Theses supervised by Prof. Dr. M. Öcal Oğuz
13 theses · Gazi University
Sinemada halk hikayelerine metinlerarası bir bakış
Bu çalışmada, sözlü kültürde yer alan halk hikâyeleri ile Türk sinemasında halk hikâyelerini konu edinen filmler arasındaki bağlantı metinlerarasılık teknikleri ile irdelenmiştir.Genellikle yazılı ve sözlü metinler arasında düşünülen metinlerarası ilişkiler sözlü kültür ve görsel metinler arasında pek düşünülmemiş ve incelenmemiştir. Halk hikâyelerinin genel karakteristik özellikleri ile filmler arasında biçim ve teknik açısından birçok benzerlik bulunması yanında halk hikâyelerinin birebir bir filmin olay örgüsünü de oluşturabileceği görülmüştür. Bu olay örgüsü esnasında anlamsal ve biçimsel birçok değişiklik meydana gelmiştir.Bu değişiklerin boyutu da Gerard Genette baştaolmak üzere diğer yazarların yaklaşımları dikkate alınarak halk hikâyelerinin; sinema filmine dönüşüm süreci ve bu süreç sonunda ortaya çıkan filmlerin günümüzün halk anlatısı ihtiyacını karşılayarak kaynak metin olma yoluna gittiği görülmektedir. Bu süreç söz konusu metinlerarasılık yöntemleri ile açıklanmaya çalışılmıştır.
Türk anlatı geleneğinde kahraman, mitoloji, iktidar ilişkisi
Bu çalışmada, farklı tarihsel dönemlere ait kahramanların, benzer değerler bütününe gönderme yaptığını mitolojik çözümleme yöntemi kullanarak ortaya koymak amaçlanmıştır. Aynı zamanda, bu kahramanların, zaman içerisinde iktidar kavramıyla ilişkilerindeki dönüşümlerin de gün ışığına çıkarılması hedeflenmiştir. Bu nedenle tezde, Oğuz Kağan, Bamsı Beyrek, Karaoğlan ve Tarkan gibi kahramanlar seçilmiş ve bu kahramanların anlatıları yakın okuma yöntemiyle çözümlenmiştir.Türk kültürünün İslamiyet öncesi metinlerinden Oğuz Kağan Destanı, İslami dönem metinlerinden Bamsı Beyrek Hikâyesi ve 20. yüzyıl çizgi romanlarından Tarkan ve Karaoğlan mitolojik bağlamda okunduğunda, kahramanların aynı kültür evreninden geldikleri görülmüştür. Bununla birlikte, aynı kültür evrenine gönderme yapan bu metinler, tarihsel süreklilik içerisindeki kahraman algısındaki dönüşümleri de açığa çıkartmaktadır. Üç ana bölümde yürütülen tartışmada elde edilen sonuçlar şu biçimde sıralanabilir:İlk bölümde incelenen Oğuz Kağan, arketipik ve göksel bir kahraman olarak iktidarın tam merkezinde yer alır ve hem tanrısal, hem siyasal, hem de örfi iktidar biçimlerini ?kut? kavramı ekseninde kendinde toplar. Merkezde ve gökte olan kahramanın iktidarla bağlantısı kolektif bilinçdışı ile ilişkilendirilerek ?arketip? kavramıyla birlikte okunduğunda, Oğuz Kağan'ın uygarlaştırıcı bir kahraman olarak kendilik arketipine ulaştığı görülür.İkinci bölümde çözümlenen Bamsı Beyrek'in bir kahraman olarak coğrafyada yayılmasıyla dünyevileşmesi arasında bir ilişki bulunmaktadır. Kahramanın bu biçimde dünyevileşmesi mevsimsel doğa döngüleriyle ilişkilendirilmesine olanak sağlar. Kahramanın bu dönüşümü iktidara bağlı merkezinin değişmesine neden olmuştur. Dünyevileşen kahramanın göksel olanla bağlantısını sürdürmesine karşın ?kut? kavramıyla ilişkisinin zayıfladığı tespit edilmiştir.Üçüncü bölümünde Karaoğlan ve Tarkan çizgi romanları, geleneğin icadı ve imhası bağlamında değerlendirilmiştir. ?İcat edilmiş gelenek? ve ?fake-lore? yani ?sahte-folklor? kavramlarından yola çıkılarak çözümlenen metinler ?fake-tip? yani ?sahte-tip? kavramından esinlenilerek ?kırkyama kahraman? olarak değerlendirilmiştir. Kahramanın arketipten, sahte-tipe dönüşmesinin onun iktidarla olan ilişki biçimini de değiştirdiği gözlemlenmiştir. Kırkyama kahramanların siyasal iktidarın erki altında, kahramanın doğasında var olan erginleme aşamalarını yitirdikleri saptanmıştır.Bu çalışmada, kültürün kahraman üretme ve tüketme dinamiklerinin metinlere yöneltilecek mitolojik yakın okuma yöntemiyle açığa çıkartılabileceği görülmüştür. Sonuç olarak kahramanın geleneği restore eden doğal döngüsünü sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi için iktidarla ilişkisinin önemli olduğu saptanmıştır.Anahtar Sözcükler1- Kahraman ve iktidar ilişkisi2- Mitoloji3- Kut ve töre4- Folklor5- Arketip
Sürdürülebilirlik ve iktidar bağlamında sözel belleğin Türk müzelerinde kullanımı
Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca, iktidarı elinde bulunduran güçler tarafından müzenin nasıl araçsallaştırıldığı müze ve sözel bellek ilişkisi bağlamında bu tezin araştırma konusudur. Bu bağlamda tezde, her biri ayrı bir müze retoriğine sahip Mevlâna Müzesi, Ankara Etnografya Müzesi, Vedat Nedim Tör Müzesi, Gazi Üniversitesi Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi, Yaşayan Müze, İstanbul Modern Müzesi ile Halkevleri Müzecilik Kolları iktidar ve sürdürülebilirlik kurumları olarak değerlendirilmiştir. Buna ek olarak sözlü edebiyat ürünlerinin iktidarın meşruiyetini kurmada nasıl araçsallaştığı da müzeler ekseninde sorunsallaştırılmıştır.Tezde, sözel bellek bir müze nesnesi olarak değerlendirilmiş ve bu belleğin müze mekânlarında sergilenme biçimleri tarihsel gelişim süreçleriyle birlikte okunmuştur. Üç ana bölümde yürütülen tartışmada elde edilen sonuçlar şu biçimde sıralanabilir:Birinci bölümde sözel bellek temsili ve iktidar bağlamında ele alınan Mevlâna ve Ankara Etnografya Müzeleri, müze mekânının, müze binasının bu anlamda bir efsane üretim alanı olduğunun anlaşılmasını mümkün kılmıştır. Bu haliyle de müzelerin efsane yaratma geleneğini sürdüren mekânlar olduğu saptanmıştır. Söz konusu müzelerin sözel bellekle kurduğu ilişkinin, erken Cumhuriyet dönemi iktidar politikalarına ayna tuttuğu görülür.İkinci bölümde, tezde, kronolojik olarak ele alınan iktidar dönemlerinden biri de tek parti dönemine odaklanılmıştır. Bu dönemin müze üzerinden anlaşılmasını sağlayan kurum ise Halkevleri olarak belirlenmiştir. Halkevleri öncelikle Türk Ocakları ile kurdukları tarihsel ilişki bağlamında değerlendirilmiştir. Bu çalışmayla Halkevleri döneminde yerel kültür unsurlarına bir yaşam alanı tahsis edildiği görülmüştür. Bu yaşam alanın ise, Batılı formlar içinde bir temadan ibaret olduğu görülmüştür. Bu anlamda iktidarın ?geçmişi seçen güç? olarak belirdiği tespit edilmiştir.Son bölümde, Yeni Dünya Düzeni Ekseninde Gelişen Kültür Politikaları,sözel bellek bağlamında Vedat Nedim Tör Müzesi, Gazi Üniversitesi Somut Olmayan Kültürel Miras Müzesi, Yaşayan Müze ve İstanbul Modern Müzesi üzerinden tartışılmıştır. Müzelere özellikle sözel bellek temsilleri bağlamında bakılınca tezde bütünü kurmaya yönelik bütün kuramsal bakışlardan önce müzelerde sözün temsil edildiği görülmüştür. Bunun yanı sıra tarafsız bir kurum gibi algılanan müzelerin aslında baştan ayağa ideolojik bir kurum oldukları anlaşılmıştır.
Ninnilerde kadın anlatıcının sesi
?Ninnilerde Kadın Anlatıcının Sesi? adlı bu tez çalışmasında Türk halk ninnileri, erkek egemen toplumda kadının kendi yaşamını ifade edişi yönüyle ele alınmaktadır. Kadının toplumsal düzene , aile yaşamına, geleneklere ve inançlara bakış açısının ninnilerde bulduğu karşılık değerlendirilmektedir.Bu çalışmanın amacı ağıt, mani, türkü gibi diğer anonim Türk halk şiiri ürünleri arasında ninnilerin kadın cinsiyetine ait söylemleri içeren bir tür olduğunu ortaya koymaktır. Bu bağlamda, Türk sosyo-kültürel yapısı içinde kadının ve annelerin değişen algısı paralelinde Türk halk ninnilerin farklılaşan nitelikleri belirlenmeye çalışılmıştır.
Sözlü kültür ortamının gezici seyyar satıcıları: Çerçiler
Bu çalışmada, sözlü kültür ortamında kaybolmaya yüz tutan geleneksel mesleklerden biri olarak varlık gösteren ?çerçilik? geçmiştengünümüze geçirdiği aşamalarla birlikte ele alınmıştır. Çalışmada, çerçilerin kullandıkları malzemeler, köy ve kasabalara gelişleri- getirdikleri, sözlü kültürdeki yeri gibi pek çok konu ele alınmıştır. Özellikle ?Cumhuriyet Dönemi? çerçi kültürü sözlü kaynaklardan elde edilen verilerle değerlendirilmeye çalışılmıştır.Anahtar Sözcükler1.Çerçi2.Değiş- tokuş3.Sözlü Kültür Ortamı4.Geleneksel Ticaret
Okul öncesi eğitim kurumlarında uygulanan programların halk bilimsel açıdan incelenmesi
Okul Öncesi Eğitimi Türkiye'de özellikle 1960'lı yıllardan sonra büyük gelişme göstermiştir. Son yıllarda zorunlu eğitime geçmek için pilot bölge uygulamasına geçilmiştir. Bu durum, kentleşme ve küreselleşme olgularının bir sonucu olan toplumsal değişmeler ile toplumun değişen beklentilerini yansıtan bir süreç olarak belirmektedir. İster kırsal ister kent ortamı olsun anne ve babanın birlikte ekonomik yaşamda yer almaları sonucu, aileler çocuklarının hem bakımı hem nitelikli yetişmelerini sağlamak için okul öncesi eğitim kurumlarına yönelmektedirler. Ayrıca erken çocukluk gelişimine verilen önemin artması da yaşanan bu sürecin boyutunu değiştirmektedir.Okul öncesi eğitim kurumlarında uygulanan programlar halk bilimsel açıdan değerlendirilmiştir. ?Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi? çerçevesinde, `somut olmayan kültürel mirasın korunması ve genç kuşaklara aktarılması' konusu yer almaktadır. Bu konuda okul öncesi eğitim kurumlarında uygulanan programlarda etkinlikler alanında kültürel miras ürünlerinden yararlanılabileceği görülmüştür.Okul öncesi eğitim kurumlarında uygulanan programlar kültürel miras ürünlerinin aktarım alanları açısından değerlendirilebilecek bir alanı oluşturmaktadır. Bu bakımdan, çalışma halk bilimi açısından kültür eğitimi konusunda bir başlangıç çalışması niteliğindedir.Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, okul öncesi eğitim programları, kültürel miras ve kültür aktarımı.
Sözlü kültür ortamından elektronik kültür ortamına geçiş sürecinde Kastamonu halk anlatıları
Halk anlatısını anlamak ve anlamlandırmak için geliştirilen kuram ve yöntemler metinden anlatım ortamına doğru bir seyir takip etmiştir. Folklorun ?iletişimsel bir süreç? olarak kabul edilmesiyle günümüz halkbilimi araştırmalarında en az ürün kadar ürünün ortaya çıktığı bağlam da önem kazanmıştır.Bu tez halk anlatılarının Kastamonu özelinde hangi ortamlarda üretilip tüketildiği üzerinedir. Anlatım ortamında meydana gelen değişim halk anlatısını etkileyeceğinden tezin amacı; Kastamonu'da halk anlatısı ortamlarının sözden yazıya, yazıdan elektronik kültür ortamına geçiş sürecinde incelenerek; anlatım ortamındaki değişim ve dönüşümün belirlenmesi, bu ortamlarda halk anlatılarının varlığının sorgulanmasıdır.Halk anlatılarının anlatım ortamı ve Kastamonu bağlamında halk anlatısı ortamlarının sözden yazıya, yazıdan elektronik kültür ortamına geçiş süreciyle sınırlı olan tezde bağlamsal kuramın bakış açısı benimsenmiştir.?Kastamonu'da Halk Anlatılarının Sözlü Kültür Ortamı? olarak halk anlatısının üretildiği, nakledildiği, tüketildiği geleneksel mekânlar; kahvehane, han, oda, hamam, panayır ve pazar, konak, ev ve diğer mekânlar olarak belirlenmiştir. Bu mekânlarda; ulaşımın kolaylaşması, tarım faaliyetlerinin makineleşmesi, geçim şekillerinin ve günlük hayatın değişmesi, kentleşme, Cumhuriyet modernitesiyle birlikte kadın erkek bir aradalığı, iletişim teknolojisindeki gelişmeler gibi sebeplerle değişim ve dönüşümler olmuştur.Yeni şekillenen kültür ortamları ?Yazılı Kültür Ortamı?, ?Elektronik Kültür Ortamı? olarak belirlenmiştir; elektronik kültür ortamı ise, anlatım ortamında meydana getirdiği etkiler göz önünde bulundurularak, radyo, televizyon ve internet düzleminde ele alınmıştır.Halk anlatıların kuşaktan kuşağa gerçekleşen naklinin, yazılı ve elektronik kültür ortamıyla birlikte seyir değiştirdiği görülmüş; genç kuşağın halk anlatılarını ürettiği, naklettiği, yaşattığı ortamlar Kastamonu özelinde tespit edilmiştir.Tezde ulaşılan sonuç; bir taraftan sözlü kültür ortamlarının değişerek ve dönüşerek devam ettiği, diğer taraftan yazılı ve elektronik yeni ortamların oluştuğu; insanlığın kültürel mirası ve belleği halk anlatılarının yok olmadığı, geleneksel ve yeni ortamlarda değişip dönüşerek bu ortamlar aracılığıyla üretilmeye, yayılmaya ve yaşamaya devam ettiğidir.
Türk sinemasında müzikal filmlerin halk hikaye motifleri bakımından incelenmesi
Sözlü kültür ürünlerinden olan halk anlatıları yazılı kültür dö-nemine geçildiğinde bile toplumda varlıklarını korumaktadırlar. Teknolojik gelişmenin bir sonucu olan sinema, 20. yüzyıla özgü ol-masına rağmen asırlar boyu var olan unsurları içinde barındırmak-tadır. Bir anlamda teknoloji geleneği taklit etmektedir.Bu tezde, Anadolu sahası halk hikayelerinde kullanılan motifler ile Türk Sineması'ndaki şarkılı filmlerde kullanılan motifleri kar-şılaştıran bir çalışma yapılmıştır. Bu nedenle halk hikayelerindeki motifler incelenmiş ve bu hikayelerinde tespit edilen motiflerin bir çoğunun filmlerde de kullanıldığı örnekler verilerek açıklanmıştır.Tez üç bölümden oluşmuştur, İlk bölümde, halk hikayesi, motif, şarkılı film gibi kavramlar belirtilmiş, ikinci bölümde halk hikayeleri epizotlarına göre ayrılmış ve filmlerin motifleri tasnif edilmiştir. Üçüncü bölümde ise tespit edilen motiflerin ışığı altında karşılaş-tırma yapılmıştır.Çalışma sonucunda, şarkılı filmlerde halk hikayesi motifleri-nin sıklıkla kullanıldığı tespit edilmiştir.
Evlenme geleneğinin değişen karakteri üzerine bir inceleme: Sanal ortam ve evlenme
Türkiye'de geleneksel evlenme modellerinden, internet ortamındaki sanal sohbetle evliliğe geçiş sürecinin folklor açısından sorgulamasını yaptığımız, daraltarak söylersek; ?chat'leşerek? evlenme kodlarının, geleneksel evlenme kodlarıyla ne kadar örtüştüğünün araştırmasını yapmak üzerine seçtiğimiz yüksek lisans tezimizin adı, Evlenme Geleneğinin Değişen Karakteri Üzerine Bir İnceleme: Sanal Ortam ve Evlenme olarak belirlenmiştir.Temel sorumuz olan ?İnternet, evlenme modellerini değiştiriyor mu?, ?Kodlar örtüşüyor mu? doğrultusunda evlenme geleneği modellerinin, tarihsel süreç ve biçimlerinden hareketle; önce sözel Türk toplumundaki geleneksel evlenme kodları tespit edilmiştir. Sözü edilen bu tespitler, Türkiye'de ?birincil sözlü kültür? içinde yetişip evlenen yüz sekiz kaynak kişi ile 2007 yılında İnternet ve geleneksel evlenme kodları üzerine yaptığımız anket çalışmamızın sonuçları ile desteklenmiştir.Evlenme geleneğinin, kent, teknoloji ve küreselleşme karşısındaki yeni görünüm, dönüşüm ve kodlarını tespit etmek için de sanal ortamdaki evlenme siteleri, çöpçatan siteleri, arkadaş, sevgili, eş arama-bulma siteleri, evliliklerini sanal ortam tanışması üzerinden gerçekleştiren kişilerin hikâyeleri, konuyla ilgili 2004-2008 tarihleri arasında yazılı basında çıkan haber ve yorumlar araştırılmıştır.Geleneksel evlenme kodları ve sanal ortam kodları tespit edildikten sonra sanal ortamın, geleneksel evlenme model, aşama ve uygulamaları üzerine etkisi ele alınıp incelenmiştir.Tezde, geleneksel evlenme model, aşama ve uygulamalarının devam ettiği, sanal ortamda ?chat'leşerek? evlenmenin yeni bir model olarak karşımıza çıktığı, henüz evlenme aşama ve uygulamalarını değiştirmediği ancak kentleşme, küreselleşme, teknoloji gibi etmenlerle hızla gerçekleşen zihniyet farklılaşmasının da etkisi ile süreç içinde hızla yerini aldığı, geleneğin bu farklılaşmayla yok olmadan, dönüşerek devamlılığını sağlayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Çağdaş kentte beden folkloru
Beden folkloru teriminin Amerikalı halkbilimci Katharine Young tarafından 1989 yılında ortaya atılmasıyla, halkbilimi çalışmaları yeni bir dönemece girmiştir. Sözlü ve yazılı metinlerden yola çıkılarak yapılan kültür araştırmalarına bedensel metinler de eklenmiştir. Beden folkloru teriminin ortaya atılmasından sonra, bu çalışma alanı doğrultusunda yapılan araştırmalar, bedensel metinlerin de diğer metinler kadar incelenmeye değer olduğunu göstermiştir. ?Çağdaş Kentte Beden Folkloru? başlıklı bu çalışma, beden folklorunun araştırma konuları arasında yer alan jestler ve mimiklerle sınırlandırılmıştır. Çalışmada çağdaş kentte jest ve mimiklerin yansımalarının görülebileceği metinler üzerinde değerlendirmelerde bulunulmuştur. Jest ve mimiklerin işlevleri, kullanım biçimleri ve anlam yaratmada bir araç olarak nasıl kullanıldıkları irdelenmiştir. Çalışmada jestler ve mimikler; kültürler arası iletişim, İnternetle iletişim, siyaset, reklamcılık, grup folkloru, törenler, sinema ve tiyatro gibi örneklerden yola çıkılarak değerlendirilmiştir. Jestlerin ve mimiklerin kültürelleşme ve evrenselleşme sorunu, jest ve mimiklerle siyasal ve ekonomik söylemler yaratılıp yaratılamayacağı, grup kimliğinin nasıl bedenselleştirildiği, törenlerdeki beden hareketlerinin toplumsal anımsamayı nasıl sağladığı, bedenle mizahın nasıl yaratıldığı gibi sorular sorgulanmıştır. Bu çalışma, Türk halkbilimi araştırmalarının göz ardı ettiği beden folkloru çalışmalarına dikkat çeken ve bedensel metinlerin nasıl okunacağına dair bir öneriler sunan bir başlangıç çalışması niteliğindedir.
Bir erginlenme modeli olarak askerlik folkloru
Askerlik Türk toplumunda dogum, sünnet, evlilik, ölüm gibi baslıca geçisdönemlerinden biri olmasına ragmen, halkbilimi disiplini içerisinde yeterli ilgiyigörememistir. Oysa askerlik ?erginlenme? dönemi özelligi ile diger geçis dönemleriarasında ön plana çıkabilecek bir süreçtir. Bu çalısmada, ilkel toplumlardan günümüzmodern toplumlarına, farklı erginlenme dönemleri örnekleri verilmis, askerlik de aynıbaglamda yapısal özellikleri ile degerlendirilmeye çalısılmıstır.?Bir Erginlenme Modeli Olarak Askerlik Folkloru? baslıklı bu çalısmada, askerliksüresinin dısında kalan kültürel dünya toplumsal ve bireysel islevi ile incelenmeyeçalısılmıstır. Bu dünya askerlik öncesi, askerlik ve askerlik sonrası dönemleri içinealan, zamanın sartları içinde devam eden bir kültürel dünyadır. Askerligin kıslaiçindeki kültürel dünyası ise bir baska çalısmada incelenebilecegi düsünülmektedir.Kırsaldan kente dogru dönüsüm geçiren Türk toplumunda, geçmis ve günümüzdeaskerligin görünümü incelenmeye çalısılmıs, bu kültürün de bir degisim geçirdigisonucuna varılmıstır.Türk Halkbilimcilerin öncelik sorunu olarak geri plana ittigi askerlik konusuna,bu çalısma ile dikkat çekilmesi ümit edilmektedir. Farklı disiplinlerde ya da farklıkuramlarla incelenebilecek olan bu kültür, arastırmacıların ilgisini beklemektedir.Anahtar Kelimeler:1. Askerlik folkloru2. Erginlenme3. Geçis dönemleri4. Ugurlama törenleri
Metinlerarası ilişkilerde Türk halk hikâyeleri
Bu tezde, sözlü edebiyat anlatılarından Türk halk hikâyelerinin odağında, sözlü anlatıların gönderme yapan metin yani ana metin olarak metinlerarası ilişkilerdeki konumu incelenmiştir.Metinlerarası ilişkiler nosyonunda, edebiyat eleştirmenleri tarafından genellikle yazılı edebiyat metinlerinin bir alt metni olarak değerlendirilmiş olan sözlü anlatılara, metinlerarasılığın temel kavramlarından ?gelenek?, ?yeniden yazma? ve ?palempsest? aracılığı ile yaklaşıldığında, sözlü metinlerin de kendi aralarında ya da yazılı metinlerle kurdukları ilişkide ana metin olma özelliğinin olduğu saptanmıştır.Türk halk hikâyelerine Fransız anlatıbilimci Gérard Genette'in ?palempsest? kuramı ile yaklaşıldığında, halk hikâyelerinin ötemetinsellik sınıflandırmasında ?metinlerarasılık? ve ?ana metinsellik? ilişkilerini yansıttıkları görülmektedir. Halk hikâyeleri, göndermeler yoluyla bir başka metni somut olarak içinde barındırarak metinlerarasılık ilişkisi kurmaktadır. Bunun yanında, diğer sözlü ve yazılı metinleri biçimsel ve izleksel ya da anlamsal olarak dönüştürerek anlatısını oluşturmak noktasında ana metinsellik ilişkisini kurmaktadır.Bugüne kadar genelde Türk sözlü anlatıları, özelde Türk halk hikâyeleri odağında yapılan çalışmalar, kaynak ve etki alanı arayışları ile karşılaştırmalı eleştiri yaklaşımından yararlanmıştır. Türk halk hikâyelerine metinlerarasılık ile yaklaşmak, anlatıların anlamsal ve yapısal olarak nasıl katmanlaştığını görmek ve anlatıyı metin olarak çözümlemek açısından somut veriler sağlayan bir yöntemdir.Anahtar sözcükler: Metinlerarasılık, palempsest, Gérard Genette, sözlü anlatılar, Türk halk hikâyeleri
Çankırı türbeleri
Çalışmada amaçlanan bölge halkının türbe inancına bakış açısının ve ildeki türbeler etrafında oluşan yaygın uygulamaların değerlendirmesini yapmaktır. Çalışma, iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Çankırı iline bağlı elli sekiz türbe ile ilgili bilgiler kaynak kişilerin anlattıklarından ve bu türbelerle ilgili yazılı kaynaklardan alınmış, bu bilgilere herhangi bir yorum katılmamıştır. İkinci bölümde ise toplanan verilerin ışığında Çankırı türbelerindeki ?halk hekimliği? uygulamaları ve ?yağmur duası? ritüeli hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. Bu çalışmada derlenen inanışlar ve uygulamalardaki kalıplaşmalar her ne kadar dinle ilgili olsa da bunların dinlere göre doğruluğu veya yanlışlığı ilahiyat bilimine bırakılarak işlenmiştir. Halkbilimin genel prensiplerine uygun olarak bu inanışlar ?batıl? olarak ötekileştirilmeden değerlendirilmiştir.