Theses supervised by Prof. Dr. Kürşat Özdaşlı
15 theses · Burdur Mehmet Akif Ersoy University
Hümanist yönetimin kavramsallaştırması: Alanyazın taraması ve nitel bir araştırma
İnsan onurunu merkeze alıp, insanı bir araç olarak görmek yerine, onu amaç olarak konumlandıran Hümanist Yönetim, son yıllarda giderek dikkat çeken bir yönetim paradigmasıdır. Bu çalışmada, hümanist yönetim yaklaşımının alanyazında nasıl kavramsallaştırıldığı, hangi tematik konular aracılığı ile geliştirildiği ve işletme ve yönetim - organizasyon alanı içerisindeki konumunun nasıl yapılandığı sorularına cevaplar aranmıştır. Bu doğrultuda araştırmanın amacı, hümanist yönetim yaklaşımını Humanistic Management Journal'da yayımlanmış akademik yayınlar üzerinden sistematik bir şekilde inceleyerek teori ve uygulamadaki eğilimleri ortaya koymak ve Türkçe alanyazındaki boşluğu doldurmaktır. Ayrıca bu çalışmanın hümanist yönetim ile ilgili gelecekte yapılması muhtemel akademik çalışma ve araştırmalar için bir yön tayin edici işlev görmesi de hedeflenmektedir. Bu araştırmada hümanist yönetim alanyazının hem kuramsal hem de uygulamalı boyutlarının derinlemesine incelenmesi hedeflendiği için nitel araştırma yaklaşımı tercih edilmiş ve sistematik doküman incelemesine dayalı alanyazın taraması ve betimsel içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmanın birincil veri kaynağını amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenen Humanistic Management Journal'dan elde edilen ve 2016-2025 yılları arasında yayımlanan 190 makale oluşturmaktadır. Araştırmacı tarafından MS Excel dosyasında bir veri seti oluşturulmuş; herhangi bir yazılım kullanmadan tek tek el ile yapılan kodlama süreci 800 saatin üzerinde sürmüştür. Yapılan analizler sonucunda çalışmaların büyük oranda kuramsal/kavramsal olduğu, uygulamadan çok teorik yönünün ağır bastığı ve alanyazının halen gelişmekte olduğu görülmüştür. Hümanist yönetim yaklaşımı genel olarak yeni bir ekonomi anlayışı temelinde insan onuru, etik, sistem yaklaşımı, sürdürülebilirlik, herkesin iyiliği, liderlik ve kurumsal sosyal sorumluluk kavramı etrafında şekillenmektedir. Ayrıca yönetim ve organizasyon alanında ise etik, sürdürülebilirlik, sorumluluk ve insan merkezli yönetim odaklı kavramlar yaklaşımın omurgasını oluşturmaktadır.
Sağlık çalışanlarının sağlık turizmi farkındalığı üzerine bir araştırma
Bu araştırmanın temel amacı, Ankara ilinde faaliyet gösteren kamu ve özel hastanelerde görev yapan sağlık çalışanlarının sağlık turizmine yönelik farkındalık düzeylerini belirlemek ve bu farkındalık düzeylerinin çeşitli demografik ve mesleki değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymaktır. Küresel düzeyde önemi giderek artan sağlık turizmi sektörü, ülkeler için yalnızca ekonomik bir getiri kaynağı olmakla kalmayıp aynı zamanda stratejik bir hizmet alanı hâline gelmiştir. Bu bağlamda sağlık çalışanlarının bilgi düzeyleri ve tutumları, sunulan hizmetin niteliğini doğrudan etkilemektedir. Araştırma nicel yöntemle yürütülmüş, veri toplama aracı olarak iki bölümden oluşan anket formu kullanılmıştır. Birinci bölümde katılımcıların demografik ve mesleki bilgileri; ikinci bölümde ise Dağlı (2021) tarafından geliştirilen 22 maddelik Sağlık Turizmi Farkındalık Ölçeği (STFÖ) yer almıştır. Veriler SPSS yazılımı ile analiz edilmiş, Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis H testi gibi parametrik olmayan istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre sağlık çalışanlarının sağlık turizmine ilişkin farkındalık düzeyleri genel olarak orta seviyededir. Farkındalık düzeyleri yaş, cinsiyet, eğitim durumu, meslek grubu, mesleki deneyim süresi, görev yapılan birim ve sağlık turizmi eğitimi alma gibi değişkenlere göre anlamlı farklılık göstermektedir. Özellikle poliklinik ve idari birimlerde görev yapan, lisansüstü eğitime sahip, örgün ya da yaygın sağlık turizmi eğitimi almış ve sağlık turizmi birimlerinde çalışan personelin farkındalık düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda sağlık kurumlarında sağlık turizmi ile ilgili eğitim programlarının yaygınlaştırılması, hizmet içi eğitimlerin artırılması ve sağlık turizmi politikalarının sağlık çalışanlarına yönelik farkındalık stratejileriyle desteklenmesi önerilmektedir.
Marka deneyiminin marka değeri üzerine etkisi: Türk Hava Yolları ile kıtalar arası uçuş yapan yolculara yönelik bir araştırma
Bugün dünyanın farklı yerlerinde yer alan uçuş noktaları ile yolcularına geniş bir dünyanın kapılarını açan Türk Hava Yolları, dünyada en fazla ülkeye sefer düzenleyen hava yolu şirketi olarak ilk sıralarda yer almaktadır. İlham veren marka olma hedefini gerçekleştiren Türk Hava Yolları, yolcu potansiyeli ile 10 yıla aşkın süredir yükselen bir performans sergilemektedir. Bu doğrultuda, Türk Hava Yollarının başarısı marka başarısıyla özdeşleşmiştir. Bu anlamda, tüketici temelli marka değeri ve marka deneyimi temel alınarak uygulamanın ölçümü yapılmış ve marka deneyimi boyutları ile marka değeri arasındaki ilişki tespit edilmiştir. Uygulama kapsamında, Türk Hava Yolları ile Amerika Birleşik Devletlerine en az bir kez yolculuk eden katılımcılar örneklem olarak tespit edilmiştir. Anket internet aracılığı ile bilgi edinme yöntemi kullanılarak sosyal medya aracılığıyla tesadüfi şekilde uygulanarak veriler toplanmıştır. Uygulama sonucunda elde edilen veriler, normal dağılıma uygun olup tanımlayıcı istatistikler, normal dağılım bilgileri, demografik bulgular, birinci ve ikinci düzey doğrulayıcı faktör analizleri, yol analizi ve tutum farklılıklarının T-testi ve ANOVA testi analizleri araştırma kapsamında yer almıştır.
Çevre türünün liderlik tarzı aracılığı ile örgüt DNA'sına göre örgüt tipleri üzerine etkisi: Tekstil sektöründe bir araştırma
Çevrenin belirsiz, karmaşık, basit veya kestirilebilir bir yapıda olması liderlerin davranışlarını ve aynı zamanda organizasyonların yapısını ve faaliyetlerini etkileyecektir. Değişim hızının düşük olduğu bir çevrede rutin işlerle ilgilenen ve günlük işlerin yürütülmesinden sorumlu liderlik tarzı görülebilirken, daha riskli ve değişim hızının yüksek olduğu bir çevrede riski yönetebilen bir liderlik tarzı başarılı olacaktır. Yönetim ve organizasyon alanında güncel bir kavram Örgüt DNA'sı, örgütlerin kökeninde olup, örgütün derinliklerine yerleşen ve örgütün hertürlü başarısında etkili olan kimliğidir. Bu bağlamda, organizasyonların devamlılığı için etkin liderlik tarzı ile yönetilmesi şarttır. Bu çalışmanın amacı, çevre türünün liderlik tarzı aracılığı ile örgüt DNA'sına göre örgüt tipleri üzerine etkisini ortaya koymaktır. Bu bağlamda, anket tekniği kullanılarak, Denizli ili, Bursa ili, İstanbul/Küçükçekmece ilçesi ve Tekirdağ/Çorlu ilçesinde faaliyet gösteren sanayi ve ticaret odasına kayıtlı 104 tekstil firmasından veriler toplanmış ve elde edilen veriler SPSS 22.0 ve Smart PLS programları vasıtasıyla analiz edilmiştir. Demografik değişkenler SPSS 22.0 programına girilerek yüzde ve frekans analizleri yapılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda, çevre türünün liderlik tarzı aracılığı ile örgüt DNA'sına göre örgüt tipleri üzerinde bir etkisinin olup olmadığını ortaya koymak amacıyla veriler SmartPLS (Kısmi En Küçük Kareler) yapısal eşitlik modellemesi ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, genel olarak çevre türünün liderlik tarzı aracılığı ile örgüt DNA'sına göre örgüt tipleri üzerinde etkili olduğu ve bu etkinin doğrudan ve aracılık yoluyla gerçekleştiği ayrıca çevre türünün bazı liderlik tarzlarını etkilediği söylenebilir. Böylelikle araştırmanın amacının gerçekleştiği sonucuna ulaşılabilir. Anahtar Kelimeler: Çevre, liderlik Tarzı, Örgüt DNA'sı
Çalışan itibarı ve çalışan itibarı etkileyen faktörler: Akademisyenler üzerine nitel bir araştırma
İtibar kavramı, saygı görme, değer bulma, güvenilir olma, gibi anlamlar ifade eden Arapça kökenli bir kavramdır. Genel anlamda itibar bireyin çevresi ve toplum tarafından nasıl algılandığıdır. Örgüt içindeki itibar kavramı çalışanın kendi elinde şekillenen yani bireyin kişisel özelliklerinden ve alanındaki uzmanlığından doğan itibar algısı kurum içindeki diğer çalışanların gözünde nasıl göründüğüdür. Bu çalışma, akademik örgütlerde çalışan öğretim elemanlarının kişisel itibar algısı ve akademik itibar kavramının belirleyicilerini ortaya çıkarmak amacındadır. Akademisyenlerin genel anlamda itibar kavramından ne anladıkları ve akademik itibar konusuna ilişkin düşüncülerini tespit etmek, itibarlarını etkileyen faktörleri belirlemek, akademisyenlerin birbirileri arasında itibar zedeleyici konuların ne olduğunu ortaya koymak ve olumlu-olumsuz sonuçları tespit etmek çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Akademik örgütlerde itibar ve akademik itibar belirleyicilerini ortaya koymasına yönelik bu çalışma Nitel araştırma desenlerinden biri olan fenomenoloji deseni ile oluşturulmuştur. Araştırmaya katkı sunan katılımcı akademisyenler amaçlı örnekleme yönteminden ölçüt örnekleme yöntemi ve kartopu yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Araştırma konusu ve amacına ilişkin araştırmacı tarafından daha önce tasarlanan görüşme formu ile araştırmanın verileri Süleyman Demirel Üniversitesinde çalışan 20 öğretim üyesi ile derinlemesine görüşmeler sonucunda elde edilmiştir. Görüşmelere ait ses kayıtları çözümlendikten sonra elde edilen veriler yorumlayıcı fenomenoloji yöntemi ile araştırmanın temel soruları esas alınarak kodlama yapılmıştır. Kodlamalar sonucunda ortaya çıkan veriler Nvivo 12 Plus nitel veri analiz programı ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonunda katılımcı akademisyenlerin edindikleri tecrübelerden yararlanılarak akademik itibar algısının ve itibar belirleyicilerinin neler olduğu, akademik örgütlerde itibar kazanma ve zedeleme stratejilerinin tespiti ve bu stratejiler sonucunda ortaya çıkan olumlu-olumsuz sonuçları ve akademik itibar yönetimi önerileri hakkında detaylı bulgular elde edilmiştir. Akademik itibar, kişinin kişilik özellikleri ve akademik yetkinliğinden oluşan kişisel belirleyiciler bununla birlikte kurumsal ve toplumsal belirleyiciler ile desteklendiği tespit edilmiştir. Bu çalışmada akademik itibar sonuçlarına ilişkin kişi açısından, meslektaşlar açısından, bir takım olumlu, kişi açısından, meslektaşlar açısından, yöneticinin akademisyene yönelik tutumu açısından, akademisyenin yöneticiye yönelik tutumu açısından ise bir takım olumsuz sonuçların ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Çalışmanın sonucunda çıkarılan en genel öneri, akademisyenlerin alanlarına hâkim olup, kendilerini geliştirmeleri, örgüt içinde çalışanlara ve öğrencilere karşı saygı ve sevgi içinde olmaları ve topluma fayda sağlayacak işler yapmaları beklenmektedir.
Franchising sistemlerinde Yönetim Bilgi Sistemi uygulamaları: Yiyecek ağırlıklı hizmet sektöründe bir uygulama
Günümüzde yiyecek ağırlıklı hizmet veren işletmelerdeki teknolojik gelişmeler ve müşteri beklentilerinde oluşan artış ile işletmelerin bu yöndeki ihtiyaçlarını karşılamak adına bir yazılım geliştirilmesi gerekliliği doğmuştur. Bu sebeple araştırma kapsamında franchise veren ve franchise alan arasında oluşan yazılımla ilgili sıkıntılar, yarı yapılandırılmış görüşme formu ile derinlemesine mülakat ve gözlem notları kullanılarak araştırılmıştır. Ayrıca franchise alan firma sahiplerinin malzeme özellikleri, yazılımla ve denetleme sürecindeki problemlere yönelik görüşleri değerlendirilmiştir. Görüşmeler sonucunda franchising sistem için problemlerin çözümüne yönelik yazılım geliştirme gerekliliği doğmuştur. Bundan dolayı stok kontrol, ana bayi iletişimi, memnuniyet, program hızı vb. konularda yazılım ihtiyacının karşılanması amaçlanmaktadır. Çalışma kapsamında, araştırmanın şartlarını sağlayan, Antalya ilinde franchise alan işletmeler ile telefon ya da mail yoluyla görüşme yapma talebinde bulunulmuştur. Görüşmeyi kabul eden 10 işletme ile derinlemesine mülakat yapılmıştır. Araştırma verilerinin toplanması derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada araştırmacı tarafından açık uçlu ve yarı yapılandırılmış sorulardan oluşan bir görüşme formu hazırlanmıştır. Araştırmaya dahil edilen katılımcıların faaliyet yılları 2-7 yıl arası, giriş bedeli 40.000-120.00 TL arası, çalışan sayısı 11-20 personel arası, şube sayıları 74-195 arası, royalty bedeli %1-%3 arası, sözleşme süresi 5-10 yıl arası değişmektedir. Araştırmaya katılan işletmler restoran cafe ve restoran olarak faaliyet göstermektedir. Katılımcılar genellikle stok kontrolünde zorluk çektiğini ve malzeme kalitesinin belirli standartlar çerçevesinde olduğundan iyi bir seviyede olduğunu ancak fiyatların piyasa şartlarına göre yüksek olduğunu ifade etmişlerdir. Katılımcıların bazıları programlar için başlangıçta belirli bir miktar ücret ödediklerini, bazıları ise program ücretlerinin franchise bedelinin içerisinde yer aldığını ifade etmişlerdir. Program temelli sorunlar açısından bakıldığında katılımcılar genellikle problem yaşamadıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca kullanılan programların stok kontrolü açısından yeterli seçenek sunamadığını ifade etmişlerdir. Katılımcılar genellikle denetleme sonuçları ile alakalı genel merkezle iletişim kopukluğu yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Bu noktada yiyecek ağırlıklı hizmet sektörü için yönetim bilgi sistemi kullanımı ile mevcut sistem problemlerinin çözümüne bir seçenek sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Franchising Sistem, Yönetim Bilgi Sistemi, Yiyecek Ağırlıklı Hizmet Sektörü
Türk Telekom'un özelleştirme öncesi ve sonrası örgüt kültürü farklılaşması üzerine bir araştırma
Kültür, insan davranışlarını, yaşam tarzını konu alan eylemlerdir. Kültür, doğuştan var olmayan sonradan öğrenilerek kazanılan bir etkileşim ve birikim sentezidir. Toplumsal kültür de doğuştan kazanılmayan, yaşadığımız çevre ile şekil alan tutumların, normların yansıyan görüntüsüdür. Örgüt kültürü ise insanların belli bir amaç ve değerler ışığında ortaya koydukları birlikteliği ifade eder. Bu çalışmada 2005 yılında özelleştirilen Türk Telekom firmasının özelleştirme neticesinde örgüt kültürü modeli değişimi var olup olmadığı, oldu ise örgüt kültürünün ne yönde ve nasıl değiştiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmada Edgar Schein 'in "kültürel katmanlar" olarak adlandırdığı kurum kültürü sınıflandırması açılımları olan "Oluşumlar, Değerler ve Varsayımlar" ile Quinnve Cameron örgüt kültürü modeli kullanılmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan fenomenoloji yöntemi kullanılarak Türk Telekom özelleştirme öncesi ve sonrası çalışanlarından oluşan 13 kişi ile mülakat şeklinde yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Özelleştirme sonrasında Quinn ve Cameron modelinde rekabetçilik ve çeşitlilik arz eden, pazar modeli örgüt kültürü benimsendiği belirtilmiştir. Çalışma sonucunda kültürel katmanlar kapsamında örgüt farklılaşmasına dair bulgular elde edilmiş ve Türk Telekom'da oluşumlar olmak üzere; fiziksel, davranışsal ve sözel şeklinde sınıflandırılmış ve bu oluşumlar kapsamında değişim özelleştirme sonrasında ölçebilir parametreler ile denetim altına alındığı bildirilmiştir. Temel değerler kapsamında hoşgörü ve müşteri memnuniyeti yani misafirperverliği daha sade fakat özenli hale getirildiği savunulmuştur. Temel varsayımlar kapsamında ise insan doğası gereği tembel olabileceği öngörüsü performans karneleri ile dinamik tutulmuştur. Varsayımların diğer bir yönü müşterilerin ihtiyaçlarının şekillenmesi sonrası müşteri değişiminin önlenmesi ile ilgili tutundurma akıllı cihaz satışları ve taahhüt yöntemleri ile uygulandığı aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kültür, Toplumsal Kültür, Örgüt Kültürü, Nitel Araştırma, Fenomenoloji, Özelleştirme, Türk Telekom.
Liderlik tarzının yönetsel patoloji algılarına etkisi: Karaman ili gıda sektöründeki beyaz yakalılar üzerine bir araştırma
Liderlik, örgütlerin gelişimlerine, öğrenmelerine yol açan, örgütlerin başarılarına ciddi katkılar sunan bir süreç, bir olgudur. Bu bağlamda çevresel değişimlerin hızlı yaşandığı, teknolojinin gelişim hızının bu denli arttığı, küresel dünyada ancak iyi liderlerin öncülük ettikleri örgütlerin başarıya ulaşması mümkündür. Yönetsel patolojilerin günümüz örgütlerinde sıklıkla baş göstermesi yönetsel patolojileri yönetim ve organizasyon alanında önemli ve güncel kılmaktadır. Yönetsel patolojilerle baş edemeyen örgütlerin başarılı olma ihtimalleri zayıftır. Bu nedenle, bu olası patolojilerin iyi bir liderlik tarzıyla doğru yönetilmesi önem arzetmektedir. Bu çalışmanın amacı, liderlik tarzının yönetsel patolojiler üzerindeki etkisini saptamaktır. Bunun yapılabilmesi için Karaman ilinde faaliyet gösteren yedi gıda işletmesi beyaz yaka çalışanları örneklem olarak seçilmiş, ilgili örneklemde yüz yüze anket tekniği kullanılmış, elde edilen veriler SPSS 22.0 ve Smart PLS programları vasıtasıyla analiz edilmiştir. Demografik değişkenler SPSS 22.0 programına girilerek yüzde ve frekans analizleri yapılmıştır. Araştırmanın amacı çerçevesinde, liderlik tarzının yönetsel patolojiler üzerinde etkisinin olup olmadığının ortaya koyulabilmesi maksadıyla veriler Smart PLS 3.8 (Kısmi En Küçük Kareler) yapısal eşitlik modellemesi ile analize tabi tutulmuştur. Yapılan analizler neticesinde liderlik tarzının yönetsel patolojiler üzerinde etkili olduğu sonucu elde edilmiş, kurulan 10 hipotez ilgili örneklemde kabul görmüştür. Bu bağlamda, araştırmanın amacının gerçekleştiği sonucuna varmak mümkündür.
Liderlik tarzının dinamik yeteneklere etkisi: Batı Akdeniz mermer işletmeleri üzerine bir araştırma
Liderlik kavramı neredeyse insanlığın varoluşuna dayanan ve binlerce yıldır insanların, toplumların ve devletlerin yaşayışında, gelişiminde, olumlu ya da olumsuz vakaların ortaya çıkmasında son derece etkili olan ve yüzyıllardır üzerinde çalışmalar ve araştırmalar yapılan, her ortamda ve her zaman diliminde güncelliğini korumuştur. Liderlik tarzı; işletmelerin gelişim göstermesinde, başarılı olmasında ve ilgili sektörde yol almasında çok etkili bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. İşletmelerdeki liderlik anlayışı firmaların her türlü strateji ve politikalarına yön vermektedir. Piyasada bulunan tüm şirketlerin amacı rekabet üstünlüğü sağlayabilmek, optimum kar etmek ve optimum fayda sağlamaktır. Bu bağlamda, piyasada ve işletme çevresinde ürünü, üretim sürecini, pazarlama stratejilerini ve diğer bazı unsurların bilinçli olarak değiştirilmesini sağlayan bir sistem olan dinamik yeteneklerin kullanılıp kullanılamayacağı liderlik anlayışı ve yönetim felsefesine göre boyut kazanmaktadır. Buna bağlı olarak bu çalışmanın amacı, işletmelerde benimsenen liderlik tarzının yine işletmelerde bulunan dinamik yeteneklere olan etkisini incelemektir. Bu bağlamda, anket tekniği kullanılarak, Batı Akdeniz bölümünde yer alan Burdur, Isparta ve Antalya illerinde faaliyet gösteren ticaret ve sanayi odasına kayıtlı ihracatçı 112 mermer firmasından veriler toplanmış ve elde edilen veriler SPSS 26.0 ve Smart PLS programları kanalıyla analiz edilmiştir. Demografik veriler SPSS 26.0 programına girilerek yüzde ve frekans analizleri yapılmıştır. Araştırmanın amacına ilişkin olarak, liderlik tarzının dinamik yeteneklere etkisinin olup olmadığını tespit edebilmek amacıyla SmartPLS yapısal eşitlik modeli ile analiz edilmiştir. Yapılan bu analiz sonucunda liderlik tarzının dinamik yeteneklere etkisinin olduğu görülmüştür. Ortaya çıkan bu sonuçla birlikte araştırmanın amacına ulaşıldığı söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Liderlik, Liderlik Tarzları, Dinamik Yetenekler
Liderin güç kaynaklarının örgütsel bağlılık üzerine etkisinde duygusal bulaşmanın aracılık rolü: Kafe işletmeleri çalışanları üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, kafe işletmeleri yöneticilerinin kullandığı güç kaynaklarının, örgütsel bağlılık üzerine etkisinde duygusal bulaşmanın aracılık rolünü tespit etmektir. Alan yazına göre liderin kullandığı güç tipinin ilişkili olduğu konulardan biri de örgütsel bağlılıktır. Liderin güç kullanımı türü çalışanın örgütsel bağlılık türünün etkileyebilirken kişiler arası duygusal bulaşmanın da etkisiyle, çalışanların anlık duygu durumları işletmenin performansını olumlu ya da olumsuz olarak etkileyebilir. Çalışmada bu amaç doğrultusunda Isparta İli merkezinde faaliyet gösteren kafe işletmeleri çalışanları üzerine bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Isparta'daki kafe işletmelerinde çalışan 454 kişiye uygulanan anket yöntemiyle veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler yapısal eşitlik modeli kapsamında faktör analizleri ve yol analizi aracılığıyla bulgulara dönüştürülmüştür. Araştırma sonucunda, kafe işletmelerinde yöneticilerin daha çok kişilik gücü ve yasal gücü kullandığı, ödül gücünün ise anlam ifade etmediği görülmüştür. Örgütsel bağlılık boyutunda, duygusal bağlılığın ön planda olduğu ve devam bağlılığının bir etkisinin olmadığı ortaya çıkmıştır. Duygular arasında anlık gelişen olaylar sonrasında hızlı geçiş olduğu, kişilerin olumlu duygudan olumsuz duyguya, olumsuz duygudan olumlu duyguya hemen geçiş sağlayabildiği görülmüştür. Kafe işletmelerinde liderin kişilik gücünü ve yasal gücünü kullanarak çalışanların örgüte duygusal ve normatif bağlılıklarını geliştirebileceği tespit edilmiştir. Olumlu duygusal bulaşmanın bu etki sürecine pozitif yönlü katkısı da ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Liderlik, Güç Kaynakları, Örgütsel Bağlılık, Duygusal Bulaşma
Müşteri şikâyetleri yönetimine yönelik yönetici tutumları: Aydın züccaciye bayileri üzerine bir araştırma
Bu araştırmanın amacı, müşteri şikâyet yönetimine ilişkin yöneticilerin görüşlerini incelemektedir. İşletmelerdeki şikâyet yönetim süreçleri araştırılmış ve iyi yönetim süreçlerinin ortaya konulması planlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseni ile yürütülmüştür. Araştırmanın katılımcıları amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenen 10 işletme yöneticisidir. Katılımcıların yedisi kadın; üçü erkektir. Katılımcılarla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır ve görüşmelerin ses kaydı alınmıştır. Veriler, MAXQDA 2020 paket programı kullanılarak tümevarım tekniği ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda şu kategoriler ortaya çıkmıştır: şikâyet bildirimi, müşteri şikâyetlerine çözümler, müşteri şikâyet yönetim süreçlerinin katkıları, müşteri şikâyet yönetim süreçlerinin dezavantajları, müşteri ile iletişim yolları, personelden beklentiler, etik ilke ve kurallara uyumdur. Müşteriler yüz yüze, telefon ile ve sosyal medya ile bildirimde bulunmaktadır. Yöneticiler ise müşteri ile telefon, mesaj ve e-posta aracılı ile iletişim kurmaktadır. Müşteri şikâyetleri en çok ürün değişimi ve bilgilendirme yolu ile çözülmektedir. Şikâyet yönetim süreçleri en çok mağaza itibarı ve müşteri sadakati konularında katkı sağlarken müşteri kaybı ve marka imajında zedelenmeye neden olmaktadır. Müşteriler, mağazadaki personelden en çok diksiyonunun uygun ve deneyimli olmasını beklemektedir. Son olarak mağaza personeli ve yöneticiler, yasal süreçlere, gizliliğe ve etik ilkelere uygun hareket etmektedir.
Uluslararası pazarlama stratejilerinin seçimi ve zorlukları: Antalya sebze ve meyve ihracatçıları üzerine bir araştırma
Bu çalışmada Antalya sebze ve meyve ihracatçılarının uluslararası pazarlara yönelme nedenleri, kullandıkları stratejileri ve yaşadıkları zorlukları ele alınmıştır. Çalışmada nitel araştırma desenlerinden biri olan fenomenoloji deseni yardımıyla Antalya ilinde sebze ve meyve ihracatını sağlayan firmalar üzerinde bir araştırma yapılmıştır. Çalışmanın konusu ve amacına ilişkin olmak üzere alan yazın taraması, uzman ve tez danışmanı desteği alınarak araştırmacı tarafından görüşme formu tasarlanmıştır. Görüşme formu kullanılarak Antalya sebze ve meyve hal'inde bulunan ihracat yapan firma sahipleri veya yöneticileri ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelere ait ses kayıtları çözümlendikten sonra elde edilen veriler yorumlayıcı fenomenoloji yöntemi ile araştırmanın temel soruları esas alınarak kodlanmıştır. Kodlamalar sonucunda ortaya çıkan veriler MAXQDA-2020 nitel veri analiz programı ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda meyve ve sebze ihracatı yapan şirket kurucularının yurt dışı faaliyetlerden edindikleri tecrübelerden yararlanılarak uluslararası pazarlama yöntemleri, stratejileri, avantajları ve dezavantajları hakkında detaylı bulgular elde edilmiştir. Bu çalışmanın sonuncunda işletmelerin neden uluslararası pazarlama seçtikleri, hangi ülkeleri tercih ettikleri ve yaşadıkları zorlukları kendi içerisinde bir sınıflandırmaya tabi tutulmuştur. Araştırmanın sonucunda elde edilen en genel öneri, uluslararası pazarlama yapmayı tercih eden firmaların öncelikle yabancı dil gelişimine, firmanın alt yapı sisteminin oluşturulmasına önem vermeleri gerekliliğidir.
İmalat çalışanlarının tükenmişlik düzeylerine Covid 19 pandemi şartlarının etkisi üzerine bir araştırma
Tükenmişliğin en gözle görülür etkisi çalışanın performansında meydana getirdiği değişmedir. Tükenmişlik yaşayan çalışan, işine karşı duyarsızlaşır ve bu durum kişisel başarısında azalmaya yol açar. Bununla birlikte çalışanın işe devamsızlığı artar, bağlılığı ve işinden almış olduğu tatmin düzeyi de azalır. Tükenmişlik örgüt içinde sinsi bir şekilde yayılarak çok tehlikeli bir durum arz edebilir. Bu çalışmada amaç Covid 19 pandemisinin kişilerin çalışma düzeninde neden olduğu değişiklikleri, çalışma arkadaşları ile ilişkilerinde meydana gelen değişmeleri ve pandemi sürecinde alınan önlemlerin tükenmişlik düzeylerine etkisini ortaya koymaya çalışmaktır. Araştırma nitel bir araştırma olup araştırma deseni olarak fenomenolojiden yararlanılmıştır. Çalışmada amaca yönelik örneklem seçilmiştir. Araştırmanın sonucunda Covid 19 sürecinde imalat sektöründe çalışanlarda duygusal tükenmişlik düzeylerinde artış gözlenmiştir. Özelikle sosyal mesafeye uyma zorunluluğundan kaynaklı olarak azalan sosyal ilişkiler tükenmişlik seviyesini ve duyarsızlaşmayı artırmıştır. Pandemi sürecinde işten çıkarılma korkusunun yaşanması, ölüm vakalarının artması duyarsızlaşmayı ve tükenmişliği artırmıştır.
Örgüt kültürünün prososyal davranışlara etkisinde personel güçlendirmenin aracılık rolü: Sağlık çalışanlarına yönelik bir çalışma
Çalışmanın amacı sağlık sektöründe faaliyet gösteren hastanelerde örgüt kültürü tiplerinin prososyal davranışlara doğrudan etkisini ve örgüt kültürü tiplerinin prososyal davranışlara olan etkisinde personel güçlendirmenin aracılık rolünü ortaya koymaktır. Literatür, teorik modelin geliştirilmesinde kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Çalışmada verilerin analizi için SPSS ve AMOS programları kullanılmıştır. Araştırma öncelikle SPSS programı ile güvenilirlik analizleri gerçekleştirilmiş, verilerin frekansı, ortalaması ve standart sapmaları hesaplanmıştır. AMOS programı ile hipotezlerini test etmek amacıyla ölçeklerin doğrulayıcı faktör analizler ve yol analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırma Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalışan 435 personelden elde edilen veriler ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda hastanede algılanan baskın bir örgüt kültürü tipi tespit edilememiştir. Hastane personelinin prososyal davranış ve personel güçlendirme algılarının ise yüksek seviyede olduğu tespit edilmiştir. Örgüt kültürü tiplerinden adhokrasi kültürünün prososyal davranışlar üzerinde doğrudan etkisi belirlenmiştir. Diğer taraftan personel güçlendirmenin aracılık rolü analize dahil edildiğinde hiyerarşi kültürü ve pazar kültürünün de prososyal davranışlar üzerinde etkisi olduğu tespit edilmiştir. Hiyerarşi kültürünün pozitif yönde; adhokrasi kültürü ve pazar kültürünün negatif yönde ve anlamlı etkisi olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın temel amaçlarından biri de ölçeklerin alt boyutları bazında etkilerinin belirlenmesidir. Bu bağlamda personel güçlendirmenin anlam boyutunun etkisi ile adhokrasi ve pazar kültürü prososyal davranışları negatif yönde etkilerken hiyerarşi kültürü ise pozitif etkilemektedir. Özerklik boyutunun ise sadece rol tanımlı prososyal davranışlar üzerinde aracılık rolü bulunmakta ve hiyerarşi kültürü pozitif, pazar kültürü ise negatif yönde etkilemektedir. Etki boyutunun ise sadece rol ötesi prososyal davranışlar üzerinde bir aracılık rolü bulunmakta ve hiyerarşi kültürü pozitif yönde etkilemektedir. Personel güçlendirmenin aracılık rolü ile hastanede çalışan personel hiyerarşi kültürü algısına sahip olduğunda prososyal davranış sergileme eğiliminde olmaktadır. Diğer taraftan çalışanlar adhokrasi ve pazar kültürü algısına sahip olduklarında prososyal davranış sergileme eğiliminden uzaklaşmaktadırlar.
Büyükbaş hayvancılık işletmelerine yönelik swot analizi: Burdur il merkezinde bir araştırma
Bu çalışmada Burdur ili büyükbaş hayvancılık işletmelerinin stratejik analizleri yapılarak literatüre katkı sağlamak amaçlanmıştır. Bölgesel kapsamda bir araştırmadır. Süre ve ulaşımın kısıtlılığından dolayı Burdur genelindeki işletmelerin sadece bir kısmı araştırmaya dahil edilmiştir. Bu amaç doğrultusunda Burdur ilinde 30 büyükbaş hayvancılık işletmesi üzerinde yarı yapılandırılmış sözlü mülakat tekniği kullanılarak araştırma yapılmıştır. Çalışmanın başlangıcında Burdur İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden işletmelerin bilgileri ve adresleri alınmıştır. Bu sayede araştırmanın örnek toplama süreci daha kısa sürede gerçekleştirilmiştir. Belirlenen işletme sahipleri ile daha önce konuşulmuş ve görüşme için gün belirlenmiştir. Yapılan araştırma ile hayvancılık işletmelerinin güçlü ve zayıf yönleri ile işletmelere yönelik fırsat ve tehditlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda SWOT analizi tekniği kullanılmıştır. Yapılan SWOT analizi bulgularına göre elde edilen veriler SWOT matrisi üzerinde tablo haline getirilmiştir. Burdur ilinin büyükbaş hayvancılık işletmelerinin güçlü ve zayıf yönleri ile fırsat ve tehditleri maddeler haline getirilerek yazılmıştır ve tekrarlanma sayıları tablo üzerinde derecelenmiştir. Sonuç kısmında SWOT matrisi üzerinde tekrarlanma sayılarına göre büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinde güçlü yönler ağırlıklı olarak işletmelerin kendi kaba yemlerini kendisi üretmesi şeklindedir. En yaygın zayıf yönler ise yetersiz teknoloji, ekipman eksikliği ve yüksek iş gücüdür. Fırsatların çoğunu ise bakanlıkların sağladığı teşvik ve destekler olarak sıralanmıştır. En büyük tehdidin yüksek girdi maliyetleri ve enflasyon-fiyat istikrarsızlığının olduğu görülmüştür. Yapılan bu araştırma her ne kadar sadece Burdur ilinde ki 30 işletmeyi temsil ediyor olsa da şehrin ve ülkenin genelini etkileyen ortak sorun ve avantajları da belirlemede katkıda bulunmuştur. Sonuç olarak bu çalışma, bölgesel bir araştırma niteliği taşıyor olsa da ülke çapındaki büyükbaş hayvan yetiştiriciliği içinde önem taşımaktadır.