Theses supervised by Prof. Dr. Mehmet Akif Tural
10 theses · Gazi University, Ankara Hacı Bayram Veli University
İkinci Dünya Savaşının Türkiye'deki ekonomik uygulamalara etkileri (1939-1945)
II. Dünya Savaşı?nın nedenlerini I. Dünya Savaşı?nın sonucunda yapılan antlaşmalar oluşturmaktaydı. I. Dünya Savaşından yenik çıkan ülkeler hem toprak hem de itibar kaybı yaşamışlardır. II. Dünya Savaşında Mihver ve Müttefik Devletler iki taraftı. Türkiye tarafsız ve savaş dışındaydı. Türkiye savaşının ilk gününden itibaren topraklarına yapılacak bir saldırıya savaşla karşılık vereceğini açıkladı. Türkiye II. Dünya Savaşı?nın getirdiği olağanüstü koşullara karşı bazı önlemler almıştır. Büyük kentlerin ve ordunun iaşe ihtiyacının karşılanması bunların başında geliyordu. Savaş stokçuluk ve karaborsacılığı getirmiştir. Hükümet bu dönemde kendi tespit ettiği fiyatlar üzerinden köylünün hububatını satın almıştır. Bu da yolsuzluk ve tepkilere sebep olmuştur. Milli Korunma Kanunu?yla enflasyon, karaborsa ve haksız kazançların önlenmesi hedeflenmiştir. Ülkedeki ihtiyaç duyulan malların darlığının giderilmesi de amaçlanmıştır. Türk milletinin gıda iaşe ekmek gibi ihtiyaçları merkezi idareler tarafından karneye bağlanarak karşılanmıştır. Varlık Vergisi II. Dünya Savaşı içinde servet ve kazançları vergilendirmeyi amaçlayan bir vergiydi. Toprak Mahsulleri Kanunu bütün toprak mahsullerine uygulanan ve ürün olarak toplanan bir vergiydi. Türkiye?yi savaşa sokmak için bazı baskılar ve toplantılar yapıldı. II. Dünya Savaşından sonra Çiftçiyi Topraklandırma Kanunuyla Topraksız ya da az topraklı çiftçiye toprak vermek hedeflenmiştir. Ülkedeki tarımsal alanların sürekli işlemesini sağlamak gerekiyordu. Arazi mülklerinin aşırı derecede büyümelerini ve belirli bir orandan aşağı düşmelerini önlemek amaçlanmıştı. Ama hedefler gerçekleşmedi. Türkiye II. Dünya Savaşında diplomasi başarısı göstererek savaş süresince savaş dışı kalmayı başarmıştır. Savaştan sonrada batılı devletler arasında yerini almıştır ve siyasi ekonomik olarak bir dizi yenilikler yapmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER 1. İkinci Dünya Savaşı 2. Milli Korunma Kanunu 3. Varlık Vergisi 4. Türkiye Ekonomisi 5. İsmet İnönü
Hakkı Baha Pars: Hayatı ve eserleri (1879-1942)
Tezimizin konusu olan Hakkı Baha Pars, 1879 yılında Bursa'da dünyaya gelmiştir. Bursa'nın ve Türkiye Cumhuriyeti'nin yakın dönem tarihine tanıklık etmiş önemli bir şahsiyettir. Cumhuriyet tarihimizin unutulmuş Kuva-yı Milliyecilerindendir. Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatının özellikle öğrencilik, ilk subaylık yılları ve cemiyetçilik yıllarındaki yakın arkadaşlarındandır. Bursa Işıklar Askerî Lisesi'nde iken Ömer Naci ile birlikte istibdat idaresine karşı yazılar yazıp taş basma ile çoğalttıktan sonra şehrin sokaklarında duvarlara yapıştırmıştır. İnkılapçı, kooperatifçi bir fikir adamı olan Hakkı Baha Bey, Cumhuriyetin unutulmuş devrimci halk dimağlarından biridir. Unutmamak gerekir ki, Tanzimat'tan sonra canlanan genç dimağları tanıtmak, Mustafa Kemal'i tanımak dolayısıyla Türk Devrimi'ni anlamak demektir. Hakkı Baha Pars Bey, Selanik Askeri Rüştiyesi'nde öğretmenlik yaptığı yıllarda, Selanik'teki evinde "Vatan ve Hürriyet Cemiyeti"nin Selanik şubesini Mustafa Kemal (Atatürk), Ömer Naci'nin katılımıyla kuran ve sonraları İttihat ve Terakki Fırkası'na dönüşecek olan Osmanlı Hürriyet Cemiyeti'nin de kurucuları arasındadır. Selanik'te görevi esnasında Füyûzat adlı mecmuayı çıkarır. Yunan işgali başlayınca halkı örgütlemek için Bursa'da Kuva-yı Milliye reisliği yapar. Bursa'da "Muhacirin Yardım Cemiyeti" kurucularından olmuştur. Cumhuriyetin ilk dönemi eğitim kurumları olan Telif ve Tercüme Heyetinde görev almış bir asker, idareci ve eğitimcidir. Yazmayı, okumayı çok seven, araştırmayı, öğrenmeği kendisine ilke edinen, Osmanlı'dan (batı aydını profili ile) Cumhuriyete intikal etmiş bir ortamda yetişmiş, millet, memleket, vatan sevdalısı bir nefer olarak hayatını idame ettirmiştir. Hakkı Baha Bey'in yayınlanmış veya yayınlanmamış eserlerinden bazıları; Safahat-ı Hayat, Tasarruf-u Mecburî Müessese-i Maliye ve İktisadiyesi, Usûl-i Tenkît, Telkin Nedir?, Mektep Kooperatifçiliği, Kooperatif Programı'dır. 1942 yılında ardında Türk milletine birçok akademik eser bırakarak hayata gözlerini kapamıştır. Tezimizin tamamında, arşiv vesikaları, birincil kaynaklar, telif ve tetkik eserler, anılarla ve Hakkı Baha Pars'ın hayattaki tanıdıkları/akrabalarının paylaştığı bilgilerden yararlanılmıştır.
Atatürk Dönemi Türkiye-Romanya ilişkileri (1923-1938)
Osmanlı Devletinin yıkılmasının ardından yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti, takip ettiği dış politika çerçevesinde pek çok ülke ile münasebetler geliştirmiştir. Bu ülkelerden birisi de ikili ilişkilerin Birinci Dünya Savaşında kesintiye uğradığı Romanya'dır. Lozan Konferansı sırasında tekrar başlayan Türk-Romen ilişkileri, 1923-1930 yılları arasında hızlı bir gelişim yaşanmamıştır. 1934 yılında oluşturulan Balkan Paktı ile birlikte dost ve müttefik olan iki ülke arasında, II. Dünya Savaşının başlamasına kadar yakın siyasi işbirliği görülmüştür. Türkiye ve Romanya'nın Karadeniz vasıtasıyla komşu olmaları, iki ülke arasında ekonomik ilişkilerin gelişmesine olumlu yansımıştır. Bunun yanında Romanya'daki Türk azınlığın varlığı, Atatürk dönemi Türk-Romen ilişkilerinin sosyo-kültürel boyutunu oluşturmuştur.?Atatürk Dönemi Türk-Romen İlişkileri? adlı tezimizin giriş bölümünde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurulmasına kadar olan süreçteki Türk-Romen İlişkileri özet olarak verilmiştir. Birinci bölümde, Türk-Romen siyasi ilişkileri, ikinci bölümde Türk-Romen ekonomik ilişkileri anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise Romanya Türklerinin Türk-Romen İlişkilerine olan etkisi Türk ve Romen arşiv kaynakları ışığında ele alınmıştır.
Türk basınında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kuruluş süreci ve Türkiye'nin Kıbrıs politikası (1975 ? 1983)
Milliyet, Cumhuriyet, Tercüman, Hürriyet, Son Havadis, Adalet ve Zafer gazetelerinden yoğun bir şekilde yararlanarak, KKTC'nin kuruluş sürecinde Türkiye'nin takip ettiği Kıbrıs politikasını izlemeye çalıştık.1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti, bağımsız ve bağlantısız bir devlet olarak Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'nin garantörlüğü altında kurulmuştur.Ne var ki, Cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios, ENOSİS doğrultusunda hareket ederek, Türkleri ortaklıktan çıkarmaya ve bir azınlık durumuna düşürmeye çalışmıştır. Akritas Planı'nı uygulamaya koyan Makarios, Türkiye'ye verdiği bir öneri paketi ile Kıbrıs Anayasasının 13 maddesinin değiştirilmesini istemiştir. İstek reddedilince de, Ada'da Türklere yönelik sindirme ve şiddet eylemlerine girişilmiştir. İngiltere, Yunanistan ve ABD'den herhangi bir çözümcü destek bulamayan Türkiye, 1974 yılında Barış Harekatını yalnız başına yapmak zorunda kalmıştır. Harekattan sonra ise coğrafi temele dayanan bir federasyon tezini hayata geçirmeye çalışmıştır. Diplomatik temasların sonuç vermemesi ve ABD'nin Türkiye'ye yönelik ?Ambargo Kararı? alması üzerine Kıbrıs Türk toplumu tarafından, tek yanlı olarak Kıbrıs Türk Federe Devleti ilan edilmiştir. Mücadeleyi uzun bir sürece yaymak gayreti içerisine giren Kıbrıs Rum yönetimi, ABD, BM, AET ve diğer devlet ve kuruluşlar nezdinde girişimlerini yoğunlaştırarak, Türkiye ve Kıbrıslı Türkler aleyhinde kararlar alınmasını sağlamayı başarmıştır. Türkiye ise, çözüme katkı sağlamak için kontrol altına aldığı topraklardan bir kısmını geri vermeyi dahi gündeme getirmiştir. Ancak Rum yönetimi, aldığı dış desteğe bağlı olarak konunun çözümüne katkı sağlamamakta ısrar etmiştir. Bunun üzerine bir çözüm yolu olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edilmiştir?
Türk basınında Hatay Devleti'nin kurulması meselesi
Mondros Mütarekesinin imzalanmasından sonra Fransızlar tarafından işgal edilen Sancak (Hatay) bölgesinde işgale karşı direniş hareketleri başlamıştır. Ancak 20 Ekim 1921 tarihinde imzalanan Ankara Anlaşması ile şartlar gereği Sancak (Hatay) Fransız ?Mandat? sistemine bırakılmıştır. Bölgeyle olan irtibat ise hiçbir zaman kesilmemiş, şartların olgunlaşması beklenmiştir. Nitekim Suriye'ye Fransa tarafından bağımsızlık verileceği haberinden sonra Sancak (Hatay) için de bağımsızlık mücadelesi başlamıştır. Türkiye'nin uyguladığı kararlı politika ile Hatay Cumhuriyeti Devleti adıyla bağımsız bir devlet kurulmuştur. Bu çalışmada da Hatay Bağımsız Devletinin kurulmasında nasıl bir yol izlendiği, hangi aşamalardan geçildiği ve Hatay Cumhuriyeti Devleti'ne nasıl ulaşıldığı, dönemin gazeteleri de dikkate alınarak anlatılmaya çalışılmıştır.Anahtar Sözcükler:1.Sancak2.Hatay3.Fransa4.Türkiye5.Milletler Cemiyeti
Demokrat Parti Dönemi Türk-Amerikan ilişkileri ve Türkiye'nin ortadoğu politikaları
İkinci dünya Savaşı ardında adeta dumanı tüten bir savaş alanı bırakmış, dünya savaşın yıkıntılarından nefes nefese çıkmıştı. Bu ortamda Faşist imparatorluklar çökerken dünyada demokrasi rüzgârları esmeye başlamış, bu demokrasi ortamına Türkiye de kendisini Batı'ya daha yakın gösterebilmek için bu düzene uyum sağlama yolunu seçmişti.14 Mayıs 1950'de Türkiye'de 27 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi iktidarı serbest seçimle el değiştirmiş ve Demokrat Parti iktidara gelmişti. Demokrat Parti İktidara geldiği dönemde ikiye bölünmüş dünyada Komünizmin tehditlerinden korunmak için Batı ile iş birliğine yönelmiş, ancak bu iş birliği her noktaya yayılmıştır. Özellikle ekonomik anlamda alınan yardımlar ve destekler bir süre sonra Türkiye'nin ekonomisini Batı'ya bağımlı hale getirmiştir. Bu durum özellikle Dış Politika konusunda alınan kararlar ve izlenen siyasette kendisini hissettirmiş, bu dönemde Türkiye özellikle Orta Doğu politikalarında Amerika'nın sözcüsü durumuna gelmiştir.II. Dünya savaşından sonra Orta Doğu'da etkin olmak isteyen Amerika, Orta Doğu'da atacağı her adım için Türkiye'yi adeta bastonu gibi görmüş, Demokrat Parti iktidarı da ne pahasına olursa olsun Amerika'nın Orta Doğu'da yürüttüğü her türlü politikada yer almıştır.
Kraliyet devrinde Irak'ın etnik yapısı ve siyasi oluşumlar
Osmanlı İmparatorluğu gibi bir iktidar altında uzun süre kalmış ve 18.yy sonlarında Osmanlı İmparatorluğunu sarmış siyasi ateşin etkisini diğer bölgeler gibi yoğun yaşamış önemli bir merkez olan Irak, sömürgeci bir korumayı kendine bağımsızlık ışığı olarak görmenin karanlığında kalmıştır.Son yüzyıldır bu sömürgeci karanlığa sığınmanın bedelini ödeyen tipik bir Ortadoğu ülkesidir. Diğer ülkelerden değişik olan, için de farklı ırkları barındıran, biraz nüfuslu ve yer altı kaynakları bakımından zengin olan bir ülkedir.Irak'ın etnik haritasına baktığımızda üç büyük yapı görürüz. Bunlar; Araplar, Kürtler Türkmenlerdir ve. Irak din yönünden baktığımızda Irak'ın büyük çoğunluğu Müslümanlardan oluşmakta, fakat bunun yanında diğer dinlere mensup olanlar da var. Hıristiyan, Yezidi ve Sabiler gibi.Irak'ta yaşayan nüfusun çoğu Müslüman olduğuna göre dinî grupların daha etkili olduğu söylenebilir. Yalnız dinî gruplara baktığımız da Müslümanlar kendi aralarında ikiye ayrılıyor, bunlar Şii ? Sünni. Ayrıca diğer din mensupları da var ama onlar Müslümanlar gibi çok etkili değiller. Bunun da sebebi azınlık olmalarıdır. Etnik gruplara gelince Araplarda din yani İslamiyet anlayışı, milliyetçilikten daha üstün tutulmaktadır. Kürtler ve Türkmenlere baktığımızda ise önce kimlik (milliyetçilik) daha sonra da din gelmektedir.Anahtar Sözcükler1-Irak'ın Etnik Yapısı2-Irak'ın Dini Yapısı3-Irak Arapları4-Irak Kürtleri5-Irak Türkmenleri
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Kore Savaşı, önemi, öncesi ve sonrası ile ilgili değerlendirme
II. Dünya Savaşı sonrası Avrupa'da ve dünyada büyük değişiklikler oldu. İki kutuplu yeni bir dünya düzeni ortaya çıktı. II. Dünya Savaşından galip çıkan ve yayılmacı emellerinden vazgeçmeyen Sovyetler birliği,savaş esnasında meydana gelen değişikliklere ve günün şartlarına uymadığını ileri sürerek, 17 Aralık 1925 tarihli Türk-Sovyet Dostluk ve Saldırmazlık Antlaşması'nı, 19 Mart 1945 tarihinde artık uzatmayacağını bildirdi. Bu durumun ortaya çıkardığı gerginlik sürerken S.S.C.B. bu kez 7 Haziran 1945 günü bir nota ile doğu sınırımızda kendi yararına bazı düzenlemeler yapılmasını,Boğazlarda kendisine üs verilmesini ve buranın iki devletçe ortaklaşa savunulmasını Montreux Sözleşmesi'nin yeniden düzenlenmesini istedi.Türkiye, bu önerileri geri çevirdi,ancak S.S.C.B. 8 Ağustos 1946 ve 25 Eylül 1946 tarihlerinde iki nota daha vererek bu isteklerini yeniledi.Stalin önderliğindeki Sovyetler Birliğinin Türkiye'den toprak talebinde bulunması ve Boğazları kontrol etmek istemesi, Türkiye'yi Sovyet emperyalizmine karşı güvenliğini sağlama endişesi de yaratmıştı. Bölgedeki gelişmeleri gören ABD, kendi milli menfaatleri gereği de İngiltere'nin bölgede bıraktığı boşluğu doldurmaya karar verdi.3 Mart 1947 tarihinde Truman Doktrini açıklandı ve doktrin kapsamına Türkiye'nin de girdiği belirtildi. Amerikan Hükümeti, 4 Temmuz 1948 tarihinde, Ankara da bir yardım antlaşması imzalayarak ekonomik yardıma başladı. Bu antlaşmanın imzalanmasından sonra ekonomik işbirliği idaresi, Marshall planı çerçevesinde 1949 -1951 yılları arasında Türkiye'ye yardım yaptı.25 Haziran 1950 sabahı Kuzey Kore'nin, Güney Kore askerlerinin 38 nci paralel boyundaki sınırı geçtiklerini ileri sürerek, baskın tarzında bir taarruzla bütün cephede taarruza geçmeleriyle sıcak savaşa dönüştü.Birleşmiş Milletlerin çağrısı üzerine Türkiye'nin de aralarında bulunduğu on altı devlet tarafından BM kuvvetleri teşkil edildi.Yurdun çeşitli bölgelerinde bulunan birliklerden oluşturulan Türk Tugayının komutanlığına Tuğg. Tahsin Yazıcı, 241nci P.A. Komutanlığına Albay Celal Dora atandı.Türk Tugayı 1950'de başlayan 1953 yılı Temmuz ayında biten ve yaklaşık üç sene süren Kore Savaşında girdiği bütün muharebelerde gösterdiği cesaret ve kahramanlık, bilhassa Kunuri oyalama, Kumyangjangni taarruz, Wegas ileri karakol muharebelerinde Güney Kore'nin egemenliğine kavuşturulmasında çok önemli rol oynamış ve Birleşmiş Milletler Ordusunun moralini yükselterek savaşma azim ve iradesini artırmıştır.Bu bağlamda Türk Ordusu Birleşmiş Milletlerin çağrısına uyarak katıldığı Kore Savaşında, 20. Yüzyılın ikinci yarısında, yalnız Türk Tarihinde değil aynı zamanda dünya tarihinde de özel bir yer edinmiştir.Kore harbi Türkiye'nin demokrasi, hürriyet ve insan haklarına ne kadar önem verdiğinin bir ispatı olmuş ve gösterilen bu başarının bir neticesi olarak Türkiye'nin NATO'ya giriş süreci de başlamıştır.Şüphesiz Türkiye'nin NATO'ya alınmasında en büyük etken, Sovyet yapılanmasına karşı Avrupa'nın güney kanadında modern harp silah ve araçlarıyla donatılmış güçlü bir orduya ihtiyaç duyulması olmuştur. İşte böyle bir ordu, Kore Savaşındaki mücadele azmi ve savaş kabiliyetini ile Türk Ordusu olmuştur.Anahtar Sözcükler1.Marshall Planı2.Birleşmiş Milletler3.Tahsin Yazıcı4.Türk Tugayı5.Kore Savaşı
İkinci Dünya Savaşı dönemi iç güvenlik
İkinci Dünya Savaşı Döneminde İç Güvenlik konulu bu tezde öncelikle ülke asayişinde görevi yapan kolluk kuvvetlerinin yanında ülke savunmasını yapan T.S.K.lerince döneme ait güçlüklerin ortaya konması amaçlanmıştır.Tez iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik durumunun yapısı ortaya konarak bilgi verilmeye çalışılmıştır.İkinci bölümde Türk Ordusunun aldığı güvenlik tedbirleri ortaya konulmuştur. Dönemin asayişi etkileyen birçok olayı, siyasi ekonomik ve sosyal olayların yanında asayişi etkileyen diğer olaylar başlığı altında incelenmiştir. Dönem içerisinde var olan sağ ve sol faaliyetler ile bölücü ve irticai faaliyetler, ekonomik ve sosyal olayların içerisindeki ihtikâr ve karaborsacılık ile dönemin karakteristik özeliklerinden olan yolsuzluklar en önemli konular arasında görülecek açıklanmaya çalışılmıştır. Güvenliğin en önemli etkenlerinden biriside savaşın getirdiği yıkımdır. Ekonomik zorlukların getirdiği işsizlik, hırsızlık ve ahlaki olayların artışını da beraberinde getirmiştir. Bunlarında yanında yıllarca ihmal edilmiş Anadolu'nun depremler ve seller ile bunun doğal sonucu ortaya çıkan salgın hastalıklar ise bu döneme damgasını vurmuştur.Türkiye Savaşta kendi saflarına çekmeye çalışan her iki tarafa mensup ülkelerin gayretleri, tarafsız kalmaya çalışan Türkiyenin sansür dahil birçok tedbir almasını gerektirmiş bu ise güvenlik güçlerinin görev yükünü artırmıştır. Türk ordusunun aldığı tedbirler ile bu konuya çare aranılmıştır. Bir savaşın getirdiği yıkım ve onun doğal sonucu göçlerdir. II. Dünya Savaşı ve Göç başlığı altında göç olgusu ve Türkiye'deki göç hareketleri İkinci Dünya Savaşı döneminde gerçekleşen göçlerin iç güvenliğe etkisi ve bu konuda alınan tedbirler ortaya konmuştur.Zor bir dönem olan İkinci Dünya Savaşı yılları ülkede herkesin ve herkesinin katkıda bulunduğu ortak çabaların gösterildiği bir zaman dilimidir.
V.Dönem TBMM'nin yapısı ve faaliyetleri
Çalışmamın konusu olan V. Dönem TBMM, 1 Mart 1935 -27 Ocak1939 yılları arasında görev yapmıştır. Bu çalışma beş bölümde ele alınmıştır. İlk bölümde meclisin toplanması ve genel yapısı ele alınırken, diğer bölümlerde eğitim, ekonomi.dış politika, hukuk ve sosyal alanda çıkarılan kanunlar,TBMM'nin mesaisi ve yasama çalışmaları çerçevesinde incelenmeye çalışılmıştır. Meclisin toplanması ve genel yapısıyla ilgili bilgiler Meclis Yıllıklarından, Zabıt Ceridelerinden ve gazetelerden edinilmiştir. Meclisi oluşturan milletvekillerinin büyük çoğunluğu orta yaşlı, deneyimli ve iyi eğitim görmüş vekillerden oluşmaktadır.Bu dönemde, ilk defa kadınlar da milletvekili olarak mecliste yer almışlardır. Dört tane hükümetin görev aldığı bu mecliste, Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümüyle ilk defa Cumhurbaşkanlığı değişikliği yapılmıştır.İsmet İnönü Türkiye Cumhuriyeti'nin İkinci Cumhurbaşkanı olmuştur. TBMM'nin beşinci döneminde, eğitim, ekonomi, dış politika, hukuk ve sosyal alanda önemli adımlar atılmıştır. Ancak dikkati özellikle ekonomi ve dış politika alanları çekmektedir. Eğitim alanında, ilkokuldan yüksek tahsile kadar her basamak üzerinde özenle durulurken, Türkiye'nin sosyal bir hukuk devleti olması yolunda da adımlar atılmıştır. Devletçiliğin hakim olduğu ekonomi alanında ise, kuvvetli ülke olma yolunun bağımsız ve güçlü ekonomiye sahip olmadan geçtiği düşünülerek çalışmalar yapılmıştır. Dış politikada da, dünyada savaş rüzgarlarının yeniden esmeye başladığı bir dönemde barışçı, güvenilir ve kendi menfaatlerini göz ardı etmeyen bir denge politikası izlenmiştir. V. Dönem TBMM de, daha önceki dönemlerde olduğu gibi, çağdaş gelişmiş, bağımsız ve güçlü bir Türkiye için çalışmıştır. 144