Theses supervised by Prof. Dr. Mehmet Tekin
10 theses · İstanbul University, İnönü University
Ahmet Mithat Efendi'nin romanlarında "Anlatıcı"nın konumu ve işlevi
'Anlatıcı', kurmaca bir metinde karşılaşılan ilk sestir. Roman türünde 'anlatıcı' ve anlatıcının yanı başında yer alan 'kurmaca okur', gerçek yazar ile gerçek okur arasındaki iletişimi sağlayan iki unsurdur. Üç bölümden oluşan bu çalışmanın "Anlatı ve Anlatıcı Üzerine" başlığını taşıyan birinci bölümünde geçmişten günümüze anlatı ve anlatıcının çerçevesi çizilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda geçmişten günümüze 'anlatıcı' üzerine yapılan tasnif ve tipolojiler hakkında bilgi verilmiştir. "Tanzimat Dönemi Türk Romanında 'Anlatıcı'nın Konumu ve İşlevi" başlıklı ikinci bölümde ilk Türk romanlarında anlatıcının nasıl konumlandığı ve yüklendiği işlevler ele alınmıştır. Şemsettin Sami, Namık Kemal, Samipaşazâde Sezâi, Nabizâde Nâzım, Recaizâde Mahmud Ekrem, Mehmed Murad'ın romanları ve Hüseyin Rahmi'nin bu dönemde yazılan ilk romanı bu bağlamda incelenmiştir. "Ahmet Mithat Efendi'nin Romanlarında 'Anlatıcı'nın Konumu ve İşlevi" başlıklı üçüncü bölümde ise Ahmet Mithat Efendi'nin Romanları, anlatıcının konumu ve işlevi açısından incelenmiştir.
Cumhuriyet dönemi Türk romanında antikahraman (1950-1980)
Modern bir edebî tür olan roman, sorunsal bireyin etrafında şekillenmesi itibariyle geleneksel kahraman modelini, kadim sınırları ve ilkeleri içinde barındırmak için elverişli değildir. Romanın dünyasında kahramanın ideal nitelikleri, muzaffer kimliği ve döngüsel yaşantısı deforme olur. Modenleşmeyle değişen yaşam koşulları, zaman ve gerçeklik algıları, bireyin toplum ve devletle ilişkisi, kentleşme ve kamusal alanın yükselişi, yersizyurtsuzluk düşüncesi, savaş atmosferinin yol açtığı psikoloji gibi etkenlerin romana yansıması başkişilerin başarısızlık, yabancılaşma, kimliksizlik, iletişimsizlik, güçsüzlük gibi antikahraman özelliklerine bürünmesi şeklinde tezahür eder. Bu çalışmada Cumhuriyet dönemi Türk romanında (1950-1980) antikahramanın oluşumu, gelişimi ve özellikleri ortaya çıkarılmaya çalışılacaktır. Dört bölümden oluşan tezimizin birinci ve ikinci bölümlerinde mitolojik dönemlerden itibaren kahraman kavramındaki dönüşümlerin ve modernleşme süreçlerinin antikahramanın oluşumuna etkileri belirlenecektir. Üçüncü bölümde antikahramanın kavram çerçevesi, beslendiği karakterler ve tipler, çeşitlenme biçimleri, kişilik özellikleri, kurgudaki yeri tespit edilecek ve Türk romanına etki eden dünya edebiyatı örnekleri irdelenecektir. Türk romanındaki gelişimi ise önce genel hatlarıyla Tanzimat'tan 1950'ye kadar, ardından 1950-1980 yılları arasındaki seyri içinde değerlendirilecektir. Dördüncü bölüm, 1950-1980 yılları arasında ilk yayımları yapılan romanlar arasından seçilen, kavramı en vazıh ve kapsayıcı şekilde görmemizi sağlayacağını düşündüğümüz yirmi romandaki antikahraman başkişilerin ayrıntılı incelenmesine ayrılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türk Romanı, Antikahraman, Kahraman, Başkişi, Modernleşme
Mehmet Aait Ordubadi'nin romanlarında toplumsal sorunlar
Bilindiği üzere topumda yaşanılan sosyal ve siyasi olaylar edebî eserlere yansımış, gelecek nesillere aktarılması açısından önem arz etmiştir. Dönemle ilgili bilgi vermek açısından tarihi belgeler ve arşivlerin yanı sıra edebî eserler de birer belge niteliğindedir. XIX. yüzyılın sonu XX. yüzyılın başlarında Azerbaycan'da oldukça hareketli, sosyal siyasi, kültürel olayların yaşandığı bilinmektedir. Mehmet Sait Ordubadi de çalkantılı dönemin canlı şahidi olmuş ve eserlerinde dönemin sosyal siyasi sorunlarını dile getirmiştir. Yazar, kendi hayat hikâyesinden de faydalanarak halkın sorunlarına değinmiş, oldukça zor geçen sürgün hayatına rağmen mücadelesinden vazgeçmemiştir. Maddi zorluklar sebebiyle iyi eğitim görememiş, buna rağmen edebî faaliyeti süresince toplumsal sorunlara kayıtsız kalmamış, halkın bilinçlenmesi için elinden geleni yapmıştır. Bu çalışmamızda da yazarın Azerbaycan edebiyatında önem arz eden romanlarında öne çıkan topumsal sorunlara; aile yapısı, kadın hakları, siyasi, dini, kültürel ve ekonomik sorunlara değinilmiş, dönemin ve halkın sıkıntıları dile getirilmiştir.
Tahsin Yücel'in romanlarında değerler çatışması
Cumhuriyet dönemi yazarlarımızdan Tahsin Yücel, edebiyatımızın pek çok alanında eser vermiş yazarlarımızdandır. Yazarlığı toplumsal bir süreç olarak değerlendiren Yücel'in, toplum ve birey nezdinde kabul gören değerleri ve bu değerlerin yaşadığı çatışmayı romanlarında işlediği görülmektedir. Bizi bu çalışmaya yönlendiren neden de, Tahsin Yücel'in romanlarında yer alan ve bundan önce incelenmemiş olan 'değerler çatışması' sorununu romanlar düzeyinde ele alıp değerlendirme isteğidir. Tezin birinci bölümünde, Tahsin Yücel'in sanat hayatı ve özellikle romancılığı üzerinde durmaya çalışarak onun değerlere dönük bakış açısı ifade edilmeye çalışılmıştır. Akabinde gelen ikinci bölümde ise, pek çok disiplin tarafından tanımlanmaya çalışılan ve tek bir tanıma sığdırılması mümkün olmayan değer kavramı ve değerler çatışması hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise, yazarın romanlarının değerler çatışması bağlamında incelenmesine ayrılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tahsin Yücel, değer, çatışma, değerler çatışması, ahlâk, toplum, birey, iyi-kötü, doğru-yanlış, adalet, eşitlik, gelenek, kadın-erkek.
Ahmet Hamdi Tanpınar'da mesuliyet fikri
Bu tezde, sorumluluk etiği tarihi özetlenmekte ve "mesuliyet"in tanımı yapılmakta; elde edilen bilgi ışığında Ahmet Hamdi Tanpınar'ın romanlarında "mesuliyet" kavramını nasıl ele aldığının ve işlediğinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Ardından Tanpınar'ın hem bir entelektüel olarak topluma, hem de bir sanatçı/yazar olarak kendine ve eserine karşı duyduğu "çift sorumluluk" sonucu yaşadığı edebî kriz incelenmektedir. Anahtar kelimeler: Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, sorumluluk, büyümek, yetişkinlik, özerklik, entelektüel.
Tek parti dönemi romanında edebiyat - siyaset ilişkisi
Tek Parti iktidarı, Cumhuriyet'i kurmuş; her alanda yeni bir yapılanmaya gitmiştir. Yeni Türkiye'yi "altı ok" ile ifade edilen Kemalist ideoloji doğrultusunda inşa etmeye çalışmıştır. Kemalist ideolojinin yansıması olan inkılapların benimsetilmesinde edebiyattan ve dönemin etkili türü olan romandan yararlanmak istemiştir. Atatürk Dönemi'nde 1933'te düzenlenen "Cumhuriyet'in Onuncu Yılı"nı kutlama etkinlikleri bağlamında yazılan bazı romanlar iktidar eliyle bastırılmış ve dağıtılmıştır. İnönü Dönemi'nde ise 1942'de "Roman Yarışması" düzenlenmiştir. Yani Tek Parti Dönemi'nde edebiyat ile siyaset arasında bir ilişki olduğu açıktır. Bu çalışmada, söz konusu ilişkiye odaklanılmıştır. Üç bölümden oluşan çalışmanın "Edebiyat-Siyaset İlişkisi" başlığını taşıyan birinci bölümünde edebiyat-siyaset ilişkisinin genel çerçevesi çizilmeye çalışılmıştır. "Tek Parti Dönemi'nde Edebiyat Siyaset İlişkisi" adlı ikinci bölümünde Tek Parti iktidarının ideolojisi, kültür sanat politikaları ve edebiyatla ilişkisi ele alınmıştır. "Türk Romanında Edebiyat-Siyaset İlişkisi (1923-1950)" başlıklı üçüncü bölümde ise edebiyat-siyaset ilişkisi bağlamında Tek Parti Dönemi romanı ele alınmış, Onuncu Yıl etkinlikleri bağlamında bastırılıp dağıtılan üç romanla 1942'deki yarışmada ilk beşe giren romanlardan oluşan toplam sekiz roman, on üç tema üzerinden incelenmiştir.
Halit Ziya Uşaklıgil'in eserlerinde duygular
Halit Ziya Uşaklıgil'in 100'den fazla öyküsü olduğu bilinmesi ile birlikte bunlar dışında Sekiz romanı vardır: Sefile (1885, tefrika), Nemide (1889), Bir Ölünün Defteri (1889), Ferdi ve Şürekâsı (1894), Mai ve Siyah(1898), Aşk-ı Memnu(1900), Kırık Hayatlar (1924)ve Nesl-i Ahir (1909). Ayrıca mensur şiir, tiyatro oyunu, edebiyat tarihi gibi pek çok türde eser vermiştir. Çok yönlü bir yazar olarak Uşaklıgil devrin politik yaşantısının dışında kalmayarak Kırk Yıl(1936) ile Saray ve Ötesi(1940) gibi dönemin cereyanlarını yansıttığı çok önemli iki sosyolojik ve tarihi kitabı mevcuttur. Yaşadığı süreçte çıkardığı gazete ve dergisi de bulunmaktadır. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın da bir inceleme yöntemi olarak benimsediği yazarı çevresinden ayrı ve bağımsız düşünmeme fikri ışığında yazarın toplumsal sürece nasıl dahil olduğu noktasında bu iki kitabın da varlığı yok sayılamaz. Yazarın roman veya hikayeleri "İstanbul", "kadın", "çoçuk", "aile","evlilik" gibi konularla ilişkilendirilmiş bunun yanı sıra karşılaştırmalı edebiyat incelemeleri yapılmıştır. Ama bu çalışmalar yine de Uşaklıgil'in roman ve hikayeleri hakkında daha geniş ve sosyolojik çalışmalara ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Yazarın romanları üzerine son zamanlarda yayınlanan Zeynep Uysal'ın "Metruk Ev" isimli çalışması böyle bir değerlendirme eksikliğini büyük oranda kapatmıştır. Zeynep Uysal bu çalışmasında romanların sadece kurgusal olarak incelenmesini değil değişen edebiyat algısını, dönemin kriz ve sancılarının izlerini içselleştiren bir romancının dünya algısını da göstermektedir. Bu çalışmadan tez yazma sürecimde bana ışık tutması açısından faydalandığımı belirtmeliyim. Amacım yazarın romanları içinde tek tek duyguları aramak ve bulmak değil duyguların nelere işaret ettiğini, Halit Ziya'nın kaleminde estetiğe dönüşen metinleri birer sosyolojik metin gibi de düşünebilmektir. Yazarın eserlerinin temel dinamiği olan aşk , mutsuzluk, yalnızlık, umutsuzluk, merak, sahip olma ve akabinde kendini feda etmek hali kitabın serüveni içinde sadece yer edinmesi bağlamında değil bireyin ve toplumun inşasında nasıl ortaya çıktıklarını da romanlar ışığında temellendirmeye çalışacağım. Uşaklıgil'in romanları bundan sonra bile çok çeşitli açılardan okunmaya, incelenmeye, üzerinde düşünmeye sevk edecek izlekler sunmakta/sunacaktır.
Mehmed Meşa Selimoviç'in hayatı ve eserleri
Mehmed Meşa Selimoviç önce Boşnak, sonra Sırp daha sonra ise genel bir ifadeyle Yugoslav bir yazardır. Muhammed dininden olan Sırp yazarlardan biri olarak kendisini tanıtırdı. Meşa Yugoslav Edebiyatının önde gelen ve Balkan Edebiyat çevrelerinde geniş yankı yaratan yazarlarından biridir. Bu çalışmamda, Mehmed Meşa Selimoviç'in eserlerinin içerik, üslup özelliklerinin gelişimi ve değişimi ele alarak incelenecektir. En önemli yer Derviş ve Ölüm ve Kale romanlarına verilecektir. Derviş ve Ölüm, değişik dönemlerde birçok eleştirmenin övgüsünü kazanan, sinemaya uyarlanan, MEB'in tavsiye ettiği 100 Temel Eser listesinde yer alan, otuz dile çevrilmiş ve birçok önemli edebiyat ödülüne layık görülmüş bir başyapıt ve ölümsüz eserdir. Yetişme döneminde Andersen'den Charles Dickens'a, Dostoyevski'den birçok ünlü yazardan etkilenen Selimoviç Çembeɾ adli son romanını tamamlamadan 11 Temmuz 1982'de Belgɾat'ta vefat etmiştir.
Kemal Tahir'in romanlarında Osmanlı'ya bakış
Bu çalışmada, Kemal Tahir'in romanlarında Osmanlı olarak nitelendirilen roman kişileri üzerinden yazarın Osmanlı'ya bakışı, Osmanlı algısı ve fikrî seyrindeki değişikliklerin bu bakışta ve algıda bir etkisi olup olmadığı incelenmiştir. Yazarın 19 romanından, içerisinde Osmanlı olarak nitelendirilen roman kişileri olduğu tespit edilen 13'ü çalışmada kullanılmış; bu romanlar basım tarihlerine göre değil yazılış sıralarına göre ele alınarak, bahsi geçen fikrî seyrin Osmanlı olarak vasıflandırılan roman kişilerinin inşasında bir değişikliğe yol açıp açmadığı, açtıysa yazarın bu roman kişilerine ideal bir Osmanlı insanı inşa etme ve maziyi biçimlendirme gibi fonksiyonlar yükleyip yüklemediği tespit edilmeye çalışılmıştır.
Risk faktörü olmayan asemptomatik çocuklardaki hipertansiyon sıklığı
Risk Faktörü Olmayan Asemptomatik Çocuklardaki Hipertansiyon Sıklığı Amaç: Değişen beslenme alışkanlıkları ve artan ekran bağımlılığına bağlı sedanter yaşam tarzının, çocuklarda hipertansiyon sıklığını arttırmış olabileceğini düşünüyoruz. Bu amaçla, prospektif olarak yapılan 2 yıllık çalışmamızda asemptomatik ve hipertansiyon açısından herhangi bir risk faktörü bulunmayan 3-18 yaş arası çocuklardaki hipertansiyon sıklığı araştırıldı. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışma, İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Genel Pediyatri polikliniğine başvuran 3-18 yaş arası ve hipertansiyon açısından bilinen risk faktörü olmayan çocuklar dâhil edilerek, 1 Ocak 2021 ile 1 Ocak 2022 yılları arasında ileriye dönük gerçekleştirildi. Olguların yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi (VKİ), kan basıncı persentili, anne-babada hipertansiyon, ailenin diğer fertlerinde hipertansiyon, anne-babada koroner hastalık (KAH), ailenin diğer fertlerinde KAH, anne-babada böbrek hastalığı, ailenin diğer fertlerinde böbrek hastalığı, anne-babada obezite ve ailenin diğer fertlerinde obezite öyküsü kaydedildi. Analizler SPSS (Statistical Package for Social Sciences; SPSS Inc., Chicago, IL) 22 yazılım programı kullanılarak yapıldı. Bulgular: Çalışmaya alınan 468 çocuğun 48'inde (%10,3) prehipertansiyon, 71'inde (%15,2) evre 1 HT ve 33'ünde (%7,1) evre 2 HT saptandı. Çalışma grubumuzdaki total HT sıklığı %32,5 olarak hesaplandı. Hipertansiyon saptanan grubun yaş ortalaması 9,1±4,1 yıl, saptanmayan grubun ise 9,9±4,2 yıl idi (P₌0,044). Hipertansiyon saptanan grubun VKİ 19,3±5,4 saptanmayan grubun ise 17,6±3,6 idi (P<0,001). Hipertansiyon saptanan grubun %56,6'sında ailede HT öyküsü mevcut iken saptanmayan grubun %46,5'inde mevcuttu (P₌0,048). Babada KAH öyküsü hipertansiyon saptanan gruptan dört hastada (%2,6) mevcut iken saptanmayan gruptan 25 hastada (%7,9) mevcuttu (P₌0,038). Hipertansiyon saptanan grupta 22 olgunun (%14,4) annesinde obezite öyküsü mevcut iken saptanmayan gruptan 19'unda (%6,0) mevcuttu (P₌0,003). Hipertansiyon saptanan grupta VKİ, ailede HT, babada koroner arter hastalığı ve annede obezite öyküsü saptanmayan gruba göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek saptandı. Spearman korelasyon testinde vücut kitle indeksi ile HT saptanması arasında pozitif korelasyon saptandı (r: 0,468 P<0,001). Binary çoklu regresyon analizinde (Backward LR model) vücut kitle indeksi (OR 1,154; P<0,001), ailede HT öyküsü (OR 1,543, P₌0,040), babada koroner arter hastalık öyküsü (OR 0,282, P₌0,026) ve annede obezite varlığı (OR 2,238, P₌0,022) çocuklarda hipertansiyon saptanmasında birer bağımsız risk faktörü olarak saptandı. Bu sonuçlara göre yüksek vücut kitle indeksi HT saptanma riskini 1,154 kat, ailede HT öyküsü olması 1,543 kat, babada koroner arter hastalık öyküsü 0,282 kat ve annede obezite varlığı 2,238 kat arttırmaktadır. Sonuç: Çalışmamızda HT sıklığının daha önce yapılan çalışmalara göre daha yüksek olduğu gözlendi. Bu sonucun pre-hipertansiyon ve evre 1 HT olarak sınıflandırılan olguların da çalışmamıza dâhil edilmesinden kaynaklandığınıdüşünüyoruz. Çalışmaya obez çocuklar alınmadığı halde VKİ artışıyla HT saptanma sıklığının korele olduğu, ailede HT, babada koroner arter hastalığı ve annede obezite öyküsünün çocuklarda HT görülmesinde bağımsız birer belirteç olduğu saptandı. Çocuklarda hipertansiyon sıklığındaki artış göz önüne alınarak 3-18 yaş arası risk faktörü olmayan tüm hastaların fizik muayene sırasında kan basınçlarının da mutlaka ölçülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Anahtar sözcükler: Hipertansiyon, koroner arter hastalığı, obezite, vücut kitle indeksi