Theses supervised by Prof. Dr. Kamil İşeri
10 theses · Dokuz Eylül University
Tahsin Yücel'in Ben ve Öteki kitabındaki öykülerin göstergebilimsel çözümlemesi
Bu çalışmada gerek göstergebilim alanında yaptığı kuramsal çalışmalar gerekse yazın alanında verdiği eserlerle hem ülkemizde hem de dünyada tanınan Prof. Dr. Tahsin Yücel'in "Ben ve Öteki" adlı öykü kitabındaki "Benlem", "İkilem" ve "Üçlem" adlı öyküleri, Greimas'ın geliştirdiği yazınsal göstergebilim yaklaşımından yola çıkarak çözümlemeye çalıştık. "Benlem" adlı öykünün başkahramanı olan, aynı zamanda kitaptaki tüm öykülerde de kendini gösteren, Memedali edeni üzerine yoğunlaşıp, kendisinin yaşadığı varoluşsal sorgulamalar üzerine eğilip, öykünün diğer edenleriyle birlikte, betisel, anlatısal ve izleksel düzeyde çözümlemesini yaptık. "İkilem" adlı öyküde öykünün başkahramanı olan Beşira edeninin yaşadığı ikilemler ve öykünün diğer edenleri üzerine eğilip, anlatıyı betisel, anlatısal ve izleksel düzeyde çözümledik. "Üçlem" adlı öyküde ise temelde Osmana, Memedali, Hamida ve diğer edenlerin yaşadığı /olmak/ ve /görünmek/ yerdeşlikleri üzerine yoğunlaşıp, çalışmanın betisel, anlatısal ve izleksel düzeylerini ortaya koyduk. Anahtar kelimeler: Göstergebilim, Tahsin Yücel, Anlatısal Düzey, Betisel Düzey, İzleksel Düzey.
Üstsöylem belirleyicilerinin farklı metin türlerinde görünümleri
Bireyler, dil yapılarını ve metin türü özelliklerini kavrayarak eleştirel düşünme yeteneklerini geliştirmekte ve iletilerini daha etkin bir biçimde sunabilmektedir. Böylece, okuma sürecinde metinlerin daha kapsamlı bir biçimde anlaşılması olanaklı kılınmakta ve bilgiye daha hızlı bir erişim sağlanmaktadır. Üstsöylem, metnin yalnızca dilbilimsel özelliklerini değil, aynı zamanda sosyal bağlamını ve işlevini de yansıtan bir dil özellikleri bütünüdür. Bu özellikler, metnin hangi türde sınıflandırılacağına ilişkin ipuçlarını sunmaktadır. Üstsöylem modeli, metnin metinsel özelliklerine ve yazar-okuyucu arasındaki etkileşime odaklanmaktadır. Metinsel yapı, metnin nasıl düzenlendiğini, hangi bilgilerin nerede ve nasıl sunulduğunu belirtirken; kişilerarası etkileşim özellikleri, yazarın okuyucuyla kurduğu bağı ve metni nasıl bir etkileşim aracı olarak kullandığını göstermektedir. Bu araştırmanın amacı, tarafından geliştirilen üstsöylem modeline dayanarak üstsöylem belirleyicilerinin farklı metin türlerindeki görünümlerini ortaya çıkarmaktır. Çalışmada; öykü, deneme ve araştırma makalesi olmak üzere üç metin türü ve 295 metin çözümlenmiştir. Elde edilen veriler sonucunda, her metin türünün kendine özgü bir üstsöylem belirleyici görünümü sergilediği ortaya çıkmıştır. Araştırma makalelerinde nesnel verileri sunmanın yanı sıra öznel görüşlere de yer veren bir bilgi paylaşımı, öykü metinlerindeki kurgusal yapı ve kendine gönderimler, deneme türü metinlerdeki yazarın okuyucuya doğrudan seslenerek gönderimde bulunma eğilimi, üstsöylem belirleyicilerinin türe özgü kullanımına yönelik örnekleri olarak metin türü ayrımlarının yapılabilmesine olanak tanımaktadır. Anahtar sözcükler: Üstsöylem, makale, öykü, deneme, metin türü
Türkçe akademik metinlerde üstsöylemsel adlar
Son yıllarda yazarların kişisel duygularını ve değerlendirmelerini iletmek için kullandıkları dilsel mekanizmalara olan ilgi giderek artmakta; değerlendirme, duruş, üstsöylem gibi dil kaynakları büyük ilgi görmektedir. Özellikle üstsöylem; akademik yazmada retorik yapıları anlamanın ve ikna edici iddiaların altında yatan dinamik etkileşimleri ortaya çıkarmanın bir yolu olarak algılanmaktadır. Üstsöylem, bu bağlamda, temelde kolay kabuledilebilir ve anlaşılabilir bir terim gibi görünse de aslında üstsöylemin sınırlarını belirlemek oldukça zordur. Yazarın metni oluştururken okuyucuyu ikna etme amacı taşıyarak belirli bir seçenek dizgesinden seçimler yaptığı göz önünde bulundurulduğunda sözcük seçimleri ve dolayısıyla da sözcük türlerinin de iknada rol oynadığı söylenebilir. Bu çerçevede yazarın baş ad kullanarak söylemi yapılandırmasına yardımcı olan ve aynı zamanda okuyucunun da söylemle ilgili düşüncelerini yönlendiren adlar Üstsöylemsel Adlar olarak kabul edilmektedir. Bu açıdan çalışmada akademik metinlerde yazar duruşunu gösteren üstsöylemsel adlar benimsenmiştir. Çalışmanın amacı yazarların okuyucularını ikna etmek ve onlarla iletişim kurmak amacıyla adları metinlerinde nasıl ve hangi işlevlerde kullandıklarını ortaya çıkarmaktır. Bu amaçla çalışma kapsamında 2015-2019 arasında yayımlanmış 322 araştırma makalesi incelenmiştir. Veri tabanını oluşturan araştırma makaleleri Jiang ve Hyland (2016) tarafından geliştirilen üstsöylemsel adların işlevlerine göre çözümlenmiştir. Bu bağlamda araştırma makalelerinde yer alan üstsöylemsel adlar tespit edilmiş ve işlevleri belirlenmiştir. Çalışmada; yazarın baş ad seçiminin yazar duruşu açısından etkili bir strateji olduğu, üstsöylemsel adların yazarlara iddialarını savunma ve okuyucuyu ikna etmede bir yol olduğu ve yazar duruşunun yalnızca söylemin sözcüksel bir özelliği olmayıp aynı zamanda dilbilgisel bir olgu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yabancı dil olarak Türkçe öğreten öğretim elemanlarının sınav hazırlama ve ölçme değerlendirme yeterlik algıları
Bu çalışma, yabancı dil olarak Türkçe öğreten öğretim elemanlarının sınav hazırlama ve ölçme değerlendirme süreçlerindeki yeterlik algılarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Boylu (2019) tarafından oluşturulmuş "Türkçeyi Yabancı Dil Olarak Öğretenlerin Sınav Hazırlama ve Değerlendirme Yeterlik Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek, "Basit Rastlantısal (Tesadüfi) Örneklem" kullanılarak yabancı dil olarak Türkçe öğretimi yapan gönüllü 100 katılımcıya uygulanmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinde ve eğitimde sıklıkla kullanılan "Tarama (Survey)" modeline başvurularak betimsel bir çalışma oluşturulmuştur. Öğretim elemanlarının demografik özellikleri ve aynı zamanda alt problemler olarak belirlenen değişkenlerin yeterlik algıları üzerindeki etkisini belirlemek için Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis H testleri uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda ise yabancı dil olarak Türkçe öğreten öğretim elemanlarının yanıtlamış oldukları öz değerlendirme anketine göre kendilerini sınav hazırlama ve ölçme değerlendirme konularında yeterli buldukları sonuçlarına ulaşılmıştır. Alt problemler bağlamında ise öğretim elemanlarının demografik özelliklerinin öz yeterlilikleri üzerinde anlamlı bir fark bulunmadığına ulaşılmıştır.
Yabancı dil olarak Türkçe alanındaki yüksek lisans tezlerinin giriş bölümlerinin sözbilimsel yapı özellikleri
Bu çalışmada, metnin nasıl geliştiğiyle ilgilenen tür çözümlemesi aracılıyla "Yabancı Dil Olarak Türkçe" alanında yazılan lisansüstü tezlerinin giriş bölümlerinde bulunan sözbilimsel yapı özellikleri Swales'in (1990) ve Bunton'ın (2002) modellerini uyarlayan Kan'ın (2014) şablonundan faydalanarak çözümlenmiştir. Çalışmada yüksek lisans tezlerinin yazıldığı bilim alanına bağlı olarak ortak özelliklerin olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırma kapsamında Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Ulusal Tez Merkezinden 2014-2018 yılları arasında "Yabancı Dil Olarak Türkçe" alanında Türkçe yazılan 128 lisansüstü teze ulaşılmış ve orantısal örneklemi oluşturan 96 tez incelenmiştir. Çalışmanın sonunda "Yabancı Dil Olarak Türkçe" alanındaki yüksek lisans tezlerinin giriş bölümlerinin hareket ve adımları saptanmış, bulunma sıklıkları yüzdeleriyle verilmiş, dilsel görünümleri açıklanmış ve hareketlerin döngüsellikleri incelenmiştir; kısaca, tezlerin giriş bölümlerinin sözbilimsel yapı özellikleri ortaya konulmuştur.
Türkçe ders kitaplarında yer alan öyküleyici metinlerin metinsellik özelliklerinin incelenmesi
Bir tümcenin metin olması için gerekli olan ölçütleri yedi başlık altında toplayan Beaugrande ve Dressler (1981) metnin iletişimsel bir olgu olduğunu belirtmektedir. Bu yedi ölçütten herhangi birinin olmaması durumunda metnin iletişimselliği geçersiz olacaktır. Metnin yüzey yapısını ortaya koyan bağlaşıklık, metnin derin yapısını oluşturan tutarlılık, amaçlılık, kabul edilebilirlik, bilgisellik, durumsallık ve metinlerarasılık ölçütleri ile bir metin, metin olma ve iletişim değeri taşımaktadır. Okullardaki Türkçe derslerinde kullanılan araçlardan biri de ders kitaplarında yer alan metinlerdir. Bu metinlerin, metinsellik ölçütlerini bütün olarak taşımaları gerekmektedir. Metinsellik ölçütlerini taşıyan metinler dil öğretimine bilimsel bir anlayış getirecektir. Bunun yanı sıra Türkçenin anadil olarak kullanımı açısından da daha kurallı ve anlaşılır kullanımı sağlayacaktır. Bu çalışmada; 2018-2019 eğitim-öğretim yılında basılmış olan 5., 6., 7. ve 8. Sınıf MEB Türkçe ders kitaplarındaki 30 öyküleyici metin 'bağlaşıklık' ölçütü açısından incelenmiştir. Metinlerin çözümlenmesinde doküman incelenmesi yöntemi kullanılmış ve belirlenen kitaplardaki öyküleyici türdeki metinler tespit edilmiş, bu metinler öyküleyici metin türüne göre sınıflandırılmıştır. Kitaplardaki öyküleyici metinler bağlaşıklık ölçütü içerisinde yer alan gönderim, eksilti, değiştirim, bağıntı öğeleri, yineleme ve eşdizimlilik alt başlıklarına göre çözümlenmiştir. Sonuç olarak, seçilen sınıflardaki metinlerdeki bağlaşıklık örüntüleri sırasıyla; bağıntı öğeleri, gönderim, yineleme, eşdizimlilik, eksilti ve değiştirim biçiminde yer almaktadır. Tüm bunların yanı sıra, eşdizimlilik ölçütü toplamda 6 metinde bulunmamaktadır. Anahtar Sözcükler: Metindilbilim, Metinsellik ölçütleri, Bağlaşıklık, Türkçe Ders Kitapları
Yabancı çocuklara Türkçe öğretiminde sözcük türlerinin belirlenmesi
Günümüzde bir veya birden fazla yabancı dili anadiline yakın kullanabilen bireyler yetiştirmek eğitimin esaslarından biri haline gelmiş bulunmaktadır. Erken yaşta anadilini öğrenmeye başlayan çocuk, sözvarlığını oluştururken önce hayatında birinci derecede önemli olan kavramları öğrenmektedir. Bu kavramlar ise çocuğun ihtiyaçlarının karşılanması ve sosyal ilişkilerini sürdürmesi için gerekli kavramlardır. Bu yüzden iletişimin temel anahtarı olan ve dilde kavramları karşılayan sözcüklerin ve sözcük türlerinin öğretiminin yabancı dil öğretiminde çok büyük önemi bulunmaktadır. Bu çalışmada 4-6 yaş arası anadili Türkçe olan çocukların, sınıf bağlamında doğal konuşmalarında kullandıkları sözcük türlerini belirlemek ve bu sözcük türlerini yaş ve cinsiyet değişkenlerini ele alarak listelemek amaçlanmaktadır. Bu listelerin bir başka amacı da öğreticilere, aynı yaş grubu yabancı çocuklara Türkçe öğretirken etkinlik hazırlamada kullanabilecekleri sözcük türlerini belirlemektir. Bu çalışma nitel olarak yapılandırılmıştır. Veriler gözlem yoluyla elde edilmiştir. Çalışmada çocukların yalnızca sınıf bağlamında doğal dil kullanımı inceleneceği için gözlem yönteminin katılımcı olmayan gözlem türüne başvurulmuştur. Çalışmanın katılımcıları, İzmir-Karşıyaka Suzan Divrik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Uygulama Anaokulu'ndaki 4-6 yaş arası anadili Türkçe olan çocuklardır. 4 yaş grubundan 10, 5 yaş grubundan 16, 6 yaş grubundan 19 çocuğun toplamda ise 45 çocuğun sınıftaki doğal konuşmaları hem ses kaydı ile hem de hazırlamış olduğumuz gözlem formlarıyla toplanmıştır. Ses kayıtları 4-5-6 yaş grubu için ayrı olarak 120 dakika, toplamda ise 360 dakikadan oluşmuştur. 360 dakika tamamlandıktan sonra bu kayıtlar çevriyazıya dönüştürülmüştür. Gözlem formları ve çevriyazı aracılığıyla çocukların kullandığı sözcük türleri, cinsiyet ve yaş değişkenleri ele alınarak tüm veriler liste haline getirilmiştir. Elde edilen veriler sonucunda 4-6 yaş grubu çocukların en fazla kullandığı sözcük türünün ad olduğu belirlenmiştir. Addan sonra en fazla kullanılan sözcük türü sırasıyla eylem, belirteç, sıfat, adıl, bağlaç, ünlem, ilgeç olarak belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Dil edinimi, erken çocukluk dönemi, yabancı dil olarak Türkçe, sözcük türleri.
Yabancı çocuklara Türkçe öğretiminde eşdizimli sözcük öbeklerinin belirlenmesi
Çocuklarda ikinci dil ediniminde sözcük öğretimi ve sözvarlığının zenginleştirilmesi iletişim bağlamının kurulmasında önemli bir etkendir. İletişim bağlamında birlikte kullanılan ve farklı anlamlara sahip olan eşdizimli sözcük öbekleri sözvarlığının bir parçasıdır. Çalışmanın amacı 4-6 yaş aralığındaki Türkçe anadili konuşucusu çocukların iletişim bağlamında kullandığı eşdizimli sözcük öbeklerini belirlemek ve aynı yaştaki yabancı çocukların Türkçe eğitiminde kullanılacak malzemelerin içeriği için veri hazırlamaktır. Bu çalışmada nitel veri toplama tekniklerinden biri olan gözlem yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada çocukların sadece sınıf bağlamında doğal dil kullanımı incelendiği için gözlem yönteminin katılımcı olmayan gözlem türüne başvurulmuştur. Çalışmanın örneklem grubunu ise İzmir/Karşıyaka Suzan Divrik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Uygulama Anaokulunda öğrenim gören 4-6 yaş aralığındaki Türkçe anadili konuşucu çocuklar oluşturmuştur. Çalışmaya 4 yaş grubundan 10 öğrenci, 5 yaş grubundan 16 öğrenci ve 6 yaş grubundan 19 öğrenci olmak üzere toplamda 45 öğrenci katılmıştır. Çalışmanın verileri sınıf bağlamında her yaştan 120 dakika toplamda ise 360 dakika ses kayıt cihazı ile ses kaydı alınarak ve tarafımızca hazırlanan gözlem formları doldurularak toplanmıştır. Ses kayıtları çevriyazıya dönüştürülmüştür ve daha sonra Excel programına aktarılmıştır. Elde edilen bulgular, eşdizimli sözcük öbeklerinin dilbilgisel birlikteliklerine, katkısız eylemlerle ve serbest eylemlerle olan kullanımlarına göre incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda 272 serbest eylemle oluşturulan eşdizimli sözcük öbeği, 199 dilbilgisel birliktelikle oluşturulan eşdizimli sözcük öbeği ve 195 katkısız eylem yapısı ile oluşturulan eşdizimli sözcük öbeği olmak üzere toplamda 666 eşdizimli sözcük öbeği elde edilmiştir. Eşdizimli sözcüklerinin dilbilgisel birliktelikleri incelendiğinde en fazla ad + ad ve ön ad + ad, serbest eşdizimli sözcük öbeğinde en fazla ye-, koy-, oyna-, aç- ve çık- eylemleri ile öbek oluşturulmuştur. Katkısız eylem yapılarıyla ise en fazla ol-, yap- ve et- eylemleriyle eşdizimli sözcük öbeği oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yabancı çocuklara Türkçe öğretimi, eşdizimli sözcük öbeği, çocuklarda sözvarlığı
Türkiye'deki blogların bilimsel metin türü açısından incelenmesi
Gelişen teknoloji ile birlikte iletişim biçimleri son 30 yılda birçok değişikliğe uğramış, insanlar bilgileri daha hızlı üretme ve paylaşma imkanı bulmuşlardır. Çağımızın en önemli gelişmelerinden olan internet, işitsel, görsel ve yazınsal içeriklerin daha geniş kitlelere kolay ulaşımına imkan sağlamaktadır. Araştırmacılar ve öğrenciler tarafından, eğitim ya da farklı amaçlarla birçok bilgi internet kanalı ile paylaşılmaktadır. Özellikle akademik bilgi paylaşma araçlarından olan blogların kullanımı 2000'li yıllardan itibaren artarak devam etmiştir. Bilimsel içerikli blogların özellikleri ve akademiye uygunluğu sorusu bu çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Bu araştırmada Türkçe blogların bilimsel metin türüne uygunluğunun ortaya çıkarılması için blog ortamı (blogalan) taranarak toplamda bir veri tabanı oluşturulmuştur ve metinler, metin türü ve tür çözümlemesine ilişkin alanyazında öne çıkan araştırmacıların kuramları göz önüne alınarak incelenmiştir. Araştırma sonucunda Türkçe bilimsel içerikli bloglara ilişkin, yapısal özellikler açısından benzerlik oranı yüzdesinin düşük olduğu, ancak birçok dilbilimsel göstergenin %47'lik bir oranla bilimsel metin özellikleri gösterdiği görülmüştür.
Bilimsel makale özetlerinde üstsöylem belirleyicilerinin incelenmesi
Makale özetlerinin temel amacı okurları makaleyi okumaya ikna etmektir ve yazarlar bu amacı gerçekleştirmek için özetlerinde bazı stratejiler kullanmaktadırlar. Bu stratejiler önermesel bilgiye herhangi bir ekleme yapmadan metinsel kaynaklarla okurlara rehberlik etmek, metnin bölümlerini göstermek, metiniçi tutarlılığı sağlamak, bilgiyi ayrıntılandırmak; kişilerarası kaynaklarla yazarın önerme içeriğine bakış açısını yansıtmak, kendini metin içinde açıkça kodlamak, okurlarını söylem katılımcısı olarak metne dahil etmek gibi amaçlarla gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmanın amacı fen ve sosyal bilimlerdeki makale özetlerinde kullanılan üstsöylem belirleyicilerini incelemektir. Fen bilimlerinden biyoloji, fizik, kimya, matematik; sosyal bilimlerden dilbilim, felsefe, psikoloji ve tarih makale özetleri çalışmanın veritabanını oluşturmaktadır. Çalışmada fen ve sosyal alanlardan toplam 289 makale özeti elde edilmiştir. Elde edilen veriler, Hyland (2005)'ın üstsöylem modeline göre incelenmiştir. Yapılan incelemede sosyal bilimlerdeki makale özetlerinin fen bilimlerine göre daha yoğun ve çeşitli üstsöylem belirleyicisi kullandığı, fen bilimlerindeki makale özetlerinin bilgi odaklı etkileşimli üstsöylemi sosyal bilimlere daha fazla kullandığı, sosyal bilimlerin alıcı odaklı etkileşimli üstsöylem belirleyicilerini fen bilimlerine göre daha fazla kullandığı, fen ve sosyal bilimlerde üstsöylem belirleyicilerinin kullanımında birtakım uzlaşımların yanısıra farklılıkların da görüldüğü belirlenmiştir. Anahtar sözcükler: Üstsöylem, Makale özeti, Fen bilimleri, Sosyal bilimler, Etkileşim.