Theses supervised by Prof. Dr. Mehmet Nuri Gömleksiz

19 theses · Fırat University

DoctorateOpen AccessTR

Öğretim elemanlarının teknostres ve teknoloji kabul düzeyleri ile uzaktan eğitime dair tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, öğretim elemanlarının teknostres ve teknoloji kabul düzeyleri ile uzaktan eğitime dair tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmanın örneklemini Doğu Anadolu Bölgesi'nde bulunan ve uzaktan eğitim yöntemiyle ders veren 16 üniversitede görev yapan 957 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Araştırmada, karma yöntem kapsamında olan açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın ilk basamağı olan nicel kısmında öğretim elemanlarının, uzaktan eğitime ilişkin tutumlarını belirlemek için "Uzaktan Eğitime Yönelik Tutum Ölçeği", teknostres düzeylerini belirlemek için "Teknostres Ölçeği" ve teknoloji kabul düzeylerini belirlemek için "Teknoloji Kabul Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın ikinci basamağı olan nitel kısmında ise, araştırmacılar tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak veriler toplanmıştır. Araştırma verilerini analiz etmek için SPSS 22 ve AMOS bilgisayar paket programları kullanılmıştır. Araştırmanın verileri t-testi, ANOVA, Bonferroni, korelasyon, çoklu regresyon ve yapısal eşitlik modeli uygulanarak analiz edilmiştir. Ayrıca gruplar arasındaki anlamlı farklılığın derecesini belirlemek için ise eta-kare (η2) değeri hesaplanmıştır. Araştırmanın nitel kısmı için elde edilen veriler ise betimsel içerik analizi ile betimlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular göre, öğretim elemanlarının teknostres, teknoloji kabul ve uzaktan eğitime dair tutumlarının cinsiyet, bilim dalı, unvan ve kıdem değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Yapılan korelasyon ve regresyon analizi sonuçlarına göre, öğretim elemanlarının uzaktan eğitimi, teknoloji kabulün algılanan kullanışlılık, kullanıma yönelik tutum, kolaylaştırıcı durumlar, algılanan eğlence, özyeterlik alt boyutlarını; teknostresin tekno-istila, tekno-karmaşa ve tekno-belirsizlik alt boyutlarını istatistiksel yönden anlamlı düzeyde yordadığı tespit edilmiştir. Teknolojik kabul, teknostresi doğrudan ve negatif yönde; teknolojik kabul, uzaktan eğitime ilişkin tutumu doğrudan ve pozitif yönde; teknostres ise uzaktan eğitime ilişkin tutumu doğrudan ve negatif yönde yordamaktadır. Sonuç olarak öğretim elemanlarının teknostres ve teknolojik kabullerinin, uzaktan eğitime ilişkin tutumlarını etkilediği belirlenmiştir.

Hilal Uğraş
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

English teachers' and learners' perceptions of the effectiveness of teaching communicative language strategies

The objectives of the study are to illustrate ' The Perceptions of the Teachers' and Learners' of Effectiveness of Teaching Communicative Language Strategies' in secondary schools 12th grade inside Erbil city in the north of Iraq in terms of gender, ages, and branches with considering different socio- economic. To achieve these goals the researcher based on descriptive study and a quantitative data tool used to collect the results that were (a questionnaire for the students, questionnaire for the teachers, questionnaire for the supervisors, written and oral test, and classroom observation and checklist). The sample taken from the students is 510 both (male and female), (scientific, and literary), from age 16- 20. The results of the students' questionnaire show that their teachers do not apply communicative language strategies, and most of them still use grammar- translation method for English language teaching. They like group work to share their ideas, but the large of the classes do not allow them to apply this, and also they do not have the chance of oral presentation that is one important strategy in communicative learning and mostly depend on their native language to comprehend English language. The result of the tests show that female better than male, scientific branch students' degree higher than literary and those students their age equal or younger than 18 scored higher in compare with older than 18. About the teachers' perception some of them do not believe on importance and usefulness of the communicative approach for teaching EL for some reasons such as, (large number of the students in the classes, lacks of the audio- visual aids, and lacks concerning culture factors). Teachers do not apply communicative strategies to enable the learners' to create motivation so as to learn and acquire the main language skills. Concerning supervisors they believe that teachers need high proficiency in order to apply communicative approach. And also they mentioned that teachers have low resources and less time for material preparation. With a great number of them have responded that teachers have lack of training and full understanding of communicative approach. The other point that supervisors' mentioned that the existing syllabus is not suitable for communicative activities and most EL teachers do not use technology facilities in their classes and they have low ability to communicate in the target language which is EL in their classes that would be the mean to motivate students'' to communicate with each other in the EL.

Branch teachersIraq-ErbilHigh schools students+7
Dıman Sadraldın Rashıd Rashıd
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İngilizce öğretmenlerinin mesleki öz yeterlik algıları

Bu araştırmanın amacı ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan İngilizce öğretmenlerinin mesleki öz yeterlik algılarını belirlemektir. Araştırmanın nicel ve nitel yönleri olduğundan, amaçlar nicel ve nitel olarak iki çerçevede ele alınmıştır. Araştırmanın nicel boyutuna ilişkin alt amaçlar şunlardır: İngilizce öğretmenlerinin, dil gelişimini izleme ve değerlendirmeye ilişkin öz yeterlik algılarını belirlemek, İngilizce öğretmenlerinin, meslektaş, okul, aile ve toplumla iş birliği yapmaya ilişkin öz yeterlik algılarını belirlemek, İngilizce öğretmenlerinin, uygun eğitim ortamı için materyal kullanımı ve yöntem seçimine ilişkin öz yeterlik algılarını belirlemek, İngilizce öğretmenlerinin, İngilizce öğretimi alanında mesleki gelişimi sağlamaya ilişkin öz yeterlik algılarını belirlemek. Bu alt boyutlara ilişkin öğretmen görüşlerinin cinsiyet, görev yapılan okul türü, mesleki kıdem yılı, mezun olunan bölüm, eğitim durumu ve çalışma durumuna göre farklılık gösterip göstermediği araştırmanın alt amaçları olarak belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın nitel boyutuna ilişkin alt amaçlar şunlardır: Bir dil öğretmeninin etkili olabilmesi için sahip olması gereken özelliklere ilişkin İngilizce öğretmenlerinin görüşlerini belirlemek; İngilizce öğretmenlerinin öğrencilerin dil gelişimini izleme ve değerlendirmede izledikleri yollara ilişkin görüşlerini belirlemek; etkili dil öğrenimini sağlayabilmek için İngilizce öğretmenlerinin meslektaşları, okul, aile ve toplumla iş birliği kurmaya ve bu yönde izledikleri yola ilişkin görüşlerini ortaya çıkarmak; uygun eğitim ortamları oluşturma, materyal kullanımı ve yöntem seçiminde öğretmenlerin göz önünde bulundurdukları ölçütlerini saptamak ve buna ilişkin görüşlerini belirlemek; İngilizce öğretmenlerinin mesleki gelişimlerini devam ettirmek için katıldıkları ve/veya yaptıkları çalışmalara ilişkin görüşlerini belirlemek; ve İngilizce öğretmenlerinin dil öğretimi açısında güçlü ve zayıf yönleri hakkındaki görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 eğitim-öğretim yılı 1. döneminde Elazığ ili merkez ilçesinde bulunan tüm ilkokul, ortaokul, lise, proje okulu ve bilim sanat merkezinde çalışmakta olan İngilizce öğretmenleri oluşturmaktadır. Öğretmenler araştırmaya gönüllü olarak katılmışlardır. Çalışmaya toplam 112 okuldan 295 öğretmen katılmıştır. Çalışmanın nitel boyutu için 30 öğretmene ulaşılmıştır. Bu öğretmenlerden 22 tanesi lisans, 4 tanesi lisansüstü öğrencisi ve 4 tanesi de lisansüstü mezunudur. Bu öğretmenlerin 17'si ortaokulda, 9'u lisede ve 4'ü de ilkokulda görev yapmaktadır. Bu öğretmenlerden 20'si İngilizce Öğretmenliği Bölümünden, 3'ü İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünden ve 7'si diğer bölümlerden mezun olmuştur. Çalışmada nicel ve nitel araştırma desenlerinin bir arada kullanıldığı karma araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmada öğretmenlerin mesleki öz yeterlik algılarını belirlemek amacıyla güvenilir ve geçerli bir ölçek olan "İngilizce Öğretmenlerinin Öz Yeterlik Algısı Ölçeği" ve "İngilizce Öğretmenlerinin Öz Yeterlik Algısı Görüşme Formu" kullanılmıştır. Çalışmanın nicel boyutuna bakıldığında: İngilizce öğretmenlerinin, dil gelişimini izleme ve değerlendirme alt boyutuna ilişkin sonuçta bütün değişkenler açısından anlamlı bir farklılığa ulaşılmamıştır. İngilizce öğretmenlerinin, meslektaş, okul, aile ve toplumla iş birliği yapma alt boyutuna ilişkin bulgularda her altı değişken açısından da anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. İngilizce öğretmenlerinin, uygun eğitim ortamı için materyal kullanımı ve yöntem seçimi alt boyutuna ilişkin bulgularda her altı değişkende de anlamlı bir farklılığa ulaşılmamıştır. İngilizce öğretmenlerinin, İngilizce öğretimi alanında mesleki gelişimi sağlama alt boyutuna ilişkin bulgularda cinsiyet değişkenine göre erkek öğretmenler lehine, çalışma durumu değişkenine göre kadrolu çalışan öğretmenler lehine, mezun olunan okul türü değişkenine göre ise İngilizce Öğretmenliği ve İngilizce ile ilgili bölümlerden mezun olan gruplar lehine anlamlı bir farklılığa ulaşılmıştır. Diğer üç değişkende ise anlamlı bir farklılığa ulaşılmamıştır. Çalışmanın nitel boyutu kısmında İngilizce öğretmenlerinin öz yeterlik inançlarıyla ilgili çeşitli görüşleri tespit edilmiştir. İngilizce Öğretmenlerinin çoğunluğu dil öğretiminin etkili olabilmesi için İngilizce öğretmenlerinin alan bilgi ve becerilerine hâkim olması gerektiğini ve gelişmiş sosyal becerilere sahip olması gerektiğini düşünmektedir. İngilizce öğretmenlerinin, öğrencilerin dil gelişimini izleme ve değerlendirmede İngiliz dilinin kullanımına ve öğrencilerin İngilizce iletişim kurmasına bağlı ölçme ve değerlendirme tekniklerini izledikleri ortaya çıkmıştır. Ayrıca süreçsel yaklaşımları da göz önünde bulundurduklarını ifade etmişlerdir. İngilizce öğretmenlerinin, etkili dil öğrenimini sağlayabilmek için meslektaşları, okul, aile ve toplumla motivasyon, başarıyı arttırma çalışmalarında ve sorunsal durumlarda iş birliği kurdukları görülmüştür. İngilizce öğretmenlerinin iş birliği için başvurdukları yolların başında öğrenci velisi ve ailesiyle görüşmeler yer almaktadır. İngilizce öğretmenleri uygun eğitim ortamları oluşturma, materyal kullanımı ve yöntem seçiminde öğrenci seviyesine uygunluğu kriter olarak benimsemişlerdir. İngilizce öğretmenleri mesleki gelişimlerini devam ettirmek için kurs, seminer ve konferanslara katılmayı tercih ettikleri görülmüştür. İngilizce öğretmenlerinin, dil öğretimi açısından sahip oldukları güçlü yönleri arasında yeniliklere açık olmaları ile etkili iletişim becerileri ve güler yüzlülük yer almaktadır. İngilizce öğretmenlerinin, dil öğretimi açısından sahip oldukları zayıf yönlerin başında İngilizce iletişim ortamlarını oluşturmada eksiklik ve pratik yapmak için imkanların kısıtlı olması yer almaktadır. Çalışma sonuçları doğrultusunda çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

Mesleki yeterlilikYabancı dil eğitimiYeterlilik+5
Sibel Aslan
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyobilimsel meselelerle öğrenme ve argümantasyon temelli bilim öğrenme yaklaşımlarının fen bilimleri öğretmen adaylarının bilimin doğasını anlamalarına etkisi

Son yıllarda bilimsel okuryazar bireylerin yetiştirilmesi özellikle fen eğitiminde üzerinde önemle durulan konulardan biridir. Bilimsel okuryazarlığa ilişkin pek çok araştırmacı tarafından birbirinden farklı çerçeveler çizilmiştir. Bilimin doğası ise oluşturulan bu çerçevelere dâhil edilen bir unsur olmuştur. Bireylerin bilimsel okuryazarlık seviyesine erişebilmelerinde bilimin doğasına yönelik kabul edilebilir bir anlayışa sahip olmaları oldukça önemli görülmüştür. Fakat ilgili alan incelendiğinde bireylerin bilimin doğasına ilişkin doğru olmayan fikirlerinin olduğu görülmüştür. Böylelikle bireylerin bilimin doğasına yönelik kabul edilebilir anlayışa sahip olmalarını sağlayacak çalışmalar önem kazanmıştır. Bu bağlamda bireylerin bilimin doğası anlayışlarının gelişimine yönelik olarak gerçekleştirilen çalışmanın ulusal ve uluslararası alanyazınına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu bağlamda, araştırmanın amacı argümantasyon temelli bilim öğrenme (ATBÖ) ve sosyobilimsel meselelerle öğrenme olarak tasarlanmış iki farklı öğretimin fen bilimleri öğretmen adaylarının bilimin doğası anlayışları üzerindeki etkisini araştırmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu bir devlet üniversitesinin fen bilgisi bölümünde öğrenim gören 3. sınıf öğretmen adayları oluşturmaktadır. Karma yöntem desenlerinden biri olan "iç içe karma" desene uygun olarak yürütülen araştırma bilimin doğası ve bilim tarihi dersini alan 82 fen bilgisi öğretmen adayının katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda araştırma sosyobilimsel meselelere dayalı (deney 1) ATBÖ yaklaşımına dayalı (deney 2), birde mevcut uygulama (kontrol grubu) olmak üzere üç farklı grupta gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın deney ve kontrol grupları belirlendikten sonra her üç grup için haftalık etkinlik hazırlanmıştır. Araştırma gruplarından deney 1 grubu için sosyobilimsel meselelerin temele alındığı araştırmacı tarafından birbirinden farklı sekiz senaryo üzerinden öğretim gerçekleştirilmiştir. Deney 2 grubunda haftalık etkinliklerin seçiminde bireylerin araştırma ve sorgulama yapmalarına imkân sağlayacağı düşünülen çözeltiler ve hücre konuları seçilmiştir. Araştırmanın kontrol grubunda ise mevcut uygulama olarak ifade edilen; dersin öğretmeninin anlatıcı konumda olduğu ve bilgiyi doğrudan aktardığı, öğrencilerin ise daha çok dinleyici konumda olmakla birlikte zaman zaman fikirlerini ifade edebildikleri bir yaklaşımla öğretim gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri çeşitliliği sağlaması açısından yedi farklı veri toplama aracı kullanılmıştır. Bu veri toplama araçlarını bilimin doğası hakkında görüşler anketi (BDHGA), öğrenci günlükleri, alan notları, standartlaştırılmış açık-uçlu görüşme-1 (SAUG-1), standartlaştırılmış açık-uçlu görüşme (SAUG-2), dereceli puanlama anahtarı ve sosyobilimsel senaryolar oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında elde edilen nitel veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilirken BDHGA'nden elde edilen verilerin analizi için nitel verilerin sayısallaştırması yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmadan elde edilen nitel ve nicel bulgulara göre; öğretmen adaylarının ATBÖ ve sosyobilimsel meselelerle öğrenme sürecine dâhil olmaları bilimin doğası anlayışları gelişimine katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgu ve sonuçlara dayanarak ATBÖ ve sosyobilimsel meselelerle öğrenme bireylerin bilimin doğası anlayışları gelişiminde etkili birer yol olarak değerlendirilmiştir. Son olarak araştırma kapsamında elde edilen bulgu ve sonuçlara dayanarak bilimin doğası öğreticileri ve bilimin doğasıyla ilgili çalışma yapacak olan araştırmacılara yönelik önerilere yer verilmiştir.

Aday öğretmenlerArgümantasyonArgümantasyon tabanlı bilim öğrenme+6
Sümeyra Zeynep Et
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Programlama öğretiminde otantik görev odaklı uygulamaların öğrencilerin akademik başarısına, tutumlarına, problem çözme ve yaratıcı düşünme becerilerine etkisi

Bu araştırmanın amacı; programlama öğretiminde otantik görev odaklı uygulamaların öğrencilerin akademik başarılarına, tutumlarına, kalıcılık düzeylerine, problem çözme ve yaratıcı düşünme becerilerine etkisini belirlemektir. Bu araştırmanın çalışma grubunu, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Erciyes Üniversitesi'nde Web Tasarımının Temelleri ile Araştırma Yöntem ve Teknikleri derslerini alan Bilgisayar Teknolojileri programı 2. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. İkinci sınıf şubelerinden biri deney grubu diğeri de kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Deney grubunda 30 kontrol grubunda ise 33 öğrenci yer almaktadır. Deney grubunda yer alan öğrenciler ile otantik görev odaklı uygulamalar yapılarak programlama öğretimi gerçekleştirilirken kontrol grubu öğrencilerine ise geleneksel öğretim yöntemi uygulanmıştır. Araştırmada nicel ve nitel verilerin birlikte kullanıldığı karma yöntem desenlerinden biri olan açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmada nicel veriler öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desen ile elde edilmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda eylem araştırması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin çözümlenmesinde sosyal bilimler için veri analizi paket programlarından SPSS 21 kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde kümeleme analizi, aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde, frekans, shapiro-wilk testi, bağımlı gruplar t testi, bağımsız gruplar t testi, MWU ve Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılmıştır. Nitel verilerin çözümlenmesinde ise bilgisayar destekli nitel veri analizi paket programı, elde edilen verilerin değerlendirilmesinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi 28 sorudan oluşmaktadır. Başarı testinin ortalama güçlüğü 0.46 ve KR-20 güvenirlik kat sayısı ise 0.81 şeklinde bulunmuştur. Başarı testi öntest, sontest ve kalıcılık testi olarak deney ve kontrol gruplarına uygulanmıştır. Öğrencilerin programlamaya ilişkin tutumlarını belirlemek için Başer (2013) tarafından geliştirilen Bilgisayar Programlamaya Karşı Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Ölçek beşli likert tipindedir. Ölçek 4 alt faktörden ve 38 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin geneli için cronbach-α güvenirlik katsayısı 0.95 şeklindedir. Araştırmada öğrencilerin problem çözme becerilerini belirlemek için kullanılan Problem Çözme Envanteri, Heppner ve Peterson (1982) tarafından geliştirilmiştir ve Şahin, Şahin ve Heppner tarafından (1993) Türkçeye uyarlanmıştır. 35 maddeden oluşan envanterin 3 maddesi puanlama dışı tutularak 32 maddesi değerlendirmeye alınmaktadır. Envanter altılı Likert tipindedir ve envanterin cronbach-α güvenirlik katsayısı 0.88 olarak bulunmuştur. Her bir maddeye verilen cevaplar 1-6 arasında puanlandırılmıştır. Envanterden alınabilecek toplam puan ranjı 32–192 arasındadır. Araştırmada öğrencilerin yaratıcı düşünme becerilerini belirlemek için Ne Kadar Yaratıcısınız? ölçeği kullanılmıştır. Ölçek Raudsepp (1977) tarafından geliştirilmiş ve Çoban (1999) tarafından Türkçeye uyarlanmıştır. Beşli likert tipinde hazırlanan ölçek toplam 50 maddeden oluşmaktadır. Ölçeğin cronbach-α katsayısı 0.95 olarak bulunmuştur. Ölçekten alınan toplam puan100 ile 80 ise arasında yaratıcılık düzeyi yüksek, 79 ile 60 arasında ise yaratıcılık düzeyi ortalamanın üzerinde, 59 ile 40 arasında ise yaratıcılık düzeyi orta, 39 ile -20 arasında ise yaratıcılık düzeyi ortalamanın altında ve-19 ile -100 arasında ise bireylerin yaratıcı olmadıkları kabul edilmektedir. Araştırma sonucunda elde edilen nicel ve nitel verileri birbirini desteklemektedir. Araştırmada nicel verilerin analizi sonucunda programlama öğretiminde otantik görev odaklı uygulamaların kullanıldığı deney grubu öğrencilerinin akademik başarılarının geleneksel yöntemin kullanıldığı kontrol grubu öğrencilerine göre daha yüksek çıktığı görülmüştür. Aynı şekilde deney grubu öğrencilerinin bilgilerinin kalıcılık düzeylerinin kontrol grubu öğrencilerine göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Deney grubu ve kontrol grubu öğrencilerinin programlamaya yönelik olumlu yönde tutum geliştirdikleri görülmüştür. Ancak deney grubu öğrencilerinin programlamaya yönelik tutumları kontrol grubu öğrencilerine göre daha yüksek olarak belirlenmiştir. Problem çözme envanterine ilişkin yapılan analizler sonucunda deney grubu öğrencilerinin problem çözme becerileri kontrol grubu öğrencilerine göre daha yüksek belirlenmiştir. Öğrencilerin yaratıcılık düzeyine ilişkin yapılan analizler sonucunda deney grubu öğrencilerinin yaratıcılık düzeylerinin orta seviyede, kontrol grubu öğrencilerinin ise ortalamanın altında olduğu belirlenmiştir. Nitel verilerin analizi sonucunda programlama öğretiminde kullanılan otantik görev odaklı uygulamalara ilişkin görüşler ortaya çıkmıştır. Bu görüşler; otantik görevlere ilişkin duygu ve düşünceler, otantik görevlerde yaşanan olumlu durumlar, otantik görevlerde karşılaşılan sorunlar, otantik görevlerin derse etkisi ve diğer derslerde kullanılma isteğine ilişkindir.

Akademik başarıOtantikOtantik materyaller+6
Emine Kübra Pullu
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Matematik dersinde oyun ve etkinlik destekli ters yüz sınıf modelinin öğrenci başarısına, problem çözme ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerilerine etkisi

Bu araştırmanın amacı; matematik dersinde kesirler konusunun öğretiminde oyun ve etkinlik destekli ters yüz sınıf modeli kullanımının öğrenci başarısına, kalıcılığa, problem çözme becerisi ile problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisi üzerine etkisini ve uygulamaya ilişkin öğrenci görüşlerini belirlemektir. Araştırmada nicel ve nitel verilerin birlikte kullanıldığı karma yöntem desenlerinden biri olan açımlayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmada nicel veriler öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desen ile elde edilmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda eylem araştırması deseni kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Sivas İl Merkezine bağlı Muzaffer Sarısözen ortaokulunda öğrenim gören 6. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Toplamda 3 şube ve 75 öğrenciden oluşan bu altıncı sınıf şubelerinden ikisi deney grubu biri de kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Deney I grubunda 24, Deney II grubunda 25 ve kontrol grubunda 26 öğrenci yer almaktadır. Deney I grubunda yer alan öğrenciler ile oyun destekli ters yüz sınıf modeli uygulamaları uygulamalar ile ders işlenirken, Deney II grubundaki öğrencilerle etkinlik destekli ters yüz sınıf modeli uygulamaları ders işlenmiştir. Kontrol grubu öğrencileri ile ise mevcut programın öngördüğü yöntemlerle ders işlenmeye devam edilmiştir. Araştırmanın nicel verilerinin çözümlenmesinde sosyal bilimler için veri analizi paket programlarından lisanslı SPSS 21 programı kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde; kümeleme analizi, aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde, frekans, shapiro-wilk testi, eşli gruplar t testi, Wilcoxon işaretli sıralar testi, Kovaryans analizi (ANCOVA) ve Varyans analizi kullanılmıştır. Nitel verilerin çözümlenmesinde ise bilgisayar destekli nitel veri analizi paket programı, elde edilen verilerin değerlendirilmesinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada, araştırmacı tarafından başarı testi geliştirilmiştir. Geliştirilen başarı testi 25 sorudan oluşmaktadır. Başarı testinin ortalama güçlüğü 0.50 ve KR-20 güvenirlik katsayısı ise 0.82 şeklinde bulunmuştur. Başarı testi öntest, sontest ve kalıcılık testi olarak deney I, deney II ve kontrol gruplarına uygulanmıştır. Öğrencilerin problem çözme becerilerini ölçmek amacıyla Serin, Bulut Serin ve Saygılı (2010) tarafından geliştirilen "İlköğretim Düzeyindeki Çocuklar İçin Problem Çözme Envanteri (ÇPÇE)" araştırmacıdan izin alınarak kullanılmıştır. Beşli likert tipinde olan ölçek 3 faktörden oluşmakta ve 12 olumlu, 12 olumsuz olmak üzere 24 madde içermektedir. Ölçeğin faktörlerinin ise "problem çözme becerisine güven", "öz denetim" ve "kaçınma" şeklinde sıralandığı görülmektedir. Ölçeğin geneli için Cronbach-α güvenirlik katsayısı 0.80 şeklindedir. Araştırmada; öğrencilerin problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerilerini belirlemek amacıyla Kızılkaya ve Aşkar (2009) tarafından geliştirilen problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisi ölçeği kullanılmıştır. Problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerisi ölçeği sorgulama, nedenleme ve değerlendirme olmak üzere toplam 3 faktör ve 14 maddeden oluşmaktadır. Beşli Likert tipinde olan ölçeğin Cronbach-α güvenirlik katsayısı 0.83 olarak bulunmuştur. Her bir maddeye verilen cevaplar 1-5 arasında puanlandırılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen nicel ve nitel verilerin birbirini desteklediği tespit edilmiştir. Sekiz hafta boyunca yapılan uygulama ile öğrencilerin akademik başarılarında, problem çözme becerilerinde ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri üzerinde ne gibi farklılıklar oluştuğu da belirlenmiştir. Araştırmada nicel verilerin analizi sonucunda; oyun destekli ters yüz sınıf modeli, etkinlik destekli ters yüz sınıf modeli ve mevcut programın öngördüğü yöntemin öğrenci başarısı üzerinde olumlu etkilerinin bulunduğu, ancak özellikle etkinlik destekli ters yüz sınıf modelinin öğrenci başarısı üzerinde mevcut programın öngördüğü yönteme göre daha etkili olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre matematik dersinde, etkinlik destekli ters yüz sınıf modelinin kullanılması öğrencilerin problem çözme becerilerini olumlu yönde etkilerken, oyun destekli ters yüz sınıf uygulamalarının ve mevcut programın öngördüğü yöntemlerin kullanıldığı sınıflarda öğrencilerin problem çözme becerilerinde bir farklılık oluşmamıştır. Mevcut ölçeğin problem çözme becerisine güven alt boyutuna ilişkin analizler sonucunda hem oyun hem etkinlik destekli ters yüz sınıf modeli uygulamalarının kullanıldığı sınıfların lehine anlamlı farklılık oluştuğu görülmüştür. Bir diğer alt boyu olan özdenetim boyutunda üç grubun verilerinde de öğrencilerin farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Yapılan uygulamalar ışığında etkinlik destekli ters yüz sınıf modeli uygulamaları ile öğrencilerin problem çözme becerisinden kaçınma boyutunda olumlu yönde farklılık gösterdikleri; fakat oyun destekli ters yüz sınıf uygulamaları ve mevcut programın öngördüğü yöntemlerin kullanıldığı sınıflarda bir farklılık olmadığı saptanmıştır. Araştırmanın bir diğer önemli boyutunda oyun ve etkinlik destekli ters yüz sınıf modeli uygulamalarının öğrencilerin problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerilerinin gelişmesi hususunda nasıl etkileri olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmaya göre hem oyun destekli ters yüz sınıf modeli uygulamaları hem de etkinlik destekli ters yüz sınıf modeli uygulamalarının öğrencilerin problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri üzerinde olumlu etkileri olduğu belirlenmiştir. Mevcut programın öngördüğü öğretim yöntemlerinin kullanıldığı öğrencilerde ise problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerileri üzerinde bir farklılığın oluşmadığı tespit edilmiştir. Her üç uygulama birlikte karşılaştırıldığında ise oyun ve etkinlik destekli ters yüz sınıf modeli uygulamalarının mevcut programın öngördüğü yöntemlere göre problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerilerini geliştirilmesinde daha etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Ölçeğin alt boyutlarından biri olan sorgulama boyutunun geliştirilmesi noktasındaki etkileri incelendiğinde ise; oyun ve etkinlik destekli ters yüz sınıf modelli uygulamalarının öğrencilerin sorgulama düzeylerini arttırdığı; aynı zamanda yapılan üçlü karşılaştırmada da yine oyun ve etkinlik destekli ters yüz sınıf modelinin kullanımının mevcut programın öngördüğü yöntemin kullanılmasından daha etkili olduğu ve sorgulama becerisini arttırdığı görülmüştür. Bununla birlikte, ölçeğin bir diğer alt boyutu olan nedenleme boyutunun geliştirilmesi noktasındaki bulgular incelendiğinde ise her üç gruptaki öğrencilerin nedenleme düzeylerini arttırdığı; aynı zamanda yapılan üçlü karşılaştırmada ise oyun ve etkinlik destekli ters yüz sınıf modelinin kullanımının mevcut programın öngördüğü yöntemin kullanılmasından daha etkili olduğu ve nedenleme becerisini arttırdığı görülmüştür. Ölçeğin son boyutu olan değerlendirme boyutunun geliştirilmesi noktasındaki bulgular incelendiğinde ise oyun ve etkinlik destekli ters yüz sınıf modelli uygulamalarının öğrencilerin değerlendirme düzeylerini arttırdığı; aynı zamanda yapılan üçlü karşılaştırmada da yine oyun ve etkinlik destekli ters yüz sınıf modelinin kullanımının mevcut programın öngördüğü yöntemin kullanılmasından daha etkili olduğu ve değerlendirme becerisini geliştirdiği görülmüştür. Nitel verilerin analizi sonucunda oyun ve etkinlik destekli ters yüz sınıf uygulamalarına ilişkin görüşler ortaya çıkmıştır. Bu görüşler; video ile evde ders işlemeye ilişkin görüşler, oyun ve etkinlik destekli ters yüz sınıf uygulamalarına ilişkin görüşler, oyun ve etkinlik destekli ters yüz sınıf modeli uygulamalarına ilişkin karşılaşılan sorunlara, problem çözme becerisine ve problem çözmeye yönelik duygu ve düşüncelere ve ters yüz sınıf modelinin diğer derslerde de kullanımına ilişkindir. Nitel bulgular ışığında elde edilen sonuçlar incelendiğinde hem etkinlik destekli hem oyun destekli ters yüz sınıf modelinin uygulandığı öğrenci gruplarının modele ilişkin olumlu görüşler belirttikleri görülmüştür. Her iki gruptaki öğrencilerin de özellikle sınıfın kalabalık olmasından ve evde video izleyecek uygun ortamın olmamasından kaynaklı sorun yaşadıklarını belirttikleri görülmüştür. Öğrencilerin özellikle problem çözme becerilerinin geliştiğini ve problem çözmeye karşı kendilerine güven duygularının artığını belirttikleri ulaşılan diğer sonuçlardandır. Her iki gruptaki öğrencilerin çoğunluğu ters yüz sınıf modelini diğer derslerde de uygulamak istediklerini belirtmişlerdir. Araştırma sonuçları paralelinde oyun veya etkinlik destekli ters yüz sınıf uygulamalarının kapsamları geliştirilerek farklı derslerde de uygulanması ve okullarda oyun veya etkinliklerin daha rahat yapılabilmesinin sağlanması amacıyla oyun ve etkinliklere uygun tasarlanmış atölyeler açılması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Oyun, Etkinlik, Ters yüz Sınıf Modeli, Problem Çözme Becerisi, Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Düşünme Becerisi

Matematik dersiMatematik eğitimiOyunla öğretim+5
Hacer Koç Deniz
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin Almanca dersine ilişkin tutum ve görüşleri

Bu araştırmanın amacı lise öğrencilerinin Almanca dersine ilişkin tutum ve görüşlerini belirlemektir. Araştırmanın nicel ve nitel boyutları olduğundan, amaçlar nicel ve nitel olmak üzere iki çerçevede sunulmuştur. Araştırmanın nicel boyutuna ilişkin alt amaçları şöyledir: Lise öğrencilerinin zorunlu ikinci yabancı dil olarak öğretilen Almanca dersini sevmeye ilişkin tutumlarını belirlemek, Almanca öğrenmede özgüvenlerine ilişkin tutumlarını belirlemek, Almancayı öğrenmeye ihtiyaç duymaya ilişkin tutumlarını belirlemek ve Almancayı öğrenme azimlerine ilişkin tutumlarını belirlemek. Bu alt boyutlara ilişkin öğrenci görüşlerinin cinsiyet, sınıf düzeyi ve okul türlerine göre farklılık gösterip göstermediği araştırmanın alt amaçları olarak belirlenmiştir. Araştırmanın nitel boyutuna ilişkin alt amaçları şöyledir: Lise öğrencilerinin zorunlu ikinci yabancı dil olarak Almanca öğretiminin gerekliliğine ilişkin görüşlerini belirlemek, derste kullanılan yöntem ve tekniklerin yeterliliği ile etkililiğine ilişkin görüşleri belirlemek, Almanca dersinde kullanılan öğretim materyallerine ve etkililiklerine ilişkin öğrencilerin görüşlerini belirlemek, öğrencilerin Almanca öğreniminde karşılaştıkları zorluklara ilişkin düşüncelerini belirlemek ve öğrencilerin daha etkili Almanca öğretimine ilişkin görüş ve önerilerini belirlemek. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim-öğretim yılı 1. döneminde Elâzığ ili merkez ilçesinde bulunan beş farklı eğitim bölgesinden (Hazar, Bahçelievler, Harput, Fırat ve Karşıyaka) birer Anadolu Lisesi oluşturmuştur. Bunun dışında gerek Liselere Giriş Sınavı (LGS) sonucu puana dayalı öğrenci alım şekli gerekse okul türleri açısından farkı statüleri nedeniyle il merkezinde bulunan; Kaya Karakaya Fen Lisesi, Cemil Meriç Fen Lisesi ile Ahmet Yesevi Sosyal Bilimler Lisesi de araştırma kapsamına alınmıştır. Araştırmaya toplam sekiz liseden 4227 öğrenci katılmıştır. Bunlar kademelere göre; 1338'i 9. Sınıf öğrencisi, 1005'i 10. Sınıf öğrencisi, 992'si 11. Sınıf öğrencisi ve 892'si ise 12. Sınıf öğrencisidir. Araştırmanın nitel boyutu için okulların her bir sınıf düzeyinden birer öğrenci olmak üzere her bir okuldan dört öğrenci belirlenmiştir. Böylece görüşmeler toplam 32 öğrenci ile yürütülmüştür. Bunun için kolay ulaşılabilir durum örneklemesi tercih edilmiştir. Bu bağlamda araştırmanın nitel boyutuna gönüllülük esasına göre dahil olmak isteyen 32 öğrenci çalışma grubuna alınmıştır. Çalışmada nicel ve nitel araştırma desenlerinin bir arada kullanıldığı karma araştırma modeli kullanılmıştır. Çalışmada "Almanca Dersine İlişkin Görüşme Formu" ve araştırmacı tarafından araştırma sürecinde geliştirilen, "Almanca Dersi Tutum Ölçeği" (ADTÖ) kullanılmıştır. Çalışmanın nicel boyutuna bakıldığında öğrencilerin cinsiyet, sınıf düzeyi ve okul türü değişkenlerine göre sevme alt boyutuna ilişkin tutumları arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Öğrencilerin bir başka alt boyut olan özgüvene ilişkin tutumlarında cinsiyet, sınıf düzeyi ve okul türü değişkenlerine göre istatiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Öğrencilerin cinsiyet, sınıf düzeyi ve okul türü değişkenlerine göre ihtiyaç alt boyutuna ilşikin tutumları arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Öğrencilerin cinsiyet ve okul türü değişkenlerine göre azim alt boyutuna ilişkin tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunurken, sınıf düzeyi değişkenine göre azim alt boyutuna ilişkin tutumları arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Öğrencilerin cinsiyet, sınıf düzeyi ve okul türü değişkenine göre ölçeğin tümüne ilişkin tutumları arasında istatiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Çalışmanın nitel boyutu bölümünde lise öğrencilerinin zorunlu Almanca dersine ilişkin çeşitli görüşleri tespit edilmiştir. Öğrencilerin çoğunluğunun Almanca dersinde kullanılan yöntem ve teknikleri yetersiz buldukları ortaya çıkmıştır. Gerek ders saati azlığı gerekse sınıflarda öğrenci sayısının çok olması istenilen sıklıkta ders içi etkinlikler yapmayı engellemekte ve öğrencilerin dili öğrenmelerinde olumsuz etkide bulunmaktadır. Bu olumsuzluklar derste öğretmenlerin geleneksel yöntemden çıkamadıklarını ve ezberci yöntemler izlediklerini ortaya koymuştur. Öğrenciler düşüncelerini açıklarken materyal yetersizliğinin ve etkili kullanılmamasının Almanca öğreniminde olumsuz etki bıraktığı noktasında mutabık olmuşlardır. Ayrıca öğrencilerin yaşadığı en büyük zorluk dilin yapısı, telaffuz şekli ve dilbilgisi zorlukları olarak tespit edilmiştir. Almancanın liseden itibaren öğretim programında yer alması öğrenciler tarafından geç kalınmış olarak algılanmıştır. Verimli ve tam bir öğrenmenin gerçekleşebilmesi için Almancanın ilkokul veya ortaokuldan itibaren eğitim programına alınması gerektiğini savunan öğrenci görüşleri mevcuttur. Bunun yanında Almancanın kulağa kaba gelmesi önyargısına sahip kişilerin çoğunlukta olduğu toplumda, öğrencinin öğrenme hevesini saklamaya kadar gittiği belirlenmiştir. Almanca dersinden Temel Yeterlilik Testi (TYT) gibi akademik yaşantının belirleyicisi olan bir sınavda soru olmayışı da öğrencilerin bu derse karşı gereken ilgi ve alâkadan yoksunlaştırıldıkları görüşünü ortaya koymuştur. Derse karşı sorumluluğun artması ve hedeflenen öğrenmenin gerçekleşmesine dönük TYT sınavında Almancadan soru çıkmasına ilişkin öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yabancı Dil, Almanca Dersi, Lise Öğrencisi, Tutum

AlmancaAlmanca dersiLise öğrencileri+7
Şule Erdem
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Matematik dersinde ikili denetim tekniğinin öğrencilerin akademik başarısına, tutumlarına etkisi ve uygulamaya ilişkin görüşleri

Bu araştırmanın amacı ikili denetim tekniğinin, öğrencilerin matematik dersi akademik başarılarına, matematik dersine karşı tutumlarına, öğrenilen konunun kalıcılığına etkisi ve deney grubunun ikili denetim tekniğine yönelik görüşlerini araştırmaktır. Bu çalışmada bilimsel araştırma yöntemlerinden karma yöntem kullanılmıştır. Araştırma 2019-2020 eğitim öğretim yılı güz yarıyılında Elazığ Nahit Ergene Ortaokulu'nda gerçekleştirilmiştir. Araştırma deney gurubu 32 ve kontrol grubu 33 olmak üzere toplam 65 öğrenciyle yürütülmüştür. 7.sınıf Matematik dersi 2. Ünite içerisinde yer alan 'Rasyonel Sayılar ve Rasyonel Sayılarda İşlemler' konusu üzerinde araştırma yapılmıştır. Araştırmada 33 öğrencinin yer aldığı kontrol grubunda ders içerikleri Milli Eğitim Bakanlığının hedefleri doğrultusunda hazırlanmış olan plan doğrultusunda mevcut öğretim yöntemi; 32 öğrencinin yer aldığı deney grubunda ise aynı ders içerikleri ikili denetim tekniği kullanılarak sunulmuştur. Uygulama sonrasında araştırmanın nicel boyutunda elde edilen veriler matematik dersi başarı testi ve derse karşı tutumlarını ölçmek amacıyla öntest-sontest sonuçlarına göre gruplar arası karşılaştırmalar için bağımsız örneklemler için t testi ve grupların kendi içlerindeki karşılaştırmalar için ilişkili ölçümler t testlerinden her ikisi kullanılmıştır. Araştırmada uygulama öncesi ve sonrası öğrenci akademik başarısını tespit etmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi kullanılmıştır. Öğrenci tutumlarını belirlemek amacıyla Önal (2013) tarafından geliştirilen "matematik dersi tutum ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca deney grubu öğrencilerinin ikili denetim tekniğine yönelik görüşlerini de belirlemek amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme verileri betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda matematik dersinde ikili denetim tekniğinin kullanılmasının deney ve kontrol grubu arasında akademik başarı açısından anlamlı bir farklılık oluşturmadığı tespit edilmiştir. Matematik dersine yönelik tutum açısından deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir farklılık oluşmuştur. Dolayısıyla deney grubunun derse karşı tutumlarının daha olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Görüşme formundan elde edilen bulguların, tutum ölçeğinden elde edilen bulguları destekler nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrenciler, başka derslerde de ikili denetim tekniğinin kullanılmasını istediklerini, bu teknikle arkadaşlık ve yardımlaşma duygularının geliştiği görüşlerini paylaşmışlardır.

Akademik başarıKalıcılıkMatematik dersi+7
Oktay Ertürk
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Değerler eğitimi bağlamında BİLSEM eğitim programlarına ilişkin öğrenci, öğretmen ve yönetici görüşleri

Bu araştırmanın amacı Bilim ve Sanat Merkezlerinde öğrenim gören öğrenciler ile görev yapan öğretmen ve yöneticilerin değerler eğitimi bağlamında görüşlerini belirlemektir. Çalışma nitel boyutta gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın öğrencilere yönelik alt amaçları; Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) öğrencilerinin burada aldıkları değerler eğitiminin yeterliliğine, değerlere yönelik yapılan etkinliklere, değerlerin derslere nasıl yansıması gerektiğine, derslerde değerlere değinilmesinin avantaj/dezavantajlarına, en çok hangi değerlere değinilmesi gerektiğine ilişkin görüşlerini belirlemektir. Araştırmanın öğretmenlere yönelik alt amaçları; BİLSEM öğretmenlerinin burada verdikleri değerler eğitimi ile BİLSEM eğitim programının uygunluğuna, öğrencilerin hangi değerleri edinmeleri gerektiğine, değer eğitiminin öğrenci başarısına etkisine, değerler eğitimi için BİLSEM eğitim aşamalarından hangisinin elverişli olduğuna yönelik görüşlerini belirlemektir. Araştırmanın yöneticilere yönelik alt amaçları; BİLSEM eğitim programının değerler eğitimi konusunda yeterliliğine, BİLSEM eğitim programında en çok yer verilmesi gereken değerlere, değerler eğitimi açısından BİLSEM eğitim programının avantaj ve sınırlılıklarına, değerler eğitimine BİLSEM eğitim programının hangi aşamasında yer verilmesi gerektiğine ilişkin görüşlerini belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılı Diyarbakır BİLSEM'den 10 ortaokul öğrencisi, 10 öğretmen, üç yönetici; Mardin Prof. Dr. Aziz Sancar BİLSEM'den dokuz ortaokul öğrencisi, yedi öğretmen, iki yönetici; Şanlıurfa BİLSEM'den sekiz ortaokul öğrencisi, 10 öğretmen, iki yönetici oluşturmaktadır. Katılımcılar gönüllülük esasına göre belirlenmiştir. Araştırma nitel araştırma olup olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Katılımcılara yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın öğrenci görüşlerine göre sonuçlarına bakıldığında: öğrencilerin BİLSEM'de yapılan değerler eğitimi ile ilgili etkinlikleri yeterli bulduğu, öğretmenlerinin bunun için çabaladığı fakat ayrı bir değer atölyesi kurulmasının daha iyi olacağını düşündükleri görülmektedir. Öğrenciler BİLSEM'de değerler ile ilgili uygulanan faaliyetlerin genellikle sosyal sorumluluk projeleri olduğunu ifade etmiştir. Öğrencilerin çoğunluğu yanlış davranış karşısında o dersin gündemini yanlış davranışa sebep olan eksik değere ayırarak değer eğitimi yapılmasını uygun görmektedir. Öğrenciler derslerde değerlere değinilmesinin davranışlarını olumlu yönde değiştirdiği için avantajlı bulmaktadır. Öğrenciler en çok toplumsal değerlerin, buna ek olarak sosyal ve milli değerlerin öğretilmesi gerektiğini düşünmektedir. Araştırmanın öğretmen görüşlerine göre sonuçlarına bakıldığında: öğretmenler BİLSEM eğitim programının değerler eğitimine uygun olduğunu ifade ederken programın revize edilmesi gerektiğini ve programa değerler eğitimi dersinin eklenmesi gerektiğini düşünmektedir. Öğretmenler en çok toplumsal değerlerin, ardından milli ve felsefi değerlerin öğretimine öncelik verilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Öğretmenlerin çoğunluğu değerler eğitiminin öğrenci başarısını olumlu etkilediğini belirtmişlerdir. Öğretmenler BİLSEM eğitim programı aşamalarından destek aşamasında değerler eğitimi verilmesi gerektiğini düşünmektedir. Araştırmanın yönetici görüşlerine göre sonuçlarına bakıldığında: yöneticilerin BİLSEM eğitim programını değerler eğitimi açısından yetersiz buldukları dikkat çekmektedir. Yöneticiler programın geliştirilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Yöneticiler öğrencilere öncelikle öğretilmesi gereken değerlerin toplumsal değerler olduğunu ifade edip ardından milli, sosyal, çevreci ve inovatif değerlerin öğretilmesi gerektiğini belirtmiştir. Yöneticiler değerler eğitimi etkinlikleri için BİLSEM eğitim programının elverişli olduğunu, öğrencilerin not kaygısının olmadığını ve mevcudun az olduğunu avantaj olarak ifade etmiştir. Fakat öğrencilerin BİLSEM'de sınırlı zaman geçirmelerini değer eğitimi bakımından dezavantaj olarak görmüşlerdir. Yöneticiler BİLSEM eğitim programı aşamalarından destek aşamasında değerler eğitimi verilmesi gerektiğini düşünmektedir. Çalışma sonuçları doğrultusunda çeşitli önerilerde bulunulmuştur.

Bilim ve sanat merkezleriDeğerler eğitimiEğitim programları
Sultan Orman
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The analysis on the teachers' views about the efficiency of the acquisitions in 2013 pre-school education programs on the application

The aim of this study is to evaluate the teachers' views about the assessment of the efficiency in the application of Pre-School education program implemented by Ministry of National Education in the Academic Year of 2013-2014. In this sense, 78 teachers who are employed in public schools with nursery class and in the independent nursery schools in Batman that are connected to the Ministry of National Education were interviewed. Within the scope of the interview, the attendants are directed semi-structured questions and efficiency of the program is evaluated. In the study, qualitative research design is used. The research data are collected with interview forms, and N-VIVO-8 program is used in the data analysis. A theme is created for every question, and totally seven themes are composed. When these themes are analyzed, it is possible to see the differences caused by daily education flow, the impact of activity plan on the acquisitions, the role of activity types on the acquisition, the sufficiency and contribution of acquisitions and indications, the difficulties faced in the program, the problems encountered in the application process, solution proposals and the differences between the old and new program. When the conclusions are evaluated under these themes, it is understood that there are changes in the size of the activities, and the plan provides flexibility to the teacher in the course of teaching as well as being useful, neat, understandable and applicable. Besides, it is seen that the dimensions of the plan preparation and evaluation have changed. It has been determined that the activity plan contributes in a positive way and it conforms to the acquisitions and makes the teaching process more systematic. While most of the attendants have found the activity types as being satisfactory and combining the activities contributes the child's improvement, few of them have maintained that they are not adequate. When the conclusions about the acquisitions and indications are analyzed, it is concluded that the acquisitions are satisfactory, clear, understandable and detailed, and they are suitable for the children's ages. The difficult parts of the program are the low levels of ages, unsuitable class design, having a lot of evaluations and the difficulty of planning process. The problems encountered in the course of the implementation process are the lack of materials, not informing the teachers, long process of preparing a plan and the mixed aged groups. When the solution proposals are mentioned, the attention is mostly drawn to the fact that teachers should be informed of the plan and asked for their opinions, they should also be trained before the application. In addition to these, organizing a good class environment and renewing the evaluation part are the other important issues addressed. The main difference of the new program from the old one is that it is generally more detailed, student-centered, more flexible and more applicable.

EffectivenessEducationEducation programs+4
Mehmet Akif Kay
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İngilizce öğretiminde istasyon tekniği kullanımının akademik başarıya, tutumlara ve kalıcılığa etkisi

İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılda bilim ve teknolojideki gelişmeleri tüm dünyada takip edebilme ve değişimlere ayak uydurabilme, tüm dünyanın kullandığı ortak bir yabancı dili kullanmayı zorunlu kılmaktadır. Yabancı dilin öneminin anlaşılması, dil öğretiminde farklı yönelimleri beraberinde getirmiş ve yeni yöntem ve tekniklerin kullanılmasına ilişkin araştırmalar yapılmaya başlanmıştır. Yabancı dil öğretiminde istasyon tekniğinin kullanılmasına yönelik yeterince araştırma yapılmadığı fark edilmiş ve bu araştırmada, yabancı dil öğretiminde istasyon tekniğinin kullanılmasının akademik başarı, derse yönelik tutum ve kalıcılık üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Yapılan araştırmada nicel ve nitel verilerin birlikte kullanıldığı karma yöntem kullanılmış ve deneysel desen olarak öntest - sontest kontrol gruplu model tercih edilmiştir. Araştırma 2014 - 2015 eğitim - öğretim yılı birinci döneminde Elazığ ili Asım Sürücü Yatılı Bölge Ortaokulunda gerçekleştirilmiştir. Araştırma, deney ve kontrol grubu olmak üzere iki şubede yürütülmüştür. Araştırma kapsamında, deney grubunda 15, kontrol grubunda ise 13 6.sınıf öğrencisi bulunmuş ve uygulama toplam 12 ders saati sürmüştür. Araştırmanın nicel boyutu için veri toplama aracı olarak başarı testi ve İngilizce dersi tutum ölçeği (İDTÖ) geliştirilmiş; nitel boyutuna ait veriler ise hazırlanan görüşme soruları ile elde edilmiştir. Araştırma doğrultusunda elde edilen bulgular; İngilizce öğretiminde istasyon tekniği kullanımının akademik başarı ve kalıcılık üzerinde olumlu etki sağladığı; buna karşın İngilizce dersine yönelik tutum üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığını göstermektedir. İstasyon tekniğinin yabancı dil öğretiminde kullanılmasına yönelik daha fazla araştırmanın yapılabileceği; tekniğin kaygı, motivasyon, aktif katılım üzerindeki etkisinin incelenebileceği ve tekniğin sadece 6. sınıf İngilizce dersinde değil, diğer sınıflarda ve derslerde de kullanılabileceği önerilmektedir.

Akademik başarıDil öğretimiYabancı dil öğretimi+5
Hatice Avcı
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bilim ve sanat merkezleri'nin etkililiği ve işlevselliğine ilişkin öğretmen, öğrenci, yönetici ve uzman psikolojik danışmanların görüşleri

Gelişimin hayatın her alanında hızla gerçekleştiği bir çağda devletler politikalarını bu hıza ayak uydurabilmeye yönelik yapmaktadırlar. Yönetici potansiyeline sahip, geleceğin lideri olan bireyleri yetiştirmek bir devletin geleceğine yapabileceği en büyük yatırım olacaktır. Buna yönelik olan eğitim politikaları üstün yetenekliler eğitimine büyük yer vermektedir. Türkiye'de Bilim ve Sanat Merkezleri üstün yetenekli bireylerin eğitimi için kurulmuş olan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı bir kurumdur. Çalışmanın amacı, Elazığ Bilim ve Sanat merkezlerinin etkililiği ve işlevselliğinin belirlenmesidir. Araştırma, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Elazığ il merkezinde Bilim ve Sanat Merkez'ine devam eden öğrenciler, aynı dönemde merkezde görev yapmakta olan yönetici ve öğretmenler ile Elazığ Rehberlik ve Araştırma Merkezinde görev yapmakta olan uzman psikolojik danışmanlar üzerinde yürütülmüştür. Çalışmada nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise N-Vivo 11 programından yararlanılmıştır. Yapılan analizlere göre üstün yetenekli öğrencileri tanılama sürecinde eksik yönler olduğu, uygulanan eğitim programlarına ilişkin etkinliklerin bazı yönlerle geliştirilmesi gerektiği, öğrencilerin örgün eğitimle beraber BİLSEM'e devam etmelerinin sıkıntı oluşturduğu ve devamsızlık problemlerinin yaşandığı, BİLSEM'in fiziki şartlarının bazı yönlerden yetersiz olduğu, BİLSEM ile veliler arasındaki iletişimde problemler yaşandığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Üstün yetenek, Üstün zeka, Bilim Sanat Merkezi, Zeka, Yetenek

Bilim ve sanat merkezleriEtkililikEğitim programları+3
Taha Kaan Bulut
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Matematik dersinde etkileşimli tahta kullanımının öğrenci başarısı, motivasyonu ve tutumları üzerindeki etkisi

Bu araştırmanın amacı etkileşimli tahta kullanımının öğrencilerin matematik dersi başarı, motivasyon ve etkileşimli tahtaya yönelik tutumları üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bu çalışmada gerçek deneme modeli türü olan ön test- son test kontrol gruplu desen kullanılmaktadır. Araştırma 2016-2017 eğitim öğretim yılı bahar yarıyılında Elazığ Kanuni Sultan Süleyman Ortaokulu'nda öğrenim gören öğrencilerle yürütülmüştür. 6.sınıf Matematik dersi 5.Ünite içerisinde yer alan 1.Bölüm Alan Ölçme (Paralelkenarın Alanı, Üçgenin Alanı, Alan Ölçme Birimleri, Arazi Ölçme Birimleri) konusu üzerinde araştırma yapılmıştır. Araştırmada 16 öğrencinin yer aldığı kontrol grubunda ders içerikleri bilişim teknoloji araçlarıyla desteklenmiş geleneksel yöntemler kullanılarak sunulmuş; 17 öğrencinin yer aldığı deney grubunda ise aynı ders içerikleri etkileşimli tahta kullanılarak konu anlatılmıştır. Uygulama sonrasında elde edilen veriler aritmetik ortalama, yüzde-frekans gibi betimsel istatistiklerin yanı sıra öntest-sontest ve gruplar arası karşılaştırmalar için bağımsız örneklemler için t testi ve ilişkili ölçümler için t testi yöntemlerinin her ikisi kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Özerbaş'ın (2003) geliştirmiş olduğu motivasyon ölçeği, araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi ile Tataroğlu ve Erduran (2009) tarafından hazırlanan matematik dersinde akıllı tahtaya yönelik tutum ölçeği kullanılmıştır. Başarı, Motivasyon ve Tutum testleri ile toplanan veriler İlişkili ve İlişkisiz Örneklem t – test tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, Matematik dersinde etkileşimli tahta kullanımının, bilişim teknolojileri araçlarıyla desteklenen geleneksel yöntemlere göre akademik başarı açısından olumlu yönde anlamlı bir farklılık oluşturduğu belirlenmiştir. Deney ve kontrol grubu öğrencileri arasında Matematik dersine yönelik motivasyon düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık oluştuğu yani deney grubu öğrencilerinin derse karşı daha istekli oldukları sonucu çıkarılmıştır. Deney grubunda yer alan öğrencilerin etkileşimli tahtaya karşı tutum düzeylerinin ise olumlu yönde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Etkileşimli tahta, Motivasyon, Matematik öğretimi, Başarı, Tutum, Ölçek

Akıllı tahtaBaşarıEtkileşimli bilgisayar+7
Melih Aydın
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bilim ve sanat merkezi öğrencilerinin görsel sanatlar ve müzik derslerine yönelik görüş ve tutumları

Üstün yetenekli olarak nitelendirilen bireyler, sahip oldukları genel ve/veya özel yetenekleri açısından, akranlarından daha yüksek düzeyde performans gösteren kişilerdir. Bu bireylerin eğitimi konusunda normal bireylerin eğitiminde uygulanan programların yetersiz kaldığı ve özel eğitime ihtiyaç duydukları bilinmektedir. Bu doğrultuda tarih boyunca Osmanlı Devleti "Enderun Mektepleri" ile üstün yetenekliler eğitiminde dünyaya öncülük etmiştir. Günümüzde ise Türkiye'de üstün yetenekli bireylerin eğitimine yönelik kurulan eğitim kurumlarından birisi de Bilim ve Sanat Merkezleridir. Bilim ve Sanat Merkezleri örgün eğitimin dışında çeşitli tanılama yöntemleri ile belirlenmiş üstün yetenekli öğrencileri, özel eğitim programları ile yeteneklerini en üst seviyeye çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu çalışmanın amacı, Elazığ Bilim ve Sanat Merkezine devam eden öğrencilerin Görsel Sanatlar ve Müzik derslerine yönelik görüşlerinin ve tutumlarının belirlenmesidir. Yapılan araştırma betimsel nitelikte olup, tarama (survey) modelinde desenlenmiştir. Bu çalışmada araştırmanın amacına uygun olarak, hem nicel hem de nitel verilerin beraber kullanıldığı karma (mixed) araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Elazığ il Merkezinde bulunan Bilim ve Sanat Merkezine devam eden öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırma evreninde toplam 210 öğrenci yer almaktadır. Araştırmanın nitel boyutundaki çalışma grubu için de 5-12. sınıf düzeylerinin her birinden onar öğrenci olmak üzere toplam 80 öğrenci seçilmiştir. Görüşmeler seçilen bu 80 öğrenci ile yapılmıştır. Araştırmanın nicel boyutuna ilişkin veriler Aslantaş (2014) tarafından geliştirilen 'Görsel Sanatlar Dersine Yönelik Tutum Ölçeği' ve Varış ve Cesur (2012) tarafından geliştirilen 'Ortaöğretim Düzeyi Müzik Dersine Yönelik Tutum Ölçeği' ile toplanmıştır. Araştırmanın nitel kısmına ait veriler yarı yapılandırılmış açık uçlu on bir sorudan oluşan bir görüşme formu ile toplanmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde yüzde, frekans ve aritmetik ortalama kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin Görsel Sanatlar ve Müzik dersine ilişkin görüşlerinin olumlu olduğu belirlenmiştir. Öğrenciler bu dersleri sevmekte ve bu derslere katılmaktan mutluluk duymaktadırlar. Bu dersler ile öğrenciler yeteneklerini geliştirmektedirler. Öğrenciler boş zamanlarında resim yapmaktan hoşlanmakta ve ders dışında da etkinlikler yapmaktadırlar. Öğrenciler ayrıca öğretmenlerinin kendileri ile ilgilendiklerini belirtmişlerdir.

Bilim ve sanat merkezleriEğitim programlarıGörsel sanatlar+7
Başak Bilgili
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Basic school students' perceptions of their achievement motivation in terms of several variables

The main aim of this study is to determine fourth and eighth grade students'' perceptions of achievement motivation in terms of gender, grade level and schools' socioeconomic status variables. The sample of study consists of 450 students male and female in the fourth stage, and 450 students, male and female in the eighth stage. The students were selected from the 30 basic schools in the three different socioeconomic status (high, middle, low) in the center of Erbil City in Iraq. The total numbers of students are 900. The research is based on descriptive model. As the data collection tool 'achievement motivation scale' was used to determine the perceptions of the students of their achievement motivation. The number of the items of the 'achievement motivation scale' consists of 37 items and 5 subscales. The subscales were named as ambition and perseverance, competition, quality of performance, attaining success and appreciation and self-control. In addition, for the data analysis based on the spss program, so finally the study reached the result of perceptions of students (fourth and eighth) stages of basic schools for achievement motivation, shows that the students have achievement for motivation. In addition, the difference between male and female in the motivation for achievement, there is no difference between them. Moreover, the difference in the stages of academic study shows that the level of motivation for achievement in the eighth stage is more than a fourth stage of basic schools. On the other hand, the difference in the socioeconomic status there is difference among students. The students in the high socioeconomic status schools, their motivation for achievement is higher than the students in the middle and low socioeconomic status.

SuccessAchievement motivationMotivation+4
Sanarıa Abdulrahman Sedeeq
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Uzaktan eğitim sürecinde ortaokul öğrencilerinin okul bağlılıklarına ilişkin okul yöneticisi, rehber öğretmen, öğretmen, veli ve öğrenci görüşleri (İzmir ili örneği)

Bu araştırmanın temel amacı, Uzaktan Eğitim sürecinde ortaokul öğrencilerinin okula bağlılık durumlarına ilişkin okul yöneticisi, rehber öğretmen, öğretmen, veli ve öğrenci görüşlerini belirlemek, bu alanda yaşanan sorunları ortaya koymak ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerileri geliştirmektir. Çalışma nitel boyutta gerçekleştirilmiştir. Araştırmada alt amaçları; eğitim programının öğrencilerin okula bağlılığını etkilemedeki yeri, önemi ve etkisi, uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin okula bağlılık durumları, uzaktan eğitim sürecinde uygulanan öğretim programında öğrencilerin okula bağlılığını etkileyen olumlu ve olumsuz etmenlerin neler olduğu, uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin öğrenmeye istekli olma durumları, uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin okula karşı sorumluluklarını yerine getirip getirmedileri, uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin okula bağlılıklarını arttırmak için neler yaptıklarına ve uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin okula bağlılıklarını artırmak için yapılması gerekenlere ilişkin okul yöneticisi, rehber öğretmen, öğretmen, öğrenci velisi ve öğrenci görüşlerini belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu İzmir ili Bornova ilçesinde sosyoekonomik açıdan üç iyi, üç orta, üç de alt düzey olmak üzere belirlenen 9 ortaokulda görev yapan okul yöneticileri, öğretmenler, rehber öğretmenler, ile 5., 6,. 7. ve 8. sınıflarda öğrenim gören öğrenciler ve öğrencilerin velileri oluşturmaktadır. Araştırma nitel araştırma olup olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Katılımcılar gönüllülük esasına göre belirlenmiştir. Araştıma kapsamında 18 okul yöneticisi, 9 rehber öğretmen, 27 öğretmen, 36 öğrenci velisi ve 36 öğrenci ile görüşme yapıldı. Katılımcılara yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştımanın sonuıcunda eğitim programlarının öğrenci merkezli olması, işlevsel olması durumunda öğrencilerin okula bağlılık durumuna olumlu etkilediği sonucuna ulaşıldı. Uzaktan eğitim süreci öğrencilerin okula bağlılık durumunu azalmasına neden olduğu sonucuna ulaşıldı. Ulaşılan bir diğer sonuç ise uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin okula bağlılık durumunu hem olumsuz etkileyen hem de olumlu etkenlerin olduğu sonucuna ulaşıldı. Uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin öğrenmeye istekli olma durumuna ilişkin sonuçlar iki farklı kategoriye ayrıldı. Birinci kategoride uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin öğrenme isteğinin arttığı, ikinci kategoride uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin öğrenme isteğinin azaldığı sonucuna ulaşıldı. Uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin okula karşı sorumluluklarını yerine getirmelerine ilişkin görüşler iki farklı kategoriye ayrıldığı görülmektedir. Birinci kategoride bazı öğrencilerin okula karşı sorumluluklarını yerine getirdiklerini ve buna göre bu öğrencilerin okula bağlılık durumunun yüksek olacağı sonucuna ulaşıldı. İkinci kategoride bazı öğrencilerin okula karşı sorumluluklarını yerine getirmediklerini ve buna göre bu öğrencilerin okula bağlılık durumunun az olacağı sonucuna ulaşıldı. Uzaktan eğitim sürecinde okul yöneticisi, rehber öğretmen, öğretmen, veli ve öğrencilerin görüşleri doğrultusunda öğrencilerin okula bağlılığını arttırmak için çalışamalar ve etkinlikler yaptıkları sonucuna ulaşıldı. Uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin okula bağlılığını artırmak için yapılması gerekenlere ilişkin okul yöneticisi, rehber öğretmen, öğretmen, veli ve öğrenciler birbirine yakın öneriler sunduğu sonucuna ulaşıldı. Elde edilen bu sonuçlar ışığında uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin sahip olduğu imkanlar bakımından var olan eşitsizlikler giderilmesi, uzaktan eğitim sürecinde veli-öğretmen işbirliği sağlanarak öğrencilere sorımluluk, öz denetim, öğrenme sorumluluğu gibi unsurların kazandırılmasına yönelik etkinlikler düzenlemesi, uzaktan eğitim sürecinde okul kültürünü yansıtıcı etkinlikler çevrimiçi düzenlemesi gibi öneriler sunulmuştur.

Eğitim programlarıOkul bağlılığıOkul yöneticileri+7
Elif Cüro
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İngilizce dersinde bireysel ve grupla dijital öykü oluşturmanın akademik başarıya, tutuma ve kalıcılığa etkisi (Bir karma yöntem araştırması)

Bu araştırmanın genel amacı, İngilizce dersinde bireysel ve grupla dijital öyküleme uygulamalarının öğrencilerin akademik başarılarına, derse yönelik tutumlarına ve öğrenmedeki kalıcılığına etkisini incelemek; aynı zamanda öğrencilerin bu uygulamalara dair görüşlerini belirlemektir. Karma araştırma yaklaşımıyla yürütülen bu çalışma, açıklayıcı sıralı desen doğrultusunda hem nicel hem de nitel verilerle desteklenmiş, çok boyutlu bir etkililik değerlendirmesi yapılmıştır. Doğu Anadolu Bölgesindeki bir il merkezinde bulunan bir devlet ortaokulunda gerçekleştirilen araştırmanın çalışma grubunu, 7. sınıfta öğrenim gören toplam 63 öğrenci oluşturmuştur. Uygulama süreci her grup için 12 hafta boyunca yürütülmüş, haftalık ders saatleri içinde dijital öyküleme temelli etkinliklerle desteklenmiştir. Çalışmanın nicel boyutunda yarı deneysel desen kullanılmış ve araştırma üç grup üzerinden yürütülmüştür: bireysel dijital öyküleme uygulanan deney I grubu, grupla dijital öyküleme uygulanan deney II grubu ve mevcut öğretimin sürdürüldüğü kontrol grubu. Her grup için 21 öğrenci araştırmaya dâhil edilmiştir. Her üç gruptaki öğrenciler, araştırmacı tarafından geliştirilen İngilizce Akademik Başarı Testi ile Aydoğmuş ve Kurnaz (2017) tarafından geliştirilen Ortaokul İngilizce Dersi Tutum Ölçeğinden alınan öntest, sontest ve kalıcılık testleri aracılığıyla değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler Shapiro-Wilk testi, eşli gruplar t-testi, tek yönlü ANOVA, ANCOVA, Kruskal-Wallis H ve Mann-Whitney U testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel boyutunda durum çalışması ve buna bağlı olarak açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutu için deney I ve deney II gruplarından amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılarak toplamda 30 öğrenci araştırmaya dâhil edilmiştir. Bireysel ve grupla dijital öyküleme uygulamalarına ilişkin öğrenci görüşlerini ortaya koymak amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formları, haftalık öğrenme günlükleri ve gözlem formlarından yararlanılmıştır. Veriler içerik analizi tekniğiyle değerlendirilmiş, uygulama sürecine ilişkin öğrenci deneyimleri çok yönlü biçimde ele alınmıştır. Araştırma sonucunda, bireysel dijital öyküleme uygulamasının öğrencilerin hem akademik başarılarını hem de İngilizce dersine yönelik tutumlarını anlamlı düzeyde artırdığı tespit edilmiştir. Grupla dijital öyküleme uygulanan öğrencilerde anlamlı bir başarı artışı gözlemlenmiştir fakat tutum açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Kontrol grubunda ise hem başarı hem de tutum açısından anlamlı düzeyde bir gelişim yaşanmıştır. Hem başarı hem tutum açısından deney ve kontrol grupları arasında deney grupları lehine anlamlı farklılık bulunmasına rağmen bilginin kalıcılığı bakımından bu gruplar arasında anlamlı bir farka rastlanmamıştır. Genel olarak bu araştırma, dijital öyküleme yönteminin hem bireysel hem de grupla uygulamalarla öğrencilerin akademik ve duyuşsal gelişimlerini desteklediğini ortaya koymuştur. Ancak öğrenme kalıcılığı ve tutum gelişimi açısından bireysel ve grupla uygulamalar arasında farklılıklar bulunduğu, bu farkların öğrencilerin katılım düzeyleri, görev dağılımı, motivasyon kaynakları ve sosyal etkileşim gibi çok boyutlu değişkenlerle ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda dijital öykülemenin öğrencilerin bilişsel ve duyuşsal özellikleri üzerinde genel olarak olumlu etkileri olduğu fakat uygulamada bazı zorluklarla karşılaştıkları tespit edilmiştir. Dijital öyküleme yaklaşımının, doğru planlandığında ve sınıf ortamının teknik koşulları sağlandığında, öğretim sürecini zenginleştiren ve öğrencilerin üretken katılımını teşvik eden etkili bir yöntem olduğu görülmektedir.

Sibel Aslan
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının yapay zekâ kaygı düzeylerine ilişkin görüşleri

Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının yapay zekâ kaygı düzeylerine ilişkin görüşlerini belirlemektir. Araştırmada nitel ve nicel verilerin bir arada kullanıldığı karma araştırma yöntemi kullanılmış, araştırma deseni olarak açıklayıcı sıralayıcı desen tercih edilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda öğrenme, iş değişimi, sosyoteknik körlük ve yapay zekâ yapılandırması alt boyutlarının cinsiyet, sınıf düzeyi, bölüm/program, günlük İnternet kullanım süresi ve yapay zekâ teknolojilerini kullanma sıklığına göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Nitel boyutunda ise öğretmen adaylarının yapay zekâ kaygı düzeylerine ilişkin görüşlerini ortaya çıkarmak hedeflenmiştir. Araştırmanın örneklemini, 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Dönemi'nde Hatay Mustafa Kemal Üniversitesinin Eğitim Fakültesi bünyesinde öğrenim görmekte olan üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel boyutu, 330'u kadın ve 140'ı erkek öğretmen adayı olmak üzere toplam 470 katılımcı üzerinden yürütülmüştür. Nitel boyutunda ise bölüm/program, cinsiyet ve sınıf düzeyi değişkenlerinden birer katılımcı yer alacak şekilde toplamda 10 öğretmen adayı çalışma grubuna dâhil edilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda veri toplama aracı olarak 'Kişisel Bilgi Formu' ile 'Yapay Zekâ Kaygı Ölçeği'; nitel boyutunda ise 'Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu' kullanılmıştır. Yapay zekâ kaygı düzeylerinin öğretmen adaylarının öğrenim gördükleri bölüm/program, günlük İnternet kullanması süresi ve yapay zekâ teknolojilerini kullanma sıklığı değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşıp farklılaşmadığını değerlendirmek için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Varyansların eşitliği varsayımının ihlal edildiği durumlarda ise geleneksel ANOVA testi yerine welch ANOVA Testi tercih edilmiştir. Öğretmen adaylarının yapay zekâ kaygı düzeylerinin cinsiyet ve sınıf düzeyi açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla bağımsız örneklem t testi uygulanmıştır. Nitel veriler ise içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda elde edilen bulgular; öğrenme alt boyutuna ilişkin öğretmen adaylarının görüşleri cinsiyet, sınıf düzeyi, bölüm/program, günlük İnternet kullanım süresi ve yapay zekâ teknolojilerini kullanma sıklığına değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaşmadığını göstermektedir. İş değişimi, sosyoteknik körlük ve yapay zekâ yapılandırması alt boyutlarına ilişkin aday öğretmenlerin görüşleri; sınıf düzeyi, bölüm/program, günlük İnternet kullanım süresi ve yapay zekâ teknolojilerini kullanma sıklığına göre anlamlı bir şekilde farklılaşmazken, cinsiyet değişkeni bakımından anlamlı bir farklılık göstermiştir. Bu bağlam içerisinde araştırma bulguları, kadın öğretmen adaylarının kaygı düzeylerinin, erkek öğretmen adaylarına kıyasla daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Nitel bulgular, öğretmen adaylarının yapay zekâya kaygı düzeylerine ilişkin görüşlerinin hem yapıcı hem de eleştirel özellikler taşıdığını göstermektedir.

Aday öğretmenlerKaygıYapay zeka
Zehra Al
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının yapay zeka'ya ilişkin görüşleri

Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının yapay zekâ (YZ) teknolojilerine ilişkin görüşlerini belirlemek ve bu görüşlerin cinsiyet, program, sınıf düzeyi, internet kullanma sıklığı, YZ teknolojilerini kullanma durumu ve bu teknolojileri kullanma sıklığı gibi değişkenlere göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini incelemektir. Günümüzde yapay zekâ teknolojileri, eğitim süreçlerine giderek daha fazla entegre olmaktadır ve öğretmenlerin mesleki rollerini, öğretim yöntemlerini ve öğrenci öğrenme deneyimlerini dönüştürmektedir. Bu bağlamda, öğretmen adaylarının bu teknolojilere yönelik tutumları ve algıları, gelecekteki eğitim pratiklerinin şekillenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Araştırma, karma yöntem desenine göre yürütülmüştür. Nicel veriler, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nin dokuz farklı programına devam eden toplam 1497 öğretmen adayı ile toplanmıştır. Nitel veriler ise dokuz programdan seçilen 18 öğretmen adayı ile yarı yapılandırılmış sorular aracılığıyla elde edilmiştir. Nicel veri toplama aracı olarak Süleymanoğulları, Özdemir ve Tekin (2024) tarafından geliştirilen Yapay Zekâ Ölçeği kullanılmıştır; nitel veriler, içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Nicel analiz sonuçlarına göre, öğretmen adaylarının yapay zekâya ilişkin genel tutumlarının orta-üst düzeyde olumlu olduğu belirlenmiştir. Cinsiyet değişkenine göre yaygın etki boyutunda, erkeklerin algıları daha yüksek bulunurken; kaygı boyutunda, kadın adayların daha yüksek kaygı düzeyine sahip oldukları saptanmıştır. Program değişkenine göre etkileşim boyutunda anlamlı farklılıklar görülmüştür; İngilizce Öğretmenliği programından etkileşim düzeyi, en yüksek düzey olarak tespit edilmiştir. Sınıf düzeyine göre üst sınıfların etkileşim ve genel tutumları, daha olumlu bulunmuştur. İnternet kullanım süresi ve YZ kullanım durumu/sıklığı arttıkça, etkileşim ve yaygın etki boyutlarının olumlu yönde geliştiği gözlemlenmiştir. Nitel bulgular, öğretmen adaylarının yapay zekâ teknolojilerini özellikle öğrenme süreçlerini desteklemek, bilgiye hızlı erişim sağlamak ve bireyselleştirilmiş öğrenme imkânı sunmak amacıyla aktif olarak kullandıklarını göstermektedir. Adaylar, öğretmen ve öğrenci rollerinin dönüşeceğini, öğretmenin rehber ve kolaylaştırıcı rolünün güçleneceğini ifade etmişlerdir. Bununla birlikte, öğrencilerin tembelliğe yönelme riski, etik ve bilgi güvenilirliği sorunları, öğretmenlik mesleğinin değer kaybı endişesi ve YZ'nın duygusal-zihinsel gelişime olası olumsuz etkileri gibi çeşitli kaygılar da dile getirilmiştir. Sonuç olarak öğretmen adaylarının yapay zekâ teknolojilerine yönelik dengeli, eleştirel ve bilinçli bir yaklaşım geliştirdikleri; teknolojiyi, eğitimde etkin biçimde kullanmaya istekli oldukları, ancak bu sürecin etik ve pedagojik sorumluluklar çerçevesinde yürütülmesi gerektiğine dikkat çektikleri görülmüştür. Bu sonuçlar, öğretmen yetiştirme programlarında yapay zekâ okuryazarlığının ve etik farkındalığın güçlendirilmesinin önemini ortaya koymaktadır.

Hayder Ghaleb Ali Ali Demirci
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2025
00

Other supervisors