balık yetiştirme tesisleri çalışmanın kapsamı dışındadır.Türkiye'de su ürünleri sektöründe kültür balıkçılığı faaliyetlerinin yeni yeni gelişmeye başlaması, balık üretimi yapan kuluçkahane sayısının az olması, bu az sayıdaki işletmenin de ürün maliyetlerini hesaplanması için gerekli olan verileri düzenli olarak tutmamaları, tutsalar dahi maliyete ilişkin verileri işletme dışından biriyle paylaşmaktan çekinmeleri çalışmanın kısıtlarını oluşturmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın uygulama kısmı örnek geliştirerek yapılmıştır.Çalışmada; balık üretme işletmelerine yönelik olarak Tekdüzen Hesap Planı'nın ve vergi mevzuatının yetersiz olduğu, söz konusu işletmelerin ürün maliyetlerinin hesaplanmasına önem vermediği, ancak TMS 41'in balık üretme işletmeleri için önemli bir gelişme olduğu ve etkin bir maliyet muhasebe sistemi ile ürün maliyetlerinin doğru bir şekilde belirlenebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, balık üretme işletmelerinin yarı mamul ? mamul ayrımı ve dönemsellik bağlamında özel hesap dönemi kullanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Balık çiftlikleriBalık üretimiBalıkçılık+7
Ahmet Gökgöz
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Müşteri firmanın yolsuzluk eylemi karşısında bağımsız denetçinin tutumu ve denetim firmalarına yönelik bir araştırma

Günümüzde finansal piyasaların gelişimi ile birlikte bilginin önemi giderek artmıştır. Fakat piyasalardaki artan rekabet, çoğalan işlemler vb. nedenlerle piyasa katılımcıları tarafından sunulan bilgilerin güvenilir olma özelliği azalmıştır. Güvenilir bilginin elde edilmesi ise bahse konu bilgilerin işletmenin iç bünyeleri dışında bağımsız, tarafsız, güven duyulan, yeterli mesleki tecrübeye sahip, uzman kişi veya kurumlarca belli standartlar dahilinde denetlenerek doğruluğunun incelenmesi ve elde edilen sonuçların rapora bağlanması ile sağlanır. Böylece bağımsız denetim ile sermaye piyasasında güven ortamı sağlanacak ve tasarruf sahiplerinin hak ve yararları korunacak.Bu çalışmada amaçlanan; denetçinin gerçekleri yansıtmayan beyan vermesine neden olan en önemli unsuru yani müşteri baskısının ortadan kaldırılmasını sağlayan varsayımlar ortaya koyabilmektir. Buna göre, oluşturulacak bir üst kurul bağımsız denetim şirketlerine ve bağımsız denetim yaptırmak zorunda olan şirketlere çeşitli standartlar getirmelidir. Hangi şirketin hangi denetim şirketince denetleneceği her yıl bu üst kurul tarafından belirlenmelidir. Ancak ücret yine denetlenen şirket tarafından ödenmelidir. Böylece ücretleri, denetlenen şirket tarafından ödenen bağımsız denetim şirketlerinin, müşteri kaybetme kaygısı ortadan kalkacaktır. Bu durumda denetim şirketi daha doğru ve güvenilir raporlar ortaya koyabilecektir.Üst kurul tarafından denetlenecek firmanın belirlenmesinden sonra, bağımsız denetim firması ve denetim yapılacak firma arasında etiğe uygun olmayan anlaşmalar gerçekleşebilir. Üst kurulun bu aşamada bu tarz anlaşmaların önüne geçebilmesi için kanuni yaptırımlar ortaya koyabilmesi ve denetim firması sahip ve çalışanlarının gelirlerinin ciddi bir şekilde takip altında tutulması önerilebilir.Çalışma dört ana bölümden oluşmaktadır; Çalışmamızın birinci bölümünde, denetim, denetçi, bağımsız denetim kavramları açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde, Türkiye'de bağımsız denetimle ilgili mevcut yasal düzenlemelerden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde, bağımsız denetimde etik, denetçinin bağımsızlığını zedeleyen durumlar, hata ve hile kavramı ve bunların önlenmesine yönelik düzenlemeler çeşitli örneklerle incelenmeye çalışılmıştır. Dördüncü bölümde ise, konuyla ilgili anket uygulaması yapılmıştır.

Aylin Gelen Kasapoğlu
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası muhasebe standardı-2 ile TMS-2 stoklar standardının karşılaştırılması

Çeşitli ülkelerdeki muhasebe standartlarındaki farklılıklar finansal bilgilerin karşılaştırılmasını zorlaştırmakta, fon toplanması sürecinde engel oluşturmakta, uluslar arası şirket alım-satım ve birleşmelerinde zorluklar yaşanmasına neden olmaktadır. Bütün bu olumsuzlukların ortadan kaldırılması, farklı muhasebe standartlarının birbiriyle uyumlu hale getirilmesi, tüm ülkelerde aynı muhasebe standartlarının uygulanması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu kapsamda, Uluslar arası Finansal Raporlama Standartları (UFRS)'nın ülkemizde uygulanması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Çok sayıda kullanıcı tarafından ekonomik kararlarda faydalı olacak şekilde bir işletmenin finansal durumu, performansı ve nakit akışları hakkında bilgi sağlamak amacıyla UFRS çalışmaları yapılmıştır. Finansal verileri kullananlar için UFRS, aynı muhasebe çerçevesini kullanabilecekleri için bir fırsat olacak ve finansal bilgileri uluslar arası olarak karşılaştırabilecekleri için yarar sağlanacaktır.Bu çalışmada UFRS'nin tanıtımı, oluşumu, tarihi gelişimi, dünyada ve ülkemizdeki uygulaması üzerinde durulmuştur. Bu çalışmayla; UFRS'nin ülkemizde öneminin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunmak ve ülkemiz muhasebe mesleği ile mali tablo raporlama sisteminin dünyadaki gelişmelere yetişebilmesi için UFRS'ye uyumun gerekliliğini vurgulamak amaçlanmıştır. Konu, standartlardan biri olan Stoklar Standardı üzerine uygulamalı bir örnekle ve Türkiye Muhasebe Standartları ile Uluslararası Finansal Raporlama Standartları üzerine birer uygulamayla desteklenmiştir.

Aydın Bağdat
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
10
Master'sOpen AccessTR

KOBİ'ler için ufrs taslağının muhasebe mesleği mensupları tarafından algılanışına yönelik bir araştırma (İstanbul örneği)

Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (IASB), finansal raporlamada standardizasyonu yaygınlaştırmak ve KOBİ' lerin finansal raporlamada karşılaştıkları zorlukları gidermek amacıyla ?KOBİ' ler için Uluslararası Finansal Raporlama Standartları? setini oluşturmuştur. Set oluşturulurken KOBİ' lerin ihtiyaçları doğrultusunda tam set UFRS' den yararlanılmıştır. Finansal raporlama ve muhasebe standartları konusunda ülkemizdeki yetkili kuruluş olan TMSK da IASB' ın hazırladığı standartlar setini referans alarak ?KOBİ' ler için Türkiye Finansal Raporlama Standartları? setini oluşturma çalışmalarını sürdürmektedir.KOBİ' ler ülke ekonomilerinde önemli bir yer tutmaktadır ve meslek mensuplarının en çok muhatap oldukları firmalar KOBİ' lerdir. Bu çalışma, finansal raporlamada ulusal ve uluslar arası alanda yaşanan gelişmelerin ülkemizde faaliyet gösteren muhasebe mesleği mensupları için neler ifade ettiğini ve mesleklerinde meydana gelecek muhtemel değişmelere nasıl baktıklarını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır.Muhasebe standartlarının tarihi gelişimi, muhasebe standartlarını oluşturmada söz sahibi olan ülkeler ve kurumlar, muhasebe standartlarının kullanılmasını destekleyen diğer yasal düzenlemeler, KOBİ' ler ve ülke ekonomileri açısından taşıdıkları önem, KOBİ' ler için UFRS setinin kapsamı ve tam set UFRS' den ayrıldığı noktalar ele alınmıştır.KOBİ' ler için UFRS bağlamında, oluşturulan hayali bir işletmenin çeşitli muhasebe kayıtlarında düzenlemeler yapılmış ve mevcut yasal düzenlemeler ışığında ortaya çıkan rakamlar ile UFRS kullanılarak elde edilen rakamların mali tablolardaki yansımaları incelenmiştir.KOBİ' lerde UFRS uygulanmasıyla birlikte meydana gelecek muhtemel değişiklikler ve muhasebe mesleğine yansımaları konusunda meslek mensuplarının neler beklediğini ortaya koymak için de İSMMMO' ya üye olan 200 meslek mensubuna anket uygulanmıştır. Ankete katılan meslek mensuplarının KOBİ' ler için UFRS' ye yaklaşımları meslekleri açısından yaşanacak değişimleri destekler nitelikte olsa da önemli bir kısmının meslekleri hakkındaki bu konuda ?hiçbir fikre sahip olmaması? bulgusu şu ana kadar yapılan dikkat çekme ve bilgilendirme çalışmalarının yetersizliğini ortaya koymaktadır.

Sema Ülkü
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası transfer fiyatlandırması ve Düzce'de bir uygulama

Küreselleşme ile birlikte uluslararası ticaretin boyutu artmakta böylece transfer fiyatlandırma sistemi uygulama gereği ortaya çıkmaktadır. Transfer fiyatlandırma, merkezkaç yönetim yapısını benimseyen işletmelerin uyguladıkları bir yöntemdir. Sorumluluk merkezleri arasındaki mal veya hizmet alım satımları nedeniyle bölümlerin karlılıklarının ve performanslarının etkin bir şekilde tespiti transfer fiyatının önemini artırmaktadır. Uluslararası transfer fiyatı, dünyanın farklı bölgelerinde yerleşmiş olan aynı grubun birimleri arasında alınıp satılan mal, hizmet ve gayri maddi varlıklara uygulanan fiyattır. Çok uluslu işletmeler, transfer fiyatlarını kullanarak karlılık seviyelerini değiştirmekte ve farklı vergi oranlarından yararlanarak vergi miktarlarını azaltmayı amaçlamaktadırlar. Ülkeler arasındaki vergi oranlarındaki farklılık transfer fiyatlandırma için motive edici bir unsur olmaktadır. Belirlenen transfer fiyatı düzeyi, çok uluslu işletmeler ve faaliyette bulundukları ülkeler üzerinde olumlu veya olumsuz etkilere neden olmaktadır. Olumsuz etkileri önlemek veya azaltmak amacıyla ülkeler tarafından çeşitli yasal düzenlemeler yapılmaktadır. İlk olarak ABD tarafından çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. Daha sonra ABD'deki düzenlemeler esas alınarak OECD üyesi ülkeler için düzenlemeler yapılmıştır. Ülkemizde ise yeni kurumlar vergisi kanununda, OECD rehberi esas alınarak düzenlemeler yapılmıştır. Çalışmanın amacı, ülkemizde yasal düzenlemeye dahil edilen transfer fiyatlandırmanın uluslararası alandaki uygulamalarının önemi ve gerekliliğini göstermektir.

Fatma Albayrak
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Faaliyet tabanlı maliyetlemeye dayalı ekonomik katma değer analizi ve bir üretim işletmesi uygulaması

Son yıllarda değere dayalı yönetim anlayışının önem kazanmasıyla birlikte, kar maksimizasyonu yanında hissedar değerinin maksimize edilmesi de başarılı bir firma olmanın temel şartlarından biri olarak kabul edilmektedir. İşletmenin hissedarlar için değer yaratıp yaratmadığının göstergesi ise, yıldan yıla artan oranda pozitif ekonomik katma değere sahip olmasıdır.İşletme bütününde pozitif ekonomik katma değer yaratılabilmesi, işletmede en alt seviyede gerçekleştirilen faaliyetler ve bu faaliyetler sonucu elde edilen ürünler bazında pozitif katma değer yaratılabilmesine bağlıdır. Bu değer sağlıklı bir biçimde ölçülebildiği oranda, uzun vadede işletme performansını artırıcı stratejiler geliştirilerek rakipler karşısında avantajlı konuma gelinebilecektir. Ürünlerin ekonomik katma değerleri, ürünün düzeltilmiş vergi sonrası net faaliyet karı ile sermaye maliyeti payının karşılaştırılması ile elde edilir. Dolayısıyla, ürün başına gerçek ekonomik kar rakamlarına ulaşılabilmesi için, öncelikle doğru faaliyet ve sermaye maliyeti bilgilerine ihtiyaç vardır. Aksi takdirde, ürünlerin gerçek ekonomik katma değerleri elde edilemez. Bu noktada, geleneksel yöntemlere göre daha güvenilir ürün maliyet bilgisi vermenin yanında, faaliyetler aracılığıyla işletmede etkinliği ve verimliliği artıran ve birçok stratejik kararda kullanılan faaliyet tabanlı maliyetleme, ürünlerin ekonomik katma değerinin belirlenmesinde doğru veriler sunmaktadır. Faaliyet tabanlı maliyetleme ile faaliyet maliyetleri ürünlere daha doğru bir şekilde yüklenirken, üretim sırasında katlanılan sermaye maliyeti de ürün bazında izlenerek hesaplamalara dahil edilmelidir.Bu doğrultuda çalışmanın amacı; faaliyet tabanlı maliyetlemeye dayalı ekonomik katma değer analizinin teorik çerçevesini ortaya koymak ve bir örnek olayla iki yöntemin bütünleşik uygulamasını açıklamaktır.Çalışmanın verileri literatür incelemesi, şirketin finansal verileri ve çalışanlarla yapılan görüşmelerden sağlanmıştır. Bu çerçevede, öncelikle faaliyet tabanlı maliyetleme ve ekonomik katma değer yöntemlerinin yapısı, dinamikleri, avantaj ve dezavantajları açıklanmış, daha sonra bu iki yöntemin birlikte nasıl uygulanabileceği, bu kapsamda firmanın sermaye maliyetinin her bir ürün için ne şekilde hesaplanıp ürün faaliyet maliyetlerine eklenebileceği, elde edilen sonuçların faaliyet tabanlı maliyetleme yönteminde elde edilen ürün temelli gelir tablosuna dayanılarak verilecek fiyatlama, ürün karışımı, kaynak tahsisi vb. kararları değiştirip değiştirmeyeceği analiz edilmektedir.Çalışmanın sonuçlarına göre, geleneksel faaliyet tabanlı maliyetleme ile bütünleşik sistem uygulaması farklı sonuçlar vermektedir. Bütünleşik sistem uygulaması sonucu elde edilen ürün ekonomik katma değerleri, ürün karlılıklarının doğru belirlenmesini sağlamakta, bu doğrultuda işletmenin alacağı ürün karması ve üretim hacmi gibi kararlarda yol gösterici olmaktadır. Bütünleşik sistem yardımıyla yöneticilerin dikkati yüksek kar sağlayan ürünlere çekilmekte ve ayrıca sistem işletmede sermaye maliyeti bilincinin oluşmasına katkı sağlamaktadır. Sonuç olarak, faaliyet tabanlı maliyetleme ile ekonomik katma değerin birlikte kullanımının işletme performansını artırarak işletmelere önemli rekabet avantajları sağlayabileceği düşünülmektedir.

Aktiviteye dayalı muhasebeEkonomik katma değerSermaye maliyeti
Şule Yıldız
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Ticari bankalarda şube performansının değerlendirilmesi Azerbaycan'da ticari banka örneği

ÖZET Anahtar Kelimeler: Ticari Bankacılık, Performans Değerleme, Azerbaycan,Banka Şubeleri Serbest piyasa ekonomilerinde ticari bankaların önemi artmaktadır. Ticari bankaların verimli bir şekilde çalışması hem devlet hem de banka yönetimi için çok önemlidir. Böyle bir durumda banka sahipleri, yöneticileri gelişen piyasalarda yoğun rekabet, ağır risklerle karşı karşıya kalmaktadır. Böyle bir sistemi yönetmek özellikle çok şubeli bankalarda çok zordur. Bunun için şube planlaması ve faaliyet kararları için yaranan sorumlulukların hepsi şube yöneticilerinin üzerine düşmektedir. Çok zaman bağımsız olarak çalışan bu şubeler aynı zamanda yöneticileri vasıtasıyla şubeler arasında bağlantı kurarlar. Merkezleştirilmiş yönetimle beraber banka merkezleri aynı zamanda şubeleri yoluyla faaliyetlerinin merkezkaç yönetimle de yürütmek isterler. Bu faaliyetlerin iyi bir şekilde yürütülmesi için banka merkezleri sürekli olarak şubelerinin performansını ölçmek zorundadırlar. Bankaların şube faaliyetlerinin planlanması ve gerçekleşenleri değerlendirip şubelerin merkezkaç sisteminin çalışmasını analiz etmektedirler. Bu analizde şubelerden gelen muhasebe verileri, faaliyet bilgileri doğrultusunda yapılan yorumlarda şubelerin karlarından birbirinden ayrılması, şubelerin yatırımının kontrolü, şube yöneticilerine verilen yetkilerin kontrolü, gelecekte şubenin yönetimi ve yatırım yapma veya çekme kararlan ve başka amaçlan güdülmektedir. Şube faaliyet performansının ölçülmesi için çeşitli analizler kullanılabilir. Muhasebe kayıtlannı kullanarak şubelerin o dönemlere veya dönemler arasında gösterdiği performansı incelemek mümkündür. Bu çalışmanın içeriğinde de bu verilerin kullanım şekilleriyle şubelerin performansları hakkında bilgi verecek çeşitleri yöntemler yoluyla değerlendirmeler yapılmıştır. Bu değerlendirmeler hedef-fiili karşılaştırması, oranlar analizi, belirli gelir tabloları, bilançolar ve diğer bilgiler kullanılarak seçilmiş kriterler ele alınarak ve benzeri yaygın olan yöntemler yorumlanmıştır. Çalışma sonunda ise Türkiye Bankacılık sektöründe Muhasebe Hesap Planı başka olsa dahi bazı yöntemlerin gelişen ekonomisi ve aynı zamanda hızla gelişen ticari bankacılık sektörü olan Azerbaycan Bankacılık Sektörü hakkında bilgi verilmiş, seçilmiş bir ticari bankada örnek uygulama yapılmıştır. Ticari bankalarda yapılan bu çalışma gelecek dönemlerde Azerbaycan'da diğer sektörlerde yapılması için ilk adım olmuştur.

AzerbaycanBankalarPerformans+5
Elşen İsayev
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00

Other supervisors